Etiket: çedes projesi

  • ‘Zorunlu din dersleri; eğitim sistemindeki siyasal-ideolojik hedeflerin yansımasıdır!’-VİDEO

    ‘Zorunlu din dersleri; eğitim sistemindeki siyasal-ideolojik hedeflerin yansımasıdır!’-VİDEO

    PİRHA- Milyonlarca öğrenci ana dilinde eğitimden yoksun ve zorunlu din derslerine tabi bir şekilde yeni eğitim yılını karşıladı. Zorunlu din derslerinin eğitim sistemindeki siyasal-ideolojik hedeflerin yansıması olduğunu söyleyen Eğitimci Bülent Karakaş, anadilinde eğitim alma hakkının da en insani hak olduğunu kaydetti. 

    Proje okullarına yapılan atamalarda sürecin somut, ölçülebilir ve nesnel hiçbir kritere dayanmadığı, tamamen siyasi ve idari takdirle şekillendiği eleştirileri vardi. Bu projenin uygulandığı alanlardan birisi de İzmir olmuştu.

    ÇEDES vb. uygulamalarla birlikte bu eğitim yılı da ‘zorunlu din dersi’ ve ‘ana dilin eğitim’ tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Milyonlarca öğrenci ana dilinde eğitimden yoksun ve zorunlu din derslerin tabi bir şekilde yeni eğitim ve öğretim yılını karşıladı.

    Din derslerinin içeriğinin Sünni İslam ağırlıklı olması sonucu uzun yıllar boyunca toplumun farklı kesimlerinden itirazlar yükseldi. Söz konusu ders içerikleri yerel ve uluslararası mahkemelerce de yasalara aykırı bulundu. Fakat Milli Eğitim Bakanlığı, din derslerinin tek bir dine yönelen ders olmadığını savunsa da veliler, bir bütün olarak din derslerinin müfredattan kaldırılması yönündeki talebini sürdürüyor.

    Zorunlu din dersi dayatması ulusal ve uluslararası mahkemelerde alınan kararlara karşın sürüyor. Yürütülen kampanyalar ve hak talepleri on yıllardır görmezlikten gelinirken, AKP döneminde ‘dinselleştirilmiş’ eğitim modeline geçildi. Özelikle Kürtçe ana dilde eğitim önündeki engeller ülkedeki milyonlarca Kürt’ün temel meselesi. Kürtçe’nin lehçeleri “Yaşayan Dil ve Lehçeler” adı altında ortaokullarda seçmeli ders olarak okutulsa da bu konuda öğrencilere sınırlamalar getiriliyor ya da derslerin verilmesi engelleniyor.

    Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube Başkanı Bülent Karakaş yeni eğitim döneminde proje okul atamaları, zorunlu din dersleri, ÇEDES uygulamaları ve anadilinde eğitim meselesine dair konuştu.

    “KEYFİ KARARLA BİNLERCE İNSAN MAĞDUR EDİLDİ”

    Proje okulu uygulamasının en son 8 Nisan’da yapıldığını ve yüzlerce eğitim emekçisinin kritersiz bir şekilde görevden alındığını ifade eden Bülent Karakaş, Eğitim-Sen olarak “Proje Okulları”nın durdurulmasına karşı dava açtıklarını belirtti.

    Davanın reddedildiğini ve şu an uygulamanın devam ettiğini sözlerine ekleyen Karakaş, asıl amacın imam hatip okullarına çekilemeyen öğrencilerin, proje okullarına bu atamalarının gerçekleştirdiğini söyledi. Atamalara dair hiçbir kriterin olmadığını belirten Karakaş, “Kimilerinde hizmet puanının önde olduğu söyleniyor. Hizmet puanına göre yapıldığı söyleniyor. Ama böyle bir durum genel olarak yok. Sonradan 4 yıllık süreden hesaplanırken uzman ve başöğretmenlik sürelerinin dikkate alınmadığını gördük. Diğer taraftan iller arasında atamalar yapıldığında bunu hizmet puanına göre atadıklarını gördük. Kısacası MEB keyfi karar alarak yüzlerce, binlerce insanı mağdur etmiş durumda” dedi.

    “TERCİH HAKLARIMIZ VERİLMEDİ, DAVALARIMIZ DEVAM EDİYOR”

    Okullarda yaklaşık 50 bin öğretmenin süresinin dolduğunu dile getiren Karakaş, bunlardan dokuz bini görevlerine iade edilmediğini ve bunun da az bir sayı olmadığını hatırlattı. Kendisinin de mağdur edilen öğretmenlerden biri olduğunu aktaran Karakaş, “Dolayısıyla bu hiçbir kritere dayanmayan, keyfi ilişkiler sonucunda görevlendirilmeler söz konusu oldu. Bu neden biz Eğitim-Sen olarak  buna dava açmıştık. Bireysel davalar da açtık. Bazı yerlerde kazanımlarımız var. Yürütmenin durdurulması davasını da açtık. Yürütmenin durdurulması davası bazı illerde kabul edildi ama bazı illerde özellikle İzmir’de maalesef yürütmenin durdurulması davasını kazanamadık. Esas davalarımız devam ediyor. Biz kendi okulumuzda 4 yılı doldurduk ama başka okullara da tercih hakkı istedik. Onlara da tercih hakkı verilmediğini gördük. Dolayısıyla bizi oralara dağıtamadılar. Sadece kendi okullarımızda atamamazlık yapmadılar. Başka tercih ettiğimiz proje okullarına da atamadılar. Ayrıca sonuçlar açıklandığında şunu da gördük bazı yerlerde puanlar daha doğrusu kadro açıkları oluştuğu halde atama yapmadılar” diye konuştu.

    Bakanlığın atama koşullarını yönetmeliğe göre hatırlatan Karakaş, MEB’in bu projeyi eline yüzüne bulaştırdığını ve çok sayıda eğitimcinin mağdur edildiğini anımsattı. Karakaş, yapılan atamaların kesinlikle iptal edilmesi kanaatinde olduğunu vurgulayarak, “Atamaların bir keyfiyete, liyakatsizliğe göre değil, yeniden ve kriterlere göre yapılması gerekiyor” şeklinde tepki gösterdi.

    “SEÇMELİ AMA DİN DERSİNİ MUTLAK SEÇMEK ZORUNDASIN”

    Zorunlu din derslerine de değinen Karakaş, konuyla ilgili bir çizelgenin yayınlandığını ve din dersi “seçmeli zorunlu din dersi” haline getirildiğini ifade etti. Karakaş, “Yani seçiyorsun ama din dersini mutlaka seçmek zorundasın. Bu şekilde iktidar kendi ideolojik hedefleri doğrultusunda eğitim yapılanmasına gitti. Burada da ayrıca bildiğimiz gibi ÇEDES ve benzeri projelerle yürütmeye çalışıyor. Bazı okullarda, ilçelerde bu ÇEDES Projesi’nin uygulandığını görüyoruz yapısı itibariyle. Dolayısıyla burada bir siyasi ideolojik hedef var. O da nedir?  Tekçi, bir mezhebe, bir dine, bir dile, bir ırka, bir eğitim sistemi yaratama çabası var. Dolayısıyla bu seçmeli din derslerinin zorunlu hale getirilmesi de bununla ilgili bir durum” dedi.

    Ailelerin, çocuklarının bu din derslerine girmemesi için dilekçe verdiklerini hatırlatan Karakaş, ailelerin yaptığı başvurunun kabul edildiğini, fakat bu kararın bireysel olarak görülmesinden kaynaklı bir emsal teşkil etmediğini dile getirdi.

    “ANADİLİNDE EĞİTİM SU GİBİ TEMEL HAKTIR”

    Ana dilinde eğitim sorununa da değinen Karakaş, şunları ifade etti:

    “Zorunlu din dersinin yanında anadilde eğitim sorunu var. Birleşmiş Milletlerin Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 30’uncu maddesin de zaten çocukların, azınlık çocuklarının kendi anadilinde eğitim hakkının olduğunu söylüyor. Bu da maalesef ülkemizde yıllardır kangren haline gelen bir sorun. Ülke bölünür paronayasıyla oluşturulan bir düşünce sistematiği var. Çocuklar kendi ana dillerinde eğitim aldıkların o düşündükleri anadilleriyle ilgili daha etkili daha performansı yüksek olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunu pedegojik olarak da biliyoruz. Uzmanların zaten böyle açıklamaları da var. Dolayısıyla herkesin ana dilinde eğitim alma hakkı var. Biz Eğitim-Sen olarak tüzüğümüzde de bunu yazmışız. Kamusal, laik, bilimsel, demokratik, anadilde eğitimi savunuyoruz. Dolayısıyla anadilde eğitim hakkı bir su, bir yemek kadar haktır ve bu hakkın her zaman yanında olduğunu belirtmek isteriz.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • ‘ÇEDES’e karşı sivil itaatsizlikler örgütlenebilir’-VİDEO

    ‘ÇEDES’e karşı sivil itaatsizlikler örgütlenebilir’-VİDEO

    PİRHA- Veli-Der İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Turgut Aydın, iktidarın siyasi-ideolojik hedefleri doğrultusunda eğitimi hedef alarak ÇEDES vb. uygulamaları devreye koyduğunu ifade etti. Aydın, rutin eylemlerin dışına çıkarak daha ciddi ve güçlü eylemlerle ancak ÇEDES projesinin iptal ettirilebileceğini vurguladı.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi.

    Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 2 Aralık 2024 tarihinde okullara gönderdiği yazı ile ÇEDES Projesi kapsamında okullara cami imamları görevlendirdi. Görevlendirme lise, ortaokul, ilkokul ve anaokullarından oluşan 99 okulu kapsıyor. İmam görevlendirmeleri gelen tepkiler üzerine şimdilik rafa kaldırılmış durumda.

    “YENİ TOPLUM YARATMA HEDEFİNİ EĞİTİM YOLUYLA HAYATA GEÇİRİYORLAR”

    Veli-Der İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Turgut Aydın, iktidarın ÇEDES projesi ve öncesinde geliştirdiği değişikliklerin bir bütünün parçaları olduğu ve toplumu dönüştürmeyi hedeflendiğini ifade ederek, “2017 yılında yapılan referandum sonrasında yeni bir rejim değişikliği yaşandı. AKP iktidarı yeni oluşturduğu rejime uygun bir toplum profili yaratmak  amaçla siyasal İslam amacı doğrultusunda çocuklarımızı eğitimle dönüştürmek istiyor. Bu ideoloji ile yetişen çocuklar gelecekteki toplumu birer bireyi, parçası olacaklar. Siyasal İslam ideolojisini bu yolla kalıcılaştırmak ve yeni rejimin resmi ideolojisine dönüştürmektir amaç. Daha önce çeşitli tarikat ve cemaatlerla imzalanan protokoller, müfredat değişiklikleri, öğretmenlik meslek kanunu bu projenin birer parçası ve bir bütündür. Olaya bütünlüklü olarak baktığımızda AKP iktidarı yaratmak istediği toplum hedefine ulaşmak için bu uygulamaları eğitim yoluyla hayata geçirmeye çalışıyor” dedi.

    “MÜCADELE HATTI OLUŞMALI”

    Aydın, devamında, “Eğitime yönelik bu saldırı seküler yaşamı hedef alıyor. Bu eğitim sistemi devam ettiği sürece laik bir toplum olmayacak. Laikliğin olmadığı toplumlarda da ne demokrasi, ne adalet, ne özgürlükler olur nede temel haklardan bahsedilebilir. İktidarın eğitime yönelik bu saldırılara karşı laik, seküler yaşamdan yana olan kurumların bir araya gelerek topyekün bir mücadele hattı oluşturmalıdır” diye konuştu.

    ATAMALARIN TAMAMINI CAMİ İMAMI YAPTI

    Listedeki din görevlilerin tamamının Ege Üniversitesi Kampüsü içerisindeki Bilal Saygılı camisi imamının eliyle atandığına işaret eden Aydın, “ÇEDES projesi 2023-2024 yılının eğitim yılının sonuna dair gündeme getirildi. Bu özellikle okulların kapanma dönemine denk getiriliyor, tepkilere bakılıyor. Bu tatil dönemlerinde tepkiler düştüğünde tekrar gündeme getiriliyor. Bornova’da bir cami imamı tarafından görevlendirmeler yapılıyor. 99 imamın okullarda görevlendirilmesi yapılıyor. Sanki İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün üzerinde bir kurummuş gibi davranıyor. Bu cami imamı Milli Eğitim Müdürüne bu imamların atamalarının resmi olarak yapıldığını dikte ettiriyor. Gelen tepkiler üzerine bu görevlendirmeler rafa kaldırılmış durumda. Ama bu sorunu böyle çözemeyiz. Asıl çözüm ÇEDES projesinin tamamen kaldırılmasıdır” şeklinde konuştu.

    “DAHA GÜÇLÜ VE CİDDİ EYLEMLERLE SONUÇ ALINABİLİR”

    Velileri ÇEDES projesinin iptaline yönelik mücadeleye katmanın gerekliliğine vurgu yapan Aydın, projenin tamamen iptaline yönelik daha güçlü ve ciddi eylemliliklerin örgütlenmesi çağrısında bulundu. Aydın şöyle devam etti:

    “Laik, bilimsek, demokratik eğitimi savunan bütün kurumlar ortak bir tavır geliştirmek zorunda. Bunu yaparken velileri de bu işin içine katmak gerekiyor. Bu sorunu yaşayan velidir. ÇEDES’e yönelik eylemlerde artık rutinin dışına çıkmak gerekiyor. Basın açıklamaları, mitingler buna benzer eylemler artık kanıksanmış, rutine dönmüş olduğu için çokta dikkate alınmayabiliyor. Sivil toplum itaatsizlikleri ile çocukları birkaç gün okula göndermemek, eğitim sendikalarının iş bırakma eylemleri yapılabilir. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri önünde oturma eylemleri düzenlenebilir. Yine Ankara merkezli olarak tüm velilerin ve eğitim emekçilerinin katılımıyla Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylemler olabilir. Ancak bu şekilde ciddi ve güçlü eylemler yapılırsa geri adım attırılabilir.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • Veliler, camide ders verilmesine karşı eylemde: Bu dayatmayı kabul etmiyoruz!-VİDEO

    Veliler, camide ders verilmesine karşı eylemde: Bu dayatmayı kabul etmiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- İzmir Bornova’da ÇEDES kapsamında 99 okula imam atanmasına ve din dersinin belirlenen bir camide verilmek istenmesine karşı veliler nöbet eylemi başlattı. Veliler, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın ÇEDES dayatmasına karşıyız. Dini eğitimi zorunlu hale getirmeleri çocuklarımızı psikolojik olarak etkiliyor. Çocuklarımızın güvenliğinden okuldaki öğretmenler sorumludur. Okul dışına çıkarılarak camiye götürülmelerine karşıyız” mesajı verdi.

    ÇEDES projesi kapsamında İzmir’deki bazı okullara imam, müezzin, vaiz ve kuran kursu hocası görevlendirilmesine karşı tepkiler artarak devam ediyor.

    ÇEDES projesine karşı Alevi kurumları, eğitim sendikaları, öğrenci veli dernekleri, sivil toplum örgütleri, sendikalar, siyasi partiler açıklamalar yaparken, dün itibariyle Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde nöbet eylemi başlatıldı. 10 gün sürecek nöbet eyleminde Bornova’da bulunan 99 okulda uygulanmak istenilen ÇEDES projesinin iptal edilmesi talep ediliyor.

    Nöbet eylemine katılan veliler, ÇEDES protokolü ile eğitimin dinci, ırkçı bir müfredat yapısıyla şekillendirilmeye çalışıldığını ifade etti. İlçedeki okullarda ısınma, temizlik, güvenlik, kalabalık sınıflar, öğretmen atanmaması gibi birçok sorundan şikayet eden veliler, Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bütün bu sorunları çözmek yerine ilçedeki okulların tamamına yakınına imam hatip, vaiz ve kuran öğreticisi görevlendirmesinin kabul edilemez olduğunu söylediler.

    “ZORUNLU VE DAYATMA BİR EĞİTİMİ KABUL ETMİYORUZ”

    Okul içinde ve dışında yapılan dini içerikli, toplu namaz etkinlikleri ve öğrencilere mezarlık temizletilmesi gibi etkinlikler çocukların zihinsel gelişimi açısından sakıncalı olduğunu kaydeden Nilgün Özlü, “Bizler okullarda kesinlikle imam istemiyoruz. Burası bir okul, cami değil. Herkes kendi işini, görevini yapsın. Tarikat, cemaatlerdeki taciz ve tecavüz olaylarını izliyoruz. Bunu herkes biliyor. Çocuklarımızın başına imam getirmesinler. Bizler imam değil öğretmen istiyoruz” diye konuştu.

    ÇEDES projesini ‘dayatma’ olarak yorumlayan Akgül Adıyaman, “Çağdaş, laik bir eğitim istiyoruz. Hocalar camide, öğretmenler de okullarda olsun. Herkes kendi yerinde olsun. Kişi inancını, kendi ibadetinde yaşasın. Zorunlu ve dayatma bir eğitimi kesinlikle istemiyoruz” diyerek projenin iptal edilmesini istedi.

    “KARARDAN DÖNÜLENE KADAR EYLEME DEVAM EDECEĞİZ”

    5 çocuk annesi Örüne Salkaç ise Bornova’da bulunan 99 okulda uygulanmak istenen ÇEDES projesi iptal edilene kadar eylemlerini sürdüreceklerini ifade ederek, “5 çocuk annesi bir veli olarak bu nöbet eyleminde bulunuyorum. Ülkemiz laik ve demokratik bir ülke. Mecliste makamlarda oturan kişileri sonuçta bizler seçiyoruz. Halka kulağını tıkayan hiçbir bakanın dayatma sistemini istemiyoruz. İnsanlar ibadetini her yerde yerine getirebilir. Ama eğitim öyle bir şey değil. Eğitim bir ülkenin şah damarıdır. Bir ülkenin şah damarı kesilirse o ülke batar. Bizler böylesi bir dayatma sistemi kesinlikle okullarda görmek istemiyoruz. Bu karardan dönülene kadar bu eyleme devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “KADROLU ÖĞRETMEN YOK; 4 YILDA 9 ÖĞRETMEN DEĞİŞTİRDİK!”

    Sözleşmeli öğretmenlerin sürekli değişmesinden kaynaklı 4 yılda 9 öğretmen değiştirmek durumunda kaldıklarını dile getiren Sibel Söylev isimli veli, “Ben ilkokulda 4 yılda 9 öğretmen değiştirmiş bir çocuğun velisiyim. Öğretmenlerin atanamamasından ve sözleşmeli öğretmenlerin değişmesinden kaynaklı 9 farklı öğretmen değiştirmek zorunda kaldık. Öncelikle okullardaki eksik öğretmenlerin tamamlanmasını, imamların ise görevlerine camilerde devam etmesini istiyoruz.  Benim çocuğum 9 yaşında ve ülkenin iyiye gitmediğini görüyorum. Çocuğum’ ben liseyi yurtdışında okusam, beni özler misin anne’ diye sorguluyor. Benim çocuğum bunu sorgulasın istemiyorum. Ülkesinde özgürce, hakkı olan eğitimi alsın istiyorum. ÇEDES’e hayır diyorum” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.

    “ZORUNLU DİN EĞİTİMİ ÇOCUKLARIMIZA YÖNELİK PSİKOLOJİK ŞİDDETTİR”

    Sevim Özdemir de ÇEDES projesinin çocuklarına yönelik psikolojik şiddet olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

    “Milli Eğitim Bakanlığı’nın ÇEDES dayatmasına karşıyız. Dini eğitimi zorunlu hale getirmeleri çocuklarımızı psikolojik olarak etkiliyor. Bu psikolojik bir şiddettir ve çocuklarımız bunu anlayamıyor. Okulların vereceği eğitimi camilerde imamlarla değil, formasyon almış öğretmenlerle olmalı. Çocuklarımızın güvenliğinden okuldaki öğretmenler sorumludur. Okul dışına çıkarılarak camiye götürülmelerine karşıyız. Çocuklarımızın bundan etkilenmesini istemiyoruz.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:

    İzmir’de 99 okula imam atandı: Çocuk istismarıdır, kabul edilemez-VİDEO
    Bornova Alevi Bileşenleri, 99 okula imam atanmasını protesto etti-VİDEO

  • Nezahat Doğan: Zorunlu din derslerine karşı herkes elini taşın altına koymalı!- VİDEO

    Nezahat Doğan: Zorunlu din derslerine karşı herkes elini taşın altına koymalı!- VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, Aleviler olarak yıllardır zorunlu din derslerini istemediklerini her yerde haykırdıklarını ancak iktidarın din derslerini arttırdığını ve okullara imamların atadığını belirterek “Zorunlu din derslerine ve ÇEDES projesine karşı herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, zorunlu din derslerinin saatinin arttırılmasına, müfredatın içeriğinin dinselleştirilmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BİZLER ZORUNLU DİN DERLERİ KALDIRILSIN DERKEN OKULLARA İMAMLAR ATANDI”

    Aleviler olarak yıllardır zorunlu din derslerine karşı mücadele yürüttüklerini belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür vakfı Fethiye Şube Başkanı Nezahat Doğan, “Bizler zorunu din dersleri istemiyoruz derken ne yapıldı? Tam tersine sanki biz daha çok istiyoruz der gibi okullara imamı göndererek rehber hocalarını saf dışı bırakarak rehber öğretmenlerinin yerine görevlendirdiler “dedi.

    “SİYASAL İKTİDAR BEN NE YAPARSAM O OLUR ANLAYIŞINDA”

    İktidarın zorunlu din derslerini ÇEDES projeleriyle daha da genişleterek devam ettirdiğini vurgulayan Doğan, “ÇEDES projesine karşı halkın da katılımıyla alanlara çıktık. İzmir ve İstanbul’da mitingler yaptık. Ancak gelinen noktada iktidar ‘hiçbir şey tanımıyorum ben yaparsam o olur’ diyen zihniyetini aynı şekilde devam ettiriyor” diye ifade etti.

    “LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİMDEN YANA OLAN HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”

    ÇEDES projesine herkesin karşı çıkması gerektiğini vurgulayan Doğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Buradan yola çıkarak bu ÇEDES projesine karşı daha fazla ne yapabiliriz. Bununla ilgili bütün kurumların aydın, çağdaş demokrat laik bir ülke istiyorum diyen bütün insanların bütün canlıların bu olayla ilgili elini taşın altına koyması gerekiyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Köyceğiz Şubesi olarak ailelerin çocuklarının zorunlu din derslerinden muaf tutulmasına yönelik herhangi bir çalışma yapmadık. ÇEDES projesine karşı Köyceğiz’de bulunan diğer kurumlarla birlikte laik ve bilimsel bir eğitim, özgür bir eğitim için Eğitim-Sen’le ve diğer kurumlarla birlikte alanlara çıkarak basın açıklamaları yaptık ve şube olarak yapmaya devam edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Ana dilde eğitimden yoksun ve zorunlu din dersine tabi bir eğitim yılı başlıyor!

    Ana dilde eğitimden yoksun ve zorunlu din dersine tabi bir eğitim yılı başlıyor!

    PİRHA- 9 Eylül’de açılması planlanan okullar, ‘zorunlu din dersi’ ve ‘ana dilde eğitim’ tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Milyonlarca öğrenci ana dilde eğitimden yoksun ve zorunlu din derslerin tabi bir şekilde yeni eğitim ve öğretim yılını karşılıyor.

    Yeni eğitim ve öğretim yılı 9 Eylül’de başlayacak. Farklı halklardan milyonlarca çocuk, bu yıl da yeni eğitim ve öğretim yılını ana dilde eğitim alamadan karşılıyor. Yine sayısı arttırılan ve haftada 16 saate çıkarılan zorunlu din dersleri çocuklar için zulüm aracı olurken, 22 yıllık AKP iktidarı döneminde eğitim sistemini siyasal-ideolojik çizgisi ve dini-kültürel ihtiyaçları doğrultusunda biçimlendirme hedefinin son örneği olan ÇEDES projesi ile  toplumun siyasal İslam ideolojisi doğrultusunda dönüştürülmesi hamlesinin bu eğitim yılında da hız kesmeden devam edeceği belirtiliyor.

    Türkiye’deki eğitim ve öğretimin niteliği AKP ve MHP iktidarı bloğunun iz düşümü olarak varlığını koruyor. Siyasi, idari ve toplumsal anlamda çürümüşlüğün belki de kendisini en fazla hissettirdiği alanların başında Türkiye’deki eğitim politikaları geliyor. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kendisini tekçi, mezhepçi ve cinsiyetçi kodlarla inşa eden ancak evrensel değerlerle büyümeye ve yoluna devam etmesi gereken eğitim politikaları AKP ve MHP iktidarı döneminde daha fazla gericileşmiş, bilimsellikten uzak, demokratik temayüllerden uzak ve daha fazla eril bir tarzda bütün toplumsal sorunların merkezini oluşturuyor.

    EĞİTİM SİSTEMİNİN KENDİSİ BİR ASİMİLASYON SİSTEMİ

    Cumhuriyetin kuruluşundan beri ülkedeki eğitim sistemi Türk/Müslüman olmayan bütün halkların asimilasyonu ve o halkların çocuklarının kendilerine dönük yabancılaşma sürecinin bir sonucu olarak geldi. Eğitim sistemini güçlendirmek için hazırlanan müfredatlar ya da AKP döneminde uygulanan 4+4+4 sistemi gibi bütün uygulamalar asimilasyon, Türklük/Müslümanlık dışında kalmış bütün halkların asimile edildiği yabancılaştığı bir sürece hizmet eden kurumsallaşmalar olarak bugüne kadar kendisini getirdi. Bireyin ve çocuğun kendi özüyle ilgili bütün hakikat olgusunun dışında yabancılaşmasını dayatan bu tekçi ve asimilasyoncu süreç toplumun bütününü mağdur eden bir süreç olarak varlığını koruyor.

    ZORUNLU DİN DERSLERİ

    Türkiye’de din dersi, 1928’den 1940’ların sonuna kadar müfredata dahil edilmemiş, sonrasında ise seçmeli bir ders olarak öğrencilere sunulmuştu. Ancak 12 Eylül Darbesi’nden sonra zorunlu hale getirilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi’ne, 2012’den itibaren “Kur’an-ı Kerim”, “Hz. Muhammed’in Hayatı” ve “Temel Dini Bilgiler” seçmeli dersleri de ilave edildi.

    Din derslerinin içeriğinin Sünni İslam ağırlıklı olması sonucu uzun yıllar boyunca toplumun farklı kesimlerinden itirazlar yükseldi. Söz konusu ders içerikleri yerel ve uluslararası mahkemelerce de yasalara aykırı bulundu. Fakat Millî Eğitim Bakanlığı, din derslerinin tek bir dine yönelen ders olmadığını savunsa da veliler, bir bütün olarak din derslerinin müfredattan kaldırılması yönündeki talebini sürdürüyor.

    DİN DERSLERİNDE İKTİDARIN AİLE MODELİ ÖĞRETİLİYOR!

    Okullardaki din eğitimi için hazırlanan kitaplar ise tartışmaların önemli bir kısmını oluşturuyor. Diğer inançları öteleyen, kadını aşağılayan anlatım ve görsellerin yer aldığı kitaplardaki aile yapısı da AKP’nin istediği ‘aile modeli’ olarak yorumlanıyor.

    ZORUNLU DİN DERSLERİNE DÖNÜK MAHKEME KARARLARI!

    Aileler, çocuklarının din dersinden muaf tutulması ya da söz konusu derslerin tümden kaldırılması yönünde defalarca kez mahkemeye başvurdu. Zorunlu din dayatmasının hukuksuz olduğu yönünde mücadele veren eğitim sendikaları da birçok kez adliyelerin kapısını çaldı. Nihai karar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde 2014 yılında çıktı.

    AİHM, Türkiye hükûmetinden “Zaman geçirmeden öğrencilerin zorunlu din ve ahlak kültürü derslerinden muaf tutulmalarını da sağlayacak yeni bir sisteme geçmesini” belirterek zorunlu din dersine karşı olmamakla birlikte, din dersinin içeriğini göz önünde bulundurarak zorunlu bir biçimde verilemeyeceğine hükmetti. Ancak mahkeme kararları tanınmadı, din eğitimi daha da yoğun bir şekilde öğrencilere dayatıldı.

    Zorunlu din dersi dayatması ulusal ve uluslararası mahkemelerde alınan kararlara karşın sürüyor. Yürütülen kampanyalar ve hak talepleri on yıllardır görmezlikten gelinirken, AKP döneminde ‘dinselleştirilmiş’ eğitim modeline geçildi. Bunun sonucu olarak da Alevi öğrenciler nefret dili ve ayrımcılığa maruz kaldı, kalmaya devam ediyor.

    Müfredatın bir bütün olarak dinselleştiğini belirten eğitimciler ve eğitim sendikalarının yanı sıra Alevi yurttaşlar da çocuklarının din derslerinin zorunlu olmasına karşı çıkıyorlar.

    ANA DİLDE EĞİTİM TALEBİ

    Özelikle Kürtçe ana dilde eğitim önündeki engeller ülkedeki milyonlarca Kürt’ün temel meselesi. Kürtçe’nin lehçeleri “Yaşayan Dil ve Lehçeler” adı altında ortaokullarda seçmeli ders olarak okutulsa da bu konuda öğrencilere sınırlamalar getiriliyor ya da derslerin verilmesi engelleniyor.

    Ana dilde eğitim-öğretimden yoksun bırakılan halklar, bugüne kadar bu taleplerinden hiç vazgeçmedi. Ulus devletlerin “resmi” dil dayatması ile dünyada 6 bine yakın dilin yok olduğu belirtiliyor. Türkiye’de bu dayatmayla 3 dil yok oldu; 15 dilin de yok olmayla yüz yüze kaldığı biliniyor. Ana dilde eğitim talebini en güçlü Kürtler dile getiriyor; bununla birlikte farklı etnik gruplar da ana dilde eğitim istiyor. Ancak devlet yasak kararında ısrarlı.

    ÇEDES PROJESİ YENİ EĞİTİM YILINDA DA İLK GÜNDEM

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanet’e tesliminin önünü açan proje kapsamında birçok kentte, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    Türkiye’nin dört bir yanında ilkokul ve ortaokul öğrencileri bir yandan ÇEDES kapsamında sabah namazına camilere götürülürken, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar ve pansiyonlarda öğrencilere yönelik dini programlar düzenlenmesi için devletin bütün kurumları elindeki bütün olanakları seferber ettiği kamuoyuna yansıdı.

    ÇEDES projesi adı altında okullarda imam, vaiz ve din görevlileri ‘manevi danışman’ ve ‘öğretici’ adı altında etkinliklere katılırken, öğrenciler camilere götürülmeye, imamlar okullarda ‘konferans’ vermeye devam etmektedir. Çocukları ve toplumu ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı üzerinden ‘tek tip’ hale getirmeye çalışma girişimlerinin bu 2024-2025 eğitim öğretim yılında da katmerleşerek artacağı öngörülüyor.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

  • Ali Bal Dede: Bir Alevi çocuğun camiye götürülmesi doğru değil-VİDEO

    Ali Bal Dede: Bir Alevi çocuğun camiye götürülmesi doğru değil-VİDEO

    PİRHA- Amasya Hamdullah Efendi Cemevi ve Kültür Derneği Dedesi Ali Bal, iktidarın ÇEDES projesi ile Alevi toplumunu asimile etmek için mesafe almaya çalıştığını belirterek, “Çocukların eğitimi ancak okulda pedagojik formasyon görmüş öğretmenler tarafından yapılması gerekir” dedi. Bal, iktidarın yapay argümanlarla çocukların beyinlerini yıkamaya çalıştıklarına vurgu yaptı.

    Eyüllde okulların açılacak olmasıyla beraber, laiklik karşıtı bir eğitim sisteminin yaygınlaştırılması endişe yaratıyor. AKP iktidarında eğitim-öğretim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-tek mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihleri görmezden gelinerek, dini eğitimin ağırlığı hemen her yıl katlanarak arttı. ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), okul öncesi eğitim kurumlarında da mescidi zorunlu hale getirdi.

    Amasya Hamdullah Efendi Cemevi ve Kültür Derneği Dedesi Ali Bal, AKP’nin okullarda uyguladığı ÇEDES projesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BİR ALEVİ ÇOCUĞUNUN CAMİYE GÖTÜRÜLMESİ DOĞRU DEĞİL”

    Siyasal iktidarın ÇEDES projesi ile Alevi toplumunu aşındırma ve asimile etmek için mesafe almaya çalıştığını belirten Ali Bal,  “Soruyorum. Ben öğretmen emeklisiyim 35 kişilik ortalama bir sınıfta o öğrencilerin içerisinde en az 7-8 Alevi çocuğu vardır. Bir Alevi çocuğunun din dersi öğretmeni tarafından sınıftan alınıp camiye götürülmesi doğru değil. En azından ailesinden izin alınmalı. Almadan götürmesi de ayrı bir konu. Alevi, Alevi gibi Sünni de Sünni gibi ibadet etmelidir” dedi.

    “CAMİ HOCALARI, MÜEZZİNLER ÇOCUKLARIN BEYİNLERİNİ YIKAMAYA ÇALIŞIYOR”

    Pedagojik formasyon almış bir öğretmen olduğunu belirten Bal, “Sınıfa girdiğim zaman öğrenci davranışından anlarım ona göre hareket ederim. Siz tutup cami imamını, cami hocasını ya da müezzini okula götürürseniz çocukların huzurunda ne söylediklerini merak ediyorum” dedi.

    Cami hocalarının yapay bir mezarlık yaptıklarını, çocukları mezarın karşısında yapay argümanlarla ağlatmaya çalıştıklarını söyleyen Ali Bal, “Buna benzer yapay argümanlarla çocukların beyinlerini yıkamaya çalışıyorlar” diye belirtti.

    “ÖĞRETMENLER AİLELERLE İŞ BİRLİĞİ YAPSIN

    Çocukların eğitiminin okulda pedagojik formasyon görmüş öğretmenler tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Hamdullah Efendi Cemevi ve Kültür Derneği dedesi Ali Bal, şunları kaydetti:

    “Formasyon görmüş öğretmenlerle aileleri iş birliği yapsın. Eğitim bu şekilde gelişir diye düşünüyorum. Onların söylemlerine göre Millî Eğitim Bakanlığı 10 yıl eğitim müfredatı üzerinde çalıştılar ve ortaya bir metin çıktı. Atatürk ilkeleri ve buna benzer birçok konuda makaslama yapıldı. Onun için daha fazla anlatmaya gerek yok. Herkes her şeyin ne kadar doğru ve ne kadar yanlış olduğunu biliyor.”

    Cebrail ARSLAN/AMASYA

  • Alevi kadınların ÇEDES’e karşı başlattığı imza kampanyası sürüyor

    Alevi kadınların ÇEDES’e karşı başlattığı imza kampanyası sürüyor

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi’nin, okullarda uygulanan ÇEDES projesinin sonlandırılması için başlattığı imza kampanyası devam ediyor. Kampanyanın 10 bin imzaya yaklaştığı bilgisini veren ABF Kadından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleşo, toplumun tüm kesimlerini bu kampanyaya katılmaya ve imza vermeye davet etti.

    Toplumun tepkiyle karşıladığı Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesine yönelik Alevi toplumunun itirazı sürüyor. ÇEDES uygulamanın iptali için Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi de harekete geçmiş ve imza kampanyası başlatmıştı.

    “ÇEDES projesi iptal edilsin!” başlığı ile change.org üzerinden 22 Haziran tarihinde imza kampanyası başlatan Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi’nin çağrısı ile imza verenlerin sayısı 10 bine yaklaştı.

    “BU PROJEYE KARŞI ÇIKMAK ADINA ATILAN ÖNEMLİ BİR ADIM”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleşo, ÇEDES Projesi’nin iptal edilmesi amacıyla başlattıkları geniş kapsamlı imza kampanyasının devam ettiğini belirterek, “ÇEDES Projesi’nin, toplum üzerinde olumsuz etkiler yaratacağına inanan Kadın Meclisimiz, bu girişimiyle kamuoyunun dikkatini çekmeyi hedefliyor. ÇEDES Projesi’nin uygulanması durumunda Alevi toplumunun inançsal değerlerinin zarar göreceği endişesi taşımaktayız. Bu projeye karşı çıkmak, geleceğimizi korumak adına atılması gereken önemli bir adımdır” dedi.

    “TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNİ BU KAMPANYAYA KATILMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Keleşo, daha fazla imza toplanması için kamuoyunun desteğine ihtiyaç olduğunu ifade ederek, “Kampanyaya destek hızla büyüyor, ancak daha fazla imza toplanması için kamuoyunun desteğine ihtiyaç duyuluyor. Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi olarak toplumun tüm kesimlerini bu kampanyaya katılmaya ve imza vermeye davet ediyoruz. İmzanızla siz de bu haklı mücadeleye destek olun ve geleceğimize sahip çıkın” çağrısında bulundu.

    İMZA KAMPANYASININ LİNKİ

    Kampanyaya destek vermek için change.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘ÇEDES eğitimin dinselleşmesine hizmet eden bir projedir, mücadele ediyoruz’-VİDEO

    ‘ÇEDES eğitimin dinselleşmesine hizmet eden bir projedir, mücadele ediyoruz’-VİDEO

    PİRHA-ÇEDES projesinin temel amacının eğitimi dinselleştirip kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek olduğunu belirten Eğitim-Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Tosu, “Velilere çağrımız ÇEDES ve benzeri faaliyetlere çocuklarını dâhil etmemeleridir. ÇEDES eğitimin dinselleşmesine hizmet eden bir projedir” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-tek mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelinerek, dini eğitimin ağırlığı hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanete tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir başta olmak üzere birçok ilde okullara “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), okul öncesi eğitim kurumlarında da mescidi zorunlu hale getirdi.

    Eğitim-Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Tosu, ÇEDES projesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÇEDES EĞİTİMİN DİNSELLŞEMESİNE HİZMET EDEN BİR PROJEDİR”

    ÇEDES projesinin temel amacının eğitimi dinselleştirip kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek olduğunu belirten Hüseyin Tosu, “ÇEDES projesinde sabır değerleri adı altında mezar başında ağıt yakma, Kâbe maketine şeytan taşlama, toplu olarak sabah namazına götürülmesi gibi faaliyetler çocukların psikolojisini olumsuz etkilemektedir” dedi.

    Çocukların henüz soyut düşünemediğini vurgulayan Hüseyin Tosu şöyle devam etti:

    “Bütün bu uygulamalar çocukları dini ve manevi değerler ile kuşatarak çocukların alması gereken bilimsel eğitimi engelleyen uygulamalardır. Bu yaştaki çocuklar daha somut düşünmektedir. Soyut bir takım kavramlar ve değerler çocuklar üzerinde olumsuz sonuçlar doğurur. Siyasal iktidarın 20 yıllık eğitim politikası adım adım uygulanarak bugün son haline gelmiştir. Milli ve manevi değerler adı altında dini eğitimi kurumsal hale getiren uygulamalar, ne yazık ki önümüzdeki dönemde yapılacak müfredat değişikliğiyle biraz daha kurumsallaşacağa benziyor. İktidarın eğitimi dinselleştirme politikasına karşı bizim de bilimsel, demokratik, laik, ana dilde eğitim mücadelemiz var. Biz bulunduğumuz alanlarda dinsel eğitimin gerçekleşmemesi için çalışmalar yürütüyoruz. Velilere çağrımız ÇEDES ve benzeri faaliyetlere çocuklarını dâhil etmemeleridir. ÇEDES eğitimin dinselleşmesine hizmet eden bir projedir” diye konuştu.

    Cihan BERK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO
    >‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO
    > ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması tamamen Alevileri asimile etme politikasıdır’-VİDEO

  • Laik Eğitim, Demokratik Yaşam Platformu, ÇEDES’e karşı bildiri dağıttı

    Laik Eğitim, Demokratik Yaşam Platformu, ÇEDES’e karşı bildiri dağıttı

    PİRHA- Laik Eğitim Demokratik Yaşam Platformu, İzmir Bayraklı’da bulunan Zihni Üstün Ortaokulu önünde ÇEDES projesine karşı bildiri dağıtarak, aileleri bilgilendirdi. 

    AKP hükümetinin ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara imam görevlendirdiği ilk kentlerden olan İzmir’de, son dönemde dayatılan dinselleştirme, tek tipleştirme, gericileştirme politikalarına karşı “Laik Eğitim, Demokratik Yaşam Platformu” kurulmuştu.

    Laik Eğitim, Demokratik Yaşam Platformu, Bayraklı’da bulunan Zihni Üstün Ortaokulu önünde ÇEDES projesinin iptal edilmesi için bildiri dağıttı, projeye dair aileleri bilgilendirdi.

    “EĞİTİM SİSTEMİ BİLİMSEL İLKELERDEN, LAİKLİK ANLAYIŞINDAN UZAKLAŞTI”

    Bilgilendirmede, ÇEDES projesi adı altında okullarda imam, vaiz ve din görevlilerinin ‘manevi danışman’ ve ‘öğretici’ adında etkinliklere katıldığı, öğrencilerin camilere götürüldüğü belirtildi. MEB, Diyanet, dini vakıf ve derneklerin iş birliği ile okul içinde ve dışında öğrencilere yönelik olarak hayata geçirilen dini faaliyetler, eğitim sisteminin adeta belli bir inanç ve mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılması anlamına geldiğine dikkat çekilerek, eğitim sisteminin en temel bilimsel ilkelerden ve laiklik anlayışından hızla uzaklaştığı ifade edildi.

    Laik Eğitim Demokratik Yaşam Platformu’nun çocukların, siyasi iktidarın kendi siyasal-ideolojik hedeflerine ulaşmak için hayata geçirdiği dini içerikli projelerin parçası haline getirilmesine karşı çıktığına vurgu yapılan bilgilendirmede, okulların dini içerikli faaliyet ve etkinliklerin değil, laik ve bilimsel eğitimin mekânları olması için bütün eğitim ve bilim emekçileri, öğrenci ve veliler birlikte mücadeleye davet edildi.

    PİRHA/İZMİR

  • Bitlis’te, ÇEDES projesi kapsamında öğrencilere “şeytan taşlama dersi”

    Bitlis’te, ÇEDES projesi kapsamında öğrencilere “şeytan taşlama dersi”

    PİRHA-Bitlis’in Hizan ilçesinde bir ortaokulda öğrencilere ÇEDES projesi kapsamında, “hac ibadetini” öğretmek gerekçesiyle sınıfa Kâbe maketi kuruldu ve şeytan taşlama provası yaptırıldı.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’yla ortak yürüttüğü “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi protokolü giderek yaygınlaşıyor.

    ÇEDES kapsamında tartışmalı projelere tepkiler artarken Bitlis’in Hizan ilçesinde Nurs Ortaokulu’nda bu tartışmaları başka bir boyuta taşıyacak bir uygulama gündeme geldi. Okulun 7’nci sınıf öğrencilerine “hac ibadetini öğretmek” amacıyla sınıfa Kâbe’yi temsilen bir maket kondu. Bu maket etrafında tavaf eden öğrenciler daha sonra sınıfta şeytan taşlama provası da yaptı. Öğrenciler şeytan taşlama provası kapsamında sınıf duvarlarına taş fırlattı.

    “HEP BİRLİKTE HUZURA”

    ÇEDES projesi kapsamında eleştirilen uygulamalar yalnızca bununla da sınırlı kalmadı. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde öğrenciler camiye götürülmeye devam ediyor. Sivas Şarkışla’da Çağdaş Yaşam Kenan Tunakan Anaokulu’nda eğitim gören beş yaş grubu öğrenciler camiye götürüldü. İstanbul Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ise “Hep birlikte huzura” başlığıyla öğrencileri sabah namazına çağırdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Okullara imam atanmasına ve mescit açılmasına karşı direneceğiz’-VİDEO

    ‘Okullara imam atanmasına ve mescit açılmasına karşı direneceğiz’-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, ÇEDES projesi kapsamında okullara imam atanmasına ve okullara mescit açılmasına tepki gösterdi. Yılmaz, “Bu proje sadece Alevilerin sorunu değil bu ülkede yaşayan bütün toplumun sorunudur” dedi. Yılmaz, ÇEDES projesinin iptali için üzerlerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getireceklerini kaydetti.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanete tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), şimdi de okul öncesi eğitim kurumlarında mescidi zorunlu hale getirdi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, ÇEDES projesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÇEDES PROJESİ TEKÇİ VE DAYATMACI BİR ZİHNİYETİN ÜRÜNÜ”

    ÇEDES projesi toplumun her kesimini ilgilendirdiğini belirten Seher Şengüllü Yılmaz, “Bu proje sadece Alevilerin sorunu değil bu ülkede yaşayan bütün toplumların sorunu. Manevi danışmanlık adı altında tekçi, dayatmacı bir zihniyetin artık ilkokul seviyesine kadar inmesidir” dedi.

    “ÇEDES’in açılımına bakıldığında ‘değerlerime saygılıyım, çevreme duyarlıyım, kültürüme sahip çıkıyorum.’ Kelime anlamıyla güzel, özüne bakıldığında gerçeklikten uzak” diyen Yılmaz, “Kelime anlamıyla çok güzel ama özüne baktığımızda tekli bir anlayış. Hiç kimsenin inancına, hiç kimsenin dinine, diline, rengine saygısı olmayan, herkesi tek kulvarda gören bir anlayışı kabul etmemiz asla mümkün değil” diye konuştu.

    “ÇEDES PROJESİNİN ÖNÜNÜ KESMEK İÇİN MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ”

    ÇEDES projesinin iptali için üzerlerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getireceklerini vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Özellikle bu ÇEDES ayağını bitirmek adına hukuki girişimleri ve bu anlamda da bir mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Bunların önünü kapatmak adına mücadele etmek zorundayız ki beklediğimiz adaleti bulabilelim. Bu konuda sesimizi çok yüksek sesle haykırmak zorundayız. Sokak mücadelesi dediğimiz de bu oluyor. Gerekirse daha fazla mitingler yapacağız, gerekirse daha fazla direnç göstereceğiz ve bu bize dayatılan ÇEDES projesi gibi projelerin önüne geçeceğiz.”

    “YAŞAMIŞ OLDUĞUMUZ ADALETSİZLİĞİ KARŞI TÜM DÜNYAYA DUYURACAĞIZ”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, “Bunun 5 ile, 10 ile çıkmasını engellemek için mücadeleyi daha yüksek sesle, toplumun her kesimiyle birlikte yapmamız lazım. Yaşamış olduğumuz adaletsizliği yüksek sesle haykırarak, tüm dünyaya duyurarak, kamuyu oluşturarak, bir şekilde elde etmeye çalışacağız” ifadelerini kullandı.

     Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO

     

  • ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO

    ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin okullara imam atamasına tepki gösteren Araştırmacı Yazar Ali Aksüt, “ÇEDES projesi laikliğe, bugünün uygarlığına, 21 yüzyıl insanlığına yakışmayan, düşünce sistemine uymayan insana göre bir proje değildir” dedi. 

    Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı il/ilçe spor müdürlükleri/gençlik merkezleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi adı altında okullara imam atanıyor.

    Okullara imam atanmasının ardından, anaokullarına da mescit açılmasını zorunlu kılan AKP hükümetine tepkiler yükseliyor.

    Araştırmacı-Yazar Ali Aksüt, hükümetin din odaklı politikalarını eleştirdi.

    “ÇEDES PROJESİ SADECE ALDATMACA, ”

    Algı olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan hiçbir farkının olmadığını ve cemaatlerin katkısıyla ÇEDES denilen bir projenin hayata geçirilmeye çalışıldığını belirten Aksüt, “Çevreme duyarlıyım, değerlerime saygılıyım (ÇEDES) çevremizin neresine duyarlıyız? Anadolu’da bir uçağa binip bir havaalanından diğer bir havaalanına giderken tepesi delinmemiş bir dağ, yağma edilmemiş bir orman görebiliyor musunuz? Kirlenmemiş bir ırmak görebiliyor musunuz? Erzincan’dan Kaz Dağlarına kadar olan bölgede siyanür depolarının toplumun içme sularına karıştığını, Kızılırmak’ın kızıl kan gibi aktığını görmüyor musunuz? Bu çevreye duyarlılık mıdır? Çevreyi bile bile belli insanlara yok ettirmek midir? Bu bir ayıbı sloganlaştırıp da bir güzellik gibi sunmaktır” diye konuştu.

    “ÇEDES SAHNEYE ÇIKMIŞ CANBAZIN SÖZLERİ GİBİ KANDIRMACA

    Okullara imam atanması projesinin ‘değerler’ adı altında bir kandırmaca olduğunu söyleyen Aksüt, “İnsani değerlerin hangisine saygılıyız ki biz değerlerimize saygılı olalım. Önce insanın kendisi bir değer. Kendisi bir değer olan insana saygı duymadan değerlerime saygılıyım sloganıyla ortaya çıkıyorsanız. Bu gerçekten toplumsal, paylaşımcı, kucaklayıcı bir slogan değil. Bir sahneye çıkmış cambazın sözleri gibi kandırmacadır ve doğru değildir” ifadelerini kullandı.

    Aksüt, “Dünya’da 57 tane İslam ülkesi var. 57 tane benzetmek istedikleri İslam ülkelerindeki insanlar nereye kaçıp gidiyorlar? Kendi rönesansını yapmış başka ülkelere ”dedi.

    “HİÇBİR ALEVİ ÇEDES PROJESİNİN YANINDA YER ALAMAZ”

    Aksüt, Alevilerin bu projede yer almayacağını sözlerine ekleyerek şöyle devam etti:

    “Aleviliği Kalender Çelebi’nin etrafındakiler Nurhak’ta nasıl sattılar ise, Hallacı Mansur’un, Nesimi’nin etrafındakiler nasıl sattılar ise bugün satanlardan biri olarak da kime hizmet ederler? Ya kendi egolarına ya da kendilerini yönlendirenlere. Hiçbir Alevi dedesi, hiçbir Bektaşi babası, hiçbir inanç önderi ÇEDES adı verilen projenin yanında yer almaz. Bu projenin yanında yer alan Alevi gibi görünen kesimler Alevi ahlakına Alevi yaklaşımına ters düşmektedir. Dünyayı zindana çeviren siyasal İslam’ın bütün projeleri Alevilere öğretilerek Aleviler bir yere taşınamaz.”

    TARİHİN EN AYIP EN YANLIŞ İŞİNİ YAPIYORLAR”

    Siyasal İslam anlayışının inançları bir araç olarak kullandığı eleştirisinde bulunan Aksüt, “Bu inancı alıp siyasal İslam’ın elinde bir oyuncak, bir malzeme haline getirmek isteyenler, tarihin en ayıp işini yapıyorlar. Bunların bu ayıptan dönmeleri, özlerine dönmeleri kendilerine iyilik, torunlarına da temiz bir miras bırakmak olacaktır. ÇEDES projesi çağdaş bir proje değildir” dedi.

    “BEN KİMSENİN İNANCINA KARIŞMIYORSAM, BAŞKASI DA BENİM İNANCIMA KARIŞAMAZ”

    Alevi inancı ve diğer farklı inançlara diretilen zorunlu din derslerini hatırlatan Aksüt, “Ben bu kötülüklerin karşısına çıkıyorum, ben inancımı savunuyorum. Ben başka bir inanca müdahale etmiyorum kimse de bana müdahale etmesin. Bu ülke laikse ben kendi inancımı yaşamak istiyorum. Okullarımızda geçmişten beri zorunlu din dersi var. Bir çocuk 6 yaşına kadar belli bir kişilik buluyor. Bir aile çağdaş, laik çağa yaraşır bir şekilde yetiştirilirse, o aile hem yurtsever, hem paylaşımcı, hem kucaklayıcı hem de başka inançlara saygılı ve ahlaklı olur. O ailenin yetiştirdiği çocuk da aynı olur, farklı bir inanç mensubuna din dersi veremezler” diye konuştu.

    “ÇEDES 21. YÜZYIL İNSANLIĞINA YAKIŞMAYAN BİR PROJEDİR”

    Yazar Ali Aksüt, ÇEDES projesinin laiklik kavramıyla örtüşmediğini belirterek, “Okullarda din ve ahlak bilgisi dersi ister Alevi olmayan din adamları tarafından verilsin ister Alevi inancı içinden gelmiş Alevi görünümlü, Alevi kılıklı olanlar versin bu bir ayıptır. Her halükarda ÇEDES projesi laikliğe yakışmayan, bugünün uygarlığına yakışmayan, 21. yüzyıl insanlarına yakışmayan, düşünce sistemine uymayan bir projedir. İnsana göre bir proje değildir” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 

     

     

  • ‘Okullara imam atanması bir kuşatmadır, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirir’ -VİDEO

    ‘Okullara imam atanması bir kuşatmadır, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirir’ -VİDEO

    PİRHA-AKP hükümetinin ÇEDES projesi adı altında okullara imam atamasına tepki gösteren Eğitimci Sevgi Kişin Sazan, “Bu proje en hafif deyimiyle bir kuşatmadır. Tek bir din, tek bir mezhep ve toplumda derinleşen kutuplaşmayı daha da derinleştirmek ve milliyetçilik üzerinden kendini var eden bu sistemin kendini daha da hissettirmesidir” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ önceleyerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    Eğitimci Sevgi Kişin Sazan, okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “4+4+4 PROJESİ İLE ÇEDES’İN TEMELLERİ ATILDI”

    Eğitimde var olan sıkıntıların, temel eğitimin kaldırılıp 4+4+4 projesinin getirilmesi ile temellerinin atıldığını  vurgulayan Kişin Sazan, “Ülkemizde yaşanan ve eğitimde sürekli gerici bir politikanın, gerici bir asimilasyon politikasının eğitimi çepeçevre alması ve özellikle biz farklı kimlikler ve kültürlere sahip olan Alevileri, ciddi anlamda endişelendirmiştir. Elbette ki bu sadece Alevileri endişelendiren bir durum değildir. Laik, bilimsel ve ana dilde eğitime taraf olan her insanı ciddi anlamda kaygılandırmıştır” dedi.

    24 yıl sınıf öğretmenliği yaptığını belirten Kişin Sazan, şöyle devam etti:

    “Daha sonra 2015’te KHK’yla ihraç edilen bir öğretmendim ama çocuklarla ilgili gözlemlerimi de burada paylaşmak istiyorum. Daha önce bu din dersini ilkokul öğretmenleri veriyordu. Fakat ‘4+4+4’ projesiyle temel eğitim ortadan kaldırılınca burada da ciddi bir problem ortaya çıktı. Aslında o zaman ciddi bir reaksiyon göstermek gerekirdi. 4+4+4‘’ şu demektir. Birincisi kapitalist düzende ciddi anlamda yoksulları, emekçilerin çocuklarını mesleki okullara yönlendirip onları kalifiyeli işçi edinme projesiydi. İkincisi, zaten anketlerde gösteriyor ki kız çocuklarının bu ‘4+4+4  projesinden sonra okulu bırakma oranı gittikçe fazlalaştı. Çocuk gelinlerin sayısı arttı. Zaten hedef de buydu. Açıkçası bir taraftan eğitimde kadını da vurmaktı. Başarılı oldular.
    Daha sonra bunu daha da derinleştirmek amaçlı işte bizim bugün ÇEDES dediğimiz programdır. Bu programın en önemli tarafı sınırsız olmasıdır. Evet şu anda İzmir ve Eskişehir’de pilot bölgeler uygulanmaya başlanmıştır. Tabii İzmir ve Eskişehir gibi, laik, seküler illerde başlanması da benim aklıma açıkçası şunu getirir. Yani zordan başlarsa, eğer orada tutulursa, diğer illerde de uygulamaya geçer. Muhtemelen böyle bir düşüncedir.”

    “BU PROJE BİR KUŞATMADIR”

    Okullarda manevi danışmanlık için rehberlik öğretmenlerinin olduğunu belirten Kişin Sazan, “Rehberlik danışmanları var. Yani manevi bir danışmana ihtiyaç varsa onlar bu işin eğitimini almış öğretmenlerdir. Dinle ilgili de zaten din bilgisi ve ahlak öğretmenleri var. O ihtiyacı da bunlar karşılıyorlar zaten. Yani bu proje bambaşka bir amaçtır. Yani en hafif deyimiyle bir kuşatmadır. Bunun başka bir anlamı yoktur. Tek bir din, tek bir mezhep ve toplumda derinleşen kutuplaşmayı daha da derinleştirmek ve milliyetçilik üzerinden kendini var eden bu sistemin kendini daha da hissettirmesidir” dedi.

    “İmamların pedagojik formasyonu, eğitimleri yoktur” diyen Sevgi Kişin Sazan, “Asıl sıkıntı şudur ki bunların danışmanlık yaptıkları yani imamlık yaptıkları vakıflarda, tarikatlarda çocukların ciddi anlamda şiddetle, istismarla karşı karşıya kaldıklarını biliyoruz. Bu bizim, Türkiye’deki gerçekliğimizdir. Ensar Vakfı bunun bir örneğidir. Adana’da bir ihmal sonucu yanarak ölen Kur’an kursu çocuklarından tutun, bir bakanın çıkıp bir defadan bir şey olmaz demesine kadar, bütün bunlar bu kişiler tarafından yapıldı ve bu çocuklar karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUK İLE AİLE ARASINDA ÇATIŞMA YARATACAKTIR”

    4 ve 6 yaş arasındaki çocukların kişisel gelişimleri konusunda ÇEDES projesinin yaratacağı olumsuzlukları anlatan Kişin Sazan, projenin çocuk ile ailesi arasında bir çatışma ortamı yaratacağını belirtti. Kişin şunları söyledi :

    “Şimdi şöyle düşünün. 4 ve 6 yaşındaki bir çocuğa bir imam gelecek. Ne yapacak? Anlatacak. Diyelim ki dini anlatıyor, İslamiyet’i anlatıyor. Diyecektir ki sabah namazında annelerimiz, babamız kalkar, abdest alır, namaz kılar, dua okur, Kur’an okur. Ramazan’da oruç tutar. Bunlar bizim değerlerimiz. Bunları yapmaları gerekir. Şimdi Alevi çocuklarını bir düşünün. Alevi çocuğu şunu düşünecektir. Benim annem babam sabah erkenden kalkıp namaz kılmıyor, abdest almıyor, oruç tutmuyor. Peki o zaman ne yapacak çocuk? Kendi içerisinde, kendi ailesini sorgulamaya başlayacaktır ve kendi ailesinden utanacaktır, yerine göre öfke duyacaktır. Çünkü sürekli bunun doğru olduğu verilecektir. Çünkü çocuğun kafasında şu olacaktır. Doğru olan bu. Senin ailen yanlış yapıyor yargısı çocukta hakim olacaktır. Çocuk en masumane soruyu soracaktır ‘peki bunu yapmayanlar ne olacak?’ Cehennemde cayır cayır yanacaklar. O yaştaki bir çocuğun kafasında anne baba bunu yapmıyor ve bu anne baba cehennemde cayır cayır yanacaktır. Bunun çocuk üzerinde yarattığı baskının ve çocuğun kişisel gelişimi önünde ne kadar büyük bir engel olduğunu düşünün.

    Bu manevi danışman dediğimiz önce cezaevlerinde başlamıştı. Cezaevlerinde, huzurevlerinde, sanırım bir arada hastanelerde… Bu toplumun dikkatini çok çekmemişti ama şu anda toplumun dikkatini şöyle çekmek durumundadır, küçük çocuklara, 4 ve 6 yaşındaki çocuklara ne verirseniz, onun zihninde kalır.”

    “ÜLKEMİZDE ANA DİL MESELESİ ASİMİLASYONA CİDDİ BİR ÖRNEKTİR”

    Bu asimilasyon politikasının uygulandığı ve başarılı olduğu bir başka alanın da ana dil meselesi olduğunun altını çizen Sevgi Kişin Sazan, “Peki biz çocuklarımızı bundan nasıl kurtarabiliriz? Vermemek durumu da söz konusu değil. Çocuk ana sınıfına gidecektir. Ve bunlar gelecektir. Bunlar geldiğinde siz kişisel olarak karşı çıksanız bile bu sefer de dışlanmayla karşı karşıya kalırsınız. Mesela ben torunum için din dersini almak istemediğimde ortada boş bir saat ders var, çocuk nereye gidecek, nerede oturacak, hangi öğretmen başında olacak. Sizi zorluyorlar ve çocuklarınız bu gerici, tekçi, tek mezhep, tek din eğitimini almak zorunda kalıyor. Ciddi bir baskıdır bu. Şimdi tabii bunlar sadece tesadüfi şeyler değildir. Bu asimilasyonun en geri ayağıdır. Maalesef karşı taraf yani biz toplum olarak, bunu çok da büyük bir tehlike olarak görmüyoruz açıkçası. Mesela bizim ülkemizde ana dil bu konuda ciddi bir örnektir. Yani hiç Türkçe bilmeyenlerin çocukları hiç Kürtçe bilmeyecek duruma geldi. Bu neyle oldu? İşte bu asimilasyonla oldu. Bu da böyle olacaktır” ifadelerini kullandı.

    Buse Nehir DEMİR/ ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız

    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’

    >‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’

    >‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’

    >‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’

    >‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’

    >‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’

    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

    >‘İmam okullarıyla, tarikatlarla başaramadıklarını devlet okulları üzerinde deniyorlar’

  • Veli-Der Ankara Şube Başkanı: Okullara imam atanmasına karşı itiraz dilekçeleri verilecek-VİDEO

    Veli-Der Ankara Şube Başkanı: Okullara imam atanmasına karşı itiraz dilekçeleri verilecek-VİDEO

    PİRHA-Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, okullara imam atanması (ÇEDES) protokolüne karşı hazırladıkları itiraz dilekçesine dair konuştu. Deveci, “Bu proje ile okullar bütün tehlikelere açık bir hale geliyor. Veliler bu duruma izin vermesinler. ‘Biz çocuğumuzun bilgimiz haricinde hiçbir yere götürülmesine müsaade etmiyoruz’ şeklinde bir dilekçemiz var. O dilekçeyi doldursunlar ve okul idaresine versinler” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    ÇEDES Projesinin iptal edilmesi için itiraz dilekçeleri hazırlayan Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    “PROJENİN ARKASINDA DİNİ VAKIF VE CEMAATLERİN OLDUĞU AÇIK”

    İhtiyaç olmayan bir proje için devasa bütçeler ayrıldığını belirten Deveci, projenin arkasında dinci vakıf ve cemaatlerin olduğuna işaret etti. Deveci “Çocukların ihtiyacı olan bir öğün yemek, temiz ve erişilebilir suyu talep ediyoruz. Bunun için belediyelerle görüştük, yetkililerle görüştük ama bir yanıt alamadık. ÇEDES projesine ayrılan bütçe çocukların sağlıklı gelişimi için, sağlıklı eğitim ortamına kavuşması için harcanabilir. Okullarda temizlik elamanı yok, boş geçen dersler var, atanamayan öğretmenler atanabilir, çocukların spor yapacakları alanlar yok. Şu an da 3 buçuk milyon çocuk okula devam etmiyor, onların peşine düşülebilir. Dolayısıyla ihtiyaç olmayan bir projeye devasa bütçeler ayrılıyor. Bu işin ehli olmayan insanlar okullara geliyor. ÇEDES projesinin arkasında dini vakıf ve cemaatlerin olduğu açık, biz Veli-Der olarak buna karşı çıkıyoruz. Dilekçeler hazırladık, davalar açıldı” diye konuştu.

    “ÇEDES PROJESİ ANCAK VELİLER DİRENÇ GÖSTERİRSE GERİ ÇEKİLİR”

    Deveci, velilerin projeye karşı direnç göstermesinin projenin iptali için çok önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “Veliler çocuklarını takip etsinler, nereye götürülüyor bu çocuklar. Zaten okullarda uygulanan bir sistem var, herhangi bir etkinlik yaptığınızda veya çocuğu herhangi bir yere götürdüğünüzde veli izni gerekiyor. ÇEDES projesi kapsamında yapılacak tüm etkinlikler için de veli izni gerekiyor. Velilerimize çağrımız, çocuklarını bir yere götürmek istediklerinde izin vermesinler.
    Bir dilekçe hazırladık biz, o dilekçeyi doldursunlar ve okul idaresine versinler. ‘Biz çocuğumuzun bilgimiz haricinde hiçbir yere götürülmesine müsaade etmiyoruz’ şeklinde bir dilekçemiz var. Matbu dilekçe, sadece doldurup, imzalayacaklar ve okul müdürlüklerine verecekler bu dilekçeleri. ÇEDES projesi ancak veliler ile bir araya gelirsek, veliler buna direnç gösterirse, veliler çocuklarının imamlarla, vaizlerle karşılaşmaması için mücadele ederse geri çekilir.”

    “BU PROJE İLE OKULLAR TEHLİKELERE AÇIK BİR HALDE”

    Hülya Daran Deveci, okullarda zaten hali hazırda öğrencilerin manevi destek alabilecekleri rehberlik servislerinin olduğuna dikkat çekerek, “Öğretmenler, pedagojik formasyonu olan uzman insanlar okullarda çocuklarla ilgileniyorlar. Rehberlik servisleri var, eğer herhangi bir manevi durum söz konusuysa paylaşılması gereken zaten hali hazırda bütün okullarda rehberlik öğretmenlerimiz var. Rehberlik öğretmenleri çocuklarla ilgileniyorlar, raporlar hazırlıyorlar, dilekçeler hazırlıyorlar ya da uzman desteği gerekiyorsa oraya yönlendiriyorlar. Şu an da bu proje ile okullar bütün tehlikelere ve bütün mekanlara açık bir hale geliyor, bu fevkalade tehlikeli bir durum. Veliler izin vermesinler, biz de Veli-Der olarak bu projenin geri çekilmesi için eylem ve etkinliklerimizi sürdürüyoruz” diye ekledi.

    “DİLEKÇEYE ULAŞMAK İSTEYENLER VELİ-DER İLE İLTEİŞİME GEÇMELİ”

    Dilekçelere ulaşmak isteyenlerin Veli-Der ile iletişime geçebileceğini dile getiren Deveci, aynı zamanda dilekçeye Veli-Der’ in sosyal medya hesaplarından, Eğitim Sendikası ve diğer demokratik kitle örgütlerinin sayfalarından ulaşabileceklerini belirtti.

    Eren GÜVEN – Buse Nehir DEMİR

  • Didim Cemevinden zorunlu din dersine tepki ve 16 Eylül mitingine katılım çağrısı

    Didim Cemevinden zorunlu din dersine tepki ve 16 Eylül mitingine katılım çağrısı

    PİRHA- Didim Cemevi, ÇEDES projesinin iptalini talep ederek, projenin iptali için 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak olan mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Cemevi bahçesinde gerçekleşen basın açıklamasına Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay, Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan, yönetim kurulu üyeleri, dernek üyeleri ve çok sayıda kitle örgütü temsilcisi katıldı.

    Basın açıklaması Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan tarafından gerçekleştirildi. İlhan açıklamada eğitim sisteminin ve yaşamın tümüyle dinselleştirilmesine, adaletsizliğe, asimilasyona ve ayrımcılığa karşı çıktıları belirterek, laik ve bilimsel eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlığı savunduklarını ve talep ettikleri ifade etti.

    “ALEVİLERİN SİNİR UÇLARINA BASINÇ UYGULUYORLAR”

    İlhan, yeni eğitim yılının büyük bir adaletsizlik ve derin bir ekonomik krizin gölgesinde başladığını ifade ederek, “Yeni dönemde okullar, yaşanan sosyal, siyasal ve ekonomik krizin yanı sıra, eğitim sistemini tümü ile dinselleştiren, aklın ve bilimin ışığından uzaklaştıran, eğitim kurumlarını tarikat ve cemaatlerin talepleri doğrultusunda adeta birer dini kurum haline getiren uygulamalar ile başlamaktadır. Bu uygulamalar ile AKP hükümeti, başta Aleviler olmak üzere halkın büyük bir bölümünün sinir uçlarına basınç uygulayarak anayasaya aykırı ve laiklik karşıtı bir politikaya hız kazandırmıştır” dedi.

    “ZORUN DİN DERSİ ZULMÜ ARTARAK DEVAM EDİYOR”

    12 Eylül faşizminin eseri olan darbe anayasasıyla başlayan zorunlu din dersleri zulmünün, AKP iktidarınca artarak devam ettiğini söyleyen İlhan, “Öyle ki okullar; bırakalım “zorunlu din dersi” uygulamasını artık “Zorunlu Din Eğitimi Merkezlerine” dönüştürülmüştür. Zorunlu din dersleri yetmemiş gibi, müfredat tümüyle dinselleştirilmiştir. Okullar imam hatip okullarına dönüştürülmüş ve birer medrese gibi faaliyet yürütmektedir. Bu eğitim öğretim yılı başında ise Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu kararınca haftalık ders saati çizelgesine müdahale edilerek, seçmeli din dersleri de zorunlu hale getirilmiştir. ÇEDES ve benzeri projelerle ve protokollerle okullar ve eğitim kurumları Diyanet İşleri Başkanlığı ile cemaat ve tarikatların kontrol ettiği kurumlar haline getirilmiştir” diye konuştu.

    16 EYLÜL MİTİNGİNE ÇAĞRI

    İlhan son olarak 16 Eylül’de İzmir’de gerçekleşecek mitinge katılım çağrısında bulunarak şunları söyledi:

    Eğitim, kamusal bir haktır. Herkese eşit, ulaşılabilir, fırsat eşitliğine dayalı, aklın ve bilimin kontrolünde, çağdaş, parasız, bilimsel olmalıdır. Müfredatı, ayrımcı, cinsiyetçi, ırkçı ve gerici olmamalı ve hızla ayıklanmalıdır.

    Ülkemiz birçok inanç, dil ve kültür mozaiğine sahiptir. Bu gerçeklikten hareketle diyoruz ki; Eğitim sistemi her şeyden önce bilimsel ve laik olmalıdır. Eğitimde laiklik, Alevilerin vazgeçemeyeceği bir ilkesel duruştur. Çünkü ancak laik bir eğitim ve yaşam biçimiyle, inançlar, düşünceler, kültürler özgürce kendini ifade edebilir. Laiklik ilkesiyle inançlar kendi kurallarını, geleneklerini sürdürebilme olanağına sahip olabilirler.”

    PİRHA/AYDIN

  • Alevi Kurumları ve Eğitim Sen İstanbul’dan seslendi: Çedes projesi iptal edilsin-VİDEO

    Alevi Kurumları ve Eğitim Sen İstanbul’dan seslendi: Çedes projesi iptal edilsin-VİDEO

    PİRHA – Alevi kurumları, Eğitim Sen ve Öğrenci Veli Derneği(Veli-Der)”Zorunlu din derslerine hayır! ÇEDES projesi iptal edilsin” şiarıyla İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamada, “”Laiklikten ,karma bilimsel eğitimden, kadın özgürlüğünden vazgeçmeyeceğimizi, eğitimi eğitimciler dışında kimseye bırakmayacağımızı, emeğin hakkını aldığı özgür yarınlar için mücadeleyi yükselteceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz” dediler.

    Yeni dönemde okullara imamların atanması ve zorunlu din derslerini protesto etmek amacıyla Eğitim Sen, Öğrenci Veli Derneği(Veli-Der), Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu(ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD), Alevi Kültür Derneği(AKD) ve Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) ve onlarca yurttaş İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önü olan Sultanahmet Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamada “Zorunlu din dersine hayır, laik bilimsel eğitim istiyoruz, parasız eğitim, ücretsiz beslenme istiyoruz, laik, bilimsel, anadilde eğitim, diyanet elini eğitimden çek” sloganları atıldı.

    Açıklamaları Eğitim Sen adına 7 No’lu şubeden Yakup Kaya, Alevi kurumları adına da PSAKD Genel Başkan yardımcısı İbrahim Karakaya okudu.

    “LAİKLİK YAŞAMSALDIR, KAZANACAĞIZ, ÇEDES İPTAL EDİLSİN!”

    Eğitim Sen adına açıklamayı okuyan Kaya, şunlara dikkat çekti:
    “Laiklikten ,karma bilimsel eğitimden, kadın özgürlüğünden vazgeçmeyeceğimizi, eğitimi eğitimciler dışında kimseye bırakmayacağımızı, emeğin hakkını aldığı özgür yarınlar için mücadeleyi yükselteceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Laiklik yaşamsaldır, kazanacağız, ÇEDES iptal edilsin!”
    Kaya, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak olan mitinge de çağrı yaparak “Bu miting bir son tepki olmayacak. Taleplerimiz kabul edilene dek mücadele etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

    “İNATLA TALEPLERİMİZİ VE HAKLARIMIZI SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Alevi kurumları adına konuşan Karakaya, siyasal iktidarlar ve yönetenlerin Alevi örgütlerinin seslerini duymama yönünde bir direnç gösterdiklerini belirterek şunları söyledi:
    “Alevi örgütleri olarak 35 yılı aşkın bir süredir, her eğitim ve öğretim yılının başlangıcında bıkmadan, usanmadan Anayasal Halklarımızı, uluslararası sözleşmelerden doğan haklarımızı ve taleplerimizi dile getirdik, getirmeye de devam ediyoruz. Biz inatla taleplerimizi ve haklarımızı söylemeye devam edeceğiz. Eğitim sisteminin ve yaşamın tümüyle dinselleştirilmesine, adaletsizliğe, asimilasyona ve ayrımcılığa karşı; Laik, bilimsel, anadilde eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlığı savunuyor ve talep ediyoruz!”

    “HALKIMIZI DUYARLI OLMAYA VE MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Eğitimin, kamusal bir hak olduğunu dile getiren Karakaya, “Herkese eşit, ulaşılabilir, fırsat eşitliğine dayalı, aklın ve bilimin kontrolünde, çağdaş, parasız, bilimsel, laik ve anadilde olmalıdır. Müfredatı, ayrımcı, cinsiyetçi, ırkçı ve gerici olmamalıdır” dedi. Karakaya, konuşmasını şöyle sonlandırdı:
    “Bu gerçeklik ile halkımızı asimilasyon politikalarına, eğitimdeki zorunlu din dersi zulmüne, eğitimdeki gerici ve çağ dışı uygulamalara karşı Laik-Bilimsel-Demokratik Eğitim için halkımızı duyarlı olmaya ve mücadeleye çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD İzmir Şubesi 4. Olağan Kongresini gerçekleştirdi-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi 4. Olağan Kongresini gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi 4. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Kongrede, devletin ideolojik saldırıları ve asimilasyon politikalarına karşı Alevi hakikatinin savunularak, örgütlülüğün güçlendirilmesinin ortak görev olduğu mesajı verildi.

    Çiğli Belediyesi Konferans Salonunda gerçekleşen kongrede ‘Nehak Düzene Karşı Yolumuzun Hakikatiyle Örgütlenelim! Tecriti Kırıp; Demokratik Cumhuriyeti İnşa Edelim’ , ‘Kadın Hakikati Kendisidir, İnancımızla Örgütleneceğiz, Direncimizle Özgürleşeceğiz’ pankartlarının yanı sıra Seyit Rıza, Alişer Koçgiri, Zarife Ana, Nuri Dersimi gibi Dersim önderlerinin fotoğraflarının afişler salona asıldı.

    Kongreye Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Menemen Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Öğrenci Veli Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği, 78’liler Derneği, İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi , Alevi kurum ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Sinevizyon gösteriminin ardından divan seçimiyle başlayan kongrede Kureyşan Ocağından İsmail Alkan ve Baba Mansur Ocağından Elif Hurustan’ın Kırmancki ve Türkçe verdiği gülbengler sonrasında çerağlar uyandırıldı. Kongrede hakikat yolunda mücadele edenler ve Hakk’a yürüyenler için1 dakikalık saygı duruşuyla dara duruldu.

    “DİL İNANCIMIZIN TEMEL BİLEŞİNİDİR”

    Kongrede ilk söz alan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Hurustan, dilin inançla olan ilişkisine vurguda bulunarak, “Alevi örgütlülüğünün sorunlara dair yetmezliği olduğu açık. İnancımızın diline sahip çıkmalıyız. Dili inancımızın en temel bileşenidir. Dili kaybedersek itikati de kaybederiz” dedi.

    Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Alevilere, Kürtlere, farklı inançlara yönelik inkar ve asimilasyon politikasının devam ettiğini söyleye DAD İzmir Şube Eş başkanı Zeynel Bozkurt, “Dilimize, kültürümüze sahip çıkalım. Dilimiz itikatimizin, inancımızın dilidir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürtlere, Alevilere ve diğer toplumlara yönelik çokça saldırı gerçekleştirdi. 12 Eylül darbesi ile Alevilerin köylerinde zorla camiler yapılarak, çocuklar cemaatlere verilmek istendi. Güncel olarak ÇEDES projesi ile okullara imam atanmak istiyor. Buna karşı çıkalım. Asimilasyona karşı durmak için buna karşı çıkalım ve 16 Eylül’deki mitinde güçlü ses çıkaralım” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET KENDİ ALEVİSİNİ YARATMAK İSTİYOR”

    ‘Devler kendi Alevisini yaratmak istiyor’ diyen Kureyşan Ocağından İsmail Alkan ise, “Çoğu cemevleri farkınfa değil. Devlet kendi Alevisi ve cemevlerini yaratmak istiyor. Bilinçli yönetici ve talipler, yol edep erkan içerisinde hizmet etmesini bekliyoruz. Alevilikte kimse kimseden üstün değildir. Bir okul olarak düşünürsek herkesin alanı, sınırı bellidir. Hepimize büyük görevler düşüyor” diye konuştu.

    “ALEVİLER TESLİM ALINMAK İSTENİYOR”

    DAD Genel Merkez Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, iktidar ve çevresindeki bloğun toplumsal kesimlere yönelik genişlettiği saldırılara karşı örgütlülüğün hayati bir ihtiyaç olduğuna işaret ederek, “İnancımızda yolun sahibi kadındır. İnancımız inkar edilerek dönüştürülmek istenen bir yerde duruyor. Bizim hakikatimiz, örgütlenme biçimimiz ocak sistemidir. Saldırılara tek cevabımız örgütlülük olmalıdır. AKP-MHP iktidarı yanına HÜDAPAR gibi partileri yanına alarak topluma yönelik bir saldırılarını genişletti. Mevcut tehlikeye karşı bir barikat oluşturmamızın bir hayati ihtiyaç olduğu ortadadır. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevileri teslim alma projesidir. Yezid hizmeti yürütmüş bir ‘Alevi Diyaneti’ bunlardan farklı olmayacaktır. Bizleri yok etmek için bu kadar faaliyetin olduğu dönemde bizde nefessiz bir koşu ile örgütlenerek mücadele etmeliyiz. Demokratik Cumhuriyeti kurmanın mücadelesiyle bir olalım, diri olalım ki bu Yezit zihniyet gitsin” şeklinde konuştu.

    YENİ YÖNETİM SEÇİLDİ

    Faaliyet, denetleme ve mali raporun oylamaya sunulması sonrasında tek liste ile seçime gidilen kongrede eş başkanlığa Nebat Çelik ve Fırat Dikmen seçildi.

    PİRHA/İZMİR

  • Antalya’da okullara imam projesine tepki: Laik eğitim anlayışına temelden aykırı-VİDEO

    Antalya’da okullara imam projesine tepki: Laik eğitim anlayışına temelden aykırı-VİDEO

    PİRHA- İktidarın, siyasi-ideolojik biçimlendirme girişimlerinin bir parçası olarak tanımladıkları ÇEDES uygulamasının bir an önce kaldırılmasını isteyen Antalya’daki kurumlar; eğitim emekçileri başta olmak üzere, öğrencileri, velileri ve demokratik kamuoyunu birlikte tutum alarak mücadeleye etmeye çağırdı. 

    Okullara ‘Değerler Eğitimi’ adı altında imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesine tepkiler sürüyor.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Alevi örgütleri ve dernekler, okullara imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören ÇEDES projesinin iptal edilmesi için 16 Eylül’de İzmir’de “Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık” mitingi yapacak.

    Eğitim-Sen Antalya Şubesi 0kullara imam atanması olan ÇEDES projesine karşı basın açıklaması yaptı. Basın toplantısına Eğitim Sen, Alevi bileşenleri, Veli Der, Halkevleri  ve birçok kurumun temsilcisinin yanı sıra Eğitim Sen Genel Sekreteri İkram Atabay ve Genel Örgütlenme Sekreteri Ramazan Gürbüz de katıldı.

    ÇEDES Projesi ile ilgili basın toplantısı düzenleyen Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Nurettin Sönmez, “ÇEDES Projesi iptal edilsin. Laik eğitim ve laik yaşamı savunuyoruz” dedi.

     “YAŞAMIN HER ALANINA MÜDAHALE”

    İktidar eliyle eğitimin ve toplumsal yaşamın dini kurallara göre biçimlendirilmesine yönelik uygulamaların eğitimin bütün kademelerinde ve toplumsal yaşamın her alanında sirayet ettiğini söyleyen Sönmez, “Dini ve manevi değerleri merkeze alan ÇEDES Projesi, laik-bilimsel eğitim anlayışına ve pedagoji bilimine aykırı bir içerikte hazırlanmış ve uygulanmaya başladı. Proje ‘Öğrencilere milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerimizin benimsetilmesi amacıyla tüm lise, ortaokul, ilkokul ve anaokulları ile il merkezi ve ilçelerde bulunan tüm cami ve Kur’an kurslarını kapsıyor” diye belirtti.

    ‘TEK DİN, TEK MEZHEP’ YAKLAŞIMI

    Sönmez, iktidarın din ve inanç alanı gibi son derece hassas bir konuda “tek din, tek mezhep” yaklaşımıyla hareket ettiğine vurguda bulunarak şöyle devam etti:

    “Laiklik ilkesi ve laik eğitim, toplumdaki farklı inanç, farklı mezhep, farklı kimlik, farklı cinsiyet ve cinsel kimlikler, hem inananlar hem de inanmayanların bir arada barış içinde yaşayabilmeleri için son derece önemlidir. Hiçbir toplum birbirinin aynı ve tamamen aynı düşünen, aynı inancı paylaşan, aynı ‘manevi değerleri’ benimsemiş insanlardan oluşmaz. Laiklik anlayışı gereği farklı, inanç, düşünce ve değerler karşısında tarafsız olması gereken bir devletin, sadece bir dinin ve mezhebin öğretilerini, sadece belli bir inancın benimsediği manevi değerleri tüm okullarda ‘tek doğru’ olarak öğretmeye çalışması farklı inançtan öğrencilere yönelik açık bir dayatmadır. Değişik din, mezhep, inanç ve dünya görüşünden insanların gerçek anlamda “eşit yurttaş” olarak kabul edilmesi, devletin bütün inançlara eşit mesafede ve tarafsız yaklaşmasına, günlük yaşamın her alanında okulda, üniversitede, işyerinde, sokakta, farklı kimlik, inanç ve dünya görüşleri arasında ayırım yapılmamasına bağlıdır. ÇEDES projesi bu yönüyle hem laikliğe hem de laik eğitim anlayışına temelden aykırıdır.”

    MÜCADELE ÇAĞRISI

    İktidarın, siyasi-ideolojik biçimlendirme girişimlerinin bir parçası olan ÇEDES’e karşı tüm toplumsal kesimleri mücadeleye çağıran Sönmez, “Türkiye’de yıllardır bizzat iktidar eliyle hayata geçirilen ve birbirinden ayrı olması gereken eğitim alanı ile inanç alanlarının birbirine karıştırılmasına yönelik her türlü uygulamadan derhal vazgeçilmelidir. Çocuklarımızın siyasi iktidarın kendi siyasal-ideolojik hedeflerine ulaşmak için hayata geçirilen ÇEDES ve benzeri projelerin parçası haline getirilmesini istemiyoruz. Bu konuda eğitim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimizi, velilerimizi ve demokratik kamuoyunu birlikte tutum almak zorundadır. Okullarımızın dini içerikli faaliyet ve etkinliklerin değil, laik ve bilimsel eğitimin mekânları olması için bütün eğitim ve bilim emekçilerini, öğrenci ve velilerimizi birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Bugün laikliği savunmak, otoriterleşme karşısında demokrasiyi, tek tipleştirme karşısında özgürlüğü ve nihayet eşitsizlikçi politikalar karşısında eşitliği savunabilmenin en temel zemini ve aracıdır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • ‘ÇEDES, eğitimi dinselleştirme ve zorla müslümanlaştırma projesidir’-VİDEO

    ‘ÇEDES, eğitimi dinselleştirme ve zorla müslümanlaştırma projesidir’-VİDEO

    PİRHA- Hükümetin ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ve din görevlileri atamasına tepki gösteren Hamburg Hakevi Eş Başkanı Nuri Küçükaydın, bunun eğitimin dinselleştirilmesi ve zorla müslümanlaştırma projesi olduğunu söyledi. 

    Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı il/ilçe spor müdürlükleri/gençlik merkezleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi adı altında okullara imam atanmasına yönelik tepkiler yükseliyor.

    Projenin amacının “Öğrencilerimizin millî, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan, geliştiren ve kendi yaşantılarında inşa eden fertler olmalarına, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış, bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, aklıselim, kalbi selim ve zevki selim sahibi, bedensel ve sosyal bakımdan dengeli bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak” olduğu iddia ediliyor. Ancak, projenin asıl odağında dini bir eğitim sistemini merkeze aldığı çok açık.

    Anayasaya da aykırı olmasına rağmen, pedagojik eğitimi bulunmayan imam ya da Kur’an kursu öğreticileri, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere çeşitli illerde görevlendirilmeye başlandı.

    Demokratik Alevi Federasyonu’na (FEDA) bağlı Almanya’da hizmet yürüten Hamnburg Hakevi Eş Başkanı Nuri Küçükaydın, okullara imam atanmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BOYUN EĞMEMEMİZ LAZIM”

    Küçükaydın, projenin eğitimi dinselleştirme amacı taşıdığını ve diğer farklı inançları da zorla müslümanlaştırma politikası olduğunu söyledi. Küçükaydın şöyle devam etti:

    “Diğer inançları zorla müslümanlaştırma politikasıdır. Bu inanç zorla ‘sen bu değilsin’ diyerek düşmanlık üretmek müslümanlığın neresine sığar? İbrahim var olan gereksiz putları kırarak bir gerçekliği yaratmaya çalıştı. Hüseyin keza Kerbela’ya giderek bir gerçekliği yarattı ve şehit oldu. İnançlar malla, varlıkla ölçülebilir değildir. Çocukların, ailelerin rızalığının olmadığı bir eğitime tutarak müslümanlaştırmak hiç hoş bir durum değil. Herkesin kendisine göre inanç ritüelleri vardır. Zoraki birilerini kendine benzetme durumu söz konusu. Bu tür haksızlıklara karşı koymamız gerekir. Gençlerimizi, çocuklarımızı bu konuda aydınlatıp bunlara boyun eğmemelerini sağlamamız lazım.”

    PİRHA/ALMANYA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO>

  • Arslan: Geleğimizi karanlığa teslim etmeyeceğiz-VİDEO

    Arslan: Geleğimizi karanlığa teslim etmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Okullara imam atanmasının ülkeyi karanlığa götüreceğini belirten PSAKD Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, “Biz zorunlu din dersleri kaldırılsın derken birde bu karşımıza çıktı. Bırak insanlar nasıl inanıyorsa öyle yaşasınlar. Bu devletin işi değildir” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında okullara “manevi danışmanlık” hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösterirken, birçok kentte eylemler yapılıyor.

    PSAKD Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, AKP’nin okullara imam atamasına dair görüşlerini PİRHA’ya anlattı.

    DEVLETİN DİNİ OLMAZ, DEVLETİN DİNİ ADALETTİR”

    Arslan, “Devletin dini olmaz. Devletin dini adalettir. Eğer bir ülkede adalet tesis ediliyorsa sorun yoktur. Ama ne yazık ki bizim ülkede adalette kalmadı, adalet kalmayınca devlet de kalmıyor. Şu anda sistem ve ülkeyi yöneten iktidarın derdi ülkeyi cehalete götürmek. İlk başta iktidara geldiğinde ‘dindar ve kindar nesil yetiştireceğim’ demişti. Projelerini yavaş yavaş hayata geçirmeye çalışıyor” dedi.

    Bazı okullarda imamların atanması gerçekten bu kabul edilecek bir durum olmadığını belirten Arslan, Hacı Bektaşi Veli’nin “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözünü hatırlatarak, “Sen insanlara ilim öğreteceğine, insanları cehalete sürüklüyorsun. Bunun kabul edilecek bir şey tarafı yok” şeklinde konuştu.

    İNSANLAR NASIL İNANIYORLARSA ÖYLE YAŞASINLAR”

    İnancın insanların içinde hissettiği bir duygu olduğunu vurgulayan Arslan, “Din insanın içerisindeki bir duygudur nasıl inanıyorsa onu yapsın. Alevi inancına sahip Alevi’ce yaşamak istiyor insanlar, bırak yaşasın bu senin işin değil. Bu devleti yönetenlerin işi değildir. Devleti yöneten kişiler eşit yurttaşlık hakkını verir ve tüm vatandaşını kucaklar ayrım yapmaz. Onun için ÇEDES denilen bu projeye biz Aleviler olarak çok karşıyız ve bunun için de elimizden geldiği kadar da mücadele edeceğiz. İleriki zamanlarda bununla ilgili mitingler, eylemler olabilir. Buna fırsat vermeyeceğiz. Ülkeyi yönetenler tanımıyor olsa da biz mücadelemizi yapalım” diye konuştu.

    “SESİMİZİ HER YERE DUYURACAĞIZ”

    Okullara imam atanmasına ilişkin çatı örgütlerinin Eğitim- Sen’le birlikte İzmir de yapılacak olan mitinge vurgu yapan Arslan, “Çatı örgütlerimizin Eğitim-Sen’le yapmış oldukları bir toplantıda İzmir’de geniş katılımı bir miting planlamaları vardı. Bunun üzerinde çalışılıyor. Şartlar ne olursa olsun sesimizi daha gür bir şekilde her tarafa duyuracağız.

    Geleceğimizi, çocuklarımızı, gençlerimizi bu karanlık odaklara asla ve asla teslim etmeyeceğiz. Bu ÇEDES denilen projeyi kabul etmiyoruz, reddediyoruz, tanımıyoruz. Çocuklarımız onun yüzünden sınıfta kalıyorlarsa kalsınlar o dersi görmesini istemiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:
    > -Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > -‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > -‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > -‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > -‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > -‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > -‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    >‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’