Etiket: cihatçı çeteler

  • Alevi kurumları Strazbourg’tan seslendi: BM saldırıları durdurmak için görev almalı!-VİDEO

    Alevi kurumları Strazbourg’tan seslendi: BM saldırıları durdurmak için görev almalı!-VİDEO

    PİRHA- Fransa Strazbourg’da bulunan Avrupa Konseyi önünde, Suriye’deki katliamlara ilişkin başta Alevi kurumları olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiği kitlesel basın açıklaması yapıldı. Açıklamada Alevilere yönelik saldırıların soykırıma dönüştüğü vurgulanarak, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne Suriye’deki çatışma ve katliam bölgelerinde konumlanarak saldırıları durdurması için aktif görev almaya çağrısı yapıldı. 

    Alevi örgütleri Suriye’de son süreçte cihatçı çetelerin halkı tehdit eden uygulamaları nedeniyle Avrupa kamuoyunu bilgilendirmek ve Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla Fransa Strasbourg’da basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) gibi Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Avrupa Konseyi önünde ortak basın açıklaması ile ‘Suriye’de halklar ve inançlar tehdit altında’ olduğuna dikkat çekiyor. Kırk dernek ve örgütün içinde yer aldığı Demokratik Güç Birliği de açıklamaya destek verdi.

    Açıklama öncesinde Suriye’de saldırılarda yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu sonrasında 6 dilde açıklama yapıldı.

    Eylemde Mark Aslan Fransızca, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Mehmet Gündüz Türkçe, Melisla Kalkandelen Fransızca, Süleyman Okur Arapça, Demir Çelik Kürtçe ve Gülay Kurtyiğit ise Almanca açıklama yaptı.

    Kurumlar adına ortak açıklamanın Türkçesini ise Rozbi Demir okudu.

    “DEMOKRASİ HAYRANI KESİLEN ERDOĞAN-BAHÇELİ DÖNÜP TARİHLERİNE BAKSINLAR”

    Açıklamada söz alan Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Mehmet Gündüz, “Ortadoğu yeniden dizayn oyunu ve çıkarlar için bir savaş haline döndü. Suriye’de bir diktatörün yıkılışına demokrasi diyen Avrupa ve emperyalistler güçler, yeni bir diktatörlüğün kurulmasına hizmet eder hale gelmişlerdir. Ortadoğu’daki Kürtlerin, Alevileri, Ezidilerin, Süryanilari birbirine kırdırarak, o ülkelerdeki yer altı ve yer üstü kaynaklara hükmetmek istiyorlar. Bu haksız savaşa mazlum hakların yanındayız. AKP-MHP, Esad’ın yıkılmasıyla demokrasi hayranı kesilerken, kendi ülkelerine dönüp bakmıyorlar. Esad’ın yıkılmasıyla Türkiye’deki ekonomik, siyasi, sosyal krizi örtbas ederek barış meleği kesilen Erdoğan ve Bahçeli’ye söyleyeceğimiz söz ise; dönün kendi tarihinize bakın olacaktır. Biz bu sisteme karşı mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.

    “SAVAŞ SİSTEMATİK ZULMÜ BERABERİNDE GETİRMİŞTİR”

    Kurumlar adına ortak Türkçe açıklamayı Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Rozbi Demir okudu. Demir,  “Suriye’de on yılı aşkın süredir devam eden savaş, yalnızca fiziksel yıkım ve siyasi kaos yaratmakla kalmamış, aynı zamanda Aleviler, Hristiyanlar, Kürtler, Süryaniler, Ezidiler, Dürziler, İsmaililer ve diğer farklı inanç ve etnik kimlikleri hedef alan sistematik zulüm ve şiddeti de beraberinde getirmiştir. Bu süreçte Suriye halkları, uzun yıllardır açlık, sefalet ve zorluk içinde hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Halklar, kimliklerinden ve inançlarından dolayı cihadist ve selefist grupların saldırılarına maruz kalmakta, yerlerinden edilmekte, kutsal mekânları tahrip edilmekte ve mezhepsel nefrete hedef olmaktadır” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER, ESAD REJİMİYLE ÖZDEŞLEŞTİREK HEDEF HALİNE GETİRİLDİ”

    Cihatçı çetelerin Alevileri Esad rejimiyle özdeştirerek saldırıların önünü açtığını ifade eden Demir, “Bu süreçte özellikle Aleviler, cihatçı örgütlerin mezhepçi ve dinci saldırılarına ve katliamlarına uğrayan başlıca topluluklardan biri olmuştur. Alevilere yönelik saldırılar, yalnızca bir topluluğun kimliğine değil, aynı zamanda bölgedeki halkların barış içinde bir arada yaşama iradesine de doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Aleviler, yanlış bir şekilde Esad rejimiyle özdeşleştirilerek nefret suçlarının hedefi haline gelmiştir. Radikal gruplar, “Aleviler Esadcı, Esad da Alevi söylemiyle şiddeti körüklemektedir. İran ,Suriye’de yalnızca Esad rejimini desteklemiş, ancak Suriye halklarını desteklememiştir. Bu durum İran’n Alevilere de destek verdiği yönünde bir algı yaratmıştır. Oysa İran, Alevileri inançsal olarak kendisine yakın görmemekte ve onları Şii topluluklar arasında saymamaktadır. Aleviler İran Şii’si değildir ve bu yanlış algılar, Alevilere yönelik mezhepçi propagandaları ve nefreti beslemektedir” diye belirtti.

    “ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILAR SOYKIRIM BOYUTUNA ULAŞMAKTA”

    Demir, Alevi halkının demokratik bir Suriye inşasına karşılık Alevi köylerinde sivillere yönelik katliamlar gerçekleştirilerek kutsal mekanlara saldırılar düzenlediğini hatırlattı. Saldırıların soykırım boyutuna ulaştığını kaydeden Demir şunları vurguladı:

    “Cihatçı selefi gruplar, bu katliamları videoya kaydederek “Aleviler, sizin için geliyoruz” mesajıyla kafa keserek infaz yapma gibi vahşi yöntemler kullanmış ve toplu infazlar gerçekleştirmiştir. Bu zulüm ve vahşet, yalnızca askeri değil, sivil alanda da bir insanlık suçudur ve bu duruma sessiz kalmak suça ortak olmak anlamına gelmektedir.

    Alevi türbeleri, Hristiyan kiliseleri ve diğer inanç topluluklarına ait kutsal mekânlar, radikal gruplar tarafından sistematik olarak tahrip edilmektedir. Mezhep temelli ayrımcılık nedeniyle binlerce kamu görevlisi işten çıkarılmış, birçok kişi keyfi tutuklamalara ve adil olmayan yargılamalara maruz kalmıştır. Alevilere yönelik nefret ve saldırılar ise artarak devam etmekte ve soykırım boyutlarına ulaşmaktadır. Homs kırsalında Hristiyanların tarım arazileri yakılıp yok edilmiş, Malula’da yaşayan Süryaniler abluka ve saldırılarla karşı karşıya bırakılmıştır.”

    TALEPLER

    Aleviler ile birlikte Suriye halklarının da varlık ve güvenlik tehlikesi altında olduğunu kaydeden Demir, Alevi kurumlarının taleplerini şöyle sıraladı:

    1- Yaşam hakkı ve ibadet özgürlüğü:

    Tüm din ve inanç gruplarının yaşam hakkı ve ibadet özgürlüğü güvence altına alınmalı; demokratik, özgürlükçü ve laik bir anayasa oluşturularak tüm etnik yapı ve inançlar anayasal koruma altına alınmalıdır.

    2- Hassasiyetle kınama ve yaptırımlar:

    Mezhep temelli nefret söylemleri uluslararası kuruluşlarca açıkça kınanmalı ve bu propagandaları yayan gruplara yaptırımlar uygulanmalıdır.

    3- Kutsal mekânların korunması:

    Kutsal mekânlar korunmalı, zorla yerinden edilenlerin güvenli dönüşü sağlanmalı ve insan hakları ihlallerinden sorumlu olanlar bağımsız mahkemelerde yargılanmalıdır.

    4- BM gözetimi ve garantörlük:

    Suriye’de istikrar İçin Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi garantörlük sağlamalı, geçiş hükümetini denetleyerek adil ve demokratik seçimlerin yapılması için gerekli koşulları oluşturmalıdır.

    5- Radikal gruplarla ilişkilerin kesilmesi:

    Avrupa Birliği, HTŞ ve benzeri radikal grupların işlediği insanlık suçlarını kınamalı ve bu gruplarla olan tüm İlişkileri kesmelidir.

    6- Azınlık haklarının güçlendirilmesi:

    Başta Aleviler ve Kürtler olmak üzere tüm azınlıklar, kimliklerini özgürce ifade etmeli, anadillerinde eğitim görmeli ve özerk yönetimlerle kendilerini yönetme hakkına sahip olmalıdır.

    Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nü, Suriye’deki çatışma ve katliam bölgelerinde konumlanmaya ve bu saldırıları durdurmak için aktif göreve davet ediyoruz.”

    ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN TEMSİLCİLERİNDEN HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI

    Açıklamanın ardından Arap Aleviler adına söz alan  Süleyman Okur, “Hükümdarların bize yönelik baskıları bizlere böyle eylemlere sürüklüyor. Bu kötü günde bütün renkleri kucaklayıp dayanışma geliştirebiliyorsak, güzel günlerde de daha değerli mesajların verileceği görünüyor. Mesajımız insanlığadır” derken, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu ise, “Yaşasın halkların kardeşliği. Emeklerinden dolayı herkese teşekkür ediyorum. Ortadoğu ve Türkiye’de gelişmeler bizleri yakından ilgilendiriyor. Bu katliamlara Avrupa’dan ses olmak çok önemli. Bu eylemlikler devam edecek” diye belirtti.

    Demokratik Alevi Federasyonu Eş Başkanı Demir Çelik Suriye’de halklara yönelik soykırımlara dikkat çekerek, “Bu birlikteliğinizden dolayı hepinizi kutluyorum. Suriye’de Aleviler, Dürziler, Kürtler, soykırımla karşı karşıyalar. Buna sessiz kalamayız ve ses olamaya çalıştık. Egemenler bizleri parçalara bölerek renklerimiziz, dilimizin, düşüncemizin farklılığından faydalanmak istediler. Bizler inancımız ve fikriyatımız ile varız, biriz ve birlikteyiz. İnsan olmanın erdemliliğiyle dilimizi, inancımıza, toprağımıza ve kimliğimize sahip çıkacağız. Sahip çıkanlara aşk olsun diyorum” diye konuştu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise tüm toplumsal kesimlere katliama demesi çağrısında bulunarak, “Aleviler nerede yaşıyorsa yaşasın, hangi devletin vatandaşı olursa olsun aynı zulmü, politikayı ve soykırımı yaşamak zorunda kaldılar. Bu bizim tarihimiz olmamalı. Bizler dünün yaşanmışlıklarını yaşamamak için buradayız. Dünü arayacağımız günler maalesef önümüzde duruyor. Birlikte olmak zorundayız, başka şansımız yok” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/STRAZBOURG

  • Karaoğullarından: Suriye’de Alevilerin yaşamları çok sıkıntıda, ekonomik kriz içindeler-VİDEO

    Karaoğullarından: Suriye’de Alevilerin yaşamları çok sıkıntıda, ekonomik kriz içindeler-VİDEO

    PİRHA- Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği Başkanı Hamit Karaoğullarından, Suriye’de yaşanları değerlendirdi. Karaoğullarından, “Suriye, şu an cihatçı yapıların, merkezi yönetimi ele almasıyla demokratik düzeni kurmak pek gerçekçi olmaz. Çünkü laikliğe karşı bir düzen. Şeriatla yönetilmek istenen bir ülke var. Oradaki Alevi canlarımızın yaşamları çok sıkıntıda, ekonomik kriz içindeler” dedi.

    8 Aralık’ta Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından ülkedeki kontrolü ele geçiren Selefi grupların, Alevi, Hristiyan, Ezidi gibi farklı inançlara mensup halklara düşmanlığı ve saldırı girişimleri büyük endişe yaratıyor.

    Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği Başkanı Hamit Karaoğullarından konuya dair PİRHA‘ya konuştu.

    “SURİYE’DE MEZHEPÇİLİK KÖRÜKLENİYOR”

    Karaoğullarından, Suriye’de mezhepçiliğin körüklenmek istediğine vurgu yaptı. Bölgeyi anlayabilmek için bölgenin demografik ve siyasi yapısının iyi bilinmesi gerektiğini belirten Karaoğullarından, “Bölgenin sistematiğini bilmek gerekiyor. Bölgede körüklenmek istenen mezhepçi anlayışlar Suriye’yi ve Suriye halklarını bugünlere getirmiştir. Emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin birlikte yaptıkları plan ve programla Suriye’de oluşan olaylar şu an gözümüzün önünde. Bu savaşın bize doğurtacağı yansımalara bakmamız gerekiyor” dedi. 

    “OLAYLAR DEMOGRAFİK YAPIYI BOZABİLİR”

    Karaoğullarından, Suriye’de başta Aleviler olmak üzere diğer azınlık gruplarına yönelik herhangi bir saldırı ve katliamın olası sonuçlarına dair şunları söyledi:

    “Siyaseten kaybedilen bir durum bize sosyolojik açıdan insanlarla diğer halklarla iletişimi kopartacak. İkinci yansıması da iktisadi yansıma olacaktır. Ekonomik anlamda çok ciddi kayıplara uğrayan halklar, açlıkla karşı karşıya gelecek. Üçüncü yansıması da demografik anlamda olacak. İlerleyen süreçteki paylaşımda belki de Arap Alevilerin bulunduğu bölgeden alınıp farklı bir bölgeye götürülmesi gündeme gelebilir. Şunu da görmek gerekiyor. ÖSO denilen yapıyla HTŞ yapısı, çok farklı selefi ve cihatçı grupların bir araya gelmesiyle oluşan bir yapı. 2015 sonrası Astana süreciyle beraber Rusya, Türkiye, İran ve Amerika’nın da dahil olduğu imzayla garanti altına alınıp tüm terör örgütleri İdlib’te toplandı. Buradaki amaç, İdlib’te garantör ülke olan Türkiye’nin zaman içinde terör örgütü gruplarını silahsızlandırıp bölgeden bir şekilde tasviyesini yapmaktı. Ama maalesef gelinen süreç böyle olmadı. Süreç tamamen tersi yöne evrildi.

    “NE OLDU DA ESAD’IN ESED OLDUĞU BİR SÜRECE EVRİLDİ”

    Beşar Esad’ın yönetime gelmesiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘kardeşim Esad’ dediği günlerde, sınırlararası vizelerin kalktığı, ekonomide ciddi bir iyileşmenin olduğu, insanlar arasındaki sosyalliğin ve kardeşlik bağlarının güçlendiği bir dönem gördük. O dönem sonrası ne oldu da Esad’ın Esed olduğu bir sürece evrildi? Bunun cevabını siyasi iktidarın vermesi gerekiyor.”

    Suriye’deki cihatçı yapıların, merkezi yönetimi ele almasıyla demokratik düzenin kurulmasının pek gerçekçi olmayacağını dile getiren Hamit Karaoğullarından, bunun sebebinin laikliğe karşı bir düzenin varlığı olduğunu belirtti.

    “Emevi zihniyetinin getirdiği düzen budur” diyen Karaoğullarından, ülkenin şeriatla yönetilmek istendiğini ve bundan dolayı Alevilerin büyük bir sıkıntı içinde olduğunu ifade etti.

    SURİYE İÇİN MÜCADELE ÇAĞRISI

    Kaygıların gerçekleşmemesi için bütün yetkililere ve sivil toplum örgütlerine çağrı yapan Karaoğullarından, son olarak şu ifadeleri kullandı:

    “HTŞ’nin, rejimi devirmesi sonrası tüm tapu daireleri ve resmi kamu yerlerindeki kayıtların silindiği, yok edildiği ve kendi yönetimlerinde kendi kayıtlarının hakim olacağı, halkları kendi bulundukları yerleşim yerlerinden çıkartacakları aşikardır. Şu an yaşanan da odur zaten. Türkiye’deki emek ve demokrasi güçleri, siyasi partiler, tüm kamuoyu Avrupa’daki emek ve demokrasi kuruluşların Alevi halkıyla dayanışma içerisinde olup birlikte mücadele vermesi gerekiyor. Unutmayalım ki halklar kardeştir, direnen halklar her zaman kazanacaktır.”

    Fatoş SARIKAYA- Devrim FINDIK/ İSTANBUL

     

  • Suriye’de yaşayan Aleviler PİRHA’ya konuştu: Evlerimiz basılıyor, gençlerimiz infaz ediliyor!

    Suriye’de yaşayan Aleviler PİRHA’ya konuştu: Evlerimiz basılıyor, gençlerimiz infaz ediliyor!

    PİRHA- Suriye’yi yönetimini ele geçiren HTŞ’ye bağlı çeteler, Alevilerin yaşadığı bölgelerde insanlık dışı uygulamalar ve infazlar gerçekleştiriyor. Ajansımıza konuşan Suriyeli Aleviler, evlerin basıldığını, genç erkeklerin infaz edildiğini, silahlarına el konulduğunu ve işkenceye maruz kaldıklarını anlattılar.

    Cihatçı çetelerden oluşan HTŞ’nin Lazkiye, Humus ve Tartus gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde hak ihlali gerçekleştirdikleri haberleri gelmeye devam ediyor. İnsanlık dışı uygulamaların merkezi olan Alevi coğrafyasında görüntü çekip, kamuoyuyla paylaşanların infaz edildiği aktarılıyor.

    PİRHA olarak ulaştığımız yurttaşlar, Lazkiye, Tartus, Hama, Humus gibi Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde evlerin basıldığını, genç erkeklerin infaz edildiğini, silahlarına el konulduğunu ve işkenceye maruz kaldıklarını anlattılar.

    ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

    “Şebbia” adlı askeri birlikler bahane edilerek evlere girilip gençler evlerinden alınıyor, katledildikten sonra sokak başlarına atıldığını anlatan yurttaşlar, “Birçok yerde araçlara el konuyor. Evlerdeki değerli eşyalar ve paralar gasp ediliyor. Karşı çıkanlar işkenceye maruz kalıyor. Gençler ya gözaltına alınıp bilinmeyen yerlere götürülüyor ya da infaz ediliyor. Bölgede sadece Alevilerin silahlarına el konuyor. Diğer etnik yapıların silahlarına dokunulmuyor” diyerek uluslararası toplumun Alevilere sahip çıkması çağrısında bulundu.

    Bir diğer yurttaş ise yaşadıklarının sadece katliamın provası olduğunun altını çizerek, Mart’ta yapılacak seçim sonrası daha büyük katliamla karşı karşıya kalma tehlikesinin olduğunu vurguladı.

    “BARIŞ VE GÜVENLİK İÇİNDE İNSANCA YAŞAMAK HAKKIMIZDIR”

    Suriye’de yaşayan bir yurttaş ise şunları ifade etti:

    “Biz Aleviler, büyük vatanımıza bağlılığımızı, onun birlik ve toprak bütünlüğüne bağlılığımızı teyit ederken, mevcut ve koşulların ve bölgemizde tanık olunan aşırılık ve nefretin tırmandırılmasının varlığımızı tehdit ettiğini görüyoruz. Barış ve güvenlik içinde insanca yaşamak hakkımızdır.

    Ülkemizi kasıp kavuran çatışmaların sonuçlarından diğer bileşenler gibi biz de acı çektik. Bizim Alevi bölgesi talebimiz vatanımızdan ayrılmak değil, haklarımıza saygı duyulan, kültürümüzü, inançlarımızı ve mirasımızı korku ve zulüm olmadan koruyabileceğimiz güvenli bir alan bulma çabasıdır. Aşırılıkçı söylemin yayılması nedeniyle hem ülke içinde hem de uluslararası alanda ilgili tüm partilere bu talebi ciddiye almaya ve onur ve barış içinde yaşam hakkımızı desteklemeye hitap ediyoruz. Milletin tüm bileşenleriyle yan yana, herkesin haklarını tanıyan, farklılıklarına saygı duyulan bir ortamda yaşamak istediğimizi beyan ederiz. Ancak mevcut koşullar bizi, kendimizi korumak ve çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sağlamak için gerekli bir önlem olarak bu çözümü talep etmeye itiyor.”

    PİRHA/SURİYE

     

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Suriye’deki saldırılara son verilsin- VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Suriye’deki saldırılara son verilsin- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’de Alevilere ve diğer etnisitelere karşı yapılan saldırılara karşı basın açıklaması yaparak, “Birçok etnik ve inanç kimliği zenginliğine sahip olan Suriye coğrafyasında bu zenginliği kucaklamayan hiçbir rejim barışı tesis edemez. Suriye’de azınlıklara karşı saldırılara derhal son verilsin” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’de başta Aleviler olmak üzere farklı dini inanış ve kimliklere karşı saldırı ve katliam girişimlerine karşı Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya platform bileşenlerinin yanı sıra çok sayıda Alevi kurum ve örgüt temsilcileri katıldı.

    ‘Savaşa geçit vermeyelim’ yazılı pankartın açıldığı eylemde “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı.

    “SALDIRILAR ÖNLENSİN”

    Basın açıklamasını okuyan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, HTŞ’nin yönetimi devralmasıyla Aleviler ve diğer azınlıkların kaygı duyduğunu belirtti. Aleviler için önemli olan Ebu Abdullah el- Hüseyin el-Hasibi türbesine yapılan saldırıyla bu kaygıların arttığına değinen İnci, şunları söyledi:

    “Alevilerin simgesel türbesi olan Ebu Abdullah el-Hüseyin el-Hasibi’ye saldırı düzenlediğini öğrendik. İnsan Hakları Gözlemevi açıklamasında saldırganların türbede görevli beş kişiyi öldürdüğünü, cesetlerine işkence ettiğini, türbeyi tahrip ederek ateşe verdiğini ve bu olayın kendilerine ulaşan bir video ile belgelendiğini açıkladı. 24 Aralık’ta Hama’nın kuzeybatı kırsalında, Rabia-Masyaf yol ayrımında Alevi oldukları belirtilen üç hâkim, infaz edildi. Yine Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Lazkiye ve Tartus’ta bölge sakinlerinin evlerinden zorla çıkarıldığı, evlerine el konulduğu, tekbirler eşliğinde saldırıların gerçekleştirildiği ve silahlı tehditlerin yaşandığına dair bilgi ve videolar sosyal medyada paylaşıldı. Bazı vakalarda cinayetlere kadar varan olayların yaşandığı bildirildi. Özellikle kırsal kesimlerde vahşice saldırılar ve katliamlar yapıldığı bilgisi paylaşılıyor. Birçok etnik ve inanç kimliği zenginliğine sahip olan Suriye coğrafyasında bu zenginliği kucaklamayan hiçbir rejim barışı tesis edemez.”

    Suriye’de yeni rejimin, Aleviler, Dürziler, Süryaniler, Hristiyanlar, Kürtler, Ermeniler ve diğer tüm azınlıklara yönelik saldırılarını derhal sonlandırması yönünde çağrı yapan İnci, Türkiye Hükümeti’ni artan bu saldırılara karşı siyasi ve diplomatik tepki vermeye çağırdı.

    “TARİHSEL SORUMLULUKLA HAREKET ETME ZAMANIDIR”

    Burada konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, küresel güçlerin Suriye’yi şekillendirmek için çaba içinde olduğunu belirtti. Bu çabanın hedefinde Kuzey ve Doğu Suriye’deki “Demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü” anlayış olduğuna işaret eden Bedriye Kuş, “Rojava Devrimi, Kürt halkının ve Ortadoğu’nun ezilen halklarının özgürlüğü için bir umut ışığı olmuşken, emperyalist ve bölgesel egemen güçler bu devrimi tasfiye etmeye çalışıyorlar. Rojava’nın statüsü, Kürt halkının özgürlüğü ve Ortadoğu halklarının geleceği için bir kırılma noktasına gelmiştir. Bu devrim, sadece Kürtler için değil, tüm halklar için bir ortak yaşamı, eşitliği ve özgürlüğü savunmaktadır. Rojava’yı savunmak, sadece bir bölgeyi değil, tüm Ortadoğu’daki halkların özgür ve eşit bir geleceğini savunmaktır. AKP iktidarının ve emperyalist güçlerin Rojava’yı yok etme çabalarına karşı, tüm devrimci halkların, kadınların ve özgürlükçü güçlerin birleşmesi gerekmektedir. Bugün, tarihsel bir sorumlulukla hareket etme zamanıdır” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

  • İki Alevi örgütü Avrupa Birliği’nin harekete geçmesi için Strazburg’da açıklama yapacak

    İki Alevi örgütü Avrupa Birliği’nin harekete geçmesi için Strazburg’da açıklama yapacak

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile Avrupa Arap Alevi Federasyonu, Suriye’de cihatçı çetelerin mazlum halka yönelik saldırılarıyla ilgili Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla 4 Ocak saat 11:00’de Strazburg’da kitlesel bir basın açıklaması yapacak. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile Avrupa Arap Alevi Federasyonu, Suriye’de son süreçte cihatçı çetelerin halkı tehdit eden uygulamaları nedeniyle Avrupa kamuoyunu bilgilendirmek ve Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla 4 Ocak 2025’te saat 11:00’de Strazburg’da kitlesel bir basın açıklaması yapacaklarını duyurdu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile Avrupa Arap Alevi Federasyonu, 4 Ocak’ta yapılacak açıklamaya Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile Avrupa Arap Alevi Federasyonu tüm sivil toplum kuruluşlarını, insan hakları savunucularını, demokratik kitle örgütlerini ve duyarlı kamuoyunu basın açıklamasına katılmaya davet etti.

    “SURİYE HALKININ CAN VE MAL GÜVENLİĞİ TEHLİKEDE, AB ACİL SORUMLULUK ALMALI”

    İki Alevi örgütünün açıklama ve çağrı metni şu şekilde:

    Suriye’de son dönemde yaşanan kaygı verici gelişmeler, Suriye halklarının can güvenliğini ve mal varlığını ciddi şekilde tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.

    Cihatçı çetelerin mazlum Suriye azınlık halklarına yönelik saldırıları her geçen gün artarak devam etmektedir. Bu durum, uluslararası kamuoyunun ve özellikle Avrupa Birliği’nin acil sorumluluk almasını zorunlu kılmaktadır.

    Bu kapsamda, Avrupa kamuoyunu bilgilendirmek ve Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla 4 Ocak 2025 tarihinde, saat 11:00’de Strazburg’da kitlesel bir basın açıklaması düzenlenecektir.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Avrupa Arap Alevileri Federasyonu’nun bugün gerçekleştirdiği toplantıda alınan karar doğrultusunda, tüm sivil toplum kuruluşlarını, insan hakları savunucularını, demokratik kitle örgütlerini ve duyarlı kamuoyunu bu önemli basın açıklamasına katılmaya davet ediyoruz.

    Birlikte güçlü, birlikte dayanışma için buluşalım!”

    PİRHA/ALMANYA

     

  • Yazar Ödemiş: Suriye’de Alevilerin katledilmemesi için elimizden geleni yapmalıyız -VİDEO

    Yazar Ödemiş: Suriye’de Alevilerin katledilmemesi için elimizden geleni yapmalıyız -VİDEO

    PİRHA- Gazeteci-Yazar Ömer Ödemiş, Suriye’de cihatçı çetelerin yönetimi ele geçirmesini ve önceki süreci anlattı. Ödemiş, “Siyonizm ve Amerika’nın birlikte yürüttüğü, Türkiye’nin de buna lojistik sağladığı bir operasyonla Suriye’de devletin yıkıldı” dedi. Ödemiş, Suriye’de en büyük tehdidin Alevi halkının katledilmesi olduğunun altını çizdi. Ödemiş ekledi: Bu süreçte biz de elimizden geleni yaparak bu kesimin katledilmemesi, saldırıya uğramamasını ve en az zayiatla kurtulmasını sağlamamız gerekir.

    Keçiören Cemevi’nde düzenlenen ‘Suriye’de ne oluyor?’ başlıklı panele konuşmacı olarak katılan Gazeteci-Yazar Ömer Ödemiş, Suriye’de yaşanan gelişmeleri ve bu gelişmelere neden olan süreci anlattı.

    “13 YILLIK SÜREÇTE SURİYE DEVLETİ ÖNEMLİ BİR DİRENÇ GÖSTERDİ”

    Dünyanın neredeyse 100’e yakın ülkesinden taşınan cihatçıların Suriye’ye Türkiye üzerinden girdiğini belirten Ömer Ödemiş, “Yaklaşık 100’e yakın cephede saldırı başlattılar. Suriye devleti bir direnç gösterdi ve tabii ittifaklarıyla birlikte o zaman Hizbullah’ın birkaç taburu oradaydı. İlk saldırılar savuşturuldu ama cephe genişti. Ve devlet şöyle bir şey yaptı. Belli kesimleri silahlandırdı. Hristiyanları silahlandırdı, Ermenileri silahlandırdı, Alevileri silahlandırdı. Berri aşireti gibi büyük aşiretleriyle devlete bağlı aşiretleri silahlandırdı ve PYD’yi silahlandırdı. Sonrasında bence önemli bir başarı gösterildi bu 13 yıllık süreçte. Birkaç mevzide kaldılar ve o mevzilerden toplananlar da İdlib’e taşındı. İdlib’de yaklaşık 50 bin civarı Nusracı, El Kaideci gibi birçok cihatçı örgüt kaldı bu beş yıl boyunca. Orası çatışmasızlık bölgesi ilan edildi” dedi.

    “ALEVİ KÖYLERİNİ BASIP, İNSANLARI KATLETMİŞLERDİ”

    Astana Anlaşması çerçevesinde Türkiye’nin Suriye’de 13 tane gözlem noktası kurduğunu ve oradan geçirmeyeceğine dair taahhütte bulunduğunu belirten Ödemiş,  “Anlaşmada 100 asker bulundurma koşulu vardı ama Türkiye orada da 13 bin asker bulundurdu, geçirmeyeceğim diyerek. Sürekli geçip saldırılarda bulundular ama çok çaplı bir saldırıda bulunmadılar. 3 tarafı çevrilmişti, 4. tarafı Türkiye’ydi bu gücün. Ve bu güç tank elde etmiş, zırhlı araçlar elde etmiş, modernize silahlar elde etmiş, 200’e yakın drone elde etmiş ve drone eğitimleri almışlar. Saldırıda ortaya çıkıyor bunlar ve buradan saldırdılar zaten Suriye’ye. İkincisi ÖSO denilen bir yapı var. Daha sonra bunun adını saldırılarda deşifre olunca, katliamlarda deşifre olunca Suriye Milli Ordusu yaptılar. Bunlara eğitimin çoğu Serinyol’da Hatay’da verildi, MİT eğitti bunların çoğunu. Bir kısmı Türkmenlerden oluştu. Bunların maaşlarına kadar Türkiye’den ödendi. Eğitimleri Türkiye’de verildi. Şimdi sınır bölgesinde güvenlik denilen hattı da bunlar tutuyorlar. Lazkiye’ye saldıranlar da Türkiye cephesinden bunlar. Daha önce de rastgele çok katliamlar yapmıştı bunlar. Alevi köylerini basmışlardı ve birçok insanı katletmişlerdi. Şimdi yine o bölgedeler” diye konuştu.

    “EN BÜYÜK TEHDİT ALEVİ HALKININ KATLEDİLMESİ”

    Bugün gelinen noktada en büyük tehdidin Suriye’de Alevi halkının katledilmesi olduğunu belirten Ödemiş şunları söyledi:

    “Yaklaşık 3,5 milyon civarı Alevi yaşıyor Suriye’de. 400-500 bin civarı gayri müslim yaşıyor. 70 bin civarında Ermeni yaşıyor. Belli bir hatta yaşıyorlar bunlar. Orada en son konuşmalarımda girmişler ve yağma yapıyorlardı, çok az insan öldürüyorlardı. Yani tek tük askerdi, işkenceci dedikleri kesimi öldürüyorlardı. Bunun dışında halka çok dokunmuyorlardı, yağma yapıyorlar, devleti soyuyorlardı. Halkın önündeki şeyleri almaya çalışıyorlardı. Şam’da da aynısını yapıyorlar şu sıralar, çok fazla insan katletmiyorlar, sadece yağma yapıyorlar, sokağa çıkma yasağı var dörtten sonra dörde kadar sokağa çıkabiliyor insanlar.”

    ESAD DAVUTOĞLU’NA “SEN KİMİN DIŞİŞLERİ BAKANISIN? TÜRKİYE’NİN Mİ AMERİKA’NIN MI?

    Beşar Esad’la son görüşen yabancı gazetecinin kendisi olduğu bilgisini veren Ömer Ödemiş, Esad ile arasında geçen diyologu da aktardı. Ödemiş, Esad’ın Ahmet Davutoğlu hakkında söylediklerini şöyle ifade etti:

    “Röportajında şöyle bir şey söylemişti bana. Davutoğlu en son görüşen kişiymiş kendisiyle. ‘Amerika Dışişleri Bakanı’ndan sonra onunla görüştüm’ dedi. Davutoğlu’nun “Benden 14 maddelik bir isteği vardı. Bunları yaparsan burada kalırsın ve gitmezsin, savaş da olmaz” dediğini söylemişti. Davutoğlu, ‘Birincisi Hizbullah’a yardımı keseceksin. İkincisi İran’la imzaladığın güvenlik iş birliği anlaşmasına son vereceksin. Filistin davasına, Filistin halkına yardımı keseceksin. İran’la ilişkiyi keseceksin’ demiş. Esad bunları reddederek, Davutoğlu’na şunu söylemiş; ‘sen kimin dışişleri bakanısın Türkiye’nin mi? Amerika’nın mı?’ deyip göndermiş. Bu talepler üzerinden çıktı her şey zaten ve şu an bu taleplerin önemli bir kısmı yapılmış oldu.

    “FİLİSTİN DAVASINA İSLAMCILAR DEĞİL, HEP DEVRİMCİLER SAHİP ÇIKMIŞTIR”

    Filistin davası çöktü zaten, Filistin davasına sahip çıkanlar Ortadoğu’da yok. Filistin davası hiçbir zaman İslamcıların, radikal İslamcıların davası olmadı; hep devrimciler, solcular sahip çıkmıştır.”

    “13 YILLIK SAVAŞ YORGUNLUK, VE TOPLUMDA ÇÜRÜME GETİRMİŞTİ”

    Gelinen noktada siyonizm ve Amerika’nın birlikte yürüttüğü, Türkiye’nin de buna lojistik sağladığı bir operasyonla Suriye’de devletin yıkıldığının altını çizen Ödemiş, “Beş gün önceden birçok komutanın kafasına sıkılarak imha edildiği haberleri var. Özellikle 4. tümen çok önemliydi, sarayı koruyan ve çevresini koruyan. Onun komutanlarının öldürüldüğüne dair görüntüler var, yayınlanıyor. Bir siyonist MOSSAD operasyonu var orada. Çürümüş bir altyapı vardı, ben her gittiğimde görüyordum onu. Her geçerken rüşvet verdiğinizde anlıyordunuz bunu. 13 yıllık savaş yorgunluk ve çürüme getirmişti toplumda. Bunun sonucu olarak da zaten Rusya’nın ve İran’ın da çekilmesiyle birlikte Suriye direncini kaybetmiş” dedi.

    “BU SÜREÇTE BİZLER DE ELİMİZDEN GELENİ YAPMALIYIZ”

    Suriye’de bir Alevi kadınla arasında geçen konuşmayı anlatan Ödemiş, bu süreçte katliamların engellenmesi için Türkiye’de de tepkiler oluşması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Bana dedi ki, ‘Biz üç defa ölüyoruz burada. Birincisi kadın olarak ölüyoruz, ikincisi Alevi olarak ölüyoruz, üçüncüsü de Baas’çı olarak, Esad’çı olarak ölüyoruz.’ Ve çoğu çantalarında el bombası taşıyordu. Böyle bir şey olduğunda teslim olmamak, kendilerini teslim etmemek için kendilerini imha etmeyi seçiyorlardı. Böyle bir karanlık dönemdi Suriye’de yaşanan. ÖSO’cuların birçoğu o bölgenin yerli insanı ve aralarında kan davasına varmış bir sürü sıkıntı var. Bunlar çatışmaya dönüşen imhaya dönüyor. Daha taşlar yerine oturmuş değil, ne olacağı çok belli değil ama görünen fotoğrafta artık Suriye’de düşen bir iktidar var. İktidarı da tehdit altında olan belli kesimler var. Bu kesimlerin tehdidi savuşturabilmesi içerisinde uluslararası yapıların hareketlenmesi lazım. Az önce bana bir bildiri geldi, Avrupa’daki Arap Alevi halkı bir bildiri hazırlamışlar. Sonuna kadar yanlarında olacaklarını, destekleyeceklerini vesaire açıklıyorlar. Uluslararası kamuoyunu da bu yönde harekete geçireceklerini söylüyorlar. Bu süreçte biz de elimizden geleni yaparak bu kesimin katledilmemesi, saldırıya uğramamasını ve en az zayiatla kurtulmasını sağlamamız gerekir.”

     Cebrail ARSLAN-Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • Sezgin Kartal’dan hapis kararına itiraz: Hukuksuzluğu önlemek hakimlerin de görevi-VİDEO

    Sezgin Kartal’dan hapis kararına itiraz: Hukuksuzluğu önlemek hakimlerin de görevi-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Esenler Şubesi üyesi ve Karşı Mahalle muhabiri Sezgin Kartal’a, 2015 yılında Suriye’de Alevi köyü olan İştebrak’ta El Nusra yaptığı katliamı protesto eylemine katıldığı için verilen hapis cezasının iptal edilmesi için Çağlayan Adliyesi’nde mahkemeye itiraz dilekçesi verdi. Kartal’a destek veren bazı Alevi kurum temsilcileri ve Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi katliamına karşı çıktığı için Kartal’a hapis cezası verilmesine tepki gösterdiler. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ( PSAKD ) Esenler Şubesi üyesi ve Karşı Mahalle muhabiri Sezgin Kartal’a, 2015 yılında Suriye’de Alevi köyü olan İştebrak’ta El Nusra terör çetelerinin yaptığı katliamı protesto eylemine katıldığı için 18 ay, 22 gün ertelemesiz hapis cezası verildi.

    Bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne Alevi kurum temsilcileriyle giden Sezgin Kartal, hapis cezası kararına itiraz dilekçesini mahkemeye sunarak, verilen cezanın iptal edilmesi talep edildi.

    Adliye önünde toplanan Pir sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul şubeleri başta olmak üzere bazı Alevi kurum temsilcileri, HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Can TV ve PİRHA yöneticileri Sezgin Kartal’a destek verdi. “Aleviler vardır, Alevilik haktır” şeklinde sloganlar atıldı.

    AYDIN DENİZ: BİZİ SİNDİRMEK ADINA HAPİSHANELERE TIKIYORLAR

    Burada bir açıklama yapan Eski Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Katledilen müslümanlar için dava açılmazken, söz konusu Aleviler olduğunda, Alevilerin sesi çıktığında bizi adalet saraylarının içine tıkıyorlar. Bizi sindirmek adına hapishanelere tıkıyorlar. Son zamanlarda Alevi hareketinde her yapılan açıklama veya paylaşıma ceza verme niyetlerini bir kez daha ortaya koymuşlardır” dedi.

    HÜSEYİN AĞÇAL: ALEVİ KATLİAMINA KARŞI ÇIKMAK İNSANLIK GÖREVİDİR

    PSAKD MYK Üyesi Hüseyin Ağçal da, “El Nusra, IŞİD gibi cihatçı katillere Suriye halkı karşı durdu ve bu süreci sonlandırmak üzereler. Ancak Suriye’de açık bir şekilde desteklenen El Nusra, IŞİD’çi katiller Alevi köylerine girerek çoluk çocuk demeden katletmişlerdir. Bu katliama karşı Türkiye’nin her tarafında Alevi kurumları sokağa inip bu katliamı protesto etmişlerdir. Bu katliama ortak olan herkesi de lanetlemişlerdir. Katliama karşı çıkmak insanlık görevidir. İnsanlık görevi yargılanamaz. Sezgin Kartal’a ve arkadaşlarımıza sahip çıkıyoruz” dedi.

    ERDAL SAĞIR: BİZ ALEVİLERİN KOLLANMASINI, SAVUNULMASINI İSTİYORUZ

    Sarıgazi Cemevi Başkanı Erdal Sağır da yaptığı konuşmada, “Biz Alevilerin Suriye’de bu topraklarda, Balkanlarda savunulmasını, kollanmasını istiyoruz. Başımıza ne geleceğini bilmediğimiz bir ülkedeyiz. Sezgin arkadaşımızın yanındayız” diye konuştu.

    ALİ KENANOĞLU: EY HÜKÜMET SİZ KİMDEN YANASINIZ?

    Bir konuşma yapan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise, El Nusra, IŞİD gibi cihatçı çetelerin hepsinin aynı olduğunu, aynı zihniyete sahip olduklarının altını çizdi.

    Kenanoğlu, “Bugün de ÖSO içinde aynı çeteler orada faaliyet yürütüyorlar ve orada halkların ortak yaşamına kastediyorlar. Oradaki Kürtlerin, Alevilerin Suriye’de kendi halklarına yönelik, kendi savunmalarına yönelik oluşturdukları çözümlere karşı katliam uygulayan bir tavır sergiliyorlar. Aleviler katlediliyor. Dolayısıyla oradaki Alevilerin katledilmesine karşı bu topraklarda yaşayan Aleviler de tepki gösteriyor. Bu tepkiye karşı soruşturma açılıyor. Burada sorarlar, ‘siz kimden yanasınız?’ Ey hükümet siz kimden yanasınız?” diyerek tepki gösterdi.

    SEZGİN KARTAL: SESSİZ KALDIĞIMIZ SÜRECE İNSANLAR KATLEDİLİYOR

    PSAKD Üyesi ve Karşı Mahalle Muhabiri Sezgin Kartal da, “Sessiz sedasız katliamlara boyun eğmesini beklemek nasıl bir akıldır? Tarihin her safhasında Aleviler, hak savunucuları doğadan yana, hayvanlardan yana, insanlardan yana olanlar sessiz kalamazlar. Sessiz kaldığımız sürece insanlar öldürülüyor. Sessiz kaldığımız sürece doğa katlediliyor” dedi.

    “VERİLEN CEZA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNÜN İDDİANAMESİYLE İLGİLİ”

    Kartal şunları kaydetti:

    “Bizler, 2015 yılında katliam olduğunda sokağa çıkıp bu katliamın durdurulmasını istedik. İnsanca yaşamı savunanlar mahkeme kapılarına getiriliyor. Bunun karşısında hapis cezasıyla karşı karşıya kalıyoruz. Yürüyüşten dolayı dava açılıyor. Başta sosyal medya paylaşımları ve çeşitli örgütler türetilip oradan propaganda cezası veriliyor. Ama hiç bir duruşmada mahkeme heyetinin tek bir sorusu olmadı bu konuda. Ancak verilen ceza emniyet müdürlüğünün hazırladığı iddianamenin olduğu gibi karar dosyasına konulmasıdır. Ey mahkeme heyeti, ey hakimler! Siz iddia makamının iddiasını hiç okumadınız mı? Buradan nasıl bir suç devşiriyorsunuz? Bu hukuksuzluğun önüne geçmek aynı zamanda hakimlerin de görevidir.”

    PİRHA/ İSTANBUL