Etiket: cemil kırbayır

  • ‘Siyasal iktidar, 90’ların, 12 Eylül’ün derin yapısıyla işbirliği içinde’-VİDEO

    ‘Siyasal iktidar, 90’ların, 12 Eylül’ün derin yapısıyla işbirliği içinde’-VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri, 1072. hafta eyleminde 1980 yılında kaybedilen Cemil Kırbayır dosyasını gündeme getirdi. Av. Eren Keskin, konuşmasında “Devlet, ilk kez Kırbayır dosyasıyla ‘bu suçu ben işledim’ diye rapor yazdı. Devletin kararıyla kapatılan dosya yeniden açıldı ama sonraki dönemde AKP iktidarı, 12 Eylül Askeri Darbesi ve derin yapıyla büyük bir uzlaşıya gitti ve sonucunda bu dosya da tekrardan kapatıldı” dedi.

    Cumartesi Anneleri, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması ve kayıp yakınlarının akıbetini sormak adına bir kez daha Galatasaray Meydanı’nda eylem yaptı. 1072. hafta eyleminde 8 Ekim 1980’de gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbeti soruldu.

    “ZAMANAŞIMI, İNSANLIĞIN DA İNKARIDIR”

    Basın açıklamasını İkbal Eren okudu. Galatasaray meydanının polis bariyerleri ile çevrilmesini ve eyleme katılım sınırlamasını eleştiren Eren, “Gözaltında kaybedilişinin 45. yılında soruyoruz: Cemil Kırbayır Nerede?” diye sözlerine başladı.
    İktidarın, insanlığa karşı suçlarla yüzleşemediğini belirten Eren, şu açıklamayı okudu:

    “Zorla kaybetme dosyalarının ‘zamanaşımı’ gerekçesiyle kapatılması, yalnızca adaletin değil, insanlığın da inkârıdır. Bu durum, cezasızlığın bir devlet politikası olarak sürdüğünün açık göstergesidir. Cezasızlığı kalıcı hâle getiren, suçu devam ettiren ve adalet arayışımızı engelleyen bu uygulamaya derhal son verilmelidir.

    Unutulmamalıdır ki, kaybedilen bir kişinin akıbeti aydınlatılmadığı sürece devletin bu suçtaki sorumluluğu devam eder. Bu nedenle ‘zamanaşımı’, zorla kaybetme dosyalarında uygulanamaz.

    26 yaşındaki Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır, 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Okçu Köyü’ndeki evinden güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Önce Göle’deki 247. Piyade Alayı’na götürüldü ve burada yaklaşık bir hafta tutuldu. Ardından Kars Emniyet Müdürlüğü’ne, oradan da gözetimevi olarak kullanılan Kars Eğitim Enstitüsü’ne sevk edildi.
    Cemil Kırbayır’ın ailesi, gözaltı süresi boyunca merkezlere giderek onun ihtiyaçlarını karşıladı. Ancak 8 Ekim’den sonra merkeze gittiklerinde, “Oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin.” cevabını aldılar.

    Baba İsmail Kırbayır’ın ve Türkiye Barolar Birliği’nin yaptığı suç duyuruları sonuçsuz kaldı. Cemil Kırbayır’dan bir daha haber alınamadı.

    5 Şubat 2011 tarihinde, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüşen Cumartesi Anneleri’nden 103 yaşındaki Berfo Kırbayır, yaşadıklarını anlattı ve ‘Ben ölmeden oğlumu bul.’ talebinde bulundu.
    Erdoğan’ın talimatıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyon, döneme ait belgelere ulaştı; Cemil Kırbayır’ı sorguda gören tanıklarla, sorgulamayı yapan emniyet ve MİT mensuplarıyla görüştü. Titiz bir çalışmanın ardından 350 sayfalık bir rapor hazırlandı. Raporda, Cemil Kırbayır’ın gözaltındayken işkence sonucu hayatını kaybettiği, bedeninin ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı belgelendi. Böylece, Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedildiği resmî olarak tescillendi. Komisyon ayrıca, raporla birlikte Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu ve dosya yeniden açıldı.

    Ancak iktidar, bu insanlığa karşı suçla yüzleşme cesaretini gösteremedi. Uzun bir belirsizlik döneminin ardından, 25 Şubat 2020’de Adalet Bakanlığı Yargıtay’a başvurarak dosyada zamanaşımı bakımından ‘kanun yararına bozma’ kararı verilmesini talep etti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu talebi kabul etti. Böylece Cemil Kırbayır’ın akıbetinin açığa çıkarılması ve bu suçu işleyenlerin hesap vermesi engellendi.

    Gözaltında kaybedilişinin 45. yılında bir kez daha haykırıyoruz: Cemil Kırbayır dosyasının zamanaşımı gerekçesiyle kapatılması hem hukuka hem vicdana aykırıdır. Onu kaybedenler yargılanana, hakikat açığa çıkana kadar bu dava bizim için kapanmayacaktır.”

    “EMNİYET GÖREVLİLERİNİN EŞ VE ÇOCUKLARINA SESLENİYORUM!”

    Hastalığı sebebiyle eyleme katılamayan Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayır’ın gönderdiği mektubu İrfan Bilgin okudu. Kırbayır, şu mesajı gönderdi:

    “Cefakar, fedakar ve adeletin tecellisi için direnen ailem 1072. haftamızda sağlık sorunlarım nedeniyle yanınızda olamadım.
    Kardeşim 8 Ekim 1980’de gözaltında tutulan Cengiz Kaya, Çetin Asule ve Metin Aktaş ile birlikte Askeri Gözetim Evi’nden alınarak Emniyet Amiri Mehmet Haytan, Polis memuru Selçuk Akyıldız, MİT personelleri Zeki Tunckolu ve Taner Alpan tarafından sorgulanmak üzere Kars Dede Korkut Eğitim Enstitüsü binasına götürüldü.
    4 kişi, 2.katta çıplak, gözleri bağlı, kolları arkadan ters kelepçeli bir durumda tutulmuşlar. Önce Cemil’i sorguya alıyorlar. Sorgulama esnasında yapılan ağır işkence sonucu kardeşimi katledince diğer 3 kişiyi sorgulamadan gözleri bağlı olarak Kars 1. Şubeye götürüyorlar. Burada da ifadelerini almadan gözetim evine teslim ediyorlar. Gözleri bağlı, elleri ters kelepçeli, çıplak haldeki kardeşimin ise pencereden atlayarak kaçtığını söylüyorlar.
    Tanıklara, delillere, hatta Meclis raporuna rağmen kardeşimin katilleri bugüne kadar adaleti tecelli etmekle görevli kurumlarca korundu kollandı. Anlayacağınız başvurduğumuz adaletin kapıları yüzümüze kilitlendi.
    Şimdi bu çaresizlik içinde Meclis Araştırma Komisyonu’nun Cemil’in katledilmesi ve bedeninin kaybedilmesi suçlamasıyla haklarında suç duyurusunda bulunduğu dönemin emniyet görevlilerinin eş ve çocuklarının vicdanlarına sesleniyorum. Eşinize-babanıza Cemil Kırbayır’ın nereye gömüldüğünü sorun. Bu İnsanlığa karşı suçun sizlerin de üzerinize düşürdüğü gölgeyi aralamak için bunu yapın ve bana ulaşın.”

    Eylem de Kırbayı dosyasının avukatı Eren Keskin de konuştu. Keskin, Kırbayır dosyası ile ilgili aileye hiçbir tebligat yapılmadığını, delillerin de araştırılmadan takipsizlik kararı verildiğini söyledi. 2011 yılında dönemin başbakanı olan Tayyip Erdoğan’ın, Berfo Anaya verdiği sözü de hatırlatan Keskin, şu konuşmayı yaptı:
    “Erdoğan, ailelerle görüşme yaptığında ‘Ben o teyzeye söz verdim. Bu olayın akıbetini bulacağım’ demişti ve gerçekten de Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nda bir alt komisyon kuruldu ve dönemin tüm polisleri, askerleri, hayatta kalanların hepsi, avukatlar olarak bizler de dinlendik. Bu devlet ilk kez bir insanlık suçuna karşı ‘bu suçu ben işledim’ diye rapor yazdı. Devletin kararıyla kapatılan dosya yeniden açıldı ama ne oldu? Sonraki dönemde AKP iktidarı, doksanlarda bu suçları 12 Eylül Askeri Darbesi ve derin yapıyla büyük bir uzlaşıya gitti ve bu uzlaşma sonucunda bu dosya da tekrardan kapatıldı. Şu anda dosya, Anayasa Mahkemesi’nde. Bir beklentimiz de yok. Çünkü şu anda siyasal iktidar, 90’ların, 12 Eylül’ün o son derece derin yapısıyla işbirliği içinde.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Berfo Ana’nın mirasına sahip çıkacağız-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Berfo Ana’nın mirasına sahip çıkacağız-VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1016’ncı haftasında 12 Eylül’ün ilk kayıplarından Cemil Kırbayır’ın akıbetini sordu. Okunan basın metninde “Berfo Ana’nın ve Fatma Kırbayır’ın bizlere mirası, kayıplarımızı aramaya devam etmektir. Bu mirasa sahip çıkacağız” denildi.

     

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için 1016’ncı kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Kaybettikleri yakınlarının fotoğrafını taşıyan Cumartesi Anneleri’nin eylemine çok sayıda yurttaş da destek verdi.

    Bu haftaki eylemde, 12 Eylül Darbesi’nin ardından 13 Eylül’de gözaltına alınarak 8 Ekim’de işkencede katledildikten sonra kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbeti soruldu.

    İLK GÖZALTINDA KAYBEDİLME VAKASI!

    Basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in ablası İkbal Eren okudu. 12 Eylül 1980’de ağır suçlar işlendiğini belirten Eren, “12 Eylül Askeri Darbesi’nin ilk gözaltında kaybedilme vakası, Kars’ta yaşandı. 26 yaşındaki Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır, 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Okçu Köyü’ndeki evinden güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Cemil, önce Göle’de bulunan 247. Piyade Alayı’na götürüldü. Burada yaklaşık bir hafta kaldıktan sonra, Kars Emniyet Müdürlüğü’ne ve ardından gözetimevi olarak kullanılan Kars Eğitim Enstitüsü’ne sevk edildi” dedi.

    “BİR DAHA ONU SORMAYA GELMEYİN’”

    Kırbayır’ın ailesinin, gözaltı süresince düzenli olarak gözaltı merkezlerine giderek onun ihtiyaçlarını karşıladığını ve Cemil’den, “İyiyim, gönderdikleriniz bana ulaştı” şeklinde yazılı mesajlar aldığını aktaran Eren, şöyle devam etti: “Ancak 8 Ekim tarihinden sonra, aile gözaltı merkezine gittiğinde, onlara ‘Oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin’ denildi. Baba İsmail Kırbayır ve Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılan suç duyuruları sonuçsuz kaldı. Cemil’den bir daha haber alınamadı.”

    “KIRBAYIR’IN KAYBI RESMİ OLARAK TESCİLLENDİ”

    2011’de Berfo Kırbayır’ın dönemin Başbakanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede söylediği “Ben ölmeden oğlumu bul” sözlerini hatırlatan Eren, “Erdoğan’ın talimatı üzerine, Mersin Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül başkanlığında bir meclis araştırma komisyonu kuruldu. Komisyon, döneme ait belgelere ulaştı ve Cemil Kırbayır’ı sorguda gören çok sayıda tanıkla, sorgulamayı gerçekleştiren emniyet ve MİT mensuplarıyla görüştü. Titiz bir çalışma sonucunda, 350 sayfalık bir rapor hazırladı. Bu raporda, Cemil Kırbayır’ın gözaltındayken işkenceye maruz kalarak hayatını kaybettiği ve bedeninin, ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı belgelendi ve Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedildiği resmi olarak tescillendi” ifadelerini kullandı.

    “BERFO ANA’NIN MİRASINA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Sonraki aşamada Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunun ise zamanaşımı gerekçesiyle sonlandığını belirten Eren, “İnsan Hakları Derneği avukatlarının kararın kaldırılması ve şüpheliler hakkında kamu davası açılması başvurusu reddedildi. Suçun fail ve sorumluları yargı süreçlerine tabi tutulmadı ve cezalandırılmadı. Berfo Ana’nın ve kardeşini aramaktan vazgeçmeyen Fatma Kırbayır’ın bizlere mirası, yargı kararları ne olursa olsun, kayıplarımızı aramaya devam etmektir. Bu mirasa sahip çıkacağız; Cemil’i ve kayıplarımızı aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “BEN O MEZARI ARIYORUM’”

    Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayır da 12 Eylül Darbesi ile bu coğrafyada yaşayan insanlar için mücadele eden devrimci, yurtseverlerin yolunun kesilmek istediğini dile getirerek şöyle devam etti:

    “Kimileri zindanlara atıldı. Kimileri yargısız infaz sonucu katledildi. Bunlardan birisi de Cemil Kırbayır. Bir gün Kars’a gittim, savcıyla görüştüğümde Cemil Kırbayır dosyası masasının üstünde. ‘Sayın savcım bekliyoruz, Cemil Kırbayır hakkında iddianame hazırlamamışsınız’ dedim; bana ‘Ortada ceset yok, cesedi getirin hemen iddianame hazırlayacağım’ dedi. Ben o cesedi arıyorum, ben o mezarı arıyorum.  “

    Açıklama, eylemdekilerin ellerindeki karanfilleri Galatasaray Meydanı’na bırakmasıyla son buldu.

    Kaynak: MA

  • İHD Dersim ve Mersin Şubeleri, Cumartesi Anneleri’ne destek olmak için açıklama yaptı-VİDEO

    İHD Dersim ve Mersin Şubeleri, Cumartesi Anneleri’ne destek olmak için açıklama yaptı-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eyleminin 967. haftasında, İHD Dersim ve Mersin Şubeleri açıklama yaparak gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini sordu.

    DERSİM

    Cumartesi Anneleri eyleminin 967. haftasında, İHD Dersim Şubesi, Seyit Rıza Meydanı’nda gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini sordu.

    Açılamayı İHD Dersim Şube Yöneticisi Nilüfer Aktağ okudu. Açıklamada, ‘AYM kararı uygulansın, Galatasaray ablukası kaldırılsın’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim’de ki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri de destek verdi.

    “GALATASARAY MEYDANI’NDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Polis şiddeti ve gözaltılarla Cemil Kırbayır dosyasını Galatasaray’dan kamuoyu ile paylaşmalarının engellendiğini vurgulayan Aktağ, “Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır, 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Okçu Köyü’ndeki evinden devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. 8 Ekim tarihinden sonra gözaltı merkezine giden aileye, “Oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin” denildi. Her yolu deneyen baba İsmail Kırbayır’ın ömrü oğlunu bulmaya yetmedi, Cemil’i aramayı anne Berfo Kırbayır sürdürdü. Anne Berfo Kırbayır’dan Cemil’i aramayı devralan 71 yaşındaki ağabeyi Mikail Kırbayır’ın “Kardeşimin gözaltında kaybedildiğini kabul ediyorsunuz; ondan kalanları bize verin. Annemin, babamın vasiyeti yerine gelsin; bir mezarımız olsun. Raporunuzda tespit ettiğiniz failleri yargılayın adalet yerini bulsun.” talebine 6 aydır her cumartesi kelepçe takıp gözaltına alarak cevap veriyor. 967. haftamızda bir kez daha söylüyoruz bizi insan kılan temel hak ve özgürlüklerimizden vazgeçmeyeceğiz. Cemil Kırbayır’dan ve akıbetleri karanlıkta bırakılmak istenen tüm kayıplarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

    MERSİN

    İHD Mersin Şubesi, Özgür Çocuk Parkında bir araya gelerek Cumartesi Anneleri’ne yapılan baskı ve işkenceyle gözaltına alınmaları protesto etti.

    Eylemde yapılan basın açıklamasını Çağdaş Hukukçular Derneği Mersin Şube Sekreteri İsmail Bozkurt okudu. Gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini soran Bozkurt, “Mersin Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül başkanlığında kurulan komisyon, yürüttüğü titiz çalışma sonucunda 350 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda Cemil Kırbayır’ın gözaltındayken işkence ile hayatını kaybettiği ve bedeninin ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı kayıt altına alındı. Böylece Cemil’in gözaltında kaybedildiği resmiyet kazandı” dedi.

    Dosyanın Erdoğan iktidarında sürüncemede bırakılarak, zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldığını hatırlatan Bozkurt, “Yine aynı iktidar kayıp yakınlarının adalet arayışına gözaltılarla cevap veriyor. Galatasaray Meydanı tüm kayıpların yaşadığı zulmün hafıza mekanıdır. Cumartesi Anneleri’nin toplanma hakkına müdahale derhal sonlandırılsın. Cemil Kırbayır ve diğer tüm gözaltında kaybedilenlerin akıbeti kamuoyuna açıklansın, tüm failler yargılansın” şeklinde konuştu.

    PİRHA/DERSİM-MERSİN

     

  • Cumartesi Anneleri: Berfo Anne’mize verdiğiniz sözü tutun!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Berfo Anne’mize verdiğiniz sözü tutun!-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri 915. hafta açıklamasında, “Berfo Anne’mize verdiğiniz sözü tutun! Cemil Kırbayır’ın akıbetini açıklayın” çağrısında bulundu.

    Cumartesi Anneleri / İnsanları 915. hafta açıklamasında, yargının, asıl işlevi olan adaletin sağlanması görevini yerine getirmediği için 42 yıldır “kayıp” olan Cemil Kırbayır’ın akıbetini sordu.

    “BERFO ANA’NIN BİZE MİRASI, CEMİL’İ VE TÜM KAYIPLARIMIZI ARAMAYA DEVAM ETMEKTİR”

    Cumartesi Anneleri ile İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon tarafından yapılan ve İHD Şube Başkanı Gülseren Yoleri  tarafından okunan açıklama şu şekilde:

    “Berfo Anne’mize verdiğiniz sözü tutun! Cemil Kırbayır’ın akıbetini açıklayın. 915 haftadır, yargı sisteminin etkin soruşturma yürütme yükümlülüğünü yerine getirmemesinin sonucu olarak; tanıklara, delillere ve meclis araştırma raporlarına rağmen ne gözaltında kaybedilen insanlarımıza ulaşabiliyoruz, ne de gözaltında kaybetme suçunun fail ve sorumlularının yargılandığı günlere erişebiliyoruz. 915. haftamızda; yargının, asıl işlevi olan adaletin sağlanması görevini yerine getirmediği için 42 yıldır sonuç alamadığımız Cemil Kırbayır dosyasını, bir kez daha hatırlatıyoruz.

    Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır, 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Okçu Köyü’ndeki evinden devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Ailesi 25 gün boyunca gözaltı merkezine giderek Cemil’in ihtiyaçlarını karşıladı, ondan yazılı olarak “gönderdikleriniz bana ulaştı” diyen mesajlar aldı. Ancak 8 Ekim tarihinden sonra gözaltı merkezine giden aileye “oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin” denildi. Baba İsmail Kırbayır ve Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili kurumlara yaptığı suç duyuruları sonuçsuz kaldı. Cemil’den bir daha haber alınamadı.

    05 Şubat 2011 tarihinde, dönemin Başbakanı Recep Tayip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüşen Cumartesi Anneleri’nin arasında 103 yaşındaki Berfo Kırbayır’da vardı. Görüşmede Erdoğan’a yaşadıklarını anlattı ve “ben ölmeden bana oğlumu bul” dedi. Görüşmeden çok etkilenen Erdoğan, “gerekli tüm imkanları sağlayacağım, Cemil Kırbayır’ı mutlaka bulun” diyerek bir meclis araştırma komisyonu kurulmasını sağladı. Mersin Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül başkanlığında kurulan komisyon, yürüttüğü çalışma sonucunda döneme ait belgelere ulaştı. Cemil Kırbayır’ı sorguda gören çok sayıda tanıkla, sorgulamayı yapan emniyet ve MİT mensuplarıyla görüştü. Titiz bir çalışma sonucunda 350 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda; Cemil Kırbayır’ın gözaltındayken işkence ile hayatını kaybettiği ve bedeninin ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı kayıt altına alındı. Böylece Cemil’in gözaltında kaybedildiği resmiyet kazandı. Komisyon ayrıca düzenlediği raporla birlikte Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Ancak iktidar, bu insanlığa karşı suçla yüzleşme, hesaplaşma cesaretini gösteremedi. On yıl sürüncemede bıraktığı dosyayı, araçsallaştırdığı yargı eliyle kapatmayı tercih etti. Adalet Bakanlığı’nın talebi üzerine, Yargıtay “kanun yararına bozma” kararı vererek, dosyanın zamanaşımı gerekçesiyle kapatılmasının önünü açtı. Kars Cumhuriyet Başsavcılığı “zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verdi. İnsan Hakları Derneği avukatlarının kararın kaldırılması ve şüpheliler hakkında kamu davası açılması başvurusu ise reddedildi. Bunun üzerine dosya Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. “Oğlum gelirse” diye kapısını hep açık tutan Berfo Ana’nın bize mirası, Cemil’i ve tüm kayıplarımızı aramaya devam etmektir.

    915. haftamızda; devleti yönetenleri, Berfo Anne’ye verdikleri sözü yerine getirmeye çağırıyoruz. Cemil Kırbayır’ın akıbetini açıklayacak, TBMM Raporu’nda da isimleri geçen fail ve sorumluların yargılanmasını sağlayacak adli ve siyasi iradeyi göstermelerini istiyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; Cemil Kırbayır için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 216 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayır da, Cemil Kırbayır’ın akıbetinin ne olduğunu devlet tarafından açıklanması çağrısını yineleyerek, kayıpları bulana kadar mücadele edeceklerini belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cemil Kırbayır dosyası zaman aşımından kapatıldı

    Cemil Kırbayır dosyası zaman aşımından kapatıldı

    Yargıtay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “araştırılacak” sözü verdiği Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilmesine ilişkin açılan dosyayı zaman aşımı gerekçesiyle kapattı.  

    Ardahan’ın Okçu köyünde 12 Eylül 1980 askeri darbesinden bir gün sonra evinde gözaltına alınan Cemil Kırbayır’ın kaybedilmesine ilişkin 2014 yılında yeniden başlatılan soruşturma kararı bozuldu. Yargıtay, Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi’nin olaya dair yeniden soruşturma açılmasını sağlayan kararını bozarak, dosyayı zaman aşımından kapattı.

    BERFO ANA’YA VERİLEN SÖZ

    Kısa Dalga’dan Kemal Göktaş’ın haberine göre, Yargıtay, zaman aşımının 2002 yılında dolduğu gerekçesiyle Adalet Bakanlığı’nın “kanun yararına bozma” talebini yerinde buldu. Yargıtay, kamu görevlilerinin işlediği öldürme suçlarında zaman aşımı işlemeyeceğine ilişkin 2004 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile 12 Eylül döneminde işlenen suçlarla ilgili dokunulmazlık sağlayan Anayasa’nın geçici 15. Maddesinin kaldırılmasına ilişkin 2010 Anayasa değişikliğinin dosyanın zaman aşımına girmesine engel oluşturmayacağını savundu. Böylece, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’a verdiği söz de gerçekleşmemiş oldu.

    NELER YAŞANDI?

    Resmi olmayan kayıtlara göre 17 bin 500 faili meçhul cinayetin kurbanlarından biri olan Cemil Kırbayır, 12 Eylül 1980  askeri darbesinden bir gün sonra Ardahan’ın Okçu köyündeki evinde gözaltına alındı ve o tarihten sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Oğlunun kaybedilmesinin ardından çalmadık kapı bırakmayan Berfo Kırbayır, 5 Şubat 2011 tarihinde dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe Sarayı’na davet ederek görüştüğü Cumartesi Anneleri içinde yer aldı. 103 yaşındaki Berfo Anne’yi dinleyen Erdoğan’ın talimatı sonucu Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun 9 Şubat 2011 tarihli toplantısında “gözaltında iken kayboldukları iddia edilen kişilerin akıbetinin araştırılması” amacıyla bir alt komisyon kurulması kararı alındı.

    Komisyon, yaptığı araştırma sonucu 350 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporun sonuç bölümünde “Komisyonumuz; Cemil Kırbayır’ın gözaltında iken işkence gördüğüne, bu işkence sonucunda hayatını kaybettiğine ve cesedinin ölümüne sebebiyet veren sorgulamaları yapan kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığına inanmaktadır” yazıldı. Komisyon, Cemil Kırbayır’ın gözaltında iken işkence ile öldürüldüğü iddiasıyla ilgili olarak, sorgulamayı yapan üç birim olan Emniyet, MİT ve Sıkıyönetim Komutanlığının o dönemdeki görevlileri ve yetkilileri ile dönemin sıkıyönetim komutanı hakkında, Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak, elindeki tüm bilgi, beyan ve belgeleri Adalet Bakanlığı aracılığı ile savcılığa gönderdi.

    Bunun üzerine Kars Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011/899 nolu yeni bir soruşturma başlattı. Soruşturma sırasında arşivde 2002/911 nolu takipsizlik kararı bulundu. Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilmesinden 6 yıl sonra, Kars Savcılığı bir soruşturma başlatmış ancak soruşturmada 2002 yılında takipsizlik kararı vermişti. Söz konusu 2002/911 nolu takipsizlik kararı ise aileye tebliğ dahi edilmemiş dosya böylece kapatılmıştı. Bu karar 2014 yılında aileye tebliğ edildi. Aile hemen Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak, söz konusu takipsizlik kararının kaldırılmasını talep etti. Mahkeme takipsizlik kararını kaldırdı.

    YARGITAY ZAMANAŞIMINDAN DOLAYI DOSYAYI KAPATTI

    Kars Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı 14 Kasım 2019 tarihinde “kanun yararına bozma” talebiyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Müdürlüğü’ne gönderdi ve Cumhuriyet Savcılığınca 2002 yılında zaman aşımı nedeniyle verilmiş olan takipsizlik kararını kaldıran Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014 tarihli kararının kaldırılmasını istedi. Bakanlık, 25 Şubat 2020 tarihinde Yargıtay’a başvurarak dosyada zamanaşımı bakımından “kanun yararına bozma” kararı verilmesini talep etti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Bakanlığın talebini kabul ederek yerel mahkemenin kararını bozdu ve dosyayı zamanaşımından kapattı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cemil Kırbayır’ın akıbetinin soran ağabeyi: 12 Eylül zihniyeti devam ediyor-VİDEO

    Cemil Kırbayır’ın akıbetinin soran ağabeyi: 12 Eylül zihniyeti devam ediyor-VİDEO

    PİRHA- 13 Eylül 1980’de gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini soran ağabeyi Mikail Kırbayır, “Aradan 40 yıllık bir zaman geçti. Çalmadığımız kapı kalmadı ama akıbeti hakkında hiçbir şey değişmedi. Değişmeyen tek bir şey vardır. O da 12 Eylül’ün zihniyetinin devam etmesidir” dedi.  

    Haberin videosu;

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 811’incisini koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabı üzerinden gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde 13 Eylül 1980’de gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbeti soruldu.

    İlk olarak konuşan Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır  “8 Ekim 1980, sorgusu bittikten sonra kardeşim Cemil Kırbayır’ın katledildiği gündür. Aradan 40 yıllık bir zaman geçti. Bu zaman içerisinde hükümetler kuruldu, hükümetler devrildi. İktidarlar el değiştirdi. Çalmadığımız kapı kalmadı ama akıbeti hakkında hiçbir şey değişmedi. Değişmeyen tek bir şey vardır. O da 12 Eylül’ün zihniyetinin devam etmesidir” ifadelerini kullandı.

    Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır da , “40 yıl önce gözaltına aldılar. Her yeri aradık, başvurmadığımız merci kalmadı ama sonuç alamadık” diye belirtti. Cumhurbaşkanına seslenen Kırbayır, “Anamın vasiyetini yerine getirin. Verilen sözleri yerine getirin. Annem mezarında rahat uyusun. Kemiklerimizi verin. Anneler ağlamasın” dedi.

    ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURDULAR

    Kırbayır ailesi avukatlarından ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin de Kırbayır’ın gözaltına alındıktan sonra ailesinin bir türlü kendisiyle görüşemediğine değinip,  Cumartesi Annelerinin 2010 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi hatırlatarak, şunları dile getirdi:

    “Başbakan gözaltında kayıplarla ilgili sorunu çözeceği sözünü verdi. Hatta en büyük sözü de Berfo teyzeye verdi, ‘oğlunu bulacağım’ diye. Sonra Mecliste bir rapor hazırlandı. İlk kez bir Meclisin İnsan Hakları Komisyonu ‘Cemil Kırbayır’ın gözaltında işkence edilerek öldürüldüğü kanısına varılmıştır’ şeklinde rapor düzenledi. Onun ardından Kars Savcılığı yeni bir soruşturma başlattı. Bu soruşturma sırasında gördük ki olayla ilgili Kars Savcılığı daha önce de bir soruşturma başlatmış. Hiçbir şey yapmamış. Takipsizlik kararı vermiş ve aileye bunun bilgisi dahi verilmemiş.”

    İç hukuk yollarının tüketilmesini beklediklerini ifade eden Keskin, Anayasa Mahkemesine adil yargılama ihlali nedeniyle başvuru yaptıklarını da aktardı.

    1980’de işkence ile öldürülen yayıncı İlhan Erdost’un kızı Alaz Erdost bu haftaki basın açıklaması metnini okudu.  Kırbayır’ın Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi olduğunu ve 12 Eylül Askeri Darbesinin hemen ardından 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Okçu Köyündeki evinden devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındığını belirten Erdost, “9’uncu Kolordu Sıkıyönetim Komutanlığına bağlı Kars gözetim evinde tutulan Cemil’le düzenli haberleşen ailesine gözaltının 25’inci gününde ‘bir daha buraya gelmeyin oğlunuz firar etti’ denildi. Baba İsmail Kırbayır’ın yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı. Cemil Kırbayır’dan bir daha haber alınamadı” dedi.

    İsmail Kırbayır’ın, kendi imkanları ile olayı araştırdığını söyleyen Erdost, “Araştırmaları sonucunda biri güvenlik görevlisi olan tanıklara ulaştı. Cemil’in gözetim evinden işkencehaneye dönüştürülen Kars Eğitim Enstitüsü’ne getirildiğini, burada işkence ile sorgulandığını, 8 Ekim günü işkence ile öldürülerek, bedeninin kaybedildiğini öğrendi. İşkencecilerden dört kişinin isimlerini tespit etti” dedi.

    İsmail Kırbayır’ın, 30 Temmuz 1981 tarihinde bu bilgilerle Milli Güvenlik Konseyi’ne, ilgili Sıkıyönetim komutanlıklarına, Kars Valiliği’ne, Cumhuriyet Gazetesi’ne ve Türkiye Barolar Birliği’ne başvurduğunu dile getiren Erdost, “Yaptığı başvuruda olayı detayları ile anlattı. İsimlerini yazdığı işkencecilerin ve Cemil ile birlikte gözaltında bulunanların sorgulanması halinde oğlunun nasıl öldürüldüğünün ve bedeninin nasıl kaybedildiğinin ortaya çıkacağını söyledi. Ancak herhangi bir soruşturma başlatılmadı” ifadelerine yer verdi.

    “İSİMLERİ GEÇEN FAİL VE SORUMLULARIN YARGILANMASINI SAĞLAYACAK ADLİ VE SİYASİ İRADEYİ GÖSTERMELİDİR”

    Erdost, Cumartesi Annelerinin Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi hatırlatarak, sonrasında gelişen gelişmelere işaret ederek, şunları aktardı:

    “Cemil Kırbayır’ın gözaltındayken kamu görevlileri tarafından işkence ile öldürüldüğü ve bedeninin kaybedildiği kuşkuya yer bırakmayacak kadar açıktır ve bu durum TBMM raporu ile de sabittir. Yargıtay, insan hakları ve evrensel hukuk değerlerini esas alarak, Adalet Bakanlığının ‘kanun yararına bozma’ başvurusunu reddetmelidir. Devlet, Berfo Anne’ye verdiği sözü tutmalı; Cemil Kırbayır’ın akıbetini açıklayacak, TBMM Raporu’nda da isimleri geçen fail ve sorumluların yargılanmasını sağlayacak adli ve siyasi iradeyi göstermelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Cemil Kırbayır dosyasının kapatılmasına izin vermeyelim’

    ‘Cemil Kırbayır dosyasının kapatılmasına izin vermeyelim’

    İHD ve Cemil Kırbayır’ın ailesi, 40 yıldır akıbeti hakkında süren dosyanın kapatılmak istenilmesine ilişkin açıklama yaparak, adaletin sağlanması için buna izin verilmemesi çağrısında bulundu. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ile gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ailesi, akıbeti hakkında açılan dosyanın kapatılmak istenilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. “Dosyasının TBMM Raporu’na, delillere, belgelere, tanıklara rağmen kapatılmasına izin vermeyelim” denilen açıklamada, 40 yıldır süren dosyanın karanlıkta bırakılmak istenildiğine dikkat çekildi.

    DOSYA KAPATILMAK İSTENİLİYOR

    Açıklamada, Cemil Kırbayır’ın gözaltındayken kamu görevlileri tarafından işkence ile öldürüldüğü ve bedeninin kaybedildiği kuşkuya yer bırakmayacak kadar açık olduğu, bunun da Meclis raporuyla sabitlendiği vurgulandı. Açıklamada, kamu davası açmak yerine dosyanın “zaman aşımı” gerekçesiyle kapatılmak istenmesinin Cemil Kırbayır’ın akıbetinin açığa çıkarılması ve bu suçu işleyenlerin hesap vermesini engelleme girişimi olarak değerlendirildi.

    HEP BİRLİKTE KARŞI ÇIKALIM

    İHD ve Kırbayır ailesi, Yargıtay’ın, Cemil Kırbayır dosyasında hukuki sürecin insan hakları ve evrensel hukuk değerleri ışığında ilerlemesini sağlama konusunda sorumluluğunu yerine getirmesi, Meclis’in ise Cemil Kırbayır, raporunun takipçisi olmasını istedi.  Açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın, 9 yıl önce devlet adına Berfo Anne’ye verdiği sözü de hatırlatılarak, duyarlı herkesin Cemil Kırbayır dosyasında 40 yıldır süren hukuksuzluğun son bulması için harekete geçme çağrısı yapıldı.

    DOSYADA YAŞANAN GELİŞMELER 

    “Cemil Kırbayır, 12 Eylül 1980’de gerçekleşen askeri darbenin ardından 13 Eylül 1980 de Ardahan’ın Okçu Köyündeki evinden devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra kaybedildi.

    Hatırlanacağı üzere: 05.02.2011 tarihinde dönemin Başbakanı Tayip Erdoğan’ın Dolmabahçe Sarayı’na davet ederek görüştüğü Cumartesi Anneleri içinde Cemil Kırbayır’ın annesi 103 yaşındaki Berfo Kırbayır da vardı. Berfo Anne’yi dinleyen Erdoğan’ın talimatı sonucu; TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun 9 Şubat 2011 tarihli toplantısında “gözaltında iken kayboldukları iddia edilen kişilerin akıbetinin araştırılması” amacıyla bir alt komisyon kurulması kararı alındı.

    Mersin Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül başkanlığında Çorum Milletvekili Murat Yıldırım, İzmir Milletvekili, Erdal Kalkan, İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’dan oluşan alt komisyon çalışmalarına Mülkiye Başmüfettişi Mehmet Firik, Adalet Müfettişi Mecit Gürsoy ve Komisyon Uzmanı Kenan Altaş eşlik etti. Söz konusu Komisyon, 13 Eylül 1980 tarihinde gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Cemil Kırbayır’ın akıbetini araştırdı.

    Komisyon, döneme ait belgelere ulaştı. Cemil Kırbayır’ı sorguda gören çok sayıda tanık ve sorgulamayı yapan emniyet ve MİT mensuplarıyla görüştü. Titiz bir çalışma sonucunda 350 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporun sonuç bölümünde “Komisyonumuz; Cemil Kırbayır’ın gözaltında iken işkence gördüğüne, bu işkence sonucunda hayatını kaybettiğine ve cesedinin ölümüne sebebiyet veren sorgulamaları yapan kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığına inanmaktadır.” yazıldı.

    Komisyon, Cemil Kırbayır’ın gözaltında iken işkence ile öldürüldüğü iddiasıyla ilgili olarak; sorgulamayı yapan üç birim olan Emniyet, MİT ve Sıkıyönetim Komutanlığının o dönemdeki görevlileri ve yetkilileri ile dönemin sıkıyönetim komutanı hakkında, Kars Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak elindeki tüm bilgi, beyan ve belgeleri Adalet Bakanlığı aracılığı ile Savcılığa gönderdi.

    Bunun üzerine Kars Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011/899 nolu yeni bir soruşturma başlattı. Soruşturma sırasında arşivde 2002/911 nolu takipsizlik kararı bulundu.

    Anlaşıldı ki; Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilmesinden 6 yıl sonra, Kars Savcılığı bir soruşturma başlatmış (1986/1279 no) ancak soruşturmada 2002 yılında takipsizlik kararı vermişti. Söz konusu 2002/911 nolu takipsizlik kararı ise aileye tebliğ dahi edilmemiş dosya böylece kapatılmıştı.

    Bu karar 2014 yılında aileye tebliğ edildi. Aile hemen Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak söz konusu takipsizlik kararının kaldırılmasını talep etti. Mahkeme takipsizlik kararını kaldırdı.

    Ancak aradan 9 yıl geçtiği halde soruşturmayı sonuçlandırmayan, davayı açmayan Kars Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı 14 Kasım 2019 tarihinde “kanun yararına bozma” talebiyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Müdürlüğü’ne gönderdi ve Cumhuriyet Savcılığınca 2002 yılında zaman aşımı nedeniyle verilmiş olan ( 2002/ 911 sor.) takipsizlik kararını kaldıran Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014 tarihli kararının kaldırılmasını istedi.

    Bakanlık, 25 Şubat 2020 tarihinde Yargıtay’a başvurarak dosyada zamanaşımı bakımından ‘kanun yararına bozma’ kararı verilmesini talep etti. Dosya halen Yargıtay 8. Ceza Dairesi’inde inceleme aşamasında bulunuyor. Yargıtay’ın  “kanun yararına bozma” kararı vermesi halinde dosyanın zamanaşımından kapatılması mümkün hale gelecek.”

  • 12 Eylül döneminde işkenceyle katledilen Cemil Kırbayır Meclis gündemine taşındı

    12 Eylül döneminde işkenceyle katledilen Cemil Kırbayır Meclis gündemine taşındı

    PİRHA- Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Erkan Baş verdiği soru önergesinde, Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’ın 30 yıllık arayışının ardından 2013 yılında oğlunun mezarının yerini dahi bilmeden hayatını kaybettiğini ifade etti.

    12 Eylül sonrası gözaltına alınarak işkencede katledildiği ve cenazesinin kaybedildiği 2011 yılında kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Hakları Komisyonu tarafından da kayıt altına alınan Cemil Kırbayır’la ilgili, o dönem komisyon tarafından savcılığa yapılan suç duyurusuna rağmen henüz bir adım atılmadı.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Erkan Baş, konuyla ilgili Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdi.

    12 Eylül 1980 darbesinin ardından birçok siyasetçi, sendikacı ve vatandaşın gözaltına alındığını belirten Baş, bu süreçte işkenceli sorgular, gözaltında ve cezaevlerinde siyasi tutuklulara dönük baskı ve infazlar yaşandığını vurguladı.

    Kırbayır’la ilgili TBMM İnsan Hakları Komisyonu Raporu’nda kayıt altına alınan süreci aktaran Baş, Kırbayır’ın öldürülmesinden 31 yıl sonra dönemin Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumartesi Anneleri/İnsanları ile yaptığı bir toplantıda Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’a oğlunun bulunması için “gerekli her türlü çabayı gösterecekleri” yönündeki sözlerin yerine getirilmediğini ve Berfo Kırbayır’ın 30 yıllık arayışının ardından 2013 yılında oğlunun mezarının yerini dahi bilmeden hayatını kaybettiğini ifade etti.

    “DEVLET SORUMLU DAVRANMAMIŞTIR”

    Baş, “Sorumlular ortada iken bu güne kadar, Cemil Kırbayır’ın öldürülmesine ilişkin herhangi bir işlemin olmaması ve mezarının nerde olduğuna dair ailesine bilgi verilmemesi, etkin bir soruşturma yürütülmediğini ve devletin bu konuda sorumlu davranmadığını göstermektedir.” dedi.

    HERHANGİ BİR ÇALIŞMA YAPILDI MI?

    Gül’ün yanıtlaması istemiyle verilen sporu önergesi ise şöyle:

    1- Cemil Kırbayır’ın akıbeti hakkında herhangi bir çalışma yapılmış mıdır? Yapılmış ise gelinen aşama ne olmuştur?

    2- Cemil Kırbayır’ın mezarının nerede olduğu bilinmekte midir? Bilinmekte ise bu konuda ailesine bilgi verilecek midir?

    3- Cemil Kırbayır’ın gözaltında işkence sonucu öldürüldüğü TBMM raporlarında dahi kabul

    edilmişken, dönemin sıkıyönetim ve emniyet görevlileri neden belirlenememektedir. Sorumluların isimlerinin tespit edilmesi için bir çalışma yapılmakta mıdır?

    4- Cemil Kırbayır’ın ailesinin de parçası olduğu, yakınları gözaltında kaybedilen ailelerin taleplerini karşılamak için bir çalışma yapılmakta mıdır? Cumartesi Anneleri/İnsanları olarak tanınan kayıp yakınlarının 700 hafta boyunca haklı biçimde sürdürdükleri arayışın, şiddetle bastırılmaya çalışılmasının gerekçesi nedir?

    5- Bakanlığınızın haksız gözaltılar ile gözaltında işkence suçu işlenmesine karşı ve devlet güçleri tarafından kaybedilen insanlar hakkında bir çalışması bulunmakta mıdır?

    NE OLMUŞTU?

    Cemil Kırbayır,13 Eylül 1980 tarihinde Kars’ın Göle ilçesinde emniyet güçleri tarafından gözaltına alınmış, Göle’de bir süre tutulduktan sonra diğer 17 kişi ile birlikte Kars’a götürülmüştür.

    Kırbayır, 8 Ekim 1980 tarihinde kendisine yapılan işkence sonucu öldürülmüş, bedeni kaybedilmiş ailesine ise “binadan atlayarak kaçtığı” bilgisi verilmiştir. Ancak Cemil Kırbayır ve diğer gözaltına alınan kişilerin tutulduğu Kars Dedekorkut Eğitim Enstitüsü’nde olağanüstü güvenlik önlemlerinin alındığı ve tutukluların kaçmasının imkansız olduğu dönemin tanıklıklarına yansıdığı gibi, devlet güçleri tarafından da bilinmektedir.

    Ayrıca, Cemil Kırbayır’ın gözaltında tutulduğu 7 Ekim 1980 tarihinde Abisi Mikail Kırbayır Kars Dedekorkut Eğitim Enstitüsü’ne kardeşi Cemil Kırbayır için elbise ve harçlık bırakmış ve Cemil Kırbayır tarafından kendisine gönderilen notu almıştır. 9 Ekim günü ise Kars Dedekorkut Eğitim Enstitüsü’nde Mikail Kırbayır’a kardeşinin kaçtığı söylenmiştir. Mikail Kırbayır 9 Ekim günü mahkum zimmet defterine baktığında 4 kişinin o gün sorguya gittiğini, 3 kişinin getirilip imza karşılığı teslim edildiğini, kardeşinin isminin karşısında kırmızı kalemle “getirilmedi” yazıldığını görmüştür. (HABER MERKEZİ)

  • Kayıp yakınları: Onlardan artan ömrümüzü, onların yaşaması ve yaşatılmasına adadık-VİDEO

    Kayıp yakınları: Onlardan artan ömrümüzü, onların yaşaması ve yaşatılmasına adadık-VİDEO

    PİRHA-Galatasaray Meydan’ında gözaltına alınarak kaybedilen insanların akıbetlerinin açığa çıkartılması, onları gözaltında kaybedenlerin yargılanarak hakkaniyete uygun cezalandırılması talebiyle bir araya gelen Cumartesi Anneleri 654. haftasında. Bu hafta da 22 yıldır kayıp olan Kerevan İrmez için bir araya geldiler. Kayıp Kerevan İrmez  dosyası avukatı ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Tek dileğim Kerevan İrmez’in kemiklerini bulup babasına vermektir. Ancak o zaman gözüm açık gitmez” dedi.

    Kayıplarının akıbetini sormak ve adalet aramak için her hafta Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda toplanan Cumartesi Annelerinin eylemi 654. haftasında. ‘Failler belli kayıplar nerede’ pankartının üzerine Kerevan İrmez’in fotoğrafı, kırmızı karanfiller ve barışı temsilen beyaz tülbent bırakıldı.

    “MEZARLARIMIZI BİLE KUTUPLAŞTIRIYORLAR”

    Eylemde ilk alan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu,”Tek dileğim Kerevani İrmez’in en azından kemiklerine ulaşıp babasına teslim etmektir. Ancak o zaman gözüm açık gitmez” dedi.

    Tutuklu HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik gerçekleşen ırkçı-faşist saldırının faillerinin tahliye edildiği dün görülen duruşmadan bahsederek şunları söyledi:

    “İki hafta önce burada konuşmuştuk; mezar üzerinden nasıl bir nefret suçu işlendiğini, mezarlarımızı bile kutuplaştırıyorlar demiştik. Maalesef Türkiye’de adalet nefret suçlarına karşı çok hızlı işliyor ve dün bu berbat suçu işleyenler aramıza katıldı mahkemenin hızla verdiği tahliye kararı ile. Ne zaman dava açıldı, ne zaman iddianame kabul edildi, ne zaman karar verildi. Bu kadar hızlı işleyen başka bir yargılama yok herhalde. Biz bu vicdan meydanınsa hesap sormaya, vicdanlarımızda onları mahkum etmeye devam edeceğiz.”

    “SİZ CEMİL’İ KATLETTİNİZ AMA ÖLDÜREMEDİNİZ”

    Daha sonra söz alan gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır ise, “Bugün 7 Ekim yani kardeşim 37 yıl önce Kars’ta, bugün devletin gözetemindeydi. 26 yaşındaki kardeşimin de yaşamaya ihtiyacı vardı” diye konuştu. Devlete seslenen Kırbayır, “Cemil’in ölüsünü ne yaptınız? Siz Cemil’i katlettiniz ama öldüremediniz. Beni de 28 yaşımı 29 yaşına çıkaramadınız. Çünkü biz kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları onlardan artan ömrümüzü, onların yaşaması ve yaşatılmasına adadık” dedi.

    “YOL ORTASINDA İNSANLARI ÇIRILÇIPLAK SOYUYORLAR”

    Devletin hem sağır hem kör olduğunu söyleyen gözaltında gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, biran önce OHAL’in kaldırılması çağrısında bulundu. Tosun, “Hükümetin ‘OHAL’in kime zararı var’ söylemine işaret etti ve ’22 yıldır bu meydanlarda OHAL kaldırılsın, kimse gözaltında kaybedilmesin’ diye mücadele verdik, bu meydanlardan bağırdık. Sizin görmediğinizi ben görüyorum. Yol ortasında insanları çırılçıplak soyuyorlar, bunu görmüyorsunuz. Ben artık kayıp yakını değilim, insan hakları savunucusuyum. Gözaltında kaybedilenlerin faili meçhul değil faili devlettir” dedi.

    “İNSANİ DUYGULAR TAŞIYAN BÖYLE BİR VAHŞET YAPAMAZ”

    Daha sonra Kerevan İrmez’in kızı Zozan İrmez’in gönderdiği mektup okundu. İrmez, mektubunda, “1990’ lı  yıllar… O  yıllar ki binlerce anne babanın kabusu, karanlığı olan, binlerce çocuğun hayallerini çalan ve binlerce eşi bu acımasız, adaletsiz hayatla tek başına mücadele etmek zorunda bırakan yıllardı” dedi. “Bir gün çıkıp gelecek ya da herhangi bir sokakta dolaşırken yanımdan geçecek ve o beni tanımazsa bile ben onu tanıyabileceğim diyorum” diyen İrmez, “Kör karanlık bir kuyuda mısın, orada öylece ölüme mi terk edildin ne tür işkenceler yapıldı kaç kurşun sıkıldı o tertemiz bedenine evet bunları düşünüyorum daha kötü şeylerde düşünüyorum ama anlatamıyorum. Bunları düşünürken içimdeki sesiz çığlıklar kulak zarımı patlatıyor. Sana bunu yapanlarıda düşünüyorum ayını zamanda. Onlarda evladını , babasını, eşini kaybettiklerinde bu duyguyu yaşayabiliyorlar mı acaba. Vicdanları sızlıyor mu geceleri rahat uyuyabiliyorlar mı? Zannetmiyorum baba. İnsani duygular taşıyan böyle bir vahşeti yapamaz sana ve senin gibi suçsuz insanlara” ifadelerine yer verdi.

    PANZERE BİNDİRİLEN İRMEZ’DEN BİR DAHA HABER ALINAMADI

    İrmez’in ardından basın açıklamasını Cumartesi İnsanlarından Serbil Taşkaya okudu. Taşkaya, “19 Ekim 1995 tarihinde, gece saat 23 :00 civarında İrmez Ailesi’nin Silopi’deki evine askeri kamuflaj giysili, çoğu kar maskeli, silahlı kişilerce baskın yapıldı. Yatak kıyafeti ile gözaltına alınan Kerevan İrmez panzere bindirilerek götürüldü. Panzerin yanında zırhlı bir askeri araç ve bir  Beyaz  Toros da bulunuyordu” dedi.

    Sabah olunca Emine İrmez savcılığa, emniyet müdürlüğüne ve tümen komutanlığına giderek eşini evden götürenler hakkında şikayet dilekçesi verdiğine değinen Taşkaya, “Kerevan İrmez’den bir daha haber alınamadı. Olaydan haberdar olan resmi makamlar ailenin herhangi bir  şikayetini veya  soruşturmaya dahil olmalarını beklemeksizin derhal harekete geçme görevini yerine getirmedi. 22 yıl boyunca devletin yetkili makamları tarafından Kerevan İrmez’in akıbetini açığa çıkartacak inceleme ve araştırmalar yapılmadı. Kerevan İrmez’in gözaltında kaybedilmesi ile ilgili tüm sorumluların tespit edilip, cezalandırılmalarını sağlayacak etkin bir soruşturma yürütülmedi” ifadelerine yer verdi. (HABER MERKEZİ)

  • Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır: Ölürsem bu devlete hakkımı helal etmeyeceğim-VİDEO

    Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır: Ölürsem bu devlete hakkımı helal etmeyeceğim-VİDEO

    PİRHA – Hakikat ve adalet talebiyle 651. kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini soruldu. Eylemde konuşan Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır “12 Eylüller gelince bana dünya zindan oluyor. Ağabeyimin bir mezar taşı olsun. Cumhurbaşkanı sen beni öldürdün. Sen anama söz verdin. Neden diyorsunuz ki hiç aramadılar. Cemil Kırbayır aranmaz mı? Ben ölürsem bu devlete hakkımı helal etmeyeceğim” dedi.

    Video gelecek…

    Cumartesi Anneleri 651. kez Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi. Eylemde açılan “Failler belli Kayıplar nerede” pankartının üzerine kayıpların fotoğrafları, kırmızı karanfiller ve barışı temsilen beyaz tülbentler bırakıldı.

    “BU VİCDAN MEYDANI ONLARI YARGILAYACAKTIR”

    Eylemde ilk olarak konuşan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Berfo Ana’ya verdiği sözü tutmamasını hatırlatarak Cemil Kırbayır’ın AİHM’deki başvurusunun düşürülmeye çalışıldığını ancak bunu başaramayacaklarını kaydetti. Tanrıkulu, “Bu vicdan meydanı onları yargılayacaktır” dedi.

    “ÖLDÜRMEKLE KALMIYOR MEZARSIZLAŞTIRIYOR”

    Tanrıkulu’nun ardından konuşan gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, 12 Eylül’ün bu ülkenin karanık yüzü olduğunu ve 37 yıldır hiç aydınlanmayan bir ülkede yaşadıklarını belirtti. 37 yıldır anneleri, çocukları ve eşlerinin Cemil’in, Hayrettin’in, Maksut’un, Nurettin’in kemiklerini  aradıklarını kaydeden İkbal Eren, “Berfo anne Cemil’in kemiklerine kavuşamadan, onları kucaklayamadan göçtü gitti. Bir ülke düşünün devlet sorunlarını çözmek için insanları öldürüyor. Öldürmekle kalmıyor öldürdüklerini mezarsızlaştırıyor. Ondan sonra birileri de çıkıp diyor ki bu cenazeyi buraya gömemezsiniz” şeklinde konuştu. İkbal Eren hükümete şöyle seslendi: “Daha fazla kaldıramıyoruz yeter. Berfo anneye, Hanife anneye verdiğiniz sözleri tutun. Kemiklerinin yerlerini bize gösterin. Faillerinin yargılayın.”

    “CUMHURBAŞKANI SEN BENİ ÖLDÜRDÜN, SEN ANAMA SÖZ VERDİN”

    İkbal Eren’in ardından konuşan Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır, “12 Eylül’de biz ağabeyimle beraberdik. 12 Eylüller gelince bana dünya zindan oluyor” dedi. Annesi ve babasının ağabeyinin acısıyla gittiklerinin söyleyen Fatma Kırbayır, Ağabeyi Cemil Kırbayır’ın gözaltına alındığı zaman bir askere “Buradakileri çıkardılar mı?” diye sorduğunu belirten Fatma Kırbayır, askerin kendisine “Buradakiler hep öldürüyorlar. Cemil Kırbayır diye sarışın bir çocuğa işkence ediyorlar.” dediğini kaydetti. Yetkililere seslenen Fatma Kırbayır şunları söyledi: “Bizim vergilerimizi yiyorsunuz. Ağabeyimin bir mezar taşı olsun. Cumhurbaşkanı sen beni öldürdün. Sen anama söz verdin. Neden diyorsunuz ki hiç aramadılar. Cemil Kırbayır aranmaz mı? Ben ölürsem bu devlete hakkımı helal etmeyeceğim. Bize göstermediniz bari öbür analar görsün. Kemiklerini bize verin.”

    “DEVLET SADIK YURTTAŞINA MEZAR YERİNİ ÇOK GÖRDÜ”

    Fatma Kırbayır’ın ardından konuşan ağabeyi Mikail Kırbayır, 37 yıl önce bugün Cemil Kırbayır’ın hayatta olduğunu, bu ülkenin bir yurttaşı olarak bu dünyada yaşamaya hakkı olduğunu söyledi. Fırın emekçisi olan babası İsmail Kırbayır’ın Cemil Kırbayır’ın üstüne titrediğini belirten Mikail Kırbayır, “Baba İsmail vergisini vermiş, 4 yıl askerliğini yapmış, oyunu kullanmış sadık bir yurttaştı. Devlet bu sadık yurttaşına bir mezar yerini bile çok gördü” dedi.

    “SEN KARDEŞ DEĞİL KARNIMDA TAŞ OLDUN”

    Son 22 yıldır bu meydanda adalet aramadıklarını adalet istediklerini ve bu adaleti devletten istediklerini ifade eden Mikail Kırbayır “Çünkü adaletsiz devlet, devletsiz adalet olamaz.” şeklinde belirtti. Cemil Kırbayır’ın davasının parlamentoya taşındığını, 350 sayfalık rapor hazırlandığını söyleyen Mikail Kırbaır bu raporlarda kardeşi Cemil Kırbayır’ın işkenceyle öldürüldüğünün yazdığını ancak 2011’den 2017’ye kadar Kars Savcılığının bir iddianame bile hazırlamadığını vurguladı. Bunu 12 Eylül’ün devam ettiği anlamına geldiğini belirten Mikail Kırbayır, faillerin korunduğunu, 12 Eylül zihniyetinin devam ettiğini kaydetti. 80 yaşındaki Hatun Tuğluk’a bir mezar yerinin bile çok görüldüğünü, o zihniyet tarafından haram edildiğini söyleyen Mikail Kırbayır, “Hani vatan bir bütündü. Vatan bir bütünse Hatun ananın da bu vatanın her santimetre karesinde bir hakkı vardır. Sen mezar yeriini katlederek böldün ve parçaladın. Ulan bu nasıl düşmanlık. Ulan biz kardeştik. Nasıl birbirimizin yüzüne bakacağız. Bakamayız. Çünkü sen kardeş değil karında taş oldun, karnımda taş. Senin karnıma koyduğun taş sindirim sistemimi allak bullak etmiş. Sancılar içindeyim.” şeklinde konuştu. Mikail Kırbayır, bütün bu olup bitenlere karşı hukukun üstün kılındığı bir yarınlarda buluşmak dileğinde bulundu.

    Basın metnini okuyan cumartesi insanlarından sanatçı Nur Sürer Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilmesi ve sonrasında yaşananları şöyle anlattı.

    “Kırbayır ailesi Ardahan’ın Göle ilçesindeki Okçu köyünde yaşıyordu. 12 Eylül askeri darbesinin ertesi günü 13 Eylül 1980 tarihinde askerler, Kırbayır Ailesinin evine baskın düzenledi. Kars Eğitim Enstitüsü’nde öğrenci olan oğulları Cemil Kırbayır’ı gözaltına aldı.  Cemil, önce Göle’ye, oradan da Kars Askeri Gözetimevi’ne getirildi. İşkencehaneye dönüştürülen Eğitim Enstitüsü’nde sorgulandı. Onu işkencede koma halinde gören çok sayıda tanık vardı ama ailesine “Firar etti, bir daha bize sormayın” denildi ve Cemil’den bir daha haber alınamadı.”

    “6 YILDIR SORUMLULAR HAKKINDA DAVA AÇILMADI”

    2011 yılında hazırlanan TBMM İnsan Hakları Komisyonu raporunda; Cemil Kırbayır’ın gözaltında öldürüldüğü ve bedenin bilinmeyen bir şekilde yok edildiği kararına varıldığını kaydeden Sürer, raporda kaybetme suçuna karışan asker, polis ve Mit mensuplarının açık kimliklerinin yer aldığını ve komisyonun tüm belge, bilgi ve beyanları göndererek Kars Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ancak Kars Cumhuriyet Başsavcılığı 6 yıldır sorumlular hakkında dava açmadığını vurguladı.

    “HÜKÜMET’İN AHİM’E GÖNDERDİĞİ SAVUNMADA 12 EYLÜL SAVUNULDU”

    İç hukuktan sonuç alamayan İHD avukatı Eren Keskin’in davayı AİHM’e taşıdığını ifade eden Sürer, “Hükümet bu yıl AİHM’e gönderdiği savunmada, Anne Berfo Kırbayır’ın 26 Ekim 2011 tarihli başvuruyu yaptıktan sonra öldüğünü, varislerinin de davayı onun ölümünden sonra sürdürme niyeti olduğunu gösteren bir bilgi ya da belge yoktur diyerek, AİHM’in yargılamayı dava listesinden çıkarmasını istedi. Ayrıca savunmada Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilmesiyle ilgili; “Bu tekil olayın darbe rejiminin toplumun bir kesimine karşı devlet politikası çerçevesinde olduğuna dair bir bulgu yoktur” denilerek 12 Eylül savunuldu” dedi.

    “BERFO ANANIN MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEĞİZ”
    105 yıllık ömrü oğlunu bulmaya yetmeyen Berfo Kırbayır’ın, Cemil’e ulaşma mücadelesi çocukları, torunları ile süreceğini belirten Sürer, Berfo annenin bıraktığı yerden Cemil Kırbayır’ı aramaya faillerinden yargı yoluyla hesap sormaya devam edeceğini söyledi. (HABER MERKEZİ)