Etiket: ceza infaz düzenlemesi

  • ‘Kürt ve kadın düşmanı infaz yasasına karşı mücadelemiz bitmedi’-VİDEO

    ‘Kürt ve kadın düşmanı infaz yasasına karşı mücadelemiz bitmedi’-VİDEO

    PİRHA – HDP Dersim Kadın Meclisi, infaz yasasına ilişkin yaptığı açıklamada, cezaevlerinin bir an önce boşaltılması, cezaevlerinden tahliye olan ya da olacak kadına yönelik şiddet faillerine karşı koruyucu önlemlerin alınması gerektiğini belirtti. Açıklamada, “Kadın düşmanı infaz yasasını kabul etmiyoruz, infazda eşitlik istiyoruz” denildi. 

    Halkların Demokratik Partisi Dersim Kadın Meclisi, infaz yasasına ilişkin açıklama yaptı.

    HDP il binasında yapılan açıklamaya Kadın Meclisi üyeleri katılırken açıklamayı HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    Yeşil, “Tüm dünyada Korona Virüs salgınına karşı acil önlemler alınırken AKP-MHP ittifakı, virüsle mücadele etmesi gerekirken daha önce gündeminde olan ve olağan dönemlerde hayata geçiremediği yasaları pandemiyi fırsata çevirerek hayata geçirmektedir. Dünyada Aralık ayının sonunda gündemleşen ve Türkiye’de mart ayında ilk vakanın ortaya çıkmasıyla beraber birinci derecede risk alanları olan cezaevlerinde salgının yayılması ihtimaline karşı ne tür tedbirler alınacağı ve risk grubunda bulunan siyasi tutsak ve adli mahpuslar başta olmak üzere cezaevlerinin boşaltılmasına dair toplumsal bir talep oluşmuşken AKP/MHP ittifakı tarafından adına infaz yasası denilen ancak bir kısım hükümlü açısından af niteliği taşıyan, siyasi tutsaklar açısından ise fiili idam niteliği taşıyan infaz yasası meclisten apar topar geçirildi. Adına ölüm yasası dediğimiz bu yasa hazırlanırken, muhalefet partilerinin, demokratik kamuoyunun, hukukçuların, insan hakları savunucularının görüş ve talepleri alınmazken sadece kendi yandaşlarının, çetelerin ve katillerin talepleri alındı” ifadelerini kullandı.

    “YASA, VAHŞET YASASIDIR”

    AKP/MHP ittifakının başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye’deki sorunları güvenlikçi politikalarla çözme kararı vermesiyle beraber ülkede her türlü demokratik hakın kullanılmaz hale getirildiğini belirten Yeşil, şunları kaydetti:

    “Toplumsal muhalafet zor aygıtlarıyla bastırılmaya çalışılırken, yargı iktidarın sopası haline gelmiş ve aralarında milletvekilleri, belediye eşbaşkanları olmak üzere binlerce siyasetçi, akademisyen, gazeteci öğrenci hukuksuz bir biçimde tutuklanarak cezaevine konulmuştur. İmralı’da Sn. Öcalan’a uygulanan tecrit bir yönetim biçimi haline gelmiş ve tecrit bütün cezaevlerinde yaygınlaştırılmıştır. Hukuksuz bir biçimde rehin tutulmanın yanında cezaevlerinde bulunan tutsaklar nefessiz bırakılmaya çalışılmış, 80 dönemi Amed cezaevini aratır uygulamalar geliştirilmiştir. İnfaz yasasıyla siyasi tutsaklar ölüme terk edilirken bu güne kadar fiili olarak uygulanan gazete yasağı, ağırlaştırılan disiplin cezaları ile cezaevi içinde cezaevi yaklaşımı kanuni bir hale getirilmiştir.
    Biz Kadınlar, biliyoruz ki bu eşitsiz yasal düzenlemeyle birlikte başta risk grubunda olan hasta, 65 yaş üstü tutsaklar ve çocuklu kadınlar olmak üzere tüm siyasi tutsaklar ölüme terk edilmek istenmiş; kadına ve çocuklara karşı suç işleyenler, mafyalar serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla; bu yasa vahşet yasasıdır, bu yasa erkek şiddetine cezasızlık getiren, kadına ve çocuklara karşı suç işleyenleri teşvik eden ancak bir taraftan da düşüncelerini ifade eden, kadın mücadelesi yürüten Figenleri, Sebahatları, Selmaları, Gültanları, gazetecileri, özsavunmasını gerçekleştiren kadınlar Nevinler cezaevinde tutmanın yanında Korona virüsü tehdidiyle yüz yüze bırakan bir yasadır.”

    Cezaevlerindeki tedbirlerin yetersiz olduğunun altını çizen Yeşil, “Tutsaklara maske, dezenfektan, temizlik malzemesi verilmemekte; tutsaklar kendi olanaklarıyla temin etmek istediklerinde ise cezaevi kantinlerinde satılan bu malzemeler fahiş fiyatlarla tutsaklara satılmaktadır. Cezaevlerinde olağan koşullarda bulunması riskli olan hasta tutsaklar, pandemi nedeniyle hastanelerin büyük risk taşımasından kaynaklı tedavileri aksatılmakta daha da büyük bir tehlike ile yüz yüze bırakılmaktadırlar. Bunun yanında sürekli bir biçimde “sosyal mesafe” uyarısı yapan iktidar tutsaklar söz konusu olduğunda fiziki mesafeyi hiçe sayan tutsakların yaşamını tehlikeye atan ayakta sayım, arama adı altında koğuş baskınları gibi uygulamalardan vazgeçmemektedir. Hastalıktan korunmanın en önemli yollarından biri bağışıklık sistemini güçlendirmek ve hava sirkülasyonunu sürekli bir biçimde sağlamaktır. Cezaevlerinde özellikle uzun süre bulunan tutsaklar açısından bağışıklık sisteminin cezaevi koşullarından zayıfladığı açık olduğundan müebbet ceza alan tutsaklar da birinci derecede risk grubu içinde sayılabilir” dedi.

    “YAŞANACAK ŞİDDET VE ÖLÜMLERİN SORUMLUSU EVET OYU VERENLERDİR”

    Yaşam hakkının bu kadar açık bir biçimde risk altında olduğu bir süreçte iktidarın sorumluluğunu görmezden gelerek salgının cezaevlerinde yayılmasını izlemesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Yeşil, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İktidar Kürtlere, muhaliflere, kadınlara düşman hukuku uygularken, hiçbir tedbir almadan kadına ve çocuğa karşı suç işleyenlerin serbest bırakılmasının da faturasını kadınlar, muhalifler ödemektedir.
    İnfaz Yasası ile tahliyelerin başlamasıyla birlikte ne mi oldu? Sadece geçtiğimiz hafta basına yansıyan bazı haberler bile yasanın önümüzdeki süreçte kamuoyunda infial yaratacağının açık bir göstergesi. Kars Belediyemiz saldırganların hedefi oldu. İzmir’de cezaevinden çıkan Mehmet I., tartıştığı arkadaşını öldürdü. Geçen yıl Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde eşi ve kızına şiddet uyguladığı için tutuklandığı cezaevinden infaz düzenlemesiyle tahliye olan Ramazan İnanç ise eşinin amcasını bıçakladıktan sonra ölü bulundu.
    Şunu çok iyi biliyoruz ki, Antep’te 9 yaşındaki Ceylan’ın babası tarafından vahşice katledilmesinin nedeni de infaz yasasının getirdiği cezasızlık politikalarıdır. Şu çok iyi bilinmelidir ki, bu yasayla kadına ve çocuğa yönelik suçlar örtülü bir biçimde affedildi. Yaşanacak tüm şiddet ve ölümlerin sorumlusu bu yasaya evet oyu veren AKP-MHP milletvekilleridir.

    “KADIN DÜŞMANI İNFAZ YASASINI KABUL ETMİYORUZ”

    Ancak; AKP-MHP faşist iktidarı şunu bilmelidir ki, Biz Kadınların; kadına düşman, çocuğa düşman, doğaya düşman; hırsıza, çeteye, şiddet failine, mafyaya dost bu yasaya karşı mücadelemiz bitmemiştir, bundan sonra da kararlılıkla devam edecektir.
    Buradan çağrımızı bir kez daha yineliyoruz; başta risk grubunda bulunan hasta, 65 yaşüstü veçocuklu kadın tutsaklar olmak üzere cezaevleri bir an önce boşaltılması, cezaevlerinden tahliye olan ya da olacak kadına yönelik şiddet faillerine karşı koruyucu önlemlerin alınması gerekmektedir.
    Kadın düşmanı infaz yasasını kabul etmiyoruz, infazda eşitlik istiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • CİSST: Mahpuslar arasında ayrım gözetilmeden af düzenlemesi yapılmalıdır

    CİSST: Mahpuslar arasında ayrım gözetilmeden af düzenlemesi yapılmalıdır

    PİRHA- Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) infaz düzenlemesi ile ilgili yazılı bir açıklaması yaptı. Açıklamada “Mahpuslar arasında ayrım gözetmeyen bir genel af düzenlemesinin olması gerekiyor” denildi.

    Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan, AKP’li hukukçu milletvekilleri tarafından dizayn edilen infaz düzenlemesi ile ilgili CİSST yaptığı açıklamada “Yaşam hakkı” düşüncesi ile çalışmaların sürdürülmesini ve temel insan haklarının korunması önerisinde bulunuldu.

    Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği2nin açıklaması şöyle:

    “Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen ve son dönemin en büyük küresel felaketlerinden biri olan koronavirüs (COVID-19) salgını insan sağlığını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Salgına karşı mücadelede alınması gereken önlemler hususunda yönteme dair tartışmalar devam etse de, kişisel izolasyon ve hijyenin sağlanması gerektiği konusunda fikir birliği mevcuttur.

    Bu anlamda, kişisel alanın bulunmadığı ve hijyen koşullarının çok yetersiz olduğu açık ve kapalı hapishaneler yapıları gereği salgının en hızlı ve rahat yayılabileceği mekanlardır. Birçok kamu kuruluşu ve özel kuruluş salgınla mücadelede önlemler almaktadır. Bu noktada salgının hapishanelerde yayılmasını engellemek amacıyla alınacak tedbirlerin de kamu sağlığı başlığı altında değerlendirilmesi ve yapılacak düzenlemelerin hak ihlallerine, can kayıplarına sebebiyet vermemesi gerektiğini CİSST olarak tekrar hatırlatmak isteriz.

    “GERÇEKÇİ ÇÖZÜMLER ÜRETİLMELİ”

    Hapishanelerde koronavirüsle mücadele tüm dünyanın gündemindedir. Ülkemizde de bu mücadelenin ayaklarından biri olarak yeni infaz düzenlemesi gündeme gelmiş ve bu konuda tartışmalar başlamıştır. Pandemi olarak kabul edilen bu salgın karşısında başta hasta ve yaşlı mahpuslar olmak üzere tüm mahpuslar risk altındadır. Bu sebeple, geçici ve yeni sorunlara sebebiyet verecek uygulamalar yerine gerçekçi çözümler üretilmesi gerekmektedir.

    Bu anlamda, uzun zamandır gündemde olan infaz yasasındaki düzenlemeler koronavirüsün yarattığı kişisel ve toplumsal riskler gözetilerek yeniden değerlendirilmelidir. Salgının insani boyutu göz önünde bulundurulmalı ve yaşam hakkının en temel hak olduğu, mahpuslar yönünden bu hakkın kamunun güvencesi altında olması gerektiği unutulmamalıdır.

    Bu nedenle CİSST; bu süreçte mahpuslar arasında ayrım gözetmeyen bir genel af düzenlemesinin olması gerektiğini ifade eder. Bunun sağlanamadığı durumda, ivedilikle bir risk analizi yapılarak infaz düzenlemesinin dışında kalan ve risk altında bulunan mahpuslar için uygun infaz yaptırım seçeneklerinin (infaz erteleme ya da alternatif seçenekler dahil olmak üzere) hayata geçirilmesi gerektiğini belirtir.
    CİSST’in bu çağrısı sadece mahpusların değil; tüm hapishane personeli ve güvenlik güçlerinin ve buna bağlı olarak toplumdaki tüm bireylerin başta yaşam hakkı olmak üzere temel insan haklarını ve toplum sağlığını korumak sorumluluğu ile ele alınmıştır.

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK’ten yargı paketi açıklaması: İktidar cezaevlerinde tahliye konusunu suistimal ediyor

    KESK’ten yargı paketi açıklaması: İktidar cezaevlerinde tahliye konusunu suistimal ediyor

    PİRHA – KESK, yeni infaz düzenlemesine ilişkin açıklama yaptı. Koronavirüse karşı birçok ülkede cezaevlerinde ayrımsız tahliyeler başlatıldığının hatırlatıldığı açıklamada, cezaevlerinin büyük oranda boşaltılarak yaşanacak olası felaketin önlenmeye çalışıldığı vurgulandı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Yürütme Kurulu, yeni yargı paketine ilişkin açıklama yaptı.

    KESK açıklamasında, “Dışarıda dahi hijyenik koşulların sağlanmasının, dezenfekte malzemelerinin temin edilmesinin zorlaştığı bugünlerde sayıları 300 bini bulan tutuklu ve hükümlüler, birkaç misli dolu ve hijyen koşullarından yoksun cezaevlerinde salgına yakalanma ve hayatlarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır” uyarısında bulundu.

    “CEZAEVLERİ, KAPASİTELERİNİN ÜZERİNDE DOLU DURUMDADIR”

    Açıklamanın devamında şunlara dikkat çekildi:

    “Son yıllarda bitmek bilmeyen OHAL uygulamaları ve özgürlükleri askıya alan güvenlikçi politikalar nedeniyle sürekli yenileri yapılmasına, devasa kampüs tipi cezaevleri inşa edilmesine rağmen cezaevleri tıka basa, kapasitelerinin birkaç katı üzerinde dolu durumdadır. Ocak 2020 verilerine göre 355 hapishanede aralarında binlerce kadın ve çocuğun da bulunduğu 300 bin dolayında insan bulunmaktadır.

    “HİJYENİK ORTAMDA İZOLASYON HAYATİ ÖNEMDEDİR”

    Cezaevlerinin bu halde olduğu, dışarısının ise 500 bin kişinin denetimli serbestlik uygulamasına maruz kaldığı ve yaklaşık 200 bin kişinin ise iki yılın altında kalan cezalarını denetimli serbestlik uygulamasıyla çekmesi nedeniyle açık cezaevine çevrildiği bir dönemde koronavirüs salgını baş gösterdi.

    Konfederasyonumuzun, sağlık emekçilerinin tüm uyarılarına rağmen IMF, Dünya Bankasının neo liberal politikaları doğrultusunda “Sağlıkta Dönüşüm” adıyla sağlık hizmetlerinin piyasaya açılması nedeniyle sonuçlarını daha ağır yaşadığımız salgın, tüm yaşam alanlarını tehdit etmektedir. Salgının daha da büyüyeceği ve yaygınlaşacağı resmi ağızlardan da doğrulanmakta, itiraf edilmektedir. Dolaysıyla hijyenik ortamda izolasyon hayati önemdedir.

    “MAHKUMLAR CEZAEVLERİNDE SALGINA YAKALANMA RİSKİ İLE KARŞI KARŞIYA

    Ne yazık ki, dışarıda dahi hijyenik koşulların sağlanmasının, dezenfekte malzemelerinin temin edilmesinin zorlaştığı bugünlerde sayıları 300 bini bulan tutuklu ve hükümlüler, birkaç misli dolu ve hijyen koşullarından yoksun cezaevlerinde salgına yakalanma ve hayatlarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

    Bu gerçeklik nedeniyle birçok ülkede cezaevlerinde ayrımsız tahliyeler başlatılmış, cezaevleri büyük oranda boşaltılarak yaşanacak olası felaket önlenmeye çalışılmıştır.

    “İKTİDAR, KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEK İSTİYOR”

    Ancak AKP iktidarı, kayyum meselesinde, Kanal İstanbul ihalesinde, doğal alanların imara açılmasında ve daha birçok konuda olduğu gibi milyonların evlerine kapanmak zorunda kaldığı, salgın dışında başka bir gündemi takip etmekte zorlandığı bu süreçte cezaevlerinde tahliye konusunu da suistimal etmektedir. İktidar, sadece ülkemizin değil tüm insanlığın ilk kez karşılaştığı böylesine yaygın ve ölümcül salgın krizini bile canhıraş şekilde fırsata çevirmek istemektedir.

    “KADIN KATİLLERİNİN BIRAKILMASI SİYASİ BİR TERCİHTİR”

    Uzun süredir şekillendirdikleri, ancak çocuk istismarcılarının, kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz suçlularının, uyuşturucu tacirlerinin, mafya liderlerinin, organize suç örgütü üyelerinin, katillerin, hırsızların tahliyesine yol açacağı için büyük tepki toplayan infaz düzenlemesini salgın gerekçesiyle raftan indirmiş, olduğu gibi Meclise sevk etmiştir. Kadına yönelik şiddetin korkunç boyutlarda olduğu, mevcut salgından kaynaklı ev içinde kadınların şiddete daha fazla maruz kaldığı böylesi bir süreçte iktidarın bu riski en aza indirecek acil çözümler üretmesi gerekirken kadın katillerini ve tecavüzcüleri salmaya hazırlanması bir tesadüf değil ideolojik ve siyasal bir tercihtir.

    “AİHM SÖZLEŞMESİ AÇIKÇA İHLAL EDİLİYOR”

    Biliyoruz ki, son yıllarda çok sayıda muhalif gazeteci, akademisyen, aydın, milletvekili, belediye başkanı, avukat, öğrenci, sendika yöneticisi/üyesi keyfi, öngörülemez, belirsiz ve geniş terör tanımı nedeniyle “terör soruşturması” adı altında tutuklanmıştır. Bu durum çok sayıda AİHM kararına da yansımış ve başta adil yargılanma hakkı olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin çok sayıda maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiştir. Biliyoruz ki, herhangi bir şiddet eylemine bulaşmamış binlerce kişi keyfi, belirsiz ve geniş terör tanımı nedeniyle halen cezaevlerinde bulunmaktadır.

    “HERKESİN SAĞLIĞINDAN DEVLET SORUMLUDUR”

    Attığı tweet ya da sosyal paylaşımları nedeniyle “terör suçları” kapsamında tutuklanan çok sayıda kişinin cezaevlerinde bulunduğu ülkemizde bu gerçekliği görmeyen, es geçen bir düzenleme ölümcül bir ayrımcılık olacaktır.

    Cezaevlerinde bulunan herkesin sağlığından ve canından devlet sorumludur. Salgının cezaevlerine sıçraması durumunda sonuçlarının tahminlerin ötesinde ağır sonuçlara, kitlesel ölümlere yol açacağı açıktır.

    Dolayısıyla, başta Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesinde yer alan sağlık hakkı maddesi olmak üzere, birçok uluslararası sözleşme ve AİHM kararlarında belirtildiği gibi, mahpusların yaşam ve sağlık koşullarından yoksun bırakılması hiçbir koşulda kabul edilemez.

    “SİYASİ SUÇLARIN KAPSAM DIŞI KALMASI DEVLETİN KİN GÜTMESİ ANLAMINA GELMEKTEDİR”

    Kaldı ki, iktidarın vatandaşlara karşı işlenen suçlarda indirime, affa ya da infaz sisteminde rahatlıkla giderken devlete karşı işlendiği söylenen siyasal suçları ise kapsam dışı bırakması devletin kin gütmesi anlamına gelmektedir. Oysa tersi olmalı, yani devlet adına bir düzenleme yapılacaksa ilkin kendisine karşı işlendiği söylenen siyasal suçlardan yargılananlardan başlanmalıdır.

    Salgının cezaevlerine sıçraması durumunda, virüsün iktidar gibi davranmayacağı, yani suç kategorilerine göre yayılmayacağı, ayrımcılık yapmayacağı ortada iken iktidarın hala ayrımcılıkta ısrar etmesi kabul edilemez.

    ÖLÜM HABERLERİNİN ARTIĞI BU GÜNLERDE BARIŞA İHTİYAÇ VAR”

    Mevcut tutumdan derhal vazgeçilmeli, en geniş toplumsal mutabakat sağlanarak; uluslararası hukuk ve anayasamızın eşitlik ilkesi çerçevesinde Mecliste tartışmaları devam eden düzenleme siyasal suçları da kapsayacak şekilde genişletilmeli, gazeteciler, yaşlılar, hasta mahkumlar, çocuklar ve çocuklarıyla birlikte kalan kadınlar öncelikle tahliye edilmeli, infazlar ertelenmelidir.

    Salgının yayılma hızının ve ölüm haberlerinin giderek arttığı bugünlerde hepimizin daha çok dayanışmaya, güzel haberlere ve toplumsal barışa ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.”

    PİRHA/ANKARA