Etiket: cenaze

  • Özgür Basın emekçisi Bayram Balcı son yolculuğuna uğurlandı!

    Özgür Basın emekçisi Bayram Balcı son yolculuğuna uğurlandı!

    PİRHA- Belçika’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Özgür Basın emekçisi Bayram Balcı, Ankara’da düzenlenen cenaze erkanıyla Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi. Balcı’yı ailesi, meslektaşları, gazeteciler ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi son yolculuğunda yalnız bırakmadı.

    Bir süredir kanser tedavisi gördüğü Belçika’da 23 Haziran’da yaşamını yitiren Özgür Basın emekçisi Bayram Balcı, Ankara’da düzenlenen cenaze töreninin ardından sonsuzluğa uğurlandı.

    Batıkent’teki Pir Sultan Abdal Cemevi’nde gerçekleştirilen cenaze erkanının ardından Balcı’nın naaşı Karşıyaka Mezarlığı’na götürüldü. Burada yapılan defin törenine Balcı’nın ailesi ve yakınlarının yanı sıra meslektaşları, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) üyeleri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

    Defin işleminin ardından mezarı başında bir araya gelen dostları ve çalışma arkadaşları, Balcı’nın anısına şiirler ve deyişler seslendirdi. Katılımcılar, mezarına karanfiller bırakarak veda etti.

    Cenaze programı, Tuzluçayır’da bulunan Dışlık Köyü Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği’nde lokma paylaşımıyla devam etti. Burada Balcı’nın yaşamı, gazetecilik mücadelesi ve geride bıraktığı emek anıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Ahmet Canpolat’ın babasının cenazesine katılması güvenlik gerekçesiyle engellendi

    Ahmet Canpolat’ın babasının cenazesine katılması güvenlik gerekçesiyle engellendi

    PİRHA-Dersim Kültür ve Tarih Derneği, Dersim Kültür ve Tarih Derneği Başkanı Ahmet Canpolat’ın babasının cenazesine katılmasını güvenlik gerekçesiyle engellenmesine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Bu hukuksuz yasağı derhal kaldırın. Ahmet Canpolat’ın ülkesine dilediği zaman girebilmesi sağlansın” denildi.

    Ahmet Canpolat’ın babasının cenazesine katılmak için Almanya’dan İstanbul’a gelirken Sabiha Gökçen Havalimanı’nda “güvenlik gerekçesiyle” ülkeye girişi yasaklandı.

    Dersim Kültür ve Tarih Derneği, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    ”GÜVENLİK GEREKÇESİYLE ÜLKEYE GİRİŞİ YASAKLANMIŞTIR”

    Yapılan açıklamada, “Dersim Kültür ve Tarih Derneği başkanımız sayın Ahmet Canpolat, babasının cenazesine katılmak üzere Almanya’dan Türkiye’ye gelirken İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda Ankara’dan gelen bir kararla “güvenlik gerekçesiyle” ülkeye girişi yasaklanmıştır. Kendisine bu yasağın nedeni açıklanmamış, herhangi bir tebligat yapılmamıştır. Sadece “giriş yasağı var” denilerek saatlerce bekletilmiş ve uçakla yurt dışı edilmiştir.

    Sendikacı Ahmet Canpolat, yıllardır hem emek alanında hem de Dersim toplumunun belleği ve kültürü için mücadele veren bir hafıza işçisidir. Dersim Dernekleri Federasyonu’nun kurucularındandır. Dersim Sözlü Tarih Projesi’ni hayata geçiren ekip içinde yer almış, geçtiğimiz Mayıs ayında gazeteciler ve akademisyenlerden oluşan bir heyetle birlikte Dersim 37-38 hafızası üzerine yerinde incelemeler yapmak üzere Dersim’i ziyaret etmiştir. Onun ülkesine alınmaması sadece bir kişiye değil, aynı zamanda temsil ettiği bütün tarihi, kültürel ve insani değerlere yönelmiş açık bir saygısızlık ve saldırıdır” denildi.

    “BİR İNSANIN CENAZEYE KATILMASI ENGELLENİYORSA ORADA ADALET YOKTUR”

    Yaşananların AKP’nin Türkiye adına bir ayıbı olduğu belirtilen açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    ”Demokrasi ve özgürlükten söz eden bir iktidar, babasını kaybetmiş bir insanın cenazesine katılmasını engelliyorsa orada ne adalet vardır ne de vicdan. İfade özgürlüğünü kullandığı için binlerce insanın cezaevinde olduğu bir ülkede gerçek demokrasiden bahsedilemez. Geçmişiyle yüzleşmeyen, Dersim 38’in acısını hâlâ görmezden gelen bir devlet toplumsal barış iddiasında bulunamaz.

    Buradan AKP Genel Başkanı Erdoğan’a çağrımızdır. İnsanların en temel hakkı olan yas tutma hakkını dahi engellemek kimseye onur kazandırmaz. Bu hukuksuz yasağı derhal kaldırın. Ahmet Canpolat’ın ülkesine dilediği zaman girebilmesi sağlansın. Bizler haksızlıkların karşısında durmaktan, hakikati savunmaktan ve Dersim’in sesini taşımaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aysel Doğan’ın cenazesine katılanların yargılandığı dava, 17 Ekim’e ertelendi

    Aysel Doğan’ın cenazesine katılanların yargılandığı dava, 17 Ekim’e ertelendi

    PİRHA-Aysel Doğan’ın cenazesine katıldığı için yargılanan 49 kişinin ilk duruşması Tunceli Adliyesi 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, duruşmayı yakalanması ve talimat dosyası olan kişiler olduğu için 17 Ekim’e ertelendi

    Kürt Siyasetçi Aysel Doğan, 11 Mayıs 2022 tarihinde Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmişti. Aysel Doğan’ın cenazesi 14 Mayıs 2022 tarihinde Dersim’e getirilmişti ancak cenazeye gelen kişilere polis sert müdahale etmişti.

    Aysel Doğan’ın cenazesine katılan 49 kişiye ‘Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama’ , ‘Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet’ suçlamalarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması Tunceli Adliyesi 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    “İNSANİ OLARAK CENAZEMİZE SAHİP ÇIKMAK İSTEDİK”

    Aysel Doğan’ın değer verdiği bir arkadaşı olduğunu belirterek sözlerine başlayan İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “Dersim için birlikte mücadele ettik, Aysel Doğan bir barış aktivistiydi. Başka bir ülkede hastalıktan hayatını kaybetti bizlerde dostları olarak cenazesine katılmak istedik. Polis cenazeye izin vermedi ama biz insani olarak cenazenize sahip çıkmak istedik. Herhangi bir şekilde suç işlemedik. Bir insanın cenazesinin gömülmesine izin verilmemesi en büyük insanlık suçudur” diye belirtti.

    “HERHANGİ BİR SUÇ İŞLEMEDİK, MAĞDURUZ”

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bizim toplumumuzda cenazeye katılmak bir görev ve gelenektir. Ben Aysel Doğan’ın cenaze evinde bekliyordum, emniyet tarafından cenazenin defnedileceğini söylediler. Biz de hep beraber Sütlüce yol ayrımın oraya gittik. Cenaze arabası geldiği zaman kolluk kuvvetleri tarafından cenazeye katılmak isteyenlere gaz fişekleri atıldı ve toma ile su sıkıldı. Herhangi bir suç işlemedik bizler mağduruz.”

    “POLİSLER TARAFINDAN YOL KAPATILDI, ÜZERİMİZE SU VE GAZ SIKTILAR”

    Aysel Doğan ile birlikte Dersim’de siyasal alanda çalışma yürüttüklerini söyleyen HDP eski Dersim İl Eş Başkanı İbrahim Kasun, “Kendi arabamla birlikte cenazeye katılmak istedim, Aktuluk bölgesinde polisler tarafından yol kapatıldı üzerimize su ve gaz sıktılar” diye ifade etti.

    “AYSEL DOĞAN’IN CENAZESİNE KATILDIĞIMIZ İÇİN Mİ YARGILANIYORUZ?”

    Aysel Doğan Dersim’de siyaset yapan sosyalist ve devrimci bir kadın olduğu için cenazesine katıldığını belirten SMF Temsilcisi Mustafa Aytaç, “Biz neden suçlanıyoruz? Aysel Doğan’ın cenazesine katıldığımız için mi yargılanıyoruz?” diye sordu.

    “İNSANLARIN BİR CENAZEYİ DEFNETMESİ EN DOĞAL HAKTIR”

    Aysel Doğan’ın Dersim’in bir değeri olduğunu vurgulayan Avukat Erdal Enver Şimşek, “İnsanların bir cenazeyi defnetmesi en doğal haktır. Yolu kapatan cenazeye katılanlar değil, kolluktur. Suç unsurları oluşmamıştır o yüzden müvekkillerimizin beraatini talep ediyorum” şeklinde konuştu.

    “TUNCELİ VALLİĞİ’NİN CENAZE GÜNÜ KISITLAMA GETİRMESİ HUKUKSUZDUR”

    Aysel Doğan’ın cenazesinin kolluk tarafından kaçırılmak istendiğini vurgulayan Avukat Kenan Çetin, “Cenaze toplantı gösteri ve yürüyüş değildir, Tunceli Valiliği’nin cenaze günü kısıtlama getirmesi hukuksuzdur. Bu davanın açılmaması gerekiyordu. Müvekkillerimizin beraatini talep ediyoruz” dedi.

    Mahkeme heyeti, duruşmayı yakalanması ve talimat dosyası olan kişiler olduğu için 17 Ekim’e erteledi.

    PİRHA/DERSİM

  • Sırrı Süreyya Önder son yolculuğuna uğurlandı-VİDEO

    Sırrı Süreyya Önder son yolculuğuna uğurlandı-VİDEO

    PİRHA-Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    Levent’teki Barbaros Hayrettin Paşa Camisi’nde ikindi vakti kılınan cenaze namazı sonrası Önder’in tabutu cenaze aracına konularak, kalabalık eşliğinde Zincirlikuyu Mezarlığı’na götürüldü.

    Mezarlık güzergahı boyunca yol kenarında bekleyen bazı vatandaşlar cenaze aracına el salladı. Yürüyüş esnasında sık sık ‘Şehid Namirin, Biji Biratiya Gelan’ sloganları atıldı

    Mezarlığa, Önder’in ailesinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ve çok sayıda vatandaş geldi.

    Önder’in naaşı, ailesi ve sevenlerinin gözyaşları eşliğinde Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sırrı Süreyya Önder 4 Mayıs’ta toprağa verilecek

    Sırrı Süreyya Önder 4 Mayıs’ta toprağa verilecek

    PİRHA-DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder 4 Mayıs’ta Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verilecek.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi ve Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

    Sırrı Süreyya Önder’in, 4 Mayıs’ta Taksim Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılacak anma töreninin ardından Şişli Camii’nde ikindi namazından sonra cenaze töreni yapılacak. Daha sonra Zincirlikuyu Mezarlığında son yolculuğuna uğurlanacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kılıçdaroğlu’na linç girişimi: ‘Yakın o evi’ diye bağıran kişiye 5 yıl 10 ay hapis

    Kılıçdaroğlu’na linç girişimi: ‘Yakın o evi’ diye bağıran kişiye 5 yıl 10 ay hapis

    PİRHA- 2019’da Ankara’nın Çubuk ilçesinde CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimine ilişkin davada yeniden karar verildi. Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evin önünde “Yakın o evi” diye bağıran Sevim Gölyeri’ye toplam beş yıl 10 ay hapis cezası verildi.

    Kılıçdaroğlu, 21 Nisan 2019’da Çubuk Akkuzulu Köyü’ndeki cenaze törenine katılmış, burada, Kemal Kılıçdaroğlu’na linç girişimi gerçekleşti. Olay sonrası açılan davada 48 kişi yargılandı. Ardından, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin bozma kararının ardından Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılama başladı.

    Mahkeme, 27 sanığa 3 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Bununla beraber, Gurbet Sarıyer, Sevim Gölyeri, Mustafa Gülebakan ve Osman Kılıç ise toplamda 5 yıl 10 ay hapis cezası aldı.

    CEZADA ERTELEME

    Sanık Engin Yüce, 20 ay 18 gün hapis cezası aldı. Öte yandan, mahkeme, Yüce’nin pişmanlık duyması nedeniyle cezasını erteledi. Bununla birlikte, sanık Cevdet Sarıtaş ve Halis Daştan, “Cebir ve Tehdit Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma” suçundan 5 yıl 5 ay hapis cezası aldı. Ayrıca, Vahit Delibaş toplamda 7 yıl 15 gün hapis cezası aldı.

    Bununla beraber, sanık Mustafa Ayaz, “Kamu görevlisine karşı basit yaralama” suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası aldı. Öte yandan, mahkeme Ayaz’ın cezasını da erteledi. Ayrıca Halil İbrahim Topçu, toplamda 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası aldı. Suça sürüklenen çocuklar hakkında verilen cezalar da ertelendi.

    Öte yandan mahkeme, davada suça sürüklenen çocuklar B.S., M.Y., N.K. ve Y.G. hakkında verilen hapis cezaları ise erteledi. Davada tek beraat eden sanık ise Ayhan Onbaşı oldu. Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Osman Sarıgün’e “suç işlemeye tahrik” suçundan verilen 2,5 yıl hapis cezası kesinleştiği için usulden bozulan ve yeniden görülen davada Sarıgün ile birlikte toplam 20 sanık yargılanmadı.

    KARAR İSTİNAFA TAŞINACAK

    Ardından, kararı değerlendiren avukat Celal Çelik, kararı İstinaf’a taşıyacaklarını belirtti. Çelik, yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılması gerektiğini savundu. Ayrıca, “Linç girişimi adam öldürmeye teşebbüs suçunu içerdiği için Asliye Ceza Mahkemesi yetkisizdir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İliç’teki maden faciasında toprak altında kalan Uğur Yıldız’ın cansız bedenine ulaşıldı

    İliç’teki maden faciasında toprak altında kalan Uğur Yıldız’ın cansız bedenine ulaşıldı

    PİRHA-Erzincan İliç’te Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta kimyasal içeren toprağın altında kalan 9 işçiden Uğur Yıldız’ın cansız bedenine ulaşıldı. Yıldız bugün saat 16.00’da Erzincan’ın Otlukbeli ilçesi Avcıçayırı Köyü’nde toprağa verilecek.

    Erzincan İliç’te 13 Şubat’ta Çöpler Altın Madeni sahasında siyanürlü liç yığının göçmesi sonucu toprağın kaymasının üzerinden 53 gün geçti, dokuz işçilerden birinin cansız bedenine bugün ulaşıldı.

    Liç yığını altında kalan 9 maden işçisinden 53 gün haber alınamamıştı. Bugün yapılan arama kurtarma çalışmalarında göçük atlıda kalan 35 yaşındaki Uğur Yıldız’ın cansız bedeni bulundu.

    Olayın ilk gününden itibaren başlatılan arama kurtarma çalışmalarında dün, önce Uğur Yıldız’ın da içerisinde bulunduğu kamyona ardından ise akşam saatlerinde Yıldız’ın cansız bedenine ulaşıldı. Uğur Yıldız’ın cansız bedeni kurtarma ekipleri tarafından toprak altından çıkarılarak otopsi yapılmak üzere gece saatlerinde Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma hastanesine getirildi. Yıldız’ın cenazesi burada yapılacak işlemlerin ardından yakınlarına teslim edilecek. Uğur Yıldız´ın cenazesi bugün saat 16.00’da, Erzincan’ın Otlukbeli ilçesi Avcıçayırı Köyü’nde yapılacak tören ile toprağa verilecek.

    NE OLMUŞTU?

    Kanadalı SSR ve Çalık ortaklığındaki Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret AŞ’nin 2010 yılı Aralık ayından beri altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası’nda çıkarılıp istiflenen siyanürlü liç yığını 13 Şubat saat 14.28’de çöktü. Yaklaşık 10 milyon metreküp pasa 200 metrelik yamaçtan vadiye aktı. 9 işçi geniş bir alana yayılan pasanın altında kaldı.

    Ayrıca olay sonrası başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 8 şirket yetkilisinden 6’sı tutuklandı. Tutuklanan 6 kişinin Baş Mühendis Murat Bayraktar, Mühendis Şenol Demir, Vardiye Amiri Soysal Doğan, Saha Sorumlusu Abdülkadir Cansız, Saha Yetkilisi Hüseyin Üstündağ ve Şirket Vekili Jain Ronald Guille olduğu belirtildi. İki kişi ise adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakıldı.

    Faciadan 5 gün sonra, 18 Şubat’ta SSR Madenciliğin Başkan Yardımcısı ve Türkiye Müdürü Cengiz Demirci de gözaltına alındı. Demirci çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • TRT, Özgür Özel’in açıklamasını kesti: AKP’nin yayın organı haline getirdiğinin göstergesi

    TRT, Özgür Özel’in açıklamasını kesti: AKP’nin yayın organı haline getirdiğinin göstergesi

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TRT’yi eleştirdiği sırada TRT Haber yayını kesti. Özel, “Bir gün ölürsem TRT’yi cenazeme istemiyorum” dedi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Toplantısı’nda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

    Konuşması sırasında TRT’nin yayına girdiğini duyuran Özel, gündem sıralamasını değiştirerek TRT’ye eleştirileri ile devam etti. “TRT tarafsızlığını kaybederse Anayasa suçu işler” diyen Özel, AKP’nin belediye başkan adaylarını veren TRT’nin CHP adaylarına hiç yer vermemesini eleştirdi, “AKP’nin partisinin yayın organı haline getirdiğinin göstergesi” dedi.

    “ÖLÜRSEM TRT’Yİ CENAZEME İSTEMİYORUM”

    TRT ile ilgili tabloyu gösteren Özel, “Murat Kurum 29 dakika 12 saniye verilmiş, rakibi sayın Ekrem İmamoğlu 0. İzmir adayı Hamza Dağ 26 dakika 30 saniye, rakibi Cemil Tugay’a 0. Turgut Altınok 17 dakika 50 saniye, sayın Mansur Yavaş 0.” ifadelerini kullandı. 1 Ocak 2024 tarihinden bu yana Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP’li yöneticilerinin TRT’de 2 bin 592 dakika yer aldığını aktaran Özel, kendisine sadece 43 dakika yer verildiğini aktardı. Özel, “Genel Merkez yanarsa haber yapacaklar herhalde. Beni de ölürsem cenaze törenimi verecekler herhalde. Bir gün ölürsem TRT’yi cenazeme istemiyorum.” dedi.

    TRT YAYINI KESTİ  

    Özgür Özel, TRT’yi eleştirdiği sırada CHP grup toplantısını canlı veren TRT Haber yayını kesti. Özel de “Ben TRT dediğim anda TRT yayından çıkmış. Gün olur devran döner bunun hesabı sorulur” diyerek tepkisini dile getirdi. TRT Haber’in sosyal medya plafformu X’te paylaştığı videoya göre, Özel’in konuşması 3 dakika 25 saniye yayınladı. TRT Haber, ardından paylaşımı X hesabından da kaldırdı.

    İliç’teki maden katliamına dair konuşan Özel, “2023 Mayıs seçimlerinden bu yana TBMM Genel Kurulu’na 44 tane maden teklifi geldi ve yasalaştı. İçinde madencilerin iş sağlığı ile ilgili tek bir madde yok. Murat Kurum’un imzasıyla ÇED raporunun verilmesi, daha sonra Erdoğan’ın imzasıyla Anagold’un vergi cezasının silinmesi… Böyle bir vicdansızlık, kayırmacılık… Bunu yapanlar milletin karşısına çıkıp ‘milletimizi ezdirmeyiz’ diye açıklama yapıyorlar.” diye konuştu.

    “FİLİSTİN’E BOMBA YAĞIYOR, ERDOĞAN PARMAĞINI YALIYOR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sakarya mitinginde açılan “İsrail ile ticaret utancına son verilsin” pankartına değinen Özel, ““Erdoğan Sakarya’daydı. ‘İsrail ile ticaret utancı sonlandırılsın’ diye. Polis apar topar o pankartı topladı. İsrail’e giden gemiler gübre taşıyor, bomba yapılıyor, Filistin’in üzerine yağıyor. Pankartı açanlar biliyor ki bu ticareti Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesi yapıyor, etrafındaki bir avuç zengin iş adamı, yandaşları yapıyor. Biliyorlar ki İsrail ticaretinden pay alıyorlar. İsrail’in en çok ithaalt yaptığı 10 ülkeden biri Türkiye’dir: İsrail’e yollanan gemilerin ana taşıdığı maddelerden bir tanesi azotlu gübre. Ne yapıyorlar o gübreden? Patlayıcı yapılıyor. İnkâr et belgesini koyayım ortaya. O gemilerde gübreler taşınıyor. Filistin’in üstüne bomba yağıyor birileri bal tutuyor. İsrail’deki felaketin üzerinde Recep Tayyip Erdoğan parmağını yalıyor. Yazıklar olsun.” dedi.

    “EMEKLİ KART” ÇAĞRISI

    Et ve Süt Kurumu önünde oluşan kuyruğa dair konuşan Özel, “Emekliye 2018’de verilen 1000 liraya 24 kilo kıyma alınabiliyormuş. Bugün verilen 3 bin lira ile 6 kilo kıyma alınıyor. Emeklinin 18 kilo kıymasını Recep Tayyip Erdoğan çalmıştır.” dedi. Özel, iktidara “Emekli Kart” çıkarma çağrısı yaptı, “Karta hem 17 bin lira yükleyelim, hem 15 günde 1 kg et alacak ücreti yükleyelim, hem ulaşımda, belediyede, doğal gazda geçecek indirimi yükleyelim. Bütünleşik emekli kart uygulaması getirelim. Üzerimize ne düşerse yerine getirmeye hazırız. Bir emekli kart çıkaralım bu zulmü bitirelim” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Veli Akın: Dedemiz yok, Hakk’a uğurlamada ciddi asimilasyon yaşıyoruz -VİDEO

    Veli Akın: Dedemiz yok, Hakk’a uğurlamada ciddi asimilasyon yaşıyoruz -VİDEO

    PİRHA-Hakk’a uğurlamada ciddi bir biçimde asimilasyona uğradıklarını vurgulayan Yanyatır Ocağı talibi Veli Akın, uğurlamanın Alevi inancının usulüne göre yapılması gerektini söyledi. Akın, “Ömrü boyunca camiye gitmemiş bir canımızın Hakk’a yürüdüğü zaman cenazesinin camiye götürülmesi ve hocanın arkasına dizilmeleri ağrıma gidiyor” dedi.

    Alevi toplumunda en çok asimilasyon Hakk’a uğurlamada yaşanıyor. Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili Yanyatır Ocağı talibi Veli Akın, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

     “DEDEMİZ YOK, CİDDİ BİR ASİMİLASYON YAŞIYORUZ”

    Antalya’nın Finike ilçesine bağlı mahallelerde Hakk’a uğurlama noktasında ciddi asimilasyon yaşandığını belirten Veli Akın, “Bizim buralarda da cenaze kaldırma konusunda dede boşluğu olması ve kendi kültürümüze sırt dönmemizin bir neticesidir. Bu da zamanla kanıksandı ve kurumsallaştı” dedi.

    Çekilen çilenin hep aynı olduğunu vurgulayan Akın, “Ömrü boyunca camiye gitmemiş bir vatandaşın Hakka’a yürüdüğü zaman cenazesinin camiye götürülmesi ve hocanın arkasına dizilmeleri ağrıma gidiyor” diye konuştu.

    “HAKK’A YÜRÜME ERKANLARI ALEVİ USULÜNE GÖRE OLMALI”

    Hakk’a uğurlama erkanlarının halkın anlayacağı dilden yapılması gerektiğinin de altını çizen Akın, “Cenaze kaldırmada Alevi erkan ve usulüne göre cenaze yakınlarına hitap etmek durumundayız. Temenniler, dilekler ne söylenecekse söylenmeli ve helallik alınmalı. Canımızın sırlanmasında anlamadığınız yabancı dilde Arapça, İngilizce de olsa aynı. Anlamadığım bir dil bana göre yabancıdır. Öyle bir dille bu işin yapılmasını son derece aykırı buluyorum” ifadelerini kullandı.

    “HAKK’A YÜRÜYEN CANIMIZI KENDİMİZ KALDIRMAYA BAŞLADIK”

    Kendi köyü olan, Elmalı ilçesine bağlı Akçaeniş köyünde Hakk’a yürüyen yurttaşların cenazelerini artık kendilerinin kaldırmaya başladığını belirten Akın, şunları kaydetti:

    “Benim arkadaşlarım çok iyi temenni ve dileklerde bulunarak cenazeyi kendi başlarına kaldırmaya başladılar. Bu da bir aşamadır. Hakk’a yürüyen can musahip Yol ehliyse vakit dar olur o gün sırlanamazsa ve o gece evde kalacaksa onun için ölümle, inançla, ibadet ve kültürle alakalı bir şekilde 3 telli cura ile nefes alınır. Bazı köylerde delil uyandırılır ama ben kendi köyümde delili de görmedim.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Antalya sahilinde 5 günde 6 cenaze bulundu

    Antalya sahilinde 5 günde 6 cenaze bulundu

    PİRHA – Antalya’da son 5 günde, 6 cenaze sahilde bulundu. Son günlerde Antalya sahillerinde karaya vuran cenazelerin, bir kaçak göçmen teknesinin batmasından kaynaklanmış olabileceği üzerinde duruluyor.

    Antalya sahilinde 5 günde 6 cenaze bulundu. Merkez ilçelerden Aksu’daki turizm beldesi Kundu Acısu Deresi suyunun sahile karıştığı yerde babasıyla sahile balık tutmaya giden Deniz Güneş, yürüyüş yaparken sahilde bir cenaze gördü. Sağlık ekiplerine haber verilmesi üzerine bölgeye polis sevk edildi. Yapılan incelemede cenazenin bir erkeğe ait olduğu belirlendi. Cenaze, daha sonra Antalya Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.

    17 Ocak Çarşamba günü Alanya ve Manavgat sahillerinde 1 çocuk ve 1 yetişkin cenazesinin bulunmasının ardından dün de Manavgat’ta 2, Serik’te 1 cenaze bulundu. Serik’in Kadriye Mahallesi’nde bulunan kadın cenazesinin, Antalya’da 13 gün önce kaybolan Merve Şevval Elmas’a (18) ait olma ihtimali üzerine İstanbul’da yaşayan ailesi , DNA örneği için Antalya’ya geldi. Son günlerde Antalya sahillerinde karaya vuran cenazelerin, bir kaçak göçmen teknesinin batmasından kaynaklanmış olabileceği üzerinde duruluyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Şimşek: Dedemiz yok, Hakk’a yürüyen canımızın erkanını cami hocası yürütüyor-VİDEO

    Şimşek: Dedemiz yok, Hakk’a yürüyen canımızın erkanını cami hocası yürütüyor-VİDEO

    PİRHA- Fethiye Alevi Kültür Derneği/ Cemevi Derneği Başkanı Hasan Şimşek, dede olmadığı için cenazelerin cami hocasının duaları eşliğinde kaldırıldığını söyledi. Şimşek, Hakk’a yürüme erkanını çok iyi yapabilecek bir dedeye ihtiyaçları olduğunu kaydetti. 

    Fethiye Alevi Kültür Derneği/Cemevi Derneği Başkanı Hasan Şimşek, Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

     “HAKK’A YÜRÜYEN CANLARIMIZI 20 YILDIR CAMİDEN GELEN HOCALARIN DUALARIYLA SIRLIYORUZ”

    Fethiye’de dede olmadığı için 20 yılıdır camiden gelen hocalarla cenaze erkanlarını yürüttüklerini belirten Hasan Şimşek, “Bizim içimizde ‘Türkçe surelerle Hakk’a yürüyen canlarımızı sırlamamız gerekiyor’ diyen olduğunda yönetim kurulunda bulunan öğretmen emeklisi Zeki Tunca arkadaşımız erkan yürütüyor. Arkadaşımızın bilgileri tam olmadığı için insanların %95’i cami hocasıyla cenazelerini sırlamak istiyor” şeklinde ifade etti.

    “HAKK’A YÜRÜME ERKANINI ÇOK İYİ YAPABİLECEK BİR DEDEYE İHTİYACIMIZ VAR”     

    İnsanları ikna edebilecek çok bilgili bir dedeye ihtiyaçları olduğunu belirten Şimşek, “Hakk’a yürüyen canımızın sırlama erkanlarını yapmadan evvel okunacak her duanın Türkçe anlamını anlatacak, sırlama yaptığında ‘işte bu’ dedirtecek bir dedeye ihtiyacımız var” dedi.

    Eskiden cenazeleri olduğunda radyolarını açmadıklarını, sazlarını bağlayıp bir hafta boyunca saz çalınmadığını belirten Şimşek, şöyle devam etti:

    “Hakk’a yürüyen bir canımız olduğunda cenaze bir gün evde kalırdı, saz çalma yoktu, ağıtlar yapılırdı. Muharrem ayında da sazlarımızı bağlarız. 12 gün boyunca saz çalınmaz, müzik dinlenmez. Sazla ağıtlar yakılıp Hakk’a yürüyen kişinin hakkında bilgiler verilmesi güzel bir şey. Bunu daha öncesinden insanlara anlatıp izah, edip ikna ettikten sonra sırlanırsa daha güzel olur.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • Tunceli Cemevi’nin Alevi inancına aykırı davranması tepki çekiyor

    Tunceli Cemevi’nin Alevi inancına aykırı davranması tepki çekiyor

    PİRHA- Tunceli Cemevi’nin Alevi inancına uymayan uygulamaları Dersim halkını bezdirmiş durumda. Cemevi yönetiminin halkın ihtiyaç ve taleplerine göre değil, kendilerine göre kural ve uygulamalar geliştirmesi, camilerden hoca getirip cenaze namazı kıldırması halkın tepkisine yol açıyor.

    Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği /Tunceli Cemevi yönetiminin, Alevi inancına aykırı kimi faaliyetleri tepki çekiyor.

    Geçen sene Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ziyareti ve sonrasında ise cemevi başkanı Ali Ekber Yurt’un MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle görüşüp kendisine Zülfikar hediye etmesi ile tepkilerin odağı haline gelen Tunceli Cemevi, başına buyruk uygulamalarıyla Dersim halkını bezdirmiş durumda.

    CEMEVİ, CAMİDEN HOCA GETİRİYOR

    Alevilerin yoğun yaşadığı Dersim’de, Alevi inancına uymayan uygulamalardan biri camilerden hoca getirtilip cenaze namazı kıldırılması. Kimi acılı aileler bunu o an farketmezken bazı aileler ise bu duruma maruz kalmamak için cenaze erkanlarına, dışarıdan Dersim’in geleneksel merasimini sürdüren melleleri getiriyorlar.

    Bir diğer sorun da cemevinde verilen üç gün ve 40 yemeklerinde ortaya çıkıyor. Daha cenaze sahipleri gelip yetişmeden cemevinin, yemeğin bir kısmını önceden başkalarına dağıttığı iddia ediliyor. Cemevinin bu tarz uygulamalarından rahatsız olan Dersimli yurttaşlar ise artık üç gün ve 40 yemeklerini dışarıda özel mekanlarda vermek zorunda kalıyorlar.

    DERSİM HALKI YENİ BİR CEMEVİNE İHTİYAÇ DUYUYOR

    Tunceli Cemevi yöneticileri kendilerine göre kurallar geliştirirken, cenaze sahipleri, merasimler için cemevine çay, şeker götürdükleri halde, kendilerinden çay parası istendiğini iddia ediyorlar.

    Dersim gibi bir yerde Alevi inancına göre biçim alması gereken bir cemevinde, yönetimin halkın ihtiyaç ve taleplerine göre davranmaması tepkilere yol açıyor. Bütün bunlardan dolayı Dersim halkı, kendi ritüellerini rahatça yapabilecekleri yeni bir cemevine ihtiyaç duyuyor.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    “Tunceli Cemevi, Hakk’a ve halka hizmet vasfını yitirmiştir”

    Dersimli yurttaşlar: Tunceli Cemevi yönetiminin değişmesini istiyoruz

  • Polis cenazesine de engel çıkardı; hasta tutuklu Turan son yolculuğuna uğurlandı-VİDEO

    Polis cenazesine de engel çıkardı; hasta tutuklu Turan son yolculuğuna uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Cezaevinde yakalandığı kanser nedeniyle dün hastanede yaşamını yitiren hasta tutuklu Şakir Turan, Mardin’de son yolculuğuna uğurlandı. Cenazenin Şakir Turan’ın cenazesinin morga götürülmek istenmesi sırasında da polis engel çıkardı.

    Erzincan L Tipi Kapalı Cezaevi’nde gırtlak kanseri teşhisi konulan hasta tutuklu Şakir Turan, 4 ay içerisinde 23 kilo verdi. “Örgüte yardım” iddiasıyla 6 yıl hapis cezası verilen 70 yaşındaki Turan, tedavi gördüğü Erzincan Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Cenazesini teslim alan Milletvekili Kordu, cenazeyi Diyarbakır’a götürerek Turan’ın ailesinin Alanya’dan gelmesini beklemek ve birlikte defin işlemleri için Mardine götürmek istedi ancak polis Kordu’ya engel oldu.

    “ŞU AN YAŞADIĞIMIZ CEZAEVLERİNDEKİ ZİHNİYETİN KENDİSİDİR”

    Gece saatlerinde polisin engellemesine yönelik açıklama yapan Ayten Kordu şunları söyledi:

    “40 dakikadır burada bekletiliyoruz. Bize şu söylendi: Götüreceğimiz morgda eski bakan vefat etmiş. Dolayısıyla çakışma olmasın diye orası uygun değil dediler. Biz de tamam eğitim ve araştırma morguna götürelim dedik. Ailemiz yolda, Alanya’dan yola çıktı. Onları bekleyeceğiz burada ve onlar geldikten sonra sabah Mardin’e yola çıkacağımızı söyledik. Fakat bu konuda çok ciddi bir zorlama ve bilinçli olarak engelleme var. Hiç kimse olmasın biz morga götürürüz gibi engelleyici, zorlaştırıcı bir tutum içindeler zaten cezaevlerinde. Şu an yaptıkları şey gerçekten cenazemize de bir zulümdür. Engellemeye çalışıyorlar, biz şu konuda ısrarcıyız. Ailemiz gelene kadar burada, Diyarbakır’da bekleyeceğiz ve sabah buradan Mardin’e geçeceğiz. Bu çok doğal ve insani bir haktır. Ailenin burada olması ve beraber yola çıkmak ama şu an bunu bile engellemek istiyorlar. Şu an yaşadığımız şey aslında tam da cezaevlerinde uygulanan zihniyetin kendisidir. Bu zihniyet yine kendisini gösteriyor. Bu zihniyete ilişkin mücadele edeceğimizi söyledik. Bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz buradayız.”

    Polisin engellemelerine rağmen, Şakir Turan’ın cenaze töreni sabah Mardin’de gerçekleştirildi. Cenaze törenine çok sayıda yurttaş katıldı.

    PİRHA/DERSİM

     

    İLGİLİ HABERLER:

    ‘Hapishaneleri ölüm evleri olmaktan çıkarın; Şakir Turan’ın yaşamını yitirmesi cinayettir’

    Kordu: Şakir Turan tedavi hakkı elinden alındığı için ölmüştür, bu bir cinayettir

     

  • Kışanak, ablasını Hakk’a uğurladıktan sonra cezaevine götürüldü

    Kışanak, ablasını Hakk’a uğurladıktan sonra cezaevine götürüldü

    PİRHA- Tutuklu siyasetçi Gültan Kışanak, ablası Zeynep Özer’in Elazığ’daki cenaze törenine katıldıktan sonra yeniden cezaevine götürüldü.

    Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, böbrek yetmezliğinden kaynaklı Hakk’a yürüyen ablası Zeynep Özer’in cenaze törenine katılmak için Elazığ’a getirildi. Ablası Zeynep Özer’in cenaze törenine katılan Kışanak, burada taziyeleri kabul etti.

    Elazığ’ın Sün Köyü’nde gerçekleştirilen Hakk’a uğurlamanın ardından Kışanak, annesi, babası ve diğer aile büyüklerinin mezarlarını ziyaret etti. Taziye kabullerinin ardından aile üyeleri ve dostlarıyla vedalaşan Kışanak, yeniden Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne götürülmek üzere askerler tarafından taziyeden götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABER

    > Tutuklu siyasetçi Gültan Kışanak, ablasının Hakk’a uğurlanmasına katıldı-VİDEO

  • ‘Erdek’te cenazelerimizi camilerden kaldırmak zorunda kalıyoruz’-VİDEO

    ‘Erdek’te cenazelerimizi camilerden kaldırmak zorunda kalıyoruz’-VİDEO

    PİRHA- AKD Erdek Şubesi’nde saymanlık görevi yürüten Gültekin Koçer, yerelde ve genelde yaşadıkları sorunlara değinerek, “Cenazelerimizi camilerden kaldırmak zorunda kalıyoruz” dedi. Koçer, “Devlet bizi yok sayıyor, haklarımızı vermiyor. Ben kendi kültürümü yaşamak istiyorum ama devlet diyor ki hayır sen bu kültürü yaşayacaksın ve bana onu dayatıyor” diyerek tepki gösterdi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Erdek Şubesi’nde saymanlık görevi yürüten Gültekin Koçer, yerelde ve genelde yaşadıkları sorunları PİRHA‘ya anlattı.

    Derneklerinin konumunun merkezden uzak olduğunu, ulaşım sorunu yaşadıklarını belirten Koçer, kendilerine merkezde bir yer verilmemesinin bilinçli bir politika olduğunu söyledi. Muharrem ayının dışında derneğe çok fazla gelen gidenin olmadığını da kaydeden Koçer, ulaşım sorunundan kaynaklı çoğu yurttaşın cenazelerini merkezdeki camilerden kaldırmak zorunda olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanının cemevlerini ziyaretlerine değinen ve bu durumu samimi bulmadığını aktaran Koçer, 1960’dan sonra gelen tüm hükümetlerin Alevileri asimile etmeye çalıştığını vurguladı.

    “YAŞADIĞIMIZ TÜM ZORLUKLARA RAĞMEN ALEVİ YURTTAŞLARI ÖRGÜTLEMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    En temel sorunlarının derneklerinin yeri ve konumu olduğunu ifade eden Koçer, izole ve merkeze uzak oldukları için çok fazla mağduriyet yaşadıklarını aktardı.

    Derneklerinin Erdek’in en son yerinde ve tepede bulunduğunu söyleyen Koçer, “Buraya ulaşımımız yok, yolumuz yok. Maddi açıdan da sıkıntılarımız var. Ekonominin genel durumu ortada. Dolayısıyla insanlarımızın ekonomik durumu da kötü. O yüzden biz de burada dernek olarak doğru düzgün bağış alamıyoruz. 10 lira aidatımız var, insanlarımız onu bile zor ödüyorlar. Yaşadığımız tüm zorluklara rağmen Alevi yurttaşları burada örgütlemeye ve birlikte bir şeyler yapmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    “MUHARREM AYI BİTTİKTEN SONRA BURADA HAYAT DURUYOR”

    Belediyelerin veya hükümetin kendilerine daha farklı yaklaşmasını istediklerini dile getiren Koçer, sözlerine şöyle devam etti:

    “Buraya ulaşımımız çok zor olduğu için yaşlılarımız gelemiyor. Saat başı bir otobüs var. O da meydandan kalkıyor. Ücreti de 7,5 lira. Geliş gidiş 15 lira. Bunu her gün kim verebilir? Biz merkezde bir yer istiyoruz. Derneğimizin merkezde bir yerde olmasını istiyoruz. Derneğimiz merkezde olursa özellikle yaşlı insanlarımız daha rahat gelip gider. Kendimizi orada daha rahat ifade edebiliriz. Buraya kimse gelmiyor. Buraya gelen sayısı 5-6 kişiyi geçmiyor. Muharrem ayı bittikten sonra burada hayat duruyor. Derneği başkan açıyor, başkan kapatıyor. Ayda birkaç kez biz geliriz. Yağmurda, çamurda buraya gelmek daha da zorlaşıyor. Yaklaşık bir ay önce CHP ilçe başkanıyla da bir görüşme yaptık ancak sorunlarımızın giderilmesi konusunda hiçbir adım atılmadı. Yine görüşmelerimiz devam edecek.

    “YETKİLİLERE SORUNLARIMIZI DEFALARCA İLETTİK ANCAK HİÇBİR İLERLEME OLMADI”

    Burada ilk cem geçtiğimiz Muharrem ayında yapıldı. Buradaki devlet kurumlarının yetkilileri ile görüştük. Kaymakam da birkaç kez geldi, sorunlarımızı ilettik. Çözeceklerini söylüyorlar ama hiçbir ilerleme olmuyor. Burada henüz hiç cenaze kaldıramadık. Çünkü insanlarımızın buraya gelip gitmesi mümkün değil. Cenaze aracı gelebiliyor ve arabası olan birkaç kişi gelebiliyor. Onun dışında kimse gelemez buraya. Bizler Aleviyiz, Alevi Kültür Derneğimizde kaldırmamız gereken cenazemizi camiden kaldırmak zorunda kalıyoruz. Bundan dolayı bize burada inanılmaz bir baskı var. Bize burayı verdiler, her cenazemizde bize araç tahsis etmeleri gerekiyor ama yok, yapılmıyor. Ulaşımdan kaynaklı insanlar buraya cenazelerini getirmek istemiyorlar.”

    “CENAZELERİMİZİ CAMİLERDEN KALDIRMAK ZORUNDA KALIYORUZ”

    Bugüne kadar gelen bütün iktidarların Alevileri asimile etmeye çalıştığını vurgulayan Koçer, “Bizi kendi kültürümüzden kopartıp Sünni kültüre bağlamak istiyorlar. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Bize burayı verdiler, biz buraya morg da yaptık, yıkama yerimiz de var. Ama ulaşımımız yok. İnsanlar buraya ulaşamadıkları için cenazelerini merkezdeki camilerden kaldırmak zorunda kalıyor. Bu da bilinçli uygulanan bir politika diye düşünüyorum. Biz derneğimizin giderlerini bile çoğu zaman kendi cebimizden karşılıyoruz. Burada Muharrem ayında tam olarak yurttaşlar gelirler bir topluluk oluşur. Onun dışında 11 ay boyunca burada topladığımız 3 lira 5 lira ile buranın giderlerini karşılamaya çalışıyoruz. Burayı ayakta tutmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    “CUMHURBAŞKANI, ‘BEN İSTERSEM HAKKINIZI VERİRİM, İSTEMEZSEM VERMEM’ DİYOR”

    “Aleviler olarak bizler bu ülkenin vatandaşıyız ve vergi veriyoruz ama devlet bizi yok sayıyor, haklarımızı vermiyor” diyen Gültekin Koçer, “Ben kendi kültürümü yaşamak istiyorum ama devlet diyor ki hayır sen bu kültürü yaşayacaksın ve bana onu dayatıyor. Cumhurbaşkanının cemevlerini ziyaret etmesi bizi onure eder fakat cemevlerini, Alevileri sevdiği için gelmiyor. Cumhurbaşkanının söylemleri ortada, bu söylemlerle gittiği yerlerdeki dedeleri örgütlüyor. Cemevlerindeki fotoğrafları kaldırtıyor, kendi istediği fotoğrafları astırıyor. Sonra da ben cemevlerine yardım edeceğim diyor. Böyle bir yardım olmaz. Siz buraya derneğimize geldiniz, bizimle röportaj yapıyorsunuz. Buraya geldiğinizde duvardaki resimleri kaldırın dediniz mi? Buraya olduğu gibi geldiniz. Peki Cumhurbaşkanı neden böyle bir şey yapıyor ve dedeleri önce imtihana tabi tutuyor? Cumhurbaşkanı bir güç gösterisi yapmaya çalışıyor. Ben istersem haklarınızı veririm, istemezsem vermem diyor. Çok yardım edecekse gelsin buraya etsin. Şu an bizim ihtiyacımız var. Yolumuz yok, ulaşımımız yok, yemek vermek istiyoruz yemek verecek yerimiz yok. Açıkta, bahçede yemek veriyoruz. Geçen Muharrem ayında yemek verdiğimiz sırada yağmur yağdı, fırtına çıktı. Yemek tepsilerimiz uçtu, insanların üzerine döküldü. Rüzgarda dışarıda oturamıyoruz bile. Bunların hepsi ayrı bir sorun” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERDEN HER TÜRLÜ VERGİYİ ALIYORLAR AMA ALEVİLERİN HİÇBİR HAKKINI VERMİYORLAR”

    Cumhurbaşkanının cemevlerini ziyaretlerini samimi bulmadığını da kaydeden Koçer, şunları kaydetti:

    “Seçimlerle ilgili bir yatırım yapmayı da planlıyor olabilirler. Aleviler hiçbir iktidardan hiçbir dönem olumlu bir şey görmediler. Bu sadece AKP hükümeti için değil, tüm hükümetler için geçerli. 1960’dan sonra gelen tüm hükümetler, Alevileri asimile etmek için çalıştılar. Bunu çoğu zaman açıktan yapmıyorlar. ‘Biz sizin yanınızdayız’ diyorlar. Alevilerden her türlü vergiyi alıyorlar ama Alevilerin hiçbir hakkını vermiyorlar. Bizi yok sayıyorlar. Hepimiz insanız, eşitiz ama devlet kendi çıkarları doğrultusunda bizi birbirimizden ayırıyor. Biz devletten Alevilerin varlığını tanımasını istiyoruz. Bizim olduğumuzu kabul etsinler, eşit yurttaş gibi davransınlar bize. Erdek çok küçük bir yer. Burada 4-5 tane cami var ama bir tane cemevi yok. Ben de vergi veriyorsam, hizmet ediyorsam niye karşılığını alamıyorum? Bakın bir tane Alevi vali, kaymakam, polis, subay yok. Aleviler olarak kesinlikle eşit değiliz.”

    Melis CİDDİOĞLU/BALIKESİR

  • Independent Türkçe yazarı Yüksel Hoş’tan korkunç çağrı

    Independent Türkçe yazarı Yüksel Hoş’tan korkunç çağrı

    PİRHA- Independent Türkçe yazarı Yüksel Hoş, kemikleri torba içinde ailesine 7 yıl sonra teslim edilen Hakan Arslan’ın cenazesinin yakılması ve kaybedilmesi gerektiğini söyledi.  

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 2 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren Hakan Arslan’ın kemiklerinin 7 yıl sonra ailesine bir torba içinde teslim edilmesine onbinlerce yurttaş, siyasetçi, aydın, sanatçı ve gazeteci tepki gösterdi.

    Independent Türkçe yazarı ve Trakya Üniversitesi’nde akademisyen olan Yüksel Hoş ise, sosyal medya hesabından vahşet çağrısı yaparak, çatışmalarda yaşamını yitirenlerin cenazelerinin yakılmasını istedi.

    Kemiklerin 7 yıl sonra torba içerisinde teslim edilmesinin “devletin merhameti” olduğunu iddia eden Hoş, “Çok mu zordu kremate edip toz etmek? Yarım litre gaz yağı ile bitecek bir işti oysa neden böyle dramlara imkân veririz ki anlayamam. Üniversiteler kadavra bulamıyor, biz bunları kargoyu da ödeyerek ailelere veririz. Düşman kazanıyoruz böyle” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine katılanlar ifadeye çağrıldı: Korkmuyoruz!-VİDEO

    Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine katılanlar ifadeye çağrıldı: Korkmuyoruz!-VİDEO

    PİRHA- 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine katılanlar ifadeye çağrıldı. Cenazeye katıldığı için ifadeye çağrılanlardan Cem Vazo, “Diline, kültürüne, inancına sahip çıkan Aysel Doğan’ı son yolculuğunda yalnız bırakmak istemedik. Bize verecekleri cezalardan korkmuyoruz. Aysel Doğan’ın son yolculuğunda Dersim halkı onuruyla sahip çıktı” dedi.

    Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine gelenlere izin vermeyen polis sert müdahale etmişti.

    Diyarbakır’dan Dersim’e onlarca araçlık konvoyla getirilen Aysel Doğan’ın cenazesine kent girişinde polis müdahale etmiş, cenaze aracını almak isteyen polise karşı çıkan halk, oturma eylemi yapmıştı. Tazyikli su ve biber gazıyla müdahale eden polis, milletvekillerini ve yurttaşları darp etmiş, müdahalenin ardından gözaltına alınan 4 kişiden biri tutuklanmıştı.

    Edindiğimiz bilgilere göre, 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine katılanlardan 7 kişi ifadeye çağrıldı.

    İfadede şu sorular soruldu:

    “Kim olduğunu biliyor musunuz? Nereden haber aldınız veya kim sizi cenazeye çağırdı? Yasaklı olduğunu bildiğiniz halde neden katıldınız?”

    “BİZE VERECEKLERİ CEZALARDAN KORKMUYORUZ”

    Aysel Doğan’ın cenazesine katıldığı için ifadeye çağrıldığını söyleyen Cem Vazo, “Aysel Doğan’ın cenazesini saatlerce güneşin altında bekleten, evden helallik alınması engellenen, mezarlığa ailesinin dışında kimseyi bırakmak istemeyen bir zihniyet Turuşmek girişinde yolu kapattı. Hardo Dewres’te hakikat yolunda ilerleyen diline, kültürüne ve inancına sahip çıkan Aysel Doğan’ı son yolculuğunda yalnız bırakmak istemedik. Milletvekiline saldıran, cenazeye katılmak isteyen kadın, yaşlı, çocuk demeden insanları döven, gaz bombası atan ve tazyikli su sıkan bir zihniyetle karşı karşıyayız. İfadeye çağrıldık, bize verecekleri cezalardan korkmuyoruz. Aysel Doğan’ın son yolculuğuna Dersim halkı onuruyla sahip çıktı” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • İHD Dersim Şube Eşbaşkanı Solmaz: Aysel Doğan’ın cenazesine yapılanlar ırkçılıktı-VİDEO

    İHD Dersim Şube Eşbaşkanı Solmaz: Aysel Doğan’ın cenazesine yapılanlar ırkçılıktı-VİDEO

    PİRHA- Barış Grubu üyesi, Kürt siyasetçi Aysel Doğan’ın mücadelesine ve cenaze törenine yapılan polis müdahalesine dair PİRHA’ya konuşan İnsan Hakları Derneği Dersim Şube Eşbaşkanı Gürbüz Solmaz, “Bir insanın düşüncesi ne olursa olsun yaşamını yitirdikten sonra kendi istediği gibi defin edilme hakkı vardır ve bu hakkın engellenmesi doğru değildir” dedi.

    Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine gelenlere izin verilmeyerek, polis sert müdahale etmişti.

    Diyarbakır’dan Dersim’e onlarca araçlık konvoyla getirilen Aysel Doğan’ın cenazesine kent girişinde polis müdahale etmiş, cenaze aracını almak isteyen polislere karşı çıkan halk, cenazeyi polislere vermemek için oturma eylemi yapmıştı. Tazyikli su ve biber gazıyla müdahale eden polis, milletvekillerini ve yurttaşları darp etmiş, müdahalenin ardından gözaltına alınan 4 kişiden biri tutuklanmıştı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Eşbaşkanı Gürbüz Solmaz, Aysel Doğan’ın mücadelesini ve cenaze törenine yapılan sert müdahaleyi PİRHA’ya değerlendirdi.

    “AYSEL DOĞAN’IN CENAZESİNDE YAŞATILAN ZALİMLİĞE HİÇ GEREK YOKTU”

    İnsanların yaşam hakkı kadar defin haklarının da olduğunu vurgulayan İHD Dersim Şube Eşbaşkanı Gürbüz Solmaz, ”Aysel Doğan insan hakları savunucusuydu ama cenazesinde yaşananlar üzücüydü. Devlet o gün Dersim’i savaş alanına çevirdi. Bir insanın düşüncesi ne olursa olsun yaşamını yitirdikten sonra kendi istediği gibi defin edilme hakkı vardır ve bu hakkın engellenmesi doğru değildir. Aysel Doğan’ın cenazesine yapılan saldırı ırkçılıktı. İnsanlara yaşatılan bu kadar zulme, zalimliğe hiç gerek yoktu. Umarım bu yaşananlar son bulur, ölüye ve inançlara saygı daha üst seviyelere çıkar” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Saldırılara karşı Aysel Doğan’ın ruhuyla direndik’-VİDEO

    ‘Saldırılara karşı Aysel Doğan’ın ruhuyla direndik’-VİDEO

    PİRHA-Hakk’a yürüyen 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine gelenlere izin verilmeyerek sert müdahale edilmişti. Aysel Doğan’ın cenazesinde kolluk güçlerinin yaptığı sert müdahaleyi anlatan Dersimli kadınlar, “Aysel Doğan, ‘Dirimizden korktukları kadar ölümüzden de korkuyorlar’ demişti bizde bu gerçekliği yaşadık” dedi.

    Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine gelenlere izin verilmeyerek sert müdahale edilmişti.

    Diyarbakır’dan Dersim’e onlarca araçlık konvoyla götürülen Aysel Doğan’ın cenazesine kent girişinde polis sert müdahale etmiş, cenaze aracını almak isteyen polislere karşı çıkan halk, cenazeyi polislere vermemek için oturma eylemi yaptı. Buna karşı tazyikli su ve biber gazıyla halka müdahale gerçekleştiren polisler, milletvekillerini ve yurttaşları darp etti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Eşbaşkanı Nazlı Çelik Öz, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) temsilcisi Evrim Konak ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Kadın Meclisi Üyesi Nurgül Yalay Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine gelenlere izin verilmeyerek sert müdahale edilmesini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “AYSEL DOĞAN DEVRİMCİ BİR KADIN OLDUĞU İÇİN CENAZESİNE SALDIRDILAR”

    Aysel Doğan’ın sınırları aşmış bir insan olduğunu söyleyen SMF temsilcisi Evrim Konak, “Kendi kabuğunu kırmış, duvarlara hapsolmayan devrimci bir kadındı. Kadınların dünden bugüne Aysel Doğan’dan öğrendiğimiz çok şey oldu. Aysel Doğan’ın cenazesine yapılan saldırının ana nedeni de buydu. Çünkü bazı insanlar tarih gibidirler derinden iz bırakarak fiziken yaşamımızdan ayrılıyorlar. Aysel Doğan’ın yasaklı bir şekilde tabutun içerisinde Dersim topraklarına girmiş olması devlet için bir şeyi değiştirmiyordu, Aysel Doğan’ı binlerin sahipleneceğini çok iyi biliyorlardı. İlk defa cenazelerimize saldırmıyorlar, birçok cenazemiz kaçırılarak defnedildi bu topraklar kanla sulanmış topraklar Aysel Doğan’da bu toplumsal mücadelede ezilenlerin ve Kürt mücadelesinde aktif rol alan ve onu ileriye taşıyan bir gerçekliğe sahipti. Aysel Doğan, ‘Dirimizden korktukları kadar ölümüzden de korkuyorlar’ demişti bizde bu gerçekliği yaşadık” dedi.

    “SU ATTILAR, GAZ ATTILAR AMA GERİ ADIM ATMADIK”

    Aysel Doğan’ın Dersim topraklarına gelişini bizlerde Dersimli kadınlar olarak onun ruhunu alarak cenazesini karşılamak istediklerini söyleyen HDP Dersim İl Eşbaşkanı Nazlı Çelik Öz, “Aysel Doğan burada doğdu, büyüdü ve mücadeleyi bu topraklardan yürüttü. Aysel Doğan’ı Dersim’de en küçüğünden en büyüğüne kadar herkes tanıyordu o yüzden onun mücadelesine yakışır bir şekilde cenazesini karşılamak bizim için çok önemliydi ve bunu gerçekleştirdiğimiz içinde bizlerde onun ruhunu aldığımızdan kaynaklı onur ve gurur verdi. Ne yazık ki polis kontrol noktalarında durdurulduk ve cenazenin kitle ile birlikte gitmesine izin verilmedi. Dersim halkının sesini yükselttiği görüldüğü için Aysel Doğan’ın cenazesini güçlü sahiplendirmeme adına devlet böyle bir politika uyguladı. Tazyikli su sıktılar, gaz attılar ama Aysel Doğan’ın verdiği mücadele yolunda onun ruhunu kuşandık ve onun ruhu bize cesaret verdi” diye belirtti.

    “SALDIRILARA RAĞMEN GERİ ADIM ATMADIK”

    Emniyet güçlerinin çocuk, yaşlı, kadın demeden herkese düşmanca saldırdığını vurgulayan HDP Dersim Kadın Meclisi Üyesi Nurgül Yalay, “Ama saldırılara rağmen orada bulunan kitle kesinlikle geri adım atmadı çünkü Aysel Doğan bu toprakların ruhu. Yaşananlar gerçekten çok çirkindi ama buna rağmen bir direniş oldu ve Aysel Doğan’ı sevdiği topraklarda son yolculuğuna uğurladık” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Dersim’de Aysel Doğan’ın cenazesine katılan 4 kişi gözaltına alındı

    Dersim’de Aysel Doğan’ın cenazesine katılan 4 kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Dersim’de Aysel Doğan’ın cenaze konvoyuna polis sert müdahalede bulunurken, müdahale sırasında 4 yurttaşın gözaltına alındığı açıklandı.

    Hakk’a yürüyen Barış Grubu üyesi Aysel Doğan’ın cenazesi Dersim’e getirilirken konvoyda bulunan yurttaşlara kolluk güçleri tarafından biber gazı ve tazyikli suyla müdahale edilmiş, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ile bazı yurttaşlar yaralanmıştı. Müdahalenin ardından toplam 4 kişi gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan yurttaşların isimleri; Mazlum Coşkun, Suna Çelik, Bülen Buluç ve Ali Hıdır Özgen.

    PİRHA/DERSİM