Etiket: CHP İstanbul Mv. Sezgin Tanrıkulu

  • CHP’li Tanrıkulu: Değil 9 yıl 90 yılda geçse hesap verecekler

    CHP’li Tanrıkulu: Değil 9 yıl 90 yılda geçse hesap verecekler

    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, dokuz yıl önce Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 34 kişinin öldüğü Roboski Katliamı’nın ardından yaşananlara ilişkin kronoloji hazırladı.

    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski Köyü’nde, 19’u çocuk 34 kişinin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçakları tarafından gerçekleştirilen bombardıman sonucu katledilmesinin üzerinden 9 yıl geçti.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, Şırnak’ın Uludere ilçesi Roboski köyünde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bombardımanı sonucu 34 yurttaşın yaşamını yitirdiği katliamın yıldönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Üzerinden dokuz yıl geçen katliamın başından bu yana yaşananların kronolojisini çıkaran Tanrıkulu, adalet arayışları devam eden ailelerin yanında olduklarını vurguladı.

    “Roboski Katliamı’nın sorumluları kaybolmayacak kadar açıktadır, belirgindir” diyen Tanrıkulu, “Biz değilsek bile çocuklarımız, çocuklarımız değilse torunlarımız; mutlaka Roboski Katliamı’nın sorumlularını tarih önünde mahkum edecektir” ifadelerini kullandı.

    Katliamın yaşandığı 28 Aralık 2011 tarihinden bu yana yaşanan gelişmeler sonrasında Tanrıkulu’nun açıkladığı kronoloji şöyle:

    2011

    28 Aralık: Televizyonlar, olayın üzerinden ancak 12 saat geçtikten sonra TSK’dan yapılan açıklamanın ardından haberi verebildi.

    29 Aralık: Cenazeler defnedilirken dönemin Başbakanı, ‘40 kişilik bir grubun olması daha önce Gediktepe ve Hantepe baskınlarında silahlar katırlarla taşınmasını hatırlatıyor. O zaman da niye bunlara müdahale edilmemişti denmişti’ dedi.

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ise ‘Uludere bir operasyon kazasıdır’ dedi.

    30 Aralık: Dönemin Başbakanı, ‘Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesine bu konudaki hassasiyeti nedeniyle medyaya rağmen teşekkür ediyorum’ dedi.

    2012

    3 Ocak: Bölgeye giden insan hakları savunucuları, sendikacılar, doktorlar ve avukatların hazırladığı raporda, katliamın ardından saatlerce yardım ulaşmadığı için donarak ölenler olmuştu.

    9 Ocak: Soruşturmada Gülyazı Sınır Alay Komutan Vekili görevinden alındı. 17 muvazzaf askere de sınır kaçakçılığına göz yumdukları gerekçesiyle ‘görevi ihmal’ gerekçesiyle soruşturma açıldı.

    11 Ocak: TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde Uludere Alt Komisyonu kuruldu.

    16 Ocak: Bombardımandan sağ kurtulan Davut, Servet ve Hacı Encü Gülyazı Alay Komutanlığı’nda ‘pasaport kanununa muhalefet’, ‘sınırı yasadışı yollarla ihlal etme’ ve ‘ülkeye sınırdan kaçak mal sokma’ iddialarıyla ifade verdi.

    26 Ocak: BDP, Roboski Katliamı’nı Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşıdı.

    4/6 Şubat: Komisyon üyeleri Roboski’de incelemeler yaptı.

    16 Şubat: Katliam öncesinde çekilen Heron görüntülerini izleyen komisyon üyeleri ‘Görüntüler çok net. Göz göre göre ölmüşler’ dediler.

    1 Mart: Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ‘Uludere’de kasıt yok’ dedi.

    6 Mart: ASELSAN, komisyona sunduğu raporunda ‘kasıt olmadığı’ iddiası taşıdığı açıklandı.

    5 Nisan: Millî Savunma Bakanlığı, komisyona sunduğu raporda, Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığın ve Uludere Sulh Ceza Mahkemesince konulan gizlilik kararını gerekçe göstererek sorulara yanıt vermedi. Komisyon üyesi, BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, raporda ‘elle tutulur hiçbir bilgi ve belge olmadığını’ söyledi.

    6 Nisan: Öldürülen 34 kişinin aileleri Meclis’te BDP, AKP, CHP ve MHP gruplarıyla görüştü.

    30 Nisan: İçişleri Bakanlığı Raporu’nda ‘Ya ikinci bir Heron var ya F-16’lardan verilen koordinatlar girildi, ya da başka bir ülkeden görüntü desteği alındı’ değerlendirmesi yaptı.

    16 Mayıs: Wall Street Journal (WSJ) Roboski Katliamı’ndaki hava bombardımanı öncesinde insansız hava aracı Predatörden görüntü alındığını yazdı.

    18 Mayıs: Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasında ise, ‘Grubun ilk görüntü tespiti Türk Silahlı Kuvvetlerine ait insansız hava aracı tarafından yapılmıştır’ dendi, haberin gerçeği yansıtmadığı iddia edildi. Başbakanın da haberi yalanmasının ardından WSJ ikinci bir haberle, haberlerinin doğru olduğunu ve kaynaklarının ABD Savunma Bakanlığı olduğunu vurguladı.

    21 Mayıs: Başbakanın yaptığı açıklamada, haberin ‘uydurma olduğunu’ bir kez daha tekrarladı ve istihbaratın TSK’dan alındığını, WSJ’deki haberin ABD’deki seçimlerle ilgili olduğunu öne sürdü. Genelkurmay Başkanlığı da konuyla ilgili adli ve idari soruşturma açıldığını açıkladı. CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Roboski Katliamıyla ilgili Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    23 Mayıs: İçişleri Bakanı, bombardımanın emrini ‘Ankara’da Hava Kuvvetleri’nde görüntüleri analiz eden komutanların verdiğini’ söyledi.

    25 Mayıs: Başbakan, Roboski Katliamı’nı gündemde tutanların ‘terör örgütü ve uzantıları olduğunu’ söyledi.

    27 Mayıs: Milli Savunma Bakanı, konuyla ilgili ilk kez konuştu. Yargı sürecinin devam ettiğini söyleyen Bakan, sürecin etkilememesi veya bu yönde bir algı doğurmaması için bugüne kadar ‘Uludere olayı’ konusunda Bakanlık tarafından herhangi bir açıklama yapılmadığını ifade etti.

    28 Haziran: Sivil toplum örgütleri ile Roboski Katliamı’nın yaşandığı yere yürümek isteyen ailelere polis tazyikli suyla müdahale etti.

    5 Ağustos: Roboski Katliamı’nı araştıran Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, Wall Street Journal’ın haberini doğruladı, Predatörlerin de olaydan önce görüntü aldığını ve görüntülerde köylülerin seçildiğini açıkladı.

    21 Ağustos: Asker taşıyan sivil araç Uludere’de şarampole yuvarlandı, dokuz asker ve minibüsün şoförü hayatını kaybetti. Kazada yaralanan askerlere, Roboski’de katledilen yurttaşların yakınları yardım etti.

    16 Ağustos: Roboski Katliamı’nda 11 akrabasını kaybeden Ferhat Encu, bir formalite yerine getirilmediği ve sistemde ‘aranıyor’ göründüğü için altıncı kez aynı sebeple gözaltına alındı.

    12 Ekim: Aynı dosyadan altı kez gözaltına alınıp ‘yanlışlıkla oldu’ diyerek bırakılan Encu’nun açtığı tazminat davası, ‘hakkınızda soruşturma var’ denilerek reddedildi.

    6 Aralık: Roboski Katliamı’nın sorumlularının yargılanması ve hükümetin resmi özür dilemesi talepleriyle imza kampanyası başlatıldı.

    26 Aralık: Meclis Uludere Alt Komisyon Başkanı AKP Ordu Milletvekili İhsan Şener, 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayda Genelkurmayın ‘talimat vermiş olabileceğini’ açıkladı. Şener, ‘olayda kasıt bulunmadığını ancak zincirleme hata olduğunu’ açıkladı. Şener, soruşturma sırasında Genelkurmayın olayla ilgili tüm belgeleri komisyonla paylaşmadığını da belirtti.

    2013

    6 Mart: Uludere Alt Komisyonunun hazırladığı rapor taslağı, üç muhalefet oyuna karşı beş AKP’li üyenin oylarıyla kabul edildi.

    Gizlilik kararı alınan raporu, milletvekillerinin sadece okumasına izin verildi. Raporda, ‘Kasıt yok, sivil irade ile yetkililer arasında koordinasyonsuzluk var’ denildi.

    27 Mart: Rapor İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda kabul edildi.

    Roboskili Aileler raporun kabul edildiği gün Meclis’e gelerek, raporun olayı aydınlatmadığını, failleri göstermediğini anlattı.

    11 Haziran: ‘Taksirle ölüme sebebiyet vermek’ gerekçesiyle açılan soruşturmayı 1,5 yıldır yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, görevsizlik kararı verdi, dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığına gönderdi. 34 kişinin ailelerinin avukatları, dosyanın Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığına gönderilmesine tepki gösterdi.

    20 Haziran: Roboskili Ailelerin avukatları, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığının görevsizlik kararı vermesine ve dosyayı askeri savcılığa yollamasına itiraz etti. Görevsizlik kararına ilişkin 10 sayfalık itiraz dilekçesinde, savcılığın bu kararının hukuksuz ve insan haklarına aykırı olduğu belirtilerek, kararın kaldırılması talebinde bulunuldu. Avukatlar, soruşturmadaki gizlilik kararının da kaldırılmasını istedi.

    2014

    7 Ocak: Genelkurmay Askeri Savcılığı, ‘takipsizlik’ kararı verdi.

    15 Ocak: Güvenlik yolu ve kalekol çalışmalarını denetlemek için valinin sınıra geleceğini haber alan Roboski ve Gülyazi Köylüleri, protesto için sınıra gitmek istediler. Köylülerin önünü kesen askerler, yoğun bir biçimde gaz ve gerçek mermi kullandılar. Olayda Serhan Çiya Encu, başına aldığı mermi ile ağır yaralandı.

    19 Ocak: Sabah saat 05.00 de Gülyazi ve Roboski Köyüne baskın yapan askerler katliamdan sağ kurtulan Servet Encu de dahil 9 kişiyi göz altına aldı.

    20 Haziran: Askeri Savcılığın 7 Ocak 2014 tarihli takipsizlik kararına avukatların itirazı reddedildi.

    8 Temmuz: Genelkurmay Başkanının bir basın açıklamasında ‘ölenlerin arasında terör örgütü mensupları olduğunu’ söylemesi nedeniyle yapılan suç duyurusu da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararıyla sonuçlandırıldı.

    18 Temmuz: Avukatların karara itirazının reddedilmesi üzerine dosya Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.

    2015

    16 Şubat: Milliyet gazetesi yazarı Kemal Göktaş’ın haberi… 2013 yılında Askeri Savcı tarafından ifadesi alınan 2. Ordu Komutanlığı İstihbarat Dairesi Başkanı Albay Aygün Eker, ‘Roboski’de sınırı geçen grubun kaçakçı olduğunu üstlerine bildirdiklerini ama dikkate almadığını söylediği’ ortaya çıktı. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’nın Uludere’ye ilişkin takipsizlik kararında olayın ‘kaçınılmaz bir hata’ olduğu savunulmuştu.

    24 Şubat: Anayasa Mahkemesi, başvuru dilekçesi ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde eksiklikler tespit etti. Başvuru, ‘eksikliğin süresinde giderilmemesi’ nedeniyle reddedildi.

    23 Mart: Uludere’de ‘kaçakçılıkta kullanıldığı’ iddia edilen katırların askerler tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı.

    14 Nisan: Olay nedeniyle hayvan hakları savunucuları, dernek ve platformlar hem askerlerin cezalandırılması için hem de katırların öldürülmesiyle ilgili suç duyurusunda bulundu.

    15 Nisan: CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur ile birlikte Şırnak’a giden HAYTAP üyeleri, Şırnak Valisi Ali İhsan Su ile görüştü.

    2016

    9 Mart: Katliamın üçüncü yılında yapılan anma sonrasında, anmada görev alan yedi köylüye soruşturma açıldı. Roboskililer, TCK’nın 262. Maddesi uyarınca ‘kamu görevini yerine getirmekle’ suçlanıyor. Ferhat Encü bianet’e yaptığı açıklamada, suça konu olan olayın, ‘Roboski anmasında trafiği düzenleyerek anayolun kapanmaması için uğraşmak, köye gelen misafirleri karşılayarak araçlarını park etmek’ olduğunu söyledi.

    Roboski İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneği (Roboski Der) Üyesi ve Roboski Katliamında yakınlarını kaybeden Sıddık Encu, Oktay Encu, Hacı Encu, Mesut Encu Gülyazı Karakoluna giderek suçlamalarla ilgili ifade verdi. İfade işlemlerinin tamamlanmasının ardından dosya savcılığa gönderilecek. Encu, anma günü köyde trafiği düzenleyecek bir kamu görevlisi olmadığını, yolun kapanmaması ve araçların park edilebilmesi için Roboski Der üyelerinin gönüllü olduğunu anlattı.

    23 Ağustos: İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine Roboski’de öldürülen 34 kişinin yakını 281 kişi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yaptı. HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encu, yaşam hakkı ihlalinin yanı sıra sorumluların tespit edilmemesi ve yargı önüne çıkarılmamasının başvurusu konusu yapıldığını söyledi.

    31 Aralık: 34 kişinin ailelerinin kurduğu ‘Roboski İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneği (Roboski-Der)’ , İçişleri Bakanlığı kararıyla mühürlendi.

    2017

    10 Ocak: Roboski-Der’e jandarma eşliğinde giden Dernekler Şırnak İl Müdürlüğü görevlileri, derneğin malvarlığına el konydu.

    12 Ocak: Faaliyeti durdurulan Roboski İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneği, 679 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatıldı.

    8 Ocak: Diyarbakır, Dicle Kent bulvarı üzerindeki bir parkta bulunan Roboski anıtı, dört gün önce yerinden kaldırıldı.

    29 Eylül: Her ayın 28. Günü Roboski Katliamı’nı gündemde tutmak için basın açıklaması yapan Roboski İçin Adalet Girişimi, Cumhuriyet gazetesinde 20 Eylül günü başlayan ve dört gün süren yazı dizisinde ortaya çıkan yeni bilgi ve belgelere dikkat çekti. ‘Roboski Katliamı dosyasına giren ‘İHA’yı kullanan yüzbaşı ile İHA Filo Komutanı, Sınır Tümen Komutanı, Jandarma Komanda Tugay Komutanı, 2. Ordu İstihbarat Komutanına kadar birçok askerin, grubun kaçakçı olduğu yönünde üstlerini uyarmaya çalıştıkları, ancak bombardımana karar verilince kendilerinin bilmediği önemli bir bilginin Genelkurmay’da olduğunu düşündüklerini belirten asker ifadelerine ulaşıldı.’

    2. İHA Filo Komutanlığı’nda ‘uçucu’ olarak görev yapan ve olay günü İHA’yı kontrol eden Yüzbaşı Duran İspir baştan itibaren görüntülerdeki kişilerin kaçakçı olduğunu değerlendirdiğini söyledi. İspir, 27 Kasım 2013’te askeri savcılığa verdiği ifadede, görüntülerdeki kişilerin yol boyunca İHA alçak irtifada uçtuğundan sesini duymuş olmaları gerekirken düzenlerinde bir değişiklik olmadığını belirtmiş, yaklaşan gruba top atışı yapılmasına da ‘geçmişteki tecrübelerime binaen güvenilir olmadığı, kötü sonuçlar doğurabileceği’ gerekçesiyle karşı çıktığını ve bunu Filo Komutanı Binbaşı Şahin’le de paylaştığını söyleyen İspir, ‘Nihayetinde bizden grubun lazerle işaretlenmesini istendi. İşaretlemeyi yaptım. Uçaklar taarruzlarını gerçekleştirdiler’ dedi.

    15 Kasım: 2015 yılında gerçekleştirilen katır katliamlarında emir veren ve katliamı gerçekleştiren askerlerin tespit edilerek cezalandırılması için Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) tarafından yapılan suç duyurusu ‘görevsizlik’ kararıyla askeri savcılığa gönderildi.

    21 Aralık: Roboski Katliamının ardından 34 yurttaşın aileleriyle dayanışmak için Roboski Köyüne yerleşen insan hakları aktivisti Yannis Vasilis Yaylalı, tutuklu bulunduğu Elazığ Cezaevi’nde bir haftalık açlık grevi eylemine başladı.

    2018

    17 Mayıs: AİHM, Roboskili Ailelerin başvurusunu reddetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • 23 Nisan Çocuk Raporu: 217’si istismara uğradı, 77’si öldü, 3 bini cezaevinde

    23 Nisan Çocuk Raporu: 217’si istismara uğradı, 77’si öldü, 3 bini cezaevinde

    PİRHA- CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun hazırladığı “23 Nisan 2019 Çocuk Hak İhlalleri Raporu”na göre, 2018’de 217 çocuk istismara maruz kaldı, 26 çocuk öldürüldü, 124 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Cezaevlerinde kalan çocuk sayısı ise 3 bin.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, farklı raporlardan derleyerek hazırladığı “23 Nisan 2019 Çocuk Hak İhlalleri Raporu”nu açıkladı.

    Raporda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2018 verilerine göre toplam nüfusu 82 milyon 3 bin 882 olan Türkiye’deki çocuk nüfusunun 22 milyon 920 bin 422 olduğu belirtildi.

    217 ÇOCUK İSTİSMARA MARUZ KALDI, 26 ÇOCUK ÖLDÜRÜLDÜ

    Çocuğa dönük istismar ve şiddet konusunda Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerinden yararlanılan raporda yer alan bilgilere göre, 2018 yılında tam bin 217 çocuk istismara maruz kaldı, 26 çocuk ise öldürüldü. Bu rakamların sadece basına yansıyan rakamlarla sınırlı olduğu kaydedildi.

    Öldürülen bu 26 çocuktan 11’inin doğrudan babaları tarafından yaşamlarına son verildiği belirtilen raporda, 6 çocuğun anneleri ile birlikte öldürüldüğü, 5 çocuğun baba şiddetine maruz kalarak hayatlarını kaybetti, 3 çocuğun da istismar edildikten sonra öldürüldüğü ifade edildi.

    ÇOCUK İSTİSMARI DAVA SAYISI 10 YILDA 3 KAT ARTTI!

    Bununla birlikte Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz’ın, Eylül 2018’de yaptığı bir açıklamada, Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısının son 10 yılda yaklaşık 3 kat arttığı, verilerin yılda ortalama 8 bin çocuğun istismara uğradığını gösterdiğini de hatırlatıldı.

    GENÇLERİN YÜZDE 67’Sİ ÜLKESİNİ TERK ETMEK ZORUNDA KALDI

    Yine ‘Sesini Duyurma Hakkı: Yollardaki çocuklar ve gençlere kulak verilmesi’ başlıklı rapora göre, gençlerin yüzde 67’sinin ülkelerini terk etmek zorunda kaldığı, yüzde 44’ünün ülkelerinden tek başına ayrıldığı, yüzde 58’inin en az bir yıl okul kaybı yaşadığı, yüzde 49’unun herhangi bir sağlık sorununda doktora ulaşamadığı, yüzde 38’inin aile, arkadaş ya da kurum gibi başka kaynaklardan yardım görmediğine dikkat çekildi.

    2018’DE 77 ÇOCUK/GENÇ İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ

    Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre ise, 2017 yılında 15-17 yaş grubunda çalışan çocuk oranı yüzde 20.3 iken, 2018 yılında bu oran yüzde 21.1’e yükseldi. Buna göre her 5 çocuktan biri çalışıyor. Bunu destekleyen bir diğer rapor, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verileri. Buna göre; 2018 yılında 14 yaş ve altında 23 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 44 çocuk/genç işçi yaşamını yitirdi. Bu yılın Ocak ayında 3’ü 14 yaş ve altında olmak üzere 10, Şubat ayında 1, Mart ayında 5 çocuk/genç işçi yaşamını yitirdi.

    OHAL DÖNEMİNDE 124 ÇOCUK İŞÇİ ÖLDÜ

    Raporda, OHAL’in ilan edildiği 20 Temmuz 2016 ile kaldırıldığı 18 Temmuz 2018 tarihleri arasında ise, iş cinayetlerinin yüzde 14 arttığı ve bu süre zarfında 124 çocuk işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

    ÇOCUK İŞÇİLERİN YÜZDE 78’İ KAYIT DIŞI

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın  (Eğitim Sen) geçtiğimiz yıl hazırladığı “Çocuklarımız ve Gerçekler Raporu”nda yer alan bilgilere göre de, çocuk işçi sayısı 2018 itibariyle 2 milyon yakındı. 2012’de 601 bin olan 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısı, 2016 yılına gelindiğinde 709 bine ulaşmıştı. Bununla birlikte çalışan her 10 çocuktan 8’nin kayıt dışı olduğuna dikkat çekilip, TÜİK’in 2016 yılı verilerine göre çocuk işçilerin yüzde 78’inin kayıt dışı olduğu hatırlatıldı.

    ÇOCUK YAŞTA EVLENENLERİN YÜZDE 97’Sİ KIZ ÇOCUĞU

    Eğitim Sen raporuna göre yine ilkokul ve ortaokullarda 17, liselerde 42, İmam Hatip Liseleri’nde ise 10 defa müfredat değişti. Sınıflar esas alındığında eğitim müfredatında 176 kere “güncelleme” yapıldı. AKP Hükümetleri döneminde İmam Hatip’lerde öğrenim gören öğrenci sayısı 4 kat arttı. İmam Hatip Liseleri’nin sayısı 2002’de 450 iken, bu sayı 2017’de 1408’ya çıktı. “Din öğretimi” adı altında eğitim gören kız öğrenci sayısı 2017 yılında yüzde 56’ya yükseldi, Açık Öğretim İmam Hatip Liseleri’nde okuyan kız öğrenci sayısı yüzde 64’e ulaştı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) verilerine göre, çocuk yaşta evlendirilmeye zorlandığı için eğitimine devam edemeyen öğrencilerin yüzde 97’si, kız öğrenciler.

    CEZAEVLERİNDE 3 BİN ÇOCUK VAR 

    CHP’li Tanrıkulu’nun derlediği raporda, İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Kadın Komisyonu tarafından 1 Mart Günü yapılan açıklama da yer aldı. Sözkonusu o açıklamada, cezaevlerinde 18 yaşından küçük 3 bin çocuğun bulunduğu, bunlardan 743’ünün (37’si altı aylıktan küçük) 0-6 yaş aralığında olduğu belirtilmişti.

    POLİS VE ASKER ARAÇLARININ NEDEN OLDUĞU ÇOCUK ÖLÜMLERİ

    Raporda bu verilerin yanı sıra “2018 yılında kolluk güçlerinin silah kullandığı olaylarda 2 çocuk yaralanmış, polis ve asker araçlarının neden olduğu kazalarda 2 çocuk ölmüş, 3 çocuk yaralanmıştır. Kara mayınları, sahipsiz patlayıcılar nedeniyle 1 çocuk ölmüştür. 2019 yılı Ocak ayında 1 mülteci çocuk, Mart ayında da bir mülteci bebek deniz kazalarında ölmüştür” bilgileri yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumları ve milletvekillerinden Adalet Bakanlığı’na suç duyurusu-VİDEO

    Alevi kurumları ve milletvekillerinden Adalet Bakanlığı’na suç duyurusu-VİDEO

    PİRHA – Bir önceki dönem CHP İstanbul Milletvekili olan Eren Erdem’in cezaevinde Alevi dedesi ile görüşmesi talebinin reddedilmesi ve cezaevinde tecrit koşullarında tutulmasına ilişkin Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, CHP İstanbul Mv. Sezgin Tanrıkulu, Ankara Mv. Tekin Bingöl, Eren Erdem’in anne ve babası suç duyurusunda bulunarak adliye önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    CHP Eski Milletvekili Eren Erdem’in cezaevinde bir Alevi dedesi ile görüşmesi talebinin reddedilmesi ve cezaevinde tecrit koşullarında tutulmasına ilişkin Adalet Bakanlığı’na suç duyurusunda bulunmak için bir araya gelen ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, HBAVKV Genel Başkanı Ercan geçmez CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, Eren Erdem’in anne ve babasının da katıldığı Adliye önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

    “OLAYI İNSAN HAKLARI İHLALİ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Konuya ilişkin HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, şunları belirtti:

    “Bir önceki dönem İstanbul Milletvekili Eren Erdem’in tutuklandıktan sonra kendisinin Alevi olduğunu ve bir Alevi dedesi ile ilgili görüşme talebi olmuştu, bu talep cezaevi yetkilileri tarafından reddedilmişti. Biz alevi örgütleri olarak yıllardır, insan hakları ile ilgili mücadele veren örgütlenmeyiz. Eren Erdem’in Alevi Sünni olması bizi fazla ilgilendirmiyor kendisinin bireysel tercihidir. Olaya insan hakları bazında bakıyor insan hakları ihlali olarak görüyoruz. Devletin bir inancı kabul edip diğer bir inancı kabul etmemesi anlayışını kabul etmiyoruz. Bunu insan hakları ihlali olarak görüyoruz.

    “DİYANET, SÜNNİ İNANCINDAN BAŞKASINI KABUL GÖRMEMEKTEDİR”

    “Alevi inancında Alevi yaşadığı müddetçe bir darlığa düştüğü esnada bir pirle, bir rehber, bir dedeyle muhabbet etme geleneği vardır. O psikolojik etkiden kurtulmak için yol erkan gereği. Fakat bizim muhabbetlerimiz insanlık üzerine özgürlük barış üzerinedir” diye konuşan ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül ise şunları kaydetti:

    “Muhabbetlerimiz insanı kamil üzerinedir. Fakat Ebu Süfyan zihniyeti Alevi toplumunun inancını görmemektedir. Daha önceden de bu talepler vardı. Geçen sene F tipi cezaevinde bir canımız dede talep etmişti. Alevi söz konusu olduğunda diyanete başvuruyorlar. Diyanet,  Sünni inancından başkasını kabul görmemektedir. Biz eşit yurttaşlık talebini istiyoruz. İngiltere’de 1 milyon Alevi olmasına rağmen cezaevindeki canlarımıza Alevi dedesi tarafından eğitim verilmesi parlamentodan geçmesine rağmen burada 25 milyon Alevi toplumu olmasına rağmen görmemezlikten gelmektedirler. Alevilik vardır, haktır. Bizim eşitlik yurttaşlık taleplerimizi bir an önce kabul edin,”

    “BİRİLERİ FETÖ’NÜN ELİNİ ÖPERKEN BENİM ÇOCUĞUM NURJUVAZİ KİTABI YAZIYORDU”

    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise “Arkadaşımız hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutuluyor. Cezaevinde tutulmasının hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Hakkında idaname yazılmış ve kabul edilmiş, yurt dışına çıkış yasağı verildikten sonra milletvekili sıfatının verildiği gün kendisi ile ilgili yakalama kararı çıkartıldı. Bu tamamen hukuka aykırı şu anda da tecrit koşularında tutuluyor ve hiçbir milletvekilinin görüşülmesine izin verilmiyor. Buda tamamen hukuka aykırı tecrit amaçlı bunlardan daha önemli olanda inanç özgürlüğü gereği bir Alevi dedesinden yardım almasına onunla ibadetini ve inancını paylaşmasına izin verilmiyor. Eren erdem bir zulüm içerisindedir. Bu durumu kabul etmiyoruz bu zulme mutlaka ama mutlaka son vereceğiz” diye konuştu.

    Eren Erdem’in annesi Hüsniye Erdem, “Bunlar Fetöcü iken benim çocuğum bu kitabı yazıyordu. Benim söyleyebileceğim bu kadar. Yeni gidip cezaevinde gördüm iyidir. Desteğe ihtiyacı var, daha doğrusu desteğe ihtiyacımız var” dedi.

    Son olarak konuşan Eren Erdem’in babası Hasan Erdem “Aslında ben hiçbir yorum yapmak istemiyorum. Sadece vicdanı olanlara söylüyorum. Bu ülkede birileri Fetö’nün elini öperken benim çocuğum bu Nurjuvazi kitabı yazıyordu. Dini imanı, vicdanı olanlar bunu çok, çok bu gece düşünsünler” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA