Etiket: cinsel şiddet

  • ‘Aleviler kamusal alanda ilk iletişimini semboller ve simgeler ile kuruyor’-VİDEO

    ‘Aleviler kamusal alanda ilk iletişimini semboller ve simgeler ile kuruyor’-VİDEO

    PİRHA- ‘Aleviler: Din, Beden, Cinsiyet; Neşeden Kedere’ sempozyumunda Alevi medyasının gelişim seyrine dair konuşan Doç. Dr. Halise Karaaslan, “Kentleşme Aleviliğin iletişimsel görünürlüğünü değiştiriyor. Kamusal alanda hem kendi arasında iletişim ile hem de yabancılar ile iletişimde araçlara ihtiyaç duyuyor. Alevi medyası hem nicelik hem de nitelik olarak geniş bir alana yayılmış durumda” dedi.

    Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği (ABKTD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) düzenlediği “Aleviler: Din, Beden, Cinsiyet; Neşeden Kedere” Sempozyumu’nun ikinci gününde, “Medyanın Ötekileri, Ötekilerin Medyası: Gör Diyene Kör, Duy Diyene Sağır” konu başlıklı sunumlar gerçekleşti.

    İzmir Kültürpark Fuar Alanı’ndaki İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde yapılan oturumu Ali Duran Topuz kolaylaştırdı. Oturumda Doç. Dr. Halise Karaaslan, Dr. İlkay Kara ve İnci Hekimoğlu konuştu.

    “HER KUSURUNUZ KADIN OLMANIZA BAĞLANIR”

    ‘Medyada “Öteki” Kadınlar’ başlığıyla sunum yapan Gazeteci İnci Hekimoğlu, kadın gazetecilerin taciz, siyasi baskı ve mobbing gibi zor şatlarda mesleğini icra etmeye  çalıştığını belirterek şöyle konuştu:

    “Bir kadın çalışan hamile olduğu için işten çıkarılabiliyor, mobbinge uğruyor. Kadın her koşulda, iş hayatında erkeklerden daha fazla çalışmak zorunda. Temiz, titiz  ve güzel olmak zorunda. Kadınların yaşadığı bütün sorunlar sabah programlarında bireysel bir alan olarak sunuluyor. O programlarda kadının buna yol açan kabahatleri ön plana çıkarılıyor.

    Medya içindeki kadınlara dönersek eğer televizyon programlarında çoğu erkektir. Kadınlar genelde sunucu ve moderatördür. Onlarda genç ve güzel olmak zorundadır. Genel yayın yönetmeni bir kadın yok. İki kat çalışmak zorundasınız. Öncelikle erkek meslektaşınız yanında daha zeki, çalışkan olmak zorundasınız. Çünkü her kusurunuz kadın olmanıza bağlanır.”

    “KADIN GAZETECİLER TACİZ VE BASKI ORTAMINDA ÇALIŞIYOR”

    Ünlü olmayan ve çoğunluğu Kürt medyasında çalışan kadın gazetecilerin maruz bırakıldıkları hak ihlallerini duyulmadığını dile getiren Hekimoğlu, “Medya bu iktidardan önce promosyon kampanyaları sürecinde gazetecileri işten çıkarmış ve havuz medyası oluşmaya başlamıştı. 20 yıllık AKP iktidarında şikayet ettiğimiz dönemdeki sorunlarımız iki katına çıktı. Medya eskiden de bağımsız değildi. Ama hiçbir zamanda bugünkü gibi yüzde 90’ı ele geçirilmiş ve doğrudan saraydan müdahale edildiği bir süreci hiç yaşamamıştık. Dayatılan tek bir kadın modeli var. Buna direnmek giderek daha zorunluluk hale geliyor. Yerlerde sürünen bir gazetecilik var. Yerel medyada durum çok daha ağır. Kadınlar taciz ve siyasi baskının çok daha ağır olduğu alanda çalışıyorlar” dedi.

    MEDYA VE CİNSEL ŞİDDETİN HABERLEŞTİRİLMESİ

    Dr. İlkay Kara, medyanın ayrımcı söyleminde cinsel şiddetin haberleştirilmesi ve tecavüz mitlerine dair yaptığı sunumda tecavüz suçunun kadınların iradesine bağlanarak suç olarak ortadan kaldırıldığına dikkat çekti. Kara, şunları belirtti:

    “Kadınlar medyayı da değiştirip dönüştürdü. Kadınlar bastırdıkça geri adım atılıyor. Bu politik bir mücadele alanı. Bu dönüştürücü güçten asla vazgeçmememiz gerekiyor. Medya sektöründe toplumsal cinsiyetçiliğe göre iş bölümü paylaşılıyor. Haberin öznesi kadın olduğu durumda fiziki ve medeni durumunun işlenmesi genel eleştiri konusu.

    Modern toplumlarda şiddete ilişkin yaygın bir söylem var. Ruhsal dengesizlik ve bireysel davranış olarak ele alınıyor. Yaşanan tecavüz ve cinsel şiddet meşrulaştırılıyor. Tüm toplumsal bağlarından koparılan bir tecavüz kurgusu yaratılıyor. Tecavüz suçunun varlığına inanmada bir sorun yaşanıyor. Tecavüz, kadınların iradesine bağlanarak suç olarak ortadan kaldırılıyor. Erkek iradesinin dışından çıkarılarak, kadın bunun suçlusu oluyor. Bu yargılar ile haberde tecavüz suç olmaktan kaldırıyor ve veya bunun suçlusu olarak kadını işaret ediyor.”

    “ALEVİLERİN İLK KAMUSAL İLETİŞİMİ SEMBOLLER İLE OLUYOR”

    ‘Alevi Medyasında Kadın’ konulu sunumunda Alevi medyasının gelişim seyri ve güncel durumunu örneklerle aktaran Doç. Dr. Halise Karaaslan, Alevilerin kamusal alanda ihtiyaç duyduğu iletişim araçlarını semboller ile yaşama geçirdiğini kaydetti.

    Alevi medyası hem nicelik hem nitelik olarak geniş bir alana yayılmış durumda olduğunu söyleyen Karaaslan, “Alevi medyasında kadın konusu maalesef henüz değerlendirilmemiş. Akademisyenler korktukları için Alevi medyası üzerine çalışma yapmıyorlar. Alevilerin iletişimi sözlü kültür üzerinedir. Yazılı hale dönüşmesi Alevilerin kentleşmesi ile başlıyor. Kentleşme Aleviliğin iletişimsel görünürlüğünü değiştiriyor. Kamusal alanda hem kendi arasında iletişim ile hem de yabancılar ile iletişimde araçlara ihtiyaç duyuyor. İlk kamusal alana çıkışı simge ve sembollerle oluyor. Zülfikar kolyesi-küpesi takma, farklı sesleniş biçimleri, Hacı Bektaş Veli kartpostalları sembol olarak kamusal iletişim oluyor.  Alevi medyası çok  hem nicelik hem nitelik olarak geniş bir alana yayılmış durumda” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Biz kadınlar bir araya geldikçe davalardan sonuç alıyoruz”

    ‘Biz kadınlar bir araya geldikçe davalardan sonuç alıyoruz”

    PİRHA – Dersim Kadın Platformu, 8 Mart kapsamında düzenlediği söyleşide, 6284 sayılı kanunu anlatarak kadın mücadelesinin yeri ve önemine dikkat çekti.

    Dersim Kadın Platformu, ‘Haklarımızı öğreniyor taciz, tecavüze ve şiddete karşı başkaldırıyoruz’ başlığıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Demokratik Alevi Derneğinde (DAD) söyleşi düzenledi.

    Panele Dersim Barosu Kadın Komisyonu Avukatı Dilan Torun, Psikolog Duygu Kurban konuşmacı olarak katılırken, birçok kadın ve Munzur Üniversitesi öğrencileri de katılım gösterdi.

    “6284 SAYILI KANUN SADECE EŞ DEĞİL HER TÜRLÜ ŞİDDETİ KAPSIYOR”

    İlk olarak konuşan Dersim Barosu Çocuk Kadın Komisyonu Avukatı Dilan Torun, 6284 sayılı kanunu anlatarak kadın mücadelesinin yeri ve önemine vurgu yaptı. Bu kanunun sadece eş şiddetini değil her türlü şiddeti kapsadığını söyleyen Torun, bu durumlarda kadın derneklerinden, çocuk komisyonlarından destek alınabileceğini belirtti. Avukat olarak başvuru temelinde ellerinden geldikçe destek olduklarını dile getiren Torun, “Kendinizi bu anlamda yalnız hissetmeyin. Yaşanan şiddet karşısında sustukça büyüyen durumlardır. Bu anlamda hukuki desteğe ihtiyaç olan kadınlara yardım desteği sunuyoruz “ dedi.

    “SAVAŞ ŞİDDETİ, ŞİDDET DE KADINI VURAN BİR SÜREÇ”

    Kadın örgütlerinde bir geri çekilme yaşandığını dile getiren Psikolog Duygu Kurban, alanların boş kaldığı zaman başkaları olumsuz bir şekilde doldurduğunu ifade etti. Üniversitede tecavüz, şiddet olaylarını duyduklarını belirten Kurban, “Bu kişiler rütbeli oldukları için yaşanan taciz karşısında öğrenci üniversiteyi terk ediyor. Bu söyleşiyi de yalnız olmadığınızı bilmeniz için gerçekleştirdik. Kadınlara çok güzel haklar tanınıyor. Fakat mücadele etmeden çok mümkünatı yok. Biz kadınlar bir araya geldikçe davalardan sonuç alıyoruz. Peki biz nasıl ulaşacağız? Yalnız hissetmemesi için neler yapabiliriz? Son dönemde yaşananların kolluk kuvvetlerinin isimleri geçiyor. Savaş şiddeti, şiddette kadınları vuran bir süreç oluyor” şeklinde konuştu.

    Etkinlik, katılımcılarla konuşmacıların soru cevaplarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kadına şiddet: Mahkemeden nasihat ve para cezası (!)

    Dersim’de kadına şiddet: Mahkemeden nasihat ve para cezası (!)

    PİRHA – Dersim’de boşanmak istediği erkek tarafından şiddet gören K. K.’nın duruşması bugün görüldü. Hakim, şiddet uygulayan S.K’ya 2200 lira para cezası vererek ‘Benden size nasihat, birbirinizi affedin, çocuklarınız için iyi geçinin’ ifadelerini kullandı.

    Dersim’de evli olduğu erkek tarafından fiziksel ve psikolojik şiddet gören K.K’nın duruşması bugün Tunceli Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Yapılan duruşmada hakim, yatak odasında kamera bulunmamasını gerekçe göstererek yeterli delil olmamasından kaynaklı sanık Serkan K.’ya indirim yapılarak 2200 lira para cezası verdi.

    Hakkında uzaklaştırma kararı verilen Serkan K., uzaklaştırma kararına rağmen K. K.’nın yaşadığı eve gittiği ve K.’yı boğmaya çalışarak balkondan atmaya teşebbüs ettiği biliniyor.

    K.’nın vücudunda birçok darp ve işkence izinin olmasına rağmen sanık Serkan K., “Atlayacaktı, ben onu kurtardım, vücudundaki kesik izlerini ve sigara sönüklerini de ben yapmadım kendisi yaptı’ diyerek kendisini savundu.

    Sanık Serkan K.ile hakimin nasihat sözleri tepki topladı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de açıklama: Tecavüz, kadın katliamları yaşanırken neredeydiniz?-VİDEO

    Dersim’de açıklama: Tecavüz, kadın katliamları yaşanırken neredeydiniz?-VİDEO

    PİRHA – Dersim Emek ve Demokrasi Güçlerinin yaptığı açıklamada konuşan HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, polis kameralarını işaret ederek, “O kadar onursuzluk, tecavüz, kadın katliamları yaşanırken neredeydiniz? AKP’ye hizmet edenler çocukların tecavüzünde pay sahibidir” dedi.

    Haberin videosu

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, “Yozlaştırmaya geçit vermeyeceğiz. Kentimize, çocuklarımıza, geleceğimize, sahip çıkıyoruz” sloganıyla  günlerdir kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ve Pertek’te 15 çocuğun cinsel istismara uğramasına ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Seyit Rıza Meydanında yapılan açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Alican Önlü ve Mehmet Rüştü Tiryaki katıldı. “Jin jiyan azadî”, “Dersim uyuma Gülistan’a sahip çık” sloganlarının atıldığı açıklamada ilk olarak HDP İl Eşbaşkanı Nurşat Yeşil konuştu.

    “CAYDIRICI CEZAİ İŞLEMLER UYGULANMALI”

    Ovacık, Pertek ve Hozat ilçelerinde birbiri ardına çocuk istismarı vakalarının açığa çıktığını söyleyen Nurşat Yeşil, Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan ise günlerdir haber alınamadığını belirtti. Kadın, kız ve erkek çocuklarına yönelik özellikle cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların bu derecede artmış olmasının tesadüf olmadığını dile getiren Yeşil, şunları söyledi:

    “Tacize tecavüze istismara ve tehditlere karşı yetkili kurumlar üzerine düşeni yapmalıdır. Özellikle kamu görevleri ile ilgili taciz, istismar ve benzeri iddialarda şikayette bakılmaksızın gerekli soruşturmalar yapılmalıdır. Taciz, tecavüz ve istismar olaylarında caydırıcı cezai işlemler uygulanmalı, cezai indirimlere gidilmemelidir. Çocuk istismarcıların affı anlamına gelen yasa tasarısından vazgeçilmelidir. İlimizde çokça taciz, istismar kayıp haberlerinin ard arda geldiği bu günlerde, halkımızın istismarcılara, tacizcilere, tecavüzcülere karşı yükselttiği bu sesin yasaklarla bastırılmasını kabul etmiyoruz.”

    “ÇOCUKLARA TECAVÜZ EDİLİRKEN NEREDEYDİNİZ?”

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ise, gençlerin, kadınların ve halkın yürüttüğü mücadelenin bir onur mücadelesi olduğunu vurguladı. Bunun karşısında bir onursuzluk tavrı da olduğunu dile getiren Önlü, bu onur mücadelesine birinci derecede sorumluluk sahibi olan mülkü amirleri ve emniyet güçlerinin olduğunu ifade etti. Polis kameralarını işaret eden Önlü, “Burada o kadar onursuzluk, tecavüz, kadın katliamları yaşanırken bu kadar kamera neredeydi. İnsan biraz utanır. Bu kente çocuklara tecavüz edilirken güvenlik güçlerinin kamerası, bunları fişlerken, tecavüzcülerin haklarında istihbarat toplayamadı mı? Engelleyemedi mi? Valilikte değil artık. AKP- MHP iktidarının bu ildeki il başkanıdır. Artık mülki amirlik sıfatını kaybetmiştir. Bir vali değildir. Bu devletin valisi de değildir. Faşist iktidarın buradaki siyaset yürütenidir. Bu kentin huzurunu bozma, diyor. Kendi sorumluluğu altında kadınlar katledilirken, çocuklara tecavüz edilirken huzurluydu. Ne zaman ki öğrenciler, kadınlar ve halk bu onursuzluğa karşı bir onur mücadelesi verdiğinde bu kentin huzuru bozuluyormuş. Senin sorumluluğun altında bu kentin dokusu bozuluyor. Bu halk kin duymayacak mı?” dedi.

    “KENT GARNİZON KENTİNE ÇEVRİLDİ”

    Bir algı yaratılmaya çalışıldığını dile getiren Önlü, “Bu etkinliği yasaklayacağına bir an önce istifa etmeli ve bu kenti de terk etmelidir. Çok kullandığı bir söz var. Türkiye’de en huzurlu kent Dersimmiş. Çocuklara tecavüz ediliyor. Kent garnizon kentine çevrilmiş. Geçmişte Elâzığ, Dersim kara yoluna Elazığ, Tunceli yolu deniyordu. Dikkat edin isim değiştirildi. Türkiye’nin en güvenlikli yolu diye geçiyor. Üniversite ve kent arasında askeri bölge olan, her adımın izlendiği ve güvenlik yolu dediğiniz yer günlerdir barajlı araştırma yapılıyor. Ya söylediğini bu kent güvenlikli kenttir. Ya bu yalan, ya da orada göstermelik aramanız yalandır. Türkiye’nin en güvenli kenti Tunceli ama bir şeyi daha bize aşılamaya çalışıyorlar. Ama bu ülkede en mutsuz kent Dersimmiş. Neden? Eğer kimliğini, onurunu, dilini, inancını ret edip faşist iktidara biat edersen bu Tunceli kimliğidir işte. Ama nasıl ki günlerdir kadınların, öğrencilerin, halkımızın onur mücadelesi de Dersim kimliğidir” şeklinde konuştu.

    AKP yöneticilerinin Siirt’te polis ve uzmanların yüzlerce tecavüz ettiği kızlara yönelik sarf ettiği sözleri hatırlatan Önlü, şöyle devam etti:

    “Dağa çıkacağına, siyaset yapacağına fuhuş yapmaları en hayırlı iştir. İşte bu zihniyet tecavüzcü, kadın düşmanı zihniyettir. Bütün kenti kamera altında tutmanın, sorumluluğunuz altında çocuklara tecavüz edilmiştir. Kameralarınızı bizlere değil kendinize tutmalısınız. Bu saatten sonra kentte AKP’ye hizmet edenler çocukların tecavüzünde pay sahibidir. Bütün devrimci, demokrat, yurtsever, kadın, gençlik, emek güçleriyle ortak bir mücadeleyle ancak bu onursuz yaşamı bize dayatan iktidardan kurtulabiliriz. Bu onur mücadelesi Kürdistan’ın her yerine yayılmalıdır” şeklinde konuştu.

    Açıklama, ‘Jin jiyan azadi’ sloganları ve alkışlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Kadınlara ve çocuklara saldırılara toplumca rızalık göstermiyoruz’-VİDEO

    ‘Kadınlara ve çocuklara saldırılara toplumca rızalık göstermiyoruz’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de son süreçte açığa çıkan cinsel şiddet vakalarına ve kayıp öğrenci Gülistan Doku’ya ilişkin PİRHA’ya konuşan Menşure Doğan, Rahime Kızılkan ve Zeynel Kete, kadınlara ve masum-u pak olan çocuklara rızasız bir davranışta bulunulmasının kabul edilemeyeceğini belirttiler. 

    Haberin videosu

    Dersim’de son haftalarda açığa çıkan cinsel şiddet olaylarına ve kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin PİRHA’ya konuşan analar ve pirler, duruma tepki göstererek “Nehaq zihniyetin kadına, masum-u pak olan çocuklarımıza rızasız bir davranışta bulunması Hakkın emri rızasına karşı gelmektir. Bunu Hakka yapılmış bir zulüm olarak görüyoruz. Yapılan her taciz tecavüz ve ötekileştirmeyle beraber Hak da bir daha ölüyor. Temelinde Hakka yapılmış bir zulüm olarak görüyoruz” diye konuştular.

    “YAŞANANLARA TOPLUMCA RIZALIK GÖSTERMİYORUZ”

    Derviş Cemal Ocağı’ndan Menşure Doğan, “İnancımızın reddettiği kötülükler, tecavüz, şiddet, istismar ve baskıdır. Eskiden hep kadın bedeni üzerineydi şimdi çocuklar da dahil oldu. Üstünü kapatırlarsa bebeklere kadar uzanan çirkin şeyler ortaya çıkıyor. Pertek’te ve Ovacık’ta çocuklara cinsel istismar vakaları açığa çıktı. Artık Türkiye’nin her yerinde de oluyor, bizde hiç olamaz diye bir gamsızlık göstermemeliyiz. Günümüze yaşanan bu çirkinlikleri eskiye takılarak unutuyor muyuz? Ders almamız gerekiyor. Bütün canları duyarlı olmaya çağırıyoruz. Bu son olsun desek bile korkuyoruz, çocuklara yönelinmiş. Toplumca rızalık göstermiyoruz. Yezitlik denilen şey, geçmişte yaşanan zulüm değildir sadece, yaşanan zulmü görmek zorundayız” dedi.

    “GÜLİSTAN’IN ARKADAŞLARINA YAPILAN SALDIRIYI KABUL ETMİYORUZ”

    Doğan, 5 Ocak tarihinden bu yanan haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin ise şunları söyledi:

    “Suçlu olduğu iddia edilen kim olursa olsun, madem bir iddia var onu elde tutması gerekirdi devletin. Evine kadar gitmişler ancak tedbir olarak gözaltına alınabilirdi ama şimdi öyle bir durum yok. Küçücük çocuklar zafer işareti yapsa bu sistem ceza veriyor.
    Arkadaşları kayıp olan öğrenciler tabi ki bu olaya itiraz edecekler. Sıra sana da gelecek, diye bir söz söylediler, ki yaşanıyor. Haklı olan bir duruma polisin bu şekil saldırması, susun konuşmayın demesi kabul edilemez. Arkadaşları kayıp, farklı şekilde telkinde bulunulmalıydı. Bu saldırıyı bir anne, bir kadın, bir insan olarak kınıyorum.”

    “TACİZ, TECAVÜZ, CİNSEL ŞİDDET VAKALARI, BİR POLİTİKA MIDIR?”

    Kureyşan Ocağı’ndan Rahime Kızılkan da son süreçte açığa çıkan cinsel şiddet vakalarına tepki göstererek, “Biz her duyduğumuzda şoke oluyoruz. Kadınlara çocuklara tecavüz, taciz, cinsel istismar bir politika mıdır? Dersim’de de bunların olması gerektiğine inananların yaptığı mıdır? Çok vahimdir. Dersim halkının bir bütün duyarlı olmasını istiyoruz. Ülkenin her yerinde çoğaldı bu” dedi.

    Kızılkan, “Bizim inancımızda düşüncemizde böyle bir şey olamaz. Dersim halkı bunlara gereken cevabı sokaklara inerek veriyor. Pertek’te de aynı şekilde halk sokaklara indi. İzin vermeyeceğiz halk olarak. Devletin her şeyi açığa çıkarması gerekiyor” diye konuştu.

    “YAPILANLARI HAKKA YAPILMIŞ BİR ZULÜM OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Şıx Çoban Ocağı’ndan Zeynel Kete, “Yol kadınla başlar. Kadın mürşidi kamilullahtır. Biz bütün evrende bütün canlıda Hakkın varlığını görürüz. Bundan dolayı evrene, canlıya, kadına bütün cümle cana yapılan taciz, tecavüz, baskı, ötekileştirme Hakkın emri rızasına karşı gelen bir tavır davranış olarak görüyoruz. Kadın kainatı var eden kudretin ismidir. Hak en iyi şekilde kadının bedeninde ve ruhunda kendisini görünür kılar. Kadın kainatta kendisine benzeyen bir türü var eder” diyerek Alevilik inancında kadını aktardı.

    “Kimden gelirse gelsin, kimin yaptığı hiç önemli değil, bizim için önemli olan zulmün kendisidir. Zulmün kadına yapılması bizi daha fazla düşündürür. Hak aşkı Xızır gayretiyle bu yapılanlara karşı bir yol bulmamız gerekiyor. Bunlara bir dur dememiz gerekiyor” diyen Kete şöyle devam etti:

    “Kadına karşı yapılan her türlü rızasız eylem ne olursa olsun kadının rızası alınmadan kadına yönelik bir harekette bulunmak bizim için tacizdir, tecavüzdür, ne olursa olsun. Rızalık esastır. Nehaq zihniyetin kadına, masum-u pak olan çocuklarımıza, toprağımıza, dilimize, bizim rızalığımız olmadan bir davranışta bulunması Hakkın emri rızasına karşı gelmektir. Yapılan her taciz tecavüz ve ötekileştirmeyle beraber Hak da bir daha ölüyor. Temelinde Hakka yapılmış bir zulüm olarak görüyoruz.”

    “OLAY AÇIĞA ÇIKSIN, BU DURUMA RIZALIK GÖSTERMİYORUZ”

    Kayıp üniversite öğrencisine ilişkin sözlerine devam eden Kete, şunları kaydetti:

    “Gülistan canımız bu kutsal topraklarda mihmandır. Genç kadın demek inancın, itikatın, güzelliğin, bilgeliğin, barışın yeni kuşaklara aktarılması demektir. Muhtemeldir ki kendi rızası dışında başına bir şey gelmiştir. Kendi iradesi dışında bir sonuçla karşılaşmıştır. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buna rıza göstermiyoruz. Bütün kamuoyuna, yol ulularına, pirlere, mürşitlere diyoruz ki; nasıl olmuş, bunun bilinmesi lazım. Gülistan canımız bir öğrenci olmaktan kaynaklı eğitim hakkına, vücut bütünlüğüne, kendi varlığını devam ettirmesi açısından yasal olarak hakları vardır. Bu konuda bir an önce devletin bütün yasama, yürütme, yargı erkinin hakkaniyetli bir akılla gereken neyse yaptırıp bir an önce yaşama sürecinin nasıl, nerede, kiminle olduysa gündeme getirip kamuoyuyla paylaşması gerekiyor ki bir daha benzer şeyler yaşanmasın.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de ‘Hak gaspına, cinsel şiddete karşı’ 17 Ocak’ta miting yapılacak

    Dersim’de ‘Hak gaspına, cinsel şiddete karşı’ 17 Ocak’ta miting yapılacak

    PİRHA – Dersim’de emek ve demokrasi güçleri, siyasi parti ve kurumlar, 17 Ocak Cuma günü ‘Kentimize, çocuklarımıza, geleceğimize sahip çıkmak için’ şiarıyla miting gerçekleştirecek. 

    Dersim’de son haftalarda açığa çıkan cinsel şiddet vakalarına karşı Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından miting yapılacak.

    17 Ocak Cuma günü saat 11.00’de başlayacak miting için şöyle çağrı yapıldı:

    “Kadınların ve çocukların yaşam hakkı kimsenin vicdanına terk edilemez. Failleri cesaretlendiren cezasızlık politikaları şiddet ve istismar olaylarını da sistematik hale getirmektedir. Ve bugün bu kara tablonun üzerini gizlilik kararları bile örtememektedir. Haklarımızın gaspına, istismarın affına, şiddetin aklanmasına izin vermeyeceğiz. Kentimize, çocuklarımıza, geleceğimize sahip çıkmak için.”

    PİRHA/DERSİM

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersimli Kadınlar, tacize ve tecavüze karşı sokaklara döküldü-VİDEO

    Dersimli Kadınlar, tacize ve tecavüze karşı sokaklara döküldü-VİDEO

    PİRHA -Dersim Kadın Platformu, cinsel şiddet olaylarına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların yargılamalarının mağduru koruyacak şekilde ve suçluları halktan ve kadınlardan kaçırmayacak, gizlemeyecek özellikte yapılmasını ve yargılamanın kadın ve çocuk hakları örgütlerine açılmasını talep ediyoruz” denildi. 

    Dersim Kadın Platformu, Dersim’de yaşanan cinsel şiddet olaylarına tepki göstermek için Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, sivil toplum örgütleri, kadın ve öğrenci örgütleri ile yüzlerce yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan Özgür Genç Kadın’dan Dilar Aras, “Ovacık, Pertek ve Hozat ilçelerinde birbiri ardına çocuk istismarı vakaları açığa çıktı. Munzur Üniversitesi öğrencisi henüz 21 yaşındaki gencecik kız kardeşimiz Gülistan Doku’dan günlerdir haber alamıyoruz. Kadınlara yönelik şiddet vakalarında kent tarihimizde görülmemiş düzeyde bir artışla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Kadınlara, kız ve erkek çocuklarına yönelik özellikle cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen bu korkunç suçların bu derecede artmış olması tesadüf değildir. Çocuk istismarcılarına af niteliğinde olan ve meclis açılır açılmaz gündeme geleceği beklenen yasa tasarısının tartışıldığı ve kadınların “çocuk istismarının affı olmaz” deyip ülkenin dört bir yanında eylemler ile sokakları doldurduğu bu günlerde çocuk istismarı konusunda kara bir tablo karşımızda durmaktadır. Türkiye’de her geçen gün artan çocuklarımıza yönelik istismar vakaları, istismarcılara af getirme anlayışının ve cezasızlık politikalarının bir sonucudur.

    “CİNSEL İSTİSMAR OLAYLARINI ÖFKEYLE TAKİP EDİYORUZ”

    İlimizde ise son beş ayda açığa çıkan 4 ayrı istismar vakası da bu kara tablonun bir özetidir. Geçtiğimiz Ağustos ayında yaşanan istismar vakasının faili maalesef ki yine bu cezasızlık politikasının bir sonucu olarak ilk duruşmada tahliye edilmiştir. Ve bu sonuçlar, bu istismar vakalarını münferit olmaktan çıkarıp sistematik hale getirmekte, failleri cesaretlendirmektedir. Bu durumun en somut örneğini bugün yine Pertek’te yaşamaktayız. Geçtiğimiz günlerde Pertek’te açığa çıkan ve mağdur sayısının 15’i bulabileceği iddia edilen nitelikli cinsel istismar olayını öfkeyle takip ediyoruz. İstismar olayı ile ilgili iddialar maalesef yaşadığımız durumun vahametini göstermektedir.

    Çocukların cinsel ve fiziksel istismarı sadece kınama açıklamaları ile geçiştirilemeyecek kadar önemli olduğu gibi münferit kabul edilerek ya da nedenlerini yok sayarak sadece sonuca odaklanan çağ dışı ceza teklifleri ile önlenemeyecek toplumsal bir soruna dönüşmüştür. Zira ülkemizde çocuklara yönelik istismar vakaları son 10 yılda %700 artmıştır. Ülkemizin dört bir yanındaki adliyelerde her yıl on binlerce çocuğa yönelik cinsel istismar davaları açılmaktadır. Üstelik bunlar sadece kayıtlara geçen rakamlar olup, sorunun gerçekte bundan çok daha büyük olduğu malumdur.

    Bu nedenle en kısa zamanda ve planlı olarak çocukların cinsel istismarını yaratan eril ve cinsiyetçi söylemin ortadan kaldırılması için çok yönlü ve yaygın bir eğitim programının uygulanması ve bunun bir devlet politikası haline getirilmesi, bundan daha önemlisi bu durumu besleyen eril söylemlerin ve cinsiyetçi dilin yaşamın her alanında mahkûm edilmesi gerekmektedir. Bu konuda başta devlet yetkilileri olmak üzere toplumun her kesimine büyük görevler düşmektedir.  Gün geçmiyor ki henüz bebek sayılacak yaşta olan ve cinsel bir kimliği dahi oluşmayan çocuklara yönelik bir söylem ile karşılaşmayalım. Son dönemlerde sıklıkla ülke gündemine geldiği üzere, çocuk yaştaki evliliklere gösterilen müsamaha, bebek yaştaki çocuklara cinsel kimlik yükleyen çeşitli gerici söylemler, bu söylemlerin cezasız bırakılışı ve hatta korunuyor oluşu ifade ettiğimiz bu bataklığın toplumsal nedenidir.

    Son yıllarda ülkemizde artış gösteren ahlaki erozyon her gün çeşitli şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Her cinayette, her taciz ve tecavüzde ;  İnsana, doğaya, hayvana değer vermeyen, insani değerlere savaş açan bu zihniyetin dışa vurumuna  tanık oluyoruz. Akıl ve vicdan gibi insani değerlerin ayaklar altına alınarak yok edildiği, bilimin, eğitimin, sanatın itibarsızlaştırılarak, yaşamı sadece dürtülere indirgeyen bu zihniyet yok edilmedikçe de bu vahim olaylara tanıklık etmeye devam edeceğiz.

    Sorumluluk mevkiinde olanların,  bütün bu yaşananları hasta ruhlu birkaç kişinin münferit olayı gibi gören ve kınama açıklamaları ile geçiştiren tavrının ya da kimyasal hadım gibi yöntemlerle çözeceğini sanma yaklaşımının sonuç vermeyeceğini görmesi gerekmektedir.

    Çocuklara yönelik her türlü istismarın önüne geçilmesinin bir devlet politikası olarak benimsenmesi ve toplumsal nedenler ile istismara zemin sunan tüm aktörlerin ortadan kaldırılması için toplumsal seferberlik ilan edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda öncelikle Mecliste Çocuk Bakanlığının kurulması, çocukların üstün yararının temel alındığı kanuni düzenlemelerin yapılması,  yetişkin ve çocuk eğitiminin gözden geçirilmesi, farkındalık yaratılması için projeler geliştirilmesi, çocuklara ve kadınlara yönelik her türlü cinsiyetçi söylemin terk edilmesi, bu konudaki her söylem ilgilisinin cezalandırılması, istismar davalarında istismarcı ile birlikte istismara zemin hazırlayan ve istismarı gizleyen kişilerin yargılanması, yargılamanın çocuğun beyanın esas alınarak ve verilecek cezalarda indirimler yapılmadan ve yine cezasızlık halinin ortaya çıkmasına engel olarak yargılamanın kısa sürede sonuçlanması gerekmektedir.

    “DAVALAR KAPALI KAPILAR ARDINDA GÖRÜLMEMELİ”

    Kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların yargılamalarının mağduru koruyacak şekilde ve suçluları halktan ve kadınlardan kaçırmayacak, gizlemeyecek özellikte yapılmasını ve yargılamanın kadın ve çocuk hakları örgütlerine açılmasını talep ediyoruz. Yargı mercilerini istismar olaylarını titizlikte araştırmaya ve en üst hadden cezalandırmaya davet ediyor ve takipçisi olacağımızı yineliyoruz. Pertek’te gizlilik kararı konunan istismar vakasının da kadın ve çocuk örgütlerine açılmasını talep ediyoruz. Bu davanın bizlerden habersiz kapalı kapılar ardında görülmesini kabul etmiyoruz. Tüm halkımızı, kadınlara ve çocuklara yönelik istismara karşı mücadele etmeye çağırıyoruz!

    Açıklama, ‘Kadın yaşam özgürlük, Jin jiyan azadi, çocuk susar sen susma’ sloganları eşliğinde sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Pertek’te cinsel şiddetten gözaltına alınan kişi ölü bulundu

    Pertek’te cinsel şiddetten gözaltına alınan kişi ölü bulundu

    PİRHA – Dersim’in Pertek ilçesinde çok sayıda erkek çocuğa cinsel istismarda bulunan ve görüntülerini videoya kaydederek cep telefonuna ve bilgisayarına yükleyen 3 tutukludan biri olan Harun Yıldırım, jandarmaya verdiği ifadede ilçede yaşayan Ahmet Oğuz’un da bir erkek çocuğa cinsel istismarda bulunduğunu iddia etti.

    Harun Y.’nin ifadesinin ardından Ahmet Oğuz, jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Jandarma sorgusunda hakkındaki iddiaları reddeden Oğuz, sevk edildiği mahkemede yeterli delil ve kanıt bulunmadığı gerekçesiyle adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    ASILI BULUNDU

    Oğuz, iddiaya göre akşam saatlerinde Pertek’e bağlı Dereli köyü yakınlarında bulunan bahçesine bakacağını söyleyip evden ayrıldı. Evine dönmemesi üzerine yakınları bahçeye geldiklerinde Oğuz’u ağaca asılı halde buldu.

    İhbarla olay yerine gelen sağlık görevleri, Oğuz’u yaşamını yitirdiğini belirlerken, cansız bedeni otopsi yapılmak üzere Malatya Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Peri Belediye Eş Başkanı Çelebi: Cinsel şiddete karşı tepkiyi yükseltmeliyiz-VİDEO

    Peri Belediye Eş Başkanı Çelebi: Cinsel şiddete karşı tepkiyi yükseltmeliyiz-VİDEO

    PİRHA – Yerine kayyım atanan Peri Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi, Pertek ilçesinde yaşanan cinsel şiddet olaylarına ilişkin Pertek halkıyla bir araya geldi. 

    Haberin Videosu

    Dersim’in Pertek ilçesinde yaşları 11 ile 16 arasında olan çocuklara cinsel şiddet uyguladığı belirtilen kişilerden birisi tutuklanırken diğerleri ise gözaltına alındı.

    Pertek’te yurttaşlar, olayı protesto ederek yürüyüş gerçekleştirdiler. Bugün ise HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü tarafından konu, Meclis gündemine taşındı.

    Yerine kayyım atanan Peri Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi, Pertek’te yurttaşlar ile bir araya geldi.

    “TEPKİYİ YÜKSELTMEMİZ GEREKİYOR”

    “Tüm Pertek halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyoruz. ilçede yaşanan bu olaylara büyük bir üzüntü duyduk” diye konuşan Çelebi, şunları kaydetti:

    “Olayın kendisi bir yana olayın kaynağının irdelenmesi gerekiyor. Özellikle son yıllarda, günde 5 kadının katledildiği, çocuklara tecavüz, tacizlerin yaşandığı, Kuran kurslarında dini vakıflarda çocuklara yönelik olayların artmış olması burada yaşanan olaylardan farksız değildir.

    Devletin bu tür olaylara karşı yaptırımlarındaki tutarsızlık, çıkardığı yasalarla bu suçları işleyen insanların kısa zamanda az cezalarla tekrardan toplumun içine salınmış olması, bu tür insanların cesaretlenmesine neden oluyor.  Bu tür olayları durdurmanın toplum olarak duyarlılığımızdan geçmektedir. Bu tepkiyi yükseltmemiz gerekiyor.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kadınlardan çocuk istismarına karşı cezasızlık politikasına tepki-VİDEO

    Dersim’de kadınlardan çocuk istismarına karşı cezasızlık politikasına tepki-VİDEO

    PİRHA – Dersim ve Ovacık Kadın Platformu, çocuk istismarına karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “AKP 2016 yılından beri sistematik olarak çocuk yaşta, zorla ve erken evlendirmelerin önünü açacak, çocuk istismarını meşrulaştıracak bu af da dahil, birtakım yasa değişiklikleri ve uygulamaları gerçekleştirmeye çalışmaktadır” denildi. 

    Haberin videosu

    Birçok ilde çocuk istismarına karşı yapılan basın açıklamaları, Dersim merkez ve Ovacık’ta kadın platformları tarafından gerçekleştirildi.

    Dersim merkezde Sanat Sokağı’nda yapılan basın açıklamasına siyasi parti ve kurum temsilcileri, kadın örgütleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan KESK Temsilcisi Duygu Kurban, “İktidarın, küçük yaştaki kız çocuklarıyla evlenen erkeklerin istismar suçundan affedilmesine yönelik bir tasarı hazırladığıyla ilgili haberler bir süredir basına yansımaktadır. Son çıkan haberlere göre AKP tarafından 15 yaş farkının bir kriter olarak benimsenmiş olduğu ve çocuk istismarını meşrulaştıracak bu affın meclis açılır açılmaz gündeme getirileceği söylenmekte. AKP 2016 yılından beri sistematik olarak çocuk yaşta, zorla ve erken evlendirmelerin önünü açacak, çocuk istismarını meşrulaştıracak bu af da dahil, birtakım yasa değişiklikleri ve uygulamaları gerçekleştirmeye çalışmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARI KORUYACAK ÖNLEMLERİ HAYATA GEÇİRİN”

    Kurban konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “İstismar suçunu evlenme koşullu bir düzenleme ile aklamak çocukların tekrar istismara maruz bırakılması ve şiddet dolu hayatlara mahkûm edilmesi anlamına gelmektedir. AKP’nin “Affı bir defaya mahsus yapacağız” açıklaması, “Bir kereden bir şey olmaz” zihniyetinin devam ettiğini göstermektedir. Bu düzenlemeyi yapma gerekçesi olarak, küçük yaşta istismar edilmiş ve evlendirilmiş kız çocuklarının, suç olan bu eylemi gerçekleştiren erkeklerin hapse girmesi sonucunda çocuklarıyla birlikte ortada kalmaları ve mağdur olmaları gösterilmektedir. Çocukları korumakla yükümlü devletin veri dahi paylaşmadan böyle bir gerekçeyle çocukların cinsel istismarını meşrulaştırmaya çalışmasını akıl ve vicdan dışı buluyoruz. İktidara tekrar sesleniyoruz, amaç gerçekten kız çocuklarını korumak ve mağdur olmalarını engellemekse neler yapılabileceğini kadın ve çocuk örgütleri yıllardır haykırmakta! Faillerin değil, çocukların mağduriyetlerini öncelemek ve dahası önlemek elinizde! İstismarcıları affetmek yerine çocukları koruyacak önlemleri hayata geçirin.

    Evlenme ehliyeti olmayan çocuklara imam nikahını kıyan din görevlilerinin, kız çocuklarını çocuk yaşta evlendiren ailelerin ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyerek buna göz yuman kişi ve resmi otoritelerin cezalandırılması, Türk Ceza Kanunu’nda 15 yaş altı çocukların cinsel davranışa rızasının söz konusu olamayacağının açıkça belirtilmesi, erken yaşta ve zorla evlendirmenin suç olarak düzenlenmesi, evlilik yaşının her koşulda 18’e çıkartılması  ve bunların hiçbir boşluk ve yorum farkına yer bırakmayacak şekilde yasalara dahil edilmesi gerekmektedir.

    Aksi halde iktidarın bu ve benzeri girişimleri, cezasızlık politikaları, iyi hal indirimleri maalesef ki çocuklara yönelik cinsel istismarları arttırmakta, yaşam alanlarını çocuklarımız için güvensiz hale getirmektedir. İlimizde de çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarında artış görünmektedir. Önce Pertek ardından Hozat ve birkaç gün önce de Ovacık ilçemizde yaşanan cinsel istismar olayları kaygı vericidir. Ovacık’ta H.P adlı esnafın 12 yaşındaki bir çocuğu bir süreden beridir istismar ettiği ortaya çıkmıştır. H.P , ailenin şikâyetçi olması ile kamera görüntülerinden tespit edilerek tutuklanmıştır.”

    Pertek’te geçtiğimiz aylarda 17 yaşındaki çocuğun evine zorla girerek taciz eden A.Ç. maalesef ilk duruşmasında tahliye edilmiştir.”

    “BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ ZİHNİYETİ DEVAM EDİYOR”

    Öte yandan Ovacık Kadın Platformu da, belediye binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, siyasi parti ve kurum temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan Belediye Meclis üyesi Senem Yerlikaya, şunları kaydetti:

    “İstismar suçunu evlenme koşullu bir düzenleme ile aklamak çocukların tekrar istismara maruz bırakılması ve şiddet dolu hayatlara mahkûm edilmesi anlamına gelmektedir. AKP’nin “Affı bir defaya mahsus yapacağız” açıklaması, “Bir kereden bir şey olmaz” zihniyetinin devam ettiğini göstermektedir. Bu düzenlemeyi yapma gerekçesi olarak, küçük yaşta istismar edilmiş ve evlendirilmiş kız çocuklarının, suç olan bu eylemi gerçekleştiren erkeklerin hapse girmesi sonucunda çocuklarıyla birlikte ortada kalmaları ve mağdur olmaları gösterilmektedir. Çocukları korumakla yükümlü devletin veri dahi paylaşmadan böyle bir gerekçeyle çocukların cinsel istismarını meşrulaştırmaya çalışmasını akıl ve vicdan dışı buluyoruz. İktidara tekrar sesleniyoruz, amaç gerçekten kız çocuklarını korumak ve mağdur olmalarını engellemekse neler yapılabileceğini kadın ve çocuk örgütleri yıllardır haykırmakta! Faillerin değil, çocukların mağduriyetlerini öncelemek ve dahası önlemek elinizde! İstismarcıları affetmek yerine çocukları koruyacak önlemleri hayata geçirin!”

    PİRHA/DERSİM

  • Haziran ayında 39 kadın erkekler tarafından öldürüldü

    Haziran ayında 39 kadın erkekler tarafından öldürüldü

    PİRHA- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Haziran ayı raporuna göre; 39 kadın öldürülürken, 22 kadına ise cinsel şiddet uygulandı. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Haziran ayı kadın cinayetleri raporunu açıkladı. Raporda 39 kadının öldürüldüğü, çocuk istismarı ve cinsel şiddetin devam ettiği belirtildi. Kadın cinayetlerinde sayının arttığına dikkat çekilen raporda, “Şiddete karşı somut adımlar atılmadıkça, şiddetin boyutu da canice bir hal alıyor. Bu ay 18 kadının neden öldürüldüğü tespit edilemedi, 14’ünün faili belli değil. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü bilinmeyince ve buna göre adil bir yargılama yapılmadıkça şiddetin artışı da engellenemiyor” ifadelerine yer verildi.

    ŞİDDETİN BOYUTU BU AY ARTTI

    Kimyasal hadım uygulamasının tekrar devreye sokulmak istendiğinin de hatırlatıldığı raporda, “Hadım, idam gibi yöntemler insan haklarına aykırıdır. İnsan haklarına aykırı yöntemlere başvurmak çözümden kaçmaktır. Çözüm için mevcut cezalar uygulanmalıdır” denilerek tepki gösterildi.

    Bir önceki aya göre kadın cinayetlerinde artışın yaşadığı ve Haziran ayında bu sayının 39 olduğu belirtilen raporda, “Kadın cinayetlerinde bu ay 9 kadının ölümü şüpheli ölüm iken, 18 kadının ölümü tespit edilemedi. Bu ay kadın cinayetlerinde şiddetin boyutu da arttı, canice cinayetler gerçekleşti” denildi.

    “22 KADINA CİNSEL ŞİDDET”

    Öte yandan kadınların cinsel şiddete karşı mücadele verdiğinin de altı çizilen raporda, Haziran ayında 22 kadına cinsel şiddet uygulandığı belirtildi. (HABER MERKEZİ)