Etiket: cihan saltuk

  • Pir Cihan Saltuk: Colani Alevi soykırımının failidir!-VİDEO

    Pir Cihan Saltuk: Colani Alevi soykırımının failidir!-VİDEO

    PİRHA-Sarı Saltuk Ocağı evlatlarından Cihan Saltuk, Suriye’de bir soykırımın yaşandığına işaret etti. Saltuk, Colani’nin Türkiye’de resmi törenle ağırlanmasının insanlık adına üzücü bir durum olduğunu vurgulayarak “Açık seçik bir şekilde Colani bir katildir ve soykırımın failidir” dedi.

    8 Aralık’ta Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden sonra Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) öncülüğündeki gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO, Suriye’de Alevilere soykırım uyguladı. Alevilerin çoğunlukta olduğu Tartus, Humus, Lazkiye gibi kıyı şehirlerde binlerce sivil insan katledilirken, son haftalarda kadınlar ve çocuklar kaçırılıyor, istismara uğruyor.

    Pir Cihan Saltuk, Alevilerin Suriye’de neden hedef haline getirildiğine dair değerlendirmede bulundu. Cihan Saltuk, “Aleviler, kayıtsız şartsız, aklı mantığı bir kenara bırakıp kimsenin peşinden gitmeyip, her zaman laikliğin ve barışın savunucusu oldular. Böyle olunca Alevileri istedikleri gibi kullanamayacaklar. Böyle bir toplum da her zaman onlar için bir tehlike. Bu yüzden en başta Alevileri hedef haline getirdiler” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİLER ORADA SOYKIRIMA UĞRUYOR”

    Alevilerin inançları gereği eşitliği, aklı, sevgiyi savundukları için hedef olarak görülüp, saldırıya uğradığını söyleyen Saltuk, savaşın en ağır faturasının Alevilere kesildiğini ifade etti. Cihan Saltuk şunları söyledi:

    “Suriye’de olanlara baktığımızda aslında bir rejimin çöküşü değil sadece, aynı zamanda mezhepçi şiddetin karanlık bir laboratuvarını bize gösteriyor. Oradaki Alevilere baktığınızda aslında hiyerarşiye değil eşitliğe, dogmalara değil akla, korkuya değil her zaman sevgiye inanmışlar. Ayrıca her zaman laikliğin savunucusu olmuşlar. Alevilerin bu savundukları laiklik, barış anlayışı oradaki İslamcı, mezhepçi grupların her zaman tepkisini çekmiştir. Onların karşısındaki en büyük direnişi her zaman Aleviler göstermiştir. Bu durum sebebiyle radikal gruplar, her zaman Alevileri tehdit unsuru olarak görmüştür. Hatta bazen ‘sapkın’ diye de nitelendirmişlerdir. Oraya baktığımızda dış güçlerin vekalet savaşları da oluyor. Yeri geldiğinde insanları kobay gibi de kullanıyorlar. Bütün mezhepsel düşmanlıkların hepsi orada test ediliyor. Bu savaşın, katliamın en ağır faturasını Aleviler ödüyor. Bunun da adını tam söylememiz gerekiyor; Aleviler orada soykırıma uğruyor maalesef. Ayrıca Esad rejimine de yakınmış gibi gösterilerek buradan da bir sebep üretilmeye çalışılıyor. Evet, devlet içerisinde Aleviler yer almışlardır ama bu olsa bile hiçbir zaman Aleviler orada bir çoğunluğu oluşturmamış, hatta kendileri mağdur olmuşlardır.”

    “ADI ANILMADAN YAPILAN BİR SOYKIRIM”

    Suriye’de bugün yapılanları diğer saldırılardan ayırt etmek gerektiğinin altını çizen Saltuk, “Bir katliam var. Bunun adını herkesin net koyması gerekiyor ama diğer soykırımlardan çok farklı. Sinsice yapılan bir soykırım. Adı anılmadan yapılan bir soykırım. Baktığımızda ortada fiziki bir yok etme var, kimliği yok etme var, kültürel izleri silme var, toplumsal yapıyı dağıtma var, zorunlu göç ettirme var; yani baktığımızda bunlar her türlü bir soykırımdır. Birleşmiş Milletlere göre de bu bir soykırımdır. Katliamcılara karşı çıkan laik Sünniler, Dürziler, Kürtler, Türkmenler, Hristiyanlar da bu zulümden payına düşeni maalesef ki aldı.”

    “İŞ BİRLİĞİ YAPMAK İNSANLIK SUÇUNU MEŞRULAŞTIRMAKTIR”

    Cihan Saltuk, Türkiye’nin, HTŞ’nin saldırılarına karşı açık ve net bir tutum alması gerektiğini de söyledi. Colani ile iş birliği yapıp katliamlara sessiz kalmanın “katliamları meşrulaştırmak” olduğunu ifade eden Saltuk şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin bu soykırımı, bu zulmü izleyen değil, etkin bir şekilde barışın kurucusu olması gerekiyor. Buna mecbur. Laikliği savunan Sünniler, Aleviler, Dürzüler, Kürtler, Hristiyanlar, hep birlikte baktığımız zaman zalimin hedefi haline gelmiş durumda. Dolayısıyla Türkiye bu soykırıma karşı artık açık, net bir şekilde tutum almalı, ses çıkarmalıdır. Ezilen tüm halklar için Türkiye el uzatmalıdır. Colani’nin Türkiye’ye resmi bir törenle gelip ağırlanması… Bu sadece Alevilerin meselesi değil. Aşık Veysel’in de dediği gibi ‘dava insanlık davası’. Orada mazlum halklar katledilip zulüm görüyorsa bu sadece Alevilerin meselesi olmamalı. Nitekim Suriye’de Sünnilerin liderlerinden de bunlara ‘dur’ dedikleri için vahşice katledilenler oldu. Şimdi Colani’nin burada resmi törenle ağırlanması da ülkemiz ve insanlık adına da üzücü. Açık seçik bir şekilde Colani bir katildir ve soykırımın failidir. Daha önceden yaptığı röportajlarda da kadın çocuk demeden insanları nasıl katlettiklerini açıkça itiraf edip ‘gençtim’ diyebilmiştir. Sadece gençlikte yapılan bir hata gibi yorumluyor ama yaptığı bir insanlık suçudur. Colani’ye bu kadar yakın durup bir iş birliği yürütmek de açıkça şunu ifade eder; insanlık suçunu meşrulaştırmak.

    BİZİM İÇİN İNANÇ SADECE İBADET DEĞİLDİR

    Bu soykırımın ortağı olmamak için ses çıkartılmalıdır. Eğer ses çıkarmayıp hep susuyorsak bu soykırımın da ortağı olmuş sayılırız. Bizim için inanç sadece ibadet değildir; aynı zamanda zalime karşı direnmek mazlumun yanında olmaktır. Bunlar da bizim inancımızın birer parçası. Dolayısıyla Kerbela’dan bugüne kadar zaman ve mekan değişmiş ama her zaman Aleviler bu yolda gitmiş ve bu yolda gitmeye de devam edeceğiz. Hüseyin zamanında da susmuşlardı ama tarihin dili hiçbir zaman susmaz. Tarihin dili konuştuğu zaman şimdi susanları da yazacaktır. bunu da unutmama gerekiyor.”

    “HER MECRADA BU KATLİAM GÖRÜNÜR KILINMALI”

    HTŞ lideri Colani’nin Türkiye’ye yönelik yapacağı ziyaret hakkında da konuşan Saltuk, Alevi örgütlerinin, her platformdan Suriye’de yaşananlara dair “Bu bir Alevi soykırımıdır” diyerek her türlü mecrada görünür kılması gerektiğini ifade etti.

    Pir Cihan Saltuk, katliamın durması için Suriye’deki kanaat önderleri ile daha çok dayanışma içerisinde olunması gerektiğini söyleyerek, sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “Bir kere şunun altının net çizilmesi gerekiyor; eğer bir soykırım varsa bunun adının net konulması gerekir. Buna ‘zulüm, savaş’ ve benzeri dememek gerekiyor. Açık açık her platformda ‘Bu bir Alevi soykırımıdır’ denilip bu ifadenin altını özellikle çizmek gerekiyor. Her türlü mecrada bu soykırımı görünür kılmak gerekiyor. En önemlisi Alevi olmayan, vicdan sahibi insanları da bu mücadeleye katmak gerekiyor. Bunun için de uluslararası alanda mücadele yürütmek gerek. Maalesef ki medya da tümüyle bu soykırımı görmüyor ve susuyor. Gücü elinde bulunduran zalim olsa da kendisini mazlum gibi gösterebiliyor. Haklıyı güçlü kılamadığımız için her zaman güçlüyü haklı kılmaya çalışıyorlar.”

    “HÜSEYİN’İN TAŞIDIĞI BAYRAK BUGÜN BİZİM ELİMİZDE”

    Cihan Saltuk, katliamı durdurmak adına inanç önderlerinin Suriye’deki soykırıma ve zulme karşı sesini yükseltmesi çağrısında bulunarak, “İnancımız gereği zaten bu olanları görmezden gelemeyiz. Aksi halde inancı kavrayamamışız demektir. Geçmişten bugüne hep Hüseyin’den bahsediyorsak, sadece geçmişi anlatmakla olmuyor, bugün de yine Hüseyin gibi masum insanlar katlediliyor. Ali Asker gibi küçük masum çocuklar orada katlediliyor. Herkes kendi zamanında üstüne düşen görevleri yapmalıdır. İyilik ve kötülüğün savaşı her zaman devam edecektir. Hüseyin o bayrağı kendi zamanında layığıyla taşımıştır. Bu bayrak bugün ise bizim elimizde. Dolayısıyla bu soykırımda bizler de her zaman mazlumun yanında olmaya çalışacağız. Bunun için özellikle inanç önderleri olarak her zaman, her platformda, özellikle de ibadetlerimizde, cemevlerimizde bunları inancımızın gereği sohbetlerimizde dile getiriyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Eren GÜVEN-Kamber YILDIZ/İSTANBUL

  • ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı asimilasyonu deşifre etmeliyiz’- VİDEO

    ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı asimilasyonu deşifre etmeliyiz’- VİDEO

    PİRHA – Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu ve Sarısaltuk Ocağı Evladı Cihan Saltuk, Alevi toplumunun öncelikli olarak konuşulması ve çözüme kavuşturulması gereken sorunlarının Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın uyguladığı asimilasyon politikaları ve Suriye’de yaşanan olası Alevi katliamı olduğunu belirttiler. 

    Çok sayıda ocak mensubu Dede/Pir/Ana, Alevi toplumunun sorunlarını değerlendirmek üzere ikinci toplantılarını Garip Dede Dergahı Vakfı’nda yaptı. Basına kapalı olan toplantıda, ‘Alevilerde Birlik, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yarattığı asimilasyon politikaları’ gibi konular ele alındı.

    GADEV’deki toplantı öncesi Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu ve Sarısaltuk Ocağı Evladı Cihan Saltuk ile Alevi toplumunun öncelikli olarak ele alınması gereken sorunlarını ve Suriye’deki gelişmeleri konuştuk.

    “DEDELERDE ARANMAYAN KRİTERİN ANALARDA ARANMASI AYRIMCILIK”

    Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, kadınlara biçilen rollerin, anaların daha çok toplantılara katılımıyla, görünür oluşuyla yok edilebileceğini söyledi. Ana Yalıncakoğlu, dedelerde aranmayan kriterlerin analarda aranmasının da bir çeşit ayrımcılık olduğunu ifade ederek “Analara gelince şu eksik, bu eksik. Ama dedeleri saysan gönül kıran mı dersin, kalp kıran mı, insanları kendinden daha aşağı mı gören dersin. Bunlara söz söyleyen yok. Dolayısıyla bu zihniyetin, Alevi ruhuna aykırı olduğunu ve yavaş yavaş da bu zihniyetten kurtulacağımızı düşünüyorum” dedi.

    KONUŞULMASI GEREKEN SORUNLAR

    Yalıncakoğlu, Alevi toplumunun öncelikle konuşması ve çözmesi gereken sorunlarını şöyle sıraladı:

    “*İlk olarak Hakk’a uğurlama erkanlarındaki Sünni asimilasyonu biran önce konuşmamız gerekiyor. Biz İmam Hüseyin’in ağıtlarını bile mersiye ile yapan bir halk olarak ibadetini bağlama ile telli kuran ile yapan bir halk olarak, cenaze erkanlarımızı da artık deyişlerimizle duazlarımızla yapmamız gerekiyor.

    *İkincisi din derslerini konuşmamız gerekiyor. Çocuklarımıza yönelik din dersi zorbalığının nasıl önüne geçeceğimizi konuşmamız gerekiyor.

    *Suriye’deki Alevi katliamına karşı Alevilerin nasıl durması gerektiğini konuşmamız gerekiyor. Türkiye’deki Alevilerin nasıl birlik ve dirlik içerisinde olacağını konuşmamız gerekiyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı asimilasyon politikalarını konuşup çok net deşifre etmemiz gerekiyor.”

    “BİZ TÜM ALEVİLERİN HAK MÜCADELESİ İÇİN VARIZ”

    Sevim Yalıncakoğlu, Alevi Yol erkanlarından kişilerin anaların, dedelerin, rehberlerin ve Alevi kurumlarındaki kişilerin heyet olarak Suriye’deki Alevilere gidip orada yaşanan katliamlara kalkan olmaları gerektiğini ifade etti. Yalıncakoğlu, devamında şöyle konuştu:

    “Suriye’deki Alevilerin, sivil halkın yanında olduğumuzu ve sonuna kadar da olacağımızı Türkiye hükümetine çok net göstermemiz gerekiyor. Sınırlar bizim için önemli değil. Dünyanın neresi olursa olsun biz bütün coğrafyaya dağılmış Alevilerin, hak mücadelesi için varız. Şu an en sıcak Alevi gündemi Suriye’de. Yönümüzü kesinlikle oraya çevirmeliyiz. Özellikle bir de Samandağ halkına yani sınırdaki Arap Alevi halklarının da kesinlikle yanında olmamız gerekiyor.”

    “TOPLANTILARIN DEVAMI GELMELİ”

    Sarısaltuk Ocağı Evladı Cihan Saltuk, Alevilere artan baskı, dayatmaya karşı bir olmak ve Yol’a yakışır bir duruş sergilemek gerektiğini belirerek, yapılan toplantının Alevilik adına çok önemli olduğunu ve devamının gelmesi gerektiğini söyledi.

    “YARATMAK İSTEDİKLERİ MAKBUL ALEVİLİĞİN KARŞISINDAYIZ”

    Dede Cihan Saltuk, Aleviler açısından Türkiye’deki en büyük sorunun Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti:

    “En büyük sorun bu kurumun ortaya çıkmasıdır. İktidar tarafından kurulmuş olan bu yapının amacı yaptığı yardımlarla Alevileri bölmek ve asimile etmek. Geçmişten bugüne gelen bir asimilasyon, dayatma hep vardı bugün de var. Alevileri tanıma değil de hep bir tanımlamaya ihtiyaç duydular. Yaratmak istedikleri de makbul Alevilik. Bizler bunun karşısındayız. Buradaki birlik de bunun karşısında olmalı. Bizim için en büyük sorun şu an bu. Alevilerin asimile edilmesine hiçbir zaman izin vermedik bugün de izin vermeyeceğiz.”

    “SÖYLEMDEN ZİYADE EYLEME GEÇMEMİZ GEREKİYOR”

    Suriye’de yaşananlara ilişkin konuşan Saltuk, şunları kaydetti:

    “Dernekler, federasyonlar, çeşitli kurumlar bildiriler yayınlıyor. Bunun da ötesinde söylemle değil de gerçekten eylemle bunu dile getirip daha yüksek sesle kamuoyuna taşımalıyız. Burada olsun yurt dışında olsun elimizden geldiğince, gücümüzün yettiğince her türlü ortamda bunu daha görünür hale getirmemiz gerekiyor. Konuşup geçmek değil gerçekten bir eyleme dönüştürmemiz gerekiyor. Böylelikle en azından oradaki zulmün engellenmesine katkı sunmuş olabiliriz. Bugün orada bu olaylar var ama yarın burada olmayacağını bilemeyiz. Bu yüzden söylemden ziyade eyleme geçmemiz gerekiyor.”

    Devrim FINDIK-Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Pirler, devlet eliyle yapılan ceme ‘Rızalığımız yok’ diyerek tepki gösterdi!-VİDEO

    Pirler, devlet eliyle yapılan ceme ‘Rızalığımız yok’ diyerek tepki gösterdi!-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Hacıbektaş dergahında yaptığı ceme çok sayıda pir “Rızalığımız yoktur” diyerek tepki gösterdi. Devlet eliyle cem yürütülemeyeceğini vurgulayan dedeler, “Aleviliği asimile etmek isteyen bir kuruma karşı razı olmadığımızı dile getirdik ve kendilerini orada pire havale ettik” dedi.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’ne müdahalesi nedeniyle toplumun tepkisi sürüyor.

    61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nin 1. gününde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı öncülüğünde cem yürütülmek istendi. Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın avlusunda yapılan ceme, çok sayıda pir “Rızalığımız yoktur” diyerek tepki gösterdi. Ancak cemi yürüten Hüseyin Hürrem Ulusoy, itirazda bulunan dedelere karşılık “Rızalığı olmayan çıkabilir” yanıtını verdi.

    “KENDİLERİNİ PİR’E HAVALE ETTİK”

    Devlet eliyle yapılan cemin, “Seyirlik” olduğunu belirten dedeler, PİRHA’ya konuştu.

    Sarısaltuk Ocağından Cihan Saltuk, “Hacı Bektaş’ı anmak, en başta onu anlamakla başlar” diyerek şunları söyledi:

    “Hacı Bektaş’ı anlamayan, sadece başına bir taç takmış; mevki, makam kullanarak buraya gelmeleri Hacı Bektaş’ı andıklarını hiçbir zaman göstermez. Çünkü Hacı Bektaş’ı hiçbir zaman anlamamışlar. Eğer anlamış olsalardı ‘72 milleti bir görmeyen bizden değildir’ diyor pirimiz, buradaki insanları ötekileştirmezlerdi. Kendi yanındaki, yöresindeki insanlara, bu topraklarda yaşayan halklara ayrı bir gözle bakmazlardı. Hacı Bektaş’ı anlamalarını da hiçbir zaman beklemiyorum. Sadece burada gelip etkinlik, konser yapabilirler.

    Bizim amacımız cümle alemde cem olabilmek. Dört duvarın içinde cem olabilmek kolay. Önemli olan hayatın içinde bizim bir olabilmemiz, cem olabilmemiz. Cem olabilmek bu yolu süren herkesin hakkıdır, hiç kimsenin de tekelinde değildir. Ama bizim yolumuzda cem olurken de rızalık vermek vardır. Bizler de bugün oraya gittik, rızalık vermediğimizi söyledik. Çünkü buraya gelirken dışarıdan devşirme insanları getirerek burada kendilerini kabul ettirmeye çalışan bir kurum var. İktidar ve MHP tarafından kurulmuş Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevileri asimile etmek, bölmek için oluşturulmuş bir kurum. Orada cem tutmak için gelenler de habersiz. Dolayısıyla Aleviliği asimile etmek, halkı bölmek isteyen bir kuruma karşı biz de onlardan razı olmadığımızı dile getirdik. Ve kendilerini orada Pir’e havale ettik.

    Geçmişe baktığımızda bu dergaha kayyım da atadılar, her şeyi yaptılar. Bu yol ama her şeye rağmen devam ediyor. Buraya nice sultanlar, şahlar, padişahlar gelmiş ama Aleviler hiçbir zaman ne bir sultanın, ne gücünün ne de sarayın önünde eğilmiştir. Aleviler sadece kamil insan sırrı önünde eğilmişlerdir. Bizler bu yüzden buraya geldik. Bizler sadece pirimiz önünde eğiliriz, ona ikrar veririz.”

    “İBADETİMİZDE ŞEKİLCİLİĞE YER YOKTUR”

    Baba Mansur Ocağı evlatlarından Ali Haydar Kurt ise Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın tehlikelerine dikkat çekti. Alevi toplumunun, yaklaşık 40 yıldır kurumsal örgütlerinin olduğuna işaret eden Ali Haydar Kurt, şöyle devam etti:

    “Alevi örgütlerimiz, derneklerimiz, kurumlarımız aktif bir şekilde hizmetlerine devam ediyor. Her sene yapıldığı gibi pirimizin huzuruna gelip onu anmak da Alevi örgütlerinin bir hizmeti, görevi. Zaten biz senelerdir yapıyoruz. Daha 1 sene önce kurulan bir kurumun gelip burada misilleme, sabote ediyormuşçasına kurulan hizmeti engellemesi hiç etik bir durum değildir.

    Erenlerin sözü ile başlayalım; ‘Cem erenlerindir, çarka girenlerindir. Bu yola eğri sığmaz, doğru gidenlerindir.’ Cem yapmak değil, cem olmaktır esas. Kendi yüreğinde, kendi gönlünde cem olamayanın, topluma ‘biz bakın cem yapıyoruz’ demesi doğru değil. Nitekim bizim inancımızda gösteriş yoktur. Yol erenleri çok iyi bilirler, bizler gülbenglerimizde şunu deriz; ‘Hakk için ola seyir için olmaya’. Seyirlik bir inanç ritüeli ortaya konulduğu zaman burada razılık, rızalık olmaz. Biz de bugün gidip rızalığımızın olmadığını dile getirdik. Orada şeklen bir şeyler yapmak, birilerinin güdümü ve öngörüsüyle bir şeyler yapmak için bir araya geldiler. Biz de ‘İbadetimizde şekilciliğe yer yoktur’ dedik.”

    “’AK PARTİ, ALEVİLERİ BİRBİRİNE DÜŞÜRÜYOR”

    Şah Ahmet Yesevi Ocağı’ndan Ali Ekber Erden de Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı cemi protesto eden isimler arasında yer aldı. “Rızalık olmayan yerde cem yürütülmez” diyen Ali Ekber Erden şu eleştiriyi yaptı:

    “Misafir kartlarıyla o dergaha giriliyorsa ben o kişilerin Aleviliklerinden şüpheleniyorum. Çünkü biz misafir değiliz. Bizler Yol’umuzun sahibiyiz. Bugün pirimizin kemikleri sızlamıştır. Bu durum bizim inancımıza yakışmıyor. Kültür Bakanlığı’nın hazırladığı bir ceme karşı ‘rızalık vermiyoruz’ dedik. Ancak oraya katılan canların da hiçbir şeyden haberleri yoktur eminim. Oraya gelen canlara ‘AK Parti, Alevileri birbirine düşürüyor’ dedik.

    AKP’liler, bizimle cem yapamaz. Bizler cemal cemale cem yaparız ama onlar sırtlarını pire döndüler. O posta oturan pirler, düşkün olduklarını bilmeleri lazım. Posta oturan o kişi, ceddine ihanet etti. O kişiler ikrarlarından döndüler. Çünkü o sofralarda lokma yediler.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Uğur Mumcu Mahallesi’nde Aleviler, Kartal Belediyesi’nin sözünü tutmasını bekliyor-VİDEO

    Uğur Mumcu Mahallesi’nde Aleviler, Kartal Belediyesi’nin sözünü tutmasını bekliyor-VİDEO

    PİRHA – Kartal Uğur Mumcu Mahallesi’nde bulunan Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı ve Dedesi Cihan Saltuk, 2015 yılından beri Kartal Belediyesi’nin cemevi yapmak için tahsis ettiği arsaya temel dahi atılmadığını söyledi. Mağdur olduklarını, inançlarını yerine getiremediklerini belirten Saltuk, “Temennimiz, inancımızı sürdürebileceğimiz bir cemevine kavuşmak” dedi. 

    İstanbul Kartal’daki Uğur Mumcu Mahallesi’nde bulunan Bozatlı Hızır Cemevi olarak, 2011 yılından beri Uğur Mumcu Kültür Merkezi bodrum katı kullanılıyordu. Ancak bodrum katı olması dolayısıyla kötü koku, su basması gibi sorunlarla karşılaştıkları için inançlarını sağlıklı bir şekilde yerine getiremediklerini belirten Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı ve Dedesi Cihan Saltuk, belediyenin 2015’te cemevi yapılması için kendilerine arsa tahsis ettiğini söyledi.

    Ancak gösterilen arsaya cemevinin temeli dahi atılmadığı için geçen Pazar günü arsaya cemevinin konteynerini kuran Alevi Dernekler Federasyonu(ADFE) ve mahalledeki Alevi halkı, belediyenin bir an önce cemevi inşaatını başlatmasını talep etti.

    Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı ve Dedesi Cihan Saltuk, PİRHA’ya, yaşanan sorunları ve mahallede yaşayan Alevi halkının taleplerini anlattı.

    “BELEDİYE, 2015’TEN BERİ SOMUT BİR ADIM ATILMADI”

    Cihan Saltuk, cemevinde cenaze erkânını yapamadıklarını, 2015’ten beri Kartal Belediyesi’nin tahsis ettiği arsaya cemevi inşaatının başlamadığını ifade ederek, şunları söyledi:

    “Oradaki şartlar hem inancımıza yakışmayacak hem de insana yakışmayacak şekildeydi. Bodrum katında kokuların içinde, yeri geliyor su basıyordu. Zor şartlarda inancımızı sürdürmeye çalıştık ama insanlar artık o şartlar altında kendi inançlarını sağlıklı bir şekilde yerine getiremeyecek hale geldi. Bir cenaze erkanını bile cemevimizden yapamaz hale gelmiştik. Ve bu uzun bir süreçti.
    2015’te üzerinde bulunduğumuz arsa cemevimizin yapılması için tahsis edildi ama o süreçten bu yana maalesef somut bir adım atılmadı. Sürekli bekledik, buradaki halk bekledi.”

    “BİZE YAPILAN MUAMELENİN BU OLMASI BİZİ ÜZÜYOR”

    Saltuk, mahallede yaşayan Alevilerin sadece eşitlik istediklerini belirterek, “Bizler buradaki Alevi halkı olarak sadece eşitlik istiyoruz. Burada bu kadar Alevi nüfusu varken, mahallenin yarısından fazlasını Alevi nüfusu oluştururken, sadece burada hizmetlerimizi yerine getirebileceğimiz bir cemevi olsun istiyoruz. Kütüphanesiyle insanlara, öğrencilere hizmet etsin. Hem kendi inancımızı anlatalım hem de bir ilim yuvası olsun istiyoruz” dedi.

     “CEMEVİNE KAVUŞMAK İSTİYORUZ”

    Kartal Belediyesi’ne seslenen Cihan Saltuk, şunları kaydetti:

    “Aleviler olarak laikliği, Cumhuriyeti savunuyoruz ama bize yapılan muamelenin bu olması bizi ve buradaki halkı üzüyor. Bizim amacımız her zaman hakkı, adaleti, barışı savunmak oldu. Burada eşitliğin sağlandığını kimse söyleyemez. Temennimiz buradaki halkın talebine cevap verilmesi, kısa süre içinde mahallemizin ismine yakışır, inancımızı güzel bir şekilde sürdürebileceğimiz bir cemevine kavuşmak. Bizim başka bir amacımız yok.”

    “DİLERİZ SEÇİMLERE KADAR CEMEVİ TEMELİ ATILIR”

    Geçtiğimiz Pazar günü de federasyon(ADFE) olarak arsaya konteyner kurduklarını söyleyen Saltuk, “Dileriz seçimlere kadar en azından somut bir adım olarak buradaki temel atılır” diye konuştu.

    Saltuk, devam eden süreci ise şu şekilde anlattı:

    “Federasyon olarak çok kez görüştük. 2022’de de görüşmüştük. Bize kısa süre içerisinde arsanın etrafının çevrileceğinin ve o sene içerisinde temel atılacağının sözü verilmişti. En son Ekim ayının başında gittik o zaman da ihaleye çıkacağı söylendi bize. Bizler de böyle olsun istemezdik ama mevcut durum şu anda bu. En son olarak kısa süre içerisinde bize yapılacağını söylediler net tarih olmamakla birlikte bizim de beklentimiz bir an önce somut bir adım atılması yönünde.”

    Devrim FINDIK – Cihan BERK/İSTANBUL

  • Yurt dışındaki cemevlerine gitmek isteyen Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı’na vize verilmedi -VİDEO

    Yurt dışındaki cemevlerine gitmek isteyen Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı’na vize verilmedi -VİDEO

    PİRHA-İnançsal ve kültürel faaliyetleri gereği belli dönemlerde yurt dışındaki cemevlerine de gittiklerini söyleyen Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı Cihan Saltuk, kendilerine bu kez vize verilmediğini söyledi. Saltuk, “Önceden rahatça vize alıp, gidiyorduk. Fakat ülke öyle bir karanlık noktaya gelmiş ki, bize dahi vize vermiyorlar. Savaş halindeki bir ülkeye nasıl muamele yapılıyorsa, bize de aslında öyle bir muamele yapılıyor” dedi.

    İstanbul’un Kartal ilçesi Uğur Mumcu Mahallesi’nde bulunan Bozatlı Hızır Cemevi‘nin Başkanı Cihan Saltuk, belirli dönemlerde çeşitli faaliyetler için yurt dışına çıktıklarını belirtirken; şu an için yaptıkları vize başvurularının reddedildiğini kaydetti. Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Saltuk, “Önceden rahatça vize alıp, gidiyorduk. Fakat ülke öyle bir karanlık noktaya gelmiş ki, bize dahi vize vermiyorlar” dedi.

    “İNANÇSAL VE KÜLTÜREL FAALİYETLER GEREĞİ YURT DIŞINDAKİ CEMEVLERİNE DE GİDİYORUZ”

    Daha önce birçok kez yurt dışına çıktığını vurgulayan Saltuk, “Bizler inançsal ve kültürel faaliyetleri yaparken, yurt dışında da cemevlerine gidiyoruz. Orada bizi görenler mutlu oluyor. Bazen faaliyetleri yürütecek dede sıkıntısı da yaşıyorlar. Önceden rahatça vize alıp, gidiyorduk. Fakat ülke öyle bir karanlık noktaya gelmiş ki, bize dahi vize vermiyorlar. 2012-2013 yıllarında bir seneye yakın yurt dışında yaşadım. Buna rağmen, “Gidip, orada kalırım, geri dönmem” düşüncesiyle vize talebimiz reddediliyor. Ülkenin içinde bulunduğu durumu buradan düşünmemiz gerekiyor. Savaş halindeki bir ülkeye nasıl muamele yapılıyorsa, bize de aslında öyle bir muamele yapılıyor. İçinde bulunduğumuz durum göründüğünden çok daha vahim. Ama el birliğiyle bu karanlığı da yırtarız, üstesinden geliriz. Birlikte ve güçlü olursak gelecek güzel günler yakın diye ümit ediyorum” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevi kurum temsilcileri: PİRHA, Alevilerin nefesidir, dayanışma içerisindeyiz-VİDEO

    Alevi kurum temsilcileri: PİRHA, Alevilerin nefesidir, dayanışma içerisindeyiz-VİDEO

    PİRHA-PİRHA’ya getirilen erişim engelleme kararına yönelik tepkilerini paylaşan birçok Alevi kurum temsilcisi, PİRHA ile dayanışma içerisinde olduklarını ifade ettiler. 

    2016 yılından bu yana yayın hayatını sürdüren, Alevi toplumuna ait bir haber ajansı olması açısından bir ilk olan ve ‘pirha.net’ adresi üzerinden yayın yapan Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) dün (9 Mart) Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirildi.

    PİRHA’ya erişim engeli getirilmesine yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor. Birçok Alevi kurum temsilcisi de konuya ilişkin mesajlarını paylaştı:

    “PİRHA DEMEK ALEVİ TOPLUMU DEMEKTİR”

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan: Pir Haber Ajansına getirilen erişim yasağı ile Alevi toplumunun haber alma özgürlüğü haksızca elinden alınmıştır. Bu karar bir an evvel geri alınmalıdır.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Celal Fırat: Zulüm nereden gelirse gelsin bu zulmün karşısında durmamız lazım. Şu günler ki toprağa cemrenin düştüğü günler. İnsanların ötekileştirildiği bir süreci yaşıyoruz. Bu kararları alanların, insanları ötekileştirilenlerin gönüllerine artık cemrenin düşmesini arzuluyoruz. Pir Haber Ajansı yalnız değildir. PİRHA demek Alevi toplumu demektir. Bu yapılanları kınıyorum.

    “ERİŞİM YASAĞINI KABUL ETMİYORUZ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz: Basın özgürlüğü engellenemez. İktidarı destekleyen basın yayın kuruluşlarına her türlü destek sağlanırken, muhalefet ve Alevi basın kurumlarına yönelik çifte standart uygulamaları hızını kesmeden devam ediyor. Daha önce TV10 ve Yol TV’ye müdahale ederek Alevilerin haber alma hakkını gasp eden iktidar şimdi ise Alevilerin takip ettiği Pir Haber Ajansı’na erişim engeli getirdi. Yandaş basının, Alevi kurumlarının ve toplumunun itirazlarını ve taleplerini görmezden geldiği bir dönemde sesimiz olan PİRHA’ya uygulanan erişim yasağını kabul etmiyoruz. PİRHA’ya yapılan bu hukuksuzluk Alevi toplumuna yapılmış olup bir an önce bu yanlıştan dönülmesi ve erişime tekrar açılmasını talep ediyoruz. Alevilerin sesi PİRHA’nın erişim yasağı kaldırılsın.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Eş Başkanı Ali Şeker: Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim engeli kararını protesto ediyoruz. PİRHA, bütün Alevi süreklerinin sesidir, vicdanıdır. Ezilenlerin, horlananların, ötekileştirilenlerin sesidir. Bu engellemeler doğru değildir. 25 milyon Alevinin sesi kesiliyor. Hiçbir baskı şimdiye kadar sökmedi. Bundan sonra da sökmeyecek. Devlet, Alevilerin inancından elini çekmelidir.

    “PİRHA EMEKÇİLERİNİN YANINDAYIZ”

    Şahkulu Sultan Dergahı Müdürü Kanber Yıldırım: Dergahlar, cemevleri, Alevi -Bektaşi kurumları olarak yıllardır eşit yurttaşlık temelinde hak arama mücadelesi veriyor. Bu mücadele temelinde çeşitli etkinlikler, imza kampanyası, basın açıklaması, gösteri ve mitingler yapıyoruz. Bu mücadelelerde Alevilerin sesi sözü olan basın ve iletişim araçları yok denilecek kadar sınırlıdır. Sınırlı sayıdaki basın ve iletişim araçlarından biriside Pir Haber Ajansı. Bu anlamda sizler bizim için son derece önemlisiniz. PİRHA’nın sesinin kesilmesi Alevi kurumlarının sesinin kesilmek istenmesi anlamına gelmektedir. Bu tespitten hareketle Pir Haber Ajansı’nın kapatılmasını, müdahale edilmesini şiddetle kınıyoruz ve protesto ediyoruz. Bu müdahalenin ve yasağın derhal kaldırılmasını istiyoruz.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş: Gün geçmiyor ki Alevilere yönelik baskı zulüm ve şiddet artarak devam ediyor. Dün öğrendiğimize göre Alevilerin sesi, soluğu olan PİRHA Haber ajansına erişim engeli getirilmiştir. Erişim engeli getirenleri ve yasalarını kınıyoruz. Pir Haber Ajansı’nın yanında olduğumuzu tüm dünyaya PSAKD Samsun şubesi olarak duyuruyoruz. PİRHA yalnız değildir, tüm PİRHA emekçilerinin yanındayız.

    Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı Cihan Saltuk: PİRHA için alınan erişim engelleme kararını kınıyoruz. Bu karar hukuk dışıdır. Maalesef ülkemiz dünyada en çok gazetecinin hapiste olduğu ülkelerden biridir. İnsan olmanın, kadın olmanın, özgür olmanın suç sayıldığı gibi gazetecilik de bu ülkede suç sayılıyor. Üstelik Alevilerin sesiyseniz bu suç ikiye katlanıyor. PİRHA yalnız değildir, susturamazsınız.

    “PİRHA HAKİKATİ SÖYLEMEYE DEVAM EDECEK”

    Emire Ulutaş: Kontaaltı Alevi Bektaşi Kültür Cemevi olarak Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim yasağına ve Alevilerin haber alma özgürlüğüne yapılman bu baskıyı kınıyoruz.

    DAD eski Eş Genel Başkanı Saime Topçu: Pir Haber Ajansı’na yapılan keyfi, yasakçı engellemeyi Alevi bir kadın aktivist olarak kabul etmiyorum. Gazetemizden, dilimizden, kültürümüzden, televizyonumuzdan elinizi çekin. Yüzyıllardır bize yaptığınız bu tahakkümcü zihniyetinizi reddediyoruz. Pir Haber susturulamaz. Ajansımız Munzur gibi hakikati söylemeye devam edecektir.

    PSAKD Antalya Şube Başkanı Hasibe Akpınar: Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim yasağını kınıyorum. Bu erişim yasağını derhal geri çekin PİRHA yalnız değildir.

    DAD Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Mustafa Karabudak: Hak ve hakikatin sesi olan halkların, inançların, kadınların, emeğin, gençliğin sesine ses katan Pir Haber Ajansı yasakçı zihniyet tarafından engellenmiştir. Aleviler olarak bu durumu kabul etmiyoruz.

    “PİRHA İLE DAYANIŞMA İÇERİSİNDEYİZ”

    PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya: Pir Haber Ajansı susturulamaz. Ülkenin dört bir yanında demokratik alanlara saldırı sürmektedir. Basın-yayın alanında da Alevilerin sesi olan, Alevilerin sorunlarını gündeme getiren PİRHA susturulmaya çalışılıyor. Bu susturmanın para etmeyeceğini belirtiyoruz. PİRHA ile dayanışma içerisindeyiz.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Kepez Şube Başkanı Seher Şengulu Yılmaz: Pir Haber Ajansı yalnız değildir. Özgür basın susturulamaz.

    AKD Döşemealtı Şube Başkanı Ergin Kurt: Alevilerin, aydınların sesi ve dili olan Pir Haber yalnız değildir. Özgür basın susturulamaz.

    “PİRHA, ALEVİLERİN SESİ, NEFESİDİR”

    PSAKD Muğla Şube Başkanı İlyas Durna: PİRHA, Alevilerin sesidir susturulamaz, kapatılamaz şiddetle kınıyor, derhal bu yanlıştan dönülmesini bekliyorum.

    PSAKD Diyarbakır şube başkanı Aydın Atlı: Basın özgürlüğü demokrasinin olmaz ise olmazıdır. PİRHA’nın yayın yasağı hemen kaldırılmalıdır. Özgür basın varsa özgür toplum da vardır. Alevilerin sesi PİRHA hemen erişime açılsın.

    PSAKD Diyarbakır şubesi eski başkanı Avukat Cafer Koluman: PİRHA, Alevilerin sesi, nefesi, sözü ve değeridir. PİRHA’ya erişimi engellemek Alevilerin sesini kesmektir. Bu kararı kınıyoruz. Derhal erişime açılmasını talep ediyoruz.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi 5. Olağan Kurulu’nda ‘Bozatlı Hızır Cemevi’ ismini aldı

    Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi 5. Olağan Kurulu’nda ‘Bozatlı Hızır Cemevi’ ismini aldı

    PİRHA-İstanbul Kartal Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi’nin 5. Olağan Genel Kurulu’nda alınan karar ile cemevinin ismi ‘Bozatlı Hızır Cemevi’ olarak belirlendi. Mevcut yönetim ise bir kez daha seçildi. 

    İstanbul Kartal’da bulunan Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi, 26 Aralık Pazar günü gerçekleştirdiği 5. Olağan Genel Kurulu’nda isim değişikliğine gittiğini duyurdu.
    Yapılan değişiklik ile cemevinin ismi ‘Bozatlı Hızır Cemevi’ oldu. Olağan kuruldaki oylamayla beraber mevcut yönetim bir kez daha seçildi. 5 kadın, 4 erkeğin yer aldığı yönetimin başkanlığında ise Cihan Saltuk bulunuyor.

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘Alevilerin yoğun olduğu mahallede 4 cami var ama bir cemevi yok’-VİDEO

    ‘Alevilerin yoğun olduğu mahallede 4 cami var ama bir cemevi yok’-VİDEO

    PİRHA-Kartal’ın Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi Başkanı ve Dedesi Cihan Saltuk, 2011 yılından beri kültür merkezinin bodrum katında hizmet yürüttüklerini söylerken, “Mahallede dört tane cami var. Sağlıklı hizmet verecek bir cemevi yok. Cenaze erkânını burada yapamıyoruz” dedi.

     

     

    İstanbul Kartal’daki Uğur Mumcu Mahallesi Cemevi 2011 yılından beri kültür merkezinin bodrum katında hizmet yürütüyor. Cemevi Başkanı ve Dedesi Cihan Saltuk, yaşadıkları sorunları PİRHA‘ya anlattı.

    “MAHALLEDE DÖRT TANE CAMİ VAR, AMA SAĞLIKLI HİZMET VERECEK BİR CEMEVİ YOK”

    Cemevlerinin 2009 yılında kurulduğunu kaydeden Saltuk, “2011 yılından beri Uğur Mumcu Kültür Merkezi bodrum katında hizmetini sürdürüyor. Pandemi koşullarında, cemevimizin pencereleri olmadığı için hizmetlerine ara vermiş durumda. Mahallemizde dört tane cami var. İnsanlar ibadetlerini oralara gidip yapabiliyor. Ama sağlıklı şekilde hizmet verecek bir tane cemevimiz bugüne kadar olmamış” diye konuştu.

    “CEMEVİMİZDE CENAZE ERKÂNINI YAPAMIYORUZ”

    Saltuk, cemevinde cenaze erkânını yapamadıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

    “60 bine yakın bir nüfus var ve nüfusun çoğunluğu da Alevi yurttaşlardan oluşuyor. Yıllardır mitingler, yürüyüşler, eylemler yapıldı. Aleviler haklarını istiyor. Eşit yurttaşlık hakkından bahsediyoruz. Ama en büyük göstergesi yerin altında olmamız. Aleviler o haklara tam olarak hala sahip değil. Ama hep birlikte bütün haklarımızı alacağız. Bir olursak bunların hepsine kavuşmuş oluruz.”

    “HAKTAN, ADALETTEN, BİLİMSEL EĞİTİMDEN YANAYIZ”

    Zorunlu din derslerine de değinen Saltuk, “Bir mezhebin veya tarikatların düşünceleri dayatılmaya çalışılıyor bu dönemde. En hafif deyimiyle insanlık suçu. Biz o karanlık düşüncenin içinde hiçbir zaman olmayacağız. Biz her zaman haktan, adaletten, bilimsel eğitimden yanayız ve öyle olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    İki dönüme yakın bir alanın cemevlerine tahsis edildiğini belirten Saltuk, “Kartal Belediye Başkanımız da bizim kadar yapılmasını istiyor. Seneye yeni cemevimizde olacağız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kartal Belediyesi’nin desteğiyle yeni yerimizde de sizleri ağırlarız” şeklinde konuştu.

    Barış KOP / İSTANBUL