Etiket: çevre ve şehircilik bakanlığı

  • Kazım Uçarcan: Cemevlerini ‘Kültürel Tesis’ sayan düzenlemeyi meşru görmüyoruz!-VİDEO

    Kazım Uçarcan: Cemevlerini ‘Kültürel Tesis’ sayan düzenlemeyi meşru görmüyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini “kültürel tesis” olarak tanımlamasını eleştirdi. Uçarcan, yıllardır Alevilerin taleplerinin hükümet tarafından görmezden gelindiğini belirterek, “Torba yasa altında yapılan çalışmaların bizim açımızdan hiçbir hükmü ve meşruluğu yoktur. Bu tür uygulamalara karşı meşru zeminde tüm toplumsal kesimlerle ortaklaştırarak mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    Bakanlığın 22 Ocak’ta yayımladığı ‘Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ndeki değişiklikle birlikte cemevleri imar mevzuatında “Kültürel Tesis Alanı” olarak tanımlandı. Düzenlemeye Alevi kamuoyundan tepkiler gelmeye devam ediyor.

    AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, yönetmeliğe ilişkin PİRHA’ya açıklamada bulundu.

    “AKP İKTİDARI YÖNETME KABİLİYETİNİ YİTİRMİŞTİR”

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin her alanda yönetme kabiliyetini yitirdiğini savunan Uçarcan, “Torba yasa altında her şeyi birbirine karıştırarak esasta bir iki göz boyamayla, gece yarıları toplanarak tepki almamak için gündemlerine alıp torba yasayla TBMM’den geçirerek yasallaştırıyorlar” dedi.

    Yapılan çalışmaların kendileri açısından herhangi bir hükmü ve meşruluğu olmadığını belirten Uçarcan, “Biz bu çalışmaları kabul etmeyiz, meşru görmeyiz. Açıkçası hükümetten Alevilere dönük olumlu bir yasa çıkarmasını bekleme gibi bir tutum içinde de olmadık, olmuyoruz” ifadelerini kullandı.

    İKTİDAR HER ŞEYİ TERSİNDEN HAYATA GEÇİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Uçarcan, hükümetin her şeyi tersinden hayata geçirmeye çalıştığını belirterek, “Yaşama katkı sunmak için örgütlenen bu camiayı görmezden gelip onlara alternatif bir örgüt yaratma girişiminde olan bir hükümetten bahsediyoruz. Sürekli yozlaştırmaya ve asimilasyona yönelik bir yaklaşım var. Bunu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı gibi bir kurumla zaten somutlaştırdılar” dedi.

    İktidardan bir beklentilerinin olmadığını vurgulayan Uçarcan, “Buradan bir şey beklemek yerine meşru haklarımız doğrultusunda mücadele edip, kazanımlarımızı bu yolla elde etmek daha anlamlıdır. Bizim her alanda verdiğimiz bir mücadele var ve bunun farkındayız” diye konuştu.

    Yıllardır Alevilerin taleplerinin hükümet tarafından görmezden gelindiğini ifade eden Kazım Uçarcan, “Sürekli taleplerimizi görmezden gelip arkadan dolanarak nasıl boşa çıkartırızın derdindeler. Biz de meşru zeminde haklı taleplerimizi dile getirmeye ve gerek kendi kitlelerimizle gerekse diğer toplumsal kesimlerle ortaklaştırarak mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • Halkevleri’nden Bakanlık önünde eylem: Doğu Karadeniz’deki maden ruhsatları iptal edilsin

    Halkevleri’nden Bakanlık önünde eylem: Doğu Karadeniz’deki maden ruhsatları iptal edilsin

    PİRHA – Çevre ve Şehircilik Bakanlığı önünde Doğu Karadeniz Bölgesindeki tüm maden ruhsatlarının iptal edilmesini isteyen Halkevciler, hazırladıkları dosyayı Bakanlığa iletti.

    Reşit Kibar’ın Artvin Cankurtaran’da ağaç kesimine engel olmak isterken silahlı saldırıda katledilmesinin üzerinden bir ay geçti. Kibar’ın katledilmesinin birinci ayında Halkevciler Ankara’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı önündeydi.

    Doğu Karadeniz Bölgesindeki tüm maden ruhsatlarının iptal edilmesi talebiyle bakanlık önüne giden Halkevciler, Artvin halkının taleplerini de içeren bir dosyayı Bakanlığa teslim etmek istedi. Ancak polis Bakanlık önünde açıklama yapılmasına engel oldu. Halkevleri üyelerine polis saldırdı, saldırıda bir kişinin kolu çıktı.

    Saldırının ardından Halkevciler, açıklamalarını Bakanlığın karşısında yaptı. Halkevciler, şu talepleri sıraladı:

    -“Silah sahibi ve azmettirici Fikret Merttürk tutuklansın.
    -Cankurtaran, Cerattepe ve tüm Doğu Karadeniz’de yaşam alanlarımızı yağmalayan tüm maden ruhsatları iptal edilmelidir.
    -Murat Kurum istifa etmelidir.
    -Cankurtaran ve Karadeniz’deki doğa yağmasının parçası olan tüm kamu görevlileri derhal görevden çekilmeli, doğaya verdikleri tahribat nedeniyle idari ve adli olarak hesap vermelidir.
    -Yunus Merttürk’e ait şu an faaliyette olmayan Körfez Taşocağı’na ilişkin Meclis gündemine taşınan iddialarla ilgili Bakanlığınız tarafından açıklama yapılmalıdır. Kamuyu zarara uğratan, görevlerinin gereğini yapmayan kamu görevlileri derhal görevden alınmalı hesap vermelidir.”

    Halkevciler açıklamanın ardından hazırladıkları dosyayı bakanlığa iletti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dikmeceliler, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ’ye dava açtı- VİDEO

    Dikmeceliler, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ’ye dava açtı- VİDEO

    PİRHA- Dikmece’deki tarım alanlarına ve zeytinliklere konut yapılması için alınan acele kamulaştırma kararına karşı arazi sahipleri, kararın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve TOKİ’ye dava açtı.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Dikmece köyünde ‘acil kamulaştırma’ gerekçesiyle tarım arazilerinin, ormanlık alanların ve zeytinliklerin imara açılmasına karşı başlatılan direnişin 59. gününde köy halkı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve TOKİ’ye dava açtı.

    Toprakları için hukuksal mücadele başlatan Dikmece halkı Hatay Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Hatay Baro Başkanı avukat Hüseyin Cihat Açıkalın, parti temsilcileri ve demokratik kitle örgütleri destek verdi.

    “ZEYTİNLİKLERİN RANTA AÇILMASININ KABUL EDİLİR BİR TARAFI YOK”

    TBB Başkanı Erinç Sağkan, rant uğruna doğanın katledilmesine tepki göstererek hukuksal her türlü girişimde bulunacaklarını belirtti.

    Sağkan, “Dikmecelilerin mücadelesi yalnızca kendileri için verdikleri bir mücadele değil; hepimizin çocuğu ve ülkemizin geleceği için verilen bir mücadeledir. Dünyadaki tüm ülkeler, ekolojik dengelerin değişmesinden kaynaklı felaketlerle mücadele etmenin yöntemlerini ararken çok kıymetli tarım arazilerinin, zeytinliklerin ranta açılmasının hukuken, mantıken, vicdanen kabul edilebilir hiçbir tarafı yok. Bu sebeple biz de TBB olarak yürütülen bu kıymetli mücadeleye hukuken her türlü desteği vereceğiz” dedi.

    “BU KARAR BİR AN ÖNCE İPTAL EDİLMELİ”

    Ekolojik kırıma karşı hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Hatay Baro Başkanı avukat Hüseyin Cihat Açıkalın,“Dikmece’de katledilen zeytinliklerimiz için buradayız. Ekolojik yaşamı hedef alan; zeytinlikleri, sulak alanları yok eden uygulamalardan bir an önce vazgeçilmesi gerekiyor. 7033 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile acele kamulaştırma rezerv alanı olarak belirlenen mevkilerdeki kamulaştırmalardan dönülmesi talebimizdir. Umuyoruz ki dava sonucunu beklememize gerek kalmadan bu karardan dönülür” diye konuştu.

    PİRHA/ HATAY

    İLGİLİ HABERLER:

    1- Dikmece’de Alevilerin toprakları gasp ediliyor, halk direnmekte kararlı

    2- Alevi köyü Dikmece’de halk zeytinlikleri için direniyor: Alınterimize TOKİ kurulamaz

    3- Büyük Dikmece Buluşmasında ‘Toprağımıza sahip çıkacağız’ mesajı

    4-Dikmece’de toprak gaspı sürüyor: İstimlak kararı çıkmayan tarlalara iş makinaları girdi

    5-Dikmeceli köylüler: Ceberrut iktidara karşı topraklarımızı savunuyoruz

  • ‘Malatya depreminin üzerinden iki kış geçmesine karşın mağduriyet halen sürmekte’

    ‘Malatya depreminin üzerinden iki kış geçmesine karşın mağduriyet halen sürmekte’

    PİRHA- Milletvekili Kemal Bülbül, Malatya depremi ardından halkın maruz kaldığı mağduriyetleri Meclis gündemine taşıdı. Bülbül, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a “Depremin üzerinden iki kış geçmesine karşın yol, barınma ve içme/kullanma suyunun temin edilmesi ile ilgili Bakanlığınız ne tür ek tedbirler öngörmektedir?” diye sordu.

    Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Eylül 2020’de Malatya’da yaşanan 4.6 şiddetindeki depremle birlikte Pütürge halkının yaşadığı mağduriyete dikkat çekti. HDP’li Bülbül, Hatip ve Ağalar mahallelerinde 153 binada ağır, 25 binada ise hafif hasarın oluştuğuna dikkat çekti.

    Milletvekili Kemal Bülbül, bölgede yaptığı incelemeler doğrultusunda, ağır hasarlı binalar için TOKİ tarafından yapılacak evlerde yurttaşlara yüzde 40’lık bir indirimin yapılacağı beyanını hatırlattı. Kemal Bülbül, depremin üzerinden iki kış geçtiğine dikkat çekerek “Şu ana kadar evleri ağır hasarlı olan afetzedelerin sadece % 10 kadarının evlerinin yapım aşamasında olduğu, bu mekanların yer seçiminde yerel halkın talepleri göz önünde tutulmadığı iddia edilmektedir. Temel faaliyetleri hayvancılık olan yerel halkın, evleri ve faaliyet alanları arasındaki mesafenin uzaklığı ek bir mağduriyete sebep olmaktadır. Ağır hasarlı evsahiplerinin yüzde 80-90’ının mağduriyeti halen sürmektedir” dedi.

    AFETZEDELERE YARDIM TAAHHÜT EDİLMİŞTİ!

    Milletvekili Kemal Bülbül, Köklükaya Köyü’ne TOKİ tarafından yapımına başlanan toplu konutlar sebebiyle yerel halkın, su kaynaklarını kullanamadığını da belirterek “Köylülerden birinin 240 kök meyve ağacı, sulama suyunun bulunamaması yüzünden tamamen kurumasına sebep olmuştur” dedi.

    Kemal Bülbül, yetkililerin, riskli alan olduğu sebebiyle bölgenin kentsel dönüşüme tabi tutulacağına dair açıklamalar yaptığını da ifade etti. Bülbül, hafif hasarlı ve hasarsız ev sahiplerinin de ağır hasarlı ev sahiplerine tanınan yüzde 40’lık indirimden yararlanmak istediklerini de aktardı. HDP’li Bülbül ayrıca deprem sonrasında afetzedelere 5-10 bin lira arasında verileceği taahhüt edilen yardıma dair herhangi bir ödeme yapılmadığını da belirtti.

    “İKİ KIŞ GEÇMESİNE RAĞMEN…”

    Milletvekili Kemal Bülbül, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanması istemiyle şu soruları yöneltti:

    “Depremin üzerinden iki kış geçmesine karşın yol, barınma ve içme/kullanma suyunun temin edilmesi ile ilgili Bakanlığınız ne tür ek tedbirler öngörmektedir?

    Bakanlığınız hafif ve hasarsız ev sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesi için TOKİ tarafından yapılacak evlerde % 40’lık indirim talebinin karşılanmasına dair ne tür bir girişimde bulunacaktır?

    Deprem sonrasında afetzedelere 5-10 bin lira arasında verileceği taahhüt edilen yardıma dair Bakanlığınız herhangi bir çalışma yapmakta mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Beykoz’da 111 bin metrekarelik tarım alanı imara açıldı

    Beykoz’da 111 bin metrekarelik tarım alanı imara açıldı

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Beykoz’da 111 bin metrekarelik tarım alanını imara açarak ‘ticaret alanı’ ilan etti.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Beykoz’da 111 bin metrekarelik tarım alanını imara açarak ‘ticaret alanı’ ilan etti. Bin 443 ağaç bulunan parselin 61 bin metrekaresine 2 katı geçmeyecek AVM, otel, çarşı finans kurumu gibi ticari birimler inşa edilebilecek. Söz konusu arazi, daha önce ormana yapılması gündeme gelen 553 adet villa projesinin ortasında bulunuyor. Bakanlık, daha önce 20 adet otel ve 13 adet spor tesisi yapılmasını planladığı araziyi, bu kez yeni plan hazırlayarak askıya çıkardı.

    “ÇED gerekli değildir” kararının ardından yapımından vazgeçilen villa projesinin ortasında kalan parsel, Çevre Düzeni Planı’nda “tarımsal niteliği korunacak alan” olarak belirlenmiş durumda.

    TARIM DIŞI KULLANIMA İZİN VERİLDİ

    Parsel için yapılan plan değişikliğinin raporuna göre parselin tarım dışı kullanılabilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan kamu yararı kararı alınarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na gönderildi. Bakanlık da 18 Eylül 2019 tarihli kararı ile parselin tarım dışı kullanılmasına izin verdi.

    “Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” statüsü de taşıyan parsel için hazırlanan imar planlarında alanın yüzde 55’i yani 61 bin metrekaresi ticaret alanı, kalan yüzde 45’i ise eğitim, ibadet, park ve yol olarak planlandı. Alanın 7 bin metrekaresi ilkokul, 3 bin metrekaresi cami, 18 bin 645 metrekaresi park, 3 bin metrekaresi pasif yeşil alan, 17 bin 814 metrekaresi yol için ayrıldı.

    Plan değişikliği kapsamında hazırlanan “Ağaç Rölöve Raporu”na göre parselde 21 farklı türde bin 443 adet ağaç saptandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Istranca Ormanları’nda taşocağı için 144 bin ağaç kesilecek

    Istranca Ormanları’nda taşocağı için 144 bin ağaç kesilecek

    PİRHA-Kırklareli’nde Istranca Ormanları’nın da bulunduğu Kapaklı Köyünde kapasite artışı isteyen taşocağı için 144 bin 871 ağaç kesileceği ortaya çıktı.

    Kırklareli’nin Kapaklı köyünde kalker ve dolomit ocağı kapasite artışı talep edildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuran işletme, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunu da sundu. Arazilerin tarla vasfında olması nedeniyle sahiplerinden alınacağı ifade edilen raporda, bölgedeki ağaç türlerinden de söz edildi.

    Raporda 144 bin 871 ağaç kesileceğine dikkat çekilerek “Ancak, proje alanında eşzamanlı faaliyet olmayacağı için ocak üretim alanı genişledikçe ve peyderpey alınan orman izinlerine göre kesim yaptırılacaktır. Toplam proje süresi – ocak ömrü dikkate alındığında bir taraftan rehabilite edilen ve ağaçlandırılan alanların da olacağı söz konusudur” denildi.

    Ayrıca proje kapsamında kesilecek ağaç sayısının 5 katı kadar ağaç dikileceği ifade edildi. ÇED süreci 4 Kasım’da başlayan projeye ilişkin İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantısı 7 Aralık’ta yapıldı.

    Tahribatı görünen taşocaklarının ruhsatları 20 yıl öncesine kadar dayanıyor. Taşocakları genelde ya kapasite artışı istiyor ve alanlarını büyütüyor ya da ruhsatlarını yeniliyor. Bölge sakinleri ise ormanı korumak için yıllardır mücadele ediyor.

    Birçok bitki ve hayvan türünü barındıran Istranca Ormanları’nda koparılması halinde 60 bin lira para cezası kesilen dağ lalesi de bulunuyor.

    “145 BİN AĞAÇ KESİLECEK, SUSUZLUK KAPIDA”

    Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Göksal Çidem, ” ‘5 bin, 10 bin, 50 bin derken yaklaşık 145 bin ağaç keseceğiz’ diyorlar. Istranca kaybedilirse Trakya bitecek ama aslında İstanbul da bitecek. Suyu nereden bulacaklar?” diye sordu.

    Koronavirüs nedeniyle toplantıya katılamadığını ama yazılı itirazda bulunduğunu vurgulayan Çidem, kesim planlanan bölgenin Istrancalar’da olduğuna dikkat çekti.

    Çidem, “Kırklareli genelinde son 5–6 yılda ormanımıza, toprağımıza 200 dosya geldi. Bunların sadece yüzde 5 kadarı gölet ve tarımsal tesis. Geri kalanı enerji madencilik dosyaları. Sektörel dağılıma bakarsanız, hepsi su kaynakları ve yeraltı su besleme alanlarında. Yeraltı suyumuz emniyetli işletme rezervine ulaştığından su tahsislerine kapatıldı. Ama dinleyen var mı? Orası belli değil. Tek bir gerçek var. Susuzluk kapıda. Hem de pandemi döneminde. Buradaki yeraltı sularının besleme alanı neresi derseniz: Istrancalar. Yeraltı su besleme alanı üzerinde onlarca madencilik faaliyeti var” diye konuştu.

    Kaynak: Sendika.org

     

  • HDP’li Kenanoğlu’ndan Bakan Kurum’a: Deprem paraları nereye harcandı?

    HDP’li Kenanoğlu’ndan Bakan Kurum’a: Deprem paraları nereye harcandı?

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Elazığ ve Malatya’da meydana gelen deprem sonrası yurttaşların da sorduğu “Deprem vergileri için toplanan paralara ne oldu?” sorusunu Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a sordu.

    24 Ocak’da meydana gelen ve merkez üssü Elazığ’ın Sivrice ilçesi olan 6,8 büyüklüğündeki depremde, 37’si Elazığ’da dördü Malatya’da olmak üzere en az 41 kişi hayatını kaybetti, 1.607 kişi de yaralandı.

    Adıyaman, Maraş, Diyarbakır ve Dersim gibi çevre illerde de hissedilen depremde Elazığ ve Malatya’da 87 bina yıkılırken, 1287 binada ağır hasar, 56 binada orta ve 876 binada da az hasar tespit edildi ve acil olarak yıkılması gereken bina sayısı da 12 olarak açıklandı.

    “ÖZEL İLETİŞİM VERGİSİ KALICI HALE GETİRİLDİ”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Elazığ’da yaşanan deprem sonrasında yurttaşların da merak ettiği deprem vergilerinin nereye harcandığı sorularını Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması için soru önergesi verdi.

    Kenanoğlu, 1999 depremiyle birlikte depremin zararlarını tazmin edebilmek için mevcut hükümetin deprem vergisi olarak bilinen özel iletişim vergisini getirdiğini hatırlatarak, “Bu Özel İletişim Vergisi 1999 depremiyle birlikte depremin zararlarını tazmin etmek, yeni oluşacak depremler için önlemler alabilmek, toplanma alanları, deprem bilincinin gelişmesi gibi harcamaların finanse edilebilmesi için getirilmiş bir vergiydi. Bu vergi hayatımıza geçici olarak girmesine rağmen, iki kez uzatılmış ve 2003 yılında ise kalıcı hale getirilmiştir” dedi.

    Vergi uzmanlarının toplanan paranın 2000 yılından 2019 yılının sonuna kadar 67.5 milyarı geçtiğini kaydeden Kenanoğlu, toplanan bu paranın depremde oluşabilecek çadır, gıda yardımı için ayrılması, deprem bilincinin gelişmesi ve deprem eğitimleri için yapılan tatbikatlara ayrılması için AFAD’a, AKUT’a, Kızılay’a vb. kurumlara aktarılmasını beklediklerini ancak dönemin maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, deprem vergilerinin duble yollara gittiğini söylediğini hatırlatarak tepki gösterdi.

    Deprem sonrasında yurttaşların dayanışma ve yardımlaşma duygusuna sahip olduğunu söyleyen Kenanoğlu, deprem için toplanan paraları Bakan Kurum’a sordu.

    • Deprem için toplanan para ne kadardır?
    • Toplanan bu paraların ne kadarı vatandaşa ne kadarı depremin zararlarından korunmak için kullanılmıştır?
    • Bu para deprem dışında bir yerde kullanılmış mıdır? Ne kadarı kullanılmış, kullanılmayan paralara ne olmuştur?      (HABER MERKEZİ)
  • Cemevi davası bugün: ‘Alevilerin inancı yargılanıyor’

    Cemevi davası bugün: ‘Alevilerin inancı yargılanıyor’

    PİRHA- İmara aykırı cemevi yaptırdığı gerekçesiyle yargılanan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş hakkında açılan davanın 18. duruşması bugün Gaziosmanpaşa Adliyesi 2’inci Asli Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    İmara aykırı cemevi yaptırdığı gerekçesiyle yargılanan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ile ilgili açılan davanın 18. duruşması bugün saat 14:00’te Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde görülecek.

    9 yıldır süren dava kapsamında Odabaş 5 yıl hapis cezası ile yargılanıyor. Henüz bu dava sonuçlanmamışken geçtiğimiz yıl Odabaş hakkında ‘Çevre kirliliği yıkım kararı’ adı altında ikinci bir dava daha açılmıştı. Birleştirilen bu iki dava kapsamında cemevine toplamda 198 bin lira para cezası verildi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş yarın Gaziosmanpaşa Adliyesi 2’inci Asli Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan davasına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    BELEDİYE BAKANLIĞIN KABUL ETTİĞİ BAŞVURUYA’ YOK HÜKMÜNDE’ DEDİ

    İmar barışına başvurduklarını hatırlatan Odabaş, imar barışı kapsamında çıkarılan mescit ve cami yasasına itiraz ettiklerini ve ardından cemevinin inanç kurumu olarak değerlendirmeye alındığını kaydetti. Ancak Sultangazi Belediyesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının inanç kurumu değerlendirmesini kabul etmediğini ifade eden Odabaş, “Biz cami ve mescit olarak müracaat edersek Alevi köylerine nasıl zorunlu camiler yapılıyorsa sanki biz de ya mescit ya da cami istiyormuşuz gibi bir ibare oluyor. Biz İmar Barışına müracaat ettiğimiz belgeyi de dosyamıza koyduk. Mahkeme bunu isteyince Sultangazi Belediyesi mahkemeye ‘Sultan Gazi Pir Sultan Abdal Cemevinin yapmış olduğu İmar Barışı müracaatı yok hükmündedir’ dedi” diye konuştu.

    Belediyenin bu kararına mahkemede itiraz ettiklerini söyleyen Odabaş, şunları kaydetti:

    “Cami, kilise, havra ve mescit gibi hiçbir inanç yeri iskana ve imara tabi tutulmazken söz konusu Alevilerin inanç ve ibadet yerleri olan helal lokmalar ile imece usulüyle yapmış oldukları cemevlerine bu dayatılıyor. Bu aslında Alevilere yönelik yapılan bir ayrımcılık” dedi.

    “İNANÇ YERLERİMİZİ TARİF ETMEK KİMSENİN HAKKI VE HADDİ DEĞİLDİR”

    Ayrımcılığa karşı yıllardan beri Alevilerin eşit yurttaşlık ve demokrasi mücadelesi verdiğini dile getiren Odabaş, “Mahkemede devletin ve siyasi iktidarların Alevilerin kendi imkan ve olanakları ile yapmış oldukları cemevlerini yok saymak, inanç ve ibadet yeri olarak görmeme hakkına sahip olmadıklarına dair savunma yaptık. Devlet sadece insanlara inançlarını, kültürlerini, dillerini yaşayabilmeleri ve konuşabilmeleri için anayasanın önünde eşitlik fırsatı tanır. Bizim inanç yerlerimizi kimsenin tarif etme hakkı ve haddi değildir. Biz kendi inançlarımızı ancak istediğimiz yerlerde yapabiliriz” şeklinde konuştu.

    Bu davada Alevilerin inancının ve ibadetinin yargılandığını belirten Odabaş, “Cemevinin morgu, cenaze aracı, Pir Sultan Abdal anıtı, Madımak anıtı, masaları, sandalyeleri ve Atatürk büstü dair icralık. Bu davada yargılanan Zeynel Odabaş değil Alevilerin inancı ve felsefesi yargılanıyor.  Biz bu davayı meşru bulmuyoruz. Sonradan çıkacak karar ne olursa olsun biz o cezayı da alsak asla biz inancımızdan düşüncemizden değerlerimizden bugüne kadar vazgeçmedik. Bu Hüseyini duruşumuz, Pir sultan gibi direnişimiz ve bu ülkedeki demokrasi, barış, hoşgörü mücadelemiz devam edecek” diye konuştu.

    “HAKLI MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Son olarak ülkeyi yönetenlere seslenen ve çağrı yapan Odabaş şunları kaydetti:

    “Bu dava insanlık ayıbıdır. Tarihe bir kara leke olarak geçecek. Analarımızla, pirlerimizle, dedelerimizle Alevilerin dost ve müsayip kurumlarıyla birlikte gelip cemevini inşaa ettik. Şimdide hep birlikte mahkemeye gidip sahip çıkıyoruz. Bugün adalet bize lazımsa yarında başkalarına lazım olacak. Dolayısı ile bizim bu haklı mücadelemiz devam edecek. Biz federasyonlarımız ve kurumlarımız olarakta davamıza katılacağız. Orada çıkacak karar ne olursa olsun. Burası bizim inanç ve ibadet yerimizdir. Bu kararlılığımız devam edecek. İnsanların, bütün renklerin, düşüncelerin, dillerin kardeşçe bu ülkede birlikte yaşamasını bugüne kadar savunduk bugünde savunacağız. Ve haklı çıkacağız mutlaka kazanacağız diyorum” dedi.

    Dava bugün saat 13:00’de İstanbul Gaziosmanpaşa Adliyesi 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Mahkeme sonrası cemevinde lokma pay edilecek.

    PİRHA/İSTANBL

  • Kenanoğlu, Kirazlı Köyü’nde kesilen 195 bin ağacı meclise taşıdı

    Kenanoğlu, Kirazlı Köyü’nde kesilen 195 bin ağacı meclise taşıdı

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Doğu Biga Madencilik A.Ş tarafından Çanakkale merkeze bağlı Kirazlı Köyü yakınlarında kurulan Kirazlı Altın Madeni’nin kuruluş işlemleri sırasında kesilen 195.000 ağacı hazırladığı soru önergesiyle meclis gündemine taşıdı. 

    ÇED raporunda kesilmesi planlanan ağaç sayısının 45.000 olarak tebliğ edildiğini ancak gerçekte 195.000 ağacın kesildiğine dikkat çeken Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Kenanoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a maden ocağının faaliyetlerine devam edip etmediğini sordu.

    Öte yandan, Kenanoğlu, altın madeninin siyanürle çıkarılacağı hatırlatmasını yaparak hem bölgedeki doğal yaşamın hem de bölge halkının sağlığının tehdit altında olacağına vurgu yaptı.

    “YIKICI, GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN ETKİLERİ OLACAK”

    Kenanoğlu, bu kapsamda Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a şu soruları yöneltti:

    Kanadalı Alamos Gold’un yerli taşeronu Doğu Biga Madencilik A.Ş tarafından Çanakkale merkeze bağlı Kirazlı Köyü yakınlarında kurulan Kirazlı Altın Madeni’nin kuruluş işlemlerinden bu yana ağaç katliamı 195.000’i bulmuştur.

    ÇED Raporu’nda, maden faaliyeti kapsamında 45.000 ağacın “yerinden edileceği” (katledileceği) belirtilmekte iken gerçekte belirtilen sayının 4 katı büyüklüğünde bir katliam gerçekleştirildiği yakın zamanda ortaya çık(arıl)mıştır.

    Maden havzasının yer aldığı alan, birbirinden farklı 283 bitki ve 186 hayvan türüne ev sahipliği yapmaktadır. Bu türlere ev sahipliği yapan ve yine bu türlerle beraber bölge ekosisteminin özgün işleyişini mümkün kılan ağaçların katledildiği düşünüldüğünde, kurulan maden ocağının son derece yıkıcı, geri dönüşü mümkün olmayan etkileri olacaktır.

    Öte taraftan, maden 180.000 insanın su ihtiyacını karşılayan Atikhisar Barajı ve çok sayıda yeraltı ve yerüstü su kaynakları ile aynı su havzasında yer almaktadır. Doğadan maden gasp etme işlemi sırasında Doğu Biga Madencilik A.Ş tarafından siyanürün kullanıldığı ve havzadaki su kaynaklarına siyanürün sızma ihtimalinin son derece güçlü bir ihtimal olduğu göz önünde bulundurulduğunda bölgedeki doğal yaşam ve insan sağlığı tehdit altındadır.

    Tüm bunlar düşünüldüğünde;

    * ÇED raporunda belirtilenden yaklaşık 4 katı büyüklüğünde ağaç katliamına imza atarak yasadışı bir süreç işleten Doğu Biga Madencilik A.Ş hala faaliyetlerini sürdürmekte midir? Bu şirket hakkında bir işlem başlatılmış mıdır?

    *Kirazlı Maden Ocağı’nın bölge halkının içme suyu ihtiyacını karşılayan Atikhisar Barajı ile aynı su havzasında kurulmasına hangi gerekçelerle izin verilmiştir?

    *%98,7’si ormanlık alan içerisinde kalan Kirazlı Maden Ocağı’nın kurulmasına Bakanlığınız tarafından hangi gerekçelerle izin verilmiştir?

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Diyarbakır’ın tarihi surları AKP’nin ‘Millet Bahçesi’ne feda ediliyor

    Diyarbakır’ın tarihi surları AKP’nin ‘Millet Bahçesi’ne feda ediliyor

    UNESCO koruması altında olan tarihi surlar, AKP’nin ‘Millet Bahçesi’ne feda ediliyor. Kurulan şantiyedeki ağır iş makinelerinin çalışmalarından dolayı Sur’un doğu duvarında 2 metre çökme meydana geldi.

    UNESCO koruması altında olan Diyarbakır’ın tarihi surları dibinde “Millet Bahçesi” nedeniyle bir şantiye daha kuruldu. Ağır iş makinelerinin çalışmalarından dolayı Sur’un doğu duvarında 2 metre çökme meydana geldi.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Lezgin Akdeniz’in haberine göre, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan Diyarbakır’ın tarihi surları, Dicle Vadisi’nde bazı çalışmalar sonucu tahrip ediliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “Dicle Vadisi Rekreasyon Alanı Projesi”nin kentte tepkiyle karşılanmasının ardından UNESCO’dan gelen bir heyetin yaptığı gözlemler sonucu, “Dicle Vadisi Rekreasyon Alanı Projesi”nin bölgedeki ekolojik sisteme zarar verdiği ve projenin durdurulması yönünde görüş bildirilmesinin ardından vadideki çalışmalar durduruldu. Ardından Diyarbakır 1’inci İdare Mahkemesi Dicle Vadisi Projesini iptal etti. Ancak, bu kez AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim vaadi olan ve birçok resmi kurum tarafından yürütülen “Millet Bahçesi” çalışması kapsamında Devlet Su İşleri 10’uncu Bölge Müdürlüğü’ne ait iş makineleri Surların etrafında ağır iş makineleriyle çalışmaya başladı.

    Bu çalışmalar kapsamında Sur’un en zayıf duvarları olarak bilinen doğu duvarlarının hemen dibinde şantiye kuruldu. Surların hemen sıfır noktasında iş makineleriyle kazı ve düzleştirme çalışmalarında Sur’un doğu duvarında 2 metre boyutunda bir çökme meydana geldi. Birinci dereceden tescilli yapının hemen dibinde ağır iş makinelerinin yaptığı kazı sonucu çöken duvarın yerine beton bariyer konulması dikkat çekti. (HABER MERKEZİ)

  • Hava kirliliği normalin dokuz kat üstünde

    Hava kirliliği normalin dokuz kat üstünde

    PİRHA – Bakanlık verilerine göre Türkiye’de soluduğumuz havadaki kirlilik oranı, Dünya Sağlık Örgütünün normal kabul ettiği değerin dokuz kat üzerine kadar çıktı.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de solunan havadaki kirlilik oranı zaman zaman Dünya Sağlık Örgütü’nün normal kabul ettiği değerin 9 kat üzerine kadar çıktı.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ulusal Hava Kalite İzleme Ağının her gün saatlik olarak kontrol ettiği ve paylaştığı hava kalitesini gösteren değerler Türkiye’nin gece gündüz zehir soluduğunu ortaya çıkardı.

    ‘TEHLİKELİ’ ARALIĞA YÜKSELDİ

    Dünya Sağlık Örgütü’nün normal kabul ettiği Hava Kalitesi İndeksi 0-50 aralığında iken yıl içerisinde hemen hemen bütün illerde hava kirliliği günün bazı saatlerinde sağlıksız olan 150-200 aralığını sıklıkla geçti, “tehlikeli” olarak nitelenen 300-500’e aralığına kadar yükseldi.

    Bakanlığın hava kalitesini ölçerken kullandığı değerler şöyle sınıflandırıldı: “0-50 “İyi” hava kalitesi memnun edici, 50-100 “Orta” orta düzeyde sağlık endişesi,100-150 “Hassas” hassas gruplar için sağlık etkisi, 150-200 “Sağlıksız” herkes sağlık etkileri yaşamaya başlayabilir, 200-300 “Kötü” sağlık açısından acil durum, 300-500 “Tehlikeli” ciddi sağlık etkisi ile karşılaşılır.”

    MASKE TAKMA UYARISI

    En sık rastlanan ve “sağlıksız”olarak nitelenen “150-200″lük indeks düzeyinde, yurttaşlar açık hava sporları ve piknik gibi etkinlikler yapmamaları, maske takmaları yönünde uyarıldı. Bunun üzerindeki kirliliğin yaşandığı günlerde koruyuculuğu daha yüksek maske, kirlilik 300-500 aralığında iken ise gaz maskesi olarak nitelenen maskelerin kullanılması önerildi.

    Burcu Cansu’nun Birgün’de yer alan haberindeki bakanlık verilerine göre, Türkiye’de yaşayan insanları ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya bırakacak düzeye çıkan hava kirliliği değerleri bazı illerde şöyle gerçekleşti:

    Ocak

    Adıyaman (182), Elazığ (173) ve Iğdır’da (168) hava kalitesi, sınırın 3.5 katı üzerine çıkarak “sağlıksız” olarak nitelenen değere ulaştı.

    Şubat

    Bursa İnegöl 101, Balıkesir 106, Tekirdağ 109, Kayseri Hürriyet 104, Giresun 116, Erzurum 103, Düzce 113 ile “sağlıksız” hava soludu. Sabahın ilk ışıkları ile kirlilik üç kat arttı.

    İzmir 157, Konya 159 oldu. Kocaeli, Çanakkale, Düzce, Tokat, Isparta, Manisa ve Aydın’da da kirlilik değeri 100’ün üzerine çıktı. Konya Karatay’da “kötü” olarak tanımlanan ve maske takılması önerilen 218 görüldü. Edirne Keşan 179, Çorum 116, Samsun 166, Maraş Elbistan 154, Iğdır 161’lik değerle “sağlıksız” kategorisinde yer aldı. Ordu 198’lik değer ile alarm verdi.

    Mart

    Çanakkale Biga 395, Iğdır 355 ile “tehlikeli”, Konya Karatay 225 ile ”kötü”, Konya Selçuklu’da 169 ile hava “sağlıksız” düzeyine çıktı. Erzurum, Ankara, Kahramanmaraş, Samsun, Düzce, İzmit’te normal değerin iki kat üzerine çıktı.

    Sınırın dört kat üstü

    Nisan

    İstanbul Büyükçekmece 247 ve Konya Selçuklu 213 ile “kötü”, Edirne Keşan 172 ve İstanbul Sultangazi 186 ile “sağlıksız”, Tokat Erbaa 103 ve Ordu Ünye 100 ile hassas hava soludu. Bazı sabahlar Konya halkı normal değerin 4 kat üzerinde kötü hava soludu.

    Ordu Ünye 104, Samsun Tekkeköy 116, Bilecik 106, Bursa 102, Ankara Ulus 113 ile normal değerin 2 kat üzerinde kirli havaya maruz kaldı. Amasya, Ordu, İzmit, Iğdır’da da “sağlıksız” hava solundu.

    Mayıs

    Konyalılar bazı geceler 281 olan sağlık açısından “acil durum” oluşturabilecek kötü havaya maruz kaldı. Gece zaman zaman hava kirliliği yükselerek Konya Selçuklu’da 412 ile tehlikeli sinyali verildi. İstanbul Kadıköy 151’lik değer ile sağlıksız havadan etkilendi. Tekirdağ, Yozgat, Edirne, Muş, Kahramanmaraş ise normal değerin iki kat üzerinde hava solumak zorunda kaldı. Edirne halkı sağlıksız hava koşulları nedeniyle hastalık riskine karşın uyarıldı.

    Haziran

    İstanbul’da hava 165’lik değeri ile “sağlıksız”, Konya’da ise 338 ile “tehlikeli” düzeye çıktı. İzmir Kemalpaşa 103, Tekirdağ 105, Muş 100 ile normal değeri iki kat aştı. Saatler gece 03.00’ı gösterdiğinde ise Konya’da kirlilik 271’e düşerek “kötü” düzeyde seyretti. Sabah kirlilik 355’e yeniden yükseldi ve Konyalılar zehirli hava solumaya devam etti. Iğdır ve Çanakkale’de hava kirliliği iki kat artarak 100’ün üzerine çıktı. Çanakkale ve Konya’nın havasının “tehlikeli” alarmı verdiği günler oldu.

    BOLU’DA TEHLİKE ALARMI 

    Temmuz

    Bolu’nun hava kalitesi 486 ile “tehlikeli” değerinin üst sınırına yaklaştı. Sabah Mardin 361 ile tehlikeli uyarısı verdi. Iğdır, Ağrı, Hatay ve Muş’ta ise kirlilik normal değerin iki kat üzerinde oldu. Akşam Muş 377 ile “tehlikeli” alarmı verdi.

    Ağustos

    Adana 435, Konya Karatay 398 ile sağlık açısından tehlikeli havaya maruz kaldı. Çanakkale Biga 395 ile tehlikeli uyarısı verdi. Akşam saatlerinde Muş, Ağrı, Balıkesir, Muğla, Adana, Şırnak’ta hava kirliliği normalin iki kat üzerinde seyretti.

    Eylül

    Çanakkale Biga, 395 ile “tehlikeli” uyarısı verdi. Samsun Bafra, Muğla ve İstanbul’da kirlilik sürekli yükselerek 100’ü aştı.

    Ekim

    Ankara Sincan 375, Çanakkale Biga 395 ile tehlikeli uyarısı verdi. Gün içerisinde de Muş, Şırnak, Mardin, Elazığ, Kahramanmaraş, Iğdır, Kırıkkale, Isparta normalin iki kat üzerinde kirli hava soludu. Akşama doğru kirlilik Bartın, Bilecik, Kayseri, Erzincan, Niğde, Ordu da arttı.

    Kasım

    Çanakkale Biga 395i, Tokat Erbaa 355 ile “tehlikeli”, Elbistan 213 ile “kötü”, Samsun 161, Iğdır 152, Hakkari 153 ile “sağlıksız” hava soludu. Sabah saatlerinde Samsun, Kahramanmaraş, Iğdır ve Çanakkale alarm vermeye devam etti. Akşam saatlerine kadar Şanlıurfa, Hakkari sağlıksız havaya maruz kaldı. Çorum, Sinop, Afyonkarahisar, Erzurum, Erzincan, Isparta’ya normalin iki katı kirli hava hakim oldu.

    Aralık

    Çanakkale Biga 395 ile “tehlikeli”, Hakkari 152, Bursa 155 ile ”sağlıksız” havayı soludu. Öğlen saatlerinde ise Tekirdağ 345 ile “tehlikeli”, Sinop 286 ile “kötü”, Karabük 166, Ordu Ünye 165 ile “sağlıksız” uyarısı verdi. Gün içerisinde de Tokat, Sakarya, Bursa, Artvin, Iğdır, Denizli, Çorum normalin iki kat üzerinde kirli hava soludu. HABER MERKEZİ

     

  • Dersim’in Ovacık ilçesi su altında kalabilir

    Dersim’in Ovacık ilçesi su altında kalabilir

    Dersim Ovacık’ın bir bölümünü su altında bırakacak plan yargı kararlarına rağmen onaylandı. Planlanan, Konaktepe Barajı su tutarsa ‘komünist ilçe’ Ovacık sular altında kalacak.
    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli Çevre Düzeni Planı, Dersim’in Ovacık ilçesinin bir bölümünün Konaktepe Barajı suları altında kalmasını öngörüyor. Danıştay’ın proje ile ilgili “ÇED yapmadan plan yapılamaz” diyen iki ayrı kararına rağmen onaylanan projenin hayata geçmesi durumunda Ovacık taşınmak zorunda kalacak. Dersim Barosu Başkanı Av. Barış Yıldırım bu kararın hukuken yok hükmünde olduğu görüşünde.

    Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli 1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı Değişikliği Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylandı. 2040 yılını hedef alarak hazırlandığı belirtilen planın sürdürülebilir kalkınma perspektifini taşıdığı dile getiriliyor. Bunun için “doğal, tarih ve kültürel kaynakların rasyonel kullanımı” vurgusu öne çıkarılırken, “bölgenin ekolojik dengesinin korunması, konut, tarım, sanayi, turizm gibi arazi kullanım kararlarının düzenli ve dengeli gelişiminin sağlanması” gibi unsurların gözetildiği iddia ediliyor.

    BARAJ SU TUTARSA OVACIK TAŞINACAK!

    Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre Munzur Vadisi’nde yapımı planlanan baraj ve HES’lerle ilgili öngörülerin de yer aldığı planda Ovacık ile ilgili şu cümleler yer alıyor: “Munzur Vadisi Milli Parkı içerisinde yapılması söz konusu olan Konaktepe Baraj Gölü’nün Ovacık yerleşimine olası etkileri göz önüne alınmış ve söz konusu barajın uygulamaya geçmesi ile baraj altında kalacak yerleşimler için ilgili kamu kurum ve kuruluşlardan alınacak görüşler doğrultusunda, yeni yerleşim alanına taşınması durumunda mevcut plan ve eşikler göz önünde bulundurularak, Ovacık yerleşimine ait 2040 yılı için gelişme alanı 51 ha olarak belirlenmiştir.”

    YARGI KARARINA RAĞMEN

    Planın 2012’den bu yana gündemde olduğunu belirten Av.Yıldırım, Konaktepe Barajı ile ilgili plan yapılmasının hukuken olanaksız olduğunu söyledi. Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES 1 ve HES 2 projelerine ilişkin 22 Mart 2010 tarihinde dava açtıklarını aktaran Yıldırım, Danıştay 13. Dairesinin de projeye ilişkin iptal kararı verdiğini ve kararın kesinleştiğini belirtti.

    PLAN YOK HÜKMÜNDE

    Danıştay’ın iki ayrı dosyasında verilmiş iki ayrı kararın söz konusu olduğuna vurgu yapan Yıldırım; “Bu bakımdan Çevre Düzeni Planı yapılması hukuken mümkün değil. Yani Konaktepe Barajına ilişkin plan yapılmasının hukuk karşısında bir geçerliliği yok, hükümsüzdür” dedi.

  • Mücadele sonuç verdi: Elbistan KES için hazırlanan ÇED raporu onaylanmadı

    Mücadele sonuç verdi: Elbistan KES için hazırlanan ÇED raporu onaylanmadı

    PİRHA – Anadolu Enerji Elbistan Kömürlü Elektrik Santrali (KES) projesinin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu için inceleme-değerlendirme toplantısı bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda yapıldı. Toplantıya Bakanlık, ilgili kurum temsilcileri ve Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu temsilcileri de katıldı. Komisyon raporun yetersiz olduğunu belirtirken  Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu üyesi İbrahim Yalçın, yöre halkının taleplerini sıraladı.

    Elbistan’da yapılması planlanan KES’in ÇED raporu onaylanmadı: Yeterli görülmedi.

    Anadolu Enerji Elbistan Kömürlü Elektrik Santrali (KES) projesinin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu için inceleme-değerlendirme toplantısı bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda yapıldı. Toplantıya Bakanlık, ilgili kurum temsilcileri ve Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu temsilcileri de katıldı. Komisyon raporun yetersiz olduğunu belirtirken  Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu üyesi İbrahim Yalçın, yöre halkının taleplerini sıraladı.

    “ÇED DURDURULDU”

    Komisyon, toplantının ardından açıklama yaptı ve raporun yetersiz olduğu belirtti. Raporun bu haliyle yeterli olmadığının belirtilmesinin ardından, Elbistan ÇED süreci durmuş oldu.

    Toplantıdan sonra konuşan Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu üyesi İbrahim Yalçın, “Elbistan Küçükyapalak, Büyükyapalak, Çatova, Akören ve Eldelek köyleri üzerine Anadolu Enerji tarafından kurulması planlanan Termik Santralının ÇED toplantısı yapıldı. Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu olarak Elbistan halkı adına toplantıya katıldık. Yöre halkının itirazlarını dile getirdik. Toplantı sonucunda ÇED süreci durduruldu. Eksikliklerin giderilmesi için 1 yıl süre verildi” diye konuştu.

    ÇED RAPORUNUN DURDURULMASI NE ANLAMA GELİYOR?

    ÇED raporunun durdurulması iptal edildiği anlamına gelmiyor. Bu haliyle geçerli olamayacağı anlamına gelen raporun yerine firma yeni bir ÇED raporu sunabilir ve eksiklikleri giderebilir.

    Toplantıya katılan Hayatı ve Doğayı Koruma Platform Üyelerinden İbrahim Yalçın ve Memet Erşahin yöre halkının itirazlarını dile getirdi. Çınar Mühendislik tarafından yapılan ÇED sunumundan sonra platform üyesi İbrahim Yalçın söz alarak itirazları dile getirdi.

  • Armutlu halkı yıkıma karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na itiraz dilekçesi veriyor

    Armutlu halkı yıkıma karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na itiraz dilekçesi veriyor

    PİRHA- İstanbul’da Küçük Armutlu Mahallesi’nin yıkılarak yeniden inşası için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni plan hazırladı. Plana karşı çıkan Armutlu halkı bugün yıkımlara karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na itiraz dilekçelerini veriyorlar. Binlerce kişi şu anda Darphane de bakanlık önünde. 

    Küçük Armutlu olarak bilinen ve Fatih Sultan Mehmet Mahallesi ile Baltalimanı mahallelerinin bir kısmını kapsayan 1 milyon 400 bin metrekarelik alan için yapılan 1/5 bin ölçekli Nazım ve 1/bin ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 25 Ağustos’ta askıya çıkarıldı.

    Duruma karşı çıkan Armutlu halkı dün bilgilendirme toplantısı yaptı. Fatih Sultan Mehmet Mahallesi muhtarı Osman Karaçam ve Baltalimanı Mahallesi muhtarı Ali Haydar Aslan halka dağıttıkları dilekçeyi toplu bir şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ileteceklerini, sonuna kadar da yapılan plana karşı çıkacaklarını bildirdiler.

    Yeni planlamada mahallenin büyük bir kısmı rezidans, alışveriş merkezi ve konut gibi yapıların yapılabileceği anlamına gelen ‘ticaret-konut alanı’ olarak belirtildi. Mahallenin kadastral planlaması baştan aşağıya değişti, yollar yeniden çizildi. Mahalleyi doğu-batı aksında kesen 34 metre genişliğinde ana yol açıldı, mahalleyi dik kesen 30’ar metre genişliğinde yollar açıldı. Öte yandan bodrum katlar emsale dahil edilmezken, 2 katı geçmeyecek şekilde sınırlandı.

    4 bin civarında gecekondunun bulunduğu ve yaklaşık 16 bin kişinin yaşadığı Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hemen yanındaki mahallede kentsel dönüşümü başlatmak için, 6306 sayılı Afet yasası kapsamında 2012 yılında ‘riskli alan’ kararı verilmiş, ancak bu karar Danıştay tarafından iptal edilmişti. Ardından aynı yer 2016 yılında ikinci kez ‘riskli alan’ ilan edilmişti.

    Bugün ise plana karşı çıkan Armutlu halkı bugün yıkımlara karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na itiraz dilekçelerini veriyorlar. Binlerce kişi şu anda Darphane de bakanlık önündeler.

    (HABER MERKEZİ)