Etiket: ceemvi

  • Kaplan: Hükümetin dinci politikalarına karşı Aralık’ta İstanbul’da miting düşünüldü-VİDEO

    Kaplan: Hükümetin dinci politikalarına karşı Aralık’ta İstanbul’da miting düşünüldü-VİDEO

    PİRHA – ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, AKP iktidarının, Alevi toplumuna karşı baskısını arttırdığını belirterek, Alevi kurumları olarak Hacıbektaş’ta alınan kararları anlattı. “Adalet ve Kalkınma Partisi dinci, ırkçı, şeriatçı tarikatlardan oluşan bir koalisyon halidir” diyen Kaplan, Aralık’ta yapılması kararlaştırılan büyük İstanbul mitinginin daha geniş çağrıyla yapılacağını söyledi. 

    AKP iktidarı, bütün demokratik kesimlerin tepkilerine rağmen eğitim alanında dincileşmeyi sürdürüyor. Okulları adeta din merkezlerine dönüştüren iktidar, öğrencilerden sonra şimdi de öğretmenler üzerinde baskı kurmaya başladı.

    Alevi toplumunu yok sayan, Alevi inancının özüne müdahalede bulunan AKP iktidarına karşı yeni itiraz yöntemleri de geliştiriliyor. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) öncülüğünde 21-22 Ekim’de Hacıbektaş’ta yapılan toplantıda tartışmalı o başlıklar masaya yatırıldı.

    “DİNCİ-IRKÇI KOALİSYONDAN, DAHA HİSSEDİLİR ADIMLAR ATILIYOR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, ABF’nin toplumsal sorunlara duyarsız kalamayacağının altını çizerek, ABF Genişletilmiş Danışma Kurulu olarak Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve şubesiz bileşenler ile Hacıbektaş’ta alınan kararları anlattı.

    ABF’nin örgütsel duruşunun, ırkçılık ve şeriat karşıtı bir duruş olduğunu söyleyen Kaplan, şunları söyledi:

    “Türkiye’de laiklik sorunu sadece Alevilerin sorunu değil; devrimci, demokrat, çağdaş, ilerici olan bütün kesimleri ilgilendiren bir problemdir. Adalet ve Kalkınma Partisi aslında tarikatlar koalisyonundan oluşan bir partidir. Dinci, ırkçı, şeriatçı tarikatlardan oluşan bir koalisyon halidir. Bu koalisyon üzerinden daha hissedilir adımlar atılmaya başlandı. Bunlardan bizim gözümüze ilk batan okullara yaptıkları hamle oldu. İktidara geldiklerinden bu yana sayısını bizlerin unuttuğu kadar müfredat değiştirildi. Eğitim sisteminin içini boşaltmak tamamen sistematik yapılan bir durumdu. ÇEDES projesi ile ilgili geçtiğimiz ay İzmir’de bir miting yaptık. Şimdi ise bütün ülkeye bu uygulamayı yaydılar. Eğitimcilere de zorunlu din dersi getirildi. Önceden zorunlu din derslerine karşı mücadele verdiğimizi söylüyorduk ama bu defa müfredatın toplamı dincileştirildi. Dedelerin verdiği gülbenglerde ‘kişi kötü demeyelim, işi kötü diyelim’ denir. Biz insanların doğaya, çevreye, insana saygılı mı değil mi ona bakarız. Bu bağlamda örgüt olarak toplumsal sorunlara duyarsız kalamayız. ABF Genişletilmiş Danışma Kurulu olarak kararlaştırdık ve sahada zaten beraber iş tuttuğumuz Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve bizim şubesiz bileşenlerimizi davet ettik. Toplantıda özellikle ırkçı ve şeriatçı saldırılara, kuşatmalara karşı önümüzdeki süreçte daha somut adımlar atarak ilerleyeceğimiz yönünde kararlar alındı.”

    ARALIK’TA BÜYÜK ALEVİ MİTİNGİ KARARI!

    Özgür Kaplan, toplantıda alınan kararlardan birinin de örgütlerin birbirine yakınlıklarının artırılacağı yönünde olduğunu söyledi. Kaplan, Alevi kurumları ile daha çok birlikte iş tutma yönünde kararlar alacaklarını söyleyerek şöyle devam etti:

    “ABF, her zaman yelpazesini genişletmeyi düşünür. Hatta bazen sahada iş yaparken bizim bileşenimiz olması da kıstasımız olmaz. O nedenle genişlemek gibi bir hedefimiz elbette ki var. Önümüzdeki Aralık ayının ilk yarısında İstanbul’da bir miting düşünüldü. İzmir’deki mitingin devamı niteliğinde olacak. ‘İnsanlar bir araya geldi, söyleyeceklerimizi söyledik, bu kadar’ dememek üzere bu mitingi yapacağız. Alevi kurumları olarak yöre derneklerinden tutalım, bütün devrimci demokrat çevrelere çağrılar yapacağız. İlk olarak işimiz bu olacak ama sahada paneller, salon toplantıları ve ülke genelinde bölge toplantıları daha da sıklaşarak devam edecek. Çünkü sahadaki insanlar, bu Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile ilgili sıkıntı yaşıyor. Zaten danışma kurulunun gündem maddelerinden biri de buydu.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN IRKÇI BİR BAŞKANI VAR”

    Cemevi Başkanlığı’nın ırkçı bir başkanı var. Kendisi Kürt’tür, Alevidir ama Türk milliyetçisidir. Alevilik bir ırkın milliyetçiliğini yapmamakla başlar. 72 millete bir nazarla bakamayandan Alevi olmaz. Bu zat-ı muhterem, ‘Kim diyor Alevilikte namaz yoktur? Biz namaz kılarız’ diyerek en az bin yıllık Alevi içtihatine de aklı sıra meydan okuyor. Ben bu açıklamaları gülerek seyrediyorum ama bu önemsemediğimiz anlamına gelmez.

    “CEMEVLERİNE, KÖYLERE GİDİP RÜŞVET DAĞITIYORLAR”

    Şimdi bunlar cemevlerine, köylere giderek rüşvet dağıtıyorlar. ‘Sizi maaşa bağlayalım’ diyorlar. Fakat iş içinde başka bir işi perdeleyerek bunu yapıyorlar. Mesela ‘Cemevlerinin elektrik ve su faturalarını karşılayalım’ diyerek üstten bir söylem geliştiriyorlar. Fakat çıkarttıkları yasa şöyle işliyor; sadece ibadetin yapıldığı alanın, salonun faturasını ödüyorlar. ‘Cem yapılan salon haricindeki yerlerin saatini ayırın’ diyorlar. Burada da iki yüzlülükleri ortaya çıkıyor.”

    “ÇAKMA FEDERASYONLAR OLUŞTURUYORLAR”

    ABF Genel Sekreteri Kaplan, yapmayı planladıkları bölge toplantıları ile halkı bilinçlendirmeyi amaçladıklarını da söyleyerek, “Geniş çevreleri, örgütümüzün çatısına daha çok dahil edebilmek fikriyatı var. Çünkü AKP, çok bel altı çalışma yürütüyor; rüşvet dağıtıyorlar. Ayrıca çakma federasyonlar oluşturuyorlar. Alevilik’te ‘bal var demekle ağız tatlanmaz’ diye bir söz vardır. 2 tane çanta derneğini bir araya getirip de ‘ben federasyonum’ diye ortaya çıkıyorlar” diye belirtti.

    “İSTANBUL MİTİNGİ AYNI İSİMLE OLMAYACAK, DAHA GENİŞ ÇAĞRIYLA YAPILACAK”

    Özgür Kaplan, Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge Alevi kurumlarının öncülük edeceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ankara ya da Diyarbakır’da da sonrasında mitingler olabilir. Hacıbektaş’ta daha somut radikal eylem tarzları da konuşuldu. Fakat biz kendi örgütsel çeperini bilen insanlarız. Bizler aşağıdan yukarıya doğru örgütlenen bir kurumuz. Eğer bir eylem tarzı için olgunlaşma sağlanmışsa tabii ki farklı eylemler de yaparız. Bir eylem yapıp başarısızlığa uğramanın da alemi yok. Ama bu mitingler, bölge toplantıları başka eylemlerin hazırlığı olarak da algılanabilir. İzmir mitingi ÇEDES merkezli, ‘Laik yaşam, laik eğitim, eşit yurttaşlık’ söylemi üzerinden yapıldı ancak İstanbul’daki mitingin adı aynı olmayacak. Daha genişletilen bir çağrı ile yapılacak. Tabii ki başka eylem tarzlarına da ihtiyaç var ama o halkın pişmesi ile ilgili bir şey.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • AKP, AİHM’nin cemevi ve din dersi kararını uygulamadı, AVF, ADO açıklama yapacak

    AKP, AİHM’nin cemevi ve din dersi kararını uygulamadı, AVF, ADO açıklama yapacak

    PİRHA – Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 5-7 Haziran tarihlerinde toplandı. AİHM’nin cemevi ve din dersi ile ilgili kararlarının AKP hükümeti tarafından hala uygulanmaması toplantının gündemindeydi. Konuya ilişkin Alevi Vakıfları Federasyonu(AVF) bileşenleri ve Alevi Düşünce Ocağı (ADO)’nun katılımıyla 15 Haziran günü Kartal Cemevi’nde bir açıklama yapılacak. 

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM,) Türkiye’de Alevilerle ilgili aldığı iki kararın uygulanması konusunda AKP hükümeti üstüne düşen sorumluluğu hâlâ yerine getirmedi. AKP’nin, AİHM kararlarına uymadığı en önemli davalar arasında Alevi toplumunun ibadet yeri cemevi ve din dersiyle ilgili başvuru geliyor.

    Avrupa Konseyinin aldığı kararda, yerel mahkemenin, cemevlerinin elektrik faturalarının bir kısmının geri ödenmesi yolunda verdiği karar tatmin edici bulunmadı ve bunun AİHM’nin Alevilere yönelik ayrımcı uygulamaların kaldırılması yolundaki talepleri doğrultusunda “yeterli görülmediği” bildirilmişti.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 5-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen 1468. toplantısının sonuçları ile AİHM kararlarının uygulanması konusunda, Alevi Vakıfları Federasyonu(AVF) bileşenleri ve Alevi Düşünce Ocağı (ADO)’nun katılımıyla Alevi Kurumlarının görev ve sorumluluklarının değerlendirileceği toplantı, 15 Haziran Perşembe günü Kartal Cemevi’nde yapılacak.

    AVF Genel Başkanı Dr. Haydar Baki Doğan’ın yaptığı toplantı duyurusu şöyle:

    “Son dönem gelişmeleri, zorunlu din dersleri ve temel haklar konuları gündemimizde bulunmaktadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 5-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen 1468. toplantısının sonuçları ile AİHM kararlarının uygulanması konularında, Alevi kurumları olarak görev ve sorumluluklarımızı değerlendireceğimiz toplantımız, Alevi Vakıfları Federasyonu(AVF) bileşenleri ve Alevi Düşünce Ocağı (ADO)’nun da katılımıyla 15 Haziran Perşembe günü Saat 17.30’da Kartal Cemevi toplantı salonumuzda gerçekleştirilecektir.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Aleviler, Avrupa Konseyi önünden seslendi: AKP hükümeti taleplerimizi yerine getirmeli-VİDEO

    > Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Alevilerle ilgili Türkiye’yi bir kez daha uyardı

  • Cemevlerine saldırı davasının duruşması 12 Haziran’a ertelendi

    Cemevlerine saldırı davasının duruşması 12 Haziran’a ertelendi

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna 2022 yılında yapılan saldırıya ilişkin davanın 5. duruşması Ankara’da yapıldı. Avukatlar esasa ilişkin beyan için hazır olmadıklarını belirterek ek süre istedi. Duruşma 12 Haziran’a ertelendi. 

    Ankara’da 3 Alevi kurumu ve bir de yöre derneğine 30 Temmuz 2022’de yapı lan saldırının 5. duruşması görüldü.
    3 saldırgandan 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti.
    Tutuksuz sanıklar Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül, duruşmaya katılmazken, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca, Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldı.

    Avukat Ebru Akkal, duruşmada ilk söz alan isim oldu. Akkal, seçimler nedeniyle tüm avukatların yorgunluk yaşadıklarını belirterek “Birçok arkadaşımız seçim nedeniyle geç saatlere kadar çalıştı. Bu nedenle sağlıklı bir yargılama ve esasa ilişkin beyanda bulunma durumunda değiliz. Bu durumda sanığın tutukluluk halinin devam etmesi ve eksik belgeler için taleplerimizi yeniden belirtiyoruz.” dedi.

    “DOSYAYA GELEN RAPORLAR BİLİMSEL DEĞİL” İDDİASI

    Sanığın avukatı Yusuf Ziya Ünsal ise dosyaya gelen belgeleri kabul etmediklerini belirterek “ATK’den gelen rapor her ne kadar aleyhte gelse de, alınan 2 raporun sonuçları çok bilimsel değil. 21 gün müşade altında tutulan, hangi davranışa nasıl tepki verdiği ölçülen bir durumdan bugüne geldik. Dolayısıyla bu rapor bilimsel ve hukuki anlamda da bir kıymete sahip değil. Bu nedenle ilk raporu göz önünde bulundurmanızı talep ederiz. Biliyoruz ki tutuklamanın bir sebebi var, olası şekilde kaçmasına karşılık bir tedbir… Yargılama sonucunda olası ceza miktarları düşünüldüğünde sanığın tutukluluğuna bir sebep kalmamıştır. Sanığın hürriyetine dönük bir engel söz konusu. Tutukluluk halinin sonlandırılması zorunludur. Tahliyesine karar verilmesi ya da adli kontrol tedbirlerinin yürütülmesini talep ederiz. Müvekkilim uzun süredir tutukludur. Sırf bir insan potansiyel taşıyor ise tutuklu yapılamaz.”

    “SANIK İLE HİÇBİR İRTİBATI YOK”

    Avukat Kemal Binici ise müvekkili Çağdaş Can Bardakçı’nın KPSS sınavına girip atamasının yapıldığını belirterek “Her iki müvekkilin HTS kayıtları, savunmalarını doğrulamaktadır. Raporu inceledik. Hem Baver hem de Çağdaş açısından HTS kayıtlarını inceledik. Çağdaş’ın, sanık ile hiçbir irtibatı yoktur. Baver’in ise saldırıdan bir gün önce sadece irtibatı olmuştur. Sanık ile uzun süre iletişimlerinin olmadığını gördük” iddiasında bulundu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube avukatlarından Ümran Hakverdi ise yaptığı savunmada sanık avukatının Adli Tıp Kurumu hakkında olumsuz yorumunu eleştirerek, “Şehir hastanesi raporu ehil değildir. Sonrasında alınan raporla durum açıkça belirtilmiştir. Sanık, suçu bilinçli, planlayarak işlemiştir. Ailesinin dahi ulaşamadığı, sürekli şehir değiştiren biridir. Sanığın salıverilmesi, Alevi toplumu için bir tehlike barındırıyor. Tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz” İfadelerini kullandı.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca ise tahliyesini talep ederek, “Yaklaşık 11 aydır cezaevindeyim ve hastalıklar oluşmaya başladı. Vücudumda deri hastalıkları oluştu. Her ne kadar hayata tutunmaya çalışsam da hücrede kalmak sağlığımı kötü etkiliyor. Burası benim için iyi değil. Davanın sağlıklı yürümesinden bahsediliyor ancak sağlığım kötüye gidiyor. Tahliyemi talep ederim” dedi.

    Mahkeme, Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamına karar vererek, beyanda bulunmak için taraflara süre verilmesine karar verdi ve  duruşmayı 12 Haziran 2023’e erteledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in ailesinden açıklama: Kızlarımızla ilgili bilgi alamıyoruz-VİDEO

    Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in ailesinden açıklama: Kızlarımızla ilgili bilgi alamıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Silivri Cezaevi’nden Manavgat S Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün ve cemevinin yöneticisi Şimal Deniz’in ailesi, kızlarının serbest bırakılması çağrısında bulundu. Beyhan Gün’ün babası Kemal Gün, cezaevi müdürünün kızıyla ilgili bilgi vermediğini belirterek, “Kızıma bir şey olursa Manavgat’taki hapishane müdürü ve oradaki sorumlular suçludur. Kızlarımızın özgürlüğünü istiyoruz” dedi. 

    20 Aralık’ta tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün ve cemevinin yöneticisi Şimal Deniz, önceki gün Antalya Manavgat S Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi.

    PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün babası Kemal Gün ve cemevinin yöneticisi Şimal Deniz‘in annesi Özlem Deniz, çocuklarına yapılan işkenceye tepki gösterdiler.

    “SORUMLU HAPİSHANE MÜDÜRÜ OLUR”

    Çektikleri bir videoda konuşan baba Kemal Gün, işkencenin insanlık suçu olduğunu belirterek, “Biz hapishaneyi aradığımız zaman hapishane müdürü ‘ben size bilgi vermiyorum’ dedi. İşkence varsa, kızım zaten rahatsız ameliyat olacaktı ama olmadı. Orada da bir haftadır açlık grevindeler. Kızıma bir şey olursa Manavgat’taki hapishane müdürü ve oradaki sorumlular suçludur. Kızlarımızın özgürlüğünü istiyoruz” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    15 Aralık’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Yöneticisi ve saymanı Şimal Deniz, 16 Aralık’ta da PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün gözaltına alınmıştı.

    3-4 gün gözaltına tutulduktan sonra tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edilen Beyhan Gün ve Şimal Deniz 20 Aralık’ta tutuklanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    > Silivri’de tutuklu Cemevi Başkanı Beyhan Gün ile Şimal Deniz başka cezaevine sürgün edildi

  • CHP Milletvekili Yunus Emre: Cemevleri kültür merkezi değil, ibadethanedir

    CHP Milletvekili Yunus Emre: Cemevleri kültür merkezi değil, ibadethanedir

    PİRHA- CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, AKP’nin cemevi kararına tepki gösterdi. Emre, “İktidarın Alevi yurttaşlarımıza yönelik ayrımcı tutumunu kabul etmiyoruz. Cemevleri kültür merkezi değil, ibadethanedir” dedi. 

    AKP’nin cemevlerine imar planlarında yer ayrılması ve yeraltında madende yaşamını yitiren işçilerin yakınlarına maaş bağlanmasını içeren düzenlemelerin de yer aldığı 25 maddelik “torba kanun” Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi.

    Teklifin 21’inci maddesiyle başlayan görüşmeler, kalan 5 maddenin de görüşülmesiyle kabul edildi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar da oylamaya katıldı. Açık oylamaya katılan 415 milletvekilinden 242’si kabul oyu verirken, 173 milletvekili de ret oyu verdi.

    CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, AKP’nin cemevi kararına tepki gösterdi. Emre, “İktidarın Alevi yurttaşlarımıza yönelik ayrımcı tutumunu kabul etmiyoruz. Cemevleri kültür merkezi değil, ibadethanedir! CHP Grubu olarak #AlevilikTorbayaSığmaz dedik, torba kanuna ret oyu verdik” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dede Turan: Avrupa’da ve Türkiye’de Alevilerin kazanımları egemenleri rahatsız etti – VİDEO

    Dede Turan: Avrupa’da ve Türkiye’de Alevilerin kazanımları egemenleri rahatsız etti – VİDEO

    PİRHA- Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan Dede, Alevilerin Türkiye ve Avrupa’da kurumsallaşmasının yarattığı yansımalara ilişkin konuşarak, “Alevi kurumları ve örgütleri bilhassa yurtdışında bulunduğu ülkelerde Alevi hak ve özgürlüklerine ait pek çok kazanımlar elde ettiler. Bu durum ülkemizdeki egemenleri rahatsız ediyor” dedi.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan Dede, Alevi Kızılbaşların Türkiye ve Avrupa’da kurumsallaşmasının  yarattığı yansımalar ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Dergahındaki açıklamalarını değerlendirdi.

    Alevilerin kurumsallaşmasının ve örgütlenmesinin kazanımlar açısından çok büyük önem arz ettiğini vurgulayarak, hükümetin Alevilere yönelik adımlarının samimiyetsiz olduğunu  belirtti.

    “ALEVİLER ZAMAN İÇERİSİNDE KENDİ KURUMSALLAŞMALARINI YARATTILAR”

    Bektaşi Kızılbaş yolunu hakikat çizgisi ile yürütmeye çalışan Aleviler olduklarını söyleyen Turan, yolu kendileri için değil, özelde ülkemiz insanları genelde ise tüm insanlık için hizmet ettiklerini belirtti.

    Kurumsal örgütlenmelerin başladığı tarihten bu yana hem Türkiye’de hem yurtdışında Alevi toplumlarının kendi içlerindeki Alevi Bektaşi anlayışının kurumlarını oluşturduklarını ifade eden Turan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bunlar daha önce Alevi Bektaşi Veli Tanıtma Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Tanıtma Derneği iken en son Alevi Kültür Dernekleri adı altında buluştular. Yine Anadolu’nun o güzel insanları uzun ve güzel çabalar içerisinde Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı oluşturmuşlardı. Daha sonra Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri kendine özgü bir yapıyla örgütlendi. Ama bundan öncesinde Avrupa’da bütün ülkeler kendi içerisindeki Alevi kültür merkezlerini oluşturmuşlardı. Alevi kültür merkezlerinin oluşturulduğu ülkelerde kendi içindeki kültür merkezlerini bir araya getirerek federasyonları oluşturmuşlardı.

    “AVRUPA’DAKİ ALEVİLERİN KAZANIMLARI BAZILARINI RAHATSIZ ETTİ”

    Dokuz ülkede oluşturulmuş olan federasyonlar daha sonra Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu adı altında birleşti. Artık Aleviler kurumsaldır, Aleviler örgütseldir. Alevi kurumları ve örgütleri bilhassa yurtdışında bulunduğu ülkelerde Alevi hak ve özgürlüklerine ait pek çok kazanımlar elde ettiler. Alevilik artık bir inanç, bir yol erkan olarak tanındı ve kendine özgü inançlarını yaşayabilme ortamlarına müsaade edildi. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun yaptığı bir çalışmayla bütün Almanya’da Alevi derslerinin verilmesi, Alevilere özgün pek çok eğitimin artık devlet nezdinde kabul edilmiş olması yürürlüğe girdi. Bu durum ülkemizdeki egemenleri rahatsız ediyor. Alman devleti, Alevilere şu kadar milyon dolarlar verdi iftiraları attılar. Bu konuyla ilgili olarak bir mahkeme açılmıştı birkaç gün önce ama dava reddedildi.”

    “HÜKÜMET SAMİMİ DEĞİL”

    Dede Mehmet Turan son olarak, “Bu ülkenin egemenleri şimdiye kadar Alevi açılımı adı altında asimilasyon politikalarını hayata geçirmeye çalıştı. Aleviler, eşit yurttaşlık haklarını istiyor. Hükümet samimi değil. Bu politikalarında Alevilere bir şey kazandıracağını düşünmüyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Erdoğan’ın açılışını yaptığı Kayseri’deki cemevini köy halkı yapmış

    Erdoğan’ın açılışını yaptığı Kayseri’deki cemevini köy halkı yapmış

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Ekim’de Şahkulu Dergahında canlı yayınla açılışını yaptığı Kayseri’deki cemevinin köylüler tararından yapıldığı açığa çıktı. Artı Gerçek’in haberine göre, açılışı yapılan Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi Eskiyassıpınar Mahallesi’ndeki cemevini Aleciler kendi imkânları ile yapmışlar. O gün töreni yapılan ise cemevine ek olarak inşa edilmeye başlanan yapı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Ekim’de İstanbul’da bulunan Şahkulu Sultan Dergahında canlı yayın bağlantısı ile biri Kayseri’de olmak üzere dört cemevi açılışı ve 11 ilde cemevi temel atma törenlerine katıldı.

    Temeli atılan cemevlerinden biri de Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi Eskiyassıpınar Mahallesi’nde bulunuyor.

    Artı Gerçek’in haberine göre, mahallede Alevilerin kendilerine yetecek potansiyelde bir cemevi zaten vardı. Bu cemevini kendi imkânları ile yapmışlardı. O gün töreni yapılan ise cemevine ek olarak inşa edilmeye başlanan yapıydı. Söz konusu yapıda inşaat faaliyeti sürüyor. Tören öncesi mahallede hummalı bir çalışma yapıldığını anlatan mahalle halkı, daha iyi görünmesi için cemevi duvarlarının yeniden boyatıldığı bilgisini verdi.

    Köyde yaşayan bazı Alevi yurttaşlar, durumu bir seçim propagandası olarak nitelendirdi. Köy sakinlerinden Hüseyin Kurt, devletin kendilerine hizmet etmek durumunda olduğunu vurguladı.
    Kurt, “Biz Aleviyiz, bizim oyumuz belli, yerimiz belli. Bunu AK Parti yapmıyor. Bunu devlet yapıyor. Biz de bu devletin vatandaşlarıyız. Hizmet insanlar içindir biz de bu hizmetten yararlanmak zorundayız. İlla AK Parti’ye oy verecek halimiz yok. Bunu AK Parti yapmıyor, bunu devlet yapıyor. Bugün AK Parti gider yarın başkası gelir. Hükümet bize hizmet yapmak zorundadır. Burası ek bina olarak yapıldı, bunu yaptı diye bizden oy alacak hali de yok.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • İslam Alevi Teşkilatı’na bağlı kişilerin satışa çıkardığı St. Pölten Cemevini Alevi işadamı satın aldı

    İslam Alevi Teşkilatı’na bağlı kişilerin satışa çıkardığı St. Pölten Cemevini Alevi işadamı satın aldı

    PİRHA- Avrupa’nın ilk resmi cemevi olarak inşa edilen Avusturya’daki Mehmet Mercan yönetiminde bulunan St. Pölten Cemevi, inşaat ve arsa borçları nedeniyle açık arttırma yolu ile satıldı. İhaleye giren Alevi işadamı İzzet Caner, 3 milyon 50 bin Euro’ya Cemevini satın aldı. Caner, “Oradaki pirlerimizin heykellerinin vinçlerle boyunlarına zincirler takılıp tekrar asılmasına gönlüm razı olmadı” dedi.

    Avrupa’nın ilk resmi cemevi binası olan St. Pölten Cemevi, inşaat ve arsa borçları nedeniyle defalarca açık arttırma ile satışa çıkarılmıştı. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na (AABF) bağlı olarak hizmet veren St. Pölten Cemevi, başkanlık görevini yürüten Mehmet Mercan tarafından üyelerden habersiz olarak İslam Alevi Teşkilatı’na bağlanmıştı. Mehmet Mercan, AABF’nin maddi sorunu çözerek cemevini geri alma önerisini de geri çevirmişti.

    O süreçten beri ödeme zorluğu bulunan Avusturya St. Pölten Cemevi geçmişte de borçları sebebiyle satışa çıkartılmıştı. Bu süreçte Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Cemevinin satışını durdurmak ve bu durumdan kurtarmak adına yaptığı çağrılara cemevinin başkanı Mehmet Mercan olumsuz yanıt vermişti.

    Mehmet Mercan, AABF ile yapılan görüşmede, kredi sorunun çözüldüğü ve yakın zamanda cemevinin borçlarının ödeneceği sözünü vermişti.

    AABK VE AABF’NİN ÖNERİSİNİ ST. PÖLTEN CEMEVİ YÖNETİMİ REDDETMİŞTİ

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, St. Pölten Cemevinin borçları sebebiyle satılacak olmasına ilişkin açıklama yapmıştı. “Cemevimizin açık artırmadan kurtaracak önerilerimizi ve taleplerimizi açıkça ifade ettik” denilen açıklamada St. Pölten Cemevi yöneticilerinin, sorunu açık artırmaya götürmeden önce çözecekleri konusunda bilgi verilmişti.

    Alevi toplumunu rahatsız eden ve üzen bu durumun çözümlenmesi konusunda yapılan son görüşmede cemevini açık artırmadan kurtaracak önerilerinin St. Pölten Cemevi yönetimi tarafından kabul edilmediğinin altı çizilen açıklamada, ortaya çıkacak tüm sonuçlardan cemevi yönetiminin sorumlu olacağı kaydedilmişti.

    Yapılan açıklamada, “St. Pölten Cemevimizin yöneticilerine görüşlerimizi, St. Pölten Cemevimizin açık artırmadan kurtaracak önerileri ve taleplerimizi açıkça ifade ettik. St. Pölten Cemevi yöneticileri sorunu açık artırmaya götürmeden önce çözeceklerini, bu nedenle de teklif ve önerilerimizi kabul etmediklerini tarafımıza kesin bir ifadeyle ilettiler. Bugünden itibaren tüm sorumluluk ve ortaya çıkacak sonuçlardan St. Pölten Cemevi Yönetim Kurulu Üyeleri sorumludur” denilmişti.

    “MEHMET MERCAN VE YÖNETİMİ ALEVİ TOPLUMUNA HESAP VERMELİ”

    Mehmet Mercan ve yönetimi tarafından AABF’nin almasına engel olduğu St. Pölten Cemevi 10 Aralık 2021 tarihinde icra yolu ile açık artırmada, 3.050 milyon Euro’ya satıldı.

    Yapılan açıklamada “Cemevini Alevi toplumunu bölerek bu duruma getiren St. Polten Cemevi Başkanı Mehmet Mercan ve yönetimi Alevi topluma hesap vermelidir” ifadeleri kullanıldı.

    AABF açıklamasında, “Derneği bu duruma düşürenleri de sorgulamak, özlerini Dar’a çekmelerini talep etmek onurlu her Alevinin hakkıdır” denildi.

    ALEVİ İŞADAMI CEMEVİNİ SATIN ALDI

    Avusturya’da ST. Pölten Cemevi, borçlarından dolayı icra ile açık artırmada satıldı. İhaleye 3 büyük firma girmiş, 2 firma 2 milyon 750 bin Euro’ya kadar çıkmış, ancak Alevi işadamı İzzet Caner, 3 milyon 50 bin Euro’ya Cemevini satın aldı.

    İzzet Caner, “Oradaki pirlerimizin heykellerinin vinçlerle boyunlarına zincirler takılıp tekrar asılmasına gönlüm razı olmadı” dedi.

    Bundan sonra Cemevinin nasıl kullanılacağı bilinmiyor.

    (Kaynak- welgmedya.com)

  • AABK Eşit Başkanı Mat’tan, Alevi olan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasına tepki

    AABK Eşit Başkanı Mat’tan, Alevi olan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasına tepki

    PİRHA – Çankaya Belediyesi’nin eski başkanlarından Dersim Hozatlı Doğan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasına Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat tepki gösterdi. Mat, “AKP’nin ‘Alevilerin ibadet yeri camidir’ söylemini güçlendirecek bu durum karşında, kim neyi tercih eder kendi takdiridir. Ama Alevi toplumunu ve inancını, ikrarını asla temsil edemez, tercihi olamaz” dedi. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Dersimli siyasetçi, eski Çankaya belediye Başkanı Doğan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasına ilişkin bir açıklama yaptı.

    Mat, “Öncelikle hayatını kaybeden, eski Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taşdelen’e Hak’tan rahmet, ailesine sabırlar diliyorum. Cenazenin bir camiden kaldırılması yönünde yapılan tercihe saygı duyuyoruz. Ancak herkes tarafından tanınan ve kamuoyunda Alevi olarak bilinen bir siyasetçinin cenazesi camiden kalkıyorsa, bu en başta Aleviler üzerinde uygulanan asimilasyoncu politikalara hizmet eder ki, buna itirazımız var” ifadelerine yer verdi.

    Mat, şunları kaydetti:

    “Alevilerin ibadethanesi Cemevidir, talebimizi boşa çıkaran, devletin ısrarla uyguladığı asimilasyon politikalarını destekleyen bir tutumu ortaya koyar.

    Birileri hep siyaset yapacak diye inancımızın asimilasyonuna hizmet edecek her türlü tutumun karşında tavrımızı koymayı, düşünce ve görüşlerimizi paylaşmayı kendi görev ve sorumluluğumuz dahilinde görüyoruz.

    AKP’nin Alevilerin ibadet yeri camidir söylemini güçlendirecek, destek verecek bu durum karşında, kim neyi tercih eder kendi takdiridir. Ama Alevi toplumunu ve inancını, ikrarını asla temsil edemez, tercihi olamaz.

    Alevilerin hak ve yaşam mücadelesine engel olabilecek, zarar verebilecek her türlü algı oluşmasına karşı tutum ve tavrımızı ilkelerimiz ve verdiğimiz ikrar doğrultusunda sürdürmeye devam edeceğiz.

    Pirimizin dediği gibi, “Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.” Pirimizin bize bıraktığı en değerli ve kutsal mirasıdır, bu sözü.

    Alevilerin tek bir ibadet yeri vardır. Tekrar kamuoyuna hatırlatıyor ve söylüyoruz. O da cemevidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Uğur Kurt için saat 21:00’de twitter’de hashtag çalışması

    Uğur Kurt için saat 21:00’de twitter’de hashtag çalışması

    PİRHA- Aleviler, İstanbul Okmeydanı Cemevinin bahçesinde polis tarafından başından vurularak katledilen Uğur Kurt’u ölümünün 5’inci yılında da unutmamak ve unutturmamak için #UğurKurtuUnutma hashtag ile bu akşam saat 21:00’de twitter hesabından paylaşım yapacak.

    22 Mayıs 2014 yılında Okmeydanı Cemevi’nde bir yakının cenazesi için cemevinin bahçesinde bulunduğu esnada polis tarafından üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybetmişti.

    Aleviler, Uğur Kurt’u unutmamak ve unutturmamak için bu akşam saat 21:00’de #UğurKurtuUnutma hashtag ile twitter hesabında paylaşım yapacak.

    Alevi kurumları yaptıkları açıklamada, bu akşam saat 21:00 öncesi paylaşım yapılmamasını istedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tuzluçayır Cemevi Başkanından mescit tepkisi: Biz ‘Haydi cemevine’ demeyiz-VİDEO

    Tuzluçayır Cemevi Başkanından mescit tepkisi: Biz ‘Haydi cemevine’ demeyiz-VİDEO

    PİRHA – Garip Musa Ocağı mensubu, Ankara Tuzluçayır Cemevi Başkanı Mehmet Uzuner, çocukların okullardan camiye götürülmesine tepki gösterdi. Uzuner, “Çocuklar hangi şartlar altında olursa olsun okutulması lazım. Devletin de birinci görevi budur. Okuyamayan çocuklara sahip çıkılması lazım. Devlet, cami projesi için şirketlere vereceği parayı eğitim için okula ve ihtiyacı olan çocuklara versin” dedi.

    İnsan ve Medeniyet Hareketi’ne bağlı İnsan Vakfı’nın (İV) başlattığı “Mescitsiz okul kalmasın” projesinin, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından onaylanmasına ve sponsor olunmasına tepkiler sürüyor.

    Okullarda mescit zorunluluğuna ve çocukların camiye götürülmesine tepki gösteren Garip Musa Ocağı mensuplarından Tuzluçayır Cemevi Başkanı Mehmet Uzuner, PİRHA’ya konuştu.

    Uzuner, “Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak bunlara hep bizim Alevi toplumu tepki koymak zorunda değil. Sosyal demokrat insanlar var. Alevidir, Sunnidir…İnsan olarak bakmak lazım kim olursa olsun. Memlekette bu kadar ekonomik sıkıntı varken, siyasi sıkıntılar, işsizlik oranı başını almış gitmiş bir durumdayken, ibadethaneleri, camileri siyasete alet etmek çok çirkin bir şey. Bugün bir cemevi başkanı olarak bir kampanya başlatabilirim, ‘haydi çocuklar cemevine” diye. Biz bunu yapmayız. Çünkü bu kadar düşmedik, düşmeyiz de” ifadelerini kullandı.

    “KİTAPLARA KARŞI BİR TOPLUM DEĞİLİZ”     

    Uzuner, şartlar ne olursa olsun birleştirici olmak gerektiğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Hiçbir zaman ikilik memleketimize hayır getirmez. Ama bunlar, her gün yeni yeni projeler üretiyorlar. Cami, sinagog, kilise, havra, bunlar dini inanç yerleri. Benim hiçbirine karışmaya hakkım yok, onların da hiçbirine karışmaya hakları yok. Hıristiyan, Hıristiyan gibi yaşamalı, bir Musevi kendine göre yaşamalı. Çünkü o kültür o felsefeyi o yolu öğrenmiştir. Türkiye’de yüzlerce kişi duyduğuma göre Hıristiyanlığa geçmiştir. Ama biz yargısız infaz yapıp öldüremeyiz veya büyük cezalara çarptıramayız. O onun düşüncesidir. O felsefeye meyil vermiştir, o tarafa gitmiştir. Bunu çok büyük bir suç gibi kabul etmek doğru değildir.”

    Kendi torunlarından örnekler veren Uzuner, çocukların oyun hakkı olduğunu, bunun engellenemeyeceğini belirterek, çocukların camiye götürülmesinin doğru olmadığına işaret etti.

    Aleviler olarak camiye karşı olmadıklarını ifade eden Uzuner, “Çocuklar camiye de gitse, bisikletini alıp gelecek. Alevi çocuklar camiye de gitse bisiklet alıp gelecek ama o felsefeye o yola hiçbir zaman gitmeyecek. Biz gidenlere de karşı değiliz. Ama ne olursa olsun bu çocukların her şeyden evvel böyle siyasete veya küçük yaşta camiye götürmesine karşıyım.”

    “Haydi çocuklar camiye” projesinde rant olduğunu söyleyen Mehmet Uzuner, “Gençliğe saygı duymak, çocuklarımıza sahip çıkmamız lazım. O çocukların beyni şimdi su gibi, ne tarafa çevirirsen o tarafa akar. Bunun Alevisi, Sünnisi yok. Hiç bir zaman bizim cemevlerine normal gözle bakmadılar. Birisi dedi cümbüş evi, birisi dedi dans yapıyorlar. Bunlar çirkin şeyler. Biz burada saz çalıyorsak saz her ibadette var” diye konuştu.

    “KÜLTÜR BİZİM DEĞİŞMEZ DOKTRİNİMİZDİR”

    Caminin okula alternatif olmadığını belirten Uzuner, şunları kaydetti:

    “İnanç Allah ile kul arasında olan bir olay buna senin karışmaya hakkın yok. Her şeyden evvel eğitim gelir. Bizim Alevi toplumunda Hacı Bektaş’ın dediği gibi oku, oku, oku. Ne kadar eğitimli, kültürlü olursa memlekete o kadar faydalı olur. Ama cehalet hiçbir zaman affedilecek bir durum değildir. Çocukların hangi şartlar altında olursa olsun okutulması lazım ve devletin de birinci görevi bu. Okumayan çocuklara sahip çıkacak, eğitim verecek. Oraya harcayacak paraları getirip bu okulda ihtiyacı olan çocuklara versin. Biz istiyoruz ki okul her şeyin önünde gelir, eğitim, kültür bizim değişmez doktrinimizdir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • İsviçre Aargau Kantonu’nda 5 bin Alevi yaşıyor

    İsviçre Aargau Kantonu’nda 5 bin Alevi yaşıyor

    PİRHA- İsviçre’de Aargau Alevi Kültür Merkezi 2020 yılında alacakları cemevi ve dernek binasına maddi katkı sağlamak için bir dayanışma gecesi düzenledi. 

    İsviçre’de Aargau Alevi Kültür Merkezi Cumartesi günü bir gece düzenledi. Yoğun katılımın olduğu gecede bir konuşma yapan Aargau AKM Başkanı Esmender Çöçelli, Aargau Alevi Kültür Merkezi’nin 1997 yılından bu yana faaliyette olduğunu, Aleviliğin yaşatılması ve genç kuşaklara aktarılması yönünde kültürel ve sosyal çalışmalar yaptığını söyledi.

    AARGAU KANTONU’NDA 5 BİN ALEVİ YAŞIYOR

    Çöçelli, geceyi düzenlemelerinin amacının ise 2020 yılında alacakları cemevi ve dernek binasına maddi katkı sağlamak olduğunu belirtti. Çöçelli, Alevi örgütlenmelerinin önemine vurgu yaparak İsviçre’nin Aargau Kantonu’nda yaklaşık olarak 5 bin Alevinin yaşadığını ve bundan dolayı, burada yaşayan tüm Alevilere ulaşmak istediklerini ve onların da desteğini alarak faaliyetlerini daha da ileri boyutlara taşımak istediklerini kaydetti.

    Geceye katılan sanatçılardan Tolga Sağ ise PİRHA‘ya yaptığı açıklamada; çoğunluğu Almanya’da olmak üzere Avrupa’da yaklaşık olarak 280 Alevi Kültür Merkezi’nin olduğunu ve bu merkezlerde faaliyet yürütenlerin özel hayatlarından fedakarlık yaparak sosyal, kültürel ve inançsal faaliyetlerde bulunduklarını belirtti.

    TOLGA SAĞ: AVRUPA’DAKİ ALEVİLER DAHA ÖZGÜR BİR ORTAMDA

    Başta çocuklar ve genç kuşaklar olmak üzere Avrupa’da yaşayan Alevilerin inançsal, kültürel ve sosyal birlikteliklerinin sağlanması açısından bu çalışmaların çok önemli olduğunu belirten Tolga Sağ sözlerine şöyle devam etti:

    “Avrupa’da yani diasporada yaşayan Aleviler, Türkiye’deki Alevilere oranla daha özgür ve rahat bir ortamda yaşama şansına sahipler. Türkiye’de Aleviler üzerindeki baskılardan dolayı özgürce örgütlenebilme olanağından yoksunlar. Hatta zaman zaman çeşitli iş olanaklarının ellerinden alınmaması için Alevi olduklarını inkar etme durumunda bile kalabiliyorlar. Ancak Avrupa’da çok daha özgür bir ortamın olmasından dolayı, buradaki Alevilerin Türkiye’deki siyasi meselelerden ziyade burada yani yaşadıkları Avrupa ülkelerindeki Alevilerin sorunlarına ve örgütlenmelerine yönelik çalışmalarının çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Zira burada geliştirilen doğru bir örgütlenme biçiminin Türkiye’deki Alevi örgütlenmeleri açısından da bir rol model olabileceğini düşünüyorum.”

    İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Cem Bitnel ve AAKM Derneği Başkanı Esmender Çöçelli’nin birer konuşma yaptığı gecenin kültürel bölümünde ise Tolga Sağ, Eda ve Uğur Alakuş, Colors of Anatolia, Sultan Erdem, Kemal Kahraman, Grup Roda ve AAKM Korosu sahneye çıktılar.

    Abidin ÇETİN / İSVİÇRE