Etiket: cemevleri yasası

  • Kenanoğlu’ndan cemevi yasasına tepki: Devlet tüm inançlardan elini çekmeli -VİDEO

    Kenanoğlu’ndan cemevi yasasına tepki: Devlet tüm inançlardan elini çekmeli -VİDEO

    PİRHA- Meclis’te düzenlediği basın toplantısında cemevleri yasasının etkilerini değerlendiren HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Bu kurulan Alevi Bektaşi Başkanlığı bir Alevi Diyaneti’dir. Bu kurum Aleviliği zapturap altına alan, Aleviliğe inançsal alanda müdahale eden bir kurumdur. Ne Diyanet İşleri Başkanlığı’na ne de Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ihtiyaç vardır. Devlet tüm inançlardan elini çekmeli” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında cemevleri yasasının etkilerini değerlendirdi.

    Devletin dinleri kontrol altına alan, onları yöneten yeni birimler, başkanlıklar kurmaması gerektiğini vurgulayan Kenanoğlu, bunun yerine mevcut var olan kurumları ortadan kaldırarak, din ve devlet işlerini tümüyle ayırması ve inançlardan elini çekmesi gerektiğini söyledi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ BAŞKANLIĞI BİR ALEVİ DİYANETİ’DİR”

    Alevi kurumların tüm itirazlarına rağmen Alevi Bektaşi toplumunu yakından ilgilendiren yasa tasarısının Meclis’ten geçtiğini anımsatarak sözlerine başlayan Kenanoğlu, şunları dile getirdi:

    “Alevi kurumlarının bu yasaya itiraz etmelerinin temel nedeni Aleviliğin tanımlanıyor olmasıydı. Alevi inancının bir kültürel faaliyet olarak değerlendirilmesini de eleştirdiler ve Alevi kurumları bu yasanın Alevi kurumlarına kayyum atamayı da beraberinde getireceğini söylediler. İktidar bu eleştiriler karşısında, ‘Biz bir destek birimi oluşturduk. Cemevlerine müdahale etmeyeceğiz. Eğer istiyorlarsa kurmuş olduğumuz başkanlıktan destek alacaklar, istemiyorlarsa almayacaklar’ şeklinde bir savunma yapmıştı. Ancak biz biliyoruz ki Diyanet İşleri Başkanlığı da böyle kuruldu. Bir bakanlığa bağlı olarak küçük bir birim olarak kuruldu. Gelinen noktada Diyanet İşleri Başkanlığı hayatın bütün alanlarına müdahale eden bir kurum haline dönüştü ve Türkiye’nin en büyük holdingi haline geldi. Korkunç bir bütçe ve sermayeye sahip kamu holdingi haline dönüştü. Holdingleşmesinin yanı sıra insanların yaşamına da müdahalesi ile tartışılan bir kurum. Diyanet İşleri Başkanlığını biz esasen şuradan tartışıyoruz; Ülkenin demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti olduğu söyleniyor. Anayasal olarak inanç özgürlüğü var deniliyor. Bu kurulan Alevi Bektaşi Başkanlığı bir Alevi Diyaneti’dir. Bu kurum Aleviliği zapturap altına alan, Aleviliğe inançsal alanda müdahale eden bir kurumdur.”

    “GEYİKLİ BABA’DA YAŞANANLAR ALEVİ İNANCINA DOĞRUDAN MÜDAHALEDİR”

    Geçtiğimiz günlerde Geyikli Baba Türbesi’nde bağlama ile deyiş söyleyen Alevi gençlerin muhtar tarafından tehdit edilmesi olayına değinen Kenanoğlu, “Tam da bu yasanın tartışıldığı bir süreçte bu yaşanan önemli bir şeydir. Bu yasada makbul Alevilik tanımı yapıldı. Aleviliğin nasıl yaşanması gerektiğinin belirlendiğini ve bu tanımlamanın dışında kalanların da sapkın, meczup ilan edildiğini söyledik. Deyiş, saz, bağlama Alevilerin olmazsa olmazıdır. Cemlerimizde biz bağlamalarımızla deyiş söyleriz. Geyikli Baba Türbesi’nde Alevi gençler bağlama çalıp deyiş söylediği için tehdit ediliyorlar. Caminin olduğu bir yerde bunu yapamazsınız, diyorlar. Ki bu olay caminin içerisinde değil, türbenin bahçesinde yapılıyor. Bu doğrudan Alevi inancına müdahaledir. Alevilerin kendi pirlerini ziyaret ettiklerinde, neler yapıp neler yapmayacaklarına yönelik bir müdahaledir. Dolayısıyla konuyu inanca müdahale kapsamında ele almak gerekir. Yaşanan basit bir olay değildir. Bu uygulama bu yasa çıktıktan sonra yapılıyor. Devletin kendi kurumları orada yaşananları da doğru buluyor. Muhtar tehdit ediyor, kaymakam muhtarın tehdidinin doğru olduğunu söylüyor” diye konuştu.

    “YEREL MAHKEMELER ZORUNLU DİN DERSLERİ KONUSUNDA NEDEN ANAYASAYI TANIMIYOR?”

    Geyikli Baba Türbesi’nde yaşanan tehditle ilgili herhangi bir soruşturma açılmadığını da kaydeden Kenanoğlu, “Biz bu konu ile ilgili soru önergesi de verdik. Alevi inancının yok sayılmasını kaymakamın, müftünün, muhtarın Alevilerin inanç özgürlüğünü elinden alan bu uygulamasının, bu tavrının neden soruşturulmadığını sorduk ve takipçisi de olacağız. Bizim açımızdan bu basit bir olay değil. Tam da Alevilerin inancına, ibadetine müdahale eden bir yasa çıktıktan sonra bu yaşanıyor. İstanbul’da bir mahkeme, zorunlu din dersleri ile ilgili yapılan başvuruyu Anayasa Mahkemesi kararı olmasına rağmen reddetti. Zorunlu din dersleri konusunda Alevilerin lehine verilmiş uluslararası mahkeme kararları dahi var ancak yerel mahkeme ne ulusal ne uluslararası yüksek yargı makamlarının verdiği kararları tanıyor. Biz de Adalet Bakanlığı’na sorduk, Türkiye’deki yerel mahkemeler kendinden menkul mahkemeler mi? Her hakim Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarına, uluslararası sözleşmelere ve anayasaya bağlı olmadan kararlar verebiliyor mu? Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir kararın tam tersini bu mahkemeler nasıl verebiliyor?” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET DİN ÜZERİNDEN TOPLUMLARI KONTROL ALTINDA TUTMAYA ÇALIŞMAKTAN VAZGEÇMELİ”

    Milletvekili Ali Kenanoğlu, din ve devlet işlerinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin laik ve demokratik bir devlet olması gerektiğini her zaman söylüyoruz. Anayasanın da buna göre düzenlenmesi gerekiyor. Devlet dinleri kontrol altına alan, onları yöneten yeni birimler, başkanlıklar kurmamalı. Bunun yerine mevcut var olan kurumları ortadan kaldırarak, din ve devlet işlerini tümüyle ayırmalı ve inançlardan elini çekmeli. Ne Diyanet İşleri Başkanlığı’na ne de Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ihtiyaç vardır. Devlet din üzerinden toplumları kontrol altında tutmaya çalışıyor. Toplumun özgürleşebilmesi için din ve vicdan özgürlüğünün sağlanması gerekir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Cemevleri düzenlemesine HDP’den şerh: Bu ‘darbe ve kayyım atama’ kanunudur

    Cemevleri düzenlemesine HDP’den şerh: Bu ‘darbe ve kayyım atama’ kanunudur

    PİRHA- HDP, AKP hükümetinin Alevi toplumuna ilişkin Meclis’e getirdiği düzenlemelerin yer aldığı kanun teklifine şerh koydu. Söz konusu şerhte, Alevi toplumunun taleplerini suistimal eden bir darbe yasası olduğu belirtilerek, bu yasayla cemevlerine kayyım atanabileceğine, inancın özgünlüğünün yok edileceğine dikkat çekildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen ve cemevlerine ilişkin düzenlemeleri de içeren Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Teklifi’ne ilişkin muhalefet şerhini tamamladı.

    Şerhte, Alevi inancına yönelik saldırılara değinilerek, “Alevi İnancı ve Alevi inancına mensup topluluklar yaşadığımız coğrafyada yüzlerce yıldır kendi hakikatiyle inanç ve ibadetlerini sürdürerek günümüze kadar varlığını koruyup gelmişlerdir. Alevilerin, bulunduğumuz coğrafyada kurulan devletlerle aralıklarla iyi günleri olduysa da genel olarak Alevi toplumu ile devletler arasında daha çok sorun yaşanmıştır. Bu sorun bir bütün olarak da Alevi hakikatinin kabul edilmeyişi, inanç ve ibadet değerlerinin yasaklanması, asimilasyon ve katliamlar şeklinde günümüze kadar devam etmiştir” denildi.

    “YAPILAN DÜZENLEME ALEVİLERE YÖNELİK DEVLET POLİTİKASI”

    AKP-MHP’nin Osmanlı Devleti’yle başlayan devlet politikalarını sürdürdüğü belirtilen şerhte, “Osmanlı padişahlarının da ‘katli vacip’ gördüğü Alevileri, Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Celal Bayar, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Bülent Ecevit, Tansu Çiller ve diğerleri de görmedi, tanımadı, tanıtmadı. Kronolojiden de anlaşıldığı gibi bir devlet politikası devam ettiriliyor. Dolayısıyla partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve siyasi ortağı Devlet Bahçeli de bu politikayı sürdürüyor” ifadelerine yer verildi.

    “DİYANET, DİNİ DEVLETİN BAKIŞ AÇISINA GÖRE TASARIMLAMAK İÇİN KURULDU”

    Diyanetin hükümetin aparatı haline geldiği vurgulanan muhalefet şerhinin tamamında şu ifadelere yer verildi:

    “Osmanlı zamanında eşit yurttaş görülmeyen Aleviler, Lozan’dan sonra, beklenen eşit yurttaşlık haklarına kavuşmamıştır. Tek millet, dek dil, tek din esasları üzerine bina edilen Türkiye Cumhuriyeti, bu tekçi paradigmaya uymayan Alevi ve Bektaşileri egemen inanç içerisine hapsetmiş, gayrı resmi olarak yasaklamıştır. Devrim Kanunları olarak addedilen kanunlar Alevilerin haklarını görmezden gelmiş, 1925 çıkarılan Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile ülkedeki tüm tarikatlar kapatılmış, Alevilik de resmen yasa dışı ilan edilmiştir. 3 Mart 1924 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı kurulup, tek inanç esaslı bir kurumsallaşmaya gidilmiştir. Diyanet; İslâm dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli kurum olarak kurulmuş olsa da esasında Diyanet toplumu din üzerinden kontrol etmek, dini devletin bakış açısına göre tasarımlamak ve kontrol altına almak için kurulmuştur.

     “DİYANET HÜKÜMETİN BİR APARATI HALİNE GELDİ”

    Diyanet, kuruluşundan bugüne hükümetlerin bir aparatı olarak görev yapmaktadır. Tüm yurttaşların ortak vergileriyle faaliyet yürüten DİB, sekiz bakanlıktan fazla bir bütçeye sahip ve toplumun belirli bir kesimine uygun olarak çalışmaktadır. Diyanette çalışan din memurları camilerde iktidar politikalarını savunmak zorunda bırakılmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı iktidarları ‘Tek Devlet, Tek Millet, Tek Dil’ politikasına uygun ‘Tek Din’ siyasetini uygulayıcısı olmaktadır. Diyanet te tek dilli, tek cinsiyetli çalışma ve yaklaşımıyla yurttaşlara eşit hizmet vermemektedir. Bu yönüyle de ayrımcı bir kurum gerçekliği taşımaktadır.

    “DİYANET HER ZAMAN ALEVİLERİ YOK SAYDI”

    Alevi inancı ve inançsal değerleri devletin din kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yok sayılmaktadır. Alevilik, Diyanet tarafından kabul edilmemiştir. Diyanet Alevilere İslam’ı bilmeyen ve sapkın inançları olan insanlar olarak görmüş ve onlara İslam’ı öğretmeyi kendine misyon olarak belirlemiştir. Bu misyonla Alevi köylerine cami yapmış, cemaati olmayan imamlar atamıştır. Diyanet böylece, vergisinden yararlandığı Alevilere hizmet götürmek yerine, onları asimile etmek için faaliyet yürütmektedir. Aleviler 1921 Koçgiri, 1938 Dersim, 1978 Malatya ve Maraş, 1980 Çorum, 1993 Madımak Yangını, 1995 Gazi Katliamı gibi kitlesel katliam ve sürgünler yaşamasına, kanunen inkâr edilmesine, kamusal alanlardan men edilmesine rağmen örgütlenmiş, katliamcı, inkârcı yönetimlere teslim olmamıştır. Bugün büyük örgütlenmeleri olan Aleviler artık eşit yurttaşlık haklarını istemektedir.

    “ALEVİLERE KAYYIM ATANMAK İSTENİYOR”

    Günümüz iktidarının Alevi siyaseti; İçişleri Bakan danışmanı tarafından oluşturulan bir heyetin cemevlerini dolaşması ve ‘bir ihtiyacınız–eksiğiniz var mı?’ sorusuna cevap aramak üzerine oluşturulmuştur. Alevilik bir inanç olarak hala kabul edilmemektedir. Cemevleri ibadethane değil, kültür merkezi olarak görülmektedir. Bugüne kadar yaşanan katliam ve ötekileştirme siyasetine rağmen yani onca yaşanmış acı ve gözyaşına rağmen Alevilik üzerinde oyunlar oynanmak istenmektedir. Aleviliği anayasal güvence altına almayanlar, başkanlık ya da müdürlük makamları altında Alevilere kayyım atamak istemektedir.

    “BİR İKİ İNANÇ ÖNDERİNE MAAŞ BAĞLAMAYI AÇILIM SAYAN ZİHNİYET VAR”

    Cemevlerinin elektrik ve su masraflarını karşılamayı, bir iki inanç önderine maaş bağlamayı açılım sayan AKP, Aleviliği kültür-sanat kurumu olarak yeni bir tanımlamaya dâhil etme uğraşındadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı üzerinden Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi ismiyle Sarayına bağlamak isteyen iktidar, böylece despotizmin bir aparatına dönüştürdüğü kayyım marifetiyle Alevi inancını tekçi paradigmasına içerik kılmak istemektedir.

    “BU ‘DARBE VE KAYYIM ATAMA’ KANUNUDUR”

    Bu torba yasa Alevileri temsil eden ve neredeyse tüm cemevlerinin bağlı olduğu üst kurumlarca bir ‘darbe ve kayyım atama’ kanunu olarak yorumlanmıştır.  Alevilerin elde ettiği kazanımlar ve ortaya koyduğu talepler ve yaşadığı mağduriyetlerin temelinde Aleviliğin bir alt tarikat, cemevlerinin de bu tarikatın zikir hanesi olarak görülmesi vardır. Bir bütün olarak Aleviler buna itiraz etmektedir.

    “CEM KÜLTÜREL BİR FAALİYET OLARAK GÖRÜLÜYOR”

    Alevi kurumları ve bu kurumlara bağlı tüm cemevleri bu yasa görüşmelerinden önce ‘Cem ibadetimiz Cemevleri ibadethanemizdir’ kampanyası başlatmış ve cemevlerine bu yönde pankartlar asmışlardır. Alevi kurumlarının ve HDP olarak bizim de itirazımız bu yasanın cemevine gitmeyi bir turizm faaliyeti olarak görüp, Cem ibadetini de bir folklorik kültürel faaliyet olarak görmesidir. Bu yasayla düzenlenen hususlar maalesef ki Alevi kurumlarınca değil, AKP Genel Başkanının ve Komisyon görüşmelerinde de teyit edilen Başkanlıkça yürütülecektir. Bu çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacak olan ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ tarafından yürütülecektir.

    “BU YASAYLA CEMEVLERİNE EL KOYACAKLAR” 

    Cumhurbaşkanının Şahkulu Sultan Vakfındaki açılış töreni esnasında söylediği ve önceden yazılmış metinden okuduğu üzere bu başkanlık Muhtarlıklara, Belediyelere, Derneklere, Vakıflara ve Federasyonlara ait tüm cemevlerinin yönetimini üstlenecektir. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanına yazılı olarak verilen bu metin yanlış değilse bu bir cemevlerine el koyma, kayyım atma yasasıdır. Osmanlı tarihinden verdiğimiz Kanuni ve II. Mahmud dönemi uygulamalarının tekrarıdır. ‘Ecdat’ diye övünülen ve Aleviler üzerinde asimilasyon uygulamaları yapanları taklitten başka bir şey değildir. Alevilik inançsal yapısı ‘ele ele el hakka’ düsturu içerisinde gelişmiş ve yaşamıştır. Aleviliği oluşturulacak bir devlet kurumuna bağlamak Alevi inancına müdahaledir.

    Oluşturulacak başkanlığın üyelerini Alevi toplumu seçmeyecek Cumhurbaşkanı tarafından atanacaktır. Alevilerle ilgili bir Başkanlığı kimin yöneteceğine Aleviler karar veremeyecektir tıpkı Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bu kurumla Alevilikte zapturapt altına alınmış olacaktır.

    “DEDELERİ MAAŞA BAĞLAMAK İNANCIN ÖZGÜNLÜĞÜNÜ YOK EDER”

    Bu yasa kapsamında maddelerde yer almasa da Cumhurbaşkanınca açıklanan bilgilerde kurulacak başkanlığa ‘Dede’lerin bağlanacağı ve onların Devlet memuru yapılacağı belirtilmiştir. Alevilik kendi inanç misyonu içerisinde Pir–Mürşit–Talip ekseninde rızalıkla yürütülen bir hizmettir. Canlardan rızalık almayan bir Dede posta oturup Cem yürütemez. Dedeleri devlet memuru yapmak onu Alevi inanç bütünselliğinden uzaklaştırıp özgünlüğünü yok etmek olacaktır. Bugün nasıl ki camilere ve Diyanetin din memurlarına müdahale eden bir iktidar anlayışı varsa aynı anlayış yarın da bu Başkanlık nezdinde Dedelere müdahale edebilecektir. Ayrıca konunun tümüyle ‘Dede’ sıfatı ve erkek üzerinden tartışılsa da Alevilikte kadınlar da posta oturup ‘Ana’ sıfatıyla inanç ve ibadet erkanlarını yürütebilmektedir. Yasanın tamamında Alevi özgün inancı içerisinde ‘Kadın’ hakikatinin yok sayılması da altı çizilmesi gereken ve reddettiğimiz hususlardandır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Bülbül: 500 yıldır Osmanlı zihniyeti Pir Sultan Abdal’ı takip ediyor, ceza veriyor -VİDEO

    Bülbül: 500 yıldır Osmanlı zihniyeti Pir Sultan Abdal’ı takip ediyor, ceza veriyor -VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Meclis Genel Kurulunda söz alarak gündeme ilişkin konuştu. Konuşmasında gazetecilere ve TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya yapılan operasyonları kınayan Bülbül, “Cemevleri yasası uyduruk bir yasa. Bu yasayı aslında AİHM kararını uygulamak için yapmışlar ama Alevilere bir lütuf olarak gösteriyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil” dedi.

    Video eklenecek

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak gündeme ilişkin konuştu.

    Bülbül konuşmasında, gazetecilere ve TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya yapılan operasyonları kınayarak, cemevlerine ilişkin hazırlanan ve komisyonda görüşülen yasa tasarısının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.

    “ÖĞRENCİLERİN BORÇLARI SİLİNSİN, ENGELLİLERE İLİŞKİN YASALAR DÜZELTİLSİN”

    Konuşmasına üniversite öğrencilerinin aldığı KYK kredilerine ilişkin sözleriyle başlayan Bülbül, “Sosyal devlet olmanın bir gereği olarak muhtaç olan öğrenciyi okutmak gibi bir sorumluluk, bir görev var. Bu da temel insan hak ve özgürlüklerinden birisidir. Öğrencilerin KYK kredi borçları tamamen ortadan kaldırılmalı. Torba yasa içerisinde engellilere ilişkin de madde var. Bir engelli babası olarak konuşuyorum. Engellilere dair yasalar anlaşılmaz, uygulanamaz, karşılığı olmayan niteliktedir. Engelliler rencide oluyor, aşağılanıyor, engellilere onur kırıcı bir ortam oluşturuluyor. Engellilere bir ücret ödenirken ailesinin geliri bir engel teşkil etmemeli” diye belirtti.

    “GAZETECİLERE VE ŞEBNEM HOCAYA YAPILANLAR SUÇTUR”

    Mezopotamya Haber Ajansı’na ve JİNNEWS’e yönelik operasyonlara da değinen Bülbül, bu saldırının asıl olarak basın özgürlüğüne, haber alma hakkına, toplumu bilgilendirme hakkına yapıldığını kaydetti.

    Bu saldırıyı yapanların suç işlediğini de vurgulayan Bülbül, konuşmasının devamında şunları aktardı:

    “Bu yapılan suçtur. Gazeteciler yere yatırılmış, ters kelepçe takılmış, bu yetmemiş araba içerisinde darp edilmişlerdir. Bugün de Şebnem hocaya yapılan kadına, tıp bilimine, insan hak ve özgürlüklerine, örgütlenme hakkına karşı işlenmiş bir suçtur ve bunun suç olduğu da ortaya çıkacaktır.”

    “500 YILDIR PİR SULTAN ABDAL TAKİP EDİLİYOR”

    “500 yıldır Pir Sultan Abdal takip ediliyor” diyerek sözlerine davam eden Bülbül, “Bugün Pir Sultan Abdal kültür Derneği’nin kurucu genel başkanı Murtaza Demir, Tokat Keçeci Baba Dergahı camiye çevrildi diye yazdığı yazı nedeniyle ceza aldı. 500 yıldır Osmanlı zihniyeti Pir Sultan’ı, fukara Türkmen halkını takip ediyor. Bu takip yetmiyor, suçlaması yetmiyor, ceza veriyor. Sebep Keçeci Baba Dergahı camiye çevrilmiş diye, Diyanet İşleri Başkanlığı işgal etmiş diye. Bununla ilgili yazı yazdığı için Murtaza Demir’e ceza veriliyor. Murtaza Demir Banazlı. Pir Sultan’ın köylüsü ve 500 yıldır Pir Sultan Abdal takip ediliyor demeyi mesnetsiz olarak söylemiyorum. Daha dün komisyonda cemevleri yasasını görüştük. Cemevleri yasası uyduruk bir yasa. Bu yasayı aslında AİHM kararını uygulamak için yapmışlar ama Alevilere bir lütuf olarak gösteriyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil” dedi.

    PİRHA/ANKARA