PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesinin Merxo (Cevizlidere) köyünde gelen madencilere tepki gösteren Cevizlidere köyü muhtarı Cihan Keskin, “Biz köyümüzde maden istemiyoruz. Bu güzelim coğrafyamızı niye kirletilsin ki?” diye konuştu.
Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor.
145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.
Maden projesinin uygulanacağı yerlerden birisi olan Ovacık’ın Cevizlidere (Merxo) köyünde birkaç gün önce maden şirketi yetkilileri köylüler ile görüştü.
Cevizlidere (Merxo) Köyü muhtarı Cihan Keskin, konuya ilişkin konuştu.
“KÖYÜMÜZDE MADEN İSTEMİYORUZ”
3 gün önce köye madencilerin geldiğini belirten Cihan Keskin, “Valilikten ve Elazığ’dan geldiklerini söylediler. Cevizlidere köyünün Biçim mezrasında sondaj çalılması yapacaklarını ifade ettiler. Madenciler sürekli köyümüze geliyor, biz köyümüzde maden istemiyoruz. Şimdi gelenler sondaj çalışmasının 1,5 yıl süreceğini, bakır madenciliği yapacaklarını ve bütün izinleri yetkililerden aldıklarını belirttiler. Biz köyümüzde maden istemiyoruz. Bu güzelim coğrafyamızı niye kirletilsin ki? Niye bozsunlar ki? Köyüne geri dönmek isteyen insanlar var. İnsanlar maden lafını duyduklarında ürküyorlar. İnsanları rahatsız etmesinler. Bu insanlar zaten 1994 yılında yerinden, yurdundan edildiler. Tekrar köylerine geri dönmek istiyorlar” diye konuştu.
PİRHA-2019 yılında Dersim’de 43 bin 500 hektar alanda maden ruhsatı verilmişti. Doğalarının tahrip edileceği için köylerinde maden çalışması yapılmasını istemediklerini belirten Cevizlidere köylüleri, “Bir insanı yurtsuz bırakmak insanın insana yapacağı en büyük kötülüklerden biridir. Dersim halkı olarak maden çalışmalarına izin vermeyelim, yoksa Dersim yok olacak” dedi.
Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Türkiye’de yer altı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.
2019 yılında Dersim’de 43 bin 500 hektar alanda maden ruhsatı verilmişti. Buna göre Cevizlidere Köyü birinci, Karayonca Köyü ikinci, Karaoğlan Köyü üçüncü, Doludibek köyü dördüncü ve merkeze bağlı Geyiksuyu Köyü Sin Mezrası ise beşinci ruhsat sahası olarak belirlenmişti.
“DOĞAMIZA ZARAR VERMESİNLER”
Doğalarının tahrip edileceği için köylerinde maden çalışması yapılmasını istemediklerini söyleyen Teslim Keser, “Bizim köyümüzde inanç merkezlerimiz ve mezarlarımız var. Köyümüz üç kez boşaltıldı, yakıldı, mağdur edildi, o yüzden bir daha mağdur edilmek istemiyoruz. Maden çalışması bu bölgeyi tahrip etmek anlamına gelir, biz buna karşıyız, bizim burada bir çıkarımız yok. Artık insanların burada yaşama imkanı olmayacak çünkü her şeyden önce doğa tahribatı olacak. Devletin ülke topraklarına bu kadar hoyratça davranmaması gerekiyor, biz de bu ülkenin vatandaşlarıyız devletin bizim yanımızda olması gerekiyor. Sonuçta biz ülke topraklarımızı savunuyoruz. Bir insanı yurtsuz bırakmak, yerinden yurdundan koparmak insanın insana yapacağı en büyük kötülüklerden biridir. Bıraksınlar köyümüzde sağlıklı bir şekilde yaşayalım doğamıza zarar vermesinler” dedi.
“ARTIK KÖYÜMÜZDE YAŞAYAMAYACAĞIZ”
Köyünde madencileri istemediğini vurgulayan Nuret Keskin, “Doğamızın bozulmasını istemiyoruz. Köyümüzde tarım, hayvancılık ve arıcılık yapıyoruz, eğer maden çalışması olursa artık köyümüzde yaşayamayız. Halkımıza sesleniyorum birlik olup maden çalışmalarına hayır diyelim. 1994 yılında köylerimiz yakıldı, yıkıldı acı çektik şimdi de madenciler nedeniyle köyümüzden çıkartılmak isteniyoruz. Maden köyümüzde çıkarttıktan sonra toprak zehirlenecek artık ceviz, bezelye, nohut, buğday ekemeyeceğiz” diye belirtti.
“DERSİM YOK OLACAK”
Maden çalışmalarına karşı olduğunu söyleyen Hanım Keser ise, “Dersim halkı olarak maden çalışmalarına izin vermeyelim, yoksa Dersim yok olacak. Tek isteğimiz insanların maden çalışmalarına karşı çıkıp Cevizlidere köylüleriyle beraber olsun” diye konuştu.
PİRHA-Korucu olan yaylacılar Cevizlidere köylülerinin suyuna el koydu ve sularına sahip çıkmak isteyen köylüleri tehdit etti. Yaşadıkları sorunu PİRHA’ya anlatan köylüler, korucu olan yaylacıların suyu borularla taşıdıklarını ve kendilerine su kalmadığını belirterek, yetkililerin sorunu çözmedini istediler.
Dersim’in Ovacık ilçesinin Cevizlidere köyünde, korucu olan yaylacılar köylülerin suyuna el koydu. Köylüler yaşadıkları mağduriyeti gidermek için yetkili makamlara müracaat etmesine rağmen halen yaşanan soruna çözüm bulunamadı. Cevizlidere köylüleri konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“Suyumuz yok biran önce bu sorunun çözülmesi gerekiyor” diyen köylüler, “Tunceli İl Özel İdaresi yaylacılara araç veriyor, suyunu da borularını da götürüyor. Köylerimizde yol yok ama onlar için dağa bile yol yapılıyor” diyerek yetkilileri eleştirdi.
“KÖYLÜLER EKTİĞİ TARLALARI SULAYAMIYOR”
Mera komisyonunun tüm merayı Çemişgezek’ten gelen sürü sahiplerine sattığını söyleyen Cevizlidere köyü muhtarı Saycan Keskin, “Sürü sahipleriyle anlaşma yapılıyor, merayı aldıkları gibi bırakmaları gerekiyor ama bunlar sözleşmeye uymuyor. 4000 koyun ile gelmişler, köyün içerisine akan tek arazi suyunu gözeyi dağıtıp, borularla meradaki alana çekmişler. Köylüler ektikleri tarlaları sulayamıyor. Biz gidip yetkili makamlara müracaat ettik sonucunu bekliyoruz. Sıkıntılarımız çok büyük, suyumuz yok o yüzden insanlar bir şey ekemiyor. Biran önce bu sorunun çözülmesi gerekiyor, köylüler ile birlikte konuştuk. Suyu alıp kullanın, hayvanlarınızı sulayın ama bu suyun gözesini dağıtmayın, borularla taşıyıp çadırlarınıza götürmeyin dedik ama bize istediğiniz yere gidin ben bu suyu istediğim yere götürürüm, diyor. Tunceli İl Özel İdare araç veriyor, suyunu da borularını da götürüyor. Köylerimizde yol yok ama onlar için dağa bile yol yapılıyor” dedi.
“Çemişgezek’ten gelip bu köyün suyunu kesmek insanlığa yakışmaz” diyerek yaşananlara tepki gösteren Emir Ali Çılgın da, “Bizim yerimize başkası olsaydı daha farklı bir tepki verebilirdi ama biz diyoruz ki hayvanlarını sulayabilirsin ama böyle köyün suyunu keserek köylüler mağdur oluyor insanlar bu suyu kullanarak ağaçlarını suluyor. Dersimliler buraya gelsin nasıl madenler için sahip çıkıyorlarsa gelip bizim bu sorunumuza da sahip çıksınlar. Karadeniz’de insanlar nasıl birlik içerisinde bizimde birlik içinde olmamız lazım” diyerek Dersimlilere çağrıda bulundu.
“HAKLARIMIZI KORUYACAK YETKİLİ BİR MECRİ YOK”
“Cevizlidere 1994 yılında boşaltıldı, şu an köyümüze dönmüş durumdayız. Ama köyümüz 1994 yılında olduğu gibi şimdi de yaylacılar tarafından mağdur ediliyor” diyen Celal Özgür şunları söyledi:
“Yaylacılar suyumuza el koyduğu için burada yaptığımız arıcılık, ceviz ağaçlarımız kötü etkilendi. Mera komisyonu köyümüzü peşkeş çekiyor. Tarımsal arazilerimizi suladığımız suyumuz Tunceli İl Özel İdaresi tarafından verilen araçlarla su kaynaklarımıza el konuldu. Yaylacılarla da konuştuğumuzda valilik, kaymakamlık ve mera komisyonu bize bu talimatı verdi, diyorlar, biz tehdit ediliyoruz. Haklarımızı korumak istiyoruz ama haklarımızı koruyacak yetkili bir merci yok. Derhal yetkililerin bu olaya müdahale etmesi lazım. Bizim haklarımızı yetkililer korumazsa biz köyü terk etmek zorunda kalacağız” dedi.
Hasan Güleç ise, “Gelsinler ellerini vicdanına koysunlar köyün suyuna baksınlar, ağaçlarımızı sulayamadık kuruyor. Yetkililer mağduriyetimize çözüm bulsunlar, köyümüzde başka suyumuz olmadığı için mağduruz. Köye geldim ev yaptım su olmadığı zaman köyde bir şey ekmedikten sonra nasıl geçimimi sağlayacağım” diye sordu.