Etiket: Change.org’da imza kampanyası

  • Rahip Aho için imza kampanyası başlatıldı

    Rahip Aho için imza kampanyası başlatıldı

    Mor Yakup Manastırı Rahibi Sefer (Aho) Bileçen’e iki yıl bir ay hapis cezası verilmesi üzerine Avrupa’daki Süryani kurumları ve siyasetçiler, “Rahip Aho’ya özgürlük” başlıklı bir imza kampanyası başlattı.

    Mardin’in Nusaybin ilçesinde 10 Ocak 2020 tarihinde tutuklanan, 14 Ocak’ta tahliye edilen ve 16 Ocak’ta ise hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla iddianame hazırlanan Mor Yakup Manastırı Rahibi Sefer (Aho) Bileçen, yargılandığı davada iki yıl bir ay hapis cezası verildi.

    Avrupa’daki Süryani kurumları ve siyasetçiler “Rahip Aho’ya özgürlük” başlıklı bir imza kampanyası başlattı.

    Gazete Sabro’nun haberine göre, kampanyada “Sadece değerlerine göre hareket eden, isteyenlere ekmek ve su veren Rahip Aho hakkındaki tüm suçlamaların Türk hükümeti tarafından serbest bırakılması ve düşürülmesini talep ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Zainal Abakarov yargılansın, Gülistan Doku bulunsun’ başlığıyla imza kampanyası başlatıldı

    ‘Zainal Abakarov yargılansın, Gülistan Doku bulunsun’ başlığıyla imza kampanyası başlatıldı

    PİRHA – 5 Ocak’tan bu yana haber alınamayan Gülistan Doku davasında baş şüpheli Zainal Abakarov’un yargılanması için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı. Gülistan Doku için Adalet Kamisyonu’nun başlattığı kampanyaya destek istedi.

    Dersim’de 5 Ocak’ta kaybolan 21 yaşındaki Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 252 gündür haber alınamıyor. 

    Gülistan Doku için Adalet Kamisyonu, ‘Zainal Abakarov yargılansın, Gülistan Doku bulunsun’ başlığıyla Change.org’da imza kampanyası başlattı.

    İmza kampanyasının metninde şu ifadelere yer verildi:

    “5 Ocak 2020’den beri kayıp olan Gülistan Doku’dan hala bir haber yok. Gülistan Doku kaybolduğu günden bu yana etkin bir soruşturma yürütülmüş değil. Gülistan’ın son görüştüğü kişi olan baş şüpheli Zainal Abakarov’un ifadesi dahi kadınların baskısıyla ancak evinde alınabilmiş, etkin bir yargılama yapılmamıştır.

    “TECAVÜZCÜLERİN KORUNDUĞUNA ŞAHİT OLUYORUZ”

    Gülistan Doku hala kayıpken, her gün yeni bir kadının kaybedildiğinin, bir yerlerde tacize, tecavüze uğradığının haberlerini alıyoruz. Musa Orhan gibi tecavüz faili katillerin de korunduğuna şahit oluyoruz.

    DERSİM’DE ETKİN SORUŞTURMA TALEP EDİYORUZ”

    Bu kampanyayla Gülistan Doku’nun bulunması için baş şüpheli Zainal Abakarov’un yargılanması ve Tunceli’nin her tarafında etkin arama çalışmalarının yürütülmesini talep ediyoruz.

    Gülistan Doku’ya ne olduğundan, Zainal Abakarov’un neden korunduğundan haberdar değilseniz, lütfen kampanya metnini okumaya devam edin. Çünkü Gülistan Doku’nun akıbetini sormazsak yarın sessiz sedasız birçok kadın kaybedilebilir ve failleri göz göre göre korunabilir.

    Kampanyayı imzalayıp paylaşarak, hem bir daha hiçbir şüphelinin korunmamasını önleyebilir hem de Gülistan Doku’yu bulabiliriz.Gülistan Doku’nun bulunması için Zainal Abakarov’un yargılanmasını sağlayabilir ve durdurulan arama çalışmalarının Tuncel’in dört yanında tekrardan başlamasını sağlayabiliriz.

    GÜLİSTAN DOKU’YA NE OLDU ? 

    – Gülistan Doku 5 Ocak 2020’de dört bir yanı kameralarla sarılı Tunceli’de kayboldu. Son görüştüğü kişi, babası Tunceli emniyetinde polis olan Zainal Abakarov’du. Zainal’ın ifadesi kadınların baskısı ile ancak evinde alınabildi.

    Gülistan Doku’nun intihar ettiği iddiaları ile arama çalışmaları sadece Tunceli Uzunçayır barajında yapıldı.Tekrardan Gülistan için mücadele eden kadınların baskısıyla baraj minimum seviyeye indirildi ve bilirkişi raporuyla Gülistan’ın intihar etmediği kanıtlandı.

    Geçtiğimiz günlerde Zainal Abakarov Yargılansın ve Gülistan Doku bulunsun talepleriyle Tunceli’de oturma eylemi yapan abla Aygül ve anne Bedriye Doku gözaltına alındı. Zainal’ı yargılamayanlar acılı aileyi darp ettiler.

    İMZA KAMPANYASINA DESTEK

    Bizler şehir şehir, sokak sokak Gülistan Doku nerede? demeye devam edeceğiz. Bizler Gülistan bulunana kadar ve Zainal Abakarov yargılanana kadar Gülistan’ı arayacağız ve mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.

    İmza kampanyası için ‘Zainal Abakarov yargılansın, Gülistan Doku bulunsun’ tıklayınız.

    Gülistan ve bütün kadınlar için kampanyamıza destek olarak Gülistan’ın sesine ses olabilirsiniz.”

    İmza kampanyası için ‘Zainal Abakarov yargılansın, Gülistan Doku bulunsun’ tıklayınız….

    (HABER MERKEZİ)

  • Nurhak’da yapılması planlanan HES’lerin iptal edilmesi için imza kampanyası başlatıldı

    Nurhak’da yapılması planlanan HES’lerin iptal edilmesi için imza kampanyası başlatıldı

    PİRHA – Maraş’ın Nurhak ilçesine bağlı Umutlu Mahallesi sınırları içinde yapılması planlanan 2. HES projesinin doğaya vereceği zararlar nedeniyle iptal edilmesi için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı.  

    Maraş’ın Nurhak İlçesinin sınırları içinde yer alan Göksu Çayı üzerine 2. Hidroelektirik santrali (HES) yapılmak isteniyor. Fırat Nehri’nin en büyük kollarından birini oluşturan Göksu Nehri’nin çıktığı yerde daha önce 1. HES yapılmışken şimdi de 2. HES çalışmaları yürütülüyor.

    Nurhak ve bağlı yerleşim yerleri ile çevre il ve ilçeleri bölge Nurhak halkı için hayati öneme sahip.

    “HAYVANCILIK HES PROJELERİ YÜZÜNDEN BİTECEK”

    HES projesinin iptal edilmesi için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı.

    Kampanyada şu ifadelere yer verildi:

    “Dere yataklarından akan sular hayvancılık için olmazsa olmaz öneme sahip. Dere yatakları hem her mevsim yeşil ve bereketli otları barındırır hem de hayvanların sulanması açısından büyük önem taşımaktadır.Nurhak ve bağlı yerleşim yerlerinin en önemli hatta tek geçim kaynağı hayvancılık. Bilindiği üzere ilçede hayvancılık dışında hiçbir istihdam ve iş alanı yok. İlçenin tarım arazisi yok denecek kadar az ve olan tarım arazileri de miras yoluyla bölündüğü ve yeterli sulama imkânı olmadığı için kullanılamıyor.

    İlçede hiçbir fabrika, sanayi kuruluşu veya istihdama yönelik yatırım olmadığı için halk sadece hayvancılık yapabiliyor. Nurhak, bu ağır şartları yüzünden sürekli göç veriyor, halk ekmeğini başka yerlerde arıyor. Hal böyleyken bölgenin tek geçim kaynağı olan hayvancılık da HES’ler yüzünden bitme noktasına gelmiş durumda.

    “2000 YILLIK TARİHİ YAPILAR YOK OLACAK”

    1. HES’in hayvancılığa ve çevreye verdiği zararlar ortada iken, HES inşaatı sırasında doğaya verilen zararlar korkunç boyutlara ulaşmışken şimdi verilen bu zararların ve felaketlerin ikiye katlanması söz konusu. 2. HES yapılması planlanan bölgede birçok tarihi eserle birlikte subatan, suçıkan (voklüz) ve şelale de yok olacaktır. 2. HES için suyun borulara alınması planlanırken boruların döşeneceği derelerden biri olan Barak Deresi yaklaşık 2000 yıllık tarihi yapıları barındırmaktadır ve boru döşeme sırasında ve sonrasında bu yapıların tamamen yok olması veya çok büyük zararlar görmesi kaçınılmazdır.

    SİT alanı ilan edilmesi gereken bölgenin bu şekilde tahribata uğratılması tarihi, ekolojik ve turistik kayıptır. Yine suyunun alınması planlanan Ayranpınar Deresi üzerinde bir subatan, bir suçıkan ve küçük ebatlı birçok şelale ve çağlayan varken bu doğal güzellikler de bu HES’ler yüzünden yok olacaktır. Ayrıca kilometrelerce uzanan derelerde yaşayan endemik bitkiler ve yine endemik özellikte alabalıklar, vaşaklar, su samuru, dağ keçisi vb. birçok canlı da zamanla yok olacaktır. Bölge halkının yer yer mesire alanı olarak da kullandığı bölge, bu HES’ler yüzünde tamamen tahrip olacaktır. Bölge insanının geçimini sağladığı bu coğrafyada yapılması planlanan 2. HES, kamu yararı değil açık ve net bir şekilde büyük bir kamu zararı doğuracaktır.

    “İŞSİZLİK ARTACAK”

    Ayrıca 2. HES’in suyunun alınması düşünülen Ayranpınar Deresi, ağustos ayı gibi kurumakta olup üretimde süreklilik sağlanamayacaktır. Yine suyu alınacak Bulgur Deresi ve Barak Deresi suları da yaz boyunca çok net bir şekilde azalmaktadır ve ancak bölge halkının tarım ve hayvansal ihtiyaçlarına cevap verebilecek miktara düşmektedir. Durum böyleyken halkın emeğiyle geçinip kimseye muhtaç olmadan zor şartlar altında yaşamını sürdürdüğü bölgede hayvancılık ciddi oranda düşecek, yerli ve milli kayıplar yaşanacaktır. Bölgede üretilen binlerce ton hayvansal ürün üretilemez olacak, binlerce insan HES’ler yüzünden mecburen hayvancılığı bırakıp işsiz kalacaktır. Bir özel işletmenin kendi menfaati için küçücük derelerdeki suları toplayıp, çevrede onulmaz tahribatlar açarak aynı bölgede bin yıldır yaşayan binlerce insanın ekmeğiyle oynamasına, doğal coğrafi yapının tahrip edilmesine ve tarihi eserlerin yok olmasına göz yumulamayacağını ümit ediyoruz.

    Binlerce yıllık tarihi olan bölgeyi karış karış gezdikten sonra tespit ettiğimiz hususlar, 1. HES’te çevreye verilen zararlar ve 2. HES’le yeni doğacak telafisi olmayacak bir adımın atılmasını bir doğa sever vatandaş olarak sizlerin takdirine sunuyorum. Lütfen bölge halkının kırılgan duygularını ve hassasiyetlerini de göz önünde bulundurunuz ve bu HES’in yapımını durdurunuz, bölgeye daha fazla zarar verilmesine müsaade etmeyiniz. Gereğinin yapılmasını arz ederim.”

    İmza kampanyası için…. Kahramanmaraş Nurhak Bölgesinde Yapılması Planlanan HES’ler İptal Edilsin

  • Change.org’da imza kampanyası: İbrahim Gökçek ve Mustafa Koçak yaşasın!

    Change.org’da imza kampanyası: İbrahim Gökçek ve Mustafa Koçak yaşasın!

    PİRHA – Grup Yorum üzerindeki baskıların son bulması ve konser yasaklarının kaldırılması için ölüm orucu direnişinin 297’nci gününde olan Grup Yorum Üyesi İbrahim Gökçek ve adil yargılanma talebiyle 282 gündür ölüm orucunda olan Mustafa Koçak’ın yaşaması için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı.

    Grup Yorum üzerindeki baskıların son bulması ve konser yasaklarının kaldırılması için ölüm orucunun 297’nci gününde olan Grup Yorum Üyesi İbrahim Gökçek ve adil yargılanma talebiyle 282 gündür ölüm orucunda olan Mustafa Koçak’ın yaşaması için Change.org’da imza kampanyası başlatıldı.

    “İbrahim ve Mustafa yaşamalı çünkü onlara ihtiyacımız var” başlığıyla başlatılan imza kampanyası metninde şu ifadelere yer verildi:

    “Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek ölüm orucunun 297’nci gününde. İbrahim, üç yıldır devam eden konser yasaklarının son bulmasını, grup üyelerine yönelik davaların düşürülmesini, İçişleri Bakanlığı’nın haklarında çıkardığı yakalama kararlarını kaldırmasını ve faaliyetlerini yürüttükleri İdil Kültür Merkezi’ne yönelik baskınların son bulmasını talep ediyor. Mücadeleye başladığı günden beri, sanatıyla ve eylemleriyle ne kadar onurlu ve direnişçi olduğunu kanıtlayan İbrahim ölmemeli, yaşamalı çünkü bizim ona ihtiyacımız var.

    “DAYANIŞMA YAŞATIR”

    Bizler gündelik işlerimizle uğraşırken ve bütün dünya salgın hastalıkla uğraşırken, Helin gözlerimizin önünde ölümsüzlüğe yürüdü. Ve bizler bu yürüyüşe sessizliğimizle göz yumduk. Helin’in yaktığı meşalenin ışığı sönmeden İbrahim ve Mustafa için bir şeyler yapabiliriz. Faşizmin her gün gücünü kaybettiği ve düşerken de daha fazla saldırganlaştığı bugünlerde bizler onlardan daha fazla cesur olmalı ve daha çok söz söylemeliyiz.

    Kendine devrimci, demokrat diyen herkes, İbrahim’in sesi olmalıdır. İbrahim’i yaşatmak için kendimiz bir şeyler yaparken çevremizi de bu mücadeleye katmalıyız. Birileri yapar anlayışını beklememeliyiz. Bu çalışmaya ses olacağına inandığımız gazeteci, yazar, sanatçı, siyasetçi birçok kişiye çağrıda bulunmalıyız. Unutturmamak için sosyal medya hesaplarımızdan düzenli yazmalıyız. Grup Yorum’un talepleri hepimizin ihtiyacı olan ADALET talebidir ve bu adalete, bizim de ihtiyacımız olacağını unutmayalım.

    İbrahim Ölmesin! Şarkılar Susmasın! Halaylar Sürsün! İbrahim’in Talepleri Hepimizin Talebi Olsun! Yaşamak Geride Kalanlara Utanç Olmasın! Dayanışma Yaşatır!”

    İmza kampanyasının linki: İbrahim GÖKÇEK yaşasın!

    (HABER MERKEZİ)

  • Change.org’da imza kampanyası: Tütünüme Dokunma

    Change.org’da imza kampanyası: Tütünüme Dokunma

    PİRHA – 1 Temmuz’dan itibaren yürürlüğe girecek 5607 sayılı Yasanın 3/20. Maddesi’nde yapılan değişiklikle sarmalık tütün ticareti yapan tütün üreticilerine 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasının verileceği belirtiliyor. Change.org’da ‘Tütünüme Dokunma’ imza kampanyası başlatan üreticiler, bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte büyük bir işsizliğin ortaya çıkacağını belirterek yasanın ertelenerek tekrar gözden geçirilmesini istedi. 

    Tütün yasası, 01/07/2020 tarihinde yürürlüğe girecek 5607 sayılı Yasanın 3/20. Maddesi’nde yapılan değişiklikle sarmalık tütün ticaretine 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası getirilmişti.

    Tütün üreticileri bu yasanın ertelenmesi ve tekrar gözden geçirilmesi için Change.org’da ‘Tütünüme Dokunma’  diyerek imza kampanyası başlattı.

    “TÜTÜN BİRÇOK AİLENİN GEÇİM KAYNAĞI”

    Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle büyük bir işsizliğin ortaya çıkacağı belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bilindiği üzere tütün ülkemizde yetişen diğer tarım ürünleri gibi yerli ve milli bir üründür. Birçok ilimizde (26 il) birçok ailenin geçim kaynağı tütün tarımıdır. Bizler yıllardır geçimimizi tütünden sağlamaktayız. Çocuklarımızı tütün sayesinde okutmaktayız. Oğullarımızı tütün sayesinde evlendirmekteyiz. Kızlarımız tütün sayesinde çeyizlerini almaktadır. Askerimize tütün sayesinde harçlık göndermekteyiz. Kısacası tütün sayesinde başımız dik, alnımız ak gezmekte ve namerde muhtaç değiliz.”

    “BU YASA MİLLİ BİR İHTİYAÇ DEĞİLDİR”

    Bu yasa değişikliği milli bir ihtiyaç değildir ve vatanımıza ve birliğimize hiçbir katkısı olmayacaktır. Aksine vatandaşı küstürecektir. Zira sadece evini geçindirmek için tütün üretip ve/veya satan kişiler 3 yıl hapis cezası ile karşı karşıya kalacaktır. Düşünsenize bu ülkede bazı dolandırıcılık, hırsızlık, sahtecilik ve kaçakçılık suçlarının cezası 1 yıl hapis cezasından başlarken, kendi tarlasına tütün ekip, yerli tütünü satan ya da alıp satan için en az 3 yıl hapis cezası öngörülmüştür. Bir üreticinin yerli ve milli ürün olan tütün satması ya da pazarda tezgahta yerli sarmalık kıyılmış tütünün satılmasının vatanımıza milletimize ne gibi zararı olabilir ki hırsızdan, dolandırıcıdan ve sahtekardan daha fazla ceza öngörülmüştür. Vergi derseniz kesinlikle kabul etmiyoruz. Zira ülkemizde vergi borcunu ödememek suç olmadığı gibi nitekim halihazırda ülkemizdeki bütün büyük holding ve şirketlerin milyonlarca lira vergi borcu bulunmaktadır. Kaldı ki üretici ve satıcıların tamamının vergi kaydı bulunmakta ve vergilerini ödemektedir. Ayrıca yabancı çok uluslu sigara firmalarının aksine çok zor şartlarda tütünden para kazanan üretici/satıcı, kazandığını ülke içerisinde harcadığından ekonomiye ve dolaylı vergi alımına yine katkı sağlamaktadır.

    “BU YASAYLA MİLLET TÜKETİCİ TOPLUMA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR”

    Bu arada ülkemiz sigara pazarının toplam %90’ına hakim olan ilk üç sigara fabrikası yabancı çok uluslu sigara şirketi olup üretmiş oldukları sigarada kullanmış oldukları tütün harmanının sadece %10’luk kısmında yerli ve milli Türk tütünü kullanmakta, kalan %90’lık kısmı ise ithal tütün kullanılmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda tütün fonunun da kalkması sonucu dışarıdan çok ucuza bu tütünleri ithal etmektedirler. Aslında bu yasayla dolaylı olarak milli değerimiz olan Türk tütünü bitirilmek istenmektedir. Bu yasayla üretici serbest ekonomi piyasasından mahrum bırakılıp sadece bahsi geçen yabancı çok uluslu sigara şirketlerine mahkum edilmek istenmektedir. Ve bu şirketler zaten çok ucuza tütün ithal ettiklerinden, sigara harmanında sadece %10 yerli tütün kullandıklarından, üreticiye çok düşük bedellerle tütün almayı teklif edecek. Nihayetinde maliyeti karşılamadığı için üretici tarlasına tütün ekmekten vazgeçecek ve neticede milli ve yerli değerimiz olan tütün ekimi zamanla bitirilecektir. Tıpkı diğer tarım ürünlerinde olduğu gibi, yavaş yavaş bu millet üretici toplumdan tüketici topluma dönüştürülecek ve dışa bağımlı hale getirilecektir.

    “YASA ERTELENMELİ VE TEKRAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”

    Yasa yürürlüğe girerse 02 temmuz 2020 itibarıyla yüz binlerce kişi hapis cezası yaptırımı sebebiyle tütün üretip, alıp satmayacak ve bunun doğal sonucu olarak büyük bir işsiz sınıf ortaya çıkacaktır. Bu durum ilk etapta yerel, ilerleyen aşamada ulusal ölçekte ekonomiyi etkileyecektir. Aileler mağdur olacaktır. Nesillerdir tütün alıp satan aileler bir anda işsiz aşsız kalacaktır.

    Tüm bu gerçekler dikkate alınarak, yerli ve milli değerimiz olan tütün tarımının bitmemesi ve geçimlerini tütünden sağlayan ailelerin mağdur olmaması için yasanın önce ertelenmesini ve ertelendikten sonra mağduriyetlerin önlenmesi ve adaletin sağlanması için yasa değişikliğinin gözden geçirilmesini arz ederim.”