Etiket: çiğdem serin

  • Mersin’de Rojava için ortak çağrı: Ablukayı kaldırın!- VİDEO

    Mersin’de Rojava için ortak çağrı: Ablukayı kaldırın!- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de Rojava’daki abluka ve hak ihlallerine ilişkin eylem yapıldı. Burada yapılan konuşmalarda sınır kapılarının açılması ve Rojava üzerindeki ablukaların kaldırılması çağrısı yapıldı.

    Mersin’de Rojava’ya yönelik saldırılara, kuşatma ve ablukaya karşı yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi. DEM Parti, EMEP, TİP, TÖP, DBP, ESP, SODAP, SYKP, Devrimci Parti ve YSP tarafından düzenlenen yürüyüş ve basın açıklamasına DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Emek Partisi MYK Üyesi Halil İmrek, TÖP PM Üyesi Zeliha Korkmaz, Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Münir Korkmaz ve İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Gerici emperyal kuşatmaya, soykırıma son” çağrısıyla bir araya gelen kitle, Mahmudiye Mahallesi’ndeki Metropol İş Merkezi yanındaki parktan Özgür Çocuk Parkı’na yürüyüş yapmak istedi. Parkın abluka altına alınması ve yürüyüşe izin verilmemesi üzerine kitle, parkın sonuna kadar yürüyüp burada basın açıklaması yaptı.

    “BARIŞ İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, sözlerine ESP’ye yapılan gözaltı operasyonlarına değinerek başladı. Rojava eylemlerine katılan her kesimin bu tür baskılarla yıldırılmaya çalışıldığını dile getiren Doğan, “Rojava’ya dönük dayanışma eylemlerini gerekçe göstererek, hiçbir siyasi partiye üye olmayan ama Rojava ile gönül bağı kuran insanlara da gözdağı verilmek isteniyor. Dayanışma göstermeyin mesajı verilmeye çalışılıyor. Bir yandan Kürtlere dönük bu tutum sürdürülürken, diğer yandan Kürtlerle birlikte yürüyen Türkler, devrimciler ve sosyalistler baskı politikalarına maruz bırakılıyor. Onurlu ve kalıcı barış aynı yöntemlerle sağlanamaz. Onurlu ve kalıcı barış, demokratik çözümle mümkün olur” dedi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye seslenen Doğan, şu sözleri kullandı:

    “Artık söylemin ötesine geçin. Bahsettikleriniz doğruysa, o zaman neyi bekliyorsunuz? Siz iktidar ortağısınız. Sayın Öcalan’ın umut hakkı için neden bir buçuk yıldır tek bir adım atılmadı? Demirtaş yuvasına dönsün deniliyor ama kararlar uygulanmıyor. Neden başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere Kobanê kumpas davası tutsakları serbest bırakılmıyor?  Akdeniz Belediyesi hala kayyum altındadır. Kürtlerin kazanımlarının Türkiye için bir tehdit olmadığı gerçeğini savunmaktan ve bunu hatırlatmak için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Hakkımızda spekülasyon üretmeye çalışanlara da buradan sesleniyoruz; biz barış ve demokratik toplum için onlarca yıldır bedel ödeyerek mücadele ediyoruz.  Barış, özgürlük ve eşitlik değerlerine bağlıyız ve bu değerlerin herkes için uygulanması adına dün olduğu gibi bugün de yarın da mücadele edeceğiz. Çünkü bizim mücadelemiz aynı zamanda insanlık onuru mücadelesidir.”

    “ROJAVA HALKININ YANINDAYIZ”

    SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, “Bu saldırılar, cihatçı çetelerin kendi başlarına cesaret edebileceği saldırılar değildir. Bu saldırılar Fransa’da kurulan masalarda, Amerika’da kurulan masalarda planlanmıştır. Türkiye’de ise Suriye Milli Ordusu’nu besleyen, lojistik ve askeri olarak donatan siyasi iktidar, Suriye’ye dair yaklaşımını derhal ve bir an önce gözden geçirmelidir. Kürdistan’da barış olmazken İstanbul’da da barış olmaz demiştik. Suriyeli Kürtler, Rojavalı Kürtler, Aleviler ve diğer halklar “Artık güvendeyiz” diyene kadar biz de burada, Bakur’da, İstanbul’da, Marmara’da, Ege’de, Akdeniz’de onların sesine ses katmaya devam edeceğiz” dedi.

    Devrimci Parti Sözcüsü ve DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, Rojava’daki yurttaşların abluka ile yalnız hissettirilmek istendiğini söyleyerek, “Biz dün olduğu gibi bugün de sokakta, hayatın her alanında ve Rojava’da yan yanayız. Ayrılmadık, ayrılmayacağız. Rojava’dan kopmayacağız, Rojava da bizden kopmayacak. Bugün sonuçlar ağır olabilir, baskılar yoğun olabilir. Ama bu yalnızlığı kabul etmiyoruz. Doğuda her gün yeni bir güneş doğar. Eğer bize doğan güneşten mutlu olmamız engellenirse, gerekirse kendi güneşimizi kendimiz doğururuz. Belki bugün çok yürüyemedik ama bizim tarihimiz uzundur. Biz çok uzun zamandır yürüyoruz. Ne durdurulabiliriz ne de yeniliriz” ifadelerini kullandı.

    “ROJAVA’YI SÜREKLİ DESTEKLEMEK GEREKİYOR”

    Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Münir Korkmaz, Türkiye’de iktidarın uzun süredir Rojava’yı ve Suriye’yi bir engel olarak gördüğüne işaret ederek, “Eğer gerçekten barış isteniyorsa o zaman bu engeller de ortadan kalkmalıdır. Rojava’da bir anlaşma yapıldıysa, bu büyük ölçüde bu süreçte gösterilen sahiplenmenin sonucudur. Belki tam olarak hepimizin istediği gibi bir anlaşma değildir; ancak orada verilen mücadelenin bir kabulüdür. Bu nedenle Rojava’yı sürekli desteklemek gerekiyor. Yeşil Sol Parti olarak Kürt halkının verdiği mücadelenin bugüne kadar yanında olduk, bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Emek Partisi MYK Üyesi Halil İmrek, HTŞ’nin önce Alevileri katlettiğini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

    “Çoluk çocuk, kadın demeden saldırdı. 2026 yılına girerken, 6 Ocak’ta bu kez Kürt halkının kazanımlarına saldırdı. Kürtleri yaşadıkları bölgelerde tasfiye etmeye çalıştılar. Kürt halkını kendi topraklarında etkisizleştirerek, kendilerinin yöneteceği bir düzen kurmak istediler. Bu saldırıların arkasındaki ABD yönetimi, bölgedeki zenginliklerin halklar tarafından yönetilmesine izin vermedi. Bu nedenle su kaynaklarına el koydular, petrol sahalarını kontrol altına aldılar. Amaçları, bu zenginliklerin halklara değil, kendi ceplerine ve çıkarlarına hizmet etmesidir.  Söyledikleri barış, gerçek bir barış değildir. Onların barış anlayışı, halkların egemenliklerinden vazgeçmesi ve tehditlere boyun eğmesidir. Orta Doğu’da halkların söz sahibi olmasını istemiyorlar. Sadece denetlemek, izlemek ve kontrol etmek istiyorlar. Şiddetten, baskıdan ve barbarlıktan yana tavır alıyorlar. Bugün yapılan da budur. Halklar baskı altına alınmakta, dilleri ve kimlikleri hedef alınmaktadır.”

    “KADINLARIN MÜCADELESİNİ YENEMEYECEKLER”

    Halkevlerin Çiğdem Serin, 2014 yılında IŞİD çetelerinin kadınlara dönük yaptığı saldırıları hatırlatarak, bugün de HTŞ eliyle Rojava’daki kadınlara aynı saldırıların yaşatıldığını vurguladı. Serin, “Kürt kadınlarının ölü bedenlerini teşhir ediyor, her türlü şiddeti kendilerinde hak görüyorlar. Bugün HTŞ ve benzeri çeteler, Suriye’de Kürtler, Aleviler, Êzidîler ve kadınlar için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bir kez daha görüyoruz ki halkların, emperyalizme, siyonizme ve cihatçı çetelere karşı direnmekten başka çaresi yoktur. Halkların birbirinden başka dostu yoktur. Bizim safımız halkların safıdır; emperyalizme ve cihatçı çetelere karşı halkların yanıdır” diye kaydetti.

    Son olarak konuşan TÖP PM üyesi Zeliha Korkmaz, “Türkiye–ABD ittifakıyla Suriye’nin bir kez daha bir savaş cehennemine dönüştürülmek istendiğini biliyoruz. Emperyalist güçlerin Suriye’yi halkların yaşadığı bir savaş alanına çevirmek istediğini biliyoruz. Biliyoruz ki bugün elleri Türkiye’nin lojistik destekleriyle güçlendiriliyor. İçeride desteklenen bu yapılar, dışarıda barış sürecini sevinçle bastırmaya çalışıyor. Türkiye’deki mücadeleye kilit vurmak istiyorlar. Suriye’de kadınların ve çocukların bir arada yaşayamayacağı bir ortam yaratmaya çalışıyorlar. Kendi çıkarlarına uygun bir düzen kurmak istiyorlar. Oysa Suriye topraklarında yüzyıllardır Aleviler, Kürtler, kadınlar, Hristiyanlar bir arada yaşıyor. Bu halkların ortak yaşamını dış güçler kendi çıkarları için parçalamaya çalışıyor. Ama bu mücadeleyi yenemeyecekler. Kadınların mücadelesini yenemeyecekler” dedi.

    Eylem, sloganların ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • DEM Partili Dindar’dan iktidara: Seçimlere müdahil olmazsanız bir tane belediye alamazsınız- VİDEO

    DEM Partili Dindar’dan iktidara: Seçimlere müdahil olmazsanız bir tane belediye alamazsınız- VİDEO

    PİRHA- Akdeniz’de kayyım protestosunda konuşan DEM Parti Van Milletvekili Mahmut Dindar iktidara tepki göstererek, “Kürtlerin kazanımlarını yok etmek için her türlü oyuna, her türlü siyasete başvuruyorlar. Sizler Kürdistan’da valilerinizle, kaymakamlarınızla, emniyet güçlerinizle seçimlere müdahil olmazsanız bir tane belediye alamazsınız” dedi.

    Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı başlatılan nöbet eylemi 10’uncu gününde sürüyor. Polis ablukasındaki belediyenin önünde bir araya gelen kitle sık sık; “Seçilmiş başkanlar iradesimizdir”, “Kayyuma hayır, iradeye saygı”, “Hırsızlar gidecek halk kalacak” ve “Hırsız kayyum Akdeniz’den defol” sloganları attı.

    Nöbet eyleme Halkevleri MYK Üyesi Çiğdem Serin, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekilleri Öznur Bartın, Mahmut Dindar, Perihan Koca ve Ali Bozan ile Mersin Barış Anneleri Meclisi üyeleri ile sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

    “AKP-MHP’NİN DERDİ BARIŞ DEĞİL”

    İlk olarak konuşan Halkevleri MYK Üyesi Çiğdem Serin, sadece Akdeniz halkının değil bu ülkede yaşayan milyonların iradesinin gasp edildiğini ifade ederek, “Şu gördüğünüz polis bariyerleri de bu ülkedeki faşizmin gerçek resmidir. Kürt sorununu çözeceğini iddia edenler Kürt halkının temsilcilerine saldırmaya devam ediyor. Halkın seçilmiş başkanlarının yerine kayyum atamaya, belediyeleri gasp etmeye devam ediyor. Çözüm dediklerini görüyoruz bugün. AKP, MHP iktidarını, Kürt sorununda derdi çözüm ve barış değildir. Bu ülkede gerçek barış, bu ülke halklarının taleplerinin koşullarda kadınların eşitlik ve özgürlük taleplerinin tanındığı ülkede demokrasinin, adaletin sağlandığı, emeğin haklarının sağlandığı koşullarda mümkündür. Ama karşımızda hukuksuz faşist bir iktidar var. Savaş açmış bir iktidar var. Kendisinden olmayan her kesimi suçlu ilan etmeye çalışıyorlar” dedi.

    Çiğdem Serin, son olarak ise ortak mücadele çağrısında bulundu.

    “KÜRTLERİN İRADESİNİN YOK SAYILMASINI KABUL ETMİYORUZ”

    Ardından konuşan DEM Parti Van Milletvekili Mahmut Dindar iktidara seslenerek, “Ya bu annelerin istediği onurlu barışı yapacaksınız ya da iflah olmayacaksınız” ifadelerini kullandı.

    İktidarın yüzyıllardır Kürt halkı üzerinde sistematik olarak imha ve inkar politikalarını yürüttüğünü ifade eden Dindar, bu ülkeye onurlu barışın gelmesi için mücadele ettiklerini sözlerine ekledi. Bu kadar ağır bedellere rağmen barış demeye devam ettiklerini ancak iktidarın bir yüzyıl daha kendilerini inkar edip imha etmek istediğini vurgulayan Dindar, iktidarın bu politikasının tutmadığını sadece bu ülkeye zarar verdiğine işaret etti.

    Atanan kayyıma tepki gösteren Dindar, “Kürt iradesini tanımamaktır. Bu Kürtleri yok saymaktır Biz bunu kabul etmeyeceğiz. Yüz senedir direndiğimiz gibi bundan sonra da her alanda, her yerde direnmeye devam edeceğiz. Ya bu ülkede birlikte bir barış arayacağız ya da direnmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz. Yok sayılan, yok saydığınız bütün halklar, bugün barış için elini uzatıyor. Ama AKP MHP faşist iktidarı sadece Kürtlerin kazanımlarını yok etmek için her türlü oyuna, her türlü siyasete başvuruyor. Sizler Kürdistan’da valilerinizle, kaymakamlarınızla, emniyet güçlerinizle seçimlere müdahil olmazsanız bir tane belediye alamazsınız. Bütün bunlara rağmen halklar iradesine sahip çıkıyor, Akdeniz’e çıktığı gibi” diye konuştu.

    Dindar, son olarak ise bu ülkeye onurlu bir barış getirene kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Mersinli yurttaşlar: İrademize ipotek konulması kabul edilemez- VİDEO

    Mersinli yurttaşlar: İrademize ipotek konulması kabul edilemez- VİDEO

    PİRHA- Akdeniz Belediyesi eşbaşkanlarının gözaltına alınmasının ardından belediyenin valilik tarafından gasp edilmesine tepki gösteren Mersinli yurttaşlar, Akdeniz halkının iradesine ipotek konulduğunu belirterek mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladılar.

    Mersin’de Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) aldığı Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız ile meclis üyelerinin gözaltına alınmasıyla birlikte belediyenin etrafı polis bariyerleriyle çevrildi ve girişler engellendi. Kayyım kararı olmamasına rağmen belediyeye girişlerin engellenmesine tepki gösteren Mersin halkı bunu fiili bir kayyım ataması olarak değerlendirdi.

    Akdeniz Belediyesi önünde başlayan nöbet eylemde PİRHA‘ya konuşan yurttaşlar, iradelerine sonuna kadar sahip çıkacaklarını belirttiler.

    “YASAL BİR KÖTÜLÜK”

    Onur İnce, “Ellerinde hiçbir belge, resmi karar olmamasına rağmen belediyeye girişler engelleniyor. Bu bildiğiniz yasal bir kötülük. Bu kötülüğe geçit vermemek için elimizden geleni yapacağız. Mersin’deki tüm demokrasi ve barış sevdalılarını belediye önünde direnmeye bekliyoruz” dedi.

    Nisa Tuzla, halk olarak belediye başkanını seçme hakkına sahip olduklarını ama iktidarın bunun önüne geçmeye çalıştığını vurgulayarak, “İradesine sahip çıkmak isteyen tüm halkımızı belediye önüne çağırıyoruz” diye belirtti.

    “İKTİDAR SUÇ İŞLİYOR”

    Akdeniz Belediyesi’ne ikinci kez kayyım atandığına dikkat çeken Hüseyin Kurt, bu durumun hukuki ve insani olmadığını belirtti. Halkın iradesine saygı gösterilmesi ve gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep etti.

    İktidarın anayasal hakları çiğneyerek suç işlediğini söyleyen Çiğdem Serin, “Resmi karar olmamasına rağmen bir kayyım darbesiyle karşı karşıyayız. Karşımızda halkına karşı savaş açmış bir iktidar var. Burada bir suç işleniyor. Bu ülkede gerçek suçlular kadın cinayetlerini önlemeyen, milyonları yoksulluğa iten, halkın iradesini gasp eden iktidardır. Bu iktidar karşısında emek ve barış mücadelesini sürdüreceğiz” diye konuştu.

    “MÜCADELEDEN BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK”

    Nebil Birtek kayyım uygulamalarının halk nezdinde bir karşılığının olmadığını vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “İradesini sandığa taşıyan insanlar için üzücü bir durum. Hakkımızın gasp edildiğini, irademize ipotek konulduğunu düşünüyorum. Bu yalnızca bizim sorunumuz değil, tüm Türkiye’nin buna karşı çıkması gerekiyor. Burada yaşananlar yalnızca bir kayyum durumu değil. Türkiye’nin bütün bir geleceğinin gasp edilmesidir. Dolayısıyla iktidarın bunlardan vazgeçmesi, ülkenin geleceğini bu kara propaganda ile çalmaması gerekiyor. Büyüyen akan selin önünü bu şekilde barajlarla kapatmaya çalışmalarının halk nezdinde bir karşılığı yok. Birleşmekten ve mücadele etmekten başka çaremiz yok.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de kadınlardan Narin için adalet çağrısı: Çocukları katledenlerin peşini bırakmayacağız- VİDEO

    Mersin’de kadınlardan Narin için adalet çağrısı: Çocukları katledenlerin peşini bırakmayacağız- VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, 8 yaşındaki Narin Güran’ın katliam davasının duruşmasının başladığı saatte Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Kadınlar, ülkenin kadın ve çocuk mezarlığına çevrildiğine işaret ederek, Narin için gerçek adalet talebini yineledi.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’ın faillerinin yargılanacağı davanın ilk duruşması Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

    Diyarbakır’da duruşma görülürken ülkenin dört bir yanında kadınlar sokaklara çıkarak Narin için adalet talebini dile getirdi. Mersin’de de Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde eylem yapan Mersin Kadın Platformu üyeleri, çocuklara ve kadınlara yönelik şiddette iktidarın sorumluluklarına dikkat çekti.

    “ÜLKE ÇOCUK MEZARLIĞINA DÖNDÜ”

    Platform adına açıklamayı okuyan Çiğdem Serin, hala Narin’in neden katledildiğinin bilinmemesine dikkat çekerek, “Cinayetin işlenişine dair tek bilinen Narin’in kendi evinde aile bireylerinden en az beşinin evde olduğu sırada öldürülmüş olması. Yani bir çocuk bu iktidarın kutsadığı aile ilişkileri, tarikat ve iktidar ilişkileri içerisinde katledildi” dedi. Serin, AKP Milletvekili Garip Ensarioğlu’nun sözlerini hatırlatarak, “Aile bizim dostlarımız, konu çok hassas. Onları üzecek bir şey söylemek istemiyoruz diyerek Narin’in katledilmesine ilişkin detayları bildiklerini ve açıklamadıklarını yani suç ortaklıklarını itiraf etti. İktidarın aile politikaları, cezasızlık politikaları bu ülkeyi kadın mezarlığına, çocuk mezarlığına çevirdi” diye kaydetti.

    “KATLİAMLARDAN İKTİDAR SORUMLU”

    İktidara, devlet kurumlarına seslenen Serin, şunları söyledi:

    “Katledilen kaybedilen kadınlardan, çocuklardan sorumlusunuz. Her güne yeni bir kadın cinayeti ile, çocuk istismarı haberi ile uyanıyorsak bunun sorumlusu ailenin güçlenmesini kadınların, çocukların canından daha değerli gören bakanlıktır, İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede fesh eden iktidardır, cezasızlıkla katilleri cesaretlendiren erkek yargıdır, 6284’ü hedef gösterenlerdir. Yani hiçbir kadın cinayeti, hiçbir çocuk cinayeti münferit değildir. Hayatını çaldığınız, hayatını kararttığınız her bir çocuğun, her bir kadının hesabını soracağız.”

    “ÇOCUKLAR YAŞASIN DİYE MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, TBMM’de Narin Güran cinayeti araştırılsın diye önergeler verildiğinde AKP-MHP’nin hayır oyu kullandığını hatırlatarak, “Kadın milletvekillerinin, kamuoyunun baskısıyla Meclis’te çocuk cinayetlerinin araştırılması için komisyon kuruldu fakat bir kez bile toplanılmadı. Çocukları katledenlerin, sorumluların peşini asla bırakmayacağız ve gerçek adalet sağlanana kadar mücadelemize çocuklar, kadınlar yaşasın diye devam edeceğiz” sözlerini kullandı.

    PİRHA/ MERSİN

     

     

     

  • Tarsus Kadın Platformu üyesi Çiğdem Serin: Merve’nin katili erkek düzendir -VİDEO

    Tarsus Kadın Platformu üyesi Çiğdem Serin: Merve’nin katili erkek düzendir -VİDEO

    PİRHA- Boşandığı erkek tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nden hemen bir gün önce katledilen Merve Bayer ile ilgili konuşan Tarsus Kadın Platformu’ndan Çiğdem Serin, “Merve, şiddete uğrayan kadınlar için mücadele eden biriydi. Yaşamak ve yaşatmak isterken bir erkek tarafından katledildi. Merve’nin katili bu erkek düzendir” dedi.

    Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Yenice Mahallesi’nde yaşayan Merve Bayer, boşandığı polis Mustafa Yıldır tarafından 8 Mart’tan hemen bir gün önce katledildi. Bayer’in evliliği boyunca şiddet gördüğü ve fail Mustafa Yıldır hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı ortaya çıktı. Merve Bayer’in erkek şiddetine karşı kadın mücadelesi yürüttüğünü belirten Tarsus Kadın Platformu bileşeni ve Mersin Halkevci Kadınlar’dan Çiğdem Serin, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MERVE YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN MÜCADELE EDİYORDU”

    Merve ile Özgecan Aslan’ın katledilmesine ilişkin yapılan eylemlerde tanışan Çiğdem Serin, “Merve, 7 Mart sabahı eski eşi tarafından uzaklaştırma kararı bittiği gün katledildi. Merve kadın cinayetine, erkek şiddetine karşı yan yana yürüdüğümüz bir arkadaşımızdı. 8 Mart’tan bir gün önce yanı başımızda bizimle mücadele eden bir kadının katledilmesi aslında erkek şiddetinin her gün ensemizde olduğu gerçeğini bir kez daha gösterdi bizlere” diye konuştu.

    Serin, son konuşmalarında Merve’nin şiddete uğrayan bir kadına yardım etmeye çalıştığını belirterek, “Merve yaşamak ve yaşatmak için mücadele ediyordu” dedi.

    “YAKILAN GELİNLİK, ŞİDDET DOLU EVLİLİKLERE GÜÇLÜ BİR MESAJ”

    Merve Bayer’in annesi, kızının ölümünden sonra sokakta gelinliğini yakmıştı. Bunun şiddet dolu evliliklere ve kadın cinayetlerine karşı yapılmış güçlü bir eylem olduğuna dikkat çeken Serin, annenin şu mesajını hatırlattı:

    “Bu Merve’nin kefeni. Her şey bununla başladı. Her şey burada bununla bitecek. Hepinize ders olsun. Hatice teyze bunu niye yaktı diye 40 kere düşünün. Evlenirken 20 kere 30 kere düşünün. Bu mesaj Merve’den geldi. ‘Gelinliğimi ortaya koy, arkadaşlarımı topla, çatır çatır yak’ dedi. ‘Her şey onunla başladı’ dedi. Bu gelinlik size mesaj olsun. Kötü iyi olmaz. Bir insan değişmez bunu unutmayın.”

    “KADINLARIN KATLEDİLMESİNDE İKTİDARIN KADIN DÜŞMANI POLİTİKALARI ETKİLİ”

    Çiğdem Serin, Merve Bayer’in cenazesini kadınların taşıdığını ve cenazede kadınların öfkesinin hakim olduğunu kaydetti. Bayer’in ve birçok kadının katledilmesinde iktidarın kadın düşmanı politikalarının rolü olduğuna değinen Serin, “Bu erkekler adeta birbirinden örnek alıyorlar ve erkek iktidarın politikalarından güç alıyorlar. Bugün İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olsaydı, 6284 sayılı Yasa etkin uygulansaydı Merve aramızda olurdu.
    İktidar, 81 ilde aile çalıştayları düzenliyor, kredilerle insanları evlenmeye teşvik edip aileyi güçlendirmeye çalışıyor. Bizim şiddet gördüğümüz aileleri güçlendirme çabasını kadın cinayetlerini önlemek için göstermiyor. Kadın cinayetlerini önlemek için gösterse birçok kadın aramızda olurdu” sözlerini kullandı.

    MÜCADELE VURGUSU

    Kadınların, yukarıdan aşağıya örgütlenen erkek şiddetinin farklı biçimlerine hemen her gün maruz kaldığını söyleyen Serin, bu düzenin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:

    “Hepimizin özgürlüğünün ve yaşamasının garantisi yine kadın mücadelesinde. Birbirimize dokunmamız, birbirimizin elini daha sıkı tutmamız gerekiyor. Kadınları katleden bu erkek katil düzen değişene kadar birlikte mücadele etmeye devam etmeliyiz. Merve’nin katili bu erkek düzendir.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Kadınlardan 8 Mart çağrısı: Feminist isyanımızla birbirimiz için sokaklarda olalım- VİDEO

    Kadınlardan 8 Mart çağrısı: Feminist isyanımızla birbirimiz için sokaklarda olalım- VİDEO

    PİRHA- Kadınların kazanılmış haklarına saldırıların yoğun yaşandığı bir ortamda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne gittiklerini belirten Mersin Kadın Platformu üyeleri, “Tüm saldırılar karşısında 8 Mart’ta feminist isyanımızla birbirimiz için sokaklarda olalım” çağrısında bulundular.

    Kadınları, LGBTİ+’ları erkek şiddetine karşı koruyan ve bu anlamda geniş hakları kapsayan İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin ardından kadınların kazanılmış haklarına saldırılar gün geçtikçe artıyor. Kadınlar; nafaka hakkının tartışmaya açılması, LGBTİ+ düşmanı politikalar, Medeni Yasa’da değişiklik, cezasızlık politikaları, kadın cinayetleri ve artan erkek şiddeti gündemleriyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne hazırlanıyor.

    Mersin Kadın Platformu’ndan Ayşegül Göçmen, Çiğdem Serin, Çiğdem Akbaba ve Birsel Tutuş, tüm bu saldırılara karşı 8 Mart’ta alanlarda olma çağrısı yaptı.

    “FEMİNİST İSYANIMIZLA 8 MART’TA SOKAKLARDAYIZ”

    Ayşegül Göçmen, kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik erkek-devlet şiddetinin artarak devam ettiğini, iktidarın kadın düşmanı söylem ve politikalarının şiddeti körüklediğine dikkat çekti. Kazanılmış haklara saldırıların yaşandığı böylesine bir ortamda 8 Mart’ta sokaklarda olmanın önemine vurgu yapan Göçmen, “Sadece kendimiz için değil yanı başımızdaki kız kardeşlerimiz için de savaşmak, haklarımız için mücadele etmek adına tüm kadınları ve LGBTİ+’ları 8 Mart’ta alanlarda olmaya davet ediyorum” dedi.

    Çiğdem Serin, “8 Mart’a, iktidarın kadınların haklarına saldırıların çok fazla arttığı, kutsal aile yalanlarıyla kadınların şiddet dolu evlere hapsedilmek istendiği, LGBTİ+ düşmanlığı üzerinden Medeni Kanun ve Anayasa değişikliği tartışmalarıyla gidiyoruz. İktidarın kadın ve LGBTİ+’lara karşı nefret politikalarıyla birlikte erkek şiddeti de artmaya devam ediyor. Bize dayattıkları kutsal aile yalanlarına, erkek şiddetine karşı feminist isyanımızla sokaklarda olacağız. Tüm kadınları da 8 Mart’ta feminist isyanımızla buluşmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    “ERKEK-DEVLET ŞİDDETİYLE MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    “Kendimizi aile kavramlarına sığdırmadan, kadın mücadelesini genişleterek kazanılmış haklarımıza sahip çıkarak o gün alanlarda olacağız” diyen Çiğdem Göksoy da bireysel haklarla birlikte toplumsal hakları da yeniden inşa edebilmek adına tüm kadınları 8 Mart’ta alanlarda olmaya davet etti.

    Birsel Tutuş ise mücadele vurgusu yaparak şu çağrıda bulundu:

    “Kazanımlarımızın bir kısmını kaybettik İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere. Ama bunlar için mücadele etmeye, kaybettiklerimi tolere etmemeye devam edeceğiz. Devlet eliyle kazanılmış haklarımızın yok edilmek istenmesine ve erkek şiddetine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. 8 Mart’ta bütün kadınları sokaklara bekliyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Kadınlar, Filistin’in acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapanları protesto etti- VİDEO

    Kadınlar, Filistin’in acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapanları protesto etti- VİDEO

    PİRHA- Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan bir kişinin Filistin eyleminde kadınları kıyafetleri üzerinden hedef almasına kadınlardan tepki geldi. Tarsus Kadın Platformu,”Filistin halkının acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapıldı. Kadınlar eşleri, eski eşleri, aile yakınları tarafından katledilirken ‘Peki bunların kocalarına ne oluyor’ demek açıkça hedef gösterme suçu değil de nedir?” dedi.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde Filistin için yapılan eylemde konuşan Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan Hilmi Tuzcu adında bir kişi, kadınları giyimleri üzerinden hedef aldı. Yapılan konuşmada, “Gazze’de şehit olan çocuklara mı acıyalım, Tarsus Yarenlik alanında anadan ürüyen dolaşanları mı acıyalım? Vallahi burası daha çok acınacak halde. Hadi çocuklar gençleri anladık, eş bulacaklar neyse. 50’sindeki bu teyzelere, ablalara, bacılara, bunların kocasına ne oluyor?” denildi.

    Bu sözlerin üzerine Tarsus Kadın Platformu, Yarenlik alanında “Beden benim, hayat benim, sana ne!” diyerek eylem gerçekleştirdi.

    “FİLİSTİN’İN ACILARI ÜZERİNDEN KADIN DÜŞMANLIĞI YAPILIYOR”

    Tarsus Kadın Platformu’ndan Çiğdem Serin, Filistin’de her gün çocuklar ölürken, acılar üzerinden kadın düşmanlığı yapılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

    Serin, “Tarsus’ta İslami örgütlerden oluşan Ashab-ı Kehf adı altındaki oluşum “Filistin’e destek” adı altında şehrin ortasında Yarenlik Alanında adeta şeriat eylemi yapmış, İmam Hatip Lisesinde müdür yardımcısı olan Hilmi Tuzcu tekbirler eşliğinde giyimlerimiz üzerinden hakaret içeren ifadelerle kadın düşmanı söylemlerde bulunup, kadınları hedef göstermiştir. Gazze’de yaşanan katliamın, Filistin halkının acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapılmaktadır. Kadınlar eşleri, eski eşleri, aile yakınları tarafından katledilirken ‘Peki bunların kocalarına ne oluyor’ demek açıkça hedef gösterme, ‘kin ve nefrete’ sürükleme suçu değil de nedir? Tarsus’ta kıyafetinden ötürü tek bir kadının kılına zarar gelirse bu açıklamayı yapanlar ve ortak olanlar sorumludur” dedi.

    MERSİN BAROSU SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

    Bu söylemlerin Anayasa’ya aykırı olduğunu ve suç teşkil ettiğini ifade eden Serin, şöyle konuştu:

    “İki gün önce burada Filistin halkına yönelik katliam bahane edilerek emniyet güçlerinin gözü önünde bedenlerimize yönelik hakaretler edilerek kadınlar giyimleri ve yaşam tarzları üzerinden hadsizce hedef gösterilmiştir. Anayasanın laiklik ilkesine aykırı hareket ederek şeriat propagandası yapılmıştır. Hakları için direnen, insanca yaşam mücadelesi için sokağa çıkanlara çok kolay ‘halkı kin ve nefrete sürüklemek’ suçu icat edenler asıl kin ve nefret içeren, kadına yönelik şiddete teşvik eden bu açıklamaya sessiz kalarak suça ortak olmaktadır”

    Çiğdem Serin, Mersin Barosu’nun sarfettiği sözler sebebiyle Hilmi Tuzcu hakkında suç duyurusunda bulunacağı bilgisini de verdi.

    “FİLİSTİN HALKININ YANINDAYIZ”

    Emperyalizme ve siyonizme karşı direnen kadınların, Filistin halkının yanında olduklarını da vurgulayan Çiğdem Serin, “Savaşlar, çatışmalar üzerinden kadınların bedenini, hayatını hedef alanların karşısındayız. Gerici kadın düşmanlarının bizleri hedef gösterdiği yerdeyiz, buradayız. Ne giydiğimiz üzerinden hesap soranlara sesleniyoruz: Beden benim, hayat benim sana ne? Sokakları kadın düşmanlarına terk etmiyoruz” sözlerini kullandı.

    PİRHA/ MERSİN