PİRHA-2 Temmuz 1993’te radikal dinci güruhun Madımak Oteli’ni ateşe vererek 33 insanı katletmesinin 30. yılında Twitter hesabından bir mesaj yayınlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yakın tarihimizin en acı günlerinden biri olan Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı saygı, rahmet ve hüzünle anıyorum” dedi.
2 Temmuz 1993’te radikal dinci güruhun Madımak Oteli’ni ateşe vererek 33 insanı katletmesinin üzerinden 30 yıl geçti.
“KENDİMİ HER 2 TEMMUZ’DA O OTELDE O KABUSUN İÇİNDE YENİDEN BULUYORUM”
Cumhuriyet Hak Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Kendimi her 2 Temmuz’da o otelde o kabusun içinde yeniden bulduğum, yakın tarihimizin en acı günlerinden biri olan #SivasKatliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı saygı, rahmet ve hüzünle anıyorum. Yüreğimizde 30 yıldır sönmeyen bu ateşi, kaldırılmayan enkazı #unutMADIMAKlımda” dedi.
PİRHA- Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı video paylaşımla, “Sandık müşahitlerimize dokundurtmayız” dedi.
Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yarın yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tur oylamasında sandık güvenliğine ilişkin sosyal medya hesabından yayınladığı video ile vatandaşlara seslendi. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Sevgili halkım, size ulaşmamı engellemek için her şeyi yaptılar. Devletin bütün imkanlarını hukuksuzca kullandılar. Sizden bir isteğim var. Yarın sandık görevlilerimizi yalnız bırakmayın. Çünkü, onlara yine baskı kurmaya çalışacaklar. Pazar günü omuz omuza olalım, Anayasal hakkımızı kullanalım. Ardından oy kullandığımız sandığın başında olalım, oy sayımını izleyelim. Islak imzalı tutanakları kontrol edelim; fotoğrafını, videosunu çekelim. Sadece bir adım kaldı. Ne dedik? Senin oyun, onun boyunu aşacak. İlk turda salladık; yarın kazanacağız. Müşahitlerimize asla dokundurtmayacağız. Vatanını seven sandığa gelsin.”
Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yüzde 60’lar ile başlayan kurgu şu anda 50’nin altına düştü. Sandık müşahitleri ve seçim kurullarındaki görevlilerimiz bulundukları yerden asla ayrılmasın” çağrısı yaptı.
Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından açıklama yaptı.
Kılıçdaroğlu, “Yüzde 60’lar ile başlayan kurgu şu anda 50’nin altına düştü. Sandık müşahitleri ve seçim kurullarındaki görevlilerimiz bulundukları yerden asla ayrılmasın. Bu gece uyumayacağız Halkım. YSK’yı uyarıyorum, illerdeki veri girişini sağlamak zorundasınız” dedi.
Millet İttifakı’nın partileri İstanbul Maltepe’de miting düzenledi. Mitingde konuşan cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ayrım yapmadan herkese hizmet edeceğini belirtti.
Millet İttifakı liderleri, 14 Mayıs seçimlerine 8 gün kala İstanbul Maltepe’de düzenlenen mitingde buluştu.
Mitinge Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra ittifak ortağı diğer parti liderleri Meral Akşener, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Temel Karamollaoğlu, Gültekin Uysal ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayları Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş da katıldı.
Saat 17.30’da başlayan miting öncesi Maltepe miting alanı doldu. Mitinge gelenler, polisin güvenlik noktalarındaki kontrollerin ardından alana alındı.
İMAMOĞLU: BU KARARI ALANLARI YUHALAYIN Kİ BİR DAHA CESARET EDEMESİNLER
Daha sonra ittifakın bir diğer cumhurbaşkanı yardımcısı adayı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu sahneye geldi.
İmamoğlu, “İstanbul mitingleri Türkiye’nin tarihini değiştirmiştir, değiştirmeye devam edecek. Tarihi bir buluşma yaşıyoruz. Bu muhteşem tablo gösteriyor ki Türkiye değişiyor. Değerli hemşerilerim aramızda kalsın kazanıyoruz” dedi.
“Bugün Türkiye tarihinin unutulmaz 6 Mayıs’larından birini yaşıyoruz. Bundan 4 yıl önce 6 Mayıs 2019 günü bir yargı darbesiyle karşı karşıya kalmıştık” diyen İmamoğlu, kazandığı yerel seçimin YSK tarafından iptal edilmesini hatırlattı.
Mitinge katılanları yuhalaması üzerine İmamoğlu, “Genelde yuhalamayın derim ama bu kararı alanı yuhalayın kardeşim. Bu, demokrasi tarihine o kara lekeyi vuranları yuhalayalım ki, bir daha kimse buna cesaret edemesin. İstanbulluların iradesini beğenmeyenler seçimi iptal ettirmişti. Sonra millet onlara öyle bir demokrasi tokadı attı ki yerle bir etti. Bu kararı alanlara bir şey daha öğrettik, tek tek oy saymayı. 14 Mayıs’ta da milyonlarca oy farkını onlara saydırmaya hazır mıyız?” şeklinde konuştu.
BABACAN: TÜRKİYE BİRDEN BÜYÜKTÜR
İmamoğlu’nun ardından DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, mitinge katılanlara seslendi.
Babacan, “Herkes Türkiye’yi izliyor. Türkiye’de demokrasi kazanacak, bütün dünyadaki demokratlar umutlanacak. Sağcı solcu, Sünni Alevi, Türk Kürt demeden hep beraber daha fazla demokrasi diyecek miyiz? Hep beraber Kemal Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı seçecek miyiz?” dedi.
“Hey gidi İstanbul hey, 2010’da İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti olmuş muydu? Tek haneli enflasyonla ve Avrupa Birliği standartlarına ulaşmak için yaptığımız reformlarla başarmıştık bunu. Şimdi ülkeyi getirdikleri hale bakın” diyen Babacan, Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değer kaybına dikkat çekti.
Babacan, “Bu enflasyon var enflasyon tam bir baş belasıdır. Ülke de neredeyse devlet kurumu kalmadı. Şu anda bu ülkenin bir ekonomi politikası yok. Ne var zır cahillik var. Devlet kadroları tek bir kişinin oyuncağı oldu. 6 ayda bu kriz iklimini sona erdireceğiz. Birleşe birleşe, hep beraber kazanacağız. Türkiye birden büyüktür” şeklinde konuştu.
UYSAL: SADECE 20 YILLIK BİR İKTİDAR DÖNEMİNİ DEĞİL BİR DEVRİ KAPATIYORUZ
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ise konuşmasında “Bir tarihi kavşağa doğru hep beraber ilerliyoruz. 14 Mayıs 2023, milletin yeniden kaderine hakim olacağı bir gün olacak. Türkiye’yi kendilerini vazgeçilmez zannedenlere, kendi varlıklarını kaçınılmaz bir kadere dönüşmek için Türkiye’yi risklere mahkum edenlere, bu ülkenin kaynaklarını 85 milyona değil de bir avuç insana sunanlara karşı yeter diyeceğiz” ifadelerine yer verdi.
KILIÇDAROĞLU: TÜRKİYE’Yİ BURADAN ÇEKİP ÇIKARACAĞIZ
Kemal Kılıçdaroğlu ve eşi Selvi Kılıçdaroğlu, sahneye çıktı ve mitinge katılanları selamladı.
“Değişime hazır mısınız” diye soran Kılıçdaroğlu, “Ben de size söz veriyorum, bu ülkede hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek, hiçbir yoksul ailenin elektriği, suyu, doğal gazı kesilmeyecek. Bu ülkeyi cennet gibi yapacağız, birlikte huzur içinde yaşayacağız. 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım, hiçbir ayrım yapmadan söz veriyorum” ifadelerini kullandı.
Toplumun kutuplaştırıldığını belirten Kılıçdaroğlu, “Komşumuzun kimliğini sorgular hale getirdiler. İnsanların inançlarını sorgular hale getirdiler. Türkiye’yi buradan çekip çıkaracağız. Bunun için en büyük güç sizsiz. Yaklaşık 800 bin genç İstanbul’da ilk kez oy kullanacak. Sizler otoriter bir yönetimi demokratik yollarla değiştireceksiniz, dünya siyasi tarihine de önemli bir armağan bırakacaksınız” dedi.
‘ADALETE SUSADIK’
“Herkesi kucaklayacağız” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
“Hiç kimseyi mağdur etmeyeceğiz. KHK’lılara bahar gelecek mi, hiç endişe etmeyin. Bu kardeşiniz meydana adalet yürüyüşünden sonra da gelmişti. Adaleti her yerde savunmak zorundayız. Hepimiz adalete susadık.”
‘SARAY MERAKIM YOK, SİZLER GİBİ YAŞIYORUM’
“Benim saray merakım yok, 6 liderin de saray merakı yok. Sizler gibi yaşıyorum. Sizler gibi yaşamaktan da onur duyuyorum. Allah nasip eder sizlerin oylarıyla Cumhurbaşkanlığı konutuna oturduğumda yerimiz Çankaya olacak.”
‘STAJ VE ÇIRAKLIK İÇİN BORÇLANMA İMKANI GETİRECEĞİM’
“Söz verdim, en geç 2 yıl içerisinde bütün Suriyeli kardeşlerimizi, Afganlı kardeşlerimizi ülkelerine uğurlayacağız. Staj ve çıraklık meraklanmayın, gayet iyi biliyorum, çözeceğim. Çalıştınız, kazandınız, prim yatırmadılar, borçlanma imkanı getireceğim. Her hakkı teslim edeceğim.”
‘BEŞLİ ÇETELERİN YURT DIŞINA GÖTÜRDÜKLERİ PARALARI GETİRECEĞİM’
“Benim Cumhurbaşkanı olmamı istemeyen iki kesim var. Onları bilmenizi isterim. Birincisi beşli çeteler. Yuh çekmeyin, sandığa gidip oy kullanın. Yuh çekmek kolayı, zor olanı sandığa gitmek. Sandığa giderken bir arkadaşını beraber getirmek. Cumhur İttifakı’na geçen seçimlerde oy veren birisini ikna edeceksiniz. Bunu sözünü istiyorum.
Beşli çetelerin yurt dışında paraları nerelere götürdüklerini biliyorum. Amerika’da gökdelenler yaptığını biliyorum. Muhammed Ali Clay’ın çiftliğini nasıl satın aldıklarını biliyorum. Londra’da paraları nerelere yatırdıklarını biliyorum. Tamamını ama tamamını son centine kadar alıp getireceğim ve bu millete vereceğim.”
“Az önce Meral Hanım söyledi, sadece bir işlemden 1 milyarın nasıl götürüldüğünü söyledi. Onların tamamını kuruşu kuruşuna getireceğim ve size vereceğim. Kul hakkı yemem ve kul hakkı yedirmem. Onlar diyorlar mı, kul hakkı yemeyeceğiz diye. Kul hakkı yiyenin burnundan fitil fitil getireceğim, hiç kimse endişe etmesin.”
‘UYUŞTURUCU BARONLARININ KÖKÜNÜ KAZIYACAĞIM’
“Beni hiç sevmeyen ikinci grup uyuşturucu baronları. Söz veriyorum uyuşturucu baronlarının kökünü kazıyacağım. Uyuşturucu baronlarına da bir şey diyemiyorlar. Neredeyse kucaklaşacaklar. Bu ülkeyi aydınlığa çıkaracağız.
Bu ülkeye arkadaşlarımla beraber baharı, huzuru getireceğim. Asla ayrımcılık yapmayacağız. 85 milyonu kucaklayacağız. Size sözüm 85 milyonun Cumhurbaşkanı olacağım, hizmet edeceğim, hiçbir ayrım yapmayacağım.”
Millet İttifakının İzmir Gündoğdu Meydanı’nda düzenlediği mitinginde cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ittifak liderleri ve belediye başkanları açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, “Birlikte yapacağız, birlikte mücadele edeceğiz, birlikte sandığa gideceğiz ve Türkiye’yi aydınlığa birlikte çıkacağız” diye konuştu.
Millet İttifakı, İzmir Gündoğdu Meydanı’nda kitlesel bir seçim mitingi düzenledi.
İttifakın cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte cumhurbaşkanı yardımcısı adayları İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da mitingde yer alıyor. Mitinge İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katıldı.
Miting alanında “İlk turda bitirelim” çağrısı öne çıktı.
KARAMOLLAOĞLU’NDAN ADALET VE EKONOMİ VURGUSU
Daha sonra sahneye çıkan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Adalet bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz husus. Adalet olmadan devlet olmaz. Ama yeter mi? Yetmez. İnsanlar geçinebilecekleri kadar bir gelire mutlaka ulaşabilmelidir” diye konuştu.
YAVAŞ: SANDIKTAN ÇIKACAK SONUCU KABULLENECEKSİNİZ
Ankara Büyükşehir Başkanı Mansur Yavaş da konuşmasında “21 yıl sonunda artık söyleyebilecekleri bir şey kalmadığı için sürekli bizi bir şeyler ile suçluyorlar. ‘Biz kaybedersek darbe olur’ diyorlar. Siz kaybedin diye seçime girdik kardeşim! Diyorlar ki biz gidersek darbe olur. Seçime girebilirsiniz ama kazanamazsınız diyorlar. Kazanmak yasak. Hayır. Demokrasi yerini bulacak. Bu milletin iradesi sandığa yansıyacak ve sandıktan çıkacak sonucu kabulleneceksiniz” ifadelerine yer verdi.
İMAMOĞLU: MİLLET KAZANIYOR
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kazanıyoruz İzmir, hiç şüpheniz olmasın. Millet kazanıyor. Çünkü sizlere güveniyoruz. 86 milyonun iktidarı geliyor. Her şey çok güzel olacak” diye seslendi.
BABACAN: EUROVISION’DA YİNE GURUR YAŞAYACAĞIZ
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, konuşmasında geçmiş yıllardaki Eurovision ve büyük konserleri hatırlattı. Babacan, “Türkiye maalesef dünyadan koptu. İçine kapandı. Seçimlerden 1 gün önce Avrupalı gençler Eurovision şarkı yarışmasını konuşacak. Türkiye katılmıyor bile. 2003 yılında Sertap Erener ‘Everyway That I Can’ diyerek bize büyük bir gurur yaşatmıştı. Birinci olmuştuk değil mi? Yine başaracağız, bunlar yine olacak. Yine aynı gururu yaşayacağız. Madonna’yı, Metallica’yı, Rammstein’ı, Roger Waters’ı, Rihanna’yı, U2’yu biz kendi ülkemizde ağırladık. Hepsi geldi Türkiye’ye. Yine dinleyeceğiz inşallah” dedi.
UYSAL: MİLYONLARIN HAKKINI YEDİNİZ
Daha sonra Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal konuştu. Uysal, “Adları ak olabilir ama alınların ak olmadığını gördük. Halen çıkmışlar millete vaatte bulunuyorlar. Utanının utanının. Seçim beyannamesi değil beceriksizliklerinin itirafnamesi. Çalmayı iyi biliyorlar. Neymiş, mülakatları kaldıracaklarmış. Milyonların hakkını yediniz, sanki bu 21 yılda kayırmacılığı bunlar icra etmedi, vaatte bulunuyorlar” diye konuştu.
DAVUTOĞLU’DAN CUMHUR İTTİFAKINA: YAMALI BOHÇA
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise “Bir tarafta birbirini doğru dürüst tanımadan bir araya gelen hepsi asık suratlı, hepsi öfkeli yamalı bohça gibi Cumhur İttifakı, diğer tarafta nazik, güler yüzlü, sakin, vakur Millet İttifakı. Aramızdaki fark bu. 14 Mayıs günü sadece bir cumhurbaşkanı değişimine imza atmayacağız, sadece bir iktidar değişimi yaşatmayacağız. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının yol haritasını çıkaracağız. Sinan Ateş’in katillerini bulup mahkemeye çıracağız. Hiç kimse hiçbir cinayetin üstünü örtemeyecek. Hiç kimse işlediği hiçbir suçtan kaçamayacak. FETÖ borsaları gibi borsalar kurulamayacak. Talimatla değil vicdanla karar veren hakimlerin yargısı gelecek” dedi.
AKŞENER: HER AİLEDEN BİR OY İSTİYORUM
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, de “Tüm İzmirlilerden, özellikle CHP seçmeninden -size saygım sonsuz- her aileden bir oy istiyorum. Çünkü şu ana kadar en fazla eziyet gören benim. Bana söylenenler hiç kimseye söylenmedi. Ağzımda tekrarlayamıyorum çünkü tam kadınlara söylendi. Bize sürtük dendi, bana fosforlu dendi. Gençlere süfli dendi, bana kocasını aldattı dendi. Bu benim için ölümdü. Hangi partiye oy verirseniz verin, her aileden bir oy istiyorum. Moralim için, ailem için istiyorum” diye konuştu.
Akşener’in ardından Kemal Kılıçdaroğlu sahneye çıktı. Kılıçdaroğlu konuşmasında şunları kaydetti:
“Benim umudum sizlersiniz. İçine düştüğü bu durumdan Türkiye’yi çıkarmamız birlikte olacak. Birlikte mücadele edeceğiz, birlikte sandığa gideceğiz ve birlikte Türkiye’yi aydınlığa çıkaracağız. Söz mü? Ben de size söz veriyorum. Bay Kemal’in sözünü veriyorum. Ne olursa olsun bütün engelleri yıkacağım ve Türkiye’yi aydınlığa çıkaracağım. Emin olun.”
PİRHA-Partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Talimat verilmiş altı milyon oy alan bir siyasi partinin genel başkanı kendi ilçe binasına giremiyor. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Onlar şeytanlar ve bunu yapıyorlar ve bizler beraber mücadele edeceğiz” dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Grup toplantısına Kılıçdaroğlu’nun davet ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’da katıldı.
Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Kararlılıkla ve inançla yolumuza devam edeceğiz. Türkiye’ye huzuru, kucaklaşmayı, helalleşmeyi getireceğiz. Hiç kimseyi ötekileştirmeden 85 milyon insanı kucaklayacağız bunun sözünü veriyorum bütün halkıma. Bazen soruyorlar veya eleştiriyorlar, ‘Demokrasi diyorsunuz milletin mutfağına bir şey kalmadı’ diye. Mutfakta bir şeyin kalmamasına yol açan temel olay bu ülkede demokrasinin olmamasıdır. Bu çerçevede ilk adım demokrasi sonra hep beraber hızla büyüme ve kalkınma çünkü her şeyimiz var” şeklinde konuştu.
“HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR”
Bir partinin genel başkanının kendi ilçe binasına girememesinin ülkede demokrasinin olmadığını gösteren temel bir olay olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Talimat verilmiş altı milyon oy alan bir siyasi partinin genel başkanı kendi ilçe binasına giremiyor. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Onlar şeytanlar ve bunu yapıyorlar ve bizler beraber mücadele edeceğiz. Talimat verenin kim olduğunu, gücünü Saray’dan aldığını da çok iyi biliyorum. O nedenle bizler taşkınlığa kapılmadan, sağ duyu ile hareket ederek sandığı bekleyeceğiz. Sandık gelecek, oyumuzu kullanacağız saray ve şürekasını yolcu edeceğiz. Haksızlıkların çok fazla olduğunu biliyorum. 85-90 yaşında insan hapishanede tutulmaz. Tuvalete gidemeyecek bir kişi hapiste tutulmaz. Eğer devlet olarak siz bunu yapmaya kalkarsanız kişilerden intikam alırsınız. Devlet intikam duygusuyla yönetilmez, adaletle, bilgiyle, birikimle yönetilir.
Eğer insanları 85-90 yaşında ben sizi hapislerde öldüreceğiz derseniz demokrasinin, insan haklarının olmadığı algısı çok daha güçlü bir şekilde ortaya çıkar. Buradan iktidar sahiplerine sesleniyorum. Eğer 85-90 yaşındaki insanlar hapiste kalmasın diyorsanız her türlü katkıyı vermeye hazırız. Çünkü biz adaletten, insan haklarından yanayız. Eğer Kılıçdaroğlu bir olaya el attıysa o olay çözülünceye kadar onun mücadelesini verir. Türkiye’de herkes çok iyi bilir, adalet duygumu bilir, insanlar arasında ayrım yapmadığımı bilir, kinden ve öfkeden arındığımı sabırla hareket ettiğimi bilir, dolayısıyla bunu bildikleri içindir ki pek çok sorun yaşayan vatandaş dertlerini bana anlatır.”
“6 YAŞINDAKİ ÇOCUĞA SİSTEMLİ TECAVÜZ EDİLMESİNE İKTİDAR SUSKUN OLDUĞU İÇİN ADALET BAKANLIĞI’NA YÜRÜDÜK”
150 bine yakın taşeron işçi olduğunu ve kadro beklediklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Dramatik bir olayı sizlerle paylaşmak isterim. Van Büyükşehir Belediyesi’nde 306 taşeron işçisi var. 306 arkadaş kararnamenin gereği olarak sınav açılıyor, sözlü sınava giriyorlar. Bir kişi bile kazanamıyor, tamamını eliyorlar. Yargıya gidiyorlar, yargı işçilerin hakkını teslim ediyor. Bunun üzerine ikinci kez sözlü sınava alınıyorlar, ikinci sınavda da aynı numara çekiliyor. Bir kişi bile kazanamıyor. Bunlar da din, iman var mı? Yine itiraz ediliyor. Üçüncü kez tekrar sınava giriyorlar. 24 Kasım 2022 tarihinde yine bu sınavda bir kişi bile sınavı kazanamıyor. Bu kadar büyük vicdansızlık olur mu? Kul hakkı yenir mi? Bunların aileleri, çocukları var. Bu süreçte 6 işçi hayatını kaybetti. Bir kişi, cumhurbaşkanı danışmanını kurtarmak için gitti gönüllü olarak o kişi hayatını kaybetti.
Devlet ona hakkını teslim etmiyor ama o bir kişi çığ altında kalmasın diye gönüllü gidiyor ama kendisi hayatını kaybediyor. Vebali kimin omuzlarında? Bütün muhafazakar kardeşlerime sesleniyorum, bunun vebali kimin omuzlarında? Mesut Babat intihar ediyor, Hüsnü Timur, icra memurları geliyor kapısına kalp krizi geçiriyor, Hasan Turgut kanserden, İdris Karaca beyin kanamasından yaşamını yitiriyor. Hangi vicdan kabul eder bunu? 306 kişinin sınavı geçememesi hayatın olağan akışına aykırı bir durumdur. Sınavda neler soruluyor? Barbie bebeğin yanındaki ‘sevgilisi kim’ soruya bakın. ‘Kırk haramilerin lideri kim’ diye soruluyor. Ben olsaydım kim olduğunu biliyorum da, bunlar onu söyleyemezler. Bütün vatandaşlarıma seslenmek isterim. Merkez Bankası’nın önüne Kılıçdaroğlu neden gitti? Enflasyonla mücadele edin diye gitti yasanın verdiği görev yerine getirilsin diye gitti, yapmadılar. Kılıçdaroğlu TÜİK’e niye gitti işçinin, emeklinin enflasyonu düşük gösterecekler, düşük maaş almalarına yol açıyor haklarını teslim edin diye gitti. MEB’in önüne niye gitti? Dayısı olmayanı sözlüde eliyorlar, dayısı olmayanın arkasında durmak için gitti. Et ve Süt Kurumu’na niye gittik? Bu ülkenin çocukları süte, ete ihtiyaç duyuyorlar bunun için gittim. Adalet Bakanlığı’na vekil arkadaşlarımla beraber yürüdük. 6 yaşındaki bir çocuğa sistemli tecavüz edilmesi ve bunun karşısında iktidarın suskun olması. Bunlarda vallahi de billahi de ahlak, vicdan, erdem yok sistematik tecavüze uğruyor. Bakan ‘2 yıldır haberimiz’ var diyor devleti çalıştırmadılar, savcıları, polisleri çalıştırmadılar. Arkasındaki güç kim? Bunun cevabını hala almış değilim, bir çocuğun hakkı için bakanlığa yürüdüm. Sonra ne oldu? Devletin refleksi çalışmaya başladı demek ki bu kardeşiniz haklı.”
“EKREM İMAMOĞLU İLE BABA, OĞUL GİBİYİZ”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verilmesine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Önce düzmece bir dava açtılar sonra saray mahkemeye müdahale etti ve asla çıkarılamayacak bir kararı bu mahkemeden çıkardılar. Her şeyi alenen yaptılar, 85 milyonun önünde adaleti açıkça katlettiler. Bir de bunlar olurken malum Saray’ın bir de fotoromanı var o da başka bir pisliğin içinde. Bir bakıyoruz o da cesaretlenmiş konuşuyor neymiş 16 milyonun sevgilisini görevden alacakmış. Beyefendiye bakın sen kimsin Ekrem İmamoğlu kim! Sen Ekrem İmamoğlu’nun tırnağı bile olamazsın! Ekrem İmamoğlu’nun adını ağzına alman için önce bir ağzını yıkayacaksın.
Sen atamayla geldin o seçimle, senin ne haltlar işlediğini ben gayet iyi biliyorum, senin neler çevirdiğini de biliyorum. Kripto dolandırıcıları senin yanında, mafyaya haber uçurmak senin görevin, uyuşturucu baronlarıyla fotoğraf çektirirsin, kirli paranın da bir numaralı adamısın. Ben bunları bilmiyor muyum? Tamamını biliyorum. Yine söyleyeyim, İmamoğlu size büyük lokmadır boğazınıza takılır boğulursunuz. Millet belediye başkanına da adalete de sahip çıktı. Belediye başkanımız Ekrem İmamoğlu bugün buradadır. Sizin bilmediğiniz ama bizi yakından tanıyanların, dostlarımızın, yol arkadaşlarımızın iyi bildiği bir şeyi bu kürsüden sizlere ifade edeceğim. Ben Ekrem İmamoğlu ile baba-oğul gibiyiz. Kendisi CHP’nin evladı olduğu kadar benim de evladımdır, ona sahip çıkmak benim de boynumun borcudur. Şimdi saraycılara sesleniyorum çekin arabanızı, bu kantar sizi çekmez.
Erdoğan’a da insani olarak bir şey söylemek isterim. İhtiras, doymak bilmeyen bir canavardır. İhtirasının esiri olma, ihtirasına teslim olma. Kin kusma be, öfke kusma. Adaletli olmaktan ayrılma. Sana öğretmediler mi adaletin, dürüstlüğün ne olduğunu? İhtirasına teslim oluyorsan, ki oluyorsun süren dolmak üzere 4-5 ay sonra her şeyi göreceksin.”
(HABER MERKEZİ)
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.
PİRHA-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, adaletin olmadığı bir yerde düşünce özgürlüğü, hak, hukuk olmayacağının altını çizerek, “En büyük gücüm bu ülkenin gençleri. 7.5 milyon gencimiz ilk kez sandığa gidip oy kullanacak. Ya bir dikta yönetimine kalıcılık sağlayacağız ya da bir dikta yönetimini demokratik yollarla sonlandıracağız. İkincide benimle beraber olmaya hazır mısınız?” diye sordu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu.
81 ilden gelen 600 gencin katıldığı grup toplantısında CHP lideri Kılıçdaroğlu, kendisini ‘DNA testi’ üzerinden hedef alan MHP lideri Devlet Bahçeli’ye, “Vallahi güzel bir öneri ama bir şartım var. Beraber DNA testi yaptıracağız, kimin ne olduğu çıksın ortaya. Benim kim olduğumu öğrenmek istiyorsan Konya’nın Akşehir’ine gideceksin. Seyyid Mahmudi Hayrani Türbesi’nde bir Fatiha okuyacaksın. İki, İstanbul Müftülüğü’ne gideceksin Kuyudi Kadime Arşivi’ne bakacaksın. Benim kim olduğumu öğreneceksin. Kim olduğumu biliyorum, herkesin kimliği nasıl şerefiyse benim kimliğim de benim şerefimdir” dedi.
“GENÇLERE KATIKSIZ GÜVENİYORUM”
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında şunları ifade etti:
“Siz haykırıyorsunuz adalet istiyorsunuz. Adaletin olmadığı bir yerde düşünce özgürlüğü, hak, hukuk olmaz. En büyük gücüm, bu ülkenin gençleri yani sizlersiniz. 7,5 milyon gencimiz ilk kez sandığa gidip oy kullanacak. 7,5 milyon gencin tarihsel bir sorumluluğu var. En büyük gücüm bu ülkenin gençleri. 7.5 milyon gencimiz ilk kez sandığa gidip oy kullanacak. Ya bir dikta yönetimine kalıcılık sağlayacağız ya da bir dikta yönetimini demokratik yollarla sonlandıracağız. İkincide benimle beraber olmaya hazır mısınız?
Şu anda Türkiye’de iki tür medya var. Bir, gazetecilerin hakkını veren, eleştirel olarak olaylara bakan, özgürlükçü medya. Burada görev yapanlar gerçek anlamda birer gazeteci. Bu özgür medyada görev alan ve kalemini satmayan bütün gazetecilere buradan selamlarımızı saygılarımızı gönderiyoruz. Kalemini, dolayısıyla iradesini satan gazetecilere gazeteci denmez. Onun adına havuz medyası denir. Kalemini satan insandan gazeteci olmaz. Havuz medyasının neler yaptığını, toplumu nasıl kamplaştırdığını gayet iyi biliyoruz. Yalanın her türlüsünü rahatlıkla yazabiliyorlar, çizebiliyorlar, söyleyebiliyorlar.
Havuz medyası her kanaldan besleniyor. En büyük kaynağı beşli çete. Beşli çetenin varlık nedeni havuz medyasıdır. Havuz medyasının varlık sebebi de beşli çetedir. O yüzden söylüyorum geliyor gelmekte olan, beşli çeteyi bulacağız ve yakalayacağız onları. Dezenformasyon yasasını getirmelerinin temel amacı Saray ve şürekasının ve onun beslemelerinin yaptığı yolsuzlukları kimse yazmasın diye.
Getirdiler bir kanun teklifi. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi başka arayışların içine de giriyorlar. Hangi arayışa girerlerse girsinler gençler doğruları görecektir. Ben bu ülkenin gençlerine katıksız güveniyor ve inanıyorum. Sizler bu ülkeyi gerçek anlamda değiştireceksiniz.
10 milyon Euro rüşvet dağıttılar. Buradaki mahkemede gizlilik kararı aldılar kimse öğrenmesin diye. Ama Siemens bir Alman firması ve Almanya’da da mahkeme var. Oradan öğreniyoruz. Rapordan okuyorum… ‘Siemens Türkiye’nin verdiği 10 milyon Euro’nun yüzde 30 Türk devlet görevlilerine… Yüzde 20 Kolin’e… Yüzde 20 TCDD yetkililerine… Yüzde 20 Siemens ile Kolin’i buluşturan aracılara… yüzde 10’u Siemens Türkiye’nin yöneticilerine verdik’ diyor.
TÜRKİYE’Yİ YÖNETEMİYORSUNUZ
Dış güçler Türkiye’yi bu hale getirdiyse peki siz neredeydiniz? Siz demek ki Türkiye’yi yönetemiyorsunuz. Efendim son mermiyi de ekonomiye sıkmışlar. Şu akla bakar mısınız? Devleti yönetemediklerini itiraf ediyorlar. Şu anda ülkeyi yönetenler çok açık bir şekilde halka yalan söylüyorlar. Ne diyorlar, ‘biz faize karşıyız, faizi indireceğiz’ diyorlar. İndirin. Hangi faizi indirdiler? Kimin faizini indirdiler? Merkez Bankası’nın bankalara açtığı faizi indirdiler. Yani halkın faizini değil.
“Sırf daha iyi arabaya binmek, daha iyi telefon alabilmek, daha iyi konsere gidebilmek gibi süfli heveslerle ellerin yani başka ülkelerin kapısına varanlara acıyarak bakıyorum” diyor. Sevgili gençler bu dili sakın kullanmayın. İnsanınıza saygılı olun. Bu dil kutuplaşmayı yaratan bir dildir. Böyle bir dili kendi gençlerine niye kullanıyorsun? Sen ülkede iş verdin de çalışmadı mı? Türkiye’deki gençler sarayın ya da havuz medyasının beslemeleri olmak istemediler. Bu gençler çalışarak, üreterek, kazanarak kendilerine daha iyi bir yaşam kurmak istediler.
Onlar bizi zaman zaman tahrik ederek sokaklara çekmek istiyorlar. Cam çerçeve indirtmek, polisleri üstümüze salmak istiyorlar. Çok dikkatli, çok kararlı, hep birlikte sandığı bekleyeceğiz. Sandık geldiği zaman her birimiz tek tek sandığa gideceğiz. Türkiye’nin kaderini hep birlikte değiştireceğiz.
Gençlik hayal kurmak demektir. Hayal kurmaktan sakın vazgeçmeyin. Güzel hayalleriniz olsun. Bir şeyden emin olmanızı isterim. Sizin hayalleriniz benim hedefim olacak ve biz o hedefi gerçekleştireceğiz.
Dün akşam bir video yayımladım. Çok önemli bir konu hakkında halkımıza seslendim. ‘Saray beni iyi dinledin. Kadınların duygularını inançlarını istismar ettiğini yeter bugün kanun teklifimizi gazi meclisimize vereceğiz. Artık kanunu çıkaralım ve bu çağ dışı tartışma bitsin. Yüreği yeten de peşimden gelsin.’ Bu yaraları kapatmaya ant içtim. Omuz omuza, yan yana yapacağız dostlarım.”
PİRHA-Zini Gediği İnisiyatifi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘Helalleşme’ kapsamında 8 Ağustos Pazartesi günü saat 16.00’da Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde yapılacak anmaya davet etti.
84. yılında Zini Gediği Katliamı protesto edilerek, katledilenler anılacak. Anma 8 Ağustos Pazartesi günü saat 16.00’da Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde yapılacak.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Helalleşme’ kapsamında 28 Aralık 2011 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait uçakların bombalaması sonucu 34 kişinin öldürüldüğü Roboski’ye gitmişti.
Zini Gediği İnisiyatifi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘Helalleşme’ kapsamında 8 Ağustos Pazartesi günü saat 16.00’da Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde yapılacak anmaya davet etti.
“KILIÇDAROĞLU’NU ZİNİ ANMAMIZA DAVET EDİYORUZ”
Zini Gediği İnisiyatifi tarafından yapılan yazılı açıklamada, “38’de Zini Gediği’nde katledilen 100’e yakın masum insanı anacağız. Özel alana çekilmiş Zini travmasının toplumsal dayanaklarını bularak, kamusal alanda sorgulayarak, bir daha asla bu tür acıların yaşanmamasının ortak bilincinin oluşmasını sağlamak için kayıp yakınları ve sivil toplum kurumları bir araya geleceğiz. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘Helalleşme’ kapsamında Roboski’ye gittiği şu günlerde, Zini anmamıza davet ediyoruz” denildi.
PİRHA- Elektrik zamlarını protesto etmek için yaklaşık 2,5 aydır faturasını ödemeyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun evinin elektriği kesilmesiyle mum ışığında oturması üzerine Alevi inancına yönelik sosyal medyada nefret söylemleri yazıldı. AABK Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat ve ADFE Genel Başkanı Celal Fırat Aleviliğin hedef alınmasına tepki gösterdi. Mat yayınladığı mesajında “Alçaksınız” dedi.
Elektrik zamları geri çekilinceye kadar elektrik faturasını ödemeyeceğini duyuran CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun evinin elektriği kesilmiş ve sosyal medyada gündem olmuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun evinin elektriği kesilmesi ile birlikte mum ışığında çekilen görüntüleri sonrasında sosyal medyada Alevi inancına dair saldırılar başlatılmıştı.
Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi inancının hedef alındığı çirkin paylaşımlara karşı Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat ve Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat tepki gösterdi.
Tepkiler şöyle:
“ALÇAKSINIZ!”
AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat:
“Alçaksınız… Kişinin fikri ne ise zikri de odur.Bunu paylaşan alçak değil, bu alçağın sırtını dayadığı, yüz aldığı, korkusuzca ve ahlaksızca böyle bir paylaşım yapmasına ortam yaratan ve yüzyıllardır süre gelen zihniyettir suçlu olan. Siz önce kuran kurslarında, yurtlarda taciz edilen, tecavüze uğrayan masum çocukların hesabını verin. Karanlığınızla boğulup tarihin çöp tenekesine atılacaksınız.”
“ALEVİLERE YÖNELİK DEĞİŞMEYEN ŞEY İNKAR VE İMHA POLİTİKASIDIR”
ADFE Genel Başkanı Celal Fırat:
“Bir toplumda insanca yaşamak, saygın yaşamak diğer bireylerin saygınlığına bağlıdır. Saygıdan yoksun bir toplum farklılıkları, fikirleri, değişimi hep düşman olarak görür. Alevilerin aleyhine her türlü hakaret ve siyasi entrika geçmişten gelen değişmeyen inkâr ve imha politikasıdır. Tarihe baktığımızda birlikte yaşama şuurunu yok eden çatışma ve imha davranışları hep vardır ve amaç farklı olanı ortadan kaldırmaktır. Ancak toplumun zihin yeteneklerini kontrol altına almaya çalışan devlet, Alevi toplumuna hakareti tasarlamaya devam ediyor ve projelendiriyor. Dikkat ederseniz istenilerek düşünülmüş her iğrenç iftira ve hakaret, hep diğer toplumu temsil ettiğini düşünenlerin ağzından duyulur. Amaç önyargıları geliştirmek, Alevi toplumuna şüphe, kin ve öfkeyle bakmayı sıcak tutmak ve ne yazık ki gelecek kuşakların Aleviler için kötü tutum geliştirmesini sağlayarak bu iğrenç ve planlanmış disiplin içinde kindar nesil yetiştirmektir.
“ALEVİLERE YÖNELİK SUÇLARA YAPTIRIM UYGULANMIYOR”
Her ekonomik ve sosyal çözülme durumunda Alevilere saldıran, toplumdaki eşgüdüm eksikliğini Alevileri ötekileştirerek kapatmaya çalışan, bütünlüğünü ve saygınlığını kaybeden Sünni din anlayışını kullanarak onun yozlaştırılmış etkisini Alevilerin üzerine salan bu şahısların her hakareti bilinçlidir.
Sosyal medya kavramı ile internet erişimine sahip herkes çok farklı kültür ve eğitim düzeyindeki insanlarla anonim olarak bir araya geliyor ve yapılan her paylaşıma eşzamanlı yorumlar yazılabiliyor ve Aleviler aleyhine suç tutumuna uyan ifadeler sosyal medyaya taşınmasına rağmen bu şahıslar için devlet bir yaptırım uygulamıyor. Bunlarla mücadele hep Alevi kurumların çabasıyla yapılmaya çalışılıyor.
Söylemleri ile bizleri inciten, öfkelendiren, ötekileştiren şahıslar, değerlerimize hakaret ederken aslında Sünnilik inancının insan olmanın gereğinden doğan asgari şeref ve saygınlığını da yerle bir ediyorlar. Sünniler adına onlardan utanç duyuyoruz ve her şeye rağmen biz Aleviler sevgi dilimizle bu topraklara barışı getirmek için mücadele etmeye devam ediyoruz.”
PİRHA-Dersim’de devam eden orman yangınlarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yangınlarla mücadelede ve sonrasında ne yapılması gerekiyorsa yapacağız. Belediyelerimiz tüm gücüyle Tunceli Halkının ve Sayın Başkan Fatih Mehmet Maçoğlu’nun yanında olacak” ifadelerini kullandı.
Dersim’in Hozat ilçesinin Danzi ve Kurukaymak köyü Koçeri mezrasında 17 Ağustos’ta askeri operasyonlar sırasında başlayan orman yangını yayılarak devam ediyor.
Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre; yetkililerin hiçbir müdahalede bulunmaması nedeniyle yangın sonucu geniş bir ormanlık alan küle dönüştü. Alevler çevreye yayılmaya devam ederken, orman yangınının Hozat Uzunmeşe’ye sıçradığını ve Ovacık yönüne doğru yayıldığı öğrenildi.
“NE YAPILMASI GEREKİYORSA YAPACAĞIZ”
Dersim’de devam eden orman yangınlarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Genel Başkan Yardımcımız Veli Ağbaba önderliğindeki heyetimiz Tunceli’ye gidiyor. Yangınlarla mücadelede ve sonrasında ne yapılması gerekiyorsa yapacağız. Belediyelerimiz tüm gücüyle Tunceli Halkının ve Sayın Başkan Fatih Mehmet Maçoğlu’nun yanında olacak” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Alevi federasyon ve dernek başkanları Alevi toplumunun sorunları ve bu sorunlara çözümlerle ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü, bilgi alışverişinde bulundu.
Alevi federasyon ve dernek başkanları Alevi toplumunun sorunları ve bu sorunlara çözümlerle ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü.
Görüşmeye, ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, ABF Genel Sekreteri Müslüm Metin, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkan İsmet Kurt, Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Ali Aktaş ve Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut katıldı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile gerçekleşen görüşmede Aleviler lehine kazanılan AİHM kararlarının uygulanmasına dair görüş belirtilerek, bu konuda CHP Genel Merkezi’nin desteğinin beklendiği ifade edildi.
Görüşmede ayrıca Alevilerin toplumsal ve inançla ilgili sorunlarına dair çözüm önerileri konuşularak bilgi alışverişinde bulunuldu.
PİRHA- Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP iktidarına israf ve haksız kazanç üzerinden yüklendi. Kılıçdaroğlu, “Bu kadar açlık, fukaralık varken kimse 50 bin avroluk çantayla gezemez” dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, ekonomiden dış ilişkilere kadar iktidarın politikalarını eleştirdi. Kılıçdaroğlu, “50 bin avroluk çantayla gezemezsiniz. Bu kadar açlık, fukaralık varken kimse 50 bin avroluk çantayla gezemez. Asgari ücretli 2825 TL net para alıyor. Brütü 3577. Her ay devlete 752 lira gelir vergisi veriyor. Zam yapın dedik, 2825 yaptılar. Biz bütün belediyelerde 3100 yaptık. Bizim yaptığımızı onlar yapamadılar. En küçük belediyemizden en büyük belediyemize kadar işçinin haklarını ödemeye çalışıyoruz.” dedi.
“O ZORBA GİDECEK, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ GERİ GELECEK”
Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini eleştiren Kılıçdaroğlu, Meclisin iradesinin ipotek altına alındığını ifade ederek “O zorba gidecek, İstanbul Sözleşmesi geri gelecek. Hiç kimse endişe etmesin” dedi. Kılıçdaroğlu, “Bir gece yarısı, bir kararla TBMM’nin iradesine ipotek kondu. Ya ‘TBMM’nin iradesini ipotek altına alamazsın’ diyemiyor. Koltuğunu ona borçlu da ondan. O zorba gidecek, İstanbul Sözleşmesi geri gelecek. Hiç kimse endişe etmesin.” dedi.
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:
“BÖYLE DEVLET YÖNETİMİ OLMAZ”
“İntikam duygusuyla devlet yönetilmez. Cumartesi Anneleri, Diyarbakır’daki anneler… Nedir bu annelerin derdi? Devletin görevi bu annelerin taleplerini karşılamak. Siz Cumartesi Anneleri’ni topluyorsunuz, yargılıyorsunuz. Hangi devlet anlayışında bu vardır? Hakkı teslim etmesi gereken devlet, kişinin hakkının elinden alıyor. Hangi vicdan, hangi ahlak, hangi insanlık bunu kabul eder? Geçmişte AK Parti’ye oy veren bütün kardeşlerime, MHP’ye oy veren bütün kardeşlerime anlatıyorum. Böyle bir devlet yönetimi olmaz. Biz şiddetten kaostan uzak, huzurlu bir toplum istiyoruz.”
“Yargıya müdahale ettiğiniz an devlette çürüme başlar. Vatandaş adalete güvenmemeye başlar. ‘Bu mahkemenin başkanı falan partilidir’ der. O nedenle yargı bağımsızlığına devleti yönetenlerin dikkat etmesi gerekir. Bir siyasi partinin genel başkanı mahkemelere hakim tayin edemez. Aksi takdirde devlette çürüme başlar. Devleti yönetenler, adalete gerekli önemi verdikleri zaman huzurlu bir toplum inşa etmiş olurlar.”
“DEVLETİ YÖNETENLER İŞSİZLERE İŞ BULMAK ZORUNDA”
“Devleti yönetenler işsizliğin nasıl bir felaket olduğunu bilmek zorundadır. Bütün kötülüklerin anasını işsizliktir. İşsiz insan toplumdan koparılmış insan demektir. İç dünyasında alevlerin yandığı bir kişidir. Hele hele aylardır iş bulamayan bir kişinin derdini kim bilebilir? Devleti yönetenler ne yapmak zorunda? İşsizlere iş bulmak zorunda. Bu olmadığı takdirde ciddi sorunlar çıkar ortaya.
“HESABINI SORACAĞIZ”
Bir Borsa İstanbul var, bir de yönetimi var. Maaşlarına zam yaptılar. Yüzde 33. Haydi zam yaptılar, kaç lira alıyorlar? 24 bin lira alıyorlar. Asgari ücretli 2825 alıyor. Ama bir şey var, asgari ücretli 752 lira vergi öderken BIST yönetim kurulu üyeleri 5 kuruş para ödemiyorlar. Sana 2825 lira veriyorlar ama kendi yandaşlarına net 24 bin lira, ayrıca vergilerin tamamını da başkaları ödüyor. Neden? Bu kadar büyük uçurum neden yaratılıyor, bir avuç inana neden dünyanın parası? Bunun hesabını sarayın beslemelerinden soracağız, her birinin burnundan fitil fitil getireceğiz.
Neredeyse her hafta Merkez Bankası Başkanı değişiyor. Ne oluyor allah aşkına? 20 Mart ile 27 Mart arası bir vurgunu anlatacağım. Neden Merkez Bankası Başkanı sık sık değişti? Merkezi yönetimin dış borcu; 20 Mart’ta dolar kuru 7.28′ 765 milyar 800 milyon lira dış borcu var. 27 Mart’ta 765 milyar çıktı 841 milyar 600 milyon liraya. Dolar kurunu 8 liradan aldık. Bir haftada milyarlarca liralık yükü milletin sırtına yıktılar. Hesabını ben soracağım. Burunlarından fitil fitil getireceğim. Bu millet sahipsiz değil.”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan HDP’li Gergerlioğlu’nu aradı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’te “Adalet Nöbeti”nin 5’inci gününde zorla gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nu telefonla aradı.
Gergerlioğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Sayın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, beni aradı, skandalı kınadı. Sağolsun, teşekkür ederim. Zulme karşı ortak payda çok önemlidir.”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişiminde 21 kişi hakkında daha dava açıldı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimine ilişkin soruşturmada Çubuk Cumhuriyet Başsavcılığı 21 kişi hakkında daha dava açtı. Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişimi nedeniyle hakkında dava açılanların sayısı 68’e yükseldi.
Gazeteci Alican Uludağ’ın haberine göre Çubuk Başsavcılığı, olaya ilişkin soruşturmada görüntüler üzerinden yeni şüphelilere ulaştı. 21 kişi hakkında bu kapsamda, hakaret, yaralama ve kamu malına zarar vermek suçlarından iddianame düzenlendi. İddianamede Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra CHP Milletvekilleri Levent Gök, Murat Emir, Yıldırım Kaya, danışman Deniz Demir ve Barış Bozkurt da müşteki olarak yer aldı.
NELER OLMUŞTU?
Kılıçdaroğlu, 21 Nisan 2019 tarihinde Er Yener Kırıkçı’nın Çubuk’taki cenaze törenine katılmıştı. Burada linç girişimine uğrayan Kılıçdaroğlu, önce bir eve sığınmış, arasından zırhlı araçla köyden çıkarılmıştı. Linç girişimine ilişkin daha önce 36 kişi ile yaşı 18’den küçük 11 kişi hakkında dava açılmıştı. Bu kişilerin yargılanmasına 1 Mart Pazartesi günü devam edilecek.
PİRHA- Maraş Katliamı’nın 42. yılında Aleviler birçok kentte çeşitli anmalarla katliamı lanetlerken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Seval Türkeş’i ziyaret etmesi dikkat çekti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaş, MHP eski Genel Başkanı Alpaslan Türkeş’in eşi Seval Türkeş’i evinde ziyaret etti.
Organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’nın tehditlerinin ardından Türkeş’in eşi Seval Türkeş, Kılıçdaroğlu’nu aramıştı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Ankara’daki bir asker cenazesinde saldıranlar hakkında açılan davanın ilk duruşması görülüyor. Kılıçdaroğlu’na yumruk atan sanık Osman Sarıgün, yaşananların üzerinden çok zaman geçtiğini ifade ederek “hatırlamıyorum” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyete 21 Nisan 2019’da Ankara’nın Çubuk ilçesinde yapılan linç girişimiyle ilgili açılan davanın ilk duruşması Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediliyor.
Dava nedeniyle polis, bir hayli geniş önlemler alırken, mahkeme salonuna girmek isteyenler 3 ayrı aramadan geçti. Duruşmaya CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ve çok sayıda milletvekili katıldı. Gazetecilerin duruşmayı izlemesine ise engel olundu. Hakim ile milletvekillerinin müzakeresi sonrasında basın mensupları da salonda yerlerini aldı.
“KIŞKIRTMAYA GELDİK”
Duruşmada ilk olarak sanık Vahit Delibaş dinlendi. Olay günü elindeki sopa ile Kılıçdaroğlu’nun sığındığı eve doğru hamle yaptığı iddia edilen Delibaş, “Benim köyüm ile olay yerindeki köy arası 3,5 km. Oraya gidip gelen herkes kendini korumak için eline değnek alır. Köpeklerden kendimi korumak için değnek elimdeydi” sözleriyle kendini savundu.
Avukat Celal Çelik, mahkemeye gösterdiği fotoğraflarla, Delibaş’ın Kılıçdaroğlu’nun sığındığı eve elindeki sopayla girmeye çalıştığını vurgulayarak, “Söylemiş olduğu sözlerle birlikte kastı belli. Birçok sanık tarafından ‘Yakın’ diye bağırıldığı ortamda, sanığın sopa ile eve girmeye yönelik hamle yaptığı değerlendirildiğinde sanığın suçunun adam öldürmeye teşebbüs ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik olduğu görülecektir” dedi.
Delibaş, Kılıçdaroğlu’nun avukatı Çelik’e karşı çıkarken, şu savunmayı yaptı:
“Bizim öyle bir şeyimiz olsaydı, orada zaten öldürülürdü. Kışkırtmaya geldik. O anki kalabalığın yapmış olduğu bir iş. Gelme denilmesine rağmen gelmiş. Bunu kahvehanede cenaze gömüldükten sonra söylendi, cenaze evine gelme denmiş. O da çıkmış gelmiş. Kılıçdaroğlu’nu öldürmek isteseydik, zaten çıkamazdı. O kadar kalabalık vardı.”
“OLAYIN ARDINDAN ÇOK ZAMAN GEÇTİ”
Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Osman Sarıgün ise hakkındaki iddiaları reddederek, emniyette verdiği ifadesinin geçerli olduğunu söyledi. Sarıgün, hakimin “Olay nasıl oldu, anlat” sözüne “Unuttum, çok zaman geçti” diye yanıt verdi. Hakim Sarıgün’ün emniyetteki ifadesini okudu. Sarıgün emniyet ifadesindeki “Olaydan dolayı pişmanım, Kemal Kılıçdaroğlu’dan özür diliyorum” beyanını tekrarladı.
Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik ise Sarıgün’ün suçtan kurtulmaya yönelik savunma yaptığını söyleyerek, Sarıgün’ün adam öldürmeye teşebbüsten yargılanması gerektiğini belirtti. Şehidin ölümünden sorumlu olarak Kılıçdaroğlu’nu göstermesine ise ‘iftira’ suçunu işlediğini de açıklayan Çelik, Sarıgün’ün olay günü attığı sloganların da suç işlemeye tahrik olduğunu vurguladı ve ek savunma alınmasını istedi.
“ŞUURUM KAYMIŞTI”
Sanık Ayhan Onbaşı ise “Ben olay yerinden kaçmadım” dedi. Avukat Celal Çelik de CHP’nin ‘linç girişimine’ ilişkin hazırladığı raporu da hatırlatarak, Onbaşı’nın çevresindekilere “Abla yuh deyin” diye çevresindekileri kışkırttığını söyledi ve halkı kin ve düşmanlığa tahrikten ek savunma alınmasını istedi. Çelik, Onbaşı’ya cenaze merasiminin bitimi sonrasında Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evin etrafında olup olmadığını sordu, Onbaşı “Yoktum, şuurum kaymıştı. Köyde 3’üncü şehit” dedi.
Sanıklardan Salih Ateşyürekli de, “Kandil’e git Kemal” diye bağırması ve Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evden çıkmasını engellemesiyle ilgili savunmasında şunları söyledi: “2000 yılında Van’da askerliğimi yaptım. Vatan, bayrak sevgisiyle operasyonlara görevli gitmek istedim. Karakolda askerliğimi yapmadığım için bana güldüler. Beni buraya getiren tek şey vatan, bayrak sevgisidir. Televizyonlara bakıyoruz. ‘Kandil’e git, Kandil’e’ dedim. O kalabalıkla arkalarından ben de evin önüne gittim. Pişmanım. Keşke o cenazeye gitmeseydim. Benim tek ağırıma giden bize ‘terörist’ denilmiş. Gururuma ve onuruma dokundu.”
‘KANIMA DOKUNDU’
Sanık Sami Şekerci ise yaptığı savunmasında, “Kılıçdaroğlu’nun geleceğinden haberimiz yoktu. Alana girince insanların tepkisi oldu. HDP ile birlikte de seçime girmesi benim bir milliyetçi olarak kanıma dokundu. Evin etrafında vardım ama sadece olayları seyrettim” dedi.
Kılıçdaroğlu’na tekme atmaya çalışan sanık Oğuz Şimşek da savunmasında şunları dile getirdi: “Kalabalıkta kendimi korumak için direğe çıktım. O sırada uzun boylu insanlar geçiyordu, ayağımı kimse vurmasın diye kaldırdım. Zarar vermek için gitmedim. İnsanlık olsun diye şehit cenazesine gittim. Bir sefer yuh çektim o.”
“ESAS TAHRİK EDEN KILIÇDAROĞLU’DUR”
Sanıklardan Koray Demirel’in ise 15 Temmuz gazi madalyası ile savunma yapması dikkat çekti. Demirel, “15 Temmuz sonrası Yenikapı’da üç parti ortak miting yapıldı. Biz onları böyle görmek istiyoruz. Kılıçdaroğlu, Karadeniz’de saldırıya uğradı, Sayın Cumhurbaşkanımız onu hemen aradı. Böyle bir tabloda kalsaydı, ona protesto olur muydu? Ben ona taş atmadım. Ben şehidin cenazesine sonradan katıldım, arkadan gelen konvoy beni öyle sıkıştırdı ki arabamın camına vurdular. Kılıçdaroğlu’nun korumasıymış. Esas tahrik eden Kılıçdaroğlu’dur. Yener Kırıkçı uzaktan akrabamızdır” diye savunma yaptı.
“ÖLDÜRMEK İSTEYEN İNSAN GİDER ÖLDÜRÜR VE PAŞA PAŞA YATAR”
Duruşmada olay anına dair görüntüler izletildiğinde de Demirel, taş atanın kendisinin olmadığını savunup, “Kılıçdaroğlu’nun korumalarının bana yönelik saldırısının görüntüsünü de izleyebilir miyiz?” dedi. Bunun üzerine Av. Celal Çelik, sanığa dair “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi. Genel Başkan onları nasıl kışkırtmış olabilir. ‘Korumalar bana vurdu’ gibi sözler söylüyor. Genel Başkanın hiçbir korumasının böyle bir müdahalesi olmamıştır. Orada İçişleri Bakanı, kuvvet komutanları, bunların korumaları var. Genel başkanın kaç tane koruması olabilir ki. 15 Temmuz ile ilgili Genel Başkanımızın değerlendirmeleri biliniyor. Genel Başkanımız bu değerlendirmeleri yaparken elbette eleştiri de yapacak. 15 Temmuz’un olacağı MİT’e bildiriliyor. MİT bir şey yapmıyorsa, Genel Başkanımız ne yapacaktır” ifadelerine yer verdi. Kılıçdaroğlu’na kasten saldırmadığını söyleyen Demirel ise, “Bir yere kadar öldürmek isteyen insan bir yerden sonra vazgeçemez ki. Öldürmek isteyen insan gider öldürür ve paşa paşa yatar” sözlerini sarf etti.
Sanık Ayşe Ortapınar, elindeki seccade ile Kılıçdaroğlu ve Yıldırım Kaya’ya vurmaya çalışmasıyla ilgili olarak, seccade ile kendini koruduğunu savundu. Sanık Ortapınar, Jandarma’da alınan ifadesini de kabul etmedi.
Bir diğer sanık Yusuf Bedava ise, yaptığı savunmasında “Şehit Kırıkçı teyzemin oğludur. Yerde bulunan toz halindeki toprağı attım, O da zaten havada savrulup gitti. Attığım toprak yaralayıcı değildi. Zaten attığım da öne ulaşmamıştır” dedi.
SOYLU HAKKINDA SUÇ DUYURUSU
Mahkeme heyeti sonrasında salonun dezenfekte edilmesi için duruşmaya kısa bir ara verilirken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Engin Özkoç, duruşmayı izleyen CHP heyeti ile birlikte açıklama yaptı.
Sanıkların “adam öldürmeye tam teşebbüs”, “hürriyeti kısıtlamak”, “halkı kin ve nefret duygularına teşvik” suçlarından yargılanması gerektiğini söyleyen Özkoç, “Biz CHP olarak Çubuk Cumhuriyet Başsavcısı hakkında şikâyette bulunduk. Olayın bizzat içerisinde olan devletin yetkilileri onu taltif etmişlerdir. İlgili Tümen Komutanı ile Ankara Emniyet Genel Müdürü ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında suç duyurularında bulunduk” dedi.
Mahkeme heyetinden dosyaya ilişkin görevsizlik talebinde bulunan Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, “Sivas’taki yakma eylemi sonucunda insanların diri diri yakıldığı hepinizin malumudur. Nitekim Madımak’ta de yakın sözünden sonra olay gerçekleşmiştir. Çubuk’taki olayda da aynı kapsamda eğitim seviyesi düşük ve kışkırtmaya müsait insanlarla genel başkana saldırıda bulunuldu. Dosya ağır ceza mahkemesine girmektedir. İlgili sanıkların adam öldürme mi yoksa yaralama kastı mı olduğunun değerlendirmesi asliye ceza mahkemesinin sorumluluğu olmayacaktır.”
Çelik, taleplerinin karşılanmaması durumunda olayın aydınlatılması için Jandarma Genel Müdürlüğü’nden cenazede olay çıkması ihtimaline yönelik hazırlanması gereken planların istenilmesini talep etti. İddia makamı mütalaasında görevsizlik talebinin reddini, adli kontrol hükümlerinin devam etmesini istedi.
Kararını veren mahkeme heyeti görevsizlik talebinin reddine karar vererek, sanıkların adli kontrollerinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşmayı 1 Mart 2021’e erteledi.
Hazırlanan iddianamede 6’sı kadın 36 sanık hakkında 1 yıl 8 ay 15 gün ile 28 yıl 10 ay arasında değişen hapis cezası isteniyor.
PİRHA – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, YSK’nin seçim kurulu kararını, “Ekrem Bey’in rakibi artık Binali Bey değil, Yüksek Seçim Kurulu” dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tuzla’da Marmara Bölgesi Manav Türkleri Dernekleri Federasyonu’nu ziyaret etti. Kılıçdaroğlu, ziyaret sonrası medya mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, yaptığı açıklamada “Hepinizin bayramını kutluyorum. Bu bayramın bütün vatandaşlarımız açısından huzur içinde geçmesi en büyük dileğim. Malum bayramlar bira raya gelme, oturma, konuşma, sohbet etme dertleşme aynı zamanda bayramları huzur içinde geçirmekte hepimizin ortak amacı. Umarım bu bayram da politik gerilimler de fazla olmaz, birlikte huzur içinde bir bayram geçirmiş oluruz” dedi.
“YSK,KARARI İTİRAFTIR”
YSK’nin seçim kurulu kararının sorulması üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, “Yüksek Seçim Kurulu, aldığı kararla İstanbul seçimlerini haksız yere iptal ettiğini aslında itiraf ediyor. Bir itiraf kararı bu. Daha önce de benzer pek çok şeyler söylendi. Ama Yüksek Seçim Kurulu’nun aldığı bu karar, bir önceki kararın iptal kararının doğru olmadığını bir anlamda ifade etti. Yüksek Seçim Kurulu’nun kararı bizim açımızdan bir anlam ifade etmiyor. Ekrem Bey’in rakibi de artık Binali Bey değil, Ekrem Bey’in rakibi Yüksek Seçim Kurulu. İstanbullular inşallah bir haksızlığı giderirler, verdikleri oylarla Yüksek Seçim Kurulu’nun artık hiçbir gerekçe üretemeyeceği bir çoğunluğa ulaşır ve dolayısıyla Ekrem Başkan yeniden, seçilen başkan yeniden ikinci kez yenilenen seçimlerde gelir ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturur. Onun bütün amacı İstanbullulara hizmet etmek. Ve yine şunu da ifade edeyim bu saatten sonra Ekrem İmamoğlu, sadece CHP’nin büyükşehir belediye başkanı değil, Ekrem İmamoğlu artık bu saatten sonra 16 milyon İstanbullunun büyükşehir belediye başkanıdır ve biz umuyoruz bozulan adalet terazisini İstanbullular düzeltecektir” diye yanıt verdi.
“EĞER İSİM VARSA AÇIKLASINLAR”
Bir basın mensubunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İstanbul’u Konstantinapol olarak görenler var’” açıklamasını sorması üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, “Kim görüyor, sormak isterim, kim görüyor. Eğer isim varsa açıklasınlar. Birisi böyle görüyorsa açıklasınlar. Devletin en tepesindeki koltuğa oturan kişi halkı yanıltmamalı. Halkı yalan söylememeli. İstanbul 1453’ten bu yana İstanbul’dur. İstanbul için iki ismi asla unutamayız. Birisi Fatih Sultan Mehmet’tir, ikincisi işgal altındaki İstanbul’u kurtaran Gazi Mustafa Kemal’dir. Her dönemde İstanbul’un adı İstanbul’dur. Halkın kafasını karıştırmaya kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur. Eğer birisi söylemişse onun söylediği dili kullanmışsa çıksın söylesin sen bunu niye söyledin diye. Kendisi ifade ediyor onun dışında kimsenin ifade ettiği yok” diye cevap verdi.
PİRHA – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’nın Çubuk ilçesinde katıldığı Hakkari’de hayatını kaybeden Sözleşmeli Er Kırıkçı’nın cenazesinde saldırıya uğradı.
Hakkari’de çıkan çatışmada hayatını kaybeden Sözleşmeli Er Yener Kırıkçı’nın cenazesinde olaylar çıktı.
Çubuk Akkuzu Mahallesi’ndeki cenaze törenine Ankara Büyükşehir Belediyle Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte katılan Kemal Kılıçdaroğlu, törende bir grubun saldırısına uğradı.
Önce Kılıçdaroğlu’nu yuhalayan bir grup, ardından yaşanan arbedede kendisine saldırdı.
CHP lideri Kılaçdaroğlu’nun bugün biraraya geleceği İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun istifasını istediği öne sürüldü. Kadıköy adayının da tekrar oylanmasının gündemde olduğu belirtiliyor.
CHP’de yeterli oyu alamadığı için geri çekilen bazı belediye başkan adaylarının, gelecek Parti Meclisi (PM) toplantısında aday listesinde tekrar yer alacağı belirtiliyor. Bu kapsamda İstanbul’un Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ve İzmir Bayraklı Belediye başkan adayı Cevat Durak’ın tekrar PM’ye getirileceği iddialar arasında.
Cumhuriyet’ten Mahmut Ilıcalı’nın haberine göre son PM toplantısında geri çekilen İstanbul’un ilçelerinden Şişli ve Silivri, İzmir’in ilçelerinden Buca ve Bayraklı adayları tekrar ele alınacak. PM’de geri çekilen Muğla’nın Bodrum ve Antalya’nın Akseki ilçelerinin de gündeme geleceği ifade ediliyor. Geri çekilen ilçelerin yanı sıra İstanbul’un Beyoğlu, Küçükçekmece, Maltepe adaylarının da belirlenmesi bekleniyor. Kadıköy Belediye Başkan adayının da tekrar oylanmasını gündemde olduğu ifade ediliyor.
“KADIKÖY ADAYI TEKRAR OYLAMAYA SUNULACAK”
Son PM toplantısında Kadıköy adayı Şerdil Dara Odabaşı’nın 29 ret, 1 çekimser oya karşın 30 oyla kabul edilmesiyle ilgili bazı üyelerin ise PM Çalışma Yönetmeliği kapsamında itirazları bulunuyordu. PM’deki bazı üyelerle ilgili yönetmelikteki “Kararlar aksi bir kural yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır” hükmü kapsamında Kadıköy adayının aldığı 30 oyun 60 kişinin bulunduğu PM’de salt çoğunluk olmadığını, salt çoğunluğun 31 oy olduğunu iddia ediyor. CHP’de bu konuda farklı görüşler dile getirilirken, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun tartışmaları sonlandırmak için gelecek PM toplantısında Kadıköy adayını tekrar oylamaya sunma eğiliminde olduğu belirtiliyor.
KAFTANCIOĞLU ANKARA’DA
Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun dünkü MYK toplantısında 27 Ocak’ta yapılan ve parti içinde tartışmalara neden olan PM toplantısı devam ederken İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun sosyal medya üzerinden istifa ettiğini duyurmasıyla başlayan tartışma üzerine kurmaylarına talimat verdiği ileri sürüldü. İddiaya göre Kılıçdaroğlu, Örgütten Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı’ya Kaftancıoğlu’nu görevden alma talimatı verirken, “Ya sen görevden al ya da istifa etsin” dediği ileri sürüldü. Kılıçdaroğlu’nun söz konusu talimatı üzerine Kaftancıoğlu’nun bugün Genel Merkez’e gelerek bir görüşme yapacağı da iddia ediliyor.
CHP’nin kurultay yanlısı PM üyesi Erdal Aksünger, Kılıçdaroğlu’na “Sayın Genel Başkanım, giderek sertleşen bu süreci lütfen bitirin, imzaları beklemek yerine kurultay delegelerinin taleplerine sahip çıkın, olağanüstü kurultayı toplayın” çağrısında bulundu.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) kurultay yanlısı Parti Meclisi üyesi Erdal Aksünger, Parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.
Aksünger, 24 Haziran seçimlerinde sadece seçimin kaybedilmediğini, süreç iyi yürütülemediği için CHP’yi destekleyen milyonlarca insanı hayal kırıklığına uğrattıklarını ifade etti. Aksünger, “Bu gerçekle yüzleşmeden yerel seçimlere gitmenin bizi daha ağır bir yenilgiye taşıyacağını gördüğümüz için değişim istiyoruz” dedi.
“MERKEZ SAĞA YASLANARAK BAŞARILI OLUNMAZ”
Aksünger, sözlerine şöyle devam etti: “Bu seçimde bir kez daha merkeze ve sağa yaslanarak başarılı olunmayacağını gördük. Aynı şeyleri yapıp, farklı sonuç alınamayacağını söylemekten bıktık. Genel Başkan şuan yaşadığımız tartışmalara meydan vermeden değişim talebiyle partiyi kurultaya götürseydi, şimdi ne imza tartışması ne de parti içinde istenmeyen kutuplaşmalar yaşanırdı. Partimiz zaman kaybetmez, partide tek adam olmanın yolunu açan tüzüğü demokratikleştirir ve parti içi demokrasiyi işletirdik. Ve biz şimdi siyaset yapma tarzımızı değiştirmeyi ve yerel secimler dahil geleceğimizi planlamayı konuşuyor olurduk!”
Ancak bunun yapılmadığı gibi CHP’de yapısal, örgütsel ve yapısal sorunların kişilere indirgenmeye çalışıldığını söyleyen Aksünger, “Çok açık ki CHP’de kurultay tartışmaları kişisel değil, örgütsel ve siyasidir. Değişim kişilere makam aramak değildir. Değişim, partimizi iktidara taşımak için gereklidir!” ifadelerini kullandı
PM üyesi Aksünger, Kurultay tartışmalarının ve delegelere yapılan baskının parti içerisindeki yoldaşlık ilişkisine de zarar verdiğini kaydetti.
Aksünger, “Partimizin merkezinde oturan arkadaşlarımız kendilerini ‘ev sahibi’, kendileri gibi düşünmeyenleri de ‘misafir’ olarak görüyor. Oysa sosyal demokrat bir partide kendisini ev sahibi, başkasını misafir görenler sosyal demokrat olamazlar! Millet İttifakı’nda yer alan partilere gösterilen sevginin, toleransın bin de biri bile olağanüstü kurultay isteyen partililere gösterilmiyor!” dedi.
KILIÇDAROĞLU’NA ÇAĞRI
Aksünger, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yeterli imza toplanması beklenmeden kurultaya gitme çağrısında da bulundu.
Aksünger, bu çağrısını ise “Sayın Genel Başkanım, sizinle uzun süre birlikte çalışan ve size saygı duyan biri olarak giderek sertleşen bu süreci lütfen bitirin, imzaları beklemek yerine kurultay delegelerinin taleplerine sahip çıkın, olağanüstü kurultayı toplayın” sözleriyle yaptı.
Aksünger, delegelere de imzalarına sahip çıkmaları çağrısında bulundu. (MA)