Etiket: cezevi

  • CİSST, 179 cezaevinden gelen koronavirüs kaynaklı şikayetleri paylaştı

    CİSST, 179 cezaevinden gelen koronavirüs kaynaklı şikayetleri paylaştı

    PİRHA-Hapishanelerden ekim ayı içerisinde gelen koronavirüs kaynaklı şikayetleri raporlaştıran CİSST, cezaevi koşullarını, mahpusların sağlık sorunları, şikayetleri ve taleplerini kamuoyu ile paylaştı.

    Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) ekim ayı içerisinde hapishanelerden gelen koronavirüs kaynaklı şikayetlerin yer aldığı bir rapor yayımladı. 179 farklı hapishaneden, mahpusların bilgileri gizli tutularak alınan şikayet başvurularında risk grubundaki hasta mahpusların sağlık sorunları, şikayetleri ve taleplerine yer verildi.

    “Hapishanelerde Kapasite Sorunu”, “Hapishanelerin Genel Durumu ve Hijyen Önlemleri”, “Mahpusların Hijyeni”, “Beslenme”,  “Sağlık hakkına erişim”, “Karantina Koğuşları” ve “Diğer Şikayetler” başlıkları altında hapishanelerdeki durumun anlatıldığı raporda ayrıca “Vakalar” başlığıyla da farklı hapishanelerden mahpusların genel durumlarına değinildi.

    “CEZAEVLERİNİN DEZENFEKTE EDİLME SIKLIĞI AZALDI”

    CİSST raporunda şu ifadelere yer verdi:

    “Mahpuslar koğuşlarının kalabalık, yatakların birbirlerine yakın mesafede olduğunu, bu yakınlıkta uyumak zorunda kaldıklarını, sosyal mesafe koyamadıklarını, açık hapishanelerde farklı koğuşlarda kalan mahpusların ortak alanlarda ve yemekhanelerde bir araya gelmek zorunda kaldıklarını aktarmışlardır.

    Salgın başlangıcında hapishaneler belli aralıklarla ve düzenli şekilde dezenfekte edilirken son dönemde bu sıklığın azaldığı, bazı hapishanelerde aşı olan infaz koruma memurlarının hijyen önlemlerini azalttığı, maske takmadan koğuşlara girdikleri belirtilmiştir.

    “TUVALET İLE BANYOLAR YETERSİZ VE KİRLİ”

    Birçok hapishanede tuvaletlere temizlik ve hijyen malzemelerinin konulmadığı, banyoların kirli olduğu, kalabalık koğuşlarda banyo kullanımı ve saatlerin kısıtlandığı, tuvalet ve lavabo sayısının az olduğu, bazı açık hapishanelerde koğuşlarda tuvalet ve banyonun olmadığı, ortak tuvalet ve banyonun farklı koğuşlarla beraber kullandırıldığı belirtilmiştir.

    Bazı hapishanelerde verilen yemeklerin kalitesiz olduğu, hijyenik olmadığı ve yemeklerin soğuk verildiği, yemeklerin tüm mahpusların ihtiyacını karşılamada yetersiz olduğu, bazı hapishanelerde hazır işlenmiş veya konserve gıdalar verildiği belirtilmiştir.

    “KANSER HASTASI MAHPUSLARIN BAZI İLAÇLARINDAN ÜCRET İSTENİYOR”

    Hasta, yaşlı ve risk grubuna giren mahpuslar için önlemler alınmadığı, temizlik malzemesinin dağıtılmadığı, mahpusların önlemlerini kendileri aldığı, bazı hapishanelerde doktorun revire gelmediği veya düzenli gelmediği, kanser hastalığı başta olmak üzere düzenli takip edilmesi gereken hastalıkların takibinin yapılmadığı, kanser hastası mahpusların bazı ilaçlarından ücret talep edildiği belirtilmiştir.

    Bazı hapishanelerde havalandırmaların keyfi olarak geç açıldığı ve erken kapatıldığı, havalandırmanın kapatılmasının temiz hava imkanlarını asgariye indirdiği, bazı hapishanelerdeki karantina koğuşlarının hijyenik olmadığı, temizlenmesine yönelik idareye şikayet iletilse de temizlenmediği ve yeterince havalandırılmadığı belirtilmiştir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Vekil Özen’den, Sise Bingöl önergesi: Tutukluluk hali idam cezasıdır

    HDP’li Vekil Özen’den, Sise Bingöl önergesi: Tutukluluk hali idam cezasıdır

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan hasta tutuklu Sise Bingöl’ün durumuna ilişkin Adalet Bakanı Gül’ün yanıtlaması için soru önergesi verdi. Özen, “Bingöl’ün 2016’dan beri sağlık sorunları nedeniyle “cezaevinde hayatını sürdüremeyeceğine” dair çeşitli uzman raporları neden yıllardır ısrarla dikkate alınmamaktadır?” diye sordu.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan 85 yaşındaki hasta tutuklu Sise Bingöl’ün durumuna ilişkin Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması için soru önergesi vererek meclis gündemine taşıdı.

    “TUTUKLULUĞU İDAM NİTELİĞİNE DÖNÜŞTÜ”

    “Sise Bingöl nezdinde 4 yıl 2 ay hüküm verilen 85 yaşındaki bir tutuklunun hapishane şartlarında geçirdiği her gün onu ölüme terk etmek anlamına geldiği ve tutukluluk ısrarından dolayı cezasının bir idam niteliğine dönüştüğünü” vurgulayan Özen, herkese eşit şekilde davranılmasını gerektiren vatandaşlık hukuku yerine bazı vatandaşlara adeta düşman hukuku esas alınarak, başka bir mekanizmanın devreye sokulduğuna dair ciddi şüphelerin olduğuna dikkat çekti.

    “HAYATINI KAYBETMESİ HALİNDE SORUMLULUĞU KİM ÜSTLENECEK?”

    Özen soru önergesinin devamında Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e; “Yakınlarındakileri bile duymakta zorluk çeken, tek başına hayati fonksiyonlarını yerine getiremeyen ve ancak cezaevindeki arkadaşlarının yardımıyla temel ihtiyaçlarını karşılayabilen birinin sağlık raporlarındaki ‘cezaevinde yaşayamaz’ kararlarının dikkate alınmaması sonucunda hayatını kaybetmesi halinde bunun sorumluluğunu kimin üstleneceğini” sordu.

    “HERHANGİ BİR SORUŞTURMA AÇMAYI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?”

    Bu bağlamda HDP İstanbul Milletvekil Zeynel Özen Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması için şu soru önergesini verdi:

    -Sise Bingöl’ün 2016’dan beri sağlık sorunları nedeniyle “cezaevinde hayatını sürdüremeyeceğine” dair çeşitli uzman raporları neden yıllardır ısrarla dikkate alınmamaktadır?

    – Mersin Üniversitesi Hastanesi’nin Sise Bingöl’e %97 (ileri derecede) engelli raporu vermesini dikkate almadan, “cezaevinde kalabilir” kararı veren İstanbul Adli Tıp Kurumu hangi tıbbi ve hukuki gerekçelerle böyle bir karar vermiştir?

    – İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun, Mersin Üniversite Hastanesi’nin verdiği raporun tamamen aksine olan kararının vatandaşlık hukuku dışındaki farklı saiklerle verilip verilmediğine dair, herhangi bir soruşturma açmayı düşünüyor musunuz?

    -Sise Bingöl’ün durumunun ciddiyetini ortaya koyan tüm sağlık raporlarına rağmen cezaevinde tutulma kararlarından ötürü hayatını kaybetmesi halinde bunun hukuki sorumluluğunu kim üstlenecektir?

    85 yaşındaki Sise Bingöl yaşından ötürü yaşadığı birçok rahatsızlığa rağmen yıllardır tutuklu durumda. 2016’da tutukluyken Adli TIP’ın “cezaevinde kalamaz” raporuyla tahliye olan Sise Bingöl, daha sonra görülen duruşmasında tutuklanarak Muş E Tipi Kapalı Cezaevine götürülmüştür. Buradan da memleketi Muş’tan Tarsus T tipi cezaevine sürgün edilmiştir. 2017’den bu yana Tarsus Cezaevinde bulunan Sise Bingöl’ün sağlık durumu her geçen gün daha fazla kötüleşmesine rağmen avukatlarının şartlı tahliye talepleri her defasında “hayati tehlike arz etmediği” gerekçesiyle geri çevrilmektedir.

    2 Kasım 2018 Cuma günü Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yatırılan Bingöl’e Mersin Üniversitesi Hastanesi’nin %97 (ileri derecede) engelli raporu ile “cezaevinde hayatını sürdüremez” demiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu ise tıbbi, bilimsel ve hukuki dayanakları olmaksızın, bu raporu tanımadan “cezaevinde kalabilir” hükmüne varmıştır. Oysa Sise Bingöl’ün başta yüksek tansiyon olmak üzere akciğer, böbrek ve rahim ile ilgili farklı hastalıklarının olduğu tüm heyet raporlarıyla belgelenmesine karşın dikkate alınmamaktadır.

    Yakınlarındakileri bile duymakta zorluk çeken, tek başına hayati fonksiyonlarını yerine getiremeyen ve ancak cezaevindeki arkadaşlarının yardımıyla temel ihtiyaçlarını karşılayabilen bir tutuklu için ısrarla tahliye kararının çıkartılmaması, herkese eşit şekilde davranılmasını gerektiren vatandaşlık hukuku yerine adeta düşman hukuku esas alınarak, başka bir mekanizmanın devreye sokulduğuna dair ciddi şüphelere sebep olmaktadır. 4 yıl 2 ay hüküm verilen 85 yaşındaki bir tutuklunun hapishane şartlarında geçirdiği her gün onu ölüme terk etmek anlamına geldiği düşünülürse, bu tutukluluk ısrarı dolaylı bir idam niteliğine dönüşme riskini de taşımaktadır.

    HABER MERKEZİ