Etiket: cenazeye saldırı

  • Önlü: Aysel Doğan’ın cenazesine saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok-VİDEO

    Önlü: Aysel Doğan’ın cenazesine saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok-VİDEO

    PİRHA-HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Barış Grubu Üyesi Aysel Doğan’ın Dersim’deki cenazesine yönelik saldırılara ve sonrasında, İçişleri Bakanı Soylu ve Tunceli Valiliği’nin açıklamalarına ilişkin düzenlediği basın toplantısında tepki gösterdi. Soylu’nun ve Valinin sözleri nedeniyle cenaze hakkına saldırıldığını belirten Önlü, “Aysel Doğan’ın cenazesine yönelik saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok” dedi.

    Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine gelenlere izin vermeyen polis sert müdahale etti.

    Cumartesi günü Diyarbakır’dan Dersim’e onlarca araçlık konvoyla götürülen Aysel Doğan’ın cenazesine kent girişinde cenaze aracını almak isteyen polislere karşı çıkan halk, oturma eylemi yaptı. Buna karşı tazyikli su ve biber gazıyla halka müdahalede bulunan polis, milletvekillerini ve yurttaşları darp etti.

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Barış Grubu Üyesi Aysel Doğan’ın Dersim’deki cenazesine yönelik gerçekleştirilen saldırılar ve sonrasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Tunceli Valiliği’nin açıklamalarına ilişkin HDP Dersim İl Binası’nda basın toplantısı yaptı.

    “AYSEL DOĞAN’IN EVİNDEN HELALLİK ALINMASI ENGELLENMİŞTİR”

    Aysel Doğan’ın Kürt halkının değerleri için mücadele etmiş, barış için bedel ödemiş Dersim’in değerli bir evladı olduğunu belirten HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “Aysel bir gün olsun Dersim değerlerini savunmaktan vazgeçmedi, bizler de Aysel’in cenazesini tabi ki sahipleneceğiz. Cenazenin karşılanmasından, polislerin hukuksuz ve düşmanca saldırılarına rağmen cenazeyi yalnız bırakmayan başta kadınlar olmak üzere Dersim halkını, partimizin il ve ilçe yöneticilerini, Dersim’in dışından çevre illerden ve yurt dışından gelenleri ve cenazeyi sahiplenenleri kutluyorum. Aralarında belediye meclis üyemizin de olduğu onlarca kişinin yaralanmasına neden olanları, işkenceyle arkadaşlarımızı gözaltına alanları, saldırı kararını veren ve bu kararı uygulayanları kınıyorum. Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesi İçişleri Bakanı ve Tunceli Valisinin provokasyonu sonucu polisin sert müdahalesiyle saldırıya uğramıştır. Cenaze Amed havalimanından Dersim’e gelene kadar herhangi bir olay yaşanmamıştır. Dersim halkı başta kadınlar olmak üzere Aysel hevali son yolculuğuna uğurlamak istemiş ancak bu en insani hak olan defin hakkı Dersim halkının elinden alınmak istenmiştir. Kitleye izin verilmemesine yönelik yapılan oturma eylemi sırasında polisin gazlı, plastik mermili, coplu saldırıları sonucunda onlarca kişi yaralanmış, 1938’den bu yana her türlü Yezidliği yapan, Dersim halkının inançlarına, diline, dinine saldıran Yezid kültürü, Dersim’in Dervişi Aysel Doğan’ın evinden, ocağından helallik almasını engellemiştir” dedi.

    “COĞRAFYALAR DEĞİŞSE DE FAŞİZMİN KARAKTERİ DEĞİŞMİYOR”

    Bir cenazenin sadece akrabaları tarafından gömüleceğine dair kararı kim hangi yasaya göre verebilir diyen Alican Önlü, şöyle devam etti:

    “Bu ancak düşmanlık hukukunun ve faşizmin yapabileceği bir kötülüktür. Suç işleri Bakanının Dersim’de ki yerel güçleri başta Tunceli Valisi olmak üzere insanlık değerlerini çiğneyerek cenaze hakkına saldırmıştır. Coğrafyalar ve sınırlar değişse de faşizmin karakteri ve yöntemleri değişmiyor. En temel haklardan olan ölüm hakkı gibi evrensel bir hak bile devletler tarafından faşizan yöntemlerle tanınmıyor. Aysel Doğan’ın cenazesine yönelik saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok. Aysel Doğan’ın cenazesine saldırı topluma, insanlık değerlerine, evrensel haklara saldırıdır. Dayatılan bu faşizmi kabul etmiyoruz. Taş egemen güçlerin düşmanca saldırısına karşı yurttaşın kendini savunmasının sembolüdür. Almanya’nın Köln kentinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Barış Grubu üyesi Aysel Doğan’ın cenazesinde polisin kitleye saldırması ve sonrasında yaşananlara ilişkin 2 gündür şahsıma, partime ve kitleye yönelik sosyal medya üzerinden sistematik bir saldırı yürütülmektedir. Özellikle polisin gaz, plastik mermi ve coplarıyla gerçekleştirdiği saldırılar sonrasında TOMA’ya attığım taş üzerinden cenaze töreni kriminalize edilmek istenmektedir. Attığım taş egemen güçlerin bu kadar ağır ve düşmanca saldırısına karşı yurttaşın kendini savunmasının ve direnişin sembolüdür. Taş herhangi bir kişi ve canlıya zarar vermek için değil faşizmin kullandığı yönteme, zihniyete ve araca atılmıştır” dedi.

    “BİR TERÖRİST ARIYORSA KENDİSİNE BAKMALIDIR”

    Bütün suçlularla fotoğrafı olan Süleyman Soylu, Dersim’de valilik tarafından geliştirilen saldırı sonrasında attığı twitle kendisini terörist diyerek hedef gösterdiğini belirten Önlü, “Bilinmelidir ki bizler bugüne kadar savunduğumuz değerlerden hiçbir koşul ve şartta vazgeçmedik geri adım atmadık. Bizler tabi ki Aysel Doğan’ı sahipleneceğiz. Asıl suç işleri bakanı kendisi kamuoyuna yansıyan fotoğrafların ve işlediği suçların hesabını vermelidir. Bir terörist arıyorsa kendisine bakmalıdır. Hukuk devletinde iki tür emir vardır. Biri soylu emirdir, diğeri ise soysuz emirdir. Soylu emir hukuka uygun devletin devlet olmaktan kaynaklı olması gereken emirleridir.  Soysuz emir ise hukuka uygun olmayan kanunlara aykırı sadece kendi çıkarlarını korumak için verilen emirlerdir. Soysuz emiri veren de uygulayan da halk önünde mahkum olmuşlardır. Ülkede hukukun amasız, fakatsız uygulandığı günlerde mutlaka mahkum olacaklardır. Bizler bedeli ne olursa olsun değerlerimizi sahiplenmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • PSAKD: Aysel Doğan’ın cenazesi vicdanımızda sızı olarak toprakla buluştu

    PSAKD: Aysel Doğan’ın cenazesi vicdanımızda sızı olarak toprakla buluştu

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi, Aysel Doğan’ın cenazesine yapılan saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaparak, “Dün Filistinli gazetecinin cenazesine saldıran İsrail, bugün Dersim’de Aysel Doğan’a yapılanı topluma saldırı olarak görmek durumundayız. Kendimize yapılmasını istemediğimizin diğerine de yapılmaması hakikatini yaşanır kılmak için Aysel Doğan’a ve ailesine yapılanı kabul etmiyoruz” dedi.

    Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesi Diyarbakır’dan Dersim’e götürülürken, cenazeye katılmak isteyenlere kent girişinde polis sert müdahale etmişti. Cenaze aracını almak isteyen polislere karşı çıkan halk, cenazeyi polislere vermemek için oturma eylemi yapmış ve buna karşı tazyikli su ve biber gazıyla halka tekrar müdahale eden polisler, milletvekillerini ve yurttaşları darp etmişti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Aysel Doğan’ın cenazesine yapılan saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “CENAZE ABLUKA ALTINDA HAKİKATE UYMADAN VİCDANIMIZDA SIZI OLARAK TOPRAKLA BULUŞTU”

    Dersim’in Pir Ocaklarından, Devriş Cemal Ocağından, siyaset insanı, barış gönüllüsü Aysel Doğan’ın cansız bedenine yönelik saldırının bir insanlık suçu olduğu belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Sessiz kalmayacak bu suça ortak olmayacağız. Bir Kürt siyasetçi olan Aysel Doğan, 11 Mayıs’ta Almanya’nın Köln kentinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Diyarbakır’da karşılanan Doğan’ın cenazesi, doğduğu topraklar olan Dersim’e getirilerek orada toprağa sırlanmak istendi. Ana ocağında helallik alınmak üzere çıkılan yolda Dersim’in sistematik olarak her dönem maruz kaldığı yasakları, şiddeti ve baskıyı gördü. Zırhlı araç, TOMA, polis baskısıyla, cenaze erkanına katılmak isteyenlere biber gazlı saldırı ve gözaltılarla son yolculuk, son görevin yapılması yine engellendi. Kaçırılan cenaze abluka altında hakikate uymadan vicdanımızda sızı olarak toprakla buluştu. Unutmayacağız, affetmeyeceğiz.”

    “FİLİSTİNLİ GAZETECİNİN CENAZESİNDE YAŞANANLAR BİZİM ÜLKEMİZDE DE YAŞANMIŞTIR”

    Her toplumda, inançta, dilde, kültürde tartışma götürmez olan iki temel kabulün, doğum ve ölüm olduğu söylenen açıklamaya şu sözlerle devam edildi:

    “Coğrafyalar, sınırlar ve sınıflar değişse de bu değişmez. Dün Filistinli gazetecinin cenazesine saldıran İsrail, bugün Dersim’de Aysel Doğan’a yapılanı topluma saldırı olarak görmek durumundayız. İnsanın yaşam hakkı da ölüm hakkı da evrenseldir. Bu evrensel hakları savunmak tüm dünya halklarının savunusudur. Kimliğe, ırka, ulusa, milliyete karşı halkların eşitliğine sahip çıkıyoruz. Geçen günlerde Filistinli gazetecinin cenaze töreninde yaşanan görüntüler burada bizim ülkemiz de yaşanmıştır. İsrail’in faşizmi neyse burada uygulanan da budur, Dünya halkları bu faşizmi kabul etmiyor bizler de etmiyoruz.

    Yaşamak için yaşatalım, kendimize yapılmasını istemediğimizin diğerine de yapılmaması hakikatini yaşanır kılmak için Aysel Doğan’a ve ailesine yapılanı kabul etmiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • HDK: Cenazeye ve cemevine yapılan saldırı halka yapılmıştır

    HDK: Cenazeye ve cemevine yapılan saldırı halka yapılmıştır

    PİRHA – HDK Halklar ve İnançlar Meclisi, Grup Yorum Üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesine yapılan saldırıya tepki göstererek, “Cenazeye ve cemevine yapılan saldırı halka yapılmıştır” dedi. Açıklamada, “Birlikte yaşama mayamızın bozulmasına müsaade etmeyelim. Kendi mutlu azınlığını yaratmak isteyen iktidarın halklara ve inançlarımıza reva gördüğü bu yaklaşımı kınıyoruz. Bu zulmün karşısında dayanışma duygularımız paylaşıyoruz” denildi. 

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Meclisi, İstanbul’da Gazi Cemevinde Grup Yorum Üyesi İbrahim Gökçek’in önceki gün cenazesine yapılan polis saldırısına tepki gösterdi.

    “ÖLÜYE SAYGI TOPLUMSAL BİR SORUMLULUKTUR”

    Yazılı bir açıklama yapan HDK Halklar ve İnançlar Meclisi, yaşam hakkının temel hak olarak tüm hukuk sistemlerinde işlendiğine dikkat çekerek, şunları belirtti:

    “Halklar geleneğinde ise ahlaki, vicdani bir sorumluluk olarak kendini canlı tutmuştur. Bu durum insanlık değerleri yönü ile de canlı tutulması elzemdir. Diğer yandan yaşamın kutsallığının ve doğasının gereği olarak ölüm ve ölüye saygı toplumların birbirinin değerlerine verdiği kıymet, vicdani, ahlaki sorumluluk olarak, bir toplumun kültürel tutarlılığı olmuştur. Yani ölümden dolayı tutulan yasa saygı, savaş ortamında ölülerine saygı, öleni yerde bırakmamanın yasal ve hukuki olarak bir toplumun, devletin sorumluluğu olduğu, toplumlara ve halklara soykırım uygulamak, toplu imha silahları kullanmak Uluslararası hukukta savaş suçu olarak görülmektedir. Öbür yandan toplumların inanç ve ibadet mekânları ona inanların değerlerini taşıdığı için saygı gösterilmesi gereken, hassas olunması gereken mekânlardır. Bir bütün inananlarının değerlerini taşır her sembol ya da mekân, bu durum aynı zamanda hukuki, yasal bir yükümlülüktür.”

    “MEZARLARA HEP SAYGILI OLUNMUŞTUR”

    Son süreçte mezarların tahrip edilmesi, cenazelere müdahale ve ibadethanelere yapılan saldırıların birlikte yaşama arzusunu inciten olaylar olduğunun altı çizilen açıklamada, “Mezarları tahrip etmenin hukukta da inançlarda da öngörülmemiş olmasından kaynaklı bir cezası yoktur. Çünkü insanlık ne yaşarsa yaşasın, neye inanırsa inansın, ya da hiç bir şeye inanmasa da mezarlarına hep saygılı olmuş mezar ile dava sürdürmemiştir. Bedenleri toprağa bırakmış, toprağın hükmüne güvenmiştir” denildi.

    Gazi Cemevine ve Dzınunt Surp Asdvadzadzni Kilisesine yapılan saldırının kınandığı açıklamada, ibadethanelere yönelik düşmanca yaklaşımların kabul edilmez olduğuna dikkat çekildi.

    “BİRLİKTE YAŞAMA MAYAMIZIN BOZULMASINA MÜSAADE ETMEYELİM”

    Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Biz biliyoruz ki daha öncede ırkçı saldırılara uğrayan Dzınunt Surp Asdvadzadzni Kilisinin asıl faili tekçiliği bu ülkede siyasete çevirenlerdir. Biz biliyoruz ki Gazi Cemevine fütursuzca saldıran kolluk güçlerinin cesareti cemevlerini ibadethane saymayan eşitsiz politikalardır. Bu siyaset ‘İbrahim Gökçek’i Kayseri’de gömdürmeyiz gerekirse yakarız’ diyen linçci güruhlar yaratmıştır. Oysa bu toplum Ankara’da bu duyguyu yaratıp Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’u gömdürmeyenleri vicdanlarda mahkum etmişti. Türkiye halklarına çağrımızdır ibadethane, ölüm ve mezar ile kurduğumuz tarihsel ilişkimize sahip çıkalım. Cenazeye ve mezarlara saygıyı aileye, ibadethaneye saygıyı sadece ona inananlara bırakmayalım. Hepimizin toplumsal sorumluluğu olduğunu unutmayalım. Birlikte yaşama mayamızın bozulmasına müsaade etmeyelim. Kendi mutlu azınlığını yaratmak isteyen iktidarın halklara ve inançlarımıza reva gördüğü bu yaklaşımı kınıyoruz. Bu zulmün karşısında dayanışma duygularımız paylaşıyoruz.” (HABER MERKEZİ) 

  • Hatun Tuğluk’un cenazesine saldıranların cezası belli oldu

    Hatun Tuğluk’un cenazesine saldıranların cezası belli oldu

    Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine dönük saldırı nedeniyle yargılanan 16 kişiye 10 ay 15 günden, 4 yıl 8 aya varan cezalar verildi.

    14 Eylül 2017 tarihinde, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) tutuklu eski milletvekili Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un, Ankara’nın İncek semtindeki defin törenine saldıranların yargılandığı davanın karar duruşması Gölbaşı 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmada sanıklardan Cemil Özdemir ve İbrahim Demir hazır bulunurken, Yaşar Kaplan, Barış Şimşek ve Murat Alp’ın avukatları katıldı. Duruşmada, sanıklar beraat talebinde bulundu. Ardından mahkeme heyeti, kararını açıkladı.

    2911 SAYILI YASAYA MUHALEFETTEN BERAAT

    Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar hakkında ‘2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına muhalefet suçunun sabit olmadığı’ kararını vererek, sanıkların ayrı ayrı beraatına, sanıklar Naci Karakaya ve Yaşar Kaplan hakkında ‘inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellemesi’ suçunu işlediklerinin sabit olmadığı nedeniyle ayrı ayrı beraatına karar verdi.

    Mahkeme heyeti, sanıklar Erdinç Alp, İbrahim Demir, İbrahim Şimşek, Mehmet Ersin Alp, Recep Rahmi Karadayı ve Yasin Alp hakkında ‘inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellemesi’ suçundan ayrı ayrı 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verdi. Mahkeme sanıkların eylemi birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirdiği gerekçesiyle cezayı arttırarak, her birine ayrı ayrı 2 yıl 4’er ay hapis cezası verilmesine hükmetti.

    Mahkeme sanıklar, Necmi Bilgen, Onur Demir, Orhan Karakaya, Selçuk Arslan ve Uğur Demir hakkında, ‘inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellemesi’ suçunu işledikleri gerekçesiyle ayrı ayrı 2 yıl 20’şer ay hapis cezası ile cezalandırılmaları kararını verdi. Sanık Necat Alp hakkında ise ‘inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellemesi’ suçundan 4 yıl hapis cezası verdi.

    Sanıklar Barış Şimşek, Cemil Özdemir ve Murat Alp’e ‘inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellemesi’ suçundan bakımından ayrı ayrı 4 yıl 8’er ay hapis cezası verildi. ‘Hakaret’ suçundan da ayrıca Murat Alp’e 10 ay 15 gün hapis cezası, Barış Şimşek’e de 1 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Sanık Osman Karakaya’ya da hakaretten 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.

    Necmi Bilgen, Onur Demir, Orhan Karakaya, Selçuk Arslan ve Uğur Demir hakkında ‘inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellemesi suçu’ bakımından ayrı ayrı 2 yıl 20’şer ay hapis cezası verildi.

  • Hatun Tuğluk davasında sanıklar duruşmada selfie çekti

    Hatun Tuğluk davasında sanıklar duruşmada selfie çekti

    Hatun Tuğluk’un cenazesine saldıranların yargılandığı davada sanıkların duruşma salonundaki rahat tavırları dikkat çekti. Dava 27 Kasım’a ertelenirken Sanık Murat Alp, “Bize terörist gömülüyor’ deyince tepkimiz ona oldu” diye kendini savunurken, bu bilgiyi kendilerine kimin verdiğini söylemedi.

    Hatun Tuğluk’un cenazesine 14 Eylül 2017 tarihinde, Ankara’nın İncek semtindeki mezarlıkta defin töreni sırasında saldırı düzenleyen sanıkların 7’nci duruşması Gölbaşı 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme salonunda saldırgan 19 sanık ve avukatları ile müşteki avukatları da hazır bulundu.

    SELFİE ÇEKTİLER

    Salondaki rahat hareketleriyle dikkat çeken sanıklar, duruşma öncesi mahkeme salonu içinde selfie çekti. Duruşmada mahkeme başkanını beklerken sanıklardan biri, “Kendimi bomba gibi hissediyorum. Her şey güzel olacak. Pimi çekilmiş bir bomba gibi hazırım” şeklinde polisle diyaloga girdi.

    Kimlik tespiti ardından mahkeme başkanı duruşmaya gelen bilgi ve belgeleri okudu. TRT’den istenen videoları çözümleme talebine cevap verildiği, dosyaya CD ve fotoğrafların getirildiği; ancak karşılaştırmanın yapılmadığı belirtildi.

    Müşteki tanıkları dinlendikten sonra söz alan sanıklar savunma yaptı. Sanık Murat Alp, “Bize ‘terörist gömülüyor’ deyince tepkimiz ona oldu. Sadece ‘terör deyince’ ona tepki gösterdik” dedi. Müşteki avukatları sanığa “Terörist gömüleceğini sana kim söyledi” sorularını yöneltti. Sanık Alp, susma hakkını kullanarak, cevaplamak istemediğini belirtti.

    “BİZ DE TANIĞIZ”

    Ardından söz alan müşteki avukatı Alişan Şahin, “Bu saldırı topyekun bir saldırıydı. Bizler de oradaydık. Bizler bu olayın tanığıyız. Bizlerin de tanık olarak dinlenmesini istiyoruz. İlk duruşmada tanıklık yapan bir kişi vardı. Onlar beyaz bir jeep ile 5-6 kişi geldiler. Aysel Tuğluk’u koruyan Jandarma Komutanı’na da hakaret etti. Beyanlarımın tutanaklara geçmesini istiyorum. Bu kişi hakkında mahkemeniz tarafından suç duyurusunda bulunulmasını ve sanık olarak yargılanmasını istiyoruz” dedi.

    DURUŞMA 27 KASIM’A ERTELENDİ

    Mahkeme başkanı, bilirkişilere dosyanın yeniden tevdii ile celse arasında gelen fotoğraflarla karşılaştırmalı olarak inceleme yapılarak, yeniden ek rapor talep edilmesine, köy muhtarı olduğu söylenen ve dosyada tanık sıfatı ile yer alan şahıs ile ilgili suç duyurusunda bulunulması yönündeki talebin diğer delillere göre değerlendirilmesine karar verdi.

    Mahkeme heyeti bir sonraki duruşmayı 27 Kasım tarihine erteledi.

  • Alevilere yönelik hak ihlalleri bu yıl da artarak sürdü

    Alevilere yönelik hak ihlalleri bu yıl da artarak sürdü

    PİRHA- Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. Alevilerin 2016’ın 10 Aralık’ından bu yana uğradığı hak gasplarını derledik. Eğitimdeki gericileşmeden ev işaretlemelerine, baskın, gözaltı ve yasaklardan KHK mağduriyetlerine kadar Aleviler pek çok haklarından yoksun bırakıldı.

    Alevilere yönelik asimilasyon, baskı, ayrımcılık tüm hızıyla devam ediyor. AKP iktidarı dönemiyle daha da artan asimilasyon politikalarına karşı Alevilerin yargıya taşıdığı davalar sonuçlandı. Ancak iktidar mahkeme kararlarını da yerine getirmiyor. Cemevlerine ibadethane statüsü verilmemesi, Alevi çocukların zorunlu din dersinden muaf tutulmaması en önemli bir hak ihlali olarak devam ediyor.

    10 Aralık İnsan Hakları Haftası başlarken, Alevilerin 1 yıl içinde yaşadığı hak ihlallerini derledik.

    EĞİTİMDE HAK İHLALİ

    AKP hükümeti yeni eğitim müfredatı ile Alevi öğrenciler üzerindeki dinci gerici baskıyı giderek artırdı. Zorunlu din dersi dayatması sürerken din dersinde Alevilik müfredattan tamamen kaldırıldı ve cihat kavramı okutulmaya başlandı.

    Ders kitaplarında, Alevilikte cem yürütülürken gerçekleşen ibadetin en önemli aşamalarından biri olan semah ise halk oyunu olarak gösterildi. Aleviler bunu asimilasyonun en önemli bir parçası olarak gördüklerini söyleyerek müfredattaki bu değişiklikleri yaptıkları açıklamalarda kınadılar. Okullar açıldıktan sonra ise Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim -Sen öncülüğünde bu eğitim müfredatına karşı İstanbul Kartal Meydanı’nda ‘Bilimsel, laik, anadilde eğitim” talebiyle miting gerçekleştirdiler.

    EV İŞARETLEMELERİ, BASKINLAR, GÖZALTILAR, TUTUKLAMALAR

    Aleviler yaşadıkları bölgelerde baskılara maruz kalmaya devam etti. Özellikle son birkaç ay içinde ardarda yaşanan ev işaretlemeleri, baskınlar Alevilerde endişe yarattı. Onlardan bazıları şöyleydi:

    • Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde Cemal Gürsel Mahallesi’nde Alevilere ait 13 ev kırmızı boya ile işaretlendi.
    • Adana’da Arap Alevilerin yaşadığı Alihocalı köyündeki mezarlar tahrip edildi.
    • İstanbul Bahçelievler’de bir yıl önce kimliklerinden İslam ibaresini sildiren bir ailenin kapısına X işareti konuldu. Kapının yanına da “defol dinsiz” yazılarak üç hilal ve çarpı işareti konuldu.
    • Malatya ve İstanbul’un ardından Alevilerin çoğunlukta yaşadığı Manisa’nın Hafsa Sultan Mahallesi’ndeki bir evin duvarına çarpı işareti konuldu.
    • İstanbul Sultangazi’deki Habipler Cemevi’ne ibadet sırasında saldırı düzenlendi. Cemevinin camı taşla kırılarak, cemevine içinde ateş bulunan kova atıldı. Cemevinde hasar oluştu.
    • İstanbul’da yapımı devam eden Armutlu Cemevi’ne sabah saatlerinde polis hiçbir gerekçe göstermeden kapısını kırarak arama yaptı.
    • Dersim Dernekler Federasyonu (DEDEF) Yönetim Kurulu Üyesi 7 kişi, Bursa Dersimliler Derneği Başkanı Hediye Zengin, Demokratik Alevi Derneği Ankara Mamak Şube Başkanı Hasan Altun sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı.
    • Mersin’de gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İl yöneticisi Hasret Vurucu ve Gençlik Komisyonu üyesi Duygu Canıtez örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı.

    YASAKLAR…

    15 Temmuz darbesinin ardından ilan edilen OHAL Alevilerin yaşamlarını daha da zorlaştırdı. Alevilerin yaşadıkları ilçe, köyler ve yaylaları özel güvenlik bölgeleri veya yasaklı bölge ilan edildi. Yazın yaylalarına gidemeyen köylüler, güvenlik bölgelerinde olduğu gerekçesiyle inanç merkezlerinde de ibadet edemediler.

    OHAL nedeniyle her yıl geleneksel olarak Alevi bölgelerinde düzenlenen Dersim’de Munzur Kültür Festivali ile Adıyaman’da Höbek Baba ile Aziz Dede anma etkinlikleri, Koçgiri’de Cogi Baba Festivali, Erzincan’da Zerban İnanç ve Külltür Festivali yasaklandı.

    DERSİM’DE BOMBARDIMAN VE ORMAN YANGINLARI

    Dersim özelinde ise oluşturulan özel güvenlik bölgelerindeki askeri operasyonlar sonucu binlerce hektarlık alanlar küle döndü. Haftalarca güvenlik gerekçe gösterilerek halkın da müdahalesine izin verilmedi. Yüzlerce hayvan telef olurken, bölgede kimi yaşayanlar ise göç etmek zorunda kaldı. Türkiye ve Avrupa’da orman yangınlarına ilişkin Alevi kurumları, siyasi partiler, çevre örgütleri eylemler düzenledi. HDP Milletvekili Alican Önlü konuyu meclise taşıdı. Tüm girişimler sonucunda haftalar sonra yangına müdahale edilebildi.

    Dersim’de ayrıca Nazimiye’ye bağlı Uzun Tarla (Han) köyünün bombalanması sonucu yaşamını yitiren bir yurttaşın daha naaşı Tunceli Cemevi tarafından kabul edilmedi. Köyde yaşayan Ercan Güneş ile birlikte OHAL boyunca Dersim’deki askeri operasyon ve bombardımanlarda 5 kişi yaşamını yitirdi.

    ALEVİLERİN SESİ TV10’UN MAL VARLIĞI SATILDI

    OHAL’in ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan medya kuruluşları arasında bulunan Alevilerin Sesi TV10’un mal varlıkları ise TMSF tarafından ihale yoluyla satıldı.

    Mal varlıkları ihale yoluyla satışa çıkarılmasının ardından TV10 Yönetimi’nin OHAL Komisyonu’na başvurusu ise “KHK listesinde adı yok” denilerek reddedildi.

    Ayrıca, TV10’da “Hak Yolu” programının yapımcısı ve sunucusu Gazeteci Diren Keser hiçbir gerekçe gösterilmeden 13 gün boyunca gözaltında kaldı. TV10’un çalışanları ise kapatıldığından bu yana her hafta Cumartesi Galatasaray Meydanı’nda eylem yapıyor.

    İHRAÇ, İŞTEN ÇIKARMA, DAVALAR

    Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltı, tutuklama, ihraç ve işten atmalar ise Aleviler üzerinde de devam etti. 686 sayılı KHK ile pek çok akademisyenin ve Eğitim-Sen’li öğretmenlerin çoğunluğu Aleviydi.

    Eğitimciler Şıh Çoban Ocağı Piri Zeynel Kete, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Merkezi Yürütme Kurulu üyesi Songül Tunçdemir onlardan biriydi.

    İzmir Aliağa Cemevi Dedesi Baba Mansur Ocağından Pir Gökmen Savak ise çalıştığı İzmir Aliağa Belediyesi’nden sosyal medya üzerinden MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi eleştirdiği için keyfi olarak işten çıkarıldı.

    İşinden ihraç edildikten sonra açlık grevine başlayan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek veren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri ve üyeleri hakkında dava açıldı.

    Ankara Tuzluçayır’da bulunan Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği ve Cemevi’nin  ‘Nuriye ve Semih için Mamak Dayanışması’ eylemine ise polis saldırdı.

    UĞUR KURT, BERKİN ELVAN…

    İstanbul Okmeydanı’nda cemevi bahçesinde beklerken polis kurşunuyla hayatını kaybeden Uğur Kurt’un ölümüyle ilgili İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık polis Sezgin Korkmaz’a ‘taksiren ölüme sebebiyet vermek’ suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Daha sonra hapis cezası, 12 bin 10 TL adli para cezasına çevrildi.

    Gezi Direnişi sırasında 15 yaşındaki Berkin Elvan’ın katledilmesine ilişkin açılan davada mahkeme, “kaçma şüphesinin bulunmaması” nedeniyle sanık polisin tutuksuz yargılanma halinin devam etmesine ve tanıkların dinlenmesine karar verdi.

    SİVAS DAVASI’NDA FİRARİ SANIKLAR BULUNAMADI

    2 Temmuz 1993’te 35 kişinin yakılarak öldürüldüğü Madımak Katliamı Davası’nda bir ilerleme kaydedilemedi. Haklarında yokluğunda tutuklama kararı bulunan sanıkların yakalanması için emniyet ve diğer kurumlara yazılan müzekkerelere cevap verildi, sanıkların yakalanamadığı bildirildi.

    Davada zaman aşımı söz konusu olurken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan Kadir Topbaş’ın istifası sonrası boşalan koltuğa Sivas davası sanık avukatlarından Mevlüt Uysal getirildi. Aleviler, Uysal’ın ödüllendirildiğini belirterek tepki gösterdi.

    DERSİM VE MARAŞ ANMALARI’NDA CEZA

    Dersim Katliamı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları ölümlerinin 80. yılında da anıldılar. Anmalarda yıllardan beri yineledikleri talepler hala bir karşılık bulmuş değil. Bunun yanı sıra Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anmasına katılanlara ceza kesildi. Dersim Katliamı’nın 80. yılında Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelen Dersimlilere OHAL yasalarına uymadıkları ve bu nedenle kabahat işledikleri gerekçesiyle 227 lira para cezası verildi. Ceza alanlar arasında Dersim Araştırmaları Merkezi yöneticilerinden sanatçı Ferhat Tunç da bulunuyor.

    Öte yandan Maraş Katliamı’nı protesto sırasında yaptığı konuşmada Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker’e de hapis cezası verilmişti.

    HATUN TUĞLUK’UN CENAZESİNE SALDIRI

    Kocaeli’de Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine ırkçı saldırı düzenlendi. Saldırının ardından cenaze mezardan alınarak memleketi Dersim’de toprağa verildi. Ankara’da yaşamını yitiren ve HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan saldırıyla ilgili açılan davada, tutuklu 3 saldırgan tahliye edildi. Dava duruşmasında olay günü orada bulunan 12 polisten kimi olayı hatırlamadıklarını iddia ederken, tamamına yakını ‘biz olayı görmedik’ yönünde ifade verdiler.

    IŞİD TEHDİTİ

    Ankara Valiliği, IŞİD’in Dikmen’de sivil toplum kuruluşlarını hedef alan saldırı hazırlığında olduğunun tespit edilmesinin ardından Alevi kurum başkanlarını valiliğe çağırdı. IŞİD’in hedefinde olduğu iddia edilen cemevleri için güvenliğin artırılması kararı alındı. Saldırı ihtimali gerekçe gösterilerek Adana, Mersin, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere birçok cemevinin girişine polis noktası (karakol) kuruldu.

    Bu güvenlik bahane edilerek PSAKD’nin Ankara’da bulunan tüm  şube başkanları, Maraş Terolar’da yapılan AFAD kampına ilişkin yayınladıkları bildiri nedeniyle Tuzluçayır Polis Karakolu’nda ifade verdiler.

    CEMEVİNE DE KAYYIM ATANDI

    Bayraklı Belediyesi, İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi’ne ait düğün salonuna müdahale ederek yıktı.

    Öte yandan İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi’ne İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bu defa kayyım atandı, dernek üyeleri tarafından kabul edilmeyince geri çekildi. Bundan bir süre sonra da İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu cemevine el koyup kayyım atayacağı tehdidinde bulundu.

    CEMEVLERİNİN ELEKTRİK GİDERLERİ…

    İstanbul’da bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı “Aleviliğin ibadethane yeri olan cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve giderlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinden karşılanması” için açtığı davayı kazanmıştı. Mahkemenin “Dava sonuçlanıncaya kadar BEDAŞ hiç bir işlem yapamaz” tedbir kararına rağmen BEDAŞ, İstanbul Esenyurt’ta bulunan Erenler Cemevi’nin elektriklerini kesme girişimini sürdürüyor. BEDAŞ, cemevine ihtarname gönderdi.

    İstanbul Sütlüce’de AKP İl binası ve Hilton Otel arasına sıkıştırılmış 600 yıllık Karaağaç Dergahına 15 yıldır elektrik verilmiyor. Dergaha gelenler gazlı lüks lambası ve yakılan mumlar eşliğinde cem olup semah dönüyorlar.

    ALEVİLERE YÖNELİK HAK İHLALLERİNDEN BAZILARI

    • Maraş’ın Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Alevilerin yaşadığı Terolar köyünde bölge insanının karşı çıkmasına rağmen inşa edilen Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) bağlı 27 bin kapasiteli kamp, köylüleri mağdur etmeye devam ediyor. Artık evlerinin değil bahçe kapılarını dahi gündüz vakti kilitlemek zorunda kalan halk, hala kanalizasyon sorununun giderilmemesinden de şikayetçi.
    • Mersin Akdeniz Belediyesi’nin geçtiğimiz yıllarda açtığı Demokrasi ve Kardeşlik Parkı’nda yer alan Madımak Şehitleri anıtındaki isim plaketleri 28 Ocak günü kimliği belirlenmeyen kişilerce söküldü.
    • 18 ocak günü Diyarbakır’daki bombalı saldırıda yaşamını yitiren dört polisten biri olan Şenali Ocak’ın cenazesinin cemevinden kaldırılmasına izin verilmedi.
    • Amasya Merzifon’a bağlı Oymaağaç Köyü’nde cami-cemevi Alevi kurumlarının tepkisine rağmen açıldı.
    • Isparta’nın Senirkent ilçesine bağlı Uluğbey köyünde Alevi inanç merkezine mermer ocağı ruhsatı verildi.
    • Diyarbakır’daki Alevilere cemevi tahsis eden dönemin belediye başkanı Osman Baydemir’e bu nedenle ‘6 aydan 2 yıla kadar hapisle yargılanması’ için fezleke düzenlendi.
    • Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yapılacak abdesthane projesi iptal edildi, ödenek geri çekildi.
    • İstanbul’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sancaktepe Şubesi 4 yıldır bir dükkanın deposunda etkinliklerini ve ibadetlerini yapıyorlar.
    • Almanya’nın Mannheim kentinde bulunan Helena Lange Meslek Okulu’nun tuvaletinin kapılarına Alevilere yönelik nefret yazıları yazıldı. Yazıyı fark eden bir öğrenci Mannheim Cemevi’ne başvurdu. Cemevi yönetimi, okul yönetimine ve savcılığa başvurarak suç duyurusunda bulundu.
    • Tokat’a bağlı 400 Alevi köyünden biri olan Hubyar Köyü’nde bulunan Hubyar Sultan Tekkesi’ne Tokat Vakıflar Müdürlüğü tarafından el konuldu. Mülkiyet mücadelesinde müştemilatın 8 parseli için yapılan duruşma Hubyar köyü muhtarı lehine sonuçlandı.
    • Akdeniz Üniversitesi (AÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Gümrükçü, kendisi ve öğrencilerine mobbing uygulandığını ileri sürdü. Gümrükçü, “Ailesi Alevi olan bir öğrencimizin bilimsel proje çalışması aylardır engelleniyor” dedi.
    • HES’ler Tokat’taki Yeşilırmak boylarındaki Alevilerin doğasını ve ibadet yerlerini yok ediyor.

    Sevim KAHRAMAN/İSTANBUL

  • Küçükkeleş: Cenazeye saldıranların son görüntüleri bir kez daha hakikatin delili oldu

    Küçükkeleş: Cenazeye saldıranların son görüntüleri bir kez daha hakikatin delili oldu

    PİRHA – HDP 24. Dönem Mersin milletvekili Çilem Küçükkeleş, Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan saldırıya dönük yeni görüntülerin ortaya çıkmasını değerlendirdi. Çilem, son çıkan görüntülerde bir kez daha hakikatin delili oldu. Hatun anne tek bakanı cezaevinde olduğu için öldü buna ecel demiyoruz. Bu ülkenin başkentinde topraksız bırakıldı buna da sıradan bir vaka demiyoruz. Bu siyaset bu topraklarda mahkûm olmadıkça bu coğrafyada daha çok utanç yaşanır” dedi.

    Tutuklu HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik 13 Eylül günü Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bulunan İncek Mezarlığı’nda yaşanan ırkçı saldırıya dair yeni görüntüler ortaya çıktı.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Barış Boyraz’ın ulaştığı görüntüler, “Karakolda görüntüleri izledim. ‘Buraya Ermeni gömdürmeyiz’ gibi cümleler edilmemiş” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu yalanlıyor. Ayrıca görüntülerde polisin saldırganlara müdahale etmediği görülüyor.

    “HATUN ANNE BU ÜLKENİN BAŞKENTİNDE TOPRAKSIZ BIRAKILDI”

    Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik saldırı esnasında orada olan HDP 24. Dönem Mersin milletvekili Çilem Küçükkeleş, yeni çıkan görüntülere ilişkin PİRHA’ya konuştu. Çilem ortaya çıkan görüntüler için şunları ifade etti:

    “ Hatun anneyi toprakla buluşturduktan sonra Aysel ablayı sakinleştirmeye çalışırken biri geldi ve yanımızdaki askere buraya bir Alevi gömemezsiniz dedi. Bir kaç kişi ile başlayan saldırı dakikalar içinde kalabalıklaştı. Edilmedik küfür, saldırılmadık inanç ve kimlik kalmadı. Biz bunları anlatırken öyle değil diyen devlet yetkilileri karakolda failler ile çekilen resimleri ile teşhir oldular. Son çıkan görüntülerde bir kez daha hakikatin delili oldu. Hatun anne, tek bakanı (kızı) cezaevinde olduğu için öldü ve biz buna ecel demiyoruz. Bu ülkenin başkentinde topraksız bırakıldı, buna da sıradan bir vaka demiyoruz. Sorun orada hakaret edenleri, ruhundan ayrılmış teni bile yaralamaya çalışanları tutuklamakla çözülmez. O gün orada yaşananlar bu ülkede iktidar olanların siyaseti idi. Bu siyaset bu topraklarda mahkûm olmadıkça bu coğrafyada daha çok utanç yaşanır.”

    NE OLMUŞTU?

    Olay sırasında saldırganlar cenaze sahibi Tuğluk Ailesi ve mezar başında bulunanlara “Ermeniler” diye bağırdığı duyuluyor. Saldırının ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Karakolda görüntüleri izledim. ‘Buraya Ermeni gömdürmeyiz, buraya Alevi gömdürmeyiz’ gibi cümleler edilmemiş” iddiasında bulunmuştu. Soruşturma dosyasındaki sanık ifadeleri de Soylu’yu yalanlamıştı.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Cenazeye ırkçı saldırıya Kılıçdaroğlu’ndan tepki: Yaşananlar insanlık dışı, sorumlusu hükümet-VİDEO

    Cenazeye ırkçı saldırıya Kılıçdaroğlu’ndan tepki: Yaşananlar insanlık dışı, sorumlusu hükümet-VİDEO

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan ırkçı saldırıya ilişkin konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, cenazenin mezardan çıkartılması ile sonuçlanan saldırıdan hükümeti sorumlu tutarak, yapılanları ‘insanlık dışı’ olarak nitelendirdi.

    Irkçı saldırının videosu

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan ırkçı saldırıya ilişkin ilk kez açıklamalarda bulundu.

    Hatun Tuğluk’un cenazesinin Ankara Gölbaşı’ndaki İncek Mahallesi’nde bulunan mezarlığa defnedildiği sırada yaşanan ırkçı saldırıya dair Kılıçdaroğlu, sorumlunun hükümet olduğunu söyledi ve yaşananlar için “İnsanlık dışı. İnsanlığımızı kaybediyoruz” dedi.

    Tarım Çalıştayı için gittiği Balıkesir’de Cumhuriyet’ten Çiğdem Toker‘e konuşan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    “Bu yapılan insanlık dışıdır. En büyük tepkiyi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın vermesi lazım. Başbakanın Cumhurbaşkanın çıkıp ‘bu yapılan insanlık dışıdır’ demesi lazım. Defnedilen bir kişinin defnedildiği yerden tepkiler üzerine alınıp başka bir yere götürülmesi olayının bir başka örneğine tarihte ne tanık olduk ne duyduk.”

    Kılıçdaroğlu, “toplumun bu kadar korkunç bir hale nasıl geldiği” sorusuna ise “Bunun sorumlusu hükümet. Toplumu bu noktaya kim taşıyor, ülkeyi yönetenler laf ettiler mi. yanlıştır dediler mi, kutuplaştırma açısından yapmayın etmeyin dediler mi?” diye yanıt verdi.

    Kılıçdaroğlu, Ankara Valiliği’nden yapılan açıklamada saldırının “sataşma” diye nitelendirilmesi konusunu da, “Valilik hükümetin talimatı üzerine açıklama yapan bir makam. Valiliğe şöyle bir açıklama yapın demişler. Olayın kamuoyunun belleğinde biraz sıradan rutin biçimde yer alması için yaptırmışlar.” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)