Etiket: cemil uğur

  • Helikopter davası 3. yılında: Yargılanmayan askerler hala görevde- VİDEO

    Helikopter davası 3. yılında: Yargılanmayan askerler hala görevde- VİDEO

    PİRHA- Van’da iki köylünün helikopterden atılmasını belgelerle kanıtlayan Gazeteci Cemil Uğur, aradan 3 yıl geçmesine rağmen hala hiçbir askerin yargılanmadığını vurguladı. Uğur, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun benzer bir olayı dile getirdiği için hakkında soruşturma ve linç kampanyası başlatıldığına da dikkat çekerek, Türkiye’nin katliamlarla yüzleşmesi gerektiğini ifade etti.

    Van’ın Çatak ilçesinde Servet Turgut ve Osman Şiban adlı yurttaşların askerler tarafından helikopterden atılmasının üzerinden 3 yıl geçti. Bu süreçte Servet Turgut yaşamını yitirdi, Osman Şiban ve olayı belgelerle kanıtlayan gazeteci Cemil Uğur ile meslektaşları Adnan Bilen, Nazan Sala, Şehriban Abi hakkında dava açıldı. Gazeteciler 6 ay tutuklu kalmalarının ardından yargılandıkları davadan beraat ettiler. Olaya ilişkin başlatılan soruşturmada ise gizlilik kararı halen kaldırılmış değil.

    Olayı yaptığı haberle açığa çıkaran Gazeteci Cemil Uğur, konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmede bulundu.

    “İŞKENCEYİ YAPANLAR HALA TSK’DA GÖREVDE”

    Süreç boyunca çok kez baskıya uğradıklarını belirten Uğur, “Dönemin İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu Van Valisini arayarak olayın üstünü kapatmaya çalıştı. Yüksekten düşme ve helikopterden atılmanın yazdığı hastane raporuna ulaşıp haberleştirdiğim zaman olay bize döndü ve tutuklandık. Başından sonuna kadar olayın üstü örtülmeye ve biz gazetecilere göz dağı verilmeye çalışıldı” dedi.

    Uğur, aradan 3 yıl geçmesine rağmen soruşturmada herhangi bir ilerlemenin olmadığını söyleyerek, “Soruşturmadaki gizlilik sürüyor ve hiçbir asker yargılanmadı. Bu kişiler TSK içerisinde hala görev alıyor. Açık bir şekilde hiçbir Kürdün güvende olmadığı anlamına geliyor bu durum” şeklinde konuştu.

    “SEZGİN TANRIKULU’NUN SÖZLERİ BAŞKA TARAFA ÇEKİLİYOR”

    Helikopter davasının 3. yılında Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu katıldığı bir programda benzer bir olaya değinerek, “Bu Türk Silahlı Kuvvetleri değil mi 12 Eylül’de faşist darbeyi yapan? Bu ordu değil mi 15 Temmuz’da darbe girişimi yapan, köyleri yakan… Onlarca faili meçhul cinayet. Benim takip ettiğim davalar var. 15 köylüyü helikopterden atan TSK değil mi? AİHM kararıyla sabit hale gelen…” sözlerini sarf etti. Bunun üzerine hakkında soruşturma başlatılan Tanrıkulu’na kendi partisinden büyük bir tepki geldi.

    CHP’nin tavrını da değerlendiren Cemil Uğur, “CHP’nin özellikle son seçim sürecinde değiştiği iddia edilse de Sezgin Tanrıkulu’nun sözlerine ilişkin verilen tepkiden öyle olmadığını açık bir şekilde görmek mümkün. Tanrıkulu’nun TSK ile ilgili sözleri kendi partisi tarafından bile başka yere çekiliyor. Ancak buna şaşırmamak lazım, karşımızda 100 yıllık bir sistem partisi var. Katliamların üstünü örten CHP gerçek yüzünü bir kez daha göstermiş oldu” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE KATLİAMLARLA YÜZLEŞMELİ”

    Türkiye tarihinde birçok katliam olduğunu dile getiren Uğur, bunlarla yüzleşilmesi gerekliliğine dikkat çekerek şunları kaydetti:

    “Türkiye, Şeyh Sait katliamından tutun da Zilan, Madımak, Lice gibi birçok katliamla yüzleşmedi. Bu katliamların hiçbiri aydınlatılmadı, failleri yargılanmadı. Aydınlatılmayacağını da biliyoruz ancak halk topyekün bir araya gelip mücadele ederse, gerçeği araştıran gazeteciler olursa katliamlar aydınlatılabilir.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Gazetecilerden meslektaşlarının tutuklanmasına tepki: Boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    Gazetecilerden meslektaşlarının tutuklanmasına tepki: Boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de açıklama yapan gazeteciler, meslektaşlarının tutuklanmalara tepki göstererek, “Biz gazeteciler; gözaltılara, tutuklamalara, baskı ve sindirme politikalarına boyun eğmeyeceğiz. Her ne pahasına olursa olsun, Ape Musa’dan, Metin Göktepe’den, Uğur Mumcu’dan, Hrant Dink’ten devraldığımız kalemle hakikati yazmaya devam edeceğiz” dedi.

    Diyarbakır’da 8 Haziran’da gözaltına alınan 20 gazeteciden 16’sının çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmasına tepkiler devam ediyor.

    Mersin Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen gazeteciler, meslektaşları için açıklama yaptı. Açıklamayı gazeteciler adına Cemil Uğur okudu.

    Uğur, gazetecilerin tutuklanmasına hangi kılıf uydurulursa uydurulsun, gazetecilerin gazeteciliğin onurunu ve halkın haber alma hakkını savunduğu için tutuklandığını belirterek, “Demokrasi, basın ve ifade özgürlüğünü savunarak iktidara gelen AKP, bugün bunları tamamen ortadan kaldırdı. Sırf iktidarını sürdürmek isteyen AKP, meslektaşlarımızı tutuklayarak seçim sürecini başlatmıştır. Bu süreci baskıyla sürdürmeye çalışacaklarını şimdiden tahmin etmek kahinlik olmayacaktır” dedi.

    Basına yönelik gözaltıların ve baskıların, tamamen bütün topluma verilmiş bir gözdağı olduğuna işaret eden Uğur, “Gazetecilere, mesleki faaliyetleri nedeniyle başlatılan soruşturma ve tutuklamalar basın özgürlüğüne ve haber alma hakkına saldırıdır diyerek, şöyle devam etti:

    “BASININ ÖZGÜR OLMADIĞI ÜLKEDE DEMOKRASİ OLMAZ”

    “Basın özgürlüğü konusunda 180 ülke içinde 149’uncu sırada olan Türkiye, Diyarbakır’da 16 gazeteciyi tutuklayarak bu sıralamada daha da geriye düşmüş durumda. Özgür basının hapsedilmesi karşısında muhalefet partilerinden aydınına, gazetecisinden cemiyetine kadar susanlar şunu unutmamalıdır ki; basının özgür olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Bunun sadece biz gazetecilerin değil, Türkiye’de yaşayan 84 milyonun meselesi olduğu bilinmelidir. Bu bakımdan demokrasi ve halkın haber alma hakkını savunmak için tüm siyasi partileri, kurumları ve yurttaşları ortak mücadele etrafından birleşmeye çağırıyoruz.”

    “Biz gazeteciler; zalimin zulmüne karşı mücadele edenlerin, kadınların, işçileri, emekçilerin, KHK’lıların, Kürt halkının, yok sayılan halkların inançların, doğası için direnenlerin ve tüm ezilenlerin sesi olmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerine devam eden Uğur, “Biz gazeteciler; gözaltılara, tutuklamalara, baskı ve sindirme politikalarına boyun eğmeyeceğiz. Her ne pahasına olursa olsun, Ape Musa’dan, Metin Göktepe’den, Uğur Mumcu’dan, Hrant Dink’ten devraldığımız kalemle hakikati yazmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımız serbest bırakılana kadar, her alanda onların sesi olacağız” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Gazeteci Cemil Uğur: Halkın haber alma hakkı için çalışmaya devam edeceğiz-VİDEO

    Gazeteci Cemil Uğur: Halkın haber alma hakkı için çalışmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Çalışan Gazeteciler Günü’nü değerlendiren Gazeteci Cemil Uğur, Çalışan Gazeteciler Günü’nü gerçek anlamda kutlayamadıklarını belirterek, “Her ne kadar iktidarın bizi baskılamaya dönük politikaları devam etse de, bizler halkın haber alma hakkını savunmaya, gerçekleri yazmaya devam edeceğiz” dedi.

    Türkiye’de gazeteciler, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü daha birçok sorunla karşılıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Nisan ayında açıkladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, bir önceki yıla göre üç basamak yükselmesine rağmen 180 ülke arasında 154’üncü sırada yer aldığımı açıkladı.Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) 2021 Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu’na ise, bir yıl içinde 55 gazeteci saldırıya uğradığı, 2 gazetecinin katledildiği yansıdı.

    Raporda ayrıca, 61 kişinin gözaltına alındığı, 6’sının tutuklandığı ve 23’ünün ise işkenceye maruz kaldığı tespitleri yer aldı. DFG raporunda, 62 gazetecinin cezaevinde olduğu belirtilirken, son on yılda 11 binden fazla gazetecinin işsiz kaldığı tespitini yapan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) verilerine göre ise, 2 Mayıs 2020 itibariyle 85 gazeteci hala tutuklu.

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü baskı ortamında karşılayan gazetecilerden biride Cemil Uğur.

    Mezopotamya Haber Ajansı’nda çalışan Cemil Uğur, yaptığı haberlerden kaynaklı cezaevine girmiş bir gazeteci. Son olarak Van’da yaşamını yitiren Servet Turgut ile Osman Şiban’ın helikopterden atılmasını kamuoyuna duyurduktan sonra 3 gazeteci arkadaşıyla birlikte tutuklanan ve 6 ay tutuklu kalan Cemil Uğur geçtiğimiz günlerde görülen duruşma sonunda beraat etti.

    PİRHA’ya 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne dair değerlendirmede bulunan Cemil Uğur, Çalışan Gazeteciler Günü’nü gerçek anlamda kutlayamadıklarını belirterek, “Çünkü mesleğimizi hakkıyla yaptığımız için yargılanıyor ve tutuklanıyoruz. Bugün gazeteci olduğu için cezaevlerinde tutuklu bulunan onlarca gazeteci var. Bu da Türkiye’de gazeteciliğin geldiği noktayı gösteriyor” dedi.

    Mevcut iktidar tarafından erişim engelleriyle de halkın haber alma hakkının engellendiğinin altın çizen Cemil Uğur, “Ajans olarak da bir çok engelle karşı karşıya kaldık. Bunun için 10 Ocak bizim için mücadele günüdür. Her ne kadar iktidarın bizi baskılamaya dönük politikaları devam etse de, bizler halkın haber alma hakkını savunmaya, gerçekleri yazmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Adalet Bakanlığı’ndan AYM’ye Cemil Uğur yanıtı: Basın mensubu değil!

    Adalet Bakanlığı’ndan AYM’ye Cemil Uğur yanıtı: Basın mensubu değil!

    PİRHA- Van’da 2 köylünün helikopterden atılmasını haberleştirdikleri için tutuklanan 4 gazetecinin bireysel başvuruda bulunduğu AYM, Mezopotamya Haber Ajansı muhabiri Cemil Uğur’un başvurusuna ilişkin görüş istediği Adalet Bakanlığı’ndan, “Basın mensubu değil” yanıtı aldığı ortaya çıktı.

    MA’dan Gökhan Altay’ın haberine göre; AYM, yapılan başvuru üzerine 12 Aralık’ta Adalet Bakanlığı’ndan görüş istedi. Bakanlığa bağlı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı, başvuruculardan Cemil Uğur’un bireysel başvurusuna dair AYM’ye görüş sundu.

    Bakanlık, Uğur hakkında verilen tutuklama kararına görüşünde yer vererek, dosya kapsamında ismi geçenlerin basın kartlarının geçerliliğinin olmadığını savundu. Bakanlık, “(…) geçerli bir basın kartının Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın belirlediği şartları taşıyan kişilere ancak verilebileceği, doğal olarak mevcut şartları taşımadıklarından söz konusu şüphelilerin basın mensubu olmadıklarının anlaşıldığı (…)” ifadelerine yer verildi. Bakanlık, Uğur’un 2 köylüye ilişkin yapılan haberlerden kaynaklı tutuklandığının belirtilmesini de “dayanaktan yoksun” olarak değerlendirdi.

    Uğur’un hukuki temsilini üstlenen Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) avukatları, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını AYM’ye sundu.

    Uğur’un gazetecilik faaliyetinden kaynaklı tutuklandığının vurgulayan avukatlar, Türkiye’nin insan haklarına saygı konusunda çok zayıf bir sicile sahip olduğunu ve “gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi” olarak tanımlandığını kaydetti.

    Bakanlık görüşünde yer alan “Uğur gazeteci değildir” iddiasına yanıt veren avukatlar, bir kişinin gazeteci olup olmamasının Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının belirlediği kriterlerin belirleyemeyeceğini vurgulayarak, gazetecilere yönelik soruşturmayı yürüten savcının aynı zamanda Servet Turgut ve Osman Şiban’a işkence yapılmasıyla ilgili kolluk görevlileri hakkında açılan soruşturmayı da yürüten savcı olduğunu anımsattı.

    (HABER MERKEZİ)