Etiket: çat köyü

  • ‘Geleceğimizi üretimle kuracağız’ diyerek organik üretime başladılar-VİDEO

    ‘Geleceğimizi üretimle kuracağız’ diyerek organik üretime başladılar-VİDEO

    PİRHA- Tokat’da üretimi tekrar canlandırmak için tarlalara nohut ekildi. Tarlaya ektiği nohutların tamamen organik olarak yetiştiren Tokat Almus’un Cihet Köyü’nde yaşayanlar, bölgede yapılan HES’lere ve maden aramalarına da dikkat çekiyorlar.

    Tokat Almus Cihet Köyü, kilometrelerce uzanan Yeşilırmak’ın can verdiği topraklardan bir parçası. Baharın gelmesiyle birlikte oralarda yaşayanlar tarlalarını sürmeye başladı. Amaç hem Yeşilırmak üzerinde yapılan HES projelerine hem de bölgede devam eden maden aramalarına karşı üreterek cevap vermek. Organik üretimi arttırmak için bölgede ilk defa toplu üretim olarak nohut ekimi yapıldı. İlaç ve gübrenin bile kullanılmadığı tarladan, yağmur suyundan, güneş ışığı ve toprağın verimliliğinden yararlanılarak mahsuller toplanacak.

    TARIMLA YETİŞTİ, SAĞLIĞI DOĞAYA BAĞLI

    60 yıldır tarımla uğraşan Rıza Yeşilırmak, sağlığının iyi olmasını doğayla iç içe, yediği tereyağı, süt ve yoğurda bağlıyor. Yeşilırmak, “Tarımla yetiştim, sağlığımda bu doğaya bağlıdır, yediğim yemeklere tereyağı, yoğurt ve sütten vazgeçmedik. Şehirler artık bitmiştir, köylerimiz artık bitmiştir köylerimize dönersek daha iyi olur” dedi.

    Nohut tarlasına tohum atıp süren Yeşilırmak, bu işin ustası. Mayıs ayında tarlalarını ektiklerini ve Ağustos ayının 25’inde ise hasat alacaklarını belirten Yeşilırmak, toplama işlemini ise vatandaşlarla birlikte yapıyor.

    “TARIM BİTTİKÇE TÜRKİYE’DE BİTER”

    Tamamen organik üretim yaptıklarını kaydeden Rıza Yeşilırmak, “Gübre yok, organik. Bizim yetiştiğimiz zamanlarda gübrenin adı sanı yoktu, ondan sonra çıktı. Gübre attıktan sonra buğday da olsa arpa da olsa her mahsul yenilirken lezzetli olmuyordu önceden ama gübre kullanmadığımızda ektiğimiz her mahsulümüzün lezzetli, güzel tatları olurdu” ifadelerini kullandı.

    Köylere geri dönüş için de çağrı yapan Yeşilırmak, tarlaların tekrar ekilerek tarımın canlanması gerektiğini belirtti. Yeşilırmak, “Köylerimize gelip tarıma başladıktan sonra daha güzel ve doğal olur. Hem Türkiye kalkınmış olur hem de vatandaşımız” dedi. Yeşilırmak, “Tarım bittikçe Türkiyemiz de biter” diyerek tarımın önemine dikkat çekti.

    “ÜRETEREK GELECEĞİMİZİ ÜRETİMLE KURACAĞIZ”

    Organik tarıma önem veren isimlerden bir diğeri ise Emre Doğan. Toplu üretim olarak ilk defa bölgede nohut ekimi gerçekleştirdiklerini kaydeden Doğan, başarılı olacakları umudunu taşıdıklarını belirterek bu toprakların önemli olduğuna dikkat çekti.

    Yeşilırmak üzerinde yapılan HES’lere karşı mücadele verdiklerini ancak çok başarılı olmadıklarını kaydeden Doğan, şimdilerde ise bölgede maden arama ve çıkarma işlerinin yapıldığına işaret ederek, “Üreterek, topraklarımızı işleyerek bunlara karşı da direneceğiz ve geleceğimizi üretimle kuracağız” diyor.

    “ÜRETİMDE KİMYASAL GÜBRELEMEDEN BAHSEDİLEMEZ”

    Sonbaharda sürülen 25 dönümlük tarlaya 220 kilo tohum eken Emre Doğan, üretimin sonunda ortalama 1/10-15 hasat almayı planlıyor. Üretimin bu mevsimde doğa ve iklim şartlarının iyi olmasına bağlı olduğunu da konuşmasına ekleyen Emre Doğan, “Bu zamanlarda bol yağış alması gerekiyor ondan sonrası için zaten bir su ihtiyacı yok. Üretimde kimyasal hiçbir gübrelemeden söz edilemez tamamen doğal, organik. Toprağa verdiğimiz gibi sadece topraktan alıyoruz” dedi.

    DOĞAN: İMECE KÜLTÜRÜNE KATILMAK İSTEYEN HERKESİ BEKLERİZ

    Ağustos ayının sonuna doğru hasat dönemi olduğunu kaydeden Emre Doğan, “Tabi ki imece kültürünü uygulamak hoşumuza gider. Bu konuda çağrıda da bulunuyoruz; imece kültürüne katılmak isteyen herkesi bekleriz çalışmaya” çağrısında bulundu.

    Doğan, son olarak nohutların İstanbul İkitelli’de ve Tokat Almus Cihet Köyü’nde satışa sunulacağını belirterek, herkesin ilgi göstermesi çağrısında bulundu.

    “HER ŞEY DOĞANIN DÖNGÜSÜNDE YETİŞİYOR”

    İstanbul’dan köyüne giden ve yıllarca Yeşilırmak üzerinde yapılmak istenen HES’lere karşı mücadele yürüten Emrah Yeşilırmak da organik tarımın önemine dikkat çekti.

    “Bizler gençler olarak İstanbul’da yaşayanlar olarak aynı zamanda bir özümüze dönüş oluyor bu” diyen Yeşilırmak, şu an ektikleri nohutların da gübre katmadan doğanın kendi döngüsünde yetişeceğini belirtti.

    Yıllardır toprakların ekilip biçilmediğini kaydeden Emrah Yeşilırmak, ekolojik anlamda bu topraklarda üretimi yeninden canlandırmanın önemine vurgu yaptı.

    “KÖYDEN KENTE GÖÇLER ARTIYOR”

    Köylerden kentlere göçün giderek arttığını söyleyen Yeşilırmak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Burada kalan kitle hep yaşlı. Bizler bir nebze olsa toprakla uğraşmak istedik bu döngüyü sağlamaya çalıştık. Burada okul yok insanlar doğal olarak burada okuyamadığı için aileler politik ve ekonomik nedenlerle kentlere göç etmek zorunda kaldı. Topraktan uzaklaştırılarak, tarıma dayalı değil sanayi ve ya tüketime dayalı bir toplum yaratmaktan yana bir sistem var ortada. Burada bir üretim ağı olmadığı için kooperatifleşme olabilir. Hayvancılık da doğal olarak kendini sürdüremiyor. Ya büyük işletmeler holdingler gibi burada üretim yapmak gerekiyor bu da köylüye çok uygun değil çünkü yem parası, gübre parası, mazot parası çok pahalı. Küçük çiftçi bunu karşılamadığı için burada üretim yapamıyor, doğal olarak göç etmeye başlıyor. Sadece emeklilerin geri döndüğü bir yer.”

    Semra ACAR

     

  • HES şirketi Çat köylülerini dolandırdı, köylüler hala mağdur-VİDEO

    HES şirketi Çat köylülerini dolandırdı, köylüler hala mağdur-VİDEO

    PİRHA-Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı Türkmen Alevi köyü olan Çat Köyü’nde yapılan HES köylüleri mağdur etmeye devam ediyor. HES’in köyün mera alanına yapılması nedeniyle hayvanlarını otlatacak yer bulamayan köylülerin bir kısmı geçim sıkıntısı çekiyor. Sorunlarını ajansımız ile paylaşan köylüler köye geri dönüşler başlamışken tekrar göçlerin başladığını ifade ettiler. 

    Adını iki suyun birleşmesinden, çatışmasından alan Çat Köyü, Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı bir Türkmen Alevi köyü.

    2014 yılına kadar Aşağı Çat ve Yukarı Çat ismiyle iki mahalleden oluşan köy, 2014 yılında Aşağı Çat’a HES yapılınca aşağıda bulunan aileler Yukarı Çat’a taşındı. HES’in yapılmasının ardından köye ait mera yerinin azalması nedeniyle çoğu köylü artık hayvancılık yapamaz duruma geldi. Mağduriyetlerini PİRHA ile paylaşan köylüler, köye geri dönüşler başlamışken HES yapıldıktan sonra tekrar köyden göçlerin başladığını belirttiler.

    VERİLEN SÖZLER TUTULMADI

    HES’in yapılmasının ardından Aşağı Çat’ın adeta köstebek yuvasına döndüğünü kaydeden Çat Köyü’nün muhtarı Hamzayar Aktaş, kendilerine verilen hiçbir sözün tutulmadığını söyledi. Aktaş, “Neredeyse kendi yerlerimize bizi bırakmayacaklar şimdi. O duruma geldik yani. Dolandırıldık. Cemevimiz yapılacaktı, evlerimiz, yollarımız, mezarlıklarımızın etrafı yapılacaktı, 56 tane ev yapılacaktı. Hiçbiri yapılmadı. Yanı başımızdaki o sular, o güzellikler mahvoldu. Malzemeyi geri toparlamadılar, araziyi de batırdılar, berbat ettiler çevreyi, pislik içerisinde bıraktılar” dedi.

    HES’in yapıldığı yerde bulunan köyün eski mezarlığının da tahrip edildiğini ifade eden Hamzayar Aktaş, bu konu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını belirtti. Suç duyurusundan sonra mezarların önüne duvar örülerek kapatıldığını söyleyen Hamzayar Aktaş, şikayetlerinin savcılık tarafından çok kaile alınmadığını, savcının ‘Bunlar suç teşkil etmiyor’ diyerek takipsizlik kararını yazıp ellerine tutuşturduğunu vurguladı.

    “DOLANDIRILDIK, PERİŞAN OLDUK”

    HES çökeltim havuzunun aşağı tarafında kalan üç-beş tane evin öylece durduğunu ifade eden Hamzayar Aktaş, HES yapıldıktan sonra o evlerde yaşayan insanların başka yerleri olmadığı için İstanbul’a göç emek zorunda kaldıklarını belirtti. Bütün bunları en başından HES inşaatını yapan şirketle konuştuklarını söyleyen Hamzayar Aktaş, şunları kaydetti:

    “Aslında hepsini konuştuk, dedik ki ‘Biz hayvancılıkla geçiniyoruz. Burada Aşağı Çat’ta yaşayan insanlara herkesin hem evini hem ahırını yapacaksınız.’ Anlaşmalara riayet etmediler. O şirketin mümessil müdürü Muharrem Samurcu diye birisi dalaverecinin, dolandırıcının ta kendisi. Hem köyü dolandırdı, hem şirketi dolandırdı. İşçilerin bile paralarını yediler onunla bizim esi muhtar Yüksel Mete. Bütün köylünün arazi paralarını tek başlarına aldılar, mal mülk sahibi oldular, arazi sahibi oldular, ev sahibi oldular hiçbir şeyleri yokken. Biz de böyle dolandırıldık perişan olduk.”

    HES YÜZÜNDEN HAYVANCILIK YAPAMIYORLAR

    Köyün mera alanına yapılan HES yüzünden artık hayvancılık yapamaz duruma geldiklerine dikkat çeken Hamzayar Aktaş, komşu köylerin mera alanlarını kullanmalarına izin vermediklerini belirterek “Hayvancılık öldü. Yerimiz kalmadı. Yani üç beş tane hayvanımız var götürüp nerede otlatacağımızı bilmiyoruz. Şaştık kaldık. Çaresiz kaldık şu anda” dedi.

    “KİMSE HES’E KANMASIN”

    Kimsenin HES’e kanmaması gerektiğine vurgu yapan Hamzayar Aktaş, “Barajdır, şudur budur diye doğayı alt üst ediyorlar. Öyle tatlı giriyorlar, insanlara tatlı, şirin gözüküyorlar, işe başladıktan sonra kendi işlerini yapıyorlar, köylü mağdur osun, perişan olsun, aç kalsın, göç etsin gitsin, ne olursa olsun umurlarında değil” şeklinde konuştu.

    “YAPTIKLARI EVLER ARDAHAN’IN İKLİM KOŞULLARINA UYGUN DEĞİL”

    Köye geri dönüşler başlamışken HES yüzünden tekrar göçlerin başladığını ifade eden Hamzayar Aktaş, köylünün geçim sıkıntısı çektiğini de ekledi. Şu an inşaat halinde olan cemevini de HES’i yapan şirketin yapması konusunda anlaştıklarını ancak şirketin hiçbir sözünü tutmadığını belirten Hamzayar Aktaş, köyde birkaç kişiyle birlikte şirkete karşı dava açtıklarını ve mahkemenin hala devam ettiğini söyledi. Şirketin köylüye söz verip yaptığı evlerin de Ardahan’ın iklim koşullarına uygun olmadığını ifade eden Hamzayar Aktaş, “Yaptıkları evler yayla evleri gibi. Burası soğuk memleket. Kış oluyor, 6 ay karın altında. Bir türlü ısıtamıyoruz o evleri” dedi.

    “EVİMDEN SİLAH ZORUYLA ÇIKARDILAR”

    Köyde yaşayan 70 yaşındaki Rıza Akçay da şirketin kendisini jandarma zoruyla evinden attığını kaydetti. HES’in yapıldığı yerin kendisine ait olduğunu söyleyen Akçay, mağduriyetini şöyle dile getirdi:

    “Beni evimden silah zoruyla çıkardılar. Eşeğime varana kadar çıkardılar. Evdeki eşyalarımı tarumar ettiler. Elimi kelepçeleyip beni attılar arabanın içine. Ailemi de başka bir yere. Üç ay burada çadırda kaldım. Hayvanlarımı zorla çıkardılar içeriden. Evimden hiçbir eşya alamadım. İçeriye giriyorlar hepsini alıyorlar hiç haberim yok ki evimden neyimi aldılar neyimi almadılar. Bana yaptıkları ev de inşaat halinde. Yarım yaptılar. Şimdi inşaatta yatıyorum. Ne boya var, ne sıva var ne de kapı var. Hiçbir şey yok. Hayvanım da bitti. 6 tane hayvanım kaldı 30 hayvan gitti. Koyacak yer yoktu hayvanlarımın çoğunu sattım. Üç tane birine götürdüm, iki tane birine götürdüm dışarıda kaldı hayvanlarım. Körpe danalarım dışarıda kaldı suyun içinde, yağmurun altında. Neler çektim. Ahırımı ve evimin çatısını hayvan satarak kendim yaptım.”

    ZATEN AZ OLAN ARAZİ HES’TEN SONRA DAHA DA AZALMIŞ

    Yıllar önce köyden İzmir’e göç eden ve yazları tatil amaçlı köye gelen Mert Ali Aktaş ise HES’in yapıldığı dere kenarında yerleri olduğunu ancak şimdi HES yüzünden kullanamaz durumda olduklarını kaydetti. Zaten az olan arazinin HES yapıldıktan sonra daha da azaldığını belirten Mert Ali Aktaş, şirketin yapmaya söz verdiği evlerin arasında kendi evinin de olduğunu ancak sadece yüzde 70’inin yapıldığını söyledi. Mert Ali Aktaş, yetkililere de bu konuda duyarlı olmaları konusunda çağrıda bulundu.

    Suay ABAK/ARDAHAN

  • Ardahan Çat’ta köylüleri mağdur eden HES şirketi mahkemeye verildi

    Ardahan Çat’ta köylüleri mağdur eden HES şirketi mahkemeye verildi

    PİRHA- Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı Alevi köyü Çat’a HES yapan şirket hakkında açılan davanın duruşması İstanbul Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi’nde görüldü. 4 mağdur köylünün şirket aleyhine tanıklık yaptığı duruşma 5 Temmuz’a ertelendi. 

    Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı Çat Köyü bir Alevi köyü. İki mahalleden oluşan Çat Köyü’ne geçtiğimiz yıllarda HES yapıldı. HES inşaatı yapan Aydınlar firmasının, köylülerin evlerine el koymasının ardından köylüler zor yaşam koşullarına mahkum edildi. Evsiz kalan köylüler yukarı mahallede zor koşullarda yaşama mücadelesi veriyor.

    Evlerine, tarlasına el konulanlardan biri de Arslan Aktaş. Kış aylarında İstanbul’da yaz aylarında Çat Köyü’nde yaşayan Aktaş, İstanbul Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi’nde Aydınlar HES inşaat şirketi hakkında dava açtı.

    İki yıl önce açılan davanın 4. duruşması görülürken, mağdur köylülerden 4 kişi de şirket aleyhine tanık olarak dinlendi.  Duruşma 5 Temmuz’a ertelendi.

    Tanıklardan ve mağdur köylülerden Yücel Aktaş, PİRHA’ya verdiği bilgide, “Köyde yaşayan insanlar mağdur edildi. Zorla evlerinden atıldılar. Hem doğa katliamı yapıldı hem de insanlar tehdit edildiler” dedi.

    DAVA KAZANILIRSA EMSAL OLACAK

    Köylülerin HES şirketine karşı birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini belirten Yücel Aktaş, şunları aktardı:

    “Davayı 2 yıl önce açtık. HES şirketi söz verdiği halde evleri yapmadı. Mağdur olduk. Bu dava önemli, çünkü kazanırsak emsal oluşturacak. Diğer mağdur insanlar haklarını alabilecekler.”

    KÖYDE HAYVANCILIK BİTMEK ÜZERE

    Yücel Aktaş, HES nedeniyle köyde hayvancılığın bitmek üzere olduğunu ve köylülerin şehirlere göçe mecbur kaldıklarını da ifade etti. Bu konuda köylülerden imza toplayıp ikinci bir davayı açacaklarını da sözlerine ekledi.

    Aktaş, Çat Köyü’nün eski muhtarı Yüksel Mete’nin duruşmada HES şirketi lehine tanıklık yapmasına ise köylülerin sert tepki gösterdiğini, bu durumun üzücü olduğunu kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • Ardahan Çat Köyü de cemevine kavuşacak; köylüler dayanışma bekliyor-VİDEO

    Ardahan Çat Köyü de cemevine kavuşacak; köylüler dayanışma bekliyor-VİDEO

    PİRHA- Alevi Köyü Çat, Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı. Yıllarca suyu, yolları olmayan köyde halkın büyük bölümü kentlere göç etti. Ancak cemevine ihtiyaç duyan köylüler cemevi yapmaya karar verdi. Köy halkının dayanışmasıyla yapılan cemevinin inşat çalışması sürüyor. 

    Haberin videosu

    Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı Çat Köyü’nde ilk kez cemevi yapılıyor.

    Diğer Alevi köylerinde cemevleri olmasına rağmen Çat Köyü’nde cemevi yoktu. Köylülerin çabalarıyla temeli atılan cemevi inşaatında köy halkı dayanışma içinde çalışıyor.

    Cemevi yapımı için alınan tuğlaları kadınlar da canla başla inşaat alanına taşıyor.

    Daha önce PİRHA’ya açıklama yapan Muhtar Hamzayar Aktaş, “Cemevimizin masrafları çok. Tuğla lazım, çatı malzemeleri, çimento lazım. Ben de dostlara, akrabalar,a arkadaşlara sesleniyorum. Duyarlı olsun sayenizde bu cemevini bitirelim. Bu köylerin içerisinde Çat köylü cemevi kalmış onun için sizlerden duyarlı olmanızı bekliyorum” demişti.   (HABER MERKEZİ)