Etiket: çiğdem göksoy

  • Kadın cinayetlerini sormak yargılanıyor: “Bu dava kadınlara gözdağıdır”- VİDEO

    Kadın cinayetlerini sormak yargılanıyor: “Bu dava kadınlara gözdağıdır”- VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker’in, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümlerine dair verdiği röportaj nedeniyle yargılandığı davanın karar duruşması cuma günü Mersin’de görülecek. Karar duruşması öncesi konuşan Dernek Başkanı Çiğdem Göksoy, bunun kadınların adalet talebini susturmaya yönelik bir dava olduğunu vurguladı.

    Mimoza Kadın Derneği üyesi ve Mersin Kadın Platformu aktivisti Şehriban Şeker hakkında, Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku’nun ölüm süreçlerine ilişkin verdiği bir röportaj nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla dava açıldı. İddianamede, Şeker’in Mezopotamya Ajansı’na verdiği röportajda dile getirdiği açıklamaların “gerçeğe aykırı” olduğu ve kamuoyunu yanılttığı öne sürüldü.

    Mersin 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen üçüncü duruşmada savcı, Şeker’in ayrıca “kamu barışını bozma” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti. 16 Ocak Cuma günü görülecek karar duruşması öncesinde PİRHA’ya konuşan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, tüm kadın kurumlarını dayanışmaya çağırdı.

    “KADIN CİNAYETLERİNİ SORGULAMAK SUÇ SAYILIYOR”

    Çiğdem Göksoy, Şehriban Şeker’in söz konusu açıklamaları kadın cinayetlerinin üzerinin örtülmesine karşı yapılan bir savunuculuk faaliyeti olarak tanımladı. Göksoy, Şeker’in Sığınaklar Kurultayı sürecinde yaptığı röportajın, ailelerin ve avukatların kamuoyuna yansıyan beyanlarını aktarmaktan ibaret olduğunu vurgulayarak, “Bu röportajda dava konusu yapılabilecek, suç unsuru oluşturabilecek herhangi bir durum olmadığını çok iyi biliyoruz. Eğer bir kadın cinayetini sorgulamak, delillerin neden toplanmadığını, dosyaların neden ilerlemediğini sormak ‘halkı kin ve nefrete sürüklemek’ olarak tanımlanıyorsa, burada dönüp yargı sisteminin, emniyetin ve adli süreçlerin kendisinin sorgulanması gerekir. Gülistan Doku dosyası altı yılı geride bıraktı, hala gizlilik kararı var. Rojin Kabaiş dosyasında da benzer bir tablo görüyoruz. Bu bize münferit değil, sistematik bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor” dedi.

    “KADIN ÖRGÜTLERİNİ GERİ ÇEKMEK İSTİYORLAR”

    Göksoy, davanın aynı zamanda kadın örgütlerini hedef alan bir yıldırma politikası olduğunu belirterek, “Mimoza Kadın Derneği olarak Mersin’de ve Türkiye genelinde kadına yönelik şiddetle mücadelede güçlü bir çalışma yürütüyoruz. Bu dava, yalnızca bir arkadaşımıza açılmış bireysel bir dava değil; feminist kadın örgütlerini ötekileştirmeye, marjinalleştirmeye dönük bir girişimdir. Bugün bir arkadaşımıza dava açılır, yarın bir başkasına. Ama biz bu süreçleri tanıyoruz. Bu davalar bizi durdurmadı, aksine dayanışmamızı büyüttü. Bu davalar bizim için hiçbir zaman yolu bırakmamıza ya da bu mücadelemizden geri adım atacağımız anlamına gelmedi. Aksine örgütlenerek bugüne kadar gelebildik” diye konuştu.

    KARAR DURUŞMASI İÇİN DAYANIŞMA ÇAĞRISI

    Göksoy, cuma günü görülecek karar duruşması öncesi tüm kadın örgütlerine çağrıda bulunarak şunları söyledi:

    “16 Ocak Cuma günü saat 09.45’te Mersin 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması görülecek. Buradan tüm feminist kadın örgütlerini, kadınları ve hak savunucularını dayanışmaya çağırıyoruz. Bizler Gülistan’a, Rojin’e ve kaybedilen tüm kadınlara ne olduğunu sormaya devam edeceğiz. Bu davalar bizi susturamayacak.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER: 

    -Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı suç sayıldı!

    -Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı dava konusu oldu, duruşma ertelendi

    -Gülistan ve Rojin’i sormak suç sayıldı: Şehriban Şeker hakkında ceza talebi!

  • Mersin’de İsrail protestosu: Filistin halkı için kınama değil, yaptırım gerekli-VİDEO

    Mersin’de İsrail protestosu: Filistin halkı için kınama değil, yaptırım gerekli-VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile Mersin Kadın Platformu, Filistin’deki saldırılara karşı yürüyüş düzenledi. Yapılan açıklamalarda İsrail’le tüm ilişkilerin kesilmesi ve ABD üslerinin kapatılması çağrısı yapılırken, Filistinli kadınların yaşadığı ağır koşullara dikkat çekildi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile Mersin Kadın Platformu, Filistin’de yaşananlara dair eylem yaptı. “Katil İsrail Filistin’den defol”, “Filistinli kadınlar yalnız değildir” ve “Filistin özgürdür, özgür kalacak” sloganları eşliğinde yürüyüş yapan platform bileşenleri, Özgecan Aslan Barış meydanında basın açıklamaları gerçekleştirdi.

    “İSRAİL İLE İLİŞKİLERE DERHAL SON VERİLSİN”

    İlk açıklamayı yapan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü İzzet Çalış, İsrail’in saldırıları ve insani yardım girişini kısıtlayan abluka ile Gazze’de açlığın yayıldığını; su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığını belirtti. Çalış, “Başta çocuklar olmak üzere, Gazze Şeridi’nde açlık nedeniyle ölümler artıyor. Yerel ve uluslararası çevreler, İsrail’in “açlığı ve susuzluğu silah olarak” kullandığını belirtiyor. Sivil altyapıyı da tahrip ederek Gazze’nin yüzde 88’ini yıkan İsrail ordusu, sürgün emirleriyle yerinden ettiği Filistinlileri sık sık barındıkları bölgelerde hedef alıyor” dedi.

    İsrail ile ticari ilişkerini sürdüren Türkiye hükümetini de eleştiren Çalış, “Bugün bir yandan İsrail’i tehdit ilan ederken, diğer yandan ticaret tüm hızıyla sürmekte; ekonomik ilişkiler yeni rekorlar kırmaktadır. En çok övündükleri silah sanayi için İsrail’e silah satan şirketlerle ortaklık kurmaktan çekinmemektedirler. İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere ülkemizdeki Amerikan üsleri, İsrail’in askeri gücünün doğrudan bir parçası olarak işlemektedir. Bizler İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere tüm ABD ve NATO üsleri derhal kapatılmasını ve İsrail’le tüm askeri, ekonomik ve ticari ilişkilerin kesilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

    FİLİSTİNLİ KADINLARIN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Ardından Mersin Kadın Platformu’nun yaptığı açıklamada, saldırılar sebebiyle Filistinli kadınların yaşadığı sorunlara değinildi. Platform adına basın metnini okuyan Çiğdem Göksoy şu ifadeleri kullandı:

    “Filistin’e yönelik saldırılar sonucunda binlerce kadın ve kız çocuğu kalıcı olarak engelli hale geldi. İşgal ve soykırım koşullarında tacize, tecavüze, erkek şiddetine, çıplak aramaya maruz kalan Filistinli kadınların başvurabilecekleri bir mekanizma ya da sığınabilecekleri güvenli bir alan yok. Gıdaya, ilaca, hijyenik pede ve hiçbir temel ihtiyaca erişim mümkün olmadığı için birçok kadın sağlık sorunları yaşıyor. Hamile ve emziren kadınlar yetersiz beslenme nedeniyle kansızlık, gebelik zehirlenmesi, kanama ve hatta ölüm riskiyle yaşıyor. Doğumda durumu ağırlaşan kadınlar gerekli medikal destek sağlanmadığı için hayatını kaybediyor. Bombardıman altında defalarca göç etmek zorunda kalan kadınlar bir yandan enkaz yığınına dönen yerlerde açlıktan ölmemek için yaşam mücadelesi verirken diğer yandan çocukların, yaşlıların, yaralıların bakımını üstleniyor.

    Biz kadınlar, siyonist işgal devletinin iki yıldır Filistin halkını hedef alan soykırım saldırılarına karşı kadınlar olarak göstermelik kınama tezkereleri ve işlevsiz hamaset değil somut yaptırım uygulanmasını talep ediyoruz. İsrail’e tam ambargo ilan edilmeli ve derhal uygulanmalıdır! İsrail ile askeri, siyasi, ticari, akademik ve kültürel tüm ilişkiler kesilmeli, bütün anlaşmalar feshedilmelidir! Petrol sevkiyatı durdurulmalı ve limanlar İsrail’e giden gemilere kapatılmalıdır!”

    Açıklamaların ardından platform bileşenleri, Filistin’de yaşamını yitirenlerin anısında meydanda bulunan ağacın önüne çiçek bıraktı. Eylem, sloganlar eşliğinde son buldu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Çiğdem Göksoy: Barışın öznesi kadınlar olmalı- VİDEO

    Çiğdem Göksoy: Barışın öznesi kadınlar olmalı- VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, çatışmalı süreçlerin ardından başlayan müzakerelerde kadınların rolünün artırılmasının, kalıcı barış için hayati olduğunu ifade ederek, “Barışın öznesi kadınlar olmalı” dedi.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ve PKK’nin 12. Kongresinde aldığı silah bırakma ve fesih kararı ile birlikte barış süreci yeniden gündemde. Mersin’de faaliyet yürüten Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, toplumsal barışın inşasında kadınların önemine vurgu yaptı.

    “BARIŞ KADIN MERKEZLİ YÜRÜTÜLMELİ”

    Barışın sadece çatışmaların sona ermesiyle değil, aynı zamanda müzakere süreçlerinin adil ve kapsayıcı şekilde yürütülmesiyle mümkün olacağını belirten Göksoy, özellikle kadınların bu süreçlerin dışında bırakılmasının önemli bir eksiklik olduğunu dile getirdi.

    “Biz bu işin öznesiyiz ama özne olarak görünmüyoruz” diyen Göksoy, Türkiye’de ve dünyada militarist yapıların güç kazandığı bir dönemde, barışı konuşmanın çok daha kıymetli hale geldiğini söyledi. Kadınların savaşlardan, iklim krizlerinden ve toplumsal cinsiyet temelli baskılardan en çok etkilenen kesim olduğunu vurgulayan Göksoy, barış sürecinin de kadınları merkeze alarak yürütülmesi gerektiğini belirtti.

    “TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ BARIŞIN TEMEL TAŞIDIR”

    Çiğdem Göksoy, toplumsal cinsiyet eşitliğinin barışın temel taşlarından biri olması gerektiğini ifade ederek, mevcut hükümet politikalarının kadınların bu süreçlerde yer almasını kolaylaştırmadığını söyledi. Kadınların yerelden başlayarak barışın öznesi haline gelmeleri gerektiğine dikkat çekerek, bu anlamda Mersin’i örnek gösteren Göksoy, Mersin’in farklı halkların ve kültürlerin bir arada yaşadığı, kadınların kimlikleriyle mücadeleye katıldığı kozmopolit bir kent olduğunu dile getirdi. Bu çeşitliliğin, yerel barış inşasında kadınların öncülüğünde bir güç oluşturabileceğini ifade etti.

    “Mersin gibi kentlerde kadınların örgütlü mücadelesi, barış sürecine doğrudan katkı sunabilir. Kadın kimliğiyle barışı omuzlamalıyız” diyen Göksoy, toplumsal barışa giden yolun kadınların müzakere süreçlerinde söz sahibi olmasıyla mümkün olacağını vurguladı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de ‘kayyım gölgesinde kadın mücadelesi’ konuşuldu

    Mersin’de ‘kayyım gölgesinde kadın mücadelesi’ konuşuldu

    PİRHA- Mersin’de ‘Kayyım gölgesinde kadınların demokrasi mücadelesi’ konulu panel düzenlendi. Panelde konuşan DEM Parti Grup Başkan vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bugün AKP kadın özgürlük mücadelesini dağıtmak istiyor. Ancak kayyımla mücadelede en fazla kadınlarla yan yana geldik. Bu ülkede hala nefes alabiliyorsak kadınların verdiği mücadele sayesindedir” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Örgütü, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında ‘Kayyım gölgesinde kadınların demokrasi mücadelesi’ konulu panel düzenledi. Çiğdem Göksoy’un moderatörlüğünü yaptığı panele DEM Parti Grup Başkan vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve DEM Parti MYK Üyesi Yüksel Mutlu konuşmacı olarak yer aldı. Nobel Oteli’nde yapılan panele çok sayıda kadın kurumları katıldı.

    “KAYYIM, EŞ BAŞKANLIĞI KRİMİNALİZE EDİYOR”

    Panelde ilk olarak söz alan DEM Parti Mersin İl Örgütü Eş Genel Başkanı Bedriye Kuş, 25 Kasım’a giderken kadınların iktidarın saldırılarıyla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Kuş, “İktidarın sistematik baskıları bitmiyor. Neredeyse her gün kadın ve çocuk cinayetleriyle veya kayyum gaspıyla uyanıyoruz. Tüm bunlara karşı yürüttüğümüz mücadelede büyük bir zafer elde edeceğimizi düşünüyoruz” dedi.

    Ardından söz alan Gülistan Kılıç Koçyiğit, kadınların uğradığı saldırılara dair değerlendirmelerde bulundu. Makul kadın kıyafetinin tüm kadınlara giydirilmeye çalışıldığını söyleyen Koçyiğit, 9.uncu Yargı Paketi ile medeni kanunda yapılan değişikliklere ve 6284’e yönelik saldırılara da dikkat çekerek kadınlara yönelik saldırıların her koldan yürütüldüğünü söyledi. Kayyım politikalarına değinen Koçyiğit, şunları kaydetti:

    “Kadına yönelik saldırıların spesifik anlamda Kürdistan’da daha özel uygulamaları var. Bu uygulamaların kadınlara yaşam alanı bırakmadığı şekilde genişlediğini görüyoruz. OHAL’den sonra dünya kadar Kanun Hükmünde Kararname çıkardılar ve dediler ki ‘terör suçundan anılanlar görevden alınır ve yerine kayım atanır’. Atadılar da. 3 dönemdir OHAL’de çıkan bir kanunla kayyım atıyorlar. Her gün halkın iradesine darbe yaptıklarını açık ve net gösterdiler. Peki bu kayyımların ilk icraatı neydi? Eş başkanlık sistemini kriminalize etmeye çalıştılar.”

    “KAYYIMA KARŞI EN BÜYÜK DAYANIŞMA KADINLARDAN”

    Eş Başkanlık sisteminin büyük bir kazanım olduğunu dile getiren Koçyiğit, “İşte ilk bu kazanımımıza saldırdılar ve eş başkanlığı bir yargılama konusu yaparak kadınların kazanımlarına el koymaya çalıştılar. Sonra kadın başkanlıklarını kapattılar. Kadın dayanışma merkezlerini kapattılar, kadın kooperatiflerini, semt pazarlarını, Alo Şiddet hattını kapattılar. Yani o kentte kadınlar için ne kurgulanmışsa hepsine el koydular. Oralarda dinci eğitim yapıp kindar ve dindar nesiller yetiştirecekleri merkezler haline getirdiler. Alo şiddet hattını neden kapatırsın? Bu kadın şiddete uğrasın umurumuzda değil demek değil midir? Kadına yönelik nasıl bir düşmanlık beslendiğini açık ve net gösterdiler” diye konuştu.

    İktidarın pek çok kentte asker ve polis taşıyarak halkın iradesinin sandıkta gasp edildiğini söyleyen Koçyiğit, “Sandığa da kayyım atadılar. Bu yolla şimdi de belediyeleri gasp etmeye çalışıyorlar” dedi.

    Kadınların kayyım atamalarına karşı en güçlü mücadeleyi yürüttüğünü söyleyen Koçyiğit, şöyle devam etti:

    “Kayyımla mücadelede en fazla kadınlarla yan yana geldik. Bu ülkede hala nefes alabiliyorsak kadınların verdiği mücadele sayesindedir. Batman gibi bir yerde Gülistan Sönük yüzde 61 gibi bir oyla seçildi. Kayyım atandıktan sonra da Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar batmana geldi ve dayanışma içerisinde olduğunu gösterdi. İşte bizi kurtaracak formül tam olarak budur. Eşit, özgür, adil bir toplum yaratmanın formülü budur. Bugün AKP kadın özgürlük mücadelesini dağıtmak istiyor ve bütün bunlara karşı yan yana durmamız gerekiyor.”

    “MAKBUL KADIN OLMAYACAĞIZ”

    Ardından söz alan Yüksel Mutlu, kadınların toplumun yarısın oluşturduğunu ama toplumda var olmaya itildiğini söyledi. Makbul kadın olmayacaklarını söyleyen Mutlu, şöyle konuştu:

    “Biz makbul kadın olmayacağız, mücadele eden kadınlar olacağız. 3 dönemdir belediyelerimize el konuluyor. Kayyım gasp rejimidir. Esenyurt Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beykoz Belediyesine soruşturmalar açıldı. Kayyımın edindiği SGK borçlarını şimdi ödeyin diyerek beledilere baskı uyguluyorlar. Bizim anlayışımız, demokratik ekolojik ve kadın özgürlükçü bir anlayıştır. Bunun mücadelesini veriyoruz. Karşımızdaki güç ise ‘hayır teksin, yaTürksün, Sünnisin, erkeksin ya da makbul değilsin’ diyor. Bizler de bu anlayışın karşısında farklılıkların kabulünü esas alıyoruz. Be esası büyüttüğümüzde merkezi hükümetler egemen güçler bundan rahatsız olacaktır. İşte buna, bu sisteme, bu sacayaklarına saldırılmaktadır.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Darp edilerek katledilen Pınar Bayrak’ın faili: Pınar hiç susmadığı için şiddet uyguladım- VİDEO

    Darp edilerek katledilen Pınar Bayrak’ın faili: Pınar hiç susmadığı için şiddet uyguladım- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de evli olduğu Pınar Bayrak’ı katleden Ziya Ecer hakim karşısına çıktı. Pınar’ın uyuşturucu kullandığını, kötü bir çevre edindiğini ileri süren Ecer’in uyuşturucudan sabıkası olduğu ortaya çıktı. Olay günü tartışma yaşadıklarını belirten fail, yaşanan tartışmada Pınar’ın hiç susmadığını bu yüzden şiddet uyguladığını öne sürdü!

    Mersin’de 3 Ağustos’ta evli olduğu ve uzun süredir şiddet gördüğü Ziya Ecer tarafından darp edilerek katledilen Pınar Bayrak’ın ilk duruşması öncesinde Mersin Kadın Platformu ve Pınar Bayrak’ın aile fertleri adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da katıldı.

    Platform adına açıklama metnini okuyan Çiğdem Göksoy, kadın cinayetlerinde yaşanan artışa dikkat çekerek, bunda iktidarın cezasızlık politikalarının etkisi olduğunu ifade etti. Kadına yönelik şiddette ihmaller zincirinin olduğunu belirten Göksoy, “Pınar Bayrak ve daha binlerce kadının yaşamını yitirmesine yol açan sistematik cezasızlık politikasının bir sonucudur. İktidarın kadın cinayetlerini önleme konusundaki kayıtsızlığı, kadınların yaşamını değersizleştiren bir sistem inşa etmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek gibi adımlar atarak kadına yönelik şiddetle mücadelede geri adım atan iktidar, kadınları şiddetin pençesine daha savunmasız bir şekilde terk etmiştir. Pınar Bayrak ve katledilen tüm kadınlar için devleti derhal etkin yasal düzenlemeler yapmaya ve İstanbul Sözleşmesi’ne dönerek 6284’ü etkin kullanarak bugün bu mahkemeden çıkacak karar ile kadınların yaşam hakkını korumaya çağırıyoruz” dedi.

    “KATİLİN AİLESİ TARAFINDAN TEHDİT EDİLİYORUZ”

    Açıklamada söz alan Pınar Bayrak’ın amcası Yusuf Bayrak, fail Ziya Ecer’in aile fertleri tarafından defalarca kez tehdit edildiğini ancak şikayetçi olmalarına rağmen herhangi bir yaptırım uygulanmadığını ileri sürdü. Pınar’ın katlinde suç ortaklarının olduğunun altını çizen Bayrak, “Yalnızca Ziya Ecer Arafat Ecer, Meryem Ecer, Rozelin Balkan, Bereket Ecer, Ahmet Ercan, Ömer Bayat hepsi dışarıda, bu adalet nerede?” dedi.

    “PINAR BAYRAK SAHİPSİZ DEĞİL”

    Son olarak konuşan Perihan Koca, Pınar Bayrak’ın katledilen diğer kadınlar gibi sahipsiz olmadığını söyleyerek, “Pınar’ın hayattan koparılması yetmezmiş gibi ailesi tehdit ediliyor. Birçok kadın cinayetinde olduğu gibi Pınar’ın katli de erkek yargı dolayısıyla kapatılmaya çalışılıyor. Ancak mücadelemizle buna izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    FAİLDEN ÇELİŞKİLİ İFADELER

    Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya fail Ziya Ecer SEGBİS’le katıldı. Pınar Bayrak’ın uyuşturucu kullandığını, kötü bir çevresi olduğunu ileri süren Ecer’e Mahkeme Başkanı, “Pınar’ın uyuşturucu kullandığını söylüyorsun fakat elimdeki belgelere göre senin uyuşturucudan dolayı sabıkan var” demesi üzerine Ecer, “Diş ağrım geçsin diye kullandım” savunmasını yaptı. Olay gününü anlatan Ecer, “Pınar’ benimle kavga etti. Hiç susmadan tartışınca yüzüne ve kafasına denk gelecek şekilde tokat attım. Ardından banyoya gitti, ses duyunca banyoya gittim Pınar’ın yerde olduğunu üzerinin ıslandığını gördüm. Odaya alıp ıslak kıyafetlerini çıkardım. O sırada bilinci kapalı değildi, sorduğum sorulara cevap veriyordu. Kendine bir türlü gelmeyince arkadaşım Ahmet’i çağırıp hastaneye götürdük” dedi. Öte yandan failin karakolda verdiği ifade ile mahkemede yaptığı savunmanın tamamen çeliştiği dikkatleri çekti.

    Duruşma verilen aradan sonra devam edecek.

    PİRHA/MERSİN

  • Göksoy: Erkek şiddeti tırmanışta; 9. Yargı Paketi kadına yönelik şiddeti artıracak- VİDEO

    Göksoy: Erkek şiddeti tırmanışta; 9. Yargı Paketi kadına yönelik şiddeti artıracak- VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, ülkede bir günde 7 kadının erkekler tarafından katledilmesinde iktidarın kadın düşmanı politikalarının ve cezasızlığın rolü olduğunu söyledi. Göksoy, 9. Yargı Paketi’nin bu politikalardan biri olduğuna dikkat çekerek, “9. Yargı Paketi kadın kazanımlarını geriye düşürecek ve kadına yönelik şiddeti artıracak bir düzenleme” dedi.

    Türkiye’nin 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nden resmi olarak çıkmasının ardından kadın cinayetlerinde büyük bir artış yaşanıyor. Kadın aktivistler, hukukçular ve bu alanda çalışma yapan sivil toplum örgütleri, kadın cinayetlerinde yaşanan artışa cezasızlık politikalarını sebep olarak gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde bir günde 7 kadın, son 5 günde ise 16 kadın erkekler tarafından katledildi.

    Bu cinayetlere karşı ülkenin dört bir yanında kadınlar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdürlükleri önünde çeşitli protestolar yaparak, kadın cinayetlerinde iktidarın sorumluluğu olduğuna dikkatleri çektiler.

    Mersin’de de son 6 ayda 7 kadının öldürülmesi üzerine kadınlar sokağa çıktı.

    Eylemde erkekler tarafından katledilen kadınların fotoğrafları taşındı. Bunlardan biri de geçtiğimiz günlerde Mersin’de katledilen Seher Aktekin’di. Seher, defalarca şiddet gördüğü ve hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi tarafından katledildi. Bekir Aktekin’in, tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye olduğu gün eşini öldürmesi bir kez daha caydırıcı cezaların olmamasının ne kadar yakıcı sonuçlara sebep olduğunu göstermiş oldu.

    Seher Aktekin ve diğer kadınlar için sokağa çıkıp adalet talebinde bulunan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy ile kadın cinayetlerinin sebeplerini, 9. Yargı Paketi’nin kadınlar açısından hangi riskleri taşıdığını ve iktidarın kadınların yararına nasıl politikalar yürütmesi gerektiğini konuştuk.

    “KADIN CİNAYETLERİ CİNS KIRIMINA DÖNÜŞTÜ”

    Bir gün arayla Mersin ve Adana’da 3 kadının evli oldukları erkekler tarafından katledildiğini hatırlatarak sözlerine başlayan Göksoy, İstanbul Sözleşmesi’nin feshi konuşulduğunda bu süreçlerin yaşanacağını ön gördüklerini söyledi. Kadın cinayetlerinin bir cins kırımına dönüştüğünü belirten Göksoy, “Son bir yıl içerisinde kadın cinayetlerinin, şiddetin çok fazla arttığını görüyoruz. Yargı sisteminin doğrudan işletilmediğini, hukuk sisteminin erkek aklıyla yönetildiğini ve AKP-MHP blokunun oluşturduğu sistemle işletilmenin sonucu olarak bir cins kırımla karşı karşıyayız” dedi.

    “9. YARGI PAKETİ TEHLİKE ARZ EDİYOR”

    Ceza İnfaz sisteminde birtakım düzenlemeleri içeren 9. Yargı Paketi, tartışmalı birçok maddeyi içeriyor. Kadınların evlendikten sonra kendi soyadlarını kullanmaları hakkının geri alınmasından kadınları şiddete karşı koruyan 6284 sayılı kanunda birtakım değişikliklere gidilmesi kadınlar tarafından tepkiyle karşılandı. 9. Yargı Paketi’ni kadın kazanımlarına yapılmış yeni bir saldırı olarak nitelendiren Çiğdem Göksoy, riskleri şöyle anlattı:

    “Bizler için önem teşkil eden bir yasa, çünkü İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden sonra 6284 en çok dayanağımız olan madde. Ancak bu yeni yargı paketi kabul edilirse uzaklaştırma kararıyla zorlama 20 günlük hapsin kaldırılma riski var. Evli kadınların kendi soyadlarını kullanmalarını geriye çekmek var, bu geri çekildiğinde ‘ailenin reisi’ kavramı ortaya çıkıyor. Etkin ajanlık kavramı da bizim gibi kadın mücadelesi veren STK’lar için tehlike arz eden bir madde. Bu maddeler kadınları, basını hedefe oturtan, kazanılmış haklarımızı elimizden alarak erkek ailesi oluşturulmaya çalışılıyor. Çalışma alanlarımızı daraltan bir madde ile karşı karşıyayız. Uzaklaştırma kararı aldıramayacağız eskisi gibi. Bu da kadınlara yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini arttıracak hamleler. Aynı zamanda çocuk taciz ve tecavüzlerinin de önünü açıyor çünkü erken yaşta evliliklerin önünü açan bir madde de var.”

    İKTİDARA ÇAĞRI: YASALAR ETKİN UYGULANSIN

    Göksoy, kadınların kazanılmış haklarını ortadan kaldırmanın sonucu olarak artan kadına yönelik şiddet konusunun artık etkin bir şekilde çözüme kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi. Bunun için de iktidarın kadın düşmanı söylem ve politikaları terk etmesi gerektiğini vurgulayan Göksoy, “İktidar, mevcut yasalara dokunmadan, kadınları aileye hapsetmek yerine onları güçlendirecek politikalar üretmeli. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmeli, 6284 etkin uygulanmalı. Yerel yönetimlerde kadın danışma merkezlerinin ve kadın sığınaklarının daha güçlü hale getirilmeli. Devletin artık kadınlar üzerinde yapmış olduğu olumsuz politikalara son vermesi gerekiyor” diye konuştu.

    Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, son olarak yetkilileri kadını, erkeği, LGBTİ+’ları kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde onurlu bir yaşamı sürdürebilecekleri politikalar ortaya koymaya çağırdı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de kadınlar yetkililere seslendi: Kadın katliamlarını durdurun!- VİDEO

    Mersin’de kadınlar yetkililere seslendi: Kadın katliamlarını durdurun!- VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, kadın katliamlarını protesto etmek amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Mersin İl Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Kadınlar iktidara seslenerek, “Aileyi kutsayarak, boşanmaları engelleyerek hayatlarımıza kast etmekten vazgeçin. Bu katliamı durdurun” dedi.

    Mersin Kadın Platformu, bir günde 8 kadının erkekler tarafından katledilmesine tepki göstererek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Mersin İl Müdürlüğü önünde eylem yaptı. “Aileyi koruyan politikalarınız kadınları öldürüyor” yazılı pankartın açıldığı eylemde öldürülen kadınların fotoğrafları taşındı. Burada yapılan basın açıklamasında iktidarın kadın düşmanı söylem ve politikalarına dikkat çekildi. Açıklamayı platform adına Çiğdem Göksoy okudu.

    “ERKEKLER CEZASIZLIKLA CESARETLENDİRİLİYOR”

    Çiğdem Göksoy, kadına karşı şiddetin ve ayrımcılığın körüklendiğini, “Aileyi korumak”, “boşanmaları önlemek” gibi bahanelerle mevcut yasaların hedef gösterildiğini, kadın düşmanı söylem ve politikalarından cesaret alan erkeklerin kadınları katletmeye devam ettiğini söyledi.

    Son birkaç günde birçok kadının katledildiğini, bu kadınların hepsinin de evli olduğu, boşanma aşamasında olduğu ya da boşandığı erkekler tarafından öldürüldüğünü belirten Göksoy, “Faillerin tek olmadığını biliyoruz, fail kadın düşmanı politikalarla kazanılmış haklarımıza göz diken iktidar ve onun ortaklarıdır” dedi.

    “KATLEDİLEN KADINLARDAN YETKİLİLER SORUMLU”

    İktidara sorumluluğunu hatırlatan Göksoy, şu ifadelere yer verdi:

    “Adının içerisinde ‘kadın’ geçmeyen bakanlık ailenin varlığını, güçlendirilmesini kadınların en temel hakkı olan yaşam hakkının önüne koymaktadır. Katledilen kız kardeşlerimizden siz sorumlusunuz. Aileyi kutsayarak, boşanmaları engelleyerek hayatlarımıza kast etmekten vazgeçin. Bu katliamı durdurun.

    Kadın düşmanlığının, ayrımcılığın ve erkek şiddetinin son bulması için İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmeli ve 6284 etkin şekilde uygulanmalıdır. 9’uncu Yargı paketini geri çekin, hayatlarımızı pazarlık konusu haline getirmekten vazgeçin! Hayatlarımızdan, kazanılmış haklarımızdan ve 6284’ten vazgeçmeyeceğiz. Hayatlarımız kutsal ailenize, hayatlarımız torba yasalarınıza sığmaz! Katledilen kadınların isyanını kuşanarak yaşamlarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    Açıklamanın ardından katledilen kadınlar için müdürlük önüne sembolik olarak ayakkabı bırakıldı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de Newroz coşkusu: Akdeniz’e baharı ve DEM’i getireceğiz- VİDEO

    Mersin’de Newroz coşkusu: Akdeniz’e baharı ve DEM’i getireceğiz- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de binlerce kişinin kutladığı Newroz’da konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, 31 Mart Yerel Seçimlerinde Akdeniz Belediyesi’nin kazanılacağını vurgulayarak, “Akdeniz’i hep birlikte alacağız. Akdeniz’e baharı ve DEM’i getiriyoruz” dedi.

    Mersin’de Tırmıl alanında yapılan Newroz kutlamaları sabahın erken saatlerinde başladı. “Şimdi özgürlük zamanı” şiarıyla yapılan Newroz’a gencinden yaşlısına, kadından erkeğine binlerce kişi katıldı.

    Barış Anneleri, DEM Partililer, Newroz ateşini alkış, zılgıt ve sloganlar eşliğinde barışa vesile olma dileğiyle yaktı. Newroz ateşinin yakılması sonrası kitlenin coşkusu bir kat daha arttı. Bir grup genç, Selahattin Demirtaş’ın fotoğrafını açarak, “Selo’ya özgürlük” sloganı attı.

    “BU NEWROZ BARIŞ VE KARDEŞLİĞE VESİLE OLSUN”

    DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, kitlenin Newrozunu kutlayarak, Abdullah Öcalan’ın 2013 Newrozu’na gönderdiği mesajı okudu. TJA adına konuşan Çiğdem Göksoy, kadınlara dönük saldırılara dikkat çekti.

    DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, kitlenin Newrozunu kutladı. Barış Annelerinden Emine Eren ise Adalet Nöbeti’nde olanların eylemlerine dikkat çekerek, ülkeye barış gelmesini istedi. Tutsakların taleplerinin yerine getirilmesini talep eden Eren, anneler olarak kan ve gözyaşı değil, barış ve kardeşlik istediklerini vurguladı. Eren, son olarak tüm kesimleri bu taleplerin etrafından birleşip mücadele etmesini isteyerek, “Bu Newroz barış ve kardeşliğe vesile olsun” dedi.

    AKDENİZ BELEDİYE EŞ BAŞKAN ADAYLARI: 31 MART’TA KAZANACAĞIZ!

    DEM Parti Mersin İl Eş Başkanları Bedriye Kuş ve Reşat Aşan da kitleyi selamlayarak, Newroz’u kutladı. DEM Parti Akdeniz Belediyesi Eş Başkan Adayları Nuriye Aslan ve Hoşyar Sarıyıldız kitlenin Newrozunu kutlayarak, “Newrozun direniş ruhuyla onları o koltuklardan indireceğiz. Mutlaka başaracağız.31 Mart’ta kazanacağız” dedi.

    UÇAR: ERDOĞAN HARİKALAR DİYARINDA

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir siyasi tutukluların özgürlüğü için alanlarda mücadele edeceklerini dile getirdi. Kürt sorununun demokratik çözüm bulunması gerektiğinin altını çizdi.

    Son olarak ise DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürt sorununa dair bir çözüm üretmeyen AKP-MHP iktidarını eleştirerek, “Tayyip Erdoğan, her kurduğu sözde milletin birliğinden, bütünlüğünden bahsediyor. Kürt halkını inkar ediyor. Kürt halkının dilini, kültürünü, kimliğini kabul etmiyor. Bütün kazanımlarını hedef alıyor. Ama ona sorarsanız Türkiye’de, Kürdistan’da her şey güllük gülistanlık. Dostu da yok. Dostu olsa harikalar diyarından uyandıracak. Ülkenin ne hale geldiğini gösterecek. Kürdistan’da bir belediye başkanı diyor ki bugün Kürt dili konuşuluyorsa Kürt kimliği varsa AKP sayesindedir. Allah’tan da korkmuyor bunlar. Bugün Kürt kimliğine sahip çıkan Kürt diline sahip çıkan bedel ödeyen Kürt halkıdır. Bedel ödeyen mücadele eden arkadaşlarımızdır. Bugün alanları dolduran ve demokrasiye umut olan Kürt halkı ve Türkiye halklarının emeğimiz hiç boşa gitmedi. Bundan sonra da yolumuzu aydınlatmaya devam edecek” dedi.

    “NEWROZ BİZİM DİRENİŞ KİMLİĞİMİZ”

    Yerel seçimlere ilişkin de konuşan Uçar, kayyımcı zihniyete karşı mücadele ettiklerini, kazanacaklarını kaydederek, “Akdeniz’i hep birlikte alıyoruz. Akdeniz’e baharı ve DEM’i getiriyoruz” diye konuştu. Kendileri büyüdükçe kadın düşmanı iktidarın küçülmeye devam ettiğine değinen Uçar, iktidar yok oluncaya kadar mücadele edeceklerinin altını çizdi. Bitmeyen inançları nedeniyle AKP’nin 2015’ten beri ittifaksız seçime gidemediğine işaret eden Uçar, AKP’nin Kürt düşmanlarıyla, kontra güçlerle ittifak yaptığını belirtip, Newroz alanlarını gösterip, “Bu direniş bizim geleceğimiz. Newroz bizim mücadele kimliğimiz” sözlerini kullandı.

    Newroz kutlaması sanatçılar Erdoğan Emir ve Simyager‘in ezgileri seslendirmesiyle sona erdi.

    7 GÖZALTI

    Bu arada Newroz kutlamalarının ardından 7 kişi gözaltına alındı. Çocuk Şube ve Terörle Mücadeleye götürülen yurttaşların gözaltı işlemleri sürüyor.

  • Kadınlardan 8 Mart çağrısı: Feminist isyanımızla birbirimiz için sokaklarda olalım- VİDEO

    Kadınlardan 8 Mart çağrısı: Feminist isyanımızla birbirimiz için sokaklarda olalım- VİDEO

    PİRHA- Kadınların kazanılmış haklarına saldırıların yoğun yaşandığı bir ortamda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne gittiklerini belirten Mersin Kadın Platformu üyeleri, “Tüm saldırılar karşısında 8 Mart’ta feminist isyanımızla birbirimiz için sokaklarda olalım” çağrısında bulundular.

    Kadınları, LGBTİ+’ları erkek şiddetine karşı koruyan ve bu anlamda geniş hakları kapsayan İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin ardından kadınların kazanılmış haklarına saldırılar gün geçtikçe artıyor. Kadınlar; nafaka hakkının tartışmaya açılması, LGBTİ+ düşmanı politikalar, Medeni Yasa’da değişiklik, cezasızlık politikaları, kadın cinayetleri ve artan erkek şiddeti gündemleriyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne hazırlanıyor.

    Mersin Kadın Platformu’ndan Ayşegül Göçmen, Çiğdem Serin, Çiğdem Akbaba ve Birsel Tutuş, tüm bu saldırılara karşı 8 Mart’ta alanlarda olma çağrısı yaptı.

    “FEMİNİST İSYANIMIZLA 8 MART’TA SOKAKLARDAYIZ”

    Ayşegül Göçmen, kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik erkek-devlet şiddetinin artarak devam ettiğini, iktidarın kadın düşmanı söylem ve politikalarının şiddeti körüklediğine dikkat çekti. Kazanılmış haklara saldırıların yaşandığı böylesine bir ortamda 8 Mart’ta sokaklarda olmanın önemine vurgu yapan Göçmen, “Sadece kendimiz için değil yanı başımızdaki kız kardeşlerimiz için de savaşmak, haklarımız için mücadele etmek adına tüm kadınları ve LGBTİ+’ları 8 Mart’ta alanlarda olmaya davet ediyorum” dedi.

    Çiğdem Serin, “8 Mart’a, iktidarın kadınların haklarına saldırıların çok fazla arttığı, kutsal aile yalanlarıyla kadınların şiddet dolu evlere hapsedilmek istendiği, LGBTİ+ düşmanlığı üzerinden Medeni Kanun ve Anayasa değişikliği tartışmalarıyla gidiyoruz. İktidarın kadın ve LGBTİ+’lara karşı nefret politikalarıyla birlikte erkek şiddeti de artmaya devam ediyor. Bize dayattıkları kutsal aile yalanlarına, erkek şiddetine karşı feminist isyanımızla sokaklarda olacağız. Tüm kadınları da 8 Mart’ta feminist isyanımızla buluşmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    “ERKEK-DEVLET ŞİDDETİYLE MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    “Kendimizi aile kavramlarına sığdırmadan, kadın mücadelesini genişleterek kazanılmış haklarımıza sahip çıkarak o gün alanlarda olacağız” diyen Çiğdem Göksoy da bireysel haklarla birlikte toplumsal hakları da yeniden inşa edebilmek adına tüm kadınları 8 Mart’ta alanlarda olmaya davet etti.

    Birsel Tutuş ise mücadele vurgusu yaparak şu çağrıda bulundu:

    “Kazanımlarımızın bir kısmını kaybettik İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere. Ama bunlar için mücadele etmeye, kaybettiklerimi tolere etmemeye devam edeceğiz. Devlet eliyle kazanılmış haklarımızın yok edilmek istenmesine ve erkek şiddetine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. 8 Mart’ta bütün kadınları sokaklara bekliyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • “Medeni yasada yapılacak değişiklik, kadınlara saldırıdır”- VİDEO

    “Medeni yasada yapılacak değişiklik, kadınlara saldırıdır”- VİDEO

    PİRHA- Medeni Kanun’un kabulünün yıldönümünde sokağa çıkıp iktidarın erkek egemen politikalarını eleştiren Mersin Kadın Platformu, “Medeni Yasanın yeniden tartışmaya açılması kadınların haklarına, özgürlüklerine bir saldırıdır. Kadınların lehine düzenlemeler yapıyoruz diyerek haklarımızı yok etmeye çalışan iktidara izin vermeyeceğiz” dedi.

    Mersin Kadın Platformu, Medeni Kanun’un kabulünün 98’inci yıldönümünde Özgecan Aslan Barış Meydanında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, DEM Parti Akdeniz Belediye Eş Başkan Adayı Nuriye Arslan ve çok sayıda kadın katıldı.

    Platform bileşenleri; Medeni Kanunu’n değiştirilmek istenmesine, 6284 sayılı yasaya ve nafaka hakkına karşı saldırılara, LGBTİ+ düşmanlığına, kadın cinayetlerine ve iktidarın kadın düşmanı politikalarına karşı sokağa çıkarak, mücadele vurgusu yaptılar.

    “KADINLARIN ANAYASAL GÜVENCESİ ORTADAN KALDIRILACAK”

    Platform adına basın açıklamasını okuyan Çiğdem Göksoy, Medeni Yasanın yeniden tartışmaya açılmasının kadınların haklarına, özgürlüklerine yapılan bir saldırı olduğunu belirtti.  Göksoy, Medeni Yasada yapılacak değişiklikler ile başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere toplumun bütün kesimlerinin anayasal güvencesinin ortadan kalkacağına işaret etti.

    Anayasa’nın 41’inci maddesinin de değiştirilmek istendiğini söyleyen Göksoy, “41’inci maddeye getirilmek istenen değişiklik gerek Anayasaya gerekse Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine açıkça aykırı ve ayrımcıdır; insan onuruna ve çoğulcu demokrasiye saldırı niteliğindedir” dedi.

    “LGBTİ+’LAR ÜZERİNDEN MEDENİ KANUN HEDEF ALINIYOR”

    İktidarın LGBTİ+ düşmanlığı üzerinden Medeni Kanun’u hedefine koyarak Anayasa değişikliği planları yaptığına dikkat çeken Göksoy, şu ifadeleri kullandı:

    “Nafaka hakkımızı tartışmaya açarak bizleri kendi kafasında yaratığı ‘kutsal aile’ye hapsetmeye çalışıyor. Bizi hapsetmeye çalıştığı ailede şiddete uğruyoruz, öldürülüyoruz, emeğimiz sömürülüyor. Dini referanslarla hayatımız kuşatılıyor, erkek şiddeti meşrulaştırılıyor. Bize dayattığınız aileyi değil hayatı istiyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Göksoy: Mersin’de kadınlar uyuşturucu ve bireysel silahlanma kıskacında- VİDEO

    Göksoy: Mersin’de kadınlar uyuşturucu ve bireysel silahlanma kıskacında- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de haziran ayından bu yana 6 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Kadına yönelik şiddetle mücadele eden Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, “Uyuşturucu ve bireysel silahlanma kadınları şiddete daha açık hale getiriyor. Çetelerin kurdukları bir sistem var ve bu sistem içerisinde genç kadınlar öldürülüyor” dedi.

    Kadına yönelik erkek şiddeti günden güne artış gösteriyor. İktidarın kadın düşmanı söylem ve politikaları, cezaların caydırıcı olmaması, yargının erkek aklıyla işlemesi, kadın kazanımlarına saldırılması bu artışta büyük bir rol oynuyor. Devlet ve sistem eliyle derinleşen toplumsal cinsiyet eşitsizliği her geçen gün bir kadını daha yaşamdan koparıyor.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun temmuz ayı raporuna göre 25 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 9 kadının ölümü ise şüpheli. Kadın cinayetlerinin en çok yaşandığı Mersin’de de haziran ayından bu yana 6 kadın öldürüldü.

    Kentte kadına yönelik şiddet konusunda mücadele yürüten Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, artan kadın cinayetleri ve kadın kazanımlarına yapılan saldırılara ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    BİREYSEL SİLAHLANMA VE UYUŞTURUCU VURGUSU

    Çiğdem Göksoy, son zamanlardaki kadına yönelik şiddet ve cinayet vakalarında uyuşturucu ve bireysel silahlanmanın etkisine vurgu yaptı. Göksoy, silah temin etmenin çok kolay olması ve bu yönde devletin caydırıcı politikalar izlememesinden kaynaklı kadınların şiddetle burun buruna kaldığına değindi.

    Kadın cinayetlerini Mersin özelinde değerlendiren Göksoy, şunları dile getirdi:

    “Kadın cinayetlerinin ve erkek şiddetinin artması aslında her ilde farklı gözetlenebiliyor ancak Mersin’e baktığımız zaman burası kozmopolit yapıya sahip, tüm halkların birlikte yaşadığı bir kent. Mersin limanında çok fazla uyuşturucu operasyonlarının olduğunu biliyoruz ve bu mahallelere, topluma yayılmış durumda. Uyuşturucuya erişimin kolaylaşması iş bulma konusunda sorun yaşayan özellikle genç kadın ve erkekler buna yöneliyor. Dolayısıyla kolay ulaşılan her şey sonrasında altından kalkamayacak ağır yükler getiriyor. Bunlardan biri de çetelerin kurdukları bir sistem ve bu sistem içerisinde öldürülen genç kadınlar var. Dün genç bir kadın katledildi. Ve maalesef bu o kadar olağanlaştı ki artık arkasındaki sebepleri görmeden yorum yapan ve bunu meşrulaştıran bir sistemle karşı karşıyayız.”

    “BAKAN GÖKTAŞ ERKEKLER YERİNE KADINLARI DİNLEMELİ”

    Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı çekilmesinin ardından kadın cinayetlerinde artış yaşandı.

    Sözleşmeden sonra kadınları şiddete karşı koruyan 6284 Sayılı Yasa’nın da hedefe konulmasının kendileri için sürpriz olmadığını belirten Göksoy, “Beklediğimiz gibi 6284 seçim malzemesi haline getirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 6284’e dokunmayacağız dese bile içi tamamen boşaltılmaya çalışılıyor. İktidarın politik yaklaşımları, kadınların kendi haklarını iğneyle kuyuyu kazar şeklinde elde etmelerinin geriye götürülmesine sebep oldu. Ve bu şu anda bir kadın elinden yapılmaya çalışılıyor. Bir kadın bakanın nafakanın adil olmadığını söylemesi, 6284’ü tartıştırılması buna bir örnek. Bakanın, erkeklerin seçimle ilgili ortaya koyduğu protokolden çok kadınları dinlemesi ve bu yönde adımlar atması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Çiğdem Göksoy, Mimoza Kadın Derneği olarak kentteki kadın hareketiyle birlikte erkek şiddetine karşı mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de kadınlar katledilen Feriha için sokaktaydı-VİDEO

    Mersin’de kadınlar katledilen Feriha için sokaktaydı-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de boşandığı erkek tarafından katledilen Feriha Temiz için açıklama yapan Mersin Kadın Platformu, “Feriha Temiz ve katledilen tüm kadınların isyanıyla karşınıza dikileceğiz” dedi. 

    Mersin Kadın Platformu, daha önce boşandığı Metin Masat tarafından dün sabah saatlerinde katledilen Feriha Temiz için açıklama yaptı. Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen platform üyeleri polis engeline tepki göstererek, “Kadınlara değil, katillere barikat”, “Erkek vuruyor, devlet koruyor”, “Feriha Temiz isyanımızdır”, “Jin, Jiyan, Azadi” ve “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganları attı.

    Polisin engellemeye devam etmesi üzerine kadınlar oturma eylemi yaparken, kadınların elinde bulunan pankarta polis tarafından el koyuldu. Kadınlar daha sonra polisin el koyduğu pankartı geri alarak, parkta açıklama yaptı.

    Açıklama öncesinde konuşan Tuba Torun ise kadınlara uygulanan ablukayı protesto ederek, “Bugün burada kadınları koruması gerekenler kadınlara barikat kuruyor. Bizler isyandayız. Yaşamak istiyoruz. Anayasal hakkımızı kullanmak istiyoruz. Bu düzeni değiştireceğiz ve bir kişi daha eksilmeyeceğiz” dedi.

    Platform adına açıklama yapan Çiğdem Göksoy, “Bulunduğumuz yerden çok uzak olmayan bir yerde, her gün yaşamak için mücadele eden, başka kadınların ölüm haberlerini duyan kadınlardan bir daha aramızdan alındı” diyerek, “Katledilen her bir kadın için mücadele edeceğiz” diye kaydetti.

    “KADINLARIN İSYANIYLA KARŞINIZA DİKİLECEĞİZ”

    Göksoy, sadece Kasım ayı içerisinde 28 kadının katledildiği bilgisini vererek, “Bir kadının sokak ortasında güpegündüz öldürülmesini bu denli kolay, bu denli meşru hale getiren erkek devlet ve erkek adaletin cezasızlıklarla bu cinayetleri adeta teşvik etmesidir. AKP-MHP ittifakı düşmanca politikaları ile kadınların hayatlarını ellerinden alarak failleri korumaya devam ediyor. Feriha Temiz bu kadınlardan sadece bir tanesi. Kadınların en önemli kazanımları olan İstanbul Sözleşmesi’ni fesih edenler katliamların birinci sorumlusudur. Feriha Temiz’i sokak ortasında katleden fail Metin Masat bu cinayeti tek başına işlememiştir. Bu cinayeti işlerken elini tutanlar erkek devlet politikaları, erkek adalet, gerici siyasal İslam odakları, cinayetleri meşrulaştıranlar, şiddeti yok sayanlardır. Feriha Temiz ve katledilen tüm kadınların isyanıyla karşınıza dikileceğiz” ifadelerini kullandı.

    “HER KADIN İÇİN HESAP SORACAĞIZ”

    Göksoy son olarak, “İtaat eden, susan, cezasızlık politikalarınızla her gün sindirmeye çalıştığınız ürkek kadınlar olmayı hiçbir zaman kabul etmedik, etmeyeceğiz. Erkek aklınız, erkek devletiniz, erkek adaletiniz ile dil, din, sınıf fark etmeksizin yaşamdan kopardığınız, kirpiğine dokunduğunuz her kadın için hesap soracağız” diye konuştu.

    Tuba Torun ise kadınlara uygulanan ablukayı protesto ederek, “Bugün burada kadınları koruması gerekenler kadınlara barikat kuruyor. Bizler isyandayız. Yaşamak istiyoruz. Anayasal hakkımızı kullanmak istiyoruz. BU düzeni değiştereceğiz ve bir kişi daha eksilmeyeceğiz’dedi

    (HABER MERKEZİ)

  • Mimoza Kadın Derneği’nden ‘Şiddete dur de’ kampanyası-VİDEO

    Mimoza Kadın Derneği’nden ‘Şiddete dur de’ kampanyası-VİDEO

    PİRHA-Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, toplumda kadına yönelik şiddete karşı farkındanlık oluşturmak için iş insanlarıyla çalışma yürüttüklerini söyledi. Göksoy, “Kampanya ile kadına yönelik şiddetin ortadan kalkması için toplumsal duyarlılığı arttırmaya çalışıyoruz. Tüm iş insanlarını kampanyaya destek olmaya çağırıyoruz” dedi.

    Türkiye’de kadınlar her alanda görünmek ve haklarını korumak için büyük bir mücadele yürütürken, toplumda kadınlara uygulanan sistematik şiddete dair farkındalık kampanyaları da devam ediyor.

    Mersin’de faaliyet yürüten Mimoza Kadın Derneği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü haftasında ‘Kadına yönelik şiddete son’ başlıklı bir kampanya başlattı.

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, Türkiye’de her gün üç kadının katledildiğini belirterek, “Geldiğimiz aşamada 6284 Sayılı Kanun’un etkin uygulanmaması ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ile çok fazla görünür olmaya başladı. Kadına yönelik şiddet artarken, sadece kadın kurumlarının değil toplumun tüm kesimlerinin bu konuda duyarlılık göstermesi gerekiyor” dedi.

    Kadınların katledilmesi ve toplumsal cinsiyet rollerinin meşrulaştırılmaya yönlendirilmesine karşı daha fazla mücadele ağlarının geliştirilmesinin şart olduğunu ifade eden Çiğdem Göksoy, “Kampanyamız Kasım ayı içerisinde başlatmış olsak da, yıl boyunca sürecek bir çalışma öngörüyoruz. Bir farkındalık çalışmasıyla kadına yönelik şiddetin sadece kadınların sorunu olmadığını göstermeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

    İş insanlarına çağrıda bulunduklarını ve çağrının olumlu karşılık bulduğunu aktaran Çiğdem Göksoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İş insanları sattıkları veya kullandıkları materyallerin üzerine ‘Kadına yönelik şiddete dur de’ yazılı sticker yapıştırdılar. Bu kampanyanın yaygınlaşması için bir çok kişi ve kuruma ihtiyacımız var. Toplumsal duyarlılık ve toplumsal cinsiyet rollerine sığdırılmadan yapılan her iş kolundan bu tarz çalışmalar sürdürüldüğü sürece kadınların ve ötekileştirmeye maruz kalanlara yönelik şiddeti bir nebze azaltmasını sağlayacaktır. Çünkü bu yaklaşımlar farkındalık oluşturularak minimalize edilebilir. Aynı zamanda kazanılmış haklarımızı elde etmek ve 6284 sayılı kanunun etkin kullanılmasını sağlayabiliriz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Mimoza Kadın Derneği 1. yılını kutladı: Kadınlar yalnız yürümeyecek-VİDEO

    Mimoza Kadın Derneği 1. yılını kutladı: Kadınlar yalnız yürümeyecek-VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği 1. yılını kutladı. Dernek başkanı Çiğdem Göksoy, Ayşe Gökkan’a verilen hapis cezasının kadın mücadelesine verildiğinin altını çizerek, “Biz kadınlar olarak bu cezayı kabul etmiyor, Ayşe Gökkan’ın yanında olduğumuzu belirtiyoruz” dedi.

    Mersin’de 1 yıldır kadın alanında çalışmalar yapan Mimoza Kadın Derneği, kuruluş yıldönümünü düzenledikleri etkinlikle kutladı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir, HDP’li kadın yöneticiler, kadın kurum temsilcilerinin yanı sıra onlarca kadının katıldığı etkinlikte ilk olarak Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy konuştu. Göksoy, kadınların önündeki resmi ideolojinin ciddi engeller oluşturduğunu belirterek “Bu anlayışa karşı mücadele eden Türkiye kadın hareketini mücadelesiyle büyüten Kürt kadın hareketinin sözcüsü Ayşe Gökhan’ın şahsında verilen 30 yıllık ceza aslında kadın hareketini geriletmeye yönelik politikanın sonucu olarak görüyor ve kabul etmiyoruz” dedi.

    “İLGİLİ MAKAMLAR, CİNAYATLERİN ÖNÜNÜ AÇMAKTALAR”

    Kadın dayanışması konusunda mücadelelerini büyüteceklerini belirten Çiğdem Göksoy, yaptıkları çalışmalara dair de bilgi paylaştı. Türkiye’de Özgecan Aslan cinayetinden bugüne 2 bine yakın kadının katledildiğini ifade eden Çiğdem Göksoy, şunları söyledi:

    “Bu cinayetle ayaklanıp genelgeler yayımlamak kadın cinayetlerinin önüne geçmek için kalıcı bir çözüm getirmediği gibi erkeğe cesaret veren politikalar halen devam etmektedir. Bunun en bariz örneği ise kazanılmış halklarımız üzerinden siyasete malzeme yapılan ve bir gecede fesih edilen İstanbul Sözleşmesi’dir. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ardından 130’dan fazla kadın katledilirken bunun 106 kadın cinayeti şüpheli olarak kayıtlara geçti. Kadınlar güvende olmaları gereken yerlerde evlerinde de katledilmeye devam edilirken ilgili makamların kadın kırımını görmemesi ve politika üretmemesi cinayetlerin önünü açmaktadır.”

    2020 yılında Çukurova’da 29 kadının katledildiğini vurgulayan Çiğdem Göksoy, “2021 yılı Çukurova bölgesinde Ocak ve Eylül ayı verilerinde baktığımızda ise toplam 12 kadın katledildi. Bunun 9‘u ise ‘şüpheli ölüm’ olarak kayıtlara geçmiştir. Kayıtlara yansıyan bu verileri paylaşmak bizleri duygu olarak ağır bir yükün altına koysa da, farkında olarak kadın mücadele ağlarını geliştirmek ve bu doğrultuda politika üretmek, üretilen politikaları ilgili makamlarda çözüm odaklı çalışma yürütmesi doğru olandır” diye konuştu.

    “KADIN BAKANLIĞI KURULMALI!”

    Çiğdem Göksoy, çözüm önerilerini ise şu şekilde sıraladı:

    “- İstanbul sözleşmesine geri dönülsün.

    -6284 sayılı Aileyi Koruma Yasası etkin kullanılsın.

    -Kadın konuk evlerinin sayısı artırılarak yaşam koşulları iyileştirilsin, tespit edilen sorunlar temelinde dayanışma evleri olarak yeniden yapılandırılsın.

    -Medyada kadına yönelik şiddeti özendirici, meşrulaştırıcı yayın ve haberler yapılmamalı.

    -6284 Sayılı Ailenin Korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunda geçen delil ve belge aranmadan şiddet mağduru kadınlar hemen korumaya alınmalı.

    – Hâkim ve mülki amirlerin ivedilikle koruyucu tedbir alabilmesi ve fail bu tedbirlere uymadığında dava süreci başlamadan zorlama hapsi uygulanmalı.

    -Çocuk yaşta evliliklerin önleyici yasaların Lanzarote Sözleşmesinin gerekliliklerinin ivedilikle uygulanmalı.

    -Şiddet hattının tek hatta değil bağımsız 7-24 çalışan  bir hat olması,

    -Aile bakanlığı yerine özgün kadın bakanlığının kurulması,

    -Kadının ikincil cinsiyet durumundan çıkartılıp toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı politikalar geliştirilmeli.”

    Çiğdem Göksoy’un konuşmasının ardından avukat Figen Alp, faaliyet raporunu paylaştı. Kadın kurumlarının mesajlarının okunduğu etkinlik Şair Jana Med İnanç’ın seslendirdiği şiirlerle sona erdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Kadınlar mutlaka başaracak ve katliamları durduracak’-VİDEO

    ‘Kadınlar mutlaka başaracak ve katliamları durduracak’-VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, kadınların her gün katledildiğini vurgulayarak, “Kadınlar olarak artık birilerini arkada bırakmadan daha güçlü adımlarla daha güçlü mücadele alanı geliştirebiliriz. Umutluyuz, bu yolda tüm kadınlar ve kurumlarıyla birlikte yürüyebiliriz. Kadınlar mutlaka başaracaktır” dedi.

    Kadın katliamları devam ediyor. Kadınlar ve kurumları da kadın katliamlarının önüne geçmek için seslerini yükseltiyor.

    Mersin’de faaliyet yürüten Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, her gün kadınların katledildiği, katledenlerin isimlerinin değiştiği ancak katliam gerçekliğinin değişmediğini belirterek, “Kadınların varlığının tartışıldığı bir noktaya da gelmiş bulunuyoruz. Sadece 11 ayda 335 kadın katledildi ve bu veriler bakanlığın açıkladığı veriler. Yasa uygulayıcılarının sayısal veriler üzerinden kadını değerlendirdiği bir yapı ile karşı karşıyayız” dedi.

    “ÖFKEMİZ BÜYÜK”

    Politika uygulayıcılarının imzacısı oldukları sözleşmeleri uygulamaktan ziyade kendi ideolojileri ile var etmek istedikleri bir kadın tipini yaratmak istediklerinden kaynaklı kadınların her gün katledildiğini vurgulayan Göksoy, “Her gün en güvenli olarak tabir ettiğimiz evlerimizde öldürülüyoruz. Öfkemiz büyük. Evet toplumsal anlamda bunun refleksi çok büyük gelişebiliyor ama sadece bir kadın sorunuymuş gibi algılatılmaya çalışılıyor” diye konuştu.

    “DİYANET’İN YAPTIĞI AÇIKLAMALAR KADIN KATLİAMLARINI MEŞRULAŞTIRIYOR”

    Göksoy, 3 kadının katledildiği gün Diyanet’in yaptığı açıklamalara bakıldığında bu süreci tetikleyen, legalleştiren ve kadını annelik misyonu içine hapseden bir yaklaşımın içinde olduğunu söyleyerek, şunları dile getirdi:

    “2020 yılı kadınlar için birçok kazanımlarla birlikte birçok çalışmalar içindi mücadele ettiğimiz alanlara da dönüştü. Bunun başında uygulayıcısı olmasına rağmen Türkiye’de imzacı olmasına rağmen uygulayıcı yasalarında tamamen olmadığını da görüyoruz. Eğer ki bu yasa uygulansaydı bugün bu kadınlar katledilmeyecekti ve yaşam hakları ellerinden alınmayacaktı. Bu cinayetlerden bu yasayı uygulamayanlar da sorumludur. Bizler bu zihniyetlere devam ettiği süre içerisinde de kadın katliamlardan önüne geçilemeyeceğine inanıyoruz. İstanbul sözleşmesini gerekliliklerini yerine getirilmesi gerektiğine inanıyoruz ki uygulandığı takdirde bu yasalarla birlikte en azından kadının eli güçlenecektir.”

    “KADINLAR MUTLAKA BAŞARACAKTIR”

    2021 yılında ‘gelin değişimi birlikte başlatalım’ çağrısında bulunan Göksoy, “Çünkü artık birilerini arkada bırakmaktan yorulduk. Her gün bir kadını toprağın altına koymaktan, şiddete uğrayan kadınlarla karşılaşmak istemiyoruz. Kadınlar olarak artık birilerini arkada bırakmadan daha güçlü adımlarla daha güçlü mücadele alanı geliştirebiliriz. Umutluyuz, bu yolda tüm kadınlar ve kurumlarıyla birlikte yürüyebiliriz. Kadınlar mutlaka başaracaktır” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN