Etiket: Cihet Köyü

  • Anne ve 2 engelli çocuğu 5 bin TL ile yaşıyor! ‘Bir ev istiyoruz, sesimizi duyun’ -VİDEO

    Anne ve 2 engelli çocuğu 5 bin TL ile yaşıyor! ‘Bir ev istiyoruz, sesimizi duyun’ -VİDEO

    PİRHA- Tokat’ın Cihet köyünde iki engelli çocuğuyla sokaklarda yaşam mücadelesi veren ve kendisi de engelli olan Gülizar Bayram, çocuklarıyla güvende olabileceği bir ortam istiyor. Yetkililere seslenen Bayram, “Çocuklarımla huzurla yaşayabileceğimiz bir ev istiyorum, yetkililerin sesimizi duymasını istiyorum” dedi.

    Türkiye’deki derin yoksulluk her geçen gün artarken, yoksulluktan en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor.

    Onlardan biri olan engelli Gülizar Bayram, Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Cihet köyünde yaşam mücadelesi veriyor.

    Eşini birkaç yıl önce kaybeden Bayram, iki engelli çocuğuna tek başına bakmaya çalışıyor. Başlarını sokacak bir evin dahi olmadığını söyleyen Gülizar Bayram, “Eşimi kaybettikten sonra geçinmekte zorlanır olduk. İki engelli çocuğum var, onlara bakmak durumundayım. 2 ayda bir aldığım 5 bin TL engelli maaşı yeterli olmuyor. Başımızı sokacak, huzurla oturacak bir ev istiyoruz. Yetkililerden bize destek olmalarını istiyorum” diye konuştu.

    Anne ve iki çocuğuna ev alınması için Valilik onayıyla kampanya başlatılırken, yardım edebilecekler için şu bilgiler paylaşıldı:

    “İban numarası: 670001000538492538355005
    MEHMET BAYRAM ZİRAAT BANKASI ALMUS ŞUBE”

    PİRHA/TOKAT

     

     

     

     

  • Tokat’ın Cihet köyünde ormanlık alana dökülen çöp tehlike saçıyor-VİDEO

    Tokat’ın Cihet köyünde ormanlık alana dökülen çöp tehlike saçıyor-VİDEO

    PİRHA- Tokat’ın Cihet köyündeki çöp yığını tehlike saçıyor. Özel İl İdare’nin çöpleri buraya yığdını belirten köy halkı yetkililere seslenerek, bir an önce bu sorunun çözülmesini talep etti.

    Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Cihet köyünde Yeşilırmak’ın kenarına bırakılan çöp yığını hem doğa hem de köy halkı için tehlike saçıyor. Tokat Özel İl İdaresi’nin kasabadaki çöpleri alıp buraya bıraktığını ileri süren yöre halkı, duruma tepkili.

    Kentten köye temiz bir doğa içerisinde yaşamak için geldiğini belirten Şehriban Bayram, “Görüntüyü geçtim, hayatımız tehlikede. Bir bomba gibi duruyor bu tehlike. Bir yanımızda HES bir diğer yanımızda bu çöp kirliliği hayatlarımızı ve doğamızı tehlikeye atıyor. Bunu İl Özel İdaresi’nin yapması işin apayrı bir boyutu zaten. Şehirleri doğal, organik ortamda yaşamak için bırakıp buralara geldik. Bu mudur organik ortam, bu mudur sağlıklı yaşam” diyerek tepki gösterdi.

    “ÇÖP YIĞINI ATOM BOMBASI GİBİ DURUYOR BURADA”

    Naciye İskender de çöp yığının taşıdığı risklere dikkat çekerek, “Kasabanın çöplerini Tokat İl Özel İdaresi alıyor, bu güzel doğanın içine yığıyor. 50 metre ileride Yeşilırmak var, doğanın içinde atom bombası gibi duruyor. İlerleyen zamanlarda çok büyük zararlar verecek. Bu çöplerin derhal temizlenmesini istiyoruz” diye konuştu.

    “PİSLİĞİN İÇİNDE YAŞIYORUZ”

    Yıllarca metropol kentlerde yaşadıktan sonra doğa ile iç içe yaşamak için köye geri döndüğünü söyleyen Sefer Bayram ise çöp deryasına sitem ederek şunları söyledi:

    “Temiz ve doğa ile iç içe yaşamak için buralara geldik ama pisliğin içinde yaşıyoruz. Yetkililerden rica ediyoruz, buna bir çözüm bulunsun. Daha önce belediye arıtma tesisi yaptı ama onu da yarım bıraktılar. Sesimiz duyulsun, doğamız temiz kalsın.”

    PİRHA/ TOKAT

     

  • Onlarca insan Erzurumlu Evliya’nın Türbesinde şifa arıyor-VİDEO

    Onlarca insan Erzurumlu Evliya’nın Türbesinde şifa arıyor-VİDEO

    PİRHA- Tokat Almus’a bağlı Cihet köyü mevkiinde Erzurumlu Evliya Türbesi var. Cihet köyü sakinlerinden Naciye İskender , “Erzurumlu Evliya Türbesine çocuğu olmayan, hasta olanlar buraya gelip dilek tutarlar” dedi.

    Tokat’ın Almus ilçesi bağlı Cihet mevkiinde bulunan Erzurumlu Evliya Türbesinin/Ziyaretinin yeri ile ilgili bilgi veren Naciye İskender, burası Erzurumlu Evliya’nın ziyaret yeridir. Çocuğu olmayan, hasta olan, rahatsız olan buraya gelip dilek tutarlar” dedi.

    Erzurumlu Evliya’nın buraya gelişini tarih olarak hiç kimsenin bilmediğini ifade eden İskender, “Anlatılanlara göre bir askerin yaralı olarak bu civara gelip orman içerisinde vefat ettiğini ama kendi mezarını buraya kendisinin getirdiğini ve kendisini toprağa gömdüğü anlatılırdı” diye belirtti.

    “HER YERİ SEL GÖTÜRDÜ ERZURUMLU EVLİYA TÜRBESİNE HİÇ BİR ŞEY OLMADI”

    Erzurumlu Evliya’nın dedesinin rüyasına girdiğini belirten İskender, şunları ifade etti:

    “Dedem rüyasında gördüğünü bize anlatmıştı. Dedem, ‘O zaman buraya sel gelmişti. Sel geldiği zaman Erzurumlu Evliya’ya dokunmamıştı ama her yeri sel götürmüştü’ dedi. O zaman bu mezar taş idi, böyle mermer değildi. Dedem bir usta çağırdı bu mezarı yapmak zorundayız, dedi ve mezar yapıldı. Mezarını kendisi çizmiş. Usta o işarete göre mezarının yapımı için çalışma yaptı.”

    “ERZURUMLU EVLİYANIN TARİHİNİ PEK BİLEN YOK”

    Naciye İskender, “Evliya yaralı olarak buraya geliyor, burada Hakk’a yürüyor ve buraya kendi kendisini defnediyor. İnancımız tabii ki sonsuzdur. Onun için bu evliyadır demişler, evliya olarak kalmış” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

     

  • ‘Geleceğimizi üretimle kuracağız’ diyerek organik üretime başladılar-VİDEO

    ‘Geleceğimizi üretimle kuracağız’ diyerek organik üretime başladılar-VİDEO

    PİRHA- Tokat’da üretimi tekrar canlandırmak için tarlalara nohut ekildi. Tarlaya ektiği nohutların tamamen organik olarak yetiştiren Tokat Almus’un Cihet Köyü’nde yaşayanlar, bölgede yapılan HES’lere ve maden aramalarına da dikkat çekiyorlar.

    Tokat Almus Cihet Köyü, kilometrelerce uzanan Yeşilırmak’ın can verdiği topraklardan bir parçası. Baharın gelmesiyle birlikte oralarda yaşayanlar tarlalarını sürmeye başladı. Amaç hem Yeşilırmak üzerinde yapılan HES projelerine hem de bölgede devam eden maden aramalarına karşı üreterek cevap vermek. Organik üretimi arttırmak için bölgede ilk defa toplu üretim olarak nohut ekimi yapıldı. İlaç ve gübrenin bile kullanılmadığı tarladan, yağmur suyundan, güneş ışığı ve toprağın verimliliğinden yararlanılarak mahsuller toplanacak.

    TARIMLA YETİŞTİ, SAĞLIĞI DOĞAYA BAĞLI

    60 yıldır tarımla uğraşan Rıza Yeşilırmak, sağlığının iyi olmasını doğayla iç içe, yediği tereyağı, süt ve yoğurda bağlıyor. Yeşilırmak, “Tarımla yetiştim, sağlığımda bu doğaya bağlıdır, yediğim yemeklere tereyağı, yoğurt ve sütten vazgeçmedik. Şehirler artık bitmiştir, köylerimiz artık bitmiştir köylerimize dönersek daha iyi olur” dedi.

    Nohut tarlasına tohum atıp süren Yeşilırmak, bu işin ustası. Mayıs ayında tarlalarını ektiklerini ve Ağustos ayının 25’inde ise hasat alacaklarını belirten Yeşilırmak, toplama işlemini ise vatandaşlarla birlikte yapıyor.

    “TARIM BİTTİKÇE TÜRKİYE’DE BİTER”

    Tamamen organik üretim yaptıklarını kaydeden Rıza Yeşilırmak, “Gübre yok, organik. Bizim yetiştiğimiz zamanlarda gübrenin adı sanı yoktu, ondan sonra çıktı. Gübre attıktan sonra buğday da olsa arpa da olsa her mahsul yenilirken lezzetli olmuyordu önceden ama gübre kullanmadığımızda ektiğimiz her mahsulümüzün lezzetli, güzel tatları olurdu” ifadelerini kullandı.

    Köylere geri dönüş için de çağrı yapan Yeşilırmak, tarlaların tekrar ekilerek tarımın canlanması gerektiğini belirtti. Yeşilırmak, “Köylerimize gelip tarıma başladıktan sonra daha güzel ve doğal olur. Hem Türkiye kalkınmış olur hem de vatandaşımız” dedi. Yeşilırmak, “Tarım bittikçe Türkiyemiz de biter” diyerek tarımın önemine dikkat çekti.

    “ÜRETEREK GELECEĞİMİZİ ÜRETİMLE KURACAĞIZ”

    Organik tarıma önem veren isimlerden bir diğeri ise Emre Doğan. Toplu üretim olarak ilk defa bölgede nohut ekimi gerçekleştirdiklerini kaydeden Doğan, başarılı olacakları umudunu taşıdıklarını belirterek bu toprakların önemli olduğuna dikkat çekti.

    Yeşilırmak üzerinde yapılan HES’lere karşı mücadele verdiklerini ancak çok başarılı olmadıklarını kaydeden Doğan, şimdilerde ise bölgede maden arama ve çıkarma işlerinin yapıldığına işaret ederek, “Üreterek, topraklarımızı işleyerek bunlara karşı da direneceğiz ve geleceğimizi üretimle kuracağız” diyor.

    “ÜRETİMDE KİMYASAL GÜBRELEMEDEN BAHSEDİLEMEZ”

    Sonbaharda sürülen 25 dönümlük tarlaya 220 kilo tohum eken Emre Doğan, üretimin sonunda ortalama 1/10-15 hasat almayı planlıyor. Üretimin bu mevsimde doğa ve iklim şartlarının iyi olmasına bağlı olduğunu da konuşmasına ekleyen Emre Doğan, “Bu zamanlarda bol yağış alması gerekiyor ondan sonrası için zaten bir su ihtiyacı yok. Üretimde kimyasal hiçbir gübrelemeden söz edilemez tamamen doğal, organik. Toprağa verdiğimiz gibi sadece topraktan alıyoruz” dedi.

    DOĞAN: İMECE KÜLTÜRÜNE KATILMAK İSTEYEN HERKESİ BEKLERİZ

    Ağustos ayının sonuna doğru hasat dönemi olduğunu kaydeden Emre Doğan, “Tabi ki imece kültürünü uygulamak hoşumuza gider. Bu konuda çağrıda da bulunuyoruz; imece kültürüne katılmak isteyen herkesi bekleriz çalışmaya” çağrısında bulundu.

    Doğan, son olarak nohutların İstanbul İkitelli’de ve Tokat Almus Cihet Köyü’nde satışa sunulacağını belirterek, herkesin ilgi göstermesi çağrısında bulundu.

    “HER ŞEY DOĞANIN DÖNGÜSÜNDE YETİŞİYOR”

    İstanbul’dan köyüne giden ve yıllarca Yeşilırmak üzerinde yapılmak istenen HES’lere karşı mücadele yürüten Emrah Yeşilırmak da organik tarımın önemine dikkat çekti.

    “Bizler gençler olarak İstanbul’da yaşayanlar olarak aynı zamanda bir özümüze dönüş oluyor bu” diyen Yeşilırmak, şu an ektikleri nohutların da gübre katmadan doğanın kendi döngüsünde yetişeceğini belirtti.

    Yıllardır toprakların ekilip biçilmediğini kaydeden Emrah Yeşilırmak, ekolojik anlamda bu topraklarda üretimi yeninden canlandırmanın önemine vurgu yaptı.

    “KÖYDEN KENTE GÖÇLER ARTIYOR”

    Köylerden kentlere göçün giderek arttığını söyleyen Yeşilırmak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Burada kalan kitle hep yaşlı. Bizler bir nebze olsa toprakla uğraşmak istedik bu döngüyü sağlamaya çalıştık. Burada okul yok insanlar doğal olarak burada okuyamadığı için aileler politik ve ekonomik nedenlerle kentlere göç etmek zorunda kaldı. Topraktan uzaklaştırılarak, tarıma dayalı değil sanayi ve ya tüketime dayalı bir toplum yaratmaktan yana bir sistem var ortada. Burada bir üretim ağı olmadığı için kooperatifleşme olabilir. Hayvancılık da doğal olarak kendini sürdüremiyor. Ya büyük işletmeler holdingler gibi burada üretim yapmak gerekiyor bu da köylüye çok uygun değil çünkü yem parası, gübre parası, mazot parası çok pahalı. Küçük çiftçi bunu karşılamadığı için burada üretim yapamıyor, doğal olarak göç etmeye başlıyor. Sadece emeklilerin geri döndüğü bir yer.”

    Semra ACAR