Etiket: çevresel felaketler

  • Bu Alevi köyünde çevre tahribatı hız kesmiyor; köylüler tepkili-VİDEO

    Bu Alevi köyünde çevre tahribatı hız kesmiyor; köylüler tepkili-VİDEO

    PİRHA-Pazarcık’ın Çöçelli köyüne yapılması planlanan biyokimya enerji üretim tesisine halk tepkili. Yerleşim birimlerine yakın bir alanda kurulması planlanan santrale ilişkin köylüler, “Doğamız tahrip edilecek. Zeytin ağaçları kesilecek. Halkın sağlığı açısından olumsuzluklar söz konusu” dedi.

    Maraşın Pazarcık ilçesine bağlı Çöçelli köyü geçtiğimiz yıllarda çimento fabrikalarıyla gündeme gelmişti. Ekolojik tahribat geçilen süreçte bir hayli yoğun devam etti.

    Çöçelli köyüne çimento fabrikasının ardından kalker ve taş ocağı açılması isteğine ise köylüler tepki göstermiş ve bu projeden vazgeçilmişti. Fakat Çöçelli köyü şimdi de biyokimya enerji üretim tesisi ile tehlike altında.

    Kurulması planlanan tesise karşı halk, toplantı yaptı. Köy halkı, tesisin yerleşim alanlarına yakın bir alanda yapılmasına karşı çıkıyor.

    Toplantıya CHP Milletvekili Ali Öztunç da katılım göstererek köy yakınlarında böyle bir tesisin yapılmasına karşı olduğunu belirtti.

    KÖYLÜLER, TESİSE NEDEN KARŞI?

    Çöçelli muhtarı Murat Sımsık, biyokimya enerji üretim tesisine neden karşı olduklarını anlattı.

    Murat Sımsık, bölgelerinde daha önce iptal olduğunu düşündükleri biyokütle enerji santrali planına şu an devam edildiğine dair çalışmalar yapıldığını belirterek, “Vatandaşlar, bu biyokütle santraline karşı rahatsız” dedi. Sımsık, santralin yapılmaması için tüm köylünün tepkili olduğunu da sözlerine ekledi.

    Çöçelli halkı ise tesis için köy arazisinin seçilmesinin tesadüf olmadığına işaret etti. Köylüler, şehrin dışına yapılması gerekilen bu santralin köye 300 metre uzaklıkta yapılmasına tepki gösterdi. Santrallere karşı direnen halk, söz konusu faaliyetlerle beraber doğanın tahrip edileceği, zeytin ağaçlarının kesileceği ve halkın sağlığı açısından olumsuzluklar yaratılacağını ifade etti.

    “BİR KİŞİNİN RAHATI İÇİN BU MEMLEKETİ BATIRIP ÖLDÜRÜYORLAR”

    Köyün içine yapılacak olan santralin kabul edilecek bir durum olmadığına vurgu yapan halk, santralin yapılmasıyla beraber tüm tarım alanlarının yok olacağına da dikkat çekti. Köylüler, tarım alanlarının zarar göreceğini ve ardından çiftçiliğin ağır darbe alacağının altını çizdi. Çöçellili yurttaşlar, “birilerinin kazancı için doğamızın güzelliğinin tahribine karşı bu santralin yapılmasını istemiyoruz” diyerek “rant için bir köyün yok olmasına karşıyız” açıklamasını yaptı. Köylüler ayrıca santrale karşı tüm çevre köyleri de bu konuda dayanışmaya çağırdı.

    “PATLATILAN DİNAMİTLERDEN EVLER ZARAR GÖRÜYOR”

    Santralin yapım aşamasında patlatılan dinamitlerden kaynaklı köydeki birçok evin zarar gördüğüne dikkat çeken köylüler, havanın da bu durumdan etkilendiğini söyledi. Köy halkı, yağmurun dahi artık çamur şeklinde yağdığını anlatarak, “santralin halka zararı yok” diye halkı ikna yöntemlerinin kabul edilemeyeceğine vurgu yapıldı.

    “TARIM ARAZİLERİNİN ÜZERİNE KURDULAR”

    CHP İl Başkanı Esat Şengül ise Çöçelli köyünün stratejik konumu bakımından birçok şehri birbirine bağlayan bağlantı yolu olduğunu, yeraltı zenginlikleri ve tarım bakımından çok yoğun bir bölge olduğuna işaret ederek söz konusu santrale karşı olduklarını söyledi. Şengül, “Yıllarca halka yalan söylediler, tarım arazilerinin üzerine gelip yer kurdular” dedi.

    Köyde yapılan Necip Fazıl Hastanesi’nin de tarım arazisinin üzerine kurulduğunu belirten Şengül, “Cumhurbaşkanının ‘ey halkım ben size sesleniyorum, ekilmedik bir karış yer bırakmayın’ diyor, öbür yandan beşli çete başta olmak üzere yandaşları hepsi gelip tarım arazilerinin üzerine fabrika yapıyor. Bir iş yapılırken bu işin insan odaklı olması gerekli olduğunu, doğaya çevreye zarar verilmeden yapılmasını istiyoruz. Ülke öyle bir konuma gelmiş ki… Tuz kokmuş vaziyette… Helallik isteyeceksen git beşli çeteden iste, biz hakkımızı helal etmiyoruz” dedi.

    Mehmet KOCAMER/MARAŞ 

  • Dünyadaki altın madeni felaketlerinin başını Kanadalı şirketler çekiyor

    Dünyadaki altın madeni felaketlerinin başını Kanadalı şirketler çekiyor

    PİRHA – Kaz Dağları’nda madencilik faaliyeti yürüten Kanadalı şirket Alamos Gold, siyanürün doğaya sızma riskinin bulunmadığını öne sürse de söz konusu 11 felaketin 6’sı Kanadalı şirketlerin işlettiği madenlerde yaşandı.

    Resmi veriler altın madenlerinin yol açtığı felaketlerin başında siyanür sızıntısının geldiğini gösteriyor. 1971 – 2015 yılları arasında 11 altın madeni kaynaklı felaketten 7’sinin siyanürlü suyla bağlantılı olduğu söyleniyor.  Ayrıca söz konusu 11 felaketin 6’sı Kanadalı şirketlerin işlettiği madenlerde yaşandı.

    İşte farklı tarih ve adreslerde kayıtlara geçen o çevre felaketleri:

    -1971’de Romanya’da Certej altın madeninin atık barajının patlaması sonucu 300 bin metreküp zehirli su Certeju de Sus adlı kasabayı bastı. Olayda 89 kişi yaşamını yitirdi.

    -1984’te Papua Yeni Gine’de Avustralyalı şirket Broken Hill Proprietary Co.’nun işlettiği Ok Tedi Mine madeni bölgedeki en büyük çevre felaketlerinden birine neden oldu. 2 milyar tondan fazla işlenmemiş atık maden çevresine boşaltıldı. Zehirli atıkların bölgede yaşayan en az 50 bin kişiyi etkilediği sanılıyor.

    -1984’te yine Kanadalı şirket Galactic Resources’un ABD’de işlettiği Summitville adlı altın madeninde siyanür kullanması üzerine 610 bin metreküp zehirli atık su biriktiği anlaşıldı. Şirketin iflas etmesi üzerine ABD hükümeti bölgeyi temizlemek için yüzlerce milyon dolar harcamak zorunda kaldı.

    -1995’te, Kanadalı Omai Gold Mines şirketi, Guyana’da işlettiği madende dev bir sızıntı yaşandı. Yaklaşık 3 milyon metreküp siyanürlü atığın bölgedeki Omai ve Essequibo nehirlerine karıştığı ortaya çıktı.

    -1996’da Filipinler, tarihinin en büyük çevre felaketlerinden birini yaşadı. Marcopper Mining adlı Kanadalı şirketin işlettiği Mt. Tapian altın madeninin tünellerinde oluşan çatlak zehirli atıkların Makulapnit-Boac nehrine karışmasına neden oldu. Sızıntı, kısa sürede bölgeye yayılırken, onlarca köy tahliye edildi. Tarım alanları kullanılamaz hale geldi.

    -1998’de Kanadalı Centerra Gold şirketinin Kırgızistan’da işlettiği Kumtor altın madenine sodyum siyanür taşıyan bir kamyon Barşkaun nehrine düştü.

    -2000 yılında Avustralyalı Esmerelda Exploration Limited’ın Romanya’daki Baia Mare madeninde yaşanan çevre felaketi Tuna nehrine ve Karadeniz’e kadar uzandı. Yaklaşık 100 bin metreküüp siyanürlü su Tisa ve Someş nehrilerine karıştı. Tuna’ya ulaşan zehirli atıkların sadece Macaristan’da bin 200 tondan fazla balığın ölümüne yol açtığı sanılıyor.

    -Aynı yıl içinde Avustralyalı Dome Resources adlı şirketin. Papua Yeni Gine’deki Tolukuma altın madenine malezeme taşıyan helikopterden siyanür içeren bir tonluk kargo ormana düştü. Uzmanlara göre yağmurların etkisiyle siyanürün bir kısmı bölgedeki akarsulara karıştı.

    -2009’da ABD’li Newmont Mining şirketinin Gana’daki Ahafo madeninden bölgedeki akarsulara siyanür sodyum karıştığı tespit edildi. Olayın ardından çok sayıda balık ölümü kayıtlara geçti.

    -2014’te Kanadalı Imperial Metals’ın kendi ülkesinde işlettiği Mount Polley altın madeninde zehirli atık sızıntısı yaşandı. Zehirli atığın Polley Gölü’ne kadar ulaştığı kaydedildi. Olayın üzerine bölgedeki somon balığı çiftlikleri kapatıldı. Çevre örgütleri, incelemelerin ardından zehirli atığın içinde nikel, arsenik, bakır ve kurşun olduğunu duyurdu.

    -2015’te Kanadalı Barrick Gold adlı şirketin Arjantin’de işlettiği Veladero altın madeninde siyanür sızıntısı yaşandı. Bin metreküpten fazla siyanürlü atık Potrerillos nehrine karıştı. Yetkililer olayın bir vana sorunundan kaynaklandığını duyurdu.

    PİRHA / ANKARA