PİRHA – DEM Parti İstanbul Milletvekili ve Garip Dede Dergahı BaşkanıCelal Fırat, dergaha yapılan saldırıya tepki göstererek, “Bu saldırıyı lanetlemek gerekiyor. Bu toprakların sevgiye, barışa, kardeşliğe gerçekten ihtiyacı var” dedi. Fırat, dayanışma gösteren Alevi örgütlerine, siyasi parti temsilcilerine ve arayan, soran, ziyaret eden herkese teşekkür etti.
DEM Parti İstanbul Milletvekili ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Garip Dede Dergahı’na 15 Ekim günü gelen Muhammet Yıldırım adlı şahsın saldırı düzenlemesine PİRHA’ya değerlendirdi.
“BU ÜLKE BU HALE NASIL GELDİ HERKESİN DÜŞÜNMESİ LAZIM”
Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Türkiye’de gerçekten çok tuhaf işler oluyor. Bir tarafta toplumun uç noktalarıyla oynamak isteyen bir grup var. Bunu net bir çerçevede söylüyoruz. Bu toprakların sevgiye, barışa, kardeşliğe gerçekten ihtiyacı var. İnsanların birbirlerinin dillerine, dinlerine, inançlarına saygı gösterilmesi gereken bir coğrafyadayız. Ülkenin nasıl bu hale geldiğini hepimizin esasında düşünmesi lazım. Her gün kadın cinayetleri, çocuk tacizleri, okullardaki eğitim sistemi her alanda bir şiddet mantığı var” dedi.
“BU SALDIRILARI KESİNLİKLE LANETLEMEK GEREKİYOR”
İnsanların inançlarına saygı gösterilmesi gerektiğini söyleyen Fırat şöyle devam etti:
“Galiba 200 bine yakın cami var. 1000-1500 arası kimileri 3000 dese de cemevi var, kiliseler var. Bu çerçevede insanların gerçekten gelenek, göreneklerine, itikat, inançlarına saygı gösterilmesi lazım. Garip Dede Cemevimizde çok provokatif bir olay yaşandı. Şunu söylemek gerekiyor ki bu saldırıları kesinlikle, amasız fakatsız lanetlemek gerekiyor. 199 bin caminin olduğu bir ülkede gelip burada namaz kılmak, esas mesele de o değil, gelip buradaki insanları provoke edercesine dayatmada bulunmak doğru bir yaklaşım değil. Garip Dede Cemevi herkesin burada gelip çayını içip, rıza lokmasını paylaştığı bir mekan. Burada her bir canımız kapıdan içeri girdiğinde biz inancı, kimliği nedir diye sormayız. Ki bizim felsefemize aykırı olan bir mesele. Özellikle Alevi kurum başkanları, siyasi parti temsilcilerimiz yoğun bir şekilde cemevine geldiler. Dayanışma duygularından dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Bütün dostlarımıza, özellikle Alevi kurum başkanlarımıza, pirlerimize, halkımıza. Neredeyse dayanışma için gelmeyen kurumlarımız kalmadı. İnanıyorum ki bu coğrafyada sevgi egemen olsun, bütün sorunlarımızı, sıkıntılarımızı muhabbetle çözdüğümüz bir sürece girmemiz gerekiyor.”
“CEMEVLERİ HALA ÖTEKİLEŞTİRİLİYOR”
Celal Fırat, cemevlerinin ötekileştirildiğini belirterek, “Kendilerine benzeştirmeye, kötü bir dil kullanmaya başlanıyor. Empati yapalım. Aleviler olarak sazlarımızı omuzlarımıza alıp camiye gitsek içinde ‘saz çalacağız’ desek oradaki dostlarımız, insanlarımız ne yaparlar? Kesinlikle o insanları rahatsız etme anlamında da biz bunu istemeyiz. Bir insanı ötekileştirip farklılaştırıyorsak bizim yaptığımız hizmetin bir kıymeti kalmaz. Onun için toplumumuzun da halkımızın da bunu o eksende görmesi gerekiyor. Bu coğrafyaya sevginin egemen olması gerekiyor. Bu ülkenin bu noktaya gelmesinin sebepleri kindar söylemlerle, insanları kutuplaştırıp farklılaştırmalarıdır. Alevi, Kürt meselelerini aynı çerçevede görmek lazım. Herkesin inancına, itikatına saygı göstererek bu meselelerin üstesinden gelebiliriz” diye konuştu.
Fırat, dayanışma duygularını ileten, arayıp soran, dergahı ziyaret eden herkese Garip Dede Dergahı Vakfı adına teşekkür etti.
PİRHA – İstanbul’da bulunan Alevi örgütleri, dün akşam saatlerinde Muhammet Yıldırım adlı şahsın Garip Dede Dergahın’na gelip rastgele etrafa saldırmasına tepki gösterdi. Dergaha dayanışma ziyaretinde bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu Bileşenleri adına açıklama yapan Hüseyin Ağçal, “Dergahımıza yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Bu provokatif saldırıların son bulmasını istiyoruz. Alevi inancının devlet tarafından tanınması bu saldırıların önüne geçecektir” dedi.
Alevi Örgütleri, Garip Dede Dergahı’na yapılan saldırıya ilişkin dayanışma ziyaretinde bulundu.
İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde bulunan Garip Dede Dergahı’na dün akşam saatlerinde giren Muhammet Yıldırım adlı saldırgan burada abdest alıp namaz kılmak isteyip etrafa saldırdı. Ardından elinde bulunan Kur’an ile Atatürk büstüne zarar verdi.
Garip Dede Dergahı’na yapılan bu saldırı büyük tepki çekti.
Garip Dede Dergahı’nın bağlı olduğu Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ve yönetim kurulu üyeleri ve cemevleri, Alevi Bektaşi Federasyonu İstanbul Bileşenleri, Alevi Kültür Derneği yöneticileri, Erikli Baba Dergahı yöneticileri, provokasyonun gerçekleştiği Garip Dede Dergahı’na dayanışma ziyaretinde bulundu.
“ALEVİ İNANCININ DEVLET TARAFINDAN TANINMASI SALDIRILARIN ÖNÜNE GEÇECEKTİR”
Dergah önünde Alevi Bektaşi Federasyonu Bileşenleri adına açıklama yapan Hüseyin Ağçal, “Garip Dede Dergahı’na, cemevimize dün yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Bu provokatif saldırıların son bulmasını istiyoruz. Alevi inancının toplum tarafından kabulü, devlet tarafından tanınması bu saldırıların önüne geçecektir. Bu açıdan cemevlerimize yapılan saldırıların karşısında olmak ve devlet nezdinde tanınarak önümüzdeki süreçte diğer inanç kurumlarının güvenlikleri nasıl güvenlik sağlanıyorsa bizim cemevlerimizde de güvenliğin sağlanmasını istiyoruz. Cemevi yönetimine geçmiş olsun diyoruz. Saldırılara karşı birlikte mücadele edeceğimizi beyan etmek istiyoruz” dedi.
“PROVOKATİF SALDIRILARLA GÜNDEM SAPTIRILIYOR”
Atatürk büstüne saldırıya da değinen Ağçal şunları söyledi:
“Toplumun belli yanlarını kaşıyan provokatif eylemler var. Bu saldırılar bir anlamıyla toplumda birikmiş olan öfkeyi başka bir yere kanalize etmenin aracı haline geliyor. Toplum açlık ve yoksullukla terbiye edilmeye çalışılırken, bu provokatif eylemlerle gündem saptırılıyor. Bunun karşısında olacağız.”
PİRHA – Ankara’daki dört Alevi kurumuna yapılan saldırının üçüncü duruşması 22 Mart’ta görülecek. Davaya katılım çağrısında bulunan Ana Fatma Cemevi, “İnancımıza, davamıza ve cemevlerimize sahip çıkıyoruz” dedi.
Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırının üçüncü duruşması 22 Mart Çarşamba, saat 10:00’da görülecek.
Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi, Ankara Adliyesi 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya dair çağrıda bulunarak, “İnancımıza, kimliğimize, yolumuza, davamıza ve cemevlerimize sahip çıkıyoruz. 30 Temmuz 2022 tarihinde saldırıya uğrayan Cemevi davamızın üçüncü duruşmasına tüm kamuoyunu davet ediyoruz” dedi.
DAVANIN GEÇMİŞİ…
2022 Yılında, Muharrem Orucu’nun ilk günü yapılan saldırının ardından saldırıyla ilgili 3 kişi gözaltına alınmıştı. 2 sanık, adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca ise tutuklanmıştı. Sanık Karaca, görülen iki duruşmada mahkemeye getirilmemiş, SEGBİS aracılığıyla verdiği ifadelerdeki rahat davranışları nedeniyle eleştirilmişti. Saldırgan Ahmet Ozan Karaca, kendisinin mehdi olduğunu, Allah tarafından görevlendirildiğini de savunmuştu. Saldırgan ayrıca “Eskişehir’de cemevi aradım ama bulamadım. Sonra Ankara’ya geldim. Bir derneğin önünde sosyalizm vs. yazıyordu ona saldırdım. Sonra telefondan cemevleri yazdım. Önüme çıkan yerlere bu saldırıları yaptım. Mehdi olduğum için sosyalistleri sevmiyorum. Din düşmanı onlar. Ben hiçbir inanca saygısızlık etmedim. Pişmanım. Beraatimi ve tahliyemi istiyorum” sözleriyle savunmasını yapmıştı.
Saldırganın avukatları ise “Cemevleri ibadethane değil. Dernek adı altında faaliyet gösteriyorlar. O yüzden kanunilik ilkesine göre inançlara saldırı söz konusu değil” sözleriyle savunma yapmıştı.
Saldırıya uğrayan Alevi kurumlarının avukatları da sanığın ilişkide olduğu herkesin dinlenmesi gerektiğini ve dosyanın “Nefret suçu” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini talep etmişti.
Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın akıl sağlığının yerinde olmadığı iddialarına karşılık Adli Tıp Kurumu’ndan, “akli dengesinin yerinde olduğu” yönünde karar çıktı.
Saldırıya uğrayan Alevi kurumları yöneticileri ve avukatları ise yapılan saldırıda bir perde arkasının olduğuna vurgu yaparak, “Bu saldırının arkasında başkaları var” vurgusunu yapmıştı.
PİRHA- Ana Fatma Cemevi/Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Eş Başkanları Mustafa Karabudak ile Meral Gökkuş, Ankara’da 4 Alevi kurumuna saldıran şahıs hakkında “cezai ehliyeti yoktur” kararı verilmesine tepki gösterdiler. Karabudak ve Gökkuş, “Bu iddianamenin hukuksal bir boyutu yoktur, siyasal iktidarın bir kararı olduğunu düşünüyoruz. Karanlık ellerin saldırıları devam ediyor” dedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkmen Alevi Bektaşi Derneği, Şahı Merdan Cemevi, Sivas Divriği Gökçebel Derneği ve Ana Fatma Cemevi’ne yönelik gerçekleştirilen saldırıya ilişkin şüpheliler Ahmet Ozan K, Baver G. ve Çağdaş Can B. hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. İddianamede, Ahmet Ozan K.’nin akli dengesinin yerinde olup olmadığı yönünde rapor alınması için sevk edildiği hastanede 3 hafta gözlem altında kaldığı, düzenlenen raporda şüphelinin ‘işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasında, bu fiillerle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma olduğu, cezai ehliyetini bulunmadığı’ yönünde karar verilmişti.
Ana Fatma Cemevi ve Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Eş Başkanları Mustafa Karabudak ile Meral Gökkuş, Ankara’da Türkmen Alevi Bektaşi Derneği, Şahı Merdan Cemevi, Ana Fatma Cemevi’ne ve Sivas Divriği Gökçebel Derneği’ne saldıran 3 şüpheli hakkında hazırlanan iddianameye ilişkin konuştu.
İzmir’den Eskişehir’e gelerek 2 kişi ile saldırıyı planlayan Ahmet Ozan K’ye ‘akli dengesi yerinde değil’ raporu verilmesini eleştiren Mustafa Karabudak, “İddianameye hiç şaşırmadık. Çünkü geçmişten bugüne tüm Alevi katliamlarında, Alevilerin kapıları, duvarları işaretlendiğinde yaşananların aynısı tekerrür ediyor” dedi.
“SİYASAL İKTİDARIN BİR KARARI”
Hazırlanan iddianamede Ahmet Ozan K., Baver G. ve Çağdaş Can B. şüpheli olarak yer aldı. Saldırıya uğrayan derneklere ise iddianamede yer verilmedi. Mustafa Karabudak, kararı eleştirerek şunları söyledi:
“Olayın hem mağduru hem de müştekiyiz. Yani davanın sahibiyiz. Kurumumuz saldırıya uğramıştır, ilk baştan beri şikayetimiz vardır. Ve bunun üzerine 5 Avukat arkadaşımızın, bizim adımıza dilekçesi mevcut. İsmimizin bu dosyada olmaması garip bir durum. Biz bunun peşini bırakmayacağız. Artık yüzümüzü kamuoyuna döneceğiz ve elimizden geldiğince kamuoyu oluşturacağız. Bu iddianamenin hukuksal bir boyutu yoktur, siyasal iktidarın bir kararı olduğunu düşünüyoruz.”
“BENZER SALDIRILAR OLABİLİR”
Mustafa Karabudak, cezasızlık politikaları nedeniyle benzer saldırıların yine yaşanabileceğine dikkat çekti. “Bugün yarın bize yönelik yine bir saldırı olabilir” diyen Karabudak, tedirginliğini şu sözlerle aktardı:
“Ortada bir cezasızlık, zamana yayma durumu var. Suç işleyenleri kollama, kayırma söz konusu. Bu nedenlerle tekrar benzer saldırılar olabilir. Alevilerin tüm tedirginlikleri bundan ötürüdür. Alevilerin geçmişten bugüne yaşadıkları olaylarda şiddete uğramış, katliama uğramışlar ama bir şekilde olayların üzerleri örtülmüş, dosyalar karartılmıştır. Bu da birilerine tekrar görev çıkartmak, cesaretlendirmektir. 4 kurum saldırıya uğradı, birinde yaralama söz konusu, diğer iki kurumda ise içeriye girip şiddet ve cebir var. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken bu olay Asliye Hukuk Mahkemesi’nde kapatılmak isteniyor.
Bu olayın rastgele yapılmadığını biliyoruz. Arkasında birileri muhakkak var. Saldırgan neden yaşadığı İzmir’den çıkıp, Ankara’ya gelip 4 kuruma saldırdı? İzmir’de cemevi yok muydu? Saldırganın Ankara’ya gelmesini anlamıyoruz. Şehir dışından gelen birinin, kısa bir zaman diliminde birbirinden farklı yerlerde olan kurumlara saldırması mümkün değil. Muhakkak bu kişiyi mobilize eden, her anlamda destekleyenler vardır. Biz, bunun açığa çıkmasını istiyoruz. Çünkü bunlar tetikçidir, arkalarını siyasal iktidara dayamışlar ve yarın da bir rapor alıp dışarı çıkarlar.”
“30 OCAK’TA DURUŞMADA MUHAKKAK OLACAĞIZ”
Mustafa Karabudak son olarak 30 Ocak’ta görülecek duruşmaya ilişkin katılım çağrısı yaparak, “Toplumun refleksi bizim açımızdan önemliydi. Büyük destek, dayanışma gelişti. İnsanların bu durumdan ötürü rahatsızlıklarını gördük. Ama diğer taraftan cemevine gittiklerinde orada bulundukları anda herhangi bir saldırıya uğrayacak, başına iş gelecek kaygısı olan insanların sayısı da az değil, bunu da gözetmek lazım. Mahkeme 30 Ocak’ta görülecek ve bizler muhakkak orada olacağız” diye konuştu.
“KARANLIK ELLERİN SALDIRILARI DEVAM ETMEKTE”
Cemevi saldırısı ardından oluşturulan iddianameye bir eleştiri de Ana Fatma Cemevi DAD Ankara Şube Eş Başkanı Meral Gökkuş’tan geldi. Alevi toplumuna dönük geçmişte yapılan katliam ve saldırıları hatırlatan Gökkuş, şunları kaydetti:
“Çok iyi biliyoruz ve unutmuyoruz. Selçuklusundan, Osmanlısından bu yana Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi’de evlerimizi işaretleyip, katliam yapan bir güruhun dışarıda kol geziyor. Bu karanlık ellerin yeniden saldırıları devam etmektedir.
Ankara’da cemevlerine yapılan saldırıda şahsa verilen ‘akli dengesinin yerinde olmadığı’ kararı düşündürücüdür. Akli dengesi yerinde olmayan şahısın dört ayrı cemevine saldırı gerçekleştirmesi nasıl mümkün olabilir? Bu akli dengesizliğin değil, akli dengesi yerinde olan bir sahsın planlayıp tasarlayabileceği bir saldırıdır.”
Meral Gökkuş, saldırı dosyasının karartılmak istendiğini ifade ederek, “Saldırının üstü her ne kadar diğerleri gibi kapatılmaya, unutturulmaya çalışılsa da bizlerin de bu yapılanları hiçbir zaman unutmayacağımızı belirtmek isteriz. Unutmadığımız itikatimiz, unutmadığımız bizlere yapılan haksızlığınız, zorbalığınız, hak yediğinizdir. Şu da unutulmasın ki Alevi halkı olarak vicdanımız ve hakkaniyetli oluşumuzla, üstümüzdeki sevgi hırkasıyla her zaman var olup, mücadelemizle ikrarlaşıp yolumuzun düsturunda devam edeceğiz” diye konuştu.
İLK DURUŞMA 30 OCAK’TA!
İddianamede, Ahmet Ozan K, Baver G. ve Çağdaş Can B. hakkında “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik”, “ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme”, “inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme” ile “silahla basit yaralama” suçlarından 12 yıl 10 aya kadar hapis cezası isteniyor.
PİRHA – Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şube/Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Mustafa Karabudak, 30 Temmuz’da saldırıya uğrayan Alevi kurumlarıyla ilgili halen bir dava dosyasının oluşturulmadığını belirtti. Karabudak “Sürece yayma, zaman aşımına uğratma olayı tüm Alevi katliamlarında da olmuştur. Bu saldırının arkasında mutlaka birileri var. Konunun takipçisi olacağız” dedi.
Ankara’daki 4 Alevi kurumuna yönelik 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırının ardından fail hakkında henüz bir iddianame oluşturulmuş değil.
Saldırgan Ahmet Ozan K. hakkında, en son akıl sağlığının yerinde olup olmadığını öğrenmek için Kasım 2022’de hastaneye kaldırıldığı bilgisi alınmıştı.
“BELKİ DE SERBEST BIRAKILMIŞTIR!”
Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirme yaptı. Karabudak, “Yaklaşık 5 ay geçti ama herhangi bir iddianame hazırlanmamış. Dosya bomboş” diyerek şunları söyledi:
“En son saldırganın hastanede yatırıldığı, akıl sağlığının yerinde olmadığına dair bir rapor almaya çalıştığını öğrendik. Belki de serbest bırakılmıştır, bilmiyoruz. Kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesi gerekir. Bu tutumlarını kınıyoruz. Bunu sürece yayma, zaman aşımına uğratma durumu tüm Alevi katliamları sonrasında olmuştur. Bugün hala Madımak davası 30 yıldır kapanmamıştır. Diğer Alevi katliamlarındaki davalar sönümlendirilmiştir. Bizler bu olayın bir an önce aydınlatılmasını istiyoruz. Son süreç nedir? Ne zaman bu saldırgan adalet önünde hesap vermeye çıkacaktır? Arkasında kimler vardır? Niçin yapmıştır? Bunların bir an önce kamuoyu ile paylaşılmasını istiyoruz. Şu ana kadar bizler herhangi bir bilgi alamadık.”
“BİR TEK KİŞİNİN YAPMADIĞI SALDIRI!”
Mustafa Karabudak, yapılan saldırının üstünün örtülmeye çalışıldığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir insanın İzmir’den gelip Ankara’daki 4 kuruma saldırması düşündürücü. Ankara’da yaşayan bir insan dahi bu kurumların nerede olduklarını bilemez. Çünkü çok kısa bir zaman diliminde bu saldırıyı yapması mümkün değil. Muhakkak bunu mobilize eden, planlayan, arkasında kişi ya da kişiler vardır. Bunların hepsinin açığa çıkması lazım. Evet şimdiye kadar ki saldırılarda, kapı işaretlenmelerinde hep ‘çocuklar yapmıştır, sarhoştur, meczuptur’ diyerek geçiştirildi. Bu olayın zamana yayılmasında da herhalde öyle bir yöne doğru gidiliyor. Belki de bu saldırgana ‘akli dengesi bozuktu, ne yaptığını bilmiyordu’ denilerek hastaneden rapor alıp geçiştirecekler. Ama biz bunun öyle olmadığını biliyoruz. Tüm saldırıların arkasında devletin olduğunu biliyoruz. Çünkü aynı kişi, bir başka inanç grubuna; tabii ki istemeyiz böyle bir şeyi ama örneğin bir camiye saldırmış olsaydı olayın akıbeti daha farklı olurdu. İş Aleviler olunca hep ötelenir, zamana yayıp üzerini örterler.
Gerçekten bir kişi durup dururken bunu yapmaz. İlk ifadelerinde rastladığımız şey, cemevlerine karşı olduğu, sevmediği yönünde beyanları vardı. Yani niyeti olan biri eğer cemevine saldırmak isteyecekse İzmir’de bir sürü cemevi var, oraya da saldırabilirdi. Ankara’ya gelmesine gerek yoktu. Bir kişinin yapmadığı bir saldırı, bundan eminiz. Davanın da peşindeyiz.”
“Cemevi saldırılarını Allah için yaptım” diyen failin akıbeti hakkında bilgi almak istediğimiz ilgili avukatlara ise ulaşamadık.
PİRHA – Ankara’da 30 Temmuz’da 4 Alevi kurumuna yönelik saldırı dosyasında yeni gelişme yaşandı. Saldırgan Ahmet Ozan K.’nin, akıl sağlığının yerinde olup olmadığını öğrenmek için hastanede gözetim altında olduğu öğrenildi.
Muharrem orucunun ilk gününde, 30 Temmuz 2022’de Ankara’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne saldırı düzenleyen Ahmet Ozan K‘nin hastanede gözetim altında olduğu öğrenildi.
“Cemevi saldırılarını Allah için yaptım. İlahi bir güç tarafından bana bu saldırıyı yapmam söylendi” yönünde ifade veren 24 yaşındaki saldırganın, 2 haftadır Ankara Şehir Hastanesi’nde gözetim altında olduğu öğrenildi.
Avukat Ümran Hakverdi, söz konusu gelişmeye dair PİRHA’ya konuştu. Av. Hakverdi, saldırganın avukatı tarafından Ahmet Ozan K’nin akıl sağlığı ile ilgili rapor alınması yönünde savcılığa dilekçe verildiğini aktardı.
SALDIRGAN TEK KİŞİLİK ODADA
Bilirkişi raporu için şahsın hastanede gözetim altında olduğunu belirten Av. Hakverdi “Şahıs 2 haftadır hastanede tutulmakta. Bir hafta sonra hastaneden gelecek raporla birlikte savcı, durumu değerlendirmeye tabi tutacak. Bugün itibarıyla tam 2 haftadır hastanede bulunuyor. Toplamda ‘3 haftalık süre boyunca gözlemleyin’ denilmiş. Son bir haftalık süresi kalmış. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde tek kişilik bir odada gözetim altında tutuluyor” diye konuştu.
Avukat Ümran Hakverdi, saldırıdan hemen sonraki süreçte konuya dair ‘şüphelinin akli dengesi yerinde değildir’ diyemeyiz. Akli dengenin yerinde olmadığı yoluyla bir suçtan kurtulma gayreti söz konusu” yönünde açıklama yapmıştı.
4 AY GEÇTİ ANCAK İDDİANAME HAZIRLANMADI!
30 Temmuz’da yapılan saldırıyla ilgili bir kişi tutuklanırken iki kişi ise ev hapsi ile cezalandırılmıştı. Ankara Emniyet Müdürlüğü, saldırının hemen akabinde “Konuyla ilgili tahkikat çok yönlü devam etmektedir” açıklamasını yapmıştı ancak dört aylık zaman diliminde henüz bir iddianame de hazırlanmadı.
PİRHA – Ankara’da 4 Alevi kurumuna yönelik saldırı dosyasının içeriğine ulaşan ÇHD’li avukatlar, şüpheli Ahmet Ozan K’nin “Cemevi saldırılarını Allah için yaptım” dediğini ve HDP’lilere yönelik de saldırı planı olduğunu aktardı. Avukatlar, “Ön hazırlığın yapıldığı, Aleviliğin ne olduğunun bilincinde olunduğu bir saldırıda ‘şüphelinin akli dengesi yerinde değildir’ diyemeyiz. Akli dengenin yerinde olmadığı yoluyla bir suçtan kurtulma gayreti söz konusu” dedi.
Ankara’daki Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne yapılan saldırının üzerinden iki aydan fazla süre geçti. 30 Temmuz’da yapılan saldırıyla ilgili bir kişi tutuklanırken iki kişi ise ev hapsi ile cezalandırıldı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü, saldırının hemen akabinde “Konuyla ilgili tahkikat çok yönlü devam etmektedir” açıklamasını yapmıştı ancak bu zamana dek henüz bir iddianame de hazırlanmadı.
Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şube avukatlarından Ümran Hakverdi, söz konusu soruşturma dosyasının detaylarına ulaştı.
PİRHA’ya konuşan Av. Hakverdi, tutuklu kişinin, ilk ifadesinde kendisine büyü yapıldığı iddiasında bulunduğunu aktardı. Şahsın ifadelerinde, “Cemevi saldırılarını Allah için yaptım” şeklinde aktarımları olduğunu belirten Av. Ümran Hakverdi, şu detayları ifade etti:
“Alevi kurumlarındaki ibadetin Allah katında yerinin olmadığını ve bu saldırıyı Allah için gerçekleştirdiğini, tek başına planladığını, kimseden destek almadığını söylediğini öğrendik. Şahıs, 2 aydır tutuklu ve bu 2 aylık süre içerisinde iki kez tutukluluk gözden geçirmesi yapıldı. Artık ilk savunmalarından farklı olarak bu tutukluluk gözden geçirmelerinde akli dengesinin yerinde olmadığına dair beyanlarda bulunmaya başladı. Psikolojisinin yerinde olmadığını, olayı hatırlamadığını söylemeye başladı. Yine müdafisi aracılığıyla dosyaya sunulan savunmalarda akli ve psikolojik dengesinin araştırılması gerektiği, ceza ehliyetinin bulunmadığı, sinir krizi ilacı kullandığı ve hatta uyuşturucu etkisi altında suçu işlediğine dair savunmalar sunulmuş durumda. Savcılıkta Adli Tıp Kurumu’na (ATK) bir sevk talebi ve cezai ehliyetinin araştırılması gerektiği talebi söz konusu. Savcılıkça buna dair yapılan bir işlem söz konusu değil.”
Av. Ümran Hakverdi, şüphelinin ATK sevkine gerek olmadığını söyleyerek, şahsa ait telefon incelemesinin ardından çıkan bulguların önemini şu sözlerle anlattı:
“Şüphelinin dijital materyal incelemesinde, özellikle telefonunda olay öncesinde Aleviliğe dair birçok araştırma yaptığını, cemevlerinin statüsünün araştırıldığını, Aleviliğin özel günlerini araştırdığına dair kaynaklar var. Yine ayrıca telefonundan silah fotoğrafı, Eskişehir ve Ankara cemevlerine dair konum bilgisi ve isimlerinin araştırıldığına dair ekran görüntüleri, notlar söz konusu. Yani bu kadar ön hazırlığın yapıldığı, eylemin planlandığı ve Aleviliğin ne olduğunun bilincinde olunduğu bir saldırıda biz artık ‘şüphelinin akli dengesi yerinde değildir’ diyemeyiz. Akli dengenin yerinde olmadığı yoluyla bir suçtan kurtulma gayreti söz konusu. Cezasızlık politikası içerisine sokulmak gayreti söz konusu. Biz bu konuda bir beyanda da bulunduk. Savcı henüz bu talebi değerlendirmedi.
“TALEBİMİZ, ŞAHSIN KİMLERLE TEMAS VE İLETİŞİM HALİNDE OLDUĞUNUN TESPİTİ”
Dosyada ayrıca toparlanan deliller de var. Bilgi alma tutanakları söz konusu. Yani tüm ailesinin, son iki ayda kaldığı yerlerdeki tüm kişilerin bilgisi alınmış. Ama herkes ortak bir şekilde şüphelinin akli dengesinin yerinde olmadığını, psikolojik sorunlarının olduğunu beyan etmiş durumda. Dosyadaki eksiklerden biri ise, olay gününe ve bir önceki geceye ilişkin kamera kayıtları toplanmış ancak bizim talebimiz çok daha gerisine gidilerek kişinin kimlerle temas ve iletişim halinde olduğunun tespiti gerektiğini düşünüyoruz.
SALDIRIYA UĞRAYAN 4 KURUMDAN SADECE BİRİ ADINA DOSYA TAKİP EDİLİYOR
Dosyada 4 kuruma saldırı var ama şu an için dosyada Ana Fatma Cemevi adına dosyayı bizler takip ediyoruz. İçişleri Bakanlığının ziyaret ettiği Şah-ı Merdan Cemevi ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’nın dosyada herhangi bir vekaleti söz konusu değil. Gökçebel Köy Derneği ise sadece 200 liralık bir maddi hasarlarının olduğunu, bunun telafisi halinde şikayetçi olmayacaklarını beyan etmiş.”
HDP’YE YÖNELİK SALDIRI PLANI!
Av. Ümran Hakverdi, saldırganın ifadesinde bir siyasi görüşü olmadığını da aktardı. Av. Hakverdi, şüphelinin Ağrı ilini özellikle araştırıp çatışmalara gitmek istediği yönünde ifadelerinin olduğunu belirten Av. Hakverdi, “Şüpheli, HDP’lilerle savaşmak istediğini beyan ediyor. Yani Kürtlere ve özellikle HDP’ye yönelik bir saldırı, savaşma, eylem planı olduğundan bahsediyor. Kimseyle bir diyaloğunun olmadığını, kimseden emir almadığını telaffuz ediyor. Emlak işiyle uğraştığını beyan ediyor ama kendi emlak işi değil, babasının bir emlak dükkanı var ve son 6 aydır bir SGK’lı iş kaydı söz konusu değil” dedi.
“MÜNFERİT BİR OLAY DEĞİL”
Av. Deniz Can Aydın ise cemevi saldırılarının münferit bir olay olarak adlandırılmaması gerektiğine vurgu yaptı. Av. Aydın, “Çünkü hakim siyasi anlayışın uzun yıllardır bu tarz olayların gelişiminde kullandığı dil, bütün ötekiler, ezilenler, diğer inançlar doğrultusunda ciddi bir ayrımcı nefret söylemini yer yer kullandığını görüyoruz. Hal böyleyken bu tarz bir politikanın toplumsal ve siyasal yapıyı etkileyeceği gerçeği zaten kaçınılmaz. Dolayısıyla böyle bir atmosferde gerçekleştirilen saldırıların bunların bir sonucu olduğunu söylemek çok da ileri bir iddia olmayacaktır” şeklinde konuştu.
“KUTUPLAŞTIRICI SÖYLEMLER TOPLUMSAL YAPIYI ETKİLİYOR”
Av. Deniz Can Aydın, siyasal iktidarın ayrımcı bir dil kullandığını da vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu şahsın bir an için bir akıl hastası olduğu varsayımı dahi bir akıl hastasının, Alevileri neden nefret objesi olarak bellediği konusu tartışmaya açılmalıdır. Toplumda geliştirilen kutuplaştırıcı söylemler kaçınılmaz olarak toplumsal yapıyı etkiliyor ve bu tarz saldırıların önüne açıkçası bir kırmızı halı sermiş oluyor. Dolayısıyla bu saldırının münferit bir saldırı olarak adlandırılamayacağı kanaatindeyiz. Nitekim siyasi iktidar yetkililerinin yaptığı açıklamalar basit bir dayanışma mesajıyla açıklanabilir mesajlar değil. Çünkü birden farklı kuruma saldırı oldu ancak bu kurumlar arasında dahi makbul Aleviler ve makbul olmayan Aleviler şeklinde bir ayrıma gidildiğini söylemler nezdinde görebiliyoruz. Hal böyleyken bu konuda yalnızca basit bir geçmiş olsun mesajıyla toplumsal dayanışmanın geliştirilemeyeceği açık. Buradaki samimiyeti sorgulamak maksadıyla öncelikle Sivas davasının zaman aşımına uğrama tehlikesini gözetmek gerekiyor. Buradaki samimiyeti sorgulamak için Sivas davasındaki faillerin bugünkü konumlarının yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Bugün için geçmişten günümüze gelen saldırılardaki cezasızlık politikalarından kimlerin sorumlu olduğunu hatırlamak gerekiyor.
Aleviler ve cemevleri genel olarak siyasal süreçlerde iktidarlar tarafından seçim dönemleri yaklaştığında hatırlanmakta. Bir cemevi ziyareti yapıldığı esnada dahi cemevinin oturma düzeninden tutun fotoğrafların bulunduğu yerlere kadar değiştirilen bir anlayışla karşı karşıya kalıyoruz. Bu dahi soruna yaklaşımdaki samimiyeti gösteriyor. Alevilerin eşit yurttaşlık, cemevlerinin ibadethane olması talebine dair somut hiçbir adım atılmamışken, biz bu tarz yaklaşımların oldukça gerçeklikten uzak olduğu kanaatindeyiz. Dolayısıyla doyurucu bir adım atılmadığı müddetçe bunların gerçekçi bir temelde tartışılamayacağı bizce açık.”
PİRHA-Alevi derneklerine ve cemevlerine eş zamanlı saldırılara tepkiler de büyüyor. Dersim’de Hozat Cemevi de saldırıya karşı sessiz kalınmaması çağrısında bulundu.
Ankara’da dün Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı yapıldı. Saldırgan ya da saldırganların kimliği henüz açıklanmadı.
Alevi kurumu ve cemevlerine dönük yapılan saldırılara bir tepki de Hozat Cemevi’nden geldi. Cemevi adına kurum başkanı Veysel Kızıl kamuoyuna yazılı açıklama yaptı. Kızıl, “Cemevleri Alevilerin dini mekanlarındandır.” diyerek Alevilere ve kutsallarına yönelik saldırılar bir acz, düşmanlık ve tahammülsüzlük halinin dışa vurumundan başka bir şey olmadığını belirtti. Kızıl açıklamasına şu şekilde devam etti: Bilinmelidir ki, ne canlarımıza kıyarak ne de kutsallarımıza saldırarak bizleri bitiremediniz ve asla da bitiremeyeceksiniz. Çünkü bizler, Kerbela’dan bugüne haksızlığın karşısında ne boyun eğdik ne de sustuk! En son Ankara’da, içinde bulunduğumuz matem günlerinde cemevlerimize yapılan saldırı ülke demokrasisi ve yönetimi adına bir rezalettir.
Kızıl açıklamasını birlikte hareket etmek ve bu saldırılara karşı durmak gerektiğini vurgulayarak bitirdi.
PİRHA – Ankara’da Alevi kurum ve cemevlerine yönelik yapılan saldırılara siyaset cephesinden tepkiler geldi. HDP milletvekilleri Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu, Tülay Hatimoğulları, Murat Çepni ve CHP Milletvekili Gamze Taşçıer, cemevlerine saldırıları lanetlediklerini belirttiler.
Ankara’da dün Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırının ardından birçok milletvekili ve siyasi partiden açıklama geldi.
HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, yapılan saldırılara tepki göstererek “Bu alçak saldırıları kınıyoruz. Bu saldırıların faillerinin ve azmettiricilerinin peşini bırakmayacağız!” dedi.
Ankara’da Cemevlerine yapılan saldırıyı sosyal medya hesabından değerlendiren HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da, şunları kaydetti:
“Saldırıyı lanetliyorum. Alevi camiasına geçmiş olsun. 2012 – 2021 yılları arasında 37 yerleşim yerinde yüzlerce Alevinin evi işaretlendi. Etkin soruşturma yapılmadı. Bir çok yerde Cemevleri bizzat emniyet güçleri tarafından hakarete maruz bırakıldı. Cezasız bırakıldı. Cemevleri Devlet nezdinde yok sayılıyor. Yasalara göre ise Alevilik yasaklı bir inanç.
Bütün bunlar Alevilere ve Cemevlerine saldırıları kolaylaştırıyor. Buna bir de İktidarın Alevi kimlikli siyasetçilere yaklaşımını eklediğimizde meczuplar kendine görev çıkartıyor.”
HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ise dün paylaştığı mesajda “Bugün, Muharrem Orucu’nun ilk günü; Ankara’da 4 Alevi kurumuna eş zamanlı saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırılar, ‘Devletin Alevisi’ planlarının parçasıdır. Susmayacağız; faşizme karşı inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık mücadelesini yükselteceğiz.” ifadelerini kullandı.
CHP Mamak İlçe Başkanlığı ise paylaştığı yazılı açıklamada “Ankara Mamak’ta Şah-ı Merdan Cemevi’nde Cem ibadeti yapılırken bir kişi elindeki sandalyeleri dedeye ve meydana doğru fırlatıp kaçmıştır. Bu ve buna benzer provakasyonların tam da Muharrem Ayı’nın başlangıcına getirilmesi tamamen provakatif bir harekettir.” ifadelerine yer verdi.
“ALEVİLERİN YANINDAYIZ”
CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer, Mamak’ta saldırıya uğrayan cemevlerini ziyaret etti. Konuya ilişkin açıklama yapan Taşçıer, “Ankara’daki cemevlerine Muharrem orucunun ilk gününde gerçekleştirilen saldırıları lanetliyorum. Halkımızın birlik ve kardeşliğine yönelen bu alçakça saldırının faillerinin bir an önce ortaya çıkarılmasını bekliyoruz” dedi.
Saldırı sonrası HDP Milletvekilleri ile MYK üyeleri de cemevlerine ziyaretlerde bulundu. HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları da, “Bugün Ankara’da Muharrem orucunun ilk gününde Alevi canların kurumlarına eş zamanlı saldırı gerçekleşti. Bu saldırıyı kınıyoruz. Bu ülkenin asli unsuru olan Alevilerin yanındayız” açıklamasını yaptı.
PİRHA- Ankara bulunan cemevi ve Alevi derneklerine eş zamanlı saldırı düzenlendi. Saldırıda bir kişi yaralandı.
Ankara’da bulunan Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi. Söz konusu saldırılar saat 17:00 civarında yapıldı.
Kızılay’da bulunan Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na gelen bir adam derneğin kapısı çalarak orada görevli olan kadına, ‘Siz Alevi misiniz? Burada ibadet mi yapıyorsunuz?’ diye sordu. Kadın ‘Hayır ibadet yerimiz bir üst kat ama bugün cemimiz yok’ diye cevap verdi. Bunun üzerine saldırgan kadına tekme atarak yere düşürdü ve kadını bıçakladı. Kadının bağırması üzerine saldırgan kaçtı. Yaralanan kadın hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
Aynı saatlerde Tuzluçayır’da bulunan Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi ve Gökçebel Köy Derneği’ne de taşlı saldırı gerçekleştirildi. Cemevleri ve dernek binasının camları kırıldı. Taş atan saldırgan olay yerinden yürüyerek uzaklaştı.
PİRHA- İstanbul Pendik’te Ali Baba Sultan Cemevine saldıran 40’lı yaşlardaki iki saldırgan serbest. Neden cemevine saldırdıkları sorulunca “bilmiyoruz” dediler. Cemevi Başkanı Tahir Aslandaş, saldırganın tek olmadığını, Erol B. ve Erdal Ş. adlı saldırganlardan birinin Sünni, diğerinin Alevi kökenli olduğunu söyledi. Saldırının Diyanet’in Hacıbektaş’ta provokasyon hazırlığı yaptığı bir süreçte yapılması dikkat çekerken, Aslandaş, olayın sarhoşlukla açıklanamayacağını, masum olmadığını, Alevi kökenli olan saldırganın zaten asimile olduğunu sözlerine ekledi.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Hacıbektaş’ta Alevilerin Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri düzenledikleri tarihlerde karşı bir program girişimi ve provokasyonu Alevi kamuoyunun sert tepkisini çektiği gün (14 Ağustos) Pendik’te bulunan Ali Baba Sultan Cemevine gece 40’lı yaşlarda iki şahıs saldırı gerçekleştirdi.
Camları kırarak içeri giren Erol B. ve Erdal Ş. adlı saldırganlar cemevinin içinde herhangi bir zarar vermeden ayrıldı.
Basında çıkan haberlerde ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarında, cemevine saldıranları bir kişi ve Alevi olarak lanse edip, ikinci saldırganı ve kimliğini söylememesi soru işaretlerini de beraberinde getirdi.
Saldırıya ilişkin Ali Baba Sultan Cemevi Başkanı Tahir Aslandaş, PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.
Aslandaş, kamera kayıtlarında görüldüğü üzere Ali Baba Sultan Cemevi bahçesine 14 Ağustos gecesi saat 02.00 sıralarında yaşları 35-40 yaşlarında iki erkeğin geldiğini sonrasında camları kırarak içeri girdiklerini söyledi.
Cemevinden herhangi bir şeyin çalınmadığını, içerde bir zarar verilmediğini belirten Aslandaş, akşam üzeri iki saldırganın bulunup gözaltına alındığını kaydetti.
Saldırganlardan birinin Sünni, diğerinin Alevi kökenli olduğunu söyleyen Aslandaş, “Alevi olan kişi asimile olmuş. Alevilikle alakası yok. Kökeni Alevi. Cemevine de gelmiyor. Bizim mahallede oturuyor. Alevi demeye bin şahit lazım. Kültüründen kopmuş. Alevilikten uzak biri. Sünni olan şahıs ise başka mahallede yaşıyor” diye konuştu.
Alevi kökenli olan saldırganın ailesinin de üzgün olduğunu belirten Aslandaş, oğullarının Alevi kültüründen uzaklaşmasından ailesinin üzgün olduğunu ifade etti.
“HAFİFE ALIP SULANDIRDILAR”
İki saldırganın da sarhoş olup saldırdıklarını iddia ettiğini söyleyen Aslandaş, “Peki sarhoşlarsa neden başka yerlere değil de cemevine saldırmışlar” sorumuzu da şöyle yanıtladı:
“Hafife alıp sulandırdılar. Davanın ucu açık. Tamamen davacı olmadık diye bir şey yok. İnanca saygı istiyoruz. Orada dükkanlar var. Oralara saldırmamışlar cemevine saldırmışlar. Neden saldırdıklarını sorunca da ‘bilmiyoruz’ dediler.”
“KÖTÜ NİYET VAR”
“Gece saat 02.00’de iki yetişkin şahsın cemevinin camlarını kırması sarhoşlukla, masum bir saldırı olarak açıklanabilir mi? Arkasında başka birileri olabilir mi bu saldırının” sorumuza ise Aslandaş, “Kötü niyet var. Masum değil. Hem iç asimilasyon hem dış asimilasyon var. Hem iç hem dış saldırıya karşı tedbirli olmalıyız” dedi.
NE OLMUŞTU?
İstanbul’un Pendik ilçesinde bulunan Ali Baba Sultan Cemevine 14 Ağustos gecesi saldırı düzenlendi. Saldırıda kapı ve pencere camlarının kırıldığı görüldü. 40’lı yaşlardaki Erol B. ve Erdal Ş. adlı saldırganlar hiç bir işlem yapılmadan serbest bırakıldılar.
PİRHA/ İSTANBUL
PİRHA-Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Ali Şeker, organize suç örgütü başı Sedat Peker’in “Derin Mehmet’in adamlarının planları bir cemevine saldırıdır” iddiasına ilişkin konuştu. Şeker, “Geçmişte yaşanan olayların aydınlatılmaması yeni provokasyonlar için uygun ortam hazırlamıştır. Yeni provokasyonların olmaması için eskilerin aydınlatılması gerekiyor” dedi. Şeker, herkesin bu konuda uyanık olmasının faydalı olacağını vurguladı.
Organize suç örgütü başı Sedat Peker sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşımla Alevilik konusuna neden değindiğine açıklık getirerek, “Derin Mehmet’in adamları tarafından geçmişte Gaziosmanpaşa’daki kahve saldırısından çok daha büyük bir eylem yapılıp, ülkede kaos çıkarma planlarını boşa çıkarabilmek içindir. Planları bir cemevine saldırıdır” iddiasında bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Peker’in bu iddiasını PİRHA’ya değerlendirdi.
Kürtlerin, Alevilerin ve azınlıkların zaman zaman ihtiyaç duyanlar tarafından provokasyon amacıyla hedef gösterildiğini belirten Şeker, şöyle devam etti:
“Geçmişte yaşanan olayların aydınlatılmaması yeni provokasyonlar için uygun ortam hazırlamıştır. Yeni provokasyonların olmaması için eskilerin aydınlatılması gerekiyor. Bu tür provokasyon hedefleyenlerin artık toplumda yeteri kadar destek görmediklerini düşünüyorum. Ama kışkırtmalara ve kendi çıkarları için halkı birbirine karşı provoke etmeye devam edeceklerdir. Herkesin bu konuda uyanık olmasında fayda var.”
PİRHA- Organize suç örgütü başı Sedat Peker, Twitter’dan yaptığı paylaşımda Alevilik konusuna neden değindiğine açıklık getirerek, “Derin Mehmet’in adamlarının planları bir cemevine saldırıdır” iddiasında bulundu.
Organize suç örgütü kurmak gerekçesiyle aranan ve yurt dışında bulunan Sedat Peker, bugün akşam saatlerinde sosyal medya hesabı Twitter’dan yaptığı paylaşımda yeni bir iddiada bulundu.
“PLANLARI BİR CEMEVİNE SALDIRI”
Sedat Peker paylaşımında Alevilik konusuna neden sıklıkla değindiğine ilişkin Mehmet Ağar’ı işaret ederek şu iddiada bulundu:
“Devamlı Alevilik konusuna değinmemin sebebi derin mehmetin adamları tarafından geçmişte Gaziosmanpaşa’daki kahve saldırısından çok daha büyük bir eylem yapılıp, ülkede kaos çıkarma planlarını boşa çıkarabilmek içindir. Planları bir cemevine saldırıdır.”
PİRHA- Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu’na bağlı Zwıolle Alevi Kültür Derneği Cemevi’ne kimliği henüz belirlenemeyen kişi veya kişilerce haç işaretleri çizilerek saldırıda bulunuldu.
Hollanda’da bulunan ve inşası devam eden Zwolle Alevi Kültür Derneği Cemevinin duvarlarına haç işareti çizildi.
Konuya ilişkin açıklama yapan Hollanda Alevi Kadınlar Birliği yapılan saldırıyı lanetleyerek, şunları kaydetti:
“Bu gaflet ve insanlığın zavallı acizliği kimden gelirse gelsin tüm bileşenlerimiz toplumumuz adına derinden lanetliyoruz ve kınıyoruz. Bizler evrenimizdeki Alevi toplumumuzla, tüm inançlara ve kültürlere saygılıyız. Bu anlayışımız, değerlerimizle ve kendimize has ve özgün cemevlerimiz ve inancımızla varız, var kalacağız. Bu faşistlik olduğu kadar bir cahilliğin, yobazlığın çırpınmasından gayri nazarımızda başka bir anlam taşımayan muhattaplarına diyeceğimiz zerre bir söz dahi yoktur.”
PİRHA- 7 büyük Alevi örgütü adına Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül ve Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, geçen hafta polisin saldırına uğrayan Gazi Cemevini ziyaret etti. Burada yapılan açıklamada, yaşananlardan Alevi toplumunun derinden etkilendiği belirtilerek, ırkçı, nefret dolu politikalara, saygısızlıklara boyun eğilmeyeceği vurgulandı. Açıklamada ayrıca, yaşananlar nedeni ile Alevi toplumundan özür dilenmesi istendi.
Geçen hafta, Grup Yorum üyesi Bas Gitarist İbrahim Gökçek, cezaevindeki arkadaşlarının serbest bırakılması, Grup Yorum üzerindeki baskıların kaldırılması için 323 gün sürdürdüğü ölüm orucu eylemini sonlandırdıktan iki gün sonra hayatını kaybetti.
Gazi Cemevine getirilen Gökçek’in cenazesi polis zoruyla cemevinden alınarak başka yere götürülmüştü. Polis ayrıca cemevinin morg kapısını kırmış, cemevine biber gazıyla saldırmış, içerideki avukatlar da dahil çok sayıda insanı gözaltına almıştı.
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül ve Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, bugün (13 Mayıs) 7 alevi kurumu adına, polisin biber gazlı saldırısına uğrayan, kapıları ve camları kırılan Gazi Cemevi’ni ziyaret etti.
Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş ve Gazi Cemevi Başkan yardımıcısı Berna Güzel Gündüz tarafından karşılanan Güzelgül ve Fırat bir basın toplantısı yaptılar.
KARATAŞ: ALEVİLER BİR AN ÖNCE ORTAKLAŞMAK ZORUNDA
Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, yandaş medyaya tepki göstererek, Sünni öğrencilerin de içinde olduğu çok sayıda öğrenciye destek verdiklerini anlatarak konuşmasına başladı.
Karataş şunları söyledi.
“Bizim inanç merkezimiz 72 millete aynı nazarda bakan, 82 milyon yurttaşın yüreklerinin ortaklaşmasına dayanan, onların sevgilerine, hoş görülerine sürekli bir dinamik oluşturan bir kurumdur Gazi Cemevi. Cenazemiz alınıp götürülüyor. Bunları şiddetle kınıyorum. Anayasanın 2. maddesi var. Türkiye demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir diyor. Alevi yurttaşların hala meşruiyetinin olmaması, tanınmaması kabul edilemez.
Alevi canlarımız bir an evvel ortaklaşmak zorunda. Bu antidemokratik uygulamaya karşı birlik sesini çıkarmak durumundadır. 82 milyonun yüreklerinin ortak olması noktasında ikrar veririyoruz” diye konuştu.
FIRAT: CEMEVİMİZE SALDIRI BİR TECAVÜZDÜR
Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat ise, Türkiye’deki adaletsizliklere ve hukuksuzluğa dikkat çekerek, “Helin Bölek, Mustafa Koçak ve İbrahim Gökçek olsun adalete olan güvenlerini yitirdikleri için ölüm orucu yaptılar. Geleneklerimizde kim olursa olsun vefat ettikten sonra candır. Kesinlike hizmetler yapılmasın demeyiz. Kayseri’de mezarın başında polisler bekliyor. Bu insanın vicdanının kabul edeceği bir durum değil. Çocuklarımızı nasıl öldüreceklerinden bahsediyorlar. Cemevimize saldırıyı bir tecavüz olarak görürüz, kabul etmemiz mümkün değil” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül de, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri, Alevi Kültür Dernekleri olmak üzere 7 kurum adına adına ortak basın açıklamasını okudu.
“Gazi Cemevine yapılan saldırıyı kınıyoruz” başlıklık açıklamada Güzelgül, “Kendi mabetlerine ayakkabı ile girmeye kıyamazken, başkalarının mabedine edepsizce saldıranların Hakk’ın karşısındaki ikiyüzlülüğü; ne bu cihanda, ne öteki cihanda Hakk defterine makbul yazılmayacaktır” dedi.
“Geçtiğimiz günlerde, Hakk’a yürüyen, Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in, İstanbul Gazi Cemevinden uğurlanması esnasında yaşananlar; Alevi toplumunu derinden yaralamıştır. Alevilere karşı bugüne kadar sürdürülen, iktidarların; kaba, nobran, yok sayan davranışları polis nezdinde devlet kurumları tarafından bir kez daha gösterilmiştir. İbrahim Gökçek’in uğurlama törenine engel olmak isteyen polis tarafından; cenaze erkânı için hazırlık yapıldığı esnada bir siyasi gerilim bahane edilerek, cemevine saldırılmış; kapılar kırılmış, içeride canların üzerine gaz atılmış ve kapısı kırılan cemevi morgu içerisinden cenaze, yine polis tarafından kaçırılmıştır.
“BİR CENAZE TÖRENİNDEKİ TAHAMMÜLSÜZLÜK BİR DEVLET ANLAYIŞI OLAMAZ”
Bir cenaze törenindeki tahammülsüzlük, izahı olabilecek bir devlet anlayışı olamaz. Bu Hakk’a göçmüş bir cana, ailesine ve en nihayetinde Alevi toplumuna saygısızlıktır, ayıptır, günahtır, zulümdür. Cemevi, milyonlarca Alevi’nin ibadethanesidir. Alevilerin tüm mekânları gibi, cemevleri de tüm mihmanlara; mihman olup gelenlere açıktır. 72 millete bir nazardan bakan bizler; kem gözlere, kem gönüllere perde; iyiliğe, barışa, sevgiye sofra olmasını biliriz. Cemevlerimiz adalet arayan, hak ve hukuk diyen, gönlünü açan, sevgiyi, barışı, insanlığı paylaşan herkesin sığınacağı kutsal bir mekândır. Tıpkı, başka inançların mabedi olan Sinagog, Kilise, Cami gibi…
Ve bizim için, asla vazgeçilmezdir.
“CEMEVİNE SALDIRI, DEVLETİN POLİTİK TUTUMU VE GÖZADAĞI VERMESİDİR”
Aleviler, kendi mabetlerine olduğu gibi tüm mabetlere de saygılıdır. Bir ibadethaneye, (hangi inancın ibadethanesi olursa olsun) saldırılmayacağını bilir, yapılan bir saldırıyı da asla kabul etmez. Diğer yandan; Bizim nazarımızda, Cemevine yapılan saldırı, polis tarafından basılması, Alevilerin inancının hiçe sayılması, Alevilere yönelik, devletin politik bir tutumu ve gözdağı vermesidir.
“SAYGISIZLIĞI KABUL ETMİYORUZ, İNANCIMIZA YÖNELİK IRKÇI POLİTİKALARA BOYUN EĞMEYİZ”
Bunu yapmaya çalışanlar bilmeli ki; dün bu politikalar bizi yıldırmadı, bugün de yolumuzdan vazgeçecek değiliz. Alevilerin dişi, tırnağı emeği, inancı ile yapılmış cemevlerimize saygısızlığı kabul etmiyoruz. Alevi toplumu olarak; ifade özgürlüğümüze, yaşama biçimimize, inancımıza, kültürümüze, kimliğimize yapılan ırkçı, mezhepçi saldırılara, nefret, kin ve sevgisizlik etrafında örgütlenmiş bir politikaya asla boyun eğmeyeceğiz.”
“ALEVİ TOPLUMUNDAN ÖZÜR DİLENMELİDİR”
“Bulunduğumuz her alanda barışı, demokrasiyi ve eşitliği, farklı inanç ve kimliklere saygıyı savunan bir toplumuz” denilen açıklamada Alevi toplumundan özür dilenmesi istenerek, şunlar vurgulandı:
– Alevilerin ibadeti cem, ibadethanesi cemevidir. Bunun hala tartışılıyor olması toplumsal barışa ve huzura zarar vermektedir.
– Cemevlerimizde; inancımızın gereğince, Hakk’a yürüyen her cana son görevimizi yaparız.
-Cemalimize gelen her kim ise mihmanımızdır. Mihman da ALİ’dir.
– Cemevimize her ne nedenle olursa olsun; gelen herkes, buranın ibadethane olduğu gerçeğini kabullenmek zorundadır. Aynı özeni herkesten isteriz, bekleriz.
– Aleviler, yüzlerce yıldır gönül imbiğinden süzerek günümüze getirdiği değerlerden vazgeçmeyecektir. Ve kimse bizlerin bu değerleri terk etmesini beklemesin. Bu değerlerimiz üzerinden Alevileri soysuzlaştırmayı, bölmeyi asla başaramayacaksınız.
– Aleviler dün olduğu gibi, bugün de eşit, özgür bir yaşamı kurmaya; inancını kimliğini yaşatmaya; mazlumun yanında, zalim karşısında olmaya; bir olmaya, iri olmaya diri olmaya devam edecektir.
– Hakkımızı istiyoruz, inancımıza saygıyı istiyoruz ve bu ülkede toplumun tüm kesimleri ile barış içerisinde yaşamak istiyoruz. Bu demokratik ve insani çağrımızı görmezlikten gelmekten vazgeçilmelidir.
– Bunların yanı sıra, yaşananlar nedeni ile Alevi toplumundan özür dilenmelidir.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sultanbeyli Cemevine yapılan saldırı, Didim Alevi Bektaşi Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği’nce düzenlenen basın açıklamasıyla kınandı.
Didim Cemevinde yapılan basın açıklamasıyla, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sultanbeyli Cemevine yapılan saldırı kınandı. Açıklamaya, Didim Alevi Bektaşi Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği Başkanı Hüseyin İlhan, CHP Didim İlçe Başkanı Nurettin Koçak, Didim Belediye Başkan Yardımcıları Yusuf Deveci ve Zeynel Şener, siyasi parti ilçe temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile dernek üyeleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
‘Cemevleri yasal güvenceye kavuşturulsun’ ‘Zorunlu din dersleri kaldırılsın’ pankartının açıldığı açıklamada konuşan dernek başkanı Hüseyin İlhan, cemevlerine yönelik fiili saldırıda bulunanları, evleri işaretleyenleri, inançlarını ve ibadethanelerini yasal zemine yok sayanları kınamak için toplandıklarını ifade ederek, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sultanbeyli Cemevine yapılan bu alçakça olaylar önümüzdeki süreçlerde daha da büyük saldırıların provası haline dönüşecektir endişesini taşımaktayız. Bu katil ruhlu zihniyeti tanıyoruz. Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Suruç’ta toprağa verdiğimiz yüzlerce çocuğumuzun katledilişini unutmadık” dedi.
“HALKIN İRADESİ GASP EDİLDİ”
İlhan, “AKP Hükümeti kendisi gibi düşünmeyenleri bertaraf etmesi, inanç ve ibadet yerlerini yok sayması ne yazık ki mezhepçi, ırkçı ve ötekileştiren zihniyeti bu alçakça saldırıları cesaretlendiriyor teşvik ediyor. Çok dilli çok inançlı kültürlere karşı uygulanan ayrımcı, inkârcı, ve mezhepçi zihniyet, işçi ve emekçilere yönelik ekonomik ve siyasal baskıları ve halkın iradesiyle seçilenlerin haklarının ellerinden alınması, özgür iradeyi yok sayması düşünce ifadesine kelepçe vurulması inançlarının Diyanet tarafından tarif edilmeye çalışılması bir kalıba konulmak istenmesi hükumetin sicilinin nasıl olduğunu bizlere gösteriyor”dedi.
Bu tür alçak saldırıların kendilerini korkutup sindiremeyeceğini ifade eden İlhan, “Bu ülkenin yurttaşlarıyız. Hayati birlikte kucaklayıp, birbirimizi olduğumuz gibi kardeşçe kabullenip, barış içinde yaşamak istiyoruz”diye konuştu. Basın açıklaması sonrası atılan sloganlarla basın açıklaması son buldu.