Etiket: Çiçek Otlu

  • Tutuklanan gazeteciler için açıklama: Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı!- VİDEO

    Tutuklanan gazeteciler için açıklama: Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı!- VİDEO

    PİRHA-Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, geçen hafta SİHA saldırısında öldürülen 2 gazeteci için eylem yaptıkları için tutuklanan gazetecilerin serbest bırakılması için basın açıklaması yaptı. SİHA saldırısıyla gazetecilerin hedef alınmasının suç olduğu ifade edilen açıklamada, “Gazeteciliğin onurunu her koşulda savunacağız! Gazeteci arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır! Yaşasın Özgür Basın!” denildi.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), SİHA saldırısıyla katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için 21 Aralık’ta İstanbul’da yapılan eylemde gözaltına alınıp tutuklanan 7’si gazeteci 9 kişinin serbest bırakılması talebiyle İHD İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DEM Parti Milletvekili Çiçek Otlu, DEM Parti MYK üyeleri Musa Piroğlu, Ender İmrek’in yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    “Gazeteciliği savunacağız” pankartının açıldığı eylemde katledilen ve tutuklanan gazetecilerin fotoğrafları taşındı.

    Basın açıklamasını Yeni Yaşam Gazetesi Muhabiri Ezgi Çadırcı okudu.

    “SİHA SALDIRISIYLA 5 GAZETECİ YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Ezgi Çadırcı, “Türkiye’ye ait SİHA ile yapılan saldırıda gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin yaşamını yitirdiğini söyleyerek “Bu Türkiye’nin SİHA ile gazetecileri hedef aldığı son saldırı değil” dedi. Ezgi Çadırcı, son 5 ayda Ezidi gazeteci Murad Mirza İbrahim’in Şengal’de, gazeteciler Gülistan Tara ve Hero Bahadîn’in Süleymaniye’de SİHA saldırısına uğraması ile birlikte yaşamını yitiren gazeteci sayısının da 5’e yükseldiğine dikkat çekti.

    “BU ÜLKEDE GAZETECİ OLMAK MAFYA BARONU OLMAKTAN DAHA TEHLİKELİ!”

    Türkiye’deki gazetecilerin gözaltı, hapis, darp, engellenme gibi sayısız hak ihlali ile boğuşurken, komşu ülkelerin topraklarında ise suikastlere uğradığını da ifade eden Ezgi Çadırcı, sözlerine şöyle devam etti:

    “Gazetecilik mesleği giderek en tehlikeli meslekler arasına girerken, mafya baronları, uyuşturucu tacirleri, kadın tacizcileri, çocuk istismarcıları, yolsuzluk yapanlar güven içinde hareket ediyor ve yaşıyor. Bugün bu ülkede gazeteci olmak, mafya baronu olmaktan daha tehlikeli!”

    “ARKADAŞLARIMIZ İŞKENCEYLE GÖZALTINA ALINDI”

    Gazetecilerin katledilmesinin savaş suçu olduğunu ifade eden Ezgi Çadırcı, “Çatışma bölgelerinde hayatlarını korumakla mükellef olduğu gazetecileri hedef aldığı yetmemiş gibi gazetecilerin katledilmesini protesto eden gazetecileri de hedef almaktadır. İstanbul’da anayasal bir hak olan basın açıklamasına katılmak isteyen gazeteci arkadaşlarımız, tüm yasalar çiğnenerek, anayasa ayaklar altına alınarak işkence ile gözaltına alınmıştır. Gazeteci arkadaşlarımız Gülistan Dursun, Pınar Gayıp, Serpil Ünal, Hayri Tunç, Enes Sezgin, Osman Akın, Can Papila ile yurttaşlar Hacı Ugis ve İmam Senol tutuklanmıştır” diye konuştu.

    “İŞİD’LİLER TAHLİYE EDİLDİ”

    Bununla yetinmeyen iktidar, gazetecilerin katledilmesine tepki gösteren bir paylaşım yapan gazeteci Seyhan Avşar, olayı haberleştiren T24, hukuku hatırlatan İstanbul Barosu’na da soruşturma açmıştır. Yetmemiş Gazeteci Özlem Gürses hakkında da Suriye’deki gelişmelere dair söylediği sözler yüzünden ev hapsi verdi. Gazetecilere yönelik dört koldan bir saldırı başlatılırken eşzamanlı olarak katliama karışmış DAİŞ üyeleri sokağa salınmaktadır. Önce Atatürk Havaalanı’na saldırıp 45 kişinin katledildiği saldırıya ilişkin davada 6 DAİŞ’li tahliye edildi. Ardından DAİŞ’e finansman sağlayan 18 DAİŞ üyesi tahliye edildi.

    “GAZETECİLİĞİN ONURUNU HER KOŞULDA SAVUNACAĞIZ!”

    İŞİD sanıklarının tahliye edilmesine tepki gösteren Ezgi Çadırcı, “Biz biliyoruz ki burada hedef alınan hakikattir! Çünkü son dönemde Kuzey-Doğu Suriye’de olan bitenlere dair kamuoyunun dönüp baktığı temel kaynaklardan başında Nazım Daştan ve Cihan Bilgin geliyordu. Ve tam da bu yüzden hedef oldular. Çünkü gerçeğin gücü daima egemenleri, iktidarları korkutur. Çünkü halkın gerçeğin gücünü keşfetmesi her baskıcı iktidarın kabusudur. İşte gazeteciler bu keşfin aracılarıdır ve o yüzden hedeftir. Ancak asla vazgeçmeyeceğiz, asla! Gazeteciliğin onurunu her koşulda savunacağız! Gazeteci arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır! Yaşasın Özgür Basın” ifadelerini kullandı.

    “HABERİNİ YAPTIĞIMIZ İŞKENCELERİN ON KATINI YAŞADIK”

    Tutuklanan gazeteciler adına söz alan Yeni Yaşam Gazetesi Editörü Mahsun Sağlam, bu tutuklamaların yüzyılın bir özeti olarak belirtmek gerektiğini ifade ederek, “Türkiye’nin benzer tekrarlara girerek halklara zulüm baskı işkence yaşatmak istediği açık. Kim gazeteci? Bunu iktidar mı belirliyor. Gazetecilik AKP-MHP iktidarı tarafından kriminalize edilen bir meslek. Gazeteci HTŞ ile röportaj yapanlar mı? Bizim alnımız, sözümüz, hakikatimiz ortada. Kendi köyümüzün yanında, dağın ardında yaşananları kendi köyümüze anlatıyoruz. Son eylemimizde savaş alanında hakikati yazan arkadaşlarımızı kaybettiğimiz için protesto eylemi gerçekleştirmek istedik. Haberini yaptığımız işkencelerin on katını yaşadık” diye belirtti.

    “TÜM HUKUKİ YOLLARA BAŞVURACAĞIZ”

    Ardından ÖHD üyesi Esra Kılıç söz aldı. Aynı eylemde iki üyelerinin de gözaltına alındığına dikkat çeken Esra Kılıç, “Bununla beraber gözaltı sürecinde; ters kelepçe, işkence, hakaret eylemleri olduğunu gördük. Tutuklanan müvekkillerimiz de çıplak arama ve işkenceye maruz bırakıldı. Bu cuma günü suç duyurusunda bulunacağız. Gazetecilerin karşı karşıya kaldıklarına karşı tüm hukuki yollara başvuracağız” dedi.

    “ADALET MÜCADELESİNE VURULMUŞ AĞIR BİR DARBE”

    İktidarın muhalefete yönelik bir ‘kıyım’ politikası yürüttüğünü vurgulayan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, “Hakim politikanın karşısında duranlar yargı baskısı, işkence, öldürülmekle karşı karşıya kalıyor. Akıl dışı diye tariflediğimiz gerekçelerle insanlar gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Türkiye kendi yasalarını ihlal ediyor. İşkence yasağı ihlal ediliyor ve mağdur edilenler tutuklanarak işkence gizlenmeye çalışılıyor. Halkın haber alma, halkın tarihin hafızası, adalet mücadelesinin olmazsa olması bu faaliyetlerin cezalandırılması hepimizin adalet mücadelesine vurulmuş ağır bir darbe” ifadelerini kullandı.

    “ÖZGÜR BASININ HABERLERİ ÖZGÜRLÜK KAPILARINI AÇACAKTIR”

    Özgür basın şehitlerini anarak sözlerine başlayan DEM Parti Milletvekili Çiçek Otlu da şunları kaydetti:

    “Katledilen arkadaşların hikayesine baktığımızda hapishane, Kürdistan’da sömürgeci polislere karşı çıkmayı görüyoruz. Nazım’ı nereden tanırsınız? 19 Aralık’ta Taybet Ana katledildiğinde, cenazesi sokakta bırakıldığında, bu hakikati Nazım tüm halka duyurmuştu, oradaki özgürlük umudunu bize iletmişti. Nazım ve Cihan bu hakikati Rojava’da tüm dünya halkalarına duyurmak için haberlerini yapıyorlardı. Atılım Gazetesi’nde çalışmış olan Bayram Namaz ‘Bu mücadele bedel kapılarından geçilerek yürütülüyor’ demişti. Özgür basının bütün haberleri bedel kapılarından geçerek özgürlük kapılarını açacaktır” dedi.

    “ÜLKE ABLUKA ALTINA ALINMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Nazım ve Cihan katledildikten sonra yapılan tüm eylemlere saldırıldığını belirten DEM Parti MYK üyeleri Musa Piroğlu, “Gazeteciler tutuklanıyor, baroya soruşturma açılıyor. Bir bütün ülke abluka altına alınmaya çalışıyor. Halka sefalet, yoksulluk, çürüme dışında bir şey sunmayan iktidar kendini kalıcı haline getirmeye çalışıyor. Özgür basını susturmak istiyorlar, susturamayacaklar. Çünkü onlar katledilen kadınların, yoksulların, işçilerin sesi” ifadelerini kullandı.

    “HAKİKATİN SESİNİ BOĞMAK İSTEDİLER”

    Cihan ve Nazım’ın hakikatin sesi olduğunu söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Hakikatin sesini boğmak istediler. Kalemleri yere düşmezken bizlerin de canlara mücadelelerinde ortak ve destek olması gerekiyor. Herkesi terörist ilan eden bir devlet yapısıyla karşı karşıyayız” sözlerini kullandı

    Burada bulunan tüm gazetecilerle sokaktan tanışıyoruz. Tutuklanan ve burada bulunan gazetecilerin hepsiyle sokaktan tanıştıklarını ifade eden SGDF Eş Başkanı Berfin Polat, “Bizler de işkenceye maruz kaldığımızda onlar da bunu yansıtmak için orada oluyordu. Onlar birer eylemciydi, bizim bu mücadelede omuz omuza yürüdüğümüz yoldaşlar kendileri. Devletin her türden saldırısıyla karşı karşıyayız. 2 Aralık’ta da yoldaşlarımız Rojava’yı savunduğu için tutuklandılar. Hemen ardından Cihan ve Nazım’ı andıkları, onların sesini sokaklara taşıdıkları için tutuklandılar” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından eylem, “Özgür basın susturulamaz” sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Maraş Katliamı yürüyüşle lanetlendi, katledilenler anıldı-VİDEO

    Maraş Katliamı yürüyüşle lanetlendi, katledilenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurum başkanları, Maraş Katliamı’nın 46. yılında katliamın yapıldığı Yörükselim Mahallesi’nde yürüyüşle lanetlendi. Yürüyüş sonrası yapılan açıklamalarda, demokratik bir cumhuriyetin inşası kaçınılmaz olduğuna işaret edilerek, “Birlik olmalıyız, başka seçenek yok. Bu ülke kendi barışını sağlayacak, Suriye’ye ve Ortadoğu’ya yayacak. Bu da Alevilerin birleşmesiyle olacak” denildi.

    Maraş Katliamı’nın 46. yılında Alevi kurumları öncülüğünde Aleviler, katliamı lanetlemek ve katledinleri anmak için Maraş Yörükselim Mahallesi’nde toplandı.

    Maraş Valiliği’nin hemen her yıl ‘Kamu düzeni’ gerekçesiyle getirdiği yasağa rağmen toplanan yurttaşlar, katliamın gerçekleştiği Yörükselim Mahallesi’nden Erenler Cemevi’ne yürüyüş yapılıyor. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Türkiye Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Biritanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı (BAF) Müslüm Dalkılıç, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, DEM Parti Milletvekileri Çiçek Otlu, Celal Fırat ve CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın katıldığı yürüyüşte sık sık “Maraş’ı unutma unutturma”, “Aleviler vardır, Alevilik haktır”, “Maraş’ın hesabı sorulacak” sloganları atıldı.

    Yürüyüş boyunca katledilenlerin isimleri okunup “yaşıyor” denildi.

    Yürüyüşün ardından katledilenler için bir dakikalık saygı duruşundan bulunulurken, Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede, gülbag okudu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında Maraş Katliamı’nda Hakk’a yürüyenlerin anıldığını, katillerin lanetlendiğini belirterek, “Onlarca katliam aynı zihniyet tarafından yapıldı. Maraş aynı zamanda insansızlaştırıldı. 6 Şubat’tan sonrada insansızlaştırma politikası sürdürülüyor. Aynı zihniyet hapishanelerde, Roboski’de katliam yaptı. Bugün de Suriye’de katliam ve zulmünü devam etttiriyor” dedi.

    Selefi ve cihatçı grupları besleyenlere seslenen Aslan, “Demokratik bir Suriye’nin oluşmasına karşımayın. Suriye’de yaşanacak herhangibir katliamın sorumlusu siz olacaksınız. Halklar ve inançlar kendi ülkelerini yeniden inşa etsinler” diye konuştu.

    “DEVLET KATLİAMLARLA YÜZLEŞENE KADAR MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat,15 yıldır Maraş’a geldiklerini vurgulayarak, şunları söyledi:

    “Unutturmamak en önemli önceklerimizden biri oldu. Kimliğimizi özgürce yaşamak için mücadele ediyoruz. 15 yıldır tekrar konuşyoruz. Devlet ezberini bozmamakta ısrar ediyor. Baskı ve zulmünü uygulamaya devam ediyor. Biz de devlet katliamların hesabını verene dek mücadelemiz sürecek. Artık demokratik bir cumhuriyetin inşası kaçınılmazdır. Olamazsak, Suriye oluruz. Halklar ve inançlar dillerini, inançlarını özgürce ifade edecek bir ülke olmalıdır. Irkçılık neredeyse orada mücadele edeceğiz. Dün Almanya’da terör saldırısında yaşamını yitirenleri anıyoruz. Kürtlerin, Alevilerin eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz.Bilsinle ki baskılarınızla bizi püskürtemeyeceksiniz. Biz bu devlet katliamlarla yüzleşene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    “ADALET VE EŞİTLİK GELENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, eşit yurttaşlık mücadelesini yıllardır devam ettiklerine dikkat çekerek, şunları dile getirdi:

    “Biz Maraş’a yüzleşmek için geliyoruz. Maraş’ta katliam anıtı yapılmasını istiyoruz. Halen katledilen canlarımızın mezarlarını arıyoruz. Adalet istiyoruz. Sivas, Maraş, Çorum gibi katliamlar bizi yıldırmayacak. Aleviler olarak yüzyıllardır adalet ve birlikte yaşamayı savunuyoruz ve bunun bedelini ağır ödedik, ödemeye devam ediyoruz. Adalet ve eşitlik gelene kadar mücadele edeceğiz.”

    “ASLA MÜSADE ETMEYECEĞİZ”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, katledilenleri anarak başladığı konuşmasında “Alevilerin sorunlarını çözmek istiyorsanız Alevilerin başına memur koymayacaksınız” diye belirtti. Seher Şengüllü Yılmaz, Suriye’de yaşananlara işaret ederek, “Seküler yaşamımıza müdahale edilmek isteniyor. Buna asla müsaade etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise, şunları aktardı:

    “Hesaplaşmak istemiyorlar. O nedenle yüzleşmemizi istemiyorlar. Bugün yaşanılan bütün kötülüklerin, yoksulluğun, açlığın, kadın cinayetlerinin, hayvan cinayetlerinin, doğa katliamının sahipleri, onlara karşı birleşmemizi istemiyorlar. Ülke bu yüzleşmeyi sağlayamazsa demokrasi ile tanışamayacak.”

    “BİRLİK OLMALIYIZ”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Maraş’ta Kürtlerin, Alevilerin, devrimcilerin hak mücadelesi verdiğini ifade ederek, “Bu yüzden burada ince planlar uygulandı. Maraş Katliamı devletin arzu ettiği sonucu ortaya çıkarttı. Kürtlerin ve Alevilerin bu topraklardan uzaklaşmasını istediler ve başardılar. Ardından 12 Eylül süreci geldi. Bu süreçle şeriat düzeni başlatıldı. Şu anda gördüğünüz gibi Türkiye, Taliban’ın artıklarını Suriye’de besleyip kullanmaya devam ediyor. Alevilere sesleniyorum, birlik olmalıyız, başka seçenek yok. Bu ülke kendi barışını sağlayacak, Suriye’ye ve Ortadoğu’ya yayacak. Bu da Alevilerin birleşmesiyle olacak. Dünyanın dört bir yanında demokrasi ve barış mücadelesi veriliyor.
    Rojava Alevilerin hayal ettiği yaşamı kurdu, Türkiye devleti bunu tehlike olarak gördü. Orası gözümüz gibi koruyacağımız bir yerdir” şeklinde konuştu.

    “BU KÖTÜLÜK ORGANİZASYONUDUR”

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 46 yıl önce organize bir kötülükle ve katliamla yaşamını yitiren canları andıklarını söyleyerek, şunları aktardı:

    “Ülkenin yakın tarihindeki siyasal iktidarın ve devlet rejiminin birlikte götürülmesi için kurdukları bir düzendi. Elbette tek başlarına değillerdi. CIA, MİT, emniyet, siyasi partiler hep birlikteydi. Aradan 46 yıl geçti ama dönüp baktığımızda bir çok katliamın aynı organize kötülükle yapıldığını görüyoruz. 10 Ekim Gar katliamında da aynı organize katliamı gördük.

    Kayyım rejimi de bunun bir devamıdır. İktidarda kalabilme, orayı işgal etme sürecidir. İktidar barışa, iyiliğe, adalete, kardeşliğe düşman. Bütün tehlike hemen yanı başımızda durmaktadır. Temel sorun rejimdir, bir araya gelip mücadele etmemiz gerekiyor. Rejimin mağdur ettiği bütün kesimlerle bir araya gelmeliyiz. Bizleri ısrarla asimile etmeye, düşmanlaştırmaya çalışıyorlar.

    Bugün devleti temsil eden hiçbir yetkili burada değilse bu katliamları destekliyorlar demektir. Bu katliamla hala yüzleşilmediyse, failler yargılanmadıysa, dosya kapatıldıysa faşist rejim devam ediyor demektir. Bu kötülük organizasyonudur. Bu kötülüğü yıkmamız için Alevilerin, Kürtlerin, devrimcilerin, tüm kesimlerin bir araya gelip ortak yaşam kültürünü oluşturarak, onların faşist rejimine son vermeliyiz.”

    “BU ZİHNİYETLE BARIŞ GELMEZ”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bu topraklarda bu kadar acı niye?” diye sorarak, şunları ifade etti:

    “Biz dertlerimizi ortaklaştırırsak bu coğrafyaya sevgi gelir. Şu an Maraş’taki katliama benzer bir tehdit Suriye’de var. Bunun içindir ki yeryüzünün tüm topraklarını sevgiyle doldurmamız gerekiyor. Hepimiz bir arada olmazsak acıları yaşamaya devam edeceğiz. Suriyede iki gazeteci arkadaşımız katledildi. Hakikati dünyaya duyuruyorlardı. Ama maalesef sihalarla katledildiler. Taybet İnan’ın cenazesi 7 gün boyunca sokakta kaldı. Bu topraklar acıya, kana doydu. Emevi Camisinde namaz kılma yarışına girmişler. Biz Aleviler için bu caminin ne kadar acı dolu bir tarihi olduğunu biliyoruz. O kadar cami varken buraya akın akın gitme yarışındalar. Bu topraklara sevginin barışın egemen olması gerekiyor. Biz birbirimizle olursak sevgi bu topraklarda egemen olur. Yolumuza, pirlerimize, inancımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Bütün topluluklarla, farklı inançlarla yan yana olmalıyız. Bu zihniyetle barış gelmez. Biz birbirimizin elini tutarsak barış gelecektir. Aleviler olarak yolumuza sahip çıkmalıyız. Farklı inançlarla hep beraber yan yana durup barışı, eşitliği sağlayalım.”

    “İNSANLAR HALA O ANLARIN TRAVMALARINI YAŞIYOR”

    Katliam tanığı Hamit Kapan da, 46 yıl önce Maraş sokaklarında kan aktığının altını çizerek, “Çok ciddi vahşetlerle karşılaştık. Ama bir duruş koyduk ortaya aynı zamanda. Bu saldırıların hepsini halkımız kendi gücüyle püskürtmeyi başardı. En büyük özelliği budur. 46 yıl geçmesine rağmen katliam hala yaşıyor. İnsanlar hala o anların travmalarını yaşıyor. Katledilerinlerin  hiçbirini unutmayacağız” ifaderine yer verdi.

    “ZULMÜN KARŞISINDA DİZ ÇÖKMEDİK”

    Alevi kurumları adına ortak açıklamayı Erenler Cemevi Başkanı Müslüm İbili okudu. İbili, katliamın hesabının yargı nezdinde sorulmadığını vurgulayarak, “Yasaklarla, bu katliamın üstünü örtemezsiniz. Bu katliamların bir daha yaşanmaması için Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta ve mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz. Katliamların hesabı sorulmadıkça katliamları unutturmamakta kararlıyız. Acılar yok sayılarak dinmez. Biz Aleviler onca katliama rağmen sevgi ve barıştan vazgeçmedik. Benzer katliamların yaşanmaması için buradan sesleniyoruz. Tüm katliamların karşısında olacak ve mazlumların yanında olacağız. Zulmün karşısında diz çökmedik, çökmeyeceğiz. Gelin canlar bir olalım” diye ekledi.

    Anma, semah ve deyişlerle sona erdi.

    PİRHA/MARAŞ

  • DEM Partili vekillerden 25 Kasım çağrısı: Erkek-devlet şiddetine karşı sokakları dolduralım- VİDEO

    DEM Partili vekillerden 25 Kasım çağrısı: Erkek-devlet şiddetine karşı sokakları dolduralım- VİDEO

    PİRHA – 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken, DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu ve Çiçek Otlu, tüm kadınları erkek-devlet şiddetine karşı alanlarda, sokaklarda olmaya ve yaşam hakkına sahip çıkmaya çağırdı. 

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne sayılı günler kaldı. 25 Kasım yaklaşıyor ancak her gün en az bir kadın ya katlediliyor ya da şiddete maruz kalıyor. Kadınlar bu şiddet ortamını yok etmek ve katliamların önüne geçmek için her alanda etkin bir mücadele veriyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Çiçek Otlu 25 Kasım’a giderken tüm kadınları erkek-devlet şiddetine ve cezasızlık politikasına karşı mücadele etmek ve yaşam hakkını savunmak için alanlara, sokaklara çağırdı.

    “MÜCADELEMİZ YAŞAM HAKKI MÜCADELESİNE KADAR GERİLEDİ”

    Milletvekili Kezban Konukçu, kadın mücadelesinin yaşam hakkı mücadelesine kadar gerilemiş olmasının çok dikkat çekici boyutlarda olduğunu söyleyerek “Çocukların, sokak hayvanlarının, kadınların toplumdaki en altta kalan kesimlerin yaşam hakkı için bile çok ciddi şekilde mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.

    Konukçu, AKP-MHP iktidarının bir yalan, talan ve soygun düzeni oluşturduğunu, kendi iktidarını kalıcılaştırmak, faşizmi kurumsallaştırmak için toplumun bütün örgütlülüklerini dağıtmaya dönük çok ciddi bir yaptırım içerisinde yer aldığını, aynı zamanda kadın mücadelesinin kazanımlarını da ortadan kaldırmak istediklerini dile getirdi.

    Konukçu, “Çünkü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağ rejimler, iktidarlarını kalıcılaştırmak için toplumun en geri noktalarına hitap ediyorlar. Makbul kadın yaratma üzerinden tek bir devlet anlayışı, aile anlayışı, makbul kadın anlayışı, tek bir millet anlayışı üzerinden sağ popülist politikalarla kendi tabanını bir taraftan konsülde etmeye çalışıyorlar. Bir taraftan da özgürlükleri için mücadele eden toplumsal kesimleri baskılamaya çalışıyorlar. Tüm dünyada kadın mücadelesinin yükseldiği bu dönemde makbul kadın anlayışı içerisine sığmayan kadınlar, her alanda mücadelesini yükseltiyorlar” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE’DE HİÇBİR ZAMAN SOKAĞI TERK ETMEYEN BİR KADIN MÜCADELESİ VAR”

    Konukçu, Türkiye’de hiçbir zaman sokağı terk etmeyen bir kadın mücadelesinin var olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti:

    “Çok ciddi faşizm koşulları gelişmiş olmasına rağmen ülkemizde kadınlar yıllardır hakları için kazanımları için sokakları terk etmiyorlar. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmaması için mücadele büyütüldü. Şu an tehdit altında olan 6284 sayılı maddenin ortadan kaldırılması için yapılan baskılara karşı mücadele sürüyor. Çok daha örgütlü bir şekilde bu mücadeleyi sürdürmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bu iktidarın kendini kalıcılaştırmak için baskılarını artıracağını biliyoruz. Yine kadınların kazanımlarına dönük saldırılar, LGBTİ+’ların kazanımlarına dönük saldırılar çok açık bir şekilde ortaya konuyor. Bu konuda iktidar geri adım atmayacağını defalarca ifade etti. Bizlerde kadına yönelik şiddet başta olmak üzere kadın kazanımlarının mutlaka kalıcılaşması için mücadelemizi her alanda örgütlü bir şekilde sürdürmemiz gerekiyor.

    25 KASIM’DA SESİMİZİ EN YÜKSEK ŞEKİLDE ALANLARDA DİLE GETİRELİM

    Bizler de 25 Kasım’a giderken hem kadına yönelik şiddete karşı sesimizi en yüksek şekilde alanlarda, sokaklarda dile getirmemiz gerekiyor. Aynı zamanda bir taraftan da örgütlü mücadelemizi nasıl yaygınlaştırabileceğimizi, kalıcılaştırabileceğimizi tartışacağımız daha güçlü zeminler açığa çıkarmamız gerekiyor. Ben 25 Kasım’a giderken tüm kadınları erkek-devlet şiddetine karşı ve bu şiddetin cezasızlık politikasıyla ödüllendirilmesine karşı alanlarda, sokaklarda olmaya ve yaşam hakkına sahip çıkmaya çağırıyorum.”

    SON 10 AYDAKİ KADIN CİNAYETLERİ!

    Milletvekili Çiçek Otlu da, AKP’nin erkek egemen iktidarının son 10 ayındaki kadın cinayetlerine dikkat çekerek, “Son 10 aya baktığımızda 303 kadının en yakınları tarafından katledildiğini görüyoruz. Ve 293 kadının da şüpheli şekilde öldüğü görünüyor. Yani aslında 10 ayda 600’den fazla kadın katledilmiş durumda. Daha 1 yıl dolmadan erkek egemen rejim kendi dayattığı hayatı yaşamayan kadınların ölüm fermanını yazdırıyor erkekler tarafından. Kadınların birçoğuna ‘benim belirlediğim politikalar içerisinde yaşayacaksınız’ deniliyor. ‘Benim belirlediğim politikalar dışına çıktığınızda size sokakta, evde, işyerinde yaşam hakkı yok’ diyor” değerlendirmesinde bulundu.

    “BİRÇOK KADIN GÜVENDE HİSSETMİYOR”

    Otlu, kadınların özellikle son dönemlerde yaşanan kadın katliamlarından sonra tedirgin ve güvende olmadığını düşündüklerini belirterek, “Sokakta yürürken sürekli arkasına bakarak yürümenin tedirginliği, eve gittiğinde erkek şiddeti gördüğünde başvurabileceği bir kurumun olmamasının getirdiği tedirginlik. Ya da boşanmak istediğinde sadece kendi canını kaybetmeyeceğini biliyor. En yakınlarının canı alınarak büyük bir vicdan azabı ve büyük bir travma yaşatılıyor. Son dönemde birçok kadın eşinden boşanmak istediği için gözlerinin önünde çocukları katledildi. Ve bu büyük acıyla bütün ömür boyu yaşamaya mahkum edildiler. Yani AKP iktidarının kurmak istediği aile böyle bir ailedir. Kadınlara evi mezar yapan dışarıda da yaşam hakkı tanımayan bir hayat sunmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

    KADIN KATLİAMLARINA KARŞI İSYANI BÜYÜTME ÇAĞRISI

    Otlu devamında şunları söyledi:

    “Birçok kadın arkadaşımızın katledildikten sonra verilen haber şekillerine baktığımızda inanılmaz bir şekilde magazin tarzı var. Pınar Gültekin’in hayatı didik didik edildi. Ankara’da plazada katledilerek ölen aslında kendisi düştü ve intihar etti denilerek şüpheli ölümlere en tipik örnek olan Şule Çet’in, ‘gece orada ne işi vardı’ denildi. Şort giymeseydi, mini etek giymeseydi denilerek bütün katliamlara şu anda onay veriliyor. O nedenle de biz emeğimize, bedenimize, kimliğimize karışılmasını istemiyoruz. Kaç çocuk doğuracağımıza, nasıl giyineceğimize, nasıl hareket edeceğimize, nerede çalışacağımıza karışılmasını istemiyoruz. O nedenle de son dönemde özellikle vahşice yaşanan kadın katliamlarına karşı mücadele etmeye, isyanımızı büyütmeye çağırıyoruz. İstanbul’daki gibi İkbal’in, Ayşenur’un ölmemesini istiyoruz. Amed’te çocuk cinayetine kurban giden vahşice katledilen Narin gibi çocukların katledilmemesini istiyoruz. Van’da Rojin’in cansız bedeni 19 gün sonra bulundu. AKP iktidarı istese bulabilirdi. Bir kadın arkadaşımızın daha ölümü şüpheli bir şekilde kapatılmak isteniyor.

    25 KASIM’DA SOKAKLAR BİZİMDİR

    Bütün erkek failler yargı tarafından aklanıyor. Erkek yargının bu cezasızlık politikasına da itiraz ediyoruz, isyan ediyoruz. Bu dönem bakımından en büyük şiddetlerden bir tanesi de Polonez işçilerinin direnişinde olan işçi kadınlar üzerinde yaşatıldı. Eşit işe eşit ücret isteyen, örgütlü bir çalışma koşulları isteyen kadınların çoğuna patronlar, izin vermeyeceğini söyledi. O yüzden bu 25 Kasım’da eşit ve özgür yaşamda ısrarcıyız, diyoruz. Kadına şiddete karşı harekete geçmeye çağırıyoruz. Bütün kadınları 25 Kasım’da sokaklar, geceler bizimdir diyerek meydanlarda olmaya çağırıyoruz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • DAD Ankara Şubesi Seyid Rıza ve yoldaşlarını andı- VİDEO

    DAD Ankara Şubesi Seyid Rıza ve yoldaşlarını andı- VİDEO

    PİRHA- 87 yıl önce Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşları DAD Ankara Şubesi’nde anıldı. Anmada, Pir Seyid Rıza ve yoldaşlarının mezar yerlerinin açıklanması talep edildi.

    87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.

    İdam edilişlerinin 87. yılında Seyit Rıza ve yoldaşları Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi’nde anıldı. Anma, Pir Hakan Samut’un çerağ uyandırması ve Enver Cemal Şahin Dede’nin verdiği gülbeng ile başladı.

    “KEFENSİZ YATANLARI SAYGI İLE ANIYORUZ”

    DAD Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, “Bugün kefensiz canlarımızı anacağız. Seyit Rıza ve yoldaşları şahsında Dersim’de katliama uğrayan, Koçgiri’de, inancı ve kimliği için nerede olursa olsun bedeller ödeyenleri anacağız. Seyit Rıza ve yoldaşlarının katledilişinin 87. yıl dönümü biz de buradan Ana Fatma Cemevi olarak çerağ uyandıracağız” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu ise, “Dersim Katliamı’nın acısını, anısını ve orada kefensiz yatanları saygıyla anıyorum. Seyit Rıza başta olmak üzere bu direnişi yaratan ve aslında sadece Kürt halkı değil, Kızılbaş Aleviliği’nin direniş simgesi olanları da saygıyla anıyorum. Asimilasyon politikası ve yüzyıllık politikanın devamıdır. Biz dem parti olarak bu ülkede adil ve onurlu barış olması gerektiğini, Kürtlerin ve Türklerin kardeşlik içerisinde yaşaması gerektiğini, inançlara özgürlük tanınması gerektiğini söylüyoruz Bu direnişlere sahip çıkıyoruz” diye konuştu.

    “KÜRT ALEVİLERİNİ DAĞITMAK, TÜRKLEŞTİRMEK AMAÇLANMIŞTIR”

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Seyfi Elaldı, bu katliamın üç aşamada gerçekleştiğini belirterek, ” Seyit Rıza üzerinden Dersim Katliamı’nın meşrulaştırılması amaçlanmıştır. Kürt Alevilerini dağıtmak, Türkleştirmek amaçlanmıştır. Sebeplerinden biri ekonomiktir. Milli ve siyasi sebepleri vardır, sebebi Kürt olmalarıdır. Asıl katliam daha önceleri başlamıştır. Biz intikam peşinde değiliz ama bizi anlasınlar. Toplu katliamdan sonra sürgünler daha sonra asimilasyon ve kültürel soykırım başlıyor. Alevi oldukları için, Kürt oldukları için bu katliama laik görülmüştür. Ben devlet adına Dersim’den özür diliyorum diyen Erdoğan tabii biz samimi bulmuyoruz ama tarihi bir belgedir bu artık. Alevilerin, Kültür Bakanlığı’na bağlanması kültürel bir katliamdır. Biz Kürtler, biz Aleviler birlikte ve kardeşçe yaşamak istiyoruz” dedi.

    “PİR SEYİD RIZA VE YOLDAŞLARININ MEZAR YERLERİ AÇIKLANMALI”

    DAD Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, taleplerini şöyle sıraladı:

    Pir Seyid Rıza ve yoldaşlarının mezar yerleri açıklanmalı ve Dersim’e nakledilmelerinin önünde ki engel kaldırılmalıdır!

    Katliamla yüzleşilmeli, Dersim ismi iade edilmelidir!

    Katliam sürecinde sürgün edilenlerin ve ailelerinden, toplumundan koparılan çocukların tam listesi açıklanmalı ve daha sonra ki akıbetleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır!

    Arşivler açılmalı, Dersim halkından nitelikli bir özür dilenmelidir!

    Dersim’in dili ve inancı (Kürtçe’nin lehçeleri/Alevilik) üzerinde ki baskı, inkar ve asimilasyon politikalarından bir an önce vazgeçilmelidir!

     

    Murat Yılmaz deyişler okurken, anma lokmaların pay edilmesi ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Otlu’dan, Bakan Tunç’a: Ayten Öztürk’e verilen hukuksuz cezayı kaldıracak mısınız?

    Milletvekili Otlu’dan, Bakan Tunç’a: Ayten Öztürk’e verilen hukuksuz cezayı kaldıracak mısınız?

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Ayten Öztürk’e bir çocuk istismarcısının linç edilmesini izlediği iddiasıyla verilen 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı. Otlu, Bakan Tunç’a “Bir çocuk istismarcısının linç edildiği anlarda Ayten Öztürk’ün de olayı kaldırımdan izlediği ifadesine dayandırılan hukuksuz cezayı kaldıracak mısınız?” diye sordu.

    Ayten Öztürk adlı yurttaşa hakkında bir çocuk istismarcısının linç edilmesini izlediği iddiasıyla verilen 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onandı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Ayten Öztürk’e bir çocuk istismarcısının linç edilmesini izlediği iddiasıyla verilen 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini Meclis gündemine taşıyarak, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “VERİLEN KARAR SİYASİ, HUKUKA AYKIRI”

    Ayten Öztürk’e yönelik suçlamalarda yalnızca bir itirafçının beyanlarına dayandığını ve somut delil bulunmadığını belirten Çiçek Otlu, “2,5 yıl boyunca ev hapsinde tutulan Ayten Öztürk’ün evi, elektronik kelepçeden sinyal gelmiyor gerekçesi ile defalarca basılmış, doktora gitmesine izin verilmemiş, evinin önünde gece-gündüz polis bekletilmiştir. Ayten Öztürk’e, somut deliller olmadan, sadece bir itirafçının beyanlarına dayanarak hapis cezası verilmesinin, adil yargılama yapılmamasının siyasi bir karar olduğu ve hukuka aykırılık teşkil ettiği ifade edilmektedir” dedi.

    “AYTEN ÖZTÜRK’E ADİL YARGILANMA HAKKINI VERECEK MİSİNİZ?”

    Milletvekili Çiçek Otlu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a şu soruları sordu:

    -Ayten Öztürk’ün, 6 ay kaldığı, işkence gördüğü merkezde insanlar üzerine yalan ifade vermeyi kabul etmediği ve gördüğü işkenceyi teşhir ettiği için cezalandırıldığı iddiasına ilişkin açıklamanız var mıdır?

    -Ayten Öztürk hakkında, yalnızca bir itirafçının “olayı kaldırımdan izliyordu” şeklindeki beyanı gerekçe gösterilerek verilen 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hukuka uygun mudur?

    -Ayten Öztürk’e verilen cezaya gerekçe olan itirafçının beyanı için etkin bir araştırma ve soruşturma yapılmış mıdır?

    -Okmeydanı’ndaki linç olayı gerçekleştiği sırada Ayten Öztürk’ün orada bulunduğuna dair kamera kaydı ve hiçbir delil bulunmadığı halde sanık olarak dosyada yer alan ve psikolojik rahatsızlığı bulunan bir kişinin beyanı ile ceza alması hukuka uygun mudur?

    -Ayten Öztürk’ün adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası araştırılacak mıdır?

    -Ayten Öztürk, 6 ay boyunca kimsenin bilmediği bir yerde yaşadığı işkenceyi, 28 Ağustos 2018 gecesi bedenindeki 898 yara ile bir araziye bırakıldığını her mahkemeye çıktığında anlattığı halde neden kayıtlara geçmemiştir?

    -Ayten Öztürk’e yapılan işkence iddiaları araştırılıp, işkence yapanlar hakkında soruşturma açacak mısınız?

    -Sadece bir itirafçının Okmeydanı’nda bir çocuk istismarcısının linç edildiği anlarda Ayten Öztürk’ün de olayı kaldırımdan izlediği ifadesine dayandırılan hukuksuz cezayı kaldıracak mısınız?

    -Ayten Öztürk’e, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkını verecek misiniz?

    (HABER MERKEZİ)  

  • Zini Gediği’nde katledilen Aleviler Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde anıldı-VİDEO

    Zini Gediği’nde katledilen Aleviler Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde anıldı-VİDEO

    PİRHA-Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi katliamın 86. yılında Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde anıldı. Zini Gediği İnisiyatifi’nden, Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya, Zini Gediği’nde katledilen insanların sadece sayıdan ibaret olmadığını, hikayeleriyle hatırlanmasını istiyoruz. Çünkü o insanların hayalleri, umutları ve geleceğe dair planları vardı o yüzden o insanların hatırlamak gibi bir sorumluluğumuz var” dedi. Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ise 1924 Anayasası ile Kürtler ve Alevilerle ilgili soykırım kararı verildiğini vurguladı.

    1938’de Erzincan Kılıçkaya ve çevre köylerinden toplanarak Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi anıldı. Zini Gediği İnisiyatifi’in düzenlediği anma programına Zini Gediği İnisiyatifi, Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.

    Anma, çerağların uyandırılmasının ardından yaşamını yitirenler için tutulan saygı duruşuyla başladı.

    “ZİNİ GEDİĞİ’NDE KATLEDİLEN İNSANLARI HATIRLAMAK GİBİ BİR SORUMLULUĞUMUZ VAR”

    Zini Gediği, Dersim, Gazi, Roboski’de yaşananların çok ağır olduğunu söyleyen Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya, “Katliamları unutturmak isteyenin zulmü altında hatırlamanın ağır yükü altında katliamları hatırlamak emek istiyor. Biz de buna hafıza emeği diyoruz. Unutturmama borcunu dayanışma ve birlikte iyileşme çabasıyla birleştirmek istiyoruz. Aslında yapmak istediğimiz bu travmatik halden kurtulmak. Zini Gediği’nde katledilen insanların sadece sayıdan ibaret olmadığını, hikayeleriyle hatırlanmasını istiyoruz. Çünkü o insanların hayalleri, umutları ve geleceğe dair planları vardı o yüzden o insanların hatırlamak gibi bir sorumluluğumuz var” dedi.

    “KATLİAMCI ZİHNİYETE KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE ETMEMİZ GEREKİYOR”

    Zini Gediği Katliamı’nın Dersim, Gazi ve Maraş Katliamlarından farklı olmadığını belirten DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, “Acılarımız ortak ama iktidarlar bize yaşatılan katliamları unutmamızı istiyor. Katliamcı zihniyete karşı birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Kaç yıl geçerse geçsin katliamları unutmayacağız” diye ifade etti.

    “KATLİAMLARI UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    1924 Anayasası ile Kürtler ve Alevilerle ilgili soykırım kararı verildiğini vurgulayan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ise “Zini Gediği’nde ve Dersim’de katledilen canlarımızı saygıyla anıyoruz. Biz kimliğimizi, dilimizi, inancımızı, kültürümüzü koruduğumuz zaman toprağa düşenlere karşı sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz. Bize yaşatılan katliamları unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    “HEP BİRLİKTE MÜCADELE ETMEKTEN BAŞKA ŞANSIMIZ YOK”

    Zini Gediği Katliamı’nın Cumhuriyet döneminde yaşanan katliamlardan sadece birisi olduğunu ifade eden PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bugün burada olmak ve hafızayı tekrarlamak çok önemli. Bugün Alevilerin inancına saldıranlar bir taraftan Kürtlerin diline saldırıyor. O yüzden ezilenlerin hep birlikte mücadele etmekten başka şansı yok” diye belirtti.

    “ÖRGÜTLENEREK BİR OLMAMIZ GEREKİYOR”

    Türkiye’nin genetik kodlarında Alevileri ve Kürtleri katletme zihniyetinin olduğunu ve günümüzde de bu zihniyetin devam ettiğini söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan da “Bizlerin örgütlenerek bir olmamız gerekiyor. Aksi halde geçmişte yapılanlar gelecekte de yapılacaktır” dedi.

    “KATLİAMLARA KARŞI DİZ ÇÖKMEDİK BUNDAN SONRA DA DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bize yaşatılan katliamlara karşı şimdiye kadar diz çökmedik bundan sonra da diz çökmeyeceğiz. Biz Dersim Dernekleri Federasyonu olarak hem Türkiye hem de Avrupa’daki Alevi kurumlarıyla bir araya gelerek Dersim Katliamı’yla ilgili bir anıt yapmak istiyoruz.”

    Anma, konuşmaların ardından lokmalar pay edildikten sonra sona erdi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • DEM Parti İstanbul İl Örgütü ve Emek Komisyonu: 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüyeceğiz-VİDEO

    DEM Parti İstanbul İl Örgütü ve Emek Komisyonu: 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti İstanbul İl Örgütü ve Emek Komisyonu Taksim Meydanı’nda yapılacak olan 1 Mayıs kutlamalarına ilişkin yaptığı açıklamada, “1 Mayıs’ta Taksim’de olmak her işçinin, emekçinin hakkıdır dedik. Dolayısıyla İstanbul Valisi’nin vermiş olduğu bu hukuksuz kararı tanımıyoruz. İstanbul 1 Mayıs’ında Taksim’e yürüyeceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul il örgütü ve Emek Komisyonu Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilecek 1 Mayıs kutlamalarına dair parti binasında açıklama yaptı.

    Basın toplantısına, DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, İstanbul İl Eş Başkanları Gonca Yangöz ve Murat Kalmaz ile DEM Parti Emek Komisyonu’ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ katıldı.

    Basın açıklamasını DEM Parti Emek Komisyonu’ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ okudu. Açıklamada şunlara yer verildi:

    “YOKSULLUK HİÇ OLMADIĞI KADAR ARTTI”

    “Kadın, doğa, emek ve toplum düşmanı neoliberal kapitalist sistem, uzun zamandır yaşadığı yapısal krizleri, savaş politikalarını derinleştirerek, baskıcı ve otoriter rejimleri daha fazla güçlendirerek, tüm demokratik mücadele dinamiklerini tasfiye ederek aşmaya çalışıyor. Dünyamızı savaş ve sömürü politikalarıyla cehenneme çeviren kapitalist sistemin Türkiye’de bekçiliğini yapan AKP, 23 yıllık iktidarında emeğimizi, yaşamlarımızı hiç olmadığı kadar değersizleştirdi. Ekonomi bir avuç yandaş ve sermayedar için büyürken yoksulluk hiç olmadığı kadar arttı. Bu yoksulluktan en büyük payı kadınlar, gençler, işçiler, emekçiler aldı.

    “EMEKÇİLER EN TEMEL İHTİYAÇLARINI BİLE KARŞILAYAMIYOR”

    İğneden ipliğe yapılan zamlar, her geçen gün büyüyen vergi adaletsizliği, sürekli artan elektrik, doğalgaz faturaları hayatı kâbusa çeviriyor. Ücretler, artan yaşam pahalılığı ve enflasyon karşısında her geçen gün erirken emekçiler en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Emek düşmanı iktidar bloğu, kolektif emeğin ürünü olan kamusal kaynaklarla lüks ve şatafat içinde yaşarken, halklarımıza pazarlardan çürük domates toplamayı reva görüyorlar! Hukuksuzluk, adaletsizlik, baskı ve savaş politikaları da bu yağma, talan düzenin gerekleri olarak gün be gün artarak hayatlarımızı kuşatıyor, her birimizi nefessiz bırakmayı amaçlıyor.

    “ARTIK YETER DİYORUZ”

    Yaşamın her alanında kışkırttıkları şovenizm, cinsiyetçilik, ırkçılık, mezhepçilik ve savaş politikalarıyla yönetememe krizini şiddetle aşmaya çalışanlara, kadınlar, işçiler, emekçiler 31 Mart’ta gereken cevabı vermiş, değişimin kapısını aralayarak artık yeter demiştir. Bizler de halkımızdan aldığımız bu güç ve motivasyonla;
    • İşçileri, emekçileri, emeklileri, gençleri; yoksulluğa, açlığa, işsizliğe, borç batağına ve güvencesizliğe mahkûm eden, ülkenin sırtında kamburlaşıp ağır bir yüke dönüşen bu sömürü düzenine artık yeter diyoruz.
    • Sermaye ile el ele verip, işçi cinayetlerini ‘kader’e bağlayarak kendi sorumluluklarının üzerini örtenlere artık yeter diyoruz.
    • Birlikte yaşam umudumuzu tehdit edenlere, vergilerimizle oluşturulan bütçe kaynaklarını, halklarımızı sonsuz bir şiddet ve yoksulluk sarmalına iten savaşlara harcayanlara artık yeter diyoruz.
    • Hapishaneleri soran, sorgulayan, hak ve özgürlük talebini dile getiren onbinlerce insanımız için toplama kampına çevirenlere artık yeter diyoruz.
    • Barışı, umudu değil çözümsüzlüğü dayatan Kürt düşmanı bu harami düzenine artık yeter diyoruz.

    • Tecride, cins kırımına dönüşen kadın katliamlarına ve doğanın talanına ÊDÎ BESE diyoruz.

    “İSTANBUL 1 MAYIS’INDA TAKSİM’E YÜRÜYECEĞİZ”

    Bu tekçi rejim 31 Mart’ta açığa çıkan iradeden duyduğu korkuyu yine yasaklarla aşmanın peşine düşmüştür. AYM ve AİHM kararlarına rağmen hukuksuz bir şekilde işçilerin emekçilerin ortak hafıza mekânı olan Taksim’i yasaklayarak bu tarihi güne gölge düşürmek istemektedir. 1 Mayıs’ta Taksim’i yasaklamak, başta Kürt sorunu olmak üzere ülkenin tüm sorunlarını, şiddetle, baskıyla daha da derinleştiren iktidarın son hamlesidir. Biz DEM Parti olarak sürecin başından itibaren emek ve meslek örgütleriyle birlikte Taksim’e çağrı yaptık. 1 Mayıs’ta Taksim’de olmak her işçinin, emekçinin hakkıdır dedik. Dolayısıyla İstanbul valisinin vermiş olduğu bu hukuksuz kararı tanımıyoruz. İstanbul 1 Mayıs’ında Taksim’e yürüyeceğiz.

    “1 MAYIS’TA ALANLARDA OLACAĞIZ!”

    Bu duygu ve düşüncelerle tüm halkımızı Newroz’da, 31 Mart’ta açığa çıkan değişim talebi ve özgürlüğün iradesini 1 Mayıs’ta; Taksim meydanında, Batman ve Van bölge mitinglerinde ve de diğer tüm illerde taçlandırmaya davet ediyoruz. Emeğimize, haklarımıza, hayatlarımıza sahip çıkmak için, Kürt sorununun eşitlik ve özgürlük temelinde demokratik siyasal çözümü için; tüm Ortadoğu halklarının barışını savunmak için, emeğin ve özgürlüğün ülkesini kurmak için 1 Mayıs’ta alanlarda olacağız!”

    Basın açıklamasından sonra söz alan DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanları Gonca Yangöz, Murat Kalmaz ve İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Taksim’de gerçekleştirilecek 1 Mayıs’a ilişkin emekçilere ve halka çağrı yaptı. DEM Parti, KESK ve TTB ile birlikte Beşiktaş Barbaros Bulvarı’ndan başlayarak Taksim Meydanı’na yürüyeceklerinin vurgusunu yaptılar.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Özgür Basını kesinlikle susturamayacaksınız’- VİDEO

    ‘Özgür Basını kesinlikle susturamayacaksınız’- VİDEO

    PİRHA- İstanbul ve Ankara’da yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 9 gazeteci için yapılan açıklamada konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili  Özgül Saki, “Gerekirse her birimiz bir Özgür Basın emekçisi olarak sokaklarda hakikatin sesi olmaya devam devam edeceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi (DEM) Parti ve Halkların Demokratik Kongresi, Özgür basına dönük saldırıların ardından DEM Parti İstanbul İl Örgütü’nde açıklama gerçekleştirdi.

    “OPERASYONLARI KABUL ETMİYORUZ”

    DEM Parti İl Eş Başkanı Murat Kalmaz konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Dün Kürt gazetecilik gününün hemen ardından bu gözaltının yapılması manidardır. Yine özellikle dün Erdoğan’ın Irak ve Erbil ile yapmış olduğu ziyaretin hemen ardından yapılmış olması sürekli daha önceden buna benzer savaş hazırlıklarının yapıldığı, sınır ötesi operasyonlarının hazırlıklarının yapıldığı süreçten hemen öncesinde Özgür Basına dönük yapılan bu operasyonları, Kürt iradesine karşı yapılan işbirlikleri öncesi yapılan operasyonları kabul etmiyoruz. Özgür Basının kaleminden elinizi çekin. Siz ne yaparsanız yapın ne kadar baskı geliştirirseniz geliştirin ne kadar gözaltı ne kadar tutuklama gerçekleştirirseniz gerçekleştirin Ape Musa’nın ardılları Özgür Basını kesinlikle susturamayacaksınız. Hiçbir kameramanı, hiçbir yazan çizeni olmasa, hepsini tutuklasanız bile bizler kendi kameralarımızla bu süreci büyüteceğimizi net olarak belirtmek istiyoruz” dedi.

    “YAŞANANLARI KINIYORUZ”

    HDK adına konuşan İstanbul Eş sözcüsü Ali Bal şunları dile getirdi: “AKP-MHP  iktidarının 31 Mart’ta almış olduğu yenilgiden sonra savaş politikalarına onay alma talebine Belçika’dan başladı. Belçika’da gerçekleşen saldırgan tutumu kınadığımızı belirtmek istiyoruz. Bu savaş politikalarına karşı bu ülkede yaşayan inançlı, sosyalist, devrimci bütün insanların karşı durması gerektiğini bir kez daha gördük. Özgür Basın geleneği bu ülkede aslında milyonlarca insanın gerçeklerini yansıtan açığa çıkartan yayınlarla bugüne kendilerini taşıdılar.  Özgür Basın gereği bugüne kadar kendisini var ederek gelmiştir ve bundan sonra da sürdürecektir. Yaşananları kınadığımızı belirtmek istiyorum.”

    “TÜRKİYE HALKARI MÜCADELEYE SAHİP ÇIKMALI”

    Ardından söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu ise “AKP’nin ilk hamlesi Van’daki mazbatayı gasp etme üzerineydi. Özellikle 2023 seçimlerinden sonra kurduğu kabine ile birlikte savaş politikalarını hızlandırmaya çalışıyor.  Orta Doğu‘da Kürt halkının özgürlük mücadelesinde kazandığı bütün değerleri yok etmeye çalışıyor. 40 yıllık iktidarları boyunca tek bir şey gördüler Kürt sorununu çözmeyen, onurlu bir barış mücadelesi yürütmeyen bütün iktidarlar çözüldü. AKP ve MHP  iktidarı da bunun farkında ve bütün saldırganlığı bunun üzerindedir. Basın emekçilerine yönelik yaptığı saldırganlık da bunun üzerinedir. Hakikati yazan söyleyen emekçileri, basın özgürlüğü ve bu bütün gerçekleri halkla buluşturma doğrultusundadır. O yüzden de ne savaş politikaları ne işgal ve sömürgeci politikaların haklarımızın nezdinde bir yeri yoktur. 31 Mart seçimlerinde halklarımız savaş karşıtı olduğunu bu savaş karşıtlığıyla da yoksulluğu meydana getiren savaş bütçesine de hayır dediklerini göstermiştir. O yüzden biz Türkiye halkları da bu mücadeleye sahip çıkmaya gözaltındaki arkadaşlarımızın serbest bırakılması için her türlü protesto yapmaya davet ediyoruz. Özgür Basın susturulamaz” dedi.

    “HAKİKATİN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Son olarak konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki şöyle konuştu: “Rejimler, tüm faşist hükümetler hakikat ve gerçeğin düşmanı ve kendi yandaş basını dışında gerçek anlamda hakikatin peşinde olanların baş düşmanı. Arkadaşlarımızın da söylediği gibi son seçimlerde ağır bir şekilde sarsılan bu rejim şimdi kendini yeniden dizayn etmek için savaş ve sömürgeci politikalara yandaş bulmak için kapı kapı dolaşıyor. Bu arada bunu yaparken özgür basının hakikatin sesi olan kamerası olan Özgür Basını zaptetmeye çalışıyor. Özellikle bunu yaparken tüm dünya ve Orta Doğu coğrafyasında sömürgeci savaşlarına karşı en çok kadınlar direniyor. Bir bütün olarak dayanışma içinde bunlara karşı mücadelemizi veriyoruz ve burada kadınların savaş koşullarında sömürgeci politikadan da neler yaşadığını Özgür Basında kadın arkadaşlarımız dile getiriyorlar. Bu anlamda her basını yapın operasyonda kadınlar ayrıca bir saldırının olduğunun da farkındayız. İktidarın bu savaş politikalarına ve iş birliği içinde yaptığı yeni sömürgeci politikalara izin vermeyeceğiz gerekirse her birimiz bir Özgür Basın emekçisi olarak sokaklarda hakikatin sesi olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pazarcık’ta Newroz kutlaması: Alevi ve Kürtlere yönelik ayrımcı politika devam ediyor-VİDEO

    Pazarcık’ta Newroz kutlaması: Alevi ve Kürtlere yönelik ayrımcı politika devam ediyor-VİDEO

    PİRHA- Maraş’ın Pazarcık ilçesindeki Newroz kutlamasında konuşan DEM Parti Milletvekili Çiçek Otlu,  “AKP iktidarı bize Kerbela’daki gibi bir su vermeyi çok gördü. 6 Şubat depreminde gördük ki Kürtleri ve Alevileri yok saymaya devam ettiler. Pazarcık’a baktığımızda görüyoruz ki ayrımcı politika devam ediyor” dedi.

    Maraş merkezli depremlerin merkez üslerinden Pazarcık) ilçesinde DEM Parti konteynır alanında Newroz ateşi yakıldı. Büyük yıkımın yaşandığı Pazarcık’ta, halk Newroz kutlaması için konteynır alanında toplandı. Yüzlerce kişinin katıldığı Newroz alanında “Jin Jiyan Azadi” sloganları atılırken, siyasi tutuklular için özgürlük talepleri haykırıldı.

    Maraş Pazarcık’ta Newroz gününde bir araya gelen halk Newroz’u bir düğün, bir şenlik tadında kutladı. Newroz programının kutlandığı alanda öncellikle Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) il ve ilçe belediye eş başkanları tanıtıldı. Alevilerin yoğun yaşandığı Pazarcık’ta 6 Şubat depreminde yardımların geciktirildiğine değinilerek, ‘yardımların bilinçli olarak geç ulaştığı ve kimlik ve inançlarından dolayı halkın aç ve susuz bırakıldığı’ ifade edildi. Pazarcık’ta hem Alevi hem de Kürt olmalarından kaynaklı yardımların ulaştırılmadığına dikkat çekildi.

    GÜLTAN KIŞANAK’IN MESAJI OKUNDU

    Kutlamaya, Kandıra Cezaevi’nde tutulan DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Gültan Kışanak mesaj gönderdi. Kışanak’ın mesajı şöyle:

    “İkrar verdiğimiz meydanda, 72 millete bir nazardan baktık. Yoksulun hakkını alalım dedik; zalimin kapısında adalet dilenmedik. Rızalık yolundaysa yola çıkmadık; kim ki gerçeğin yolundaysa onar rızalık verdik. Şimdi yine bir rızalık meydanında yolun yolcuları olarak bulunuyoruz. Hakikat yolcusu olarak çıktığım yolda, dört yanım duvarla örülü olsa da Hak’la ve halkla buluşmama engel olmayacaklarını göstermek istedim.

    Sizlerin, Alevi inancına sahip halklarımızın birlik olması, rızalık vermesi çok büyük bir anlam taşıyor. Tüm canları, sevgiyle, saygıyla selamlıyor; çıra olup, bu zifiri karanlığı dağıtacağımıza inanıyorum. Bu kadim toprakların, en kadim inancı olan Alevilik, zulme karşı direnişin adı olmuştur hep. Doğanın, her bir canlının, taşın toprağın, ağacın, suyun, insanın, kadının, cümle mazlumun yanında olmuş; adaletsizliğe, haksızlığa, yok saymaya karşı direnmiştir.”

    “ÖRGÜTLÜ OLMAK BİZİ YAŞATTI”

    Platformda konuşma yapan DEM Parti ilçe Eş Başkanı Fahri Demiroğlu, 6 Şubat depremine değindi. Demiroğlu, “Depremde yitirdiğimiz canları anıyoruz ve depremde örgütlü olmak bizi yaşattı. Her bireyin DEM Parti saflarında yer almaya davet ediyoruz. Bu topraklarda mücadele vermiş Denizlerin, İboların, Mahirlerin, Mazlumların, Zilanların ve Enginlerin sürdürdüğü mücadele sürüyor ve sürecektir” diye konuştu.

    “AKP İKTİDARI KERBELA’DAKİ GİBİ BİR SU VERMEYİ ÇOK GÖRDÜ”

    Pazarcık Newroz’unda konuşma yapan DEM Parti İstanbul milletvekili Çicek Oltu, Pazarcık Alevilerinin katliamlara ve sürgünlere maruz bırakıldığını dile getirdi. Oltu konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

    “Buralara Alevilik katliamlarının yaşandığı, Kürtlerin ve Alevilerin inkâr edildiği ve asimilasyon politikasının en çok yaşandığı coğrafyadan bir tanesidir.  6 Şubat Depreminde gördük ki Kürtleri ve Alevileri yok saymaya devam ettiler. AKP iktidarı Kerbela’daki gibi bir su vermeyi Pazarcık’ta ve Maraş’ta çok gördüler. Pazarcık’a baktığımızda görüyoruz ki ayrımcı politikalar hala devam ediyor. Yerel seçimde demokrasiden, halktan, eşitlikten yana olan seçimlerde adaylarımıza oy vermeliyiz.”

    “PAZARCIK DEHAKLARA KARŞI KAWALARIN YANINDA SAF TUTANLARIN TOPRAĞIDIR”

    Newroz’a katılan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, barış sürecinin ve cezaevinde tutulan siyasi tutukluların taleplerinin karşılanması gerektiğini vurgu yaparak, “Kürtler Türklerin sahip olduğu haklardan bir gram fazla istemiyor. Kadınlar erkeklerin sahip olduğu haklardan bir gram fazla istemiyor. Pazarcık özel savaş stratejisinin işletildiği deprem günü insanların ölüme terk edildiği, insanların bulunduğu yerleri bildirmek için kullandığı internetin kesildiği bir yerdir. Pazarcık Dehaklara karşı Kawaların yanında saf tutanların toprağıdır. Kendini bukalemun gibi değiştiren bu iktidara karşı yanıt verecektir. Biz İstanbul’dan, Amed’ten haykıran talebi tekrar yineliyoruz. Barış istiyoruz, müzakerelerin üzerindeki tecridin kaldırılması ve 100 günün üzerinde cezaevinde açlık grevinde bulunan tutsakların taleplerinin dikkate alınması talebinde bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA-MARAŞ

  • Rengin Kadın Korosu’ndan 8 Mart konseri: Sahne kadınların

    Rengin Kadın Korosu’ndan 8 Mart konseri: Sahne kadınların

    PİRHA- Rengin Kadın Korosu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında 10 Mart Pazar günü konser düzenleyecek.

    Rengin Kadın Korosu, “Eşit ve Özgür Bir Dünya İçin Sahne Kadınların” şiarıyla 10 Mart Pazar günü saat 18.30’da İngiltere’nin Londra kentinde sahneye çıkacak. Woodgreen  Dominion Center’da yapılacak konserde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu konuşmacı olarak yer alacak.

    Konserde Rengin Kadın Korosu’nun yanı sıra konuk sanatçılar Djanan Turan, Çiğdem Aslan, Dila Vardar, Gülseven Medar, Gül Bahar, Suna Alan ve Zeyno Durar da eserlerini seslendirecek.

    PİRHA/ İNGİLTERE

  • Milletvekili Çiçek Otlu’nun evine polis baskını: Kapıyı kırarak içeri girdiler

    Milletvekili Çiçek Otlu’nun evine polis baskını: Kapıyı kırarak içeri girdiler

    PİRHA – DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu’nun İstanbul’da ikamet ettiği evine baskın yapan polis kapıyı kırarak içeri girdi. Polise tepki gösteren Otlu, “Dava açacağım” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu’nun ikamet ettiği eve sabah saatlerinde polis baskın yaptı. Sanal medya hesabından konuyu duyuran Otlu, “İstanbul’da ikamet ettiğim evin kapısı sabah İstanbul TEM tarafından kırılarak, arama yapılmış. Evde nasıl bir hasar var bilmiyorum. Ankara’dan İstanbul’a geçeceğim. Bu hukuksuzluğu her yerde teşhir etmeye devam edeceğim. Dava açacağım” dedi.

    Sabah saatlerinde İzmir merkezli başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul ve İzmir’de birçok adrese baskın düzenlenmiş, aralarında ESP, Partizan, SMF üye ve yöneticilerinin de olduğu çok sayıda Sosyalist gözaltına alınmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sinem Çelebi’ye banyoda polis şiddetine tepki: İnsanlık onuru kırılmak isteniyor-VİDEO

    Sinem Çelebi’ye banyoda polis şiddetine tepki: İnsanlık onuru kırılmak isteniyor-VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da 16 Şubat’ta yapılan polis baskınında Özgür Genç Kadın Merkezi Koordinasyon üyesi Sinem Çelebi’nin duştayken polis tacizine, şiddetine maruz bırakılması bir basın açıklamasıyla protesto edildi. ÖGK Merkezi Koordinasyon Üyesi Berfin Polat, kadınların yaşam alanlarına kadar uzanan polis tacizi ile yapılmak istenenin insanlık onurunu kırmak ve kadınların bedenlerinden utandırılmak olduğunu belirtti.

    Özgür Genç Kadın (ÖGK), 16 Şubat’ta yapılan polis baskınında ÖGK MK üyesi Sinem Çelebi’nin duştayken polis tacizine, erkek devlet şiddetine maruz bırakılması ve artan erkek devlet şiddetine karşı İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, 8 Mart Kadın Platformu, Üniversiteli Kadınlar ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği(ÖHD) katıldı.

    Açıklama öncesi söz alan ÖGK MK üyesi Sinem Çelebi, uğradığı polis tacizini anlatarak “Erkek devlet şiddetine maruz kalan tek kadın ben değilim. Tüm kadınlarla yana yana bulunuyor olmamız bana güç veriyor” dedi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, erkek devlet şiddetini daha önce de defalarca yaşadıklarını hatırlattı. Otlu, “1990’lı yıllarda devrimci, Kürt kadınlarına gözaltılarda nasıl cinsel işkence edildiğine tanıklık etmiştik” dedi. Bu saldırıların kadın özgürlük mücadelesi yürütenlere uygulanan bir politika olduğunu kaydeden Otlu, örgütlü mücadele ile erkek devlet şiddetini gerileteceklerinin altını çizdi.

    Açıklamayı ÖGK Merkezi Koordinasyon Üyesi Berfin Polat okudu.

    “UYARILARA RAĞMEN POLİS SİLAH VE KAMERALARLA İÇERİ GİRDİ”

    Polat, polis baskınında yaşanan süreci şöyle anlattı:

    “16 Şubat Cuma günü arkadaşlarımızın kaldığı ev polis tarafından basılıp SGDF üyesi Kalender Polat gözaltına alınırken, baskın sırasında evde duş almakta olan Merkezi Koordinasyon üyemiz Sinem Çelebi’nin olduğu banyo kapısı ise tüm ikazlara rağmen kırılmış, polis silah ve kameralarla içeri girmiştir. Evde bulunan diğer kadın arkadaşlarımız polis kapıyı kırmadan önce arkadaşımızın duşta olduğunu, beklenirse çıkacağını bildirmesine rağmen polis tarafından dikkate alınmamış, kadın arkadaşlarımız polisin banyoya girmesini engellemeye çalışırken silah doğrultularak tehdit edilmiş ve silahla darp edilmiştir.”

    “YAŞANANLAR BAŞTAN SONA POLİS TACİZİDİR, ERKEK DEVLET ŞİDDETİDİR”

    Kapı kırıldıktan sonra da Sinem Çelebi’ye polisler tarafından tehditlerin ve sözlü tacizlerin devam ettiğini belirten Polat, “Evdeki kadınlar, kendisinin duşta olduğu görüldükten sonra giyinmesi için müsaade istemesine rağmen buna dahi izin verilmeyip banyoya zorla bir kadın polis konuldu ve arkadaşımız onun gözetiminde giyinmeye zorlandı. Bu baskında yaşananlar baştan sona polis tacizidir, erkek devlet şiddetidir” dedi. Polat, şunları da ekledi:

    “Uyarılara rağmen banyo kapısının kırılması ve giyinmeye dahi izin verilmemesinin sebebi ise açıktır: Erkek devlet, erkek egemenliğine karşı mücadele eden politik kadınlara ‘İstediğim her an yaşam alanınıza müdahale ederim, talan ederim, yaşamlarınızda ihtiyaçlarınız dahilinde çizdiğiniz sınırları tanımam, bedenlerinize ve yaşamlarınıza zaman ve mekan ayırdı olmaksızın saldırırım’ demektedir.”

    “POLİS SALDIRISI, YAŞAM ALANLARIMIZA, DUŞ ALDIĞIMIZ BANYOYA KADAR UZANMIŞTIR”

    “Bizler çıplak aramaya, gözaltında tacize ve işkenceye karşı mücadele ederken polis saldırısı, yaşam alanlarımıza, duş aldığımız banyoya kadar uzanmıştır. Erkek devletin bu saldırısı yabancı olduğumuz bir gerçeklik değildir” diye konuşan Polat, şunları ifade etti:

    “Erkek devlet, yıllardır cinskırım, taciz, tecavüz, tutuklama, gözaltı saldırıları ile engelleyemediği kadın özgürlük mücadelesini tek tek kadınları kadın kimliğiyle hedefleştirerek, böylece tek tek mücadele öznelerini sindirerek geriletmeye çalışıyor. Hapishanelerde devrimci kadın tutsaklara yönelen kıyafet sınırlamaları ve çıplak arama dayatmaları; öğrenci hareketinin geliştiği üniversite çevrelerinde polis ve jandarmanın kümelenmesi ve genç kadınları “tanışma” bahanesiyle sistematik olarak taciz etmesi, gözaltında kadınlara özel olarak uygulanan sözlü ve fiziksel şiddet, kadın özgürlük mücadelesi yürüten kadınların erkek devlet eliyle hayatlarının medyaya sunulması ve bedeninin, yaşamının linç malzemesi haline getirilmesi, direnen ve meydanlarda olan barış anneleri ve kadın milletvekillerine uygulanan polis şiddeti bu geriletme çabasının bir bir örneklerini oluşturuyor.”

    Kürdistan’da Dem Parti’li kadın vekillere uygulanan polis şiddeti ve gözaltı saldırısına da dikkat çeken Polat, “Ancak biz kadınlar ne erkek devlet şiddeti karşısında ne de kolluk eliyle gerçekleşen cinsel işkence karşısında susmuyoruz, sinmiyoruz, bir adım dahi geri atmıyoruz. Kadın hareketi mücadele tarihi boyunca bu saldırılara kadın dayanışmasını büyüterek yanıt olmuştur” diye konuştu.

    “POLİS TACİZİ İLE YAPILMAK İSTENEN İNSANLIK ONURUNU KIRMAK”

    Berfin Polat, kadınların yaşam alanlarına kadar uzanan polis tacizi ile yapılmak istenenin insanlık onurunu kırmak ve kadınların bedenlerinden utandırılmak olduğunu kaydederek “Onursuzluk da utanç da erkek devletindir. Biz kadınlar özgürlük yürüyüşümüzü kadın dayanışmamıza yaslanarak devam ettireceğiz. Erkek devlet şiddetinin kaydını tutmaya, ses çıkarmaya, kent kent teşhir etmeye, takipçisi olmaya ve hesap sormaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki kadınlara ve LGBTİ+’lara saldırma gücünü sessizlikten alıyorlar, o halde biz bu sessizliği bozuyoruz. Tüm kadın ve LGBTİ+’ları artan erkek devlet şiddetini bildirmeye, raporlamaya, kadınlarla birlikte, yan yana erkek devlet şiddetini teşhir etmeye çağırıyoruz. Merkezi Koordinasyon üyemiz Sinem’e dönük saldırı ile ilgili tüm sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacak ve mücadeleyi büyüteceğiz. Arkadaşımızın yaşadığı erkek devlet şiddetine karşı tüm hukukçuları sürecin takipçisi olmaya çağırıyoruz. Bedenlerimizden utanmıyoruz, mücadelemizden vazgeçmiyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Festivale müdahaleye tepki: El ele verip Hızır Paşaları göndereceğiz-VİDEO

    Festivale müdahaleye tepki: El ele verip Hızır Paşaları göndereceğiz-VİDEO

    PİRHA- 1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali konser etkinliğinde konuşan Yeşil Sol Parti milletvekilleri, eylemde gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunarak, devrimci dayanışmayı büyütme çağrısı yaptı.

    1 Mayıs Mahallesi 2 Eylül Kuruluş Festivali kapsamında, sağlık ocağı önünde yapılmak istenen basın açıklamasına polis müdahale etti. Polis müdahalesi sonucu onlarca kişi darp edilerek gözaltına alındı.

    İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’nin Kuruluş Festivali için yapılmak istenen basın açıklamasına yönelik polis müdahalesine tepki gösteren Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat, “Bu mahallede birbirimizin Hızır’ı olursak inanın ki bu Hızır Paşa’ları geldikleri yere gönderebiliriz” dedi.

    “EL ELE VERİRSEK HIZIR PAŞA’LARI GÖNDERİRİZ”

    Festivalde konuşan Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat, AKP iktidarının baskısının ancak ortak mücadelenin örgütlenmesiyle son bulacağına vurgu yaparak, “Bu baskı ve zulmü kimliğimizden dolayı sürekli yaşadık. El ele tutuşamadığımız için sürekli acılar yaşadık. Bu mahallede birbirimizin Hızır’ı olursak inanın ki bu Hızır Paşa’ları geldikleri yere gönderebiliriz. Bu topraklarda çokça bedel ödendi ve ödenmeye devam ediyor. AKP iktidarı cemevlerimizi ibadethanemizi ibadethane olarak kabul etmiyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı köy köy gezip Alevi dedelerine maaş bağlamak istiyorlar. Alevi dedeleri bile diyemiyorlar ‘uzman’ diyorlar. 1950’lerden sonra Alevi köylerine camiler yapıp imam atadılar ama kendilerine yer bulamadılar. Bu verdikleri maaşla toplumumuza asimile etmek isteyecekler” diye konuştu.

    “DEĞERLERİ KORUMAK DİRENMEK DEMEKTİR”

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Çiçek Otlu ise 2 Eylül Kuruluş Festivali için yapılmak istenen eylemde gözaltına alınların yaşadığı polis işkencesine dikkati çekerek, devrimci dayanışmanın yükseltilmesi gerektiğini vurguladı. Otlu, “2 Eylül’de canı pahasına bu mahalleyi kuran bu mahalleyi kurarken canını feda edenleri saygı ile anıyorum. Bugün bir kere daha gördük ki bu sokaklarda AKP faşist rejimi bizden, ezilenden, emekçi hakkımızdan korktuğunu şu sokaktaki kurduğu barikatlardan, polislerin şiddetinden gördük. Bu topraklarda 1977’nin devrimci değerlerini yükselten, işkencede direnen İbrahim Kaypakkaya’nın, Deniz Gezmiş’in, Mahir Çayan’ın, Mazlum Doğan’ın yoldaşı olmaktan onur ve gurur duyuyoruz. Onların yolu ve bayrakları idealimizdir ve asla bu bayrağı düşürmeyeceğiz. Onları anmaktan asla vazgeçmeyeceğimizi burada bir kez daha beyan ediyoruz. Bu değerleri korumak aynı zamanda AKP rejimine karşı direnmek demektir. Birleşe birleşe direnmenin yollarını aramalıyız. Devrimcilere, örgütlülüğe sahip çıkmalıyız. Buradaki bu halkımızın kitleselliğe ve değerlerine sahip çıkmalıyız. 2 Eylül’de bu topraklarda bu mahallede feda edenlerin önünde saygı ile eğiliyoruz. Yolumuz onların yoludur. 1 Mayıs halkına teşekkür ediyoruz” dedi.

    Konser etkinliği sanatçıların söylediği ezgiler ile devam ediyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 2 Eylül Kuruluş Festivali’ne polis müdahalesi: Çok sayıda kişi gözaltına alındı-VİDEO

    2 Eylül Kuruluş Festivali’ne polis müdahalesi: Çok sayıda kişi gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA – İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’nde 2 Eylül Kuruluş Festivali kapsamında basın açıklaması yapmak isteyen kitleye polis, Partizan flamasını gerekçe göstererek müdahalede bulundu.

    1 Mayıs Mahallesi’nde 2 Eylül Kuruluş Festivali kapsamında basın açıklaması yapmak isteyen kitleye polis müdahalede bulundu.

    “21. Yılında yoksulluğu, yozlaşmaya, gasp edilen haklarımıza doğanın talanına karşı örgütlenelim” pankartı ile basın açıklaması yapmak isteyen yurttaşlara, Partizan flamasını gerekçe gösterilerek müdahale edildi. Çok sayıda yurttaş, gözaltına alındı.

    Yapılmak istenen açıklamaya Yeşil Sol Parti Milletvekilleri Celal Fırat, Çiçek Otlu, Keziban Konukçu ve 27. Dönem HDP milletvekili Musa Piroğlu da katıldı.

    Gözaltı işlemine tepki gösteren yurttaşlar da polisin hedefinde oldu. Çevredeki birçok yurttaş, polis müdahalesini eleştirdikleri sebebiyle gözaltına alındı. Yeşil Sol Parti Milletvekili Çiçek Otlu ise “Faşizmi yeneceğiz, korkmuyoruz” diyerek gözaltı işlemine tepki gösterdi.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Milletvekili Otlu, Alevilerin Çal Baba Ziyareti’nde maden arama projesini Meclis’e taşıdı

    Milletvekili Otlu, Alevilerin Çal Baba Ziyareti’nde maden arama projesini Meclis’e taşıdı

    PİRHA – İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Tokat’ta Alevi toplumunun inanç merkezi Çal Baba Ziyareti’ni de kapsayan maden faaliyetlerine karşı soru önergesi hazırladı. Otlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a, “Alevilerin yaşayacakları hak ihlali neden dikkate alınmamıştır?” diye sordu.

    Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Tokat Günçalı Köyü yakınlarındaki Çal Baba Ziyareti’nin yer aldığı bölgeye dönük maden arama ruhsatı verilmesi hakkında soru önergesi hazırladı.

    Milletvekili Çiçek Otlu, Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) 2022 yılı verilerine göre, Tokat ve çevresinde toplam 937 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunduğunu belirtti.

    “YÖRE HALKININ TEPKİLERİ DİKKATE ALINMALI”

    Çiçek Otlu, önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Ruhsat alanında, Günçalı köyünün sırtlarında Alevilerin inanç önderi olan Çal Baba adıyla anılan ve kutsal olarak kabul edilen Çal Tepe Ormanı bulunmaktadır. Anıtsal nitelikteki ardıç ve meşe ağaçlarıyla kaplı Çal Baba Ormanı’nda yıllardır tek bir ağaç dahi kesilmemiştir. Yöre halkı, Alevilerin kutsal ziyaret merkezinin bulunduğu ormanlık alana maden arama ruhsatı verildiğini 14 Mayıs 2023 tarihinde firmanın sondaj çalışmalarına başlamasıyla öğrenmiştir. Tepkiler nedeniyle ara verilen sondaj çalışmaları Çal Baba İnanç Merkezi’ne, bölgenin ekosistemine, ormanlara, tarım alanlarına, yer altı ve üstü su varlıklarına, tarımsal sulamada kullanılan Güzelce Barajı’na ve yaşam alanlarına telafisi imkânsız zararlar verecektir.  Bölgede yetişen şeker pancarı, domates, buğday ve birçok tarımsal ürün olumsuz etkilenecektir. Anayasa’nın 56’ncı Maddesi ‘Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir’ diyerek vatandaşın sağlıklı, temiz bir çevrede bozulmamış bir doğada yaşama hakkını, Anayasanın 63’üncü maddesi ise ‘Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar’ diyerek, kültürel ve doğal miras alanlarının korunmasını güvence altına almıştır. Projenin iptaline ilişkin yöre halkının tepkilerinin dikkate alınması gerekmektedir.”

    “ALEVİLERİN YAŞAYACAKLARI HAK İHLALİ NEDEN DİKKATE ALINMAMIŞTIR?”

    Milletvekili Çiçek Otlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:

    *Tokat ili için verilmiş yüzlerce maden arama/işletme ruhsatına rağmen; Günçalı, Killik, Çayören köylerini kapsayan 1477 hektarlık alanda, IV. Grup maden kategorisinde maden arama ruhsatı verilmesinin gerekçesi nedir?

    *Tokat Günçalı, Killik, Çayören köylerini kapsayan alana maden arama ruhsat verilirken burada Alevilerin inanç merkezi olduğu bilinmekte midir? Bilinmekte ise, projenin Alevilerin inanç merkezlerine vereceği zararlar ve Alevilerin yaşayacakları hak ihlali neden dikkate alınmamıştır?

    *Alevilerin inanç merkezini de yok edecek proje için yöre halkının bilgilendirilmediği, firmanın çalışmalara başlaması ile haberdar oldukları iddiasına ilişkin açıklamanız var mıdır?

    *Çal Baba İnanç merkezini yok edecek proje için firmadan ne kadar ruhsat bedeli alınmıştır? Bu alanda ekonomik olarak hangi miktarda maden çıkartılacağı öngörülmektedir?

    *Tokat İlinde ve Türkiye genelinde, maden arama / işletme ruhsatı verilen başka hangi alanlarda kutsal sayılan inanç merkezleri vardır?

    *Maden arama faaliyetinin gerçekleşmesi halinde, proje alanı içerisindeki kaç ağacın kesileceği öngörülmektedir? Çal Baba inanç merkezinde yüz yıllardır tek bir ağacın dahi kesilmemiş olduğu bilginiz dâhilinde midir?

    *Bu alana maden arama ruhsatı verilirken bütüncül bir çevresel etki değerlendirmesi yapılmış mıdır? Bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlar ile iş birliği yapılmakta mıdır?

    *Bu alanda madencilik faaliyetinin yeraltı ve üstü su varlıklarına, tarım alanlarına vereceği zararlar nasıl engellenecektir? Yöre halkının geçim kaynağı olan tarımsal üretime vereceği zararlar nasıl telafi edilecektir?

    *Yöre halkının, Anayasada tanımlanan sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkını; kültürel ve doğal miras alanlarının korunması hakkını gasp edecek olan bu projenin iptal edilmesi için girişimleriniz olacak mıdır? “İnanç merkezindeki maden aramasına hayır” diyerek kampanya başlatan yöre halkının talebi dikkate alınacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Yeşil Sol Parti, İstanbul Bağcılar’da seçim bürosu açtı

    Yeşil Sol Parti, İstanbul Bağcılar’da seçim bürosu açtı

    PİRHA- Yeşil Sol Parti, İstanbul Bağcılar’da seçim bürosu açtı. İstanbul milletvekilleri ve adaylarının katıldığı açılışta konuşan HDK Eş Sözcüsü Çiçek Otlu, AKP’nin Kürtleri inkar edip, Alevileri yok saydığını söyledi.

    Yeşil Sol Parti, İstanbul’da seçim bürolarını açmaya devam ediyor. Bugünkü adres Bağcılar. İstanbul milletvekilleri ve adaylarının katıldığı törende HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek de yer aldı.

    Bağcılar Evren Mahallesi’nde seçim bürosunun açılışının öncesinde toplanmaya başlayan Bağcılar halkı milletvekilleriyle Yeşil Sol Parti’nin seçim müziği olan ‘Disa Em’ şarkısıyla halaya durdu.

    OTLU: AKP KÜRTLERİ İNKAR EDİP, ALEVİLERİ YOK SAYIYOR

    HDK Eş Sözcüsü Çiçek Otlu, Yeşil Sol Parti Bağcılar Seçim Bürosu’nun açılışında yaptığı konuşmada, AKP’nin Kürtleri inkar edip, Alevileri yok saydığını söyledi.

    Otlu, “”Biz AKP faşizmini yıkmakla yükümlüyüz. Bizler tüm politik tutsaklarımız için çalışmalıyız. Bizleri kapatmaya çalışanlar bilsinler ki bizi ne kadar budamaya çalışsalar da asla vazgeçmeyiz. Biz kadınlar bu erkek egemen sistemi yıkmalıyız. Üçüncü cephe Yeşil Sol’dur, hepimize başarılar diliyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Çiçek Otlu: Kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Çiçek Otlu: Kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda-VİDEO

    PİRHA – ESP Eski Genel Başkanı Çiçek Otlu, Yeşil Sol Parti listesinden İstanbul Milletvekilliği için çalışmalarına başladı. Otlu, PİRHA’ya yaptığı açıklamada “Kadının eşitliğinin olmadığı yerde Kürt halkının, Alevilerin, işçi sınıfının kendi mücadelesini kazanamayacağını çok iyi biliyoruz” dedi. 

    14 Mayıs seçimlerine giderken siyasi partilerin milletvekili adayları da netleşti. Yeşil Sol Parti, en çok kadın aday ile yarışa dahil olan parti oldu. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eski Genel Başkanı Çiçek Otlu da İstanbul Milletvekilliği için 3. Bölge 3. sıradan aday gösterilen isim oldu.

    “KADINLAR VİTRİN GİBİ KULLANILMIŞ”

    Çiçek Otlu, Yeşil Sol Parti’nin eşit temsiliyet konusundaki hassasiyetine dikkat çekerek, “Emekçi sol hareketi ve Kürt özgürlük mücadelesi kadınların değiştirme gücünü çok net görmüş, bu yüzden de eşit temsiliyet, eş başkanlık sistemini geliştirmiş durumda. O yüzden bizim tek bir sözümüz var; yaşamak istiyorsak önce kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda” dedi.

    Otlu, kadın temsiliyeti konusunda diğer partilerin yetersiz kaldığını vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Eşit temsiliyet yoksa kotanın uygulanması yönünde fikirlerimiz var. Kotanın uygulandığını da görüyoruz. 200’ün üzerinde kadın adayla bu yıl 28. döneme gideceğiz. Cumhuriyetin 2. yüzyılında herkes, kadın politikalarını açıklıyor. AKP ve MHP ittifakı politikasına baktığımızda kadınları ve gençleri ön plana koyacaklarını söylediler ama gördüğümüz listelerde kadınlar daha çok arka planda ve daha çok vitrin gibi kullanılmış. Kadınların hiçbiri kentlerde 1. sırada gösterilmemiş. CHP ve İyi Parti’de de aynı sorunu görüyoruz ama Yeşil Sol Parti’ye baktığımızda hem 200’ü aşkın kadın aday var, hem de 36’ya yakın ilde 1. sırada kadınların yer alacağını görüyoruz. Büyük ihtimalle 2023 seçimlerinden sonra da seçilme oranı olursa kotanın üzerinde eşit temsiliyete yakın kadın vekille, mecliste kadın rengimizle sözümüzü söyleyeceğimize inanıyoruz.”

    “KADINLAR, BİRÇOK MÜCADELENİN ÖNÜNDE YER ALDI”

    Çiçek Otlu, kadınlar olarak yeni söylemlerinin, “Kadınlar değiştirecek ve bu mücadelede özgürlük kazanılacak” olduğunu belirtti. Otlu, kadın haklarının geri alınması konusunda ısrarcı olacaklarının altını çizerek şöyle devam etti:

    “Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin bir gecede feshedilmesi ile birlikte başlayan ya da 2016 yılında OHAL ilanı ile birlikte özellikle cinsel taciz, istismar davalarında yargılanan erkeklerin tahliyesi söz konusuydu. Bu dönem bakımından başladığımız bir mücadele var. 2016’dan beri bu erkek faşist rejimine karşı asla kadınlar geri durmadı, sözünü söyledi ve susmadığını, itaat etmediğini, bu rejime haykırdı. Bazen Gülistan Doku’nun mücadelesinde bazen Pınar Gültekin’in mücadelesinde bazen 8 Mart’ta, 25 Kasım’da ya da Kürt özgürlük mücadelesinin herhangi bir talebinde, demokratik Alevi mücadelesi ya da ekoloji mücadelesi önünde hep kadınlar yer aldı. Değiştirecek gücümüzün olduğuna da inanıyoruz. ’21. yüzyıl kadın yüzyılı olacak’ dedik ve bunun ilk aşamasını Rojava devriminde gerçekleştirdik. Şimdi İran’da, Rojhilat’ta çok büyük bir isyan var. ‘Jin, jîyan, Azadî’ gibi bir slogan bütün kadınların evrensel sloganı olmuş durumda. Demek ki 21. yüzyılda kadının olmadığı yerde devrim olmaz. Kadının olmadığı yerde eşitlik olmaz. O yüzden Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında söyleyeceğimiz şey; kadının eşitliğinin olmadığı yerde Kürt halkının eşit olamayacağını, Alevilerin eşit olamayacağını, işçi sınıfının kendi mücadelesini kazanamayacağını çok iyi biliyoruz. O yüzden de kadınların sözü ve değiştirme gücünü bence emekçi sol hareketi, devrim mücadelesi ve Kürt özgürlük mücadelesi bunu çok net görmüş. Bu yüzden de eşit temsiliyet, eş başkanlık sistemini geliştirmiş durumda. O yüzden bizim tek bir sözümüz var; yaşamak istiyorsak önce kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda. O yüzden özgürlük mücadelesini doruk noktasına getirip bu rejimi; erkek egemen rejimi değiştireceğimize inanıyoruz.”

    “EMEK SEFERBERLİĞİNE GİRİŞECEĞİZ”

    İstanbul Milletvekili adayı Çiçek Otlu, sahada nasıl çalışma yürüteceklerini anlattı. Otlu, “Çok zorlu bir süreç olacak. Gerçekten tarihsel ve kritik bir süreç. Ve bu süreçte sadece vekil adayları değil, aynı zamanda halkımızla birlikte büyük bir emek seferberliğine girişeceğiz. Büro açılışlarımızdan bire bir kitle çalışmasına, bütün halkımızı, yani sadece Kürt halkını değil, Türk halkını, Arap, Laz, Çerkez, Roman, Ermeni, dini inanç olarak Hristiyanları, Yahudileri, kimler varsa herkese bize oy vermeye ve bu iktidarın değişmesi gerektiğine ikna edeceğiz. Bu dönem gerçekten birlikte kazanacağımız bir dönem.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • HDK Sözcüsü Şenoğlu, Otlu da dahil 17 kişi tutuklandı

    HDK Sözcüsü Şenoğlu, Otlu da dahil 17 kişi tutuklandı

    Aralarında HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu ve SKM MYK üyesi Çiçek Otlu’nun da bulunduğu 17 kişi bugün çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 

    Aralarında HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu ve SKM MYK üyesi Çiçek Otlu’nun da bulunduğu 17 kişi bugün çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

    İstanbul Savcılığı Eylül 2020 tarihli bir soruşturma başlatarak HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu ve SKM MYK üyesi Çiçek Otlu’nun da aralarında olduğu çok sayı kişi hakkında gözaltı kararı çıkartmıştı. 7 Eylül akşam saatlerinden itibaren bir çok kentte 17 kişi gözaltına alınmıştı.

    Sosyalistlere yönelik hukuksuzluk avukatlarının savunma hakkının elinden alınmasıyla devam etmişti. Ezilenlerin Hukuk Bürosu avukatları, Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifade işlemlerine katılması yasaklandı.

    Bugün adliye işlemleri için İstanbul Adliyesi’ne getirilen 17 kişi, soruşturma savcısı tarafından ifadesi alınmadan tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. İki ayrı mahkemede yapılan sorgu işlemleri ardından 17 kişi tutuklandı.

    Tutuklananların isimleri şöyle:

    SKM MYK üyesi Çiçek Otlu, ESP PM üyeleri Volkan Uyar, Mustafa Naci Toper ile Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu ve Selver Orman, İlke Başak Baydar, Yücel Karadağ, Ozan Özgenler, Ozancan Sarı, İlhan Aslan, Alper Kaba, Ezgi Bedel, Zekeriya Aykut Karnap, Gözde Sivaslıoğlu, Beren Atıcı, Mustafa Bozali, Taner Taş.