Etiket: cemil aksu

  • Cemil Aksu: Bu bir kıyamet senaryosu değil, kapitalizmin eseri! – VİDEO

    Cemil Aksu: Bu bir kıyamet senaryosu değil, kapitalizmin eseri! – VİDEO

    PİRHA – “Tabiata Tahakküm ve Direniş” adlı kitabın yazarı Cemil Aksu, kapitalist sistemin çevre üzerindeki yıkıcı etkilerini değerlendirdi. Küresel çevre politikalarına ilişkin “Bu gidişat, dünyanın Afrikalaşması demek” diyen Aksu, insanlığı bekleyen tehlikenin yalnızca ekolojik değil, varoluşsal bir kriz olduğuna dikkat çekti.

    Yazın dünyasında uzun yıllardır editöryal çalışmaları ve makaleleriyle tanınan Cemil Aksu’nun ilk kitabı Türkiye’de Kapitalizmin Ekolojik Tarihi / Tabiata Tahakküm ve Direniş, Ceylan Yayınları’ndan çıktı. Kitap, çevre sorunlarının kaynağına inerek kapitalist üretim ilişkilerini mercek altına alırken, dünya ve Türkiye çevre hareketlerinin tarihsel mücadelesini de ele alıyor.

    Aksu ile yeni kitabı, ekolojik yıkımın nedenleri ve kapitalist sistemin doğa üzerindeki tahakkümü üzerine konuştuk.

    “YURDUN HER TARAFI CEHENNEM KUYUSUNA ÇEVRİLİYOR”

    Aksu, kitabının yalnızca Türkiye çevre hareketinin tarihini anlatmadığını vurgulayarak, bugün yaşanan ekolojik krizin küresel kapitalist sistemle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Dünyanın hem iklim krizi hem de yeni bir sömürgecilik dalgasıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Aksu, özellikle madencilik ve enerji yatırımlarının Türkiye’de ekolojik yıkımı derinleştirdiğine dikkat çekti.

    Türkiye’de tarım alanlarının, ormanların, meraların ve nehirlerin büyük ölçüde maden şirketlerine ruhsatlandırıldığını ifade eden Aksu, bazı kentlerin yüzölçümünün yüzde 90’ının maden sahası ilan edildiğini hatırlattı. “İliç’te yaşanan felaket, ülkenin geneline yayılmış durumda. Yurdun her tarafı bir cehennem kuyusuna çevrilmek isteniyor” dedi.

    Bu projelerin yalnızca birkaç şirketle sınırlı olmadığını vurgulayan Aksu, yaşanan ekolojik yıkımın küresel kapitalizmin ve Türkiye’deki sermaye birikim modelinin bir sonucu olduğunu belirtti.

    EKOLOJİK YIKIMIN ASIL SORUMLUSU KİM?

    Çevre sorunlarının bireysel tüketim alışkanlıklarına indirgenmesini eleştiren Aksu, asıl sorumluların küresel şirketler ve onların politikalarını uygulayan devletler olduğunu söyledi. “Ekolojik yıkım, kapitalizmin doğuşuyla birlikte gelişti. Doğanın ve emeğin sınırsız sömürüsü bu krizi yarattı” diyen Aksu, emperyalist ülkelerin Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar pek çok coğrafyada ekolojik ve insani yıkımın baş aktörü olduğunu ifade etti.

    AKP DÖNEMİ: ŞİRKETLER İÇİN ‘ALTIN YILLAR’

    Aksu’ya göre Türkiye’de ekolojik yıkımın ivme kazanması 12 Eylül sonrası neoliberal politikalarla başladı, AKP döneminde ise zirveye ulaştı. İnşaat, enerji ve madencilik sektörlerinin kalkınma adı altında büyütüldüğünü belirten Aksu, özellikle Kürt illerinde ekolojik tahribatın ciddi boyutlara ulaştığını söyledi.

    Buna karşın çevre direnişlerinin de AKP döneminde yaygınlaştığını ifade eden Aksu, ekoloji mücadelesinin ülke genelinde daha görünür ve çeşitli hale geldiğini vurguladı.

    “BU GİDİŞAT, DÜNYANIN AFRİKALAŞMASI”

    Dünyayı bekleyen tehlikeyi “insan eliyle yaratılmış bir kıyamet” olarak tanımlayan Aksu, nükleer savaş tartışmalarından uzay madenciliğine kadar birçok gelişmenin kapitalist sistemin çıkmazını gösterdiğini söyledi. “Bu gidişat, dünyanın Afrikalaşmasıdır” diyen Aksu, insani felaketlerin, kuraklığın ve savaşların küresel ölçekte derinleştiğini ifade etti.

    Aksu, insan türünün dahi yok olabileceği bir savaş ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, Suriye’deki saldırılar ve Türkiye’deki hak ihlallerinin bu karanlık tablonun parçaları olduğunu dile getirdi.

    TÜRKİYE’DE EKOLOJİK YIKIMIN BOYUTLARI

    Polen Ekoloji Kolektifi ve MTA verilerine işaret eden Aksu, Tekirdağ büyüklüğünde bir alanın maden ruhsat sahası ilan edildiğini, sulak alanların yüzde 70’inin yok edildiğini söyledi. Menderes, Gediz, Fırat ve Ceyhan gibi nehir havzalarının ise sanayi ve kentsel kirlilik nedeniyle “ölü nehir” haline geldiğini vurguladı.

    Aksu, ekolojik yıkımın yalnızca orman kaybıyla sınırlı olmadığını, gıdaya erişim, su kıtlığı ve halk sağlığı sorunlarıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini belirtti.

    RANT ODAKLI KENTSEL DÖNÜŞÜM VE TARIM

    Kentsel dönüşüm politikalarının barınma hakkını değil rantı esas aldığını söyleyen Aksu, inşaat sektörünün tetiklediği madencilik ve enerji yatırımlarının ekolojik yıkımı daha da derinleştirdiğini ifade etti.

    Tarım politikalarına ilişkin değerlendirmesinde ise Karl Marx’ın “toprağı soyma sanatı” tanımını hatırlatan Aksu, bugün tarımın birkaç kimya şirketinin denetimine girdiğini söyledi. Yapay gübreler, pestisitler ve GDO’lu tohumlarla toprağın hızla tükendiğini belirten Aksu, artan kanser vakalarının da bu sürecin sonucu olduğunu dile getirdi.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • İstanbul’da bir operasyon dalgası daha: 92 kişi gözaltına alındı!

    İstanbul’da bir operasyon dalgası daha: 92 kişi gözaltına alındı!

    PİRHA – İstanbul’da, sabah saatlerinde yapılan ev baskınları sonucu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Ev aramaları esnasında birçok yurttaşın da şiddete maruz kaldığı belirtildi.

    İstanbul güne ev baskınlarıyla başladı. Sosyalistlere dönük gözaltı operasyonları sonucu en az 92 kişinin gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı.

    Gözaltına alınanlar arasında BEKSAV Eşbaşkanı Ahmet Uçar, Ayşenur Demir, Polen Ekoloji Kolektifi’nden Cemil Aksu’nun da olduğu belirtildi.

    Partizan, TÖP, Proleter Devrimci Duruş ve Kaldıraç üyesi çok sayıda yurttaşın da gözaltına alındığı öğrenildi.

    GAZETECİLER DE GÖZALTINDA!

    İstanbul’da yapılan operasyonlarda Etkin Haber Ajansı çalışanları ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi üyeleri de gözaltına alındı.

    Ezilenlerin Hukuk Bürosu’ndan yapılan açıklamaya göre hakkında gözaltı kararı olan isimler şöyle

    Grup Vardiya solisti Ruşa Sabur, Aydın Kılıçdere, Ali Haydar Saygılı, Hüseyin İldan, Cemre Nayır, Eylül Devrim Altepe, Sema Uçar, Veli Tek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim’de ‘Munzur Projeleri: Ekoloji ve Kültür Konferansı’ gerçekleşti-VİDEO

    Dersim’de ‘Munzur Projeleri: Ekoloji ve Kültür Konferansı’ gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki ekoloji ve kültür konferansında, ‘Birinci doğa ve yedinci kıta, Doğu Karadeniz’de ekolojik yıkım ve kültürel etkiler, Dersim inanç sisteminin ekoloji mücadelesindeki yeri, Dersim kültürel ve doğal mirası sorunları, çözümler ve mücadele’ konuları ele alındı.

    Haberin Videosu

    Dersim’de ‘Munzur Projeleri: Ekoloji ve Kültür Konferansı’ gerçekleşti. Belediye konferans salonunda gerçekleşen etkinliğe akademisyen Tayfun Atay, HDP Ekoloji Komisyonu üyesi Cemil Aksu, avukatlar Ümit Altaş ve Barış Yıldırım konuşmacı olarak katıldı. Konferansın moderatörlüğünü ise Av. Sennur Bayboğa ve Akademisyen Bülent Bilmez yaptı.

    Munzur Akademi Kültür Sanat Derneği’nin düzenlediği konferansa izleyici olarak siyasi parti ve kurum temsilcileri, sanatçılar, Alevi pir ve anaları, Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, Tunceli Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu ve çok sayıda yurttaş katılım gösterdi.

    DOĞU KARADENİZ’DE EKOLOJİK YIKIM VE DİRENİŞ

    Akademisyen Tayfun Atay, ‘Birinci doğa ve yedinci kıta’ sunumunu gerçekleştirdi. Atay, ekoloji alanında verilen mücadelelerden örnekler vererek toplumun umudu öldürmediği noktada olduğunu belirtti. Atay, kültürel pratiği ortaya koyacak insanların her daim var olacağını söyledi.

    HDP Ekoloji Komisyonu üyesi Cemil Aksu ise Doğu Karadeniz’de yaşanan ekolojik yıkımları ve bu yıkıma karşı verilen mücadeleyi aktardı. Dersim’de de ekolojik yıkımın etkisine değinen Aksu, ekoloji alanındaki mücadeleye ilişkin şunları kaydetti:

    “Karadeniz için öngörülen enerji ve turizm cenneti planları vardı. Enerji sektörünün özel şirketlere açılmasıyla beraber Karadeniz’in her vadisinde onlarca HES projelerine başlandı ve buna karşı önemli çevre direnişi gelişti. 2005’ten 2012’lere kadar vadilerin tarumar edilmesine karşı direniş gelişti. Enerji cenneti yapma planı çerçevesinde Çoruh vadisi üzerinde 15 dev baraj ve kolları üzerine de 154 HES projesi yapıldı. Sonuçta Çoruh vadisi ve bu vadideki birçok endemik sebze,meyve türü ve yerleşim alanı sulara gömüldü. Artvin’de kalkınma yoksulluk getirdi.
    Turizm cenneti yapma planı da Ayder’in, Uzungöl’ün, yaylaların aşırı yapılaşması ile tanınmaz hale getirdi. İktidarın başındaki bile bunu itiraf etti. projeleri yapıldı. İktidarın Karadeniz’i enerji ve turizm cenneti yapma planları Karadenizi cehennemi yaşattı ve hiçbir ekonomik gelişme sağladı.
    Dolayısıyla Kalkınma-ekoloji dengesi açısından başka türlü bir modelin geliştirilmesi gerekiyor” dedi.

    “ALEVİLER İÇİN DAĞ, TAŞ, SU KUTSALDIR”

    ‘Dersim inanç sisteminin ekoloji mücadelesindeki yeri’ konusunda aktarımlarda bulunan Av. Ümit Altaş, Dersim’de ekoloji alanındaki mücadeleyi inançtan ayrı tutmamak gerektiğinin altını çizerek doğaya sadece hukuksal yönden değil inanç sistemine uygun yaklaşıldığını belirtti. Altaş, Dersim coğrafyasında her şeyden önce dağın, taşın, suyun kutsal olmasıyla ekolojik yıkıma karşı mücadelenin sürmesi gerektiğini savundu.

    “OVACIK’TA SU ANALİZİNDE ÖLDÜRÜCÜ BAKTERİ SAPTANDI”

    ‘Dersim kültürel ve doğal mirası sorunları, çözümler ve mücadele’ konusunda aktarımlarda bulunan Av. Barış Yıldırım, Dersim’de gelişen baraj ve HES projeleri ve buna karşı açılan davalara örnekler verdi.

    Yıldırım, atık su arıtma ve katı atık bertaraf tesisinin önemine değinerek “Ovacık’ta 3 köyde yapılan su analizinde bakteri saptanmış; menenjit, veba, kolera gibi hastalıklara yol açabilen öldürücü bir bakteri. Geçtiğimiz yıllarda Pülümür Çayı’na hayvansal gübreler akıtılmış, yüzlerce dağ keçisi telef oldu. Dersim önemli bir saha. Bizim burayı korumamız için; hukuk bizim için sıçramaktır, Anayasa çevreyi koruma yükümlülüğü veriyor. Hukukla demokratik mücadele birbirlerini tamamlayan olgular” ifadelerini kullandı.

    Yıldırım, Munzur Vadisi Milli Parkı’nın ekolojik değerlerini aktararak yasal mevzuatlara göre işleyiş için bilgiler verdi.

    Konferans, katılımcılarla yapılan soru cevap ile sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP Ekoloji Komisyonu üyesi Aksu: Ekolojik ilkelere göre üretim için çalışıyoruz

    HDP Ekoloji Komisyonu üyesi Aksu: Ekolojik ilkelere göre üretim için çalışıyoruz

    PİRHA – Dersim’in Peri Beldesinde, belediye öncülüğünde yapılan ‘kooperatifçilik’ paneli vesilesiyle yapılan çalışmalara katılan Halkların Demokratik Partisi Ekoloji Komisyonu üyesi Cemil Aksu, ekolojik alanda yapılan çalışmalar ve kooperatifleşmenin önemine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Dersim’in Peri beldesinde belediye öncülüğünde yapılan kooperatifçilik paneli ve ürün ekimine katılan HDP Ekoloji Komsiyonu üyesi Cemil Aksu, ekoloji alanında yapılan çalışmalara ve kooperatifçiliğe ilişkin PİRHA’ya aktarımlarda bulundu.

    EKOLOJİK BAKIŞ AÇISIYLA ÜRETİM 

    Ekoloji komisyonunun, HDP’nin merkezi komisyonlarından biri olduğunu ifade eden Aksu, “Komisyon, partimizin programı doğrultusundaki faaliyetlerinin ekolojik bakış açısıyla üretilmesi ve uygulanmasıyla ilgili sorumlu. Ekoloji hareketleriyle partinin ilişkilerini geliştirmesi hem de partinin yaşam politikalarında, yerel yönetim ve ekonomi politikalarının ekolojik bakış açısının göz önünde bulundurularak üretilmesini sağlamak amaçlı merkezi komisyondur” ifadelerini kullandı.

    “BÜYÜK BİR GIDA KRİZİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
    Türkiye ve dünya olarak da 80’lerde yürürlüğe konulan neoliberal politikalarla tarım ve hayvancılığın bitirildiğini belirten Aksu, şunları kaydetti:
    “Şuan büyük bir gıda krizi ile karşı karşıyayız. İktidar da bunun farkında ama kendi çıkarları halktan yana değil şirketlerden yanadır. Dolayısıyla şirketlerden yana çözümlerle krize müdahale etmeye çalışıyorlar. Hükümetin açıkladığı “Milli Tarım Projesi” de tarımın iflasının göstergesidir. Tarımdaki bütün her şeyi şirketlere devredecek bir sistem. Bu sistem yeni bir sistem değil; Irak’ta uygulandı, Suriye’de uygulanıyor, Latin Amerika’da uygulandı. Ve buralarda açlığın hat safhaya ulaştığı bir sonuç yarattı.”

    “ÇİFTÇİ TOPRAĞINI TERK ETME DURUMUNDA”

    Dersim coğrafyasındaki ekoloji mücadelesine değinen Aksu, “Dersim bölgesi açısından da; süren savaş koşulları hem zorunlu göç ettirme politikaları sonucu hem de neoliberal tarım politikaları yüzünden üreticinin işlerini kolaylaştırılan merkezi örgütlenmelerin dağıtılması, özelleştirmeler ve desteklemelerin bitirilmesinden dolayı çiftçi de toprağını terk etme durumunda. En temel gıda ürünleri bile ithal edilir duruma gelindi. Bu sorunlardan çıkmamız gelip geçici politikalarla olmaz; temel politikalar geliştirmek gerekiyor. Dersim’in en önemli tarım havzalarından bir yeri Peri. Burada şimdiye kadar olumsuz pratikleri aşacak bir kooperatifçilik geliştirilmesi için mazbatayı alır almaz da ilk adımı attık. Parti geçen dönemde de aslında çalışmalara başlamıştı. Mersin’de tarım çalıştayı yaptık. Önümüzdeki dönemde Kars, Van, Amed, Hakkari illerinde de, belki İzmir ve Trakya bölgesinde de çalıştaylar yapıp yerel tarım planlarımızı çıkaracağız. Sonrasında da bölgede pilot noktalarda özel çalışmalar yapılacak. Plan ve program doğrultusunda yürütülecek” dedi.

    “TARIM POLİTİKALARI BELİRLEYİCİ HAMLEDİR”

    HDP’nin ekoloji alanındaki çalışmalarına dikkat çeken Aksu, “Parti olarak şimdiye kadar etkin olamadık; baskı, tutuklamalar, gözaltılar ile tasfiye edilmeye çalışıldık. Bütün olumsuzluklara rağmen, kayyum siyasetine rağmen son seçim sonuçlarıyla yeni bir başlangıç yapıyoruz. Tarım politikaları bu bölgede belirleyici hamle noktası olacak. Sadece aldığımız belediyeler değil bölge genelinde; üreticilerin örgütlenmesi ve kooperatifleşme konusunda örgütlü olduğumuz il, ilçe ve köylerde böyle bir hamle için çalışacağız” diye konuştu.

    ÜRETİCİNİN ÖZ GÜCÜNE DAYANAN KOOPERATİFÇİLİK

    “Tarımdaki hem doğadan hem de çiftçiden yana gerçek dönüşümü elbette bir zaman planlamasına ihtiyaç olacak. En başta partimizden halkımızın yönetime getirdiği belediyelerden başlayarak tarım alanında bu dönüşümü sağlayacak örgütlenmenin geliştirilmesi gerekiyor” diye konuşan Aksu, şöyle devam etti:

    “Kooperatifçiliğin Türkiye’deki olumsuz mirasından kurtaracak, yeni tipte halkın, üreticinin kendi öz gücüne dayanan yeni bir kooperatifçiliğin geliştirilmesi gerekiyor. Ekolojik ilkelere göre çalışan kooperatifçiliğinin geliştirilmesi için hem dünyada hem de bölgemizde önemli çalışmalar var. Aslında sıfırdan başlamıyoruz. Olumlu deneyimler de var. Bilgi açısından da bir sorunumuz yok. Bilginin toplumsallaştırılması için planlamalar yapılıyor.”

    PİRHA/DERSİM