Etiket: Çiğli kadın platformu

  • Çiğli Kadın Platformu: Okullara imam atanması projesi iptal edilsin!

    Çiğli Kadın Platformu: Okullara imam atanması projesi iptal edilsin!

    Çiğli Kadın Platformu, ÇEDES  projesine ilişkin yaptığı açıklamada, bu projenin eşitlik ilkesine aykırı olduğuna ve laik-bilimsel eğitime düşman olduğuna dikkat çekti.

    Çiğli Kadın Platformu ‘Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) adlı protokol kapsamında okullara imam atanmasına karşı Çiğli Belediyesi yanında basın açıklaması gerçekleştirdi. “Laik ve bilimsel eğitim düşmanı ÇEDES iptal edilsin” yazılı pankartın açıldığı açıklamada sık sık “AKP elini çocuklardan çek”, “Okullarda imam istemiyoruz”, “Laik bilimsel anadilde eğitim” ve “ÇEDES iptal edilsin” sloganları atıldı. Açıklamayı kadınlar adına Ümran Kırbaş okudu.

    “6284 SEÇİM PAZARLIĞINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    AKP’nin 21 yıllık iktidarı boyunca kadın ve çocuk düşmanlığını tırmandırdığını belirten Kırbaş, her fırsatta kadınların kazanılmış haklarına göz dikildiğini ifade ederek, “İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede feshetti. 28 Mayıs’ta ikinci turda kazandığını açıklayan Erdoğan’ın, ilk cümleleri LGBTİ+ düşmanlığı ve nefreti oldu. Yeniden Refah Partisi ve HÜDA-PAR ile kurduğu gerici ittifakında seçim süreci boyunca kadınları, çocukları şiddete karşı koruyan 6284 sayılı kanun ise seçim pazarlığına dönüştürüldü” dedi.

    “ÇOCUKLARA EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI EĞİTİM DAYATILIYOR”

    Kamuoyunda ÇEDES olarak bilinen protokolün eşitlik ilkesine aykırı ve laik-bilimsel eğitimin düşmanı olduğunun altını çizen Kırbaş, İzmir ve Eskişehir pilot iki il seçildiğini dile getirdi. Kırbaş, “İzmir’de 2 bin 496 okul bulunurken üçte birine yani 842 okula imam, müezzin, vaiz, din hizmetlerinde uzman ve kuran kursu öğreticisi görevlendirildi. Binlerce psikolojik danışman ve rehber öğretmen atamasının yapılmasını beklerken manevi danışman adı altında okullara din görevlileri atandı. ‘Dindar ve kindar bir nesil yetiştireceğiz’ diyen AKP, 4+4+4 eğitim sistemini ardından birer saat olan zorunlu din dersini 2 saate çıkarmış, seçmeli derslerle çocukların daha fazla din dersi görmelerinin önünü açmıştır. TÜGVA’ya okulları-yurtları açan, çocukları istismar eden Ensar Vakfı ile protokol imzalayan MEB, ÇEDES ile anayasada güvence altına alınan eşitlik ilkesine aykırı bir eğitim sistemini çocuklara dayatarak eğitimi gericilik ile kuşatmaya çalışıyor” şeklinde konuştu.

    “ÇEDES PROTOKOLÜ İPTAL EDİLSİN”

    Laik, bilimsel, eşit bir eğitim için cemaat ve tarikatlar ile imzalanan tüm protokollerin iptal edilmesi gerektiğini kaydeden Kırbaş, “Kamusal eğitim MEB’in sorumluluğundadır. Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzalanan laik-bilimsel-eşit eğitim düşmanı ÇEDES protokolü iptal edilsin! ‘Okulların açığı manevi danışman’ değil öğretmendir. Protokol ile görevlendirilen din görevlileri yerine Psikolojik Danışman ve Rehberlik öğretmenlerinin atamasını gerçekleştirin. Eğitimde gerici politikalara son verin! Çocukların üstün yararını koruyan yasaları hayata geçirilsin! Okullarda çocuklara pedogojik olarak kabul edilemeyecek olan; videolar izleten-baskı yapan ve göz yuman öğretmen-okul müdürü-kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılsın!” diye belirtti.

    ÖĞRETMEN VE VELİLERE ÇAĞRI

    Kırbaş son olarak, “Biz kadınlar; gericiliğe karşı feminist laikliğini yükseltiyoruz. İstismarı aklayan, ÇEDES protokolü ile çocukların hayatını gericilik ile kuşatmaya çalışan karanlığa, AKP’ye karşı çocukların güvende yaşayabileceği bir ülke için mücadele edeceğiz. Buradan tüm öğretmenlere-velilere çağrımızdır. Laik-bilimsel eğitim için, çocuklarımız-geleceğimiz için ÇEDES protokolüne karşı birlikte mücadele edelim” diye konuştu.

    Açıklama, slogan ve alkışlarla sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Aysel Tuğluk’un hayatını AKP’nin iki dudağı arasına bırakmayacağız’

    ‘Aysel Tuğluk’un hayatını AKP’nin iki dudağı arasına bırakmayacağız’

    PİRHA- Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsaklar için adalet talep eden Çiğli Kadın Platformu, 52 ülkeden 6 bin kadının Aysel için adalet talep ettiğini belirterek “Aysel’in yeri cezaevi değil, kadınların yanıdır” dedi.

    Çiğli Kadın Platformu, Kocaeli Kandıra 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi eski Eş Genel Başkan Yardımcısı  Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsaklar için Çiğli Belediyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsaklar için adalet” yazılı pankartın açıldığı basın açıklamasında sık sık “Aysel Tuğluk yalnız değildir”, “Erkek adalet değil gerçek adalet” ve “Jin jiyan azadî” sloganları atıldı. Basın açıklamasını kadınlar adına Emine Akbaba okudu.

    “CEZAEVLERİ HAK İHLALLERİ ODAĞINA GELDİ”

    AKP’nin iktidarda kalmak için gençlere, kadınlara, Alevilere, Kürtlere savaş açtığını, haklarından ve hayatlarından vazgeçmeyen kadınları da hedef aldığını belirten Akbaba,, cezaevlerinin uzun süredir hak ihlalleri, darp, kötü muamelelerin odağı haline geldiğini kaydetti. Akbaba, “Cezaevleri AKP’nin sindirme-baskı ve şiddet politikalarının rahatça uygulanabildiği yerler haline dönüştü. Eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk ise 2016 yılından beri cezaevinde. 22 Mart 2021 tarihinde Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde beş ayrı uzman hekimin muayenesi sonucunda Tuğluk’a kalıcı hafıza kaybı anlamına gelen demans teşhisi konuldu. Tuğluk’un yaşadığı sağlık sorununun annesinin cenazesinde kendisine  yapılan saldırının ardından açığa çıktığı belirtiliyor” diye konuştu.

    “ADLİ TIP YANLI RAPOR VERİYOR”

    Aysel’e “cezaevinde kalamaz” raporu verilmesine rağmen hala tahliye edilmediği ve sağlığa erişim hakkının engellendiğini ifade eden Akbaba, “Ağır sağlık sorunları yaşadığı aylardır kamuoyuna yansımasına rağmen yetkililer kulağını kapatıyor, görmezden geliyor. Tuğluk’un hastalığı ilerlemesine rağmen, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun AKP eliyle hazırladığı  ‘Hayatını yalnız idame ettirebilir’ raporu gerekçe gösterilerek tahliyesi engelleniyor” diye belirtti.

    “ULUSAL VE ULUSLARARASI MEVZUATA AYKIRI”

    Aysel’i ve hasta tutsakları yalnız bırakmayacaklarını belirten Akbaba, “Cezaevlerinde  birçoğu hasta olan yüzlerce mahpus var. Sadece geçtiğimiz ay yedi mahpus cezaevinde hayatını kaybetti. Hasta mahpusların tahliyesi ulusal ve uluslararası mevzuat ve sözleşmelerin gereğidir. Herkesin sağlığa erişim hakkı, tedavi görme hakkı vardır, engellenemez. Her şey için geç olmadan Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpuslar için özgürlük istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “6 BİNİ AŞKIN KADIN AYSEL İÇİN ADALET İSTEDİ”

    Aysel Tuğluk’u yaşatacak, Garibe Gezer’in ölümünün aydınlatılması için mücadele edeceklerini ifade eden Akbaba, “Bizleri dört duvarın arasında yalnızlaştırmaya çalışsanız da dayanışmamız ile buluşacak ellerimiz. Aysel’in ve tüm hasta tutsakların yaşam hakkını ihlal etmenize izin vermeyeceğiz. 5 yıldır tutuklu olan Aysel’i yalnızlaştırabildiniz mi? Sadece birkaç günde 52 ülkeden 6 bini aşkın kadın ‘Aysel için geç olmadan adalet istiyoruz’ dedi” ifadelerini kullandı.

    Akbaba, son olarak “Aysel’in yeri cezaevi değil, kadınların yanıdır. Size inat yaşayacak, size inat yaşatacağız” dedi. Açıklama sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kaz Dağları haberleri gazetecilerin tutuklanmasına gerekçe yapıldı

    Kaz Dağları haberleri gazetecilerin tutuklanmasına gerekçe yapıldı

    İzmir’de 16 Kasım’da tutuklanan MA muhabiri Ruken Demir ve JİN NEWS muhabiri Melike Aydın’ın Kaz Dağları’yla ile ilgili haberi suç delili yapıldı.

    İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında 12 Kasım’da evleri basılarak gözaltına Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Ruken Demir ile JİN NEWS muhabiri Melike Aydın, çıkarıldıkları İzmir 1. Sulh Ceza Mahkemesince “terör örgütü adına faaliyette bulunmak” suçlamasıyla 16 Kasım’da tutuklandı.

    Gazetecilere yöneltilen suçlamanın temelini ise, mesleki çalışmaları oluşturdu. Emniyet ve savcılık sorgularında her iki gazeteciye görüştükleri haber kaynakları, takip ettikleri ve kaleme aldıkları haberler üzerinden suçlamada bulunup ifadeleri alındı.

    Yöneltilen suçlamalardan biri açlık grevi eylemleri döneminde Ege Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şube yöneticileriyle yaptıkları görüşmeler ve haberler oldu.

    İnsan hakları savunucularından görüşler almayı “örgüt adına faaliyette bulunma” suçlamasının delili olarak değerlendiren savcı, haberlerin “örgüt talimatı” ile yapıldığını iddia etti.

    KADIN CİNAYETİ PROTESTOSU ‘DEVLETİ KARALAMA’ OLDU 

    JİN NEWS muhabiri Melike Aydın’ın, Çiğli Kadın Platformu üyeleriyle yaptığı telefon görüşmelerinin de “örgüt talimatı”yla yapıldığı ileri sürüldü. Savcı 20 Haziran’da Menemen Açık Cezaevi’nden izinli çıkan boşandığı eşi tarafından katledilen Habibe Çevik ve kardeşi Fatma Akdağ’ın ölümünü protesto eden Çiğli Kadın Platformu’nu da “örgüt güdümünde hareket etmek”le itham etti.

    Savcı, platforma ilişkin değerlendirmelerinde “Örgüt güdümünde hareket eden Çiğli Kadın Platformu, ölümleri bahane ederek devleti karalamaya çalışmıştır” ifadelerini kullandı.

    KAZ DAĞLARI İDDİANAMEDE

    Hem Demir hem de Aydın’a yöneltilen ortak suçlamalardan biri ise altın madeni kurulmak istendiği için protesto eylemlerinin devam ettiği Kaz Dağları’na ilişkin yaptıkları haberler oldu. Doğal yaşam savunucuları ile yaptıkları görüşmeler neticesinde hazırladıkları haberler üzerinden gazetecilerin “Gezi olaylarına benzer bir kalkışmaya ön ayak olması için kurgu haber yapılması yönünde talimatlandırıldığı…” iddia edildi.

    (İzmir/MA)

     

  • Çiğli Kadın Platformu: Kadına yönelik şiddete son

    Çiğli Kadın Platformu: Kadına yönelik şiddete son

    PİRHA – Çiğli Kadın Platformu, geçtiğimiz günlerde Çiğli İlçesi Köyiçi Mahallesi’nde Habibe Çevik ve kız kardeşi Fatma Akta, Habibe’nin eski eşi Göksel Sağlam tarafından tabancayla vurularak katledilmelerine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, verilen cezaların yeni cinayetlerin önünü açtığı ve cesaretlendirici olduğu belirtilen açıklamada, Göksel Sağlam ve tüm kadın katilleri hak ettikleri en ağır cezaları alana kadar mücadele edecekleri belirtildi. 

    19 Haziran Çarşamba günü Çiğli ilçesi Köyiçi Mahallesi’nde Habibe Çevik ve kız kardeşi Fatma Akta, Habibe’nin eski eşi Göksel Sağlam tarafından tabancayla vurularak katledildi.

    Menemen Açık Cezaevindeki Göksel Sağlam izinle dışarı çıkıp izninin son gününde Habibe’nin yanına giderek iki kız kardeşi katletti. Habibe Çevik, Göksel Sağlam tarafından şiddete ve tehdide maruz kaldığı için şikayetçi olmuş, koruma kararı aldırmış ve en sonunda Denizli’de kadın sığınma evin evinde kalıyordu. Ancak; sığınma evinde kalan kadınların çocuklarına yönelik tedbirlerin yetersiz olması dolayısıyla, annesinde kalan çucuklarını görmek ve onların eğitimiyle ilgili tedbir için, resmi evraklarla uğraşmak, için İzmir’e gelen Habibe, ertesi gün tekrar yola çıkmayı planlarken kız kardeşiyle birlikte yaşamını yitirdi.

    Çiğli Kadın Platformu, Habibe Çevik ve kız kardeşi Fatma Akta’nın katledilmesine Çiğli Ziraat Bankası önünde basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Çiğli Kadın Platformu adına Kızbes Seyhan Aydın okudu.

    Açıklamada, Koruma kararı olan Habibe Çevik’e Göksel Sağlam’ın izinli olduğu bildirilmediğini bildirilmesi durumunda hala hayatta olacakları belirtildi.

    “HER GÜN KADINLAR ERKEK ŞİDDETİNE MARUZ KALIYOR”

    Göksel Sağlam’ın daha önce de bir çok kez ceza aldığı, infaz rejiminde suçluları koruyan kollayan denetimli serbestlikten yararlanmasının bu cinayete teşvik olduğu belirtilen açıklamada, şunlar belirtildi;

    “Kadına yönelik şiddetle ilgili hiç bir suçun uzlaştırmaya tabii suçlar kapsamına alınmasını kabul etmiyoruz. Eziyete, işkenceye ve cinayete yol açmaktan, erkeğin kadına eziyet etmesinden, işkence ve cinayet işlemesini kolaylaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.
    Her gün bu ülkede kadınlar erkek şiddetine maruz kalıyor, tacizlere tecavüzlere uğruyor. Bedeni ve emeği zapturapt altına alınıyor.

    Yaşam alanlarımızı bize zindan etmeye çalışan erkek egemenliği hayatın her alanında namlularını üzerimize doğrultmuş vaziyette. İstismar eden, cinayet işleyen erkekler hukuki işleme tabi tutulduğunda dahi ya çok komik cezalarla yargılanıyor ya da cezasızlıkla adeta ödüllendiriliyorlar.

    “‘İYİ HAL’ İNDİRİMLERİ YENİ CİNAYETLERİN ÖNÜNÜ AÇIYOR”

    Takım elbise, sinek kaydı tıraş olma, seviyordum abi deyip 30 yerinden bıçaklayarak katledenler “iyi hal” den indirimler alabiliyor. Bu indirimler cezasızlıklar, yeni cinayetlerin önünü açıyor. Cesaretlendirici oluyor. Caydırıcı olmuyor.
    Biz bu, düzeni, Bu eril zihniyeti tanıyoruz ve kabul etmiyoruz. Göksel Sağlam ve tüm kadın katilleri hak ettikleri en ağır cezaları alana kadar mücadele edeceğiz. Bir kadın daha eksilmeyene kadar mücadele edeceğiz. Tüm kadınların eşit ve özgür bir biçimde hayatın içinde olabileceği bir dünya istiyoruz. Kadınların ve çocukların istismara uğramadığı, katledilmediği eşit, özgür bir dünya istiyoruz. Ve bu dünyayı kazanana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Habibe ve Fatma’yı, katledilen bütün kadınları isyanımıza katıp yaşanılabilir, eşit, özgür bir geleceği inşa edeceğiz. Kadına yönelik şiddete son.”(HABER MERKEZİ)