Etiket: çiğdem boz

  • Şahkulu Sultan Dergahında ‘Yaşar Kemal romanlarında Alevilik’ paneli-VİDEO

    Şahkulu Sultan Dergahında ‘Yaşar Kemal romanlarında Alevilik’ paneli-VİDEO

    PİRHA – Şahkulu Sultan Dergahında yapılan panelde ‘Yaşar Kemal romanlarında Aleviler ve Alevilik’ başlığı değerlendirildi. Akademisyen Çiğdem Boz, Yaşar Kemal’ kitaplarındaki Alevi vurgusunun yoğunluğuna dikkat çekerken, Doç. Dr. Cemal Salman ise Kemal’in, Alevilikten yoğun bir şekilde beslendiğini vurguladı. Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya da Yaşar Kemal’in, doğrudan Alevi mirasları içerisinden unsurlar anlattığını söyledi.

    Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı tarafından yapılan kültür ve sanat buluşmalarının bu haftaki konusu ‘Yaşar Kemal romanlarında Aleviler ve Alevilik’ oldu.

    Panelin konuşmacıları arasında Prof. Dr. Çiğdem Boz, Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya ve Doç. Dr. Cemal Salman yer aldı.

    Programın açılışını Yazar Ayhan Aydın yaptı. “Aydınlık yolumuzu hiç karartmadan yol alacağız” diyen Ayhan Aydın, konuşmasında Şahkulu Sultan Dergahının tarihsel rolüne de değindi.

    Panele katılanlar arasında Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha da yer aldı. Salonu selamlayan Semiha, “Burası Yaşar Kemal’in bir dost mekanı. Sizlerle birlikte olmaktan ötürü çok mutluyum” dedi.

    “PANELİ SURİYE’DE ZULME UĞRAYANLARA ATFEDİYORUM”

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, ilk sunum yapan isim oldu. Akademisyen Boz, konuşmasında Suriye’de devam eden Alevi katliamına da değinerek ‘Yaşar Kemal romanlarında Aleviler ve Alevilik’ konferansına nasıl karar kılındığını şu cümlelerle anlattı:

    “Aleviler, bin bir renkli halıdaki motiften birisi. Yaşar Kemal, özellikle bizim gibi topluluklara ‘halının altına silinen bir toplum olmayın’ diyor. Toplumu anlamaya çalışan toplum bilimciler olarak Yaşar Kemal, bizlere önemli doneler veriyor. Romanlardan, edebiyattan akademik çalışma çıkarmamız nedeniyle eleştiri de alıyoruz evet. Alevi nefreti gerçeği de mevcut. Çok uzak değil, şu an sınırımızda dahi Aleviler katlediliyor. O nedenle bizlerin Aleviliği konuşmamız lazım. Bu nedenlerle bu paneli rızalığınız varsa Suriye’de zulme uğrayanlara atfetmek istiyorum.”

    YAŞAR KEMAL’İN KİTAPLARINDA GEÇİM BİÇİMLERİ

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, sunumunun devamında “Ben Bu Dağın Maralıyam: Alevilerin geçim biçimlerini Yaşar Kemal romanlarında aramak” başlığını değerlendirdi. Çiğdem Boz, konuşmasında şunları söyledi:

    “Geyik avının bir laneti var. Geyik ne zaman gözden düşüyor diye baktığımızda, bunun erkekleşmeyle alakası olduğunu söylemek mümkün. Alevileri de bu dağın maralı olarak gördüm. Hep bir kırımdan kaçan, ince olup aynı zamanda zayıftırlar şeklinde bir bağ kurdum. Aralarında bir bağ var.

    Yaşar Kemal’in kitaplarında Tahtacılar, Abdallar, ağıtçı kadınlar, hayvancılık, balıkçılık yapanlar da var. Yoğunluklu geçim kaynağı olarak tarımla uğraşanları görürüz. Mevsimlik işçileri, pamuk toplayanları görürüz. Çok özel bir geçim kaynağı olarak Sarız bölgesindeki, Binboğalar tarafında kökçülük işini de görüyoruz. Çok ağır ve zahmetli bir iş.

    Bir diğer geçim kaynağı olarak da eşkiyalar karşımıza çıkıyor. Yaşar Kemal kitapları denilince ilk akla gelen geçim kaynaklarından birisi de bu oluyor. Ama kitaplarda bir tane Alevi eşraf da buldum. Musa Kazım Ağa… Alevi olduğunu 12 yüzüğünden anlıyoruz. Girit’e gitmeden önce pir ocağından olduğunu söylüyor. Dolayısıyla toparladığımızda Musa Kazım haricinde bir zengin Aleviye rastlamadık. Zanaatları olduğunu biliyoruz ancak şehirlerde bu zanaatlar işe yaramıyor.

    Yaşar Kemal kitaplarını okuduktan sonra, Alevi ocaklarının zanaatlara göre ayrıldıklarını bilmiyordum, bunu fark ettim. Davulcular Ocağı, Kavalcılar ocağı gibi…”

    “YAŞAR KEMAL, ALEVİLİKTEN BESLENMİŞTİR”

    Doç. Dr. Cemal Salman ise “Âşık, Ocak, Ziyaret: Yaşar Kemal’de kırsal Aleviliğin kutsalları” başlığını değerlendirdi. Akademisyen Salman, sunumunda şunları söyledi:

    “Elime aldığım ilk kitap ‘Sarı Sıcak’ oldu. Bilmediğim dünyadan büyülü hikayeler okudum. Aleviliği edebiyatın bir yerine yerleştirecek olursam bu şiir ile olur. Yaşar Kemal de Aleviliği duvara işleyen bir tasvir vardır. Her bir kelimeyi nakşeder, iştah ve içtenlikle anlatır. Yaşar Kemal’le ilgili toplam 97 makale yazılmış ancak Alevilerin var-yok haliyle uğraşmak mı istememişler bilemiyorum. Yaşar Kemal, ‘Aleviler çok zulüm gördüler. O nedenle onları çok sevdim’ diyor.

    Benim Yaşar Kemal’den seçtiğim kutsallar; aşıklar, ocaklar ve ziyaretler… Bunların üçü ‘Alevilikte kutsal nedir?’ sorusunun da karşılığını veriyor.

    ‘Aşık’ dediğimiz bazı yerlerde ‘Zakir’ ve ‘Hakk aşığı’ olarak da geçiyor. Alevilikte bağlama, öylece ele alınıp çalınan bir saz değildir. Alan araştırması yaptığım yıllarda Sivas Yıldızeli’nde bir dede ile tanıştım. Aynı zamanda aşıklık da yapıyordu. Soyadımın ‘Salman’ olduğunu söylediğimde uzunca bir şiiri ezbere okumuştu. Yani bir tablete ya da ekrana bakma hali yoktu.

    Alevilikte ziyaretleri öylesine bir yer olarak görmüyoruz. Doğanın da bir ruhu olduğuna inanan; belki bir ağaç, belki ulu birinin yatırı da kutsal olabilir. Yıldızeli’nde alan araştırması yaptığımda 44 kutsal mekanı olduğunu not etmiştim.

    Yaşar Kemal’in kitaplarında adında ‘Alevi’ geçmese bile Alevi ritüellerini okursunuz. Binboğalar Efsanesi’nde örneğin semah dönenler var.

    Yaşar Kemal de aşık olmayı çok istermiş. Hikayelerinde aşıklığı, dengbejliği kutsallıkla anlattığını görüyoruz.

    ‘İnce Mehmet’ bahsettiğim tüm temaların en çok işlendiği kitaptır. ‘Sefil Ali’ figürü örneğin… Kırkgöz Ocağı çok derin anlatılıyor örneğin. Özetle şunu diyebiliriz; adı konulsun ya da konulmasın, Yaşar Kemal Aleviliğin sözünden, sesinden beslenmiştir.”

    “KUTSALINIZ YOKSA SİZ DE YOKSUNUZ”

    Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya: “Dağın Öteki Yüzü ve Binboğalar Efsanesi: Kutsalın gücü, kutsalın göçü” başlığı altında sunum yaptı. “Yaşar Kemal külliyatı Aleviler tarafından hep kaçırıldı” diyerek söze başlayan Yalçınkaya, şunları söyledi:

    “Kutsalın göçü nereye göçtü? Kutsal ile temas, bir anlamda ölümle temastır. Kim kutsalın kendisi haline gelmişse ölmüştür. Kutsal olan ölmek zorundadır. Aleviler, kendi kutsallaştırdıklarıyla kişisel düzeyde ilişki kurarlar. Örneğin Haydar Usta ‘Beni Allaha rezil etmeyin. Allah benim babamın oğlu mu?’ diyor. Allaha beddualar ediyor. Yani Allah ile ilişkisi böyle yani. Bireysellik, bedduayı da içeriyor. Tanrı ile ilişki, bizim bütün deyişlerimizde Yaşar Kemal’in kitaplarında anlattıklarıyla birebir aynıdır. Yaşar Kemal’in doğrudan Alevilerin adını zikrederek anlattığı kitap Binboğalar Efsanesidir.

    Yaşar Kemal’in kitaplarında bütün kutsallıklar yerseldi. Ama göksel unsurlar da vardır tabi. Bizde göksel unsur olarak ay ve güneş vardır. Güneş anadır, baba ise aydır. Bugün halen Kürt coğrafyasında güneşe doğru dua edilir. Yaşar Kemal, doğrudan Alevi mirasları içerisinden unsurlar anlatıyor.

    Yaşar Kemal’in kitaplarında en az görülen kutsal nesnelerdir. Kutsalınız yoksa siz yoksunuz. Peki bizim kutsalımızın Sünniliğin içinde ne işi var? Alevilerin kutsallık anlayışı Sünnilerin kök anlayışından kök olarak daha eskidir. Dolayısıyla kutsalı olmayanın dini çalışmaz. Her din ikiye bölerek çalışır. Kutsallık iki uçludur; negatif ya da pozitif… Ama Sünni kutsalın sadece Allah’ı vardır. Sünni Ortodoks, Aleviliğin sapmasıdır. Kutsal, bugün bizden Sünni topluluklara doğru göçüyor. Çocuklarımıza, dedelerimizin hikayelerini ‘batıl inanç’ olarak anlatırsanız kendi kutsalınızı terk etmişsiniz demektir.”

    Programın sonunda Dede Ali Doğan, Yaşar Kemal adına verilecek lokma için gülbeng okudu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bahçelievler Cemevi’nde 8 Mart paneli-VİDEO

    Bahçelievler Cemevi’nde 8 Mart paneli-VİDEO

    PİRHA- Bahçelievler Cemevi’nin düzenlediği ‘Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde’ panelinde Alevi inancında kadın erkek eşitliği sorgulanarak, “Hacı Bektaş Veli’ye sahip çıktığımız kadar Kadıncık Ana’ya sahip çıkmalıyız” denildi.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Bahçelievler Cemevi ‘Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde’ adlı bir panel düzenledi. Nermin Yeter’in moderatör olduğu panelde Prof. Dr. Çiğdem Boz, Gazeteci Çilem Küçükkeleş, Araştırmacı-Yazar Kıymet Erzincan Kına konuşmacı olarak yer aldı. Panelde Alevi inancında kadının yeri ve rolü, Alevi toplumunda kadın-erkek eşitliğinin ne ölçüde pratiğe dökülebildiği konuşuldu.

    “ALEVİLİKTE KADIN İSİMLERİ UNUTTURULDU”

    Panelde ilk olarak konuşan Kıymet Erzincan Kına, kadın meselesinin yalnızca kadınları ilgilendirmediğini belirterek bunun bir insan hakları meselesi olduğunu ve erkekleri de kapsadığını ifade etti. Kadınların özellikle yazılı tarihte yok sayıldığını ve bir köksüzlük yaratılmak istediğini söyleyen Kına, “Bize özellikle köksüz ve öksüzsünüz diyorlar. Piriniz, ananız, dedeniz yok diyorlar. Kadıncık Ana’yı bu yüzden unutturdular. Hangi yazılı kaynakta Kadıncık Ana var? Kendi içimizde de bu ayrımı yapmışız. Hacı Bektaş Veli’ye sahip çıktığımız kadar Kadıncık Ana’ya sahip çıkmamışız. Bunun yok edilmesine göz yummuşuz” diye konuştu.

    “MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, konuşmasına Suriye’de yaşanan katliamlara değinerek başladı. Katledilenlerin Alevi kimliklerinden dolayı kıyımdan geçirildiğinin altını çizen Boz, bunun karşısında mücadele etme çağrısı yaptı. Eşitsizliğin binlerce yıldır ezildiğinin altını çizen Boz, “Kadınlar olarak niye herkesin arkasını toplamak zorunda kalıyoruz? Bu alıştırılagelmiş bir durum ve oldukça sorunlu. Bunu kırmalıyız ve bize biçilen rolleri kabul etmemeliyiz” diye belirtti.

    “YOL’UN TALİBİ OLARAK BİRLİK İÇİNDE YAŞAMALIYIZ”

    Gazeteci Çilem Küçükkeleş ise, insanın doğaya hükmettiği zaman eşitsizliğin varoluduğunu vurgulayarak, “Yol’un talibi olarak birlik içinde yaşamalıyız. Aleviler açısından da birlik kavramı önemli. Birlik içinde, cümle canla yan yana olmalıyız. Birlik bozulunca çok büyük bir kaos dünyayı ele geçirdi” ifadelerine yer verdi.

    Suriye’de yüzlerce Alevinin katledildiğinin altını çizen Küçükkeleş, “Esad uçağa binip gittikten sonra ‘Esad artıkları’ deyip Alevileri katlediyorlar. Aleviler Türkiye’de buna tepki göstermek istediğinde her taraf kapatıldı. Bunu kabul etmek mümkün değil” şeklinde konuştu.

    Panel okunan deyişlerle son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Hacıbektaş’ta düzenlenen panelde kadınlar eşitsizliği konuştu-VİDEO

    Hacıbektaş’ta düzenlenen panelde kadınlar eşitsizliği konuştu-VİDEO

    PİRHA- Kadınlar, Hacıbektaş’ta “Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde” isimli panelde buluştu. Aleviliği anlatmayı çok sevdiklerini ama Aleviliği yaşamak konusunda pek iyi olmadıklarını söyleyen Gazeteci Çilem Küçükkeleş, “Bugün biz Aleviliğimizi gerçekten yaşıyor muyuz ki kadın eşitliğinden bahsedebilelim. Yaşadığımız komşu inançların kadınlara yaklaşımı ile mukayese ediliyoruz. O kadar eşitsizlikler içerisindeler ki biz Alevi kadınlar eşit gibi gözüküyoruz” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında “Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde” isimli panel düzenlenerek Alevilikte kadın konusu konuşuldu. Panele konuşmacı olarak; 25. Dönem Milletvekili, Gazeteci Çilem Küçükkeleş, Prof. Dr. Çiğdem Boz, Araştırmacı Yazar Kıymet Erzincan Kına katıldı.

    Panele çok sayıda Alevi katılırken polis barikatları nedeniyle izleyicilerin panele katılmaları büyük ölçüde engellendi.

    “BU KADAR KADIN NEDEN ÖLÜYOR?”

    Çiğdem Boz, “Kadıncık anayı neden Hacı Bektaş Veli kadar anmıyoruz diye düşünüyorum. Solcular, sosyalistler, ülkücüler, İslamcılar, Atatürkçüler hepsi kadına çok değer verdiklerini söylüyor ama akla tek bir soru geliyor o zaman bu kadar kadın neden ölüyor? Erkek akıl, kadın duygu erkek kamusal alan kadın özel alan gibi ikilikler var. Bizim ihtiyacımız olan etik anlayış, yaptıklarımızın sorumluluğunda olacak bence Alevi duruş budur. Kadının birikimi, kadının deneyimli önemlidir. Kerametler, mistik şeyler ötesinde gözümüzün önünde olan bitenden sorumluyuz” dedi.

    “ÖZDEKİ ANALARI, BACILARI HATIRLARSAK ÇOK ÖNEMLİ KILAVUZLARIMIZ VAR”

    Kıymet Erzincan Kına ise konuşmasında şunları söyledi:

    “Panelin isimi, İnancımızın özündeki can kavramına da çok güzel gönderme yapıyor. Kadınlar; ötekilerin ötekisi olarak daha çok baskıyı hissediyorlar. En okumuş kadınımız bile içinde günahkâr, aciz, değersiz hissediyor. Alevilik açısından baktığımız zaman özdeki anaları, bacılarımızı hatırlarsak çok önemli kılavuzlarımız var. Ama ne yazık ki tarihimizi hatırlamıyoruz. Söylenceler, hikayeleri sembolik anlamda çözmeye çalışırsak kadın vurgusunu göreceğiz. Kadın sözcüğü muhtemelen kadıncık ananın isminde saklı. Bir makam adı kadıncık anayı ululaşmış ama gerçek adını unutarak tarihini yok etmişiz. Kadıncık Ananın bacıların başı olduğu son zamanlarda çok konuşuluyor. Bize öğrenilmiş çaresiz halindeyiz. Sadece erkekleri suçlamamak lazım. Sorumluluk almak istemeyince özgürleşemiyoruz da. Tarihimizi hatırlamak zorundayız. Analarımızı hatırlamak zorundayız, kendimize güçlü olduğumuzu hatırlatmak için.”

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN EN BÜYÜK HEDEFİ KADINLAR”

    Çilem Küçükkeleş, polis ablukasını kınayarak konuşmasına başlayarak şunları belirtti.

    “’Erkek dişi olmaz muhabbetin dilinde’ Çok sevdiğim ama çok yanlış anlaşılan söz. Alevi toplumundaki eşitsizliği anlatırken bir erkek muhakkak karşı çıkar. Hünkârın bu sözü örtü değil. Hünkarın ve Kadıncık ananın yaşadığı bir Alevilik yaşamıyoruz. Şimdi de bir formül arıyoruz. Biz Aleviliği anlatmayı çok seviyoruz ama yaşamak konusunda pek iyi değiliz. İnsanlık hakikati aramaya devam ediyor o yüzden hakikatimize bakmamız gerekiyor. Bugün biz Aleviliğimizi gerçekten yaşıyor muyuz ki kadın eşitliğinden bahsedebilelim. Kapitalist bir dünyada yaşıyoruz ve bu kapitalist düzen tamamen bir eşitsizlik üzerine. Yaşadığımız komşu inançların kadınlara yaklaşımı ile mukayese ediliyoruz. O kadar eşitsizlikler içerisindeler ki biz Alevi kadınlar eşit gibi gözüküyoruz. Eşitlik bu kadar parçalı bir şey değil. Eşitlik demi derya bir kavramdır. Tüm diğer toplumlardan farkımız bu diyoruz ama her şeyin üzerini çok örtüyoruz. Alevilik ile ilgili en büyük eleştiriyi birlikte ibadet ettiğimizden dolayı alıyoruz. Böyle bir saldırı altındayken dönüp kendi içimizde olan şeyleri örtmek istiyoruz. Toplumsallık kurmaya ihtiyacımız var. Bugün kadınlar bir kenarda dursunlar biz Aleviliği en iyi biliyoruz diyebilirler mi erkekler. O zaman toplumsallıktan bahsedilemez. Kadıncık ana için çok uzakta olan biri değil aslında olmamız gereken biri olarak görüyoruz. Kadın mücadelesi son yıllarda başladığını düşünüyoruz ama annelerimizin bile evlerinde ettikleri mücadeleler vardı. Geçmişte de bir mücadele vardı. Tekleşen ve erkekleşen bir toplum olmaya başlıyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın en büyük hedefinin kadınlar olduğunu düşünüyorum. Bir süre sonra ’kadınlar buraya geliyorlar neden cemde kafalarını örtmüyorlar’ diyecekler. Yarın cemimizi tutacaklar, semahımızı dönecekler. Cemi tutacak pire sesleniyorum, yapmasın.”

    Panel, soru cevabın ardından konuşmacılara verilen hediyeler ile sona erdi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu: Prof. Dr. Çiğdem Boz hocamızın yanındayız

    Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu: Prof. Dr. Çiğdem Boz hocamızın yanındayız

    PİRHA – Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu, aralarında Prof. Dr. Çiğdem Boz’un da yer aldığı 19 akademisyenin işten çıkarılmasını kınadı. Yazılı yapılan açıklamada akademisyenlere mobbing uygulanarak, özlük haklarının gasp edildiği vurgulandı.

    Fenerbahçe Üniversitesi’nde görev yapan 19 akademisyen, sözleşmeleri yenilenmeyerek işten çıkarıldı. Üniversite yönetimi, akademisyenlere haklarını kullanmaları halinde tazminatların ödenmeyeceğini de not düştü.

    Sözleşmesi feshedilen akademisyenler arasında Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un da yer alması Alevi toplumunun tepkisine neden oldu.

    “ÇİĞDEM BOZ HOCAMIZIN HER DAİM YANINDAYIZ”

    Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu da Fenerbahçe Üniversitesi’nin kararını kınadı. Konuya ilişkin yapılan açıklamada Çiğdem Boz’a destek mesajı verilirken şu ifadeler kullanıldı:

    “Fenerbahçe üniversitesi, Prof. Dr. Çiğdem Boz’un görevine haksız bir şekilde son verdi!

    Öğrencilerine bilimsel araştırma yöntemlerini, bilgiye erişmeyi, bilgiyi derlemeyi, yorumlamayı ve değerlendirme yetkinliğini kazandıracağını vadeden üniversite, akademik kadro seçimini taraflı yapmakta, akademisyenlere mobbing uygulayarak, özlük haklarını gasp etmektedir.

    Üniversite, uzun süredir mobbing uyguladığı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un Ekonomi Finans Bölüm Başkanlığı görevine de gerekçesiz son verdi. Eğitim görevlilerine kıdem tazminatı vermemek için uyguladığı bu mobbing ise devam ediyor.

    Garip Dede Dergahı Vakfı olarak, hiç bir gerekçe göstermeden görevine son verilen sevgili Prof. Dr. Çiğdem Boz’un haksızlığa karşı vereceği mücadele ise tüm akademisyenlerin hakları için olacaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Prof. Dr. Çiğdem Boz’un, Fenerbahçe Üniversitesi’ndeki görevine son verildi

    Prof. Dr. Çiğdem Boz’un, Fenerbahçe Üniversitesi’ndeki görevine son verildi

    PİRHA- Fenerbahçe Üniversitesi Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un üniversitedeki görevine son verildi. 

    Fenerbahçe Üniversitesi Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un görevine son verildi.

    Kendisiyle birlikte 6 öğretim üyesinin işine son verildiğini söyleyen Boz, kendilerine resmi olarak herhangi bir gerekçe gösterilmediğini belirtti.

    Son 5 aydır kart basma, 5 gün mesai yaptırma baskılarına maruz kaldıklarını söyleyen Boz, bu dayatmalara karşı görevli olduğu kurullarda itiraz ettiğini, akademisyenlere 9-17 mesai uygulaması yapılamayacağını söyledi.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, vakıf üniversitelerinin hemen hepsinde yaşanan bu baskının en büyük nedeninin akademisyenlerin güvencesiz oluşundan kaynaklandığını belirtti. Gittikçe piyasalaşan yükseköğretim sisteminin akademinin ve akademisyenlerin prestijine, meslek onuruna zarar verdiğini söyleyen Boz, en doğal hakları olan kıdem tazminatını bile alamama riskiyle karşı karşıya olduklarını belirtti.

    İletişim Fakültesi’nden görevine son verilen hocaların ise fakülte dekanları hakkında mobbing duyurusu yaptıkları bildirildi.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bu zihniyetle sonuna kadar mücadele edeceğini açıkladı.

    “HOCALARIN GÖZÜ KORKUTULUYOR”

    Boz, “Okullar açılana kadar yani en az üç ay işsiz kalacak öğretim üyelerinin hak ettikleri kıdem tazminatına göz dikmek üniversiteye emek vermiş hocaları cezalandırmak anlamına geliyor. Böylelikle çalışmaya devam eden hocaların da gözü korkutulmuş oluyor”diyerek son birkaç aydır tüm hocaların huzursuz olduğunu, işten atılma korkusu ile alınan kararlara itiraz edilemediğini, öğretim üyelerine karşı bu tutumun ne akademiye ne de Fenerbahçe değerlerine yakışmadığını ekledi.

    Prof. Dr. Boz, “Fenerbahçelilik zarafet, nezaket ve saygı içeren bir kültürdür” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Prof. Dr. Çiğdem Boz: Laik eğitim için 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi yükseltelim-VİDEO

    Prof. Dr. Çiğdem Boz: Laik eğitim için 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi yükseltelim-VİDEO

    PİRHA-Eğitimin dinselleştirilmesine karşı meydanlara çıkılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çiğdem Boz, “Hep birlikte meydanlara çıkmalıyız ve temel yurttaşlık hakkı olan laik eğitimi talep etmek zorundayız. Bu nedenle 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’de yapılacak mitinge tüm yurttaşlarımızı davet ediyorum” dedi.

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “EĞİTİMİN DİNSELLEŞTİRİLMESİ BİZİ BEKLEYEN ÇOK BÜYÜK BİR TEHLİKE”

    12 Eylül askeri darbesinden bu yana eğitimin adım adım dinselleştirildiğini söyleyen Çiğdem Boz, “AKP iktidarı döneminde de eğitimin dinselleştirilmesi yönünde adımlar atılıyor. Eğitimin dinselleştirilmesi bizi bekleyen çok büyük bir tehlike” dedi.

    Eğitim aslında çok temel bir yurttaşlık hakkı ve kamusal bir hizmet olması gerekirken hızla özelleştirilip, piyasalaştırılırken bir yandan da içerik olarak dinselleştiriliyor. Türkiye’de şu anda piyasa ve dinin bir arada olduğu bir eğitim sistemiyle karşı karşıyayız. Alevi veya seküler veliler bu dayatmadan kaçınmak için çok yüksek ücretler ödeyerek laik eğitim veren kurumlar arıyorlar. Bu duruma karşı hep birlikte sesimizi yükseltmek zorundayız. Yıllardır laik eğitim diye bağırıyoruz ve bundan sonra da bağırmaya devam edeceğiz galiba. Zorunlu din dersleri ve okullara imam atanması gibi uygulamalara karşı sadece Alevilerin değil tüm yurttaşların ses çıkarması gerekiyor. Bu sorun sadece Alevilerin sorunu değil, hep birlikte meydanlara çıkmalıyız ve temel yurttaşlık hakkı olan laik eğitimi talep etmek zorundayız. Bu nedenle 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’de yapılacak mitinge tüm yurttaşlarımızı davet ediyorum” dedi.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Prof. Dr. Boz, CAN TV’de sunduğu ‘Yol’un Yüzyılı’nı anlattı: Güzel bir yüzyıllık hikaye olacak – VİDEO

    Prof. Dr. Boz, CAN TV’de sunduğu ‘Yol’un Yüzyılı’nı anlattı: Güzel bir yüzyıllık hikaye olacak – VİDEO

    PİRHA – Prof. Dr. Çiğdem Boz, sunuculuğunu yaptığı CAN TV’de yayınlanan ‘Yol’un Yüzyılı’ programının Cumhuriyet’in yüzüncü yılıyla ilgili bir program olduğunu belirterek, “Biz bu programla Aleviler, Alevilik açısından Cumhuriyet’in yüzyılı neleri kapsıyordu? Aleviler ve Alevilik bu yüzyılda nasıl dönüştü? Bunları anlamaya çalışacağız” dedi.

    Cumhuriyet’in yüzyılını geride bırakırken, Alevilerin son yüzyılda yaşadıklarını tarihsel, sosyal ve kültürel açıdan değerlendiren ‘Yol’un Yüzyılı’ programının ilk bölümü 11 Ekim’de CAN TV‘de yayınlandı.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, sunuculuğunu yaptığı CAN TV’de yayınlanan ‘Yol’un Yüzyılı’ programının nasıl ortaya çıktığına, içeriğine ve bundan sonrası için nasıl bir yol izleneceğine dair PİRHA’ya konuştu.

    “PROGRAMIN BÖLÜM SAYISI SEYİRCİDEN GELEN TEPKİLERE GÖRE DEĞİŞEBİLİR”

    Programa isim verirken temalarının ‘Cumhuriyet ve Alevilik’ olduğunu ancak daha sonra başlığı değiştirdiklerini belirten Boz, “Yüzyıl kavramını ben kişisel olarak seviyordum arkadaşlar da uygun gördüler. Hem de Alevi inanç öğretisinin güzel bir tarifi Yol. Aslında bir yüzyıllık özet yapacağız. Bu yüzden Yolun Yüzyılı” diye konuştu.

    Boz, aynı zamanda programı 14-15 bölüm olarak tasarladıklarını da ifade ederek seyirciden gelen tepkilere göre de programın bölüm sayısının değişebileceğini söyledi. Boz, şöyle devam etti:

    “Yüzyıl ama yüzyıla 1923’te başlamak olmuyor. Birinci yüzyıla girerken nasıl bir tarihsel arka zeminde duruyorduk bir arkamıza bakmak, bunu özetlemek ondan sonra yüzyıllık hikayeyi dinlemek istedik.”

    “AKP DÖNEMİNDE ALEVİLER VE ALEVİLİK KONULU BİRKAÇ PROGRAM YAPMAYI PLANLIYORUZ”

    Boz, Yol’un Yüzyılı programının içeriğinde neler olacağına, nasıl bir yol izleneceğine dair de şunları söyledi:

    “Osmanlı’da Alevilik, Bektaşiliğin ilgası, 19. yüzyıl, kuruluş aşamasındaki o anayasal zeminde Aleviler, Alevilik nerede duruyor, bunlara bakıp ondan sonra da 30’lu yıllar, 50’lere kadar olan bir ekonomideki dışa açılmacı çok partili dönem ondan sonra Alevilerin kente indiği, kentleşmenin başladığı ve sol siyasal hareketle buluştuğu 1960-80 yılları arasını da ayrı bir bölüm olarak yayınlayacağız. Daha sonra elbette 90’lar. Maalesef bizim hafızamızda 90’larla ilgili kötü şeyler var. Madımak’a, Gazi’ye bakacağız. 90’lardan sonra da 2000’ler, AKP döneminde Aleviler ve Alevilik konulu birkaç program yapmayı planlıyoruz. Şu an tasarımız bu şekilde.”

    “TÜM YURTTAŞLARIMIZIN BU PROGRAMI İZLEMESİNİ İSTERİM”

    Çok heyecanlı olduğunu ifade eden Boz, son olarak programa dair düşüncelerini ise şöyle aktardı:

    “Çünkü İktisat Tarihçisiyim. Bu sene mesela Türkiye Ekonomisi dersini veriyorum. Her hafta orada Türkiye’nin bir dönemini incelerken her hafta bu stüdyoya gelip o dönemde Aleviler ve Aleviliğin nasıl dönüştüğünü bu konuda dirsek çürütmüş, emek vermiş kişilerle konuşmak benim için çok özel bir şey olacak. Pek çok alandan isimle görüşmek, çoğulcu bir bakış açısıyla Aleviliğe bakmak, hepimizi o özcü mikroptan, tekçi anlayıştan, devlet takıntısından kurtaracak çareler ya da ipuçları bu programda olacak. Ben o yüzden Alevi olsun olmasın tüm yurttaşlarımızın bu programı izlemesini isterim. Bence güzel bir yüzyıllık hikaye olacak.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı ve Alevi Hak Mücadelesi Paneli düzenlendi -VİDEO

    Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı ve Alevi Hak Mücadelesi Paneli düzenlendi -VİDEO

    PİRHA- İBB’nin düzenlediği Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali kapsamında Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı ve Alevilerin Hak Mücadelesi Paneli gerçekleştirildi. Medine Meral’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele, PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Kara, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Sekreteri Yeşim Kantekin ve Prof. Dr. Çiğdem Boz konuşmacı olarak katıldı. Panelde Alevi kadınlar Alevilerin güncel sorunlarını ve yeni yüzyıl için çözüm önerilerini tartıştı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi(İBB)’nin ikincisini düzenlediği Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali ikinci gün etkinlikleri kapsamında, Medine Meral’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı ve Alevilerin Hak Mücadelesi Paneli’ne, PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Kara, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Sekreteri Yeşim Kantekin ve Prof. Dr. Çiğdem Boz konuşmacı olarak katıldı. Panelde Alevi kadınlar Alevilerin güncel sorunlarını ve yeni yüzyıl için çözüm önerilerini tartıştı.

    “NE ZAMAN SİYASİ BİR ÇIKMAZ OLSA ALEVİLER ÖNE SÜRÜLÜYOR”

    Yeşim Kantekin, Alevilerin işinin zor olduğunu söyleyerek, “Bence bu toplumda yaşayan bütün ötekilerin işi hakikaten zor. Ama ben hala bir umudun olduğunu düşünüyorum. Çünkü zaten biz yüzyıllardır bu topraklarda yaşıyoruz. Kolay kolay bizi yok edemediler ve edemeyecekler. Alevi her bireye ulaşabilmenin yollarını bulmamız gerekiyor. Türkiye’de ne zaman siyasi bir çıkmaz olsa Aleviler öne sürülüyor. Bizim öyle bir lokmaya gelmememiz lazım açıkçası. Yüzyıl meselesini kadınlar, çocuklar ve erkekler açısından ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Bugün var olan eğitim sistemiyle ilgili yapılan değişikliklerle alakalı biz Alevi ailelerde neler yapabiliriz? Bunları ayrı ayrı tartışmamız gerekiyor. Ve bireysel anlamda da bence her Alevi bireyin gerçekten samimiyetle söylüyorum, her gün bir tane Alevi deyişini, Alevi nefesini okuması gerekiyor bence” dedi.

    “İKİNCİ YÜZYILDA AKP KALMAYACAK”

    Rukiye Kara, “Ülkeden alacak hakkımız ikinci yüzyılda da devam edecek, alacağız” diyerek şunları ifade etti:
    “Bunun için mücadele ediyoruz. Yediden yetmişe çocuklarımız, gençlerimiz, geleceğimiz, aydınlık gelecekte büyüyecekler. Karanlığa sığmayacak kadar yüreğimiz büyük. Hiç sığmayacak kadar aklımız yüksek bunu AKP bildiği için dört artı dörtleri başlattı. Geri adım attığı ama bugün projesiyle bütün ülkeye yaydığı diyanetin fetvalar verdiği, yönetmeye çalıştığı yandaşlarını, uyuşturucu bağımlılarından destek aldığını çok iyi görebiliyoruz değil mi? Biz bunların hepsine karşı savaş vereceğiz. O meclisi de temizleyeceğiz. İkinci yüzyılda AKP kalmayacak”
    “TÜM DÜNYANIN SORUNU EŞİTSİZLİK”
    Prof. Dr. Çiğdem Boz ise dünyanın sorununun eşitsizlik meselesi olduğunu belirterek “Yoksulluk had safhada. Bize kapitalizm ya da liberal düzen bunları piyasadan alabileceğimiz şeyler gibi gösterse de, bunlar temel yurttaşlık hakkı. Yani biz satın almamalıyız. Bunu OHAL’in tarafsız kamu düzenini sağlamakla görevliyiz. Devlet eğer devlet olacaksa devlet bunları bize sağlamakla görevli olmalı. Dolayısıyla bir kez bütün bunlara yani Alevilik bizim birkaç kitap, eşit yurttaşlık hakkımız dahil eğitim, barınmak olup hepsine bütüncül bakmalıyız. Ve bizler Aleviler olarak tüm bu hak mücadeleleri, yoksulluk konusunda, sınıf konusunda ezilenlerin yanında olmalıyız. Bence böyle Alevilik olur diye düşünüyorum” dedi.
    PİRHA/İSTANBUL
  • CAN TV’de Prof. Dr. Çiğdem Boz’un sunumuyla ‘Yol’un Yüzyılı’ başladı-VİDEO

    CAN TV’de Prof. Dr. Çiğdem Boz’un sunumuyla ‘Yol’un Yüzyılı’ başladı-VİDEO

    PİRHA-CAN TV’de yayınlanan Yol’un Yüzyılı programı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un sunumuyla izleyiciyle buluştu. Programda hakikatin bulunmaya çalışılacağı vurgulandı. 

    Cumhuriyet’in yüzyılını geride bırakırken, Alevilerin son yüzyılda yaşadıklarını tarihsel, sosyal ve kültürel açıdan değerlendiren Yol’un Yüzyılı programı CAN TV‘de ilk bölümü yayınlanarak izleyiciyle buluştu.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz’un sunumunda yapılan programın ilk bölümüne Tarihçi-Yazar Alişan Akpınar, Doç. Dr. Cemal Salman, Araştırmacı-Yazar Gültekin Uçar, CAN TV Yayın Kurulu üyeleri Çilem Küçükkeleş ve Veli Büyükşahin katıldı.

    “SEYİRCİYLE BULUŞMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ BİR PROGRAMA DÖNÜŞTÜ”

    Programda ilk olarak konuşan CAN TV Yayın Kurulu üyesi Çilem Küçükkeleş, “Aslında tam da 100. yaşı tamamlarken birçok şeyi konuşmuş olmak istiyorduk. Türkiye’nin tarihi denilen tarihi seçim, büyük seçim aslında hepimizin kaderini belirleyen gibi çok abartılı yaklaştığımız ama gerçekte öyle bir abartının olmadığını hep birlikte deneyimlediğimiz, o deneyimin de bize bu programı getirdiğini daha da güçlendirdiğini söyleyebiliriz. Çünkü biz Aleviler, Cumhuriyet’in o kadar kolay değişmediğini, öyle sandıkla bir demokrasi gelmeyeceği meselesini demokrasinin tam da toplumsal bir mesele olduğunu biraz deneyimlediğimiz bir süreç oldu. Ve yeni yayın döneminde mutlaka seyirciyle buluşması gerektiğini düşündüğümüz bir programa dönüştü. Seyircimiz tarih programı gibi elbette algılanmasın. Çünkü biz bir yüzyıla, bir şekilde Cumhuriyet’te ne yaşadığımıza gideceğiz. Ama bir de geri döneceğiz biz bu yüzyılda neler yaptık diyeceğiz” dedi.

    “ALEVİLİKLE İLGİLİ HANGİ SORULARI CEVAPLAYABİLDİK?”

    Tarihçi-Yazar Alişan Akpınar ise programın amacına dair konuşarak, “Amacımız, son 30-35 yılda Alevilikle ilgili yapılan çalışmaları, bu çalışmaları yapan akademisyenleri davet etmek. Bu çalışmalarda Alevilikle ilgili biz hangi soruları cevaplayabildik? Hala hangi soruları soruyoruz? Biraz programın amacı da bu. Son 30-35 yılda Alevilikle ilgili yapılan çalışmaların sayısı epeyce arttı. Bu çok önemli” dedi.

    “GELECEK YÜZYILI DOĞRU KURMAMIZ LAZIM”

    Araştırmacı-Yazar Gültekin Uçar, programda nelere değineceklerini şöyle ifade etti:

    “Yaşananlara, itirazlara, alternatif önerilere, anayasa kısmında Koçgiri’ye de değineceğiz. Muhtemelen sonrasında da Dersim. Bunların hepsi kuruluşun problemleridir. Koçgiri, siyasal birliğin kurulması konusunda önerileriyle bir anahtar. Eğer o öneriler kabul edilseydi bugün bambaşka bir Türkiye’den söz ediyor olacaktık. Gelecek yüzyılı doğru kurmamız lazım. Bunun bir anlamı da bu, programın katabileceği belki.”

    “BURADA YAPILACAK ŞEY BİLGİ AKTARIMI VE HAFIZA TAZELEME OLACAK”

    Doç. Dr. Cemal Salman da, bilgi aktarımı ve hafıza tazelemeye dikkat çekerek, “Temelde ister adını tarih koyalım, ister sosyal bilimler koyalım. Burada yapılacak şey, bir tür bilgi aktarımı ve hafıza tazeleme olacak aslında. Çünkü Alevi tarihi hem sözlü hem yazılı kaynak olarak yüzyıllara uzanan bir geniş, derin bilgi hazinesini içeriyor” ifadelerini kullandı.

    “BU PROGRAMDA HAKİKATİ BULMAYA ÇALIŞACAĞIZ”

    CAN TV Yayın Kurulu üyesi Veli Büyükşahin ise programın bir ciddi karşılığının olabileceğini düşündüğünü söyleyerek, “Bu programda hakikati bulmaya çalışacağız” dedi.

    Programın linkine buradan ulaşabilirsiniz.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

  • ‘Alevilik; devletsiz, iktidarsız, sermayesiz bir düzen kurdu, en az 500 yıl ayakta tuttu’-VİDEO

    ‘Alevilik; devletsiz, iktidarsız, sermayesiz bir düzen kurdu, en az 500 yıl ayakta tuttu’-VİDEO

    PİRHA-Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri’nin ikinci gününde konuşan Prof. Dr. Çiğdem Boz, iktisatçıların Alevilik ile ilgilenmesi gerektiğini belirtti. Boz, “Devletsiz, iktidarsız, sermayesiz bir düzen kuruyor ve bunu en az 500 yıl kurumları ile birlikte ayakta tutuyor. Çünkü eşitlikçi, iktidar karşıtı, muhalif, doğaya, insana hatta tanrıya farklı bakışı olan bir inanç” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şubesi tarafından yapılan “Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” ikinci gününü geride bıraktı. Sanatçı Muharrem Temiz konseri ile başlayan ikinci günde Prof. Dr. Ali Yaman “Ocaklar, inançlar, tekkeler”, Prof. Dr. Çiğdem Boz “Bir iktisatçı gözü ile Alevilik”, Araştırmacı, Yazar Ayhan Aydın ise “Ocaklar, tekkeler, dergahlar, gelenekler kayıp mı oluyor?” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.

    “ALEVİLİĞİN OCAK SİSTEMİNDEKİ HAZİNENİN SONUCU”

    Aleviliğin zengin bir inanç olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Yaman şunları söyledi:

    “Pir Sultan Abdal üniversiteye gitmedi. İnternet kullanmadı. Yıldızeli’nin Banaz Köyü’nde o güzellikleri söyledi. Kuzulara, koyunlara seslendi. “Hayvanlara eziyet etmeyin” dedi. İnsan, hayvan, çevre sevgisini söyleyebildi. Aşık Veysel, Sivrialan Köyü’nde o güzel şeyleri söyleyebildi. Toprağa, “Seni yırttım, sen bana gül verdin” dedi. Bunlar gerçekten çok önemli şeyler. Bunu bugün biz söyleyebiliriz. Yararlandığımız kaynaklar, okullar, inanılmaz imkanlar var. Ama onlar hiç okula gitmeden o günkü şartlarda büyüyüp, o gün bunları söyledilerse, bunlar çok önemlidir. Bunu söyleten inancımızın değerleridir. Bunu sağlayan, ocak sisteminin pir-talip ilişkileridir. Onun için önemlidir. “Kadınları okutunuz” demek 13. yüzyılda çok değerliydi. Hacı Bektaş Veli, ocak sistemi içerisinde “Emeği ile geçinmeyen bizden değildir” dedi. “Ayağa kalkacaksan, hizmet için kalk” dedi. Emeği yüce bir değer olarak 13. yüzyılda ortaya koydu. İşte bu Aleviliğin dergah sistemindeki hazinenin bir sonucudur.

    “ALEVİLİK; DEVLETSİZ, İKTİDARSIZ, SERMAYESİZ BİR DÜZEN KURDU”

    Prof. Dr. Çiğdem Boz ise sözlerine “Ben bir iktisatçıyım. Ekonomi demek istemiyorum alanıma. “Ekonomistim” demek ise hiç istemiyorum. Kendisine “ekonomistim” diyen kişinin bizi ne hale getirdiği ortada” diyerek başladı. Aleviliğin iktisat ile olan ilişkisini Boz, şöyle anlattı:

    “Modern iktisat bilimi aslında devletin, sermayenin ve ulusun bir bileşenidir. Tüm bunların Alevilik ile ilgisi ne? İktisatçılar neden Alevilik ile ilgilenmeli. Bir sosyal bilimcinin işi toplumu anlamak ise Aleviliğe eğilmek zorunda. Devletsiz, iktidarsız, sermayesiz bir düzen kuruyor ve bunu en az 500 yıl kurumları ile birlikte ayakta tutuyor. Ocak sistemi, dede-talip sistemi, cemlerimiz ve diğer tüm kurumlarımızla devlete ve piyasaya ihtiyaç olmadan ayakta durabilen bir topluluk. Bu mucizevi gibi bir şey gerçekten. Bu aslında pre-kapitalist bir olgu. Yani devletsiz, sermayesiz, piyasasız yaşanabiliyor. Dayanışma ile ayakta kalınabiliyor. İktisatçı neden Alevilik ile ilgilenmeli? Çünkü eşitlikçi, iktidar karşıtı, muhalif, doğaya, insana hatta tanrıya farklı bakışı olan bir inanç. Hiyerarşi tanımayan bir topluluk, öğreti ki, insan ile tanrı arasında bir hiyerarşi, dikey bağlantı yok. Kendini hakta, hakkı kendisinde gören insanlar topluluğundan bahsediyoruz.

    “ALEVİYİZ DİYORUZ AMA ALEVİ OLAMIYORUZ”

    Yazar Ayhan Aydın da, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaretine değinerek, şöyle konuştu:

    “Değiştirebiliyor muyuz yönetimleri? Temelden değiştirebiliyor muyuz örgütlerimizi? Davasına sahip çıkabilecek, siyasi iktidarlara satılmayacak insanları yönetime getirebiliyor muyuz? Gözlerimizin önünde Ankara’da yapılanlar, federasyonların bilgisi dışında neden Hüseyin Gazi Vakfı’nda bu oyunlar oynandı? Çünkü zemin hazırdı. 30 yıldır oraya çöken, çıkarcı, Aleviliği kullanan, yeri gelince Hz. Ali’ye küfreden bir zihniyet orada olduğu için belli çevreler tarafından Soylu’nun danışmanı gelip orada o zemini bulur, cumhurbaşkanını da orada getirip, posta oturtur. “Yol bir sürek bin bir” deniyor ama yola birlikte gidilir. Yol cümleden uludur. Yolumuz bedeller ödenerek günümüze kadar gelmiş bir yoldur. “Biz Aleviyiz, Bektaşiyiz, Alevi yazarı, dedesi, kurum başkanıyız” diyoruz ama Alevi olamıyoruz.”

    Etkinliklerin ikinci günü sanatçı Sabahat Aslan konseri ile sona erdi. “Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” üçüncü gününde sona erecek.

    PİRHA / BALIKESİR

    >‘Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri’ başladı-VİDEO

  • GADEV Alevi Akademisi’nin birinci eğitim programı sona erdi-VİDEO

    GADEV Alevi Akademisi’nin birinci eğitim programı sona erdi-VİDEO

    PİRHA-GADEV Alevi Akademisi’nin, “Sosyal Bilimler Perspektifinden Alevilik” başlıklı birinci eğitim programı, düzenlenen sertifika töreni ile sona erdi. Törende konuşan Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Sosyal bilimciler olarak Aleviliği tanımlayan bir program yapmadık. Aleviliği anlamak ve anlatmak istedik. Devletlerin Aleviliği tanımlamasına karşıyız” dedi.

    GADEV Alevi Akademisi’nin birinci eğitim programı sona ererken, gerekli şartları yerine getiren 85 kişi, düzenlenen tören ile sertifikalarına kavuştu. “Sosyal Bilimler Perspektifinden Alevilik” başlıklı ilk programın sertifika töreni İstanbul Küçükçekmece’deki Garip Dede Cemevi bahçesinde yapıldı.

    Törende Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, akademisyenler Çiğdem Boz ile Şükrü Aslan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ali Kenanoğlu söz aldı.

    “ALEVİLİĞİ ANLAMAK VE ANLATMAK İSTEDİK”

    Her cemevinin aslında akademik bir kurum olduğunu belirten Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Bizim yaptığımız, özgünlüğü olan bir şeydi. Süreklilik vardı. Biz bu program ile Türkiye’deki Alevilere ve Alevilikle ilgili çalışma yapanlara bir şey söylüyoruz. Sosyal bilimciler olarak Aleviliği tanımlayan bir program yapmadık. Aleviliği anlamak ve anlatmak istedik. Devletlerin Aleviliği tanımlamasına karşıyız. Alevilik her ne ise ancak onu içinden gelenler söyler” diye konuştu.

    “ALEVİLER, AVRUPA DEVLETLERİNDEN ÖNCE BURADA TANINMALIYDI”

    “Bu program ile Türkiye’yi yönetmeye aday olanlara da bir şey söylüyoruz” diyen Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir kimliğin kendisiyle ve çevresiyle barışık yaşaması çok normaldir. Her insanın anadiliyle ve inancıyla yaşaması doğal bir haktır. Aleviler için de doğal bir haktır. Avrupa devletleri Alevileri tanımaya başladı ama en başta burada tanınması gerekiyordu. Çünkü Alevilerin anavatanı burası.”

    “PROGRAM KİTAP HALİNE GETİRİLECEK”

    Aslan son olarak eğitim programında işlenen derslerin kitap haline getirileceğini, çevrimiçi şekilde de erişime açılacağını duyurdu.

    Sertifikaların dağıtılmasının ardından program, sanatçılar Cengiz Özkan ile Tolga Sağ’ın müzik dinletisi ile sona erdi.

    PİRHA / İSTANBUL