Etiket: cem

  • Bir lokma bin belayı savar: Nuriye Ana’nın Cemevi’ndeki paylaşım sofrası-VİDEO

    Bir lokma bin belayı savar: Nuriye Ana’nın Cemevi’ndeki paylaşım sofrası-VİDEO

    PİRHA- Alevi inancının en kadim geleneklerinden olan lokma ritüeli, İzmir Narlıdere Cemevi’nde yaşatılmaya devam ediyor. 65 yaşındaki Nuriye Kıran, gördüğü bir rüya üzerine hazırladığı lokmaları cemevindeki kadınlarla paylaşarak, bu kültürün kuşaktan kuşağa aktarılmasının önemine vurgu yaptı.

    Alevi öğretisinde “birlik ve paylaşımın” en somut ifadesi olan lokma geleneği, Narlıdere Cemevi’nde anlamlı bir buluşmaya sahne oldu. Kimin ne getirdiğine bakılmaksızın, eldeki imkanların “rızalık” temelinde ortaklaştırıldığı bu kadim ritüeli sürdüren Nuriye Kıran, lokmanın sadece bir yiyecek değil, inancın bir parçası olduğunu bir kez daha hatırlattı.

    “LOKMASIZ CEM’E GİDİLMEZ”

    Her cuma cemevindeki kadınlar buluşmasına katılan Nuriye Kıran, bu kez halasının oğlu Pir Ali’nin gördüğü bir rüya için mutfağa girdi. “Bir lokma bin kadayı savar” desturuyla pişirdiği lokmalarla cemevinin yolunu tutan Kıran, Alevilikte lokmanın sadece cemlerde değil; 12 İmam orucunda, Xızır ayında veya kaza-bela gibi durumlarda da inancın bir gereği olarak paylaşıldığını ifade etti. Kıran, “Bizim inancımızda asla cemlere lokmasız gidilmez” sözleriyle geleneğin yaşatılmasındaki kararlılığını dile getirdi.

    “AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR: ÇOCUKLARIMIZI CEMEVİNE GETİRELİM”

    Genç kuşakların inançtan uzaklaşması konusundaki kaygılarını da paylaşan Nuriye Ana, “Ağaç yaşken eğilir” diyerek ailelere çağrıda bulundu:

    “Çocukları küçük yaşta buraya getirip eğitirlerse, öğretirlerse o çocuklar da büyüdüğü zaman yolumuza ayak uydurur ve sürdürürler. Gençlerin çoğu Aleviliğin ne olduğunu, cemin ne olduğunu bilmiyor. Neden? Çünkü zamanında aileleri getirip toplum içine sokmamışlar, cemevine getirmemişler.”

    ESKİ CEMLERE HASRET

    Geçmiş yıllardaki cem ritüellerine olan özlemini de paylaşan Kıran, babasının döneminde evlerde kurulan cemlerin samimiyetini anımsattı. “Babamların piri gelirdi, evlerde cem yapılırdı. Bazen sabahlara kadar sürer, uzun sohbetler edilirdi” diyen Kıran, günümüzün şehir hayatında iş ve zaman kısıtlaması nedeniyle bu derinlikli ritüellerin değişime uğradığını belirtti.

    Nuriye Kıran, gerçekleştirdiği lokma duasının ardından kendi elleriyle hazırladığı lokmaları cemevindeki diğer canlarla paylaştı. Bu küçük ama anlamlı buluşma, Alevi toplumu için “paylaşmanın ve rızalığın” modern kent yaşamında bile nasıl bir toplumsal harç olduğunu bir kez daha kanıtladı.

    SEMRA ACAR MAYDA

  • İskenderun Cemevi Başkanı Bilal Özkan: Alevilikte Ramazan Cemi yoktur, bu bir asimilasyon oyunudur! – VİDEO

    İskenderun Cemevi Başkanı Bilal Özkan: Alevilikte Ramazan Cemi yoktur, bu bir asimilasyon oyunudur! – VİDEO

    PİRHA – İskenderun Cemevi Başkanı Bilal Özkan, son günlerde tartışmaya açılan ‘Ramazan cemi’ iddialarına tepki gösterdi. Özkan, “Alevilikte böyle bir uygulama yoktur. Bu, kurumlarımızı birbirine düşürmek için çıkarılan bir dedikodudur” diyerek Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı işaret etti.

    Alevi kurumlarının ve inanç önderlerinin itirazlarına rağmen iktidar eliyle kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetleri tartışılmaya devam ederken HBVAKV İskenderun Şubesi/Cemevi Başkanı Bilal Özkan, inanç ritüellerine yönelik müdahale girişimlerine dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “RAMAZAN CEMİ YOK, HIZIR VE NEWROZ CEMİ VARDIR”

    Alevilikte ibadet takviminin ve cem erkanlarının belli olduğunu vurgulayan Özkan, Ramazan ayında cem yapılacağına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti.

    “Alevilikte ‘Ramazan Cemi’ diye bir cem yoktur” diyen Özkan, “Bizim inancımızda Hızır ayında Hızır Cemimiz, baharın gelişinde Newroz Cemimiz ve her perşembe yürüttüğümüz perşembe cemlerimiz vardır. Ancak Ramazan’da cem yapmak gibi bir pratiğimiz kesinlikle mevcut değildir. Bu iddia tamamen Alevi kurumlarını karşı karşıya getirmek ve kafaları karıştırmak için üretilmiştir” dedi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN OYUNLARINA GELMEYELİM”

    İddiaların kaynağında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı kurulan başkanlığın olabileceğine dikkat çeken Özkan, Aleviliğin bir “kültür” değil inanç olduğunun altını çizdi: “Bu, Alevi kurumlarını birbirine düşürmek için yapılan bir oyundur. Biz en başından beri söyledik; Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki bu başkanlığı tanımıyoruz. Alevilik bir inançtır, cemevleri de bizim ibadethanemizdir. Birileri Aleviliği kültürel bir öğeye indirgemeye çalışsa da biz özümüzden ödün vermeyeceğiz. Bu tür dedikodularla kurumlarımızı ayrıştırmak isteyenlerin oyununa gelinmemelidir.”

    “MUHARREM AYINDA CEMEVİNDE OLACAĞIZ”

    Alevilerin asıl yas sürecinin Muharrem ayı olduğunu hatırlatan Özkan, tüm canları 12 İmam orucu ve sonrasında yapılacak cemlere davet ederek, “Biz hangi tarihte ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Önümüz Muharrem; orucumuzu tutacak, aşuremizi pay edecek ve cemimizde buluşacağız” dedi.

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

  • Paris’te Xızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    Paris’te Xızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Pir Sultan Abdal Dergahı’nda Xızır Cemi yürütüldü.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Xızır ayında Xızır cemleri tutulmaya ve lokmalar pay edilmeye devam ediyor.

    Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Pir Sultan Abdal Dergahı’nda Xızır Cemi yürütüldü. Cem Pir Rıza Yağmur ve Zeynel Kete tarafından yürütüldü.

    Pir Zeynel Kete’nin verdiği gulbang ile başlayan cemde, Kürtçe ve Türkçe konuşan Pir Zeynel Kete ve Pir Rıza Yağmur Xızır’ın Alevi toplumundaki yerine dair değerlendirme yaptı.

    Okunan deyiş ve nefesler semaha duruldu. Lokmaların pay edildiği cem çerağın sırlanmasıyla tamamlandı.

    PİRHA/PARİS

  • Zeynel Kete: Barış sözle olmaz! – VİDEO

    Zeynel Kete: Barış sözle olmaz! – VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Xızır akılının, barış aklı olduğunu vurgulayarak, “Meclis’te yakında bir rapor yayınlanacak. Bu rapordan ortak akıl çıkmalıdır. Halkların, ikrarlı ve rızalı bir şekilde yaşaması, Türkiye’deki bütün farklı kesiminin ihtiyacıdır. Barış sözle olmaz. Barışın toplumsallaşması lazım. Bu yüzden rapor, toplumun hakikatini esas almalı ve somut adımlar atmalıdır” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Xızır ayından Alevi nefes ve deyişlerinin mafya dizilerinde kullanılmasına, cemevlerinin imar planlarında ‘ibadethane’ olarak tanınmamasından, ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair gündemde olan konuları PİRHA için değerlendirdi.

    “XIZIR, BİR ÖZGÜRLÜK BİLİNCİ VE ARAYIŞIDIR”

    PİRHA: Xızır ayındayız, oruçlar tutuluyor ve Xızır Cemleri bağlanmaya devam ediyor. Bu dönemde Xızır’ın anlam ve önemi nedir?

    Zeynel Kete: Xızır ayında olmamızdan kaynaklı, oruç tutan canların oruçları Hakk katında kabul olsun. Genelinde Alevi süreklerinin hepsi için kutsal sayılan Xızır ayı, özelinde de Reya Haq Alevi inancında Xızır en önemli kutsal sembollerden birisidir. Aslında bir nevi Reya Haq Alevi inancının toplumsal hafızasıdır, aklıdır. Xızır inancının bir boyutu iklimle, coğrafyayla ilişkiliyken, diğer bir boyutu da Reya Haq Ocak örgütlemesinin ahlaki, politik, ikrar, dar û didar olma ile bağlantılı, bir bütün olarak toplumun kendisini yeniden inşa etmesinin aklıdır.

    Bütün Alevi sürekleri ve ağırlıklı olarak Reya Haq Aleviler, Xızır ayı içerisinde dar û didar olur. Pirler, taliplerinin hanesine giderek niyaz olurlardı. Pirler, talipleriyle niyaz olurken, bireyin bireyle, talibin taliple, bireyin doğayla ve toplumla varsa bir müşkülatı, bu sorunları çözerdi. Bu açıdan Reya Haq inancında birey, toplum ve doğa ilişkisi çok önemlidir. Yani burada bir barış kültüründen bahsediyoruz. Bu haliyle zorda ve darda olana elini uzatmak sadece ve sadece biyolojik varlığını devam ettirme anlamına gelmez, bu yönüyle Xızır sadece zorda ve darda olana yetişen değildir. İnsanın ruhunda, bilincinde, ruhsal, zihinsel ve bedensel olarak bir özgürlük bilincidir.

    Biz bütün hikayelerden Xızır’ın sürekli bir arayış içerisinde olduğunu anlıyoruz. Bir ölümsüzlük arayışı var. Ama buradaki ölümsüzlük sadece biyolojik bir ölümsüzlük arayışı değildir. Bir özgürlük arayışıdır. Öncelikle bize gaflet uykusundan uyanın diyor. İkincisi, toplumsal barış inşa edildiği zaman bir anlam ifade edeceğini belirtiyor. Bu anlamıyla kendi özünü Hakk’ta görmektir. El ele verip, el Hakk’a diyerek kendi özünü Hakk’ta görmektir. Bu Xızır’ın en önemli akıllarından birisidir ve asla başkasına karşı zulüm etmemektir. Ama diğer yandan zalime karşı da direnmektir.

    BİZİM İNANCIMIZ VE FELSEFEMİZ XIZIR GİBİ DİRENMEKTİR

    Dardan geçmeden, adalet olmadan, toplumsal ahlak olmadan, didare erilmez. Bu bakımdan bugün Rojava’da, Kobanê’de veyahut başka bir coğrafyada zulüm altında olanlara hak aşkı ve Xızır gayretiyle el uzatmak, zalimin zulmüne karşı Xızır gibi direnmek bizim inancımızın felsefesidir. Aslında Xızır, Aryenik toplumların ve Ortadoğu’daki diğer toplumların en zor anlarında dahi umutsuzluğu kabul etmemektir. Bu inançla biri uçurumun kenarına geldiğinde, en zor anında dahi ‘Ya Xızır’ deyip, elini gönlüne götürdüğünde ruhsal olarak ikrarlaşır ve potansiyel bir enerjiye sahip olur. Bir bilinç sıçraması meydana gelir, bir enerji oluşur ve kendisini var eder. Bu yönüyle Xızır, Ortadoğu’da yaşanan zulüm deryasına karşı sürekli direniştir; Umutsuzluğu kabul etmemektir; Toplumsal varoluştur; Kendi özü ile birleşmektir.

    Rojava’da bugün masum çocuklar ölüyor. Bugün yine bir çocuk hakka yürüdü. Colani ve HTŞ benzeri Emevi-İslam anlayışının yaptığı icraatların İslamiyet ile alakası yok. Bunlar cinsiyetçi, dinci, ırkçı, paramiliterist güçlerdir. Bunlara karşı diyoruz ki, zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir. O zaman sadece Aleviler değil, darda kalan bütün canların, bütün mazlumların ‘Ya Hak Ya Xızır’ deyip, bu yönüyle kuşatılmışlığa karşı dayanışma ruhu içinde olması ibadetimizin en önemli ölçüsüdür. Çünkü dar û didar olmak aynı zamanda bir dayanışmadır. Bundan dolayı Xızır Cemlerini bağlarken, herkesin çerağlarını Kobanê’deki canların özgürlüğü için uyandırması lazım. Hak kelamını Kobanê’deki canlar ve dünyanın başka yerinde zulüm gören mazlum halklar için söylemesi lazım. Buradan oraya bir nefes göndermek lazım. Sadece sözle değil. Eğer bir yardımlaşma ortamı olur ve koridorlar açılırsa bir Xızır’ın lokmasını oraya ulaştırmamız lazım. Bu yönüyle de krize karşı güçlü bir bilinç, zulme karşı dirayetli bir direniş diyorum. Öldürülecek bir şey varsa o da nefsimizdir demek istiyorum.

    “SÖZLERİMİZ VE KELAMLARIMIZ TOPLUMSAL HAFIZAMIZDIR”

    -Kapitalist Modernite, toplumu yozlaştırarak, kısa yoldan para kazanan, emekten yoksun bir birey yaratmak istiyor. Bunu da özellikle ana akım medyadaki diziler üzerinden yapmaya çalışıyorlar. Devlet bir taraftan ‘biz çetelerle mücadele ediyoruz’ derken, diğer taraftan da bütün kanallarda mafya dizilerini yayınlayor. Son bir aydır da bu dizilerin neredeyse tamamında, Pir Sultan, Nesimi gibi Alevi ulularının, nefes ve deyişleri kullanılıyor. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

    Zeynel Kete: Ulus-devletler toplumların fiziki soykırımla üstesinden gelemeyince, bu defa kültürel soykırım devreye giriyor. Kültürel soykırım daha da inceltilerek ortaya konan bir politikadır. Toplum fiziki soykırımda başına gelenlerin farkındayken, kültürel soykırım pek farkında olmuyor. Bu dizi ve filmler de bu çerçevede ortaya konuyor. Özellikle ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecinin başladığı günden itibaren televizyondaki diziler, aşiret kültünü öne çıkarıyor. Dikkat ederseniz, bu aşiret içerisinde kadın barışı istemiyor. Sürekli çocuklarını, karşı aşiretten birini öldürmeye yönlendiriyor. Böyle bir hakikat yok. İster Reya Haq Alevi süreklerinde olsun, isterse devletleşmemiş ahlaki-politik toplumlarda olsun; kadın bu toplumsallıklarda barışın temsilidir. Daha dün Kobani’de saçlarını ören kadınlar ‘Jın, jiyan, azadi’ diyerek dünyayı titretmiştir. Şimdi bu hakikati ters yüz etmek için toplumun algısıyla oynuyorlar. Ayrıca bir plan dahilinde, dizilerin hepsinde gayri ahlaki ilişkileri öne çıkararak masa başında kültüre soykırım yaratmaya çalışıyorlar.

    Alevi toplumsallığında nefes ikrardır. Bir can ana rahmine düştüğünde, ilk vücut bulduğunda, bu verdiği birinci ikrardır. İkinci ikrarda da anneden doğduğunda ses vermek zorundadır. Bakın her çocuk ağlamak zorundadır. Eğer ağlamazsa muhtemelen ölürdür. Mutlaka bir şekilde ağlaması lazım ve bu nefestir. Yani kainata bir nefes vermesi lazım. Nefes varoluştur, deyişlerimiz varoluştur; yaşam bulmadır, ikrarlaşmadır. Alevi nefesleri ve deyişleri, binlerce yıldır, binlerce yıldır yaşanan bu pratiğin içerisinde Ebu Vefa’dan, Nesimi’den, Mansur’dan, Alişer’den, Ana Sakine’den, Ana Zarife’den, Baba İshak’tan, Hacı Bektaş’tan ve günümüze kadar süzülerek gelmiştir. Sözlerimiz ve kelamlarımız bizim toplumsal hafızamızdır. Bütün Alevi nefeslerini bir araya getirdiğinizde, bu bütünsellikte çok rahatlıkla bir toplumu inşa edebilirsiniz.

    Şimdi bu yönden baktığımızda, kavramlar bir toplumu özgürleştirebileceği gibi bir toplumu köle de yapabilir. Bundan dolayıdır ki ‘nehaq’ anlayış kendisine muhalif olan toplumsal kesimlerinin nefesleriyle, türküleriyle, deyişleriyle uğraşıyor. Pir nefesi, sözü hak kelamıdır. Nefes yol aldırtır, ayağa kaldırır, diriltir. Zulme karşı mücadele edilirken nefesle gidilmiş. Sazlarımız özgürlük arayışının en büyük aletleridir. Biz nefeslerimizi, deyişlerimizi oturduğumuz yerden, sırça köşklerden iki kelamı bir araya getirmek için yazmadık. Zalimin zulmüne karşı düşündük ve nefesler yazdık.

    Alevi deyiş ve nefeslerinin çarpıtılmasına karşı bir araya gelip direniş hattı oluşturulması gerekiyor. Bunların barışın konuşulduğu bir zamanda başlatılması tesadüf değil. Bir merkezden bilinçli ve programlı şekilde oluşturulmuş. Buna karşı bağlamalarımızı alıp hak nefeslerimizi söylememiz gerekiyor. Bu çerçevede hakkı var eden nefes ve deyişlerimizin, sinema-dizi endüstrisine alet edenlere karşı bir bütünen ‘Ya Haq Ya Xızır’ deyip, bu zulme karşı duracağız.

    “CEMEVLERİ ALEVİ TOPLUMSAL HAKİKATİNİN İNŞA EDİLDİĞİ MEKANLARDIR”

    -Çevre ve Şehircilik, İklim Değişikliği Bakanlığı geçtiğimiz günlerde resmi gazetede bir yönetmelik yayınladı. Bu yönetmeliğe göre cemevlerinin imar planlarındaki statüsü, yaşlı bakım evi, futbol, basketbol gibi sahalarla eş değer kılındı. Buna karşı nasıl bir tutum ortaya koymak lazım? 

    Zeynel Kete: Kentleşme ile beraber bir sosyolojik değişim de geldi. Bu sadece Alevi toplumunda yaşanmadı. Kentleşmenin artmasıyla beraber birçok toplum bu değişimi yaşadı. Aleviliğin köy mekanında en büyük ev, Cemevi olarak kabul edilirdi. Köylerdeki Cemevleri toplum için hakikatin inşa edildiği yerlerdir. Hem eğitim yerleriydi hem de varoluş yerleriydi. Bu sistem, Ocak sistemini esas alıyordu. Bu toplum sistemi, 60’lı ve 70’li yıllarla başlayan, 80’li ve 90’lı yıllarla devam eden süreçte büyük ölçüde yıkıldı. Asla ve asla rıza göstermediğimiz, kabul etmediğimiz bir şekilde 30-40 yıl devam eden savaş gerçekliği ile köy yakmaları toplumsal dokuları bozdu. Aleviler, inanç mekanlarından, kültürel ortamlarından, mezar taşlarından ayrılmak zorunda bırakılarak kentlere göçertildi. Kentlerde de herkesin kendi kültürel, inançsal olarak aynı dokudan insanlarla bir araya gelmesi bir realitedir. Fakat şu vardır ki sistem Aleviliği tanımıyor. Bir sistem sizi tanımadığı zaman sizin üzerinde tasarrufta bulunma hakkını görür. Yani bir kadavra gibi üzerinde deney yapma hakkını görür. Tabi burada en büyük sorumluluk yine Alevi toplumuna ait oluyor. Eğer Alevi toplumu, devletin bu yaklaşımına karşı duruş sergilemezse altında ezilir. Aleviler, devletten beklenti ve taleplerinin çıtasını çok düşürdü. Bugüne kadar Cemevlerinin elektrik ve su parasını talep ediyorlardı. Şimdi bu talepler bir şekilde karşılanıyor. Sistemin kabul ve ret ölçüleri içerisinde bir talepte bulunduğunuzda, doğal olarak sistem de size böyle bir yaptırım yapar. Bakanlığın böyle bir cümle kurması, böyle bir genelge yayınlaması ya da bir metin yayınlaması aslında başka bir ifadeyle ben Aleviliği kabul etmiyorum demektir.

    Cemevleri kendi hakikatiyle ikrarlaştığı zaman orada her talip kendi ocağıyla birleşebilir. Bu şekilde birer akademi haline gelebilirler. Devlet, Cemevi üzerinden toplumun varlığını, birliğini, dirliğini devam ettirdiği cem erkanını kabul etmiyor. Aslında mesele budur. Çünkü cem olmak, Alevi inancında toplumun kendisini yönetmesidir. Toplumun kendi kendisini yönetmesidir. Doğrudan demokrasi kültürüdür. Kendisiyle ilgili bütün kavramları, bütün istemleri o meydanda el ele, el Hakk’a diyerek yürütmesidir. Börtü böceğin, hayvanın, doğanın rızkını ve hakkını da gözeterek, ‘erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, Hakk’ın var ettiği her şey yerli yerinde’ diyerek cinsiyetçi olmayan bir yönetim modelidir. Toplumun öz savunma modelidir.

    Bakanlığın bu türden bir söylemi biz, sizin hafızanızı da, toplumsal direniş modelinizi de kabul etmiyoruz demektir. Devlet, evrensel hukuk normlarını esas alarak Aleviliği tanımalıdır. Alevi toplumunun da yapması gereken şudur: Cumhuriyetin demokratik bir çerçeveye kavuşmasıyla beraber, pozitif entegrasyon ve kapsayıcı hukuk normlarını esas alması gerekiyor. Eğer cumhuriyet mevcut tekçilik haliyle devam ederse, demokratikleşmezse, entegrasyon negatif entegrasyon olursa, hukuk tekçilik üzerinde olursa bütün bakanlar Alevilerle ilgili bir tasarrufta bulunabilirler. Çünkü Aleviliği kabul etmeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Alevi toplumunun kendi sorunlarını çözmesi sadece ve sadece dernek hattıyla yeterli olmuyor. Türkiye’de emek, barış, demokrasi müdahalesi veren ve özellikle pozitif hukuku, kapsayıcı hukuku esas alan bir mücadele anlayışıyla hareket edilmelidir. İnancımızla ilgili tasarruf da Alevilere ait olmalıdır. Alevilerin yol uluları vardır, anaları vardır, pirleri vardır. Yıllardır bu inancı bugüne kadar getiren yol uluları vardır. Bizim mekanlarımızla ilgili söz, karar ve yetki yol ulularımızın olmalıdır.

    “ALEVİLERİN SORUNLARI DEMOKRATİK TOPLUM PERSPEKTİFİYLE ÇÖZÜLECEKTİR”

    -Yakın zamanda Meclis Komisyonu son toplantısını yaparak, sürece dair raporunu yayınlayacak. ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde şu anda yapılması gerekenler nelerdir? 

    Zeynel Kete: ‘Barış ve Demokratik Toplum’ perspektifi bir taktik değil, bir stratejiydi. Bugüne kadar deniliyordu ki, Kürtler meclise gelsin ve mecliste sorunlarını anlatsınlar. Bundan hareketle silahlar da bırakıldı. Şimdi sıra çözümde. ‘Barış ve Demokratik Toplum’ perspektifi, Türkiye’nin genelinde halklar nezdinde, emekçiler nezdinde, Aleviler nezdinde ciddi bir kabul gördü. Çünkü son birkaç aylık süreç hariç, hiçbir toplumun bu süreçte çıkıp, Barış ve Demokratik Toplum karşıtı cümle kurduğunu görmedik. Bir kesim yürüyüp de “Biz barış istemiyoruz” demedi. Mecliste partisi ve grubu bulunan, bulunmayanlar da sürece karşı çıkmadı. Ama gelin görün ki Rojava’da bir savaş meydana geldi. Rojava’da bir rıza şehiri perspektifi vardı. Orada 72 millet, ikrarlı ve rızalı olarak beraber yaşıyordu. Kadın özgürlükçü bir yapı söz konusuydu. Bu toplumsallığa karşı Paris’te yapılan bir anlaşma devreye sokuldu. Hegemonik güçler Rojava’ya müdahale ederek buradaki devrimi boğmak istedi. Fakat direnişle bu saldırılar boşa çıkarıldı.

    Barış ve Demokratik Toplum perspektifi, Rojava içinde geçerlidir. Mecliste yakında bir rapor yayınlanacak. Bu rapordan ortak akıl çıkmalıdır. Halkların, ikrarlı ve rızalı bir şekilde yaşaması, Türkiye’deki bütün farklı kesiminin ihtiyacıdır. Barış ve Demokratik Toplum perspektifi, sadece Kürtlerin kendilerine yönelik önerdiği bir perspektifi değildir. Aleviler özellikle ‘cümle can’ kavramını kullanırlar. Kainata bir derya gözüyle bakarlar ve cümle canın hakkını kendi dar ve didarlarında gözetirler. Bu yönüyle Alevilerin özellikle binlerce yıldır çektikleri zulüm ve katliamlara karşı, barış sürecine sahip çıkması gerekiyor. Barış sözle olmaz. Barışın toplumsallaşması lazım. Bu yüzden raporun, toplumun hakikatini esas alarak, bir yol haritasının çıkarılması gerekiyor. Toplumun da beklentilerini göz önüne alarak, netleşmelerin sağlanması, somut adımların atılması, yasaların çıkarılması lazım. Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum inşa edildiğinde, Alevilerin de sorunları çözülecektir.

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/MERSİN

  • Mersin Cemevi’nde Xızır Cemi: Suriye’de soykırıma dur diyelim! -VİDEO

    Mersin Cemevi’nde Xızır Cemi: Suriye’de soykırıma dur diyelim! -VİDEO

    PİRHA- Mersin’de Xızır Cemi için Alevi yurttaşlar cemevini doldurdu. Yürütülen cemde, semahlar barış için dönülürken, Suriye’de süren soykırıma karşı durma çağrısı yapıldı.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Xızır ayında Xızır cemleri tutulmaya ve lokmalar pay edilmeye devam ediyor. Mersin’de yaşayan Aleviler, tuttukları Xızır Orucunun ardından Xızır Cemi yürüttü.

    Mersin Cemevi’nde yürütlen Xızır Cemini; Seyit Sabun Ocağı’ndan Hasan Kılavuz, Baba Mansur Ocağı’ndan Erdoğan Sevin, yürütürken, Zakir Rıza Aydın nefes ve deyişler okudu.

    Kadınların ve gençlerin yoğun katılım gösterdiği cemde Pir Hasan Kılavuz, “Alevi İnancının en büyük bayram günleri Xızır günleridir. Xızır Ayında, talipler pirinin yolunu gözler. Pir gelince cem yapar, görgüden geçer. Pir, inançsal hizmeti yürütür. Her Alevi, imkân ve olanaklar doğrultusunda kurban tığlar. Alevi inanç ve ibadetleri Xızır ayında doruk noktasına ulaşır. Uyandırdığımız deliller barışa, huzura vesile olsun” dedi.

    Kılavuz, Suriye’de süren soykırıma da dikkat çekerek, “Aleviler yüzyıllar boyunca katliamlarla karşı karşıya kalmıştır. İki yıldırda Suriye’de Alevi toplumuna soykırım uygulanıyor. Mallarına el konulup, sürgün edilirken, kadınlara zulüm uygulanıyor. Buna karşı olmak seslerine ses olmak zorundayız. Xızır cümle canın yardımcısı olsun, darlarına yetişsin” diye belirtti.

    Ekonomik koşulların toplumsal dayanışmayı zorlaştırdığına dikkat çeken Kılavuz, buna rağmen birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara da değinerek uluslararası alanda farkındalık oluşturmanın önemine işaret etti; geçmişte Maraş ve Çorum’da yaşanan acıların Alevi toplumunun hafızasında derin izler bıraktığını hatırlattı.

    Alevi inancının hoşgörü, eşitlik ve tüm inançlara saygı temelinde şekillendiğini vurgulayan Kılavuz, herkesin kendi diliyle ibadet edebilmesinin hak olduğunu, Hak katında tüm dillerin bir olduğunu ifade etti. Yoksul canlara yardım etmenin ibadetin özü olduğunu söyleyen Kılavuz, çocukların iyi eğitim almasının toplumsal sorumluluk olduğunu belirterek sözlerini birlik, dayanışma ve umut mesajıyla tamamladı.

    Zakir Rıza Aydın’ın seslendirdiği deyiş, duaz ve nefeslerle birlikte on iki hizmet yerine getirildi, semah dönüldü.

    PİRHA/MERSİN

  • Eriklibaba Dergahı’nda Kürtçe Xizir Cem’i yürütüldü-VİDEO

    Eriklibaba Dergahı’nda Kürtçe Xizir Cem’i yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Nazımiye İlçesine bağlı Civrak köylüleri İstanbul’da Xizir Cem’i yürüttü. Ana dilinde yapılan ceme ilgi bir hayli yüksek oldu.

    Civrak Köyü Derneği, Eriklibaba Cemevinde Xizir Cemi yürüttü. Kürtçe’nin Kirmanckî lehçesinde yapılan ceme ilgi bir hayli yoğun oldu.

    Xizir Cemi’ni dedeler Binali Doğan, İsmail Akbaba, Emrah Kılıç yürüttü. Dede Binali Doğan, cemin açılışında yaptığı konuşmada ana dilin önemine dikkat çekerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bir toplumun kimliği, o toplumun dili, inancı, töresi ve gelenek gibi değer yargılarıyla oluşur. Dil ve inançla toplumun kültürü oluşur. Eğer o toplum dilini, inancını kaybederse o toplumun geleceği olmaz. Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini de bilemez. Onun için inancımızı, kültürümüzü, geleneklerimizi, özellikle ana dilimizi korumalıyız.”

    12 hizmetin yürütülmesi ardından lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Antep’te Hızır Cemi yürütüldü: Canlar semaha durdu, lokmalar pay edildi – VİDEO

    Antep’te Hızır Cemi yürütüldü: Canlar semaha durdu, lokmalar pay edildi – VİDEO

    PİRHA – Antep’te bulunan Yunus Emre Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar, Hızır ayı dolayısıyla cem bağladı. Ocak pirlerinin yürüttüğü erkanla semahlar dönüldü, lokmalar pay edildi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antep Şubesi öncülüğünde Yunus Emre Cemevi’nde gerçekleştirilen Hızır Cemi’nde yurttaşlar birliğe niyaz oldu. Darda, zorda olanın gözcüsü ve yardımcısı kabul edilen Hızır aşkına düzenlenen cem erkanına, AKD Antep Şube Başkanı Hasan Çolak, Tilkiler Köyü Derneği Başkanı Eren Ovayolu ve çok sayıda can katıldı.

    OCAK PİRLERİ ERKAN YÜRÜTTÜ

    Cem erkanı, Musa Kazım Ocağı’ndan Mehmet Keskin ve Dede Kargın Ocağı’ndan Kazım Kocaakça tarafından yürütüldü. Zakir Emrullah Bingöl deyişler ve nefesler okurken, yurttaşlar semaha durdu.

    NİYAZLAR DAĞITILDI, LOKMALAR HAK KATINA YAZILDI

    Xızır ayı dolayısıyla cemevine getirilen lokmalar ve niyazlar canlara dağıtıldı. Erkan, “Xızır cümlemizin yardımcısı, gözcüsü, bekçisi olsun” dualarıyla ve hizmet sahiplerinin rızalığı alınarak mühürlendi.

    Cevahir FINDIK/ANTEP

     

  • Bağcılar Cemevi’nin, yeni cem salonu açıldı-VİDEO

    Bağcılar Cemevi’nin, yeni cem salonu açıldı-VİDEO

    PİRHA-Bağcılar Cemevi, yeni cem salonunu açılışını yaptı. 

    Açılışa Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan, Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalı, CHP Milletvekilleri Evrim Rızvanoğlu ve Cem Avşar katıldı.

    Açılışta konuşan ADFE Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, katkılarından dolayı Ekrem İmamoğlu ve ekibine teşekkür etti.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan da, yaptığı konuşmada şunları ifade etti:

    “Sözlerime başlamadan önce; kalbi burada, aklı burada, ruhu burada ama kendisi Silivri’de tutsak tutulan Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun selam ve sevgilerini getirdim size. İnanıyorum ki özgür günler gelecek. Biz ne tutsaklıklar ne hapishaneler gördük. Sonuçta fikri hür, vicdanı hür bir nesilden geliyoruz. Göreceksiniz; en kısa sürede Büyükşehir Belediye Başkanımıza, Ekrem İmamoğlu’na, yol arkadaşımıza, yol erenine kavuşacağız.”

    Konuşmaların ardıdan lokmalar pay ediltikten sonra cem salonu açıldı ve Hızır Cemi yürütüldü.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Yolumuzun, hakikatimizin ve varlık nedenimizin ilkelerini savunmaya devam edeceğiz!’

    ‘Yolumuzun, hakikatimizin ve varlık nedenimizin ilkelerini savunmaya devam edeceğiz!’

    PİRHA- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Meclis kürsüsünden yaptığı “Cemevi de bizimdir, Alevi kardeşlerimizin ibadethane olarak görmelerine saygı duymak lazım” sözlerine dair açıklama yapan Britanya Alevi Federasyonu, “Bugün de, dün olduğu gibi; Aleviliği devletin değil, Alevi halkının tanımladığı bir inanç olarak savunmaya, her türlü inkâra, asimilasyona ve “Türk-İslam Aleviliği” dayatmasına karşı yolumuzun, hakikatimizin ve varlık nedenimizin ilkelerini savunmaya devam edeceğiz” dedi.

     

    Britanya Alevi Federasyonu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Meclis kürsüsünden yaptığı “Cemevi de bizimdir, Alevi kardeşlerimizin ibadethane olarak görmelerine saygı duymak lazım” sözlerini değerlendirdi.

    Bahçeli’nin açıklamasını “Aleviliğe saygı değil; Aleviliği yeniden tanımlama ve Türklük-İslam potasında eritme girişimidir” diyerek tanımlayan Britanya Alevi Federasyonu, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “Bu topraklarda Aleviler yüz yıllardır inkârın, katliamların, sürgünlerin ve asimilasyonun hedefi oldu. Bugün aynı zihniyet, geçmişte işlediği suçların üzerini “saygı” kelimesiyle örtmeye çalışıyor. Biz bu dili, bu ikiyüzlülüğü çok iyi tanıyoruz! Dün bizi yakan zihniyetin, bugün “kardeşlik” sözleriyle kendini aklamasına inanmıyoruz! Alevilik ne bir mezhep, ne de bir etnik kimliğin alt başlığıdır. Alevilik; kendi yol erkânı, inancı, meydanı ve ibadetiyle özgün, eşitlikçi, kadim bir yoldur. Bu yolu ne devlet tarif eder, ne de iktidar şekillendirir. Bizim ibadetimiz cemdir, kıblemiz insandır, meydanımız rızalıktır. Devletin, siyasetin ya da herhangi bir ideolojinin Aleviliği tanımlamasına asla rızamız yoktur. Bugün “Cemevi bizimdir” diyenler, aslında Aleviliği kontrol altına almanın, devlete bağlı, ehlileştirilmiş bir Alevilik yaratmanın peşindedir. Bu sözler bir açılım değil, açıkça bir asimilasyon çağrısıdır.

    Britanya Alevi Federasyonu olarak diyoruz ki: Bizim yolumuz Hakk’tan, anadan, pirden, talipten gelir. Bu yol devletten değil, halktan yürür. Bizim varlık nedenimiz de tam olarak budur. Bugün de, dün olduğu gibi; Aleviliği devletin değil, Alevi halkının tanımladığı bir inanç olarak savunmaya, her türlü inkâra, asimilasyona ve “Türk-İslam Aleviliği” dayatmasına karşı yolumuzun, hakikatimizin ve varlık nedenimizin ilkelerini savunmaya devam edeceğiz. Yol bir, sürek bin bir ama öz birdir.”

    PİRHA/BRİTANYA

     

  • Fırat: Kültür Merkezi önünde yapılan Cem’in elektriği keserek sabote edilmesinden Bakanlığınızın bilgisi var mıdır?

    Fırat: Kültür Merkezi önünde yapılan Cem’in elektriği keserek sabote edilmesinden Bakanlığınızın bilgisi var mıdır?

    PİRHA – Alevi kurumlarının öncülüğünde Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde düzenlenen cem hizmeti esnasında aydınlatmaların kapatılması Meclis gündemine taşındı. Milletvekili Celal Fırat, “Cem’in böylesi bir tutumla engellenmeye çalışılması, inanç özgürlüğüne ve toplumsal barışa aykırıdır” cümleleriyle yaşananları eleştirdi.

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde 15 Ağustos’ta düzenlenen cem hizmeti esnasında dergah önündeki aydınlatmanın kapatılması sebebiyle halk mağduriyet yaşamıştı.

    Halkın tepki gösterdiği duruma karşın DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da konuyu Meclis gündemine taşıdı.

    “KASITLI UYGULAMA”

    Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri sırasında, Alevi kurumlarının öncülüğünde binlerce yurttaşın katılımıyla gerçekleştirilen cem gizmetinde elektriklerin kesilmesini “Saygısızlık ve ayrımcılık” olarak yorumlayan Fırat, eleştirisi şu cümlelerle paylaştı:

    “Cem esnasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı konferans salonu ve kültür merkezi önünde bulunan meydanın ışıkları açıkken kasıtlı olarak kapatılarak, bölge karanlığa mahkûm edilmiştir. Aynı anda dergâh yönüne bakan kısımdaki küçük lambaların açık olduğu, ancak özellikle Cem’in yapıldığı alana denk gelen, bakanlık yetkisindeki güçlü aydınlatmaların kapalı bırakıldığı görülmüştür.

    Oysa aynı gün ve saatlerde bölgede binlerce insan konserlere, etkinliklere, yeme-içmeye devam etmiş, dergâh bahçesi ve çevresi gece yarılarına kadar yoğun şekilde kullanılmaya devam etmiştir. Yalnızca Cem’in yapıldığı alanın karanlık bırakılması, bu uygulamanın kasıtlı olduğunu düşündürmektedir.

    Alevi toplumunun en önemli inanç önderlerinden Hacı Bektaş Veli’yi anma gününde, binlerce yurttaşın huzurunda yapılan Cem’in böylesi bir tutumla engellenmeye çalışılması, inanç özgürlüğüne ve toplumsal barışa aykırıdır. Bugün Hacıbektaş’ta elektriği kesen zihniyetin Kerbala’da su vermeyen zihniyetten ne farkı vardır. Bu Alevi toplumunun yıllardır maruz bırakıldığı ayrımcılığın güncel bir örneğidir. İşgüzar kamu görevlilerinin yetkilerini kötüye kullandıklarını göstermektedir.

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a soru önergesi yönelten Fırat, şu soruların yanıtlanmasını talep etti:

    “15 Ağustos 2025 tarihinde Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri sırasında Cem yapılan meydanda ışıklar neden kapatılmıştır?

    Kültür Merkezi önünde yapılan Cem’in elektriği keserek sabote edilmesinden Bakanlığınızın bilgisi var mıdır? Varsa sorumlu personel hakkında herhangi işlem başlatılmış mıdır?

    Alevi inancına mensup yurttaşların en önemli anma günlerinden birinde Cem yapılan alanın kasıtlı olarak karanlıkta bırakılması bir ayrımcılık değil midir?

    Hacı Bektaş Veli Dergâhı ve çevresindeki kamusal alanlarda düzenlenen inanç temelli etkinliklerde aydınlatma, güvenlik veya lojistik destek konularında Bakanlığınızın uyguladığı standart bir uygulama var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Yüzlerce Alevi, Hünkar’ın huzurunda ceme durdu-VİDEO

    Yüzlerce Alevi, Hünkar’ın huzurunda ceme durdu-VİDEO

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ile Türkiye Alevi Federasyonu ortaklığında Hacı Bektaş Veli Dergahı avlusunda cem yürütüldü.

    Cemi, Ana Destigül Şahin, Pir Hüseyin Kayar, Celal Fırat, Ali Ekber Erden, Cihan Saltuk, Ali Önal, Hüseyin Doğan ile Zakirler Doğukan Kubat ve Aydın Gündüz yürüttü.

    SABAH YAPILACAK YÜRÜYÜŞE ÇAĞRI 

    ADFE Başkanı Zeynel Abidin Koç, cem hizmeti öncesinde yaptığı konuşmada, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından 13 Ağustos’ta yapılan programa değindi. Cemevi Başkanlığı’nın, asimilasyon amaçlı program yürüttüğünü söyleyen Koç, “Alevi toplumunun birliğini bozmak isteyenlere karşı 16 Ağustos sabahı ‘Dergahlarımızı istiyoruz’ talebiyle yürüyüş gerçekleştireceğiz. Tüm halkı, bu yürüyüşe destek vermeye davet ediyoruz” dedi.

    “ALEVİLER OLARAK BARIŞ MASASINDA SÖZÜMÜZÜ SÖYLEYECEĞİZ”

    Pir Ali Ekber Erden ise yaptığı konuşmada, “Hünkarımız, ‘İncinsen de incitme’ demiş. Birbirimizi hiçbir zaman incitmemeliyiz. Yan yana durup her zaman cem olmaya devam edeceyiz. Celal Fırat pirimiz de şu an Meclis komisyonunda bizler adına mücadele yürütüyor. Her zaman kendisinin yanında olduğumuzu belirtiyoruz” dedi.

    Pir Celal Fırat da konuşmasında Hacı Bektaş Veli Dergahının, Alevi toplumuna iade edilmesi gerwktiğini vurguladı. Barış ve Demokratip Toplum Sürecinde Alevi toplumunun tüm taleplerinin Meclis komisyonuna aktarılacağını ifade ederek şunları söyledi:

    “Bu coğrafyada çok acı yaşadık ve yaşıyoruz. Şu an dergahımızın içerisinde bir cami var. İstenilen an girip orada ibadet yapılabiliyor ama biz Aleviler, kendi dergahımızda yapamıyoruz. Biz Alevilerin adı barış. Bu topraklarda Alevilerin, Sünnilerin, Ermenilerin, Kürtlerin barış içerisinde bir arada yaşaması için çaba göstereceğiz.

    Dergahımızın üzerindeki bu müze yazısının buradan çıkarılması lazım. Dergahın Alevilere tahsis edilmesi lazım. Cemevlerinin, yasal zeminde kabul görmesi lazım. Biz Aleviler olarak o barış masasında sözümüzü söyleyeceğiz ama bizlerin bir olması lazım. Mücadelemize devam edip birbirimizin Hızır’ı olacağız. Bir gün bu topraklarda içimizdeki Hınzır paşalar da gelip burada dara duracaktır, buna inanıyoruz.”

    MEYDANIN ELEKTRİKLERİ KESİLDİ!

    Pir Celal Fırat konuşmasının sonunda, Hacı Bektaş Veli Dergahının karşısındaki kültür merkezinin aydınlatmasının bilinçli kapatıldığını belirterek “Bizlere ‘Aleviler ne sorun yaşıyor ki?’ diyorlar. Umarız bundan sonra elektriklerin kesilmediği aydınlık günler yaşarız. Bugün de elektrikleri kapatan Yezid zihniyeti ile karşı karşıyayız. Bu kişileri, hünkarımıza havale ediyoruz” dedi.

    LOKMALAR PAYLAŞILDI 

    Dede Ali Önal da şunları dile getirdi:

    “Bizler, yol sürenler, taliplerimizle beraber biriz. Aleviler adına bir siyaset yürütülecekse eğer bütün vekaletimizi federasyonlarımıza verdik. Bizler onların arkasındayız. Bize reva görülen bu karanlığa karşı hep beraber mücadele edeceğiz. Yarın sabah da dergahlarımıza sahip çıkmak adına sabah 09:00’da yürüyeceğiz.”

    Yürütülen hizmetler ardından çerağlar sırlanıp lokmalar pay edildi.

    PİRHA\HACIBEKTAŞ

  • Ocaxê Bakê’de Muhabbet Cem’i yürütüldü-VİDEO

    Ocaxê Bakê’de Muhabbet Cem’i yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Elbistan’da bulunan Ocaxê Bakê’de Muhabbet Cem’i yürütüldü.

    Maraş Elbistan ilçesine bağlı Topallı Köyü Hoffolar Mezrası’nda bulunan Ocaxê Bakê Türbesi’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Alevi Kültür Derneği’nin çağrısıyla bir araya gelen yurttaşların katıldığı Muhabbet Cemi’ni Ali Sizer yürüttü.

    Lokmalar paylaşıldığı cemde deyişler okunup semah dönüldü.

    PİRHA/ELBİSTAN

  • Tunceli Valiliği oruç açma yemeği düzenledi, Pir İnanç Dolu ‘Lokma rızalık ile olur’ tepkisini verdi!

    Tunceli Valiliği oruç açma yemeği düzenledi, Pir İnanç Dolu ‘Lokma rızalık ile olur’ tepkisini verdi!

    PİRHA-Tunceli Valiliği, Muharrem Oruçları’nın 8. gününde Dersim’deki Yolkonak Cemevi’nde oruç açma yemeği düzenledi, daha sonra cem yürütüldü. Ağuçan Ocağı Piri İnanç Dolu, “Lokma rızalık ile olur. Matemin içinde cem olmaz, bu orada bulunan pirlerin işgüzarlığıdır. Gönülleri birlemek sadece yası matemde olmamalı, hayat felsefemiz olmalı” diyerek tepki gösterdi. 

    Kerbela’da, 10 Ekim 680’de Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 kişi için tutulan Muharrem Orucu’nun (Yası Kerbela) 9. günü.

    Aleviler evlerinde ve cemevlerinde Muharrem Orucu’nu açarken, AKP hükümeti de Alevilerin itirazlarına rağmen Valilikler aracılığıyla iftar (oruç açma) yemekleri düzenliyor.

    Tunceli Valiliği, Muharrem Oruçları’nın 8. gününde Dersim’deki Yolkonak Cemevi’nde oruç açma yemeği düzenledi, daha sonra ise cem yürütüldü.

    Ağuçan Ocağı Piri İnanç Dolu, Tunceli Valiliği tarafından verilen oruç açma yemeğine tepki gösterdi.

    “GÖNÜLLERİ BİRLEMEK SADECE YASI MATEMDE OLMAMALI”

    ‘Tunceli Valisi Şefik Aygöl, cebinden vermiş ise lokması kabul olsun ancak Tunceli Valiliği ödemiş ise doğru değil’ diyen İnanç Dolu, “Lokma rızalık ile olur. Yası matemin içinde cem olmaz, bu yapılan oradaki pirlerin işgüzarlığıdır. Gönülleri birlemek sadece yası matemde olmamalı, hayat felsefemiz olmalı. Bu ülkede yaşayan Alevilere yası matemden sonra aşurelerini yapmaları için yasal bir izin verilirse ve anayasa ile güvence altına alınırsa gönülleri birlemek adına bir adım kabul edilir” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ABF: Alevi-Bektaşi yol erkânında Bayram Cemi’nin yeri yoktur!

    ABF: Alevi-Bektaşi yol erkânında Bayram Cemi’nin yeri yoktur!

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi inancında olmayan ritüellere dikkat çeken yazılı bir açıklama paylaştı. Alevi inancında kurban kesmenin zorunlu olmadığına vurgu yapılan açıklamada “Kurban, başka inançlarda zorunlu bir ibadet şekli olsa da Alevi-Bektaşi yol erkânında lokma paylaşımı ve şükür lokması konusunda kendisine yer bulmuştur” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, yaptığı yazılı açıklama ile ‘Bayram Cem-i’ ve zorunlu kurban kesiminin Alevi inancında yer almadığını belirtti. Kurban kesmenin belirli bir zamanının olmadığını vurgulayan ABF açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Gelmişiz cananın asitanına

    Sıtk ile sarıldık dost demanına

    Canı baş vermişiz aşk meydanına

    Hayvan kesmek gibi kurban gerekmez

    Yürekte gizlidir bizim derdimiz

    Taklide bağlanmaz hiçbir ferdimiz

    Nefsimiz iledir daim harbimiz

    Cahil-i nadanla kavga gerekmez”

    Alevi-Bektaşi yol erkânı, âşıkların, sadıkların geçmişten günümüze aktardığı nefeslerle ve dizelerle gelmiştir. Kurban ve bayram kavramlarının da bu minvalde değerlendirilmesi gerekir.

    Canlar, son dönemlerde inancımıza başka inançların etkisi ile eklenmeye çalışılan ‘Bayram Cem-i’ adı altında gelenekte olmayan ritüellerin ya da kurban kesmeyi zorunluluk olarak gören anlayışın Alevi-Bektaşi yol erkânında yeri yoktur. Kurban kesmenin belirli bir zamanı da yoktur. Niyete göre belirlenir. Kurbanın kanı yerlere akıtılmaz, kanı ve kemikleri toprağa sırlanır. Özü çürük ervahın kurban keserek, insan ile doğa ile rızalaşması mümkün olmaz.

    “Aşinayı musahib kavlin bilmeyen

    Men aref sırrına vakıf olmayan

    Özünü pak edip Cem’e gelmeyen

    Hakk’ın lokmasını yese ne fayda”

    Kurban, başka inançlarda zorunlu bir ibadet şekli olsa da Alevi-Bektaşi yol erkânında lokma paylaşımı ve şükür lokması konusunda kendisine yer bulmuştur. Yolumuzda kurban, kişinin imkânı ve içinde bulunduğu konuma göre rızalıkla sunulan her şeydir. Bu bazen bir hayvanın tığlanarak kurban edilmesi bazen de Kırklar Cemi’nde bir üzümün kırka bölünmesi olur. Esas olan, kurbanı kendi hanende saklamak değil, canlarla paylaşmak ve gönüllerin birlenmesidir. Hünkar’ın, Kadıncık Ana’nın kara kazan düsturunda olduğu gibi, yiyene helal yedirene delildir.

    Alevi-Bektaşi inancında Hakk’a ulaşmak, ak-pak olmakla, eline beline diline sahip olmakla olur. Kurban; kini, kibiri gönülden atmak ve nefsi terbiye etmektir. Bayram ise yola turab olmaktır. Zalime biat edilmediği, gönüllerin kırılmadığı, mazlumların yüzünün güldüğü her gün bayramdır.

    “Kurbanlar tığlanıp gülbeng çekildi

    Gaflet uykusundan uyana geldim

    Dört kapı sancağı anda dikildi

    Üryan büryan olup meydana geldim

    Nefsini kurban, tenini tercüman eden canlara Aşkı Niyazlarımızla…”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de Newroz Cemi yürütüldü: Suriye’deki Alevilerin sesi olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    Dersim’de Newroz Cemi yürütüldü: Suriye’deki Alevilerin sesi olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Dersim Şubesi, Tunceli Cemevi’nde Newroz Cemi düzenledi. Newroz’un kötülüklerin bitip iyiliklerin başladığı bir gün olduğunu belirten Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut, “Alevi inancı geçmişten bugüne kadar hep barıştan, sevgiden ve kardeşlikten yana oldu. Suriye’de katledilen bütün canları rahmetle anıyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi, Tunceli Cemevi’nde Newroz Cemi düzenledi. Cem erkânını Kureyşan Ocağı evlatları Kadir Bulut, Hasan Öztürk ve Uğurcan Özkara, Baba Mansur Ocağı evladı Mehmet Halis yürütürken zakirliğini ise Aydın Aktaş yaptı.

    “ALEVİ İNANCI, HEP BARIŞTAN YANA OLDU”

    Newroz’un kötülüklerin bitip iyiliklerin başladığı bir gün olduğunu belirten Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut, “Newroz yeniden bir canlanmanın olduğu, mücadelelerin yeşerdiği bir gündür. Coğrafyamızda savaş, katliam ve zulümden olmasın. Alevi inancı geçmişten bugüne kadar hep barıştan, sevgiden ve kardeşlikten yana oldu. O yüzden biz herkesin barış içerisinde yaşamasını istiyoruz. Suriye’de katledilen bütün canları rahmetle anıyoruz. Katliamı yapan zulümkârları ise Allah’a havale ediyoruz. Var gücümüzle de Suriye’deki Alevilerin sesi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. 

    Cem erkânı, 12 hizmetin yürütülüp, semah dönülmesinin ardından lokmaların pay edilmesiyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Erkan: Aleviler katledilirken, Sivas katilleri bırakılırken insan rahat eder mi?-VİDEO

    Erkan: Aleviler katledilirken, Sivas katilleri bırakılırken insan rahat eder mi?-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da yürütülen Muhabbet Cemi’nde konuşan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İnanç Kurulu Başkanı Muharrem Erkan, Sivas Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesine ve Suriye’de Alevilere dönük yapılan katliamlara karşı insanların bir kenarda durmaması çağrısında bulundu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi Cemevi’nde ‘Muhabbet Cemi’ yürütüldü. Muhabbet Cemi’ni PSAKD Genel Başkan Yardımcısı ve İnanç Kurulu Başkanı Muharrem Erkan ve Hasan Dede Ocağı evlatlarından Hüseyin Doğan yürüttü.

    “BİRLİKTE TARTIŞTIĞIMIZ ORTAKLAŞARAK ADIĞIMIZ KARARLARA BİR BÜTÜN UYMALIYIZ”

    Muharrem Erkan cemde yaptığı konuşmada, farklı bölgede farklı erkanların yürütüldüğüne dikkat çekerek, “Her bölgenin cemlerinin faklı farklı olduğundan dolayı yürütülen hizmetler anlam kargaşasına neden oluyor. Pratik olarak kullandığımız ancak farkında olmadığımız kelimeleri kullanmak zorunda kalabiliyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE GENELİNİ KAPSAYAN 3 GÜNLÜK KAMP YAPACAĞIZ”

    PSAKD Genel merkezi inanç komisyonu olarak Türkiye genelinde tüm dedeler dahil bir çalışma yürüttüklerini belirten Erkan, “Ege, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Karadeniz Bölgesi’nde ve İstanbul ‘da yapılacak çalışmalar sonrasında bir rapor hazırlanacak. Bu hazırlanan raporlarla beraber, dedeler, aşıklar, zakirler, 12 hizmetin olmazsa olmazlarından semahçılarla birlikte 3 gün kamp yapıp, kampta yol erkan ve ritüellerle ilgili geniş kapsamda erkanlarımız nasıl yapılıyor? Nasıl yapmamız gerekir? hususunda eğitimcilerin desteği ile bir çalışma yürütülecek” şeklinde konuştıu.

    “SİVAS KATİLLERİNİN BIRAKILMASINA VE SURİYEDE ALEVİLERE DÖNÜK YAPILAN KATLİAMLARA KARŞI BİR KENDARDA DURMAYALIM”

    Gerek Suriye’de Alevilere dönük gerçekleşen katliama, gerekse de Madımak Katliamı faillerinin serbest bırakılmasına ilişkin de konuşan Erkan, “Birimizin derdi varsa hepimizin, hepimizin derdi varsa birimizin olmalıdır. Suriye’de insanlar evlerinden çıkartılıp kurşuna dizilirken vicdanı olan bir insan kenarda durabilir mi? Bugün Sivas katilleri bırakılırken insan rahat eder mi? Vicdanı rahat olabilir mi?” diye sordu.

    Muhabbet Cemi’nde gülbenglerin okunmasının ardından çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Adıyaman Cemevinde cem erkanına biber gazlı saldırı!-VİDEO

    Adıyaman Cemevinde cem erkanına biber gazlı saldırı!-VİDEO

    PİRHA- AKD Adıyaman Şubesi Yeni Mahalle Rıza Tanrıverdi Cemevine, yapılan saldırıya ilişkin basın açıklaerkanı sırasında kimliği belirlenen 5  kişi tarafından biber gazlı saldırıda bulunuldu.

    Dün akşam saatlerinde Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Adıyaman Şubesi Rıza Tanrıverdi Cemevine kimliği belirlenen 5 kişi tarafından provakatif amaçlı biber gazlı saldırıda bulunuldu.

    Yaşanan saldırıyla ilgili açıklama yapan AKD Adıyaman Şubesi, cemevine yönelik gerçekleştirilen saldırıyla ilgili tüm kamera kayıtları incelenmek üzere Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğü’ne teslim ettiklerini belirterek, saldırıyı yapanlarla ilgili soruşturmanın devam ettiği söylendi.

    BUGÜN SAAT 13.00′ TE AÇIKLAMA YAPILACAK

    Olayın takipçisi olacaklarını kaydeden AKD Adıyaman Şubesi Cemevi, bugün saat 13.00’te önünde gerçekleşecek açıklamaya ilişkin daha kapsamlı bir bilgi verileceğini, herkesi cemevi önünde biraraya gelmeye çağırdı.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Pir Hasan Kılavuz: Yürekten Xızır’ı çağıranlara hep yardımcı olur-VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz: Yürekten Xızır’ı çağıranlara hep yardımcı olur-VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde Xızır Orucu’nun son gününde lokmalar pay edildi. Pir Hasan Kılavuz, “Yürekten Xızır’ı çağıranlara, yad edenlere, gönlünde yaşatanlara Xızır hep yardımcı olur. Xızır, Anadolu Kızılbaş Alevilerin yaşayan tanrısıdır. Onun için Aleviler nerede olurlarsa olsunlar hep Xızır’ı çağırırlar” dedi.

    Hızır ayının başlamasıyla birlikte Mersin’deki Aleviler de Hızır sohbetinde buluştu. Mersin Cemevi’nde Xızır Orucunun üçüncü günü dolasıyla lokma paylaşımı yapıldı. Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dedenin okuduğu gulbengin ardından lokma paylaşımı yapıldı.

    İnanç kurulu üyesi Pir Sultan Ocağı’ndan Mehmet Ali Akpınar‘nın okuduğu gülbengin ardından Zakir Ayhan Danyel, nefes ve deyişler okudu, kadınlar semah döndü.

    Ardından Mersin Cemevi Başkanı Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Hasan Kılavuz, Xızır ayına dair konuştu.

    “ALEVİLER NEREDE OLURLARSA OLSUNLAR HEP XIZIR’I ÇAĞIRIRLAR”

    Pir Kılavuz, “Yürekten Xızır’ı çağıranlara, yad edenlere, gönlünde yaşatanlara Xızır hep yardımcı olur. Xızır, Anadolu Kızılbaş Alevilerin yaşayan tanrısıdır. Onun için Aleviler nerede olurlarsa olsunlar hep Xızır’ı çağırırlar” dedi.

    Xızır’ın, Alevilerin, yıldızı, dolunayı, güneşi olduğunu belirten Kılavuz, “Xızır ayı geldiği zaman, en ücra köşeye kadar, inançta en yoğun duyguların kalbe çaldığı o günlerde, Xızır lokması pişirirler. Xızır’a atfettikleri her mekanda lokmalarını paylaşırlar. Xızır ayı inancın doruğa çıktığı günlerdir. Pirler, mürşidler, reyberler, seyitler, taliplerini bugünlerde ziyarete gider, sorunlarını dinler, müşküllüklerini giderir, küskünleri barıştır, ağlayanı güldürürler” diye konuştu.

    Pir Kılavuz, Alevi inancında en büyük bayram günlerinin Xızır ayı olduğunun altını çizerek, “Aleviler, Xızır adını binlerce yere verdikleri için gittikleri yerde o noktaya geldiklerinde orayı öperler. Xızır cümle canların muradını verendir, darda olanlara yetişendir. Xızır cümlemize yar ve yardımcı olsun” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevinde Hızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevinde Hızır Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevinde Hızır Cemi yürütüldü, lokmalar pay edildi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü, lokmalar pay edildi.

    Hızır Ayına ilişkin konuşan Dede Garkın Ocağı’ndan dede Musa Karkın, “Ne ararsan kendinde ara. Kudüs’te, Mekke’de, Hac’ta değil. Hakk insanın kendisidir. Onun için en büyük Kabe insanın gönlüdür. Onun için bizim buradaki duruşumuz, inancımız, felsefemiz, hoşgörüden, ilimden ibarettir. İlim olmayan her bir yerde cehalet vardır, en büyük karanlık cehalettir. Bizim mücadelemiz, cehaleti yok edip aydınlığa kavuşmaktır. İnsanın ilimle, bilimle tanışmalarına yol vermektir, yön vermektir” dedi.

    Zeynel Abidin Ocağı’ndan Zakir İbrahim Erkul’un seslendirdiği deyiş, duaz ve mersiyelerle birlikte on iki hizmet yerine getirildi, semah dönüldü.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Cîvrak Derneği Başkanı Beyazgül: Ana dilimizde cem bağlamayı addettik-VİDEO

    Cîvrak Derneği Başkanı Beyazgül: Ana dilimizde cem bağlamayı addettik-VİDEO

    PİRHA – Cîvrak Derneği öncülüğünde her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul’da Kirmanckî Xizir Cemi yürütüldü. Dernek başkanı Zülfü Beyazgül, dilin unutulmaması için hassasiyet taşıdıklarını ifade ederek “Venga Heqqe; yani Xizir’ı çağırıyoruz. Nihayetinde Xizir’ı çağırdığımız zaman derdimize derman olsun istiyoruz. Xizir bizim özümüz, onun için ana dilimizde cem bağlamayı addettik” diye de ekledi.

    İstanbul’da yaşam süren Dersim’in Nazımiye İlçesi Cîvrak (Sarıyayla) Köyü mensupları, 2003 yılından günümüze dek güçlü bir sosyal ve dayanışma pratiği sergiliyor.

    Özellikle Xizir ayında kitlesel buluşmalar yapan Cîvraklılar, bu yıl da İstanbul’da bir araya gelip cem hizmetini gördükten sonra lokmalarını paylaştı.

    Cem hizmetlerinin ana dillerinde yapılması için özel bir hassasiyet sergileyen dernek yönetimi, bu yıl da o geleneği sürdürdü.

    TOPLUMSAL DAYANIŞMA ÖRNEĞİ!

    Cîvrak Derneği Başkanı Zülfü Beyazgül, dernekleşmelerindeki en önemli amacın “dayanışmayı büyütmek” olduğunun altını çizdi. Beyazgül, Dersim coğrafyasıyla olan bağların güçlü tutulması için de çaba sarf ettiklerini söyleyerek “Yüzümüzü köye çevirmiş durumdayız. Yıllar önce insanlar göç edip buralara geldi ve asimile olmamak için 2003 yılında bir dernek kurduk. Şu anda sosyal faaliyetler ile etkinlikler, geceler düzenleyip insanları bir arada tutmayı amaçlıyoruz. Tabii asimile olmadan buralarda yerleşim sağlamak istiyoruz” diye belirtti.

    KÖY İLE BAĞLARIN KORUNMASI İÇİN GİRİŞİM

    Zülfü Beyazgül, Dersim topraklarına geri dönmek adına derneklerinin kimi girişimlerinin olduğunu da anlattı. Beyazgül, İstanbul’da yaşayan Cîvraklıların, köylerinde evler yapmaya başladıklarını belirterek “Yaklaşık 2 yıl önce insanların tekrar köye gitmesi noktasında memlekette bir etkinlik düzenledik. Epeyce bir katılım oldu. Tabii ekonomik durumlar sebebiyle sıkıntılar var ama yine de insanlar köylerine dönüp artık ev yapıyor” dedi.

    “ANA DİLİMİZDE KONUŞMAYA ÇABA GÖSTERİYORUZ”

    Dernek bünyesinde ana dilde eğitim verdiklerini de belirten Zülfü Beyazgül, bu yönlü özel bir hassasiyetlerinin olduğunu vurguladı. Cîvrak Derneği’nin, bir bütün olarak eğitime önem verdiğini söyleyen Beyazgül, “Elimizden geldiğince ana dilimizde konuşmaya çaba gösteriyoruz. Nihayetinde yaşlılarımız da derneğe gelip gidiyor, insanlarımız burada bir araya geliyor. İnadına diyoruz ki kendi ‘ana dilimizi konuşalım” diye konuştu.

    ANA DİLİNDE CEM HİZMETİ VURGUSU!

    Zülfü Beyazgül, Xizir ayında yapılan cemlerin ana dilinde yürütülmesi gerektiğini de vurguladı. Beyazgül, şöyle devam etti:

    “Üç sene önce Eriklibaba Dergahı’ndaki yönetim, bu konuda bizlere kapılarını açtı. İlk olarak 8 sene önce derneğimizde ana dilimizde cem bağlamaya başlatmıştık fakat orası ibadet için dar bir mekan olma sebebiyle Eriklibabaya geldik. Pirlerimizin hepsi Dersimli ve inanç noktasında hepsinin çok büyük çalışma ve emekleri var. Şimdi az da olsa bir asimilasyon durumu var ama yıllar önce pirlerimiz ceme girdiği zaman semah dönerken çok heyecanlı olurdu. Burada ana dilde cem bağlamayı ön olarak gördük. Venga Heqe; yani Xizir’ı çağırıyoruz. Nihayetinde Xizir’ı çağırdığımız zaman derdimize derman olsun istiyoruz. Xizir bizim özümüz, onun için ana dilimizde cem bağlamayı addettik.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL