Etiket: cinsel saldırı

  • Mardin’de 16 yaşındaki Suriyeli çocuğa cinsel saldırı

    Mardin’de 16 yaşındaki Suriyeli çocuğa cinsel saldırı

    PİRHA- Artuklu ilçesinde 16 yaşındaki Suriyeli kız çocuğu kimliği henüz belirlenmeyen kişi ya da kişilerin cinsel saldırısına maruz kaldı.

    Mardin’in Artuklu ilçesi Kayacan Mahallesi’nde 16 yaşındaki Suriyeli bir kız çocuğu tecavüze uğradı. Sabah saatlerinde çocuğu kanlar içinde bulan çevredekiler,  polise haber verdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Çocuk, tecavüze uğradığını söylerken, tedavisi için ambulansla Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.

    Tecavüz olayının Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmesi üzerine soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında çocuk, Çocuk İzlem Merkezi’ne (ÇİM) götürüldü. Çocuğun ailesi de ifadelerine başvurulmak üzere emniyete götürüldü.

    Cinsel saldırıyla ilgili inceleme devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cinsel saldırıdan yargılanan doktorun beraatına karar verildi; kadınlardan tepki-VİDEO

    Cinsel saldırıdan yargılanan doktorun beraatına karar verildi; kadınlardan tepki-VİDEO

    PİRHA-Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli asistan doktor S.E’nin, hemşire H.Z.’ye cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın karar duruşmasında, sanık S.E’ye beraat kararı çıktı. Kadınlar ise karara tepki göstererek, “Erkek adalet değil, gerçek adalet” dediler. 

    13 Mart 2023’te Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli asistan doktor S.E.’nin hemşire H.Z’ye cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla açılanan davanın karar duruşması Bakırköy 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya S.E., H.Z. ve avukatlar katıldı. Ayrıca duruşmayı Halkaların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Özgür Genç Kadın (ÖGK) ve DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça izledi.

    Duruşmada ilk olarak söz alan H.Z., “Bu olaydan ciddi psikiyatrik sorunlar yaşadım, doktor raporları aldım, ailemle yaşıyorum. 11 Mart’tan beri tedavi görüyorum. Ben orada kendimi savunamadıysam, burada mahkemenizde adaleti size bırakıyorum” dedi.

    “SANIĞIN CEZALANDIRILMASI GEREK”

    Ardından konuşan H.Z.’nin avukatı Feyza Altun, sanık S.E.’nin olay öncesinde etrafta kimse var mı, yok mu diye kontrol ettiğini belirterek, sanığın suça hazırlık aşaması yaptığını kaydetti.

    Altun, “Üzerinde hiyerarşik alt üst ilişkisi içerisinde bulunduğu hemşirelere yönelik işlemi bu otoriteyi kullanma amacıyla yapan sanığın diğer hemşireleri de taciz ettiği sabittir. Ayrıca sanığın benim müvekkilimi arayarak özür dileyip, şikayetini geri çekmesini istemiştir. Suçun işleyiş biçimini göz önünde bulundurursak müvekkilimin delil toplaması zor” şeklinde konuştu.

    “Biz kadınlar cinsel saldırıya uğrarsak nasıl ispat edeceğiz, emsal teşkil etmesi için sanığın cezalandırılması gerek” diyen Altun, mahkeme heyetine mütalaaya uymaması gerektiğini belirtti.

    Sanık S.E. de suçlamayı kabul etmediğini söyledi. Sanığın avukatı da somut delil olmadığını iddia ederek beraatını talep etti.

    BERAAT KARARI VERİLDİ

    Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, “delil yetersizliği” iddiasıyla sanık S.E.’nin beraatına karar verdi. Duruşmadan çıkan kadınlar tepki göstererek, adliye koridorlarında, “Erkek adalet değil, gerçek adalet” diye slogan attılar.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Kadınlar adliye önünden seslendi: Cinsel saldırı faili doktor S.E. cezalandırılsın – VİDEO

    Kadınlar adliye önünden seslendi: Cinsel saldırı faili doktor S.E. cezalandırılsın – VİDEO

    PİRHA – Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde hemşire H.Z’ye cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla asistan doktor S.E. hakkında açılan davanın karar duruşması öncesi Bakırköy Adliyesi önünde kadınlar açıklama yaptı. Açıklamada, “Bu işin peşini bırakmayacağız. Arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kadının beyanını koruyacağız. Kadın arkadaşlarımızla dayanışma içinde olacağız” denilerek, failin cezalandırılması istendi. 

    Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde Mart 2023’te bir asistan doktorun nöbetteki hemşireye cinsel saldırıda bulunmasına ilişkin açılan davanın karar duruşması Bakırköy Adliyesi 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Duruşma öncesinde kadınlar Bakırköy Adliyesi önünde toplandı. KESK Kadın Meclisi üyeleri, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça, DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz, Kadın Zamanı Derneği, Yeni Demokrat Kadın, Sosyalist Kadın Meclisleri üyeleri ve çok sayıda kadın adliye önüne geldi.
    Açıklamada kadınlar sık sık “Erkek adalet değil, gerçek adalet” ve “Koruma, aklama, yargıla” sloganları attı.

    “ERKEĞİN DAYATMAYA ÇALIŞTIĞI BU REJİM BİÇİMİNİ REDDETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Açıklama öncesi söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça, cinsel saldırıya uğrayan hemşire H.Z.’nin yanında olduklarını belirterek şunları ifade etti:
    “Bugün bir kez daha Kadınlar, işyerlerinde, okullarda, evlerinde, yaşadıkları her alanda gördükleri şiddeti mahkemelerde tekrar kanıtlama mecburiyetinde bulunuyorlar. Biz burada kadınlar olarak bir kez daha şunu anlatmak istiyoruz. İstanbul Sözleşmesiyle bir şekilde tartışmaya açılan rıza beyan meselesinin hiçbir şekilde bir erkeğin konuşabileceği tartışabileceği bir mesele olmadığını söylüyoruz. 6284’ü tekrar tartışmaya açarak kadınları koruyan mekanizmaları tekrar ortadan kaldırmaya çalışanlara diyoruz ki Hiranur Vakfı’ndaki 6 yaşındaki çocuğun da rızası yoktu bugün iş yerinde çalışmaya çalışan kendisini var etmeye çalışan arkadaşımızın da rızası yoktu. Ve onların beyanı esastır, kadının beyanı esastır. Her iki elimizde, tacizcilerin, tecavüzcülerin ve onları koruyan siyasilerin yakasında olacak. Bu işin peşini bırakmayacağız. Arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kadının beyanını koruyacağız. Kadın arkadaşlarımızla dayanışma içinde olacağız. Erkeğin dayatmaya çalıştığı bu itaatkar rejim biçimini de reddetmeye devam edeceğiz.”

    “YARGI, FAİLLERİ KOLLUYOR”

    Basın açıklamasını İstanbul SES Aksaray Şubesi Kadın Sekreteri Helin Göçmenoğlu okudu.

    Kadınların sistematik erkek şiddetine maruz bırakıldıklarını ifade eden Helin Göçmenoğlu, “Her yer kadınlar için şiddet ve suç mahalline dönüşmüş durumda. Yargı, failleri kolluyor, hatta cezasız bırakarak neredeyse ödüllendiriyor. Failin değil mağdurun cezalandırıldığı bu erkek devlet yargısı toplumsal yaşamın genelinde olduğu gibi iş yerlerimizde de erkeğin her türlü şiddetine açık hale gelmemize sebep oluyor” diye belirtti.

    “FAİLLERİN CEZALANDIRILMASINI İSTİYORUZ”

    Gerçek adaleti istedikleri için bir araya geldiklerini söyleyen Göçmenoğlu, şunları ifade etti:

    “Davanın görüldüğü Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı sanığa, arkadaşımızın kendisine karşı koyup koymadığını, bağırıp bağırmadığını ve sanıkla flört edip etmediğini sormuş. Sanık S.E. arkadaşımızın kendisine iftira attığını ve tüm yaşanan sürecin rızaya dayalı olduğunu bir süredir aralarında duygusal bir ilişki olduğunu ileri sürmüş ve beraat istemişti. Tüm iddiaları boşa çıkarılmasına rağmen son görülen celsede savcı mütalaasında sanığın beraatını istedi. Buradan kadına yönelik şiddet davalarında erkek yargının başvurduğu yargılamanın kendisini şiddete dönüştüren tutumunu kabul etmediğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Bugün burada bir kez daha, bu ve bu gibi olaylarda işyerlerinin, ilgili kurumların ve adli makamların gereğini yerine getirerek failleri cezalandırmasını istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cinsel saldırıya uğrayan hemşirenin davasının karar duruşması 25 Ocak’ta; SES’ten çağrı -VİDEO

    Cinsel saldırıya uğrayan hemşirenin davasının karar duruşması 25 Ocak’ta; SES’ten çağrı -VİDEO

    PİRHA – Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde Mart 2023’te bir asistan doktorun nöbetteki hemşireye cinsel saldırıda bulunmasına ilişkin açılan davanın karar duruşması 25 Ocak’ta görülecek. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Bakırköy Şubesi Kadın Sekreteri Sevgi Kızılırmak, dayanışma çağrısı yaparak, “Amacımız failin beraatinin engellenmesi ve tutuklanması. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz” dedi.

    Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde 19 yıldır hemşire olarak görev yapan H.Z. 11 Mart 2023 tarihinde ameliyathane nöbetçisi olarak kaldığı hastanede nöbetçi odasında istirahat ederken, iddiaya göre asistan doktor S.E. odaya girdi. H.Z. kendisi uyurken odaya giren S.E.’den rahatsız oldu ve dışarı çıkmasını istedi. Ancak dışarı çıkmayı kabul etmeyen S.E., odada H.Z.’ye cinsel saldırıda bulundu.
    H.Z., olayın ardından psikiyatri bölümünde görevli bir doktorun yanına giderek başına gelenleri anlattı ve polisi de arayarak şikayetçi oldu. Gözaltına alınan S.E., ifadesinin ardından serbest bırakıldı. S.E. daha sonra açığa alındı. Son görülen duruşmada ise savcı, S.E. hakkında beraat istemişti.

    25 Ocak’ta saat 11.00’de karar duruşması görülecek. İstanbul KESK Kadın Meclisi duruşma öncesi failin beraatinin engellenmesi ve tutuklanması istemiyle Bakırköy Adliyesi önünde saat 10.30’da açıklama yapacak.

    Konuya dair PİRHA‘ya konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Bakırköy Şubesi Kadın Sekreteri Sevgi Kızılırmak, 25 Ocak’ta görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

    “MAĞDUR OLAN ARKADAŞIMIZ BAŞKA HASTANEYE SÜRGÜN EDİLDİ”

    Mağdurun, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde çalışan kadın sağlık emekçisi aynı zamanda Sağlık Emekçileri Sendikası’nda örgütlü olduğunu söyleyen Sevgi Kızılırmak, yaşanan olayı şöyle anlattı:

    “2023 yılının Mart ayında çalıştığı Ameliyathane biriminde nöbet esnasında, dinlenme odasında aynı nöbette çalışan bir asistan hekim tarafından cinsel saldırıya maruz kaldı. Bu olayın akabinde sendika ve yanımızda olan kadın örgütleriyle hukuki süreci başlattık. Dava süreci yaklaşık bir senedir devam ediyor. Geçen görülen duruşmada savcının faille alakalı bir beraat istemi olmuştu. 25 Ocak’ta tekrar bir duruşma görülecek. Bu süreç içerisinde arkadaşımız travma sonrası stres bozukluğu yaşadı.”

    Mağdur H.Z’nin çalıştığı hastaneden başka bir hastaneye sürgün edildiğini de dile getiren Kızılırmak, “Fakat fail sadece açığa alındı, bir tutuklama söz konusu olmadı. Bu hukuksuzluk ve cezasızlıkla birlikte sadece açığa alınmasını bir ödül olarak görüyoruz. Eğer beraat ederse mesleğe iade olacağını düşünüyoruz” dedi.

    “ERKEK DOKTOR OLMAK BU ÜLKEDE BİR AYRICALIK MI?”

    Daha öncesinde de Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde sistematik tacizlerin yaşandığını ifade eden Kızılırmak, “Buradaki örgütlü kadın arkadaşlarımızdan bize gelen bilgiler var. Fakat bunlar hakkında hastanenin hiçbir açıklaması veya önlemi yok” diye konuştu. Kızılırmak, ardından şu soruları sordu:

    “Hastane kimi korumaya çalışıyor? Erkek doktor olmak bu ülkede bir ayrıcalık mı? Bakanlık neden bu tacizleri görmemezlikten geliyor? Bütün bu taciz, tecavüz, şiddet olaylarını dillendirdiğimiz zaman neden bu konuda herhangi bir ceza verilmiyor ve arkadaşlarımız bu korkuyla neden çalışma alanlarındalar? Nöbetlerimiz 24 saatten bazen 30 saat üzerine çıkıyor. Çalıştığımız yerde birkaç kişiden başka kimse olmayabilir. Kadın arkadaşlarımız tedirgin. Nöbetteki diğer arkadaşlardan ya da hasta yakınlarından neler yaşayacaklarını bilmiyorlar. Gerçekten de insanlar nöbette kafasını bir yere 5 dakika koyup uyuyamıyor. Lavaboya girerken bile rahatsızlar çünkü bir cezalandırma yok.”

    “ÖRGÜTLÜ KADINLAR OLARAK BERAAT KARARINA TEPKİLİYİZ”

    Faile ceza verilmemesini ödül olarak gördüklerini belirten Kızılırmak, “Bu cinsel saldırı olayının arkasında failin yine dediği ‘kız arkadaşımdı’ söylemine karşılık HTS kayıtlarında bir tane arama kaydına ulaşmadık. Bu söylemleri tanıyoruz. Bütün kadın cinayetlerinde ve cinsel saldırılarında failin söylediği şey ‘kız arkadaşımdı, seviyordum’, ‘ilgisi vardı’ ya da ‘o beni taciz ediyordu’ söylemleri. Fakat Sağlık Bakanlığı içerisinde bir hastanede ve gerçekten İstanbul’un orta yerinde böyle bir olayın örtülmeye çalışılması, hala hukuk sisteminin bununla ilgili hiçbir ceza vermemiş olması aksine ödüllendirilip beraat etmesi sonucu mağduru çaresizleştiriyor ve faili de güçlendiriyor. Tekrarlama olasılığı ise çok yüksek. O yüzden bu konuda örgütlü kadınlar olarak tepkiliyiz. Hep birlikte hareket edeceğiz. Arkadaşımız çalışmaya devam ediyor fakat zorluklar içerisinde.”

    “HASTANE YÖNETİMLERİNİN YÜZDE 76’SI TACİZ, TECAVÜZ OLAYLARININ ÜZERİNİ KAPATIYOR”

    Yaşanılan durumun bir tane olmadığını, istatistiklere göre hastane yönetimlerinin yüzde 76’sının taciz, tecavüz olaylarının üzerini kapattığını söyleyen Kızılırmak, “Hastanelerdeki hiyerarşik yapı, bütün yönetim kadrolarının erkeklerden oluşması, kadınlara yönetimlerde yer verilmemesi, kadınların görmezlikten gelinmesi, hekim dışı personeli yardımcı sağlık personeli olarak görmeleri bizim için çok büyük bir baskı yaratıyor”dedi.

    Kızılırmak, şunları da ekledi:

    “Çoğu kadın oradaki davranışları bir süre sonra normalleştiriyor. Fakat biz bunların takipçisiyiz. Bu konulardaki hassasiyetimizle ses olmaya çalışıyoruz. Kadın sağlık emekçilerinin şu an hiçbir güvencesi yok. İçeriden ve dışarıdan taciz olaylarıyla birebir yüz yüzeyiz.”

    “HERKESİ 25 OCAK’TA BAKIRKÖY ADLİYESİ’NE DAYANIŞMAYA BEKLİYORUZ”

    25 Ocak’ta karar duruşması olacağını söyleyen Kızılırmak,“Amacımız failin beraatinin engellenmesi ve tutuklanması. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Erkek aklıyla yönetilen hukuku kesinlikle kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    Kafa kol ilişkisiyle gelişen doktor-hastane ilişkisinin farkında olduklarını da söyleyen Kızılırmak, “Bütün kadın örgütlenmelerini, bütün sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını kadın erkek ayırt etmeksizin herkesi o gün Bakırköy Adliyesi’ne bekliyoruz. Sağlık emekçisi ve tüm iş kollarındaki kadınlar orada olacak. Ve hiçbir kadın da yalnız değil. Bir kişi bile olsak orada olacağız” dedi.

    Kızılırmak, şunları kaydetti:

    “Sendikamızdaki mücadele yalnızca emek örgütlenmesi değildir. Toplumdaki her olay, kadına yönelik, doğaya yönelik her olay bizim için hassasiyet taşır. O yüzden herkesi 25 Ocak’ta Bakırköy Adliyesi’ne dayanışmaya bekliyoruz. Kendisini çaresiz hisseden bütün kadınlar için o gün orada olalım.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Ankara Barosu’nda Cinsel Şiddete Karşı Destek ve Dayanışma Birimi kuruldu

    Ankara Barosu’nda Cinsel Şiddete Karşı Destek ve Dayanışma Birimi kuruldu

    Ankara Barosu’nda Cinsel Şiddete Karşı Destek ve Dayanışma Birimi kuruldu. Avukatlar kuruluş açıklamasında; cinsel taciz ve/veya saldırıya maruz kalan baroya kayıtlı stajyer avukatların, avukatların, baro çalışanlarının yaşadıkları süreçte yalnız bırakılmaması ve ihtiyacı olan hukuki, psikolojik ve sosyal desteğin sağlanması için Cinsel Şiddete Karşı Destek Ve Dayanışma Birimi’nin kurulduğunu söyledi.

    Çalışma, usul ve ilkelerine sosyal medya hesaplarını takip ederek ulaşılabileceğini duyuran birimin duyurusunun tam hali şu şekilde:

    “Merhaba. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırıldığı, adalet mekanizmalarının cinsiyetçi, damgalayıcı, homofobik, transfobik söylem ve eylemlerden arındırıldığı, cinsel taciz ve saldırılara karşı hiçbir tavizin verilmediği bir çalışma hayatının gerçekleştirilmesi için, ayrımcılık ve şiddet biçimlerinden bütünüyle arındırılmış eşitlikçi bir baro için, kendi mesleğimizde maruz kaldığımız toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele etmek için biz geldik.

    Cinsel taciz ve/veya saldırıya maruz kalan baromuza kayıtlı stajyer avukatların, avukatların, baromuz çalışanlarının bu süreçte yalnız bırakılmaması ve ihtiyacı olan hukuki, psikolojik ve sosyal desteğin sağlanması için Cinsel Şiddete Karşı Destek Ve Dayanışma Birimi olarak buradayız. Bu sosyal medya hesabını takip ederek çalışma usul ve ilkelerimize ulaşabilir, baromuzda toplumsal cinsiyet eşitliğinin benimsenmesi için yapılan çalışmaları takip edebilir, baro web sitesinden ve ankarabarosucskdestek@gmail.com adresinden başvuru için randevu talep edebilirsiniz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AKP’li belediye başkanına cinsel saldırı suçundan soruşturma

    AKP’li belediye başkanına cinsel saldırı suçundan soruşturma

    AKP’li Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş hakkında cinsel saldırı suçundan soruşturma açıldı.

    AKP’li Zonguldak Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş hakkında kadın çalışana cinsel saldırıda bulunmak suçundan soruşturma başlatıldı.

    Soruşturma dosyasında AKP’li başkanın kadına yönelik kullandığı sözler de yer aldı. Halk TV’nin haberine göre, AKP’li Demirtaş’ın, 2017 yılında belediyede işe başlayan kadını yaklaşık 6 ay boyunca sözlü olarak taciz etti. Ayrıca 2021 yılında başka bir kadına, işe girişinden yaklaşık 2 ay sonra cinsel saldırıda bulunduğu belirtildi. Soruşturma devam ederken dosyaya giren yazışmalar ortaya çıktı.

    Hala görevinde olan Gökhan Mustafa Demirtaş, hakkında açılan soruşturmanın açık olduğunu ve devam ettiğini belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Devlet hastanesinde çocuğa cinsel saldırıda bulunan fail serbest

    Devlet hastanesinde çocuğa cinsel saldırıda bulunan fail serbest

    Bismil Devlet Hastanesi Acil Bölüm sorumlusu Ahmet Beydağı’nın, hastanede alıkoyduğu 16 yaşındaki çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu belirtildi. Şikayet üzerine gözaltına alınan fail serbest bırakıldı.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Amed’in Bismil ilçesinde, Bismil Devlet Hastanesi’nde Acil Bölüm sorumlusu olarak görev yapan Ahmet Beydağı (41), hastanenin acil bölümünde alıkoyduğu 16 yaşındaki bir çocuğa cinsel saldırıda bulundu. 19 Mayıs Cuma günü, kardeşi ve babası ile birlikte hastanenin acil bölümüne giden çocuk, Beydağı tarafından “sana sargı bezi vereceğim” bahanesiyle personellerin soyunma odasına götürülerek, burada dakikalarca alıkonuldu.

    AİLE ŞİKAYETÇİ OLDU

    Çocuğa cinsel saldırıda bulunan Beydağı, çocuğun yakınlarının onu araması üzerine çocuğu serbest bıraktı. Yaşadıklarını babasına anlatan çocuk, ailesiyle birlikte, Ahmet Beydağı hakkında aynı gün şikayetçi oldu.

    Çocuğun ailesinin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunması üzerine psikolog eşliğinde Çocuk İzlem Merkezi’nde (ÇİM) çocuğun ifadesine başvuruldu.

    FAİL SERBEST 

    Şikayetin ardından 19 Mayıs Cuma günü gözaltına alınan fail Ahmet Beydağı, emniyet ifadesinin ardından sevk edildiği mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    Evli ve iki çocuk babası olan fail Beydağı’nın hala görevinin başında olduğu ve hastane yönetimi tarafından birkaç gün kendisine izin verildiği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tutuklanmamaya tepkiler yükselirken savcıdan yanıt: Mahkeme bu şekilde takdir etmiş!

    Tutuklanmamaya tepkiler yükselirken savcıdan yanıt: Mahkeme bu şekilde takdir etmiş!

    6 yaşında imam nikahıyla evlendirilen H.K.G’nin istismara uğradığını söylemesinin ardından açılan davada hiçbir tutuklu sanığın olmamasına tepkiler yükseliyor. Bu sırada savcının 2020’de iki kez 2 sanık hakkında da tutuklama talep ettiği ancak mahkemenin reddettiği ortaya çıktı.

    6 yaşında dini nikahının kıyıldığı ve sistematik tecavüze uğradığı gerekçesiyle adli makamlara başvuran H.K.G’nin şikayetinin ardından başlatılan soruşturma geçen günlerde bitti.
    Hem İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu olan baba Yusuf Ziya Gümüşel, hem anne F.G. hem de çocuk yaşta evlendirildiği Kadir İstekli hakkında dava açıldı. Davanın ilk duruşması, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 22 Mayıs 2023’te görülecek

    Independent Türkçe’den Cihat Arpacık’ın haberine göre H.K.G., 30 Kasım 2020’de İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak yaşadıklarını anlattı ve elindeki ses kayıtlarını adli makamlara verdi. Savcı tutuklama talep etti, hakim adli kontrol uyguladı Soruşturma başladıktan sonra savcı, baba ve Kadir İstekli adlı şahsıi tutuklama istemiyle sulh ceza hakimine sevk etti.

    Ancak mahkeme talebi reddetti ve 2 şüpheli hakkında adli kontrol uygulanmasına hükmetti. Savcılık bu duruma itiraz etse de hakimin kararı değişmedi.

    Soruşturma 2 yıl sonra, Cumhuriyet Savcısı Ercan Ateş’in iddianameyi tamamlamasıyla davaya dönüştü.

    SAVCININ SÖZLERİ

    İddianameyi yazan savcının, yakın çevresine dosyada neden tutuklu sanığın olmadığını şu sözlerle anlattığı belirtildi:

    “Bu iki yıllık bir dosya ama bana yeni devredilmişti. Soruşturmaya bakan ilk savcı arkadaş, hem baba Y.Z.G hem de K.İ’yi tutuklamaya sevk etmiş ama talep sulh ceza hakimi tarafından reddedilmiş. Ret kararına itiraz etmiş ama o da reddedilmiş. Ben dosyayı görünce iyi bir şekilde iddianame yazmaya öncelik verip dava açtım. Davaya bakacak ağır ceza mahkemesinin iddianameyi kabul ettikten sonra tensip ile tutuklama kararı vereceğini tahmin ediyordum ama bu şekilde takdir etmişler.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Musa Orhan’ın avukatı, Ezgi Mola hakkında yeni bir suç duyurusunda bulundu

    Musa Orhan’ın avukatı, Ezgi Mola hakkında yeni bir suç duyurusunda bulundu

    PİRHA- İpek Er’e cinsel saldırı iddiasıyla yargılanan Musa Orhan’a hakaret ettiği suçlaması ile yargılanıp, para cezası alan oyuncu Ezgi Mola hakkında bir suç duyurusu daha yapıldı.

    Batman’da intihar eden İpek Er’in, bıraktığı mektupta kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu yazdığı eski uzman çavuş Musa Orhan’a sosyal medya hesabından hakaret ettiği suçlaması ile yargılanıp, para cezası alan oyuncu Ezgi Mola hakkında bir suç duyurusu daha yapıldı.

    Orhan’ın avukatı Mehmet Erkan Akkuş, savcılığa verdiği dilekçesinde; açılan davada uzlaştırma görüşmelerinde talep edilen para miktarı ile diğer diyalogları açıklayan Ezgi Mola’nın ‘gizli kalması gereken bilgilerin açıklanmasını ihlal’ suçunu işlediğini belirtti. Mola’nın 5 yıla kadar hapis istemiyle cezalandırılmasını istedi.

    UZLAŞTIRMA GÖRÜŞMELERİNİ AÇIKLADIĞI İÇİN 5 YIL HAPİS CEZASI İSTENDİ

    DHA’nın haberine göre, Ezgi Mola’nın yargılama sırasında uzlaştırma görüşmelerine dair detayları paylaştığını ve bunun kanunen suç teşkil ettiğini belirten Musa Orhan’ın avukatı Mehmet Erkan Akkuş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Akkuş, savcılığa teslim ettiği dilekçede, “Duruşmalarda İstanbul Barosu tarafından atanmış Kadın Hakları Komisyonu Başkanı bir avukat ve emekli Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) hakimi olduğunu beyan eden bir avukat ve ceza alanında uzman olduğunu söyleyen başka bir avukatı varken; uzlaştırma görüşmelerinin gizli kalması gerektiğini bilmemek ve bunun hatırlatılmaması tarafımızca kabul edilemez” denildi. Dilekçede, uzlaştırma müessesesinin daha etkin yürütülebilmesi, bundan sonraki görüşmelerin ifşa edilmemesi ve tarafların güven içinde kalmaları adına Mola’nın cezalandırılması istendi.

    Dilekçede ayrıca TCK’nın 336’ncı maddesi hatırlatılarak, maddedeki “Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri açıklayan kimseye 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir” hükmüne göre, Ezgi Mola’ya 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açılması gerektiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Maraş’ta bir çocuğa cinsel saldırıda 13 kişi gözaltına alındı

    Maraş’ta bir çocuğa cinsel saldırıda 13 kişi gözaltına alındı

    Elbistan’da bir kız çocuğu 2 yıl boyunca sistematik cinsel istismara maruz bırakıldı. Olayla ilgili 13 kişi gözaltına alındı.

    Maraş’ın Elbistan ilçesinde 16 yaşındaki B.K. adlı kız çocuğunun yaklaşık 2 yıl boyunca sistematik cinsel istismara maruz bırakıldığı ortaya çıktı. B.K.’nin İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giderek yaşadıklarını anlatmasının ardından 13 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

    B.K., 19 yaşındaki S.A.’nın yaklaşık 2 yıl önce görüntülerini çekip bunlarla tehdit ederek kendisine cinsel istismarda bulunduğunu söylemesi üzerine polis, isimlerini verdiği şahısların adreslerine sabah saatlerinde eş zamanlı operasyon düzenledi.

    S.A.’nın da aralarında olduğu 13 kişi gözaltına alınarak emniyete götürüldü.

     

  • Maden Mühendisi Canan Tosun: İşveren Fatih Uygun tecavüz ve ölümle tehdit etti

    Maden Mühendisi Canan Tosun: İşveren Fatih Uygun tecavüz ve ölümle tehdit etti

    Maden mühendisi Canan Tosun, Marmara Adası’nda çalıştığı maden şirketinde işveren Fatih Uygun tarafından darp edildiğini, cinsel şiddet ve ölümle tehdit edildiğini anlattı.

    Marmara Adası’nda Terzi Mermer şirketinde çalışan maden mühendisi Canan Tosun, işvereni Fatih Uygun tarafından darp dildiğini belirtti. Fatih Uygun’un kendisini darp ettiğini ve bu esnada cinsel şiddet ve ölümle tehdit ettiğini anlatan Canan Tosun, failin buna rağmen serbest bırakıldığını söyledi.

    Tosun, darp raporu almak için gittiği hastanede çektiği videoda maruz bırakıldığı şiddeti anlattı.

    “YUMRUKLA SALDIRDI, BIÇAKLA KOVALADI”

    Görüntülerde sol kolunun alçıya alındığı ve yüzünde morluklar olduğu görülen Canan Tosun, “Fatih Uygun tarafından, önceki gün tartıştık, tartışmamızın ardından sonraki gün beni fabrikada yalnız yakaladı. Ve fabrikada yalnız yakaladıktan sonra bütün kapılar kilitledi. Bütün kapıları kilitledikten sonra ilk önce geldi ve bana yumrukla saldırdı” dedi.

    Fail erkeğin ardından kendisini yere yatırdığını ve cinsel şiddet uygulamakla tehdit ettiğini söyleyen Canan Tosun, şiddetin devamını anlattı:

    “Ben oradan zorla kaçtım ve onun dayısı camları kırıp içeri girip beni kurtardı. Sonra fabrikanın önünde çamurlara düştüm. Çamurlara düştüm ve arabayı üstüme sürdü beni öldürmek için. Beni bıçakla kovaladı. Fabrikanın içine girdim işletmeye. İşletmede de, bütün işçiler beni onun elinden alamadı.”

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU”

    TMMOB Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, “Marmara Adası’nda bir mermer ocağında çalışan Maden Mühendisi Canan Tosun, işvereni tarafından darp edilerek şiddete maruz kalmıştır. Meslektaşımızla iletişime geçilmiştir. Şiddet uygulayan Fatih Uygun derhal tutuklansın. Üyemiz Canan Tosun tarafından olay hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Maden Mühendisleri Odası olarak meslektaşımızın yanındayız. Hiç bir meslektaşımız yalnız değildir!” açıklaması yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Geçen yıl en az bin 573 çocuk cinsel istismara, bin 266 kişi de cinsel saldırıya uğradı

    Geçen yıl en az bin 573 çocuk cinsel istismara, bin 266 kişi de cinsel saldırıya uğradı

    PİRHA- Jandarma Genel Komutanlığı’nın açıkladığı verilere göre geçen yıl en az bin 573 çocuk cinsel istismara, bin 266 kişi de cinsel saldırıya maruz bırakıldı. Bir yılda suça sürüklenen çocukların oranı yüzde 54 arttı.

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre, Jandarmanın sorumluluk bölgelerinde yalnızca geçen yıl binlerce çocuk cinsel istismara, binlerce kadın da cinsel saldırıya uğradı. Çocuk evliliklerini de kapsayan ‘Reşit olmayanlarla cinsel ilişki suçu’ nedeniyle işlem yapılan kişi sayısı ise 2 bini geçti.

    Jandarma Genel Komutanlığı’nın 2019 Yılı Faaliyet Raporu’nda yer alan bilgilere göre kişilere karşı işlenen suçlar kapsamında ‘çocukların cinsel istismarı’ suçundan bin 573, çocuk yaşta zorla yaptırılan evlilikleri de kapsayan ‘reşit olmayanlarla cinsel ilişki’ suçundan da 2 bin 1 işlem yapıldı. Cinsel taciz suçları kapsamında işlem yapılanların sayısı ise bin 266 oldu.

    KADINA ŞİDDET BİR YILDA YÜZDE 8 ARTTI

    Raporda, jandarma sorumluluk bölgesinde, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamındaki aile içi ve kadına yönelik şiddet olayı, mağdur sayısı, koruyucu-önleyici tedbir kararı sayısına ilişkin de istatistikler paylaşıldı.

    SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLARDA BÜYÜK ARTIŞ

    Jandarma sorumluluk bölgesinde suça sürüklenen, hakkında çeşitli suç ve kabahatlerden işlem yapılan çocuklara ilişkin istatistikler de açıklandı. Suça sürüklenen çocuk sayısı 2018 yılında 27 bin 901 iken bu rakam 2019 yılında tam yüzde 54 oranında bir artışla 42 bin 997’ye fırladı. Suç mağduru çocuk sayısı ise 2018’de 51 bin 523 olurken 2019 yılında toplam 51 bin 56 olarak açıklandı.

    “BU RAKAMLAR BUZDAĞININ SADECE GÖRÜNEN KISMI”

    TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi ve CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Jandarma Genel Komutanlığı’nın verilerini BirGün’e değerlendirdi. “Rakamların sadece jandarma bölgesinde bile bu denli yüksek olması çok çarpıcı” diyen Taşcıer, şunları dile getirdi:

    “Bu rakamlar buzdağının sadece görünen kısmı. Hemen hemen her gün kadınlar erkekler tarafından öldürülmeye devam ediyor. Bir tarafta böyle bir gerçek varken diğer tarafta da kadınlar karakola gittiğinde eşiyle barıştırılmaya çalışılıyor. Ayrıca, bu ortamda İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmak, ‘Biz bu sözleşmeden çıkabiliriz’ demek bu katilleri cesaretlendiriyor. Çünkü erkekler ‘Namusumu temizlerim ve üç, beş yıl yatar çıkarım’ anlayışı içindeler. İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmak demek, kadınları öldüren her silahta parmak izi bırakmak demektir.”

    ŞIRNAK’TA UZMAN ÇAVUŞ ÇOCUĞA CİNSEL SALDIRIDA BULUNDU 

    Şırnak’ta önceki akşam, 13 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel saldırı girişiminde bulunan uzman çavuş A.A., çevredekiler tarafından yakalandı. Diyarbakır Barosu, olayın takipçisi olduklarını açıkladı.

    Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre kentte görev yapan uzman çavuş A.A., küçük çocuğu cinsel saldırı girişiminde bulunmak isterken çocuğun çığlıkları duyan yurttaşlarca yakalandı. Yaşanan olay sonrasında yurttaşlarca çekilen kimi görüntüler sosyal medyada paylaşıldı. Olayı doğrulayan çocuğun ailesinin avukatı, konuyla ilgili savcı ile görüşme halinde olduklarını açıkladı. Uzman çavuş A.A. daha sonra tutuklandı.

    Öte yandan cinsel saldırı olayı, dün öğlen saatlerinde kent merkezinde toplanan bir grup tarafından protesto edildi.   (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Kadınlar Dersim’den seslendi: Çocuk istismarı rızalık ile aklanamaz-VİDEO

    Alevi Kadınlar Dersim’den seslendi: Çocuk istismarı rızalık ile aklanamaz-VİDEO

    PİRHA – Alevi kadınlar, çocuk istismarının meşrulaştırılmasına karşı Dersim’de açıklama yaptı. Açıklamada, “Çocuklara Güneşli Güzel Günleri Getirme’’ sözümüz var, bu sözümüzü unutmuyoruz. İstismar, şiddet ve tecavüze karşı gücümüzü tüm kadın örgütleri ile birleştireceğimizi beyan ediyoruz” ifadeleri kullanıldı. 

    2016’dan bu yana sık sık çocuk istismarı faillerine evlilik yoluyla af gündeme geliyor. Geçtiğimiz günlerde AKP Milletvekili Said Yüce twitter hesabından yaptığı paylaşımla gerek kadın örgütlerinin, gerekse sivil toplum kuruluşlarının tepkisiyle geri çekilen yasa tasarısının bayram sonrası tekrar meclis gündemine geleceği sinyalini verdi.

    Konuya ilişkin kadınların tepkisi giderek artıyor. Alevi kadınlar da çocuk istismarının meşrulaştırılmasına karşı birçok kentte eş zamanlı basın açıklaması yaptı.

    Dersim’de Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Genel Merkezi’nde bir araya gelen Alevi kadınlar, “Çocuklarımızın hayallerinin gerçek olacağı bir dünyanın mümkün olduğu ve bunun da mücadele ile gerçekleşeceği bilinciyle toplumun bütün kesimlerini istismar yasasına karşı çıkmaya davet ediyoruz” açıklamalarında bulundular.

    Açıklamaya Alevi dernekleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

    Alevi kadınlar adına açıklamayı okuyan DAD Örgütlenmeden Sorumlu Genel Sekreteri Reyhan Kumru, “Çocuklar, yetişkinlerden farklıdır, özel bir biyolojik kategori oluştururlar. Çocukların yetişkinliğe hazırlanması-yetiştirilmesi gerekir ve bu sorumluluk yetişkinlere aittir. Yani çocukluk dönemi, sadece doğum ve gençlik arasında olan sıradan bir dönem değildir. Bu dönem, insan hayatının bedensel, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişiminin tamamlanmadığı ve yaşanılan her olayın daha sonraki yaşamı büyük ölçüde etkilediği bir dönemdir. Çocuklar ile yetişkinler arasındaki fark çok net bir şekilde ortaya konulmuştur. Bizler için eşikteki de beşikteki de birdir. Eşitlikte esas olan insan hayatının her evresinde bireyin ihtiyaçlarının karşılanması ve kendini özgürce ifade edecek şekilde toplumla bütünleşmesidir” ifadelerini kullandı.

    “CİNSEL SUÇLARIN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR, FAİLLER AKLANIYOR”

    İnsan hak ve özgürlükleri ile demokrasinin olmadığı ülkelerde toplumsal cinsiyetçilik ve özellikle de dini referanslar ile bertaraf edildiğini belirten Kumru, “Kadınlar, cins kırımına uğratılmakta, çocuklar ise çocuk olduklarından dolayı bin bir türlü istismara maruz bırakılmaktadır.  Her gün kara bir tablo olarak önümüze çıkan cinsel suçlar her seferinde üstü örtülerek, failleri erkek egemen mahkemeler tarafından aklanarak meşru hale getiriliyor. Buna gücünün yetmediği yerde ise yeni yasa tasarıları ile cinsel istismar yasal hale getirilmeye çalışılıyor. Tüm bunları toplumun gözünde normalleştirmek için de yandaş medya aracılığıyla toplumun algısını değiştirme seferberliği başlatılıyor. Bu duruma itiraz edenlerin sesinin kısıldığı dönemlerde bilim insanı olarak nitelendirdikleri erkekler ile ‘12-17 yaş arası çocukların süper kadın, doğurganlık için en ideal yaş ‘ olduğu konusunda toplum ikna edilmeye çalışılıyor” diye konuştu.

    “BİR KERELİK AF DİYE SUNULAN DÜZENLEME, KIZ ÇOCUKLARINI GELECEKSİZLEŞTİRMEK OLACAKTIR”

    “İnfaz yasasının geçirildiği gece yarısı ortaya çıkan taslak, 14 yaşını tamamlamamış kız çocuklarına karşı cinsel istismar suçu işlemiş, onlardan 15 yaş büyük erkeklerin ve suçu azmettiren ailelerin cezalarının sonradan evlenildiği durumda ertelenmesini – yani affedilmesini öngörüyordu. “Bir kerelik af” diye sunulan bu düzenlemelerin sonucu imam nikâhıyla evlilik yaşını 13’e indirmek, 13 yaşında kız çocuklarıyla 28 yaşında yetişkin erkeklerin evlendirilmesini yasallaştırmak, bu ülkede kız çocuklarını eğitimden uzaklaştırmak, yoksullaştırmak, geleceksizleştirmek olacaktır. Aynı zamanda çocukların yaşamları boyunca büyük bir mağduriyet ve travmaya maruz kalmalarına; sağlık problemlerine, katledilmelerine, intihara sürüklenmelerine neden olacaktır. Bu aynı zamanda, çocuk istismarının önünü tamamen açmanın yanında istismarcıların cezasız kalması anlamına gelmektedir” diye konuşan Kumru, şöyle devam etti:

    “Türkiye, Uluslararası birçok sözleşmeye imza atmıştır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde 18 yaşını doldurmamış her birey çocuktur ve çocuğu istismardan koruma konusunda devlete; önleme, tespit etme, müdahale etme, iyileştirme ve zararı giderme, sosyal destek sağlama ve failleri cezalandırma yükümlülükleri verir.
    Bireyler ve kurumlar, herhangi bir gerekçe ile istismarın üstünü örtmeksizin ve çocukların haklarını koruyarak yeni istismarların önünü açmayacak biçimde sorumluluklarını yerine getirmelidir.
    Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 11 Ekim’i ‘’Dünya Kız Çocukları Günü’ olarak ilan eden sözleşmesine imza atmıştır. 2012 yılından bu yana kutlanan Uluslararası Dünya Kız Çocukları Günü her yıl, kız çocukları için erken ve zorla evlilikleri önleme ve bununla mücadele etme, cinsiyet temelli eşitsizliklerin önüne geçmek, sosyal hayatta karşılaştıkları haksızlıklar hakkında farkındalık yaratmak için mücadele etmektedir.”

    “ÇOCUKLARIMIZA VERDİĞİMİZ ‘GÜNEŞLİ GÜZEL GÜNLERİ GETİRME’ SÖZÜMÜZÜ UNUTMUYORUZ”

    Türkiye’nin altına imza atmış olduğu uluslararası sözleşmelere sadık kalması gerektiğinin altını çizen Kumru, “Biz kadınlar, kadınlara yönelik şiddet, taciz ve katliamlara itiraz ettiğimiz gibi her türlü çocuk istismarlarına da, çocuk istismarını aklayan yasa taslağına da itiraz ediyoruz. Çocuklarımızın da geleceğimizin de karanlığa gömülmesine izin vermeyeceğiz. Çünkü bizlerin onlara ‘’Güneşli Güzel Günleri Getirme’’ sözümüz var, bu sözümüzü unutmuyoruz. İstismar, şiddet ve tecavüze karşı gücümüzü tüm kadın örgütleri ile birleştireceğimizi beyan ediyoruz. Alevi kadınlar olarak, çocuklarımızın hayallerinin gerçek olacağı bir dünyanın mümkün olduğu ve bunun da mücadele ile gerçekleşeceği bilinciyle toplumun bütün kesimlerini istismar yasasına karşı çıkmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Dersim’deki tacizci, ödül verilerek bir başka mağazaya müdür olarak gönderildi’

    ‘Dersim’deki tacizci, ödül verilerek bir başka mağazaya müdür olarak gönderildi’

    PİRHA – Dersim’de faaliyet gösteren Şok Market Müdürü Yaşar Koç’un cinsel saldırı suçundan dolayı gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasının ardından Bingöl’de bir mağazada müdür olarak çalışmaya devam ettiği belirtildi. Cinsel saldırı gören kadın, olayın peşini bırakmayacağını, tacize, tecavüze, kadın cinayetlerine karşı tüm kadınların ses çıkarması gerektiğini belirtti. 

    Dersim’de 5 Mart’ta Atatürk Mahallesinde bulunan Kültür Şubesi Şok Market bünyesinde müdür olarak çalışan Yaşar Koç, çalışan D.’ye cinsel saldırıda bulundu.

    09 Martta D’nin Tunceli Emniyet Müdürlüğüne şikayeti üzerine Market Müdürü Koç, 11 Mart’ta gözaltına alındı.

    Bir gün gözaltında kalan Koç, emniyet işlemlerinin ardından savcılık kararıyla adli kontrol şartı, yurt dışı yasağı cezası verilerek serbest bırakıldı.

    Tacizin ardından çalıştığı Şok Market, konunun üstüne örtmeye çalıştığı ve Koç’u Bingöl merkezde Recep Tayyip Erdoğan Mahallesinde bulunan Şok Kardelen Şubesi’nde mağaza müdürü olarak görevine devam ettirdiği öğrenildi. Yaşadıklarını PİRHA’ya anlatan D., olayın peşini bırakmayacağını söyledi.

    “TACİZCİ KOÇ’A RESMEN ÖDÜL VERİLDİ; BAŞKA MAĞAZAYA MÜDÜR OLARAK GÖNDERİLDİ”

    Market müdürü Koç’un daha önce başka bir kadına cep telefonundan taciz ettiğini söyleyen D., taciz ortaya çıktığında yapmadığını, kadının bir şekilde ikna ederek üstünün örtüldüğünü belirtti.

    Market müdürünün evli ve çocuğu olduğunu belirten D., “Seni müdür yapacağız, arkadaşlarla oturalım konuşalım’ dedi. Yemek yemeye gittiğimizde evlerinde cinsel saldırıda bulunmaya çalıştı. Kendimi kurtararak kuzenimi aradım.  Olaya Dersim Kadın Platformu ve Dersim Barosu Kadın Komisyonu müdahil oldu. Olayın üstüne giderek şikâyetçi oldum. Emniyete şikâyet ettikten sonra şahıs gözaltına alındı. Savcılığa sevk edilerek denetimli serbestlik ve yurt dışı yasağı cezası verilerek iki gün sonra serbest bırakıldı. O hafta içerisinde mağaza müdürü Bingöl merkezde bulunan Recep Tayyip Erdoğan mahallesinde bulunan Şok Kardelen şubesinde görevine devam ediyor. Resmen ödül verildi. Müdür olmadığını söyleseler de Bingöl’de tanıdıklarımız kontrol ettiğinde üzerinde müdür kıyafeti ile dolaştığı bilgisini verdi. Arkasını kendince sağlam yapmaya çalışıyor. İki gün önce Şok marketten bir basın açıklaması yapılacağı haberi geldi. Fakat böle bir şey şuana kadar olmadı” dedi.

    TACİZCİ MAĞAZA MÜDÜRÜ KOÇ: ŞİKAYETİNİ GERİ ALSIN ÇOK YIPRANIR

    Farklı bir mağaza şubesinde çalıştığını dile getiren D., ”Marketin bölge sorumlusu ‘Ben Yaşar Koç’u işten çıkartacağım, böle biri bizde çalışamaz’ dedi. Fakat yine böyle bir şey olmadı. Mağaza Müdürü Koç, yanıma kuzenini ve ortak tanıdığımız bir arkadaşımızı yolladı. Bana ‘şikayetini geri alsın, o kadındır, bu süreçte daha çok yıpranır’ gibi kelimelerle haber göndermiş. Ben de gelenlere ‘size yapılsa ne yapardınız’ deyince onlar ‘öldürürdük’ dediler. Daha sonra bölge sorumlusu bir kadın yanıma gelip konuşmak istedi. Ben de kendilerine yazılı bir açıklama ve telefonda söylenen her şeyi anlattığımı söyledim. Yine bana benimle konuşmak istediklerini, fikirlerimi almak istediklerini söylediler” dedi.

    D., markette çalışan başka bir kadının ise ‘bu adam evli, çocukları var, kendini teşhir etmiş olursun, yayma meseleyi, şikayetçi olma’ sözleriyle engellemeye çalıştığını ifade etti.

    PANİK ATAK OLUŞTU

    Bu olaydan sonra kendisinde panik atak durumu oluştuğunu belirten D., şunları kaydetti:

    “Arkamda biri yürüyünce veya aniden biri karşıma çıktığında korkuyorum. Çevremdeki insanları çok kafama takan bir insan değilim ama ‘sen niye evine gittin, hatalısın’ diyen insanlar oldu. Bu durumda insanların ne kadar dar görüşlü olduğu gerçeği ortada. İnsanlar bazen boşa düşebilir. Boşa düşünce böyle şeylere mi maruz kalmak zorunda. Bu iş yerinde çalışmak istemedim. Şahsın tekrar çalıştığını duyunca tamamen işten soğudum. Maalesef ki geçim derdi var. Bu da insanların ya elini kolunu bağlıyor.”

    “TACİZE, TECAVÜZE, CİNAYETLERE KARŞI SESSİZLİK BOZULSUN”

    Şok marketin Koç’u işten çıkarabileceğini söyleyen D., teshirin bir sonuç olduğunu dile getirdi. D., Yeni Demokrat Kadın olarak esas amaçlarının taciz ve tecavüze maruz kalıp toplumsal değer yargıları yüzünden kendisini suçlu hisseden kadınların sesi olmak olduğuna vurgu yaptı.

    “Biz değil bunu yapanlar utanmalıdır” diyen D., devletin kadın düşmanı politikalarının tacizi, tecavüzü ve kadın cinayetlerini de teşvik ettiğini belirtti.

    D., “Tacize, tecavüze ve kadın cinayetlerine karşı sessizliğini bozmaya çağırıyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/DERSİM

  • Alevilerden hükümete ‘Toplumsal barış için adalet’ çağrısı

    Alevilerden hükümete ‘Toplumsal barış için adalet’ çağrısı

    PİRHA – Alevi kurumları, cinsel saldırı ve uyuşturucu suçlularının serbest bırakılmasını öngören yargı paketine tepki gösterdi. Kurumlar, “Hükümetin bu yönlü ‘af’ politikasından vazgeçmesini, başta fikir suçları olmak üzere, düşüncesini ve siyasi görüşünü açıkladığı için hapiste tutulan tüm yurttaşların ayrımsız bir şekilde özgür bırakılmasını talep ediyoruz” açıklamasında bulundu.

    Mükerrer suçlar, cinsel suçlar ve uyuşturucu ticareti suçları bakımından 3/4’lük koşullu salıverilme oranı ise 2/3’e düşürülüyor. Yani bu suçlardan hüküm giyenler cezasının yüzde 75’i yerine, yüzde 67’sini çekmeleri halinde koşullu salıverilebilecek. Kasten adam öldürmede 2/3, siyasisuçlarda 3/4 oranında uygulanan cezaevinde infaz süresinde ise değişiklik yapılmıyor.

    Duruma tepki gösteren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Demokratik Alevi Dernekleri ortak açıklama yayınladı.

    “DEVLETİN EŞİTLİK İLKESİNE UYMASI GEREKMEKTEDİR”

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Çağdaş ceza felsefesi adalet modelini öncelikle toplumun kültürel, inançsal ve sosyal yapısına göre oluşturur ve modern formlarda bireyin topluma yeniden kazandırılmasını hedefler.

    Uluslararası sözleşme ve anayasalarda temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeler yapılırken, yasa önünde eşitlik ilkesinin benimsenmesi temel düsturlardan biri olarak kabul görür.

    Bu ilkenin temel yükümlüsü olan devletin, her düzey ve nitelikte tüm organ ve görevlileriyle yasa önünde eşitlik ilkesine uygun davranması gerekmektedir.

    “UYUŞTURUCU VE CİNSEL SALDIRI SUÇU İŞLEYENLERİ SERBEST BIRAKMAK KABUL EDİLEMEZ”

    Devleti yönetenlerin kendi siyasi – politik dayatmalarıyla ceza ve adalet politikalarını güncellemesi, yurttaşların adalet ve vicdan muhasebesi yapmasına sebep olabilir. Bu uygulamalar da toplumun hakkaniyet duygusunu zedeler. Hakk’ın varlık deryası olan canlar arasında ayrım yapmak, en başta Hakk’ı incitecektir. Hakkı da, adaleti de, hukuku da incitmemeli.

    Devletin yurttaşlar arasında ahlaki ve vicdani deformasyon yaratabilecek uygulamalardan kaçınması esastır.

    Özgürlük, barış, adalet, insanca bir yaşam, ücretsiz eğitim, ücretsiz sağlık isteyen öğrencileri, gazetecileri, akademisyenleri, öğretmenleri ve halkın seçilmişlerini hapishanede tutmak, toplumsal adalet duygusunu zedelediği gibi, insan özgürlüğüne de vurulmuş bir prangadır.
    Ceza infaz yasasında yapılacak bir düzenleme öncelikle bu canlarımızı kapsamalıdır.

    Çocuklarımıza örgütlü uyuşturucu satanları, kadınlara cinsel saldırıda bulunanları, kadınları katledenleri, serbest bırakmak kabul edilemez.

    Bu tutum ceza politikasının amaçlarına uyumlu olmadığı gibi toplumsal barışa katkı sağlar nitelikten de uzaktır.

    “EŞİTLİK İLKELERİ ELE ALINIRSA TOPLUMSAL BARIŞA HİZMET EDİLİR”

    Her dönemde anayasaya aykırı af kanunları çıkarıp, önce yandaşları sonra bunu genişletip toplumun kabul edemeyeceği suçluları “kader mahkumu” olarak adlandırıp serbest bırakmak, yurttaşlar arasında ayrımcılık yapmak anlamına gelebileceği gibi, ceza hukuku sorumluluk ilkelerine ve infazın amaçlarına da aykırıdır.

    Hak ve hukuk dağıtma ya da hakkın tecelli etmesi biçimi olarak ‘af’ toplumlar için büyük çatışma veya çalkantılı dönemlerden sonra yeni bir başlangıç olabilmelidir.

    Böyle hallerde eşitlik ve adalet ilkeleri dikkate alınırsa, ceza infaz yasasında yapılan değişikliklerin sonuçları toplumun vicdanında kabul görür, toplumsal barışa da hizmet eder.

    “DÜZENLEME, DÜŞÜNCE SUÇLULARINI KAPSAMALIDIR”

    Sevgili canlar, tüm dünyayı pençesine alan bir virüs salgını bulunmakta ve mevcut durumda hapishanelerde kapasitesinin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır maalesef.

    Bu haliyle hapishaneler sağlığa uygunluk açısından oldukça sorunlu yerler olup salgının daha hızlı yayılma ihtimali oldukça yüksektir.

    İşte bu salgın vesilesiyle infaz yasasında yapılacak düzenleme öncelikle, siyasi düşüncesinden dolayı mahkûm edilen ”düşünce suçlularını” kapsamalıdır.

    “SUÇ MAKİNELERİNİN SERBEST KALMASI TOPLUM VİCDANINI YARALAYACAK”

    Toplumun değer yargılarını rencide eden, başta cinsel saldırı suçları, kişiyi hürriyetinden yoksun kılan suçlar, uyuşturucu madde imalı ve satışı suçları işletenlerin serbest bırakılması kabul edilemez.

    Halkımızın gelenek ve kültürüne uygun davranış göstermeyen, halklar arasında nefret duygusu yaratan bu suç makinelerinin serbest bırakılması, toplum vicdanını derinden yaralayacaktır.

    Hükümetin bu taraflı ‘af’ politikasından vazgeçmesini, başta “fikir suçları” olmak üzere, düşüncesini ve siyasi görüşünü açıkladığı için hapiste tutulan tüm yurttaşların ayrımsız bir şekilde özgür bırakılmasını talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Avukat Muhittin Köylüoğlu cinsel saldırı suçundan tutuklandı

    Avukat Muhittin Köylüoğlu cinsel saldırı suçundan tutuklandı

    Sosyal medyada çok sayıda kişinin cinsel istismarla suçladığı ceza avukatı Muhittin Köylüoğlu, Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği’nce nitelikli cinsel saldırı suçundan tutuklandı.

    İstanbul’da mesleğe yeni başlayan Öykü isimli Hukuk Fakültesi öğrencisi, yanında çalıştığı ve babasının da avukatı olan Mühittin Köylüoğlu tarafından cinsel saldırıya maruz kaldığını açıkladı.

    Öykü’nün Twitter hesabından yaptığı açıklamaların ardından söz konusu avukatın başka kadın avukatlara dönük cinsel saldırılarının da olduğu ortaya çıktı.

    Ceza avukatı Mühittin Köylüoğlu suçlamalar üzerine gözaltına alındı, ofisi ve evi arandı. Köylüoğlu, sevk edildiği Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği’nce nitelikli cinsel saldırı suçundan tutuklandı.

  • Urfa’da 733 çocuk istismara maruz bırakıldı: ‘Müslümanım’ diyen tahliye oluyor

    Urfa’da 733 çocuk istismara maruz bırakıldı: ‘Müslümanım’ diyen tahliye oluyor

    Urfa Barosu, 2019 yılında cinsel istismar ve tecavüze uğrayan 733’ü çocuk 782 kişi için avukat görevlendirildi. Baronun Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Halil Güneş, verilerin kısmi olduğunu vurgularken, komisyon üyesi Avukat Melis Can Güneş ise “Müslümanım diyen tahliye ediliyor” diyerek cezasızlık politikasına dikkati çekti. 

    Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, 2019 yılı içerisinde kentte 782 tecavüz ve istismar vakası nedeniyle müdafi avukat ataması yapıldığını, bunların 733’ünün 4 ile 18 yaş aralığında çocuk olduğunu kaydetti. Tecavüz ve istismara maruz kalanların 570’inin kız çocuğu, 163’ünün ise erkek çocuğu olduğunu belirten komisyon, aynı dönemde 18 ile 25 yaş aralığında 44 kadın ve 2 erkeğin, 25 yaş üstü ise 3 kişinin tecavüze maruz kaldığını aktardı.

    Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Barış Polat’ın haberine göre; Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Halil Güneş, istismar ve tecavüz kavramalarının ayırt edilmesi gerektiğini belirterek, istismarın çocuğa karşı yapılan ve çocuğun kötü hissetmesine neden olan hareket anlamı taşıdığını, çocuk üzerinden haz amaçlı yapılanın ise tecavüz olduğunu söyledi. Dünya ve Türkiye Anayasası’nda konuyla ilgili mevcut cezaları hatırlatan Güneş, buna rağmen vakaların sürmesini “Dehşet verici” olduğunu ifade etti. Verilerin kısmi olarak elde edildiğini ve benzer olayların örtbas edildiğini dile getiren Güneş, vakaların sessiz bir şekilde kapatıldığına değindi.

    “CEZALAR UYGULANMIYOR”

    Bölgede çocuk istismarı ve tecavüzün yaygınlaştığına dikkati çeken Güneş, “Bu bir politikanın sonucudur. Çocuğun tecavüz ve istismar edilmesinde ülkenin eğitim durumu ve ekonomisi etkilidir. Tecavüz ve istismar vakalarını rehberlik hocaları ortaya çıkarıyordu. Ama iktidar jet hızı ile kanun getirerek, rehber hocaların sınıfını, statüsünü, sıfatını değiştirdi. Rehber öğretmenlerin bu tür vakaları ortay çıkarmalarının önünü kestiler. Bu şekilde suçun ortaya çıkmasını engelliyorlar. Ama Anayasa’da bu suçu bildirmeyenlere yönelik cezalar mevcuttur. Bir doktorun, bir öğretmenin, bir kamu görevlisinin bu suçu bildirmemesinin cezası var. Ama bunu bir şekilde bertaraf ettiler. Bugün kanunlarda, bu suça ilişkin cezalar var. Cezalar uygulanmıyor. Bu suçu işleyeneler mahkeme salonlarına takım elbise giyerek geldiklerinde, cezalarında indirime gidiliyor” dedi.

    “KAMU DÜZENİNE AYKIRI”

    İstismar ve tecavüze ilişkin okullarda düzenlemek istedikleri seminer için yaptıkları başvuruların, Urfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Kamu düzenine aykırı” gerekçesiyle reddedildiğini aktaran Güneş, “Amacımız çocuğa ulaşarak, farkındalık yaratıp, bu olayların bitmesini sağlamaktı. Bu konuyle ilgili çalışmaları sorduğumuzda ‘var’ diyorlar. Ama şimdiye kadar görmedik. Bölgede yaşanan bu tür vakalar, karşılıklı uzlaşıya gidilerek çözülmeye çalışılıyor” diye belirtti.

    CEYLANPINAR VAKASINI HATIRLATTI

    Komisyon üyesi Avukat Melis Can Güneş de, tecavüz ve istismar vakalarında cezasızlık politikalarına, 5 Şubat’ta Ceylanpınar’da 4 çocuğa tecavüz ederek, fuhuşa zorlayan 5 kişinin tahliye edilmesini hatırlatarak dikkat çekti. Güneş, suçun sabit olmasına rağmen mahkemenin tahliye kararı vermesinini hukuka aykırı olduğunu söyledi.

    Dosyaya müdahil olma taleplerinin de, “Zarar görmedikleri” gerekçesiyle reddedildiğini söyleyen Güneş, “Çocuklara karşı işlenen suç sabitti. Çünkü 4 sanığın kolluktaki ifadelerinde suçu itiraf etmişler. Mahkemeye çıkarılan sanıklar ‘biz işkence altında bu ifadeleri verdik’ demeleri üzerine, mahkeme 4 kişiyi de tahliye etti. Bu usule uygun değildir. Mahkemenin tahliye kararı hukuka aykırıdır. Mahkeme çocukların hastaneye götürülmesini ve yaş tespitlerinin yapılması gerekçesi ile bu kişilerin tahliyesini verdi. 2018 tarihinde yaşanan bu olaya ilişkin, çocuklar ile ilgili her hangi bir araştırma yapılmayıp bir rapor dahi hazırlanmamış” diye konuştu.

    “MÜSLÜMANIM DİYEN TAHLİYE EDİLİYOR”

    Sanıkların, “Ben Müslümanım asla böyle bir şey yapmam” diyerek talepte bulunmaları üzerine tahliye edildiklerini vurgulayan Güneş, şunları söyledi: “Mahkemeler, STK’leri, baroları, kurum ve kuruluşları mahkeme salonlarından uzak tutarak, cezasızlık politikası uyguluyor. Müdahillik talebimizi reddederek, bizi mahkemeden uzak tutuyor. Bu tahliyeler, bölgedeki mahkemelerin tutumunu gösteriyor. Mahkemelerin sanıkları tahliye etmesi, erk zihniyeti güçlendirerek, kişileri bu suça teşvik ediyor. Bizleri her ne kadar mahkeme salonlarından uzak tutmaya çalışsalar da, bu dosyaların takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

  • HDP’li Önlü: ‘Toplum yozlaştı, bir şey yapamıyoruz’ demenin zamanı değildir

    HDP’li Önlü: ‘Toplum yozlaştı, bir şey yapamıyoruz’ demenin zamanı değildir

    PİRHA – HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim’deki yozlaştırma politikalarına ilişkin açıklama yaptı. Önlü, “Yaşananlar karşısında susmayan, tüm baskı ve saldırılara rağmen sokağa çıkan Dersim halkı ve Munzur Üniversitesi öğrencileri, herkese yol göstermelidir. Ah vah etmenin, ‘toplum yozlaştı, bir şey yapamıyoruz’ demenin zamanı değildir” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim’de çürütme ve yozlaştırma politikalarına ilişkin bir basın açıklaması yaptı.

    “DERSİM, YOZLAŞTIRMA POLİTİKASIYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILMAKTA”

    “Osmanlı’dan günümüze devletin sistematik saldırılarına maruz kalan Dersim, son dönemlerde cinsel istismar, taciz ve kadın cinayetleriyle ciddi anlamda organize bir şekilde hedef alınmaktadır. Bizler bu saldırıları asla tesadüf olarak görmüyoruz. Munzur Üniversitesi’nde kadın öğrencilere yönelik taciz iddiaları, sonrasında Pertek’te çocuklara yönelik istismarlar ve son olarak üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya yönelik saldırılar açıkça göstermektedir ki Dersim coğrafyası, sistem eliyle bir çürütme ve yozlaştırma politikasıyla karşı karşıya bırakılmaktadır” denilen açıklama şöyle devam etti:

    “OLAYLARIN ARKASINDA İKTİDAR İLE İLİŞKİLİ ŞAHISLAR VAR”

    “Başta Kürt illeri olmak üzere çocuklara yönelik istismar ve kadınlara yönelik taciz ve şiddetin arkasında kamu görevlilerinin ya da iktidar ile ilişkili olan şahısların olduğu ortaya çıkıyor. Bu şekilde olmasa dahi bu tarz saldırıyı gerçekleştirenlerin iktidar yargısı tarafından korunduklarını birçok dava örneğinde hepimiz görmekteyiz. Dersim Pertek’te, birçok çocuğa cinsel istismarda bulunduğu açığa çıkan Harun Yıldırım, isimli şahsın daha önce de yine bir çocuğa cinsel istismarda bulunduğu ancak savcılığın hakkında takipsizlik kararı verdiği, yine Munzur Üniversitesi’nde yaşanan taciz olaylarına ilişkin etkin bir soruşturmanın yürütülmemesi bunun somut örneklerinden sade bir kaçıdır. Dersim’de son 5 ayda açığa çıkan 4 ayrı istismar vakası bu karanlık tablonun küçük bir özetidir. Bu sonuçlar, bu istismar ve taciz vakalarını münferit olmaktan çıkarıp sistematik hale getirmekte ve failleri adeta cesaretlendirmektedir.

    “VALİ, AKP-MHP FAŞİST İKTİDARININ İL BAŞKANI GİBİ HAREKET EDİYOR”

    Dersim’de tüm bunlar olurken kentin mülki amiri ise tek bir açıklama dahi yapmamaktadır. Kalekollarla, karakollarla, güvenlik kameralarıyla, istihbarat ajanlarıyla 7/24 izlenen kentte kadınlar tacize uğruyor, şiddete maruz kalıyor, çocuklar istismara uğruyor ancak bu kentin Valisi tek bir kelime dahi açıklama yapamıyor. Kentin seçilmiş vekillerinin telefonlarına çıkmıyor. Bir kentin en üst mülki amiri sıfatını taşıması nedeniyle bu kentte yaşanan tüm olayların sorumluluğu valiliktedir. Ancak bu kentin valisi artık valilik sıfatını yitirmiştir. İçişleri Bakanı’nın yürütmüş olduğu düşman hukukunu sürdürerek artık bu kentin mülki amiri değil AKP-MHP faşist iktidarının il başkanı gibi hareket etmektedir.

    “SÖZDE EN GÜVENLİ YOLDA 26 GÜNDÜR GÜLİSTAN BULUNAMIYOR”

    26 gündür Gülistan Doku’ya ulaşılamıyor. Sözde Türkiye’nin en güvenli yolunda 26 gündür bir kişi bulunamıyor. Munzur Üniversitesi’nde öğrenciler taciz uğruyor, Pertek’te çocuklar istismar ediliyor valilikten ve bakanlıklardan tek bir açıklama yapılmıyor. Yargı eliyle dosyalara gizlilik kararı veriliyor. Bakanlıklar, sorduğumuz yazılı soru önergelerini cevaplamadığı gibi taciz ve istismara ilişkin etkin bir soruşturma dahi yürütmüyorlar. Ne zamanki Dersim halkı bu yaşananlara karşı ses çıkarmaya başlıyor. Devlet kendini o zaman hemen yeniden gösteriyor. Tacize ve istismara yönelik yapılan eylem ve etkinlikleri yasaklıyor. Adım adım, bu olayların üzerinin nasıl da kapatıldığını, nasıl da konuşulmasının engellendiğini, gizlilik ve yasaklama kararlarıyla toplumun çürütülmeye çalışıldığını görüyoruz. İşte sistem tarafından yaratılmak istenen ‘Tunceli kimliği’ tam olarak budur. Tacize, tecavüze sesini çıkarmayan, kimliğini, kültürünü korumayan, görmeyen, duymayan, dilini konuşmayan bir halk yaratılmak isteniyor. Buna da ‘Tunceli kimliği’ diyorlar.

    “HUZURLU TUNCELİ, MUTSUZ DERSİM ALGISI YARATILMAK İSTENİYOR”

    Dersim’de sistem ve iktidar eliyle, Emniyet, TSK, Bürokrasi mensuplarının ve korucuların içerisinde yer aldığı organize bir çürütme ve yozlaştırılma politikası hız kesmeden sürdürülüyor. Çok bilinçli bir şekilde, ‘Huzurlu Tunceli, mutsuz Dersim’ algısı egemenler tarafından yaratılmak istenmektedir. Dersim kimliğini yok edip, Tunceli kimliğini inşa etme çabası içerisindedirler.

    Dersim, halkı bu saldırılar karşısında geçmişte susmadı, üzerini örtmedi bugün de susmamıştır. Dersim halkının bu tavrı, halkımıza yönelik saldırıların olduğu her yerde örnek alınmalıdır. Yaşananlar karşısında susmayan, tüm baskı ve saldırılara rağmen sokağa çıkan Dersim halkı ve Munzur Üniversitesi öğrencileri, herkese yol göstermelidir. Ah vah etmenin, ‘toplum yozlaştı, bir şey yapamıyoruz’ demenin zamanı değildir. Dersim halkı, Munzur Üniversitesi öğrencileri hepimize yolu göstermiştir.

    “HALKIN VE ÖĞRENCİLERİN ONUR MÜCADELESİNE OMUZ VERELİM”

    Bizleri yozluğa, bataklığa, çürümeye sürükleyenlere karşı susmamalıyız. Onur, yaşananların üzerini örtmek değil bunu teşhir etmek ve yapanlardan hesap sormaktır. Yozlaştırılan, çıkarlar uğruna kullanılan insanlarımızı da ancak bizler bu bataklıktan çıkarıp, toplumsallaştırabiliriz. Dersim’de yürüyen, yaşananların adresini net olarak gösteren binlerce insanımızın yaptığı bir onur mücadelesidir. Nerede olursak olalım Kürdistan ya da Türkiye’de hem bulunduğumuz yerdeki yozlaştırmaya karşı çıkmalı hem de Dersim halkının ve Munzur Üniversitesi öğrencilerinin onur mücadelesine omuz verelim. Yol bize gösterilmiştir. Bizim yapmamız gereken bu yolda yürümektir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Pertek’te bir şahıs çocuklara cinsel saldırıdan tutuklandı

    Pertek’te bir şahıs çocuklara cinsel saldırıdan tutuklandı

    PİRHA- Pertek’te esnaf  olduğu belirtilen H.Y. isimli şahıs, 15 çocuğa cinsel saldırıdan dolayı dün tutuklandı. 

    Dersim Pertek’te esnaf H.Y., 15 çocuğa cinsel saldırıdan dolayı tutuklandı. Çocukların aileleri de tedbir amaçlı gözetim altında.

    Pertek ilçesinde geçen yıl da 70 yaşındaki Ahmet Ç. evine gittiği komşusunun 17 yaşındaki kızı E.D’ye cinsel istismar girişiminde bulunduğu gerekçesiyle gözaltına alınıp tutuklanmıştı.

    PİRHA/DERSİM

  • Kenanoğlu, tarikat yurdundaki cinsel saldırıyı Bakan Selçuk’a sordu

    Kenanoğlu, tarikat yurdundaki cinsel saldırıyı Bakan Selçuk’a sordu

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Denizli’nin Çivril ilçesinin Akpınar mahallesinde bulunan ve Süleymancılar tarikatına ait olduğu belirtilen Kervansaray Erkek Öğrenci Yurdunda 12 yaşındaki bir öğrencinin maruz kaldığı cinsel taciz ile ilgili olarak Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlanması istemiyle soru önergesi verdi. 

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Denizli’nin Çivril ilçesinin Akpınar mahallesinde bulunan ve Süleymancılar tarikatına ait olduğu belirtilen Kervansaray Erkek Öğrenci Yurdunda 12 yaşındaki bir öğrencinin maruz kaldığı cinsel taciz olayını Meclis gündemine taşıdı.

    Kenanoğlu soru önergesinin gerekçesinde şunları belirtti:

    “Denizli’nin Çivril  ilçesinin Akpınar mahallesinde bulunan ve Süleymancılar tarikatına ait olduğu bilinen Kervansaray Erkek Öğrenci Yurdunda cinsel istismar yaşandı. Olay, istismara maruz kalan çocuğun hazırladığı intihar notunun bulunmasıyla öğrenilmiştir. 12 yaşındaki öğrenciyi, yaşananları anlatmaması konusunda uyaran ve şiddet uygulayan Emre T. çocuğu istismar etmeye devam etmiştir. Bunun üzerine küçük çocuk durumu yurt müdürüne anlatmış, Müdür Murat Ç., küçük çocuğa olayı unutmasını ve kapatması gerektiğini söyleyerek eğitmen Emre T.’yi Denizli’de aynı tarikata bağlı başka bir yurda gönderdiği söylenmektedir. Yaşadığı olayın etkisinden kurtulamayan ve içine kapanan küçük çocuk okulda durumu bir arkadaşına anlatarak intihar etmek istediğini belirtmiş, ertesi gün sınıfta yalnız kaldığı sırada intihar notu yazan ve başından geçenleri anlatan öğrenci, notu sınıfın penceresinden atmıştır. Notu bulan arkadaşları durumu okul idaresine bildirmiştir.

    Cinsel istimara maruz kalan M.S.’nin ifadelerine göre; çocuğun durumu ilk olarak kendi ailesine bahsettiği, annesiyle babasının ayrıldığı, babasının üvey annesiyle Denizli’de yaşadığı, evde bir olay yaşandığında babasının kendisini dövdüğü, ilk istismarın, haziran ayında yaşandığı, Yurtta eğitmen olan Emre T.’nin bodrum kattaki personel odasında kendisine cinsel istismarda bulunduğu, Emre T.’nin istismarı revirde, çatı katında ve yatakhanede de devam ettirdiği, bu yaşananları kimseye anlatmaması konusunda uyarıldığı, ancak, yurt müdürü Murat Ç.’ye yaşadıklarını anlattığı, Emre T.’nin yurttan gönderildiği, pencereden attığı notta başından geçenleri anlattığı, ‘Kendimi ağaca asmak istiyorum, ölmek istiyorum’ diye yazdığı, Emre T.’nin her zaman şiddet uyguladığını belirtmektedir.”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması için şu soruları yöneltti:

    1- Süleymancılar tarikatına ait olduğu belirtilen bu yurtta yaşanan olayla ilgili olarak adı geçen şahıs Emre T. (19) hakkında bir işlem yapılmış mıdır?

    2- Yurt Müdürü görevden alınacak mıdır?

    3- Kervansaray Erkek Öğrenci Yurdu’nda bugüne kadar herhangi bir denetim yapılmış mıdır? Yapılmış ve olumsuz bir duruma rastlanmışsa ne gibi bir işlem yapılmıştır?

    4- Hem istismara kalan çocuk hem de diğer yurt öğrencilerinin eğitim durumu ne olacaktır?

    (HABER MERKEZİ)