Etiket: cezaevi raporu

  • İHD İstanbul Şube Hapishane Komisyonu Cezaevleri Raporu: 1076 hak ihlali tespit edildi

    İHD İstanbul Şube Hapishane Komisyonu Cezaevleri Raporu: 1076 hak ihlali tespit edildi

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği(İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Marmara Bölgesi’ndeki cezaevlerine ilişkin hazırladığı Ocak-Şubat-Mart ayları hak ihlali raporunu açıkladı. Raporda toplam 1076 ihlal tespit edildiği belirtilerek, tecrit politikasından vazgeçilmesi, infazda eşitsizliklerin önlenmesi, işkence, kötü muamele, keyfi yasak ve uygulamalara son verilmesi çağrısında bulunuldu.

    İnsan Hakları Derneği(İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Marmara Bölgesi’ndeki cezaevlerine ilişkin hazırladığı 3 aylık hak ihlali raporunu dernek binasında açıkladı. Açıklamayı İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri okudu.

    “1 NİSAN İTİBARİYLE CEZAEVLERİNDE TOPLAM 322 BİN 780 KİŞİ TUTUKLU”

    Raporda öne çıkan konular ise şöyle:

    “Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre; 295.702 kapasiteli 403 hapishanede 1 Nisan 2024 tarihli itibariyle; 13 bin 561’i kadın, 2 bin 912’si çocuk ve 4 bin 683’ü 65 yaş üstü olmak üzere toplam 322 bin 780 kişi tutuluyor. Bu da 27 bin 78 kapasite fazlası olduğunu gösteriyor. Oysa sadece bir ay önce, 01.03.2024 tarihi itibari ile hapishanelerde toplam 314 bin 375 mahpus tutulmakta ve 18 bin 693 kapasite fazlası bulunmakta idi. Bu sayılar, mahpus sayısının her ay 10 bin civarında artış gösterdiğini ortaya koymaktadır. Hukukta bir istisna olarak düzenlenmiş bulunan tutuklamanın bir baskı aracı olarak ve hukuki gereklilik dışında yaygın kullanılıyor olmasının amacı, toplum ve toplumsal mücadeleye etkisi bir yana, hapishanelerde kapasite fazlalığı, sağlık başta olmak üzere bütün temel hakları olumsuz anlamda yakından etkilemektedir.

    “HAPİSHANELERDE TEDAVİYE ERİŞİM NEREDEYSE DURMA NOKTASINDA GELMİŞTİR”

    Veriler, hapishanelerdeki sorunların katlanarak ve daha da çeşitlenerek devam ettiğini göstermektedir. Nitekim aşağıda yer alan ve incelemenizi önerdiğimiz başvuru özetlerinden de görüleceği üzere, bu rapor döneminde de işkence ve kötü muamele, psikolojik baskı, küfür, hakaret, hastaneye götürmeme, ilaçların verilmemesi, doktorların etik olmayan yaklaşımları, hastaneye gidiş gelişte mahpusların çıplak aramaya zorlanması ve bunu kabul etmeyen mahpuslara işkence edilmesi uygulamaları devam etmiştir. Bu uygulamalar mahpusları hastanelere gitmekten dahi vazgeçme noktasına getirmiş, hapishanelerde tedaviye erişim neredeyse durma noktasına gelmiştir.

    “İNFAZ YAKMALARLA ÖZGÜRLÜK HAKLARI İHLAL EDİLMEKTE

    İdare ve Gözlem Kurulu iyi hal puanlama sistemi nedeniyle; tahliye tarihi gelmiş birçok mahpusun tahliye edilmemesi, denetimli serbestlikten yararlandırılmaması, açık cezaevine ayrılamaması, infazlarının yakılması suretiyle özgürlük hakları ihlal edilmektedir. Bu sorunlara eklenen ekonomik sorunlar ve artan yoksulluğa bağlı olarak temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale gelmesi mahpusu çaresiz bırakmakta, güçsüz düşürmektedir.

    “MAHPUS DIŞ DÜNYADAN TAMAMEN YALITILMAKTADIR”

    Mektup yasakları, görüş yasakları, kitap, TV, Radyo, Gazete yasak ve kısıtlamaları, sohbet ve spor hakkının kısıtlanması ile mahpus dış dünyadan tamamen yalıtılmaktadır. Bu rapor döneminde yine, özellikle basın taraması yoluyla İmralı Hapishanesi’nde tespit edilen 157 ihlal ile, uygulanan ağır tecrit önemli bir yer tutmaktadır. Bu tecrit uygulamasının sonlandırılması için mahpuslarca 27 Kasım’da başlatılan açlık grevi Nisan başında sonlandırılmış ve aynı zamanda başlatılan ailelerin adalet nöbeti de tecride karşı mücadelenin başka eylemliliklerle devam ettirileceği belirtilerek 13 Nisan günü sonlandırılmıştır. Ancak sorun İmralı özelinde ve infaz uygulamaları genelinde özellikle S, Y ve yüksek güvenlikli hapishanelerle birlikte daha yaygın bir hal almış olup, aciliyetini korumaktadır.

    “MAHPUSLAR BEDENLERİNİ AÇLIĞA YATIRMAK ZORUNDA KALIYOR”

    Anlatılanlardan, raporumuzda dikkatinize sunduğumuz sorunların çözümü için çaba gösterilmediği, yetkililerin yasalardan kaynaklı sorumluluklarını ve mahpus haklarını dikkate almadıkları ve sorunlara dair mahpusların görüşme taleplerini cevapsız bıraktıkları görülmektedir. Mahpuslar tarafından “muhatapsızlık” olarak tanımlanan bu durumun, baskı politikasının bir aracı olduğu da keyfi uygulamaları açıklayamayacak olmanın baskısı ile yetkililerin mahpuslarla karşılaşmak istememesine bağlı geliştiği de söylenebilir. Ancak her hâlükârda, bir çare arayışında olan mahpuslar için muhatapsızlık önemli bir sorun oluşturmakta, sorunların çözümü için yol bulamayan mahpuslar çaresizliğe sürüklenmektedirler. Bu çaresizlik içinde, hasta mahpusların dahi ailelerine yakın bir hapishaneye sevk için bedenlerini açlığa yatırmak zorunda kaldıkları görülmektedir.

    6 MAHPUS ÖLÜMÜ TESPİT EDİLDİ!

    Yine aşağıda yer alan başvuru özetlerinden görüleceği üzere, hapishanelerde yaşanan sorunlar mahpuslar yanında mahpus yakınlarını da yakından ilgilendirmekte, mahpus yakınları da bu süreçte ciddi hak ihlallerine maruz kalmaktadırlar. Bu rapor dönemimizde Marmara dışında yaşanmış olmakla birlikte 6 mahpus ölümü tespit edilmiştir. Hak ihlallerinin çözümsüzlüğe sürüklenmesi bu sayının hızla artacağına işaret etmektedir. Bu nedenle, ağır hasta mahpuslar başta olmak üzere risk grubundaki tüm mahpusların sağlık ve yaşam haklarını korumak için koruyucu önlemlerin acilen alınması ve serbest bırakılarak tedavi ve yaşam haklarının korunması yönünde acil adımlar atılması beklenmektedir.

    “KALICI HALE DÖNÜŞTÜRÜLEN TECRİT POLİTİKASINDAN VAZGEÇİLMELİ”

    Yine, giderek yaygınlaşan ve kalıcı hale dönüştürülen tecrit politikasından vazgeçilmesi, infazda eşitsizliklerin önlenmesi, işkence, kötü muamele, keyfi yasak ve uygulamalara derhal son verilmesi, adalete erişimde yaşanan sorunların çözülmesi yanında ekonomik kriz ile artan mahpus yoksulluğunun yol açtığı sorunların; temel gereksinimlerin devlet tarafından ücretsiz karşılanması, iaşe bedellerinin yeterli seviyeye artırılması ve benzeri yöntemlerle çözülmesi talepleri öne çıkmaktadır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İç Anadolu Cezaevi Raporu: İhlaller arttı, 11 tutukluya 3 kişilik yemek veriliyor-VİDEO

    İç Anadolu Cezaevi Raporu: İhlaller arttı, 11 tutukluya 3 kişilik yemek veriliyor-VİDEO

    PİRHA – Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Ankara Şubesi Hapishane Komisyonu, ‘İç Anadolu Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu’nu açıkladı. Raporda, koronavirüs sürecinin yönetimi sürecinde sorunlar yaşandığı, hak ihlallerinde ciddi sorun yaşandığını belirtildi. 

    Haberin Videosu

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Ankara Şubesi Hapishane Komisyonu, ‘İç Anadolu Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu’nu açıkladı. ÖHD Ankara Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan komisyon üyesi Bilal Erman, raporu İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan 8 ilde yer alan cezaevlerinden edindikleri bilgiler doğrultusunda hazırladıklarını belirtti.

    RUTİN KONTROLLER YAPILMIYOR

    Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan tutukluların kendilerine dezenfektan verilmediğini, rahatsızlıkları olanların rutin kontrollerinin Kovid-19 nedeniyle yapılmadığını, hastaneye sevklerde sorun olduğunu ifade ettiklerini belirten Erman, “Kantin fiyatlarının pahalılığı ve çeşit azlığı ya da istenen ürünün getirtilmeyişi sebebiyle dış kantin hakkından mahrum kalan mahpusların iç kantin hakkından da fiilen mahrum bırakıldığını ifade etmişlerdir” dedi.

    ÇIPLAK ARAMA DAYATMASI, TEK KİŞİLİK HÜCRE…

    Söz konusu cezaevinde hastane sevk işlemlerinin yapılmadığını kaydeden Erman, “Mahpus S.A. tarafından görüşme tarihinden bir ay öncesinden boğazından kan geldiği, hastaneye sevk istemesine rağmen sevk yapılmadığı belirtilmiştir. Aynı hapishanedeki A. Ç.’ye çıplak arama yapılmak istendiği, karşı çıktığı için 1 ay iletişim cezası aldığı ifade edilmiş ve bu sebeple kronik hastalığı bulunan (kemik erimesi, Hepatit, fıtık) A.Ç.’nin sakıncalı olarak görülerek tek kişilik hücreye alındığı ifade edilmiştir” ifadelerini kullandı.

    GAZETELER VERİLMİYOR

    Erman, raporda yer alan diğer altı cezaevinde yaşanan hak ihlallerini ise şöyle sıraladı: “Tokat T Tipi Hapishanesi’ndeki mahpuslar, gerek savcı gerekse hapishane idaresiyle görüşmek istediklerinde sadece infaz koruma memurlarıyla muhatap olabildiklerini belirtmişlerdir. Yeni Yaşam Gazetesi başta olmak üzere süreli yayınların kendilerine ulaştırılmadığını, sadece Hürriyet, Taraf gibi süreli yayınlara ulaşabildiklerini, Evrensel Gazetesi’nin kendilerine verilmediğini, OHAL sürecinde başlayan 5 kitap kısıtlamasının halen devam ettiği ancak devam eden sınırlamaya ilişkin bir kararın kendilerine sunulmadığı beyan edilmiştir.

    MAHPUSLAR AÇLIK GREVİNDE

    1 Temmuz tarihinde tekrar Kırşehir E Tipi Cezaevi’ne ziyaret gerçekleştirilmiştir. Mahpuslar koşullarının iyileştirilmemesi ve halen kendilerine muhatap bulamamaları sebebiyle açlık grevindeler. Mahpuslar idare ile görüşme sağlayamadığı, kötü muameleye ilişkin yaptıkları suç duyurusu hakkında halen geri dönüş olmadığı belirtilmiştir. Mahpusların suç duyuruları hakkında bir gelişme olmadığının ve halen müşahede odasında tutulduklarının belirtilmesi üzerine Cezaevi Savcısı ile görüşme gerçekleştirmek için adliyeye giden avukatlar, Cezaevi Savcısı tarafından dinlenmemiş ve direkt kapıdan çıkmaları istenmiş, polis çağırmakla tehdit edilmiş ve polis çağrılmıştır. Kırşehir E Tipi Kapalı Hapishanesi’nde yaşanan sorunlara dair hapishane idaresi ve cezaevi savcısının görüşmeyi kabul etmemeleri, avukat ziyaretleri sırasında polis ve TOMA’nın Cezaevi önünde bulunması, GBT yapılması istenmesi ile görüşme mümkün olamamaktadır.

    KELEPÇELİ MUAYENE

    Bünyan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde 9 Temmuz tarihinde yapılan görüşmelerde hastane sevklerinin pandemi şüphesi haricinde durduğu, pandemi öncesinde hastaneye gidildiğinde kelepçeli bir şekilde muayene yapıldığı, hastalıklarının dayanılmaz bir hale geldiği, koğuşta 10 kişi için gerekli havalandırma koşulunun olmadığı; Yeni Yaşam gazetesi başta olmak üzere süreli yayınların kendilerine ulaştırılmadığı, ara sıra verilen Evrensel Gazetesi’nin de 10 gündür kendilerine verilmediği, Kovid-19 pandemi sürecinde önlemleri bir tecrit aracı olarak kullandıklarını ama koğuşlarda dezenfeksiyon ya da ilaçlama işleminin yapılmadığı, yemek konusunda sorun yaşadıklarını belirtmişlerdir.

    AYLIK 650 TL ELEKTRİK FATURASI

    Mahpuslar, koğuşta aylık ortalama 650 TL elektrik faturası ödediklerini ve idarenin pandemi döneminde dahi bu parayı tehditlerle aldığını, parayı ödememeleri halinde elektriklerinin kesileceği cevabını aldıklarını, rahatsız olan koğuş arkadaşlarının sağlıkları için bu parayı vermeye mecbur kaldıklarını ifade etmişlerdir.

    11 KİŞİYE 3 KİŞİLİK YEMEK

    Eskişehir H Tipi Kapalı Hapishanesi’nde 3 Temmuz tarihinde yapılan görüşmelerde mahpuslar; cezaevi idaresinin kendilerine yasal olarak tanımlanan haklarını kullanmayı engellediğini, keyfi bir biçimde kısıtlamalara gittiğini ifade etmiştir. Yeni Yaşam gazetesinin keyfi olarak verilmediğini, mektuplarının göndermiş oldukları adrese ulaşıp ulaşmadığını tespit edemediklerini, özellikle Uluslararası Af Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi hak arama mercileri ve sivil toplum kurumlarına yazdıkları mektupların hiçbir şekilde gönderilmediğini ifade eden mahpuslar;  yemek iaşelerinin koğuştaki kişi sayısına göre çok çok az olduğunu, 11 kişiye 3 kişilik yemek verildiğini belirtmişlerdir.

    Mahpuslar ayrıca pandemi sürecinden beri koğuşların bir ya da iki defa dezenfekte edildiğini, kendilerine sadece bir litre çamaşır suyu verildiğini ifade etmişlerdir.

    6 AYDIR TEKLİ HÜCREDELER

    Afyon 1 No’lu T Tipi Kapalı Hapishanesi’ne sevk edilen mahpuslara, askeri nizamda ayakta sayım dayatılmış; askeri nizamda sayımın yasal bir dayanağı olmadığından bahisle mahpuslar bu talebe itiraz etmişlerdir. İtirazından dolayı birçok mahpusun tekli hücreye alındığı ve bu hücrelerde tutulduğu raporlarımızda da mevcuttur. Bu süreçte idare ile yaptığımız görüşmeler ve itirazlar neticesinde birçok mahpus tekrar koğuş sistemine alınırken mahpuslardan İ.Ç., M. S.K. ve Y.B.’nin Şubat 2020 tarihinden bu yana tekli hücrede tutulmaya devam edildiği, bu duruma İdare Gözlem Kurulu kararının gerekçe gösterildiği tespit edilmiştir.

    Mahpusların daha önceki beyanlarında farklı tarihlerde tüm mahpuslara kamu görevlisi olan gardiyanlar tarafından farklı yöntemlerle işkence yapıldığı ifade edilmiştir. Buna ilişkin beyanlar mahpuslar tarafından yazılı olarak idareye, sözlü olarak ise tarafımızca iletilmesine rağmen bu noktada hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir.”

    İDARİ BİRİMLERE ÇAĞRI

    Raporun açıklanması ardından konuşan komisyon üyesi Hülya Yıldırım ise cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair şunları söyledi: “Mahpus anlatımları incelendiğinde birçok hapishanede Kovid-19 pandemi sürecinin yönetimine ilişkin sorunlarla karşılaşılmakta ve bu durum mahpusların birçok hakkını ihlal etmektedir. Yaşanan hak ihlallerinde idari yöneticiler, personel, denetim yetkisini yerine getirmeyen idari kurumlar sorumluluk taşımaktadır. Bu sebeple tüm idari birimlerin ve her bir kademesinin, denetim yetkisi bulunan idari kurumların ve ilgili bakanlıkların; ulusal ve uluslararası mevzuattan doğan sorumluluklarını yerine getirmesini ve sorunları ivedilikle çözmesini talep ediyoruz.” PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

  • İHD: Cezaevlerinde fiziki şiddet ve keyfi uygulamalar mevcut-VİDEO

    İHD: Cezaevlerinde fiziki şiddet ve keyfi uygulamalar mevcut-VİDEO

    PİRHA – İHD Ankara Şube Hapishaneler Komisyonu, Temmuz-Ağustos-Eylül aylarına ait İç Anadolu Bölge Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu’nu açıkladı. Birçok hapishanede fiziki saldırı başta olmak üzere keyfi uygulamaların varlığına dikkat çekildi.

    Haberin videosu

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, İç Anadolu Bölgesi’ndeki cezaevlerine dair 3 Aylık Hak İhlalleri Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı.

    İHD Ankara Şube’de yapılan basın açıklamasını İHD Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Nuray Çevirmen okudu. Çevirmen, cezaevlerindeki hak ihlallerinin en üst düzeye çıktığını ifade ederek, temiz su ihtiyacının karşılanmadığı, sağlık hakkının engellendiği, şiddet uygulandığı ve keyfi aramaların olduğunu aktardı.

    Çevirmen, hazırladıkları raporu İHD’ye yapılan başvurular, avukat ziyaretleri, tutukluların gönderdiği mektuplar ve aileler ile yakınları tarafından verilen bilgiler doğrultusunda oluşturulduğunu da sözlerine ekledi.

    Çevirmen, rapora dair şu bilgileri paylaştı:

    AMASYA E TİPİ KAPALI CEZAEVİ

    “Mahpuslara yatırılan paranın, kim tarafından yatırıldığı soruluyor. Eğer yatıran kişiyi tanımıyorlarsa hesaplarına yatan parayı geri gönderiyorlar. Oysa eş-dost akrabanın yatırabileceği, bazen isim hatırlayamamanın sorun yapıldığı ifade edilmiş.

    Yeni Yaşam Gazetesi verilmiyor, Amasya’ya gelmediği söylenmiş. Ancak Diyarbakır Cezaevinden topluca gönderilen Yeni Yaşam Gazetesi de mahpuslara teslim edilmemiş.”

    BOLU F TİPİ KAPALI CEZAEVİ

    “Yasak denilerek okumak istedikleri Yeni Yaşam, Azadiya Welat, Özgür Halk gazeteleri verilmiyor.

    Yaklaşık iki yıldır Nurullah Semo isimli mahpus tek başına tecritte tutulmakta, bu uygulamaya gerekçe olarak Adalet Bakanlığı’nın özel bir talimatı olduğunu söylenmektedir. Ayrıca birkaç kez personel tarafından Nurullah Semo’ya dönük hakaret ve fiziki saldırılar gerçekleştirilmiştir.

    Ayda bir kez kurum revirine çıkarılmaktalar, bir ay geçmeden ikinci kez revire çıkarılmıyorlar. İmkanlar olmasına rağmen bu konuda kısıtlamaya gidilerek yeterli sağlık hizmeti sunulmamakta, hastanelere sevk edildiklerinde kelepçeli tedaviye zorlanmakta, muayene sonuçları aylarca kendilerine bildirilmemektedir.

    Yanlarında bulundurdukları ve cezaevi kantininden almış oldukları radyolara el konulmuştur.

    Dışarıdan kendilerine gönderilen (yurt içi veya yurt dışı) mektuplar verilmemekte ve haberleşme hakkı ihlal edilmektedir. Kimi zaman mektuplardaki içerikler gerekçe gösterilerek, bu mektuplara el konulmaktadır.

    Başka cezaevlerine nakil olma talepleri hiçbir biçimde kabul edilmiyor, tüm başvurular Bakanlık’ça reddediliyor.

    Gün ışığına göre ayarlanması gereken havalandırma saatleri, sabah 08.00, akşam 16.50 arasında olacak şekilde yeni bir uygulamayla kısıtlanmıştır.

    Cezaevinde bulunan onlarca ağırlaştırılmış müebbet hükümlüler, yan yana odalarda kaldıkları halde birlikte spora çıkarılmamaktalar.

    Gönderdikleri mektuplar çok uzun süre “incelenecek” denilerek gönderilmiyor.

    Kantin fiyatları çok yüksek, özellikle cezaevi iş yurtları ürünleri çok daha yüksek fiyatlara satılıyor.

    Yıllardır kütüphaneye çıkarılmıyorlar. Bulundurulacak kitap sayısı 10 ile sınırlandırılmış.

    Cezaevine tam olarak nereden geldiğini bilmedikleri çok pis bir kokunun gelmekte. Bu durum sağlıkları üzerinde ciddi bir etkide bulunuyor, kokunun kaynağını sorduklarında tavuk çiftliğinden geldiği söylenmiştir.”

    KAYSERİ AÇIK CEZAEVİ

    “İHD Genel Merkezine mektup gönderen Serdar Gökdemir, 2 yıldır akciğer kanseri hastası olduğunu, kanserin 4. evresinde olduğunu, Kayseri Erciyes Üniversitesi Onkoloji bölümünde hala tedavi gördüğünü, hastalığının bu evresinin çok tehlikeli olmasına rağmen hem Balıkesir Açık Ceza İnfaz Kurumunda hem de Kayseri Açık Ceza İnfaz Kurumunda Adli Tıp’a yaptığı başvuruların reddedildiğini, hijyenik bir ortamda olması gerektiğini, perhiz yemekleri ile beslenmesi gerektiğini ancak tahliye edilmediğini belirterek yardım talep etmiştir.”

    KAYSERİ KADIN CEZAEVİ

    “12 Eylül 2019 tarihinde Cezaevi Savcılığı aracılığıyla mektup gönderen Hacer Sisko adlı kadın mahpus, 9 Eylül’de dişçide randevusu olduğu için hastaneye götürüldüğünü, giderken diğer mahpusların yanına değil de şoför mahalline oturtulduğunu, hastaneye geldiğinde ringden indirildiğinde kendisinin tek tutulmak istendiğini, buna itiraz ettiğinde ise ağzına ve burnuna vurulduğunu, nezarete girerken asker tarafından tekme atıldığını ve komutanın ‘dua et burada kamera var, kamera olmasa ben senin dişlerini ağzına dökerdim’ diye tehdit ettiğini, orada olan başka asker ve sağlık memurlarının müdahale etmediğini, ağzı burnu kan içinde 1 saat bekletildiğini aktardı.”

    KIRIKKALE F TİPİ CEZAEVİ

    “Kimi basit gerekçelerle çoğu zaman spor ve sohbet faaliyetler iptal edilmekte ve çıkartılmamaktalar.

    Cezaevlerinde açlık grevi sürecinde, sayımlara robocoplu gardiyanlarla gelinmeye başlanmış, hala da sayımlara robocoplu, joplu, kalkanlı gelinmekte, revirde bile sürekli robocoplu gardiyan doktorun yanında bekletilmekte.

    Cezaevi yemekleri yeterli miktarda besleyici ve hijyen değil.

    Adalet Bakanlığı tarafından ‘mahkumların temizlik ürünleri karşılanıyor’ açıklamasına rağmen idare temizlik için gerekli olan deterjan, sabun, diş fırçası-macunu gibi malzemeler ya vermiyor ya da ihtiyaçtan az bir şekilde veriyor.

    Şebekeden verilen su temiz değil, filtre bulunmamakta, sağlanmamaktadır.

    Üç kişilik odalarda dört kişi kalıyorlar, odalarda 3 ranza olduğundan 4. kişi yerde yatmak zorunda kalıyor.

    Cezaevinde rutin olarak yapılan aramalarda odaları dağıtılıyor, eşyaları kırılıp yerlere atılıyor. Kırılan eşyalar için cezaevi idaresi “yenisi temin edilecek” demesine rağmen bu konuda hiçbir gelişme olmamıştır.

    Kürtçe kitap ve mektupları ya hiç verilmiyor ya da aylarca bekletildikten sonra veriliyor.

    Sağlık sorunlarından dolayı kurum revirine çıkmak için defalarca dilekçe yazmalarına rağmen çok geç çıkartılmaktalar.

    Mezar tipi, çok dar ve havasız bölmeli ring aracı ile sevkleri gerçekleştirilmekte.

    Haftalık telefon hakları engellenmekte, bir defa ‘ulaşılmadığında’ ikinci defa çıkartılmamaktalar.”

    TOKAT T TİPİ KAPALI CEZAEVİ

    “İHD’ye mektup yazan Hasan Ortaç ve oda arkadaşları, uzun yıllar cezaevlerinde olmalarına rağmen son zamanlarda 12 Eylül cunta döneminden kalma uygulamaların dayatılarak, ayakta, askeri nizam içinde sayım vermelerinin istendiğini, bunu kabul etmeyip yıllarca hiçbir soruna yol açmayan sayımdaki duruşları için idarenin soruşturmalar açtığını, disiplin cezaları verildiğini aktardı.

    Ayakta sayım sebebiyle 5 Ağustos’tan bu yana her hafta soruşturma açılıyor. İletişim cezaları verilmiş.

    Açlık grevleri sonrasında idarenin tutumu değişmiş, odada kimse yokken arama yapılıyor, tekmeyle odaya giriliyor, kitap ve not defterleri alınıyor.

    Evrensel gazetesini alabiliyorlar, Yeni Yaşam’ın Tokat’a gelmediği söyleniyor.”

    PİRHA/ANKARA