Etiket: cenevre

  • MED-RA Cenevre’de etkinlik düzenledi-VİDEO

    MED-RA Cenevre’de etkinlik düzenledi-VİDEO

    PİRHA-İsviçre’nin Cenevre şehrinde çalışmalarını sürdüren MED-RA, etkinlik düzenledi. Etkinlikte MED-RA’nın kuruluş amacı anlatıldı.

    2023 yılında kurulan MED-RA (Koma MED) İsviçre’de çalışmalarını sürdürüyor. “Dünya hepimizin dünyası, bitkinin, hayvanın ve insanın. Yerde gezen karıncanın da yaşamaya hakkı var, senin de, benim de” diyerek yola çıkan MED-RA, Mezopotamya’nın kadim dillerini ve unutulmaya yüz tutmuş klamlarını, sanatsal ve müzikal duygularla yaşatmaya çalışan, geçmişin acılarını, sevinç ve mutluluklarını, tarihin gizemli kalan yanlarını bugüne taşıyor.

    Cenevre’de düzenlenen etkinlikte konuşan grubun kurucularından Ufuk Kurtulmaz, Kürtçe, Ermenice, Süryanice, Arapça, Hemşince-Lazca, Azerice, Çerkezce ve Türkçe şarkıları ve dünyadaki kültürel mirası ve zenginliği bugüne taşınmayı ve dünya halklarıyla buluşturulmayı amaçladıklarını söyledi.

    Zaman içinde grubu daha kollektif hale getirerek Mezopotamya da yaşamış halklardan müzisyenlerinde dahil olduğu geniş bir topluluğa dönüştürme amacıyla yola çıktıklarını ifade eden Ufuk Kurtulmaz, müzisyenlere ve müzik severleri çalışmalarına katılmaya çağırdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cenevre’de Rojava protestosu: Kobane’nin sesini tüm dünyaya duyuracağız!-VİDEO

    Cenevre’de Rojava protestosu: Kobane’nin sesini tüm dünyaya duyuracağız!-VİDEO

    PİRHA- İsviçre’nin Cenevre kentinde binlerce kişi, Suriye Geçici Hükümeti ve ona bağlı grupların Rojava’ya yönelik saldırılarını protesto etti. Eylemciler, yaşananların bir katliam ve soykırım niteliği taşıdığına dikkat çekti.

    İsviçre’nin Cenevre kentinde toplanan binlerce kişi, Rojava’da yaşanan saldırı ve katliamları protesto etti. Suriye Geçici Hükümeti ve ona bağlı silahlı grupların Rojava’ya yönelik saldırılarının 6 Ocak’tan bu yana sürdüğü hatırlatıldı.

    Avrupa’nın birçok kentinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen eylemler kapsamında Cenevre’de alanlara çıkan kitle, “Rojava’nın sesini tüm dünyaya duyurmak için buradayız” mesajını verdi.

    “KOBANÊ’DE SU, EKMEK YOK, ÇOCUKLAR SOĞUKTAN ÖLÜYOR”

    Cenevre’de düzenlenen protestoya katılan Kobanêli Medya, yaşananlara ilişkin yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

    “Kobanê’ye yönelik saldırıları protesto etmek için Cenevre’de toplandık. Kobanê’de su yok, ekmek yok. Çocuklar soğuktan ölüyor. Yaşananlar yüreğimize oturuyor ama elimizden bir şey gelmiyor. Kobanê, 2014 yılında DAİŞ’i durdurdu ancak bugün kimse Kobanê’nin sesini duymuyor. Biz buradan Kobanê’nin sesini tüm dünyaya duyurmak istiyoruz.”

    “ROJAVA’DA YAŞANANLAR SOYKIRIM NİTELİĞİNDEDİR”

    Eylemde konuşan Ufuk Kurtulmaz ise Ortadoğu’da büyük bir planın devrede olduğunu belirterek, “Özellikle Rojava’da büyük bir katliam yaşanıyor. Bu saldırılar Kürt halkına yönelik bir soykırım niteliği taşımaktadır. Kadınlar, çocuklar ve siviller hedef alınıyor. Bu nedenle tüm halkları bu katliama ve soykırıma karşı durmaya, direnişi büyütmeye çağırıyoruz” dedi.

    “VERİLEN GÜVENLİK SÖZLERİ YALANDIR”

    Bir başka protestocu ise Geçici Şam Hükümeti’nin Rojava halkına yönelik açıklamalarına dikkat çekerek, “Silah bırakmaları halinde güvende olacaklarına dair verilen sözler büyük bir yalandır. Bu durum yalnızca Rojava’daki halklar için değil, İsviçre’de ve Avrupa’da yaşayan mülteciler için de son derece endişe vericidir. Rojava halkının çetelere ve kaynaklarını ele geçirmek isteyen güçlere terk edilmesini kınıyoruz. Bu yaşananlar açıkça vicdan ve insanlıktan yoksundur” ifadelerini kullandı.

    Eylem, yapılan konuşmaların ardından sloganlarla sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cenevre’de Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı: Bu hesap ‘Ulu Divan’a kalmayacak-VİDEO

    Cenevre’de Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı: Bu hesap ‘Ulu Divan’a kalmayacak-VİDEO

    PİRHA- Dersim Direnişi’nin sembol ismi Pîr Seyit Rıza ve yol arkadaşları, idam edilişlerinin 88. yılında İsviçre’nin Cenevre kentinde anıldı. Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) ve Dersim İnşa Kongresi’nin (DİK) çağrısıyla Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi’nin bulunduğu Nations Meydanı’nda bir araya gelen Alevi kurumları ve devrimci örgütler, “Dersim için adalet, hafıza için direniş” şiarıyla buluştu.

    Anma programı, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının şahsında hakikat yolunda yaşamını yitirenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından kurumlar adına ortak açıklamayı FEDA İsviçre Eşsözcüsü Songül Aslan okudu.

    “DEVLET DİRENİŞİ VE HAFIZAYI HEDEF ALDI”

    Yapılan ortak açıklamada devletin Dersim’de halkın direnişini ve hafızasını yok etmeye dönük politikalar izlediği belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:

    “Ancak ne Dersim halkı ne de bu toprakların diğer inanç ve kimlikleri bu zulme boyun eğmiştir. Kerbela’dan Dersim’e, Dersim’den Lazkiye’ye uzanan çizgide direniş hakikatin yoludur. Bizler Seyit Rıza’nın, ‘Ben sizin yalanlarınızla baş edemedim ama diz çökmedim, bu da size dert olsun!’ sözünü unutmayacağız. Adalet için hafızayı canlı tutacak, soykırımla yüzleşmeden barışın mümkün olmadığını hatırlatacağız.”

    Açıklamada, Dersim halkının inançlarını, kimliklerini ve hafızasını örgütlü biçimde savunmaya devam edeceği vurgulandı.

    “BU HESAP ULU DİVAN’A KALMAYACAK” 

    FEDA, DAKB ve DİK imzalı açıklamada şu ifadeler öne çıktı:

    “Hiçbirini unutmadık, unutturmayacağız. Bu halkın direnişi, bu ülkenin vicdanıdır. Biz biliyoruz ki bu hesap Ulu Divan’a kalmayacak. Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın hakikatin direnişi!”

    “HAKİKAT YÜRÜYÜŞÜ KESİNTİSİZ SÜRECEK” 

    Ortak açıklamanın ardından kısa bir konuşma yapan FEDA İsviçre Eşsözcüsü Songül Aslan, Seyit Rıza ve arkadaşlarının direniş geleneğinin bugün halkların ortak mücadelesinde yaşamaya devam ettiğini söyledi.

    Aslan, 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın temellerini attığı “Barış ve Demokratik Toplum” modelinin hayata geçirilmesinin Dersim’in hakikatini sahiplenmek anlamına geldiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Bugün burada, Seyit Rıza’nın mirasını yaşatmak demek halkların özgür ve eşit yaşamı için mücadeleyi büyütmek demektir. Hakikat yürüyüşü kesintisiz sürecektir.”

    Anma programı, “Bijî berxwedana Dersimê” sloganlarıyla sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerden Cenevre’de açıklama: Barışa ve demokratik dönüşüme kurucu güç olarak katılıyoruz-VİDEO

    Alevilerden Cenevre’de açıklama: Barışa ve demokratik dönüşüme kurucu güç olarak katılıyoruz-VİDEO

    PİRHA- FEDA ve DAKB, Cenevre’de Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi önünde Türkiye’de yeniden gündeme gelen barış süreci ve anayasa tartışmalarına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Aleviler yoksa, barış da eksik kalır. Barış yalnızca silahların susması değildir; hakikatin kabulü, halkların rızası ve vicdanların cemidir” denildi.

    Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Cenevre’de Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi önünde gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla Türkiye’de yeniden gündeme gelen barış süreci ve anayasa tartışmalarına ilişkin tarihsel tutumlarını kamuoyuyla paylaştı.

    “Barış, bir cemdir; halkların ve vicdanların rızasıyla kurulur” diyen Alevi kurumları, demokratik çözüm sürecinde yalnızca gözlemci değil, kurucu özne olduklarının altını çizdi.

    Cenevre, Paris ve Hamburg’da eş zamanlı yapılan açıklamalarda Alevi kurumları, toplumsal barışın ve demokratik dönüşümün ancak halkların eşit katılımıyla ve tarihsel hakikatlerle yüzleşilerek sağlanabileceğini belirtti. İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi önünde gerçekleştirilen açıklamada konuşan FEDA Sözcüsü Songül Aslan, Abdullah Öcalan’ın çözüm sürecine dair yaptığı çağrının tarihsel önemine işaret etti.

    “ALEVİLER OLMADAN BARIŞ EKSİK KALIR”

    Aslan, yeni anayasa tartışmalarının yalnızca sermaye odaklı, teknik bir düzenleme değil; halkların rızasına dayanan tarihsel bir toplumsal sözleşme olması gerektiğini belirtti. TBMM çatısı altında oluşturulması planlanan komisyona dair değerlendirmelerde bulunan Aslan, “Barış süreci yalnızca siyasal taraflar arasında değil; kadınların, gençlerin, inanç topluluklarının ve ezilen halkların katılımıyla yürütülmelidir. Aleviler yoksa, barış da eksik kalır” dedi.

    “BARIŞ YALNIZCA SİLAHLARIN SUSMASI DEĞİL, VİCDANLARIN CEMİDİR”

    FEDA ve DAKB’nin ortak açıklamasında Alevilerin tarih boyunca sistematik bir şekilde inkâr, asimilasyon ve katliamlara uğradığı vurgulandı. Alevi halkının, bu coğrafyanın kadim ve kurucu halklarından biri olduğu hatırlatıldı. Açıklamada, “Barış yalnızca silahların susması değildir; hakikatin kabulü, halkların rızası ve vicdanların cemidir” denildi.

    9 MADDELİK DEMOKRATİK DÖNÜŞÜM MANİFESTOSU

    Açıklamada, Alevi halkının barış ve demokratik anayasa sürecine dair talepleri 9 başlıkta kamuoyuna duyuruldu:

    1. Eşit yurttaşlık ve kolektif haklar anayasal güvence altına alınmalı.
    2. Tekke ve Zaviyeler Kanunu yürürlükten kaldırılmalı; Cemevleri ibadethane statüsüne kavuşturulmalı.
    3. Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilmeli; halklar meclisi veya inançlar meclisi kurulmalı.
    4. Zorunlu din dersleri kaldırılmalı; eğitim laik, bilimsel ve anadil temelli olmalı.
    5. Kürt Alevilerin dili ve ritüelleri korunmalı; kamusal yaşamda özgürce yaşatılmalı.
    6. Dersim, Koçgiri, Maraş gibi katliamların arşivleri açılmalı; resmi özür dilenmeli, failler yargılanmalı.
    7. Doğa talanına son verilmeli; kutsal mekânlar korunmalı.
    8. Demokratik temsiliyet güvence altına alınmalı; eşbaşkanlık tanınmalı, kayyum uygulamalarına son verilmeli.
    9. Tutuklu Alevilerin inanç rehberleriyle görüşme hakkı anayasal teminat altına alınmalı.

    “ÖCALAN’IN ÇAĞRISI TARİHSELDİR”

    Abdullah Öcalan’ın “tüm kesimlerin sürece katılımı hayati önemdedir” yönündeki çağrısının tarihsel bir dönemeç olduğunun altı çizilen açıklamada, Alevi kurumları bu çağrıya güçlü bir yanıt verdiklerini ifade etti. “Barışa hizmet etmek, hak ve hakikat için mücadele etmektir” denilerek, Alevi halkının sürecin dışına itilmesini kabul etmeyecekleri belirtildi.

    “TOPLUMSAL BARIŞIN KURUCU GÜCÜ OLACAĞIZ”

    Açıklama, yeni anayasanın teknik bir metin değil; halkların rızalığı temelinde yükselen bir toplumsal rıza sözleşmesi olması gerektiği vurgusuyla sona erdi.

    Alevi kurumları, “Taleplerimizi kimseye dayatmıyoruz; ancak bizatihi barışın ve demokratik dönüşümün kurucu öznesiyiz. Bu kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz” mesajını verdi.

    Alevi kurumlarının açıklama takvimi kapsamında, yarın Almanya’nın Dortmund ve Frankfurt kentleri ile Avusturya’nın Viyana kentinde de benzer eylem ve açıklamalar yapılacağı bildirildi.

    PİRHA/CENEVRE

  • Cenevre’de Madımak ve Kerbela Anması: Aleviler barış için buluştu-VİDEO

    Cenevre’de Madımak ve Kerbela Anması: Aleviler barış için buluştu-VİDEO

    PİRHA- İsviçre’nin Cenevre kentinde Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) öncülüğünde düzenlenen Madımak Katliamı ve Kerbela anması, Alevi toplumu için anlamlı ve güçlü bir buluşmaya dönüştü. Yüzün üzerinde kişinin katıldığı anmada, hem geçmişin acıları paylaşıldı, hem de barış ve dayanışma mesajları verildi.

    İsviçre’nin Cenevre kentinde Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) öncülüğünde Madımak Katliamı ve Kerbela anması yapıldı.

    Program, Ali Çalhan’ın verdiği gülbank ile başladı. Ardından FEDA Eş Başkanı Şahin Polat söz aldı. Polat, hem Kerbela hem Madımak hem de günümüzde yaşanan Alevi katliamlarına dikkat çekerek, inanç temelinde barış çağrısı yaptı.

    Şahin Polat, konuşmasında şu sözler dikkat çekti:

    “Yeni bir delil uyandırdık. Bu delil, savaşın karanlığına karşı yakıldı. Barış için yeni ikrarlar gerekiyor ve bizler ikrarımıza sadığız. Biz Aleviler, bu süreçte barışın yanındayız. İnancımız, doğayla ve insanla barış içinde bir yaşamı öğütler. Bugün burada, barışı sonuna kadar desteklediğimizi söylüyoruz. Barıșın destekçisi ve takipçisi olacağız.”

    Anmada deyişler okunup, semah dönüldü. Maraş Katliamı tanığı olan Kürt Alevi sanatçı Ranê Su sahne alırken, söylediği şarkılarla duygusal anlar yaşattı.

    Pir Sultan Abdal, Behçet Aysan ve Metin Altınok’un şiirlerinin seslendirildiği anma sinevizyon gösterimiyle sona erdi.

    PİRHA/CENEVRE

     

  • Alevi katliamlarının durdurulması için 2 Nisan’da Cenevre’de miting yapılacak

    Alevi katliamlarının durdurulması için 2 Nisan’da Cenevre’de miting yapılacak

    PİRHA – Avrupa’daki Alevi örgütleri, Suriye’de devam eden Alevi katliamlarının durdurulması için 2 Nisan’da Cenevre’de miting yapacak.

    HTŞ ve Türkiye’nin de desteklediği SMO tarafından Suriye’de Alevilere yapılan katliamlar günden güne artıyor.

    Dünya kamuoyu, henüz katliama ilişkin bir girişimde bulunmazken, Alevi toplumu, dünya genelinde protestolarını sürdürüyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu başta olmak üzere çok sayıda Alevi örgütü, 2 Nisan’da İsviçre’de miting yapacağını duyurdu.

    ‘Ey insanlık, Suriye’de Alevi soykırımı var! Haberin var mı?’ çağrısıyla düzenlenen mitingin öncülüğünü Alevi kadınlar yapacak.

    Birleşmiş Milletler’i sorumluluk almaya çağıran Alevi kadınlar, 2 Nisan Çarşamba, saat 14.00’te Cenevre’de Birleşmiş Milletler önünde miting yapılacağını duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cenevre’de BM Temsilciliğinde Maraş Katliamı açıklaması: Suçluların yargılanmasını istiyoruz!-VİDEO

    Cenevre’de BM Temsilciliğinde Maraş Katliamı açıklaması: Suçluların yargılanmasını istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Faşist kalabalıkların Maraş’ta gerçekleştirdiği Alevi Pogromu’nun 46. yılında, Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) öncülüğünde Cenevre’de bulunan Birleşmiş Milletler temsilciliğinde açıklama yapıldı. Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak, “Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e gönderilen belgede Maraş Katliamı’nda MİT’in parmağı olduğu yazılı ve bu durumda devletin Maraş Katliamı’nı organize ettiğini ortaya çıkartıyor” dedi. Maraş Katliamı tanığı Fidan Yıldırım da “Maraş Katliamı tanığı ve mağduru olarak yaşadıklarımı unutmayacağım” diye ifade etti.

    Video

    https://cantv.tv/2024/12/maras-katliaminin-46-yili-mardef-cenevredeki-birlesmis-milletler-basin-salonunda-aciklama-yapiyor-2-bolum-can-aktuel-programi-cantvde/

    Maraş’ta 19-25 Aralık 1978’de faşistler tarafından Alevilere yönelik yapılan katliamın üzerinden 46 yıl geçti. 6 gün süren katliamda resmi rakamlara göre 111 Alevi katledildi, 1000’den fazla Alevi de yaralandı. Alevilere ait 270 ev ve 270 işyeri yakıldı veya tahrip edildi.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) öncülüğünde Aleviler, İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Birleşmiş Milletler temsilciliğinde Maraş Katliamı’na dair açıklama yaptı.

    “MARAŞ, HEPİMİZİN KABUK BAĞLAYAN YARASIDIR”

    Açıklamanın moderatörlüğünü yapan Selda Kavak Torunoğlu, “Maraş Katliamı’nın uluslararası platformlarda başka bir aşamaya taşımak için bugün bir araya geldik. Maraş hepimizin kabuk bağlamayan yarasıdır ve bizim en büyük isyanımızdır” diye belirtti.

    “DEVLET, MARAŞ KATLİAMI’NI ORGANİZE ETTİ”

    Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e 3 Ocak 1979 tarihinde ulaştırılan MİT belgesine değinerek sözlerine başlayan Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak, “Bülent Ecevit’e gönderilen belgede Maraş Katliamı’nda MİT’in parmağı olduğu yazılı ve bu durum da devletin Maraş Katliamı’nı organize ettiğini ortaya çıkartıyor. Yaşanan bir soykırımdır ve uluslararası platformlara götürülüp incelenmesi gerekiyor. 2 saatte Kıbrıs’a çıkarma yapmakla övünen Bülent Ecevit, Maraş’ın bitişiğinde Kayseri’deki hava indirme tugayını 4 günün sonunda ancak Maraş’a indirebildi. Oysa aylar öncesinden Maraş Katliamı’nın rapor edildiğini biliyoruz. Pol-Der şube başkanlığı yapan bir Alevi arkadaş geldi istihbarat bölümünde çalıştığı için kendisinin 4 ay öncesinden bu durumdan haberi olduğunu söyledi” diye konuştu.

    “YÜZDE 50’LERDE OLAN ALEVİ VE KÜRT NÜFUSU ŞU ANDA YÜZDE 20’LERDE”

    Maraş Katliamı’nda yaşananları anlatan Avukat İbrahim Sinemillioğlu ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Maraş Katliamı Türkiye’yi ırkçı, dinci ve faşist bir darbenin kıskacına almaya yönelik olaylar zincirinin en önemli halkasıdır. Bölgede yaptığımız toplantılarda daha ilk günlerde Maraş’ı terk etme dile getiriliyordu. Dilimiz döndüğünce Maraş’a sahip çıkılmasını söyledik ama geldiğimiz noktada 1960’lı yıllarda %50’lerde olan Kürt ve Alevi nüfusu günümüzde ise %20’lerde” dedi.

    “KATLİAMDAN ÖNCE EVLERİMİZ İŞARETLENMİŞTİ”

    Maraş’ta katledilenleri saygıyla anarak sözlerine başlayan Maraş Katliamı tanığı Fidan Yıldırım, “Maraş Katliamı olduğunda öğrendim Alevi ve Sünni’nin ne olduğunu. Biz insanlığı, vicdanlı olmayı, barışı öğrenirken başkaları da kin, nefret ve ayrımcılığı yaşıyordu. Kürt ve Alevilerin olduğu mahallelere saldırılar başlamıştı ve biz yerde sürünerek olanları izliyorduk. Katliamda saldırganların ‘vurun 5 Aleviyi öldüren cennete gider’ sözü aklımdan çıkmıyordu. Sonradan öğrendik ki evlerimiz öncesinden işaretlenmiş ve ölümüz bir x işaretiyle belirlenmişti. Maraş Katliamı tanığı ve mağduru olarak yaşadıklarımı unutmayacağım” diye ifade etti.

    “EKOLOJİK KIRIMIN NEDENİ ÖZ SAVUNMANIN OLMAMASIDIR”

    Prof. Beyza Üstün, “Demografik Değişimin Tamamlanma Süreci: Ekolojik Kırım” başlıklı sunumunda, toplumda öz savunmanın eksik olmasından dolayı kapitalizmin kar hırsıyla her şeye el koyduğuna işaret etti. Beyza Üstün, şöyle konuştu: “Yaşamın yeniden örülmesi gerekir. Toplumun yok edilen öz savunmasının yeniden örgütlenmesi gerekir.  Kapitalizm günümüzde kendini “yeşil kapitalizm” olarak tanımlıyor. Ancak bunu yaparken kar hırsından vazgeçmiyor. Devlet doğayı tahrip ederek insansızlaştırıyor. Mezopotamya coğrafyasını barajlarla geri dönülemez hale getiriyorlar. Dünyayı yorumlamak yeterli değil, değişim yaratmak gerekir.”

    “DEVLETİN, İNSANSIZLAŞTIRMA POLİTİKALARI SÜRÜYOR”

    Gazeteci Elif Sonzamancı ise, katliam sonrası Maraş’ta yaşanan göç üzerine konuşarak, “Maraş, katliamdan sonra çok yoğun göç verdi. Bu veriler resmi değil ama 50 bin ile 80 bin arasında olduğu varsayılıyor. Devlet bilerek göçü teşvik ediyor. Pasaport vererek bir  nevi coğrafyanın insansızlaşmasını sağladı. Yine Suriye’deki savaştan kaynaklı gelen göçmenlere Terolar köyünde kamp kurmak istediler. Alevi köylerin ortasına Selefi insanların yerleştirilmesi korkuyu ve göçü tetikledi. En son 6 Şubat depreminde binlerce insanımız yaşamını yitirdi. Yurtdışında binlerce Maraşlı var. Göç politikaları devam ediyor. Bu yeni bir politika değil. Ancak Maraş Katliamı ile başlayan insansızlaştırma politikaları devam ediyor. Depremde bile yardım götürülen köylerde Alevi-Kürt-Sünni diye ayrımcı politikalara tanık olduk” ifadelerini kullandı.

    “SUÇLULARIN YARGILANMASINI İSTİYORUZ”

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen acıların unutulmadığını ifade eden Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu Eş Başkanı Mehmet Üstek, “Eğer bir suçluya ceza verilmezse o kişi suç işlemeye devam eder. Basın toplantısını düzenlememizin amacı uluslararası kamuoyunda iç hukuku tıkanmış olan bir katliam sürecinin tekrar gündeme alınarak suçluların yargılanması. Maraş Katliamı’nın ardından halkımıza göç dayatıldı. Bizler Avrupa’daki Maraşlılar olarak uluslararası alanda kendi topraklarımıza sahip çıkabilmemiz için bize destek olunmasını istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSVİÇRE

     

  • İsviçre’de Seyit Rıza ve arkadaşları için anma!-VİDEO

    İsviçre’de Seyit Rıza ve arkadaşları için anma!-VİDEO

    PİRHA- İsviçre’nin Cenevre kentinde Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişinin yıldönümü sebebiyle anma töreni yapıldı.

    1937 yılında yargısız infaz yoluyla idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları için Cenevre’de anma yapıldı. Yargılanması dahi yapılmadan idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşları için önce gülbeng okundu, ardından kefensiz yatanlar için ağıtlar seslendirildi.

    “CUMHURİYETİN KURULUŞU SOYKIRIMLA BAŞLADI”

    Yapılan basın açıklamasında Dersim’e yönelik saldırıların günümüzde de sürdüğünü vurgu yapılarak “Aradan geçen 87 yıla rağmen acımız halen tazedir. Çünkü katliamcı ve soykırımcı politikalar değişmedi, devam ediyor. Cumhuriyetin kuruluşu 1921’de Koçgiri’den itibaren katliam ve soykırımlarla başladı. Dersim, Kürt, Kirmaçkî ve Alevi kimliğinden ötürü bu politikaları en ağır şekilde yaşadı. Bu planlar günümüzde de işlemeye devam ediyor. 4 Mayıs 1937’de başlatılan harekat ile çıban görülen Dersin’in, toptan kesilip atılması istendi. Ancak Dersim’in ileri gelenleri boyun eğmedi, diz çökmedi” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cenevre’de işkence raporu: Kürtlere yönelik ayrımcılık ve işkence arttı

    Cenevre’de işkence raporu: Kürtlere yönelik ayrımcılık ve işkence arttı

    Cenevre kentinde kurulan “Türkiye Mahkemesi”ne işkence raporu sunan Eric Sottas, “Türkiye’de işkence organize ve çok geniş bir ölçekte kullanılıyor. Gündelik hayatın her alanında ayrımcılığa maruz kalan Kürtler, işkence yapılanların başında geliyor” dedi. 
    Türkiye’de, özellikle 15 Temmuz 2015 darbe girişimi sonrası yaşanan hak ihlallerine ilişkin, Belçika merkezli Van Steenbrugee Advocaten (VSA) Hukuk firması öncülüğünde Cenevre’de düzenlenen “Türkiye Mahkemesi” başladı. İntercontinantal Hotel’inin konferans salonunda kurulan mahkemeye çok sayıda Sivil Toplum Örgütü temsilcisi, insan hakları savunucusu, politikacılar ile mağdur ve mağdur aileleri katıldı.
    Mahkeme’nin açılışını Cenevre Üniversitesi Rektörü Flückliger Yves yaptı. Cenevre’nin uluslararası hukuk açısından çok sayıda önemli sözleşmelere ev sahipliği yaptığını hatırlatan Yves, Cenevre Üniversitesi’nin de bu konuda çok sayıda çalışmalara imza attığını anımsattı. Özellikle mültecilerin eğitim haklarından yararlanması açısından farklı programlar hayata geçirdiklerini belirten Yves, kişilerin kendi haklarını savunabilmesi için haklarının ne olduğunu iyi bilmesi gerektiğini dile getirdi. Bu etkinliğin sadece hukukun teknik açıdan değil, hakların bilinmesi açısından da önemli olduğunu sözlerine ekleyen Yves, dil, din, ırk ve kimliğinden bağımsız olarak herkesin doğuştan sahip oldukları hakları özgürce yaşaması gerektiğini ifade etti.
    SESSİZLİK İNSAN HAKLARINA AYKIRI
    Daha sonra Mahkeme Başkanı Françoise Barones Tulkens söz alarak amaçlarını anlattı.
    Mahkemenin yasal anlamda bir yaptırım yetkisinin olmadığını, burada sadece konuyla ilgili uzmanların yaşanan hak ihlallerine ilişkin görüşlerini bildirdiğini bir platform olduğunu vurgulayan Tulkens, bu mahkemeyle amaçlananın yaşanan ihlallerin görünürlüğünü sağlamak olduğunu belirtti.
    Mahkeme süresinde 6 raportörün işkence, kaçırma, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve insanlığa karşı işlenen suçlarla ilgili raporlarını sunacaklarını ve ayrıca ilgili başlıklarda tanıklıkların dinleneceğini söyleyen Tulkens, elde edilen verilerin her birisi kendi alanında uzman olan hakimler tarafından incelendikten sonra kararın açıklanacağını kaydetti. Sessizliğin insan haklarının en büyük düşmanı olduğuna dikkati çeken Tulkens, bütün katılımcılara teşekkür etti. Tukens, mahkeme için ayrıca Türkiye hükümet yetkililerine de iddialara yanıt verebilmesi için davetiye gönderdiklerini ama şuana kadar bir yanıtın gelmediğini söyledi.
    BİR MİLYON 723 BİN 767 İŞKENCE
    Daha sonra 1995-2010 tarihleri arasında İşkenceye Karşı Dünya Örgütü Genel Sekreterliğini yapmış Eric Sottas, hazırlamış olduğu işkence raporunu mahkeme heyetine sundu. Türkiye Hükümeti ile çeşitli ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları tarafından hazırlanan raporlardaki işkence vakalarına ilişkin karşılaştırmalı istatistiki verileri sunan Sottas, son 10 yıl içinde sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşların raporlarına bir milyon 732 bin 767 işkence ve kötü muamelenin yansıdığına vurgu yaptı. Sottas, devletin kendi verilerinde bu sayının çok az olduğunu, yargıya yansıyan boyutunun ise bu rakamın yarısından bile çok daha az olduğunu belirtti. İşkencenin hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın suç olduğunu ve cezalandırılması gerektiğinin altını çizen Sottas, devlet yetkililerin failleri yargılamayarak bir nevi işkenceye yol verdiğini dile getirdi. Uluslararası hukukta devletin işkencenin önlenmesi konusunda sorumluluğuna dikkati çekildiğini anımsatan Sottas, “Hükümet yetkilileri doğrudan işkenceye katılmamış olsalar da, eğer haberleri varsa ve bu konuda bir şey yapmamışlarsa yine de sorumludur” dedi.
    CEZASIZLIK 
    Türkiye’nin uluslararası mahkemelerde işkence nedeniyle bir çok kez mahkum olduğunu anlatan Sottas, “CPT başta olmak üzere işkencenin önlenmesine dair çok sayıda kurum ve kuruluşun raporlarında Türkiye’deki cezasızlık politikalarına dikkati çekilmiştir. Türkiye’de işkence organize ve geniş çaplı bir uygulamadır ve failler ise yargılanmamaktadır. Mahkemeye sunduğumuz detaylı raporlarda bunun örneklerini görebilirsiniz” diye konuştu.
    İLK SIRADA KÜRTLER VAR
    Türkiye’de gözaltında, cezaevinde veya resmi olmayan gözaltı merkezlerinde çok sayıda işkence vakasının olduğunu kaydeden Sottas, şöyle devam etti: “İşkenceye maruz kalanlarla ilgili bir kategori yaparsak Kürtlere ve Kürt hareketine mensup kişiler ilk sırada gelmektedir. Özellikle PKK ile devlet arasındaki görüşmelerin kesildiği 2015 tarihinden itibaren Kürtlerin yaşadığı bölgelerdi işkence vakalarında ciddi oranda artış gözlemlenmiştir. Bu durum 1980 darbesi ve sonraki yıllarda gözlenmiş, 2003 yılından itibaren azalma yaşanmış ama daha sonra 2015’ten itibaren tekrar artık göstermiştir. İkinci sırada ise özellikle 2015’ten itibaren Gülen Hareketi üyelerine yönelik işkence olayları yaşanmıştır. Bunun yanı sıra farklı adli suçlardan insanlar ve gençlere yönelik özellikle sokak ortasında işkence olaylarında ciddi oranda bir artış söz konusudur.”
    İşkenceye maruz kalanlar arasında kadınlara yönelik işkencenin de arttığına vurgu yapan Sottas, her ne kadar ellerinde işkence görenler içinde kadınların erkeklere oranla daha yüksek olduğuna dair bir veri olmasa da, kadınlara yapılan işkencenin çok yüksek oranda olduğunu ifade etti. Kadınların gözaltı ve tutuklama merkezlerinde cinsel şiddet, taciz ve tecavüze maruz kaldığını beliten Sottas, özellikle cinsel işkenceye maruz kalan insanların farklı nedenlerden ötürü bunu anlatmadığı hesaba katıldığında bu yönlü işkence vakaların tespit edilenden çok daha yüksek olduğunu sözlerine ekledi. Yarım saatlik sunumunun ardından Sottas, mahkeme heyetinin sorularını yanıtladı. Ardından 2015 yılında öğretmenlik yaptığı Cizre’de kaçırılan ve daha sonra da tutuklanan Mehmet Alp, uğradığı işkenceleri anlattı.
    ‘MİLLİYETÇİ BİR TÜRKÜM İŞKENCE GÖRDÜM’
    Kendisini “Devletini seven muhafazakar, milliyetçi” olarak tanıtan Alp, 2015 askeri kalkışma girişimi öncesi Cizre’de kendilerini polis olarak tanıtan bir grup tarafından kaçırıldığını ve araçla Habur’a doğru götürüldükten sonra tehdit edildiğini anlattı. Alp, devamla şunları söyledi: “Polisler bana ‘senin 4 tane öğrencin var. Bunlar PKK’lı sen diyeceksin ki Gülen hareketi bunları dağa gönderdi. Demezsen seni ve aileni perişan ederiz. Zaten yakında kıyamet kopacak ve siz de çekersiniz’ dediler. Ben de bilmiyorum hiçbir şey dedim. Kabul etmedim. Bırakıp sonra tekrar aldılar tutuklandım. Urfa’da 20 günü aşkın işkence gördüm. Serbest bırakılıp 2016’da darbeye katılmışım diye tekrar tutuklandım. 2018’de serbest kalınca Almanya’ya iltica ettim. Bana sürekli olarak Gülen hareketi ile beraber hareket ettiğimi, darbeye katıldığımı söylemem için işkence yaptılar. Oysaki o tarihlerde cezaevindeydim. Çok sayıda insana işkence yaptılar. Bunu gördüm.” Alp’in tanıklığının ardından öğleden sonra devam etmek üzere Mahkeme’ye ara verildi.
    Öğleden sonra tanıkların işkenceye dair tanıklıklarına devam edilecek. Tanıklar arasında İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin de bulunuyor. Keskin Türkiye’deki işkence vakalarına yönelik kendi yaşadıkları ve tanık oldukları olayları aktaracak. Öğleden sonraki oturumda ayrıca Johan Heymans, Türkiye’deki kaçırmalara ilişkin rapor sunacak.
    SARIYILDIZ CİZREYİ ANLATACAK
    24 Eylül Cuma gününe kadar devam edecek olan mahkeme kapsamında ayrıca Şırnak eksi Milletvekili Faysal Sarıyıldız Cizre’de yaşananları anlatacak. Ayrıca kapatılan DİHA Muhabiri Meltem Oktay ve öldürülen Kemal Korkut’un kardeşi de yaşadıklarını anlatacak.
    MAHKEME HEYETİ VE RAPORTÖRLER
    Mahkeme’de hâkim olarak Dr. Françoise Barones Tulkens, Dr. Johann van der Westhuizen, Angelita Baeyens, Prof. Em. Dr. Giorgio Malinverni, Prof. Dr. Ledi Bianku ve Dr. John Pace yer alıyor. Gözlemciler içinde de Avrupa Sosyalist Partisi Marie Arena, Gazeteci Marianna Kakaounaki, MEDEL Başkanı Filipe Margues, Göteborg Üniversitesi öğretim görevlisi Klas Grinell, Belçika Sosyal Demokrat politikacı ve Avrupa Parlementosu üyesi Mathleen Van Brempt bulunuyor.  Mahkeme’ye raportör olarak da
    İşkence ile ilgili Eric Sottas , Cezasızlık ile ilgili Prof. Dr. Yves Haeck ve Dr. Emre Turkut, Adalete erişim ile ilgili Luca Perilli, Zorla Kaybetmelere dair Johan Heymans, ifade ve basın özgürlüğü ile ilgili Philippe Leruth, İnsanlığa karşı işlenen suçlar ile ilgili Prof. Dr. Em. Johan Vande Lanotte hazırlamış oldukları raporları sunacaklar. İnternetten canlı olarak yayınlanan mahkemenin detaylı program ve raporlarına mahkemenin internet adresi olan turkeytribunal.com adresinden ulaşılabilir.
    (MA / Rüştü Demirkaya)
  • Suriye Anayasa Komitesi yarın toplanacak

    Suriye Anayasa Komitesi yarın toplanacak

    Suriye’nin yeni anayasasını hazırlama hedefiyle 30 Ekim’de Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde Cenevre’de toplantılarına başlayacak olan Anayasa Komitesi için son hazırlıklar yapılıyor.

    BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, anayasa taslağı oluşturma hedefiyle ilk kez Çarşamba günü toplanacak olan Anayasa Komitesi öncesinde Rusya, Türkiye ve İran dışişleri bakanlarıyla bir araya geleceğini açıkladı.

    BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, ilk toplantı öncesinde Salı günü Türkiye, Rusya ve İran dışişleri bakanları ile buluşacağını duyurdu. Pedersen, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Birleşmiş Milletler‘in Cenevre Ofisi’nde bir araya geleceğini bildirdi.

    BM Özel Temsilcisi düzenlediği basın toplantısında, “Suriye’de devam eden çatışmalar, ülke bütünündeki sorunlara çözüm bulmaya yardımcı olacak ciddi bir siyasi sürecin önemini bir kez daha göstermektedir” diye konuştu.

    Suriye hükümeti toplantıya katılacaklar listesiyle ilgili olarak henüz BM ile anlaşmadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • BM Temsilcisi Mistura: İran, Türkiye ve Rusya ile biraraya geleceğiz

    BM Temsilcisi Mistura: İran, Türkiye ve Rusya ile biraraya geleceğiz

    Birleşmiş Milletler (BM) Temsilcisi Mistura, “İran, Türkiye ve Rusya ile Eylül ayında Cenevre’de bir araya geleceğiz” dedi.

    Mistrura, “Görüşmede Suriye anayasa komitesine son şekli verilmeye başlanacak” ifadelerini kullandı.