Etiket: Change.org

  • Suriye’de Alevilere yönelik katliamların durması için imza kampanyası

    Suriye’de Alevilere yönelik katliamların durması için imza kampanyası

    PİRHA- Suriye’de Baskı Altındaki Topluluklar için İnsan Hakları İnisiyatifi, Alevilere dönük katliamların son bulması için başlattığı imza kampanyasıyla, “Aleviler ve diğer azınlıklar için gerekli bölgelerde acilen insani yardım koridorları oluşturulmalı ve tıbbi tedaviye ihtiyacı olanların güvenli geçişi sağlanmalıdır” talebinde bulundu.

    Suriye’de Baskı Altındaki Topluluklar için İnsan Hakları İnisiyatifi (Human Rights Initiative for Communities Under Pressure in Syria) Suriye’de Alevilere ve diğer etnik, dini kesimlerin maruz kaldığı şiddet olaylarının durması için change.org’da imza kampanyası başlattı.

    “Suriye’de HTS Yönetimi Altında Azınlıkların Can ve Mal Güvenliği Yok! Alevi Yerleşim Yerlerinde Katliamlar ve Zulüm Şiddetlenerek Devam Ediyor!” başlıklı imza kampanyasında şu ifadelere yer verildi:

    “8 Aralık’ta Suriye’de iktidarı ele geçiren HTS (Hey’et Tahrir el-Şam) rejimi, ülkedeki azınlıklar için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, 27-28 Aralık tarihlerinde Tartus ve Lazkiye’de 14 kişi katledildi ve bu da toplam yargısız infaz sayısını 117’ye çıkardı. Cinayetler, baskılar ve yargısız infazlar birçok yerleşim yerinde devam ediyor. 25 Ocak’ta Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Homs ve çevresindeki Alevi köylerinde 22 sivilin öldürüldüğünü bildirdi.

    En savunmasız grup olan Aleviler -ki Selefi cihatçılar tarafından İslam’dan dönmüş ve ölümü hak etmiş olarak görülüyorlar- silahlarını teslim etmiş olmalarına rağmen fiziksel olarak yok edilmeye varan aşırı baskı ve zulümle karşı karşıyalar. Önceki rejimin yükü haksız yere onların üzerine yükleniyor.

    Taleplerimiz:

    -Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Suriye’deki insan hakları ihlallerini yerinde araştırmak için derhal kalıcı bir gözlemci heyeti göndermelidir.

    -Aleviler ve diğer azınlıklar için gerekli bölgelerde acilen insani yardım koridorları oluşturulmalı ve tıbbi tedaviye ihtiyacı olanların güvenli geçişi sağlanmalıdır.

    -Birleşmiş Milletler, can ve mal güvenliğini garanti altına almak için bölgeye bir barış gücü konuşlandırmalıdır.

    -2014 yılında IŞİD, Irak’taki Yezidi köylerine baskın düzenleyerek 6.000’den fazla kadın ve çocuğu kaçırıp köle olarak satmıştı. 1995 yılında Bosna Hersek’in Srebrenica kentinde 8.000’den fazla insan katledilmişti. Birleşmiş Milletler ve üye devletleri, insanlığa karşı benzer suçların ve katliamların önlenmesi için derhal harekete geçmelidir.”

    İmza kampanyasının linki:

    https://www.change.org/p/silence-is-an-endorsement-of-oppression-it-is-complicity

    (HABER MERKEZİ)

  • Tüm geyik avı ihallerinin iptal edilmesi için imza kampanyası başlatıldı

    Tüm geyik avı ihallerinin iptal edilmesi için imza kampanyası başlatıldı

    PİRHA – Eskişehir’de 18 geyiğin vurulması için açılan ihalenin ve tüm avcılık ihalelerinin iptal edilmesi için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı. 

    Eskişehir’de avlanması yasak olan 18 kızıl geyiklerin vurulması için açılan ihalenin iptal edilmesi için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı. 

    ‘Avcılık Cinayettir! Geyik Avı İhaleleri İptal Edilsin! Avcılık Komple Kaldırılsın!’ başlığıyla başlatılan imza kampanyasında şu ifadelere yer verildi:

    “Eskişehir’de 18 geyiğin avlanması için ihale açıldı. Bu ihale iptal edilsin. Ülkemizin hiçbir bölgesinde hiçbir hayvanın “avcılık” adı altında katledilmesini, buna göz yumulmasını, buna onay verilmesini istemiyoruz.

    Bir gün bir yerde ihalenin durdurulmasını sağlasak ertesi gün yeni bir katliam girişimi oluyor. Yaşama hakkı sadece insanların değil, tüm canlılar yaşama hakkına sahip. Hiçbir canlının yaşama hakkını “spor” adı altında “para” ile ellerinden alma hakkına sahip değiliz!”

    DERSİM’DE TEPKİLER İPTAL GETİRMİŞTİ

    Tarım ve Orman Bakanlığı 15. Bölge Müdürlüğü, Dersim’de kutsal kabul edilen ve ‘Xızır’ın davarı’ diye anılan dağ keçilerini avlatmak için 13 Temmuz’da ihale açacağını duyurmuştu. İhaleye gelen tepkiler bakanlığa geri adım attırmış ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, dağ keçilerinin avlanabilmesi için açılan ihalenin iptal edildiğini açıklamıştı. (HABER MERKEZİ)

  • Change.org’da imza kampanyası: Dersim’de avcılık yasaklansın

    Change.org’da imza kampanyası: Dersim’de avcılık yasaklansın

    PİRHA –  Tarım ve Orman Bakanlığı 15. Bölge Müdürlüğü ihale açtı. Dersim’in Aliboğazı ve Salördek bölgesinde 5, Darıkent ve Gökçek bölgesinde 5, Büyükyurt ve Çıralı bölgesinde 5 ve Derindere ile Kocatepe bölgesinde 2 olmak üzere toplamda 17 dağ keçisi katledilecek. Change.org internet sitesinde il genelinde avcılığın yasaklanması için kampanya başlatıldı. 

    Tarım ve Orman Bakanlığı 15. Bölge Müdürlüğü, Dersim’de kutsal kabul edilen ve ‘Xızır’ın davarı’ diye anılan dağ keçilerini avlatmak için ihale açtı. Açılan ihaleye tepkiler gelmeye devam ederken Change.org internet sitesinde Dersim’de avcılığın yasaklanması için imza kampanyası başlatıldı.

    “İlimiz Anadolu’nun en önemli biyolojik çeşitlilik alanı olma özelliğine sahiptir” denilen imza metninde “Bern Sözleşmesi’ne göre çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban keçisi, keklikler, ayılar, urkekliği, vaşak, su samuru, Munzur alabalığı, gibi birçok tür nesli tehlike altında ve korunması gereken türler listesinde gösterilmiştir. Fakat koruma altındaki bu türler için bile zaman zaman avlama kotası belirlenmesi üzücü bir durumdur” ifadeleri kullanıldı.

    Çevre illerden gruplar halinde gelen avcıların aktarılan imza metninde, denetim olmadığı için avcıların belirlenen kurallara da uymadığı belirtildi.

    “Mesela Mazgirt ilçemizde bulunan bir avlağa il dışından son bir hafta içerisinde 15-20 şer kişilik gruplardan oluşan 50 den fazla avcının geldiği ve sayıları yüzlerle ifade edilen keklik, bıldırcın ve yaban ördeği avladıkları bilinmektedir.”

    Dağ keçilerinin kutsal sayıldığı ifade edilen metinde; yaban hayatının korunması, avcılık faaliyetlerinin yasaklanması, kaçak avcılık yapanlara karşı gerekli tedbirlerin alınarak suç işleyenlerin tespit edilmesi ve 2020-2021 av sezonunda tüm sahaların ava kapalı tutulması talep edildi. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Nurhak’da yapılması planlanan HES’lerin iptal edilmesi için imza kampanyası başlatıldı

    Nurhak’da yapılması planlanan HES’lerin iptal edilmesi için imza kampanyası başlatıldı

    PİRHA – Maraş’ın Nurhak ilçesine bağlı Umutlu Mahallesi sınırları içinde yapılması planlanan 2. HES projesinin doğaya vereceği zararlar nedeniyle iptal edilmesi için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı.  

    Maraş’ın Nurhak İlçesinin sınırları içinde yer alan Göksu Çayı üzerine 2. Hidroelektirik santrali (HES) yapılmak isteniyor. Fırat Nehri’nin en büyük kollarından birini oluşturan Göksu Nehri’nin çıktığı yerde daha önce 1. HES yapılmışken şimdi de 2. HES çalışmaları yürütülüyor.

    Nurhak ve bağlı yerleşim yerleri ile çevre il ve ilçeleri bölge Nurhak halkı için hayati öneme sahip.

    “HAYVANCILIK HES PROJELERİ YÜZÜNDEN BİTECEK”

    HES projesinin iptal edilmesi için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı.

    Kampanyada şu ifadelere yer verildi:

    “Dere yataklarından akan sular hayvancılık için olmazsa olmaz öneme sahip. Dere yatakları hem her mevsim yeşil ve bereketli otları barındırır hem de hayvanların sulanması açısından büyük önem taşımaktadır.Nurhak ve bağlı yerleşim yerlerinin en önemli hatta tek geçim kaynağı hayvancılık. Bilindiği üzere ilçede hayvancılık dışında hiçbir istihdam ve iş alanı yok. İlçenin tarım arazisi yok denecek kadar az ve olan tarım arazileri de miras yoluyla bölündüğü ve yeterli sulama imkânı olmadığı için kullanılamıyor.

    İlçede hiçbir fabrika, sanayi kuruluşu veya istihdama yönelik yatırım olmadığı için halk sadece hayvancılık yapabiliyor. Nurhak, bu ağır şartları yüzünden sürekli göç veriyor, halk ekmeğini başka yerlerde arıyor. Hal böyleyken bölgenin tek geçim kaynağı olan hayvancılık da HES’ler yüzünden bitme noktasına gelmiş durumda.

    “2000 YILLIK TARİHİ YAPILAR YOK OLACAK”

    1. HES’in hayvancılığa ve çevreye verdiği zararlar ortada iken, HES inşaatı sırasında doğaya verilen zararlar korkunç boyutlara ulaşmışken şimdi verilen bu zararların ve felaketlerin ikiye katlanması söz konusu. 2. HES yapılması planlanan bölgede birçok tarihi eserle birlikte subatan, suçıkan (voklüz) ve şelale de yok olacaktır. 2. HES için suyun borulara alınması planlanırken boruların döşeneceği derelerden biri olan Barak Deresi yaklaşık 2000 yıllık tarihi yapıları barındırmaktadır ve boru döşeme sırasında ve sonrasında bu yapıların tamamen yok olması veya çok büyük zararlar görmesi kaçınılmazdır.

    SİT alanı ilan edilmesi gereken bölgenin bu şekilde tahribata uğratılması tarihi, ekolojik ve turistik kayıptır. Yine suyunun alınması planlanan Ayranpınar Deresi üzerinde bir subatan, bir suçıkan ve küçük ebatlı birçok şelale ve çağlayan varken bu doğal güzellikler de bu HES’ler yüzünden yok olacaktır. Ayrıca kilometrelerce uzanan derelerde yaşayan endemik bitkiler ve yine endemik özellikte alabalıklar, vaşaklar, su samuru, dağ keçisi vb. birçok canlı da zamanla yok olacaktır. Bölge halkının yer yer mesire alanı olarak da kullandığı bölge, bu HES’ler yüzünde tamamen tahrip olacaktır. Bölge insanının geçimini sağladığı bu coğrafyada yapılması planlanan 2. HES, kamu yararı değil açık ve net bir şekilde büyük bir kamu zararı doğuracaktır.

    “İŞSİZLİK ARTACAK”

    Ayrıca 2. HES’in suyunun alınması düşünülen Ayranpınar Deresi, ağustos ayı gibi kurumakta olup üretimde süreklilik sağlanamayacaktır. Yine suyu alınacak Bulgur Deresi ve Barak Deresi suları da yaz boyunca çok net bir şekilde azalmaktadır ve ancak bölge halkının tarım ve hayvansal ihtiyaçlarına cevap verebilecek miktara düşmektedir. Durum böyleyken halkın emeğiyle geçinip kimseye muhtaç olmadan zor şartlar altında yaşamını sürdürdüğü bölgede hayvancılık ciddi oranda düşecek, yerli ve milli kayıplar yaşanacaktır. Bölgede üretilen binlerce ton hayvansal ürün üretilemez olacak, binlerce insan HES’ler yüzünden mecburen hayvancılığı bırakıp işsiz kalacaktır. Bir özel işletmenin kendi menfaati için küçücük derelerdeki suları toplayıp, çevrede onulmaz tahribatlar açarak aynı bölgede bin yıldır yaşayan binlerce insanın ekmeğiyle oynamasına, doğal coğrafi yapının tahrip edilmesine ve tarihi eserlerin yok olmasına göz yumulamayacağını ümit ediyoruz.

    Binlerce yıllık tarihi olan bölgeyi karış karış gezdikten sonra tespit ettiğimiz hususlar, 1. HES’te çevreye verilen zararlar ve 2. HES’le yeni doğacak telafisi olmayacak bir adımın atılmasını bir doğa sever vatandaş olarak sizlerin takdirine sunuyorum. Lütfen bölge halkının kırılgan duygularını ve hassasiyetlerini de göz önünde bulundurunuz ve bu HES’in yapımını durdurunuz, bölgeye daha fazla zarar verilmesine müsaade etmeyiniz. Gereğinin yapılmasını arz ederim.”

    İmza kampanyası için…. Kahramanmaraş Nurhak Bölgesinde Yapılması Planlanan HES’ler İptal Edilsin

  • Change.org’da imza kampanyası: Tüm tutuklu ve hükümlüler serbest bırakılsın

    Change.org’da imza kampanyası: Tüm tutuklu ve hükümlüler serbest bırakılsın

    PİRHA – Koronavirüsten dolayı cezaevlerinde bulunun hükümlü ve tutukluların tedbir amaçlı serbest bırakılması için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı. 

    Dünyada ve Türkiye’de yayılımı katlanarak artan koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı.

    Change.org’da imza kampanyası için yapılan açıklamada şunlar belirtildi:

    •  Cezaevi kapasitelerinin üzerindeki mevcuttan dolayı, salgının daha hızlı yayılma ihtimali artmaktadır.
    •  Cezaevlerindeki revir imkanları yetersizdir. Şikayeti olan tutuklu ve hükümlülerin hızlı bir şekilde muayene edilmesi ve gerekli teşhisin koyulması, mevcut şartlar itibariyle imkansızdır.
    •  Açık ve kapalı görüş yasağı yeterli değildir. İnfaz ve koruma memurlarından ya da cezaevi sağlık çalışanlarından hastalığın yayılması kuvvetle muhtemeldir.
    • Cezaevlerindeki hijyen ve dezenfeksiyon imkanları yetersizdir. Kurum kantinlerinde, el dezenfektanı, kolonya gibi temel temizlik malzemeleri yeterince bulunmamaktadır. Yine tutuklu ve hükümlülerin gerektiği kadar duş alma imkanları bulunmamaktadır. Bu durum da salgın riskini artırmaktadır.
    • Tedbiren açık ve kapalı görüş yasağı getirilmesi, ve bu sebeple tutuklu ve hükümlülerin böylesi bir salgın ortamında aileleriyle gerektiği gibi haberleşememeleri; hem tutuklu ve hükümlülerde hem de ailelerinde psikolojik bir yıkıma sebep olacaktır.
    •  HSK; gecikmesinde sakınca bulunan haller ve tutuklu işler haricinde avukatların mazeretli sayılmasını ve duruşmaların ertelenmesini düzenleyen bir genelge yayınlamıştır. Her ne kadar ilgili genelgede tutuklu işlerin yine de görülmesi gerektiği belirtilmiş ise de; özellikle adli tatil benzeri uygulamalardan tecrübe edildiği üzere, tutuklu işlerin sağlıklı bir şekilde incelenmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Zira bu durumda, hakim ve savcıların da mazeret izni kullanması kuvvetle muhtemeldir.
    • Hükmen tutuklu bırakılan hükümözlülerin kanun yolu incelemeleri; BAM ve Yargıtay üyelerinin kullanması muhtemel mazeret izni göz önüne alındığında zamanında ve sağlıklı bir şekilde yapılamayacaktır.
    • İlerleyen günlerde salgın sebebiyle bazı bölgelerde karantina ilan edilmesi kuvvetle muhtemel olup, bu durum adli mercilerin çalışmasını da muhakkak engelleyecek ve özellikle tutuklu işlerde telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verecektir.
    •  Zorunlu eğitime ara verildiği, kamu çalışanlarının bile yurtdışına çıkışının tedbiren durdurulduğu, insanların toplu taşımayı dahi kullanmaktan imtina ettiği böyle bir ortamda; tutuklu ve hükümlülerin 2 metrekareye bir insan düşecek şekilde bir ortamda tutulmaları vicdani değildir.
    • İran gibi bazı ülkelerin, tutuklu ve hükümlüleri tedbiren salıvermesi olayın vehametini göstermektedir.
    • Bu sebeplerle, kutsal olan yaşama hakkının korunması için; suç ayrımı gözetilmeden tüm tutuklu ve hükümlülerin ivedilikle ve tedbiren (gerekirse ev hapsi gibi ilave tedbirlerle) salıverilmesini talep ediyoruz. PİRHA/İSTANBUL
  • Change.org’da imza kampanyası: Munzur dağındaki maden ocakları kararı iptal edilsin

    Change.org’da imza kampanyası: Munzur dağındaki maden ocakları kararı iptal edilsin

    PİRHA – Munzur Dağı’nın tamamının maden sahası ilan edilmesi kararının iptal edilmesi için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı. 

    Munzur Dağı’nın tamamının maden sahası ilan edilmesinde sonra bir çok kesimden tepkiler gelmeye devam ediyor. Kararın iptal edilmesi için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı. Yapılanın bir doğa katliamı olduğu belirtilen açıklamada, şunlar belirtildi;

    “Türkiye’nin en temiz en sağlıklı içme suyu alanıdır doğamızın yok olmasına göz yummayacağız. Endemik bitki çeşitliği doğamızda yaşayan canlılar bunların hepsinin yok olması anlamına geliyor bu madenler. Lütfen sessiz kalmayın doğamızın yok olmasına…

    Bu maden ayrıca Munzur suyunun da yok olmasına neden olur. Munzur Dağ’ına yağan kardan geliyor Munzur suyu.. Munzur suyundan beslenen canlılar da yok olur tarım ve hayvancılıkta biter…” (HABER MERKEZİ)

  • Sise Bingöl için imza kampanyası başlatıldı

    Sise Bingöl için imza kampanyası başlatıldı

    PİRHA- 78 yaşındaki hasta tutuklu Sise Bingöl’ün serbest bırakılması için change.org’dan imza kampanyası başlatıldı.

    2016 yılında Muş’un Varto ilçesine bağlı Badan Köyü’nde gözaltına alınarak tutuklanan 78 yaşındaki Sise Bingöl’ün sağlık durumu giderek kötüleşiyor. “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” gerekçesiyle Erzurum Bölge İstinaf mahkemesinin 4 yıl 2 ay hapis cezasını onamasının ardından Sise Bingöl’ün tekrar tutuklandı. Sise, ilk önce Muş E Tipi ardından Tarsus T Tipi Kadın Hapishanesi’ne sürgün edildi.

    Kalp, tansiyon, akciğer rahatsızlıkları bulunan 78 yaşındaki Sise Bingöl, ilerlemiş yaşına rağmen hak ihlallerinin yoğun olarak yaşandığı cezaevinde tutuluyor. Tutuklanmadan kısa bir süre önce kalp krizi geçiren Sise Bingöl’ün sağlık durumu gün geçtikçe kötüye gidiyor. Kalp, akciğer hastalığının yanı sıra dişleri de kırılan Sise Bingöl’e koğuştaki arkadaşları bakıyor. Aile ise “Artık o dört duvara dayanması çok zor. Lütfen herkes bu çığlığımızı duysun” diyerek duyarlılık çağrısında bulundu.

    Hasta tutuklu Sise Bingöl için change.org’dan başlatılan imza kampanyasında, “Sise Bingöl için denetimli serbestlik uygulansın. Hiçbir canlının yaşam hakkı engellenemez. Bir imzanızla bir insanı özgürleştirebilirsiniz. Destek vererek, hasta tutsakların sesi olalım.” ifadeleri kullanıldı.

    Kampanyaya buradan ulaşabilirsiniz. (HABER MERKEZİ)

  • Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım için change.org’dan imza kampanyası

    Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım için change.org’dan imza kampanyası

    PİRHA- İki buçuk ay önce gözaltına alınıp tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım için change.org’dan serbest bırakılması için imza kampanyası başlatıldı.  

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım iki buçuk ay önce gözaltına alınıp tutuklandı. Yıldırım’ın serbest bırakılması için oturma eylemi başlatan anne Kezban Bektaş’ın eylemi devam ediyor. Şimdi de change.org’dan Adalet Bakanlığı’na Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılması için imza kampanyası başlatıldı.

    Ersin Erdemir tarafından başlatılan imza kampanyasına herkesin duyarlı olması çağrısında bulunuldu.
    İmza kampanyası metninde, Armutlu Cemevi’ne baskının ardından yaşanan gözaltılar ve Kezban ananın oturma eylemine değinilerek şöyle denildi:

    “23 Temmuz 2018 tarihinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubemize yapılan polis baskınında Cemevimizin duvarlarına işenmiş ve küfürler yazılmıştır.

    Cemevi başkanımız Zeynep Yıldırım bu itibarsızlaştırma saldırısına karşı yaptığı basın açıklamaları nedeniyle evine yapılan bir gece baskınıyla tutuklandı. Zeynep Yıldırım’ın 80 yaşındaki annesi Kezban ana, kızının serbest bırakılması için Cemevi’nde oturma eylemi yapıyor.

    İbadethanemizi savunduğu için tutuklanan PSAKD Sarıyer Şubesi ve cemevi başkanımız Zeynep Yıldırım’ın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz!”

    İmza kampanyasına, buradan ulaşabilirsiniz. (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

  • Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması için imza kampanyası

    Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması için imza kampanyası

    PİRHA- HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın, serbest bırakılması için imza kampanyası başlatıldı. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Yüksek Seçim Kurulu’na çağrı yapılan imza metninde “Asgari ölçüde adil bir seçim için Demirtaş serbest bırakılmalıdır” denildi.

    Cezaevinde tutuklu olarak bulunan HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın, seçim nedeniyle serbest bırakılması için imza kampanyası başlatıldı.
    Change.org sitesinde, “Adil, Özgür, Eşit ve Hilesiz Bir Seçim İçin Selahattin Demirtaş Serbest Bırakılsın” başlığı ile açılan imza kampanyasının metninde, Demirtaş hakkında mahkumiyet kararı bulunmadığı belirtildi.

    Metinde, “Selahattin Demirtaş’ın bir vekil ve parti başkanı olarak tutuklanması parlamentarizmin en temel ilkelerinden birinin, dokunulmazlık ilkesinin çiğnenmesidir. Bugün Cumhurbaşkanı adayı olduğu durumda bu sadece Selahattin Demirtaş’ın hakları ve hukukunun değil, yurttaşlar ve seçmenlerin de eşit ve özgür koşullarda birbiriyle yarışan görüş ve kişiler arasından seçim yapma hakkının bir gasbı anlamına gelmektedir” denildi.

    Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Yüksek Seçim Kurulu’na çağrı yapılan imza metninde, “Yurttaşlık haklarımızın bir gasbı olan bu hukuksuz, adaletsiz ve demokrasinin en temel ilkelerine bile aykırı olan bu duruma son vermek ve asgari ölçüde adil bir seçim için Demirtaş serbest bırakılmalıdır” ifadelerine yer verildi. (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler’den Change.org imza kampanyası: Vazalak değil Aleviyiz

    Aleviler’den Change.org imza kampanyası: Vazalak değil Aleviyiz

    PİRHA –  Aleviler Change.org’dan imza kampanyası başlatarak Türk Dil Kurumu sözlüğünden ‘vazalak’ sözcüğünün kaldırılmasını istedi. 

    TDK’nda ‘vazalak’ sözcüğünün anlamının “geveze, sözünü bilmez, serseri, Alevi, Müslüman olmayan, öyle görünen, oruç yiyen” olarak tanımlanmasına birçok Alevi kurumundan ve Alevi yurttaştan tepki geldi.

    Aleviler,  Change.org’dan imza kampanyası başlatarak Türk Dil Kurumu sözlüğünden ‘vazalak’ sözcüğünün kaldırılmasını istediler.

    “VAZALAK DEĞİL ALEVİYİZ”

    Yapılan açıklamada şunlar belirtildi:

    “Bu üzücü, ayrıştırıcı, ötekileştiren, aslı ve gerçekliği olmayan çirkin bir yakıştırmayı görmekteyiz. Yüzyıllardır Anadolu’da ortak yaşayan kadim haklarımızın birbirine olan saygı ve sevgisini zedeleyen kardeşliğimizi ve birliğimizi küçük düşüren inancımızı aşağılayan bu söylem ve ifadenin ivedi bir şekilde düzeltilmesini (kaldırılmasını) TDK yetkililerinden rica ediyoruz. Bizler vazalak değil Aleviyiz, Hak Muhammet Ali inancını yaşayan bir toplumuz. Sözlerimizi Yunus Emre’nin bir nefesi ile tamamlıyoruz; Bizi bilmeyen ne bilsin, bilenlere selam olsun…” (HABER MERKEZİ)