Etiket: cerattepe

  • Çifçi: Ceattepe’den Munzur’a ekoloji mücadelesinin sesi ortaklaştırıldı

    Çifçi: Ceattepe’den Munzur’a ekoloji mücadelesinin sesi ortaklaştırıldı

    PİRHA- Ekoloji Birliği Bileşenleri ve (ARÇEP) Artvin Çevre Ekoloji platformu adına konuşan çevre aktivisti Adem Çifçi “çevre-ekoloji sorunlarına yönelik yerel mücadelelerle dayanışma yükseltilerek, Cerattepe’den Munzur’a, Fatsa’dan Hasankeyf’e, Aydın’dan İstanbul Kanal’a; yani ülkenin her köşesindeki ekoloji mücadelesinin sesi ortaklaştırıldı”dedi.

    Artvin’deki yaşam alanlarına yönelik talan politikalarına karşı Artvin Kültür Çevre Dayanışma derneğinde basın açıklaması yaptı. Ekoloji Birliği Bileşenleri adına açıklamayı okuyan çevre aktivisti Adem Çiftçi şunları ifade etti;

    “Cerattepe biten bir adalet değildir özellikle Cerrattepe’de madene, derelerimizde HES’lere karşı mücadelede aktif olarak yer alan Artvin Çevre Platformu ve Yeşil Artvin Derneği’nin de içinde bulunduğu Ekoloji Birliği’nin kuruluşu için iki toplantı yaptık ve öneli kararlar aldık. Öncelikle ülkenin dört bir tarafından ilk kez bir araya gelen dernek ve platform sözcüleri birbirlerini tanıma, birbirlerinin mücadelesinden deneyimler elde etme olanağı buldu. Birlikteliğin sağlanmasından sonra adımız Ekoloji Birliği olarak belirlendi. Kuruluş kararından sonra artık yerel mücadelelerle dayanışma, birbirinin sesine ses katma süreci hızlanarak başladı. Cerattepe’den Munzur’a, Fatsa’dan Hasankeyf’e, Aydın’dan İstanbul Kanal’a; yani ülkenin her köşesindeki ekoloji mücadelesinin sesi ortaklaştırıldı.

    “Ekoloji Birliği 67 bileşeni ile Türkiye’nin en büyük ve etkili ekoloji hareketi olarak gündeme müdahale ederken yeni gündemler belirlemeye de çalışmaktadır” diyen Çİftçi, son olarak birliğin ilkelerini sıraladı.

    PİRHA/ANKARA

  • Tarım Orkam Sen: Rant uğruna ne gözleri doyuyor ne vicdanları sızlıyor

    Tarım Orkam Sen: Rant uğruna ne gözleri doyuyor ne vicdanları sızlıyor

    PİRHA – Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam Sen) başta Kaz Dağları olmak üzere çevre felaketlerine yol açan hükümet kararlarına tepki göstererek “Yaşam kaynaklarımız katledilmek üzere devlet eliyle sermayenin denetimine veriliyor” dedi.

    Günden güne artan çevre felaketlerinin son bulması adına tepki gösteren bir kurum da Tarım Orkam Sen oldu. Yazılı açıklama yapan sendika yönetimi, hükümetin çevre politikalarını eleştirerek başta Kaz Dağları olmak üzere birçok ilde süren doğa kıyımına dikkat çekti.

    Merkez Yönetim Kurulu Adına Genel Başkan Hamit Kurt’un paylaştığı yazıda “Tüm karşı çıkışlarımıza rağmen hükümet ve sermaye ısrarla doğa katliamlarına her gün bir yenisini ekliyor. Cerattepe, Allianoi, Hasankeyf, Karadeniz dağları ve dereleri, Munzur Dağları, İznik ormanları, Salda Gölü, Kaz Dağları ve daha onlarca doğa harikasına rant ve para uğruna saldırıyorlar. Yaşam kaynaklarımız katledilmek üzere devlet eliyle sermayenin denetimine veriliyor. Ağaçları kesiyor, maden arama adı altında sularımızı ve derelerimizi kirletiyor, toprağımızı zehirliyorlar, çölleşiyor.” denildi.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “GÖZLERİNİ RANT BÜRÜMÜŞ”

    Kaz dağlarında 195 bin ağacı bir çırpıda kesenler “tam olarak o kadar değildi” diyerek ağaç katliamının boyutunu gizlemeye çalışırlarken kendi verdikleri rakamın bile korkunçluğunun zerre kadar farkında olmuyorlar. Çünkü gözlerini rant bürümüş…

    Madencilik faaliyetleriyle ilgili alınan onlarca, yüzlerce yargı kararını hiçe sayıyor, her seferinde farklı yöntemlerle ormanlarımıza, yaylalarımıza iş makineleriyle, kimyasal maddelerle güvenlik güçlerinin korumasında yeniden yeniden girmeye çalışıyorlar.

    Altın ve diğer metaller çıkarılırken doğaya zarar vermeden işleneceğini iddia ediyorlar. Oysa; Kaz Dağları ve civarı bırakın siyanürle altın aramayı, hiçbir şekilde dokunulmaması gereken bir coğrafyadır. Binlerce yıllık bir geçmişi olan Kaz Dağları bölgenin can damarıdır, nefes borusudur. Flora ve fauna olarak oldukça zengin içeriğe sahip bölgenin maden arama adı altında kıyıma uğraması ileride telafisi imkansız sonuçlar doğuracaktır. Bölgedeki madencilik faaliyeti yaşamsal öneme sahip olan su başta olmak üzere diğer kaynakları da doğrudan etkileyecektir. Hakeza Hasankeyf, gerek endemik bitki yapısıyla ve gerekse de binlerce yıl onlarca uygarlığa ev sahipliği yapmasıyla dünyada eşi benzeri olmayan, geçmişi bugüne bugünü geleceğe bağlayan bir tarih köprüsüdür.

    Kanadalı maden şirketi Alamos Gold’un açıklamasına göre söz konusu alanda 3 milyon ons altın bulunmuş. Değeri 4 milyar dolar yani 22 milyar 640 milyon lira. Yaptıkları yatırım sadece 100 milyon dolar ve ekliyor: ‘Mütevazi bir yatırım yaptık. Üretime 2020 yılında başlayacağız ve 15 sene sürecek. TL’nin değer kaybetmesi maliyetleri düşürdü. Yabancı işçi çalıştırmıyoruz. Türkler taş taşımakta çok iyiler. Türklerin çok iyi yaptığı bir şey, hatta dünyada en iyilerden biriler; hafriyat ve taşları bir yerden bir yere taşımak. Dünyada onların tecrübesinde çok az ülke bulabilirsiniz.” İfadelerini kullanıyor. Yani diyor ki1 koyup 100 alacağız!..

    Yerli ve yabancı şirketlerin zenginliğine zenginlik katan bu yağma yasadışı ya da hukuk dışı mı? Hayır! Minareyi çalan kılıfını kendince uyduruyor. Alenen Anayasa’ya aykırı değişikliklerle yağmanın önünü açılıyor, yağmanın nitelik ve nicelik sınırlarını genişletiliyor. 6831 sayılı Orman Kanunu AKP hükümetleri döneminde 15 kez değiştirildi. Değişikliklerin çoğu da aynı kanunun 16, 17 ve 18. maddeleri. Yani, ormanların ormancılık dışı amaçlarla kullanımına ilişkin izin ve irtifak işlerini düzenleyen maddeler. ÇED raporları ise sadece ‘yatırımların doğaya/çevreye zarar vermediğini’ gösteren uyduruk manzumelere dönüşmüş durumda. Ormanlar göz göre göre katlediliyor ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde apaçık desteklediklerini beyan eden Orman Mühendisleri Odasının sesi çıkmıyor. Yaşadığı ülkenin doğasına sahip çıkmak bir insanlık görevidir.

    Bugün Kaz Dağlarına, Salda Gölüne, Hasankeyf’e, Munzur dağlarına sahip çıkanlar aynı zamanda emek ve demokrasi mücadelesi de vermektedirler. Çünkü biliyoruz ki, doğamıza saldıranlarla ekmeğimizi elimizden almak isteyenler aynı çevrelerdir, aynı güçlerdir. Deresine, ormanına, dağına, yaylasına sahip çıkan insanlarımıza saldıranlar şunu bilmeli ki, tarihine ve coğrafyasına sahip çıkmayanlar asıl o zaman ölürler.

    Hükümet yetkilileri Kaz Dağlarındaki madencilik faaliyetinin etkileriyle ilgili olarak hem yargıyı hem de kamuoyunu yanıltacak açıklamalar yapmaktan vazgeçmeli, doğanın talanına son verilmelidir. Bizleri zehirleyecek, nefessiz bırakacak, doğamızı telafisi mümkün olmayacak zararlara uğratacak projeler derhal durdurulmalıdır. Bu tür projelerden rant sağlayan ve sağlamak isteyenlerin tüm ticari faaliyetleri yasaklanmalıdır.

    Tarım Orkam-Sen ve konfederasyonumuz KESK olarak doğamıza ve tarihimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bunun için verilen mücadelenin asli unsuru olacak; yaşlısı, genci, kadını, erkeği ile doğasına, yaylasına, ormanına, suyuna, Enerjisine sahip çıkanlarla omuz omuza mücadele edeceğiz.

    Doğamız, toprağımız ve suyumuz için bütün herkesi mücadele etmeye çağırıyoruz.

    PİRHA / ANKARA

  • Artvinliler, Valilik yasağına rağmen Cerattepe için buluştu

    Artvinliler, Valilik yasağına rağmen Cerattepe için buluştu

    Artvinliler,  Artvin Çevre Platformu’nun düzenlediği ve Yeşil Artvin Derneği’nin ev sahipliği yaptığı ‘Cerattepe için Artvin Buluşması’nda bir araya geldi.

    Artvin Valiliği’nin izin vermediği Cerattepe Buluşması diğer illerden gelen Artvinliler ile birlikte dün Artvin Kafkasör’de gerçekleştirildi.

    Etkinlikte bir araya gelen çevreciler Artvin’in yaşam alanının maden projesi ile yok edilmemesi için mücadelenin devam edeceğini dile getirdiler. Etkinliğe İstanbul Artvinliler Hizmet Vakfı, Ankara Artvin Kalkınma ve Eğitim Vakfı, Ankara Artvin Kültür ve Dayanışma Derneği ve çevre illerin Artvinli STK’lerin temsilcileri katıldı.

    Etkinliğe katılan çevreciler yapılan engellemelere karşı bir araya gelerek forum gerçekleştirdiler. Forumda mücadeleye dair düşüncelerini anlatan, gözlemlerini paylaşan katılımcılar mücadeleye dair neler yapılabilineceğini dile getirerek önerilerini sundular.

    “BENİ ÖLDÜRSÜNLER, YETER Kİ ARTVİN KURTULSUN”

    Cerattepe mücadelesinin simgesi haline gelen 93 yaşındaki Erzade Yalçıntaş “Cerattepe’de madene kesinlikle hayır diyorum. Memleketimizi çöl etmesinler, yeşilimizi soldurmasınlar. Arılarımızı balıklarımızı öldürmesinler doğamızı kirletmesinler” diyerek mücadelenin sonuna kadar devam edeceğini vurguladı ve “Desinler ki seni burada öldüreceğiz madenide durdurucağız hemen yatarım bıçak altına. Beni öldürsünler, yeter ki Artvin kurtulsun. Ben gitmişim gideceğim kadar ama torunlarım torunlarımızın çocukları için yoksa bu yaştan sonra biz ne yapacağız” dedi.

    “ÖNEMLİ BİR ETKİNLİK”

    İstanbul’da bulunan Artvin STK ve Platformlar adına konuşan Mustafa Melek, OHAL koşullarında doğa yanlısı mücadelenin zor olduğu dönemlerde Cerattepe mücadelesini Artvin dışına taşıyabilmek için çaba gösterdiklerini belirterek, “Bu anlamda bir araya geldik ve Artvin’in dışında İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir, Ankara, Sakarya gibi birçok ilde bu amaçla örgütlendik. Bu nedenle de böyle bir organizasyona katılmak için İstanbul’dan, Bursa’dan ve başka şehirlerden organizasyonlar yaptık” dedi. Organize edilen etkinliğe Artvin Valiliğince izin verilmediğine değinen Melek, “Benzer bir engellenmeyle İstanbul’da da karşılaşmıştık. Geçen kış İstanbul’da, Cerattepe Mücadelesine destek amacıyla 18 sanatçını katılacağı bir konser organize etmiştik, Bu konserimiz de yine benzer gerekçelerle engellenmişti” dedi ve bu sebeple yapılan etkinliğe katılmanın Artvin’deki doğa mücadelesi açısından önemli olduğunu vurguladı.

    ‘Etkinliğe izin verilmemesinin anlaşılır bir tarafı yok’

    Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan valiliğin izin vermemesinin etkinliği bir piknik ve sohbet etkinliğine dönüştürdüğünü söyleyerek, “Esasında bugün burada bir forum yapılacaktı Çoruh Park’ta da bir konser düzenlenecekti. 25 Temmuz’da Artvin Valiliğine başvurduk. Ne yazık ki son 2 gün kala mesai bitimine doğru sudan bahanelerle etkinliğimizi valilik iptal etti” diyerek yapılan etkinliğin tüm Artvinli STK’ler tarafından düzenlendiğini fakat etkinliğin istenildiği gibi olmadığını söyledi. Karahan, “Bu yasaklamanın anlaşılabilir bir tarafı yok. Biz insanların başına zehir dökmüyoruz onlara zarar vermiyoruz biz sadece pikniğimizi yapıyoruz şu anda” dedi.

    Valiliğin izin vermemesini de eleştiren katılımcılar arasında YAR-SAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, İstanbul Artvinliler Hizmet Vakfı Başkanı Esen Yağcı, CHP 22. Dönem MV. Yüksel Çorbacıoğlu, Ankara Artvin Kalkınma ve Eğitim Başkanı Demir Akın ve çevreciler katıldı.   (BirGün)

     

  • Artvin Valiliği Cerattepe Buluşmasını yasakladı

    Artvin Valiliği Cerattepe Buluşmasını yasakladı

    Artvin Valiliği, Cerattepe Buluşmasına bayramı gerekçe göstererek izin vermedi. Yeşil Artvin Derneği valiliğin yasak kararını kınayarak tüm Artvinlileri Kafkasör yaylasında piknik yapmaya çağırdı.  

    Artvin Valiliği Kafkasör yaylasında yapılması planlanan Cerattepe Buluşmasına bayram tatili yoğunluğunu gerekçe göstererek izin vermedi.

    Yeşil Artvin Derneği valiliğin bu yasakçı tutumunu kınayarak tüm Artvinlileri Kafkasör yaylasında piknik yapmaya çağırdı.

    30 YILI BULAN CERATTEPE MÜCADELESİ

    Artvin’in tepesinde işletilmek istenen altın madenine karşı yıllardır direnen Artvinliler, bu süre boyunca sürekli bir şekilde devlet kurumlarının engellemelerine maruz kaldılar. Artvin’in içme suyu havzasında yer alan altın madeninin kent açısından bir yıkım olacağını ortaya koyan bilimsel verilere, mahkeme kararlarına ve neredeyse kentin tamamının karşı çıkışına rağmen AKP hükümeti Cerattepe’de altın işletilebilmesi için yandaş sermayedar Cengiz Holdinge her türlü kolaylığı sağladı. Cerattepeye iş makinelerinin çıkarılmasını önlemek için Kafkasör yaylasına  giden yolu araçları ile tıkayarak barikat kuran Artvinliler, kente gönderilen 7 ilin polis ve jandarmasının gazlı joplu saldırısına üç gün boyunca direndiler. Daha önce “ya Artvin ya maden” diyerek madenin işletilemeyeceğine karar veren mahkemeler de bir süre sonra bu kararı veren hakimlerin sürgün edilmesi sonrası yeniden açılan dava da bu sefer tam tersi kararlar verilerek hukuksal olarak altın madeninin önünü açtılar. İş makinelerinin zorla Cerattepeye çıkarılmasından birkaç ay sonra maden alanına yapılan inceleme gezisinde gazeteciler şirketin doğa talanına şahit oldular.  Tüm olumsuzluklara rağmen Artvinliler 30 yılı bulan Cerattepeyi koruma mücadelesini kararlılıkla devam ettiriyorlar.

    OHAL ARTVİN’DEN KALKMAMIŞ!

    Bu mücadelenin bir parçası olarak Türkiye’nin dört bir yanındaki Artvin Dernek ve Vakıfları ile Yeşil Artvin Derneği tarafından 19 Ağustos’ta yapılması planlanan “Cerattepe için Artvin Buluşması” Artvin Valiliğinin engeline takıldı. OHAL sürecinde aylarca kentteki gösteri ve toplantıları yasaklayan valilik, OHAL’in kaldırıldığının ilan edilmesine rağmen adeta bunun Artvin için geçerli olmadığına dair bir karara imza attı.

    YANILMIŞIZ!

    Konuyla ilgili Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan imzasıyla yapılan açıklamada, dernek olarak Cerattepe Buluşması için Artvin Valiliğine 25 Temmuzda izin başvurusu yaptıklarını belirtildi. Kafkasör yaylasında piknik ve Çoruhparkta konserler şeklinde yapılması öngörülen etkinliklere OHAL’in kalkmış olmasının da memnuniyeti ile bu kez izin verileceğini düşündüklerini ifade eden Karahan,  “İzin taleplerimizin artık kabul edileceği ve bu kez bir kişi değil, tüm halkın söylediklerine bir kez olsun kulak verileceğini  düşündük doğal olarak. Yanılmışız!” dedi.

    “DEMOKRASİ AYIBI”

    Valiliğin üç hafta önce yapılan izin başvurusuna önceki gün gönderdiği yanıtla “Etkinliğin Bayram tatiline denk geldiği, çok sayıda turist olduğu, yoğunluğun bayramlarda arttığı ve vatandaşların mağduriyetlerinin olmaması …. “ gerekçeleriyle izin vermediğini dile getiren Karahan, “Toplumun en masum taleplerini bile karşılayamamak, öte yandan bir kente ve ülkeye ciddi zarar verdiği ortada olan bazı özel kişilerin her türlü talebine büyük bir aşk ile olumlu cevap vermek, en hafif deyimle bir demokrasi ayıbıdır” dedi. Yapmak istedikleri etkinlikte sadece doğayı ve çevreyi koruma içerikli konuşmalar yapılacağını aktaran Karahan, “etrafa asit maden suyu, civa ve ağır metal, milyonlarca ton hafriyat atmayacak, suları zehirlemeyecek, ormanları kesmeyecektik. Sahi bunlar olurken sayın valiliğimiz bir şeyler yapıyor mu? Mesela derelerin suyunu bir kez tahlil ettirdiler mi? Ormanlara dökülen hafriyatlara ilgili falan ve filan sayılı yasa ve yönetmeliklere göre gereğini yaptılar mı? Yoksa bu makamın görevi toplum sağlığı yerine konuşanları susturmak mıdır? Biz yine de hatırlatalım dedik. Bir Vali’nin görevi toplumuna kulak vermektir. Artvin halkı bir vatan haini muamelesi görmekten bıkmıştır ve ziyadesiyle incinmiştir. Bunu muameleyi hakkedecek hiç bir şey yapmamıştır?” dedi.

     PİKNİK YAPACAĞIZ, VALİ DE DAVETLİ 

    Yeşil Artvin Derneği olarak, Artvin Valiliğini kendi ayıbıyla baş başa bırakarak, iptal edilen etkinliklerin yerine Kafkasör Mesire yerinde tüm Artvinlileri ve Artvinin misafirlerini piknik yapmaya davet ettiklerini belirten Karahan, şunları söyledi:

    “Lütfederlerse Sayın Vali de bayramlaşmak için pikniğimize katılabilirler. Bunun için bir izin talebine gerek bulunmamaktadır. Biz iyi biliyoruz ki ‘Vatanseverlik, ülkeyi sevmektir, hükümetleri değil’ Artvin halkı defalarca kanıtlamıştır vatanseverliğini. Madene karşı olunduğu için vatan haini madenciyi sevince vatansever olunmuyor.”

  • Artvinliler 19 Ağustos’ta Cerattepe için buluşuyor

    Artvinliler 19 Ağustos’ta Cerattepe için buluşuyor

    Türkiye’deki Artvinlilerin ve Artvinli sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek oluşturduğu Artvin Çevre Platformu, 19 Ağustos’ta Cerattepe için buluşacak.

    Platform ilk olarak Cerattepe’de yapılan madencilik faaliyetlerini basının gözü önüne serme konusunda öncülük etmiş ve ardından da Türkiye genelinde başlatılan imza kampanyası ile Artvin’de yapılan tüm çevre felaketlerine karşı imza toplamıştı.

    Platform bu sefer de tüm ülkedeki Artvinlileri Artvin Kafkasör Mevkii’nde bir araya getirmeye hazırlanıyor. Cerattepe gönüllüleri, 19 Ağustos saat 11.00’de Kafkasör Mesire Yeri’nde buluşacak. Etkinlik saat 12.00’de çeşitli profesörlerin yer alacağı “Cerattepe Forumu” ile devam edecek. 3 saat sürecek forumun ardından etkinliğe katılan insanlar Kafkasör Mevkii’nden yürüyerek dönüş yapacak. Etkinlik Çoruh Park’ta düzenlenecek konser ile sona erecek.

    Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan, Cerattepe mücadelesinin henüz bitmediğini ve Artvin Valiliği izin vermese de etkinliğin yapılacağını vurguladı.
    Karahan, Artvin Çevre Platformu’nun kuruluşundan bahsederek şimdiye kadar yapılan çalışmaları şöyle anlattı:

    “Artvin’e yapılan bu yoğun saldırıdan sonra tüm Türkiye’deki Artvinli STK’ler Artvin için daha fazla ne yapabiliriz diye toplantılar yaptı. İlk toplantı İstanbul’da yapıldı. 2’nci toplantı 22 Ekim 2017’de Kocaeli’nde yapıldı ve Artvin Çevre Platformu adı altında bir platform oluşturuldu. Bu platformda alınan bazı kararlar da yavaş yavaş hayata geçmeye başladı. Bu süreçte ilk yapılan faaliyet bölgeye gazeteci getirmek oldu, 2’nci aşamada da yine platformdakilerin önerisiyle imza kampanyası yapıldı Türkiye çapında. O da TBMM’ye iletildi. Buluşma 3’üncü etkinlik olacak.”

    Karahan, etkinliğin tarihsel olarak aslında daha önce yapılacağını fakat seçim gündemi dolayısıyla ileri bir tarihe ertelendiğini belirterek, “Bayramdan önce herkes memleketine gelir ve etkinliğe katılım daha iyi olur diyerek bu tarihi uygun gördük. Biz de Artvin’de bulunan bileşenlerle bir toplantı gerçekleştirdik. Toplantıda da bu karar gayet olumlu karşılandı, öneri benimsendi” dedi.

    Karahan, etkinlik için Artvin Valiliği’ne yazı yazdıklarını, etkinlikten on beş gün önce ilan, duyuru ve pankart çalışmaları yürütebilmek için de yazı yazdıklarını, ayrıca etkinlikte gerçekleşecek konser için Artvin Belediyesi’ne bir yazı yazdıklarını belirtti.

    “MÜCADELE HER ZAMAN SÜRECEK”

    “Türkiye’deki OHAL ve onun paralelinde 19 Eylül 2016’daki Rize İdari Mahkemesi öncesinde başlayan ve bu ay ancak sona erecek olan valilik yasaklarıyla beraber, 2 senedir Artvin halkının bütün faaliyetlerini kısıtladılar” diyen Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “O kısıtlamalarla beraber şirketi Cerattepe’ye çıkardılar ama şirket orada jandarma eşliğinde duruyor. OHAL de bitti, valilik yasakları da bitti ama hala jandarma yukarıda ve şirketin önünü açarak orada çalışmalarını sağlıyor. Ama onların orada çalışması bizim bu işten vazgeçmemizi veya bu yaşamsal mücadeleye dur demeyeceğimiz anlamında değil. Her türlü yasaklamalara rağmen Cerattepe mücadelesi hiçbir zaman bitmeyecek.”

    Karahan, buluşma alanının halka açık bir yer olduğunu belirterek Valiliğin izin vermemesi durumunda da pikniklerini yapacaklarını belirtti ve “Türkiye’de bulunan tüm çevre gönüllülerini, sivil toplum örgütlerini ve tüm Artvinlileri etkinliğe davet ediyoruz” dedi.

  • Artvinli kadınlardan doğalarının yok edilmesine tepki

    Artvinli kadınlardan doğalarının yok edilmesine tepki

    PİRHA- Artvin Cerattepe’de Cengiz Holding bünyesinde bulunan Eti Bakır’ın bölgede maden çıkarma çalışmaları doğayı, hayvan ve bitki çeşitliliğini tehdit etmeye devam ediyor. Cerattepe’deki duruma tepki gösteren Artvinli kadınlar doğa kıyımını PİRHA’ya değerlendirdi.

    HABERİN VİDEOSU

    Doğasının ve yer altı madenlerinin Artvin’i rant haline getirdiğine ve belli güçler tarafından buraların büyük firmalara peşkeş çekildiğine dikkat çeken kadınlar, Artvin üzerinden bir an önce el çekilmesi gerektiğini söyledi. Bunun ise kadınların mücadelesi ile olacağını eklediler.

    “MADEN ÇALIŞMASI TOPRAĞIMIZI, SUYUMUZU VE DOĞAMIZI KİRLETTİ”

    Bölgede altın madeni aramalarının siyanür ile yapıldığına ve arama yapılan yerden şehir suyunun karşılandığına dikkat çeken Türkan Eser, maden aramaları ile birlikte yapılan barajların doğanın dengesini bozduğunu belirterek şöyle konuştu:

    “Artvin florasıyla ve hayvanlarıyla önemli bir yer. Son yıllarda bu fark edilmeye başlandı ve çok sayıda turist aldı. 17 yaşına kadar Artvin’de yaşadım ve sonra eğitim için dışarı çıktım. Köylerimiz, meralarımız ve yaylalarımız her şeyi ile çok güzel. Son yıllarda Cerattepe’de maden arama çalışmaları başlamadan bile büyük bir alanda ağaçlar kesilmişti. Artvin’de yeşil dışında hiçbir alan bulamazdınız. Artvin’in içme suyu Cerattepe ve onun yukarısından gelir. Oradaki siyanür ile maden çıkarma çalışmaları sonucu sular kirlenmeye başladı. Bu çalışma süreci devam ettikçe de toprak da aynı oranda kirlenecek ve Artvin’i yok edecek. Hatta yeni iddialar içinde Artvin’in başka bit yere taşınması durumu var. Yedisinden yetmişine bu bizler için çok korkutucu ve üzücü. Barajlar bile Artvin doğasını ve iklim dengesini çok değiştirdi. Daha çok ve aşırı yağış alan bir kent haline geldi. Dolayısıyla toprak kaymaları artmaya başladı. Çoruh Nehri durgun akacak diye reklamlar yapılıyordu. Ama barajların artması doğanın dengesini bile bozdu ve Çoruh Nehri neredeyse akmaz oldu. Yani Artvin’i bıraksınlar. Ben müzik öğretmeniyim ve bu sene Artvin Ardanuç için bir video hazırlamayı düşünüyordum. Sonra vazgeçtik. Çünkü insanlar orayı çok tanırsalar bozarlar. Bozulmasın ve bu hali ile kalsın istedik. Bizim insanımız ağaca çok değer verir ve her yer ağaç olmasına rağmen ağaç dikmeyi kutsal sayar.”

    “ARTVİN’İN KIYIMIN ÖNÜNE GEÇMENİN YOLU EYLEMDİR, SESİMİZİ DUYURMAKTIR”

    Artvin’in güzelliklerinin şirketler için rant alanı olduğunu belirten Hanife Okumuş, alanlara çıkarak bu kıyımın önüne geçilebileceğini belirterek şunları söyledi:

    “Artvin Ardanuç’luyum ama bir kere görebildim. Artvin’in son dönem değeri anlaşıldığı için bazı firmalar için rant alanı oldu. Şirketlere peşkeş çekiliyor. Bu dernek bünyesinde bunu da boykot ediyoruz. Sadece boykot değil, sokaklara çıkılmalı ki buna engel olunabilsin. Şirketlere bu peşkeşin önüne açan güçler var ve bu güçlerin önünü kesmek lazım. Bizim yapabileceğimiz eylemdir, sesimizi duyurmaktır.”

    “MADEN ŞİRKETLERİ DOĞDUĞUM YERİ TALAN ETTİ”

    Maden arama şirketlerinin doğduğu yeri talan ettiğini söyleyen Nihal Aşçı ise, “Birlik olursak her şeyi başarırız, yaparız, toplum daha güzel yere gelir ve Artvin yeşil kalır” diyerek şunları vurguladı:

    “Cengiz İnşaat adlı şirketin bakır madeni aradığı ve talan ettiği Murgul ilçesindenim. Yeşili korumak adına herkesin duyarlı olmasını, özellikle de kadınların duyarlı olmasını istiyorum. Birlik olursak her şeyi başarırız, yaparız. Bu zihniyette olur isek toplum daha güzel yere gelir ve Artvin yeşil kalır. Kötü kentleşme ve maden arama çalışmalarına karşı çıkmalıyız. Birlik olalım, herkesin çorbada bir tuzu olsun. İzmir’de Artvin’in yeşil kalması için imza kampanyası başlattık ve duyarlı olalım. Bu imzaları meclise ve bakanlıklara götüreceğiz.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • Cengiz Holding’in maden hırsı bakın nelere yol açtı-VİDEO

    Cengiz Holding’in maden hırsı bakın nelere yol açtı-VİDEO

    PİRHA- Artvin’e 4 kilometre uzaklıktaki Cerattepe’de Cengiz Holding’in bünyesinde bulunan Eti Bakır’ın bölgede maden çıkarma çalışmaları toplumun ve Artvinlilerin tüm itirazına rağmen devam ediyor. Cerattepe’deki  duruma tepki gösteren İzmir Artvin Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı İrfan Emiralioğlu PİRHA’ya konuştu.

    Haberin Videosu gelecek

    Artvin’de yapılan maden çalışmasının toplumun rızası olmadan yapıldığını belirten İzmir Artvin Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı İrfan Emiralioğlu, yaşanan kıyımın aslında bir rant meselesi olduğunu belirtti.

    “HAYVAN VE BİTKİ TÜRLERİ YOK EDİLİYOR”

    Kurum olarak uzun zamandır Cerattepe için eylemde olduklarını ve imza kampanyası başlattıklarını belirten Emiralioğlu şöyle konuştu:

    “Cerattepe’deki kıyım rant meselesidir. Artvin dünyada bakır ve altın madeninin olduğu yerlerden biri.  Çok büyük rakamlarla ifade ediliyor. Onun için Artvin’e bir saldırı var. Artvin doğasını yok etmeye çalışıyorlar. Yalnız kendisi değil bunun yanında nadir bulunan hayvan ve bitki türleri yavaş yavaş yok olmaya başlıyor. Aylardır burada mücadele veriyoruz. İmza kampanyası oluşturduk ve bu kampanyada belli bir yere kadar geldik. Her zaman doğayı, çevreyi ve yaşam alanımızı koruyacağımızı beyan etmeye çalıştık. Bu kampanyayı İzmir’de yaymaya çalıştık ve beş bine yakın imza topladık. Bu imzaları meclise götürerek, meclise sesimizi duyurmaya çalışacağız.”

    “DEMOKRATİK EYLEM OHAL İLE ENGELLENİYOR”

    OHAL ile birlikte toplumun tepkisini demokratik eylemlerle dile getirmesine dahi izin verilmediğini belirten Emiralioğlu: “Artvin’de aslında birçok şey kaybettik. Mesela Çoruh Nehri’miz vardı. Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biriydi. Ama şimdi baraj gölü alanına döndü, bitti ve döneceği yok” dedi.

    “ARTVİN GÖÇ VERMEYE BAŞLADI”

    Halkın tepkili olduğunu ifade eden Emiralioğlu, “Bugün Türkiye hala OHAL ile yönetiliyor. Tepkiyi demokratik olarak yapamıyor. Tepki verenler ise hemen alınıyor. Bu maden ocakları doğayı yok edecek. Yavaş yavaş Artvin’de coğrafik değişimi görüyoruz. Artvin dışarıya göç vermeye başladı” diye konuştu.

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • Gazeteci Dağıstanlı: Hayatın her alanına yayılan direnişler göstermeliyiz-VİDEO

    Gazeteci Dağıstanlı: Hayatın her alanına yayılan direnişler göstermeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Cumhuriyet gazetesi çalışanlarına yönelik açılan davanın duruşması görülmeye devam ediyor. Yurt içinden ve dışından bir çok gazeteci örgütünün de takip ettiği davaya katılan gazeteci Mustafa Alp Dağıstanlı PİRHA’ya konuştu. Dağıstanlı, her düzeyde ve her alanda adaletsizliğin olduğuna dikkat çekerek, “Buna karşı mutlaka yapabileceğimiz şeyler olmalı” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Cumhuriyet gazetesi davası devam ediyor. Davayı takip eden gazetecilerden Mustafa Alp Dağıstanlı PİRHA’ya konuştu.

    “Hak, hukuk, adalet ya da mantık, aklına ne gelirse vasat şeylerden bahsediyoruz” diyen Dağıstanlı şunları ifade etti:

    “Şu anda bunların hiçbiriyle işlemeyen bir durumdayız. Neyi neye göre yapıyorlar çok belli değil. Benim aklıma gelen şey şu: Bunlar bir tür tarihsel intikam fırsatı olarak algılıyorlar bunu. Kökleri belki 100 seneden daha da eskiye gidiyor öyle düşünün. Çünkü başka türlü açıklanamaz şeyler var. İşte FETÖ ve darbe girişimi diye başlayıp operasyonlar, medyaydı, akademiydi, solculardı, son olarak da liberallere varmış durumda. Onun için ne olacağına dair bir öngörüm yok. Herhalde hiç kimsenin de yok. Çünkü şöyle düşün; büyük adaletsizlikler var; her düzeyde ve alanda.”

    “BİZLER ELİMİZDEN GELENİ YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    “Normalde bir yerde durması lazım bunun diyorsun, fakat durmuyor” diyen Dağıstanlı, “Fütursuzca devam ediyorlar. Nereye kadar devam edebilir? Nasıl? Herhalde freni boşalmış kamyon gibi bir yere çarpacak bu. Çarptığında büyük bir tahribat yaratacak muhtemelen. Ne yapılması lazım? Vallahi onu da kestiremiyoruz” diye konuştu.

    Baskılara karşı insanların çok da sessiz kalmadığını söyleyerek, “Herkes elinden geleni yapıyor” diyen Dağıstanlı, şunları ifade etti:

    “Geçen gün Artvin Cerattepe’de madene karşı insanlar buluştu. Eylem yasağı var. 11. kez uzatıyorlar. İnsanların nasıl büyük tepki duyduğunu aslında kendileri de biliyor. O yasağa rağmen birkaç şehirde ve Artvin’in tamamı sokağa çıktı. Yani bu gazetecilik meselesinde de öyle. İnsan hakları savunucuları için de böyle. Onun da akla mantığa sığan hiçbir tarafı yok. Bizler elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.”

    “EYLEM ÇEŞİTLİLİĞİ YARATMALIYIZ”

    Dağıstanlı açıklamanın devamında şunları söyledi;

    “Bana büyük bir sessizlik gibi görünmüyor. Bir yandan da bir sessizlik var. Çeşitli protesto eylemleri yaptık bu on yıl boyunca. En şanlısı Gezi’ydi diyelim. Ama protestonun kendisinde bir tıkanıklık var zaten. Hep başkasının oyununu oynuyorsun demek. Bir şey yapıyor onlar, sen onu protesto ediyorsun. Bir şey yapıyor onu da protesto ediyorsun. Dolayısıyla protesto etmenin ötesine geçen şeyler düşünmeliyiz. Bir eylem çeşitliliği yaratmak lazım. İlle de büyük eylemler. İşte Adalet Yürüyüşü’nü bir daha yap belki ama hayatın her alanına yayılan bir baskı olduğuna göre bizim de hayatın her alanına yayılan direnişler göstermemiz lazım. Başka çözümler üretebilir miyiz? Mesela şimdi müfredat değişiyor. Eğitimle oynayıp duruyorlar ve tek tip elbise konuşuluyor. Aslında sadece tek tip elbise bir simge. Tek tip beyin yetiştirmek istiyorlar. Dolayısıyla biz o tek tip beyin yetiştirme hamlesine karşı nasıl hamleler geliştirebilirizi düşünmeliyiz. Yani biz kendimiz kitaplar yazabiliriz, çocuklara bunları okutabiliriz ve aynı zamanda onları okuyup yani bizim hazırladığımız kitaplarla sınıflarını da geçebilmeliler gibi. Bunu başka alanlarda da her alanda gösteremeyebiliriz ama mutlaka gösterebileceğimiz, yapabileceğimiz şeyler olmalı.” (HABER MERKEZİ)