Etiket: çiğli

  • 27 HAZİRAN 2026 CUMARTESİ – GÜNDEM

    27 HAZİRAN 2026 CUMARTESİ – GÜNDEM

    -Sivas Madımak Katliamı’nda babası Behçey Aysan’ı kaybeden Eren Aysan ajansımıza konuştu. GÖRÜNTÜLÜ

    -Sivas Katliamı’nda 2 kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar, Sivas davasına toplumun sahip çıktığını ancak devletin hiç bir zaman yüzleşmediğini söyledi. Çınar, “Yani devlet baka baka yaktı, baka baka da bulmadı” diyerek tepki gösterdi. Çınar, 2 Temmuz anmalarına unutmadık, unutturmayacağız diyerek herkesi davet etti. GÖRÜNTÜLÜ

    -Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakası uygulamasını iptal etmesini Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Sekreteri Şengül Şahin,PİRHA’ya değerlendirdi. GÖRÜNTÜLÜ

    -Mersin’de saat 17.00’de ‘Özgürlük Mitingi’ yapılacak.GÖRÜNTÜLÜ

  • İzmir’de Tommy Hilfiger’a üretim yapan Elsa Tekstil yüzlerce işçiyi işten çıkardı

    İzmir’de Tommy Hilfiger’a üretim yapan Elsa Tekstil yüzlerce işçiyi işten çıkardı

    PİRHA- İzmir’de dünyaca ünlü giyim markası Tommy Hilfiger için üretim yapan Yeşim Tekstil’in fason firması Elsa Tekstil’de ‘yeni iş alamadık’ bahanesiyle işten çıkarılan ve haklarını aramak için atölye önünde eyleme geçen işçiler, , süreci yargıya ve eylemlere taşıyacaklarını belirttiler.

    Yıllık kazancı 510 milyon dolar olan ve dünyaca ünlü giyim markası Tommy Hilfiger için İzmir Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan Yeşim Tekstil’in fason firması ELSA Tekstil, geçtiğimiz günlerde yeni iş alamadıkları gerekçesiyle bünyesinde çalıştırdığı onlarca işçinin işine son verdi. Yıllık izinleri, maaşları, kıdem ve ihbar tazminatlarının içeride kalma tehlikesiyle karşı karşıya olan Elsa işçileri, haklarını almak için kapı önünde direnişe geçti. İşçiler, bugün de notere giderek Yeşim Tekstil ve Elsa Tekstil işverenlerine ihtar gönderdi.

    Henüz alamadıkları maaşlarını, yıllık izinlerini, kıdem ve ihbar tazminatlarını ne zaman alacaklarını soran işçilere ise İ’henüz hesaplama yapmadıklarını, hesaplama yaptıktan sonra duruma bakacaklarını’ ifade etti.

    İşçiler yaptıkları açıklamada yıllardır düşük ücretlerle, yoğun mobbinge maruz kalarak patronları zengin ettiklerini, patronların ise hiçbir haklarını vermeden onları kapı dışarı ettiklerini ancak buna sessiz kalmayacaklarını belirttiler.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

  • ‘Şiddetin normalleşme tehlikesi var; toplumsallık gelişmedikçe yasalar kağıt üzerinde kalır’-VİDEO

    ‘Şiddetin normalleşme tehlikesi var; toplumsallık gelişmedikçe yasalar kağıt üzerinde kalır’-VİDEO

    PİRHA- Alevi kadın örgütleri ve köy dernekleri İzmir’de ‘Kadınlar direnişin ve umudun ocağıdır’ paneli düzenledi. Panelde konuşan Jineoloji Akademisi’nden Nesrin Akgül, “Bu kadar şiddete çözüm üretmemek normalleşme tehlikesi yaratır. Bu şiddet inşası bir iktidar yöntemi haline gelmesi halinde, kadını yaşa-yaşat eylemine dönüştürmek için çözümde rol almalıyız” derken, Avukat Gamze Yentür ise üretim ilişkileri değişmeden kadına yönelik şiddetin de değişmeyeceğini belirterek, “Toplumsallık gelişmedikçe yasalar kağıt üzerinde kalır ve bir gecede kaldırılabilir” diye belirtti.

    İzmir Çiğli’deki kadın örgütleri, inanç ve köy dernekleri “Kadınlar direnişin ve umudun ocağıdır’ başlığı ile Çiğli Belediyesi Fakir Baykurt Konferans Salonunda panel düzenledi. Panele konuşması olarak Jineoloji Akademisinden Nesrin Akgül,  Avukat Gamze Yentür katılırken Güzeltepe Kadın Derneğinden Ezgi Özer ise moderatörlüğü üstlendi. Salonda ‘Hak ve hakikati benimseyen Alevi kadınlar olarak zalimlere karşı direnerek özgür bir yaşamı kuracağız” yazılı pankart asıldı.

    Panele Güzeltepe Kadın Dayanışma Derneği, Mor Dayanışma İzmir, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Alevi Kültür Dernekleri Karşıyaka Şubesi, Pir Sultan Abdal Derneği Çiğli Şubesi, Meydan Köyü Dayanışma Derneği, Varto Kültür ve Dayanışma Derneği katkı sundu.

    “BU DÜZENİ BİRLİKTE DEĞİŞTİREBİLİRİZ”

    Panel öncesinde kurumlar adına ortak bildiriyi okuyan Sakine Koğu, derinleşen krizler, büyüyen yoksulluk ve bu çoklu şiddetin görünmeyen taşıyıcısı hali aldığını söyledi.

    Krizli dönemlerde devletinin ‘aile’ olgusuna sarılarak savaş politikalarını ev içerisinde yeniden ürettiğini ifade eden Sakine Koğu, “Korkuya rağmen konuşmak, sessizliğe rağmen birbirimizi duymak. Yan yana gelmek, güvenmek, dayanışmak. Çünkü yalnız kalınca kırılıyoruz. Birlikte hareket etmek, yeniden güç bulmak demek. Örgütlenmek; aynı hikayeyi farklı yerlerde duymak, birbirine yaslanabilmek demek. Öfkeyi bastırmak ve yaşananları kanıksamamak hayatta kalmanın bir yolu olmuş olabilir. Ama artık o öfkeye sahip çıkmanın zamanı. O öfkeyi sokaklarda, meydanlarda, yan yana gelerek var etmenin zamanı. Çünkü yaşadıklarımız birer “anormallik” değil; bu düzenin kendisi. Ve biz, bu düzeni ancak birlikte değiştirebiliriz” dedi.

    “ŞİDDETE ÇÖZÜM ÜRETMEMEK NORMALLEŞME TEHLİKESİNİ GETİRİR”

    Panelde ilk olarak Nesrin Akgül söz aldı. Nesrin Akgül, şiddetin normalleşme tehlikesi olduğuna vurug yaparak, “Biz demokratik toplum inşasında yer almak istiyoruz ve barışın diyen bir toplumsal dinamik var. Madem bunun istemindeyiz o zaman bugün daha fazla kadına yönelik şiddette ne yapılması gerektiğini, bunun bakış açısını daha fazla tartışmalıyız. Günlük olarak şiddet beyan ediliyorken bunun normalleşme tehlikesi var. bu kadar şiddete çözüm üretmemek normalleşme tehlikesi yaratır. Bizim ahlaki reflekslerini öldürü. Reya hak her şeyden önce vicdan der. Rızalık üretirken her bir canı can olarak kabul eder biz de her yaşanan oalya karşı vicdani ses olmak zorundayız. Kadına şiddete alışmamak için buna tepki koyacağız” diye konuştu.

    “SÜRECİN KADINA YÖNELİK ‘ŞİDDETE DUR’ DİYEN HALİ ORTAYA KONULMALI”

    Barış ve demokratik toplum sürecinde ortak endişe ve güvensizliklerin bulunduğunu kaydeden Nesrin Akgül devleti bu sorunlara karşı duyarlı kılmak, çözümün tarafı haline getirmek için toplumsal irade ortaya koymak istediklerini dile getirdi. Bu süreçte de en büyük gücün kadınlarda olduğunu ifade eden Nesrin Akgül, “Aslıdan bütün halklar bu sürecin öznesidir. Bütün kimliklerin, bireylerin farklılıklarıyla var olmak isteyen hereksin iradesini koyması gereken bir süreçteyiz. Kadınlar en fazla irade oluşturması gereken güç. Binlerce yıllık erkek egemenliğin savaşlarla kendini hizalayan, çatışmalarla kendini var eden bir sürecinden bahsediyoruz. Bir barış süreci diyoruz kadın irade olsun inisiyatif alsın diyoruz, sadece silahların susması değil söz gücünün toplumda olduğu alanlarda eylemini ortaya koyduğu bir müzakere sürecidir de. Çatılmalı sürecin sona erip toplumun kendi öz değerleriyle yeninden ortaya koymasıdır. Kadına yönelik şiddette de bu sürecin şiddete dur diyen hali ortaya konmalıdır” şeklinde konuştu.

    “KADINI YAŞA-YAŞAT EYLEMİNDE ROL ALMAYI TARTIŞMALIYIZ”

    Mirabal Kardeşler’indireniş tarihine değinen Nesrin Akgül, “Biz de benzer bir süreç yaşıyoruz. Her türlü yaşam hakkını eline alan bir faşist rejimle cebelleşen toplumsal kesimler altında yaşıyoruz. Bu şiddet inşası bir iktidar yöntemi haline gelmesi halinde, yeni döneme kadına şiddete kadın kırımı dediğimiz sürecin sonlanması ve kadın varlığını kazanmak için bu süreçte inşacı olmak, kadını yaşa yaşat eylemine dönüştürmek halkların kardeşliğini geliştirmek için çözümde rol almayı taşımak istediğimizi belirtmek isterim” dedi.

    “TOPLUMSALLIK GELİŞMEDİKÇE YASALAR KAĞIT ÜZERİNDE KALIR”

    Ardından slayt gösterimi ile sunumunu gerçekleştiren Avukat Gamze Yentür üretim ilişkileri değişmeden kadına yönelik şiddetin de değişmeyeceğini ifade etti. Gelişmiş olarak nitelendirilen ülkelerde ilerici yasalar yürürlükte olsa bile kadına yönelik şiddetin devam ettiğini hatırlatan Gamze Yentür, “Ataerki kapitalimle var olması ama kapitalizm eşitsizlikleri revize etti ve sanki eşitsizlik yokmuş gibi gösteren bir hukuk yarattı. Toplum hazır değilse ilerici yasalar da kağıt üzerinde kalır. Toplumun değişmesi içim üretim ilişkilerin değişmesi için sınıfsallığın değişmesi ve kültür biçimlerinin de değişmesi gerekir. Hukuk toplumsal ilişkilerle değişir dönüşür. 6284 sayılı kanun güzel bir yasa ama toplumsallık gelişmedikçe bir gecede kaldırılabilir. Hukukçular genelde her şeyin hukukla değiştireceğini düşünür ama aslolan toplumsal mücadeledir ve bu mücadeleyle birlikte değiştirilen ilişkilerdir” diye konuştu.

    “ŞİDDET TOPLUMSALDIR, AİLE İÇİ KALMAMALI”

    Şiddetin fiziksel veya cinsel şiddetten ibaret olmadığını ve sadece aile ile sınırlı kalmadığını ifade eden Gamze Yentür, “İşte sokakta, çevrimiçinde her yerde şiddet var. Aile içinde gerçekleşen cinsel şiddet te tecavüzdür. Kadın çalışma hayatına katıldığı zaman, üretime katıldığı zaman birçok hakkı da talep etmeye başladı. Daha önce evlerdeydi ve eşten para almak zorunda olduğu için ondan gizli ekonomi yürütmek zorundaydı. Bu aile içi ekonomik şiddetin bir yansımasıdır. Türk Ceza Kanununda (TCK) bununla ilgili çok madde var. Öte yandan 6284 sayılı yasa ve CEDAW var. 6284 Herkesi koruyan bir kanun aslında, CEDAW da taraf olumuz tek uluslararası sözleşme, uygulama alanı geniş. Önleyici ve koruyucu tedbirler içeriyor, Örneğin bu yasalara dayanarak tedbir talep edebilirsiniz. Ancak adli mercilerde önemli çabalar sarf edilse de kolluk faili korumaya dönük hareket edebiliyor. Uzaklaştırma kararları için Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerine(ŞÖNİM), mülki amirlere kolluğa dilekçe vermeye bile gerek yok sözlü olarak başvurabilirsiniz, avukat bulundurmak zorunda da değilsiniz. Baroların Adli Yardım Merkezleri, Kadın Merkezleri var” şeklinde anlattı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Alevi mahallesinde inşa edilen Süleymancılar tarikat yurdu faaliyete başladı!

    Alevi mahallesinde inşa edilen Süleymancılar tarikat yurdu faaliyete başladı!

    PİRHA- İzmir Çiğli’de Alevi yurttaşların yoğunluklu yaşadığı Güzeltepe Mahallesi’nde inşa edilen Süleymanncılar tarikatine ait yurt ve Kur’an kursu binası KYK yurdu adı altında faaliyetlerine başladı.

    Türkiye’de hemen her dönem gündeme gelen, köklü bir politika çerçevesinde genişletilen tarikatlar ve bununla beraber cemaatler taciz ve istismar merkezlerine dönüştürülürken, ezilen halklar ve inançların kurdukları yaşam alanlarında özel savaş politikalarının aparatı olarak kullanılmaya devam ediyor.

    Buna dair bir uygulama ise İzmir’den. İzmir Çiğli’ye bağlı Güzeltepe Mahallesi’nde dinci gruplardan Kuran İlimlerine ve Milli Kültüre Hizmet Vakfı tarafından yapılan ve Süleymancılar tarikatına ait olan yurt tamamlandı. 60 yıla yakın politik geçmişi bulunan ve Alevilerin İzmir’de en yoğun olarak yaşadığı Güzeltepe’nin toplumsal ve inançsal dokusunun hedeflendiğini söyleyen mahalleli yurdun kapatılmasını için çokça kez eylem yapmış ve suç duyurusunda bulunmuştu.

    2020 yılında inşa süreci başlayan ve Kredi ve Yurtlar Kurumuna (KYK) ait olacağı belirtilen yurdun Süleymancılar tarikatına ait olduğu ortaya çıkmış, buna karşı mahalleli 2 Temmuz tarihinde yürüyüş gerçekleştirmiş ve tarikat yurdunu mahallede istemediklerini söylemişlerdi.

    Süleymacılar tarikatine ait yurt ve Kur’an kursu binası tüm tepkilere ve suç duyurularına rağmen resmen rağmen faaliyetlerine başladı.

    Sarıklı, cübbeli kişilerin eğitim verdiği binada çok sayıda çocuğun da ders almak için geldiği kaydedildi. Yine söz konusu yurdun toplantılar yapmak için kullanıldığı ve haftanın bazı günlerinde bahçesinin araçlarla dolduğu da kaydedildi.

    PİRHA/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevilerin yaşadığı Güzeltepe Mahallesi’ne tarikat kuşatması: Özel savaşın farklı uygulaması!-VİDEO

    ‘Güzeltepe’deki tarikat yurdu özel savaş uygulamasıdır, mahallenin yapısı hedefte’ -VİDEO

    Kaçak tarikat yurdu hakkında suç duyurusu: Tarikat yurtları kapatılsın-VİDEO

     

  • ‘Güzeltepe’deki tarikat yurdu özel savaş uygulamasıdır, mahallenin yapısı hedefte’ -VİDEO

    ‘Güzeltepe’deki tarikat yurdu özel savaş uygulamasıdır, mahallenin yapısı hedefte’ -VİDEO

    PİRHA- Kamuoyunun adını 1980’lerde muhaliflere yönelik işkence ve gözaltılarla tanıdığı, toplumsal meselelerden kaynaklı politik bir kimlik kazanan Güzeltepe Mahallesi’nin uyuşturucu, çeteleşme ve en son tarikatlarla yapısının değiştirilmek istendiğini belirten Alevi kurum temsilcileri, tarikat yurdunun açılmasıyla, mahallenin demografik yapısı ile oynanmak istendiğine işaret ettiler. 

    İzmir’in Çiğli ilçesi Güzeltepe Mahallesi’nde Süleymancılar tarikatı tarafından açılmak istenen yurda bölge halkının tepkisi sürüyor. Bölge halkı, daha önce yürüyüş ve eylemler yaparak yurdun kapısına mühür vurmuştu. Daha sonrasında ise tarikat yurdu ilgili sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu.

    Türkiye’de hemen her dönem gündeme gelen, köklü bir politika çerçevesinde büyütülen tarikatlar ve cemaatler taciz ve istismar haberleriyle gündemden düşmüyor. Özellikle yoksul bırakılan mahallelerde faaliyetlerine hız veren tarikat ve cemaatler, iktidarlardan aldıkları desteklerle yoksul ailelerin çocuklarına yöneliyor.

    Buna dair bir uygulama ise İzmir’den. İzmir Çiğli’ye bağlı Güzeltepe Mahallesi’nde dinci gruplardan Kuran İlimlerine ve Milli Kültüre Hizmet Vakfı tarafından yapılan ve Süleymancılar tarikatına ait olan yurt tamamlanarak bitme aşamasına geldi. 60 yıla yakın politik geçmişi bulunan ve Alevilerin İzmir’de en yoğun olarak yaşadığı Güzeltepe’nin toplumsal ve inançsal dokusunun hedeflendiğini söyleyen mahalleli yurdun kapatılmasını istiyor.

    Alevilerin yoğun olarak yaşadığı, kendi inançlarına göre bir yaşam ördükleri, yoksulluğun yoğun olarak hissedildiği bir mahalle olan Güzeltepe’de yine son yıllarda ciddi anlamda radikal İslamcı tarikatlar görünür olmaya başladılar.

    “ÖZEL SAVAŞ UYGULAMALARININ BİR PARÇASI OLARAK SEÇİLDİ”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebat Çelik, Alevi yaşam alanlarına yönelik asimilasyon hamlelerine örnekler vererek, yaşanılan durumu ise ‘özel savaş politikasını’ çerçevesinde yorumladı. Çelik, “Alevilerin yaşadığı yerlerin özellikle seçilmesini bir tesadüf olarak okumuyoruz. Maraş Terolar’da yapılan mülteci kampını toplum hatırlar, yine Alevi köylerine cami yapılmaları devam ediyor. Çocuklarımıza zorunlu din dersi dayatılıyor. Aleviler olarak her taraftan bir kuşatma altındayız. Sonuç olarak ‘dindar ve kindar’ nesil yaratma projelerini uygulamaya koyuyorlar. Din eğitimini kreşlere kadar indirgediler. Şimdiler de ise bu işi tamamen tarikat ve cemaatlere bırakmış durumdalar. Tarikat-cemaat örgütlenmelerini sıradan dini eğitim veren bir vakıf olarak değerlendirmemiz doğru değil. Buraların özel savaş politikalarının bir parçası ve amacının da asimilasyon olduğunu biliyoruz. Yine buralardaki çocuk istismarlarını ve çocuk intiharlarını unutmadık” diye konuştu.

    ÇETELEŞME, UYUŞTURUCU VE EN SON TARİKAT!

    Çelik, toplumsal meselelerden kaynaklı politik bir kimlik kazanan Güzeltepe Mahallesi’nin uyuşturucu, çeteleşme ve en son tarikatlarla yapısının değiştirilmek istendiğini belirterek, “Bize dayatılan özel bir savaş politikası var. Devlet kendi Alevisini yaratma yolunda her şeyi yapıyor. Güzeltepe Mahallesi bir dönemin en örgütlü mahallerinden biriydi. Şimdilerde oraya eroini ve çeteleşmeye soktular. Bu yetmezmiş gibi tarikatları da sokarak bu mahallenin yapısıyla, inancıyla oynamak istiyorlar. Yapılan bina şu anda boş ve faaliyete geçmemiş durumda. Ama bizlerde boş durmayacağız, demokratik kurumlarla ve halkla yan yana gelerek bunun mücadelesini vereceğiz” dedi.

    “GÜZELTEPE MAHALLESİ’NİN GÖĞSÜNE HANÇER GİBİ SAĞLADI”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Çiğli Şube Başkanı Ali Yaşar ise, yaşanılan durumu ‘Alevilerin göğsüne hançer saplama’ olarak değerlendirdi. Yaşar, “Eşitlik, adalet, demokrasi gibi değerleri benimsemiş, 72 millete aynı nazarda bakmayı düstur edinmiş biz Alevilerinha, her dönem gericiliğin hedefi olduk. Ama her daim karşısında durduk. Bu gerçeklik tarikat-cemaatleri savunana dost, özgürlük ile birlikte barışı, laikliğe savunanlara ise düşman gibi davranan AKP iktidarında da değişmemiştir. Tarikat ve cemaatlerin palazlanmasının önünü açarak Alevi çocuklarını zorla din dersi eğitimine tabi tutmak isteyen, laik-demokratik eğitiminden uzaklaşmış ÇEDES’i de istemiyoruz. Alevilerin yoğun yaşadığı Güzeltepe Mahallesinde bizlerin göğsüne hançer saplar gibi, tacizlerle anılan bir tarikat yurdu yapılmak isteniyor. Pir Sultan direnciyle halkımıza düşman, gerici tarikat yurtlarının açılmaması yan yana gelerek yasal ve hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanacağız” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevilerin yaşadığı Güzeltepe Mahallesi’ne tarikat kuşatması: Özel savaşın farklı uygulaması!-VİDEO

    Kaçak tarikat yurdu hakkında suç duyurusu: Tarikat yurtları kapatılsın-VİDEO

     

  • Kaçak tarikat yurdu hakkında suç duyurusu: Tarikat yurtları kapatılsın-VİDEO

    Kaçak tarikat yurdu hakkında suç duyurusu: Tarikat yurtları kapatılsın-VİDEO

    PİRHA- Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi üyeleri, Çiğli’de kaçak olarak yapımına devam edilen tarikat yurdu hakkında suç duyurusunda bulundu. Meclis üyeleri, “Bulunduğumuz her mahallede mücadele etmeye ihtiyacımız var. Bulunduğumuz her okulda çocukların sesini yükseltmek için çağrı yapıyoruz. Çiğli, Aladağ olmasın” diyerek mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundular.

    İzmir’in Çiğli ilçesine bağlı Güzeltepe Mahallesi’nde, kaçak olarak inşa edilen tarikat yurduna karşı tepkiler yükselmeye devam ediyor. Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi, Karşıyaka Adliyesi’ne giderek tarikat yurdu hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Suç duyurusunda bulunmadan önce Karşıyaka Adliyesi önünde açıklama yapan Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi Sözcüsü Emel Diril, bu yurdun Güzeltepe Mahallesi’ne dikilmesinde parmağı olan kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

    “TARİKATLAR SUÇ ÖRGÜTÜ”

    Bakanların tarikatları sivil toplum kuruluşu olarak gördüğünü hatırlatan Diril, şunları ifade etti:

    “Milli Eğitim ile Diyanet okullara imam atayacakları bir protokol imzalıyor. Anayasa’da laiklik yazıyor fakat uygulamak istemiyorlar. Bulunduğumuz her mahallede mücadele etmeye ihtiyacımız var. Bulunduğumuz her okulda çocukların sesini yükseltmek için çağrı yapıyoruz. Çiğli, Aladağ olmasın diyoruz. Bunun da bir önemi var. Bugün suç duyurusunda bulunduğumuz yurtta yangın çıktı. Denetimsiz ve çocuklarımızı bir karanlığın içine çeken bu tarikatlardan kurtulmak zorundayız. Tarikatlar, patronlar ve siyasi iktidarla olan ilişkilerinden kaynaklı bir suç örgütü ve geldikleri düzeyi Narin cinayetinde gördük. Her yerde kurtarılmayı bekleyen Narin’ler olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.”

    Açıklamanın ardından suç duyurusunda bulunuldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Alevilerin yaşadığı Güzeltepe Mahallesi’ne tarikat kuşatması: Özel savaşın farklı uygulaması!-VİDEO

    Alevilerin yaşadığı Güzeltepe Mahallesi’ne tarikat kuşatması: Özel savaşın farklı uygulaması!-VİDEO

    PİRHA- Kamuoyunun adını 1980’lerde Alevilere yönelik işkence ve gözaltılarla tanıdığı Güzeltepe Mahallesi sakinleri, Süleymancılar tarikatının yanı başlarında inşa ettiği yurttan dolayı tepkili. İzmir’in en yoğunluklu Alevi nüfusunun olduğu Güzeltepe Mahallesi’nin seçilmesinin özel savaş uygulaması olduğunu belirten yurttaşlar, “Ahlaki, politik duruşun bir vücut kazandığı bu mahalle Kürt ve Alevi kimliklerinden dolayı pilot bölge olarak seçildi” diye konuştular. 

    Türkiye’de hemen her dönem gündeme gelen, köklü bir politika çerçevesinde genişletilen tarikatlar ve bununla beraber cemaatler taciz ve istismar merkezlerine dönüştürülürken, ezilen halklar ve inançların kurdukları yaşam alanlarında özel savaş politikalarının aparatı olarak kullanılmaya devam ediyor.

    Buna dair bir uygulama ise İzmir’den. İzmir Çiğli’ye bağlı Güzeltepe Mahallesi’nde dinci gruplardan Kuran İlimlerine ve Milli Kültüre Hizmet Vakfı tarafından yapılan ve Süleymancılar tarikatına ait olan yurt tamamlanarak bitme aşamasına geldi. 60 yıla yakın politik geçmişi bulunan ve Alevilerin İzmir’de en yoğun olarak yaşadığı Güzeltepe’nin toplumsal ve inançsal dokusunun hedeflendiğini söyleyen mahalleli yurdun kapatılmasını istiyor.

    Alevilerin yoğun olarak yaşadığı, kendi inançlarına göre bir yaşam ördükleri, yoksulluğun yoğun olarak hissedildiği bir mahalle olan Güzeltepe’de yine son yıllarda ciddi anlamda radikal İslamcı tarikatlar görünür olmaya başladılar.

    2020 yılında inşa süreci başlayan ve Kredi ve Yurtlar Kurumuna (KYK) ait olacağı belirtilen yurdun Süleymancılar tarikatına ait olduğu ortaya çıkmış, buna karşı mahalleli 2 Temmuz tarihinde yürüyüş gerçekleştirmiş ve tarikat yurdunu mahallede istemediklerini söylemişlerdi.

    GÖÇLE KURULMUŞ POLİTİK BİR MAHALLE

    Güzeltepe Mahallesi’nin 1966 yılındaki Varto depreminden sonra göçle kurulan bir mahalle olduğunu aktaran Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube Eş Başkanı Fırat Dikmen, mahallenin sonrasında toplumsal meselelerden kaynaklı politik bir kimlik kazandığını belirterek, ” Güzeltepe Mahallesi 1966 yılındaki Varto depreminden sonra göçle kurulan kurulan ve politik kimliğe kavuşmuş bir mahalle. Türkiye’nin en büyük işçi direnişi olan 15-16 Haziranın etkin yaşadığı ve direnişin günlerce sürdüğü bir mahalle. 1980 askeri darbesinde halk yoğun gözaltılar ve işkenceler yaşamış. Kürt, Alevi kimliklerinin yoğun olduğu ve direnişle ismini duyuran bir yerde” diye konuştu.

    AKP’NİN KARAKOLDAN BOZMA CEMEVİ!

    2015 yılında Güzeltepe Mahallesi’nde işkencelerle anılan karakolun AKP’lilerce cemevine dönüştürülerek seçim bürosu olarak kullanıldığını hatırlatan Dikmen, “Alevi açılımları adı altında Güzeltepe Polis Karakolu bir dönem cemevine dönüştürülmüş istenmiş ve açılışına bakanlar gelmişti. Bizler tescillenmiş işkencehaneden cemevi olmayacağını çokça dile getirdik. Devlet erkanı zor yoluyla bu cemevine açtı. Toplum buna tavır aldı ve o bina metruk bir binaya döndü ve kapatıldı. Ahlaki, politik duruşun bir vücut kazandığı bu mahalle Kürt ve Alevi kimliklerinden dolayı pilot bölge olarak seçilmişti ve halende hedeftedir” ifadelerini kullandı.

    “ÖZEL SAVAŞIN FARKLI UYGULAMALARI DEVREDE”

    Dikmen, Kürt- Alevi ve sosyalist kimliklerini çokça içinde barındıran Güzeltepe Mahallesi’nde özel savaşın farklı uygulamalarının devreye konulduğunu belirterek, “Diyanet İşleri Başkanlığı paralelinde kendilerine eklemledikleri Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’da eliyle de dinci eğitimin ön plana çıkmasımdaki amaç dindar, kindar ve itaatkar nesil yetiştirmektir. Buna da ilk tepkiyi gösterecek insanlar bellidir. Bunlarda Alevi, Kürt, sosyalistlerin birleşimi olan bu mahalledir. Pandemi döneminde Güzeltepe Mahallesi’ndeki Alevi ailelerin evleri işaretlendi. Ülkede gericileşen ortam ailelerin kendi çevresinde de sirayet ediyor. Buda her ailenin çocukları için endişe duymasına sebeptir. Bu mahalleler özel savaşın en çok uygulandığı mahallelerdir. Asimilasyon ve yozlaştırma politikası bir yana bir de tarikat saldırıları insanlar için tehlike görülüyor” dedi.

    ” GÜZELTEPE BİLİNÇLİ SEÇİLDİ”

    Uzun yıllar Güzeltepe Mahallesi ve çevresinde yaşayan Suzan Erdoğan Yılmaz ise, “Özellikle Aleviler ve Kürtlerin yoğun yaşadığı mahallelerde bu tarikat yurtlarının yapılması bilinçli bir adım” diyerek, “Ülke çoklu krizlerden geçiyor; ekonomi kötü, gençler işsiz, eğitim ve sağlık çökmüş durumda. Boşta ve savunmasız kalan çocukları bu tarikat yurtlarında eğitip dindar ve kindar bir nesil yetiştirmek istiyorlar. Politik mahallere kümeleniyorlar ve Güzeltepe Mahallesi’ni de seçmelerinin en büyük nedeni de budur. Göçe tabi tutulmuş, fakir insanların yaşadığı yerler özellikle seçiliyor. Bu mahalledeki gençleri kendi emelleri ile yetiştirip birer canavar yaratmak istiyorlar” diye belirtti.

    “TARİKATLARA VERECEK ÇOCUĞUMUZ YOK”

    Ayrıca öğrenci velisi olan Yılmaz, tarikat ve cemaat örgütlenmelerinin kapatılması çağrısında bulunarak, “Bir veli olarak yeni eğitim modelini çok vahim görüyorum. Çocuğumun geleceği için ne tarikat ne de cemaatlerden bir beklentim yok ve bunlar kapatılmalı. Yıllardır bundan çekiyoruz ve bizler ötekileştirildik. Diğer inançtaki insanlar için hiç bir şey yok iken bir . Yurtlarımızdan gelerek yaşam alanlarımızı kurmaya çalıştık, şimdi de tarikat kuşatmasında mahallemiz. Tarikat ve cemaatlere verecek çocuğumuz yok. Eylem hakkımızı kullanmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

     

  • Güzeltepe Mahallesi’ndeki tarikat yurduna tepki: Mahallenin dokusu bozulmak isteniyor

    Güzeltepe Mahallesi’ndeki tarikat yurduna tepki: Mahallenin dokusu bozulmak isteniyor

    PİRHA- İzmir Çiğli’ye bağlı Güzeltepe Mahallesi’nde inşa edilen Süleymancılar tarikatı yurdu, mahalle halkını tedirgin ediyor. 60 yıla yakın politik geçmişi bulunan ve Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Güzeltepe’nin toplumsal dokusunun hedeflendiğini söyleyen mahalleli yurdun kapatılmasına dair girişimlere başladı.

    Tarikatlar/Cemaatler, hem gelir kapısı hem de örgütlenme aracı olarak kullandıkları öğrenci yurtlarıyla Türkiye’de bir türlü çözülemeyen öğrenci yurdu sorununu da adeta fırsata çevirdi. Ülkenin hemen her kentinde üniversite öğrencilerine yönelik açılan cemaat yurtlarının toplam kapasitesi, devlet yurtlarının kapasitesine yaklaştı.

    Çiğli Güzeltepe Mahallesi’nde dinci gruplardan Kuran İlimlerine ve Milli Kültüre Hizmet Vakfı tarafından yapılan ve Süleymancılar tarikatına ait olan yurt tamamlanarak bitme aşamasına geldi.

    Cemaatlere ait olan ve herhangi bir resmi kayıt olmaksızın kaçak faaliyet yürüten yurtların sayısına yönelik kesin bir veri bulunmazken “merdiven altı” olarak tabir edilen bu yurtların sayısının bini aştığı tahmin ediliyor.

    Güzeltepe’de inşa edilen tarikat yurdu oldukça tepkiyle karşılanıyor.

    MAHALLELİ TOPLANDI

    Tarikat yurduna karşı mahallede düzenlenen toplantıda yurtların; cemaatlerin yardım adı altında toplanan finansal hareketlerini gizleyebilmesi için bir örtü, hem de yoksul halk çocuklarını tarikatlara bağlayabilmek için bir araç olarak kullanıldığı belirtildi.

    Siyasi iktidarın bu duruma sadece göz yummakla kalmayıp, sürekli yaptığı yasal düzenlemelerle daha da teşvik ettiğini belirten mahalleli, gerek devlet içindeki bağlantıları, gerekse yarattıkları korku iklimi nedeniyle bu yurtların denetlenemediğini ifade ettiler.

    Devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu kamusal hizmetlerin cemaat ve tarikatlara bırakılamayacağını kaydeden Güzeltepe Mahallesi sakinleri, mahallenin geleneksel dokusunun bozulmak istendiğine işaret ederek, yurdun kapatılması çağrısında bulundular.

    SÜLEYMACILAR KİMDİR?

    Yerel seçimde muhalefete destek verdiği bilinen cemaat, Aladağ’daki yurt yangını faciasıyla ve birçok cinsel istismar skandalıyla hafızalara kazındı. Ülke genelinde üç bine yakın yurdu ve kursu olduğu belirtilen cemaatin lideri ise 2016’dan beri Alihan Kuriş.

    Cemaat sağlıktan eğitime birçok alanda ticari faaliyet yürüyor.

    Öte yandan cemaatin yurtdışında da büyük bir örgütlenmesi var. 100’den fazla ülkede örgütlü olduğu bilinen cemaatin birçok ülkede devasa külliyeleri bulunuyor. Londra’daki Süleymaniye Külliyesi cemaat tarafından inşa edildi.

    PİRHA/İZMİR

  • DAD İzmir Şubesi aşure lokmalarını paylaştı-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi aşure lokmalarını paylaştı-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi’nin aşure lokmasında, farklılıklarla bir arada yaşayabilmenin en değerli aşure olduğu vurgusu yapıldı.

    Muharrem orucunun sona ermesiyle birlikte Alevi toplumu birçok yerde aşure paylaşmaya devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Çiğli’deki dernek binasında aşure lokmalarını paylaştı. Hak mücadelesinde Hakk’a yürüyenler için bir dakikalık saygı duruşu sonrasında lokma paylaşımına Alevi kurumları ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. A

    Aşure lokmasının gülbengini Baba Mansur Ocağı Analarından Elif Hurustan ve Kureyşan Ocağı Pirlerinden İsmail Alkan verdi.

    AKBELEN VE CUDİ’DE EKOLOJİK KIRIM

    Aşure lokmasının pay edilmesi öncesinde konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebahat Çelik, Akbelen’de kesilen ağaçlar ve Cudi’de yakılan ormanların birer Kerbela’ya dönüştüğünü belirterek, “Kerbela ezilenlerin, mazlumların dayanışmasıdır, ikrarlı duruşun simgesidir. Bu dayanışma ruhu ile aşurelerimizi paylaşacağız. Akbelen’de kesilen ağaçlar, Cudi’de yakılan ormanlar, kadın cinayetleri birer Kerbela halini aldı. Bu sisteme karşı koymamız, Hüseyni duruş göstermemiz lazım. Zalimlere karşı mazlumun yanında olmalıyız” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi Eş Başkanı Zeynel Bozkurt ise, “Hüseyni duruş Kerbela’da önemli bir role sahiptir. Haksızlığa karşı mücadele edenlerin bir simgedir. Mansur, Nesimi, Pir Sultan, Alişer ve Zarife gibi mücadele edenler bizlerin delilleridir ve mücadelemizde yaşatacağız” ifadelerini kullandı.

    “BİR ARADA OLABİLMEK AŞUREDİR”

    Toplumun tüm farklılıklarına rağmen ayrım yapmadan bir arada yaşayabilmenin aşure manasında olduğuna vurgu yapan Kureyşan Ocağı Piri İsmail Akan da, “Burada olmamızın bir nedeni de aşuredir. Farklı kültürlerden din, dil, ırk ayrımı yapmadan bir arada olabilmek aşurenin tam kendisidir. Ortak temamız sevgidir. İnsani değerleri oluşturabilmek için o sevgiye ulaşmamız gerekiyor. En güzel aşure insani değerlerdir” diye konuştu.

    Konuşmalar ardından aşure lokmaları paylaşıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’de Yeşil Sol Parti Alevilerle buluştu: 14 Mayıs Pir Sultan’ın adalet divanıdır-VİDEO

    İzmir’de Yeşil Sol Parti Alevilerle buluştu: 14 Mayıs Pir Sultan’ın adalet divanıdır-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti’nin Çiğli’deki Alevi buluşmasında konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “14 Mayıs’ta bir divanı kuracağız. Bu divan Pir Sultan’ın adalet, varlık ve dirlik divanıdır. Bize bırakılan mirasa güçlü bir şekilde sahip çıkmak lazım” dedi. 

    İzmir Alevi İnsiyatifi, “Eşit yurttaşlık ve demokratik cumhuriyet mücadelesinde Aleviler ve Yeşil Sol Parti” konulu etkinlik düzenledi.

    Çiğli Güzeltepe Mahallesi’nde düzenlenen etkinlikte Yeşil Sol Parti milletvekili adayları Canan Kebenç Özkan ve İbrahim Akın ile HDP Antalya Milletvekili  Kemal Bülbül, Alevilerle bir araya geldi.

    Alana “Özgürlük semahıyla Dehak zulmünü yıkalım, emeğin hakikatiyle Rıza şehrini kuralım” ve “Eşit yurttaşlık ile demokratik cumhuriyete” yazılı pankartlar asılan etkinlik, halaylarla başladı. Etkinlikte hak ve hakikat mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşu yapıldı.

    BÜLBÜL: 14 MAYIS PİR SULTAN’IN ADALET DİVANIDIR

    Buluşmada ilk söz alan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 14 Mayıs’ın bir adalet divanı olacağını vurgulayarak, “Alevi toplumu üzerindeki baskı, sömürü, katliam bilinmeden siyaset yapılamaz. İnsana ait ne varsa çürümeye çalışıyorlar. Yeşil Sol Parti olarak yayınladığımız belgede emekten, gençlikten, kadından, özgürlüklerden sorumluluk duyacağımızı söyledik. Sol bir araya gelmez diyenlere inat Emek ve Özgürlük İttifakını oluşturduk. Her yerde örgütlenerek siyaseti bir ahlaki formasyon haline getirelim. Ülkede siyaset çürütüldü, ahlaksızlıkla eş değer görüldü. Hırsızların sonu 14 Mayıs’ta gelecek. Alevi toplumu olarak yolumuza, inancımıza, hakikat için baş verenlere söz vererek mücadeleye sahip çıkacağız. 14 Mayısta Pir Sultan’ın divanı ilan adaletin, varlığın, dirliği divanını kuruyoruz. Bize bırakılan mirasa güçlü bir şekilde sahip çıkmak lazım” diye konuştu.

    AKIN: İKTİDAR KAYBETTİKÇE SALDIRGANLAŞIYOR

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, ülkenin farklı yerlerindeki miting, buluşma ve seçim bürolarına yönelik saldırıların iktidarın tükendiğinin göstergesi olduğuna işaret ederek, “Kader seçimi için 7 gün kaldı. Burada emeğimiz var ve bunların sonunun geldiğini biliyoruz. İktidar kaybettiğini gördüğü için saldırmaya devam ediyor. Bu saldırılarla iktidarın tükendiğini görüyoruz. Şiddetinizle bu halkı durduramayacaksınız. 14 Mayıs’ta onları göndereceğiz. Kaybettirmek için bir oyu Kılıçdaroğlu’na, kazanmak için bir oyu da Yeşil Sol Partiye verelim. Yeşil Sol Parti anahtar bir parti ve desteğinize ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

    KEBENÇ ÖZKAN: 100 YILLIK İNKARIN HESAPLAŞMASI OLACAK

    14 Mayıs seçimlerinde 100 yıllık inkar siyasetiyle hesaplaşmanın olacağına vurgu yapan Yeşil Sol Parti İzmir Milletvekili Adayı Canan Kebenç Özkan ise, şunları kaydetti:

    “100 yıllık bir tekçi cumhuriyet vardır. Bizler adil eşit bir yaşam istiyoruz. Anadilinde eğitim, sağlık, kamusal hizmetler istiyoruz. Biz tekçi rejimle hesaplaşmaya gidiyoruz. Biz bu ülkeni çok dilli, çok inançlı toplumlarıyız. Çok dilli, kültürlü inançlı, güzel olan her şeyi bir arada inşa etmeye geliyoruz. O sandığa attığımız her oy 100 yılla hesaplaşma günüdür. Sadece oy atmaya gitmiyoruz. Her birimizin görevi sandıkları korumamız lazım o sandıkta geleceğimizi koruyoruz. Eşit asil bir ülkenin korumasını yapıyoruz. Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkar gibi sandıklara sahip çıkıyoruz. Birlikte çalıştık, birlikte başaracağız.”

    Konuşmaların ardından etkinlikte Sanatçı Hasan Ali’ni sahneye çıktı.

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’in Güzeltepe Mahallesi’nde Newroz ateşi yakıldı, halaylar çekildi-VİDEO

    İzmir’in Güzeltepe Mahallesi’nde Newroz ateşi yakıldı, halaylar çekildi-VİDEO

    PİRHA- ‘Newroz ateşiyle özgürlüğe’ şiarıyla birçok ilde yakılan Newroz ateşi ve kutlamalar devam ediyor. İzmir Çiğli’de bir araya gelen halk Newroz ateşi yakıp kutlama gerçekleştirdi. 

    Bu yıl ‘Newroz ateşiyle özgürlüğe’ şiarıyla gerçekleşen Newroz kutlamaları köy, mahalle ve yerellerde kutlanmaya devam ediyor.

    Depremde yaşamını yitirenlere adanan Newroz, İzmir’in Çiğli ilçesine bağlı Güzeltepe Mahallesi’nde kutlandı. Mahalledeki bir parkta gerçekleşen kutlamaya çokça kişi katıldı.

    Bu yıl ki Newroz’un Maraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlere adandığına vurgu yapılarak, depremlerin yarattığı büyük yıkım ve acı ortamında Newroz’un karşılandığı belirtildi.

    Öte yandan depremin yarattığı büyük yıkımdan çıkmak isteyen yurttaşlar için 14 Mayıs tarihinin önemli bir fırsat olduğuna işaret edilerek, bu tarihi dönemde mücadelenin daha da büyütülmesi gerektiğine dair çağrı yapıldı.

    ‘Her Der Newroz, Her Dem Azadi’, ‘Newroz Piroz Be’ sloganları ile yakılan Newroz ateşi etrafında çekilen halaylar çekildi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

  • Maraş’ın Çiğli köyünde çadır kuruldu ancak ısınma sorunu sürüyor-VİDEO

    Maraş’ın Çiğli köyünde çadır kuruldu ancak ısınma sorunu sürüyor-VİDEO

    PİRHA-Maraş’ın Çiğli köyünde 10-15 çadırın kurulduğu belirtilirken, insanların ısınma sorunu nedeniyle geceyi araçlarda geçirdiği kaydedildi.

    Depremin etkilediği Maraş’ın Çiğli köyündeki son durumu aktaran Mehmet Kocamer, bölgede 10-15 çadırın kurulduğunu fakat ısınma sorunu nedeniyle insanların geceyi araçlarda geçirdiğini söyledi.

    Enkaz kaldırma çalışmalarının da bir yandan devam ettiğini belirten Kocamer, ısınma sıkıntısının çözülmesi için bir kez daha çağrıda bulundu.

    PİRHA / MARAŞ

  • Harmandalı Cemevi inşaatı çürümeye terkedildi; Çiğli Belediyesi sözünde durmadı-VİDEO

    Harmandalı Cemevi inşaatı çürümeye terkedildi; Çiğli Belediyesi sözünde durmadı-VİDEO

    PİRHA- Alevilerin lokması ile alınan arsa üzerine inşa edilen Harmandalı Cemevi inşaatı, yerel yönetimlerin seçim yatırımına kurban edilerek çürümeye bırakıldı. Harmandalı halkı, yerel yönetimlerin cemevi yapım süreçlerindeki çıkar ve faydalanma eksenli rollerine tepki göstererek, verilen sözlerin tutulması çağrısında bulundu.

    Çiğli Belediyesi ve Cem Vakfı Harmandalı Şubesi’nin işbirliğinde Harmandalı Cemevinin İnönü Mahallesi’nde yapılan temel atma törenine, CHP  İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, Cem Vakfı Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzetin Doğan, Cem Vakfı Genel Başkanı Erdoğan Döner, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Özuslu, Çiğli Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Koçer, CHP İlçe Başkanı Mert Özcan, eski Çiğli Belediyesi Başkanı Hasan Arslan, Alevi kurum temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katılmıştı.

    Harmandalı halkı, Alevilerin lokmaları ve dayanışmasıyla alınan arsada gerçekleşen temel atma törenine büyük bir çıkarma yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çiğli Belediyesi’nin büyük vaatler sunduğu cemevi projesinde mağdur edildiklerini dile getirdiler.

    3 yıldan bu yana cemevi inşaatına tek bir çivinin dahi çakılmadığını belirten yurttaşlar, Çiğli Belediyesi’nin cemevinin yapım sürecindeki verdiği sözleri unutarak çıkar ve faydalanma eksenli rolüne tepki gösterdi. Yurttaşlar, Alevilerin seçimden seçime hatırlanarak oy deposu olarak görüldüğünü dile getirerek, gelecek seçimlerde yerel yönetimlerin Alevilerin hak ve taleplerine yaklaşımına karşı gerekli dersi vereceklerini ifade ettiler.

    1990’lı yıllarda Alevi yurttaşlar kendi imkanlarıyla aldıkları arsalarda daha sonra cemevleri yaptı. Günümüzde ise daha çok yerel yönetimler veya merkezi hükümetlerin desteğiyle cemevleri inşa ediliyor. Belediyelerin cemevleri yapılırken verdikleri maddi desteğin sonuçları da ağır olabiliyor.

    Harmandalı Cemevinde yaşanan ağır sorun, Aleviler hükümet ve yerel yönetimler ile doğru bir ilişki kurabiliyor mu? Alevi kurumları ve inanç önderleri cemevlerini inancın gereklerini yerine getirecek noktaya taşıyor mu? sorusunu akla getiriyor. Bu sorular halen cevap bekliyor…

    HALKIN LOKMALARIYLA ALINAN ARSA VE TEMEL ATMA TÖRENİ

    Alevi yurttaşlar ibadethanelerini yapabilecek, erkanlarını yürütebilecek ve toplumsallıklarını koruyabilecek bir alan yaratmak için Çiğli Harmandalı’na bağlı İsmet İnönü Mahallesi’nde bulunan arsayı kendi lokmaları ve dayanışmaları ile alarak temeli atılacak cemevi için ilk adımı atmışlardı.

    Alınan arsa üzerine cemevi inşa etme projesi İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çiğli Belediyesi’nin dahil olmasıyla CEM Vakfı ile yapılan protokol ile hayata geçmiş ve 19 Ekim 2019 yılında geniş bir katılımla temeli atılmıştı.

    2 bin 530 metrekarelik alanda yapılacak ve 4 kattan oluşacak cemevi morg, cem salonu, kütüphane vb. alanlardan oluşacaktı.

    VERİLEN SÖZLER ÜZERİNDEN 3 YIL GEÇTİ

    Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, cemevi açılışında yaptığı konuşmada, klasik başkanlık yapmayacağını ve başkan olmasının ilk 6. ayında cemevi temeli attığını vurgulayarak, “İzmir’in kalbi Çiğli’de atacak dedik. Bu anlamda birçok adım attık. Burada cemevi ile devam ediyoruz. Ardından çöpler, yeni yollar ile devam edeceğiz. Son olarak da ben klasik bir siyaset ve klasik bir başkanlık yapmayacağım. Sorun olan ve 1999 yılından beridir bütün belediye başkanlarının verdiği sözleri tutan belediye başkanı olacağım. Temel atma törenini son altı 6 ayda da yapardım. Ama 6. ayında temel atma töreni yapan bir belediye başkanıyım. Arkamda siz varsınız sizin verdiğiniz güç ve destek var” demişti.

    Aleviler ise, Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü’nün cemevinin temel atma töreninde üstüne basarak söylediği açıklamaları hatırlatarak, aradan geçen 3 yılda cemevi temeline tek bir çivinin dahi çakılmadığı dile getirdiler.

    CEMEVİ TEMELİ SU ALTINDA, İNŞAAT MALZEMELERİ HIRSIZLARIN HEDEFİNDE

    Aradan geçen 3 yılda cemevi inşaatını PİRHA olarak yerinde inceledik. Çektiğimiz görüntülerde bodrum katı olan cemevi inşaatının temelini yağmur suyu basmış durumda iken perde beton olan duvarda ise yaklaşık 1 metrelik yağmur suyu birikmiş.

    Görüntülerin devamında ise duvar işlemleri için getirilen tuğlalar ve kalıp malzemelerinin yağmur altında çürümeye bırakılmış olduğu göze çarparken, Harmandalılı yurttaşlar inşaat malzemelerinin hırsızların hedefinde olduğunu ifade ettiler.

    Temel atma töreni ile inşaat alanında bekleyen bekçinin artık yerinde olmaması ile birlikte inşaat kaderine terk edilmiş durumda bekliyor.

    Harmadalı’nda yaşayan yurttaşlar cemevinin güncel durumu ve yaşanan sorunlar hakkında bilgi almak amaçlı belediyeden bir muhatap bulamadıklarını kaydetti.

    “BİZ ALEVİLERİ OY DEPOSU OLARAK GÖRÜYORLAR”

    Harmandalı sakinlerinden Berkan Yılmaz, seçim döneminde hatırlanan Alevi toplumunun oy deposu olarak görüldüğü eleştirisinde bulunarak, şunları söyledi:

    “2019 yılında bu cemevi bizlere vaat olarak sunuldu. Bu arsa bizlerin lokmaları alındı. Alevilerin de oyunu alarak seçimi kazandılar. Sonrasında temel atma töreni düzenlendi. Milletvekilleri, belediye başkanları, ilçe başkanları gelerek bu temel atma töreninde gövde gösterisi yaptı. Burada 30 bine yakın Alevi yaşıyor ve bizler de inancımızı yapabilmek, cenazelerimizi kaldırabilmek için bir cemevi istedik. Utku Gümrükçü yaptığı açıklamada, ‘Biz önceki başkanlar gibi değiliz. Sözlerimizi tutacağız’ dedi. Cemevi inşaatının şu anki halinden de anlaşılacağı üzere temelde sular toplandı, tuğlalar kullanamayacak duruma geldi. Bütün müracaatlarımıza rağmen Çiğli Belediyesi’nden bir cevap alamadık. Bizleri oy deposu olarak gördüler. Oylarını aldıktan sonra hiçbir katkıda bulunmadılar.”

    “SEÇİM VAADİ OLARAK SUNULDU, MAĞDUR EDİLDİK”

    Yılmaz, seçim vaadi olarak sunulan cemevi temelinin su altında olduğunu hatırlatarak, “Buradaki insanlar cemevi arsasında büyük bir pay sahibi. Çok büyük bir bütçeleri yok ve yerel yönetimlerin buralara bir desteği olması gerekiyor. Bir aşama kaydedildi ama belediyenin katkısı olmadan bu inşaatın bitmesi zorlaşacak. Günümüzde de bu cemevinin bitmesi için ekonomik şartlar uygun değil. Seçim vaadi olarak sundular ve şimdi de bizleri mağdur ettiler. Çiğli Belediyesi verdiği sözlerin arkasında durmalı. 3 senelik bir zaman geçti. Utku Gümrükçü, Malatya Hekimhan’da park yapmış, Dersim’e ise mezar yerlerini tadilat etmiş. Bu vaatlerde bulunmuş ise yapması elbette iyidir. Ama önceliğinin yanı başındaki mahallesi olması gerekirken buraya duyarsız kalması bu insanları yaralamıştır” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER KENDİ LOKMALARI İLE BURALARA SAHİP ÇIKMALI”

    Hayati Allahverdi ise cemevi temel atma törenini ‘siyasi şov’ olarak değerlendirdi.

    Alevilerin kendi lokmaları ve dayanışması ile kendi ibadethanelerini oluşturması çağrısında bulunan Allahverdi, “Temel atma zamanında belediye başkanları, meclis üyeleri, sivil toplum örgütleri burada  siyasi bir şov yaptılar. Sonrasında ise hiçbir katkı sağlamadılar. Buradaki Alevi kurumları, yöre dernekleri, sivil toplum örgütleri kapı kapı dolaşarak lokma toplamalı ve buraya el atmalı. İzmir’de belli cemevleri bir seviyeye geldi ve belediyelerin yardımına da ihtiyacı yok. Farklı birçok Alevi kurumlarının yöneticileri kendi bulundukları cemevlerini kurtardıklarını sayıyorlar. Diğer cemevlerinin sorunlarına yönelip el atmıyorlar. Kendilerini kınıyorum. Şimdikiler hazır kurumlara konuyorlar. İnsanlar o zamanlar çay parasından, çocuklarından süt parasından feragat ederek o cemevlerini yaptılar. Şimdi ise herkes sıcak koltuğuna oturmuş ve bu cemevi inşaatına katkı sunmuyor” dedi.

    CEM VAKFI’NA ELEŞTİRİ

    Bir dönem Cem Vakfı yöneticiliği yapan Hüseyin Ceylan da, cemevi protokolunu imzalayan Cem Vakfı yöneticilerinin yerel yönetimler şahsında yaşanan sorunlara duyarsız kalmasına tepki göstererek, şöyle devam etti:

    “Cem Vakfı’nda yöneticilik yaptım, yıllarca hizmet ettim. Bizlerin lokmaları ve yardımları alınan bu arsaya temel atıldı. Çiğli Belediyesi’nin burada 1 lira katkısı yoktur. Bunu herkes böyle bilmeli. Daha sonranda Cem Vakfı’nın burayı yapması için kendilerine devredildi. Ama Cem Vakfı bunu yapmadı. Burayı dış kapının dış mandalı gibi görüyorlar. Belediye başkanı ve yardımcılarına buradan sesleniyoruz; bugün ne oldu da verdiğiniz sözü tutmuyorsunuz? Seçim dönemi kapı kapı dolaşıp oy istiyorsunuz. Bugün ise kapılarınızı kapatıp kimse ile görüşmüyorsunuz. Bizler bunu unutmayacağız. Sizler bir daha bizlere gelmek zorundasınız. Ve o gün geldiğinde sizlerle görüşeceğiz.”

    “SEÇİMLER İÇİN GELDİKLERİNDE GEREKLİ DERSİ ALACAKLAR”

    Bir diğer mahalle sakini Hüseyin Özden de, yerel seçimlerde Alevilerin taleplerini görmezden gelen siyasi partilere gerekli dersi vereceklerini kaydederek, “Burası Alevilerin yoğunluklu olarak yaşadığı bir bölge. İnsanların inancını yaşatacağı, ibadetini yapabileceği bir cemevine ihtiyaç vardır. Alevi kurumlarının çekişmesi sonucu bir sonuç alınamadı. Belediye devreye girerek bu cemevini yapacağını söyledi. Ne yazık ki geçen 3 yılda temeli atılmasına rağmen halen bir çivi çakılmadı. Verdiğiniz sözlerin arkasında durun. Verilen sözler neticesinde halkın çabası da engellenmiş oldu. Bu cemevinin bir ihtiyaç olduğunu görmek gerekiyor. Bu ihtiyacında karşılanması gerekiyor. Seçimler için bizlere geldiğinizde gerekli dersi alacaklar, bunu böyle bilmeleri gerekiyor” hatırlatmasında bulundu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • 10 kez şikâyet edildi sonuç alınmadı: Evli olduğu kadının ağabeyini ağır yaraladı

    10 kez şikâyet edildi sonuç alınmadı: Evli olduğu kadının ağabeyini ağır yaraladı

    Yıllarca sistematik şiddete maruz bıraktığı Z. Doğan’ı evde bulamayınca ağabeyi A. Çetinkaya’nın evine giden M. Doğan, tartıştığı Çetinkaya’yı ağır yaraladı. Z. Doğan, en az 10 kez emniyete şikayette bulunduğu ve hiçbir şeyin yapılmadığını söyledi. 

    Erkek şiddetini önleyecek mekanizmaları oluşturma, yasal önlemleri alma ve etkili bir şekilde uygulama konusunda sorumluluk yükleyen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen Türkiye’de, kadınlar göz göre göre şiddet ortamına terk ediliyor. Yıllarca maruz kaldığı sistematik şiddet nedeniyle emniyete en az 10 kez şikayet başvurusunda bulunan Z. Doğan’ın yaşadıkları devletin vurdum duymazlığını bir kez gözler önüne seriyor.

    İzmir’in Çiğli ilçesinde 5 yıldır M. Doğan ile evli olan Z. Doğan, yaşadıklarını Mezopotamya Ajansı’ndan Semra Turan!a anlattı.

    EN AZ 10 BAŞVURU

    Evlendiği günden bu yana (5 yıldır) şiddette maruz kaldığını belirten Z. Doğan, “Son 2 yıldır ise şiddetin her türlüsüne maruz kaldım. Ailem ve çocuklarıma zarar veren bir noktaya geldi. Evde bıçak zoruyla tutuyordu. İlk olarak aileme yansıtmamaya çalıştım. Zaman geçtikçe zarar vermeye başladığını gördüm. Çiğli İlçe Emniyeti’ne bu yüzden en az 10 kez şikâyet başvurusunda bulundum. Ancak hiçbir şey yapılmadı” dedi.

    AYNI ODADA İFADELERİ ALINDI

    Şu an boşanma aşamasında olduğu M. Doğan’ın kendisini sık sık ailesine zarar vermekle tehdit ettiğini söyleyen Z. Doğan, “Aileme zarar vermesin diye bir şey yapmadım. 4 ay önce şikâyetlerim üzerine Çiğli Emniyeti bizi arayarak, ifademizi aldı. Ancak ifadelerimizi aynı odada aldılar. M. Doğan’ın yanında bana ‘Sana zarar veriyor mu? Şiddet uyguluyor mu? diye soru sordular. Sorulara ‘evet’ yanıtı versem biliyorum bir şey yapmayacaklar ve onunla tekrar eve gönderecekler. O yüzden beni öldürür korkusuyla ‘hayır’ yanıtı verdim” diye belirtti.

    AĞABEYİNİ AĞIR YARALADI

    Son günlerde artık kendisine ve çocuklarına zarar vermesinden kaynaklı il dışında bulunan ablasının evine gitmek zorunda kaldığını ifade eden Z. Doğan, şöyle devam etti: “Beni evde bulamayınca dün sabah saatlerinde ağabeyimin evine gitmiş. Kapıyı açmayarak, polislere haber veriyorlar. Polisler geliyor ama onu bulmadan gidiyorlar. Onların gidişiyle tekrardan ağabeyimin evine gidip onu bıçakla yaralıyor. Ağabeyimin kalbi ve beynine giden damarlar kopmuş. Komşuların desteğiyle hastaneye kaldırılmış. Şu anda Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tutuluyor. Durumu çok kritik. Kendine gelecek mi onu bile bilmiyoruz.”

    KADINLARDAN DESTEK 

    Doğan, olaydan sonra emniyete giderek teslim olan M. Doğan’ın tutuklanarak cezaevine gönderildiğini aktardı. Zanlının en ağır cezayı almasını isteyen Z. Doğan, bunun için elinden geleni yapacağını ve hukuki mücadeleyi başlatacağını sözlerine ekledi.

    İzmir’de bulunan kadın örgütleri de Z. Doğan için kalacak yer ve hukuki sürecin başlatılması için seferber oldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Çiğli köylüleri pandemi sürecinde zararlarının karşılanması için destek bekliyor-VİDEO

    Çiğli köylüleri pandemi sürecinde zararlarının karşılanması için destek bekliyor-VİDEO

    PİRHA – Maraş’ın Dulkadiroğlu İlçesine bağlı Çiğli Köyünde yurttaşlar kentlerin kalabalığından köye sığınarak kendilerini karantinaya aldılar. Bölgede kendi önlemleri ile yaşamı devam ettiren köylüler, koronavirüse karşı kendi kurallarını da uygulayarak korunuyorlar. Köyün temel geçim kaynağı çiftçilik ve hayvancılık ancak koronavirüs nedeniyle şu an köylüler evlerinden zaruri olmadıkça uzaklaşmıyorlar. Köylüler bu süreçte uğradıkları zararların karşılanması için devletten destek bekliyor. 

    Maraş’ın Dulkadiroğlu İlçesine bağlı Çiğli Köyü’nde PİRHA kameraları köylülerin tüm dünyayı esir alan koronavirüs salgını süresince nasıl geçindikleri, ne derece kendilerini koruduklarını ve köyün sosyal ilişkilerini görüntüledi.

    Köyün kendine has alınan karantina kuralları gereği köylüler zorunlu olmadıkça yan yana gelmekten kaçınıyorlar. Yaşlılar evlerinin bahçelerinden dışarı çıkmıyor, kronik rahatsızlığı olan köylüler de mümkün mertebe evlerinde tutuluyor. Yaşlı ve hasta köylülerin işleri diğer köylüler arasında ortak yapılarak işin tıkanması ve mağduriyet oluşması dayanışma ile aşılıyor.

    Köyün ana temel geçimi hayvancılık ve tarım üzerine kurulu olduğu için bu süreçte işçi çalıştırılamadı ve tarlalar boş kaldı, bahçeler sadece aileyi geçindirecek kadar ekildi.

    Köylüler yetkililere seslenerek, “Bu zor zamanlarda devlet, vatandaşın, köylünün elinden tutmalıdır, devlet bugün bize destek olmazsa bizler çok zarar edeceğiz, aç kalacağız. Milletin hepsi zorda, tarlalarımız boş kaldılar, bostanlarımız ekilmedi, hayvanlarımızı besleyemiyoruz, ne yapacağız bilmiyoruz” diyorlar.

    “DOLMUŞLAR 2 AYDIR ÇALIŞMIYOR; DEVLET SESİMİZİ DUYSUN”

    Köyde dolmuşçuluk yapan Veli Şahin, “Koronavirüs nedeniyle 2 aydır çalışmıyorum, dolmuşlar evin önünde yatıyorlar. Biri okul servisi diğeri köy taşıtı… Şimdi okullar tatil olduğu için birisi çalışmıyor diğeri de kısıtlamalar ve önlemlerden dolayı çalıştırılamıyor. Şimdi ne yapacağız bilmiyorum. Arabaların vergileri, borçları var, kredileri var. 2 aydır perişan bir haldeyiz. Köyde yaşıyoruz ama geçimimiz dolmuşların üzerine olduğu için daha çok perişan olduk, köyde diğer insanlar çiftçilikle hayvancılıkla geçim sürdürüyor. Ben de o olmadığı için daha çok mağdur oluyoruz. Lanet ediyoruz bu virüse şimdi dua ediyoruz daha kötü olmadan gitsin diye. Birilerinin bizlere destek olması lazım. Devlet sesimizi duysun ve mağduriyetimizi gidermek adına bir takım çalışmalar gerçekleştirsin” dedi.

    “DIŞARIDAN İŞÇİ GETİRİP ÇALIŞTIRMAK YASAK”

    Çiğli köylülerinin aldıkları önlemleri belirten Muhtar ise şunları söyledi.

    “Köylüler olarak kendi sağlığımızı korumak adına birlikte belli kararlar aldık, köyümüze giriş çıkış yasak değil ama köylülerimizden başkasının gelme durumuna müsaade etmiyoruz. Yurt dışından gelen giden de olmadığı için rahatız. Herkes kendi önlemlerini almış durumdadır. Dışarıdan işçi getirip çalıştırmak yasaklandı. Köye bizim köylülerimiz dışında birinin girmesine izin vermiyoruz şimdilik. Bir ay önce bir vefatımız oldu. Virüsten dolayı değildi ama üzücü bir olay eskiden öylesine bir cenazede büyük bir kalabalıkla Hakk’a uğurluyorduk. Cemevinde toplanma olayı olmadı. Bu bizim kültürümüze ters oldu. 40 kişiye yakın yurttaşımıza biner liralık destek sağladık. Şimdi köylülerimiz mutlular, rahatlar.”

    “HERKES BAHÇESİNE, BOSTANINA ODAKLANDI”

    Köyün yaşlılarından bir kadın da, “İnşallah bitecek bu hastalık, insanlar mağdur oldular hep yıpranıyorlar, zarar ediyorlar. İnşallah bitecek de insanlar rahat rahat gidip işine gücüne baksınlar. Bahçeler bostanlar tarlalar boş kaldı. Bu büyük bir zarardır. Bunun altından nasıl çıkacak bu garipler. Şimdi herkes kendi evinin önünde küçük bahçe bostan yapıp onunla ilgileniyor. O da kendilerini idare etmek içindir. Şimdi ne yapalım hastalıktır ama birileri de yardım etmeli köylü ne yapsın, nasıl korusun kendini” diye konuştu. 

    “İSTANBUL’DA ÖĞRENCİYDİM ORADA DURUM DAHA VAHİM, KÖYÜMÜZE GELDİK”

    İstanbul’da Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Alican Ünlügedik ise İstanbul’da yaşadığını ancak koronavirüs salgınının başlamasından hemen sonra köyüne Çiğli’ye döndüğünü belirterek şöyle devam etti:

     “Durumlar İstanbul’da daha vahim. Daha tehlikeli bir seyirde olacağını düşündüğüm için nitekim de öyle oldu, buraya geldim. Şimdi sınavlara hazırlanıyorum, derslerimizi yapmaya çalışıyorum. Zaten köyden çıkamıyoruz, şehre gitmemiz yasak. O yüzden evde derslerle ve köy işlerine yardımcı olarak zamanımızı geçirmeye çalışıyoruz. Köyde karantinaya girmek biraz zor ama daha sağlıklı ve güvenilir olduğundan idare ediyoruz. Arkadaşlarımıza daha çok zaman geçiriyoruz. Ailemizle birlikte daha çok zaman geçirerek köy işlerini hızlı ve düzenli işlemesini sağlıyoruz” dedi.

    Çiğli Köyü sakinleri koronavirüs salgının hızlı bir şekilde geçmesini ve yeniden normal hayata dönmeyi istediklerini belirterek, herkese sağlık ve esenlikler dilediler.

    Mehmet KOCAMER / MARAŞ

  • DAD İzmir Şubesi, Xızır lokmalarını onlarca insanla paylaştı – VİDEO

    DAD İzmir Şubesi, Xızır lokmalarını onlarca insanla paylaştı – VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi, Xızır lokmalarını onlarca insanla paylaştı. DAD İzmir yönetiminden Hüseyin Ozan, Xızır’ın öenmine vurgu yaparak, “Xızır en zor zamanlarda bize yol gösterendir” dedi. 

    Haberin Videosu

    Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi, bugün Çiğli Kasaplar Meydanı’nda Xızır lokmalarını paylaştı. Çok sayıda kişinin lokmalarını pişirip getirdiği alanda onlarca insan toplandı.

    Açılış konuşması yapan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebahat Çelik, Xızır’ın, Alevi inancını oluşturan kutsallığın vicdanı ve kalbi olduğunu vurguladı.

    Daha sonra Baba Mansur Ocağı’ndan Hakkı Hurustan Çerağ uyandırdı. Lokma duasını ise Rukiye Hurustan verdi. Hurustan, Xızır’ın Alevi inancında önemli olduğunu zor zamanlarda dara düşenlerin yanında olduğunu belirtti.

    “XIZIR ZOR ZAMANLARDA YANIMIZDA OLANDIR”

    DAD İzmir Şubesinden Hüseyin Ozan kısa bir açıklama yaptı. Ozan, Xızır’ın önemine vurgu yaparak şunları belirtti:

    “Xızır inancımızın vicdanı ve özüdür. Xızır 124 bin peygamberin, nebinin, evliyanın rehberi olmuştur. Her çağda rehberlere gönül gözünü açmıştır. Onların dilinden söylemiştir. İnsanlığın cümlesine rehberlik etmiştir. Yolun kemali gele gele kırklar cemine ulaşmıştır. En zor zamanlarımızda hepimizin dilinde Xızır vardır. Xızır en zor zamanlarda bize yol gösterendir. Xızır karın kışın en zor zamanlarında cümle canın imdadına yetişendir. Xızır bireylerde olduğu gibi toplumlarda kaostan çıkaran, dar zamanlarında onlara rehberlik eden, onlara hakkı gösteren aklın narıdır.”

    Konuşmaların ardından lokmalar paylaşıldı. PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Okulda verilen ‘Seccadem beni özler mi? konferansı tepki çekti

    Okulda verilen ‘Seccadem beni özler mi? konferansı tepki çekti

    PİRHA – İzmir’de bir ortaokulda ‘Seccadem beni özler mi?’ adlı namaz konferans yapılmasına tepki gösteren Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, okul müdürünün yasal yönetmenlikleri de ihlal ettiğini belirterek, “Okulların görevi, çocuklara bilimsel bilgiyi öğretmektir. Kim olduğu bilinmeyen kişilerin istediğini anlattığı konferanslar düzenlemek değil” dedi.

    İzmir’in Çiğli İlçesi’ne bağlı bulunan Egekent Mahallesi’nde bulunan Akiş Öğütçü Ortaokulu’nda bugün ‘Seccadem beni özler mi?’adlı namaz konferansı gerçekleştiriliyor. İlahiyatçı Mikail Okumuş’un konuşmacı olduğu konferansa tepki gösteren Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, konferansın Okul müdürlüğünce planlandığını ve bir cemaat veya tarikat üzerinden yapılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, bu konferansın bir olurunun olmadığını söyledi.

    “VELİNİN ONAYIYLA GİTTİĞİ ZORUNLU EĞİTİMDE GÖNÜLLÜLÜK ESASI ARANMAZ”

    Kılıç, okul müdürüyle görüştüğünü belirterek, “Müdürün, ‘Bunu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenin planlaması olarak biz yapacağız ve öğrencileri de gönüllülük esasına dayalı olarak  konferansa alacağız’dediğini, oysaki 10-11 yaşındaki bir çocuğun velinin onayıyla zorunlu bir eğitime gittiği okulda gönüllülük esası aranmaz” dedi.

    Ders saati kapsamında yada öğlen paydosu esnasında etkinliğin yapıldığına dikkat çeken Kılıç, Etkinliğin 10 Aralık İnsan Hakları Haftasında yapılmasına dikkat çekerek, laik, bilimsel, demokratik, kamusal eğitim ve ana dilde eğitimi savunduklarını ve bu hakların yaşam bulmasını istedikleri bu günlerde siyasal iktidarın politikasını cemaat ve tarikatlar üzerinden okullarda hayata kaymanın adı olduğunu belirtti.

    “YASAL YÖNETMENLİKLER İHLAL EDİLDİ”

    “Bu taleplerin öğrencinin ve velinin talepleri olmadığını çok iyi biliyoruz” diyen Kılıç,  bu uygulamanın tek dil tek millet tek din ve tek mezhep temelinde yapılan bir çalışma olarak gördüklerini kaydetti.

    Kılıç, Okul müdürünün yasal yönetmenlikleri de ihlal ettiğini belirterek, “Okulların görevi, çocuklara bilimsel bilgiyi öğretmektir. Kim olduğu bilinmeyen kişilerin istediğini anlattığı konferanslar düzenlemek değil”dedi.

    “KATILIM MECBURİ DEĞİL”

    Konuya ilişkin konuştuğumuz okul yetkilisi, konferansın Din Dersi ve Ahlak Bilgisi dersi kapsamında yapıldığını ve konferansa öğrencilerin ve velilerin davet edildiğini söyledi. Katılımın mecburi olmadığını belirten yetkili, yaptıkları çalışmanın yanlış olmadığını savundu.

    PİRHA/İZMİR 

  • Aşık Mahzuni Şerif’in büstü Çiğli’de açıldı

    Aşık Mahzuni Şerif’in büstü Çiğli’de açıldı

    İzmir’de Çiğli Belediyesi, Evka 2 Mahallesi’nde bulunan ve belediye meclis kararıyla adı Halk Ozanı Aşık Mahzuni Şerif olarak belirlenen parka yapılan, ozana ait büstün açılışını yaptı. Açılışta ozanın oğlu Ali Mahzuni sevilen ezgileri seslendirdi.

    Çiğli Belediyesi tarafından yaptırılan Aşık Mahzuni Şerif büstünün açılışı yapıldı.
    Çiğli Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından yapılan etkinlik, Evka 2 Mahallesi’nde gerçekleştirildi.

    Aşık Mahzuni Şerif’in büstünün açılış töreni ve konser etkinliğine 27’nci dönem CHP Milletvekilleri Ali Öztunç ve Bedri Serter, Aşık Mahzuni Şerif’in oğlu Ali Mahzuni, Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, CHP Çiğli İlçe Başkanı Mert Özcan, meclis üyeleri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Törende Aşık Mahzuni Şerif büstünün açılışı gerçekleştirildi.

    Babasının anısına düzenlenen etkinlikte sahneye çıkan Ali Mahzuni çeşitli ezgiler seslendirdi.

    Törende konuşan Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, “Bugün demokrasiden bahsediyorsak bunda Mahzuni Şerif’lerin, Fakir Baykurt’ların büyük payı vardır. Biz de, belediye olarak aydınlarımızın isimlerini yaşatmak amacıyla bir proje başlattık. Bu bağlamda ilk olarak belediye etkinlik salonumuza değerli yazarımız Fakir Baykurt’un adını verdik. Bugün de sanatçı kişiliğinin yanı sıra duruşuyla toplumumuza örnek olmuş Halk Ozanımız Aşık Mahzuni Şerif’i anmak için bir araya geldik. Değerli sanatçımızın aramızdan ayrılışının 17’nci yılında Heykeltıraş Martıgül Kalkan hanımefendinin özverili ve gayretli çalışmalarıyla yaptığı büstü coşkuyla açtık” ifadelerini kullandı.

    Gecenin sonunda Ali Öztunç ve Ali Mahzuni’ye katılımlarından dolayı plaket takdim edildi.

     

  • Gördüğü psikolojik şiddeti anlattı: İsmimden dolayı işe alınmadım-VİDEO

    Gördüğü psikolojik şiddeti anlattı: İsmimden dolayı işe alınmadım-VİDEO

    PİRHA- Geçmiş yıllarda tekstil atölyesine yaptığı iş başvurusu sırasında yaşadığı psikolojik şiddeti anlatan 42 yaşındaki Velat Çelebi, “İsmim Kürtçe ve Bingöllü olduğum için işe alınma talebimi red ettiler” dedi. Çelebi, kadınlara yönelik her türlü şiddete karşı 25 Kasım’da bütün kadınları alanlara davet etti.  

    HABERİN VİDEOSU  

    İzmir’in Çiğli ilçesinde sayıları çok az olan kadın esnaflarından biri Velat Çelebi. 42 yaşındaki Çelebi, yaşamın tüm zorluklarına ve çıkmazlarına rağmen kendini var ettiği Deniz Cafe’de sevgisini katarak yaptığı lezzetli yemekleri ve güler yüzlülüğüyle insanların sevgisini kazanarak kadınlara örnek oluyor. Velat Çelebi, haftanın yedi günü çalışıyor, bir gün bile bıraksa işini on gün gerilemesi anlamına geliyor onun için…

    “KADIN HER ANLAMDA KENDİNE ALAN AÇABİLİR”

    Kadının iş yaşamı içinde yaşadığı zorlukları konuştuğumuz Velat Çelebi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için de çağrıda bulundu.

    Beş yıldır Çiğli’de Deniz Cafe’yi tek başına işleten Çelebi, kadın olarak ayakta durmanın zor olduğunu, beş yıl içinde çok sıkıntı çekip tek başıma mücadele ederek ayakta kalmaya çalıştığını belirtti.

    Kadınların üretimde olması gerektiğini vurgulayan Velat Çelebi, “Kendi varlığım ve yaratma gücümle yapmaya çalıştım. Üreterek kimseye bel bağlamadan tek başına kendi yaşam alanını geliştirebilir, sosyal ve kültürel anlamda kadın kendine bir alan açabilir” diyor.

    İşyeri Çelebi’ye çok şey katmış. Özellikle toplumla iç içe olmak ve insanları daha iyi tanımak açısından iş yaşamının önemli olduğunu savunuyor Velat Çelebi. Onu güçlendiren aslında kadınların desteği olmuş. Kadınların Çiğli’ye geldiklerinde ‘Velat’ın yerini ziyaret edelim’ demesi onu fazlasıyla mutlu ediyor.

    İş yerini ziyaret eden kadınlarla her konuda muhabbetler gerçekleştirdiklerini söyleyen Çelebi, sosyal ve kültürel anlamda her konuda muhabbet yaptıklarını söyledi.

    “İSMİN KÜRTÇE OLDUĞU İÇİN İŞE ALINMADIM”

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü vesilesiyle iş yerinde yaşadığı psikolojik şiddeti de bizlere anlatan Velat Çelebi, “Psikolojik baskı altında kaldım. İsmim Kürtçe olduğu için, Bingöllü olduğum için başka siyasi konulara çevirip işe alınma talebimi red ettiler. Şiddet sadece fiziksel değildir. Bunun boyutları fazladır. Fiziksel şiddet, ekonomik şiddet, psikolojik şiddet vardır. Bunu genel olarak ele aldığımız zaman aslında toplumsal olarak içinde büyüdüğümüz ortam, aile gibi birçok etmen bulunuyor” dedi.

    “İŞ YAŞAMINDA ERKEKLER KADINDAN DAHA FAZLA MAAŞ ALIYOR”

    15 yıl tekstilde çalışan Çelebi, kadınların en çok iş yaşamında ekonomik şiddete maruz kaldıklarını söylüyor. Çelebi bunu da şöyle açıklıyor:

    “İş hayatında en sıkıntılı bir durumdur. Tekstilde çalışan bir işçi aynı işi yapıyor, ikisi de operatör, ikisi aynı sayıyı çıkarıyor, ikisi de aynı işi yapıyor ama ekonomiye gelince orada her şey ayrılıyor. Birisi erkek daha fazla maaş alma hakkına sahip, kadın daha az maaş alma hakkına sahip bulunuyor. Bu da bir tür şiddettir.”

    Her gün kadın ölüm haberleriyle uyandıklarını söyleyen Velat Çelebi, “Bunun alt yapısına inmek gerekiyor. Ne olursa olsun kimsenin bir insanın yaşam hakkını çalmasına hakkı yoktur” dedi. Çelebi, iyi hal indiriminin aynı şeylerin devam etmesine olanak sağladığını belirterek, gerekli yasaların yerine getirilmesi çağrısında bulundu.

    “25 KASIM’DA HERKES ALANLARDA OLSUN”

    25 Kasım’da kadınların alanlarda olması için çağrıda bulunan Velat Çelebi, “Bütün kadınların direnişiyle bütün kadın ruhuyla bütün kadın inancıyla herkes kendi inancı, kendi düşüncesiyle kendi yaşadıkları her şeyle sokağa çıksın ve o sesi çıkartsın. Sadece bir gün 25 Kasım olmasın. Kadınlar için her gün 25 Kasım olsun. Her gün kadının sesi, çığlığı, isyanı doğru bir şekilde çıksın. 25 Kasım’da bütün kadınlar sokağa çıksın. Jin Jiyan Azadi sloganıya 25 Kasım’da alanlarda buluşalım” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • Çiğli’de aşureler pay edildi-VİDEO

    Çiğli’de aşureler pay edildi-VİDEO

    PİRHA- Çiğli’de bulunan Alevi kurumları, 12 gün süren Muharrem oruçları sonunda aşure lokması pay etti.

    Haberin Videosu

    Muharrem ayının sona ermesi ile Çiğli’de bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Yol Erenleri Derneği şubeleri aşure lokması pay etti.

    Çiğli Kasaplar Meydanı’nda gerçekleşen aşure lokmasına siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum örgütlerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Aşure lokmasında konuşan Mehmet Turan Dede, “Lokmamız hak lokmasıdır. Bu lokmayı hak etmeyenler yiyemez. Bütün Hüseyinlerin acısı yüreğimizde. İnancımızı karalamaya karşı gönül birliğimizle mücadele edeceğiz” dedi.

    “VİCDANIMIZLA TARAF OLMA GÜNÜDÜR”

    Lokma duası veren Hakkı Dede ise, Kerbela’nın vicdanla taraf olmanın günü olduğuna vurgu yaptı. Hakkı Dede şöyle konuştu:

    “Vicdanımızla taraf olma günüdür. Yaratıldıktan bu yana bir haklı bir haksız, bir mazlum ve zalim vardır. Kerbela vicdanlarda hak ve hukuk olmuştur. Taneler gibi pişip olgunlaşıp kendi kökü üzerinde, renkler ve kültürlerle birlikte yaşama ve paylaşmanın öğrenmenin adıdır.”

    Lokma duası ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İZMİR