Etiket: cihat

  • Suriye’deki Alevi katliamında can kayıpları artıyor!-VİDEO

    Suriye’deki Alevi katliamında can kayıpları artıyor!-VİDEO

    PİRHA – Suriye’deki Alevi katliamı sürüyor. HTŞ’ye bağlı gruplar tarafından Lazkiye’ye bağlı Muhtariye Köyünde yeni bir katliam daha gerçekleştirildi. Yaşananlara ilişkin dünya kamuoyu sessiz kalırken, Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi ise yeni video ve fotoğraflar ile yapılanları dünyaya duyurmaya çalıştı.

    Cihatçı HTŞ örgütünün, Suriye’deki Alevi katliamları günden güne artıyor. Suriye’den yükselen çığlık, dünya kamuoyu tarafından adeta çarpıtılıyor, görülmek istenmiyor.

    HTŞ çetelerinin, resmi kanallar ve camilerden katliam çağrıları yaptığı iddia edilirken, Alevi yerleşkelerinde yeni toplu ölümlerin görüldüğü videolar gelmeye devam ediyor.

    KATLİAMI ÇARPITAN MEDYA!

    Suriye’de süren zulme karşı Alevi örgütlerinin çağrıları da görülmüyor. Kendisini muhalif olarak tarif eden gazeteler dahi HTŞ’nin yaptığı katliamları “Lazkiye’de Esad unsurlarına operasyon” başlığı ile servis etmeye devam ediyor.

    Prof. Ayfer Karakaya da Alevi Katliamı konusunda medyanın duyarsızlığını X hesabından şu sözlerle eleştirdi:

    “GazeteDuvar, Diken ve Cumhuriyet gazetelerini kınıyorum! Aylardır cihatçı terörü altında yaşayan ve an itibariyle camilerden yapılan cihat çağrılarıyla katledilen Alevi sivillere Esad milisleri demek nasıl bir hayasızlıktır!”

    “ALEVİLERE ÖLÜM” ÇAĞRILARI!

    Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi kurucularından Yazar Necati Şahin de “Suriye Alevileri cihadçı zulmü altında” diyerek durumun vahametine dikkat çekti.

    Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi, yaşanan zulmün duyulması için yapılan katliama dair video ve fotoğrafları, Türkçe, İngilizce Almanca ve Fransızca açıklamalar ile sosyal medyada paylaştı.

    Yazar Necati Şahin, bölgedeki insanlık suçuna dair bir de yazı kaleme aldı. Şahin, “ALEVİLERE ÖLÜM!” başlıklı yazının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “İDİLP, HAMA Camiilerinden Anonslar…Dün, bütün gün…MARAŞ… “Alevileri, evlerini, köylerini, bağını bahçesini yakın…”

    Yaktılar…Dün, bütün gün…SİVAS…”Alevilerin katli vaciptir…”Hama, Humus, Tartus, Halep duvarlarında…Dün ve önceki tüm günler…YAVUZ KIRIMI…”Alevileri zehirleyen…”Alevi Köylerine giden suları zehirlediler…Dün, bütün gün…HALEPÇE… “Alevlere karşı Savaş’a çağırıyoruz, topunu yok edeceğiz…”Dün, önceki, gelecekteki tüm Günler…SREBRENİSTA… “Alevi Kadınların, Kızlarını kaçırın…”Dün, önümüzdeki tüm günler…ŞENGAL… Dün SOYKIRIM başladı Suriye’de…Türk basınında kimi Kalemşörler “Esad’ın son kalıntılarını karşı savaş” diye yazdı. Utanmayı unutanın “Kalemi” de utanmaz oluyor, utanmaz yazıyor…Yukarıdaki yazdıklarımız ile ilgili gece boyu onlarca görüntü, ses kaydı geldi.

    Saatlerce zoom toplantısı yaptık dün gece. Arap Alevisi Kardeşlerimiz toplantıda bölge ile canlı bağlantılar yapıp, anında tercüme ettiler…Acı ağıt içinde dinledik…Yüreğimiz yangın…

    Suriye İnsan Hakları İnisiyatifini kurduğumuzdan bu yana onlarca arkadaşımız gece gündüz “CAN kurtarma” telaşında, derdinde.

    Dün gece onlardan birinin, Arap Alevisi AYHAN ASLAN kardeşimin yüzündeki o derin ağıdı, sesindeki o “Can” telaşı

    O çırpınışı derinden etkiledi yüreğimi.

    Uyuyamadım…

    Unutmayacağım

    O cemali,

    O sesi

    O asil çırpınışı…

    Yanındayız Yiğit Kardeşim…

    Yapacağım tek şey yazmak…

    Yazıyorum…

    “Duyurmak Direniştir…”

    Umuttur da…

    Ya Siz…?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kültür Bakanlığı’nın desteklediği projede İBDA-C’nin yayın organının yer aldığı ortaya çıktı

    Kültür Bakanlığı’nın desteklediği projede İBDA-C’nin yayın organının yer aldığı ortaya çıktı

    PİRHA-Kültür Bakanlığı tarafından desteklenen ve İlmi Etüdler Derneği (İLEM) çatısı altında yürütülen İslamcı Dergiler Projesi’nin arşivinde İBDA-C’nin yayın organı olan Taraf dergisinin yer aldığı ortaya çıktı. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Demek ki neymiş Sivas Katliamı, galeyana gelmiş bir kalabalığın cinneti değil, arkasında devletin yer aldığı bizzat organize bir insanlık suçudur. Bakanlığın bu projesi de gerçeğin ilanıdır” dedi. 

    19-23 Ağustos tarihlerinde Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde 400 genç için ‘Hacıbektaş Gençlik Kampı’ ile Aralık ayında 300 dede için Kerbela gezisi düzenleyeceği duyurulan Kültür Bakanlığı’nın desteklediği proje arşivinde İslami Büyük Doğu Akıncıları Cephesi’nin (İBDA-C) yayın organı olan ‘Taraf’ dergisinin yer aldığı ortaya çıktı. Bakanlığın, derginin içeriğini de sahiplendiğini belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise “Demek ki neymiş Sivas Katliamı bir avuç çapulcunun ve galeyana gelmiş bir kalabalığın cinneti değil; arkasında devletin yer aldığı bizzat organize bir insanlık suçudur. Bakanlığın bu projesi de gerçeğin ilanıdır” dedi.

    PROJEYİ KÜLTÜR BAKANLIĞI DESTEKLİYOR

    1908-2010 yılları arasında yayınlanmış İslamcı dergileri gün yüzüne çıkarma ve inceleme hedefiyle İlmi Etüdler Derneği (İLEM) çatısı altında 2013 yılında çalışmalarına başlanan İslamcı Dergiler Projesi‘nin (İDP) 2017 yılında başlayan ve Kültür Bakanlığı tarafından desteklenen üçüncü aşamasında yaklaşık 400’e yakın derginin 20 binden fazla sayısı dijitalleştirilmiş ve kataloglanmış. Amacını “Özgün ilmi yaklaşımların, düşünce ve pratik üretiminin İslam’ın düşünce ve medeniyet birikimi üzerinde yeşerebileceğini düşünen İLEM, ilmi geleneğimizi sürdüren ilim adamlarının yetişmesine zemin oluşturarak insanlığın sorunlarına çözüm üreten ilmi çalışmalar yapmayı gaye edinmiştir” şeklinde açıklayan İlmi Etüdler Derneği, faaliyetlerini İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı çatısı altında sürdürüyor.

    SİVAS KATLİAMI, MUMCU VE KIŞLALI CİNAYETLERİNDE ROL ALAN ÖRGÜT

    İBDA-C hakkında ise internet ansiklopedisi Wikipedia’da “Necip Fazıl Kısakürek’in ortaya koyduğu ‘Büyük Doğu Hareketi’ ideolojisini ve İslam’ı yaymayı amaç edinmiş silahlı örgüt. Hareket ilk olarak, 1989 yılında Ankara ve İstanbul’da yapmış olduğu gösteriler ile adını duyurmuştur. Grubun liderliğini 2018’deki ölümüne dek Salih Mirzabeyoğlu‘nun yaptığı ileri sürülmüştür. İBDA-C’nin; Sivas Katliamı ile Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı‘nın öldürülmesi olaylarında rol aldığı iddia edilmiştir” bilgileri yer alıyor.

    DERGİDEN SİVAS KATLİAMI ÖVGÜSÜ: BİR GÜL İÇİN BİN KÖTÜYÜ YAKMALI!

    İBDA-C’nin yayın organı olan ‘Taraf’ dergisinin, İslamcı Dergiler Projesi’nin (İDP) internet sitesindeki arşivinde 15 sayısı bulunuyor. Dergi hakkında “1994 yılında çıkmaya başlayan ve İBDA-C’nin sesi olan dergi ilk döneminde Taraf adıyla yayınlanıyordu. Ancak 39 sayının ardından Haftalık Taraf ismiyle yayınlanmaya başlandı. Toplamda 35 sayı çıkan dergi 1994 yılında yayım hayatını sonlandırdı” ifadeleri kullanılıyor.

    Arşivdeki 10-17 Haziran 1994 tarihli ‘Taraf’ dergisinin 1. sayısında “Gelen Biziz! Ne 1. Ne 2. Cumhuriyet, Tam Bağımsız Birleşik İslamî Devlet” başlıklı kapağı görülüyor. 1-7 Temmuz 1994 tarihli 4. sayısında ise Sivas Katliamı’nın övüldüğüne ilişkin “İşte Sivas, İşte Kısas!.. Haydi Anadolu! Bir Gül İçin Bin Kötüyü Yakmalı” başlıklı bir kapak göze çarpıyor. Ayrıca Madımak Oteli’nin yanarken çekilmiş bir fotoğrafı da kapakta yer alıyor. Derginin 27 Ocak-2 Şubat 1995 tarihli 34. sayısının kapağında ise silahlı bir çocuk fotoğrafı bulunurken; dünya genelindeki cihatçı savaşlara dikkat çekiliyor.

    “ÖRGÜT, SİVAS KATLİAMI’NIN ZAFER OLDUĞUNU DERGİDE İTİRAF ETMEKTEDİR”

    Konuya ilişkin ulaştığımız Pir Sultan Abdal Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bakanlığın desteklediği bu proje gerçeğin ilanıdır” yorumunda bulundu. Taraf dergisinin “Taraf olmayan bertaraf olur” sloganını hatırlatan Erçe, şunları söyledi:

    “Açıkçası bu güzel bir itiraf. Dergiyi, devletin ve bakanlığın sahiplenmesi içeriğini de sahiplendiğini gösterir. Dolayısı ile katliamın arka planı ve devletin katliamdaki rolü ile ilgili iddialarımız yerini bulmuştur. Bu hükümet bu itirafı bilerek ve isteyerek yapmıştır. ‘Taraf olmayan bertaraf olur’ sloganı o derginin sloganı idi. Bu sloganı cumhurbaşkanı defalarca konuşmalarında kullanmıştır. O örgüt Sivas Katliamı’nda da bizzat rol aldığını ve bunun zafer olduğunu o dergide itiraf etmektedir. Demek ki neymiş Sivas Katliamı bir avuç çapulcunun ve galeyana gelmiş bir kalabalığın cinneti değil; arkasında devletin yer aldığı bizzat organize bir insanlık suçudur. Bakanlığın bu projesi de gerçeğin ilanıdır.”

    Barış KOP/ İSTANBUL

  • Ders kitabında skandal ifadeler: Silah ile cihat devletin görevidir

    Ders kitabında skandal ifadeler: Silah ile cihat devletin görevidir

    AKP’nin dindar nesil hayali, MEB’in ders kitaplarında da yer buldu. Açık öğretim ortaokulu için hazırlanan ders kitaplarında ‘cihat’ ibadet sayılırken, ”Silah ile cihat devletin görevidir” ifadesinin kullanıldığı görüldü.   

    AKP’nin dindar nesil hedefi kapsamında bilimsel eğitimden her geçen gün uzaklaşan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), cihat kavramını ders kitaplarına sokarak skandal tanımlamalarda bulundu. MEB’in açık öğretim ortaokulu için hazırlanan, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 5” kitabında “Bedir, Uhud ve Hendek gazveleri, Çanakkale, Kurtuluş savaşları ve 15 Temmuz FETÖ kalkışması” cihada örnek verildi. MEB, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiği ‘Zeytin Dalı Operasyonu’ kapsamındaki faaliyetlere ilişkin görseli de “Afrin’de Türk Askeri” başlığı ile cihat konusunun içine yerleştirdi.

    “CİHAT” İBADET SAYILDI

    Cumhuriyet’ten Ozan Çepni‘nin haberine göre, müfredatta cihat kavramını ibadet sayan MEB, yeni kitaplarında cihat tanımı yaparken dini içerik, anayasa ve kanunları hiçe saydı. MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından açık öğretim ortaokulu için hazırlanan “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 5” kitabında “cihat” için skandal tanımlar ve örnekler yer aldı. Bakanlık, “Allah yolunda mücahede: Cihat” başlıklı konuda, İslamın ilk yıllarında yer alan savaşların yanı sıra Afrin operasyonunu da cihat saydı. Cihat için savaşın yeni yöntemlerine hazırlıklı olunması istendi.

    Konunun başlığında Türk Dil Kurumu’na göre “Kutsal ülküler uğruna savaşma” anlamına gelen Arapça kökenli “mücahede” kelimesinin seçilmesi de dikkat çekti. Kitapta, “Cihat, Müslümanların Allah yolunda canıyla, malıyla, aklıyla, bilgisiyle yerine getirmesi gereken en önemli ibadetlerden biridir. Bunun için bazen mal, bazen dil ve gerektiğinde ise canını ortaya koyarak Allah yolunda mücadele ederler. Bedir, Uhud ve Hendek Gazveleri, Çanakkale, Kurtuluş Savaşları ve 15 Temmuz FETÖ Kalkışması bunun örnekleridir” denildi.

    “15 TEMMUZ KALKIŞMASI” CİHADA ÖRNEK VERİLDİ

    Kitapta darbe girişimiyle mücadele yerine “kalkışma”nın kendisinin cihada örnek verilmesi de dikkat çekti.

    Kitaptaki bir diğer skandal, konuya ilişkin seçilen görselde yer aldı. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik gerçekleştirdiği “Zeytin Dalı” operasyonu kapsamındaki Afrin’de, tank üstünde Türk askeri, bayrak ve çocukların olduğu fotoğrafa “Afrin’de Türk askerleri” başlığı ile cihat konusu kapsamında yer verildi.

    “SİLAH İLE CİHAT, DEVLETİN GÖREVİDİR”            

    Kitapta aynı konuda kısa açıklamaların yer aldığı “Bilgi kutusu” bölümünde de “Silah ile yapılan cihat, devletin yapması gereken bir mücadele yöntemidir, çünkü silah kullanma yetkisi sadece kamu otoritesine ve denetimine aittir. Ordunun dışında kontrolsüz grupların silahla hareket etmeleri, toplumda terör ve kaosa sebep olur. İnsanların can ve mal güvenliğini ortadan kaldırarak suçsuz ve masum insanları mağdur eder” ifadelerine yer verildi.  (HABER MERKEZİ) 

  • Tepkiler, MEB’e ‘cihat’ta kısmen geri adım attırdı

    Tepkiler, MEB’e ‘cihat’ta kısmen geri adım attırdı

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı, zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin yeni müfredatı taslağına cihat kavramının temel ibadet olarak eklendiği programdan kısmen geri adım attı. Zorunlu din dersinin taslak müfredatında 6. sınıfta ‘Hz. Muhammed’in Hayatı’ ünitesinde anlatılan ve 9. sınıfta ‘Temel İbadetler’ arasında sayılan cihat konusu, dersin dün açıklanan nihai şeklinden çıkarıldı. Cihat sadece 11. sınıfta 3. ünite olan ‘Kur’an’da Bazı Kavramlar’da anlatılacak.

    MEB, 2018-2019 öğretim yılında bütün derslerde yenilecek olan müfredata ilişkin çalışmalarını tamamladı. MEB’in en dikkat çekici değişikliği, AİHM kararına göre yeniden düzenlendiği belirtilen, Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan görüşler alınarak hazırlanan, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde yaşandı.

    Taslak programa göre, öğrenciler 6. sınıfta ‘Hz. Muhammed’in Hayatı’ ünitesinde cihat kavramıyla tanışacaktı. Öğrencilerin, cihat kavramının geçtiği ünite kapsamında Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarının neden ve sonuçlarını açıklaması bekleniyordu. 9. sınıfta ise ‘İslam’da ibadetler’ ünitesinde cihad, ‘İslam Dininde Temel İbadetler’ arasında sayılmıştı.

    Yeni düzenlemede ise ‘cihat’, din dersinde sadece 11. sınıfta 3. ünite olan ‘Kur’an’da Bazı Kavramlar’da anlatılacak.

    MEB CEMEVİNE İBADETHANE DİYEMEDİ 

    Taslakta uluslararası mahkeme kararları ile Alevilik konularını artırmış gibi görünen MEB, Aleviliği inanç değil “yorum” olarak değerlendirmesinin ardından müfredatın son halinde de Cemevi’ne yine ibadethane diyemedi. Derste 7. “İslam Düşüncesinde Yorumlar” ünitesinde öğrenciler, Alevilik ve Bektaşilikle ilgili temel kavram ve erkanları açıklayacak. Cemevi ise Aleviler tarafından “ibadethane sayılsın” eleştirilere rağmen yeniden “ayin-i cem erkanının yapıldığı, ‘yol, adap ve erkan yeri’” olarak tanımlandı. (HABER MERKEZİ)

  • MEB, ders programındaki ‘cihat’ı bakın nasıl açıkladı

    MEB, ders programındaki ‘cihat’ı bakın nasıl açıkladı

    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, ders kitaplarında yeni programa ‘cihat’ konusunun ‘İslam’da temel ibadet olarak eklenmesi’ ve Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili bölümlerin çıkarılmasına ilişkin yazılı soru önergesine Milli Eğitim Bakanlığı’ndan (MEB) yanıt geldi. ‘Laiklik’ konularının daraltılmasının söz konusu olmadığı ileri sürülen yanıtta, bu konuların öğrencilerin seviyeleri gözönüne alınarak, yeniden düzenlendiği kaydedildi.

    CHP’li Tanrıkulu’nun müfredat değişikliği tartışmalarına ilişkin Başbakan Binali Yıldırım tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM’ye sunduğu yazılı soru önergesine MEB Strateji Geliştirme Başkanlığı, yanıt verdi. ‘Laiklik’ ile ilgili konuların daraltılmasının söz konusu olmadığı kaydedilen açıklamada, bu konuların öğrencilerin seviyeleri göz önünde bulundurularak, yeniden düzenlendiği belirtildi. Bakanlığın yanıtında, şöyle denildi:

    “Arapça’da ‘güç ve gayret sarf etmek, bir işi başarmak için elinden gelen bütün imkanları kullanmak’ manasındaki ‘cihad’ kavramı günümüzde, bağlamından koparılarak ve farklı anlamlar yüklenerek tanımlanmakta, salt savaş ile özdeş hale getirilmekte, böylece gençlerimizin zihnini bulandırma ve kavram kargaşası oluşturma yoluna gidilmektedir. Oysa ki anlam genişliği dikkate alındığında ‘savaş’, cihad kavramının anlamlarından yalnızca biridir. Öğretim programlarında cihad ve benzeri kavramlar anlam genişlikleri ve derinlikleri göz önünde bulundurularak verilmesi hedeflenmiş, böylece kavramı kötüye kullanma hevesinde olan yapıların beyhude çalışmalarının boşa çıkarılması amaçlanmıştır. Öğretim programlarında tarih boyunca İslam’ın medeniyetler kuran orta yolunu ve ana damarını temsil eden yorumu öne çıkarmak suretiyle istismarcı akımların çabalarını boşa çıkarma hedeflenmektedir.”

    “Terör örgütlerinin emellerine ulaşmak için” Kur’an’ın bu kavramını tek yanlı, dar kapsamlı ve keyfi şekilde istismar aracı olarak kullandığı, İslam’ı ve şiddeti aynı düzlemde ele alan yaklaşımlara zemin hazırlayıp, İslamofobik kampanyalara davetiye çıkardığı ileri sürülen yanıtta, “Marjinal yapı ve grupların çocuklarımızın ve gençlerimizin zihnini bulandırmasına izin vermemek amacıyla bu kavramların en doğru şekilde okullarımızda öğretilmesi hedefi benimsenmiştir” denildi.

    “TEKRARLARDAN KAÇINMAK GİBİ NEDENLERLE YER VERİLMEMİŞTİR”

    MEB Strateji Geliştirme Başkanlığı’nın yazısında, hem temel eğitim hem de ortaöğretim düzeyinde güncellenen öğretim programlarının, ‘Atatürkçülük konuları’nın, öğrencilerin Mustafa Kemal Atatürk’ü tanıma, anlama, Atatürk’ün fikir ve ideallerini yaşatma, Atatürk’e vefa duygusu besleme konusunda bilgi ve bilinç kazandıracak yeterlilikte hazırlandığı da iddia edilerek şunlar belirtildi:

    “Bu nedenle Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi taslak programı hazırlanırken temel eğitim ve ortaöğretim düzeylerindeki diğer öğretim programlarında (Hayat Bilgisi, Türkçe, Sosyal Bilgiler, Tarih, İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük) yer alan ‘Atatürkçülük konuları’ gibi bazı konulara, öğrenme ve öğretme süreçlerinin bütünlüğü dikkate alınarak ve tekrarlardan kaçınmak gibi sebeplerle yer verilmemiştir.”

  • Okullarda laiklik karşıtı faaliyetler artıyor; imam hatiplerde cihat çağrısı yapıldı

    Okullarda laiklik karşıtı faaliyetler artıyor; imam hatiplerde cihat çağrısı yapıldı

    Ensar Vakfının imam hatip liselerinde dağıttığı ‘İmam Hatiplilik Şuuru’ kitabında ‘islamlaşma hareketi’ için açıkça cihat çağrısı yapıldı.

    Evrensel’de yer alan haberede, Ensar Vakfı, Ankara’da bulunan imam hatip liselerinde dağıttığı “İmam Hatiplilik Şuuru” kitabıyla öğrencilere İslamlaşma hareketi için örgütlenme çağrısı yaptı.

    “Şu yılların kıymetini bilmeliyiz” denilerek imam hatiplilerin kendilerine sunulan imkanlara dikkat çekilen kitapta, “İslam Devleti mücadelesi için” “can dahil” fedakarlık yapacak bir tabana ihtiyaç duyulduğu ifadeleri yer alıyor.

    Karaman’daki yurtlarda 10 çocuğa yönelik cinsel istismarla gündeme gelen Vakıf, imam hatip okullarında da siyasi faaliyet yürütüyor. Temmuz ayında Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzalayan Vakfın Ankara’daki imam hatip okullarında dağıttığı kitap, Ensar Vakfına ait Ensar Neşriyat tarafından basılan ve Yeni Şafak Gazetesi Köşe Yazarı Prof. Dr. Hayreddin Karaman’ın yazdığı “İmam Hatiplilik Şuuru” kitabı.

    “İMAM HATİPE LAYIK OLMAYAN ÖĞRETMEN HAİNDİR”

    Öğrencilere İslam davası için Ensar Vakfının neler yapacağı, imam hatip liselerinin nasıl kullanılması gerektiği açıklanan kitapta, “İmam hatip mektebine layık formasyon almamış öğretmenler var. Gitsin portakal limon satsın. Orada naehil (ehil olmayan) olan bir kimsenin işi yoktur. Eğer imam hatip mektebine layık olmadığı halde orada öğretmenlik yapıyorsa haindir. Ama yapıyor” deniliyor.

    “CUMHURİYETİ KURANLARIN PROGRAMINDA ENSAR YOKTUR”

    Kitapta Ensar Vakfının ne yapmak istediği de şöyle anlatılıyor:

    “Ensar Vakfı ne yapmak istiyor? O ilk Osmanlı aşireti gibi halka halka büyüyerek, gelişerek, derelerden göller, onlardan da barajlar deryalar oluşturarak neyi sulamak istiyor? Bizi biz yapan değerlerimiz var. Halkımızın büyük ekseriyeti yani okumamış olanlar o değerlerin farkındalar. Onlar o değerlerin taşıyıcısı oldukları içindir ki biz varız. Ankara’da Ensar toplantısında yaptığım bir konuşmada şöyle demiştim: Cumhuriyeti kuranların programında Ensar nesli yoktur. Ensar nesli yani bizi biz yapan değerleri ihya edecek, onunla bugün yeniden var olacak ve o kimlikle dünyanın karşısına çıkıp ben yirminci asrın Müslümanıyım, bu çağa damgasını vuracak nesilim, toplumum, kültürüm, medeniyetim…”

    Karaman, kitabında bilimi de yok sayarak “İlimler ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanın aklı ne kadar gelişirse gelişsin, insanlar teknolojiyi hangi boyuta götürürse götürsünler insanların Allah’tan müstağni olamayacaklarını söylüyoruz” diyor.

    ENSAR’IN AMACI TÜRKİYE’Yİ İSLAM DEVLETİ YAPMAKMIŞ!

    Karaman, Türkiye’nin bir İslam devleti taslağı olduğunu söylediği kitabında şöyle diyor:

    “Her zaman söylüyorum; evvela İslam Devleti’ni nefsinizde ve şahsınızda ilan edememişseniz bu fertlerden bir güç, bir taban oluşturamamışsanız o ülkede İslam olmaz, o devlet de -siyasi anlamda- İslam Devleti olmaz, İslam Devleti’nin taslağı olur, aldatmacası olur. İmam Hatip liseleriyle biz Ensar olarak, Allah bundan sonra ne kadar fırsat verirse inşallah yaşadığımız müddetçe verir, inşallah Türkiye’yi hedeflediğimiz noktaya getirinceye kadar verir, ondan daha kısa fırsat verirse o verdiği fırsat için de biz Ensar topluluğu olarak bu okullara sahip çıkarsak, yaşatabildiğimiz kadar yaşatır, iyileştirebildiğimiz gibi iyileştirir, mesela on yıl daha sayılarını da arttırarak buraya talebe alır buradan çıkarırsak, bir milyon insan daha imam hatipe girmiş çıkmış olur.”

    “İSLAMLAŞMA HAREKETİNİ PLANLI YAPMALIYIZ”

    “Biz elimizdeki altın fırsatları değerlendiremiyoruz” diyen Karaman, bu fırsatların devam etmeyeceğini söylüyor. Karaman kuracakları teşkilatı ve örgütlenme tabanını da şöyle açıklıyor:

    “Şu yılların kıymetini bilmeliyiz. Elimizde bu kadar okul var, bunları ıslah etmeliyiz. Sadece kapanmasını önlemek yetmez, sayılarını yükseltmek yetmez, keyfiyete yönelmeliyiz. Ayrıca mezunları teşkilatlandırmalıyız ve güçlü bir tabanımızın olması için tabana gidip, Müslüman insanlara gidip bir takım denenmiş usulleri, metotları kullanarak onlarla bütünleşmeliyiz ve İslamlaşma hareketini artık planlı programlı başlatmalıyız.”

    “YENİ ŞAFAK GAZETESİNİ OKUYUN, OKUTUN”

    İHL öğrencilerine Yeni Şafak gazetesinin faaliyetlerinde kullanmaları gerektiğini anlatan Karaman, “Bu Yeni Şafak Gazetesi’ni okuyun arkadaşlar. Bu Yeni Şafak Gazetesi Ensar’ın gazetesidir. Haberiniz olsun yani. Bu gazeteyi okuyup okutmak durumundayız” ifadeleri ile “İslam’ın ve İslamcı yaklaşımın gazetesidir” dediği Yeni Şafak’ın okunmasını istiyor.

  • Bakırköy’de müfredata yurttaş tepkisi: Eğitim sistemi kaldırım taşı gibi değiştiriliyor-VİDEO

    Bakırköy’de müfredata yurttaş tepkisi: Eğitim sistemi kaldırım taşı gibi değiştiriliyor-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Bakırköy Meydanı’nda yurttaşlara sürekli değişen ve gericileşen eğitim müfredatını sorduk. Yurttaşlar, “Eğitim müfredatını kaldırım taşı gibi sürekli söküp söküp değişiyorlar” diyerek tepki gösterdiler.  

    HABERİN VİDEOSU

    Mevcut eğitim sistemine ve eğitim müfredatına ilişkin İstanbul Bakırköy’de yurttaşlar Pir Haber Ajansına konuştu.

    Yurttaşlar mevcut eğitim sisteminin çok kötü olduğunu ve sürekli değiştiğini söylediler. Birçok yurttaş da eğitim sistemini ve müfredatını kötü bulduğunu ancak “bu ülkede konuşanı içeri atıyorlar” diyerek konuşmayacaklarını ifade ettiler.

    “HER GELEN BİR SİSTEM GETİRİYOR”

    Eğitim sisteminin kaldırım taşı gibi sürekli sökülüp sökülüp değiştirildiğini belirten Yurttaşlar, “Sürekli eğitim bakanı ile birlikte müfredat değişiyor. Ve her gelen yeni bir sistem getiriyor. Öyle yapacaklarına mecliste dört parti bir araya gelip ortak bir eğitim sistemi ve müfredatı yapmaları gerekiyor. Bir işi üç defa değil iki defa bile yapmak yanlıştır. Ancak bu iktidar dört defa yanlış yapmıştır” diye konuştular.

    “EĞİTİM ÜCRETSİZ OLMALIDIR”

    Yurttaşlar, “Eğitim müfredatı ile çok oynuyorlar. Daha önce aldığımız dersler bugün bir işe yaramıyor ve kaybımız oluyor. Sürekli değişip duruyorlar. Bir örnek verecek olursak Hollanda’da yıllardır hep aynı peynir aynı şekilde yapılır. Ancak Türkiye’de peynirler bile her yıl farklı farklı yapılıyor. Bugün ayrıca özel okullar kamulaştırılmalı ve eğitim ücretsiz olmalıdır. Eğitim harcamalarını devlet karşılamalıdır. Çünkü o kadar vergi alıyorlar. Bu vergileri nereye harcıyorlar? Ne yaptıkları belli değil” diye konuştular.

    “BU GİDİŞATA BİRİ DUR DEMELİDİR”

    Türkiye’de eğitim sisteminin allak bullak olduğunu vurgulayan yurttaşlar, “Dört yılda bir eğitim sistemi değişiyor. Bugün çocukların oturduğu sıradan tutun da aldıkları eğitime kadar her şey bozuk. Bu gidişata birileri dur demelidir. İktidar bile bir ay önce savunduğu sistemin bir ay sonra yanlış olduğunu söylüyor. Eğitim sistemi öğretmenlerle, eğitimcilerle ve uzmanlaşmış kişiler ile yapılmalıdır. Ancak kalkıp bir gemicilik bakanını eğitim bakanı yaparsanız sonuç fiyasko olur. Bugün mesleğimize göre eğitim almalıyız. Yapamadığımız derslerden bize puan vermeleri çok saçma. Bu hükümet gerçekten ne yaptığını bilmiyor. Artık bir karar verseler biz de ona göre hareket edeceğiz” ifadelerini kullandılar.

    “HERKES İTİRAZ ETMELİ VE SES ÇIKARMALI”

    Din derslerine getirilen cihat kavramına da değinen yurttaşlar şunları ifade etti:

    “Çocuklara sevgiyi ve güzelliği vermeliyiz ki böyle yetişsinler böyle büyüsünler. Cihat’ı düşünen birinin nasıl olmasını bekleyebiliriz ki? Tabi ki savaşçı ve kavgacı bir toplum olur. Her şeyi ayırmalı ve her şeyin içine dini unsurlar sokmamalıyız. Veliler bu duruma tepki göstermeli, itiraz etmeli ve ses çıkarabilmelidirler. Herkes dilekçe vermeli ve başka hangi hukuki yol varsa ona başvurarak bu duruma tepki göstermelidirler”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 10 binler AKP’yi uyardı: Çocuklarımıza cihatı, itaatkar olmayı değil, barışı, sevgiyi öğretin

    10 binler AKP’yi uyardı: Çocuklarımıza cihatı, itaatkar olmayı değil, barışı, sevgiyi öğretin

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Eğitim Sen öncülüğünde, gerici eğitim sistemine karşı İstanbul Kartal Meydanı’nda miting düzenlendi. Mitingte, AKP hükümetine seslenen ABF ve Eğitim-Sen adına ortak açıklamayı sanatçı Orhan Alkaya okudu. Açıklamada,”Yeni dediğiniz eğitim programı dinci, gerici bir oyundur” vurgusunu yapıldı. Yeni denilen müfredatın toplumun geleceğine vurulan darbe olduğu belirtilen açıklamada, “Çocuklarımıza cihatı değil, barışı, sevgiyi, saygıyı öğretin” denilerek 5 maddelik talep sıralandı. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim Sen öncülüğünde, gerici eğitim sistemine karşı İstanbul Kartal Meydanı’nda ‘Laik, bilimsel, anadilde eğitim’ mitingi düzenledi.

    MUHİTTİN YILDIZ: YERYÜZÜ HAKKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK MÜCADELE EDECEĞİZ

    Kısa bir açılış konuşmasının ardından ABF Başkanı Muhittin Yıldız bir konuşma yaptı. Yıldız, “Kimsenin kimseyi ötekileştirmediği bir gelecek için her türlü baskılara karşı geleceğimizi beyan ediyoruz. İnancın ve ibadetin özgür olması gerekiyor. Hatun Ana’nın hakka uğurlamasında yaşananlar utanılması gereken durumdur. Faşist anlayışı o çukura gömdük. Gerici, ırkçı eğitime karşı çalışmamız devam edecektir. IŞİD’çilerin yetişmemesi için laik bir cumhuriyet etrafında hep beraber duralım. Yeryüzü aşkın, hakın yüzü oluncaya dek mücadelemiz sürecek” dedi.

    3 dakikalık susma eyleminin ardından mitingte Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim-Sen adına ortak metni sanatçı Orhan Alkaya okudu.

    Açıklamada, Türkiye’de tek adam rejimi olduğu, farklılıkları ise ayaklarının altında ezmeye çalıştığı vurguladı. “Kürt illerinde kayyum atamakla kalmadı, vekilleri, eş başkanları, belediye başkanları tutuklandı” denilen açıklamada, medya kuruluşlarının mallarına el konulduğuna işaret edildi.

    AKP hükümetine seslenilen açıklamada, “Yeni Osmanlıcı” metotla uygulamaya koymak istediğiniz bu Eğitim Programı Diyanet İşleri Başkanlığının gözetiminde, eğitim bilimiyle hiçbir ilişkisi olmayan Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları tarafından yapılmıştır. Laiklik ve çoğulculuğu inkar eden, demokrasiyi ve cumhuriyeti “AKP” çiftliğine çeviren aklın eğitim programı, ilkokul çağındaki kız çocuklarına “Türban ve tesettür” getirmenin adına yenilik diyor. Yeni” dedikleri eğitim programı “Osmanlı Sübyan Mekteplerinden, Yeniçeri ağası” zihniyetiyle şekillendirilmiş dinci, gerici bir oyundur” vurgusu yapıldı.

    Biz Aleviler, biz eğitim ve bilim emekçileri; “Zorunlu Din Dersi” işkencesiyle uğraşırken programın tamamı “Zorunlu din Dersi” oldu” denilen açıklamada, 12 Eylül anayasasındaki kırıntılarını bile topluma “Fazla” gören “Reis Başkan, tek tip eğitim müfredatı” ile “dindar ve kindar nesil” yetiştirip, saltanatını daim kılmaya çalışıyor” ifadeleri kullanıldı.

    “AKP’NİN YENİ DEDİĞİ MÜFREDAT TOPLUMUN GELECEĞİNE VURULAN DARBEDİR”

    Irkçı, gerici, asimilasyoncu, şeriatçı, cihatçı bir eğitim sistemine izin vermeyeceklerini belirten ABF ve Eğitim-Sen açıklamasında şunlar vurgulandı:

    “Nice bedellerle kazanılmış evrensel haklarımız yok sayılıyor! Gerici zihniyet, evrim teorisini, felsefeyi, bilimi inkar edip, eğitimi bilimsellikten uzaklaştırıyor. Eğitimin her kademesini paralı yapıp okullar birer ticarethaneye çeviriliyor. Hani anayasada “Eğitim devlet okullarında, parasızdı?” Kendi anayasasını ihlal eden hükümetten demokrasi beklemek ham hayaldir! AKP’nin “Yeni” dediği eğitim programı toplumun geleceğine vurulan bir darbedir! Toplumun her kesimi bu programa karşı durmalıdır. Tek tip eğitim ile farklılıklarımız ve kültürel, inançsal, etnik değerlerimiz yok edilmek isteniyor.

    “HÜKÜMET ALEVİ İNANCINI KÖKTEN BİTİRMEYİ AMAÇLIYOR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) ve onun fetvalarıyla hükümet edenler Alevi inancını “Kökten” bitirmeyi amaçlıyor! Cemevlerimiz, kutsal mekanlarımız, kendi inancımızda ve dilimizde eğitim hakkımız, geçmişimizi ve tarihimizi bilme hakkımız gibi temel haklarımızı elimizden alıyor! Eğitim konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’ndan daha etkin hale getirilen Diyanet İşleri Başkanlığı derhal kaldırılmalıdır. Diyanet demokrasinin ve laik cumhuriyetin bir gereği olamaz! DİB toplumun dini, inançsal değerleri hakkında yorum yapacak bir sivil toplum örgütü değil, bir resmi devlet kurumudur. Devletin dini ve inancı yönettiği rejimin adı laiklik değil teokrasidir.”

    Mitingte yapılan açıklamada Ankara’da İncek mezarlığında 80 yaşındaki Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan saldırıya da değinilerek,”Bu eğitim sistemiyle hedeflenen toplum profili çok yakında Ankara İncek mezarlığında gördüğümüz profildir. Nefesi kesilmiş bir cana bile düşmanlık eden, mezarlarıklarında mafya babalarını, katilleri, hırsızları yatırıp 80 yaşındaki Hatun anneyi red edenlerdir. Bu eğitim sistemi ile hedeflenenler; sokakta kadınlara tekme atan, savaştan kaçıp ülkesine sığınan Suriye’li Emani’ye tecavüz ederek öldüren karakterler yaratmaktır. Bizler tamda buna Hayır diyoruz ifadeleri kullanıldı.

    “ÇOCUKLARIMIZA CİHATI, İTAAT ETMEYİ DEĞİL, BARIŞI, SEVGİYİ, SAYGIYI ÖĞRETİN”

    “Çocuklarımıza yağmayı, talanı, cihadı, ithaat etmeyi değil, barışı, kardeşliği, sevgiyi, saygıyı öğretin ki bir can daha mezarsız kalmasın. Öğretin ki inançlar, kimlikler, diller, kadınlar, özgür olsun. Öğretin ki bu ülke babaların evlatlarını gömdüğü bir ülke olmaktan kurtulsun. Öğretin ki bu coğrafya güller bahçesine dönsün” denilen açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Bugün çocuklarımız yarın geleceğimiz olan bu çocukları sizin karanlığınıza teslim etmeyiz. Bunun da yolunun tüm farklılıklarımızı yaşatacağımız ama hayırlarımızı tıpkı bu meydanda seslendirdiğimiz gibi güçlüce haykırmaktan hep birlikte celladın yüzüne tükürmekten geçtiğini biliyoruz. Bu nedenle çağrımızdır, birlik güçtür, birlik erdemdir, birlik gelecektir. Bundan olacak ki yüzlerce yıl öncesinden Pirlerimiz “Gelin canlar bir olalım demişlerdir. Derya ki damladan oluşur ama damla damla olmaktan vazgeçmez. Tam da bu düsturla yola çıkarak kimse damla olmaktan vaz geçmesin ama bir araya gelip tıpkı bu meydandaki gibi derya olmaktan da vaz geçmeyelim. Ancak deryalardır karanlığı aydınlık yapacak olanlar.”

    ABF ve Eğitim-Sen’in son olarak şu talepleri seslendirildi:

    1. AKP’nin “Yeni” dediği eğitim programının iptal edilmesini, demokratik katılım ve bilimsel yöntemle yeni LAİK, DEMOKRATİK, BİLİMSEL, PARASIZ ve ANADİLDE EĞİTİMİ hak olarak kabul eden bir eğitim programı istiyoruz.
    2. 12 Eylül Anayasasının yürürlükten kaldırılarak, çoğulcu ve katılımcı bir yöntemle yeni ve demokratik bir anayasa yapılmasını istiyoruz.
    3. Diyanet işleri Başkanlığının kaldırılarak devletin inançları yönettiği değil, hizmet etti, eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğünün esas alındığı bir düzenleme istiyoruz.
    4. Biz Aleviler Cemevlerimizi Hakkın ve hakikatin mekanı olarak biliyoruz. Her türlü engelleme ve saldırıya rağmen cemevlerimizde yolumuzu, erkanımızı yaşamaya, yaşatmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda inanç grupları için eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü için mücadele ediyoruz.
    5. Koçgiri, Dersim, Ortaca, Kırıkhan, Elbistan, Hekimhan, Malatya, 4 Eylül 1978 Sivas, Maraş, Çorum, Madımak, Gazi, Ümraniye ve Gezi Katliamları hakkındaki dosya, arşiv, yargılama gibi belgelerin açılarak gerekli süreçlerin yeniden işletilmesini istiyoruz.

    ABF ve Eğitim-Sen ortak açıklamasının ardından sanatçılar sahneye çıkarak türkülerini seslendirdi.

     (HABER MERKEZİ)   

     

     

  • CHP’li Vekil Ali Şeker: AKP geleceğimizi yok ediyor; 17 Eylül’de Kartal Mitingi’ndeyiz-VİDEO

    CHP’li Vekil Ali Şeker: AKP geleceğimizi yok ediyor; 17 Eylül’de Kartal Mitingi’ndeyiz-VİDEO

    PİRHA – Yeni eğitim müfredatına dahil edilen cihat ve şeriat konularına sert tepkiler gelmeye devam ediyor. CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “AKP’nin 15 yıldır yapmış olduğu tek şey eğitim alanını tahrip edip geleceğimizi yok etmektir” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Cihatçı ve şeriatçı yeni eğitim müfredatına karşı laik, bilimsel ve anadilde eğitim talebi için 17 Eylül’de İstanbul Kartal Meydanı’nda Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim-Sen öncülüğünde gerçekleşecek mitinge katılım çağrısında bulunan CHP İstanbul milletvekili Ali Şeker Pir Haber Ajansına konuştu.

    “LAİK, BİLİMSEL EĞİTİMİN ÖNÜNDE BÜYÜK ENGELLER VAR”

    Laik, bilimsel eğitimin önünde çok büyük engellerin ve ciddi sorunların olduğunu belirten Şeker, “AKP’nin eğitim ile ilgili yaptığı tek şey laik bilimsel eğitimi yok etmek. Birçok Anadolu lisesini imam hatiplere çevirmeleri ve öğrencileri düz okullara yönlendirmeleri eğitim hakkını gasp etmek anlamına geliyor. Bugün birçok kişi çocuğunu özel okula gönderecek kadar maddi yeterliliğe sahip değil” şeklinde konuştu.

    “EĞİTİM ALANINDAKİ BU DAYATMAYI KABUL ETMİYORUZ”

    Son dönemlerde eğitimin bir hak olmaktan çıktığını vurgulayan Şeker şöyle devam etti:

    “İktidar tarafından ‘Ya bizim istediğimiz eğitimi alarak çocuklarınız kindar ve dindar olur ya da okula gidemezsiniz’ diye bir seçenek sunuluyor. Eğitim alanında yapılan bu dayatmayı kabul etmek mümkün değildir. Bu haklı talepler için ve laik, demokrat, bilimsel eğitimden yana olan herkesi 17 Eylül’de İstanbul Kartal’da yapılacak olan mitinge davet ediyoruz.”

    “KÖLE TOPLUM İNŞA ETMEK İSTİYORLAR”

    CHP’li Vekil Ali Şeker, “Eğer eğitim tahrip edilirse ülkenin geleceği tahrip edilir. Sorgulamayan, düşünmeyen ve üretmeyen bir kuşak yaratarak köle toplum inşa etmek istiyorlar. Ancak bu onlar için gerekli olan bir şey, biz bunu reddediyoruz ve demokratik, laik, bilimsel bir eğitim için 17 Eylül’de Kartal Mitingi’nde olacağız” dedi.

    “SORGULAYAN VE SORGULATAN ÖĞRETMEN İSTEMİYORLAR”

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK’lere de değinen Şeker şunları ifade etti:

    “KHK ile çok sayıda öğretmeni işlerinden ihraç ettikleri gibi okulların açılmasına bir ay kala da Eğitim-Sen’li öğretmenleri bulundukları yerlerden çok uzak bölgelere sürgün ettiler. Bunların çocukları var ve onların da eğitim hakkı var. Onların da istediği yerde çalışarak çocuklarını istediği yerde okutma hakkı var. Ancak tüm bu hakları sürgün yoluyla gasp ediliyor. Bunların tüm sebebi; sorgulayan, sorgulatan öğretmenler istememeleridir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Laik ve bilimsel bir eğitim için 17 Eylüldeki Kartal Mitingi’ne katılım çağrısı

    ‘Laik ve bilimsel bir eğitim için 17 Eylüldeki Kartal Mitingi’ne katılım çağrısı

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Eğitim -Sen öncülüğünde laik, bilimsel ve anadilde eğitim için 17 Eylül’de İstanbul Kartal Meydan’ında yapılacak olan mitinge ilişkin Alevi kurumları, sivil toplum örgütleri, TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Büyükşahin ve CHP, HDP milletvekilleri tarafından katılım çağrısı yapıldı. 

    HABERİN VİDEOSU

    ABF ve Eğitim -Sen öncülüğünde 17 Eylül’de İstanbul Kartal Meydan’ında saat 13.00’te yapılacak olan mitinge ilişkin Alevi kurumları ve milletvekilleri Pir Haber Ajansı aracılığı ile katılım çağrısında bulundular.

    “ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKALIM”

    Yeni eğitim müfredatına dahil edilen cihatçı ve şeriatçı eğitime karşı laik, bilimsel, anadilde bir eğitim için Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Eğitim-Sen öncülüğünde 17 Eylül’de İstanbul Kartal’da yapılacak olan mitinge katılım için Alevi kurumları, sivil toplum örgütleri, TV10 Yönetim Kurulu Başkanı, CHP milletvekilleri ve HDP temsilcileri çağrıda bulundular.

    ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız’ın, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’ın, CHP Milletvekili Ali Şeker’in ve TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin’in de aralarında bulunduğu Alevi kurum yöneticileri, vekilleri ve kurum temsilcileri, “Demokratik bir yaşam ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için, laik, bilimsel, anadilde eğitim ve cihatçı, şeriatçı eğitim ile zalim Dehaklara karşı olmak için, OHAL ve KHK kaldırılması ve açlık grevindeki Nuriye ile Semihe destek olmak amacıyla hep birlikte 17 Eylülde Kartal mitinginde olacağız. Herkesi mitinge destek için alanda görmek istiyoruz” ifadelerini kullandılar.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Çocuklara böyle anlatacaklar: Allah yolunda canlarıyla, mallarıyla cihat edenlere cennet var

    Çocuklara böyle anlatacaklar: Allah yolunda canlarıyla, mallarıyla cihat edenlere cennet var

    AKP hükümetinin cihatlı eğitim müfredatından ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı. Yeni müfredatta cihada ilişkin, “çaba sarf etmek, zahmet çekmek, Allah’ın dinini yüceltip yaymak için elden gelen çabayı göstermek, Allah için yaşamak ve fedakârlık” tanımlaması yer aldı. Kitapta, “Allah yolunda canlarıyla ve mallarıyla cihat edenler cennetle müjdelenmektedir” denildi.

    AKP’nin laiklik ve bilim düşmanı yeni eğitim müfredatında yer alan cihat kavramının nasıl tanımlandığı da ortaya çıktı. Cihattan övgüyle bahsedilen kitapta, “Allah yolunda canlarıyla ve mallarıyla cihat edenler cennetle müjdelenmektedir” ifadeleri yer alıyor.

    Temel Dini Bilgiler dersinin kitabında, cihadın İslam dinindeki en önemli ibadetlerden biri olduğu ileri sürülerek, bu ibadetin de farz olduğu dile getirildi. Kitapta, “Günümüzde cihat kavramı İslam karşıtları tarafından kötü örneklerle özdeşleştirilerek uzak durulması gereken bir şeymiş gibi gündeme getirilmektedir. Ancak hadislerde cihat edenler övülmekte, Allah yolunda canlarıyla ve mallarıyla cihat edenler cennetle müjdelenmektedir. Hz. Peygamber, müminleri cihada teşvik etmiştir. Cihat ibadeti, hak ile batıl mücadelesi kıyamete kadar süreceği için her zaman var olması gereken bir ibadettir” denildi.

    Fıkıh ders kitabında ise cihadın, “Çaba sarf etmek, gayret göstermek, zahmet çekmek, ilahi mesajı insanlara duyurmak, Allah’ın dinini yüceltip yaymak için elden gelen çabayı göstermek, Allah için yaşamak ve fedakârlık” olduğu belirtilerek, “Cihad, Allah yolunda canla, malla, sözle, fiille mücadeleyi içermektedir. Cihad, hem ekonomik hem kültürlerarası hem de silahla yapılan mücadeleyi içermektedir. Dar manasıyla Allah yolunda savaşmayı ifade etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

    Kitapta, “Cihad, ülkenin işgal altında olması sebebiyle seferberlik kararı alınması durumunda farz-ayn (her müslümanın bizzat kendisinin yapması zorunlu olan şey) olur” denildi.

    Milliyet’ten Ayşegül Kahvecioğlu‘nun haberine göre, Cihadı meşru kılan sebeplerin de sıralandığı kitapta, şunlar kaydedildi:

    “Ülkenin saldırıya uğrayıp din, can, mal, nesil ve aklın korunması amacıyla savaş yapılması meşrudur. Bazı ülke ve grupların bir bölge veya tüm dünyayı tehdit eden faaliyetleri karşısında savaş meşru olur. İnsanların mal ve can güvenliğini tehdit eden nükleer, kimyasal, terörist faaliyetlere üs olma gibi fitne ve zulme engel olup uluslararası güvenliğin sağlanması amacıyla savaş yapılması da meşrudur. Devlete karşı silahlı ayaklanma ve isyan suçu ‘bağy’ olarak isimlendirilmektedir. Bağy suçunu işleyenlere karşı savaş yöntemi dahil olmak üzere gerekli tüm tedbirleri almak devletin hakkıdır. Ülkemizde 15 Temmuz’da yaşanan devlete isyan hareketi ‘bağy’ suçuna bir örnektir. Devletin düzenini yıkmaya çalışanlara ve alternatif paralel yapılanma içine girenlere karşı gerekli tedbirleri alıp bu isyan hareketini bastırmak devletin hem hakkı hem vazifesidir. Müslümanların dinlerini yaşamalarına ve tebliğ etmelerine engel olanlara karşı Müslüman devletler muhtelif yöntemlerle mücadele edebilirler.”

    Kitapta silahlı cihada ilişkin şöyle denildi:

    “Günümüzde cihad kavramını kullanan şiddet hareketleri birçok açıdan meşru değildir. Terör gruplarının İslami söylemleri kullanması, Müslümanları kendi kavramlarını kullanmaktan uzaklaştırmamalı, aksine kavramların doğrusu alimler tarafından yazılıp anlatılarak halk aydınlatılmalıdır. Silah kullanma yetkisi sadece kamu otoritesine ve denetimine aittir. Kontrolsüz grupların silahlı yöntemleri toplumda terör ve kaosa sebep olup can ve mal güvenliğini ortadan kaldırır, Müslümanların dünya kamuoyundaki imajına ve kimliğine zarar verir. Sömürgeci devletler bu grupları yönlendirmekte, kullanmakta ve kendi çıkarlarına uygun olarak kullanmakta, İslam ülkelerinin maddi kaynaklarını sömürmektedir. Günümüzde İslam ülkelerinin tarumar edilmesinin şekli gerekçesi cihad kavramını istismar edenlerin davranışlarıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • Alevi Dedesi Öztürk: Cihadı tarihin çöplüğüne gömmek Aleviler için en temel görevdir

    Alevi Dedesi Öztürk: Cihadı tarihin çöplüğüne gömmek Aleviler için en temel görevdir

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın açıkladığı, başta Aleviler olmak üzere bir çok kesimin tepkisini çeken ve içinde “Cihat”ında yer aldığı  yeni eğitim-öğretim müfredatına dönük Sefa Öztürk Dede bir yazı kaleme aldı. Öztürk, “Ölmeyi ve öldürülmeyi kutsayan cihat anlayışı bir daha hatırlanmamak üzere belleklerden silinmelidir. Kendisi için yok olma anlamına gelen cihadı tarihin çöplüğüne gömmek Aleviler için en temel görevdir” dedi. 

    Zorunlu din dersi, din derslerinin her yeni eğitim-öğretim yılında arttırılması, okulların imam hatipleştirilmesi, okullara mescid zorunluluğu getirilmesi gibi bir çok uygulama hayata geçirilirken, eğitim-öğretim müfredatında yapılan değişiklikler özellikle Alevi toplumu tarafından tepkiyle karşılanıyor.

    “EMEK DE, ADALET DE, YARATICI DA HAKTIR”

    Son olarak yeni eğitim-öğretim müfredatını açıklayan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, cihat konusunun da öğretileceğini açıklaması üzerine yoğun tepkiyle karşılandı.

    Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Sefa Öztürk, eğitim-öğretimdeki değişiklere dönük kaleme aldığı “Cihat” başlıklı yazıda şunlara dikkat çekti;

    “Alevilik bir çok fiili ve oluşumu “hakk”, diye tanımlar. Emek de, adalet de, yaratıcı da haktır. Hakk, hakikatten türetilmiştir, hakikat ise gerçeğin kendisidir. Soru şudur; bugünün hakikati nedir? Bu soruyu doğru bir biçimde yanıtlayamazsak Aleviliği doğru tanımlayamaz, başka bir deyimle hiç anlamamışız demektir. Kendi gerçeğinden koparılarak yapılan tanımlamalar Alevi asimilasyonun gerçek nedenidir. Bunun için bilgiye ve cesarete ihtiyacımız var. Alevilik yıllardır Sünniliğin egemen olduğu iktidarlar ve devletler içinde varlığını sürdürmüş, iktidarlara ters düştüğünden dolayı da sürekli bir baskıya ve şiddete uğramıştır. Bu durum Aleviliği dirençli bir inanç konumuna getirmiş, bütün katliam ve baskılara rağmen varlığını sürdürmüştür. Günümüze kadar kendine özgün bir yaşam alanı yaratarak gelmiştir.”

    “CİHADI TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE GÖMMEK ALEVİLER İÇİN EN TEMEL GÖREVDİR”

    “Bugüne kadar Sünniliği devletin resmi inancı olarak destekleyen iktidar bugün Sünniliğin kendisidir” diyen Sefa Öztürk Dede yazısının devamında şunları kaydetti:

    “Bilirler ki, dinciler eğitim döneminde kimden yardım aldılarsa yaşamları boyunca onlara hizmet eder. Mesleki kariyerleri sadakatte asla sorun olmayacaktır. Cihat anlayışıyla yetişen doktor, avukat, mühendis kendilerine görev verildiğinde ya da kendince bir görev addettiklerinde tereddütsüz sorumluluk alacaklardır. Böyle bir iklim Aleviler için zorun ötesinde bir gerçekliktir. Fazla teorize edilen Alevilik,  pratiğini yaşayamazsa nefes alması zor olacaktır. Bu durumu tersine çevirecek olan mücadele anlayışıdır. Kendisi için yok olma anlamına gelen cihadı tarihin çöplüğüne gömmek Aleviler için en temel görevdir. Ölmeyi ve öldürülmeyi kutsayan cihat anlayışı bir daha hatırlanmamak üzere belleklerden silinmelidir.
    Yarının sorumluluğu görevlerini yapmayanlar olarak üzerimizde kalmasın. Sorun laik, demokratik, bilimsel, özerk ve fırsat eşitliğine dayalı parasız eğitim sistemini hayata geçirmekle çözülecektir. Aleviliğin önündeki gerçek (hakikat) bundan ibarettir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İsrafil Erbil: Britanya’da yaşayan Aleviler olarak Türkiye’deki cihatçı din eğitiminden kaygılıyız-VİDEO

    İsrafil Erbil: Britanya’da yaşayan Aleviler olarak Türkiye’deki cihatçı din eğitiminden kaygılıyız-VİDEO

    PİRHA-Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil, Türkiye ile Britanya’daki inanç derslerini karşılaştırdı. Erbil, Britanya’da Alevilik derslerinin pilot olarak dört okulda verilmeye başladığını yeni dönemde ise tüm okullarda verilmesini talep edeceklerini belirtti. 

    HABERİN VİDEOSU

    Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, yeni eğitim öğretim dönemini PİRHA’ya değerlendirdi. Britanya’da dört okulda pilot bölge olarak Alevilik derslerinin verilmeye başlandığını söyleyen Erbil, Britanya’daki tüm okullarda diğer bütün inançlar gibi Alevilik derslerinin de verilmesini talep edeceklerini kaydetti.

    Britanya’daki inanç derslerinin Türkiye’dekinden farklı olduğuna değinen Erbil, “Buradaki inanç dersleri bütün farklı inançların sınıfta bulunan tüm çocuklara genel kültür kapsamında veriliyor ve inanç nasıl yaşanıyorsa aynı şekilde anlatılıyor. Fakat Türkiye’de zaten 80 darbesiyle birlikte anayasanın 24. maddesi aracılığıyla zorunlu olarak bizim hayatımıza girmiş. Bugüne kadar da birçok insanı kendi ailesinden uzaklaştırmış, asimile etmiş, asimile etmeye de devam ediyor” dedi.

    Türkiye’de zorunlu din dersinin AKP eliyle cihat ve şeriat dersine dönüştürüldüğüne vurgu yapan Erbil, sadece bununla da kalmayıp diğer derslerin de din derslerine dönüştürüldüğü bir eğitim sistemiyle karşı karşıya olduklarını ifade etti.

    “CİHATÇI EĞİTİM SİSTEMİYLE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Erbil, Britanya’daki inanç derslerine ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Britanya’da genel kültür kapsamlı verilen inanç dersleri Türkiye’deki zorunlu din derslerinden farklı. Burada okullarda Alevi olsun ya da olmasın okula giden tüm öğrencilerin öğrenebileceği şekilde anlatılıyor. Aleviler vardır, onların inançları budur, ibadetleri bu şekildedir, ibadet yeri cemevidir. Cemi dede yürütür, Ana yürütür, zakirleri vardır. 12 hizmetleri vardır kapsamında çok temel bilgilerin verildiği bir dersten ibarettir.”

    Türkiye’de din derslerinin sadece Sünnilik olarak verildiğini söyleyen Erbil “Neredeyse Ortadoğu’yu kasıp kavuran radikal, IŞİD geleneği olan cihadın da derslerin kapsamında veriliyor olması Britanya’da yaşayan Aleviler olarak bizi de endişelendiriyor, kaygılandırıyor” şeklinde konuştu.

    Erbil, Brtitanya’da örgütlü Aleviler olarak musahip kurumlarla birlikte Türkiye’de başlatılmış olan anti-demokratik, şeriatçı, cihatçı eğitim sistemiyle de mücadele edeceklerini kaydetti.

    Elif Tabak/LONDRA

     

  • PSAKD: Gerici değil, bilimsel, laik, anadilde eğitim istiyoruz

    PSAKD: Gerici değil, bilimsel, laik, anadilde eğitim istiyoruz

    PİRHA-Yeni eğitim müfredatının bilimsellikten uzak, tamamen ideolojik kaygılarla hazırlandığını ifade eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yaptığı yazılı açıklamada, Alevi öğrencilere dayatılan zorunlu din dersi dayatmasının yanında şimdi de ‘cihat’ anlayışının yerleştirilmeye çalışılmasını kabul edemeyeceklerini belirtti. PSAKD, bu dayatmalara karşı belirledikleri yeni mücadele hattını yakında kamuoyu ile paylaşacaklarını aktardı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Eğitim Sekreteri Songül Tunçdemir, Türkiye’deki eğitim sistemine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, “Gerici değil; bilimsel, laik, anadilinde eğitim!” başlıklı açıklamada, “15 yıllık iktidarı boyunca başka kimlikleri yok sayan ve Türk- İslam olmayanları kendi potasında asimile etmeye çalışan AKP, geldiğimiz son aşamada eğitimi tamamen tekçi ve mezhepçi bir hale büründürmüştür” denildi.

    15 Temmuz darbe girişimi sürecinden sonra OHAL’in ardından çıkarılan KHK’lar ile kendine muhalif olan kamu çalışanlarını özellikle de demokratik-laik bilimsel- anadilinde eğitim isteyen Eğitim-Sen’li ve çoğu Alevi olan öğretmenleri görevlerinden ihraç ederek, gözaltına alıp tutuklayarak, geriye kalanları ise baskılarla sindirmeye çalışarak, getirmek istediği şeriatçı eğitim sisteminine ortam hazırladığı belirtilen açıklamada, din dersi müfredatındaki değişikliklerin bilimsellikten uzak bir şekilde hazırlandığına değindi.

    ZORUNLU DİN DERSLERİ KALDIRILMALI

    Açıklamada yeni müfredata ilişkin şu sözlere yer verildi:

    “Yeni din dersi müfredat taslağı bilimsellikten uzak, tamamen ideolojik kaygılarla hazırlanmıştır. Yapılan bu değişiklikler farklı inanca sahip toplumları hiçe sayarak kendi ideolojisini zorla dayatmaktan başka bir şey değildir. Açıkçası AKP, kendi ideolojisi çerçevesinde bir müfredat oluşturarak Osmanlıcılık hayallerini gerçekleştirmek istemektedir. Cihad’ın bir ibadet olarak gösterilmesi, cin, şeri, tesettür, talak, imam nikâhı gibi kavramlara yer verilmesi bu hayalin ürünüdür. Laik devlet yapısından ümmet esaslı, şeriata giden bir temellendirme söz konusudur.

    Yeni müfredatta MEB’in tarif ettiği Alevilik, gerçek Aleviliğe değil de;  Aleviliğin götürülmek istenildiği yere hizmet eden bir anlayıştadır. Yüzyıllardır baskıyla, katliamla bitirilemeyen Aleviler, AKP iktidarı döneminde Alevilik öldürülerek bitirilmeye çalışılmaktadır.

    Alevilikte Cihada ve şeriata yer yoktur. Bizim inancımız 72 millete aynı nazarda bakan, sevgiyi, barışı, hoşgörüyü temel alan, bilimle gidilmeyen yolun karanlık olduğu bilincini taşıyan ve İnsanı kutsayan bir inançtır. Şimdi 5. sınıftan itibaren 9-10 yaşındaki çocuklarımıza ebeveynlerin rızası olmadan cihadı, şeriatı öğretecekler. Bunu kabul etmemiz elbette ki mümkün değildir.

    “MÜFREDATTA ALEVİLİK İNANÇ DEĞİL TASAVVUFİ YORUM OLARAK VERİLMİŞ”

    Yeni müfredatta Alevilik inanç değil, tasavvufi yorum olarak verilmiş ve kültürel-folklorik bir unsur olarak görülmüştür. Cemevlerimiz ibadethane olarak görülmemiştir. Yeni müfredatta Aleviliğe yer verilmesinin sebeplerinden biri Aleviliği kendi belirledikleri kalıba sokarak daha rahat bir şekilde asimile etmek, ikinci bir neden de ilgili AİHM karalarını boşa düşürmektir.

    Kaldı ki Aleviliğin ders kitaplarına koyulması biz Alevilerin talebi değildir. Bizim talebimiz zorunlu din derslerinin kaldırılması yönündedir. Bizler yıllardır bu derse itirazlarımızı sürdürürken 2009-2010 yıllarında yapılan Alevi çalıştaylarının daha ilkinde Memur -Sen başkanının Alevi çocuklarının İmam Hatip Liselerine yerleştirilmesi ve Alevi dedelerinin Hac’ca gönderilmesi önerisiyle başlayan süreçte,  4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte adı seçmeli, kendisi valilik, milli eğitim ve okul idarelerinin baskısıyla zorunlu  seçmeli din derslerinin getirilmesi, TEOG sınavıyla Alevi çocuklarının İmam Hatip Liselerine yerleştirilmesi, çoğu okulun, özellikle de Alevlerin yoğunluklu yaşadığı bölgelerdeki okulların İmam Hatip Liselerine dönüştürülmesi, Anayasanın 24. Maddesini bağlayan 90. Maddesine uyulmaması, konuyla ilgili AİHS ve AİHM kararlarının hiçe sayılması bizleri bu noktaya kadar getirmiştir. Şu anki gerici müfredat, Alevilerin sorunlarına çözüm için yapılan ama özünde asimilasyonu hedefleyen Alevi Çalıştaylarının ürünüdür.”

    EĞİTİM SİSTEMİNE KARŞI MÜCADELEYE DAVET

    İktidarın demokratik laik bir ortamda herkesin kendi inancını rahatça yaşayacağı bir ortak yaratmak yerine,  demokratik-laik bir ortam yaratmak yerine, dinle uyuşturulmuş itaatkâr insan tipi yaratmak arzusunda olduğu vurgulanan açıklamada, mücadele çağrısı yapıldı. Açıklamada, “Ülkemizi karanlık bir tünele sürüklemek isteyen anlayışa ve rejim değişikliğini hedefleyen eğitim sistemine karşı bu ülkenin aydınlarını, demokratlarını, devrimcilerini, laik düşünen her kesimini birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri olarak bu konuda çalışmalarımız tamamlanmış olup,  yeni mücadele hattımız belirlenmiştir. İlerleyen zamanlarda halkımızla ile paylaşılacaktır” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler Hacı Bektaş Veli anmasında: Dergahlarımızı işgalden kurtaralım – VİDEO

    Aleviler Hacı Bektaş Veli anmasında: Dergahlarımızı işgalden kurtaralım – VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri yoğun katılımla başladı. Anma etkinliği öncesi katılımcılar adına basın açıklamasını okuyan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, “Serçeşmemiz olan Hacı Bektaş dergahımız dâhil olmak üzere tüm dergahlarımıza el konulmuş; dergahların çoğu yıkılmış; ayakta olanların da önemli bölümleri yok edilmiş ve zorla dergahlarımıza cami yapılmıştır. Aleviler, bu oldubittiye, zorbalığı ve zulmü geçmişte de asla kabul etmemiş; bugün de etmeyecektir” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı başkanlarının yanı sıra binlerce Alevi, Hacı Bektaş Veli anma etkinliğinde bir araya geldi.

    “KALBİMİZ VE MEKANLARIMIZ İŞKAL EDİLMİŞ DURUMDA”

    Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı Tuncer Baş, Alevi dergâhlarının işgal altında olduğunu belirterek şunları ifade etti;

    “Bizim kalbimiz ve mekanlarımız işgal edilmiş durumda. Bu işgal sona erene kadar mücadelemiz devam edecektir. Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri, 12 Eylül karanlığına rağmen devam etti. Bugün belediye başkanı eliyle anmalarımızın yapılması engellenmek isteniyor. Ancak bu anlayışı değiştireceğiz. Dergâhlarımız bizim olana kadar durmadan, Alevi canlarla beraber mücadele edeceğiz.”

    “ZULME KARŞI DİK DURUŞUMUZU GÖSTERMEYE GELDİK”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız da, “Dün haksızlığa boyun eğmeyen pirlerimizle beraber bugün de zulme karşı dik duruşumuzu göstermeye geldik” diyerek şunları belirti;

    “AKP çözüm merkezi olmayacağı artık ortadadır. Buna karşı ‘bende adalet, demokrasi, özgürlük istiyorum’ diyenlerin bir olmaya, diri olmaya ihtiyacı var. Nerede bir mazlum varsa yanında olduk. Nerede bir katliam varsa onun karşısında durduk. Kimsenin birbirinden üstün olmadığı, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir dünya özlemini hep birlikte savunalım.”

    “DERGAHLARIMIZIN İŞGALİNE DAHA NE KADAR SESSİZ KALACAĞIZ”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise, “Biz Aleviler dergahlarımızın işgaline ne zamana kadar sessiz kalacağız” diyerek şunları söyledi;

    “Aleviler  Şah Hüseynin, Pir Sultan’ın torunları olduğunu hatırlamalıdır. Örgütlerimiz dergâhlarımızın işgalden kurtulması için mücadele ediyor. Alevi toplumu da dergâhlarına daha fazla sahip çıkmalıdır. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevine de ilk günden bu yana sahiplendik, sahiplenmeye devam edeceğiz. Hak, hukuk, adalet yerini bulana kadar mücadeleyi hep beraber yükseltmeliyiz. Çocuklarımızın şeriatçı eğitim almasının önüne geçmeliyiz. Alevi toplumu çocuklarını cemevlerine getirmeli, kültürü ve inancıyla buluşturmalıdır.”

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın bulunduğu meydanında yapılan basın açıklamasını Alevi Bektaşı İnanç Kurulu başkanı Pir Hüseyin Güzelgül okudu. Güzelgül, Aleviliğin bir sevgi dini olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti;

    “Tüm insanların ve tüm canlı cansız varlıkların barış içinde yaşayacağı bir rıza şehri, Alevilerin ütopyasıdır. Tüm evreni güzelleştirmek isterler ve yolun talibi hata eylerse, dara çekerler o canı Aleviler. Alevilik inancı yüzyıllardır baskı görmüş, inanç önderleri dar ağaçlarında çekilmiş, asimile edilmeye çalışılmış, ibadethanelerimiz yıkılmıştır. Bugün önünde cem olduğumuz ve serçeşmemiz olan Hacı Bektaş Dergâhımız dâhil olmak üzere tüm dergâhlarımıza el konulmuş; dergâhların çoğu yıkılmış; ayakta olanlarında önemli bölümleri yok edilmiş ve zorla dergâhlarımıza cami yapılmıştır. Aleviler, bu oldu bittiyi, bu zorbalığı ve zulmü geçmişte de asla kabul etmemiş; bugün de etmeyecektir.”

    “ALEVİ DERGAH VE KURUMLARI ALEVİLERE GERİ VERİLMELİDİR”

    Hacı Bektaş Veli Dergâhı “müze” değil Alevi inancının kalbi ve serçeşmesi olduğunu belirten Güzelgül dede, “Dergâhın ibadete kapalı olması Alevi inancına vurulmuş ağır bir darbedir. Alevi örgütleri ve diğer Alevi kesimlerinin de yıllardır dile getirdikleri talepler doğrultusunda Hünkar-ı Pir Hacı Bektaş Veli Dergahı ve bununla birlikte yine el konulan Şahkulu, Karaağaç gibi tüm Alevi dergahları ve kurumları; gerçek sahibi olan Alevilere devredilmelidir” şeklinde konuştu.

    “ŞERİATÇI EĞİTİM DÜZENİNE HIZLICA GEÇİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

    “Alevilerin sorunları sadece dergahlarımızla sınırlı değildir” diyen pir Hüseyin Güzelgül şunları ifade etti:

    “Bizler, 12 eylül faşizminin çocuklarımıza dayattığı zorunlu din dersinin kaldırılmasını talep ediyorken; şimdi Sünni İslamın öğretildiği onlarca dersle karşı karşıyayız. Üstelik bilimsel, akılcı bir eğitimden de vazgeçilerek, çocuklarımıza cihadın öğretildiği, şeriatçı bir eğitim düzenine hızla geçildiğini görüyoruz. AKP’nin temsilcileri televizyonlarda açık açık; ‘biz yeni bir devlet kuruyoruz’ diyorlar. Hepimiz bunun farkındayız! Söz ettikleri bu devlet, dine dayalı bir şeriat devletidir. Geçmişte bizleri niyet okumakla suçlayanlar, ne acıdır ki artık bu ülkede demokrasinin, adaletin kalmadığını yaşayarak öğreniyorlar.”

    “EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    “Vicdan yok! Adalet yok! Barış yok! Huzur yok!” diyen Güzelgül dede iktidara son olarak şu çağrıyı yaptı:

    “Toplumsal barış ve kardeşlik. eşit yurttaşlık, adalet, barış istiyoruz. Diğer yandan; bırakın artık Alevilerin yakasını! Bizim inancımıza, ibadethanemize karışmaktan vazgeçin! Çocuklarımızı, okullarınızda asimile etmeye çalışmaktan vazgeçin! Bizi bize tarif etmeyi; bizi bize düşman etmeye çalışmayı bırakın!Bu ülkenin tarihine yaptığınız yollarla değil; panzerlerle ezdiğiniz çocuklar, öldürdüğünüz gençler, attığınız gazlar, polis şiddeti, adaletsiz yargılamalarınız, uyguladığınız savaş politikaları, katlettiğiniz doğa ile geçeceksiniz!

    Diren KESER-İsmet SEFER/ HACIBEKTAŞ

     

  • Eğitim-Sen Genel Başkanı Aydoğan: Derslerin son halini Diyanet’e bağlı bir komisyon veriyor

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Aydoğan: Derslerin son halini Diyanet’e bağlı bir komisyon veriyor

    PİRHA – 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılı müfredatının açıklanması tepkileri beraberinde getirdi. Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aydoğan PİRHA’ya konuştu. Aydoğan, “Müfredatın şuan ki ders içeriklerinin tümünde bilimi değil dini referans alan ve bunu tek din, tek mezhep üzerinden inşa eden bir süreç yaşıyoruz. Eğitim-Sen olarak buna karşı sokaklarda olmaya, bilimsel eğitimi savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Açıklanan yeni eğitim müfredatına tepkiler gelmeye devam ediyor. 2012’de 4+4+4 sistemi ile yeni müfredata eklenen ‘Cihat’ kavramı ile eğitim giderek dinselleştiriliyor.

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aydoğan konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Müfredat meselesiyle birlikte tekrar eğitim sistemine ilişkin onlarca tartışma başladığını belirten Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aydoğan, müfredat meselesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

    “4+4+4 YASASIYLA EĞİTİM GİDEREK GERİCİLEŞTİ”

    2012’de 4+4+4 yasasının hayata geçirildiğini ve bununla birlikte eğitimin giderek gericileştiğini ifade eden Aydoğan, “Özellikle 2012 Nisan ayında 4+4+4 yasasının hayata geçirilmesi ile birlikte eğitimde gericileşme, bilimi tamamen ret eden ve dini referanslara dayandırılan eğitim sistemi inşası yaşıyoruz. Aynı zamanda gerici olduğu kadar da piyasacı, devlet okullarına ayrılmayan kaynakların bütçelerin özel okullara ve sermayeye ayrıldığına da bu süreçte tanık olduk” dedi.

    2012’de yaşanan tartışmalarda Erdoğan’ın sözlerini hatırlatan Aydoğan, “Hatta o zamanki tartışmalarda buna ilişkin itiraz olduğunda o dönemin başbakanı Recep Tayip Erdoğan o gün de tüm sermaye gruplarına ‘Bu yasayı en çok sizler için çıkartıyoruz o yüzden buna ilişkin itirazlarınızı sonlandırın’ şeklinde açıklama  yapmıştı” dedi.

    4+4+4 İLE OKULLARDA DİNİ YAPILANMALAR DAYATILDI”

    2012’de 4+4+4 ile okularda dini dayatmaların olduğunu vurgulayan Feray Aydoğan, “4+4+4’ün başından bu yana çocukların yasal olarak 9 yaşından filen okul öncesinden itibaren başının ve bedeninin kapatılması, okullarımızda, kütüphaneler, laboratuvarlar yokken mescitlerin açılması, yine 2012’den bu yana M.E.B ile yapılan tüm protokollerin Diyanet İşleri Başkanlığı ve ENSAR, İHH, TURGEV, Anadolu Gençlik Derneği gibi onlarca dini yapılanmalarla yapılmasını, çocuklarımıza ilişkin dayatmaları okullarımızda yaşıyoruz” diye konuştu.

    Aydoğan, konferanslar, sempozyumlar, hac, umre yarışmalarıyla onlarca etkinlik adı altında çocukların okullarda yine M.E.B eliyle ve protokolleriyle cemaatlere teslim edildiğini belirtti.

    “TÜM DERSLERİN SON HALİNİ DİYANET’İN HAZIRLADIĞI KOMİSYON VERİYOR”  

    Müfredatın şu anki ders içeriklerinin tümünde bilimi değil dini referans alan ve bunu tek din, tek mezhep üzerinden inşa eden bir süreç yaşadıklarını ifade eden Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aydoğan, “Müfredatın tamamının dinsel referanslara yönelik bir içerik düzenlemesini görebiliyoruz. Şu an tüm derslere ilişkin son hali Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı bir komisyon belirliyor. Yani din hizmetleri komisyonu fizik dersinin de son halini veriyor, müzik dersine de son halini veriyor” dedi.

    Aydoğan, “Evrim dersini Suudi Arabistan’dan sonra müfredattan çıkaran ikinci ülke olarak maalesef dünya tarihine geçmiş durumdayız” dedi.

    “ÖĞRENCİLER DİN DERSİ SEÇMEYE ZORUNLU BIRAKILIYOR”

    2012’den bu yana öğretmen atamalarında ilk üçün içinde din dersi öğretmenlerinin bulunduğunu kaydeden Aydoğan, şöyle konuştu:

    “Şu anda liselerde seçmeli derslerle birlikte çocuklarımız, İmam Hatip Lisesi olmayanlar bile 15 saat din dersi eğitimi alıyorlar. Seçmeli adı altında alınan dersler de zorunlu hale getirilmiş durumda. Çünkü akademik derslere ilişkin branş öğretmenleri atamaları yapılmadığı için okullarımızda da bol sayıda din öğretmeni olduğu için bir mantık dersini, bir felsefe dersini seçmek istese de bizim öğrencimiz öğretmen olmadığı için yine din dersi seçmeye zorunlu bırakılıyorlar. Suudi Arabistan’ın şeriat okutulan bölümlerinde dahi maksimum 10 saate yakın din eğitimi verilirken bizim şu an orta okullarımızda ve düz liselerimizde bile 15 saat gibi bir din dersi eğitimi veriliyor.”

    Milli Eğitim Bakanı’nın ve birçok AKP’li vekilin de savunduğu ‘cihat’ kavramının öğretilmesine tepki gösteren Feray Aydoğan, “Cihat, bir ibadet olarak gösterilmiş durumda ve ‘cihat’ın Türk dil kurumundaki birçok sözlük ve birçok kaynağa baktığımızda din uğruna yapılan savaş şeklindeki tanımı çok açık olmasına rağmen hala bu tanımı esnekleştiren bir ifade ve dil dayatılıyor” dedi.

    “BU MÜFREDATIN KALIPLARINI KABUL ETMİYORUZ”

    Bundan önce de Eğitim-Sen’in “Çocukları karanlığa teslim etmeyeceğiz” diye birçok eylem yaptığını söyleyen Aydoğan, “Önümüzdeki dönemde bu müfredatın kalıplarını kabul etmiyoruz” diyerek okul öncesinden başlayıp eylemler yapacağız. Aydoğan, tüm Eğitim-Senli öğretmenler olarak bilimi, sanatı, felsefeyi, sporu yani çocuklarımızın kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir müfredatı fiilen okullarımızda, derslerimizde ve iş yerlerimizde hayata geçirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “MÜCADELE ETMEYE DEVAM”

    15 Temmuz sürecinde okulların ve eğitim sisteminin cemaatlere teslim edilmesinin ne kadar büyük acı sonuçlar doğurduğunu gördüklerini kaydeden Feray Aydoğan, “Şu an farklı farklı cemaatler adı altında bu süreç bizzat Milli Eğitim Bakanlığı eliyle devam ettiriliyor. Yine son çıkan yasa ve yönetmelikte kamu arazilerinin kamu kaynaklarının ve bütçelerinin 49 yıllığına bedelsiz Diyanet oluru ile EMSAR, İHH, TURGEV, Anadolu Gençlik Derneği’ne hibe edilmesi süreci de önümüzdeki dönem için çok tehlikeli bir süreçtir” dedi.

    Eğitim-Senlilerin bilimsel eğitimi savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aydoğan, iş yerlerinde, sokaklarda velilerle birlikte tüm bu sürece ilişkin mücadeleyi hep birlikte öreceklerini belirterek, mücadele çağrısında bulundu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı’ndan müfredat tepkisi: Laik eğitim için mücadele edeceğiz-VİDEO

    PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı’ndan müfredat tepkisi: Laik eğitim için mücadele edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan 2017-2018 Eğitim-Öğretim müfredatına Aleviler tepki göstermeye devam ediyor. PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, eğitimin gericileştirilmesine tepki göstererek, “Çocuklarımız laik bir ortamda eğitim görene kadar eylemlerimizi sürdürmeyi düşünüyoruz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Gerici eğitim sistemi ve zorunlu din derslerine yönelik yıllardır mücadele eden Alevi kurumları, açıklanan yeni eğitim sisteminde ‘cihat’ kavramının öğretilmesine ve eğitimin dinselleştirilmesine tepki göstermeye devam ediyor. konuya ilişkin  PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba PİRHA’ya konuştu.

    Zorunlu din derslerine karşı yılardır mücadele verdiklerini ifade eden Erdal Baba,” Mücadelemiz artarak devam edecek. Düşünün ki cihatlara kadar geldik” dedi.

    “BU ZİHNİYET YÜZÜNDEN GERİYE GİDİYORUZ”   

    Zorunlu din derslerini ve açıklanan yeni eğitim müfredatını kabul etmediklerini söyleyen Erdal Baba, “Bizler çocuklarımızın daha özgür bir eğitim görmesini istiyoruz. Çocuklarımız laik bir ortamda eğitim görene kadar eylemlerimizi sürdürmeyi düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Türkiye’nin gitmiş olduğu süreci görüyoruz her sene geriye doğru gidiyor. Bu zihniyet yüzünden geriye gidiyoruz”  ifadesini kullanan PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, “Biz asla ve asla bu zihniyete müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’de laik eğitim sistemi için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

    HABER MERKEZİ    

  • Alevi Dedesi Öztürk: Aleviler ‘cihat’ın müfredattan çıkarılması için mücadele etmek zorundadır

    Alevi Dedesi Öztürk: Aleviler ‘cihat’ın müfredattan çıkarılması için mücadele etmek zorundadır

    PİRHA- Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Sefa Öztürk, Türkiye’de AHP hükümetinin rejimi değiştirdiğini, karanlık bir döneme hızla gidildiğini belirterek, Alevilerin kendi içindeki tartışmalara son verip birlik içinde mücadele etmesi gerektiğini kaydetti. Öztürk, AKP’nin yeni rejiminde Alevilere yer olmadığına işaret ederek “Aleviler ‘cihat’ın müfredattan çıkarılması için mücadele etmek zorundalar” dedi. 

    Güvenç Abdal Ocağı Dedesi Sefa Öztürk, sosyal medya hesabından bir yazı kaleme alarak “Gün Alevilerin kendi arasında tartışma günü değil. Birlik ve beraberliği çoğaltma günüdür” dedi.

    “ALEVİ EDEBİNE UYGUN DİL KULLANILMALI”

    “Birliği olmayan toplumların dirliği de olmaz” diyen Öztürk, “Alevilerin büyük çabalarla oluşturduğu birliğe kim kastediyorsa o anlayış derhal mahkum edilmelidir. Hiç bir zümre, sınıf yoldan daha ulu değildir” dedi.

    Yapılan tartışmalarda devletin diliyle konuşanlar olduğunu belirten Öztürk, “İspiyonist dil Alevilere hiç yakışmıyor ve onur kırıcı. O dil derhal terkedilerek Alevi edebine uygun bir dil egemen kılınmalıdır” dedi.

    “YİĞİTLİĞİNİZİ ŞERİATI ÖRENLERE KARŞI GÖSTERİN”

    AKP hükümetinin zorunlu din dersi müfredatına koyduğu Cihat kavramına da değinen Sefa Öztürk Dede, şunları ifade etti:

    “Hepiniz “cihat” sözcüğünün ne anlama geldiğini biliyorsunuz. Bazı sözcüklerin anlamlarından pratikteki karşılığı farklıdır, cihat sözcüğü de bunlardan biridir. Cihat kutsal savaş, dolayısıylada kutsal ölüm demektir. Katliamlara uğrayan Aleviler müfredata alınan cihat sözcüğünün müfredattan çıkarılması için mücadele etmek zorundalar” vurgusunu yaptı.

    Alevilik mücadelesi içinde olmayanların konu Aleviler olunca sertleştiklerini belirten Öztürk, “Yiğitliğinizi Alevilere karşı değil adım adım şeriatı örenlere, Alevilere zulüm edenlere karşı da gösterin” ifadesini kullandı.

    “YENİ KURULAN REJİMDE ALEVİLERE YER YOK”

    Türkiye’de kurulmak istenen rejimde Alevilere yer olmadığını kaydeden Öztürk, “Boşu boşuna bir birimize kıymayalım. Henüz vakit varken sağlam bir birliktelik oluşturalım. Yoksa gelecek kuşakların vebali boynunuzdadır. Hak Muhammet Ali yolu gönüllüler, aşıklar sadıklar yoludur…İçinde karası olan aramızdan çekilsin” dedi.   (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Yurttaşlar PİRHA’ya konuştu: Cihat yerine sevgi, saygı, hoşgörü dersleri verilmeli-VİDEO

    Yurttaşlar PİRHA’ya konuştu: Cihat yerine sevgi, saygı, hoşgörü dersleri verilmeli-VİDEO

    PİRHA – Yeni eğitim müfredatında yapılan değişiklikle din derslerinde artık cihat ve şeriat eğitimi de verilecek. Beşiktaş’ta yurttaşlara Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2017 – 2018 yılı eğitim müfredatındaki değişiklik ile geleceğe yönelik kaygılarının olup olmadığını sorduk. Yurttaşlar, “Cihat ve şeriat dersleri toplumu ayrıştırır. Bu dersler verileceğine sevgi, saygı ve hoşgörü dersleri verilmelidir” diye konuştular.  

    HABERİN VİDEOSU 

    Yeni eğitim müfratında din derslerinde cihat ve şeriatın olmasını istemeyen ve geleceğe yönelik kaygı yaşayan yurttaşlar, “Gittikçe dine gidiyoruz. Kendimizden ve çocuklarımızdan çok, torunlarımızın geleceğinden kaygılıyız. Herkes dinini aileden öğreniyor hiç gerek yok. Şeriat ve cihat yerine sevgi, saygı ve hoşgörü dersleri verilmelidir” dedi.

    “Şeriat ve cihat gibi dersler toplumu ve çocuklarımızı ayrıştırır” diyen yurttaşlar, “Bu gibi dersler yerine bilimsel ve laik eğitim derslerinin verilmesinden yanayız. Çünkü bir ülke gelişecekse bilimle ve ilimle gelişir. Zaten ülke olarak yeterince şeriatın ve cihatın içinde yer almış durumdayız. Ve ülkemizi ileri yerine geri götürdüğünü düşünüyoruz. İnsanlar uzaya ilerlerken biz halen din derslerini konuşuyor haldeyiz”ifadesini kullandılar.

    “ÜLKENİN GİDİŞATI KAYGI VERİCİ”

    Geleceğe yönelik kaygı duyan yurttaşlar, mevcut iktidarın politikasını beğenmiyoruz. Artık işsizliğin yanı sıra tüm alanlarda torpille işe alım yapılıyor. Ülkenin gidişatı kaygı verici olduğundan artık bu ülkede durmak istemiyor hale geldik. Eskiden okuyup adam olun denilirdi şimdi okuyanların çoğu iş bulamıyor ve boş geziyor. Ve bugün ülke yönetimi tek adam rejimine doğru gidiyor bizler de buna karşıyız” diye konuştular.

    “Yeni eğitim müfredatında cihat ve şeriat eğitimi olsun” diyen yurttaşlar da, “Cihat ve şeriatın ne olduğunu bilmiyoruz. Ama yararlı ve iyi bir şeyse öğretilsin. Ancak doğru ve iyi bir şekilde öğretilmesini istiyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Eyüp Şube Eş Başkanı: Yeni eğitim müfredatı çocuklarımızı daha çok asimile eder-VİDEO

    DAD Eyüp Şube Eş Başkanı: Yeni eğitim müfredatı çocuklarımızı daha çok asimile eder-VİDEO

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan yeni eğitim müfredatına Alevi kurum temsilcilerinden tepki gelmeye devam ediyor. DAD Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel, yıllardır zorunlu din derslerine karşı mücadele yürütüklerini ancak açıklanan yeni müfredatla çocuklarının daha fazla asimilasyona uğratılacağını belirtti. 

    HABERİN VİDEOSU

    Açıklanan yeni eğitim müfretadatına ilişkin Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİNE KARŞIYIZ OLMAYA DA DEVAM EDECEĞİZ”

    Din dersine konulan cihat kavramı ile bizi bilimden uzaklaştırıp cehalete götürmelerine karşı olduklarını belirten Güzel, “Bir Alevi olarak din dersinin zorunlu kılınmasına karşı mücadele edeceğiz. Zorunlu din derslerine karşıyız, karşı gelmeye de devam edeceğiz” dedi.

    “ALEVİLER ÜZERİNDE BİR ASİMİLASYON POLİTİKASI VAR”

    “Kazanılmış davalarımız var ama Türkiye bunları yerine getirmiyor” diyen DAD Eyüp Şubesi Eş Başkanı Nergiz Güzel şunları kaydetti:

    “Evrim teorisini kaldırıp insanları cahiliye dönemine götürme gibi bir düşünceleri var. Yıllardır Aleviler üzerinde bir asimilasyon politikası var. Sistem çocuklarımız üzerinde asimilasyon politikasını devam ettirmekte ve sürdürmektedir. Bizim yapmamız gereken sünnileştirilmiş Alevilik değil öz Aleviliği devam ettirmektir. Çocuklarımıza kendi gelenek ve göreneklerimizi öğreterek inanç ve kültürümüzü  bizden sonraki kuşaklara aktarmaya çalışmalıyız.”

    “ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Güzel, “Her şekilde örgütlü mücadeleye devam etmek gerekiyor. Bu sadece Alevilerin sorunu değil tüm ülkenin sorunu. Çünkü insanların kendi yaşam tarzlarını, dünyaya bakış açılarını değiştirip rejim değişikliği yaratmaya çalışıyorlar. Ve sosyalistim, devrimciyim, demokratım diyen herkesin sorunudur” diye konuştu.

    “DURMAYALIM DUR DİYELİM”

    DAD Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel mücadele edilmezse asimilasyonun kaçınılmaz olduğunu da vurguluyor.

    “Türkiye halklarının ve Alevi kurumlarının mücadele etme çabası devam ediyor. Durmayalım, dur diyelim şiarıyla mücadele edeceğiz. Örgütlü yaşamaya devam edip sokak eylemleri, oturma eylemleri, adalet eylemleri gibi eylemlerle ve daha fazla insanı biraraya getirerek mücadele etmemiz gerekiyor. Aksi taktirde bizler için asimilasyon kaçınılmaz olur.”

    İsmet SEFER/İSTANBUL