Etiket: Çerkes Soykırımı

  • Çerkes Soykırımı ve Sürgünü 161. yılında: Rusya yönetimi özür dilemeli!-VİDEO

    Çerkes Soykırımı ve Sürgünü 161. yılında: Rusya yönetimi özür dilemeli!-VİDEO

    PİRHA – 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve sürgününe dair İstanbul’da anma yapıldı. Okunan basın metninde “Rus subaylarının rapor ve anıları ile Rus İmparatorluğu arşiv belgeleri bile tek başına Çerkeslere yapılanların, 1948 tarihli ‘Soykırım Suçunun Cezalandırılması Sözleşmesi’nde belirtilen kriterlere tamamen uyduğunu göstermektedir” ifadelerine yer verildi.

    İstanbul Kuzey Kafkasya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu, 1864 Çerkes Soykırımı ve sürgününe dair Şişhane Meydanı’nda anma düzenledi. “Tarihi felaketin yıldönümünde, büyük sürgünü ve soykırımı unutmamak ve unutturmamak için bir araya geliyoruz” çağrısıyla yapılan anmada “Soykırım utancını örtecek toprak yoktur” pankartı açıldı.

    “İŞGALDE MİLYONLARCA İNSAN YAŞAMINI YİTİRDİ”

    İstanbul Kuzey Kafkasya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu adına basın açıklamasını Av. Nejan Nart Ünver okudu. “Gerçekler tüm açıklığıyla ortaya serilmeli ve Rusya yönetimi Kafkasya halklarından özür dileyip tarihi mağduriyetleri gidereceği açıklamasıyla sorumluluk üstlenmelidir” denilen basın metninde şu ifadelere yer verildi:

    “Dünyanın tüm duyarlı ülkelerine ve insanlarına!

    Ortaçağın başlangıç yıllarında başlayan ve doğudan batıya yaklaşık 13. asra kadar süren Turani ve Mongol ırkların göç ve sonrasında istila dalgasında ayakaltında kalan Kafkasya ve halkları hep bir baskı ve çatışma atmosferi içinde olmuş; kendilerini bu yıkım süreçlerinden sıyırıp küçük yerleşim birimlerini kalıcı büyük kentlere, buradan da bir devlete dönüştürme fırsatı bulamamışlardır. Bu süreçte, batıdan gelen Bizanslılar, doğudan gelen Turani halklar, Moğollar, Cengiz Orduları, Timur Orduları, güneyden gelen Hazarlar, Persler, Selçuklular ve Osmanlılar… hepsi Kafkasya’ya sahiplenmek istemiş, ama gerek yerli halkların ortaya koyduğu direniş, gerekse de bölgede oluşan ve birbirini süpüren kavimler trafiğinde hiçbiri tutunamamıştır. Ta ki 1547’de örgütlenen Rus prensliklerinin Rus Çarlığını ortaya çıkarıp Kafkasya ile sınırdaş oluşuna kadar. İlk ilişki olarak Terek bölgesinde karşılıklı anlaşma ile bir ortak ticaret bölgesi kurulmuştur. Ancak Rusların bir oldu bittiyle bu bölgeye el koymak istemesine Dağıstan ve Kabartay kuvvetleri sert tepki vermiş, 1595 tarihinde buradaki Rus kuvvetlerini tamamen imha etmiştir.

    İşte, Rus yayılmacılığının bir sonucu olarak bu tarihte başlayan çatışmalar, bazen aralıklı ama son yüzyılında kesintisiz olmak üzere 1864 yılına kadar tam 269 yıl süreyle devam etmiştir. Bu süreçte Kafkas halkları bir devletleri, dolayısıyla bir orduları olmadığı için savunmalarını sadece bölgesel sivil güçler ve bireysel silahlarıyla yapmışlardır. Bitmek bilmeyen bu savaşlar sonucunda tükenen Doğu ve Orta Kafkasya 1859 yılında tamamen susmuştur. Doğu Kafkasya bu işgal sürecinde 1,2 milyon nüfusunu kaybetmiştir. Birçok köy boşalmış, sadece Ceçenler nüfuslarının neredeyse % 70’ini yitirmiştir. 18. yüzyılın ortalarında yaklaşık 300 bin kişiye ulaşan Kabardey nüfusu da, 19. yüzyılın son çeyreğinde sadece 35 bine inmiş, yani dokuz kat azalmıştır.

    “KARADENİZ, ÇERKESYA HALKLARI İÇİN TRAJEDİNİN MEKANI OLDU”

    1864 yılının 21 Mayıs’ında ise Batı Kafkasya bastırılmıştır. Rus General Pavel Grabbe, Kbaade’de papazların da katıldığı ayinler eşliğinde Kafkasya’nın işgalinin tamamlanmasını kutlayan bir askeri zafer yürüyüşü tertip etmiştir. İşte, onların zafer günü olarak kutladığı günü biz bugün 161. defa olmak üzere yas günü olarak anıyoruz. Ruslar yaptıkları soykırım sonrası Doğu Kafkasya’yı sadece işgal edip köleleştirmekle yetinirken, Batı Kafkasya’da ise Kafkas Ordusunda özel görevli bir subay olan tarihçi Rostislav Fadeev’in yazdığı gibi ‘Devletin sadece Kuban ötesi topraklarına ihtiyacı vardı, insanlarına değil’ düşüncesiyle Kuban yayı içi ve Abhazyay içerecek şekilde Karadeniz sahil halklarını topraklarından sürmüştür.

    Netice olarak, Ruslar bölgeye ayak basmadan 4 milyona yakın olan Kuban bölgesi Adige nüfusu soykırım ve sürgün sonrası 60 binden daha aza düştü. Batı Adigeleri, topraklarının ve nüfusunun yüzde 90’ını kaybetti. Karadeniz sahilinde yaşayan 300 bin Şapsığ’dan sadece 1000 tanesi anavatanında kalabildi. Sağ kalabilen 100 bine yakın Wubıh’in tamamı topraklarından çıkartıldı.
    Abazalar 1877-78 harbine kadar süren vahşet ortamında nüfuslarının % 70’inden fazlasını kaybetti. Bzıp Nehri’nin üst bölgesinde yaşayan Abazaların tamamı Osmanlı topraklarına deport edildi.

    Uygulanan baskılar ve geçinecekleri toprakların ellerinden alınması sonucu diğer bölgelerdeki Kafkas halklarından da daha az sayıda insan vatanlarından ayrılmak zorunda kaldı. Elverişsiz gemilerle çıktıkları yollarda Karadeniz pek çoğuna mezar olurken, sağ kalanlar bitkin ve hastalıklı bir halde Osmanlı sahillerine boca edildi. Karadeniz kıyıları Çerkesya halkları için ulusal bir trajedinin mekânı oldu. Kafkas-Rus Savaşı Çerkesya halklarını tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.
    Rus subaylarının rapor ve anıları ile Rus İmparatorluğu arşiv belgeleri bile tek başına Çerkeslere yapılanların, 1948 tarihli ‘Soykınm Suçunun Cezalandırılması Sözleşmesi’nde belirtilen kriterlere tamamen uyduğunu göstermektedir.

    “RUSYA SORUMLULUK ÜSTLENMELİ”

    Bu nedenle, Yeltsin’in 18 Mayıs 1994 tarihinde -yanına başka suç ortakları yakıştırarak da olsa- ‘bu trajik sonuçlarda Rusya’nın ahlaki sorumluluğu olduğunu itiraf ettiği açıklaması ilerletilip, gerçekler tũm açıklığıyla ortaya serilmeli ve Rusya yönetimi Kafkasya halklarından özür dileyip tarihi mağduriyetleri gidereceği açıklamasıyla sorumluluk üstlenmelidir.

    Nedir bu sorumluluklar?

    -Öncelikle genelde Kafkasyalıların soykırımı, özelde Çerkes soykırımı ve sürgününü tanıdığını ilan etmelidir, -Zatulin’in yasa önerileri gibi, gerek hukuki, gerek idari düzenlemelerle oluşturulmuş dönüşün önüne koyulan engeller kaldırılarak Kafkasya’nın kapıları sürülenlerin torunlarına sonuna kadar açılmalı, şartsız şekilde vatandaşlık almaları sağlanmalıdır.
    -Aynı şekilde diasporadakilere de anavatanlarının vatandaşlığı ve pasaport verilmelidir,
    -Soykırım mağdurlarına tazminat ödenmeli ve anavatanlarında atalarından intikal eden mülkiyetlerin iadesi yapılmalıdır,
    -Dönecekler için rehabilitasyon ve adaptasyon programları düzenlenmelidir,
    -Çerkeslerin ‘Rus devletine gönüllü girişinin yıldönümü gibi’ tarihi tahrif eden propaganda programlarına tamamen son verilmelidir,
    -Gizli veya açık tüm Ruslaştırma politikalarından vazgeçilmeli, dil, kültür ve kimliğe yönelik tehditler ortadan kaldırılmalıdır, Bu bağlamda tüm cumhuriyetlerde ilk ve orta öğretim sadece anadillerde gerçekleştirilmelidir.

    “ÇERKES SOYKIRIMINI KABUL EDİN”

    Açıklamanın sonunda “Bu talepler Rus düşmanlığı değildir. Hele ki geçmişin intikamını almaya çalışmak hiç değildir” vurgusu yapıldı. Dünya kamuoyuna da çağrı yapılarak “Dünyanın tüm medeni devletleri, sizlerden Çerkes soykırımı ve sürgününü resmen kabul ederek Rusya’nın da kabulü için baskı yapmanızı rica ediyoruz. Bu sadece Çerkeslerin değil, tüm insanlığın yararına bir taleptir. Çünkü yapılan kötülük, kötünün yanına kar kalırsa tekrarlanır. Buna fırsat vermeyin” denildi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • İHD: Çerkes soykırımı tanınmalı ve tazminat süreci başlatılmalı

    İHD: Çerkes soykırımı tanınmalı ve tazminat süreci başlatılmalı

    PİRHA- İHD, Çerkes soykırımının tanınması gerektiğini belirterek, “Çerkes halkının yaşadığı kayıplar için tazminat süreci başlatılmalı; Çerkeslerin dili, kültürü ve kimliklerini yaşatmaları için kolektif haklar tanınarak yasal engeller kaldırılmalı ve pozitif destek sağlanmalıdır” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), 21 Mayıs 1864 tarihinde yaşanan Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün yıl dönümünde bir açıklama yayımlayarak, Çerkes halkının yaşadığı büyük acıların tanınması ve bu suçun etkilerini giderecek adımların atılması çağrısında bulundu.

    Açıklamada, Çerkeslerin Kuzey Kafkasya’daki anayurtlarında 300 yıl süren bir direnişin ardından Çarlık Rusyası tarafından soykırıma uğratıldığı, ardından milyonlarca insanın zorla sürgün edildiği vurgulandı. İHD, bu sürecin insanlığa karşı işlenen ağır bir suç olduğunu belirtti.

    “2 MİLYONA YAKIN ÇERKES SÜRGÜN EDİLDİ”

    İHD yaptığı açıklamada, tarihi kayıtların 2 milyona yakın Çerkes’in anayurtlarından koparıldığını; dil, inanç ve kültürlerinin baskı altına alınarak zorla asimilasyona tabi tutulduğunu ifade etti. Osmanlı topraklarına ulaşmaya çalışan on binlerce kişinin Karadeniz’de hayatını kaybettiği, sağ kalabilen binlercesinin ise salgın hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.

    İHD, 1864 yılında gerçekleşen Çerkes Soykırımı’nın modern Avrupa tarihindeki ilk büyük etnik temizlik örneklerinden biri olduğuna dikkat çekerek, bu olayın sonraki yıllarda yaşanan Ermeni, Kürt ve Yahudi soykırımlarına da bir zemin oluşturduğunu dile getirdi.

    Birleşmiş Milletler’in Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne atıf yapan İHD, Çerkeslere uygulanan politikaların bu tanıma birebir uyduğunu ve soykırım suçlarında zamanaşımının olmadığını vurguladı.

    TALEPLER DİLE GETİRİLDİ

    İnsan Hakları Derneği, açıklamasında şu çağrılarda bulundu:

    “Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere tüm devletler, Çerkes soykırımını ve sürgününü tanımalıdır.

    Çerkes halkının yaşadığı kayıplar için tazminat süreci başlatılmalıdır.

    Çerkeslerin dili, kültürü ve kimliklerini yaşatmaları için kolektif haklar tanınmalı; yasal engeller kaldırılmalı ve pozitif destek sağlanmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD Mersin Şubesi Çerkeslere yapılan soykırımın tanınmasını talep etti- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi Çerkeslere yapılan soykırımın tanınmasını talep etti- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Çerkeslerin uğradığı soykırım ve sürgünün yıldönümü sebebiyle başta Türkiye olmak üzere tüm dünya ülkelerinin iktidarlarına seslenerek, Çerkes soykırımının tanınmasını talep etti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, 21 Mayıs 1864’te Çerkeslerin uğradığı soykırım ve sürgünün yıldönümü sebebiyle şube binasında basın açıklaması yaptı.

    Açıklamadan önce konuşma yapan İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, Çerkeslerin yaşadığı soykırımın ve sürgünün modern Avrupa tarihinde yaşanan ilk etnik soykırım olduğuna ve Çerkes soykırımdan sonra bu zihniyetin kendini geliştirerek, ideoloji oluşturarak farklı etnik soykırımlar gerçekleştirmeye devam ettiğine dikkat çekti.

    Ardından  Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, basın metnini okuyarak katliamın tarihçesine değindi.

    ASİMİLASYON VE SÜRGÜN EDİLME DAYATILDI

    Keçeci, Kafkasya Bölgesinin yerli halkı olan Çerkesler Çarlık Rusya’sının topraklarını işgal girişimlerine karşı 300 yıla yakın bir direniş sergilediğini, sonunda 21 Mayıs 1864 tarihinde Çarlık Rusya’sının direnişçilerin tamamını katlettiğini belirtti.

    Sonraki yıllarda soykırım suçunun zorunlu sürgünle devam ettiğini söyleyen Keçeci, “Tarihi kayıtlara göre 2 milyona yakın Çerkes nüfus anayurtları olan Kuzey Kafkasya’dan zorunlu sürgüne tabi tutulmuşlardır. Yerlerinde kalmak isteyenlere dil, kültür ve inançlarını değiştirme; asimilasyon ve Çarlık toprakları içerisinde sürgün edilme dayatılmıştır” dedi.

    Keçeci, sonraki yıllarda yaşanan Ermeni, Kürt ve Yahudi soykırımlarında Çerkes soykırımı ve sürgününün izlerinin görüldüğünü ifade etti.

    İKTİDARLARA ‘SOYKIRIMI TANIYIN’ ÇAĞRISI

    İHD olarak, Çerkes halkına yönelik yapılan soykırımın tanınması için dünya iktidarlarına çağrıda bulunduklarını dile getiren Keçeci, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:

    “Türkiye ve diğer devletler tarafından ‘Çerkes Soykırım ve Sürgünü’ tanınmalıdır. Çerkes halkının soykırım nedeniyle yaşadıkları kayıpları tazmin edilmelidir. Toplumsal barışın inşası için Türkiye’de yaşayan tüm farklı kimliklerle beraber Çerkeslerin de dillerini, kültürlerini, kimliklerini yaşatabilmesi adına tüm kolektif hakları tanınmalı ve var olan yasal engeller kaldırılmalıdır. Engellerin kaldırılmasına ek olarak, Çerkes dili ve kültürünün gelişmesi için özel önlemler alınmalıdır.”

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Çerkes Soykırımı 160. yılında

    Çerkes Soykırımı 160. yılında

    PİRHA-Çerkeslerin Çarlık Rusya’sına karşı aralıklarla 3 asır süren özgürlük savaşı boyunca dünyanın en kitlesel soykırımlarından birini yaşamalarının, ardından Kuzeybatı Kafkasya nüfusunun %90 oranında sürgün edilmesinin üzerinden 160 yıl geçti. İnsan Hakları Derneği (İHD) “Çerkes Soykırım günü vesilesiyle başta Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olmak üzere tüm dünyaya sesleniyoruz: Türkiye ve diğer devletler tarafından “Çerkes Soykırım ve Sürgünü” tanınmalıdır” dedi. 

    Yahudiler için “Holokost”, Ermeniler için “Meds Yeğhern”, Süryaniler için “Seyfo” ve Dersimliler için “Tertele” ne ise Çerkeslerin de Büyük Göçü ya da Ubıhça anlamıyla Tsitsekun odur.

    Çarlık Rusya tarafından 1864’te sürgüne gönderilen ve büyük çoğunluğu açlık ve susuzluktan yaşamını yitiren Çerkeslerin yaşadığı soykırımın üzerinden 160 yıl geçti. 21 Mayıs 1864 tarihinde yapılan soykırımda 1 buçuk milyona yakın Çerkes hayatını kaybetti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi “21 Mayıs Çerkesler’in 1864’de Uğradığı Soykırım ve Sürgünün Yıl Dönümü” başlığıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    İHD, “Çerkes Soykırım günü vesilesiyle başta Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olmak üzere tüm dünyaya sesleniyoruz: Türkiye ve diğer devletler tarafından “Çerkes Soykırım ve Sürgünü” tanınmalıdır” dedi.

    İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) açıklaması şöyle:

    “Soykırım Suçu; insanlığa karşı işlenen suçlardandır. Soykırım bir halkın, topluluğun, grubun tamamını hedef alır. Soykırım Suçunun etkileri, yüzleşilerek, tanınarak, af dilenerek, tazmin edilerek hafifletilebilir.

    Kafkasya Bölgesinin yerli halkı olan Çerkesler Çarlık Rusya’sının topraklarını işgal girişimlerine karşı 300 yıla yakın bir direniş sergilemiştir. 21 Mayıs 1864 tarihinde Çerkeslerin direnişi kırılmış ve Çarlık Rusya’sı direnişçilerin tamamını Soykırım Suçu işleyerek yok etmiştir. Sonraki yıllar Soykırım Suçunun devamı niteliğinde olan Zorunlu Sürgünle devam etmiştir. Tarihi kayıtlara göre 2 milyona yakın Çerkes nüfus anayurtları olan Kuzey Kafkasya’dan zorunlu sürgüne tabi tutulmuşlardır. Yerlerinde kalmak isteyenlere dil, kültür ve inançlarını değiştirme; asimilasyon ve Çarlık toprakları içerisinde sürgün edilme dayatılmıştır.

    Zorunlu Sürgüne tabi tutulan Çerkesler ilkel deniz araçlarıyla Osmanlı toprakları olan Samsun ve Trabzon’a ulaşmaya çalışırken on binlercesi Karadeniz’de boğularak hayatını kaybetmiştir. Samsun ve Trabzon’a ulaşabilenlerin ise binlercesi salgın hastalıklardan dolayı hayatını kaybetmiştir.

    “ETNİK TEMİZLİK VE SOYKIRIMDIR”

    Çerkeslerin yaşadığı Soykırım ve Sürgün modern Avrupa tarihinde yaşanan ilk etnik temizlik ve soykırımdır. Sonraki yıllarda yaşanan Ermeni Soykırımı ve Sürgünü; Kürt Soykırımı ve Sürgünü ile Yahudi Soykırımı ve Sürgünü olaylarında da Çerkes Soykırım ve Sürgününün izlerini görmek mümkündür.

    Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nde Soykırım Suçu;

    Grubun üyelerinin öldürülmesi; Grubun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi; Grubun yaşam koşullarının, bunun grubun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması; Grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması ve çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi, olarak tanımlanmıştır.

    “SOYKIRIM SUÇLARINDA ZAMANAŞIMI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”

    Birleşmiş Milletlerin tanımladığı ve kabul ettiği normlara göre bundan 160 yıl önce Çerkes halkının yaşadığı Soykırımdır. Soykırım Suçlarında zamanaşımı söz konusu değildir.

    İHD olarak soykırıma uğramış tüm halklar gibi Çerkes Halkı için de öncelikle yaşadıkları soykırımın dünyaca tanınmasını, hafıza merkezlerinin kurulmasını, onarıcı adaletin yani tanıma, özür dileme ve kayıpların tazmininin gerçekleşeceği sürecin bir an önce başlatılmasını istiyoruz. Soykırım politika ve uygulamaları nedeniyle Çerkes halkının kültürel hakları da ağır bir şekilde ihlal edilmiştir.

    Çerkes Soykırım günü vesilesiyle başta Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olmak üzere tüm dünyaya sesleniyoruz:

    Türkiye ve diğer devletler tarafından “Çerkes Soykırım ve Sürgünü” tanınmalıdır.

    Çerkes halkının soykırım nedeniyle yaşadıkları kayıpları tazmin edilmelidir.

    Toplumsal barışın inşası için Türkiye’de yaşayan tüm farklı kimliklerle beraber Çerkeslerin de dillerini, kültürlerini, kimliklerini yaşayabilmek ve yaşatabilmesi adına tüm kolektif hakları tanınmalı ve var olan yasal engeller kaldırılmalıdır. Engellerin kaldırılmasına ek olarak, Çerkes dili ve kültürünün gelişmesi için özel önlemler alınmalıdır.

    İHD olarak, Çerkes Soykırımı ve Sürgününde yaşamını yitirenleri bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Çerkes Soykırımı 159’uncu yılında

    Çerkes Soykırımı 159’uncu yılında

    HDP, Çerkes Soykırımı’nın 159’uncu yıl dönümü dolayısıyla, “Çerkeslerin kimliklerini, dillerini, kültürlerini yaşatabilmek için talep ettikleri demokratik hak ve özgürlükleri kabul etmeye çağırıyoruz” açıklaması yaptı. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), 21 Mayıs 1864’te Çerkeslere dönük gerçekleşen katliam ve sürgünlerin yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun yaptığı açıklamada, “Çerkes halkının acısını yürekten paylaşıyoruz” denildi.

    “ÇERKESLER ASİMİLE EDİLMEK İSTENDİ”

    Çerkeslerin, 159 yıl önce dünyanın dört bir yanına dağıtıldıkları hatırlatılan açıklamada, “Bu sürgünde 1.5 milyon Çerkes anayurdundan koparıldı, 500 binden fazla Çerkes hayatını kaybetti ve sürgün yaşadıkları topraklarda asimile edilmek istendi” denildi.

    Çerkeslerin “sürgün ve soykırım” diye adlandırdıkları trajedinin unutulmayacağına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Bu büyük insanlık suçu ile yüzleşmek için ilk adım olarak; Çerkes soykırımı tanınmalıdır. Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin adı-soyadı, dil ve kültür hakları verilmeli, değiştirilen köy isimleri iade edilmeli ve anayurtlarına dönüşleri kayıtsız şartsız, maddi-manevi olarak desteklenmelidir. Halkların Demokratik Partisi olarak; Çerkeslerin kimliklerini, dillerini, kültürlerini yaşayabilmek/yaşatabilmek için talep ettikleri demokratik hak ve özgürlükleri kabul etmeye çağırıyoruz. Çerkes halkının acısını yürekten paylaşıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD: Çerkes halkının kayıpları tazmin edilmelidir

    İHD: Çerkes halkının kayıpları tazmin edilmelidir

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından yapılan açıklamada sürgün ve soykırımın tanınması istendi.

    Anma günü vesilesiyle yapılan açıklamalarda Çerkes Soykırımı‘nın tanınması talep edildi.

    İHD’nin açıklamasında, şu ifadelere yer verildi:

    “Bundan 156 yıl önce, 1 milyonun üzerinde Çerkes yaşadıkları topraklardan zorla sürülerek yaşamını yitirdi. Tarihin en eski dönemlerinden beri yaşadıkları anayurtları Kafkasya’da bir dil ve kültür geliştiren Çerkesler yüzyıllarca süren direnişe rağmen, büyük devletlerin kolonyalist politikaları ve hedefleri doğrultusunda yaşanan soykırımla anayurdundan koparılmış oldu. Bu yaşananlar modern Avrupa tarihinde yaşanan ilk etnik temizlik, ilk soykırımdır. Çarlık Rusya’sı, Kafkasya’nın doğusunda, Dağıstan ve Çeçen-İnguş Bölgesi’nde, savaş boyunca kadın, çocuk ayırmaksızın tam bir imha politikası izledi. Bir milyonu aşkın Çerkes katledildi, daha fazlası vatanından sürgün edildi. Beş yüz binin üzerinde insan sürgün yolculuğunda ve ilk yerleştikleri bölgelerde yaşamını yitirdi. Sadece Trabzon’da 53 bin Çerkes öldü. Vubıhların dilini konuşabilen kalmadı. Adıgelerin bir boyu olan Natuhayların adı bugün sadece tarih kitaplarında kaldı.”

    Açıklamada, “Türkiye ve diğer devletler tarafından Çerkes Soykırım ve Sürgünü tanınmalıdır” denildi:

    “Hafıza merkezlerinin kurulmasını, onarıcı adaletin yani tanıma, özür dileme ve kayıpların tazmininin gerçekleşeceği sürecin bir an önce başlatılmasını istiyoruz. Soykırım politika ve uygulamaları nedeniyle Çerkes halkının kültürel hakları da ağır bir şekilde ihlal edilmiştir. Çerkes Soykırım günü vesilesiyle başta Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olmak üzere tüm dünyaya sesleniyoruz: Türkiye ve diğer devletler tarafından “Çerkes Soykırım ve Sürgünü” tanınmalıdır. Çerkes halkının soykırım nedeniyle yaşadıkları kayıpları tazmin edilmelidir. Toplumsal barışın inşası için Türkiye’de yaşayan tüm farklı kimliklerle beraber Çerkeslerin de dillerini, kültürlerini, kimliklerini yaşayabilmek ve yaşatabilmesi adına tüm kolektif hakları tanınmalı ve var olan yasal engeller kaldırılmalıdır. Engellerin kaldırılmasına ek olarak, Çerkes dili ve kültürünün gelişmesi için özel önlemler alınmalıdır. İHD olarak, Çerkes Soykırımında yaşamını yitirenleri bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Çerkes soykırımının 156’ncı yılı; ‘Çerkes halkının acısını paylaşıyoruz’-VİDEO

    Çerkes soykırımının 156’ncı yılı; ‘Çerkes halkının acısını paylaşıyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Çerkes soykırımının 156’ncı yıldönümüne dair mesaj paylaşan kurum ve siyasetçiler, “Çerkes halkının acısını paylaşıyoruz” dedi.

    Yaşlı bir Çerkes, soykırımda yaşadıklarını “Deniz kenarında yedi yıl boyunca atılmış insan kemikleri vardı. Kargalar erkek sakallarından ve kadın saçlarından yuvalarını kurarlardı. Deniz yedi yıl boyunca karpuz gibi insan kafataslarını atıyordu. Benim orada gördüklerimi düşmanımın bile görmesini istemem” cümleleriyle anlatıyor.

    Çerkes soykırımının 156 yıl dönümü. Kafkas halkı Çerkesler, 19. Yüzyıl boyunca ve özellikle de 1864 yılında yoğunlaşarak Çarlık Rusya’sının kırımına uğradı.

    Soykırım ve ardından yaşanan tehcirin 156. yılında, sosyal medya üzerinden mesaj yayınlayan kurum, kişi ve siyasetçiler, Çerkeslerin yasını paylaşırken, Rusya’nın 21 Mayıs’ı “Soykırım Günü” ilan edip Çerkes’lerden özür dilemesi gerektiğini paylaştılar.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP: Rusya ve Türkiye Çerkes soykırımını tanımalı

    HDP: Rusya ve Türkiye Çerkes soykırımını tanımalı

    PİRHA – Çerkes Soykırımı’nın yıldönümüne dair yazılı açıklama yayımlayan HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, “Başta Rusya Federasyonu olmak üzere, Türkiye ve dünya Çerkes soykırımını tanımalıdır” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, 21 Mayıs Çerkes soykırımının yıl dönümüne dair yazılı açıklama yayımladı.

    Bu coğrafyada birlikte yaşayan ve ortak gelecek tasavvur eden halkların tarihinde büyük felaketler meydana geldiği, bunlardan birinin de Çerkes soykırımı olduğu belirtilen açıklamada, “Anavatanları Çerkesya’nın bağımsızlığını yüzyıllarca işgalcilere karşı savunan Çerkesler, 21 Mayıs 1864 yılında Çarlık Rusya’sına yenilip, sürgün yollarına düşürüldüler. Anayurtlarından koparılarak kara ve deniz üzerinden, insanlık dışı koşullarda sürgüne tabi tutuldular” denildi.

    “ÇERKESLER 156 YILDIR ADALET ARIYOR”

    Sürgün sırasında 1,5 milyon Çerkes’in topraklarından, yaşam alanlarından koparıldığı, sürgün yollarında 500 binden fazla Çerkes’in yaşamını kaybettiği hatırlatıldı. Hayatta kalanların ise Osmanlı’nın iskân politikaları gereği Anadolu, Balkanlar ve Ortadoğu’ya (Suriye, Irak, Ürdün gibi) dağınık bir şekilde yerleştirildiği anımsatılan açıklamada, “Kimlikleri, dilleri, örgütlenmeleri yasaklandı, topraklarından koparılan Çerkesler sürgün yaşadıkları topraklarda asimile edildi. Çerkesler 156 yıldır adalet arıyor, insanlığın bu büyük dramla yüzleşmesini, yaralarının sarılmasını bekliyor. Başta tarihi/siyasi sorumluluğu olan Rusya Federasyonu’nu olmak üzere, Türkiye’yi ve dünyayı Çerkes soykırımını tanımaya davet ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

    TALEPLERİ KABUL EDİLSİN

    Çerkeslerin yeniden tarihi vatanlarına kayıtsız, şartsız dönüşlerinin maddi ve manevi olarak desteklenmesi gerektiğinin vurgulanan açıklamada, şunları kaydedildi: “Çerkeslerin kimliklerini, dillerini, kültürlerini yaşatabilmek için talep ettikleri demokratik hak ve özgürlükleri kabul edilmelidir.  Bu coğrafyada yaşanan tüm soykırımlar ve katliamlarla yüzleşilmeden yaraların sarılamayacağını biliyoruz. Yaralarımızı sarmanın yolu ise eşit ve özgür bir yaşamdan geçiyor. Halkların Demokratik Partisi olarak, Çerkes soykırımını kınıyor, Çerkeslerin haklı taleplerinin her zaman yanında ve takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.”

  • Temelli: Samsun’daki fotoğrafta verilen mesaj tekçiliktir

    Temelli: Samsun’daki fotoğrafta verilen mesaj tekçiliktir

    PİRHA-  Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Urfa’nın Halfeti ilçesinde gözaltına alınanların elleri bağlı halde yere yatırılmasını eleştiren Temelli “Güvenlik güçleri Urfa’da halka zulmediyor. Kürtlere defol git diyen zihniyet, iş başında” diye konuştu.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında Urfa’nın Halfeti ilçesinde gözaltına alınan köylülere dönük işkence üzerinde de durdu.

    “Urfa’dan gelen görüntülerle 90’ların sahnelerini bir kez daha bu ülke yaşıyor” diyen Temelli, “Kürde zulüm bitmiyor. Türkiye siyasetinin adeta değişmez zemini Kürde zulüm. Kürtlere ‘defol git’ diyen zihniyet hala iş başında, zulüm işkence hala devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

    “SAMSUN’DA TESPİH TANELERİ GİBİ SIRALANDILAR”

    Samsun’da gerçekleşen 19 Mayıs törenlerini de değerlendiren Temelli, partisinin törenlere davet edilmediğinin altını çizerek “19 Mayıs’ta da bunu gördük. 19 Mayıs’ın ruhuna vakıf olmayanlar kutlama bahanesiyle Cumhur İttifakı’na iman tazelemeye gittiler. Tespih taneleri gibi sıralanmış bir de fotoğraf çekmişler” dedi.

    Konuşmasına Çerkes Soykırımı’nın yıldönümü nedeniyle katledilenleri anarak başlayan Temelli, “Soykırımlara aşina bir coğrafyada yaşıyoruz” dedi.

    Temelli sözlerine şöyle devam etti;

    “ARKADAŞLARIMIZ DİRENMEYE DEVAM EDİYOR”

    “Bundan tam 3 yıl önce bu Meclis, Anayasa’ya rağmen dokunulmazlıkları kaldırdı. O dokunulmazlıkların kaldırılmasına neden olanlar fezlekecilerdi. O zaman fezlekeciler FETÖ’cülerdi, şimdi o fezlekeciler yine uydurma fezlekelerle tıpkı 3 yıl önce olduğu gibi insanların söz söyleme hakkını gasp ediyor. Hukuk adeta güdümlü yargı eliyle darbe mekaniği içinde öğütüldü. Arkadaşlarımızı 3 yıl önce rehin aldılar ama direniş sürüyor. İşte Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Sırrı Süreyya Önder, İdris Baluken, Ferhat Encü… Arkadaşlarımız direnmeye devam ediyor.”

    “KAYYUMLARIN TALANLARINI İYİ BİLİYORUZ”

    “Bütün ülkeyi bir adaletsizlik cenderesinde sıkan bir hükümet var. Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin elektriğini kesiyorlar. Kayyım öyle bir borç yapmış ki hacze geliyorlar. Oysa biliyoruz ki bu kayyımların ne yolsuzluklar yaptıklarını, belediyeleri nasıl talan ettiklerini, usulsüz ihalelerini çok iyi biliyoruz. Belediyeleri çalışamaz halde bırakıp gidenler, şimdi adeta Kürt halkından 31 Mart’ın intikamını alma peşinde. Oysa biz 31 Mart’tan ders alın diyoruz. Onlar bu dersi çıkarmak yerine, bunun acısını halkımızdan çıkarma peşinde.”

    “AKADEMİSYENLERİN YERİ CEZAEVİ DEĞİL”

    “Her zaman dile getirdiğimiz gibi, bu şiddetin, bu zulmün sürmesi için barış isteyenlerin sesi kısılmak isteniyor. Bu suça ortak olmayacağız diyen Barış Akademisyenleri’nin sesi yargı eliyle kısılmak isteniyor. Füsun hocamız cezaevine girdi. 100’ün üzerinde cezaevine girmeyi bekleyen akademisyen var. Akademisyenlerini cezaevine sokmaya çalışan bir hükümet var. Onbinlerce insan mağdur edildi, hakları ellerinden alındı. Akademisyenlerin yeri cezaevi değildir. Ayşe Düzkan, gazeteci cezaevinde. Basın özgürlüğünü savundu, Özgür Gündem’de nöbetçi yayın yönetmenliği yaptı diye cezaevinde. Bunlar bu ülkenin nasıl bir ortamda olduğunun örnekleri. Çok yakında hepsiyle buluşacağız bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

    “CEZAEVİ YÖNETİMLERİ İNSANLARA SALDIRIYOR”

    “6 buçuk aydır Hakkari Milletvekilimiz Leyla Güven açlık grevinde. Bu kahrolası sessizliği yırtmak için haykırıyor. Tüm Türkiye’yi tüm dünyayı duyarlı olmaya çağırıyor. Bir kez daha Türkiye’ye sesleniyorum. Artık durum çok vahim bir hal almıştır. Buna son verme zamanıdır. Bunun gereğinin bir an önce yapılmasını istiyoruz. Açlık grevlerindeki insanlar görme duyularını, hareket etme kabiliyetini yitiriyor. Cezaevi yönetimleri bu insanlara saldırıyor. Dışarıda ‘evlatlarımız ölmesin’ diye bu sesi yükseltmeye çalışan annelere de saldırıyorlar. Annelere yönelik saldırılara maalesef herkes sessiz. Bu sessizlik ülkenin nasıl bir karanlıkla karşı karşıya olduğunun göstergesi. Gelin bu karanlığı hep birlikte yırtalım. Sayın Öcalan üzerindeki tecrite son verelim. Bu tecrite son vermedikçe, bu adaletsizlik hepimizin kapısını çalacak. Gelin bu sese ses katın, bu mücadeleye güç verin.”

    “TESPİH TANELERİ GİBİ FOTOĞRAF ÇEKMİŞLER”

    “Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum; Olumlu bir adım attınız, bu adımı tamamlayın. Hükümet olarak üzerinize düşeni yapın. Bakan’ın da belirttiği gibi tutukluların avukatlarıyla görüşmesi bir haktır. Şimdi bunun gereğini yerine getirin. Bakın Cumhurbaşkanlığı sistemi öyle bir sistem ki karşımızda bir cumhurbaşkanı mı var AKP genel başkanı mı anlayamıyoruz. Cümleye cumhurbaşkanı olarak başlıyor, parti genel başkanı olarak bitiriyor. Çünkü bu uyduruk bir sistem. 19 Mayıs’ta da bunu gördük. 19 Mayıs’ın ruhuna vakıf olmayanlar kutlama bahanesiyle Cumhur İttifakı’na iman tazelemeye gittiler. Tespih taneleri gibi sıralanmış bir de fotoğraf çekmişler. Emekli fotoğrafı gibi. Evet hepinizi çok yakında emekli edeceğiz. O fotoğrafı da duvara asarsınız. Neyin ittifakı bu, neyin fotoğrafı? O fotoğrafta verilen mesaj tekçiliktir. Orada Kürtler yok, kadınlar yok.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDK: Çerkeslere yapılan soykırım insanlık suçudur ve zaman aşımı yoktur

    HDK: Çerkeslere yapılan soykırım insanlık suçudur ve zaman aşımı yoktur

    PİRHA – Çerkes Soykırımı’nın 154’üncü yılı sebebiyle açıklama yayınlayan HDK, soykırım ve sürgün esnasında yaşamını yitirenleri saygı ve minnetle andıklarını belirterek, “Çerkes halkının mücadelesi mücadelemiz, talepleri taleplerimizdir. Soykırım insanlık suçudur ve zaman aşımı yoktur” dedi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Çerkes Soykırımı’nın 154’üncü yılı sebebiyle yazılı basın açıklaması yayınladı. Çerkes Soykırımı’nın geçmişinin hatırlatıldığı açıklamada, şunlar kaydedildi: “Çarlık Rusya’sının, ‘Dünyaya hâkim olmak için İstanbul ve Hindistan’a yakın olmak gerek. Bize Çerkezistan gerekli, Çerkesler değil. Ya tam itaat, ya imha’ politikasını belirledi. Çarlık, işgal edilen Çerkes köylerine Kazaklar ve Ruslar yerleştirmiş, Çerkes köylerinde evleri içindekilerle birlikte yakılmış, ekinler yakılmış, hayvanlar  telef edilmiş, ormanlar tahrip edilmiş, Karadeniz’de abluka uygulanarak ticaret engellenmiş, Çerkeslerle gıda ticareti yasaklanmıştır. Savaşın belli bir evresinde planlanan sürgün uygulaması da soykırımın devamıdır. Çarlık Rusyası ve Osmanlı bu konuda uzlaşır.

    Sürgün sırasında Çerkesler Karadeniz’in Kafkasya sahilindeki birçok noktada toplandı. Bekleme ve birikim süresince açlık ve salgın hastalıklardan kırım devam etti. Osmanlı’dan gelen tekneler kapasitesinin üzerinde insan alarak yola çıktı. Henüz yolda batan/batırılan tekneler ve yolculuk sürecinde teknelerde yine açlık-salgın hastalıklar nedeniyle ölümler devam etti. Sonra da Karadeniz’in Anadolu sahilleri Çerkes mezarlıklarına ev sahipliği yapmaya başladı. Samsun ve Trabzon’da yaklaşık 50’şer bin insanın öldüğü kayıtlardadır.”

    “ÇERKESLER DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ KARARLILIKLA SÜRDÜRÜYOR”

    Çerkeslerin şu anda dünyanın 40 civarındaki ülkesinde dağınık bir halde yaşamlarını sürdürdüklerinin de belirtildiği açıklamada, özgürce yaşamak, kültürlerini geleceğe taşıma haklarının tehdit edildiği kaydedildi. Sürgün sonrasında Osmanlı Devleti’nin planlı bir iskân politikası uyguladığı aktarılırken, “Çerkesler İmparatorluğun sorunlu bölgelerine ve potansiyel tehlikelere karşı bariyer oluşturacak şekilde yerleştirildi. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşları sonucu Çerkesler Balkanlar ve Kafkasya’dan tekrar sürgün edildiler.

    Çerkesler yaşadıkları her yerde; kimliklerini yaşatabilmek, yeniden üretebilmek ve geleceğe taşıyabilmek için daha fazla demokrasi mücadelesi saflarında kararlılıkla yerlerini alırken; 19’uncu yüzyılda yaşadıkları trajediye yönelik adalet mücadelesinde, 1997 yılında Dünya Çerkes Birliği’nin başvurusu sonucu Birleşmiş Milletler’de (BM) Temsil Edilmeyen Halklar ve Uluslar Örgütü’nün (UNPO) aldığı kararın gereğinin yapılması için mücadelesini sürdürüyor” diye belirtildi.

    “SOYKIRIMIN ZAMAN AŞIMI YOKTUR”

    Açıklamanın devamı ise şu şekilde: “Dünya coğrafyasında katliam sürgün soykırım politikalarına maruz bırakılan halkların varlık mücadelesi; karanlıkta bırakılmaya çalışılan tarihe ve üstü örtülmeye çalışılan hakikatlere ışık olmaya devam ediyor. Tüm bu soykırım ve sürgün esnasında yaşamını yitiren Çerkesleri saygı ve minnetle anıyoruz. Çerkes halkının mücadelesi mücadelemiz, talepleri taleplerimizdir. Soykırım insanlık suçudur ve zaman aşımı yoktur.” (HABER MERKEZİ)