Etiket: çemişgezek

  • Erzincan İdare Mahkemesi, Çemişgezek’te yapılmak istenen Regülatör ve HES projesini iptal etti- VİDEO

    Erzincan İdare Mahkemesi, Çemişgezek’te yapılmak istenen Regülatör ve HES projesini iptal etti- VİDEO

    PİRHA- Erzincan İdare Mahkemesi, Çemişgezek Regülatörü ve HES projesinin iptaline karar verdi. Davaya müdahil olan Dersim Barosu Türkiye genelinde akarsu tipi HES projelerinin iptaline emsal teşkil edecek bir mahkeme kararı alındığını açıkladı.

    Dersim’in Çemişgezek İlçesi’nde bulunan, Aliboğazı’ndan doğan, Çemişgezek’e can veren ve birçok yaban hayvanı ile endemik türün yaşam alanı olan Tağar çayı üzerinde ÇED raporu olmadan hidroelektrik santrali (HES) inşaatına başlandı.

    Er İdare Turizm İnş. Gıda Temizlik Hizmetleri Alımı Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından ÇED kararı olmadan 1807 yılında yaptırılan Tağar Köprüsü kenarında HES için inşaat çalışması yapılması büyük tepki toplamıştı.

    Dersim Barosu, Dersim’in Çemişgezek İlçesi’nde Tagar Çayı üzerinde kaçak bir şekilde yapımına başlanan Hidroelektrik Santrali (HES) inşaatına ilişkin Erzincan İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. Erzincan İdare Mahkemesi, daha önce yürütmeyi durdurma kararı verdiği dosyada, şimdi ise projenin iptali kararı verdi.

    Erzincan İdare Mahkemesi’nin almış olduğu bu iptal kararı sonrası, Dersim Barosu bir basın toplantısı düzenledi.

    “BU KARARI YAŞAMI VE DOĞAYI SAVUNANLARA ADIYORUZ”

    Dersim Barosu Başkanı Doğukan Kudat, Baro olarak uzun yıllardır sürdürdükleri çevre ve yaşam mücadelesinde önemli bir kazanım elde ettiklerini ifade etti. Kudat, Türkiye genelinde akarsu tipi HES projelerinin iptaline emsal teşkil edecek bir mahkeme kararı alındığını söyledi.

    Kudat  açıklamada, toplum olarak doğa mücadelesinin evveliyattan bu yana sürdürüldüğü vurgulayarak,  “Yaşamın, tüm canlıların yaşam hakkının tanınması için büyük bir çaba sarf ettik. Dersim Barosu olarak da uzun yıllardır bu mücadeleyi veriyoruz” dedi.

    Söz konusu projelerin bilimsel açıdan ciddi sorunlar barındırdığına dikkat çeken Kudat, buna rağmen bilimsel raporların ve mahkeme kararlarının önceki süreçlerde dikkate alınmadığını belirtti. Kudat, özellikle akarsular üzerinde inşa edilen HES’lere karşı olumsuz kararlar verilmediği için doğanın büyük zarar gördüğü ifade etti.

    Kudat, “Bugün aldığımız karar çok kıymetli bir karar. Bu karar, Türkiye’nin her yerinde akarsu tipi HES’lerin iptaline yönelik emsal teşkil edecek. Halkımıza hayırlı olsun” ifadeleriyle, kararın, çevre mücadelesinde yaşamını yitirenlere adandığını vurguladı.

    “MUNZUR VADİSİ DÜNYA KÜLTÜR MİRASIDIR VE KORUNMALIDIR”

    Basın toplantısında konuşan Av. Barış Yıldırım ise , 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesinin açık hükümlerini hatırlatarak,  “ÇED olumlu kararı alınmadan hiçbir projeye ilişkin onay, teşvik, izin verilemez. Proje yatırıma alınamaz, ihalesi yapılamaz ve inşaatına başlanamaz.” dedi. Ancak Çemişgezek HES projesine 2024 yılında, ÇED olumlu kararı alınmadan başlandığı belirtti.

    Barış Yıldırım, Munzur Vadisi’nin ekolojik zenginliğine dikkat çekti. Yellowstone Milli Parkı’nın büyüklüğünün Munzur Vadisi Milli Parkı’nın yaklaşık 20 katı olduğuna işaret edilerek, “Munzur’daki tür çeşitliliği ve yaban hayatı Yellowstone’dan çok daha fazla. Ancak Yellowstone Dünya Kültür Mirası listesinde, Munzur hâlâ değil” dedi.

    Yıldırım, tüm kurum ve kuruluşlara çağrıda bulunarak şunları söyledi:

    “Munzur Havzası Dünya Kültür Mirası listesine kazandırılmalı. Bölgeye dair projelerden derhal vazgeçilmeli.” baro yönetimimiz, biz baro üyeleri ve gerekse tüm kurum ve kuruluşların üzerine düşen sorumluluğu ifa ederek bu havzanın Dünya Kültür Mirası listesine kazandırılması gerektiğini ifade ediyoruz. Buradan yetkililere sesleniyoruz. Munzur Havzası’na dair bu projelerden vazgeçilsin!”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Barosu: Tağar Çayı’ndaki HES projesine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verildi-VİDEO

    Dersim Barosu: Tağar Çayı’ndaki HES projesine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek İlçesi’nde kaçak bir şekilde yapımına başlanan Hidroelektrik Santrali (HES) inşaatına ilişkin Erzincan İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Dünya kültür mirasının listesini verilmesi gereken bir sahayı neden HES’ler ile tahrip etmek istiyorsunuz diye soran Dersim Barosu, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da bu projelerle sonuna kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

    Dersim Barosu, Dersim’in Çemişgezek İlçesi’nde kaçak bir şekilde yapımına başlanan Hidroelektrik Santrali (HES) inşaatına ilişkin Erzincan İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. Erzincan İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    Dersim Barosu, yürütmeyi durdurma kararının verilmesinin ardından basın toplantısı yaptı. Açıklamaya Munzur Çevre Derneği, Çemişgezek Çevre Platformu, İnsan Hakları Dersim Şubesi, Tunceli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BAROMUZUN GÜÇLÜ MÜCADELESİ SONUCU ELDE EDİLMİŞ BİR ZAFERDİR”

    Toplantıda açılış konuşmasını yapan Dersim Baro Başkanı Doğukan Kudat, “Erzincan İdare Mahkemesi, Tağar’daki HES projesine yönelik yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Bilirkişi raporlarında doğrudan keşifte de icra ettiğimiz şekilde söz konusu tarihi Tağar Köprüsü’ne zarar vereceği gibi ekosisteme de zarar vereceğini önemle belirtmiştik. Buna ilişkin yürütmeyi durdurma kararı aldık. Bu karar baromuzun inanılmaz ve güçlü mücadelesi sonucu elde edilmiş bir zaferdir” diye konuştu.

    “BARAJ, HES VE MADEN ŞİRKETLERİNE GEÇİT VERMEYECEĞİZ”

    Baro başkanının konuşmasının ardından yapılan konuşmalarda Tağar’daki HES projesinde inşaat tamamlandıktan sonra ÇED olumlu kararı verilmesine tepki gösterilirken, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da bu tür projelere karşı sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesi bizler için yıkım projesidir’-VİDEO

    ‘Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesi bizler için yıkım projesidir’-VİDEO

    PİRHA-Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesinin kendileri için yıkım projesi olduğunu vurgulayan İstanbul Çemişgezek Çevre Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yılmaz Şenol, “Baraj projesi yapılırsa Çemişgezek’in su kaynakları tükenecek, köylülerin üretim yaptığı ve hayvanlarını otlattığı meraları sular altında kalacak, arıcılık da yok olacak. Bu projenin gerçekleşmemesi için mücadelemizi ortaya koyacağız” dedi.

    Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Dersim’in doğası yıllardır baraj, HES ve maden projeleriyle yok edilmek isteniyor. Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Hazari (Anıl) köyü Gözeler Mevkiinde yapılmak istenen Tağar Barajı için Devlet Su İşleri tarafından, sondaj çalışması başlatıldı.

    İstanbul Çemişgezek Çevre Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yılmaz Şenol, Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BARAJ PROJESİ YAPILIRSA ÇEMİŞGEZEK’İN SU KAYNAKLARI TÜKENECEK”

    Aliboğazı bölgesinin kültürel ve tarihi önemi olduğunu belirten Yılmaz Şenol, “Aliboğazı bölgesi, geçmiş dönemlerde insansızlaştırıldı. Son zamanlarda insanlar yavaş yavaş köylerine geri dönmeye başladı. Baraj yapılacak bölge Çemişgezek’in su havzası ve köylülerin üretim, hayvancılık ve arıcılık yaptığı önemli bir bölge. Aliboğazı bölgesinin sular altında kalmasıyla Çemişgezek’in su kaynakları gidecek” dedi.

    “MERALAR SULAR ALTINDA KALACAK”

    “Bizim Keban Barajı’ndan yaşayarak öğrendiğimiz bir tecrübemiz var” diyerek Keban Barajı’nın su kaynaklarını ve toprağı nasıl etkilediğine vurgu yapan Şenol, “Baraj iklim şartlarını değiştiriyor, su kaynaklarını kaybediyor. O yüzden baraj projesi yapılırsa Çemişgezek’in su kaynakları tükenecek, köylülerin üretim yaptığı meraları, hayvanlarını otlattığı alanlar sular altında kalacak” şeklinde konuştu.

    “KABUL ETMİYORUZ”

    Son günlerde bölgede üretilen organik balın Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ödüller aldığının altını çizen Yılmaz Şenol, şunları dile getirdi:

    “Ancak baraj projesiyle o bölgede arıcılık da yok olacak. Bu projeden birinci dereceden etkilenecek olanlar Çemişgezek halkıdır. Dolaylı yoldan metropollerde yaşayan bizler de etkileneceğiz. Çünkü artık köylerimiz olmayacak. Bizler yılda birkaç defa tatillerimizi geçirmek için doğduğumuz topraklara geliyoruz. Artık doğduğumuz topraklar sular altında kalacağı için ondan da yararlanamayacağız. Dolayısıyla baraj projesi bizler için yıkım projesidir. Hiçbir şekilde bu projeyi desteklemiyoruz, kabul etmiyoruz. Bu projenin gerçekleşmemesi için elimizden gelen çabayı göstereceğiz ve mücadelemizi ortaya koyacağız.”

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de baraj projesi için sondaj çalışması başlatıldı: Herkesi mücadeleye çağırıyoruz!
    -Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki: Dersim’in tarihsel hafızasını silmek istiyorlar-VİDEO

  • Dersim’de baraj projesi için sondaj çalışması başlatıldı: Herkesi mücadeleye çağırıyoruz!

    Dersim’de baraj projesi için sondaj çalışması başlatıldı: Herkesi mücadeleye çağırıyoruz!

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Hazari (Anıl) Köyü Gözeler mevkiinde yapılmak istenen Tağar Barajı için Devlet Su İşleri tarafından sondaj çalışması başlatıldı. Baraj projesinin faaliyete geçmesi durumunda Aliboğazı’nın sular altında kalacağını belirten Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu, “Tüm çevre örgütlerini, inanç ocaklarını ve yaşam savunucularını Tağar Barajı’nın yapılmaması için mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

    Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Dersim’in doğası yıllardır baraj, HES ve maden projeleriyle yok edilmek isteniyor.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Hazari (Anıl) köyü Gözeler Mevkiinde yapılmak istenen Tağar Barajı için Devlet Su İşleri tarafından, sondaj çalışması başlatıldı.

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu, yapılması planlanan baraj projesine tepki gösterdi.

    “BARAJ YAPILIRSA ALİBOĞAZI’NIN TÜMÜ SULAR ALTINDA KALACAK”

    Baraj projesi için Devlet Su İşleri tarafından Tağar çayı üzerindeki sondaj çalışmasının devam ettiğine dikkat çeken Yusuf Topçu, “Yapılacak proje ekolojik olarak Çemişgezek, Hozat ve Ovacık köylerini ve sınır komşularımız Elazığ ve Malatya’yı da etkileyecektir. Aliboğazı tarihsel, inançsal ve kültürel açıdan Dersim için çok önemli bir bölge. Aliboğazı’nın hemen yanında Kırklar Ziyareti var. İnsanlar her sonbahar üç gün üç gece Kırklar Ziyareti’ne gidip kurbanlar kesip, cem tutardı. Kırklar adına yeminler edilir, dilekler dilenirdi. Eğer baraj projesi yapılırsa Aliboğazı’nın tümü sular altında kalacaktır. Tüm çevre örgütlerini, inanç ocaklarını ve yaşam savunucularını Tağar Barajı’nın yapılmaması için mücadeleye çağırıyoruz. Sesimizi birlikte yükseltelim” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Tağar Çayı’ndaki HES ve regülatör projesine ilişkin keşif ve bilirkişi incelemesi kararı verildi

    Tağar Çayı’ndaki HES ve regülatör projesine ilişkin keşif ve bilirkişi incelemesi kararı verildi

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışmasına ilişkin Erzincan İdare Mahkemesi, bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması kararı verdi.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan ve birçok yaban hayvanı ile endemik türe hayat veren Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışması başlatılmıştı.

    26 Ağustos’ta Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu’nun çağrısıyla Tağar Köprüsü’nde bir araya gelen yüzlerce kişi, inşaat çalışmasına tepki göstermişti.

    Tağar Çayı üzerinde kaçak şekilde inşasına başlandığı belirtilen ve sonrasında “ÇED Olumlu” kararı verilen Çemişgezek Regülatörü ve HES Projesi’ne karşı açılan davada çevre savunucularının başvurusunu değerlendiren Erzincan İdare Mahkemesi, bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi.

    “KEŞİF VE BİLİRKİŞİ İNCELEME KARARI VERİLDİ”

    Avukat Barış Yıldırım, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “İlimiz Çemişgezek ilçesi Tağar Çayı üzerinde kaçak şekilde inşasına başlanan ve müteakiben ÇED olumlu kararı verilen Çemişgezek Regülatörü ve HES projesine karşı açtığımız davada İdare Mahkemesi’nce keşif ve bilirkişi incelemesi kararı verildi” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de şap riski nedeniyle 30 günlük yasak kararı

    Dersim’de şap riski nedeniyle 30 günlük yasak kararı

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek ilçesine bağlı Tekeli, Toratlı, Paşacık, Gözlüçayır, Bozağaç, Sarıbalta, Doğan, Payamdüzü, Ulukale, Yenimahalle ve merkez mahallelerinde şap vakası nedeniyle hayvan hareketleri 30 gün süreyle yasaklandı.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde tespit edilen şap vakası nedeniyle 11 yerleşim yerinde hayvan hareketleri 30 gün süreyle yasaklandı.

    Çemişgezek İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından konuya ilişkin açıklama yapıldı.

    Yapılan açıklamada, şap vakalarının çevre köy ve mahallelere bulaşma riskine karşı Tekeli, Toratlı, Paşacık, Gözlüçayır, Bozağaç, Sarıbalta, Doğan, Payamdüzü, Ulukale, Yenimahalle ve merkez mahallelerinde hayvan giriş çıkışlarının geçici olarak durdurulduğu belirtildi.

    Yetkililer, yasaklara uyulmaması ve kaçak hayvan hareketlerinin tespiti halinde idari para cezası uygulanacağını ifade etti.

    Açıklamada ayrıca, kuzu ve oğlak kayıplarının önlenmesi için aşılama çalışmalarının bir an önce tamamlanması gerektiği vurgulandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avukatlar Dersim’de cübbeleriyle yürüdü-VİDEO

    Avukatlar Dersim’de cübbeleriyle yürüdü-VİDEO

    PİRHA-Dersim Barosu’na bağlı avukatlar Çemişgezek ilçesinde yapımı devam eden Tağar Çayı’ndaki Hidroelektrik Santrali (HES) ve regülatör çalışmalarına, cübbeleriyle yürüyüş yaparak tepki gösterdi. Avukat Barış Yıldırım, İdare Mahkemesi’ne başvurarak projenin inşaatının, yürütmesinin durdurulması ve iptali talebinde bulunduklarını ancak inşaatın devam ettiğini belirterek, “Hukuksuzluktan vazgeçin” çağrısında bulundu.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan ve birçok yaban hayvanı ile endemik türe hayat veren Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışması başladı.

    26 Ağustos tarihinde Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu’nun çağrısıyla Tağar Köprüsü’nde bir araya gelen yüzlerce kişi, inşaat çalışmasına tepki göstermişti.

    Hukukçular tarafından suç duyurusunda bulunulurken, inşaat çalışması devam ediyor.

    Dersim Barosu, yaşanan durumun hukuksuz olduğunu belirterek, baro binasında açıklama yaptı. Açıklamaya, Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu üyeleri, baro üyesi avukatlar, çevreciler, STK’ler, demokratik kitle örgütü temsilcileri ve siyasi parti yöneticileri destek verdi.

    “TAĞAR NEHRİNDE KAÇAK BİR HES İNŞAATI SÜRDÜRÜLÜYOR

    Dersim Barosu Başkanı Avukat Doğukan Kudat, baro olarak hukuksuzluğun karşısında olacaklarını ifade etti.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi Avukat Barış Yıldırım da, projenin hukuksuz olduğunu belirterek, “Çemişgezek ilçesindeki Tağar nehrinde kaçak bir HES inşaatı sürdürülüyor. Şimdi regülatörü ve HES projesinin regülatörü yani su alma yapısı, iletim tüneli, yükleme havuzu ve santral binası, 2872 sayılı çevre kanununun 10. maddeye aykırı şekilde yapılıyor. Çevre Kanunu çevresel etki değerlendirilmesi süreci tamamlanmadan yapının ihalesi yapıldı ve çalışma başlatıldı” dedi.

    “İNŞAAT DERHAL DURDURULSUN”

    İdare Mahkemesi’ne başvurarak projenin inşaatının, yürütmesinin durdurulması ve iptali talebinde bulunduklarını aktaran Yıldırım, şunları dile getirdi:

    “Yargılama süreci devam ediyor. Anayasanın 56. maddesi devletin çevreyi korumakla yükümlü olduğunu söyler. Anayasanın 63. maddesi devletin kültür ve tabiat varlıklarını korumakla yükümlü olduğunu söyler ki dünyada bir ilçe merkezinde en fazla yaban keçilerinin popülasyon bulduğu yer. Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu hükümlerine göre taşınmaz kültür varlığı olarak teşkil edilmiş tarihi Tağar Köprüsü bulunuyor. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümlerine göre tescil edilmiş tarihi Tağar Köprüsü ve Urartu İn Delikleri Derviş hücreleri bulunmakta ve buralar birinci derece arkeolojik sit alanı ve yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yani ülkemizin tarafı olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarını Koruma Sözleşmesi hükümlerine göre kesin koruma altında bulunan, yaban keçisi su samuru gibi türlerin yaşam alanıdır. Bu proje sahası aynı zamanda korunma sahasında. Buradan derhal çevre kanunu onuncu madde, çevresel etki değerlendirilmesi yönetmeliği, on dokuzuncu madde çerçevesinde bu inşaat faaliyetinin derhal durdurulması gerekiyor.”

    Açıklamanın ardından avukatlar cübbelerini giyinerek ‘Tağar özgürdür, özgür akacak’ sloganlarıyla Sanat Sokağı’na yürüdü ve oturma eylemi gerçekleştirdi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Av. Barış Yıldırım: Tağar Çayı üzerindeki hukuksuz HES inşaatı derhal mühürlenmeli-VİDEO

    >Tağar Çayı’ndaki HES projesine tepki: Kutsallarımız sermaye ve devlet eliyle yok ediliyor-VİDEO

    >‘Tagar Çayı Çemişgezek’te can suyumuzdur, HES yapımına karşıyız’-VİDEO

  • Av. Barış Yıldırım: Tağar Çayı üzerindeki hukuksuz HES inşaatı derhal mühürlenmeli-VİDEO

    Av. Barış Yıldırım: Tağar Çayı üzerindeki hukuksuz HES inşaatı derhal mühürlenmeli-VİDEO

    PİRHA- Çemişgezek ilçesinde Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör inşaatına başlanmasına tepki gösteren Avukat Barış Yıldırım, “İdare Mahkemesi’ne inşaat faaliyetleri durdurulması için yürütmenin durdurulması ve iptal talepli dava açtık. Burada yapılması gereken hızlı bir şekilde projenin inşaat faaliyetlerinin durdurulması, çünkü kanun ve yönetmelik son derece açık. Bu kadar hukuksuz bir HES inşaatı Türkiye’de yok” dedi.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan ve birçok yaban hayvanı ile endemik türe hayat veren Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışması başladı.

    26 Ağustos tarihinde Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu’nun çağrısıyla Tağar Köprüsü’nde bir araya gelen yüzlerce kişi, inşaat çalışmasına tepki göstermişti.

    Avukat Barış Yıldırım, Çemişgezek ilçesinde Tağar çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör inşaatına başlanmasına ilişkin hukuki sürece dair PİRHA’ya konuştu.

    “İNŞAAT FAALİYETLERİNİN BAKANLIK TARAFINDAN DURDURULMASI GEREKİYOR”

    Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör inşaatı faaliyetlerinin hukuksuz olduğunu vurgulayan Barış Yıldırım, “2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesinde ÇED olumlu kararı alınmadan projelere ilişkin ihale yapılamayacağı, projelere izin verilemeyeceği ve inşaata başlanamayacağı açıkça belirtiliyor. ÇED Yönetmeliği’nin 19. maddesinde ÇED olumlu kararı alınmadan başlanan projenin inşaat faaliyetlerinin ilgili bakanlık tarafından derhal durdurulması gerektiğini söylüyor. Anayasa’nın 6. ve 63. maddelerinde devletin çevreyi, kültür ve tabiat varlıklarını korumakla yükümlü olduğu ifade ediliyor. Şimdi inşaat çalışmalarının yürütüldüğü saha ülkemizin tarafı olduğu, Bern Sözleşmesi’ne göre kesin koruma altında bulunan yaban keçisi ve su samuru gibi türlerin yüksek miktarda habitat bulduğu bir yer. Yine bölgede 2863 sayılı Kültür ve Tabiatlarını Koruma Kanunu’na göre tescillenmiş ve koruma altına alınmış Urartu Kaya Mağaraları, İn Delikleri, Derviş Hücreleri ve tarihi Tağar Köprüsü bulunmakta” dedi.

    “BU KADAR HUKUKSUZ BİR HES İNŞAATI TÜRKİYE’DE YOK”

    İnşaat çalışmalarının başlamasının ardından 22 Temmuz’da Tunceli Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne başvuruda bulunarak çalışmaların derhal durdurulmasını talep ettiklerini söyleyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çalışmalar durdurulmadığı için biz de kanuni olarak İdare Mahkemesi’ne inşaat faaliyetleri durdurulması için yürütmenin durdurulması ve iptal talepli dava açtık. Burada yapılması gereken hızlı bir şekilde projenin inşaat faaliyetlerinin durdurulması, çünkü kanun ve yönetmelik son derece açık. Bu kadar hukuksuz bir HES inşaatı Türkiye’de yok. Biz tüm hukuksal girişimleri sonuna kadar yapacağız. HES inşaatı hukuksuzdur ve derhal mühürlenerek inşaatın durdurulması gerekiyor.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Çemişgezek’te ÇED raporu olmadan inşaata başlandı- VİDEO
    -Çemişgezek’te HES’e büyük tepki: Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz -VİDEO
    -Tağar Çayı’ndaki HES projesine tepki: Kutsallarımız sermaye ve devlet eliyle yok ediliyor-VİDEO

  • Milletvekili Fırat, Dersim’deki usulsüz HES projesini Bakan Murat Kurum’a sordu

    Milletvekili Fırat, Dersim’deki usulsüz HES projesini Bakan Murat Kurum’a sordu

    PİRHA- Milletvekili Celal Fırat, Dersim’de yapılmaya çalışılan Hidroelektrik Santrali (HES) projesi hakkında TBMM’ye soru önergesi sundu. Fırat, konuyla ilgili Bakan Murat Kurum’a “Bölge halkının tüm itirazlarına ve eylemlerine rağmen doğal yaşam alanlarının yok edilmesindeki ısrarın sebebi nedir?” diye sordu.

    İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Dersim’in Çemişgezek ilçesinde Tağar Çayı üzerindeki santralin, usulsüz biçimde genişletilmesini Meclis gündemine taşıdı.

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, söz konusu santralin uzun süredir ilçeye elektrik sağladığını, belli bir süre sonrasında Boydak Holding’e devredildiğini belirtti. Celal Fırat, ilçe halkının beyanına göre santralin Erzincan İl Özel İdaresi altında ER İnşaat’ın kullanımına sunulduğu, ancak Çemişgezek Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan başvurulara inceleme dahi yapılmadan takipsizlik kararı verildiğini belirtti.

    HUKUKA AYKIRI YAPILAŞMA!

    Milletvekili Celal Fırat, ER İnşaatın ruhsatsız ve ÇED olumsuz raporuna rağmen eski santrali yıkıp, hukuksuz bir şekilde yeni santral yaptığını vurguladı. Devasa bir yapıyla bölgenin dokusuna aykırı bir regülatör inşa edilmeye çalışıldığını belirten Fırat, önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Tağar Çayı’nın tamamı HES projesine aktarmaya çalışılmaktadır. Tağar Çayı’nda nesli tükenmekte olan Su Samurları, Alabalıklar yaşamakta, yine çevresinde yaban domuzları ve dağ keçileri yaşamaktadır. Ayrıca yabani hayvanların yaşadığı mağaralar yer almaktadır. Çay üzerinde 1857 yılında yapılmış olan Yusuf Ziya Paşa Köprüsü’ne de zarar vermektedir. Yine aynı vadide yer alan Urartular zamanından kalan tarihi İn’ler bulunmakta ve HES projesi bunların tamamının yok olmasına sebep olacaktır.

    Doğayı alt üst ederek yapılan ve işletilen HES’ler; ekolojik dengeyi bozarak insan, hayvan, doğa ve bütün canlılar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Çünkü ekosistemdeki bütün canlılara ait olan suyun kullanım hakkı şirketlere verilerek; doğa üzerinde ağır bir tahribatın önü açılmaktadır. HES’lerin ortaya çıkardığı hayati sonuçlara rağmen birçok proje için ÇED raporu dahi istenmemektedir. Hatta Türkiye’nin, doğal kaynakların ve dengenin korunmasına ilişkin uluslararası sözleşmelere taraf olmasına rağmen buna riayet edilmediği ortadadır.

    “YAŞAM ALANLARININ YOK EDİLMESİNDEKİ ISRARIN SEBEBİ NEDİR?”

    Milletvekili Celal Fırat, konuyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a şu soruları yöneltti:

    “*Tağar Çayı üzerinde çalışma yürüten ER İnşaat’ın yetki belgeleri ve ruhsatları bu işlemleri yapmaya yetkili midir?

    *Yeni kurulan HES konusunda bakanlığınıza bilgilendirme yapılmış mıdır, yapıldıysa eğer yetki bakanlık tarafından mı sağlanmıştır?

    *Bölge halkının tüm itiraz ve eylemlerine rağmen doğal yaşam alanlarının yok edilmesindeki ısrarın sebebi nedir?

    *HES’lerin kontrolsüz bir şekilde özellikle bir bölgede bu kadar yoğun oranlarda inşa edilmesinin doğaya vereceği zarar neden dikkate alınmamaktadır?

    *HES projesinin su canlılarını, tarihi yapıları ve su kaynaklarını ortadan kaldıracağı gibi sebeplerle uygun olmadığı sonucu doğrultusunda projenin iptal edilmesi için bakanlık olarak bir girişimde bulunacak mısınız?”

    PİRHA/ANKARA

  • Çemişgezek’te HES’e büyük tepki: Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz -VİDEO

    Çemişgezek’te HES’e büyük tepki: Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz -VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Çemişgezek ilçesinde Tağar çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör inşaatına başlanmasına tepki gösteren kent ile ilçe sakinleri ile çevreciler, hukukçular, STK’lar ve siyasi parti temsilcileri tabut ve pankartlarla yürüyüş yaptı. Yapılan açıklamada, “Çemişgezek’te kaçak HES yapılıyor. İnşaat derhal durdulamalı iptal edilmelidir. Bu hukukluğu asla kabul etmiyoruz” denildi.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan ve birçok yaban hayvanı ile endemik türe hayat veren Tağar çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışması başladı. Kent ile ilçe sakinleri, çevreciler, hukukçular, STK’lar ve Siyasi parti temsilcileri tabutlarla ve pankartlarla yürüyüş yaparak, HES’e tepki gösterdi. Tepkinin sonunda taşınan tabut ise HES inşaatının önünde suya atıldı.

    İlçede yer alan Tağar vadisi birçok yaban hayvanına ve endemik türe ev sahipliği yapıyor. Vadinin içerisinde bulunan ve Ali Boğazı’ndan doğup birçok derenin suyuyla birleşen Tağar Çayı’nda dünyada nesli tükenen su samuru, alabalık hayat buluyor. Ayrıca Tağar Çayı ilçede yaygın bulunan yaban keçilerinin su ihtiyacını karşılıyor.

    ÇED RAPORU OLMADAN İNŞAATA BAŞLANDI

    Er İdare Turizm İnş. Gıda Temizlik Hizmetleri Alımı Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından İşletilmekte olan Çemişgezek HES güç artışı ile ilgili ÇED Başvuru dosyası 4 Haziran 2024 tarihi itibariyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı internet sitesinde yayınlandı. Şirket tarafından yapılan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvuru dosyasındaki teknik bilgilerde 18 kat güç artışı olacağı belirtildi. 1807 yılında yaptırılan Osmanlı eseri Tağar Köprüsü kenarında, ilgili şirket tarafından ÇED kararı olmadan HES için inşaat çalışması başlatıldı. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi Avukat Barış Yıldırım, geçtiğimiz günlerde ÇED süreci devam ederken inşaat sürecinin başlatıldığı gerekçesiyle, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne inşaat faaliyetlerinin durdurulması için dilekçe verdi ayrıca savcılığa da suç duyurusunda bulunmuştu.

    İlçede Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu’nun çağrısıyla kent merkezi ve ilçelerden birçok vatandaş, hukukçu, belediye başkanları, Siyasi Parti ile STK temsilcileri Tağar Çayı’nın üstünde bulunan tarihi Tağar Köprüsü üzerinde bir araya geldi. Kalabalık sık sık ‘Tağar’a uzanan eller kırılsın, doğamızı kimseye kurban etmeyiz’ sloganları attı. Ayrıca bazı çevreci vatandaşlar üzerinde ‘Mevta 2872 sayılı çevre kanunun 10. Maddesi’ yazan mezar taşını taşıyarak Tağar Çayı’na attı.

    “BU HUKUKSUZLUĞU ASLA KABUL ETMİYORUZ”

    Katılımcılar adına basın açıklamasını Çemişgezek Tağar Çayı Dayanışma Platformu dönem sözcüsü Hakan Gökalp okudu. ÇED olumlu kararı dahi alınmadan hukuksuzca HES inşaatına başlandığını belirten Gökalp doğaya ve tarihe yapılan bu hakareti kabul etmeyeceklerini belirterek, “Çemişgezek’te tam üç aydır Cumhuriyet tarihinde eşi ve benzerine rastlanmamış bir hukuksuzluk ve vahşet tüm hızıyla devam etmekte ve bu hukuksuzluğun acilen durdurulması gerekmektedir. Milli Park olma kriterlerini fazlasıyla taşıyan Tağar Çayı vadisi milli park ilan edilmesi gerekirken ilçemizin el değmemiş kaynakları iş makineleri tarafından yerle bir ediliyor. Elimizde Tarihi Tağar Çayı üzerine daha önce yapımı planlanan projenin mahkeme iptali kararı bulunuyor. Emsal olan mahkeme iptal kararı varken, bölgeye ‘HES inşa edilemez’ denilmişken Çemişgezek’te kaçak HES yapılıyor. İnşaat derhal durdurulmalı iptal edilmelidir. Bu hukukluğu asla kabul etmiyoruz” dedi.

    “BU PROJE HAYATA GEÇİRİLEMEZ”

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi Avukat Barış Yıldırım, projenin hukuksuz olduğunu belirterek, “Çevresel Etki Değerlendirilmesi yönetmeliği beşinci maddeye göre bu proje hukuksuzdur ve bu projenin ÇED süreci derhal sonlandırılmalıdır. 2863 sayılı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu hükümlerine göre tescil edilmiş tarihi Tağar Köprüsü ve Urartu İn Delikleri, Derviş hücreleri bulunmakta ve buralar birinci derece arkeolojik sit alanı ve yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarafı olduğu Avrupa’nın yaban hayatı ve yaşam ortamlarını koruma sözleşmesi hükümlerine göre kesin koruma altında bulunan yaban keçisi, su samuru gibi türlerin yaşam alanı. Dolayısıyla bu proje burada hayata geçirilemez dedik. Burada ÇED süreci devam ederken şirket aşağıda inşaat faaliyetlerini başlatmış durumda. Buradan derhal çevre kanunu onuncu madde, çevresel etki değerlendirilmesi yönetmeliği, on dokuzuncu madde çerçevesinde bu inşaat faaliyetlerinin derhal durdurulması gerekiyor dedik. Aradan bir ay geçti. Yetkililere yaptığımız o başvuruya ve sonrasında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yaptığımız yazılı başvuruya ve onlarca başvuruya rağmen faaliyet durdurulmadı” şeklinde konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Çemişgezek’te bir koyun dördüz doğurdu -VİDEO

    Çemişgezek’te bir koyun dördüz doğurdu -VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Çemişgezek İlçesinin Doğan Köyü’nde geçimini hayvancılıkla sağlayan Kenan Çelebi adlı yurttaşın bir koyunu dördüz doğurdu. Dördüz doğuran koyun sahibini sevindirirken, görüntüleri de sosyal medyada yoğun ilgi gördü. 

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Doğan Köyünde pek rastlanmayan bir durum yaşandı. Köyde geçimini hayvancılıkla sağlayan Kenan Çelebi koyunu dördüz doğurdu.

    Dördüz doğuran koyun, sahibini sevindirirken, görüntüleri de sosyal medyada yoğun ilgi gördü.

    PİRHA/DERSİM

  • Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri, Dersim’de seçim çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor-VİDEO

    Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri, Dersim’de seçim çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ve HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü seçim çalışması kapsamında Dersim’in Çemişgezek ilçesinde esnafı ziyaret edip, Ekirek (Gözlüçayır), Sinsor (Payamdüzü), Dekge, Aktük ve Karagedik köylerine giderek yurttaşları ziyaret etti.

    14 Mayıs’ta yapılacak seçimler yaklaşırken, Dersim’de Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri seçim çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ve HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü seçim çalışması kapsamında Dersim’in Çemişgezek ilçesinde esnafı ziyaret edip, Ekirek (Gözlüçayır), Sinsor (Payamdüzü), Dekge, Aktük ve Karagedik köylerine giderek yurttaşları ziyaret etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’in yöresel yemeklerinden Keşkek, Cebelek ve Kavut-VİDEO

    Dersim’in yöresel yemeklerinden Keşkek, Cebelek ve Kavut-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Dekge (Toratlı) köyünde Dersim’in yöresel yemeklerinden olan Keşkek, Cebelek ve Kavut yapıldı. Şimdiki gençlerin yöresel yemekleri kendileri gibi yememesinden şikayetçi olan köylüler, “Keşkek’te sadece yağ döküyoruz, Cebelek’te ise içerisine sarımsaklı yoğurt döküyoruz” dediler.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Dekge (Toratlı) köyüne gitmek için yola revan olduk. Köye girdiğimiz ilk andan itibaren köylüler tarafından çok sıcak karşılandık. Köydeki ilk eve girdiğimizde köylülerin Dersim’in yöresel yemeklerinden olan Keşkek, Cebelek ve Kavut’u yaptığını gördük. Bir yandan üç yöresel yemeğin bir arada yapılmasından dolayı haberini yapmak için kameramızı hazırladık bir yandan da yapılan yöresel yemeklerle ilgili köylülerden bilgiler aldık.

    “ŞİMDİKİ GENÇLER YÖRESEL YEMEKLERİMİZİ YEMİYOR”

    Şimdiki gençlerin yöresel yemekleri kendileri gibi yememesinden şikayetçi olan köylüler Keşkek’in nasıl yapıldığını, Cebelek ile arasındaki farkı ve neden şimdi Kavut yaptıklarını kameralarımıza şöyle anlattı:

    “Bulguru pişirdik içerisine koyduğumuz unu karıştırıyoruz tekrar biraz pişireceğiz sonra tepsiye koyup içini oyup yağ koyacağız ve Keşkek’i yiyeceğiz. Keşkek’te sadece yağ döküyoruz Cebelek’te ise içerisine sarımsaklı yoğurt döküyoruz. Biz Kavutu sadece Xızır ayında yemiyoruz, canımız istediğinde kolaylıkla pişirip yiyebileceğimiz bir yemek türü.”

    Daha önce mihman olduğumuz köylerde yöresel yemekler yemiştik ama 3 tane yöresel yemeğin bir arada yapılmasına ilk defa şahitlik etmenin mutluluğu ve köyden ayrılana kadar bize ailelerinden biri gibi davranılması bizi derinden etkiledi. Bugün şehirlerde insanlar kendi komşularını bile tanımazken, köylerde ise halen tanımadığı insanlara böylesine misafirperver davranılması bizde hayata dair bir umut ışığının olduğunu gösterdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Çiftçiler dertli: Sıkıntı içindeyiz, Devlet bizi dışarıya bağımlı hale getirdi-VİDEO

    Çiftçiler dertli: Sıkıntı içindeyiz, Devlet bizi dışarıya bağımlı hale getirdi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Akîrek (Gözlüçayır) köyünde hayvancılık yaparak yaşamını sürdürmeye çalışan Ulaş Yıldırım, devletin uyguladığı politikalardan dolayı hayvancılık sektörünün sıkıntı içerisinde olduğunu belirtirken, Enver Yıldız da, “Giderlerimiz artıyor ama kazancımız her geçen gün düşüyor. Tarım ve hayvancılık bilinçli bir politikayla bitirilmek isteniyor” dedi. 

    Yurttaşın alım gücünün her geçen gün düştüğü Türkiye’de köyde yaşayan yurttaşlar da gelen zamlarla birlikte tarla ekmekte, hayvanlarına yem almakta zorlanıyor.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Akîrek (Gözlüçayır) köyünde hayvancılık yaparak yaşamlarını sürdürmeye çalışan Ulaş Yıldırım ve Enver Yıldız ekonomik kriz nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlattı.

    “KÜÇÜK ÜRETİCİYİ DÜŞÜNEN YOK”

    Devletin uyguladığı politikalardan dolayı hayvancılık sektörünün sıkıntı içerisinde olduğunu belirten Ulaş Yıldırım, “Ben hayvanlarıma şu anda arpa alamamış durumdayım, kuru saman veriyorum. Hayvancılık yapan arkadaşlarımızın yayla ve ulaşım sorunu var. Dersim’de insanlar kendi dağlarını parayla satın alıyor. 150 tane hayvanımı satmak zorunda kaldım çünkü arpa ve saman alamadım. Devletimiz dışarıya bağımlı hale getirdi bizi. Küçük üreticiyi düşünen yok. Peynirin kilosu 36 TL, bir ton peynir satmam lazım ki bir ton arpa alayım. Yani benim hiçbir kazancım yok” dedi.

    “GİDERLERİMİZ ARTIYOR, KAZANCIMIZ HER GEÇEN GÜN DÜŞÜYOR”

    Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü mezunu olduğunu ancak atanmadığı için köyünde hayvancılık yaptığını söyleyen Enver Yıldız da, “Eskiden hayvancılık yapmaya çalışıyorduk şimdi ise hayvanları hayatta tutabilmeye çalışıyoruz. Kış aylarında hayvanlar 3-4 ay içeride kalıyor ve bu süreçte hayvanlara arpa ve saman veriyoruz. Geçen sene tonunu 2500 TL’ye aldığımız arpanın bu sene en düşük fiyatı 6500 TL oldu. Sattığımız peynir ve hayvanların parasıyla bile almak zorunda olduğumuz arpayı alamıyoruz. Giderlerimiz artıyor ama kazancımız her geçen gün düşüyor. Hayvancılığın devam etmesi için maliyetlerin düşmesi gerekiyor. Kazancının olmadığı bir işte kimse o işi yapmaz. Tarım ve hayvancılık bilinçli bir politikayla bitirilmek isteniyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Köye dönüş yapan Ali Asker Şimşek, ‘Goji Berry’ ekerek geçimini sağlıyor -VİDEO

    Köye dönüş yapan Ali Asker Şimşek, ‘Goji Berry’ ekerek geçimini sağlıyor -VİDEO

    PİRHA-17 yıldır Elâzığ’da internet kafe işlettikten sonra Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Axtuge köyüne yerleşerek 1150 kök ‘Goji Berry’ eken Ali Asker Şimşek, “Piyasada az, ürün alımı garantili bitkileri araştırdım ve Goji Berry’i buldum. Üçüncü senede tam verim alınabiliyor. Köye dönülerek lavanta, goji beri, salep ekilebilir” dedi.

    Goji Berry, Türkiye’de bilinen ismiyle kurt üzümü, anavatanı Tibet olan ve üretiminin büyük çoğunluğu Çin’de gerçekleşen bir meyvedir. Türkiye’de de üretimi yapılan Goji Berry diğer ismiyle kurt üzümü, C vitamini, A vitamini, magnezyum, çinko, bakır, demir, potasyum, beta karoten içeriği ve içinde bulunan antioksidanlarla dikkat çekmektedir. Bu nedenle de sağlık kaynağı olarak adlandırılabilecek bu meyvenin birçok faydası bulunmaktadır.

    17 yıldır Elâzığ’da internet kafe işlettikten sonra Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Axtuge köyüne yerleşerek 1150 kök Goji Berry eken Ali Asker Şimşek, PİRHA‘ya konuştu.

    “ŞEHRE GÖRE KÖYDE DAHA MUTLUYUZ”

    Köye dönerek 1150 kök Goji Berry ektiğini söyleyen Ali Asker Şimşek, “Köy hayatını sevdiğim için köye dönüş yaptım. Farklı bir bitki türü arıyordum. Piyasada az ürün alımı garanti ve daha iyi ekonomik verim alabilmek amacıyla araştırdım ve Goji Berry bitkisini buldum. Daha sonra firmayı buldum ve ekim yaptık. İlk sene yiyebileceğimiz kadar verim aldık. Üçüncü seneden itibaren tam verim alınabiliyor. Köye dönerek alım garantili ürünler lavanta, Goji Berry, salep ekilebilir. Artık eski usulü bırakmamız lazım, eski usulde para kazanılmıyor. Şehre göre köyde daha mutluyuz. Stres yok, araba gürültüsü yok, egzoz dumanı yok, daha temiz hava var. Köylerde doğada gezebiliyorsun ama şehirlerde gezecek yer yok” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Bütün zorlukları göze alarak köyümüzde yaşamaya devam ettik’-VİDEO

    ‘Bütün zorlukları göze alarak köyümüzde yaşamaya devam ettik’-VİDEO

    PİRHA-Dersim 90’lı yıllarda köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Eynîge köyünde yaşayan ve o dönemde köyünü terk etmeyen Sabit Güner, “Köy boşaltmaları sürecinde ambargo vardı. Ayda bir kere 25 kg un verilirdi ama bize yetmiyordu, nüfusumuz da kalabalıktı. Buğdayı sacın üzerinde kızarttıktan sonra el taşıyla öğüttükten sonra pişirip yiyorduk açlığımızın önüne bu şekilde geçmeye çalıştık” dedi.

    Dersim 90’lı yıllarda köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltılmış, 41 bin 939 kişi yerinden edilmiş.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Eynîge köyünde yaşayan ve köyünü terk etmeyen Sabit Güner yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

    “ÇOK ZOR GÜNLER YAŞADIK”

    Köyünü hiç terk etmediğini söyleyen Sabit Güner, “1994 yılında birçok köy boşaltıldı ama biz 3-4 hane çıkmadık köyümüzden. Bütün zorlukları göze alarak köyümüzde yaşamaya devam ettik. Köyler boşalınca buradaki köylülerde o tedirginlikle köylerinden gittiler. Köy boşaltmaları sürecinde ambargo vardı. Ayda bir kere 25 kg un verilirdi ama bize yetmiyordu, nüfusumuz da kalabalıktı. Buğdayı sacın üzerinde kızarttıktan sonra el taşıyla öğüttükten sonra pişirip yiyorduk açlığımızın önüne bu şekilde geçmeye çalıştık. Hiç ekmeğin olmadığı günler oldu bizde günlerce bulgur pilavı yedik. O süreçte çok zor günler yaşadık.”

    İnsan mutluluğu kendi toprağında bulduğunun altını çizen Güner, köye geri dönüş çağrısında bulundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli Sultan Gülbez: Köyümde madencileri istemiyorum, yaşamak istiyoruz-VİDEO

    Dersimli Sultan Gülbez: Köyümde madencileri istemiyorum, yaşamak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. Dersim’in Çemişgezek ilçesinde maden sahası ilan edilen Ekirek Köyü’nde yaşayan Sultan Gülbez, “Köyümde maden istemiyorum, yaşamak istiyorum. Hayvancılık, arıcılık yapıyoruz, tarla ekiyoruz ama köyümüzde maden çıkarılırsa burada yaşanılmaz” diye belirtti.

    Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde maden sahası ilan edilen Ekirek Köyü’nde yaşayan Sultan Gülbez, PİRHA’ya konuştu.

    “KÖYÜMÜZDE MADENCİLERİ İSTEMİYORUZ”

    “Köyümde madencileri istemiyorum, yaşamak istiyorum” diyen Sultan Gülbez, “Biz burada hayvancılık, arıcılık yapıyoruz, tarla ekiyoruz ama köyümüzde maden çıkarılırsa burada yaşanılmaz, milletvekillerimiz bize sahip çıksınlar” dedi.

    Gülbez, “Meşelerimiz yanıyor kimse sahip çıkmıyor, maden ocakları açıyorlar kimse sahip çıkmıyor” diyerek şunları kaydetti:

    “1994 yılında da biz bunları yaşadık bütün kimyasalları, bombaları buralara attılar. Biz burada yaşamak istiyoruz eğer maden burada açılırsa insanlar burada nasıl yaşayacak, hastalık çoğalır. Çocuklarımız üniversiteyi bitirmiş. İş yok, o yüzden yine köyüne gelip hayvancılık yapacak ama madencilik açılırsa hayvancılık ölür. O yüzden biz köyümüzde maden istemiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Çevreciler, Çemişgezek’te köylülerle bir araya gelerek mücadele çağrısı yaptı-VİDEO

    Çevreciler, Çemişgezek’te köylülerle bir araya gelerek mücadele çağrısı yaptı-VİDEO

    PİRHA-Madenciliğe karşı çevreciler ‘Yaşam alanlarımız için buluşuyoruz’ şiarıyla Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Ekirek ve Paşacık köylerinde yapılacak madencilik ile gölet ve sulama projelerine ilişkin köylülerle buluştu.

    Dersim’de çevre örgütleri, maden, baraj, avcılık ve HES’lerle yapılmaya çalışılan çevre talanına karşı Çemişgezek köylerine giderek halka duyarlılık çağrısında bulundu.

     

    Dersim’de Munzur Çevre Derneği’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda çevre örgütü ile avukat Barış Yıldırım, Çemişgezek ilçesine bağlı Paşacık ve Ekirek köylerine giderek, sulama göletleri ve maden ocaklarına karşı köylüleri bilgilendirdi.

    “Dersim’de Maden şirketlerinin talanına, rant projelerine, orman yangınlarına ve avcılık adı altında süren katliama karşı birleşiyor. Mücadele ediyoruz” yazılı bildirileri köylülere dağıtan çevreciler, halkı yapılmak istenen projelere ilişkin bilgilendirdi. Paşacık köy meydanında halk ile bir araya gelen çevreciler, basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Yaşam alanlarını tahrip eden her türlü çevre katliamına karşı mücadele edeceklerini söyleyen Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız, “Her şeye rağmen biz kurumlar olarak köylülerimizin yaşam alanlarına yönelik mücadelemizi büyüteceğiz” diye belirtti.

    “PROJE KÖYÜN YIKIMINA SEBEBİYET VERECEK”

    Paşacık bölgesinde Çemişgezek sulaması ve göleti adı altında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmek istenen bir proje olduğunu söyleyen Avukat Barış Yıldırım, “Yapılmak istenen proje yasadışı, hukuka aykırı bir proje. Nedeni ise ilimizin de bir çevre düzeni planı var. Çevre planı düzenine göre Paşacık köyü tarım alanı olarak ayrılmış. Buradaki tarım alanlarının sular altında bırakılmak istenmesi ekonomik olarak koyun yıkımına sebebiyet verecektir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Çemişgezek’in Komer köyü karantinaya alındı

    Çemişgezek’in Komer köyü karantinaya alındı

    PİRHA-Çemişgezek ilçesine bağlı Komer (Sarıbalta) köyünde çoklu Covid-19 vaka ve temaslıların olması gerekçesiyle 10 gün karantinaya alındı.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesine bağlı Komer (Sarıbalta) köyünde çoklu Covid-19 vaka ve temaslıların olması gerekçesiyle karantinaya alındı.

    Köyün tüm ulaşım yolları kontrol altına alınarak, köye giriş ve çıkışlar 10 gün süreyle yasaklandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Tekinoğlu: Dersim’de kutsal mekanlara ziyaretler, içsel olandan biçimsele doğru yöneldi

    Tekinoğlu: Dersim’de kutsal mekanlara ziyaretler, içsel olandan biçimsele doğru yöneldi

    PİRHA-Dersim’deki kutsal ziyaret mekanlarının zaman içerisindeki değişimine dair konuşan Yönetmen Devrim Tekinoğlu, “Ziyaretler sırasında niyazın pay edilmesi, çıra uyandırılması gibi ritüeller dünden bugüne devam ediyor. Fakat bütün bu ziyaretlerin içsel olandan biçimsel olana doğru yöneldiğini söyleyebiliriz” dedi. 

    Dersim’de hemen hemen her yerde bir ziyaret var. Kimi bir akarsu, kimi bir göl. Bir ağaç da oluyor, bir taş da. İnancın, doğa ile ve onu kutsayan sıkı bir bağı var. Fakat bu bağlar, ticarileşmenin, turizmin, insan baskısı ve siyasi politikaların ağır yükü altında ya silikleşiyor ya da yok oluyor.

    Ziyaretlerin önemi, geçmişten günümüze değişimi ve son sürece ilişkin Yayıncı-Yönetmen Devrim Tekinoğlu ile konuştuk.

    PİRHA: Dersim’deki ziyaret kültürünün Alevi inancındaki yeri nedir?

    DEVRİM TEKİNOĞLU: Ziyaret mekânları ile sürdürülen ilişki Dersim inanç yolunun temelini oluşturmaktadır. Rae Haq/Alevi inancını diğer inanç kalıplarından ayıran en önemli farklılığın doğaya ve insana bakış açısı olduğunu söyleyebiliriz. Nüfusun önemli kısmının köylerde yaşadığı dönemlerde Dersim inanç yolunda doğa merkezli eğilim belirgindi. Doğa merkezli bu inancın varlığını Gağan, Xızır, Hawtemal gibi ibadet takvimi döngüsü ile sürdürülmüştür. Bu belirgin öğelerin mührünü ise kutsal ziyaret yerleri oluşturmaktadır.

    Dersim’in her köyünde kutsal ziyaret mekânı vardır. Bu ziyaret mekânları su kaynakları, yüksek yerlerde bulunan bir ağaç, bir tepe, dağ vb.dir. Neredeyse her dağın mitolojik bir anlatısı vardır. Her ziyaret yerinin bir hikâyesi vardır. Kutsal kabul edilen bazı hayvanların mitolojik anlatısı vardır.

    1970’li yıllardan itibaren artan göç ile beraber doğa merkezli bu inanç değişime uğramış, kentleşme ile beraber doğa merkezli inanç, yerini insan merkezli inanca bırakmaya başlamıştı.

    1994 yılında köylülerin yerinden edilmesi ile köylüler değişik yerlerde yeniden yurtlandılar. Köylülerin bir kısmı ise ilçe merkezleri ile il merkezine yerleştiler. Bu yeni ve sert durum Dersim inanç yolunda hızlı değişime neden oldu. Rae Haq/Alevi yolunun kurumsallaşması ihtiyacının devreye girmesi sonucu ziyaret mekânlarının işlevinde önemli farklılıklar oluşmuş oldu.

    – Kutsal mekânlara yapılan ziyaretler zaman içinde değişti mi? Dünden bugüne nasıl bir değişim var sizce? Munzur Gözeleri veya başka kutsal bir mekândan örnek verebilir misiniz?

    Her şey değişiyor. Kutsal ziyaret yerleri ile ilişki bugün hayatta olmayan veya sayıları çok az kalmış yaşlılarımızın yürüttüğü gibi değil elbette. Ziyaret mekânlarını kendi canından can gören yaşlılarımız, kutsal alanın yakınına vardığında artık o evrene girer; en üst seviyede hassasiyet ile ziyaretini gerçekleştirirdi. Onlar o ziyaretler ile konuşur, muhabbet eder, onlara yakarır, sitem eder; orada kendini onarır, yarasını sağaltır nihayetinde büyük bir saygı ile oradan ayrılırdı.

    Ziyaretler sırasında niyazın pay edilmesi, çıra uyandırılması gibi ritüeller ise dünden bugüne devam ediyor. Fakat bütün bu ziyaretlerin içsel olandan biçimsel olana doğru yöneldiğini söyleyebiliriz.

    Munzur Gözeleri’nin ziyareti sırasında özellikle kadın ve yaşlı ziyaretçilerin bir kısmı henüz alana varmadan ayakkabılarını çıkarır, çıplak ayakla alana yürürlerdi. Burada hastalar, şifa arayanlar dışında kimse suya girmez, elini yüzünü yıkamaz, suyu incitecek hiçbir hareket yapmazdı. Zamanla kamu yöneticileri buraya dikkat kesildiler. 1980’li yılların sonlarına doğru bu kutsal mekâna iş makinaları girdi. Burada yol açtı, alana betondan yürüyüş yolları yapıldı. Suyun bazı bölümlerinin etrafı çevrildi ve burası beton içine alındı.

    Bir lokanta faaliyete geçti; yemek ve alkol hizmeti verdi. 2000’li yıllarda burada su fabrikası kuruldu, sonra mekânda küçük tezgâhlar açıldı ve alan inanç merkezi, kültürel miras olmaktan uzaklaştırılarak ticari bir alana döndü. Doğal bir inanç merkezi olan Munzur Gözeleri’nin üst kısmında betondan bir yapı yapıldı ve burası cemevi oldu. Bir süre sonra artan insan baskısı ile mekân piknikçilerin piknik ateşinden geçilmez hale geldi. Nihayetinde kamu yöneticileri yine buraya dikkat kesilerek yeniden müdahale ettiler ve Munzur Gözeleri adeta turistik bir yürüyüş alanına çevrildi.

    – Dersim son yıllarda ilgi odağı haline geldi. Dersim’e yönelik artan insan baskısının inanç alanlarına etkisi nasıl olmaktadır?

    İnsanın çoğaldığı her yer beraberinde problem yaratmaktadır. İnsanın kendi yaşam yeri dışındaki yerlere ziyareti çoğunlukla kendi evine gösterdiği hassasiyet gibi olmuyor ne yazık ki.

    Dersim’in muazzam güzellikteki doğası son yıllarda oldukça ilgi çekiyor. Buraya gelen misafirler çoğunlukla bu doğal güzellik alanlarının epey kısmının aynı zamanda kutsal mekânlar olduğunu veya Dersim 1938’in katliam alanları olduğunu bilmemektedir. Bu yönlü hatırlatıcı metinler, tabelalar vb. ürünler de olmadığı için gerekli hassasiyet gösterilmemektedir. Bazı misafirler içinse burada doğa ile sürdürülen inanç putperestlik, sapkınlık olarak algılanmaktadır.

    Dersim’e giren misafir sayısı Dersim’in altyapısının kaldıracağının çok üstündedir. Ovacık Munzur Gözeleri ile Pülümür Suyu’nun kaynağından Mameki merkeze kadar ve bu iki önemli ırmağı besleyen dere yatakları boyunca turistik kamp alanlarının tüm kirliliği doğrudan suya karışmaktadır. Buralarda herhangi bir altyapı ve koruma çalışması henüz yapılmamıştır. Suyun doğrudan kirletildiği yani suyun ölümüne giden süreç bu kontrolsüz turizm ile gerçekleşmektedir. Bu durum ziyaret kültürünü yok ettiği gibi o ziyaretin bizzat kendisini de öldürmeye giden bir cinayet süreci olmaktadır ne yazık ki.

    – Munzur ve Pülümür vadileri ile ziyaretler zaman içerisinde ticaretin, turizmin ve insan müdahalesinin sonuçlarıyla karşı karşıya. Yaratılan tahribatlara karşı atılması gereken adımları nasıl sıralarsınız?

    Munzur ve Pülümür vadileri mutlak korunacak alanlar ilan edilmeli. Yapılaşmaya kapatılmalı. Seçilmiş belli alanlarda altyapısı hazırlanarak hizmet verilmeli. Yine seçilmiş bazı alanlar dışında çadır, mangal vb. faaliyetlere kapatılmalıdır. Munzur ve Pülümür Vadisi dışındaki yerlerde de misafirler için farkındalığı artıracak yayınlar yapılmalı, tur rehberleri bilgilendirilmelidir. Hizmet mekânlarının arıtma gibi altyapı sistemi hızlıca oluşturulmalıdır. Ziyaret mekânlarına yapılan ziyaretler kontrol altına alınmalı, buralarda ticarileşmenin önüne geçilmelidir.

    Barış KOP / PİRHA