PİRHA- İzmir Bergama’ya bağlı Yalnızev köyünde yaşayan Selver Tekin, yola (Aleviliğe) olan bağlılığını, “Alevilik olmasaydı böyle terbiye bilmezdik. Birbirimize ‘yolun, Aleviliğin, Çepniliğin var’ dediğimizde utanırız” sözleriyle anlatıyor.
İzmir’in Bergama ilçesine bağlı Yalnızev köyü, Çepni Alevilerin yaşadığı bir köy.
Köyde ikamet eden 87 yaşındaki Selver Tekin, eski cemleri ve musahipliği derin bir ah çekerek yad ediyor. Evlenmesi ile birlikte musahip olan ve çok kez ceme giren Tekin, musahipliği, ‘İkrar verip ahirete kardeş oluyoruz. Yolumuza, sokağımıza bir hile getirmeyiz’ diyerek tarif ediyor.
PİRHA- İzmir Bergama’ya bağlı Yalnızev Mahallesi sakinleri, Çepni ve Alevi olmalarından kaynaklı hizmet alamadıklarını belirterek yol, asfalt ve köprü sorunlarının hala devam etmesine isyan ettiler. Alevi olmayan köylerin mezarlığına kadar asfaltlı olduğunu belirten köylüler, bu ayrımcılığa son verilmesini istediler.
Türkiye’de birçok Alevi köyüne gittiğimizde hepsinin ortak şikayeti Alevi köyü olması sebebiyle devlet tarafından hizmet alamamaları. Bunlardan biri de İzmir’in Bergama ilçesine bağlı 1200 nüfuslu Yalnızev Köyü.
Ajansımız PİRHA‘nın ulaştığı Yalnızev Köyü sakinleri hizmette yaşadıklarını ayrımcılığı anlattı.
BERGAMA’NIN DİBİNDE AMA HİZMET YOK
Yalnızev Köyü’nün tamamı Çepni, Alevi ve bu nedenle hizmetlerden en son ve en az yararlanan köylerden biri. Köyün yolu yol değil. Yalnızev’e ne devlet ne de belediye el uzatmış. Devlet hizmetlerinden neredeyse sıfır düzeyde yararlanıyorlar.
Yalnızev Mahallesi (yeni düzenleme ile mahalle statüsüne alındı) Bergama’ya 3 kilometre uzaklıkta. Köyden şehir çok rahat görülebiliyor. Coğrafi olarak genelde ova arazisinde bulunan köyde ekonomi genelde tarım işçiliği ve hayvancılığa dayanıyor.
SEÇİM DÖNEMLERİNDE VERİLEN VAATLER TUTULMADI
1200 nüfusu olan Yalnızev Köyü ve diğer Çepni köylerinin seçimlerin kaderini değiştirecek seçmeni yerel seçimlerde iktidar ve muhalefet partilerinin iştahını kabartır iken vaatler seçim sonrası asla karşılık bulmamış.
Uzun yıllardır tarihinden itibaren asfaltlanmayı beklerken yanı başında Sünni yurttaşların yaşadığı köyün yollarının asfaltlanması, ayrımcılık iddialarını yeniden gündeme getirdi.
DERENİN İÇİNDEN GEÇEN YOLDA BUZLANMADAN KAYNAKLI KAZALAR YAŞANIYOR
Yalnızev Köyü’nü diğer bir Çepni köyü olan Tepeköy’e bağlayan ve diğer birçok köyle iletişim sağlayan eski İzmir-Çanakkale yolu köyün tam ortasından geçiyor.
Dağdan gelen çayın, kış aylarında taşması sonucunda kavisli olan yol su altında kalıyor. Suyun yükselmesinden kaynaklı araçsız geçmenin mümkün olmadığı bu yolda kış aylarında buzlanmadan kaynaklı birçok kez defalarca kaza geçirmiş.
Birebir gidip gördüğümüz bu yolun tam karşısında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin otobüs garajı bulunması ve bu soruna çare olunmaması köylüleri isyan eder hale getirmiş.
Köylüler, 2019 yılında ihalesi tamamlanarak yapılacağı söylenen yola dair Bergama Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne verdikleri dilekçelere cevap alamadıklarını kaydetti.
YOLLAR KÖSTEBEK YUVASU, SOKAKLAR ÇAMUR DERYASI
Köylüler, bozuk yollar için yaptıkları resmi başvurulara cevap alamayınca yaşadıklarını PİRHA’ya anlattılar. Yaşananlara isyan eden köylüler, Çepni ve Alevi olmalarından kaynaklı ayrımcılık ile karşılaştıklarını dile getirdiler.
Asfalt çalışmalarının hiçbir şekilde gerçekleşmediği Yalnızev’de yurttaşlar, tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını söylüyor. Yurttaşlar, seçim zamanı oy için verilen vaatlerin başında gelen yol probleminin seçimlerden sonra ise hiçbir karşılık bulmadığını ifade ediyorlar.
Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan köylüler, sorunlarının bitmek bilmediğine dikkat çekiyor. Geçmişe dönük çektikleri görüntülerde yağan yağmur sonrası sokakların çamur deryasına dönüştüğü görünüyor.
Mezarlarına giden yolların da ayrıca çamur içinde kaldığını söyleyen köylüler, hayvan ahırlarına ulaşmanın araçlarla dahi mümkün olmadığını kaydediyor.
Ovada bulunan birçok köyün yollarının asfaltlandığını ve hayvancılık yollarına dahi mıcır döküldüğünü belirten yurttaşlar, sıra kendi köylerinde geldiğinde bu hizmetin köy sınırlarında bittiğine şahitlik ettiklerini belirtiyor.
“KOMŞU KÖYLERİN MEZARLIĞANA KADAR ASFALT VAR, BİZİM YOLUMUZ ÇAMUR İÇERİSİNDE”
Hayvancılık ile uğraşan köy sakinlerinden Elmas Aşkın, köstebek yuvasına dönen yollarında yağmur yağması ile çamur deryası oluştuğunu ifade etti. Yıllardır duyulmayan seslerinin duyulmasını ve sorunlarına çare olunması çağrısında bulunan Aşkın, “Burada hayvancılık yapıyoruz ve yollarımız çok kötü. Mağdur durumdayız. Diğer komşu köylerin yolları asfaltlanmış durumda. Bunu görüyoruz ve çok üzülüyoruz. Yollarımızın yapılmasını istiyoruz. Yağmur yağdığı zaman yollarımız bozuluyor, çamur içerisinde kalıyor. Komşu köylerde mezarlıklara kadar asfalt yol var. Yollarımızın karşı köylere benzemesini istiyoruz. Sesimiz duyulsun ve yollarımız yapılsın” diye konuştu.
“KÖY YOLU SU ALTINDA, KIŞIN ARAÇLAR KAZA YAPIYOR”
Yalnızev Mahallesi Muhtarı Murat Acar da, diğer köylerle iletişimlerini sağlayan yolun su altında kalması ile defalarca kazalar yaşandığını belirtti.
2019 yılında sözde ihalesinin tamamlandığının kendine iletildiğini dile getiren Acar, aradan geçen zamanda verdikleri hiçbir dilekçeye cevap bulamadıklarını kaydederek, “Bu yol 8 köyü birbirine bağlayan bir yol. Yolumuz su içerisinde. Rezillik içerisindeyiz. Defalarca söylememize rağmen ne İzmir Büyükşehir Belediyesi ne de Bergama Belediyesi bu yolu yapmıyor. Verdiğimiz dilekçelere dahil bir cevap alamıyoruz. Sözde bu yolun ihalesi 2019 yılında bitti. Pandemi, deprem diyerek sürekli bir oyalama taktiğine girdiler. Sudan kaynaklı yol buz tuttuğu için kaza oluyor ve arabalar dereye uçuyor. Geçen haftalarda 2 arabayı kendi kepçem ile çekip çıkardım” ifadelerini kullandı.
“ÇEPNİ KÖYÜ OLDUĞUMUZ İÇİN AYRIMCILIK VAR, GELİN GÖRÜN”
“Çepni köyü olduğumuz için burada bir ayrımcılık var” diyen Yalnızev Mahallesi Muhtarı Acar, çevrelerindeki tüm ova köylerinin yollarının yapıldığı, kendi yollarına ise mıcır dahi dökülmediğini sözlerine ekledi.
Acar, hizmette ayrımcılık yaşadıkları Çepni kimliklerinden asla vazgeçmeyeceklerini ve sorunlarına çözüm beklediklerine vurgu yaparak şöyle konuştu:
“Sağımızdaki ve solumuzdaki ova köylerinin yollarını yaptılar. Bizim köyümüzün olduğu alandaki yollara mıcır bile dökmediler. Mezarlığa gidecek yollarımız dahi çok, her yer çamur içerisinde kalıyor. Yeter artık bu ayrımcılığa gerek yok. Seçim döneminde her parti bu köye gelip oy istiyor. Genç çiftçiler arazisinde hayvancılık yapamıyor. Bizler çocuklarımıza çiftçiliği öğretmek zorundayız. Bir çare bekliyoruz. Komşu köylerin köy ve üretim yolları asfaltlanmış durumda. Kış ayında yağmur yağdığında kendi arabalarımız ile bile bu yolları çıkamıyoruz. Çepni olduğumuz için mi bu ayrımcılık var? Biz Çepniyiz ve Çepniliğimizden vazgeçmeyiz. Gelip görsünler; yalan ise hodri meydan. Bu sorunlara çözüm bekliyoruz. Sürekli bir oyalama taktiği var. Artık çaremiz kalmadı. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Buraya bir tane iğne çakılı değil. Ayrımcılık yok diyorlar. Gelin yerinde görün.”
PİRHA- Depremde hasar gördüğü için yıkılan cemlerinin olmamasından kaynaklı ibadetlerini yapamadıklarını belirten Bergama’ya bağlı Pınarköy muhtarı Sefa Dönmez, “Cemevimiz olmadığı için ibadetlerimizi yapamıyoruz, Hakk’a yürüme erkanı yürütemiyoruz. Temeli atmak içinde Alevi canların lokmalarına ihtiyacımız var” diyerek dayanışma çağrısında bulundu.
İzmir Bergama’ya bağlı Çepni köyü olan Pınarköy’de bulunan cemevinde uzun yıllar ibadetler ve hizmetler yürütülmüş. İzmir depreminde binanın hasar alması sonrasında gelen yetkilerin binaya kimsenin girmemesini iletmesi sonrasında cemevi 7 ay önce köylüler tarafından yıkılmış.
900’ yakın nüfusu ile Bergama’da bulunan 5 Çepni Alevi köyünden biri olan Pınarköy’de cemevinin yıkılması ile birlikte ibadetler ve Hakk’a yürüme erkanları yürütülmemiş. Şubat ayında olan sorgu ve görgü cemlerini yürütmediklerini belirten Pınarköy muhtarı Sefa Dönmez, yeni inşa edilecek cemevinin inşaatı dayanışma çağrısında bulundu.
Köylerinin eski bir Çepni yerleşim alanı olduğunu dile getiren köy muhtarı Sefa Dönmez, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin cemevi inşasına başlaması için köylüler tarafından ilk önce bir temel atılması gerektiğini ifade etti.
İnançlarını ve hizmetleri yürütmek için inşa edilecek cemevi inşaatı için dayanışma çağrısında bulunan Dönmez şunları dile getirdi:
“Köyümüz çok eski bir Çepni yerleşim alanı. Cemevimizde çok uzun zamandan beri ibadet ediyoruz. İzmir depreminden sonra cemevimizde hasarlar oluştu. Valilik görevlileri gelerek incelemede bulundu ve binaya kimseye alınmaması gerektiğini ilettiler. İbadetlerimizde sıkıntı olmasın diye insanları hasarlı binaya almadık ve cemevimizi yıktırdık.
İzmir Büyükşehir Belediyesi cemevimizin yapımı için çalışmalara başladı. Şu an yazışmalar yapılmış durumda. Cemevimiz olmadığı için ibadetlerimizi yapamıyoruz, Hakk’a yürüme erkanı yürütemiyoruz. Ayrıca bu sene sorgu ve görgü cemlerimizi de yapamadık.
Cemevimizin temelini biz köylülerin atması gerekiyor. Temel atıldıktan sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi binayı inşa etmeye başlayacak. Temeli atmak içinde Alevi canların lokmalarına ihtiyacımız var. Bizler inancımızı, kültürümüzü yaşatmak istiyoruz. Alevilerin dayanışması ile bu cemevi sorunumuzu çözmek istiyoruz.”
PİRHA- İzmir Bergama’ya bağlı Narlıca Köyü’nde yaşayan İsmihan Kılınç (79), musahipliğin kardeş olmaktan öte olduğunu vurguluyor. Yola girerek musahip olacak canların, cemleri heyecanlı beklediğini söyleyen Kılınç, “Alevi olmak, sorguya, görgüye görmek çok güzeldi. Musahipsiz olmazdık. Musahiplik çok ağırdı. Birbirini sevmen, sayman ve saygılı olman gerekir. Kardeşten daha da yakındık” diye belirtiyor.
İzmir’in Bergama ilçesine bağlı Narlıca Köyü, Çepni Alevilerin yaşadığı bir köy. Köyde ikamet eden 79 yaşındaki İsmihan Kılınç, eski cemleri ve musahipliği derin bir ah çekerek yad ediyor. Evlenmesi ile birlikte musahip olan ve çok kez ceme giren Kılınç, musahipliği, ‘Musahiplik çok ağırdır. Kardeşten de yakındır’ diyerek tarif ediyor.
“ALEVİ OLMAK, GÖRGÜYE GİRMEK, MUSAHİP TUTMAK ÇOK GÜZELDİ”
Musahipleri ile lokmalarına kadar her şeyi paylaştıklarını söyleyen İsmihan Kılınç, o zamanları şöyle anlatıyor:
“Bugüne kadar çok cemlere katıldım. Ne düğüne ne de bayrama benzer çok başkadır. Bizlerin zamanında çok iyiydi her şey. Lokmamıza kadar her şeyimizi paylaşırdık. Alevi olmak, sorguya, görgüye görmek çok güzeldi. Şükür olsun ki o yolu gördük. Musahipsiz olmazdık. Düğünümden bir hafta önce kaynımın oğlu ile ile musahip olduk. Birbirimizi çok severdik. Musahiplik çok ağırdı. Birbirini sevmen, sayman ve saygılı olman gerekir. Kardeşten daha da yakındık. Bir sene hastalandım, ameliyat olmuştum. O sene musahibim tarlamı ekti, bana baktı. Musahip ne oğluna, ne kızına ne de bacına benzer, çok daha yakındır. Musahip bacım Hakk’a yürüdüğü için 2 senedir ceme giremiyorum.
Köye dedemiz gelecek, cem olacak, kurban kesilecek dendiği zaman çok sevinirdik. Herkes hazırlık yapardı. Cemde hiç bir kötülük yapmayacağına dair musahiplerden yemin alınırdı. Bu köyde kimse kimseye laf atamaz, birbirine göz dikemez. Öyle olursa cemde sorgulanırdı. O yüzden bizde böyle şeyler olmazdı. Lokmalarımızı pişirir dağıtırdık.”