Etiket: cemal poyraz

  • ‘Kızımı gözümün önünde değil, adaletsizliğin ortasında kaybettim!’-VİDEO

    ‘Kızımı gözümün önünde değil, adaletsizliğin ortasında kaybettim!’-VİDEO

    PİRHA- Gazi Katliamı’nda yaşamını yitiren Zeynep Poyraz’ın babası Cemal Poyraz, kızının öldürüldüğü geceyi ve sonrasında yaşadıkları acıyı gözleri dolarak anlattı. Cemal Poyraz’ın anlatımı, sadece bir katliamın değil; bir mahallenin, bir ailenin ve bir babanın hafızasında hala yaşayan derin bir yarayı ortaya koyuyor. “Zeynep boşuna gitmedi” diyen Cemal Poyraz, yıllardır süren adalet arayışlarının sonuçsuz kaldığını vurguluyor.

    12 Mart 1995’te İstanbul’un Gazi Mahallesi’nde kimliği belirsiz kişilerin mahalledeki kahvehanelere ve bir cemevine silahlı saldırı düzenlemesiyle başlayan olaylar günler süren protestolar ve polis müdahalesiyle Türkiye tarihine “Gazi Katliamı” olarak geçti. Çoğu Alevi yurttaşlardan oluşan mahallede güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu çok sayıda kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı. Aradan geçen yıllara rağmen katliamın sorumlularına dair adalet talebi ise hala sürüyor.

    O gün hayatını kaybedenlerden biri de Zeynep Poyraz’dı. Babası Cemal Poyraz, kızını kaybettiği geceyi ve sonrasında yaşadıkları acıyı yıllar sonra hala aynı ağırlıkla anlatıyor.

    BİR AKŞAM HABERİNDE BAŞLAYAN KABUS

    1995 yılının Mart ayında sıradan bir akşam, Gazi Mahallesi’nde yaşayan binlerce insan için bir kabusa dönüştü. O akşam işten evine dönen Cemal Poyraz da, birçok insan gibi televizyonun karşısında akşam haberlerini izliyordu. Haberlerde mahallelerinde silahlı bir saldırı olduğu söyleniyordu.

    Cemal Poyraz o anı şöyle aktarıyor:

    “Ben Zeynep Poyraz’ın babasıyım. 1995’te biz işten geldik. Akşam haberlerini dinledik. Gazi’ye bir saldırı olmuş akşam saat sekiz buçukta. Yaralılar var. Kahvede Halil Kaya isminde birisi öldürülmüş.”

    Yaralılar arasında tanıdıkları olabileceğini düşünen Poyraz ve çevresindekiler hemen dışarı çıkıyor ve Poyraz gerişini şöyle anlatıyor:

    “Biz kalktık çıkmaya. Zeynep’im ben de gelirim dedi. Ben de dedim ki kızım bak sen gelme biz gideriz. Ama ‘ben çocuk değilim’ dedi, gelmek zorundayız.”

    Kızı Zeynep’in kararlılığı karşısında onu yalnız bırakmak istemeyen Cemal Poyraz, birkaç araç dolusu insanla birlikte Gazi’ye doğru yola çıkıyor. Ancak mahalle girişleri kapatıldığını görüyorlar.

    “İki araba dolu gittik ama Gazi’ye giriş kapalıydı. Döndük karayolları üstünden öyle Gazi’ye geldik,” diyor Cemal Poyraz.

    KAHVEDE KANLAR İÇİNDE BİR BEDEN

    Mahalleye vardıklarında karşılaştıkları manzara saldırının vahametini gözler önüne seriyor. Cemal Poyraz şöyle anlatıyor:

    “Bir kahvenin önüne geldik. Halil Kaya’yı öldürmüşler. Masanın üstünde, sandalyenin üstünde yatıyor. Kanlar içinde. Üstüne gazete atmışlar. İnsanlar bağırıyor, çağırıyor. Mahalle sakinleri durumu anlattılar. Bir grup taksiyle gelmişler, üç kahveyi ve Cemevi’ni taramışlar. Kahvedeki Halil Kaya’yı öldürmüşler. Sonra karakola doğru gitmişler. Cenaze ve yaralılar ortada bekliyordu; sağlık ekipleri korkudan gelemiyordu. Sonra geldiler cenazeyi ve yaralıları götürtüler.İnsanlar sokaklarda ateş yakmış bekliyordu ancak herkesin içinde derin bir tedirginlik vardı. Zeynep’e gidelim kızım dedim. O da ben burada kalayım dedi. Petrol ofisinin orada arkadaşlarıyla şarkılar söylüyordu, halay çekiyorlardı.Dedim ki bak efendi efendi getirdim seni. Efendi efendi gidelim kızım. Beni kırma. O da beni kırmadı birlikte eve döndük.”

    EVE DÖNÜŞ SONRASI YENİDEN SALDIRI

    Cemal Poyraz eve döndükten sonra yaşananları şöyle aktarıyor:

    “Biz eve gelirken, bizden sonra saat dört dört buçukta iki panzer, iki sivil araç, o zamanın beyaz Toroslarıyla geliyorlar. Gazi Cemevi’ndeki yaralıları bekleyen insanları tarıyorlar. Mehmet Gündüz katlediliyor.”

    O gece yaşananları hala anlamakta zorlandığını söyleyen Cemal Poyraz, “İnsanlar işten gelmiş, yorgun. Kahvede maç izliyor. Kimin aklına gelir ki gelip kahveleri tarayacaklar? Eve geldik, yattık. Sabah altıda kalkmamız gerekiyordu. İki saat uyuduk” diye belirtiyor.

    Cemal Poyraz aslında kızını tekrar mahalleye gitmekten alıkoymak istiyordu, “Ben Zeynep’i götürmedim. Gitmesini istemiyordum. Politik biriydi, biliyordum gideceğini” diyerek endişesini dile getiriyor.

    Ancak onlar evden çıktıktan sonra Zeynep yeniden mahalleye gidiyor. Arkadaşlarını arıyor, olup biteni öğrenmek istiyor ve tekrar Gazi’ye dönüyor.

    BİR HAYAT KURTARMAYA ÇALIŞIRKEN VURULDU

    Çatışmalar devam ederken Zeynep Poyraz bir görme engelli kadını kurtarmaya çalışıyor.
    Cemal Poyraz o anı şöyle aktardı:
    “Zeynep gözü görmeyen bir kızı rampa yukarı çıkarıyormuş. Onu kurtarmaya çalışırken arkadan kurşunlanıyor.”

    Yaralandığında arkadaşlarına söylediği sözler, o anın trajedisini gözler önüne seriyor:
    “Zeynep diyor ki ‘Arkadaşlar, yoldaşlar siz beni bırakın. Siz uzaklaşın. Ben ölüyorum, sizi de öldürürler.’”

    Arkadaşları onu bırakmıyor ve bir araç bulmaya çalışıyor. Bir dükkanın önündeki arabayı almak istiyorlar ancak onlara verilmiyor.
    “Kapıyı zorladılar. Arabayı zorla aldılar. Zeynep’i hastaneye götürdüler” diyor Cemal Poyraz.

    Ancak tüm çabalara rağmen Zeynep Poyraz hastanede yaşamını yitirdi.

    Cemal Poyraz kızının ölüm haberini bir telefonla alıyor:
    “Bana telefon geldi. ‘Cemal amca Zeynep yaralı’ dediler. Sonra ‘Zeynep’i kaybettik’ dediler.”

    Hastaneye gittiklerinde yaşadıkları başka bir travmaydı:
    “Hastanede isyan ediyorduk. Birisi geldi ‘Zeynep’e dokunmasınlar’ dedi.”

    CENAZEYİ BİLE VERMEK İSTEMEDİLER

    Poyraz ailesi için mücadele bununla da bitmedi. Cenazeyi almak istediklerinde polis engel çıkardı. Baba Poyraz o anda şöyle haykırıyor: 
    “Polis dedi ki biz Gazi’ye cenaze götürtmeyiz. Nereye götürürseniz götürün. Dedim ki siz öldürdünüz çocuğumu. Cenazesi bana aittir. Siz kimsiniz?”

    Aileler direndi ve cenazeler Gazi’de defnedildi.
    “Direndik. Gazi’ye defnettik. Her birini bir şehit olarak kabul ettik.”

    “MEZAR TAŞLARINI BİLE GÖZALTINA ALDILAR”

    Katliamdan sonra yaşanan baskılar cenazelerle de bitmedi. Cemal Poyraz, mezar taşlarının bile polis tarafından alındığını anlattı:
    “Hasan Ocak’la Zeynep Poyraz’ın mezar taşlarını yapıyorduk. Bir gittik ki polis mezar taşlarını gözaltına almış. Mezar taşıyla senin ne işin var kardeşim? Savcılığa başvurarak mezar taşlarını geri aldık.”

    “BİZ VURANI DEĞİL, VURDURANI ARIYORUZ”

    Cemal Poyraz’a göre asıl mesele tetikçiler değil, emri verenler:
    “Bizim derdimiz sadece vuran değil, vurduranı arıyoruz.”

    Ancak yıllar geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını belirten Poyraz, “Bu devlette aradığımız adaleti bulmak mümkün değil” diyerek tepkisini dile getiriyor.

    Yıllar geçmesine rağmen bir baba için acı hala aynı tazelikte. Ama Cemal Poyraz kızının mücadelesiyle gurur duyuyor:
    “Zeynep boşuna gitmedi. Çocuğum onurlu bir dava uğruna gitti. Onurla ve gurur duyuyorum.”

    Ve sözlerini şu uyarıyla bitiriyor:
    “Bu katliam ne ilk ne de son. Bu suskunluk devam ettikçe daha çok acı yaşayacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 12 Mart Gazi Şehitlerini anma paneli: Alevi katliamlarının hepsi planlıydı-VİDEO

    12 Mart Gazi Şehitlerini anma paneli: Alevi katliamlarının hepsi planlıydı-VİDEO

    PİRHA- AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, 12 Mart Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenleri düzenlediği panelle andı. Gazi şehide Zeynep Poyraz’ın babası Cemal Poyraz “Biz bu acıları hep yaşıyoruz, yaşamaya devam ediyoruz. Benim Zeynep’im gitti, senin Zeynep’in gitmesin. Bizim tüm çabamız bundan dolayı” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi ‘Gazi’den Ümraniye’ye Adalet istiyoruz’ şiarıyla panel düzenlendi. Panelde 12 Mart Gazi Katliamı’na giden süreç ve sonrasında Aleviler’in hak arama mücadelesinin konu edildiği panelde konuşmacı olarak Gazi Şehitleri Aileleri adına Cemal Poyraz ve Müşerref Bingöl, katliam davası avukatlarından Keleş Öztürk, dönemin Gazi Mahallesi muhtarı Nevzat Altun, Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş yer alırken moderatörlüğü Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yönetim kurulu üyesi İmam Balsever yaptı.

    “İNANCIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    İlk konuşmayı yapan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş “Şehitlerimizi anmak için buradayız. Tarihimiz katliamlarla, sürgünlerle dolu. Bizler gerek Gazi’de Gezi’de, Maraş’ta, Koçgiri’de bu katliamları yaşadık. Şunu unutmasınlar bizler katledilerek ne düşüncemizden ne de inancımızdan vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bugün burada bulunan siz değerli canları bir daha bu katliamlar olmasın diye zalimin zulmüne direnen canlarınızı anmak için her yıl olduğu orada görmek bizlere güç verecektir” diye konuştu.

    “MÜCADELEMİZİ SONUNA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ”
    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş söz alarak, “Bütün canlarımızı, bütün şehitlerimizi anmak için hepinizi 12 Mart’ta Gazi Cemevi önüne bekliyoruz. Bu ülkedeki hukuk, adalet, demokrasi için gerek Alevi canlarımız gerek demokrat canlarımız bedel ödedi. Tek amaçları bu ülkedeki 86 milyonun kardeşçe yaşamasıydı. Bundan sonra da böyle devam edecektir. Demokratik alanda mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Geçmişte bunun uğrunda bedel ödeyenlere borcumuzdur” dedi.

    “ALEVİ KATLİAMLARININ HEPSİ PLANLIYDI”
    Ardından söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz ise şunları dile getirdi: “Bugüne dek yaşanan Alevi katliamları ne tesadüftür ne de spontane gelişmiştir. Ben de o zamanın canlı tanığıydım. O gün orada bir beyaz Toros’la elinde uzun namlulu silahlarla bekliyorlardı. Biz isimlerini ve derin devleti sonradan öğrendik. Elinde kazma ile bizleri bekleyen Yeşil kod adlı kişiydi, emirleri veren kişi ise Abdullah Çatlı’ idi. Bu ülkede Alevilere yönelik katliamların hepsi planlı ve programlıydı.”

    “CENAZELERİMİZE PANZERLERLE SALDIRDILAR”
    Panelde ilk sözü alan dönemin Gazi Mahallesi Muhtarı Nevzat Altun o günlerde yaşananları şu ifadelerle aktardı: “Gazi, Türkiye’nin her yerinden Aleviler’in akın ettiği bir mahalle. Kuruluşu itibariyle Gazi Mahallesi antiemperyalist, antikapitalist bir yapıya sahipti. 1980 Darbesiyle bu mahallenin üzerinden silindirle geçilmek istendi. 90’larda mahallemizde o kadar gerginlik vardı ki akabinde 1993’te Sivas Katliamı yaşandı. Otomatik silahlarla dört tane kahve tarandı. İnsanlar yaralanırken, ölürken o gün polis yürüyüşe geçen insanları engellemeye çabalıyordu. Çıkış yollarını tutup katilleri yakalamak yerine insanların karakola yürümesini engellemeye çalıştılar. Cerrahpaşa’ya cenazelerimizi almaya gittiğimizde yedi sekiz tane daha gencimizi teşhis ettim. Devlet daha bizlerden hırsını alamamıştı. Polis, Kıbrıs Caddesi’ne gelen şehitlerimizin cenazelerine panzerlerle saldırdı. Gazi’de solcular, devrimciler, solcular, Aleviler, Kürtler var diye bizlerden hınç almak istediler.”

    “DAVAMIZA SAHİP ÇIKMAK İÇİN DESTEK BEKLİYROUM”
    Gazi Şehitleri Aileleri adına konuşan Müşerref Bingöl “Medya ve devlet ele ele vererek bu katliamı yapmıştır. Ben neden gün geçtikçe azalıyoruz diye sormak istiyorum. İlk Gazi anmalarında milyonlarca kişi sokağa dökülürken bugünlerde beş bin kişiyi geçemiyoruz. Gün geçtikçe Gazi anmalarında sayımız azalıyor. Sizden davamıza sahip çıkmak için destek bekliyorum” dedi.

    “BENİM ZEYNEP’İM GİTTİ, SENİN ZEYNEP’İN GİTMESİN”
    Gazi şehidi Zeynep Poyraz’ın babası Cemal Poyraz, “Gaziosmanpaşa’da göstermelik bir dava açtılar. Güvenliği bahane ederek dosyamızı Trabzon’a gönderdiler, yaramıza tuz bastılar. Biz bu acıları hep yaşıyoruz, yaşamaya devam ediyoruz. Benim Zeynep’im gitti, senin Zeynep’in gitmesin. Bizim tüm çabamız bundan dolayı. Gücümüzü birleştirerek bu tür katliamların önüne geçmek için herkesin duyarlılık göstermesi gerekiyor. İnsanlar önde gitmese bir şey olmazdı diyorlar. Zeynep’im o gün yanıma gelip bana “Baba Gazi’de saldırı olmuş, Hasan amcamı kanlar içinde gördüm. Biz de gidelim” dedi. Olmaz kızım sen gelme dediğimde, “Ben de Sivas’ı yaşadım, ben de geleceğim” dedi. Zeynep’im ölmese başka birisi ölecekti” dedi.

    “DEVLET, MAHALLEMİZİN YAPISINI HEDEF ALMIŞTI”
    Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş konuşmasında şunlara değindi: “Gazi halkı 12 Mart günü saldırıya tepki göstermek için sokağa çıktı. 12 Mart’a gelene kadar Gazi Mahallesi’nde bazı kırılma noktaları yaşandı. Bir vatandaşımız Gazi Karakolu’nda gözaltına alınıp katledilmiş ve halkımız tepkisine neden olmuştu. Gazi Mahallesi doksanlı yılların gözaltı, baskı ve işkencelerinden payına düşeni fazlasıyla almıştı. Mahallemiz sistem muhalifi, sol-sosyalist dinamiklerin taban bulabildiği bir mahalle olma özelliğine sahipti. Alevi hareketi açısından önemli bir mahalleydi. Devlet, burada yükselen sosyal temelli mücadeleyi engellemek için operasyonlarla mahallemizin bu yapısını hedef almıştı.”

    “POLİSLER DEĞİL GAZİ MAHALLESİ HALKI YARGILANDI”
    Son konuşmayı yapan Gazi Katliamı davası avukatlarından Keleş Öztürk katliamın yargılanma sürecine ilişkin şunları aktardı: “Yargılama dediğimizde Trabzon’daki dava akla geliyor. Bunun bir öteki tarafı hepimiz biliriz Gaziosmanpaşa’da Gazi Mahallesi’ndeki halka açılmış bir dava var. Katliama tepki gösteren üç kişi ilk gece gözaltına alınıp ertesi gün tutuklanıp mağduriyet yaşadı. Bunları konuşmayı genelde unutuyoruz. Savcılık ilk soruşturmayı 1 kişinin ölümü ve 30 kişinin yaralanması üzerine açmalıydı. Oysa Gaziosmanpaşa Savcılığı’nın numara verdiği ilk soruşturma Gazi’de yaşanan olaya tepki gösteren ve bu nedenle karakola yürüyen insanlara karşıydı. Bizim dosyada anladığımız kadarıyla olayın ortaya çıkarılması yerine buna tepki gösteren insanların bir daha tepki göstermesinin yolları arandı. Mehmet Gündüz’ün cemevi önünde öldürülmesinin ardında tanık ifadeleri ortaya çıkınca mecburen polislere dava açıldı. Çıkan kararla da polislere ceza verme niyetleri olmadığını da anlamış olduk. Devlet insanları birbirine düşman ederek kendi varlığını sürdürmek niyetindeydi”.

    Panelin son bulmasının ardından cemevinin yemekhanesinde lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ’26 yıldır yaşadığımız acıyla adalet ve hukuk aramaya devam ediyoruz!’-VİDEO

    ’26 yıldır yaşadığımız acıyla adalet ve hukuk aramaya devam ediyoruz!’-VİDEO

    PİRHA- Gazi Mahallesi’nde 26 yıl önce 23 kişinin hayatını kaybettiği katliamın yıl dönümünde açıklama yapan  aileler ve Alevi kurumları bir kez daha katliamdan sorumlularının ortaya çıkarılması ve adalet talebinde bulundu.

    12 Mart 1995’te Alevilerin yoğunlukta olduğu İstanbul’un Gazi Mahallesi’nde başlayıp, Ümraniye’ye yayılan olaylarda hayatını kaybedenlerin aileleri ve Alevi kurum temsilcileri Gazi Cemevinde basın toplantısı yaptı.

    Basın toplantısına Gazi Katliamı’nda yaşamını yitiren Zeynep Poyraz’ın annesi Menekşe Poyraz ve babası Cemal Poyraz’ın yanı sıra Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynel Odabaş, Demokratik Alevi Dernekleri Eyüp Şube Eş Başkanı Hüseyin Özcan, tertip komitesinden İmam Balsever ve Gazi Cemevi dedesi Haşim Kızılveren katıldı.

    Basın toplantısında ilk söz alan Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Gazi Katliamı davasında adaletin vicdanını yitirdiğini ifade ederek, “26 yıl önce bir katliam yaşandı. İnadına demokrasi, barış diyen demokratik kurumlarımızın tutumları bu kirli ellerin tezgahlarını boşa çıkarıyor. Güvenlik ve yapay nedenlerle bu dava Trabzon’a kadar gönderildi. Ne yazık ki bu dava sonuçlanmış değil. Adalet burada vicdanını yitirmiştir” dedi.

    “26 YILDIR BU ACI İLE ADALET VE HUKUK ARAMAYA DEVAM EDİYORUZ”

    Gazi Katliamı’nda yaşamını yitiren Zeynep Poyraz’ın babası Cemal Poyraz, katliamın gelişme sürecine değinerek, katliamlar yaşayan diğer halklar için de hukuksuzluğun devam ettiğini söyledi.

    Baba Poyraz, şunları kaydetti:

    “Gazi Katliamı’nın organize ve sistematik bir katliam olduğuna işaret ederek, ” Devletin 26 yıl önceki yaptığı katliam  yaşamımızı bize zehir ettirdi. 26 yıldır bu acılar ile halen adalet ve hukuk aramaya devam ediyoruz. Aynı katliamı yaşayan halklara baktığımız zaman aynı aynı adaletsizlik, hukuksuzluk devam ediyor.  Gazi Mahallesi Alevi-Kızılbaş topluluğun yoğun olduğu bir bölgeydi ve özellikle seçildi. Gece saat 08.30’da kahve taranıyor ve Halil Kaya isimli yaşlı bir dedemiz katlediliyor. Bundan sonra karakola doğru yürüyüş yapıldı. Karakola gelmeden bir durakta Zeynep ve arkadaşları halay çektiler. Zeynep’i aldım ve gittim. Bizden sonra panzerler, toroslar içerisinde bulunanlar  Gazi Cemevi önünde Halil Kaya’nın cenazesini bekleyenleri taradılar. Mehmet Gündüz’ü katlettiler. Gazi öylesine organize yapılan bir katliamdı. Devlet havadan ve karadan Gazi halkını esir alarak resmen bir katliam yaşattı.”

    Poyraz,  “Alevi kimliğimizden ve dik duruşumuzdan dolayı Maraş, Çorum, Sivas’ta yakıldık. Daha sonra Gazi, cezaevleri ve Ankara Katliamı ile devam edildi. Bu katliamların hiçbirinin failleri ortaya çıkarılmadı. Bu da yetmedi katledildiğimiz davayı Trabzon’a sürdüler. 26 yıldır huzur ve sağlığımız kalmadı. Burada tetikçileri değil bu işin arkasında olanları aramak lazım” dedi.

    “KIZIM DEVRİMCİYDİ”

    Basın toplantısında gözyaşlarını tutamayan Zeynep Poyraz’ın annesi Menekşe Poyraz da, kızının devrimci olduğunu söyledi. Kızının yaşamını yitirdiği güne dair konuşan Poyraz, kızının katillerinin devlet olduğunu ifade ederek, “Zeynep’im devrimciydi. Sivas yakıldıktan sonra bizler çok kötü olduk. Halil Kaya vurulduğunda  yakamdan tuttu ve kalk gidelim dedi. Gittik, çok kötüydü, insanları öldürmüşlerdi. Diğer gün Zeynep uyuyordu ve onu götürmedim. Arkadaşları aradı ve Zeynep’in vurulduğunu söylediler. Sırtından vurulmuş ve arkadaşlarına sizi de öldürürler gidin demiş. Hastaneye götürülmesine izin verilmedi ve kan kaybı yaşıyordu. Hastaneye gittik ve kızımın öldüğünü söylediler. Bu devlet neler yaptı bize” şeklinde konuştu.

    “KATİLLERİN SİMALARI DEĞİŞŞE DE ZİHNİYETLERİ DEĞİŞMEDİ”

    “Bu zulme karşı durmayanlar aynı zulmü elbet bir gün kendileri yaşayacak” diyen Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ise katillerin simalarının değişse de zihniyetlerinin değişmediği dile getirdi.

    Gazi Katliamı’nda meselenin Alevi-Sünni çatışması gibi lanse edildiğini ve insanların bu oyuna düşmediğine dikkat çeken Odabaş şöyle konuştu:

    “Katledilen canlarımızı saygıyla anıyoruz. Katledilen canlarımızla aynı okulda okuduk, aynı yerde oymadık, aynı fabrikada çalıştık. Halkların, kültürlerin ve renkliliklerin yaşadığı mahallemiz çeteler tarafından tarandı. Onlarca insan katledildi. Meseleyi Alevi-Sünni çatışması varmış gibi lanse ettiler. Bu oyuna gelmedik. Cenazeler Hakk’a uğurlanırken dahi devletin silahları ile katledildi. Bunları simaları değişse de zihniyetleri değişmedi. Adalet hiçbir zaman işledi. Davayı 1000 km öteye sevk ettiler. Yolda arabamızın camları, kafaları taşlarla kırıldı. Önümüz kesildi. Bu zulmü bize yaşatanlar davayı zaman aşımına uğrattılar. İnsanlığa karşı işlenen suçların zamanaşımı olmaz. Aleviler inançlarından dolayı yok sayıldı. Bu ayrımcılığı halen yaşıyoruz. Bu zulme karşı durmayanlar aynı zulmü elbet bir gün kendileri yaşayacak. Bu katliamların son bulması için şehitlerimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

    “DAVA İÇİN TRABZON’A GİDEN AİLELERE KATLİAM PROVASI UYGULANDI”

    Gazi Katliamı’nda yaşamı yitirenler için yapılan anmanın tertip komitesinde bulunan İmam Balsever de, Gazi Katliamı davası için Trabzon’a giden ailelere yolda katliam provaları uygulandığına vurguda bulundu. Balsever, son dönemde Gazi Mahallesi’ndeki Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul isimli gençlerin polis kurşunuyla katledildiğini hatırlattı.

    Tüm dost kurumları, sivil toplum örgütlerini 12 Mart’ta yapılacak anmaya çağıran Balsever, “26 yıllık adalet arayışı devam ediyor. Bizim, ailelerimizi ve Alevilerin vicdanında mahkumdur. Dava için Trabzon’a giden ailelerimize katliam provası uygulandı. Katliamı yapan devlet ve o dönemin iktidarıydı. O dönem yakılmayan köy, faili meçhule uğramayan köy yoktu. Gazi halkı hedef alındı. Yine gazide son yıllarda 4 gencimiz araç içerisinde tarandı, 2 gencimiz yaşamını yitirdi. Maalesef olması gereken cezalar verilmedi. 70 yaşındaki Dersimli Veli Yıldız yine uydurma gizli tanık ifadesi ile cezaevine konuldu. Bu vicdanımızı sızlatan bir yerdedir. Adalet, hukuk istiyoruz” çağrısında bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Şakolar köylülerinden mermer ocağı tepkisi: Yaşamımızı yok edecekler-VİDEO

    Şakolar köylülerinden mermer ocağı tepkisi: Yaşamımızı yok edecekler-VİDEO

    PİRHA – Sivas Kangal’da bulunan Yılanlı Dağı’nda yapımı planlanan mermer ocağına ilişkin PİRHA’ya konuşan Şakolar Köyü’nden Cemal Poyraz, çalışmaların yapılması halinde bölgede yaşayan cümle canlının yaşamının son bulacağını ifade etti.

    Sivas’ın Kangal ve Ulaş ilçelerinin arasında kalan Yılanlı Dağı’nda yapılmak istenen mermer ocağı projesi, birçok köyü etkiliyor. Bu köylerden biri olan Şakolar Köyü’nün sakinleri mermer ocağı yapılması halinde doğanın tahribata uğrayacağını ve insan yaşamının, yaban hayatının, bitkilerin yok olacağını belirterek projeye karşı çıkıyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Şakolar Köyü’nden Cemal Poyraz, Yılanlı Dağı’nın yapısını şöyle anlatıyor:

    “Dağ keçileri var, ayılar, düz ovalara doğru domuzlar geliyor. Mermer ocağı çalışması olursa bütün bu yaban hayatı yok olur. Özellikle dağ keçileri bizim için kutsaldır. Yarın bunların hepsi ortadan kalkacak. Doğamızdaki bütün bitkiler yarın ortadan kalkacak. Bunlar kalktığı zaman bizim yaşam alanımız kalmayacak.

    Ben bu köyde doğdum, büyüdüm. Biz bu köyde keçi koyun otlatırdık. Dağ keçileriyle iç içeydik. Yavrularını alır severdik. Anneleri bağıra bağıra yanımıza gelirlerdi. O dağ keçileri yavrusunu alır dağa çıkarlardı. Mermerden dolayı artık bunlar ortadan kalkar. Yazık günahtır. Bizim bitkimize, doğal yapımıza dokunmalarını istemiyoruz. Mayıs ayında her yer rengarenk çiçek olur burada. Her türlü bitki vardır.”

    “HERKES DUYARLI OLSUN, DOĞAMIZA SAHİP ÇIKALIM”

    Bölgede birçok bitkinin yetiştiğini ifade eden Poyraz, “Çiriş (gulik) var, kenger var. Bunlar faydalı, sağlıklı şeylerdir. Bunlara benzer birçok bitki ortadan kalkar. Bunların ortadan kalkması kimin işine yarar?” dedi.

    “Dereköy’de çıkan su, oranın ana damarı. Bahçemizin hemen üstünde dağdan gelen sular var. Suyun bir kolu Yılanlı Çermik’tir. Yarın hepsi yok olacak. Şimdi bu dağın altına ocak girdiği vakit o gözeler kapanır, sular ortadan kalkar. Yaşamımızı bitirecekler bunlar. Bu mevsimde hala her yer yemyeşil” diye konuşan Poyraz, şunları kaydetti:

    “Sıcak sularımız vardır; Yılanlı Çermik. O sularda balıklarımız vardır. Şifalı sular vardır. İnsanlar gelir şifa bulmak için. Şimdi bunların hepsi yok olacak. Bizim çağrımız; herkes duyarlı olsun, doğamıza sahip çıkalım. Bunu önlemezsek bütün yaşamımız için felaket olur. Başka memleketlere gittik ama yine geri döndük. Toprağımıza geri geldik. Bir daha gidemeyiz. Bu mermer ocaklarına karşı gelmemiz lazım. 3-4 tane rantçıya buranın kapılarını nasıl açabilirler.”

    Mustafa YÜKSEL/Hüseyin Yaşar SEZGİN

    SİVAS