PİRHA- Dersim’in simge yerlerinden biri de Düldül Tepesi. Şah-ı Merdan Ali’nin atı Düldül’ün adını taşıyan tepe, Dersim’i koruyan bir kalkan gibi tüm heybetiyle duruyor.
Düldül’ün ayak izlerini takip edenler, yanlarında lokmaları, çerağları ve inançlarını taşırlar. Her birinin bin muradı vardır, biri olsun diye soluk soluğa dağ keçilerinin eşliğinde düştükleri yolda, geleceğe dair beklentilerini kayalara, dağlara ve havaya fısıldarlar.
Kadınların yüreğinden çıkan klamlar ve ağıtlar, geçmişten yankılanır, geleceğe ışık olsun diye ise çerağlara karışır. Ateşin, havanın, suyun, toprağın birleştiği zirvede, Dersim’in kefensiz yatanlarına ses verirler, Düldül’ün her attığı adıma eşlik edenler.
PİRHA-İdam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda ağıtlarla anıldı.
Bundan tam 88 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.
İdam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda anıldı. Anmada çerağlar uyandırılıp, ağıtlar söylendi.
PİRHA-Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu öncülüğünde, yapılmak istenen pomza kum ocağına karşı Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada, “Bizler, yapılmak istenen projeye rızalık vermiyoruz ve yapılmasını istemiyoruz” denildi.
Dersim’in Pertek ilçesinde Bargini (Karabakır), Zeve (Dorutay), Orcan (Yukarı Gülbahçe) ve Desiman (Ardıç) köylerinin mera alanlarına Arven Doğu Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, pomza kum ocağı yapılmak isteniyor.
Projenin yapılacağı alanın Alevi inancında önemli bir yere sahip olan Ağuçan ve Üryan Xızır Ocağı’nın tam ortasında yer alması da köylüler tarafından tepki gösteriliyor.
Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu öncülüğünde, yapılmak istenen pomza kum ocağına karşı Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde açıklama yapıldı. Açıklama öncesinde 1938 yılında 24 kişinin katledildiği Sekasur bölgesinde çerağlar uyandılıp, lokmalar pay edildi.
Daha sonra Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde yapılan açıklamaya Ağuçan, Kureyşan, Derviş Cemal, Şıx Çoban, Sarı Saltuk ocağı evlatları, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, Munzur Çevre Derneği, İnsan Hakları Derneği, DEM Parti ve EMEP ilçe yöneticileri ile çok sayıda kişi katıldı.
“YAPILMAK İSTENEN PROJEYE RIZALIK VERMİYORUZ”
Dersim coğrafyasının Alevi inancı açısından önemine vurgu yapan Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi Başkanı Kenan Cihan, “Ocaklarımızın bulunduğu Dersim, yolumuza ışık tutmaktadır. Yapılmak istenen proje, sadece doğamıza değil aynı zamanda inancımızı ve hayatımızı da yok etmeye çalışmaktadır. Bizler, yapılmak istenen projeye rızalık vermiyoruz ve yapılmasını istemiyoruz” dedi.
“ALINAN RUHSAT, DÖRDÜNCÜ DERECE MADEN RUHSATIDIR”
Erzincan İdare Mahkemesi’ne ÇED gerekli değildir kararının iptali için dava açtıklarını belirten Avukat Sinan Can, “Yapılacak projeye karşı hem toplumsal hem de hukuki bir mücadele yürütüyoruz. Şirket tarafından, yapılacak proje kum ocağı ismiyle basitleştirilmeye çalışılıyor. Alınan ruhsat dördüncü derece maden ruhsatıdır. Aynı zamanda projenin yapılacağı yer inançsal bir hafıza merkezi. 1938 yılında 24 insanımız orada katledildi ve daha sonra anıt mezar yapıldı. Yapılacak proje doğaya, insan yaşamına ve inanca yapılan doğrudan bir saldırıdır” diye konuştu.
“PROJE YAPILIRSA, SULARIMIZ YOK OLACAK”
Proje yapılmaya başladıktan sonra sularının yok olacağını söyleyen Ağuçan Ocağı evladı Mithat Güler, “Eğer yörenin avukatları ve milletvekilleri bu projeye göz yumarsa onların da bu işte parmağı vardır” diye ifade etti.
“YAPILACAK PROJE, İNANCIMIZI YOK ETME PROJESİNİN FARKLI BİR BOYUTU”
Geçmişte Ağuçan Ocağı’na ayakkabılarını çıkarıp geldiklerini ifade eden Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut, “Biz bu hassasiyeti gösteren bir inancın evlatlarıyız. İnanç merkezlerimizin olduğu yerlerde böyle projelerin yapılması sistemin uzun yıllardır inancımızı yok etme politikasının farklı bir boyutudur” dedi.
“DOĞAMIZIN TAHRİP OLMASINI İSTEMİYORUZ”
Kendilerine emanet edilen kültürlerini yaşatma görevleri olduğunu hatırlatan Sarı Saltuk Ocağı evladı Güzel Doğan, “Kültürümüzü gelecekteki kuşaklara da ulaştırmalıyız. Doğamızın bozulmasını istemiyoruz” diye belirtti.
Şıx Çoban Ocağı evladı Hüseyin Kaykaç, ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Bu toprakların kutsiyeti bizim için çok önemlidir. Bundan dolayı doğamızın tahrip olmasını istemiyoruz.”
Konuşmaların ardından Ağuçan Ocağı evladı Mithat Güler ve Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut’un okuduğu lokma gülbenginin ardından lokmalar pay edildi.
PİRHA-Dersim’de kadınlar, Suriye’deki Alevi Katliamı için Ana Fatma Ziyaretgâhı’nda çerağ uyandırdı. Suriye’de Alevi kadınların kaçırıldığını ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Suriye’deki Alevi kadınlar için Ana Fatma’da çerağ uyandırıyoruz” diye belirtti.
Dersim’de kadınlar, Suriye’deki Alevi Katliamı ve kadınların kaçırılmasına tepki göstermek için Ana Fatma Ziyaretgâhı’nda çerağ uyandırdı. Çerağ uyandırılmadan önce Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, konuşma yaptı.
“SURİYE’DE ALEVİ KADINLAR KAÇIRILIP, SAVAŞ GANİMETİ OLARAK SATILIYOR”
Suriye’de Alevi kadınların kaçırıldığını ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Suriye’deki Alevi katliamı devam ediyor ve Suriye için Alevi kadınlar öncülüğünde kadın inisiyatifi oluşturuldu, Hatay’da 24 Nisan’da eylem gerçekleştirilecek. Biz de Suriye’deki Alevi kadınlar için Ana Fatma’da çerağ uyandırıyoruz” dedi.
PİRHA-Aleviler için kutsal olan Kara Çarşamba (Çarseme Şiya) nedeniyle yurttaşlar, Dersim’de bulunan Gola Çeto Ziyaretgahına gelerek çerağlar uyandırıp, lokmalar pay etti.
Dersim’de Alevilerin inanışına göre “Xızır Ayı” olarak da bilinen Şubat ayından sonra Mart ayının ilk üç çarşambası “Kara Çarşamba” olarak kabul edilir. Yüzyıllardır devam eden bir gelenek olan “Kara Çarşamba” aynı zamanda baharın başlangıcı sayılıyor. Evlerde ve kutsal mekanlarda çıralar yakılır, kurbanlar kesilir ve lokmalar dağıtılır. Dersimliler bu ritüellerle yılın iyi geçmesini ve kötülüklerin defedilmesini diler.
Pülümür ile Munzur Çayı’nın birleştiği yer olan ve Dersim’de kutsal kabul edilen Gola Çeto Ziyaretinde, Kara Çarşamba’nın (Çarseme Şiya) nedeniyle çok sayıda yurttaş ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi yöneticileri çerağ uyandırdı. Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut’un okuduğu gülbengin ardından da lokmalar pay edildi.
PİRHA-Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü. Asla yezitlerin kapısına gidip minnet etmeyeceklerini vurgulayan Kureyşan Ocağı piri Engin Seyidali Dedeoğlu, “Biz hiç kimsenin iktidarı karşısında eğilip bükülmeyiz. Eğer ki kim hınzır paşaların sofralarına oturup yağlı pilavlarını yiyorsa onlar bizden değildir” dedi.
Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur.
Hızır ayı nedeniyle yüzlerce yurttaş, evlerinde pişirdikleri lokmalarıyla birlikte yollara düşerek Düzgün Baba Cemevi’ne geldi. Düzgün Baba’da yapılan Hızır Cemi’ni Kureyşan Ocağı pirleri Kazım Açıktepe, Engin Seyidali Dedeoğlu, Hasan Koçer ve Yücel Balcı yürüttü.
Hızır Cemi öncesinde Düzgün Baba Cemevi yönetimi açıklama yaptı. Açıklamayı Düzgün Baba Cemevi Başkan Yardımcısı Musa Demirtaş, okudu.
“ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NI TANIMIYORUZ”
Turizm ve Kültür Bakanlığı’na bağlı kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın amacının Alevileri bölmek ve asimile etmek olduğunu belirten Musa Demirtaş, “Kendisine itaat eden dedelere ve cemevi başkanlarına devlet imkanlarını peşkeş çekiyorlar. Alevi Yol’undan sapmış kişiler mevcut sistemin elinde birer asimilasyon aparatına dönüşmüşlerdir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımıyoruz ve bizim açımızdan yok hükmündedir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevilerin taleplerin yok saymaktadır. Bugün kendilerine Alevi dedesi diyenler utanmadan hınzır paşa sofralarına oturup, çağımızın yezitlerine methiyeler dizmektedir. Bu yol düşkünleri ocaklarımıza ve inancımıza ihanet etmektedirler” dedi.
Düzgün Baba’nın evlatları olarak asla yezitlerin kapısına gidip minnet etmeyeceklerini vurgulayan Kureyşan Ocağı piri Engin Seyidali Dedeoğlu, “Biz sadece minnetimizi Hızır’dan, Düzgün Baba’dan ederiz hiç kimsenin iktidarı karşısında eğilip bükülmeyiz. Eğer ki kim hınzır paşaların sofralarına oturup yağlı pilavlarını yiyorsa onlar bizden değildir” diye belirtti.
“BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLALIM”
Herkesin birbirini sevip, birbirine saygı göstermesi gerektiğini ifade eden Kureyşan Ocağı piri Kazım Açıktepe, “Eğer birbirimizle sorunumuz varsa bunu kendi aramızda halledelim, mahkeme kapılarında sürünmeyelim. İnancımız zorda ve darda Suriye’de Aleviler katlediliyor. O nedenle inancımıza ve itikadımıza sahip çıkalım. Birbirimizin Hızır’ı olalım” diye konuştu.
Hızır Cemi, semah dönülmesinin ardından kurban ve lokmaların pay edilmesiyle son buldu.
PİRHA-Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan Katı Atık Bertaraf Tesisi’nden dolayı inanç yerlerinin de etkileneceğini belirten yurttaşlar, Sultan Paşa Türbesi’nde çerağlar uyandırıp lokmalar pay edip, projenin daha uygun bir yerde yapılmasını istedi.
Dersim’de Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan Katı Atık Bertaraf Tesisi‘ne ilişkin tartışmalar devam ediyor. Bilirkişi raporuna göre proje yapılırsa 55 bin ağaç kesilecek, yaban hayatı yok olacak ve kutsal mekanlarda etkilenecek. Dersim Belediyesi’ne atanan kayyım, 7 Şubat 2025 cuma günü iş makinalarını projenin yapılacağı bölgeye göndererek sondaj çalışmasını başlattı.
Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan Katı Atık Bertaraf Tesisi’nden dolayı inanç yerlerinin de etkileneceğini belirten Sütlüce yöresi köylüleri ve Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş Milli köyündeki Sultan Paşa Türbesi’nde çerağlar uyandırıp lokmalar pay etti.
“VAHŞİ DEPOLAMAYA BİZ DE KARŞIYIZ”
Vahşi depolama alanına kendilerinin de karşı olduklarını belirten Kırmızıdağ Çevre Platformu Üyesi Kemal Altmış, “Ama vahşi depolamanın sorumlusu bizler değiliz, bunun sorumlusu şimdiye kadar belediyeleri yöneten beceriksiz yöneticilerdir. Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu, yalan söylediğimizi söylüyor ama biz neyi yalan söylüyoruz bölgede orman olmadığı, ağaçların kesilmediği ve inanç yerlerinin olmadığı mı yalan?” diye belirtti.
“PROJENİN DAHA UYGUN BİR YERDE YAPILMASI GEREKİYOR”
Çöp tesisinin insanların yaşam alanlarını ve doğayı olumsuz etkileyeceğini ifade eden Avukat Özgür Ulaş Kaplan, “Projenin yapılacağı yer yanlış seçilmiştir, projenin daha uygun bir yerde yapılması gerektiğini demokratik yollarla dile getirdik. Halk dinlenmiyor ve mevcut alanda projenin yapımında ısrar ediliyor. Projenin daha uygun alanlarda yapılması gerekiyor” dedi.
“PROJE YAPILIRSA İNSANLARIN YAŞAMINA VE DOĞAYA ZARAR VERECEK”
Projenin hem yerleşim yerlerine hem de inanç yerlerine yakın olduğunu ifade eden Cumhuriyet Halk Partisi Dersim İl Başkanı Kemal Özcan, “Bir proje yapıldığı zaman o yörede yaşayan insanların görüşü alınması lazım. Biz projenin yapılmasını istiyoruz ama bu bölgede değil. Burada insanların yaşamına ve doğaya zarar verecek. Bizim istediğimiz bu tesisin başka bir alanda yapılmasıdır” diye konuştu.
“KÖYLÜLER, KATI ATIK TESİSİNİN ÇIKARACAĞI KOKU VE SIZINTIDAN ENDİŞE DUYUYOR”
Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise, konuşmasında şunları dile getirdi:
“Dersim Belediyesi’ne atanan kayyım projenin yapılacağı alana iş makinalarını götürerek sondaj çalışmasını başlattı. Ancak buna karşı tepkiler gelişmezse bunun devamı da gelecek. Köylüler katı atık tesisinin çıkaracağı koku ve sızıntıdan dolayı endişe duyduklarını dile getiriyorlar. Vahşi depolamaya herkes karşı ama köylüler projenin daha uygun bir alanda yapılmasını istiyor.”
Konuşmalardan sonra Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut’un okuduğu gülbengin ardından lokmalar pay edildi.
PİRHA- PSAKD Bornova Şubesi Cemevi’nde, Maraş merkezli depremlerin 2. yılında yaşamını yitirenler anılarak çerağ uyandırıldı.
Maraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerin 2’nci yıl dönümü dolayısıyla anma programları devam ediyor.
Maraş merkezli 11 ili etkileyen ve açıklanan resmi rakamlara göre 53 bin kişinin yaşamını yitirdiği 6 Şubat 2023 depreminin 2’nci yılında İzmir’de bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi’nde anma gerçekleştirildi.
Atatürk Mahallesi’nde bulunan cemevi binasında gerçekleşen anmada Cemal Abdal Ocağı Pirlerinden İsmail Doğan’ın verdiği gülbeng sonrasında çerağ uyandırıldı.
Anmada ayrıca yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Pir İsmail Doğan, bilim insanlarının adeta nokta gösterircesine yaptıkları uyarıların iktidarca görmezden gelindiğine değinerek, ihmaller silsilesinin on binlerce insanın yaşamını yitirdiğini kaydetti. Doğan, tedbirsizlik, ihmal ve rant odaklı politikalar nedeniyle felakete dönüşen bu depremlerden sonraki süreçlerin felaketi daha da büyüttüğüne vurgu yaparak, yaraların toplumun kendi dayanışmasıyla sarılmaya çalışıldığını söyledi.
Anma nefeslerin seslendirilmesi sonrasında lokmaların pay edilmesiyle son buldu.
PİRHA-DAD Adıyaman Şubesi, ‘Barış ve özgürlük’ aşkına diyerek Dersim, Ovacık ve diğer il ve ilçelere atanan kayyımları kınamak amacıyla çerağ uyandırdı.
Demokratik Alevi Derneği (DAD) Adıyaman Şubesi, Dersim, Ovacık Belediyelerine atanan kayyımı protesto etmek için Adıyaman’da bulunan Abuzer Gaffari, Mahmut Hasari, Ağuçan Ocağı evlatlarından Zeynep Ana ziyaretgahlarında çerağ uyandırdı.
DAD) Adıyaman Şube Eş Başkanı Melek Ruşen, toplum üzerindeki yaşanan sorunların ve baskıların yaşanmaması için çerağ uyandırdıklarını söyleyerek, “Kızılbaş Aleviler açısından kutsal olan toprak, su güneş doğanın kutsallığının toprakları olan ziyaretgahlarımızda çerağın aydınlığı temsili açısından hakikati ve karanlığın aydınlığa dönmesi, yaşanan zulümlerin son bulması açısından gülbanbangımızı vererek aydınlığa vesile olmasını diliyorum” dedi.
PİRHA- DAD Mersin Şubesi, kayyımlara ilişkin yaptığı basın açıklamasında “Kayyumlar meşru değildir o yüzden geri çekilmelidir. Biz kayyum politikalarına razı değiliz, Hakk da razı olmasın” dedi.
Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mersin Şubesi, Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım atanmasına ilişkin dernek binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya dernek yöneticilerinin yanı sıra Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan, DEM Parti il ve ilçe yöneticileri ile demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.
Açıklamadan önce “Kayyum karanlıktır” denilerek karanlığa karşı çerağ uyandırıldı.
“KAYYUMLARLA KORKU İKLİMİ YARATILMAK İSTENİYOR”
DAD Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, konuşmasına başlamadan önce 9 yıl önce katledilen Tahir Elçi’yi andı.
Hüsniye Çelik, iktidarın kayyımlarla Kürt halkının iradesini yok saydığını belirterek, “Kayyum atamalarının devam edeceği söylemlerinin kasıtlı olarak basında art arda işlenmesiyle, bir korku ve tedirginlik iklimi oluşturulmak isteniyor” dedi.
Son olarak Dersim ve Ovacık’ın kayyım hedefine oturtulduğunu söyleyen Çelik, “Geçmişte bir dönem daha kayyum işgalini yaşayan Dersim halkı bu asimilasyon gerçeğini çok iyi biliyor. Kayyumlar genel olarak Kürt halkının yaşadığı kentlerin hemen hemen bütün belediyelerinde olduğu gibi, özelinde Dersim’de de ciddi toplumsal, ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasi enkazlar bırakmıştır arkasında” diye konuştu.
“KAYYUMLAR GERİ ÇEKİLMELİ”
İktidarın verdiği siyasi kararların hukuki olmadığının altını çizen Çelik, şu sözleri kullandı:
“Dersim Belediye Eşbaşkanları kendi toplumlarından aldıkları rıza ile seçilmiş ve halka hizmet etmek adına ikrar vermişlerdir. İktidarın verdiği siyasi kararlarla, işi oluruna uydurma bağlamında çıkartılan cezalar asla hukuki değildir ve kabul edilemez diyoruz. Belediye Eşbaşkanları halkın oyları ile seçilmiş meşru siyasetçilerdir. Meşru olmayan kayyumlardır. Kayyumlar geri çekilmeli. Biz kayyum politikalarına razı değiliz! Hakk da razı olmasın diyoruz.”
PİRHA- Dersim ve Ovacık belediyelerine atanan kayyımların geri çekilmesi ve halk iradesine saygı duyulması çağrısında bulunan DAD İzmir Şubesi, ‘Kayyım Karanlıktır’ diyerek çerağ uyandırdı.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi , Hakkari, Esenyurt, Batman, Mardin, Halfeti ‘ye atanan kayyımın ardından, Dersim ve Ovacık atanan kayyımları protesto etmek için “İkrarımız var Dêrsim’in ışığı sönmeyecek Perşembe akşamı çerağları Dêrsim için uyandırıyoruz” şiarıyla şube binasında basın toplantısı düzenledi.
Basın metnini okuyan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Fırat Dikmen, iktidarın Kürt halkının demokratik yollarla seçtiği belediye başkanlarının yerine kayyım atayarak halkın iradesini hiçe saydığını vurguladı.
Basın toplantısı öncesinde kayyım atamalarına tepki olarak çerağ uyandırıldı.
“KÜRT SEÇER AMA YÖNETEMEZ”
Demokratik siyaset alanında kazanılan belediyelere atanan kayyımlarla halk iradesinin bir kez daha hiçe sayıldığını ifade eden Dikmen, “Anti demokratik uygulamalar ile halk iradesinin hiçe sayıldığı bu düzlemde herkes kendini ‘sıranın hangi belediyede’ olduğunu düşünür halde buldu. Öyle bir atmosfere girdik ki Kürdün bin bir zorluğu aşarak oy kullanabildiği ama sürekli olarak seçtiği belediyelerin gasp edildiği bir demokrasi yanılsamasındayız. Kürt seçer ama yönetemez, Kürt oy kullanır ama AKP-MHP bloğu iradesine tahakküm koyar” dedi.
“KAYYIM 1938’İN DEVAMIDIR”
Dersim’in Kürt Aleviliğinin seyrinde önemli bir uğrak yeri olduğunu kaydeden Dikmen, “Dersim kadim Aryenik inançların sentezi olarak şekillenmiş Rêya Heq Aleviliğinin serçeşmesi olan bir coğrafya. Ocak merkezlerini bağrında taşımasıyla beraber geniş bir Alevi coğrafyasıyla güçlü sosyolojik bağları olan bir alan. Dersim bu açıdan stratejik bir yerdir. 1938’den bu yana hedef haline getirilmesinin en önemli sebebi de budur. Dönemin raporlarında bu gerçek açıkça ifade edilir; ‘Dersim evvela koloni gibi nazarı itibara alınmalı, Türk camiası içinde Kürtlük eritilmeli, ondan sonra da tedricen öz Türk hukukuna mahzar kılınmalıdır.’ Bu sözler Dersim’e yönelik tarihsel ve güncel olarak geliştirilen her hamlenin özeti gibidir. Bugün ki kayyım dayatmasının nihai hedefi de aynıdır. Dersim, Kürtsüzleştirilmek ve Alevisizleştirilmek istenmektedir” diye belirtti.
“HALK İRADESİNE SAYGI DUYULSUN”
Kayyımın ciddi sosyal, ekonomik, kültürel, siyasal enkazlar bıraktığına değinen Dikmen, halk iradesine saygı duyulmasını çağrısını yineleyerek, “Tüm bu gerçekler ışığında; Dersim Belediye Eş Başkanları kendi toplumlarından aldıkları rıza ile seçilmiş ve halka hizmet etmek adına ikrar vermişlerdir. İktidarın verdiği siyasi kararlarla, işi oluruna uydurma bağlamında çıkarılan cezalar asla hukuki değildir ve kabul edilemez diyoruz. Belediye eş başkanları halkın oyları ile seçilmiş meşru siyasetçilerdir. Meşru olmayan kayyımlardır. Kayyımlar geri çekilmeli, halk iradesine saygı duyulmalıdır” şeklinde konuştu.
PİRHA- 12. Geleneksel Edremit (Zeytinli) Pir Sultan Abdal Anma Etkinliği uyandırılan çerağlar ile başladı.
Balıkesir’in Edremit ilçesinde geleneksel olarak yapılan Pir Sultan Abdal Anma Etkinliğinin 12’ncisi başladı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Edremit Şubesi tarafından yapılan etkinliğin açılışında Dede Şahin Kurucan, çerağ uyandı. Hak yolunda Hakk’a yürüyenler için 1 dakikalık saygı duruşunun ardından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Edremit Şubesi’nden canlar semah döndü.
“ALEVİ KURUMLARI ÜLKEDEKİ SORUNLARA ÇÖZÜM ÜRETEN, SÖZ SÖYLEYEN YERDE OLMALI”
Açılış konuşmasını yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Edremit Şube Başkanı Sebahat Aydoğan, Alevi kurumlarının ülkedeki çoklu sorunlara çözüm üreten, söz söyleyen yerde olmasına yönelik çağrıda bulunarak, “Alevi kurumları köy enstitüleri modelini, ulus devlet anlayışından arındırarak kendine örnek almalı . Her biri insan hakları, ekolojik kriz, ekonomik eşitsizlik, toplumsal cinsiyet rolleri ve eşitsizliği, azınlıklar ve hakları, göç ve mülteci sorunları konusunda çözüm üreten, söz söyleyen, eylemleyen ve bu konuda Hak ihlallerine uğrayan bireylere yol gösteren kurumlar olmalıdır.Dünyada kadın sorunu varken sadece Alevi Kadınlarının sorunlarına odaklanmak, ‘Rıza Şehri’ diyerek emek mücadelesinde yer almamak, doğa merkezli bir inanç olduğunu belirtip ekolojik ve iklim krizine katkı sunmamak, Can kavramını vurgulayıp, mültecilere, göçmenlere ‘ama’ diyerek başlayan cümleler kurarak ne düşlerini kurduğumuz, uğrunda bedeller ödenen demokrasi özlemine katkıda bulunabiliriz, ne de Pir Sultan Abdal duruşu sergileyebiliriz” dedi.
TÜM: AKP DÖNEMİNDE EĞİTİM YAZ BOZA ÇEVRİLDİ
Açılış konuşmasının ardından , ‘Kadın, Doğa, Eğitim’ konulu panelin moderatörlüğünü yapan 26. Dönem Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, 22 yıllık AKP iktidarı dönemindeki eğitim politikalarını eleştirerek, “22 yılık AKP döneminde yaz boza çevrilen alan eğitim alanıdır. 22 yıllık dönemde 9 bakan değişti. Hiçbir müfredat sonuç vermedi. Irkçı, gerici bir eğitimi yaşama geçirmeye çalışıyorlar. Milli Eğitim Bakanı cemaat ve tarikatları sivil toplum örgütü olarak tanımladı. Cemaatler bugün devletin bütün kademelerini paylaşmış durumda. Türkiye’de eğitim yürekler acısı. Eğitim sendikalarını yalnız bırakmamak gerekiyor. Bunların dünya görüşünde biat kültürü var. Alevilerin eşit yurttaşlık talebi var, ibadet yerleri cemevleridir. Madımak hala utanç müzesi olmadı, yüzleşmediler. Zorunlu din dersleri Aleviler için hala sorun olarak durmaya devam ediyor” diye konuştu.
AYTEKİN: ZORUNLU DİN DERSİ HAFTADA 16 SAATE ÇIKARILDI
Eğitim-Sen geçmiş dönem genel başkanı Feray Aytekin, zorunlu din derslerinin haftada 16 saate çıkarıldığını ifade ederek, “Anayasa mahkemesi kararlarının tanımadığı, meclisin ortadan kalktığı bir cumhuriyetten bahsedebilir miyiz? Neredeyse çocuklarımızın eğitimi için mücadele eden aileler haline geldik. Bütçelerin bir çoğu özel okullara aktarılıyor, sayısı yüzde 24’ü buldu. Kamu okulları da piyasalaştırıldı. 2 milyonu aşkın çocuk okul dışında. Şu an 1,5 milyon öğrenci mesleki eğitim merkezlerinde organize sanayi bölgelerinde çalıştırıyorlar. Zorunlu din dersleri haftada 16 saate çıkarıldı” diye belirtti.
Aytekin devamında, “ÇEDES müfredatının bütün ders içeriklerinde hiçbir değer yok. Bütün derslerin din dersi haline getirildiği hale getirildi. 22 yılda çok büyük kötülükler yaşadık. Hep birlikte sesimizi yükseltme sorumluluğu ile karşı karşıyayız. Yürekten inanıyorum ki bu topraklarda her zaman umut vardır” diye belirtti.
GÜLÜM: ALEVİLERİN TARİFİNDE DEVLET İNKAR İLE İFADE BULUR”
‘Alevilerin tarifinde devlet; Alevilerin yokluğu, inkar edildiği ile ifade bulur’ diyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm ise şunları ifade etti:
“Devlet neden eşit davranmıyor sorusunu iyi anlamamız gerekiyor. Alevilerin önemli bir sloganı var; zenginlere fen dersi, yoksullara din dersi yapısında tekçilik, ırkçılık, cinsiyetçilik var. Bu bir ülkeyi yönetmede kullanılan araçlardır. Toplum ırkçı eğitimle eğitiliyor. Dilimizi, inancımızı, kültürümüzü inkar ederler ama en çokta sözde barıştan bahsederler. Yaşadığımız bu sorunlar içerisinde mücadelemiz eksik ve yeterli olmayabilir. Bugüne kadar hiçbir başarı oturduğumuz yerden olmamıştır. Aleviler bulundukları yerde bu devlete karşı eşit yurttaşlık mücadelesini yükseltmeli. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile kendi Alevileri oluşturup asimilasyonu başarıya ulaştırmak istiyor. Bu fiziki bir saldırı değil; pir-dede maaş verme, cemevlerinin eksiklerinin yapılması gibi saldırılardır.”
“2025 YILI ALEVİLER AÇISINDAN KRİTİK BİR DÖNEM”
Gülüm, Alevi örgütlenmesinin yeni dönemde ihtiyaçlara cevap verecek birikimde olduğuna işaret ederek, 2025 yılının kritik bir dönem olduğu vurgusu yaptı. Gülüm, “2024-2025 yılının Aleviler açısından çok kritik bir dönem olduğunu düşünüyorum. Hacı Bektaş’ta devletin olma, etkinliklere el koyma çabasına karşı Alevi kurumları direndi. Daha kapsamlı mücadelenin koşulları oluşmuş durumdadır. Alevi kurumları yeni dönemde karşı çıkmayla, basın açıklamasıyla bunla başa çıkamaz. Alevilerin tüm kurumları tüm ihtiyaçlara cevap verecek konuma gelmiştir. Bu dönemin ihtiyaçlarını ve gelecek sürecin nasıl olacağına dair atılacak adımları bu toplamla planlayabiliriz” şeklinde konuştu.
Etkinliğin ilk günü sanatçılar Çağlar Gökçimen, Özlem Koç, Ali Ekber Eren, Tayfun Hakan Kağan ve Erdal Bila’nın seslendirdiği eserler ve şiirler ile son buldu.
PİRHA- Koçgiri Kültür Derneği, 1921’de Koçgiri’de katledilenleri anarak lokmalarını pay etti. 3 günlük anma kapsamında Sivas Zara ve İmranlı’daki katledilen canların mezarlarını ziyaret ederek çerağlar uyandıran Koçgiri Kültür Derneği üyeleri ayrıca Pir Köçek ziyaretinde geleneksel Newroz ateşi yaktı.
Koçgiri Kültür Derneği, Koçgiri Katliamı’nın 103. yılında katledilen canlar için Sivas’ın Zara ve İmranlı ilçelerinin köylerinde 3 gün süren anma düzenledi.
Anma kapsamında Zara ilçesine bağlı Bağlama Köyü’nde katledilen Elif Ana ve İmran’lı ilçesine bağlı Becek Köyü’nde bulunan Ana Dakilıko, mezarları başında anıldılar, çerağlar uyandırıldı.
Ayrıca Koçgiri Katliamı döneminde İmranlı ilçesi Kapıkaya köyünden alınarak katledilen İbrahim Ağa oğlu Ağa, Mille Kasım oğlu Heci, Mahmut Ağa oğlu Qaso, Heso oğlu Misto, Kiso oğlu Allo, Sile oğlu Hesso, Alişer oğlu Begigk, Mexso oğlu Kallo, Girre Ali isimli canlar için Arıx köyünde anma yapıldı.
Anma programı yine Zara ilçesine bağlı Bağlama Köyü’nde bulunan Pir Köçek ziyaretinde geleneksel Newroz ateşinin yakılması sonrasında söylenen ağıt ve klamlarla son buldu.
Koçgiri Kültür Derneği anma programına dair paylaştığı mesajda ise “Tekçi bir zihniyet kainatın hakikatine aykırı hastalıklı bir zihniyettir. Eğer bu zihniyet doğru olsaydı, bu kadar millet, bu kadar dil, bu kadar inanç olmazdı. Onun için dilinizi, itikadınızı koruyun. Toprağınıza sahip çıkın” çağrısında bulundu.
“103 yıl sonra Elif Ana’nın, Ana Dakılıko’nun ve katledilen Kapıkaya’lı canlarımızın mezarı başında toplanıyoruz. Bu mezarlarda yatan analarımız ve canlarımız ne yaptı da bizleri bir asır sonra mezarları başında toplayabiliyor? Bu sorunun cevabı çok basittir. Onlar kimsenin yaşadığı topraklara gitmediler, kimsenin toprağını gasp etmediler, kimsenin köyünü yakmadılar, kimsenin namusuna el uzatmadılar.
Onlar sadece hapishanelerden boşaltılarak Koçgiri üzerine salınan, köylerimizi yakan, mal davarımızı çalan katil sürülerine karşı canlarını ortaya koyarak nefsi müdafaa yaptılar. Toprağımızı terk etmiyoruz, inancımız, itikadımız ve dilimizden vazgeçmiyoruz dediler. Onun için katledildiler.
“103 YIL GEÇSE DE TEKÇİ ZİHMİYET HALA KOL GEZİYOR”
Çetelerin arkasındaki bu katliam zihniyeti nereden kaynaklanıyor? Bu zihniyet, tek millet, tek mezhep zihniyetidir. Bu zihniyet Koçgiri’de tek bir kurşun atılmamışken altı bin Ermeni’yi Deyr-i Zor çöllerine süren yarısını yollarda soyup öldüren, mallarına el koyan zihniyettir.
Bu zihniyet 1921’de on beş bin Rum’u katledip yüz bin Rum’u göçerten zihniyettir. 1921’de Bağlama köyünde Elif Ana’nın, Becek’te Ana Dakılıko’nun, Kapıkaya’da 9 canımızın, Koçgiri’de binlerce canımızın kapısına, toprağına çökmeye çalışan da bu zihniyettir.
Katliamcıların komutanı Sakallı Nurettin ne diyordu? ‘Bunların sadece adı İslamdır, bu harekat Ovacık’a kadar gitmezse bunlar temizlenemez.’
Değerli canlar katliamdan bu yana 103 yıl geçti. Ama bu tekçi ve katliamcı zihniyet aramızda kol geziyor. 103 yılda bizi dilimizden ettiler, kimliğimizden uzaklaştırmaya çalıştılar, itikadımıza da müdahaleleri devam ediyor. Bizi Kültür Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlayarak Sünnileştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
“ONLARIN DİRENCİNİ DEMOKRATİK BİR ÜLKE MÜCADELESİNDE YAŞATACAĞIZ”
İşte bu noktada Elif Ana, Ana Dakılıko ve katledilen tüm canlarımız bize yattıkları yerden sesleniyor ve diyorlar ki; ‘Ey kızlarım, oğullarım! Dilini, inancını, toprağını koruyamayan onurunu, namusunu da koruyamaz. Kendi inancıyla, kimliğiyle var olamayan egemen kimliğin ve inancın kötü bir kopyası olur.’
Tekçi bir zihniyet kainatın hakikatine aykırı hastalıklı bir zihniyettir. Eğer bu zihniyet doğru olsaydı bu kadar millet, bu kadar dil, bu kadar inanç olmazdı. Onun için dilinizi, itikadınızı koruyun. Toprağınıza sahip çıkın!
Biz bu çağrıyı duyuyoruz, içimizde hissediyoruz ve diyoruz ki; bu tekçi, ırkçı, şeriatçı zihniyete teslim olmayacağız. Elif Ana’nın, Da Kılko’nun Kapıkayalı dokuz canımızın ve katledilen binlerce insanımızın direncini, özgür, demokratik ve çoğulcu bir ülke yaratma mücadelesinde yaşatacağız. Bu mücadeleye destek veren, anmalarımıza katılan tüm canlarımıza aşk olsun diyoruz.”
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, Aleviler için kutsal sayılan Hewtemal/Hawtemal’ı kutlayarak lokmalarını paylaştı.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, baharın ve eski geleneğe göre yeni yılın karşılanması olan Hewtemal/Hawtemal’ı kutlayarak lokmalarını paylaştı. Çerağlar uyandırıldığı etkinlikte geleneksel yemek olan Zerefet pişirilerek paylaşıldı.
Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube binasında gerçekleşen etkinliğe Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Rukiye Hurustan, Kureyşan Ocağı’ndan İsmail Alkan’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
Özellikle kadın emeği ile hazırlanan yemekler önce bıçakla kesildi, ardından pişen hamurun içi doğrandı. Sarımsaklı ayran ve tereyağının dökülmesiyle birlikte estetik bir görüntü kazanan Zerefet, sonraki aşamada sofrada yerini aldı.
Lokmaların paylaşılması öncesinde Baba Mansur Ocağı’ndan Rukiye Hurustan çerağ uyandırırken, Kureyşan Ocağı’ndan İsmail Alkan lokma duası verdi. Kutlamada Hewtemal ve güncele dair görüşler paylaşıldı.
Hefwemal/Hawtemal, geleneksel Zerefet yemeğinin pay edilmesi ile son buldu.
PİRHA-Aleviler için kutsal olan Kara Çarşamba’nın son günü nedeniyle yurttaşlar, Dersim’de bulunan Gola Çetu Ziyaretgahına gelerek çerağlar uyandırıp, lokmalar pay etti.
Dersim’de Alevilerin inanışına göre “Xızır Ayı” olarak da bilinen Şubat ayından sonra Mart ayının ilk üç çarşambası “Kara Çarşamba” olarak kabul edilir. Yüzyıllardır devam eden bir gelenek olan “Kara Çarşamba” aynı zamanda baharın başlangıcı sayılıyor. Evlerde ve kutsal mekanlarda çıralar yakılır, kurbanlar kesilir ve lokmalar dağıtılır. Dersimliler bu ritüellerle yılın iyi geçmesini ve kötülüklerin defedilmesini diler.
Pülümür ile Munzur Çayı’nın birleştiği yer olan ve Dersim’de kutsal kabul edilen Gola Çetu Ziyaretinde, Kara Çarşamba’nın (Çarseme Şiya) son gününde çok sayıda yurttaş çerağ uyandırıp, lokmalarını pay etti.
Yurttaşların yanı sıra Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ve DAD yöneticileri de çerağlar uyandırıp lokmalar pay etti.
“GELENEKLERİMİZİ SÜRDÜRMEK İÇİN GOLA ÇETO’YA GELDİK”
Geleneklerini sürdürmek için Gola Çeto’ya geldiklerini söyleyen Piri Sevdin Ocağı’ndan Ali Doğan, “Bu gece bizim inanç, itikat ve kültürümüzde yer ve gök birbirleriyle dar ve didar olma gecesi olduğuna inanılıyor. Bu geceden sonra bütün suların, doğanın aklandığına inanılıyor. Bizde bu dönemde ziyaretlere, sulara ve ulu ağaçlara gidilir. Gola Çeto Hızır’ın nişangesi olduğu için buraya niyaz olup lokmalarımızı dağıtıp dileklerimizi istedik” dedi.
PİRHA- Didim Cemevi’nde 6 Şubat Maraş merkezli depremlerde yaşamını yitirenleri anarak lokmalarını paylaştı.
Maraş merkezli depremlerin birinci yıldönümünde Didim Cemevi’nde yaşamını yitirenler anıldı. Anmaya Kureyşan Ocağı pirlerinden Engin Seyitalidedeoğlu, Sinemilli Ocağı pirlerinden Tacim Bakır’ın yanı sıra çok sayıda yurttaş ve Didim’e yerleşen depremzede aileler katıldı.
Kureyşan Ocağı pirlerinden Engin Seyitalidedeoğlu’nun gülbeng vererek çerağ uyandırdığı anmada, bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
PİRHA-İdam edilişlerinin 86. yılında Seyit Rıza ve arkadaşları Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda anıldı. Ağıtların yakıldığı, çerağların uyandırıldığı anmada konuşan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Onların hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi.
Bundan tam 86 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyit Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.
Seyid Rıza ve arkadaşları Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda anıldı. Anmada çerağlar uyandırılıp, ağıtlar söylendi.
Anmaya Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri, Demokratik Alevi Derneği Eş Başkanı (DAD) Musa Kulu, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve çok sayıda yurttaş katıldı.
“86 YIL ÖNCE İDAM EDİLEN SEYİTLERİMİZ İÇİN BİR ARADAYIZ”
86 yıl önce idam edilen seyitler için bir arada olduklarını söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Onların hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Dünyada ve ülkemizde barışın olması için çerağ uyandıracağız” dedi.
Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak sözlerine başlayan Derviş Cemal Ocağı evladı Menşure Doğan da, “Seyit Rıza ve yoldaşları şahsında Dersim’de katledilen on binlerce masum için çerağlarımızı uyandırıyorum. Bize bu katliamı yapanlar bizden özür dilesinler biz de onları affedelim” diye konuştu.
Dersimli müzisyenler Raber Diler ve Erdoğan Emir ağıt okuduktan sonra çerağlar uyandırılıp, lokmalar pay edildi.
PİRHA-Dersim’de 19. Düzgün Baba İnanç ve Kültür Etkinliği başladı. Düzgün Baba’da çerağlar uyandırılıp, lokmalar pay edildi. Lokma gülbengini okuyan Kureyşan Ocağı’ndan Kazım Açıktepe, “Lokmalarımız bundan sonra hiçbir coğrafyada acılar olmaması adına olsun” dedi.
Nazımiye Belediyesi, Düzgün Baba Cemevi Derneği, Nazımiyeliler Derneği, Dersim Dernekleri Federasyonu ve Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu ortaklığında yapılan 19. Düzgün Baba İnanç ve Kültür Etkinliği Düzgün Baba Cemevi’nde başladı.
Lokma gülbengini Kureyşan Ocağı’ndan Kazım Açıktepe okudu. Açıktepe, “Lokmalarımız bundan sonra hiçbir coğrafyada acılar olmaması adına olsun” dedi.
19. Düzgün Baba İnanç ve Kültür Etkinliği, ‘Alevilerin Ocak inanç ve itikat mekânları ile karşıya kaldığımız sorunlar’ konulu panelle devam edecek.
PİRHA-Dersim’de Ana Fatma Ziyareti’ne gelerek çerağ uyandıran Başak Demirtaş, “Umuyorum ki inançların, kültürlerin, dillerin özgür bir yarınlarda eşit bir şekilde yaşaması ve bütün tutsaklarımızın özgürleşmesi” dileğinde bulunduğunu söyledi.
Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, Başak Demirtaş, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri Aysel Doğan Gazik Kadın Seçim Bürosunun açılışının ardından Ana Fatma Ziyareti’ne giderek çerağlar uyandırıp, lokmalar pay etti.
Başak Demirtaş, Ana Fatma Ziyareti’nde hangi dileklerde bulunduğunu PİRHA’ya anlattı.
“ANA FATTAMA ZİYARETİ’NE GELİP GÜZEL DİLEKLERDE BULUNDUK”
Dersim halkının coşkusunun Munzur’un coşkusu gibi olduğunu söyleyen Başak Demirtaş, “Bugün Dersim’de çok mutlu ve umutlu olduk. İnşallah 14 Mayıs günü Ayten Kordu’yu rekor bir oyla meclise gönderecek. Ana Fatma Ziyareti’ne gelip güzel dileklerde bulunduk. Umuyorum ki inançların, kültürlerin, dillerin özgür bir yarınlarda eşit bir şekilde yaşaması ve bütün tutsaklarımızın özgürleşmesi dileğiyle” dedi.
PİRHA-Depremde yaşamını yitirilenler Dersim’de İnsan Hakları Heykeli’ne karanfiller bırakılıp, çerağlar uyandırılarak anıldı. En temel insan hakkı olan yaşam hakkının korunamadığı için İnsan Hakları Heykeli önünde olduklarını söyleyen TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, “Asrın felaketi denilen ama aslında asrın ihmali olan çok ağır ve çok acı bir tablo var önümüzde bunun sorumlusu da mevcut siyasettir” dedi.
6 Şubat’ta 10 ili etkileyen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de yaralandı, evsiz kaldı.
Depremde yaşamını yitirilenler için Dersim’de İnsan Hakları Heykeli önünde anma yapıldı. Anma öncesi Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan açıklama yaptı. Açıklamanın ardından İnsan Hakları Heykeline karanfiller bırakılıp çerağlar uyandırıldı.
“ASRIN FELAKETİ DEĞİL, ASRIN İHMALİ”
En temel insan hakkı olan yaşam hakkının korunamadığı için İnsan Hakları Heykeli önünde olduklarını söyleyen TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, “Asrın felaketi denilen ama aslında asrın ihmali olan çok ağır ve çok acı bir tablo var önümüzde bunun sorumlusu da mevcut siyasettir. Bir mum, bir karanfil diyerek yitirdiğimiz canları bir kez daha anıyoruz ve Türkiye halklarının başı sağ olsun” dedi.