Etiket: çedes protokolü

  • İzmir’de 99 okula imam atandı: Çocuk istismarıdır, kabul edilemez-VİDEO

    İzmir’de 99 okula imam atandı: Çocuk istismarıdır, kabul edilemez-VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube, İzmir’de ÇEDES protokolü kapsamında okullara 99 imam atanmasına tepki göstererek, eğitim sisteminin belli bir dinin ve belli bir mezhebin kurallarına göre biçimlendirilerek çocukların istismar edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) İzmir 4 No’lu Şube, İzmir’de 99 okula ÇEDES Protokolü kapsamında atanan imamları protesto etmek amacıyla Bornova İlçe  Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamada “Laik, bilimsel eğitim düşmanı Çedes protokolü iptal edilsin” pankartı açılırken “Parasız bilimsel laik eğitim için ÇeEDES’e hayır”, “Tarikat cemaat müfredatı istemiyoruz”, “Okullarda imam değil öğretmen istiyoruz” dövizleri taşındı. Açıklamada  sık sık “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Tarikata değil eğitime bütçe”, “Tarikatın bakanı Yusuf Tekin istifa”  sloganları atıldı.

    Açıklamaya birçok siyasi parti temsilcisi ve  sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. Basın metnini Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube sekreteri Burhan Çiçek okudu.

    “EĞİTİMİN TARİKATLARA TESLİM EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

    ÇEDES protokolü ile eğitimin dinci, ırkçı bir müfredat yapısıyla şekillendirilmeye çalışıldığını söyleyen Çiçek, “Buradan Milli Eğitim Bakanlığına sesleniyoruz. Okullardaki laik ve bilimsel eğitime aykırı ÇEDES uygulamasını iptal et. Anayasa, yasa ve yönetmeliklerle sana verilen görevini yap.  Eğitimi,  Diyanet İşleri Başkanlığını devretmeyi amaçlayan, karma eğitime, laik yaşama aykırı, ÇEDES Projesine son ver. İlçemiz okullarında ısınma, temizlik, güvenlik, kalabalık sınıflar, öğretmen atanması noktalarında birçok sorun varken; okulların kaloriferleri yanmazken, temizlik görevlisi olmadığı için çocukların sınıflarının temizlenmediği görüntüler ortada duruyorken, onca öğretmen ihtiyacı varken;  Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün bütün bu sorunları çözmek yerine ilçedeki okulların tamamına yakınına imam hatip, vaiz ve kuran öğreticisi  görevlendirerek eğitimi diyanete, tarikatlara teslim etmesi  kabul edilebilir değildir” diye konuştu.

    “ÇOCUK İSTİSMARI”

    Çiçek, öğrencilerin  iktidarın siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda okul içinde ve dışındaki bu tür uygulamalara katılmasına izin verilmesinin çocuğun üstün yararı ilkesine aykırı olduğuna işaret ederek, “Okul içinde ve dışında yapılan dini içerikli, toplu namaz etkinlikleri ve öğrencilere mezarlık temizletilmesi gibi etkinlikler çocukların zihinsel gelişimi açısından sakıncalıdır. Sınıflarda dini içerikli etkinlikler (sınıflarda Kâbe ve mezar maketleriyle yapılan etkinlikler) laik eğitime ve eğitim-öğretimin amaçlarına temelden aykırıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre doğrudan çocuk istismarı anlamına gelmektedir. Eğitim sisteminin belli bir dinin ve belli bir mezhebin kurallarına göre biçimlendirilmek istenmesi, çocuklarımızın dini etkinlikler üzerinden istismar edilmesi kabul edilemez bir durumdur” diye belirtti.

    ÇEDES PROTOKOLÜNÜN İPTAL EDİLMESİ İSTENDİ

    Laik, bilimsel, anadilde eğitimin önemine vurgu yapan Çiçek, “Eğitim Sen olarak öğrencilerimizin iktidarın siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda okul içinde ve dışında gerçekleştirilen etkinliklere katılım üzerinden istismar edilmesine sessiz ve tepkisiz kalmayacağımız, velilerimizle birlikte öğrencilerimize yönelik bu tür adımları yakından takip etmeyi sürdüreceğimiz bilinmelidir” dedi.

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Aşkın: Okullara müftü istemiyoruz, veliler dilekçeyle okullara başvurmalı-VİDEO

    Aşkın: Okullara müftü istemiyoruz, veliler dilekçeyle okullara başvurmalı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Müftülükle imzaladığı protokol gereği liselerde öğrencilere Kudüs’le ilgili seminer verilmek istendiği ortaya çıktı. Buna karşı durduklarını belirten Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, “Veliler bir dilekçeyle okul müdürlüklerine başvurdukları zaman bu çalışmanın da önüne geçmiş olabilirler. Bu şekilde sorunun Dersim özelinde büyük bir oranda çözüleceğini düşünüyoruz” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-tek mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin, velilerin, öğretmenlerin tercihlerini görmezden gelen hükümetin politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmaları devam ediyor.

    Dersim’de Milli Eğitim Müdürlüğü’nün müftülükle beraber, Kudüs’le ilgili bir çalışma yapıp, bunu liselerde öğrencilere seminer halinde sunmak istedikleri ortaya çıktı.

    Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, buna karşı durduklarını belirterek, Dersim’deki dincileştirme çalışmalarını ve buna karşı velilerin yapabileceklerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “MÜFTÜLÜĞÜN OKULLARA GİRMESİNİ İSTEMİYORUZ”

    Milli Eğitim Müdürlüğü ile il Müftülüğü arasında bir protokol yapıldığını ve buna göre müftülüğün okullarda öğrencilere ilgili alanlarda seminer verebildiğini belirten Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, “Bu protokoller tamamen zora dayalı, hiçbir şekilde rızaya dayalı olmayan öğrencinin, velinin, idarenin, öğretmenin, hiç kimsenin fikri, onayı ve izni alınmadan tepeden inen direktiflerle yapılan bir çalışmaydı. Bu yüzden biz de Eğitim-Sen olarak bunun karşısında durduk. Çünkü müftülüğün okullara girmesini istemiyoruz” dedi.

    “ÖĞRENCİLERİMİZİ CAMİLERE GÖTÜRMEK İSTİYORLAR”

    İktidarın amacının eğitimi tamamen dinselleştirmek olduğunu, bu dinselleştirmeye karşı Eğitim-Sen olarak mücadele edeceklerini ifade eden Aşkın, Dersim’deki ÇEDES faaliyetlerini şöyle anlattı:

    “Gördüğümüz en büyük faaliyetleri, her lise için bir Kudüs programı, semineri hazırlamışlardı ve bunu çok hızlı bir şekilde kimseye duyurmadan mümkün olan en kısa şekilde yapmaya çalıştılar. Tabii bunun tarafımızdan duyulması da zaman aldı. Farkına vardığımız zaman zaten okulların birkaçına uğramışlardı. Ondan sonra ancak bundan haberimiz oldu ve buna karşı bir çalışma yürütebildik. Liselerde özellikle Kudüs’le ilgili iktidarın kendi propagandasını, öğrenciye ulaşma propagandasını yaptıklarını gördük. Biz de buna karşı Eğitim-Sen olarak bir karşı duruş sergiledik. Velilerimizi, öğrencilerini bu tür çalışmalara katmamaları konusunda uyardık.

    Bize ulaşan bilgilere göre, şu an basit bir şekilde başlıyorlar. Öncelikle din öğretmenleri sayesinde öğrencileri kütüphaneye götürme planları var. Bundan sonraki amaçları da okul dışı geziler ve biz bu okul dışı gezilerin en başında öğrencilerin camilere götürülmek istendiğini zaten duyuyoruz ve biliyoruz.”

    “DERSİM’DE VELİLERİN DİLEKÇEYLE BAŞVURMALARI YETERLİDİR”

    Öğrenci velileriyle şu an henüz tam anlamıyla bir koordinasyon sağlayamadıklarını ama okul idarelerine verilmek üzere velilere yönelik bir dilekçe hazırladıklarını söyleyen Mehmet Aşkın, velilerin ÇEDES’e karşı yapabileceklerini şöyle dile getirdi:

    “’Öğrencimin bu tür çalışmalara, ÇEDES faaliyetlerine katılmasını istemiyorum’ şeklinde bir dilekçe var. Bu dilekçeyle okul müdürlüklerine başvurdukları zaman bu çalışmanın da önüne geçmiş olabilirler. Bu şekilde sorunun Dersim özelinde büyük bir oranda çözüleceğini düşünüyoruz. Bizim çalışmamız bu yönde. Çalışmayı veli üzerinden yürütmek zorundayız. Öğretmen ya da idare üzerinden bu çalışmayı yürütemiyoruz. Sonuçta resmi bir protokol var ellerinde. İktidar gücünü bu şekilde kullanarak öğretmeni, idareyi mecbur kılıyor. Ancak veli üzerinden hareket edersek bu sorunun çözülebileceğini düşünüyoruz.

    “VELİ İZİN VERMEDİĞİ SÜRECE ÖĞRENCİYİ DERS DIŞI FAALİYETLERE KATAMAZLAR”

    Normal koşullarda öğrencinin ders dışı faaliyetlere katılmasının velinin iznine bağlı olduğunun altını çizen Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, şunları kaydetti:

    “Veli bu izni vermediği sürece öğrenciyi bu tür faaliyetlere katamazlar. ÇEDES, iktidarın Milli Eğitim alanındaki dinselleşmede büyük bir adımıdır. Bunu velilerin bilmesi gerekiyor. Protokolün amacı veliyle, öğrenciyle Diyaneti bir araya getirmek, buluşturmaktır. Dersim’de bunu okul dışında yapamazlar. Yapabilmenin tek yolu Diyanet’in müftülüğün okula gitmesidir. Bu protokolle de bunun yolu açılmıştır.

    “BU PROTOKOLLE DİYANET VE ÖĞRENCİ ARASINDA ARTIK BİR ENGEL KALMADI”

    Bu vesileyle Diyanet okullara gidip istediği çalışmayı yürütebilir, seminerler verebilir, manevi danışmanlık yapabilir. Velilerimizin şunun farkında olması gerekiyor. Bu protokolle Diyanet ve öğrenci arasında artık bir engel kalmadı. Artık Diyanet öğrenciye istediği gibi ulaşabilir. Dolayısıyla veliye de görev düşüyor. Veli bunu bilmeli ve buna göre de öğrencisinin bu tür faaliyetlere katılmasını istemiyorsa dilekçeyle müdürlüklere başvurup tavrını net bir şekilde ortaya koymalıdır.”

    Dilekçe Örneğini indirmek için tıklayınız…

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Okullara imam atanması eğitimin tarikatlara teslim edilmesidir, karşı koymalıyız’-VİDEO

    ‘Okullara imam atanması eğitimin tarikatlara teslim edilmesidir, karşı koymalıyız’-VİDEO

    PİRHA- Okullara imam atanmasıyla eğitimin tarikatlara teslim edilmek istendiğini söyleyen Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, “Velilerin, sendikaların, kamuoyunun itirazını güçlü bir şekilde dillendirmek gerekir, çok geç olabilir” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında okullara “manevi danışmanlık” hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösterirken, birçok kentte eylemler yapılıyor.

    İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, çocukların ÇEDES ve benzeri projelerle siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerinin parçası haline getirildiğini ifade ederek, bu süreçte güçlü bir itirazın örgütlenmesi çağrısında bulundu.

    “BİLİMSEL EĞİTİMDEN ESER KALMADI”

    Protokolün AKP’nin uzun zamandır eğitime yaptığı müdahalenin resmiyet kazanmış hali olduğunu dile getiren Bozkurt, “AKP’nin 21 yıllık iktidarında bilimsel eğitimden eser kalmadı. Din dersi, zorunlu ders kapsamına alındı. Şimdi de manevi danışmanlık atandı. Başarılı öğrencinin zorunlu din dersi zayıf ise bu onun başarısını etkiliyor ve engelliyor. Başarılı olmak için zorunlu din dersi ret edilemiyor. Çocukları bu psikolojiye sokmak, bunu onlara dayatmak bir etki bırakıyor. Bu bilimsel eğitimin önüne geçiyor. Bu dindar ve kindar dedikleri nesli yetiştirmenin bir uygulamasıdır. Bunu engellemek bir tek Alevilerin görevi değil, geleceğini önemseyen herkesin görevi olmalı” diye konuştu.

    “KARŞI KOYUŞU, TEPKİYİ YÜKSELTMEK GEREKİR”

    Bozkurt, ilk etapta İzmir ve Eskişehir’in seçilmesini bu şehirlerin demokrat yapısından kaynaklandığını ifade etti. AKP’nin kendi siyasal  ideolojisini kalıcılaştırmak istediğini dile getiren Bozkurt, “İktidar halkları bastırarak, sokak eylemlerini yasaklayarak bu tür örgütlemenin önüne geçti. Nitekim başarılı oldu. Bu tür dayatmayla çocuklarımızın geleceği elinden alınmış oldu. Mutlaka hiç gecikmeden alanlara çıkarak bu karşı koyuşu ve tepkiyi yükseltmek lazım. İzmir, Eskişehir ve Tekirdağ’ın pilot bölge olarak seçilmesi manidardır. Demokrasinin az da olsa yerleştiği bu bölgelerin dokusu bozulmak isteniyor. Bu gidişata dur demenin bir yolunu bulmalıyız” dedi.

    “ÇOK GEÇ OLABİLİR, ÖRGÜTLÜ TEPKİYİ YÜKSELTMELİYİZ”

    Eğitim sendikaları, Alevi örgütleri, demokratik kitle örgütleri ile bu hamlelere karşı örgütlü karşı koyuşun hayati önem taşıdığını söyleyen Bozkurt şöyle devam etti:

    Sosyal devletlerde eğitim bakanlıkları çocukları anaokulundan meslek edinene kadar sahipleniyor. Yatkın olduğu yöne yönlendirerek hayata kazandırıyor, işini teslim ediyor. Cemevleri bu konuda görev üstelenebilir. Gençlerden, çocuklardan kindar nesil yetiştirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Cemaatlerin bu tuzakları ile bazı şeyler için çok geç olabilir. Bir an önce bir araya gelerek bu protokole karşı koymalıyız.”

    PİRHA/İZMİR

  • Çiğli Kadın Platformu: Okullara imam atanması projesi iptal edilsin!

    Çiğli Kadın Platformu: Okullara imam atanması projesi iptal edilsin!

    Çiğli Kadın Platformu, ÇEDES  projesine ilişkin yaptığı açıklamada, bu projenin eşitlik ilkesine aykırı olduğuna ve laik-bilimsel eğitime düşman olduğuna dikkat çekti.

    Çiğli Kadın Platformu ‘Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) adlı protokol kapsamında okullara imam atanmasına karşı Çiğli Belediyesi yanında basın açıklaması gerçekleştirdi. “Laik ve bilimsel eğitim düşmanı ÇEDES iptal edilsin” yazılı pankartın açıldığı açıklamada sık sık “AKP elini çocuklardan çek”, “Okullarda imam istemiyoruz”, “Laik bilimsel anadilde eğitim” ve “ÇEDES iptal edilsin” sloganları atıldı. Açıklamayı kadınlar adına Ümran Kırbaş okudu.

    “6284 SEÇİM PAZARLIĞINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    AKP’nin 21 yıllık iktidarı boyunca kadın ve çocuk düşmanlığını tırmandırdığını belirten Kırbaş, her fırsatta kadınların kazanılmış haklarına göz dikildiğini ifade ederek, “İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede feshetti. 28 Mayıs’ta ikinci turda kazandığını açıklayan Erdoğan’ın, ilk cümleleri LGBTİ+ düşmanlığı ve nefreti oldu. Yeniden Refah Partisi ve HÜDA-PAR ile kurduğu gerici ittifakında seçim süreci boyunca kadınları, çocukları şiddete karşı koruyan 6284 sayılı kanun ise seçim pazarlığına dönüştürüldü” dedi.

    “ÇOCUKLARA EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI EĞİTİM DAYATILIYOR”

    Kamuoyunda ÇEDES olarak bilinen protokolün eşitlik ilkesine aykırı ve laik-bilimsel eğitimin düşmanı olduğunun altını çizen Kırbaş, İzmir ve Eskişehir pilot iki il seçildiğini dile getirdi. Kırbaş, “İzmir’de 2 bin 496 okul bulunurken üçte birine yani 842 okula imam, müezzin, vaiz, din hizmetlerinde uzman ve kuran kursu öğreticisi görevlendirildi. Binlerce psikolojik danışman ve rehber öğretmen atamasının yapılmasını beklerken manevi danışman adı altında okullara din görevlileri atandı. ‘Dindar ve kindar bir nesil yetiştireceğiz’ diyen AKP, 4+4+4 eğitim sistemini ardından birer saat olan zorunlu din dersini 2 saate çıkarmış, seçmeli derslerle çocukların daha fazla din dersi görmelerinin önünü açmıştır. TÜGVA’ya okulları-yurtları açan, çocukları istismar eden Ensar Vakfı ile protokol imzalayan MEB, ÇEDES ile anayasada güvence altına alınan eşitlik ilkesine aykırı bir eğitim sistemini çocuklara dayatarak eğitimi gericilik ile kuşatmaya çalışıyor” şeklinde konuştu.

    “ÇEDES PROTOKOLÜ İPTAL EDİLSİN”

    Laik, bilimsel, eşit bir eğitim için cemaat ve tarikatlar ile imzalanan tüm protokollerin iptal edilmesi gerektiğini kaydeden Kırbaş, “Kamusal eğitim MEB’in sorumluluğundadır. Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzalanan laik-bilimsel-eşit eğitim düşmanı ÇEDES protokolü iptal edilsin! ‘Okulların açığı manevi danışman’ değil öğretmendir. Protokol ile görevlendirilen din görevlileri yerine Psikolojik Danışman ve Rehberlik öğretmenlerinin atamasını gerçekleştirin. Eğitimde gerici politikalara son verin! Çocukların üstün yararını koruyan yasaları hayata geçirilsin! Okullarda çocuklara pedogojik olarak kabul edilemeyecek olan; videolar izleten-baskı yapan ve göz yuman öğretmen-okul müdürü-kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılsın!” diye belirtti.

    ÖĞRETMEN VE VELİLERE ÇAĞRI

    Kırbaş son olarak, “Biz kadınlar; gericiliğe karşı feminist laikliğini yükseltiyoruz. İstismarı aklayan, ÇEDES protokolü ile çocukların hayatını gericilik ile kuşatmaya çalışan karanlığa, AKP’ye karşı çocukların güvende yaşayabileceği bir ülke için mücadele edeceğiz. Buradan tüm öğretmenlere-velilere çağrımızdır. Laik-bilimsel eğitim için, çocuklarımız-geleceğimiz için ÇEDES protokolüne karşı birlikte mücadele edelim” diye konuştu.

    Açıklama, slogan ve alkışlarla sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İstanbul’da ÇEDES açıklaması: Okullarda imam istemiyoruz – VİDEO

    İstanbul’da ÇEDES açıklaması: Okullarda imam istemiyoruz – VİDEO

    PİRHA – ÇEDES Protokolü kapsamında okullara imam atanmasına karşı Eğitim-Sen Veli-Der Halk Evleri ve Alevi kurumları İstanbul’da bir araya gelerek “dindar ve kindar nesiller istemiyoruz” dedi. Açıklamada konuşan Aydın Deniz, “Biz kesinlikle laik ve bilimsel eğitimden yanayız. Alevilerin tavrı budur. Hem Alevilerin asimilasyonuna hem de bilimsel eğitime karşı yapılan tüm uygulamalara karşı topyekün karşıyız. Bir an önce ÇEDES Protokolünden vazgeçilmesi gerekiyor” dedi. 

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Öğrenci Veli Derneği, Halkevleri, Sosyal Haklar Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Kültür Dernekleri, ÇEDES projesinin iptali için Kadıköy Süreyya Operası önünde ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında Alevi Bektaşi Federasyonu adına Aydın Deniz, Demokratik Alevi Dernekleri adına da Hüseyin Ballıkaya söz aldı.

    “ÇEDES PROTOKOLÜNDEN VAZGEÇİLMESİ GEREKİYOR”

    Basın açıklamasında Alevi Bektaşi Federasyonu İstanbul Şube Başkanı Aydın Deniz söz alarak şunları konuştu:

    “Biz Aleviler olarak 35 yıldır örgütlü mücadelemizde eşit yurttaşlık mücadelesinde ana taleplerimizden bir tanesi zorunlu din derslerinin kaldırılmasıydı. Hükümetin Alevi çalıştaylarında bu talepler alınmasına rağmen zorunlu din dersleri kaldırılmadığı gibi seçmeli din dersleri o da yetmedi okullarda mescit açılması, o da yetmedi şimdi ÇEDES Protokolü var. Türkiye Hukukunda kazanılan davalara rağmen yetmedi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde kazanılan davalara rağmen yaklaşık 7 yıldır zorunlu din derslerinin kaldırılması konusunda direnen bir hükümetle karşı karşıyayız. 21 yıldır politikalarında kindar ve dindar gençlik yaratma çabaları aslında bu son seçimde de karşılık bulmuştur. Kendilerinin imdadına yetişmiştir. Bu yapılan ÇEDES Protokolü ile de gelecekteki seçimleri de garanti altına almaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. Biz kesinlikle laik ve bilimsel eğitimden yanayız. Alevilerin tavrı budur. Hem Alevilerin asimilasyonuna hem de bilimsel eğitime karşı yapılan tüm uygulamalara karşı topyekün karşıyız. Bir an önce ÇEDES Protokolünden vazgeçilmesi gerekiyor. Aşk ile.”

    “SÖYLEM ONLARINSA ALANLAR DA BİZİMDİR”

    Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul Şube üyesi Hüseyin Ballıkaya ise şunları söyledi:

    “Bizler şimdiye kadar sürdürülen mücadelede ırkçı, faşist, tekleştirilen bir politika olduğunu biliyoruz. Özellikle Alevilere, Alevi çocukların asimilasyonuna yönelik din derslerinin egemen kılındığını da çok iyi biliyoruz. Okullarda özellikle din derslerine giren öğretmenlerin Alevilere yönelik söylemleri bugün mahkeme salonlarında tartışılıyor. Bunlar cezalandırılması gerekirken bugün yeniden ödüllendirilme adı altında ÇEDES Politikaları uygulanmaya çalışılıyor. Meydan, söylem onlarınsa alanlar da bizimdir. Bundan sonraki bütün alanlarda bu mücadelemizi bütün dostlarımızla sürdüreceğimizin bilinciyle inancıyla hepinizi selamlıyorum. Saygılar.”

    Canlı yayın linkine buradan ulaşabilirsiniz.

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK / İSTANBUL