PİRHA-Adıyaman Çat Barajı’nda bulunan yüzen adalar yağışların düşmesiyle birlikte kıyıya çekildi. İki sene önceye kadar bu mevsimde adaların suyun yüzeyinde olduğunu belirten Gölbağı Köyü Muhtarı Cumali Kaygusuz, “Yağışlar artarsa eğer yüzen adalar tekrar yüzeye çıkar” dedi.
Türkiye’de ender görülen, Adıyaman Çelikhan’a bağlı Çat Barajı’nda bulunan yüzen adalar, yağışların azalmasıyla birlikte kıyılara vurdu. Su seviyesinin çok düştüğü Çat Barajı, iki sene öncesine kadar suyun yüzeyinde bulunuyordu. Şu an barajda hiçbir adanın görülmemesi dikkat çekti.
Adıyaman’da doğa turizmi açısından önemli bir yere sahip olan yüzen adalar, yağış seviyesinin düşmesiyle birlikte önemini kaybetme tehlikesiyle yüz yüze kalmakta.
Baraja yakın köylerden biri olan Gölbağı (Abdülxerab) Köyü Muhtarı Cumali Kaygusuz, yağışların artmasıyla birlikte adaların tekrar yüzeye çıkacağını belirterek bir an önce yağmur ve karın yağmasını beklediklerini söyledi. Kaygusuz,“Daha önceden su yükseliyordu, bu iki senedir kuraklık sürdüğü için yüzen adalar zemine oturdu. Yağışlar artar su yükselirse bu yüzen adalar tekrar yüzeye çıkacaktır. İnşallah yağmur ve kar yağarsa eski haline döner” diye belirtti.
Adaların başka yerlere gitmemesi için halat tekniğinin kullanıldığını söyleyen Kaygusuz, Malatya’da bir dönem çim kullanmak amacıyla koparıldığını daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ihalenin iptal edildiğini söyledi.
PİRHA-Depremde birçok evin enkaza dönüştüğü Pınarbaşı’nda (Bulam) 2 yıldır yapılmayan konutlar yüzünden yurttaşlar hala konteynerlerde yaşamak zorunda kalıyor. 1 km mesafedeki Çelikhan ilçesindeki konutlar tamamlanırken, Pınarbaşı’ndaki evlerin yapılmamış olması halk tarafından tepkiyle karşılanıyor. Beldeye bağlı muhtarlar, ikinci bir deprem yaşadıklarını vurgulayarak, konutların bir an önce yapılmasını istiyor.
Adıyaman Çelikhan İlçesine bağlı Pınarbaşı (Bulam) Beldesi’nde 6 Şubat depremlerinin üzerinden yaklaşık 2 yıl geçtiği halde herhangi bir konutun yapımına başlanmadı.
Bulam’a 1 km mesafedeki Çelikhan İlçesi’nde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yapılan daireler yurttaşlara teslim edilirken, Bulam’da sadece ev yapılacak alan belirlenip, bir istinat duvarı ve birkaç inşaat temeli yapılarak bırakılmış halde. Alevilerin yoğun yaşadığı Bulam’da evlerin yapılmamış olması toplumda tepkiye neden oldu.
Çevrede birçok köyün evleri teslim edilmek üzereyken 3500 nüfuslu beldenin evlerinin yapılmama nedenlerini Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü çeşitli nedenlerle ya ertelendiği ya tekrar ihale edileceği bilgisini veriyor. Pınarbaşı Beldesi mahalle muhtarları geciktirilen konutların en hızlı şekilde teslim edilmesi gerektiğini belirterek, yetkililerin mahallelerindeki halkın yaşamış oldukları sorunlarla ilgilenmesi gerektiğini ifade ettiler.
“ŞEYHO KOÇ: EV YAPMAK İÇİN FAİZLE KREDİ ÇEKTİM”
Depremde evi yıkılan Şeyho Koç, herhangi bir destek alamadığı için faizle kredi alarak küçük bir ev yaptığını söyledi. Depremde evi yıkıldıktan sonra çadırda yaşamak zorunda kalan Şeyho Koç, borçla yaptığı evin kredi faizini verdiğini dile getirdi. Yetkili kurumlardan kendisine yönelik bir desteğin sağlanmadığını belirten Koç, şunları söyledi:
“Çevrede bulunan Köseuşağı, Aktaş ve Çelikhan’ın evleri yapıldı, ama bizim burası olduğu gibi duruyor. Sadece bir duvar örülmüş ve o şekilde bırakılmış. Depremde faizle kredi çekerek iki konteynır genişliğinde bir ev yaptım. Paranın bir kısmını çocuklarım bir kısmını da ben çekerek bu evi yaptım. Şimdiye kadar 1 milyon TL param gitti. Evin yapılmasında ben çok çalıştım yoksa 300-400 bin lira daha giderdi.”
“6 AY İÇERİSİNDE TESLİM EDİLECEĞİ SÖYLENDİ”
Cami Mahallesi Muhtarı Erkan Gümüş, depremden bu yana insanların mağdur olduklarını söyledi. Hala insanların konteynerlerde yaşadığını dile getiren Gümüş, “Defalarca kaymakamlığa, çevre, şehircilik ve iklim müdürlüğüne de gittik. Defalarca toplantı da yapıldı, hala da bizim beldenin temelleri atılmadı. 8 mahallede içeresinde Aktaş Mahallesi’nin temelleri atılmış, evleri daha teslim edilememiş. İnsanlarımızın birçoğu konteynerlerde kalıyor ve yardım alamıyorlar. Devlet kira yardımını yapmıyor. Mahalle muhtarlarıyla görüşmeye gittiğimiz zaman bize 6 ay içerisinde evlerin teslim edileceğini söylediler. Aradan 6 aydan fazla zaman geçti ortada ev yok ve çalışmalar kıştan dolayı durdurulmuş” dedi.
“TÜTÜNLERİN ÇOĞU BOZULDU, İNSANLAR GEÇİNEMİYOR”
Bu sene yaptıkları ürünlerin birçoğuna hastalık vurduğu için zarar ettiklerini söyleyen Gümüş, “Burada iş imkanları olmadığı için çalışacak bir yer yok. İnsanlar asgari ücretli geçinemediğinden evlerine bakamıyorlar. Tütünlerin yüzde 90’ına hastalık bulaştığından dolayı halk geçinemiyor. Yetkililerin bir an önce bu soruna çözüm bulmasını istiyoruz” diye konuştu.
“EVLER YAPILMADI, KIŞ SOĞUK, İNSANLAR KONTEYNERLERDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR”
22 aydan beridir evlerin temelinin atılmadığını, kış soğuk olduğu için insanların konteynerlerde kalmak zorunda kaldığını söyleyen Pınarbaşı Kaya Mahallesi Muhtarı Ali Tuğrul, deprem ilgili yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“300 ağır hasarlı ev olan belde de 3 tane temel atılmış. Önümüz kış bu şartlarda da ev yapılamaz. Konteynerlerde, çadırlarda yaşayan insanlarımız var. Deprem yardımı alan kişilerin 5-6 aydır aldıkları para kesilmiş. Vatandaşlar soba yakamadığı için elektrikli soba yakıyorlar. Böyle olunca yüksek fiyatlardan faturalarını ödüyorlar. Devletin bu yaşadığımız sorunlara el atmasını talep ediyoruz.”
“DEPREMİ UNUTTUK, İKİNCİ DEPREMİ YAŞIYORUZ”
Aktaş Mahallesi Muhtarı Hanifi Yeşilyurt, köylerindeki sorunlara değindi. Yeşilyurt, depremin etkilerinin hala devam ettiğine dikkat çekerek, “Depremi unuttuk şimdi ikinci depremi yaşıyoruz. Muhtarlığını yaptığım köyde evlerin temelleri atıldı, ne yazık ki 5 aileye ev hak sahipliği verilmemesinden ötürü zor durumda yaşıyorlar. Konteyner kent gibi alanlarda insanlar lavaboya, banyoya ulaşabiliyorken köyde yaşayan insanlar bu haklara sahip değil. Köyde verilen konteynerler iyi olmadığından dolayı iki aile ölümle karşı karşıya geldi. İnsanlar depremde ölmedi ama o konteynerlerde ölecekler” ifadelerini kullandı.
“DEPREMDEN SONRA İKİNCİ DEFA ÖLDÜK”
Diğer birçok köy ve ilçenin evlerinin teslim edildiğini söyleyen Pınarbaşı Balıkburnu Mahallesi MuhtarıKemal Büyükşahin de şunları dile getirdi:
“Birçok köy evi teslim edildi. Çelikhan ilçesinin bile konutları teslim edilme aşamasına gelinmiş ama Pınarbaşı’nda sadece bir duvar ve 2-3 temel atılmış. Okuma oranı yüksek olan beldemizde öğrenciler ders çalışamıyor. Konteynerlerde hangi şartlarda okuyacak bu gençler. Mahallemizde 50 hane şehir dışında kalıyor. Mahalle muhtarlarıyla neredeyse her gün devlet kurumlarını ziyaret ediyoruz. Maalesef gözle görülür bir gelişme yaşanmadı. Vatandaşın umudu kırılmış durumda. İnsanlarımıza inandıracağımız hiçbir cümle kuramıyoruz. Depremde 11 yakınımı kaybettim, onlarla birlikte biz de öldük aslında. Depremden sonra bu kadar hayal kırıklığına uğrayacağımızı tahmin edemedik.
“EN MAĞDUR MAHALLE BALIKBURNU MAHALLESİ; 120 HANELİK KÖYDE 4 AİLE KALDI”
İki yıldır tarlalarımızdan tütün de kaldıramıyoruz, hayvancılığı terk etmek zorunda kaldık. Hayvancılık bitti, tarım bitti. Yapılacak hiçbir şey kalmadı. Şu anda Adıyaman’da en mağdur mahalle Balıkburnu Mahallesi. 120 hanelik bir köyde sadece 4 aile yaşıyor.”
PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak Adıyaman’da Alevi beldelerinde hala yapılmayan deprem konutlarını gündeme getirdi. Fırat, “Bulam, Kurudere, Balıkburnu Alevi diye mi bu konutlar yapılmak istenmiyor? Bu ayrımcılık niye?” diye sordu.
6 Şubat 2023 yılında Maraş merkezli depremin üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen depremin en fazla etkilediği illerden biri olan Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı Beldesi’nde, Bulam, Kurudere Mahallesi, Balıkburnu’nda yüzlerce depremzede halen evlerine kavuşamadılar.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak deprem konutlarına ilişkin konuştu.
Fırat, “Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesi; Bulam, Kurudere Mahallesi, Balıkburnu ve yine o bölgedeki irili ufaklı mezraların deprem konutlarına ilişkin hiçbir gelişme yok. Kurudere mevkisinde yapılması kararlaştırılan 238 konut daha önce ihale edilmiş, sonbaharda teslim edilecek denilmiş ama maalesef hâlen temeli dahi atılmamıştır. Yeni gelen bilgilere göre de ihale iptal edilmiş” dedi.
Milletvekili Celal Fırat şu soruları yöneltti:
*Bulam, Kurudere, Balıkburnu Alevi diye mi bu konutlar yapılmak istenmiyor?
*Bu ayrımcılık niye?
*Bu insanlar kışı nasıl geçirecek?
*Madem evleri yapmadınız, deprem mağduru ailelerin kışı geçirmeleri için nasıl bir çalışma yapacaksınız?
PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, Üryan Hızır Ocağı’na ait 150 yıllık tarihi evinin neden yıkıldığını Bakan Murat Kurum ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sordu. Milletvekili Özen, verdiği soru önergesinde “Bu mekânın tarihsel, kültürel ve inanca dair durumu neden dikkate alınmadan rastgele bir yıkım işlemi gerçekleşmiştir?” dedi.
Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı (Bulam) köyündeki Üryan Hızır Ocağı’nın yaklaşık 150 yıllık evi, 6 Şubat depreminin ardından valilik kararıyla yıkıldı. Alevi toplumunda tepkiyle karşılanan yıkımı, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdı.
Milletvekili Zeynel Özen, yaklaşık 150 yıllık, cem ibadetinin yapıldığı bir Alevi inanç merkezinin yıkılmasındaki gerekçeleri, soru önergesi ile ilgili makamlara sordu.
“MEKÂNIN KOLONLARI SAĞLAM DURMASINA KARŞIN…”
HDP’li Zeynel Özen, toplum tarafından kutsal görülen mekanın yıkılmasına ilişkin hazırladığı önergede şu ifadelere yer verdi:
“Tarihsel süreçte Hasan efendilerin, büyük Hamo dedelerin, Kalender dedelerin, Opi (Ape) Usun, Ali ağanın, Yusuf Dedenin, Sabri Dedenin, Hüseyin Dedenin ve nice inanç önderlerinin 1850 yıllardan bu yana ibadet hizmeti yürüttükleri bu kültürel miras niteliğindeki ocak merkezinin bir kısım duvarları 6 Şubat depreminde yıkılmıştır.
Akabinde bu tarihsel mekânın kolonları sağlam durmasına karşın şeritler çekilip, hasar tespitinde hızlı bir şekilde “acil yıkılma” kararı verilmiştir. Asırları aşkın bu kültürel ve inanç mirası tüm itirazlara rağmen yıkılma tehlikesi var denilip, bir enkaz muamelesi gösterilerek iş makinalarıyla yıkılmıştır.
Oysa orada Üryan Hızır Ocağımızın tarihsel, kültürel ve inanç anlamında bu toprakların kadim mirasından izler taşıyan bir mekâna onun bu özellikleri dikkate alınarak bir uygulama yapılması gerekirdi. Dolayısıyla öncelikle bu mekânın koruma altına alınması üzerine durulmalıydı. Eğer tüm itirazlara rağmen yıkılması zorunluysa da, buna uygun tedbirleri almak, o dokuyu korumak, oradaki taşın da, ahşabın da zarar görmemesi için tek tek çıkarmak ve aslına uygun bir şekilde yeniden inşasına müsait bir biçimde yapılmalıydı.”
“ACİL YIKILMASINA DAİR KARAR HANGİ ESASLARA GÖRE ALINMIŞTIR?”
Milletvekili Zeynel Özen, konuyla ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları yöneltti:
-Adıyaman Çelikhan İlçesi’ne bağlı Pınarbaşı Bulam’daki Üryan Hızır Ocağı’nın merkezi niteliğindeki 150 yıllık kültürel ve tarihsel miras niteliğindeki mekân, 6 Şubat depreminde bazı duvarları hariç yıkılmamasına karşın neden itirazlar dikkate alınmadan direkt yıkım işlemi uygulanmıştır?
-Bu tarihsel ve kültürel inanç mekânının acil yıkılmasına dair karar hangi esaslara göre alınmıştır?
-Bu mekânın tarihsel, kültürel ve inanca dair durumu neden dikkate alınmadan rastgele bir yıkım işlemi gerçekleşmiştir?
-Bu mekânın yıkımı zaruriyse, manevi ve kültürel dokuyu korumak adına içindeki taşın, ahşabın ve Aleviler için kutsal kabul edilen parçaların da zarar görmeden tek tek çıkarılması ve aslına uygun bir şekilde yeniden inşasına müsait bir biçimde bunun gerçekleştirilmesi neden sağlanmamıştır?
PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Adıyaman’da 150 yıllık Üryan Hızır Ocağı evinin, valilik emriyle yıkılmasına tepki gösterdi. Aslan, “Enkaz altındaki insan bedenine dahi enkaz gözüyle bakan bir devletten tabii ki kutsallarımıza, değerlerimize saygı beklemek boş olacak” dedi. Aslan, bu yıkımın milletvekilleri tarafından mecliste dile getirilmesi gerektiğini belirterek “Hukuksal mücadele de verilmeli” dedi.
Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı (Bulam) köyündeki Üryan Hızır Ocağına ait en az 150 yıllık olduğu belirtilen ev, 6 Şubat depreminde hasar aldığı gerekçesiyle yıkıldı.
Uzun yıllar cem erkanlarının yürütüldüğü ev, valilik kararının ardından iş makineleri ile yıkıldı.
Bölge halkı tarafından kutsal görülen evin duvarlarında depremden sonra yıkıntılar oluştuğu, ancak bölgeye gelen yetkililerin aceleyle “ağır hasarlı yapı” değerlendirmesini yapıp yıkım yaptığı aktarıldı.
Bulam köyündeki yıkıma ilişkin bir tepki de Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan’dan geldi.
Yaşanan ilk depremin ardından bölgeye giderek 17 gün kaldığını belirten Aslan, “Alevi toplumunun, bu topraklarda mevcut iktidar tarafından ne kadar ötekileştirildiklerini biliyorduk ama deprem sürecinde bunu daha çıplak gözle görebildik” diye de ekledi.
Mustafa Aslan, AKP iktidarı döneminde Alevilerin kutsal gördükleri birçok mekana yönelik saldırı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Deprem sonrası bölgeye gittiğimizde acıda dahi ayrımcılık yapan bir anlayışla karşı karşıya kaldık. Tabii bu Üryan Hızır Ocağı Cemevinin, bir pir evinin yıkılma olayını duyduk, aslında AKP bunu geçmişte de yaptı. Birçok Alevi ocaklarına dergahlarına bu anlamdaki saldırı ve bakış açılarını bizler biliyoruz. Tarihe, mirasa, kutsala karşı; özellikle Alevilere dair olan ya da kendileri dışındaki diğer toplumsal kesimlerin kutsallarına karşı saygısızlıklarını bir kez daha gösterdiler. Evet deprem bölgesinde hasar görmüş olabilir ama bir tarihi yapıdır, inanç değeri olan bir mekandır, en azından bizler şunu beklerdik; ailenin bir fikri alınırdı, ocak evlatlarına sorulmalıydı, o ocakta duran pirin fikri alınmalıydı. Bu evin teknik anlamda yeniden restorasyonu mümkün değilse en azından buna ilişkin bir açıklama yapmaları lazımdı. Sıradan bir binaymış gibi davranmaları, kutsala, inançsal mekana, özellikle söz konusu Aleviler olunca buna karşı saygısızlık hat safhada. Bu sadece Adıyaman’da değil Hatay, Antakya, Samandağ bölgesinde birçok Alevi kutsal mekanları yok edildi. Halen daha bir enkaz gibi ortadan kaldırılıyorlar. ‘Devlet, arama kurtarmaya gelmedi, enkaz kaldırmaya geldi’ diyen bir arkadaşım var. Enkaz altındaki insan bedenine dahi enkaz gözüyle bakan bir devletten tabii ki kutsallarımıza, değerlerimize saygı beklemek boş olacak. Çünkü anlayışları, yok etmek üzerine. İnkar etmeyi, saygısızlık yapmayı kendilerine ilke edinmiş bir iktidarla karşı karşıyayız.”
“MECLİS’TE DİLE GETİRİLMELİ, HUKUKSAL MÜCADELE VERİLMESİ LAZIM”
Mustafa Aslan, Üryan Hızır Ocağı’ndaki yıkıma yönelik demokratik kamuoyunun da ses çıkartması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:
“Depremin yaşandığı bölgedeki tüm tarihi eserler, miraslar, kutsal mekanlarla ilgili başta Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki muhalefet partilerinin bunu kesinlikle kürsüde dile getirmeleri lazım. Hukuksal olarak bir mücadele verilmesi lazım. İnsan hakları savunucularının da insanın ne kadar yaşamsal hakkı varsa, aynı zamanda insanların kutsallarıyla, değerleriyle, mekanlarıyla da bu hak bütündür. Bunun da bir insani hak olduğunu unutmamak lazım. Bu konuda da mücadele vermeye ihtiyaç var.”
PİRHA-Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Hüseyin Büyükşahin’in yüz yıllık sazını bulunduğu enkazdan çıkaran halk müziği sanatçısı Muharrem Temiz, yıkılan evin önünde deyişler söyledi.
Merkez üssü Maraş olan depremlerin etkilediği kentlerden biri de Adıyaman. Deprem sonrası şehrin Çelikhan ilçesine bağlı Recep Köyü‘nde en az 35 kişinin Hakk’a yürüdüğü ifade edildi.
Halk müziği sanatçısı Muharrem Temiz, Hacıbektaş Belediyesi Başkanı Arif Yoldaş Altıok, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ile Üryan Hızır Ocağı mensubu ve Can TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin, Recep Köyü’nü ziyaret ettiler.
YÜZYILLIK SAZ ENKAZ ALTINDAN ÇIKARILDI
Ziyaret sırasında Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Hüseyin Büyükşahin‘in (Kêk Hüseyin) yüzyıllık sazı da göçük altından çıkarıldı. Sanatçı Muharrem Temiz enkaz altından çıkardığı tarihi saz ile göçüğün önünde deyiş söyledi.
Saza ilişkin bilgiler veren Veli Büyükşahin, “Bu saz ile çok cemler, muhabbetler yapılmış. Şu an Yusuf dedenin oğlu Hasan Basri onun deyişlerini çalıyor. Burası emanet almış sazı. Yol, erkânlarını bununla sürdürmeye devam ediyorlar” ifadelerini kullandı.
PİRHA – İstanbul’da bulunan Garip Dede Dergahı Vakfı’nın, depremzedeler için topladığı yardımlar Adıyaman’a ulaştı.
Maraş depremlerinin ardından büyük yıkıma uğrayan 10 ilden biri de Adıyaman. Çelikhan ilçesine bağlı çok sayıda köydeki enkaza henüz müdahale edilmemişken halkın ihtiyaçlarına da cevap olunmuş değil.
İstanbul Garip Dede Dergahı Vakfı, depremzedeler için topladıkları yardımları Çelikhan ilçesinin köylerine ulaştırdı.
“Dayanışmayı büyütüyoruz! Zaman birbirimizin Hızırı olma zamanıdır” çağrısıyla toplanan yardımlar, bu sabah saatlerinde Çelikhan’a bağlı köylere teslim edildi.
PİRHA- Depremin ardından Çelikhan ilçesine giden Gazeteci Veli Büyükşahin, bölgede yaşadıklarına ve tanık olduklarına dair anlatımında, “Dağ köylerine ulaşım hala yok. Göçükten çıkartılan bazı cenazeler kaldırılamadığı için açıkta kalmış ve kurtların saldırısı olmuş. Binlerce insan battaniyelere sarılıp kefensiz defnedildi. Cenazesine bile sahip çıkamayan bir devletle karşı karşıyayız” dedi.
Maraş merkezli depremin en ağır hissedildiği Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı birçok köye hala ulaşılamadı.
Yolları kapalı olan bu dağ köylerinde enkaz altında çok sayıda cenaze olduğu, çıkarılan cenazelerin ise ortada kaldığı belirtiliyor. Açıkta kalan cenazelere kurtların saldırdığı bilgisi de paylaşılıyor.
Depremin ardından Çelikhan ilçesine giden Gazeteci Veli Büyükşahin, bölgede yaşadıklarını ve tanık olduklarını anlattı.
“CENAZELER AÇIKTA KALDIĞI İÇİN KURTLAR SALDIRMIŞ”
Bulundukları yerde bazı köylere kurt indiği ile ilgili bilgilerin kendilerine geldiğini ve bu durumun görüntülerinin de dolaştığını söyleyen Büyükşahin, şunları aktardı:
“Bu köylerin yolları bugüne kadar kapalıydı. Bugün açma çalışmaları yapılıyor. Birçok köyün yolu hala kapalı. Çelikhan merkeze bağlı birkaç köyden bahsediliyor. Bu bahsedilen dağ köylerine zaten geceleri kurtlar iniyor. Kurtlar burada ilçe merkezine kadar bazen inebiliyor. Çelikhan’a bağlı Şerifhan diye bir köyde bazı cesetlerin kurtlar tarafından parçalandığı, kurtların saldırısına maruz kaldığı bilgisi geldi. Orada sağ kalan insanlar aktarıyor bunları. O köylere hala hiçbir ekip gitmedi. Dolayısıyla cenazeler kaldırılamamış durumda. Enkaz altında bir sürü cenaze var. Yollar kapalı. Yolların kapalı olmasının sebebi oralar dağ köyleri olduğu için çok fazla kar yağışı alıyor. Zaten sağlıklı bir yol yok oraya ulaşım için. O yüzden o yollar kışın kapanıyor. O köylerde kalan insan sayısı, genç sayısı özellikle çok az. Göçükten çıkartılan bazı cenazeler kaldırılamadığı için açıkta kalmış ve kurtların saldırısı olmuş.
“YOLLARI HALA KAPALI OLAN BİRÇOK KÖY VAR, ULAŞTIRMA BAKANLIĞI BU İŞE EL ATMALI”
Dün yine deprem oldu. Artçı sarsıntılar devam ediyor. Biz arabada kalmak zorunda kaldık. Yolların açılması için karayollarının, belediyenin, kaymakamlığın devreye girmesi gerekiyor. Ulaştırma Bakanlığı’nın bu işe el atması gerekiyor. Altyapıyı hazırlaması gerekiyor ancak depremin üzerinden kaç gün geçti ve biz sadece bugün yollarda greyderleri, kar küreme araçlarını görmeye başladık. Bu araçlar gelmediği için yollar açılmadığı için o köylerin hiçbirisine ulaşılamadı. Ne arama kurtarma ekibi gidebildi ne bir yardım gidebildi. O köyde oturanların kendi yakınları bile gidemedi. Ulaşılamayan köylerdeki insanlar yürüyerek en yakın yere gidiyorlar, günlük ihtiyaçlarından birkaç gıda maddesi alıp sırtlarında taşıyarak götürüyorlar. Ertesi gün tekrar geliyorlar. Oralarda olup da sağ kalan insanların ihtiyaçları da giderilemiyor.
“BURADA DEVLET YOK, TÜM İŞLER GÖNÜLLÜLERİN GİRİŞİMİYLE OLUYOR”
Biz Çelikhan’dayız. Cenazelerimizi dün kaldırdık. Yakın illerdeki akrabalarımız cenazeye gelemedi. Taziyeye gelebildiler. 5-10 kişi ile cenazelerimizi kaldırmak durumunda kaldık. Birçok köyden sağlıklı bilgi alınamıyor. Buraya çeşitli illerden gönüllüler geliyor, yardım getiriyorlar. Buraya gelen tüm yardımlar çeşitli sivil toplum kuruluşlarından, Alevi örgütlerinden, siyasi partilerden ya da bireysel gönüllülerden geliyor. Birey olarak aracını doldurup gelen çok sayıda da insan var. Van’dan kepçeleri ile gelip burada yolları açmaya çalışan insanlar vardı. Özellikle gıda yardımları çok fazla gelmeye başladı. Bunlar devletin, AFAD’ın yönlendirdiği yardımlar değil. Dün bir yerden yardım gelmişti. Biz bunu organize ederken AFAD’dan gelip, ‘Bu yardım nereye gidiyor?’ diye sordular. AFAD emekçilerine biz bize gelen yardımlardan verdik. Yapılan bütün işler, hizmetler gönüllülerin yaptığı girişimlerle oluyor.
“İMKANINI BULAN İNSANLAR BURADAN GİDİYOR”
Ulaşım çökmüş durumda. Daha yeni yeni yollar açılıyor. Elektrik hala birçok yerde yok. Araçlarda telefonlarımızı şarj edebiliyoruz. GSM şebekeleri ve internet gelip gelip gidiyor. Organizasyonla ilgili ciddi bir dağınıklık var. Herkes kendisi organize olmaya çalışıyor. Burada hala devletin, hükümetin, valiliğin yürüttüğü hiçbir iş yok. 100-120 tane evin olduğu yerde kalınabilecek 3-4 tane ev var. Diğer insanların nerede kalacağı ile ilgili hiçbir çalışma yok. Bizler kendi imkanlarımızla insanları başka şehre gitmeleri için bir yerden bir yere taşımaya çalışıyoruz. İnsanlar imkan bulunca buradan gidiyorlar. Çünkü altyapı yok, ne olacağı belli değil, ilaç bulamıyorsunuz, bir doktora gidemiyorsunuz, depremler sürekli devam ediyor, insanların üzerinde giyebilecekleri elbiseleri bile yok.
“BİNLERCE İNSAN BATTANİYELERE SARILIP KEFENSİZ DEFNEDİLDİ”
Kısa vadede tanık olduğum şey iktidarın, devletin hiçbir şekilde bu sürece müdahale edemediğidir. İnsanlar burada kefensiz defnediliyor. Binlerce insan battaniyelere sarılıp kefensiz bir şekilde yıkanmadan defnedildi. İnsanlar göçüklerin altında donarak hipotermi ile yaşamlarını yitirdiler. Devlet bu depremle birlikte çökmüş oldu. Ölüsüne bile kefen bulamayan, bir mezar yeri açamayan, cenazesine bile sahip çıkamayan bir devletle karşı karşıyayız.”
PİRHA – Siverek Eğitim-Sen Şube ile HDP Siverek ilçe örgütü, Adıyaman’ın Çelikhan ilçesi Bulam köyüne yardım desteğinde bulundu. Yurttaşlar, bölgeye henüz bir devlet desteğinin ulaşmadığını vurguladı.
Maraş merkezli depremin en ağır hissedildiği Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı köylere henüz yardımlar ulaşmış değil. Siverek Eğitim-Sen Şubesi ve Siverek HDP ilçe örgütü, Çelikhan’a bağlı Bulam köyüne yardım eli uzattı.
Yaraların sarılması adına bölgeye gittiklerini belirten bir yurttaş, “Buraya gerçekten yardım ulaşmıyor. Biz, yardım için geldik. Buradaki arkadaşlar çok zor durumda. Arkadaşlarımıza destek amaçlı buradayız. Acıları acımızdır, sonuna kadar yanlarındayız” ifadelerini kullandı.”
PİRHA- Adıyaman’ın Bulam ve Çelikhan ilçesinde tütün hasadı başladı. Hasadı yapılan tütünler hazırlanan özel iskelelerde kurutuluyor.
Adıyaman’ın dağ köylerinde yaşayan halkın en önemli gelir kaynağı olan tütünün ilk hasadı başladı. Bulam ve Çelikhan yöresine has özellikleri olan, sarmalık tütün.
Mayısın sonunda ekimi yapılan tütün için, Haziran ayı içerisinde yabani otlardan ayıklama, düzenli olarak sulama, ilaçlama işlemleri yapılıyor. İlk hasat Haziran’ın ikinci haftasında başladı.
Şu an tütünün ilk hasadı yapılıyor. Tütün fidelerinin en altında bulunan sararmış yapraklar toparlanıyor. Amaç ise tütünün alttan hava alması.
Büyük bir emekle olgunlaşan yapraklar tek tek toplanıp eve getiriliyor. Evde iplere saplama yöntemi ile diziliyor. Sararmış olanlar, iskelelere asılıyor, tam olgunlaşmamış olanlar bir süreliğine daha kısmen sıcak bir ortamda bekletiliyor ve biraz daha olgunlaşması bekleniyor. Daha sonra onlar da ipe asılıyor.
PİRHA- Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Alevi köylerinden Recep Köyü’nde kadınlar, hiç bir katkı maddesi olmadan organik dut pestili yapıyorlar. Kadınlar pestili nasıl yaptıklarını PİRHA’ya anlattılar.
Dut pestili, vitamin içeren tatlılar arasında yer alıyor.
Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Alevi köylerinden Recep Köyü’nde kadınlar binbir emekle dut pestili yapıyor. Pestil tamamen organik.
Kadınlar önce dutları kurutuyor ve sonra kaynatıyorlar. Biraz bal ve un katarak bir kıvam haline getiriyorlar. Sonrasında bezler üzerine serip ince bir tabaka halinde kurutuyorlar. Bezlerinin arkasını ıslak bir bezle silip yavaş yavaş onu ayırıyorlar, tekrar kurutmaya bırakıyorlar.
Kuruduktan sonra kesip katlayıp yemeye hazır hale getiriliyor. Dutlara ilaç kullanılmıyor, pestiller tamamen doğal ve organik.
“HİÇ BİR KATKI MADDESİ YOK”
Recepli kadınlar dut pestilini nasıl yaptıklarını PİRHA’ya şöyle anlattılar:
“Biraz ayran, biraz yağ, bal ve kurutulmuş duttan yapıyoruz. Biraz da un katıyoruz. Karışımı belli bir kıvama getirdikten sonra bezlerin üzerine yayıyoruz ince bir tabaka halinde. Sonra oradan arkasında ıslak bezle ıslatıp çözüyoruz. Tamamen organik, şeker gibi dışarıdan hiçbir katkı maddesi katmıyoruz. Kendimiz için yapıyoruz. Ayrıca üzümden de yapılıyor ama bu duttan yapılıyor.
PİRHA- Adıyaman’da pazartesi günü yaşanan gözaltılara bugün yenileri eklendi.
Çelikhan Jandarma Komutanlığı tarafından gerçekleştirilen ev baskınlarında HDP Pınarbaşı (Bulam) önceki dönem Belediye Eş Başkanı olan Mehmet Çalğan’ın da aralarında bulunduğu 3 kişi gözaltına alındı.
Pazartesi gününden bu yana gözaltında bulunan, Pınarbaşı (Bulam) önceki dönem belediye Eş Başkanı Cemile Büyükşahin Demirci’nin aralarında bulunduğu 6 kişi için Sulh Ceza Hakimliği 4 gün ek gözaltı süresi verdi.
Gözaltında olanların isimleri şöyle: Cemile Büyükşahin Demirci, Mehmet Çalğan, İsmail Topbaş, Erdal Çalğan, Hasan Büyükşan, Adıgüzel Demirci, Erdal Ün, Veysel Denizci ve Nureddin Çalğan.
PİRHA – Adıyaman’ın Bulam Beldesi’nde HDP’li yurttaşların evlerine baskın yapıldı. Sabah 7 sularında başlatılan operasyonda HDP Eş Başkan Adayı Hüseyin Uzun ile 2 yurttaş gözaltına alındı.
Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Bulam Beldesi’nde HDP’li yurttaşlara dönük gözaltı operasyonu yapıldı. HDP Bulam Eş Başkan adaylarından Hüseyin Uzun, evinde yapılan uzun arama sonrasında gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Kolluk güçlerinin, Uzun’un eşine ait cep telefonuna da el koyduğu öğrenildi.
Gözaltı operasyonları dahilinde Turan Uzun ile öğretmen Efkan Sucu’nun da gözaltına alındığı bilgisi bulunuyor.
PİRHA- Adıyaman’ın birçok bölgesinde yurttaşların en büyük geçim kaynağı olan sarmalık tütün yapraklarının toplanmasına başlandı. Tütün ile ilgili son bir yıldır çıkartılan yasalarla birlikte sıkıntı yaşayan yurttaşlar, “Tütün yasası ile birlikte de tütün satışı yasaklı hale getiriliyor. Çevre illere gönderdiğimiz tütünler araçlarda yakalanıp el konuluyor ve büyük para cezaları veriliyor. Bir yıllık emeğimiz boşa gidiyor” ifadelerini kullandılar.
Dağdaki karın erimesi ile birlikte Mayıs ayının ilk haftasında sadırı toprağa atılan tütün, Haziran sıcağında toprağa ekiliyor. Ekiminden sonra can suyu verilip çapası yapılarak içindeki yabani otlar toplanıyor. Ağustos ayında verilen emeğin karşılığını almak için, yurttaşlar tütün yapraklarını toplayarak altı yada yedi ay olmak üzere uzun bir süre tarlalarda çalışıyorlar.
Adıyaman Çelikhan ilçesine bağlı Bulam beldesinde halkın en büyük geçim kaynağı olan tütün toplama zamanın gelmesi ile birlikte yediden yetmişe yüzlerce aile sabahın erken saatlerinde daha güneş doğmadan tarlaya giderek sıcaklığın en yüksek olduğu öğle saatlerine kadar tarlada tütün topluyorlar. Yurttaşlar, bazı günlerde 40 derece sıcağın altında tütün tarlasında toplama işlemine devam ediyor. Yerel halk dilinde “tütün biçme” olarak tanımlanan toplama işlemi, hava sıcaklığının düştüğü saat 18:00 gibi tekrar başlayıp, gün batımına kadar devam ediyor.
Tütün biçme işlemlerinin ardından, yurttaşlar evlerine yakın hazırladıkları gölgeli alanlara topladıkları tütün yapraklarını getirerek şişlere saplıyor. Şişe saplanan tütünler ipe dizilerek güneş sıcaklığının en yoğun his edildiği yerlerde ağaçlarla hazırlanan alanlarda kurutularak satışa hazır hale getiriliyor.
“TÜTÜNDEN BAŞKA HİÇ BİR ÜRÜN MASRAFINI ÇIKARMIYOR”
Tütünün birçok aşamalardan geçirilerek büyük emekler verilip satışa hale geldiğini ifade eden Sabri Torun, şu ifadeleri kullandı:
“Mart ayında sadırları ekiyoruz. Mayıs’ın ikinci haftasından itibaren de tütün ekimine başlıyoruz. Yapılan sulama ve çapa işlemlerinin arından da Ağustos ayından itibaren başlayarak Eylül ayına kadar biçimini gerçekleştirip kurutuyor ve ambarlara koyuyoruz. Bütün bu işlemlerin ardından hazır hale gelen tütünü tüccarlara satıyoruz. Ama son yasaklarla birlikte büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Tütünümüz satılmıyor. Gecen seneki ürünümüz bu gün hala ambarlarda ama bu yıl yine ektik. Çünkü arazilerimiz çok küçük bu nedenle tütünden başka hiçbir ürün masrafını çıkarmıyor” ifadelerini kullandı.
“KOOPERATİFLEŞME İLE BİZLERDEN BÜYÜK VERGİLER ALINACAK”
“Kooperatiflerin kurulacağı söyleniyor” diyen Torun, “Kooperatifleşme ile birlikte sattığımız tütünün büyük bir kısmından vergi alınacak bize kalacak olan para ise tarladaki masraflarımızı çıkaramayacak ve zarar edeceğiz. Böylede olursa arazilerimizi boş bırakmak zorunda kalacağız. Yetkilere çağrımız bu sorunların çözülmesi için derhal yasalarla yeni düzenlemeler yapılarak sorunlarımıza çözüm bulsunlar” dedi.
“ADIYAMAN TÜTÜNÜ İKİ RANTÇIYA TESLİM EDİLECEK”
Tarlasında çocukları ile birlikte bir yıllık emeği ve alın teri olan tütünü toplayan Yusuf Horoz, “Tütün yapraklarının gelişmesi için ucundaki çiçeklerini kırdıktan sonra alttan sararan yapraklarını toplamaya başlıyoruz. Bu yaprakları topladıktan sonra yeniden bir can suyu veriyoruz. Daha sonra üç kat halinde sıra ile yaprakları toplamaya başladıklarını” belirtti.
Sadır ekimi ile birlikte başlayan ilk aşamanın ardından tütüne çok büyük emekler vererek ve zahmetler çekerek satışa hale getirdiklerini ama verdikleri emeğin karşılığını alamadıklarını ifade eden Yusuf Horoz, şöyle devam etti:
“Bütün bunlarla birlikte son çıkarılan tütün yasası ile birlikte de tütün satışı yasaklı hale getiriliyor. Çevre illere gönderdiğimiz tütünler araçlarda yakalanıp el konuluyor ve büyük para cezaları veriliyor. Bir yıllık emeğimiz boşa gidiyor. Sorunu çözümü anlamında Adıyaman AKP milletvekillerini aradığımızda tütün için bizi rahatsız etmeyin deniliyor. Biz bunları sorunlarımızı çözmeleri için meclise gönderdik ama buna da cevap olmuyorlar. Bir iki dönüm arazimiz var tütünden başka bir şey eksem masrafını çıkarmaz. Ailemin bütün geçim kaynağı ve çocuklarımın okul masraflarını bununla karşılıyoruz. Tütün üzerindeki yasak devam ederse aç kalacağımızdan dolayı ekonomik ihtiyaçlarımızı karşılamak için suça teşvik edileceğiz” dedi.
Yusuf Horoz, “Kooperatifleşmenin ne olduğunu bilmiyoruz. İki rantçı gelecek burada bir kooperatif kuracak istediği fiyattan tütünümüzü alacak. Bunun örneğini tekelde görmüştük. Eksperlerin inisiyatifine göre fiyat veriliyordu. Bazen de bir yıllık emeğimiz yakılıyordu” diye konuştu.
“EN BÜYÜK EMEĞİ KADINLAR VERİYOR”
“Bu bölgede tek geçim kaynağımız tütündür. On yıllardır atalarımızdan bu yana bu işle uğraşıyoruz. Son dönmelerde sıkça konuşulan bir şey var. Tütünün yasaklanacağı söyleniyor” diyen Feride Sucu, “Sabahın erken saatlerinde gün doğmadan tarlaya gidip tütün yapraklarını topluyor ve eve getirip ipe dizip kurutuyoruz. Her emek alanında olduğu gibi tütünde de büyük bir kadın emeği var. Buradaki elde etiğimiz gelirle çocuklarımız okutuyor ve evlendiriyoruz. Eve alacağımız bir torba tuz ya da bir kilo çayı bile bununla alıyoruz” dedi.
Kooperatifleşmenin nasıl olacağını bilmediklerini ifade eden Sucu, Bununla ilgili bizlere verilen herhangi bir bilgide yok. Biz kooperatifleşme istemiyoruz, ifadelerini kullandı.
“TÜTÜN YASAKLANIRSA AÇ KALIRIZ”
Bölgenin tek geçim kaynağı olan tütünün bu dönem yapraklarını toplama dönemi olduğunu söyleyen Medine Büyükşan, “Altı ve yedi aylık bir süre tütüne emek veriyoruz. Toplama ve kurutma evrelerinin ardından tütün satışa hale geliyor. Ama yasaklardan dolayı tütünümüz satılmıyor. Tütün elimizden alınırsa büyük sıkıntılar yaşarız. Daha önce fasulye ekiyorduk. Fakat fasulyede artık hem bu topraklarda yetişmiyor hem de masrafını çıkarmıyor. Tütün yasaklanırsa aç kalırız” dedi.
“EMEĞİMİZDEN VE ALINTERİMİZDEN ELİNİ ÇEKSİNLER”
“Tütünden sadece eken ve satan para kazanmıyor. Tütün toplama dönemi birçok aile buradan aldıkları yevmiyelerle geçimini sağlıyor” diyen İbrahim Büyükşan, “Ama geçen yıl ektiğimiz tütünü satamadık ambarlarda duruyor. Satamadığımız içinde işçinin ve tütünün masrafını verecek parayı bulamıyoruz. Tütün satan iş yerlerine gittiğimizde dışarıdan getirilen yabancı tütün ve sigaralar satılırken bizim tütünümüz satılmıyor. Bunlar yaşandığı için borçlandığımız yerlere borcumuzu ödeyemiyoruz. Geçen seneki tütünümüz satılsaydı bu sıkıntıları yaşamazdık. Eğer tütün satılmazsa ne çocuklarımızı okutabiliriz nede evimizin ihtiyacını karşılayabiliriz. Yetkililere çağrımız emeğimize karışmasınlar emeğimizden elini çeksinler” diye konuştu.
PİRHA- Adıyaman Çelikhan ilçesine bağlı Bulam (Pınarbaşı) beldesinde yaşayan tütün üreticileri kaygılı. Üreticiler, “Tütün bizim tek geçim kaynağımızdır. Bütün ihtiyacımızı tütünden kazandığımız para ile karşılıyoruz” ifadelerini kulandılar.
Kışın sonlarına doğru dağdaki karın erimeye başladığı dönemlerde sadırların ekilmesiyle birlikte tütünün ilk aşaması başlıyor.
Sadırların büyümesinin ardından yazın sıcağında büyük emekler verilerek alın teri ile dikilen tütünler Ağustos sonlarına doğru daha gün ağarmadan gece yarısında tütün tarlalarına giden ailelerce büyük zahmetlerle biçimi yapıldıktan sonra kurutulur. Aileler, çocuklarının okuma masrafından tutun, bir yıl boyunca bütün ihtiyaçlarını karşılayacağı tütünü satışa hazır hale getiriyorlar.
Bölgede yaşayan yurttaşlar tütünün bölgedeki yaşayan insanlar için ne kadar önemli olduğunu PİRHA’ya değerlendirdi.
“TÜTÜNE YASAK GELİRSE İŞSİZLİK ARTAR”
“Nisan ayında sadırlar ekilir, Mayıs sonunda da dikimini yapıp, Ağustos sonlarına doğru da tütünün yapraklarını toplamaya başlarız” diyen Kemal Çağlayan, “Bütün ürünlerde olduğu gibi tütünde de ekiciden çok aracı para kazanıyor. Medyada çıkan haberlerden dolayı bu yıl tütüne olan ilgi diğer yıllara oranla düşmüş. Bu yaşananlardan dolayı ekici etkilenmiş durumda. Tütüne bir düzenleme yapılmazsa Adıyaman’da işsizlik daha artacak. İnsanlar mağdur olacak.” dedi.
“SUYUN AZALMASINDAN DOLAYI SIKINTI YAŞADIK”
“Bütün geçim kaynağımızı ve ekmeğimizi tütünden karşılıyoruz” ifadelerini kullanan Fadime Çalğan, “Tütün olmazsa büyük sıkıntılar yaşarız. Bahardan başlayarak kışın başına kadar tütün ile uğraşıyoruz. Tütünden kazındığımız para ile çocuklarımızı okutuyor, evlilik masraflarını karşılıyoruz. Ama bu yıl su sıkıntısı yaşadığımızdan dolayı yeni su kuyuları vurmak zorunda kaldık. O yüzden bu yıl mağdur durumdayız” ifadelerini kullandı.
“ADIYAMAN’IN EN BÜYÜK GEÇİM KAYNAĞI TÜTÜNDÜR”
“Bu bölge başta olmak üzere Adıyaman’ın en büyük geçim kaynağı tütündür” diyen Abuzer Çalğan da, “Çocukluğumdan beri tütüncülükle ile uğraşıyorum. Tütüne bir engelleme ve yasaklama gelirse bu toprakları terk etmek zorunda bırakılırız. Tarlada ekimi serbest, biçiyor kurutuyoruz yasak değil. Her işlemi bitip satışına sıra gelince tütüne yasak getiriyorlar bunu anlamış değiliz.” diye belirtti.
“TÜTÜNDEN KAZANDIĞIMIZ PARA İLE ÇOCUKLARIMIZI OKUTUYORUZ”
“ Dört çocuğunu tütünde kazandığı para ile okuttuğunu ve çocuklarının tütün sayesinde iş sahibi olduğunu söyleyen” Gazi Çalğan ise “Son dönmelerde tütün ile ilgili söylenen sözler bizleri zor durumda bırakıyor. Bu bölgenin arazileri küçük parçalardan oluştuğu için herkes tütün ile uğraşıyor. Tütünden başka ne ekerseniz tarla masrafını çıkarmaz. O yüzden eğer tütün yasaklanırsa bütün arazilerimiz boş kalır ve bu bölgede yaşayan binlerce aile mağdur olur” dedi.
“7 DEN 70’E HERKES TÜTÜN İLE UĞRAŞIYOR”
“Bölgenin tek geçim kaynağının tütün olduğunu” ifade eden Şehriban Ertürk de, “Baharın gelmesi ile birlikte tütünle uğraşmaya başlıyoruz. Yediden yetmişe herkesin tütünde büyük bir emeği var. Tütünümüzden elini çeksinler” dedi.