Etiket: çıplak arama

  • Gazeteciye çıplak arama!

    Gazeteciye çıplak arama!

    PİRHA – Gazeteci Erdoğan Alayumat’a İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde çıplak arama yapıldığı iddia edildi.

    Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) avukatları sabah saatlerinde ev baskını ile gözaltına alınan gazeteci Erdoğan Alayumat’ı Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ziyaret etti.

    Avukatlar gazeteci Alayumat’a gözaltında çıplak arama yapıldığı bilgisini paylaştı.

    Avukatlar ayrıca, Alayumat’ın bugün soruşturmanın merkezi olan Eskişehir’e gönderileceği bilgisini verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Av. Doğa İncesu: Ayten Öztürk’e siyasi amaçlar güdülerek ceza verildi

    Av. Doğa İncesu: Ayten Öztürk’e siyasi amaçlar güdülerek ceza verildi

    PİRHA- Avukat Doğa İncesu, Ayten Öztürk hakkında 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onanmasının siyasi amaçlar güdülerek verildiğini söyledi. Av. İncesu, “Yaşadığı 6 aylık işkenceyi anlatması ve insanlar üzerine ifade vermeyi kabul etmemesinin sonucunda Ayten Öztürk’e bu cezalar verildi” dedi.

    Ayten Öztürk, 8 Mart 2018’de Lübnan’da Beyrut Refik Hariri Havalimanı’nda gözaltına alındı ve özel bir uçakla Türkiye’ye getirildi. Öztürk, 6 ay boyunca kayıptı. Bu süre zarfında hiç kimsenin bilmediği bir yerde falaka, cinsel taciz, elektrik, tabut, askı gibi türlü işkencelere maruz kaldı.

    Ayten Öztürk hakkında bir çocuk istismarcısının linç edilmesini izlediği iddiasıyla verilen 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onandı.

    Ayten Öztürk’ün avukatı Doğa İncesu, verilen cezayı PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ANAYASA MAHKEMESİ’NE BAŞVURACAĞIZ”

    Ceza hukukunda suç ve suçlunun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini belirten Doğa İncesu, “Tüm dosya kapsamında Ayten Öztürk’ün çocuk istismarcısının linç edilmesini örgütlediğine ilişkin hiçbir somut delil yok. Sadece bir sanığın çocuk istismarcısı linç edilirken Ayten Öztürk’ün kenarda durup izlediğine ilişkin bir beyanı var. Müvekkilin olayı izlediğine ilişkin hiçbir kamera görüntüsü ya da yan delil yok. Fakat müvekkilimiz olayı izlemiş olsa bile, bu onun söz konusu linci örgütlediğini göstermeyecektir. Bu hukuksuz kararın bozulması için Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağız, önümüzde bir de AYM süreci olacak. Elbette Ayten Öztürk’e verilen karar hukuki değil siyasi amaçlar güdülerek verildi. Ayten Öztürk, yaşadığı 6 aylık işkenceyi anlatması ve insanlar üzerine ifade vermeyi kabul etmemesinin sonucunda bu cezalar verildi. Ayten Öztürk dosyası işkencenin önlenmesi ve adil yargılanma hakkı noktasında çok temel, ülke tarihi açısından da çok özel bir dosya. Dolayısıyla müvekkilimiz için verdiğimiz adalet mücadelesini sürdürmeye, işkenceye karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:
    -Ayten Öztürk’e verilen ceza Yargıtay tarafından onandı

  • Madımak anmasında gözaltına alınanlar: Suç duyurusunda bulunacağız

    Madımak anmasında gözaltına alınanlar: Suç duyurusunda bulunacağız

    PİRHA- Sarıgazi’de Madımak katliamcılarını lanetlemek ve yaşamını yitirenleri anmak isterken polis tarafından gözaltına alınanlar, ters kelepçe, çıplak arama, fiziki şiddet ve ajanlık dayatmasına maruz kaldıklarını açıkladılar. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde bası toplantısı yapan Sarıgazi Tertip Komitesi bileşenleri, “Önümüzdeki günlerde işkencede bulunan memurlar hakkında suç duyurusunda bulunacağız” dedi. 

    Sarıgazi Tertip Komitesi bileşenleri, 2 Temmuz günü Sarıgazi ilçesinde yapılan Madımak Katliamı’nın anması sırasında gözaltına alınanların çıplak arama ve ajanlık dayatmalarına maruz kalmalarına ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı yaptı.

    “Baskıya, sömürüye, işkenceye karşı mücadeleyi büyütüyoruz!” pankartının açıldığı toplantıya, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekili Özgül Saki, İHD İstanbul Şube Sekreteri Oya Ersoy ve birçok kişi katıldı.

    Komite adına basın metnini okuyan Devrim Edepali, AKP iktidarının baskı ve zorbalıkla iktidarını ayakta tuttuğunu dile getirerek, iktidarın saldırılarının arttığını belirtti. Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için bir araya geldiklerinde polisin saldırısına uğradıklarını söyleyen Edepali, polisin gerekçe olarak İbrahim Kaypakkaya’nın resmini gösterdiğini aktardı. Gaz bombaları ve polis kalkanları ile kendilerine saldırıldığını ifade eden Edepali, biri gazeteci olmak üzere 6 kişinin gözaltına alındığını kaydetti.

    ÇIPLAK ARAMA, TERS KELEPÇE, YÜZÜ DUVARA DÖNME

    Edepali, “Gaz bombalı saldırıda fenalaşan yaşlı insanlara, yerlerde sürüklenen kadınlara yönelik insanlık dışı, vahşice saldırı hiç eksilmedi” diyerek şunları ifade etti:

    “Polis saldırısında 5 arkadaşımız ve 1 basın emekçisi işkenceyle gözaltına alınırken, gaz bombaları, kalkanlarla, fiziki şiddetle insanlara saldıran polisin gözaltına alınan arkadaşlarımıza yönelik işkencesi karakolda da artarak sürdü. Gözaltına alınan arkadaşlarımızın götürüldüğü Sarıgazi Karakolu’nda ters kelepçe, yüzü duvara dönme, çıplak arama, psikolojik şiddet gibi insanlık onuruna aykırı saldırılarda bulundular.”

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ”

    Polisin fiziki saldırısına ve çıplak aramaya maruz kaldığını belirten Esra Bilici, şiddetin karakol ve hastanede devam ettiğini aktardı.

    Bilici, “Polisler, çıplak aramak istediklerini ve eğer kendi isteğinle olmazsa zorla beni arayacaklarını söyledi. Bunu kabul etmediğim için tekrar işkenceye maruz kaldım. Gözaltı sürecinde yaşananlar gerçekten çok gerici bir uygulamadır. Bunların hiçbirini kabul etmiyoruz. Önümüzdeki günlerde işkencede bulunan memurlar hakkında suç duyurusunda bulunacağız” ifadelerini kullandı.

    AJANLIK DAYATMASI

    Polis tarafından kendisine ajanlık dayatıldığını belirten Diyar Sarıkuş da, “Mahallede yürürken, herhangi bir sebep yokken ‘senle görüşelim, dostane bir ilişki kuralım, karakolu ziyaret et’ şeklinde bir ilişki geliştirmeye çalıştılar” dedi.

    ORTAK MÜCADELE VURGUSU

    Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki ise devrimcilerin, sosyalistlerin, Kürtlerin, kadınların mücadelesinde bir eşikler ve önderlerin var olduğunu vurguladı. Önderlerle destekçiler arasındaki bağı kesmeye çalıştıklarını belirten Saki, şunları kaydetti:

    “Yalıtmak istiyorlar, her birimizi tek başına bir tecrit ortamında bırakmak istiyorlar. Dolayısıyla buna karşı topyekun bir kolektif örgütlenme ve mücadeleyle alanlarımıza sahip çıkmalıyız. Dayanışma içinde mücadeleye devam etmeliyiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sivas anmasında gözaltına alınan BDSP üyesine karakolda çıplak arama

    Sivas anmasında gözaltına alınan BDSP üyesine karakolda çıplak arama

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin Sarıgazi’deki anmasına saldıran polis gözaltına aldığı 6 kişiden Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu üyesinin işkenceye maruz kalarak çıplak arandığı belirtildi. Gözaltına alınan 5 kişinin ise serbest bırakıldığı öğrenildi. 

    Sivas Katliamı’nın 30. yılı dolayısıyla dün İstanbul Sarıgazi’de yapılan anmaya polis, İbrahim Kaypakkaya silüetli Partizan flamalarını gerekçe göstererek saldırdı. Saldırıda 6 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 5 kişi karakolda ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP) üyesi Esra Bilici ise savcılığa sevk edilecek. BDSP, yayımladığı açıklamada gözaltındaki Bilici’nin çıplak aramaya maruz kaldığını bildirdi.

    “GÖZALTINDAKİ YOLDAŞIMIZ DERHAL SERBEST BIRAKILSIN”

    Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Sivas Katliamı’nın 30. yıldönümü dolasıyla Sarıgazi’de ilerici-devrimci kurumlarla ortak yapacağımız anmaya polis İbrahim Kaypakkaya flamasını bahane ederek azgınca saldırdı. Anmada yoldaşımızın da arasında olduğu 6 kişi işkence ile gözaltına alındı. Gözaltına alınan 5 kişi karakoldaki ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, yoldaşımız susma hakkını kullandığı için keyfi şekilde karakolda tutularak, savcılığa sevk edilecek. Yoldaşımız azgınca saldırı sonucu yaralanmış bu da yetmediği gibi karakolda “Çıplak arama” işkencesine maruz kalmıştır. Çıplak aramayı kabul etmeyen yoldaşımız bu kez de karakolda işkenceye maruz kalmıştır.

    Bundan 30 yıl önce Sivas’ta aydın ve yazarların olduğu Madımak Oteli’nde saldırıyı gerçekleştirenlerin temsilcisi, sahiplenicisi AKP iktidarı bugün “Bozuk düzende sağlam çark olmaz” diyen Pir Sultan’ın, “Ser ver verip sır vermeyen” devrimcilerin mücadelesini ileriye taşımaya çalışanları susturmaya ve sindirmeye çalışıyorlar. Bizler biliyoruz ki Sivas’ta Madımak’ta katledilenlerinin katili sermaye devletidir. Aynı devlet bugün tüm topluma dönük saldırılarını hızlıca arttırmaya devam ediyor. Seçimlerle birlikte koltuğunu koruyan AKP iktidarı ülkede derinleşen siyasal ve ekonomik kriz karşısında açığa çıkabilecek öfkeyi saldırılarını arttırarak engel olmaya çalışıyor.

    İşkence ve zorbalık ile mücadeleyi teslim alacaklarını zannediyorlar. Bizler, tarihimize sıkıca sarılarak yoldaşlarımızdan aldığımız mücadele bayrağını taşımayı sürdüreceğiz.

    Baskı, zorbalık, çıplak arama, gözaltı ve tutuklamalar ile susturmaya, sindirmeye çalışanlara cevabımız sokakta mücadeleyi büyütmek olacaktır.

    Gözaltındaki yoldaşımız derhal serbest bırakılsın!”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    İstanbul Sarıgazi’de Sivas anmasına polis müdahale etti-VİDEO

  • Çıplak aramayı kabul etmeyen gazeteciye hücre cezası verildi

    Çıplak aramayı kabul etmeyen gazeteciye hücre cezası verildi

    PİRHA- JINNEWS muhabiri gazeteci Derya Ren’e çıplak aramayı kabul etmediği için 3 günlük hücre cezası verildi.

    Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan JINNEWS muhabiri Derya Ren’e, 3 günlük hücre cezası verildi.

    Hakkında kesinleşmiş cezası olduğu gerekçesiyle 25 Ekim 2022’de tutuklanan Ren, cezaevine götürülürken gardiyanların çıplak arama girişimini kabul etmemesi üzerine 5 gardiyan tarafından darp edildi. Ardından Ren hakkında disiplin soruşturması başlatıldı.

    Soruşturmanın sonuçlandığını duyuran Mezopotamya Haber Ajansı, Ren’e soruşturma sonucunda 3 günlük hücre cezası verildiğini belirtti.

    Ren’in ve diğer kadın tutukluların bulunduğu koğuşa sürekli gardiyanlar tarafından baskın yapılarak, kişisel eşyalarına el konulduğu da aktarıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Onur Yaser Can’ı intihara sürükleyen polisler işkenceden yargılanmalı’-VİDEO

    ‘Onur Yaser Can’ı intihara sürükleyen polisler işkenceden yargılanmalı’-VİDEO

    PİRHA-28 yaşındaki Onur Yaser Can’ın intihara sürüklenmesiyle ilgili olarak dördü polis, beş kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can ve avukatlar “Bu dava evrakta sahtecilik değil, işkence davasıdır. Mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    İstanbul’da 2010 yılında narkotik polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra işkence gören, tehdit edilen 28 yaşındaki Onur Yaser Can’ın intihara sürüklenmesiyle ilgili 4’ü polis olmak üzere 5 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşma salonunun yetersizliği nedeniyle celse 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda yapılırken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Turan Aydoğan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekilleri Sera Kadıgil ile Ahmet Şık da duruşmayı takip edenler arasındaydı. Bir sonraki duruşma 2 Aralık 2022 tarihine ertelendi.

    Sanık polisler Yunus Başay, Muhammet Ongun ve Onur Ülker, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, bilirkişi Zafer Kökdemir ise salonda hazır bulundu. Sanık polislerden Hakan Aydın ise ilaç kullandığı için mazeret bildirerek, duruşmaya katılmadı.

    “GÖZALTINA ALIP ALMADIĞIMI HATIRLAMIYORUM”

    Celsede ilk olarak ifade veren polis Yunus Başay, “Çok uzun zaman geçtiği için olayı hatırlamıyorum. Daha önce verdiğim ifadeyi tekrarlıyorum. O dönem ekip şoförü olarak çalışıyordum. Ekip şefimiz Soner Gündoğdu ifade tutanağında zaman hatası olduğunu fark etti. Adliyeye böyle gitmemesini, düzeltmemi istedi. İkinci kez düzenlenen belgelerde imzam var. Onur Yaser Can’ın gözaltına alındığı sırada olup olmadığımı hatırlamıyorum” dedi.

    Onur Yaser Can’ın kız kardeşi Ezgi Can‘ın sorusu üzerine bu kez Başay, Onur Yaser’i kendilerinin yakaladıklarını söyledi.

    SANIK POLİS: KONU BAŞKA YÖNE ÇEKİLİYOR

    Başay’ın ardından sanık polis Muhammet Ongun ifadesini verdi. Ongun, “Olay tarihinde narkotikte teknik takip kısmında görevliydim. Onur Yaser Can’ın takip ettiğimiz uyuşturucu satıcısıyla görüşmeleri olunca yakalaması yapıldı. Üzerinden miktarını hatırlamadığım uyuşturucu madde çıktı. Gece geç saatlerde eve gidecektik. Onur Ülker ile birlikte üst aramasını yaptık. Sadece o belgede imzam var. Bu tutanak değiştirilmemiştir. Dosyada başka bir imzam yok. Daha önce hakkımda takipsizlik kararı verildi. Hakkımda fazladan bir delil yok, beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Ongun‘dan sonra duruşmaya sanık polis Onur Ülker‘in ifade vermesiyle devam edildi. Hakan Aydın’ın şoförlüğünü yaptığını hatırlatan Ülker, Onur Yaser Can’ı hangi ekibin yakaladığı sorusuna “Konu başka yöne çekiliyor. Daha önceki ifadelerimi tekrarlıyorum” diyerek, sorulara aynı cevapları verdi.

    ŞUBEYE GİDEN BİLİRKİŞİYİ POLİS TEHDİT ETMİŞ

    Bilirkişi Zafer Kökdemir de savcı ile birlikte narkotik şubesine gittiklerini belirtirken, şubede bir polisin kendisini “Buradan bir bilgi çıkarsa senden biliriz” sözleriyle tehdit ettiğini söyledi. Kökdemir, CD’yi dosyaya sunduktan sonra savcının “Kır, at” dediği için elindeki CD’yi attığını söyledi. Bu talimatı sözlü olarak aldığını belirtti. 2013 yılında işi bıraktığını kaydeden Kökdemir şu anda kuryelik yaptığını da belirtti.

    Ezgi Sevgi Can ise süreci özetlerken, yaşananların ardından anne ve babasını da kaybettiğini söyledi. Can, “Ağabeyim 20 gün içinde intihar edecek biri değildi. Polisler, bizi suçlu konumuna sokmak için uyuşturucunun altını çiziyorlar. Ağabeyim sanıkların örgütlü suçlarının sonucunda bu travmayı yaşıyor. O nedenle evrakta sahtecilikle işkenceyi birlikte değerlendiriyoruz. Alelacele hazırlanan sahte belgelerle ağabeyim öldükten sonra hakkında dava açıldı” dedi.

    Can, polisler hakkında işkence, cinsel saldırı ve görevi kötüye kullanma suçlarından da suç duyurusunda bulunmasını talep etti.

    SANIK AVUKATIN SÖZLERİ ÜZERİNE SALONDAKİLER TEPKİ GÖSTERDİ

    Yaser Can’ı çıplak arayan polisler Muhammet Ongun ve Onur Ülker’in avukatı Ayhan Baykal da, “Onur Yaser Can uyuşturucu kullanmasaydı bunlar yaşanmayacaktı” ifadeleri üzerine salondakiler tepki gösterdi.

    Bilirkişi Kökdemir’in avukatı Ayşe Ay Acar ise, “Bu dosya bir işkence dosyası olmalıydı. İşkence bu ülkenin gerçeğidir. Bu davalarda alınan sonuçlar demokrasinin yerleşmesini sağlayacak. Bu dosyada yargılanıyor olmaktan dolayı utanç duyuyorum.”

    “EVRAKTA SAHTECİLİK DEĞİL, İŞKENCE DAVASIDIR”

    Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti Ezgi Sevgi Can’ın katılma, Kökdemir’in vareste tutulma talebini kabul etti. Sanık Hakan Aydın’ın bulunduğu şehirden SEGBİS ile bir sonraki celseye katılmasına, gerekirse zorla getirilmesine hükmetti. Bir sonraki celse 2 Aralık 2022 günü saat 14.00’te görülecek. Kararın ardından adliye önünde açıklama yapan Ezgi Sevgi Can ve avukatlar, “Bu dava evrakta sahtecilik değil, işkence davasıdır. Mücadelemiz devam edecek” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Mahkemeden, çıplak arama yapan polis hakkında yakalama kararı

    Mahkemeden, çıplak arama yapan polis hakkında yakalama kararı

    Gezi protestoları sırasında gözaltına alınan çok sayıda kişiye çıplak arama yapan polislerin “işkence” suçundan yargılandığı davada, bir polis hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

    İstanbul’da 8 Temmuz 2013’te Gezi protestoları sırasında aralarında mimar Mücella Yapıcı’nın da olduğu Taksim Dayanışması’nda yer alan kadınlara yönelik çıplak arama dayatan polisler hakkında “işkence” suçundan açılan davanın ilk duruşması görüldü. İstanbul 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Mücella Yapıcı, kızı Cansu Yapıcı ile avukatı hazır bulundu.

    Sanık polislerden Levent Mustafaoğlu, Ses ve Görüntü Bileşim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı. Sanık polis Mustafaoğlu’nun yüzünün görünmemesi dikkat çekerken, mahkeme heyeti, savunma yapan sanık polisin yüzünün görünmediğini söyleyerek ayağa kalkmasını istedi. Ancak sanık hastalığından ötürü uzun süre ayakta kalamadığını bu nedenle ayakta savunma yapmak istemediğini belirtti.

    Savunmasına 15 yıldır görev yaptığını, binlerce operasyona katıldığını söyleyerek başlayan polis, “işkence” iddialarını kabul etmedi. Ayrıca gözaltına aldıkları Mücella Yapıcı’nın her saat başında alması gereken ilaçların da düzenli bir şekilde verildiğini iddia etti. Sanık polis, tuvaletlerin kameralarla izlendiği iddiasını da reddetti.

    SANIK POLİSTEN ÇELİŞKİLİ BEYANLAR

    Bu esnada polise soru yönelten Yapıcı’nın avukatı Meriç Eyüpoğlu, bilirkişi raporuna işaret ederek, “Rapor, tuvaleti gören kameraların olduğunu söylüyor. Buna dair ne diyorsun?” diye sordu. Bu bilgi üzerine polis bu defa kameraların olup olmadığını hatırlamadığını söyledi. Eyüpoğlu, sanığa gözaltı yaptıkları sırada milletvekillerin gelip gelmediğini sordu. Milletvekillerin geldiğini söyleyen sanık polis Mustafaoğlu, “Vekillerin ziyareti sırasında klimaları açıp kapatmışsınız. Buna dair ne diyorsunuz?” şeklindeki soruya ise, “Klimalar hep açıktı” cevabını verdi.

    MÜCELLA YAPICI: POLİS TACİZ VE HAKARET ETTİ

    Söz alan Mücella Yapıcı ise, 8 Temmuz 2013’te gözaltına alındığı sırada ve sonrasında maruz kaldığı uygulamaları anlattı. Gezi Parkı’na basın açıklaması yapmak için gittiklerini, ancak polis tarafından çembere alınıp gözaltına alındığını dile getiren Yapıcı, gözaltı aracında taciz ve hakarete maruz kaldığını paylaştı. Yapıcı, “Çok haksız bir gözaltıydı. Otobüste tacizler yaşanmaya başladı. Polis, ‘Senin bir gözün toprağa bakıyor, git evinde namazını kıl. Burada ne işin var’ diye hakaret etti” dedi.

    “İLAÇLARIM VERİLMEDİ”

    Kalp, tansiyon, KOAH ve mide kanseri hastası olduğunu paylaşan Yapıcı, her saat başı ilaç alması gerektiğini kaydetti. Ancak otobüste bunu dile getirmiş olmasına rağmen polisin yardımcı olmak yerine zorluk çıkardığını ifade etti. Ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürüldüklerini söyleyen Yapıcı, “Didik didik arandık. Gözlüğüm dahi suç aletiymiş gibi arandı. Daha sonra bizi hücrelere götürdüler. Kızım ile aynı hücreye konulduk. Bu esnada ilaçlarımı istememe rağmen zamanında verilmedi” diye konuştu.

    ÇIPLAK ARAMA

    Kendilerine çıplak arama uygulaması dayatıldığını dile getiren Yapıcı, şunları kaydetti:

    “Bu duruma itiraz ettim. Ancak herkese yapıldığını söylediler” dedi. Yapıcı, yaşadıklarını anlattığı esnada duygusal anlat yaşadı. Ancak buna rağmen yaşananları en ince detayına kadar anlatacağını, bütün gazetecilerin ve toplumun öğrenmesi gerektiğini belirten Yapıcı, “İlk başta üstümü çıkarmamı istediler. Daha sonra tüm kıyafetlerimi zorla çıkarttılar. 70 yaşında bir kadınım. Göğüslerimin altında bir şey saklıyor muşum gibi kaldırmamı istediler.”

    “NEFES ALAMIYORDUK”

    Yapıcı, “Daha sonra mide kanamam nedeniyle ilaç istediğimizde polis, ‘Burada uşağın mı var’ şekilde ifadeler kullandı. Kanama nedeniyle yemek yemem gerekiyordu ancak yemek istediğimizde polis, ‘Sen burayı otel mi sandın’ dedi. Bütün bunlar bir yana klimalar çalışmıyordu. Yazın ortasında içerde havasızlıktan nefes alamıyorduk” dedi.

    EMNİYETTE TACİZ

    Daha sonra başka bir hücreye götürdüğünü paylaşan Yapıcı, orada da başka bir kadının olduğunu ve polisler tarafından tacize uğradığını dile getirdi. Yapıcı, “Kadınlar dışarıda, koridorda polislerin tacizine maruz kalmamak için su içmiyordu. ‘Tuvalete gidersem beni koridorda taciz ederler. Daha önce ettiler. Tekrar yaşamak istemiyorum’ dedi” şeklinde konuştu. Yapıcı, bu işkenceye yol açan polislerden ve sistemden şikayetçi olduğunu belirterek, davaya müdahil olmak istediğini söyledi.

    Gözaltı esnasında regl olduğunu dile getiren Cansu Yapıcı ise, istemelerine rağmen kendilerine pet verilmediğini kaydetti. Çıplak aramaya maruz kaldığını dile getiren Yapıcı, işkenceye varan birçok uygulamanın yaşandığını dile getirdi.

    TANIKLAR DİNLESİN

    Yapıcı’nın ardından söz alan müdafi avukat Meriç Eyüpoğlu, o sırada 52 kişinin gözaltına alındığını paylaşarak, bunlar arasında bulunan 7 kadının tanık olarak dinlenmesini istedi.

    YAKALAMA KARARI

    Söz alan iddia makamı ise eksik hususların giderilmesini istedi. Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, duruşmaya katılmayan sanık polis Songül Ekim Kılıç hakkında yakalama kararı çıkardı. Mahkeme heyeti, ayrıca sanık polis Levent Mustafaoğlu’nun ilaç kayıt defterinin ve kamera kayıtlarının dosyaya konulma talebini kabul ederek, bir sonraki duruşmayı 10 Şubat 2022’ye erteledi.

    (Mezopotamya Ajansı)

  • CHP’li Başarır: Çıplak aramalar insanlık dışıdır, ahlaksızlıktır-VİDEO

    CHP’li Başarır: Çıplak aramalar insanlık dışıdır, ahlaksızlıktır-VİDEO

    PİRHA-CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, tecrit, çıplak aramalar başta olmak üzere cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine yönelik  konuştu. Başarır, “Cezaevlerinde çıplak arama başlı başına bir meseledir. İnsanlık dışıdır, ahlaksızlıktır” dedi.

    Son zamanlarda tartışılan konulardan biri olan cezaevlerindeki hak ihlallerine tepkiler devam ediyor.

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, konuya ilişkin görüşlerini PİRHA‘ya açıkladı.

    “CEZAEVLERİNDE KÖTÜ MUAMELE, İŞKENCE VE AYRIM VAR”

    Başarır, “Hukuk devletinde vatandaş, nasıl bir hukukla sınırlandırılmışsa, devlet de hukukla sınırlandırılmıştır. O yüzden devletin de sınırlandırıldığı bir hukuk sistemi vardır” diyerek şunları kaydetti:

    “Kötü muamelenin, işgalcinin bir cezası vardır. Hatta bunu bir kamu görevlisi yapmışsa çok çok daha ağırlaştırılmış bir ceza verilir. Bir de polis devleti vardır. Polis devletinde, sadece hak, hukukla sınırlandırılır. Devletin hukuki bir sınırlandırılması yoktur. İşkence yapar, yürüyen insanları döver, gözaltına alır. İşlemediği bir suçtan yıllarca tutuklayıp, sonra pardon diyebilir. İşte bu polis devletidir. Evet, cezaevlerinde kötü muamele var, işkence var, ayrım var. Çıplak aramaları, mecliste defalarca dile getirdik. En son milletvekilliği düşürülen arkadaşımız Gergerlioğlu da getirdi. Ne oldu? AKP Kadın Grup Başkan Vekili çıkıp, yok ben bilirim dedi. Nereden biliyorsun, cezaevine gittin mi? Ama yaşayanlar söylüyor, biz biliyoruz. Bunu defalarca dile getirdik ve partimizin İnsan Hakları Komisyonu, cezaevlerine gidiyor, dinliyor, izliyor.”

    “ÇIPLAK ARAMALAR İNSANLIK DIŞIDIR, AHLAKSIZLIKLIKTIR”

    Cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı medyanın da gereken önemi vermediğini ve konunun üzerine gidilmediğini belirten Başarır, şunları söyledi:

    “Çıplak armaların, üzerine bu kadar gidilmesinin nedeninin, Özlem Zengin açıklaması olduğunu, Özlem Zengin’den yola çıktılarını söylüyorlar. Hayır, Özlem Zengin yanlış yapmıştır, yanlıştır, konuşmayın. Çıplak arama başlı başına bir meseledir, insanlık dışıdır, ahlaksızlıktır. Medyaya da çok kızıyorum. Biz konuşuyoruz, mecliste gündeme getiriyoruz, paylaşıyoruz. Maalesef medya bunun üzerine çok gitmiyor. Havuz medyası hariç, medya ve tüm medya kurumları bunun üzerine gideceğiz. Havuz medyası, onlar benim için gazeteci falan değil, ruhunu, kalemini kiraya veren, Cumhurbaşkanı’nın peşinde enik gibi gezen tiplemelerdir. Ama gerçek gazeteciler, lütfen bunların üzerine gidin yazın. Cezaevlerinde kötü muamele var, işkence var, ayrım var.”

    “BU ÜLKEDE HERKES AKP’YE GÖRE TERÖRİST”

    Başarır, hak ihlallerine karşı yapılan açlık grevlerine yönelik şu ifadeleri kullandı:

    “Ben arkadaşlarımın, bu konudaki tüm tepkilerinin yanındayım. Bu konuda, bir şekilde devletin de bunu görmesini ve açlık grevlerinin son bulmasını istiyorum. Ama bunun baskıyla, şiddetle ya da niye yapıyorsunuzla yapılmasını istemiyorum. İnsanların özellikle gençlerin sırf düşüncelerinden dolayı ölmesine hiç tahammülüm yok. İnsanların ölmesini istemiyorum. Çünkü, onlarla yürüyecek çok yolumuz var. Bu ülkede herkes AKP’ye göre terörist. Ama hayır, bu ülkede düşünen, inanan, inancı için savaş veren birçok insan var ve bunun için hayatlarını veriyorlar. Aydınlık bir geleceği hep beraber kurmak adına, bu ülkede hiçbir genç ölmesin.”

    “BİR YERDE ÇIPLAK ARAMA VARSA BU BİR TACİZDİR, SUÇTUR”

    CHP İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun cezaevlerindeki bu hukuksuzluklara karşı yaptıkları çalışmalara dönük, özellikle şikayetlerin yoğun olduğu cezaevlerine gidip, görüş alıp, rapor hazırladıklarına ve bu raporu mecliste, kamuoyuyla paylaştıklarına dikkat çeken Başarır, “İnsan hakları komisyonu cezaevlerinde, özellikle şikayetlerin yoğun olduğu cezaevlerine gidiyorlar, görüşüyorlar, rapor hazırlıyorlar, bu raporu mecliste ve kamuoyuyla paylaşıyorlar. Medyaya ya da aydın olarak bildiğimiz, yazar-çizer arkadaşlarımıza tam da burada isyanım oluyor. Bunları gündeme getirin. Biz Boğaziçi olaylarında Bakırköy, Metris, Maltepe tüm cezaevlerini gezdik, dinledik, notlar aldık. Bununla ilgili basın açıklaması yaptık. Ama ne olur bunu gündeme getirin. Bir yerde çıplak arama varsa bu tacizdir, bu bir suçtur. Bununla ilgili ben bir açıklama yapıyorsam, isyan ediyorsam buna milyonların katılması lazım. Muhalefet ne yapıyor ki? deniliyor. Biz de kötü muamele görüyoruz. Buna birilerinin destek vermesi lazım ”dedi.

    “80 DARBESİNİN BİR DARBE HUKUKU VARDI, AMA ŞİMDİ DAHA BETER”

    Başarır, “2011-2012 ‘de sayın Veli Ağbaba, Özgür Özel, yeni millet vekilleri, Pozantı’da, cezaevlerindeki tüm ahlaksızlıkları, çocuklara yapılan tecavüz olayını, kadınlara yapılan muameleleri ortaya çıkardı. Türkiye yıkıldı. Bugün de var. Neden tepkisiziz, tepki vermeliyiz. Çıplak arama kabul edilemez. Bir kez hukuksuzluğu kabul ederseniz, çığ gibi büyür. Yarın cezaevinde insanlar ölür, otopsi yaptıramazsın. Adli tıp kurumundan rapor aldıramazsın, eceliyle öldü derler. Ama o insanlar eceliyle ölmemiştir. İnsanları açlığa terk ederler. Bazı cezaevlerinden şikayet geliyor, hücrelere koyuyorlar ve hücrelerin yarısı su. 80 ihtilalinin bir darbe hukuku vardı, darbeci olduğunu biliyorduk ama şimdi daha beter bir durum var. Bu insanların ne olduğunu bilmiyoruz. Bu çok kötü bir şey, buna hep beraber tepki vermek zorundayız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılan kadınlara çıplak arama dayatması

    Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılan kadınlara çıplak arama dayatması

    İstanbul Taksim’de Feminist Gece Yürüyüşü’nde attıkları sloganlar nedeniyle gözaltına alınan kadınlara çıplak arama dayatıldığı öğrenildi. 
    İstanbul’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü’nde atılan sloganlar gerekçesiyle “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla açılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan kadınların savcılık sorgusu devam ediyor.
    ÇIPLAK ARAMA 
    Kadın Komiteleri, “#8MartaÇıplakArama” hastagıyla yaptığı paylaşımla, iki kadının gözaltında çıplak arama dayatmasına maruz kaldığını duyurdu.
    ZELAL BULDAN İFADEYE ÇAĞRILDI
    Kadınların, iki grup halinde savcılık ifadeleri alınmaya başlandı. Hakkında gözaltı kararı verilenler arasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın kızı Zelal Buldan’ın da olduğu öğrenildi. Buldan’ın ifade vermesi için adliyeye çağrıldığı kaydedildi. (Mezopotamya Ajansı)
  • İzmir’de kadınlardan çıplak arama tepkisi: Gücümüzden korkuyorlar

    İzmir’de kadınlardan çıplak arama tepkisi: Gücümüzden korkuyorlar

    İzmir’de Kadınlar Birlikte Güçlü, eylem ve etkinliklerinin engellenmesine tepki göstererek, demokratik haklarına yönelik engellemelerden vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

    İzmir’de Kadınlar Birlikte Güçlü, Boğaziçi protestolarında gözaltına alınanlara yapılan çıplak arama işkencesine ilişkin 24 Şubat’ta Karşıkaya’da yaptıkları açıklamanın engellenmesi ve kadınları çıplak arama yapan polislerin alana getirilmesine ilişkin basın toplantısı yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’nde yapılan basın toplantısında açıklamayı Rozana Urkun ve Ayşenur Kizaroğlu okudu.

    15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL uygulamalarının devam ettiğini dile getiren Urkun, Karşıyaka’da açıklamanın engellenmeye çalışıldığını hatırlattı.

    “Eylemimizin içeriğine göre, kullanacağımız müzikler, dövizlerimiz, materyallerimiz sansürleniyor” diyen Urkun, alana getirilen onlarca polisin, kendilerini ablukaya alarak halkla iletişimlerini kopardığını söyledi. Çevredeki yurttaşların uzak tutulmaya çalışıldığını ve açıklamayı dinlemek isteyenlerin engellendiğini ifade eden Urkun, “Çünkü kadınlardan, gücümüzden korkuyorlar. Ablukanın içinden durumu teşhir edip, sesimizi her şeye rağmen duyurduğumuzda ise bizi ‘provokasyon’ ile suçluyorlar. Basın açıklamamızı bitirip gitmek istediğimizde ise önümüzü kesip toplu halde yürümemizi engellemek istiyor, bağırıp çağırıyor, gözaltına almakla tehdit ediyorlar” ifadelerini kullandı.

    “HAYKIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    24 Şubat’ta yapılan açıklama öncesinde mor tüllerin hedef alındığını, fiziksel mesafe kuralının hiçe sayıldığını belirten Ayşenur Kizaroğlu ise şunları söyledi:

    “Uyarılarımıza rağmen erkek polislerin mahremiyet sınırlarını ihlal edecek şekilde durmaları engellenmedi. Daha da vahimi, Boğaziçi eylemleri sırasında gözaltına alınanlara çıplak arama yapan iki kadın polisin alana getirilmesi, genç kadın arkadaşlarımızın travmasını tetikledi. Çıplak arama işkencesi uygulandı ve işkenceciler alana getirilerek gözdağı verilmek isteniyor. Ama bizler, çıplak aramanın bir insanlık suçu, hak ihlali olduğunu haykırmaya devam edeceğiz.”

    Kizaroğlu, İzmir Valiliği ve İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne demokratik hakları kullanılmasına yönelik engellemelerden vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Anayasa Mahkemesi, çıplak aramayı ‘hak ihlali’ saydı

    Anayasa Mahkemesi, çıplak aramayı ‘hak ihlali’ saydı

    Çıplak aramaya maruz kalan Rüya Ağdaş Sönmez adlı kadının Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru sonuçlandı. Başvuruyu görüşen AYM, hak ihlali kararı verdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun gündeme getirdiği “çıplak arama” uygulamasına maruz kalan Rüya Ağdaş Sönmez adlı kadının başvurusunu görüşen Anayasa Mahkemesi (AYM), kararını açıkladı.

    Medyascope’ta yer alan habere göre, Mahkeme kararındaki bilgilere göre Sönmez, 9 Ağustos 2016 tarihinde İstanbul Yenikapı’da bulunan Marmaray hızlı tren istasyonunun ana girişindeki polis arama noktasından geçerken, çantasını aramak isteyen kadın polis memuru Y.T. ile tartıştı. Sönmez daha sonra kadın polis memurları Y.T. ve S.K. tarafından İstanbul Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü Aksaray Şehit Vedat Ulusoy Polis Merkezi’ne götürüldü.

    Memurlar Sönmez’i polis merkezindeki çay ocağına götürüp burada bir müddet tuttu. Aynı polisler, adli muayene raporu almak için Sönmez’i Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Doktor muayenesi esnasında yanında kadın polislerden biri olduğu için kötü muameleye maruz kaldığını ve çıplak aramaya tabi tutulduğunu söyleyemeyen Sönmez, daha sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu.

    Cumhuriyet Başsavcılığı, Sönmez’in şikayeti üzerine soruşturma başlattı. Savcılık şüpheli polisler Y.T. ve S.K. hakkında, “çantasını ve üzerini aratmayan müştekiye orantılı güç kullanılıp, polis merkezine getirilip aramasının yapıldığı, zor kullanma yetki sınırını aşmadıkları, arama sırasında müştekiyi soyarak eziyet ettikleri, hakaret ve tehditte bulunduklarına dair kamu davasının açılmasına yeterli kanıtlar elde edilemediğinden, şüpheliler hakkında atılı suçlardan kovuşturmaya yer olmadığı” kararını verdi.

    AYM HAK İHLALİ KARARI VERDİ

    Savcılığın kararından sonra Sönmez, avukatı aracılığı ile AYM’ye bireysel başvuruda bulundu. AYM Birinci Bölümü, polis merkezindeki çay ocağında tutulma sırasında kolluk görevlileri tarafından yapılan kötü muamele iddialarına yönelik etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle anayasanın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının usul boyutuyla ihlal edildiğine hükmetti. Kararda şöyle denildi: “Kötü muamele yasağının usul boyutuna yönelik ihlalin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu durumda kötü muamele yasağının usul boyutuna yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden soruşturma kararı verilerek Anayasa Mahkemesi’ni ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir soruşturma yapılmasından ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Yazar ağabeyimin özellikle parmaklarına zarar veriyorlar’

    ‘Yazar ağabeyimin özellikle parmaklarına zarar veriyorlar’

    PİRHA- Aralarında Yazar Murat Türk’ün ve Erd. Agron’un* da bulunduğu dört politik mahpusun, Ödemiş Hapishanesinden Şakran Hapishanesine sevk edilirken çıplak aramaya maruz kaldığı, vücutlarında darp izleri olduğu öğrenildi. 

    İzmir’de Ödemiş Hapishanesinden Şakran Hapishanesine sevk edilen mahpuslar, işkence gördüklerini ve çıplak aramaya maruz kaldıklarını iletti.

    Yazar Murat Türk’ün kardeşi Bilal Türk konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Ağabeyinin 25 yıldır mahpus olduğunu ve daha önce de birçok kez farklı hapishanelere sevk edildiğini belirten Türk, “Ağabeyimi keyfi nedenlerle defalarca sürgün ettiler, ağabeyim defalarca işkence gördü” dedi.

    “AĞABEYİMİN ÖZELLİKLE PARMAKLARINA ZARAR VERİYORLAR”

    Türk konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ağabeyim 25 yıldır haksız yere tutuklu, cezaevlerinin kötü koşullarından dolayı birçok rahatsızlığı var, bir de işkence görüyor. Ağabeyim yazı yazıyor diye özellikle parmaklarına zarar veriyorlar.”

    Ağabeyinin sağlık sorunlarının ilerlediğini söyleyen Türk, keyfi uygulamaların son bulmasını istediğini belirtti.

    Sürgün edilen bir diğer mahpus, Yazar Erd. Agron’un kardeşi de son durumu aktardı.

    Kardeşi, 20 yıldır mahpus olan Erd. Agron’un birçok kez sürgüne ve işkenceye maruz bırakıldığını ifade etti. Aile yaptıkları telefon görüşmesinde Erd. Agron’un moralinin iyi olduğunu fakat vücudundaki çizik ve morlukların ağrıya neden olduğunu iletti.

    ÖDEMİŞ HAPİSHANE MÜDÜRÜNÜN İNİSİYATİFİYLE SÜRGÜN GERÇEKLEŞTİ

    Erd. Agron telefon görüşmesinde, “Ödemiş’ten müdür uydurma gerekçelerle bizi sürgün etti” dedi.

    Ödemiş hapishanesinde işkence gören mahpuslar Şakran hapishanesinde de çıplak aramaya tabi tutuldu. Ailelerin ilettiği bilgiye göre günlerce kendilerine ve avukatlarına haber verilmedi. Şakran’a sürgün edilen dört mahpusun birbirlerinden ayrı koğuşlara yerleştirildiği öğrenildi.

    *Mahpusun yazar kimliği

    Eylem BABAYİĞİT

  • ‘Sürekli ölüm tehditleri aldık’-VİDEO

    ‘Sürekli ölüm tehditleri aldık’-VİDEO

    PİRHA-KHK ile ihraç edilen kamu emekçilerinin İstanbul Kadıköy’deki eylemlerine polis müdahale ederek 27 kişiyi gözaltına almıştı. Kamu emekçilerinin eylemine destek için katılan BDSP, DGB ve DLB’liler de gözaltına alınanlar arasında bulunuyordu. Serbest bırakılmalarının ardından basın açıklaması yapan gençler, ağır polis şiddetine maruz kaldıklarını ve ölüm tehdidi aldıklarını belirttiler. 

    KHK eylemine destek veren BDSP, DGB ve DLB’li gençler İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yaşadıkları polis şiddetiyle ilgili basın açıklaması yaptılar.

    “SALDIRILARA RAĞMEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Burada ilk olarak söz alan İpek Bozkurt, iki hafta içinde yaklaşık 85 kişinin gözaltına alındığını kaydetti. Ciddi polis şiddetiyle karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Bozkurt, bunların kendileri için şaşırtıcı olmadığını, seçim süreciyle birlikte baskıların daha da yoğunlaştığını belirtti. Yoğunlaşan baskıları teşhir ettiklerini ifade eden Bozkurt, OHAL ve KHK’lere karşı mücadele eden hocalarının yanında olacaklarını ve sermayenin tüm saldırılarına rağmen mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı. 

    “İLAÇLARIMI VERMEDİLER”

    Cumartesi günü gözaltına alınanlar arsında bulunan Hacı Bora Koç, gözaltına alınırken ilaçlarının yanında olmadığını, arkadaşlarının ve avukatının ilaçlarını kendisine ulaştırma çabalarına rağmen ilaçların kendisine verilmediğini belirtti. Koç, gözaltına alındığı süreci anlatan yazısını okudu. Yazısında Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüklerini, burada işkenceye maruz kaldıklarını ve kendilerine çıplak aramanın dayatıldığını belirtti. Yazısında mücadeleye devam edeceklerini ifade eden Koç, 25 Haziran sabahı kazanacaklarını ekledi.

    “DEĞERLERİMİZİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    70 haftadır Kadıköy’de direnen KHK direnişçisi Hüseyin Demir de son iki hafta öncesine kadar direnişleri sırasında herhangi bir olayın çıkmadığını, etraftaki yurttaşlardan çok iyi tepkiler aldıklarını söyledi. Eşit, parasız, bilimsel eğitim istedikleri için ihraç edildiklerini vurgulayan Demir, ihraç edilmelerine sebep olan değerleri savunmaya devam edeceklerini kaydetti.

    “BASKILAR YILDIRMA AMAÇLI”

    Gözaltına alınanlar arasında bulunan Buse Bayram da kadınlara karşı uygulanan kötü muamelelere değindi. Gözaltına alınırken ters kelepçe yapılmak istendiğini, ağır hakaretlere maruz kaldıklarını ve kadınlara çıplak aramanın dayatıldığını belirtti. Tüm bu baskıların kendilerini yıldırma amaçlı, alanları terk ettirme amaçlı olduğununa dikkat çeken Bayram, alanları terk etmeyeceklerinin altını çizdi.

    “SÜREKLİ ÖLÜM TEHDİTLERİ ALDIK”

    Gözaltına alınan DGB’lilerden Gözde Ekici ise o gün eylemde yoğun polis ablukası olduğunu ve darp edilerek gözaltına alındıklarını kaydetti. Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldükten sonra Eylemlerden sorumlu olduğu söylenilen bir emniyet amiri tarafından sürekli ölüm tehditleri aldıklarını söyleyen Ekici, tüm tehditlere rağmen alanlarda olmaya ve direnişi örgütlemeye devam edeceklerini ifade etti.

    “POSTALLA KAFAMIZI EZMEK İSTEDİLER”

    Karne eyleminde gözaltına alınan DLB’li Çağdaş Ekinci de beş liseli gençlik örgütü olarak Cumartesi günü yapılan KHK eylemine katılım çağrısı yaptıklarını ve eylemde gözaltına alınırken kendilerine uygulanan yoğun şiddeti teşhir ettiklerini hatırlattı. Polisin şiddetini teşhir etmelerinden rahatsız olduğunu ifade eden Ekinci, emniyette şiddeti teşhir ettikleri için kafalarının postalla ezilmek istendiğini kaydetti. Yapılan tüm işkencelere direndiklerini söyleyen Ekinci, tarihlerinden aldıkları güçle direndiklerini de ekledi.

    “ÇIPLAK ARAMA SUÇTUR”

    Gözaltı süreçlerinde yaşananların hukuki boyutu ile ilgili bilgiler veren Avukat Ferdi Yamar da müvekkillerinin susma haklarını kullandıkları için 3 gün boyunca serbest bırakılmadıklarını, kendisine susma haklarını kullanmazlarsa serbest bırakılacaklarının söylendiğini belirtti. Kolluk kuvvetlerinin sistematik bir şekilde düşmanca yaklaşmasına anlam veremediklerini kaydeden Yamar, kadınlara dayatılan çıplak arama işkencesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre suç olduğunu vurguladı. Sadece fiziki işkencenin değil kötü muamelenin de işkence olduğuna dikkat çeken Yamar, işkencenin bir insanlık suçu olduğunu da ekledi.

    “EMEKÇİLER DÜZENİN KÖLESİ OLMAMALI”

    Son olarak söz alan gözaltına alınan gençlerden Dilbirin Acar ise son yıllarda OHAL ve KHK’lerle beraber gerçekten mücadeleden emekçilerin üzerine çok fazla gidildiğine dikkat çekti. Gözaltında bulundukları süre içerisinde çeşitli suçlardan nezarette bulunan insanları gördüklerini ve orada mücadelenin ne kadar zayıflatılmaya çalışıldığını anladığını belirtti. Acar, “Bu düzen bize diyor ki ‘Mücadele etmeyeceksin, istediğin dünyayı kurmayacaksın. Yoksa ben sana bu işkenceleri uygulayacağım.’ Emekçilerin bu düzenin kölesi olması değil mücadele etmeleri gerekliliğini vurgulamak istiyorum” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)