Etiket: Cem Sultan Ermiş

  • PSAKD Samsun Şubesi: İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz – VİDEO

    PSAKD Samsun Şubesi: İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Samsun Şubesi Sivas Madımak Katliamının 33. yıldönümünde açıklama yaparak, “2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz. Sivas davası bir insanlık davasıdır” denildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şubesi, 2 Temmuz 1993’te yapılan Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıldönümünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş okudu.

    Ermiş, 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak, aradan geçen 33 yıla rağmen acıların dinmediği ve adalet arayışının devam edeceğini söyledi.

    “MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Sivas Madımak’ta işlenen insanlık suçuna verilen zaman aşımı kararını kabul etmediklerini belirten Ermiş, katliamı gerçekleştirenlerin affedilmesi yada tahliye edilmesini asla kabul etmediklerini belirterek şunları söyledi;

    Bizler biliyoruz ki bu katliamlar sadece gelip geçici iktidarların değil, faşist sistemlerin bir sorunudur. Kendinden görmediği inançlara, işçiye, köylüye, kadına, doğaya ve hayata dair hiçbir saygısı olmayan mevcut AKP-MHP faşist bloku da bu uygulamaları en etkili silah olarak kullanmaktadır. Ses çıkaran herkesi abluka altına almaya çalışan, milyonların iradesini, tek adam rejiminin anti demokratik müdahaleleri ile, “Mutlak Butlan” kararlarıyla, kayyum darbeleriyle hiçe sayan bu düzene karşı mücadele etmek bizler için artık bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluktur.”

    “ASLA DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ”

    Cemevlerinin imar mevzuatında “kültürel tesis” olarak tanımlanmasına tepki gösteren Sultan, “İbadetimizi yok saymaya, cami, kilise, havra gibi diğer ibadethaneler ile eşit statüye getirmekten kaçarak anayasal haklarımızı ihlal etmeye yelteniyorlar. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Cemevleri yönetmeliklerle geçiştirilemez, doğrudan Anayasa’da ibadethane olarak tanımlanmalıdır. Bizler asla devletin Alevisi olmayacağız!” diye konuştu.

    “SURİYE’DE ALEVİLERE YÖNELİK KATLİAMLAR SOYKIRIMA DÖNÜŞTÜ”

    NATO zirvesinin Ankara’da yapılmasına karşı çıkan Ermiş, coğrafyamızı yeni savaş senaryolarının merkezi haline getirme çabası olduğunu, halkların boğazlanmasını hedefleyen bu savaş örgütünü ve zirvesini istemediklerini söyledi. Sultan, Suriye’deki Alevilerin katledilmesinin de bu emperyalist projelerin bir sonucu olduğunu belirterek şunları ifade etti;

    “Geçtiğimiz aylarda HTŞ denilen eli kanlı selefi çetenin yönetimi ele geçirmesiyle başlayan barbarlık; başta Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta olmak üzere Alevilere yönelik katliamlarını sistematik bir soykırıma dönüştürdü. Bu barbarların liderleri ülkemizde kırmızı halılarla karşılanırken, meclis kürsülerinden “Şimdi mi Aleviler için ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz” deme pervasızlığını gösterdiler. Bu sözler ve bu tavırlar, bizler için direnmekten, yan yana gelmekten ve örgütlenmekten başka bir seçenek olmadığının en açık kanıtıdır.”

    “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla başta Türkiye olmak üzere pek çok ülkede de adalet ve eşit yurttaşlık taleplerinin yıl boyunca devam edeceğini belirten Ermiş, Madımak Oteli ‘Utanç Müzesi’ olana kadar ve katliamın arkasındaki derin yapılar yargılanıncaya kadar mücadelelerinin süreceğinin altını çizdi.  Ermiş, “2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı, İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz. Sivas davası bir insanlık davasıdır” dedi.

    HABER MERKEZİ

     

  • Samsun’da anma: Maraş Katliamı ve Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar aynı zihniyetin ürünü-VİDEO

    Samsun’da anma: Maraş Katliamı ve Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar aynı zihniyetin ürünü-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler Samsun’da anıldı. Açıklamada, “Maraş’ta yaşanan katliam ile Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar, aynı nefret ideolojisinin ve aynı karanlık zihniyetin ürünüdür. Bu durum, nefret siyasetinin sınır tanımadığını ve Alevi toplumuna yönelik tehdidin uluslararası bir boyut taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır” denildi.

    Maraş Katliamı’nın 47. yılında Pir Sultan Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şubesi Cemevi katledilenleri andı.

    “Maraş katliamını unutmadık, unutturmayacağız” pankartının açıldığı eylemde, Alevi toplumu açısından Maraş’ın, yalnızca Türkiye sınırları içinde yaşanmış bir katliam olmadığı, aynı coğrafyanın ve inanç dünyasının bir parçası olan Suriye Alevileri de özellikle Suriye’deki selefi çetelerin silahlandırılması sürecinden başlayarak, günümüzde de yaşandığı gibi, sistematik saldırılara, katliamlara ve zorunlu göçe maruz bırakıldığı belirtildi.

    Açıklamayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş okudu.

    “MARAŞ KATLİAMI VE SURİYE’DEKİ SALDIRILAR AYNI ZİHNİYETİN ÜRÜNÜ”

    Yüzlerce Alevi köyünün hedef alındığı, binlerce kişinin yalnızca kimlikleri nedeniyle katledildiği kaydeden Cem Sultan Ermiş, “Maraş’ta yaşanan katliam ile Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar, aynı nefret ideolojisinin ve aynı karanlık zihniyetin ürünüdür. Her iki coğrafyada da Aleviler soykırıma maruz kalmıştır. Bu durum, nefret siyasetinin sınır tanımadığını ve Alevi toplumuna yönelik tehdidin uluslararası bir boyut taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle bir coğrafyada yaşanan zulüm, başka bir coğrafyada yaşayan Alevilerin kaderinden bağımsız değildir. Acılarımız ortaktır; mücadelemiz de ortak olmak zorundadır” dedi.

    “HTŞ ÇETELERİNE DESTEK, ALEVİ KATLİAMINA CESARET VERİYOR”

    Cem Sultan Ermiş açıklamanın devamında, Suriye’deki katliamın sorumluluların yargılanaması çağrısında bulunularak, “Biz Aleviler Maraş’ta ve Suriye’de katledilen canlarımı unutturmayacağız. Devleti, Maraş Katliamıyla gerçek anlamda yüzleşmeye; ulusal ve uluslararası kamuoyunu ise Alevilere yönelik nefret politikalarına karşı daha güçlü bir dayanışma örmeye çağırıyoruz. Buradan uluslararası topluma ve başta Türkiye olmak üzere dünya devletlerine sesleniyoruz; Golani katilini ve HTŞ çetelerini korumaktan ve palazlandırmaktan vazgeçin. HTŞ çetelerine verdiğiniz askeri ve ekonomik destek, Alevilerin katliamına cesaret vererek zulmün ve soykırımın yolunu açmaktadır. Dökülen her kanda sizlerin de sorumluluğu vardır. Biz Aleviler zulme karşı yaşamı, barışı ve insan onurunu savunan bir inancın ve tarihsel direncin talipleriyiz. Gerçekler ortaya çıkana, adalet sağlanana ve bu topraklarda eşit yurttaşlık tesis edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” diye belirtti.

    PİRHA/SAMSUN

     

  • Samsun’da Alevi soykırımı protestosu: Katil Colani hükümetine desteğinizi sonlandırın!-VİDEO

    Samsun’da Alevi soykırımı protestosu: Katil Colani hükümetine desteğinizi sonlandırın!-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Samsun Şube, Suriye’de devam eden Alevi katliamını protesto etti. Okunan basın metninde AKP, MHP hükümetine çağrı yapılarak “Katil Colani hükümetine olan desteğinizi derhal sonlandırın” denildi.

    Suriye’de uzun süredir devam eden Alevi soykırımı sebebiyle yurdun birçok yerinde protestolar sürüyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şubesi’nde de yaşananlara ilişkin basın açıklaması yapıldı.

    “BİRÇOK HALKTAN VE İNANÇTAN İNSANLAR KIYIMDAN GEÇİRİLDİ”

    PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş’in okuduğu basın metninde Suriye halklarının maruz kaldığı insanlık suçlarına dikkat çekildi.

    “Cümle Cihana!” başlıklı metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Emperyalizm, bölgede bulunan işbirlikçileri ve ortakları eliyle Ortadoğu’yu yeniden dizayn ediyor. Türkiye’nin de eş başkanlığını yaptığını duyurduğu ‘Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi’ ile yıllardır Ortadoğu’da halkların kanı akıyor. Son on üç yıldır Suriye’de devam eden iç savaş sürecinde milyonlarca can, hayatını kaybetti, milyonlarcası yaralandı ve sakat kaldı. Bir o kadarı da başka ülkelere kaçarak, yaşam alanlarını terk edip mülteci ve sığınmacı durumuna düştü. Her savaşta olduğu gibi kadınlar, çocuklar ve dezavantajlı insanlar çok büyük acılar çekti. Aleviler başta olmak üzere, Suriye’nin kadim halklarından Kürtler, Süryaniler, Ezidiler, Ermeniler, Hristiyanlar, Dürziler, Araplar, Türkmenler ve daha birçok halktan ve inançtan insanlar adeta kıyımdan geçirildi. Yerlerinden yurtlarından edildi. Malları yağmalandı, el konuldu. Halk, aç ve sefil bir yaşama sürüklendi.”

    “DÜNYA KAMUOYU SESSİZ KALMAKTA”

    Cem Sultan Ermiş, HTŞ’nin başa gelmesiyle birlikte Alevilere sistematik soykırım uygulandığını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Başını ABD’nin çektiği emperyalist blok, bu bloğun bölgedeki ortakları, Siyonist İsrail ve Türkiye gibi ülkelerin desteklediği, büyütüp beslediği, eğittiği ve donattığı, cihatçı, selefi, şeriatçı çeteler, Suriye halklarına zulmetti, vahşet uyguladı, katletti.

    Dürziler, Hristiyanlar başta olmak üzere birçok inanç ve etnik topluluktan insanlar katledilmektedir. Alevi canlarımıza yönelik katliama, ev baskınları, mallarına el koyma, işkence, tecavüz, gençlerin ve kadınların kaçırılması ve benzeri, insanlık dışı yöntemlere karşı dünya kamuoyu ve sözde demokratik ülkeler sessiz kalmaktadır. Bu zulme karşı, az sayıda gazeteci ve basın kuruluşu dışında uluslararası haber ajansları seyirci konumundadır.

    Suriye’de Aleviler, dünyanın gözü önünde sistematik bir soykırıma uğratılıyor. Dünün uluslararası terör örgütü listesinde yer alan HTŞ ve kırmızı bültenle aranan terörist ve katil Colani’nin boynuna kravat takılıp, itibar sahibi ediliyor.

    Aleviler olarak buradan bir kez daha haykırıyoruz ve ilan ediyoruz. Bugün, Suriye’de yaşanmakta olan Alevi Soykırımı’nın, çeşitli inanç ve etnik topluluklara yönelik uygulanan zulmün ve her türlü cinayetin sorumlusu, sadece Colani ve HTŞ yönetimi değil, dün ve bugün bu yönetime, bu selefi çetelere destek veren bütün ülkeler ve hükümetlerdir. Akan her kanın, dökülen her gözyaşının sorumlusu şeriatçı, selefi, cihatçı çeteler ve onları besleyip palazlandıran, onlara itibar kazandıran ülke yönetimleridir.

    Alevi soykırımına seyirci kalan, Suriye’de yaşayan halklara yönelik uygulanan her türlü işkenceye, zorla göç ettirme, yağma ve talan uygulamalarına, işkencelere sessiz kalan, duyarsız olan herkes, bu katliamlardan sorumlu olacaktır.

    “VAHŞETE SEYİRCİ KALMAYIN”

    Cem Sultan Ermiş, süregiden soykırıma karşı sessiz kalmayacaklarının altını çizerek “Kardeşlerimizin, orada yaşayan canlarımızın acılarını duyumsayacağız. Yüreklerini yüreklerimizin yanına alacağız, Türkiye ve dünya halklarını göreve çağıracağız. Bu alandan, bütün dünya halklarına sesleniyoruz. Hükümetlerinize baskı kurun. Bu vahşete seyirci kalmayın, zulme ortak olmayın. Suriye’de onurlu bir mücadelenin içinde, yaşamları tehdit altında olan canlarımızın sesine ses olun” dedi.

    “BİZLERE DEĞİL, ELİ KANLI ÇETELERE ENGEL OLUN”

    Yapılan açıklamada “Aleviler olarak; bütün devletlere, Avrupa Birliğine, Birleşmiş Milletlere ve elbette başından beri bu çetelerin en güçlü destekçisi olan AKP, MHP hükümetine çağrıda bulunuyoruz” denilerek şöyle devam edildi:

    Katil Colani hükümetine olan desteğinizi derhal sonlandırın. Kendi ellerinizle kurduğunuz bu hükümeti tanımayın ve bütün halkların ortak iradesi ile kurulacak inşa edilecek, eşit yurttaşlığa dayalı birleşik, laik ve demokratik Suriye Cumhuriyetinin önünü açın. Bu gerici hükümetle yaptığınız tüm siyasi, askeri, ekonomik anlaşmaları iptal edin.

    Bağımsız insan hakları gözlemci heyetlerinin bölgede inceleme yapabilmeleri için engelleri kaldırın.

    Biz Aleviler ve kurumlarımız başta olmak üzere bölgeye insani yardım ulaştırmaya hazır onlarca emek ve demokrasi gücü kurumları ve siyasi partiler var. Bölgeye gitmek ve bu yardımları ulaştırmak istiyoruz.

    Bugün Suriye’de Alevilere ve kadim halklara yeni bir Kerbela yaşatılıyor. Yezit yezitliğine devam ediyorsa, Hüseyinler de direnmeye devam ederler. Biz Aleviler, zalime diz çökmeyiz, teslim olmayız, boyun eğmeyiz. Barıştan yana oluruz ama adaleti savunur ve haklarımızdan, inancımızdan geri durmayız.

    Hepinizi Suriye’deki çocukların, kadınların ve direnen halkaların sesi olmaya davet ediyoruz. Colani katildir, katilden barış elçisi olmaz.”

    PİRHA/SAMSUN

  • Ermiş: Resmi kurumlara karşı ilkelerimizi koyup, kırmızı çizgimizi korumak zorundayız!-VİDEO

    Ermiş: Resmi kurumlara karşı ilkelerimizi koyup, kırmızı çizgimizi korumak zorundayız!-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, devletle veya belediyelerle kurulan ilişkilerin daha doğru bir zeminde yürümesi gerektiğinin altını çizerek, “Çıkara dayalı ilişkilerin cemevilerine ve Alevi toplumuna yansıması olumsuz oluyor. Kurumlarla görüşülür konuşulur burada sorun yok. Ancak her zaman her açıdan biz kendi anlayışımızı, ilkelerimizi, kırmızı çizgimizi korumak zorundayız” şeklinde dile getirdi.

    PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, yetkileri belediyelerde kullanımı cemevi yönetimlerinde olan derneklerle ilgili PİRHA’ya açıklamada bulundu.

    Cem Sultan Ermiş, genel yada yerel iktidarların Alevi toplumu üzerindne kendine alan açmaya çalıştığını ifade ederek, bunun doğru olmadığını belirtti.

    “BELDİYELERDEN CEMEVİMİZE HERHANGİ BİR MÜDAHALE SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”

    PSAKD Samsun Şubesi olarak şimdiye kadar kendilerine böylesi bir müdahalenin söz konusu olmadığını dile getiren Ermiş, “Bizim burada hiçbir zaman yerel yönetimlerin bize kaşı bir müdahale görmedik. Ama yerel yönetimlerin derneğimize katkıları da yok desek onların verdiği emeğe de saygısızlık ederiz. Ama hepsi onların değil. Canlarımızda katkıları oluyor ve onlar da işin ucundan tutuyor” diye belirtti.

    “KARA KAZANIMIZA AZDA OLSA ÇOKTA OLSA FARKETMEZ YAPILAN HER LOKMA BİZİM NAZARIMIZDA AYNIDIR

    Zaman zaman belediye başkanlarının kendilerine katkı sunduklarını aktaran Ermiş, “Lokmalarımızı kendilerine ikram ederiz ancak hiçbir zaman reklam unsuru yapmazlar. Buraya gelen, canlarımızdan kimisi 1 TL verir, kimisi 1000 TL verir. Az veren candan verir, çok veren maldan verir. Bizim kara kazanımızda 1’TL’de 1000 TL’de eşittir. Zaten o aşurenin güzelliği de odur” diye konuştu.

    “DEVLET MEMURU GİBİ BELEDİYENİN CEMEVİ OLMAZ OLAMAZ”

    Devlet memuru gibi belediyelere bağlı cemevi anlayışını doğru bulmadıklarını vurgulayan Ermiş, “Eğer biz Kültür Bakanlığı’nın bağlı bir Alevi derneği olamaz diyorsak belediyelere bağlı cemevi de olmamalıdır. Ama maalesef bunun çok kötü örnekleri var” dedi.

    “BELEDİYELERLE ÇIKARA VE MENFAATE DAYALI İLİŞKİLER KURUMLARIMIZA ZARAR VERİYOR”

    Çıkara dayalı ilişkilerin cemevilerine ve Alevi toplumuna yansımasının olumsuz olduğunun altını çizen Ermiş, “Çünkü bunun çok kötü örnekleri var. Kurumlarla görüşülür konuşulur burada sorun yok. Ancak her zaman her açıdan biz kendi anlayışımızı, ilkelerimizi, kırmızı çizgimizi korumak zorundayız” şeklinde dile getirdi.

    “CANLARIMIZIN BAĞIŞLADIĞI DELİKLİ KURUŞLAR BELEDİYELERİN MİLYONLARINDAN DAHA BEREKETLİ DAHA KIYMETLİDİR”

    PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, konuşmasının devamında şunları belirtti.

    “Hizmet veren kişinin geçmişte varsa emekleri onu da Hakk katına yazılsın deriz. Ama yaptığı hataların da bedelini ödetiriz. Bu bensem bana bir başka canımızda olsa bedelini öder. Pir Sultan Abdal’ın çizgisi çok nettir. Bizim köpeklerimiz dahi haram lokma yememiştir. Biz haram lokmayı, yemediğimiz gibi canlarımıza da yedirtmeyiz.

    Cemevimiz yapılırken pazar parasını dahi getirip bize verenler de oldu. Burada yaşadığımız çok anılar, çok hikayelerimiz var. O açıdan o canlarımızın delikli kuruşuna kimseye dokundurmayız. Onların verdiği lokmalar devletin de belediyenin de verdiği milyonlardan çok daha bereketli çok daha kıymetlidir.”

    Cebrail ARSLAN/SAMSUN

     

  • Ermiş: Daha güzel işler başarmak için ailelerin ve gençlerin desteği çok önemli!-VİDEO

    Ermiş: Daha güzel işler başarmak için ailelerin ve gençlerin desteği çok önemli!-VİDEO

    PİRHA- 1995 yılında dernek çalışmalarına başladıklarını aktaran PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Şultan Ermiş, on yılın ardından cemevi kurduklarını ifade etti. “2016 yılında yapımı tamamlanan cemevinin tüm taleplere yanıt verebilecek nitelikte bir cemevidir” diyen Ermiş, gençlerin yanlarında olmalarını ve kendilerine yoldaşlık etmelerini arzuladıklarının altını çizdi. 

    Pir Sultan ABdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Şultan Ermiş, Cemevi ile ilgili yapılan çalışmaları PİRHA’ya anlattı.

    “PSAKD SAMSUN CEMEVİ BİNAMIZIN İNŞAATINA 2011 YILINDA BAŞLADIK 2016 YILINDA BİTİRDİK”

    Dernek olarak 1995 yılında faaliyetlerine başladıklarını belirten PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, “İlk önce apartman altında kiralık yerdeydik. 2011-12 yıllarında yerel yönetimlerin desteği ve bir hayırsever tarafından şu anki binamızın yapıldığı yer bize bağışlandı” dedi.

    2014 yılında derneklerinin zemin katı yapılınca faaliyetlerini yeni yerlerinde yürüttüklerini söyleyen Ermiş, “Hem inşaatımızı yaptık hem faaliyetlerimizi kısıtlı imkanlarla devam ettirdik. 2016 yılında hızlı bir şekilde derneğimizin kaba inşaatını çevre düzenlemesini bitirdik. Derneğimizde her şey bitti derken bütün dünyayı etkileyen pandemi dönemine denk gelmesi bizi de etkiledi. Pandemiden dolayı faaliyetlerimize ara vermek zorunda kaldık” diye belirtti.

    “CEMEVİMİZ TAM TEŞKİLATLI OLARAK 5 KATTAN OLUŞMAKTADIR”

    Cemevlerinin 5 kattan oluştuğunu aktaran Ermiş, “Mutfağı, yemekhanesi, kileri morgu toplantı salonu, yönetim odaları, kütüphanesi, kadınlara yönelik halk eğitim dikiş nakış kursu ve kültür sanata yönelik bağlama kursu yerleri 9 canımızın barınabileceği misafirhane, yaklaşık 180 kişinin toplantı konser verebileceği, panel yapabileceği bir konferans salonumuz, en üst katta da 220 metrekare genişliğinde cemevimiz var” diye belirtti.

    “GENÇLİK YETERİNNCE İLGİ GÖSTERMİYOR”

    En büyük sıkıntılarının her örgütte olduğu gibi gençlerin eksik ve yeterli katılım göstermemesi olduğunu vurgulayan Ermiş,”32 yıldır bu örgütlerde hizmet veren bir canınızım. 24 yaşında bu harekete bir emektar olarak yola çıktık. Şu an 56 yaşına geldik. Biz de istiyoruz ki bu emaneti bu bayrağa genç nesillere devredelim. Gençliğimizi buralarda barındıralım. Kütüphanemizde çalışsınlar, kültür sanat faaliyetlerine kurslarımıza katılsınlar. Evet burası bir ibadethane ama tek başına bir ibadethane değil, aynı zamanda inancımızın kültür boyutunu hayata geçirebileceğimiz bir mekân” şeklinde ifade etti.

    Samsun’da iki tane üniversite olduğunu belirten Ermiş, “Binlerce genç burada. Ancak sıkıntıları olduğu zaman bize ulaşmaya çalışıyorlar. Biz istiyoruz ki bize iyi günlerinde de sıkıntılı günlerinde de uğrasınlar. Tabii ki onların sıkıntılarında yanlarında olacağız” diye belirtti.

    “İNANCIMIZI GELECEĞE TAŞIMAK İÇİN GENÇLİK ÇOK ÖNEMLİ

    Gençlerin yanlarında olmalarını ve kendilerine yoldaşlık etmelerini arzuladıklarını belirten Ermiş, “Yanımızda olurlarsa inancımızı, kültürümüzü yeni kuşaklara taşımamıza bize yoldaşlık ederlerse çok mutlu oluruz. Bu açıdan kapımız tüm gençliğe, tüm kadınlara aynı zamanda komşu kültürden dostlarımıza da kapımız açık” dedi.

    “KAPIMIZ TÜM İNANÇLARA TÜM KİMLİKLERE AÇIKTIR”

    Cemevlerinde çok yoğun bir Hakk’a Uğurlana Erkanı yürütülmediğin belirten Ermiş, “Canlarımız cenazelerini çok fazla getirmiyorlar ama zaman zaman burada cenaze erkanlarını yürütüyoruz. 72 millete bir nezaretle bakmayan bizden değildi diyen Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli’nin ardılları olarak kapımız aydınlıktan, çağdaşlıktan, barış ve hoşgörüden, demokrasiden, insan haklarından yana olan tüm yurttaşlarımıza bu kapı açık, biyolojik olarak Alevi de olsa beynini ve kalbini başka yerlere kiralamış olan insanlara da kapımız açık değildir” diye belirtti.

    “PANDEMİ VE MARAŞ MERKEZLİ DEPREMİ YARATTIĞIMIZ GÜÇLÜ DAYANIŞMA ANLAYIŞI İLE ATLATTIK”

    Gerek pandemi gerekse de deprem döneminde yaşanan karanlık günleri dayanışarak aşmaya çalıştıklarını dile getiren Ermiş, “Gençliği olmayanın geleceği olmaz. Gençliğe yönelik çalışmalar yapmak zorundayız. Çünkü hepimiz göçücüyüz bugün varız, yarın yokuz. Ve bu emekler, bu birikimler bizle beraber toprağa giderse bu kadar emek bu kadar birikim boşa gitmiş demektir” dedi.

    “CEMEVİMİZDE DAHA NİTELİKLİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTEBİLMEK İÇİN AİLELERİN DESTEK VE ELEŞTİRİLERİNE İHTİYACIMIZ VAR”

    Pir Haber Ajansı aracılığı ile ailelere çağrıda bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş konuşmasının devamında şunları belirtti:

     “Çocukların kurslarımıza göndermelerini talep ediyorum. Bizi zorlamalarını talep ediyorum. Yani şu andaki bizim açtığımız kurslar yetersiz kalabilir. Daha fazla alanlarda kurs açmamız için yönetimimizi zorlarlarsa taleplerini ilettilerse biz de o talepleri yanıt verebilmek için kendimizi daha çok güncelleriz.

    Cemevimiz Samsun’un gözbebeği olan bir yerde. Binası çok güzel, konforlu. Her şeyi önceden tasarladığımız şekilde hayata geçirdik. Burasının çok güzel bir tarafı da hiçbir belediyeye veyahut başka kuruma ait bir yer değil. PSAKD Genel Merkezi adına tapulu kendi mekânımız. Bir kısmını dostlarımızın lokmalarıyla yaptık.

    Yerel yönetimlerden bütün siyasi partili belediyelerin hepsi buraya ciddi destekler verdiler. Ama hiçbirisi buranın iç işlerine müdahale etmedi.

    İnançsal olarak da bizim bölgemiz Hünkâr Hacı Bektaşi Veli Dergahına bağlı, Veliyettin Hürrem Ulusoy Efendi’mizin çizdiği boyutta mücadelemizi sürdürmeye çalışıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/SAMSUN

  • ‘Devlet, Maraş Katliamı’nı günlerce seyretti; Çorum’da, Gazi’de, Madımak’ta olduğu gibi’-VİDEO

    ‘Devlet, Maraş Katliamı’nı günlerce seyretti; Çorum’da, Gazi’de, Madımak’ta olduğu gibi’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Samsun Şubesi ve Cemevi, Maraş Katliamı’nın 46. yılında basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Maraş Katliamı’nı devlet günlerce seyretti tıpkı Çorum’da, Gazi’de, Madımak’ta seyrettiği gibi. Geçmişten bugüne kadar iktidarlar değişiyor, yeni yasalar çıkıyor ancak kandan ve inkâr politikalarında beslenen zihniyet asla değişmiyor” denildi. 

    19 Aralık 1978’de faşistler tarafından gerçekleştirilen Maraş Katliamı’nın acısı dinmiyor. Katliamın üzerinden 46 yıl geçti ancak failler hala ortaya çıkarılmadı, yargılanmadı. 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliamda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın işyeri faşistler tarafından yakıldı, yağmalandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şubesi ve Cemevi, Maraş Katliamı’nın 46. yılında basın açıklaması yaptı. Açıklamayı PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş okudu. Açıklamada ‘Maraş Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız’ pankartı açıldı.

    “DEVLET, GÜNLERCE MARAŞ KATLİAMI’NI SEYRETTİ”

    46 yıl önce Maraş’ta Alevilere yönelik bir katliam yapıldığını söyleyen Cem Sultan Ermiş, “7 gün süren katliamda resmi verilere göre 111 canımız katledildi. Maraş Katliamı’nı devlet günlerce seyretti tıpkı Çorum’da, Gazi’de, Madımak’ta seyrettiği gibi. 46 yıl geçmesine rağmen suçlular adalet karşısına çıkartılıp ceza almadı. Geçmişten bugüne kadar iktidarlar değişiyor, yeni yasalar çıkıyor ancak kandan ve inkâr politikalarında beslenen zihniyet asla değişmiyor. Geçmişten yaşadığımız katliamlar günümüzde de bizlere yaşatılmak istenmektedir. Suriye’de başta Aleviler olmak üzere halklar ve inançlar cihatçı terör örgütleri tarafından katliama uğramakta ve soykırım tehdidiyle biat ettirmeye zorlanmaktadır” diye konuştu.

    PİRHA/SAMSUN

  • Madımak Katliamı Belgeseli’nin gösterimi Samsun’da yapıldı – VİDEO

    Madımak Katliamı Belgeseli’nin gösterimi Samsun’da yapıldı – VİDEO

    PİRHA – “Çok Kötü Bir Şey Oldu”-Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’in gösterimi Samsun’da yapıldı. Belgeselin gösterimi öncesi söz alan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bu çalışma henüz o dönem yeni doğmuş gençlere bütün boyutlarını anlatabilme çalışmasıdır. Aslında bir tarih yüzleşmesidir. Tarihimizle yüzleşmezsek çürürüz” diye konuştu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) öncülüğünde ve Alevi kurumlarının desteği ile oluşturulan “Çok Kötü Bir Şey Oldu”-Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’in gösterimi Samsun Atakum Belediyesi’ne ait Ata Salonu’nda yapıldı. Filmin gösterimi öncesi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe söz alarak birer konuşma yaptı.

    “KATLEDİLEN CANLARIMIZIN MÜCADELESİNİ BİR BAYRAK GİBİ TAŞIYACAĞIZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş ilk sözü alarak “Sivas Katliamı’nın üzerinden 31 yıl geçti. Sivas’ta bizi yakan zihniyet, o katilleri de bu zaman sürecinde akladı. Ama biz inatla ısrarla Sivas Katliamı’nı önceki katliamlar gibi unutturmayacağız. Hepsini mücadelemizde yaşatacağız. Bundan sonra izleyeceğimiz, hem Hafıza Merkezi hem belgesel Sivas Katliamı’na bir belge olacak. Yaşadığımız sürece, nefes aldığımız sürece Sivas’ın katledilen canlarımızın mücadelesini bir bayrak gibi taşıyacağız” dedi.

    ERÇE: TARİHİMİZLE YÜZLEŞMEZSEK ÇÜRÜRÜZ

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ise söz alarak şunları ifade etti:

    “Bu çalışma herhangi bir organizasyon gibi algılanmamalı. Bu çalışma henüz o dönem yeni doğmuş gençlere bütün boyutlarını anlatabilme çalışmasıdır. Aslında bir tarih yüzleşmesidir. Tarihiyle yüzleşmesi gerekenler yüzleşmiyorlar ama biz yaşadığımız bu coğrafyada insanlığa karşı işlenmiş bütün suçlarla yüzleşmek zorundayız. Ve yüzleşmeleri için de bu ülkeyi yönetenlere bunu dayatmak zorundayız. Çünkü tarihimizle yüzleşmezsek çürürüz.”

    “YANMAYI VE YAKILMAYI HİSSEDENLER OLARAK ACIMIZI TARİF EDEMİYORUZ”

    Diyarbakır ve Mardin’deki yangınlara da değinen Erçe şöyle konuştu:

    “Yanmayı ve yakılmayı en iyi hissedenler olarak acımızı tarif edemiyoruz. Ve ne yazık ki orada yanan insanlar, yakılan insanlar ve orada yakılan börtü böcek, her türlü canlı ağaç, çiçek, ot ne varsa hepsini aynı görüyoruz. Ve hiçbirini Sivas’tan farklı görmüyoruz. Biz bütün bu olayların arka planına baktığımız zaman ormanların ne için yakıldığını da biliyoruz. Çünkü gözümüzün önünde cereyan ediyor her şey. Ormanların bir takım yerlere peşkeş çekilmesi için yakıldıklarını görüyoruz. Sivas’ın, Maraş’ın, Çorum’un, Gazi’nin, Çorum’un, Kobane’nin ya da Roboski’nin, hemen yanıbaşımızda yaşanan Soma’daki maden katliamının, geçen yıl yaşadığımız o devasa deprem katliamının hepsine baktığımızda arka planında da ne yapıldığını görebiliyor muyuz toplum olarak? Bu salonu dolduracak kadar olan insanlar olarak bizler bunların farkındayız. Nasıl oldu da Sivas’ta bulunan bütün asker, polis İmranlı tarafına, Niğde tarafına gönderildi? Ne amaçlanmıştı? Bugünkü siyasal iktidarın yol taşlarını döşemekti Sivas. Bugünkü tekçi rejimi, tek adam rejimini hayata geçirmek için Sivas’a ihtiyaç vardı ve Sivas Katliamı bunun için planlandı. Dolayısıyla bugün yaşadığımız sorunların tamamı, çevre sorunundan kadın sorununa, eğitim sorunundan tutun aklınıza gelecek ne varsa yaşadığımız ekonomik krizlere kadar açlığa sefalete kadar çevrenin talan, doğanın tahrip edilmesine kadar yaşadığımız hangi sorun varsa sebebini burada aramak gerekiyor. Bu tür katliamlarla yüzleşmenin anlamı burada yatıyor.”

    Samsun’da Ata Salonu’nda yapılan etkinlik “Çok Kötü Bir Şey Oldu”-Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’in gösterimi ile son buldu. Belgeselin bir sonraki gösterimi ise 29 Haziran’da İstanbul’da Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacak.

    PİRHA/SAMSUN

  • Ermiş: Ana sınıfına din dayatması, çocukları vahabi anlayışın esiri haline getirir-VİDEO

    Ermiş: Ana sınıfına din dayatması, çocukları vahabi anlayışın esiri haline getirir-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, 4-6 yaşındaki çocuklara pedagojik açıdan hiçbir dinin öğretilmesinin doğru olmadığını belirterek, “Ne demiş Hünkâr ‘bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’. 21. yüzyılın  ortalarındayız hala o ışığı arıyoruz. Gelecekle ilgili de kaygılıyız ama mücadeleye de devam edeceğiz, ne kadar zor koşullar olursa olsun” dedi.

    20.Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocuklara din dersi verilmesi tavsiye kararına ve okullardaki zorunlu din dersine karşı başlatılan imza kampanyası sürüyor. Kampanya kapsamında İstanbul Kadıköy’de yapılacak ‘Demokrasi ve Laiklik buluşması başta olmak üzere Türkiye’nin pek çok noktasında da 27 Şubat Pazar günü saat 15.00’te eş zamanlı açıklamalar yapılacak.

    Konuya ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, PİRHA’ya konuştu.

    4-6 yaşındaki çocuklara pedagojik açıdan hiçbir dinin öğretilmesinin doğru olmadığını belirten Cem Sultan Ermiş, “Bu Alevilik dahi olsa. Çünkü çocuk daha çocuktur” dedi.

    “FEN LİSELERİ DE İMAM HATİPLEŞTİ”

    Cem Sultan Ermiş, geçmişte sadece imam hatip liselerinde dini eğitim verilirken şu an fen liselerin de imam hatipleştiğine işaret ederek, “O açıdan fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi bilimsel derslerin sayıları azaltılarak, dini derslerin seçenekleri çoğaltarak hem öğrencilerimizin geleceği ile hem ülkemizin geleceği ile oynandı. Devlet laiktir. Devletin dinlerin karşında gözü kördür, kulağı sağırdır. Devlet bütün inançlara eşit davranması gerekirken, bir dinin, bir inancın, bir mezhebin dayatmasını dört yaşındaki çocuklara anlatmaya çalışıyor” diye konuştu.

    “BAKANLIĞI BİR AN ÖNCE BU KARARDAN DÖNMEYE ÇAĞIRIYORUM”

    “Bu geleceğimizi karartır, ülkemizi Arabistan çöllerindeki Ortadoğu’daki vahabi anlayışının esiri haline getirir ve bunun köklerini yarın gelecek iktidarlar da temizleyemez” diyerek uyarıda bulunan Cem Sultan Ermiş, şunları ifade etti:

    “Din dersini aslında aldırmak istemeyen veliler bile mahalle baskısından dolayı din derslerini seçmek zorunda kalıyorlar. Biz tek başımıza kendimize özgürlük istemiyoruz tüm yurttaşlara özgürlük istiyoruz. Aslında öncelikle bu Diyanet İşleri’nin varlığı Sünniliğe bir baskıdır. Çünkü Diyanetten gelen bir hutbe cuma günleri Türkiye’de bütün camilerde okutuluyor. Aynı Diyanet 28 Şubat’ta türbana yasak derken, bugün de başka fetva veriyor. Hükümetin elinde bir din olmaz, dinler özgürdür.

    “21. YÜZYILDA HALA IŞIĞI ARIYORUZ”

    Bu Alevilik de, Sünnilik de, Hristiyanlık da, Yahudilik de olsa bir din dayatırsan bu çok tehlikeli  boyutlara gelir. İşte bunu da çok çıplak bir şekilde Suriye’de gördük. O açıdan bakanlığı bir an önce bu karardan dönmeye çağırıyorum. Ne demiş Hünkâr ‘bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’. 21. yüzyılın ortalarındayız hala o ışığı arıyoruz. Gelecekle ilgili de kaygılıyız ama mücadeleye de devam edeceğiz, ne kadar zor koşullar olursa olsun. Çünkü biz Kalender Çelebilerden, Pir Sultanlardan, Şeyh Bedrettinlerden, İmam Hüseyin’in Kerbelada verdiği mücadeleden miras kalan bu ruhu, nefesimizin sonuna kadar devam ettireceğiz. Kendimiz için değil tüm dünya insanlığının aydınlanması için mücadele bayrağını bırakmayacağız.”

    PİRHA/ANTALYA

  • Samsun PSAKD Başkanı Ermiş: Kimsenin Aleviliği tarif etme hakkı yoktur-VİDEO

    Samsun PSAKD Başkanı Ermiş: Kimsenin Aleviliği tarif etme hakkı yoktur-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Samsun Şubesi Başkanı Cem Sultan Ermiş, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aydın’da cemevlerine yasal statü tanımayacakları şeklindeki açıklamasını eleştirerek, “Cumhurbaşkanı’nın ne dediği önemli değil, bizim ne yapacağımız önemli. Mücadeleye her zaman devam edeceğiz” dedi. Ermiş, Kerbela’dan bugüne Alevileri yok sayan bir Muaviye zihniyeti ile karşı karşıya olunduğunu belirtti.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Aydın’da Alevi Kurumları ile yaptığı toplantıda cemevlerine yasal statü tanımayacaklarını dile getirmişti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şubesi Başkanı Cem Sultan Ermiş, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine yasal statü tanımayacaklarına dair yaptığı açıklamayı PİRHA‘ya yorumladı.

    Ermiş, Kerbela’dan bugüne Alevileri yok sayan bir Muaviye zihniyeti ile karşı karşıya olunduğunu söyleyerek, Alevilerin haklarının yendiğini ve buna insan olan herkesin karşı çıkması gerektiğini dile getirdi.

    “KİMSENİN BİZİ TARİF ETME HAKKI YOKTUR”

    Alevilerin, cemevleri ile ilgili birçok sorunu olduğunu ifade eden Ermiş, Kerbela’dan bugüne Alevileri yok sayan bir Muaviye zihniyeti ile karşı karşıya olunduğunu belirtti.

    Dünden bugüne bu zihniyetin bayrağını Abbasilerin, Selçukluların, Osmanlı’nın aldığını kaydeden Ermiş, “Ne yazık ki Alevi toplumunun hakları hep yok sayılmıştır. Bu realiteyi görmeden ne mevcut Cumhurbaşkanını suçlayabiliriz ne de gelecek hükümetlerden bir şey bekleyebiliriz. Öncelikle tarihle yüzleşmeliyiz. Alevileri istedikleri kadar yok saysınlar. 1400 senedir ta ki Kerbela’dan bu tarafa hakka ikrar vermiş biz Alevi, Bektaşi, Kızılbaşlar ibadetimizi cemde yaparız. İbadetteki din önderimiz dededir. 12 hizmetlerde ibadetimizi biliriz, görevlerimizi biliriz. Bununla ilgili kimsenin bizi tarif etme hakkı yoktur, haddi de değildir. Ülkemiz azda olsa hukuk devletidir. Hukuka başvururuz bunla ilgili. Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin taraf olduğu AİHM’de verilmiş kararlar var. Bu kararlara rağmen mevcut hükümet uzun süredir direniyor” şeklinde konuştu.

    “EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIMIZI İSTİYORUZ”

    Önümüzde bir seçim olduğunu ve Alevi toplumunun seçimler için malzeme yapıldığını söyleyen Ermiş, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bu gelenek sadece bu hükûmetle ilgili değil, bundan önceki tüm siyasi partiler bu Alevileri seçim malzemesi olarak gördü. Karadeniz bölgesini de, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ve Kültür Bakanı’nın danışmanı  gezdi. Cemevlerimize mihman oldu, taleplerimizi sordu. Kendisine anayasal hakkımız olan eşit yurttaşlık hakkımızı istediğimizi söyledik. Biz kimseden herhangi bir minnette, lütufta beklemiyoruz. Bu anayasal hakkımız. Biz bu ülkede çalışırken vergimizi ödüyoruz, askerlik çağına gelmiş çocuklarımız askere gidiyor, bu devlete, bu sisteme emek veriyoruz. Bunun da karşılığında anayasal hakkımız olan eşit yurttaşlık hakkımızı talep ediyoruz. İstedikleri kadar bizi yok saysınlar, biz aynı itirazlarımızı kim gelirse gelsin  söylemeye devam edeceğiz.”

    “AYNI CUMURBAŞKANI DÜNE KADAR CEMEVLERİNE ‘CÜMBÜŞ EVİ’ DİYORDU”

    Alevilerin haklarının yendiğini ve buna insan olan herkesin karşı çıkması gerektiğini dile getiren Ermiş, “Şu an ülkemizdeki insanların birçoğunun inandığı din diyor ki, her şeyle gel ama kul hakkıyla gelme. Ama yıllardır Alevilerin hakları yeniyor. Bunlar bizim vergilerimizle, bizim olmayan ibadethanelerin dini vecibelerini finanse ediyor demiyorlar. Aleviler sorunlarını kendileri çözmek zorunda kalıyor. Yerel yönetimlerle, ahbap çavuş ilişkileriyle bu süreç götürülüyor. Aydın’da Cumhurbaşkanı bir görüşme yapmış. Ondan önce Gaziantep’te bizim bir paydaşımız olan PSAKD’nin ve sonra Türkiye’de en fazla örgütlülüğe sahip olan Alevi Kültür Dernekleri’nin bir şubesinin açılışını yapmıştır. Aynı Cumhurbaşkanı daha düne kadar cemevlerine ‘cümbüş evi’ diyordu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde de Karaca Ahmet‘te yapılan bir yapıyı yıkmak için kepçeyle kapımıza dayanmıştı. Daha sonra halkın direngenliğine dayanamayarak geri adım atmıştı. Ardından bir röportajında şöyle söylemişti: ‘Belediye başkanlığımda içimdeki tek dert orayı yıkamamak oldu.’” diye konuştu.

    “ÖRGÜTLENEREK BU GÜNLERİ AŞACAĞIZ”

    “Siyasi iktidar samimiyse Alevi toplumuna eşit yurttaşlık hakkını vermelidir” diyen Ermiş, “Eğer bugün gerçekten samimilerse eşit yurttaşlık haklarımızı versinler, cemevlerimize yasal statü tanısınlar. Elektrik, su ve benzeri giderler açısından bu sorunlarımızı çözsünler. Alevi bir yurttaş olarak bu ülkeye 28 yıl emek vermiş, emekli olmuş, alın teri dökmüş biriyim. Yurttaş olarak bu ülkede benim de hakkım var. Cumhurbaşkanı’nın ne dediği önemli değil, bizim ne yapacağımız önemli. Mücadeleye her zaman devam edeceğiz. Örgütlenerek bu günleri aşacağımıza inanıyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • PSAKD Samsun Şube Başkanlığına yeniden Cem Sultan Ermiş seçildi-VİDEO

    PSAKD Samsun Şube Başkanlığına yeniden Cem Sultan Ermiş seçildi-VİDEO

    PİRHA-Samsun Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Cemevi 14. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Cem Sultan Ermiş yeniden başkan seçildi. 

    14. Olağan Genel Kurulunu toplayan PSAKD Samsun Şubesi ve Cemevi, tek liste ile gidilen seçimde Cem Sultan Ermiş’i yeniden başkan seçti.

    Cem Sultan Ermiş genel kurulda yaptığı konuşmada, “Bugünlere gelene kadar derneğimize ne yaptıysak tek başımıza değil hep birlikte canlarımızla, erenlerimizle yaptık” dedi.

    DERNEK 1993 YILINDA KURULDU

    Ermiş, 1993 yılında Sivas Katliamı sonrası işi gereği Samsun’a gittiğini ve orada Alevilerle tanışarak derneği kurduklarını belirterek, şöyle devam etti:

    “30 kişilik bir grupla eski binamızı kiraladık. Yıllar sonra daha da fazla kitlemizle örgütlendik ve kenetlendik. İnancımızı, kültürümüzü ve cemlerimizi insanlarımızla buluşturduk. Samsun Büyükşehir olduktan sonra Atakum Belediyesi, İlkadım belediyesi kuruldu. Atakum Belediye Başkanlığı, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve eski adı Gazi Belediyesi olan belediyelerin başkanları elimizden tuttular. Atakum Belediyesi bize yer gösterdi ve daha da güçlenmemize ve örgütlenmemize neden oldu.

    Eski büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz ve Atakum eski Başkanı Metin Burma ile şimdiki bulunduğumuz arsayı bize tahsis ettiler. Biz de elimizden geldiğince gece demeden gündüz demeden var gücümüzle çalıştık, çabaladık, her tuğlasına harcına alın terimizi döktük. Derneğimiz ve cemevimizin yapımında büyük destekleri olanlardan birisi de CHP Samsun Milletvekilimiz Kemal Zeybek milletvekili olduğumda bir yıllık maaşımın tamamını derneğimizin inşaatında kullanmak üzere vereceğim, dedi ve sözünü tutarak bir yıllık maaşını bize verdi. Biz de bu gelirlerle derneğimizi bu hale kadar getirdik. Daha da fazla çalışmaya ve canlarımıza erenlerimize miras bırakacağız.”

    CHP Samsun İl Başkanı Fatih Türkel ise de konuşmasında, “Siyaset cemevlerini ibadethane yapmıyor, siyaset bizim geleceğimize yarınımıza dair karar alıyor. Bugünümüzü iyi yaşamamız ya da yaşayamamamızla ilgili çocuklarımızın geleceği ile ilgili mutlu umutlu hayaller kurmak ya da çocuklarımın geleceğini karartmakla ilgili kararlar alıyor. Dolasıyla bu topraklarda yaşayan herkes şunu çok iyi bilmelidir ki hayat ve yaşam siyasi bir duruştur. Maraşları, Çorumları ve Sivasları yaşatan siyasi erkler bu ülkenin yönetimini ele geçirmek isteyenlerdir” dedi.

    Genel Kurula, CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek, CHP Samsun İl Başkanı Fatih Türkel, Devrim Partisi il Başkanı Zafer Taşköprü, Halkevleri Samsun Şube ve Kuzey Kültür Dayanışma Derneği temsilcileri katıldı.

    Konuşmaların ardından okunan faaliyet raporlarının aklanması sonrasında tek liste ile seçime gidildi. PSAKD Samsun Şubesi Başkanı Cem Sultan Ermiş ve mevcut yönetim kurulu güven tazelediler.

    Yönetim kurulu şöyle.

    Cem Sultan Ermiş

    Yücel Öztürk

    Duran Kandemir

    Hüseyin Alandağlı

    Dilek Mercan

    Muharrem Akın

    İsmail Sözeyataroğlu

    Denetleme Kurulu

    Coşkun GORAVANLIOĞLU

    Coşkun Taşkın

    Ali Uygun

    Genel Merkez Delegesi

    Emine Kandemir

    Yılmaz Eroğlu

    Nesimi Harputlu

    Nazlıcan Ermiş

    İsmail Sözeyataroğlu

    Coşkun Taşkın

    Hüseyin alan Dağlı

    Muharrem Akın

    Satı Ermiş

    PİRHA/SAMSUN

     

     

     

     

     

     

     

  • Emiş: Madımak otelini kuşatan zihniyet, mafyalaşarak ülkeyi kuşatmıştır-VİDEO

    Emiş: Madımak otelini kuşatan zihniyet, mafyalaşarak ülkeyi kuşatmıştır-VİDEO

    PİRHA- Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri, Sivas Katliamı’nın 28. yılında basın açıklaması gerçekleştirdi. Katliamın planlı ve organize bir şekilde gerçekleştiğine işaret eden PSAKD Samsun Şube Başkan Cem Sultan Ermiş, “Sivas Katliamı egemenlerin organize ettiği ve katil güruhun tetikçiliğiyle hayata geçirilmiş planlı bir katliamdı” ifadelerini kullandı.

    Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri Sivas Madımak Katliamı’nın 28. yılına dair basın açıklaması düzenledi.

    Sendika, siyasi parti, demokratik kitle örgütlerin ve Alevi kurumlarının destek verdiği açıklamayı Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri adına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş okudu.

    “KATLİAM PLANLI VE ORGANİZE ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ”

    Ermiş, katliamın devlet güçlerinin gözleri önünde planlı ve organize bir şekilde gerçekleştiğine vurguda bulunarak, “Katliamın öncesinde gerici ve şeriatçı örgütler haftalarca nefret ve düşmanlık içeren bildiriler dağıtıp “kıyam” çağrılarıyla Sivas’a gelecek olan aydınlarımızı ve canlarımızı hedef gösterdiler. Katliamın yaşandığı gün devlet yetkilileri şeriatçı güruhun toplanmasını ve kalabalıklaşmasını saatlerce seyrettiler. Bu insanlık düşmanı katiller kan ve intikam sloganlarıyla katliam için harekete geçerlerken hiçbir devlet gücü onlara değil müdahale etmek, herhangi bir hamlede dahi bulunmadı. Bu katiller planlı bir şekilde teşvik edilip yönlendirildiler” dedi.

    “KATİLLERİN ÇOĞU HİÇBİR CEZA ALMADI”

    Uzun süren yargılamalar sonunda bu katillerin çoğunun hiçbir ceza almadığını hatırlatan Ermiş, “Hiçbir sağlık sorunu olmayan, katliamda başı çekenlerden biri olduğu kanıtlanan ve mahkemede hiçbir pişmanlık belirtmeyen Ahmet Turan Kılıç tamamen hukuksuz bir kararla affedildi. Haklarında dava açılan katillerin bir kısmı ise hiç bulun(a)madı. Daha sonra bu katillerin bazılarının Sivas’tan hiç ayrılmadan yaşamlarına devam ettikleri, hatta resmi olarak haklarında arama kararları olmasına rağmen evlendikleri, askere gittikleri, işe girip çalıştıkları, ehliyet aldıkları anlaşıldı” ifadelerini kullandı.

    “MADIMAK’I KUŞATAN ZİHİNİYET MAFYALAŞARAK ÜLKEYİ KUŞATMIŞTIR”

    Ermiş, dönemin başbakanı ve şimdiki cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Madımak Katliamı’nın zamanaşımına uğratılmasından sonraki ”hayırlı olsun” sözlerini hatırlatarak şöyle devam etti:

    “Madımak Katliamının zamanaşımına uğratılmasına ”hayırlı olsun” diyenlerin iktidarında; Roboski katliamına, Ankara gar katliamından, Suruç katliamına, Diyarbakır’dan Antep’e kadar sayısını dahi unuttuğumuz katliamları yaşadık, gördük. Nefret ve kin, ötekileştir içi ve inkârcı söylemleri yaşamın her alanında sürdürmektedir. Bu gün çok daha net görüyoruz ki o gün Madımak otelini kuşatan zihniyet, mafyalaşarak ülkeyi kuşatmış durumdadır. Bu nefret ve ötekileştir içi söylemlerin bir sonucu olarak HDP İzmir il örgütüne yapılan saldırı sonucuna Deniz Poyraz canımız katledildi. Ama biz Aleviler, biz demokratlar, biz laikler, biz devrimciler, biz yurtseverler asla karanlığa teslim olmayacağız. Şah Kalender’den Koray Kaya’ya Pir Sultan Abdal’dan Hasret Gültekin’e uzanan bu onurlu tarih bizimdir. Ve asla onların yolunu terk etmeyeceğiz. Sivas’ın ışığını söndürmeyeceğiz. Sivas Katliamında yitirdiğimiz canlarımızı, saygıyla ve Özlemle anıyor, Pirimiz Pir Sultan’ın “Bozuk Düzende Sağlam Çark Olmaz” şiarıyla her yıl olduğu gibi yine alanlardan haykırıyoruz.

    PİRHA/SAMSUN

     

     

     

     

  • ‘Ne Hızır’ımızdan ne de Deniz’imizden, Yusuf’umuzdan, Hüseyin’imizden vazgeçeriz’-VİDEO

    ‘Ne Hızır’ımızdan ne de Deniz’imizden, Yusuf’umuzdan, Hüseyin’imizden vazgeçeriz’-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, 6 Mayıs Hıdırellez Bayramı’na ve Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 49. yılına ilişkin konuştu. Ermiş, “Ne Hızır’ımızdan ne de Deniz’imizden, Hüseyin’imizden Yusuf’umuzdan vazgeçeriz” dedi. 

    Bugün, Hıdırellez Bayramı’nın yanı sıra 68 devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 49. yılı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, 6 Mayıs Hıdırellez Bayramı’na ve Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 49. yılına ilişkin konuştu.

    “BU BAYRAM GÜNÜNÜ BİR MATEM GÜNÜNE ÇEVİRDİLER”

    Cem Sultan Ermiş, “Hıdırellez Bayramı Alevi Bektaşi Kızılbaş toplumunun ve Anadolu’daki bütün halkların 6 Mayıs günü, Hızır peygamberle ihraç peygamberin Gül ağacının dibinde buluştuğu günü, Alevi toplumu olarak doğaya, yaşama, bolluk bereket getirdiğine inanan toplumdur” vurgusu yaparak şöyle devam etti.

    “Bugün Alevi Bektaşi toplumu ve Avrupa’daki birçok halk bu bayrama ilişkin kırlara çıkar piknik yapar, halaya ve semahlara dururlar. Anadolu halkının bu mutluluğunu çok gören egemen anlayış, Emperyalizme karşı Anadolu’da yeniden Kurtuluş Savaşı başlatan 3 fidanımızı darağacına götürerek Anadolu halklarının bu güzel gününü, bu bayram gününü bir matem gününe çevirdiler. Biz Anadolu’da yüzyıllardır,  binlerce yıldır Hıdırellez gününü bayram şeklinde kutlarız.”

    “NE HIZIR’IMIZDAN NE DE DENİZ’İMİZDEN, YUSUF’UMUZDAN, HÜSEYİN’İMİZDEN VAZGEÇERİZ”

    Ermiş, 6 Mayıs, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişinin 49. yılına yönelik şunları söyledi:

    “6 Mayıs’ta aramızdan alınan üç fidanı Deniz’imizi Yusuf’umuzu ve Hüseyin’imizi anarak hem onların yasını tutarız hem de doğanın yeniden canlanışının bir delili olan bolluk bereket getiren Hızır ve İlyas Peygamberin yeryüzüne serpiştirtildiği bolluk ve bereket için yaratana niyaz ederiz. Ne Hızır’ımızdan ne de Deniz’imizden, Hüseyin’imizden Yusuf’umuzdan vazgeçeriz. Bu can bu ten biz de olduğu sürece acılarımızı da sevinçlerimizi de birlik olarak mücadelemize devam edeceğiz. Umarız ki pandemi bu dünyayı terk eder, tekrar geçmişte olduğu gibi hem Deniz’lerimizi hem Hüseyin’lerimizi, hem Yusuf’larımızı anar hem de Hıdırellez bayramımızı bayram olarak kutlarız.”

    PİRHA/SAMSUN

  • ‘Pirlerin, taliplerin birinci görevi musahipliği yaşatmaktır’-VİDEO

    ‘Pirlerin, taliplerin birinci görevi musahipliği yaşatmaktır’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, musahiplik erkanına ilişkin konuştu. Köyden kente göçler sebebiyle “Musahiplik kurumunun yavaş yavaş içi boşaltılıyor” diyen Sultan, günümüzde yapılan musahipliğin ise sadece “sembolik ritüel” olduğunu söyledi.

    İlyas Baba Ocağı evlatlarından, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş Dede, musahiplik hakkında bilgi verdi. Alevi-Bektaşi Yolunda Yola ikrar vermiş dört canın, tek can olma ritüeline, erkanına musahiplik denildiğini söyleyen Cem Sultan Ermiş, musahiplik geleneğinin günümüz koşullarında ne derece uygulandığını anlattı.

    “MUSAHİPLİK, ALEVİLİĞİN KADİM TAŞI”

    “Ne yazık ki günümüz kapitalist toplumunun her şeyi dejenere ettiği gibi insanlar arasındaki bu tür paylaşımları, ortaklaşmayı da engellemiştir” diyen Cem Sultan Ermiş, musahipliğe dair şu konuşmayı yaptı:

    “Alevilikte önce bir can, diğer can ile hayatını birleştirir, evlenirler ondan sonra uzun süre görüştükleri; huyu huyuna her türlü anlayışla ortaklaştıkları diğer iki canla dört can olarak bu dünyada ölüme kadar, yarin yanağından gayri her şeyi ortak paylaşmak amacıyla Yola ve birbirlerine ikrar verilir.

    Biz Alevi Bektaşi toplumu olarak kadimden beri musahiplik erkanını Alevi Bektaşi ve inanç yolunun en temel taşı olarak bugünlere getirdik. Dört can arasında mal, mülk, para, pul sınıf herhangi bir fark yoktur. Dört can, tek can olmuştur artık. Her varlığa ortaktır. Ama ne yazık ki kapitalist düzen her şeyi dejenere etti.
    Bugün musahiplik dün olduğu gibi çok direngen bir şekilde yaşıyor mu? Maalesef dün olduğu kadar bugün musahiplik erkanı çok fazla yapılmıyor. Bu da Yolumuzdaki yozlaşmanın artmasına neden oluyor. Şayet 1970’lerde ve 80’lerin başındaki gibi kırsal bölgede yaşayan Aleviler, yarin yanağından gayrı ortaklaştıkları zaman aralarında her şeyden önce üretimde de bölüşüm de de ortaklık vardı. Musahip, öz kardeşinden kendisine daha yakın hissettiği diğer bir canıydı.”

    “MUSAHİPLİK, CANLARIN BİRBİRİNİ DENETLEME KURUMUDUR”

    Cem Sulan Ermiş, musahipliğin hayata geçirilmesindeki en büyük engelin kent yaşamı olduğunun altını çizdi. Alevi toplumunun, kırsal bölgelerden kente göç etmeleriyle birlikte musahiplik erkanını unuttuklarını söyleyen Ermiş şunları kaydetti:

    “Çünkü musahipliğin de şöyle bir yanı var; canlarla aynı bölgede yaşamak gerekiyor. Çünkü yapılan tüm iyilikten de kötülükten de her iki musahip kardeş de sorumludur. Örnek veriyorum; Samsun’da musahip olmuş bir canın, kardeşi başka bir yere gittiği zaman burada yaşayan canın diğer bir canı denetleme şansı yok. Diğer bir giden canın da Samsun’daki canı denetleme şansı yok. Musahiplik aynı zamanda birbirini denetleme, Yol düsturuna göre, Yol erkanına göre yaşama biçiminde kontrol eden bir kurumdur.

    Ne yazık ki şu an insanlar doğdukları değil doydukları yerde yaşamlarını devam ettiriyorlar. Bu şekilde de bu musahiplik erkanını bu kapitalizmin ve Neo-liberal politikaların bir sonucu olarak toplumumuzda bu güzelliğimizi yaşatamıyoruz.

    Musahiplik yolunda rızalık olan canlar ne kadar çoğalırsa Alevi, Bektaşi, Kızılbaş toplumunun, inancının o güzelliği, o paylaşımcılığı ve o birbirini denetlemesi ve bunun yayılması daha güçlü oluyordu. Ama ne yazık ki son zamanlardaki bu piyasacı politikaların bir yansıması olarak musahiplik kurumunun da yavaş yavaş içi boşaltılıyor. Yapılsa bile bir sembolik ritüel olarak yapılıyor. Dört başı mamur musahiplik erkanının yapılabilmesi için bu dört canın aynı kentte, aynı bölgede yaşaması, birbirlerini denetlemesi gerekiyor.”

    “YOL’A İKRAR VERENLERİN BİRİNCİ GÖREVİ MUSAHİPLİKTİR”

    Cem Sultan Ermiş, musahiplik erkanının hayat bulması halinde Alevi asimilasyonunun önüne de geçilebileceğini ifade etti. Toplumun, musahiplik çatısı altında daha bütün olduğunu söyleyen Cem Sultan Ermiş, söz konusu erkanın nasıl yapıldığı hakkında ise şu bilgileri paylaştı:

    “Musahiplik erkanı ve cemi, inancımızdaki en zor erkanlardan bir tanesidir. Bizde ölüm yoktur. ‘Ölürse tenler ölür, canlar ölesi değil’ diyor Aşık Baba.

    O gün, dedenin, pirin, rehberin huzurunda dört can, bu dünyada kefeni giyer ve cem erkanında beyaz örtünün altında ölmeden önce ölür. Pir, mürşit, rehberin dediği gibi gelenin malı dönenin canıdır. Gelenin malı nedir? Dönenin canı nedir? Gelenin malı; artık dünyadaki bütün mallarının ortak paylaşımıdır. Eğer ikrarını bozarsan yaşarsın ama ölü gibi yaşarsın. Yaşamımız ne kadar önemlidir? Sonuçta doğada her türlü canlılar yaşıyor. İnsanlar da yaşıyor. Ama ikrarından dönersen fare gibi yaşarsın. O açıdan musahiplik kurumunu, erkanını yaşatmak, tüm Alevi, Bektaşi hizmetine, inancına ikrar veren canların mürşitlerin, pirlerin taliplerin birinci görevidir. Her şeye rağmen bu erkânımızı yaşatmak için mücadele etmeyi, dostumuza, taliplerimize ve canlarımıza musahip olmayı tavsiye ediyoruz. Aşk ile…”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Samsun’da aşureler pay edildi-VİDEO

    Samsun’da aşureler pay edildi-VİDEO

    PİRHA-Samsun’da yapılan etkinlikte konuşan PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, Alevi toplumunun örgütlenmesi gerektiğine vurgu yaptı. 

    Haberin Videosu

    Kerbela şehitleri için tutulan 12 günlük yası Muharrem oruçlarının ardından Türkiye’nin dört bir yanında aşureler pay edilmeye devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şubesi de bugün yaptığı etkinliğin ardından aşurelerini pay etti.

    Etkinlikte konuşan PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, Alevilerin oruçlarını kimseyi rahatsız etmeden mütevazi bir şekilde lokmalarını komşularıyla paylaştıklarını ifade etti.

    Yapılan katliamları unutmamak ve yeni katliamların olmasına izin vermemek için örgütlenmek gerektiğine vurgu yapan Ermiş, farklılıkları zenginlik olarak birleşmek gerektiğini de ekledi.

    Konuşmaların ardından müzik dinletisi gerçekleştirildi. Lokma gülbenginin verilmesinin ardından ise aşureler pay edildi.

    PİRHA/SAMSUN

  • Katledilen Metin Göktepe 23. yılında Samsun PSAKD şubesinde anıldı-VİDEO

    Katledilen Metin Göktepe 23. yılında Samsun PSAKD şubesinde anıldı-VİDEO

    PİRHA – Katledilişinin 23. yılında Gazeteci Metin Göktepe Samsun’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSADK) Samsun Şubesi ve Cemevi’nde anıldı.

    Haber takibi yaptığı sırada gözaltına alındıktan sonra dövülerek öldürülen Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 23’üncü yılında Samsun PSAKD Şubesi ve Cemev inde anıldı.

    Bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan anma Metin Göktepe için hazırlanan sinevizyon gösterimi ve müzik dinletisi ile devam etti.

    PSAKD Samsun Şube Başkan Yardımcısı Veteriner Hekim Tuncer Onur tarafından hazırlanan Metin Göktepe’nin yaşamı ve katledilişi ile ilgili sinevizyon gösterisi anmaya katılanlar tarafından duygu yoğunluğu ile izlendi.

    Sinevizyondan sonra konuşan Tuncer Onur, Metin Göktepe’nin katledilmesinden sonraki toplumsal mücadelenin ve Fadime Ana’nın verdiği mücadele ile faillerin cezalandırıldığı bunun faili meçhul katliamlar açısından ve faillerin bulunması açısında sevindirici bir durum olduğunu belirtti.

    “KATLİAMLAR, TUTUKLAMALAR, İŞKENCELER DEVAM EDİYOR”

    Onur’dan sonra konuşan Evrensel Gazetesi Samsun Temsilcisi Hasan KOCAK, “Tarihi katliamlar, cinayetler ve darbeler ile dolu ülkemizde Metin Göktepe kimler tarafından, neden, nasıl öldürüldüğünü anlatmaya gerek yok. Pir Sultan’dan başlayan bir gelenek ülkemizde ve dünyada ne yazık ki devam ediyor. Zulmedenler ve zulme karşı mücadele edenler var.” şeklinde konuştu.

    “Metin öldükten sonra onun kalemine onun mücadelesine, onun inançlarına sahip çıkan, gönülden destek veren dostlar ve yoldaşlar var” diyen Kocak, “Metin cezaevlerinde katledilen insanların haberini yapmak için gitmişti. Bugünde gazeteciler, siyasetçiler, öğrenciler, çocuklar katlediliyor, hapse atılıyor, tutuklanıyor, işkence görüyorlar ve öldürülüyorlar. Aynı koşullar bugün de devam ediyor.” diye konuştu.

    PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş ise, “Metin bir emekçi, emekçi dostu ve gazeteciydi. Ama aynı zamanda Sivaslı Kızılbaş bir Alevi ailenin çocuğuydu. Ve Metin sadece siyasi görüşü nedeni ile değil aynı zamanda inancından dolayı katledildi. Metin Alevi de olmasaydı, Sünni de olmasaydı Metin’in devrimci olması ve kalemini satmaması onun yaşatmamız için bir neden.” dedi

    Metin Göktepe anma programı ağıtlar ve şiirler okunarak sona erdi.

    PİRHA/SAMSUN

  • Karadeniz Alevileri ayrı bir federasyon kuruyor

    Karadeniz Alevileri ayrı bir federasyon kuruyor

    PİRHA – Tokat, Amasya, Çorum, Samsun, Trabzon ve Ordu’da bulunan birçok Alevi kurum temsilcisi ve cemevi başkanı geçtiğimiz pazar günü Alevi Kültür Derneği (AKD) Ordu Şubesi’nde bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantı sonucunda Karadeniz’deki Alevi kurumlarının bir araya gelerek ayrı bir federasyon oluşturmasına karar verildi. 

    Karadeniz bölgesinde bulunan Tokat, Amasya, Çorum, Samsun, Trabzon ve Ordu illerindeki birçok Alevi kurum temsilcisi, cemevi başkanları, muhtarlar ve dernek temsilcileri geçtiğimiz Pazar günü Alevi Kültür Derneği (AKD) Ordu Şubesinde bir toplantı gerçekleştirdi. Saat 13:00’te başlayan toplantıda Karadeniz bölgesindeki Alevilerin sorunları ve bu sorunların nasıl çözüleceği tartışıldı. Toplantı sonucunda güç birliği yapma ve yasal zeminde federasyon oluşturma kararı alındı.

    Yapılacak çalışmalar için toplantıların idare edilmesi, sürecin istenilen amaç doğrultusunda yürümesi için bir divan oluşturulup yola devam edilmesi kararlaştırıldı. Divan başkanlığına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, başkan yardımcılığına Merzifon Piri Baba Dernek Başkanı Cengiz Doğmuş, yazmanlıklara PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, AKD Fatsa Şube Başkanı Birol Tutkan getirildi.

    “ASİMİLASYONUN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN ÇALIŞMA YÜRÜTÜLECEK”

    11 Kasım 2018’de PSAKD Havza Cemevinde yapılan toplantıda federasyon oluşumu için bir tüzük hazırlanması kararlaştırılmıştı. Hazırlanan tüzük katılımcı canların ortak kararı ile maddeler teker teker okunup oylanarak katılımcıların oy birliği ile karara bağlandı. Kurulacak federasyonun kuruluş aşamasında başkanlığını Muharrem Erkan’ın yürütmesi, genel merkezin de Tokat olması kararı verildi. 5 saat süren toplantı sonunda şu kararlar alındı:

    – Bölgemizde çok sayıda faaliyet yürüten cemevlerimiz bulunmaktadır. Büyük bir kısmının kurumsal kimliği bulunmamaktadır. (dernekleşme, vakıf) bu cem evlerine acilen kurumsal kimlik kazanmaları için destek ve yardımlar sunulacak.

    – Yapılan etkinlik faaliyetlerinde bir koordinasyon oluşturulacak.

    – Bu çalışmaların yasal hukuki ve örgütlenme boyutu Muharrem Erkan başkanlığında yürütülerek kurumsallaşması sağlanacaktır.

    – Kurulması düşünülen federasyon yapısı, katılımcı derneklerin 400’ün üzerinde olması durumunda konfederasyonlaşma konusu katılımcı derneklerin gündemine taşınıp daha işlevsel bir yapı oluşması sağlanacaktır.

    -Yapılacak anma, etkinlik ve faaliyetlerin 1 yıl önceden takvime bağlanması sağlanacaktır.

    – İller arası maddi, manevi, sosyal, kültürel yardımlaşmanın en üst seviyeye çıkarılması sağlanacaktır.

    – Bölgemizdeki asimilasyonun önüne geçmek için çalışmalar yürütülecektir.

    – Ülkemizin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olması için çaba yürütülecektir.

    – Bu bölgeler, iller, köyler arası ritüellerimizin farklılığını ortadan kaldıran Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı tarafından çıkarılan erkanların uygulanması sağlanacaktır.

    – İnanç merkezlerimiz olan cemevlerinin ‘edep, erkan’ kurallarına uyması sağlanırken, derneklerimizin demokratik bir yapıya dönüşümü sağlanmalıdır.

    – Bölgemizde bir inanç kurulu oluşturularak inanç üzerine yapılacak çalışma, karar verme, konusunda faaliyetler hızlandırılacaktır.

    – Tüm bu çalışmalar, postnişimiz Hürrem Veliyettin Ulusoy’un bilgisine sunularak görüş önerileri dikkate alınacaktır.

    – Çağdaş eğitime, bilime önem verilerek, iller arası kurumların sanatsal, kültürel, etkinliklerin iller arası sirkülasyonu sağlanacaktır.

    – Tokat ve Çorum’da yapılacak toplantılardan sonra 5 dernekle federasyon kurulup diğer derneklerin de federasyona katılımı sağlanacaktır.

    PİRHA/ORDU

     

  • Samsunlu Alevilerden evlerin işaretlemesine tepki: Alevilik vardır, Alevilik haktır-VİDEO

    Samsunlu Alevilerden evlerin işaretlemesine tepki: Alevilik vardır, Alevilik haktır-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Samsun Şubesi Malatya’daki Alevilerin  kapılarının işaretlenmesini basın açıklaması yaparak kınadı. Açıklamada, ‘Alevilik vardır, Alevilik haktır’ sloganları atılarak olayı yapanların biran önce yakalanması istendi. 

    Haberin Videosu

    Malatya’nın Paşaköşkü Mahallesi’nde 13 Alevi  ailenin evinin kırmızı boyayla işaretlenmesine tepkiler devam ediyor. PSAKD Samsun Şubesi dün akşam yapılan birlik ceminden sonra basın açıklaması yaparak yaşananlara tepki gösterdi. Basın açıklamasını PSAKD Samsun Şube Başkanı Cemsultan Ermiş okudu. Açıklamada sık sık ‘Alevilik vardır, Alevilik haktır’ sloganları atıldı.

    “Aleviler gün geçmiyor ki yeni bir saldırıyla karşı karşıya kalmasın” diyen Cem Sultan Ermiş, “Dün Maraş’ta Çorun’da, Sivas’da kapılarımızı işaretleyen zihniyet iki gün önce Malatya Cemal Gürsel Mahallesinde hortladı” dedi.

    “ALEVİLER YALNIZ DEĞİLDİR”

    “1400 yıldır acılarımızla yüzleşe yüzleşe acılarımızı yaşaya yaşaya bugünlere geldik” diyen Emiş, “Samsun’dan haykırarak ‘Alevilik vardır, Alevilik haktır” dedi.

    Ne Samsun’daki, ne Malatya’daki ne Sivas’taki ne de Maraş’taki Alevilerin yalnız olmadığını kaydeden Ermiş, “Yeryüzündeki tüm mazlumlar Alevilerin yanındadır. Malatya’daki canlarımızın burnunun kanaması demek Samsun’daki canların yüreğinin parçalanması demektir. Malatya’daki olayın hesabı sorulmadan hiçbirimiz rahat uyumayacağız ve birilerini de rahat uyutmayacağız” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • Samsun PSAKD: O dumanlar, bugünkü karanlığı getirdi

    Samsun PSAKD: O dumanlar, bugünkü karanlığı getirdi

    PİRHA- Samsun Pir Sultan Kültür Derneği basın açıklaması yaparak, Madımak katliamını kınadı. Dernek adına konuşan Cem Sultan Ermiş, “2 Temmuz’da sazımız, sözümüz ve semahımızla canlarımızın yakıldığı yerde olacağız” dedi.

    Basın açıklamasında “2 Temmuz 1993 tarihinde bizlere yaşatılan kara günün üzerinden tam 24 yıl geçti” ifadesini kullanan Ermiş,  “bizler o günden beri sürdürdüğümüz mücadeleyi aynı kararlılıkla, aynı inatla sürdürüyoruz. İnsanlık tarihinin en vahşi katliamlarından biri olan Sivas katliamının 24. yılında da aynı aydınlık yüzlerimizle Madımak Otelini önünde olacağız. Acımızdan, Hak ve hakikat arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “BUGÜNKÜ KARANLIK MADIMAK’IN DUMANLARINDAN YÜKSELDİ”

    Madımak otelinin utanç müzesine dönüştürülmesi taleplerini her fırsatta dillendireceklerini belirten Ermiş, bugün içinde bulunduğumuz karanlık günler, O gün Canlarımızı yakanların eseridir.  O gün Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın heykelini yerlerde sürükleyenler bugün KHK ve OHAL zulmü ile kamu emekçilerini işlerinden atıyorlar. KHK ve OHAL’e karşı direnenleri ise tutuklayıp ölüme terk ediyorlar. Halkımızı açlığa sefalete sürüklüyorlar” dedi.

    “AYNI ZİHNİYET GENÇLERİMİZİ KATLETMEYE DEVAM EDİYOR”

    O kara günde Madımak Otel’inde 33 canı katledenlerin, bugün de aynı karanlık zihniyet ile sokak ortasında gençleri katlettiğinin altını çizen Ermiş, bu katliamlara örnek olarak da,  Gazi’de ve Gezi’de katledilen gençleri gösterdi.

    Ermiş ayrıca açıklamasında “O kara günde canlarımızı bizden alanlar, bugün Dilek Doğan’ın katillerine, Berkin’in, Ethem’in, Uğur Kurt’un katillerine ödül gibi cezalar veriyorlar.

    O kara günde canlarımızı bizden alanlar, inancımızın yok sayanlar, bugün de gerici eğitim sistemleri ile ‘Zorunlu Din Dersleri’ zulmü ile çocuklarımızı asimile etmeye devam ediyorlar.

    Bizler o kara günde olduğu gibi bugün de, ülkemizde gerçekleştirilmeye çalışılan tek adam rejimine karşı, laik, demokratik bir ülke özlemimizi haykırmak için Madımak Oteli önünde olacağız” ifadelerini kullandı.

    “BUGÜN DÜNÜN DEVAMIDIR”

    “Her katliamın birbiri ile bağlantılı olduğunu biliyoruz, diyen Ermiş,  2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yaşanan katliamın aydınlatılmamasından kaynaklı Gazi’nin, Suruç’un, Ankara’nın, Taksim’in, Antep’in ve Reina’nın yaşandığının da altını çizdi.

    HABER MERKEZİ