Etiket: cemaatler

  • Mart ayı boyunca laiklik ihlalleri arttı; tarikatlar ve cemaatler meşrulaştırılıyor

    Mart ayı boyunca laiklik ihlalleri arttı; tarikatlar ve cemaatler meşrulaştırılıyor

    PİRHA- Türkiye’de giderek artan laiklik karşıtı uygulamalar birçok devlet kurumunda da görünür hale geldi. Laiklik Meclisi bir rapor hazırlayarak laiklik karşıtı uygulamalara dikkat çekti. 2024 Mart ayı Laiklik Raporu’nda 259 ana ve alt başlıkta laikliğe karşı uygulama gözlemlendi.

    Laiklik Meclisi Mart 2024 raporunu yayınladı. Raporda, “Mart ayı boyunca laiklik ihlalleri artmıştır. Bunun nedeni olarak yerel seçimler öncesinde özellikle düzen partilerinin laikliğe aykırı hareketlere hız vermeleri ve bununla birlikte ramazan etkinlikleri adı altında devlet, bürokrasi, siyasi partiler aracılığıyla yine benzer şekilde laiklik ihlallerinin yaşanmasıdır. Siyasi iktidarların yanı sıra ana muhalefet partisi de dâhil olmak üzere Meclis’teki muhalefet partilerinin dini söylem ve organizasyonları dikkat çekmektedir. Kamusal alanda yer almaması gereken dini söylem ve programların gerek belediyeler gerekse siyasi partiler eliyle siyasette egemen hale geldiği gözlemlenmektedir” denildi.

    MEB BİRÇOK LAİKLİK KARŞITI UYGULAMAYA İMZA ATTI

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ÇEDES projesi kapsamında, birçok laikilik karşıtı uygulamaya imza attığına işaret edilen raporda, “Yerel seçim propaganda süresince AKP, HÜDA-PAR ve YRP’nin yanı sıra ana muhalefet partisi ile birlikte diğer siyasi partilerin birçoğunun adaylarının ve yöneticilerinin de tarikat ve cemaatler ile aşiretlerden destek ve miting kürsülerinde Kuran ayetleri okuyarak oy istemesi gericiliğin bir bütün olarak siyasette yerleştiğini ortaya koymakta, anayasaya aykırı olan tarikat ve cemaatleri meşrulaştırmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

    RAPORDA ÖNE ÇIKAN İHLALLER

    *Alanya’da Süleymancılar tarikatına ait yurtta, 10 çocuğu istismar ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılan kişi hakkında toplam 94 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Çocukların darp edildiği de ortaya çıktı.

    *Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan’a hakaret eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı AKP’li Alinur Aktaş ile İBB Meclisi’nin AKP Grup Sözcüsü Faruk Gökkuş hakkında yapılan suç duyuruları kapatıldı. Yapılan itirazlar da reddedildi.
    Adana’nın Kozan ilçesinde bulunan Ahmet Yesevi Camisi imamı M.A, 11 yıl boyunca camideki Kur’an kursuna gelen bir çocuğu istismar ettiği iddiasıyla tutuklandı.

    *Laiklik Meclisi tarafından, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’na gerici eğitim projesi ÇEDES kapsamında okullarda yürütülen “laiklik karşıtı faaliyetlerle” ilişkili kamu görevlilerinin soruşturulması talebiyle yapılan başvuru reddedildi.

    *Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın mütevelli heyeti başkanı olduğu İlim Yayma Cemiyeti’nin hizmet binası içerisine spor salonu yapmak için 25 Aralık 2023’te ihaleye çıkmıştı. İhaleyi Sinan İnşaat adlı şirket aldı. Buna göre iktidara yakınlığıyla bilinen ve gerici faaliyetleriyle dikkat çeken İlim Yayma Cemiyeti’nin spor salonu için belediyenin kasasından 8 milyon 271 bin TL harcanacağı ortaya çıktı.

    *Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Ankara ilçelerindeki tapu müdürlüklerine gönderdiği bir yazıyla ramazan ayı boyunca personel yemekhanelerini kapatma talimatı verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Veli-Der, İstanbul’da açıklama yapacak: Çocuklarımızı tarikatlara teslim etmeyeceğiz

    Veli-Der, İstanbul’da açıklama yapacak: Çocuklarımızı tarikatlara teslim etmeyeceğiz

    PİRHA-AKP iktidarının laik eğitimi hedef aldığı ÇEDES projesi yaygınlaşmaya devam ediyor. Veli-Der İstanbul Şubesi, tarikat ve cemaatlerin okullarda yapılanmalarına ilişkin yarın saat 13.00’te Kartal Belediyesi eski hizmet binasında basın açıklaması yapacak.

    AKP iktidarının laik eğitimi hedef aldığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan ve okullara din görevlisi atamanın yolunu açan ÇEDES projesi yaygınlaşmaya devam ediyor. ÇEDES kapsamında imamlar ve müezzinler ilkokul, ortaokul ve liselerde derslere giriyor, anaokulu öğrencileri ise camiye götürülüyor.

    Veli-Der İstanbul Şubesi, tarikat ve cemaatlerin okulları ele geçirmesine ilişkin “Çocuklarımızı, tarikatlara teslim etmeyeceğiz” diyerek 26 Aralık Salı günü saat 13.00’te Kartal Belediyesi eski hizmet binasında basın açıklaması yapacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • CHP’li Emir’den, Bakan Koca’ya: Hangi cemaatlerle hangi protokoller imzalandı?

    CHP’li Emir’den, Bakan Koca’ya: Hangi cemaatlerle hangi protokoller imzalandı?

    PİRHA – Milletvekili Murat Emir, Diyanet İşleri Başkanlığının 2022 yılında 155 bin hastaya manevi hizmet verildiğini açıklaması üzerine Sağlık Bakanlığı’nın, hangi cemaatlerle hangi protokollerin yapıldığını gündeme getirdi.

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Diyanet İşleri Başkanlığının 2022 yılında 155 bin hastaya manevi hizmet verdiğini gündeme getirerek “gizli protokollere” dikkat çekti. Emir, Sağlık Bakanlığı’nın, cemaatlerle hangi protokolleri yaptığını gizli tuttuğunu belirterek, Bakan Fahrettin Koca’ya “Sağlık müdürlükleri, hangi cemaatlerle hangi protokolleri imzaladı?” sorusunu yöneltti. Emir, psikiyatrist, psikolog gibi binlerce uzmanın atama beklerken bu tür hizmetlerin din görevlileri tarafından verilmeye çalışılmasını da eleştirdi.

    SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ GİZLİ PROTOKOLLER Mİ İMZALIYOR?

    Diyanet İşleri Başkanlığının 2022 yılı faaliyet raporunu gündeme getiren Murat Emir, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri’ genelgesi kapsamında evlere manevi destek personeli gönderdiğine de vurgu yaptı. Emir, Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri ile evde sağlık hizmetleri kapsamında verilen manevi desteğe ilişkin verilerin ise tam olarak açıklanmadığına dikkat çekti. Sağlık Müdürlüklerinin, illerde cemaatlerle bazı protokoller yaptıklarını ancak bunların da kamuoyuna açıklanmadığını kaydeden Emir, yazılı soru önergesinde şu ifadeleri kullandı:

    “Söz konusu hizmetler Sağlıklı Yaş Alma projesi ve evde sağlık hizmetleri ile daha da genişletilmektedir. Söz konusu çalışmalar ise sağlık müdürlükleri aracılığı ile yürütülmekte bu doğrultuda sağlık müdürlükleri, çeşitli cemaat ve vakıflarla protokoller imzalamaktadır. Ancak, bu protokollere ilişkin verilen hizmetlerle ilgili veriler ne Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ne de Sağlık Bakanlığı tarafından kamuoyuna net olarak açıklanmaktadır.

    Evde sağlık hizmetleri kapsamında cemaat ve vakıfların evlere kontrolsüz bir şekilde girmeleri ve bu şekilde hizmet vermeleri hiçbir şekilde yasa ve yönetmeliklere uygunluk taşımamaktadır. Psikolog, psikiyatrist ve sosyal hizmet uzmanlığı dalında binlerce profesyonel kamuda atama beklerken bu tür hizmetlerin uzmanlar tarafından değil de ağırlıklı olarak cemaatler aracılığı ile din görevlileri tarafından verilmeye çalışılması da Türkiye’nin gittikçe bilimsellikten uzaklaşmasına sebep olacaktır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, derhal bugüne kadar sağlık müdürlüklerinin hangi cemaat ve vakıflarla ne tür protokoller yaptıklarını kamuoyuna açıklamak zorundadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kenanoğlu: Alevilerin, Dersim’de tarikat örgütlenmesine direnmesi gerekir-VİDEO

    Kenanoğlu: Alevilerin, Dersim’de tarikat örgütlenmesine direnmesi gerekir-VİDEO

    PİRHA- Dersim Araştırmaları Merkezi’nin (DAM), Dersim’de tarikat örgütlenmesine dair konuşan HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Bu yapılara karşı toplu itiraz furyası başlatmak lazım” diyerek, devlet eliyle zoraki bir asimilasyonun yürürlükte olduğuna işaret etti. Kenanoğlu, Dersimli ailelerin, çocuklar konusunda sıkı bir koruma geliştirmesi gerektiğini söyledi.

    Dersim Araştırmaları Merkezi’nin (DAM) tarikat örgütlenmesine dair saha çalışmasının ardından tepkiler de sürüyor.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, DAM’ın yapmış olduğu çalışmanın çok değerli olduğunu vurgulayarak, “Okullarda, kahvehanelerde, ortak yaşam alanlarında, mezarlıklarda bile ciddi ayrımcılık ve Alevilere karşı asimilasyon politikaları yürütülüyor” dedi.

    NEDEN DERSİM?

    Kenanoğlu, Dersim’e ‘Alevilik üzerindeki asimilasyonun deneme sahası’ olarak yöneldiklerini söyleyerek, “Oradaki direnci kırdıkları zaman, gerisi kolay gelir anlayışı mevcut” dedi. Dersim’in Alevi toplumu tarafından da iyi tanınması gerektiğini belirten Kenanoğlu şunları söyledi:

    “Dersim’e bir Muharrem Matemi orucu esnasında gittiğimde berber ve kebapçılar, camına şöyle bir yazı asmıştı; ‘Muharrem dolayısıyla kapalıyız’. Bunlar son derece önemli. Buna rastlayabileceğiniz başka bir il yok. Dükkanlarını kapatıp kapatmaları ayrı bir tartışma. Ama bu hassasiyeti sergileyen bir ilimiz var. Tabi ki tüm berber ve kebapçılar kapalı değildi. Ama inancı, geleneği gereğince o kebabı pişirmeyi, o eti sunmayı reddeden dükkânlar da vardı. Ama siz buna bir İstanbul’da, bir Tokat’ta rastlayamazsınız. Dersim bu anlamıyla bir Alevi kentidir. Alevi geleneğinin, inancının, öğretinin bütünüyle yaşandığı, izlerine rastlandığı bir yer. Bu önemi sadece biz bilmiyoruz. Aleviliği asimile etmeyi hedefine koymuş yapılar da biliyor.”

    “İTİRAZ FURYASI BAŞLATMAK LAZIM”

    Ali Kenanoğlu, Dersim’deki tarikat yapılanmalarının devlet eliyle inşa edildiğini vurguladı. “Güçlerini oradaki askeri teşkilattan, valilikten, kaymakamlıktan, üniversiteden alarak faaliyet yürütüyorlar” diyen Kenanoğlu, topyekün bir itirazın başlatılması gerektiğini de söyleyerek şu sözlerle devam etti:

    “Bütün Alevi kamuoyunun öncelikle bunun ne anlama geldiğini idrak etmesi lazım. Dersim’e cemaatleri göndermek, onların yurt, yuva tutması ne anlama geliyor? Bunu Tekirdağ’daki Alevi de, Çanakkale’deki Alevi de iyi idrak etmesi gerekiyor. Çünkü bu tek başına Dersim’in asimilasyonu değil, bir bütün Alevi toplumuna yönelik deneme aşamasıdır. Dersim’e model il olarak başlıyorlar. Bunun için hakikaten topyekün bir itiraz furyası başlatmak lazım. Alevi kurumları, kişileri, milletvekilleri, gazetesi, yazarı, çizeri bunların hepsi itiraz etmesi gerekiyor. Bu zoraki bir asimilasyondur.”

    “TARİKATLARA KARŞI DİRENMEK GEREKİYOR”

    Ali Kenanoğlu, Dersimli ailelerin, çocuklar konusunda sıkı bir koruma geliştirmesi gerektiğini de söyleyerek sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Bunun bir asimilasyon olduğunu kabul ederek işe başlamak gerekiyor. Dolayısıyla Dersimliler çok ağır bir yük altındalar. Ama bu yüke karşı kabul değil direnmek gerekiyor.”

    Dersim’deki kurumlar bu işe karşı çok uyanık davranmak durumundalar. Tarikatların orada bir yurt, yuva tutmasını engellemeleri gerekiyor. Söz konusu yapılar hani sadece polis, asker çocuklarını alıyorlarmış, onların sorunudur. Gönül ister ki o çocuklar da gitmesin. Ama Dersimli Alevi çocuklarını kabul edemeyiz. Buralara çekilmelerine kesinlikle engel olmak lazım.”

    Cebrail Arslan/ANKARA

     

  • MEB ile Nurcu Hayrat Vakfı arasında iş birliği protokolü

    MEB ile Nurcu Hayrat Vakfı arasında iş birliği protokolü

    Nurcu Hayrat Vakfı’na,”Osmanlı Türkçesi” bahanesiyle okulların kapısını açan MEB, şimdi de “Eğitimde İş Birliği Protokolü” imzaladı.

    Nur Cemaati’ne yakınlığı ile bilinen Hayrat Vakfı ile Mili Eğitim Bakanlığı (MEB) arasında bir iş birliği protokolü imzalandı.

    Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre, okulların kapısını Hayrat Vakfı’na “Osmanlı Türkçesi” gerekçesiyle açan ve “Değerler Eğitimi” adı altında vakfın okullarda faaliyet yürütmesine izin veren Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Nurcu vakıfla şimdi de “Eğitimde İş Birliği Protokolü” imzaladığı ortaya çıktı. Amacı, “Osmanlı Türkçesi basma ve yazma eserleri okuyup anlayacak ve öğretecek eğiticiler yetiştirmek” olan protokolle Hayrat Vakfı’na, okullarda ve Bakanlığa bağlı kurslarda görev alacak eğiticileri yetiştirme görevi verildi.

    Bakanlığın, “Eğitimde İş Birliği Protokolü” ile Hayrat Vakfı’na yeni izinler verdiği öğrenildi. Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü bünyesindeki kurslarda açılacak, “Osmanlı Türkçesi” ve “Kur’an-ı Kerim” eğitimlerine eğitici yetiştirmekle görevlendirilen vakfın, MEB’e bağlı altı milli eğitim müdürlüğü ile koordineli çalışacağı bildirildi.

    Protokole göre, Nur Cemaati’nde, “Said Nursi’nin vekili” olarak tanımlanan Ahmet Husrev Altınbaşak’ın kurucusu olduğu vakfın düzenleyeceği Osmanlı Türkçesi kurslarının tanıtım görevi, Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’nde olacak. Müdürlük, protokol kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetler için okul temin edecek. Vakıf ile okulların koordinasyonu da yine Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’nce sağlanacak.

    Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ise “Ders müfredatına destek olmak” amacıyla düzenlenecek eğitim ve seminerleri belirleyecek. Müdürlüğün belirlediği seminer programları, Nurcu vakfın öncülüğünde yapılacak.

    MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü, vakfın okullarda düzenleyeceği seminer, panel, konferans ve yaz okulları için hazırlıklar yapacak. Müdürlük, protokol kapsamında planlanan etkinliklerin gerçekleştirilmesi için “her türlü kolaylığı” sağlayacak.

    Vakıf, protokol çerçevesinde öğrencilere yönelik sınavlar düzenleyebilecek. Vakfın düzenleyeceği sınavların uygulanması ile değerlendirilmesi işlemlerini ise Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü yapacak.

    Hayat Boyu Genel Müdürlüğü, vakfın yürüttüğü faaliyetlerin kaydını tutacak.

    MEB’de Hayrat Vakfı için seferber olanlar müdürlüklerle sınırlı kalmayacak. Okul yönetimleri, kursların düzenleneceği fiziki ortamların hazırlanmasında ve araç gereçlerin temininde vakfa yardım edecek. Kursa katılmak isteyen öğrencilerin listesi, Hayat Boyu Öğrenme Merkezleri’ne okul yönetimleri tarafından bildirilecek.

  • PSAKD MYK Üyesi Kaplan: Siyasal İslamın panzehiri laikliktir

    PSAKD MYK Üyesi Kaplan: Siyasal İslamın panzehiri laikliktir

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) GYK Üyesi Özgür Kaplan, “Siyasal İslamın panzehiri laikliktir” başlıklı kaleme aldığı yazıda “Alevilik özü itibarı ile laiktir. Kimseyi inancından dolayı yargılamaz, dışlamaz ve zorlamaz. Çağdaştır yeniliğe her daim açıktır. Bu bağlamda, özgün ve bağımsız Alevi örgütlenmesi, ülkemiz demokrasisi açısından hayati önem arz etmektedir” dedi.   

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) GYK Üyesi Özgür Kaplan, “Siyasal İslamın panzehiri laikliktir” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Türkiye’de cemaat merkezli şeriatçı örgütlenmelerin gizli kapaklı yapılmadığını ifade eden Kaplan, şeriatçı örgütlenmelerin devletin olanaklarını kullanarak göz göre göre yapıldığını ve bugünkü gücüne ulaştığını kaydetti.

    “ALEVİ DÜŞMANLIĞI TÜRKİYE SINIRLARINA SIĞMADI”

    “Tüm okulları İmam-Hatip’e çevirdiler/çeviriyorlar, her sokağa bir kuran kursu açıyorlar, kadını sosyal hayattan izole ediyorlar, Diyanet’in ve çeşitli cemaatlerin bilinçli olarak yaptığı açıklamalar ile toplumun adeta sinir uçlarına basarak algı operasyonu yapıyorlar” diyen Kaplan, zorunlu din derslerinin dayatıldığını, Diyanet’in varlığını daha güçlenerek sürdürdüğü, devletin en yetkili ağızlarından Alevilere yönelik nefret söylemlerinin yapıldığı bir ülkede demokrasi ve laiklikten söz edilemeyeceğini vurguladı.

    AKP döneminde mezhepçiliğin arttığına işaret eden Kaplan, Alevi düşmanlığının Türkiye sınırlarına sığmayarak Suriye, Irak ve İran’a ulaştığını belirtti.

    “SİYASAL İSLAMIN PANZEHİRİ LAİKLİKTİR”

    Günümüzde Alevilerin laiklik ilkesine daha sıkı tutunması ve örgütlerinin omurgasını laiklik üzerine oturtması gerektiğini ifade eden Kaplan, şöyle devam etti:

    “Zira siyasal İslamın panzehiri laikliktir. Ülkemizde gerçek anlamda laiklik olsaydı, din bu kadar siyasallaşamaz ve gericilik iktidar olamazdı. Cehalet kutsa-namaz mezhepçilik bir siyasi akım sayılamaz, suç olurdu. Alevilik özü itibarı ile laiktir. Kimseyi inancından dolayı yargılamaz, dışlamaz ve zorlamaz. Çağdaştır yeniliğe her daim açıktır. Bu bağlamda, özgün ve bağımsız Alevi örgütlenmesi, ülkemiz demokrasisi açısından hayati önem arz etmektedir. Eğer kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi ihtiyacı üzerinden örgütlenebilen bir Alevi halk yaratılabilirse, bu tüm ilerici, devrimci çevreleri etkileyecek ve ortaya çok daha nitelikli bir tablo çıkartacaktır. Bu tablo, Alevilere, ilerici-demokratlara, yurtseverlere, kadınlara ve çocuklara, doğaya ve çevreye yönelik saldırıları durduracak sağlam bir muhalefeti de yaratacaktır.”

    “ÜLKE ŞERİAT KARANLIĞINA SÜRÜKLENMEYE DEVAM EDECEK”

    Laikliğin olmadığı yerde şeriatın güçlendiğini, Alevilerin evlerinin işaretlendiğini, ibadethanelerine saldırılar yapıldığını, Alevi inancının tanınmadığını, tarif edildiğini ve Alevi çocuklarına okullarda zorla dini eğitim verildiğini kaydeden Kaplan, 100 metrede bir açılan Kur’an kurslarında, cemaatlerin öğrenci yurtlarında, vakıf ve okullarında çocukların ya tecavüze uğradığını ya da yanarak feci şekilde can verdiğini hatırlattı.

    “ALEVİLER KÜRESEL SALDIRI ALTINDA”

    “Laiklik olmadığında, çocuk evliliklerini yasal güvenceye almak için meclise yasa teklifi verilebiliyor. Bizden aldıkları vergilerden maaşı ödenen Diyanet personeli nefret söylemlerinde sınır tanımıyor” diyen Kaplan, laiklik konusunda cesur olunmadığı taktirde ülkenin şeriat karanlığına sürüklenmeye devam edeceğini belirterek şöyle devam etti:

    “Laiklik konusunda cesur ve net olunmadığı taktirde ülke şeriat karanlığına sürüklenmeye devam edecektir. Biz Cumhuriyeti, gericiliğe karşı laiklik, emperyalizme karşı özgürlük için savaşarak kurduk. Bugün gericiler ve emperyalistlerin işbirliği, ülkemizi şeriat sınırına dayandırmışken, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmektedir. Suriye’de Alevi düşmanlığı üzerinden uluslararası bir cepheleşme vardır. Yani Aleviler küresel bir saldırı altındadır. Böylesi bir kuşatma karşısında bize düşen sorumluluk ve görevlerden biri de laiklik ilkesi üzerinden küresel bir birlikteliği hedeflemek olmalıdır. Hacı Bektaş Veli’nin dediği ‘Topluluk haklı birliktelikle ayakta durur…’ sözünü unutmayalım.
    Biz haklıyız…”

    (HABER MERKEZİ)

  • Oya Ersoy: Erkek adalet için değil gerçek adalet için mücadele ediyoruz-VİDEO

    Oya Ersoy: Erkek adalet için değil gerçek adalet için mücadele ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- Halkevleri’nin Ankara’da düzenlediği 5. Kömür Deposu Buluşması etkinliğinde konuşan Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy,  OHAL ve KHK’lerin kaldırılması gerektiğini, gazetecilerin hapishanede değil dışarıda olması gerektiğini, erkek adalet için değil gerçek adalet için mücadele ettiklerini belirtti. 

    Haberin Videosu

    Hlakevleri’nin Ankara’da “demokrasi, laiklik ve adalet için biraradayız” şiarıyla düzenlediği 5. Kömür Deposu Buluşması etkinliğinde konuşan Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, Gezi, OHAL, KHK’ler, referandum gibi konulara değindi.

    Ersoy, “Biz halkız. Gezi’de eşitlik ve özgürlük için, ülkenin dört bir yanında ayağa kalkanlarız. 7 Haziranda AKP’ye tek başına iktidar vermeyenleriz. 16 Nisan referandumunda ‘hayır bu memleketimizi geleceğimizi tek adama bırakmayacağız’ diyenleriz” şeklinde konuştu.

    “OHAL VE KHK’LER VARSA ADALET YOKTUR”

    “Şimdi Hayır’ımıza sahip çıkıyoruz. Bütün sözlerimizin arkasındayız” diyen Ersoy, “Biz ne istiyoruz? Biz eşitlik istiyoruz, özgürlük istiyoruz, kardeşçe bir ülkede yaşamak istiyoruz. Biz laik ve demokratik bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz. Eğer bir ülkede OHAL varsa bir ülke KHK’lerle yönetiyorsa o ülkede adalet yoktur. O ülkede demokrasi yoktur” diye ifade etti.

    “HANİ OHAL FETÖ İLE MÜCADELE İÇİNDİ, HANİ HALKA DOKUNMAYACAKTI”

    OHAL’in kaldırılmasını istediklerini vurgulayan Ersoy, Erdoğan’ın ‘Grev tehdidi olan yere biz OHAL ile müdahale ediyoruz’ sözlerini hatırlatarak şunları belirtti:

    “Hani OHAL, FETÖ ile mücadele içindi, hani devlet içindi, hani halka dokunmayacaktı. Darbe girişimini fırsata çevirip Allah’ın lütfu olarak görenler tek adam kararnameleriyle bu ülkeyi yönetmeye başladılar. Bütün özgürlüklerimizi yasakladılar. Hak aramayı grev hakkını yasakladılar. Kim özgürlük istiyorsa kim hakları için mücadele ediyorsa onun karşısına OHAL’i çıkardılar. Siz FETÖ ile birlikte iktidarın basamaklarını tırmanırken bunu teşhir eden bunun ne olduğunu söyleyen Ahmet Şık mı FETÖ’cü? Şimdi o yargılanıyor.”

    GAZETECİLERİMİZİ HAPİSHANEDE DEĞİL DIŞARIDA GÖRMEK İSTİYORUZ”

    OHAL’in demokrasi düşmanlığı olduğunu, insanların işine ve ekmeğine saldırı olduğunu ifade eden Ersoy, OHAL’in kaldırılması ve KHK’lerin tüm sonuçlarıyla iptal edilmesi gerektiğini vurguladı. Tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmasını, basın üzerindeki sansüre ve baskılara son verilmesini isteyen Ersoy, “Biz gazetecilerimizi hapishanede değil dışarıda görmek istiyoruz. Halkın doğru haber alma hakkı için sonuna kadar mücadele etmeye hazırız.” dedi.

    “CEMAATLER ÇOCUKLARIMIZIN OKULLARINA MÜDAHALE EDECEK”

    Konuşmasında eğitim müfredatına değinen Ersoy, şöyle devam etti:

    “Milli Eğitim Bakanlığı bir takım protokoller hazırlamış. Kiminle yapmış cemaatlerle, tarikatlarla yapmış. Bu protokollere göre bizim okullarımızda, halkın okullarında bu kurumlar, bu vakıflar, bu cemaatler çocuklarımızın okullarına müdahale edecekler. Buna izin vermeyeceğiz, sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ülkenin dört bir yanında nasıl ki referandum öncesi nasıl bir Hayır seferberliği yaptıysak, önümüzde laik ve bilimsel eğitim için seferberlik yaratma vaktidir. Bunun için veli, öğrenci olmamız gerekmiyor. Bilimsel ve laik bir eğitim için mücadele etmek, bu memlekete sahip çıkan, geleceğine sahip çıkan herkesin yurttaşlık görevidir.”

    “ERKEK ADALET İÇİN DEĞİL GERÇEK ADALET İÇİN”

    Kadınlara yönelik nefret söylemlerine ve eşitsizliğe de değinen Oya Ersoy, şunları ifade etti:

    “Biz kadınlar erkek adalet için değil, gerçek adalet için mücadele ediyoruz. Kadınların eşitliği ve özgürlüğü karşısındaki tüm engellerin kaldırılmasını, iktidarın gerici, kadın düşmanı düzen ve uygulamalarına son verilmesini istiyoruz. Çünkü bütün bu söylemler, tüm bu politikalar bizim yaşamımızı vuruyor, yaşam hakkımızı engelliyor. Biz kadınlara buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz. Eşitlik olmadan adalet olmaz. Biz kadınlar kadın olarak yan yana geleceğiz, örgütleneceğiz ve her türlü erkek şiddetine sokakta, otobüste, parkta, evde, mahallemizde, yaşadığımız iş yerinde karşılaştığımız bütün bu şiddetlere karşı hep birlikte mücadele edeceğiz. Yan yana geleceğiz, kendi dayanışmamızı, kendi savunmamızı kuracağız. Tek bir saldırıya, kadın düşmanı tek bir söze sessiz kalmayacağız müdahale edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA