Etiket: çıra

  • ‘Alevilikte hakka uğurlamada Kuran yoktur; üç telli saz çalınır deyiş okunur’-VİDEO

    ‘Alevilikte hakka uğurlamada Kuran yoktur; üç telli saz çalınır deyiş okunur’-VİDEO

    PİRHA -Alevilikte hakka yürüme erkanına ilişkin konuşan Celal Abbas Ocağı dedelerinden Zeynel Batar, günümüzle ile geçmişteki ritüelleri karşılaştırarak, “Şu anda bizim eski hakka uğurlama erkanına göre cenazelerimiz kaldırılmıyor. Baskı altında kaldırıyoruz. Korkuyoruz. Bir şey yaptığımız zaman bize karşı geliyorlar” dedi.

    Alevi yol erkanını sürdüren, cemleri yürüten ve Dersim’de yaşayan Celal Abbas Ocağı dedelerinden Zeynel Batar Alevilikte hakka uğurlama erkanına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Hakka uğurlama erkanını hala eski kültüre göre yaptığını kaydeden Batar, “Benim dışımda kimse bunu yapmıyor. Biliyorlar belki de çekinerek yapmıyorlar, onu biliyorum. Biz eskilerde cenazemizi morga götürmüyorduk. Akşam vefat ettiği zaman evde bırakıyorduk, sabah vefat ettiği zaman yine evde bırakıyorduk. Onun üstüne çıra yakıyorduk, çıracı orada görev yapıyordu, hizmet ona aitti. Cenazeyi dışarı çıkarana kadar çıra yanıyordu. Akşam da zaten vefat ettiği zaman, sabaha kadar yanıyordu” dedi.

    “ÇIRA BİZİM YAS IŞIĞIMIZDIR”

    Alevilikte bir can vefat ettiğinde onu hakka uğurlarken akşamdan sabaha kadar çıra yakıldığını belirten Batar Alevilikte hakka uğurlamada yakılan çıranın Alevi inancındaki önemine ve cenaze ritüellerine ilişkin şunları ifade etti:

    “Çıra ahiret ışığıdır, dünyanın, Allah’ın, Peygamberin, İmam Hüseyin’in nurudur. Çünkü Allahın nuru insanda tecelli etmiş olduğu için o çıra bizim yas ışığımızdır. Hem bu dünyanın hem ahiretin. Çıra sabaha kadar yanar. Sabahleyin güneş doğduğu zaman o çırayı söndürüyorduk. O ışık sır oluyordu ve biz yeni bir ışıkla aydınlanıyorduk. Cenazeyi ondan sonra dışarı çıkarıp sabaha kadar üzerinde üç telli Kur-an ile beyitler, ilahiler okuyorduk. Cenaze dışarı çıkarıldığı zaman yine dışarıda sazlı sözlü çalıp söylüyorduk. Hocalar yıkıyordu, biz çalıp söylüyorduk. Cenaze yıkandıktan ve kefene sarıldıktan sonra biz dede olarak hocayla beraber ilahi tutuyorduk, 12 İmam ehli beyitleri zikir ediyorduk. Ondan sonra helallik alınıyordu.”

    “ALEVİLİKTE HAKKA UĞURLAMADA KURAN OKUNMAZ”

    Hakka uğurlama sırasında Kuran’ın okunup  cenaze namazı kılınmasına tepki gösteren Batar şunları kaydetti:

    “Bizde Kuran yoktu. Bizde cenaze kaldıran dede olması lazım. Dede; cem ceme, can cana, cemal cemale karşılıklı ibadet etmeli. Ama maalesef bizim şu anki Alevi toplumu hakka uğurlamada hala Kuran okuyor ve hala o toplumu kendi arkasına alıp, Allah’ın nurunu söndürüyorlar. Allah’ın nurunu arkana alamazsın. Can cana, cemal cemale olman lazım. Kaldı ki bunu hala yapıyorlar. Ve bazı yerlerde biz cemal cemale yaptığımız zaman bize bilmeyen, aklı ermeyen insanlar tepki gösteriyor. “Neden bunu yapıyorsunuz?” diyorlar. Biz kendisine detaylı anlatıyoruz, durum budur ama onlar gene de karşı çıkıyorlar.”

    “BÜTÜN ALEVİ BÖLGELERİNE İMAM GÖNDERDİLER”

    Günümüzde Alevilikte hakka uğurlamanın eskideki gibi yapılmadığına Sünni inancından etkilendiğine dikkat çeken Batar, “Cenazelerimiz eski hakka uğurlama erkanına göre kaldırılmıyor. Baskı altında kalmış gibiyiz. Korkuyoruz. Bir şey yaptığımız zaman cemaat bize karşı geliyor. Özellikle Alevilikte bunun olmaması lazım ama oluyor. Bizde eskiden Kuran yoktu mesela. Bu Kuran ne zaman geldi? Yavuz döneminde, Emeviler’in sürdürmüş olduğu geleneği getirip biz Alevilere mal ettiler. Bütün Alevi bölgelerine hocaları ve cami imamlarını göndermişler. Bütün Alevileri Sunnileştirmek için çaba harcamışlar ve Kuranı öğretmişler” dedi.

    “ALEVİLİKTE HAKKA UĞURLAMA ÜÇ TELLİ SAZ İLE YAPILIRDI”

    Alevilikte hakka uğurlamada cenazenin başında üç telli sazın çalındığını ve asıl canlı Kuran’ın o olduğunu belirten Celal Abbas Ocağı dedelerinden Zeynel Batar sözlerini şöyle tamamladı:

    “Aslında asıl Kuran bizim çaldığımız üç teli sazdır. Hz. Ali’nin kendisi demiş ki “Bu canlı kitabi Kurandır, canlı kuran benim, Kuran bendedir.” Ve o Ali’nin bütün gizli vasıflarının hepsi 7 tane ulu ozan da tekmil edip gelmiştir ve bize intikal etmiştir. Asıl Kuran o Kurandır. Kitabi Kuran değildir. Kitabi Kuran öğütten, nasihatten bahsediyor, doğruluktan bahsediyor. Kaldı ki bütün ümmet o Kuran’a da uymuyor. Kuran’ın içinde olan doğru yönlere uymuyor. Kuran diyor ki mesela haram yeme, zina etme, kimsenin hakkını yeme, kul hakkı yeme, kimseye zarar verme. Evlilik bir tanedir, iki tane evlilik değildir. Birisiyle evleneceksin sonuna kadar. Ama kaldı ki bu da yok ve Kuran’a uyma da yok. Kuran diriler için gelmiştir, ölüler için değil. Ölüler için telli sazdır, üç telli Kurandır, ayettir. Bizim Alevi toplumu kendi kültürünü, kendi yol erkanını bırakmıştır. Ama doğrusu budur. Ancak bir çiçekle bahar olmuyor. Bir ben ile iş olmuyor ki. Kaç tane dede varsa hepsi aynı uygulamayı yapmış olsa el ele verseler aynı eski tarikatımız, eski geleneklerimiz, bütün cenaze erkanlarımız o şekilde devam eder.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Xızır ayında Munzur Gözeleri’nde niyazımızı dağıtıp çıralarımızı yaktık’

    ‘Xızır ayında Munzur Gözeleri’nde niyazımızı dağıtıp çıralarımızı yaktık’

    PİRHA – Ovacık’ta yaşayan Suzan Şamdereli Xızır ayında yaptıkları niyazları ziyaretlere götürdüklerini, çocukları için dilekler dilediklerini, onlar için çıralar yaktıklarını, Bozatlı Xızır’ı çağırdıklarını PİRHA’ya anlattı.

    Dersim Ovacık’ta yaşayan Suzan Şamdereli, Alevilerin kutsal ayı olan Xızır ayı boyunca neler yaptıklarını PİRHA’ya anlattı.

    Şamdereli, Ovacık Munzur Baba Cemevi’nde cem tutmaya geldiğini, Xızır ayı boyunca darda olan Bozatlı Xızır’ı çağırdıklarını dile getirdi.

    “NİYAZIMIZI DAĞITTIK, ÇIRALARIMIZI YAKTIK”

    Ovacık’ta gerçekleşen Xızır cemine gelen Şamdereli, “Munzur Gözeleri’ne Ocak ayının son Perşembesi ve Şubat’ın 2. Perşembesi 15-20 canla beraber niyazımızı götürdük. Lokmalarımızı pay ettik. Çıralarımızı yakıp dualar ettik, dilekler diledik” dedi.

    Oruçlarımızı tuttuk, niyazlarımızı verdik, Bozatlı Xızır’ı çağırdık, şimdi de son Perşembe cem tutmaya geldik” diye konuşan Şamdereli, şöyle devam etti:

    “Xızır ayı boyunca her hafta 3’er gün orucumuzu tuttuk. Suyumuzu içmedik. Özellikle gençler yaparlar bunu ama hangi niyetle dilek tutuyorsak o niyetle su içmeyebiliriz. İllaki evlilik üzerine rüya görme amacıyla değildir. Biz de çocuklarımız için niyetlendik, dileklerimizi onlar için tuttuk.

    Xızır darda olana yetişendir. Komşularımızla, arkadaşlarımızla toplanır lokmalarımızı yapar ziyaretlere götürürüz. Şimdi de Xızır ayının son Perşembesi, cem tutmaya geldik.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • 15 Kasım saat 19:38’de Dersim anısına bulunduğun yerden bir mum da sen yak!-VİDEO

    15 Kasım saat 19:38’de Dersim anısına bulunduğun yerden bir mum da sen yak!-VİDEO

    PİRHA- Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamlarının 80. yıldönümüne ilişkin konuşan Dersim Araştırmalar Merkezi yöneticileri, “Dün toplu katlediliyorduk bugün ise kültürel asimilasyonla, inançla, bölgenin boşaltılmasıyla, Dersim doğasının tahribiyle” dedi ve “Evlerimizin veya pencerelerimizin önünde, idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları için çıra-mum yakalım. Çıra ve mumlarımızın görüntüsünü de sosyal medya hesaplarımızdan #dersim38ianıyoruz ve #SeyidRıza etiketiyle paylaşıyoruz” çağrısında bulundular. 

    Haberin Videosu

    Dersim Katliamı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları 15 Kasım günü Türkiye ve Avrupa’da çeşitli etkinlikler ile anılacak. Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamının 80. yıldönümü dolayısıyla Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) yöneticileri Hüseyin Ayrılmaz ve Nesimi Aday PİRHA’ya konuştu.

    Dersim Araştırmalar Merkezi, Demokratik Alevi Derneği ve Pir Sultan Abdal Dersim Şubesi tarafından Dersim’de yapılacak anmayı ve dünden bugüne nelerin değiştiğini anlatan DAM yöneticileri, 15 Kasım günü herkesi bulunduğu yerden katliam saati olan 19:38’de çıralarını yakmaları çağrısında bulundu.

    Uzun yıllardır Dersim üzerinde çalışmalar yürüten Dersim Araştırmalar Merkezi yöneticisi Hüseyin Ayrılmaz Dersim Katliamı tanıkları ile görüşerek yaptıkları çalışmaları anlattı.

    Ayrılmaz, “1990 süreciyle başladı bu çalışma. Dersim’in tanıklarıyla, bu zulme maruz kalanların mağduriyetlerini dile getirme adına ama bir filli tanıklarla görüşerek oradaki gerçeği açığa çıkarmayı istedik. Yaklaşık 10-15 yıl bu çalışma devam etti. Kayıtlar alında, bu kayıtların bir kısmı kitaplara dönüştürüldü. Ama hala o kayıtlar duruyor. Dolayısıyla bizim Dersim’e karşı olan duyarlılığımız, gerçeği öğrenme ve bu insanların ne yaşadığını, geçmişte Dersim’de ne olup bittiğini birazda bu insanların sayesinde öğrendik” ifadelerini kullandı.

    Dersim’de katliamın yaşandığı bölgelerde hafızayı taze tutmak adına anıt yapma fikrinin 15 yıldır var olduğunu söyleyen Ayrılmaz, merkezde bulunan Seyit Rıza anıtının dikilmesiyle aslında bu sürecin başladığını ifade etti.

    “DERSİM’İN ACISINI SANAT ESERİ OLARAK ORTAYA KOYMAK İSTİYORUZ”

    Ayrılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ama böyle bir duruma girişmemiz devlet cephesinde nasıl bir tahammül ya da nasıl bir etki, tepki yaratacağı noktasında belli endişelerimiz var. Kafalarımızda projelerimiz var, Dersim’de hemen hemen bütün katliam bölgelerini biliyoruz. Bunların hepsi kayıt altına alınmış. Ama somut olarak Dersim’in acısını bir sanat eseri olarak ortaya koyma noktasında düşüncelerimiz var ama biraz bu noktada zamana ihtiyacımız var.”

    DÜN TOPLU KATLEDİLİYORDUK BUGÜNSE…

    Aradan geçen 80 yıldan devletin Dersim’e bakış açısında pek bir değişikliğin olmadığını düşünen Ayrılmaz, köy yakmaları, bölgede süren yasakları, göç politikalarını, askeri operasyonlarla yaşanan orman yangınlarını örnek gösterdi.

    Dersim’de yaşanan katliama ilişkin devlet cephesinde somut bir adım göremediklerini de vurgulayan Ayrılmaz, “En azından bu noktada bir iyi niyet girişimi olsa bile Dersim’deki doğaya karşı, insanın yaşam alanına karşı biraz daha saygılı davranmaları gerekir. Ama bunu da göremiyoruz. Dolayısıyla dünle bugün arasında bazı şartlar değişse de yani dün toplu katlediliyordu bugün kültürel anlamda, asimilasyonla, inançla, bölgenin boşaltılmasıyla, Dersim doğasının tahribiyle, her tarafını barajlarla doldurmakla Dersim’i insansızlaştırmaya çalışıyorlar. Böyle baktığımızda pek fark göremiyorum” ifadelerini kullandı.

    “ONLAR DERSİM ADINA YARGILANDILAR, UNUTMAMALIYIZ”

    Ayrılmaz, 15 Kasım Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edildiği gün için tüm duyarlı kesimlere de şu çağrıda bulundu:

    “Aradan 80 yıl geçti, devlet ne yaptıysa yaptı. Yani o dönemin suçunu örtmeye çalıştı, inkâr etmeye çalıştı bugüne kadar ama Dersimliler cephesinden olaya baktığımızda bugünlerin, 15 Kasım’ın, 38’in unutulmaması adına Kasım’ın 15 akşamı saat 19:38’de herkesin kendi evinde onların anısına birer tane çerağ yakmalarını talep ediyoruz. Seyit Rızaların hukuksuz ve hiçbir yargı sisteminden bahsetmediğimiz bir ortamda idam edilmelerini unutmamamız gerekir. Çünkü onlar Dersim adına yargılandılar. Onların anılarını taze tutmamız ve gerçekten unutmamamız gerekiyor.”

    19.38’DE SEYİT RIZA MEYDANI’NDA

    Dersim Araştırmalar Merkezi yöneticilerinden şair yazar Nesim Aday da Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edildiği 15 Kasım günü çeşitli anma programları yapacaklarını açıkladı. Katliamın merkezi olan Dersim’de bu seneki anmalarını gerçekleştireceklerini söyleyen Aday, “Seyit Rıza Meydanı’nda saat: 16.00’da Seyit Rıza heykeli önünde açıklama yapacağız, ardından da katliamın yaşandığı tarihe denk gelen 19:38’de mum yakıp, bir söyleşi yapacağız. Tabi OHAL’e takılmazsak” dedi.

    Aday anma programlarını açıkladı ve şu çağrıda bulundu:

    “İlk kez farklı bir anma biçimi örgütlüyoruz saat 19.38’de Dersim kent merkezinde insanların evlerinde ışıklarını söndürüp mum yakmalarını isteyeceğiz. Bu çağrımızı aynı zamanda Dünya’da ve Türkiye’deki tüm duyarlı insanlara yapacağız. 19.38’de herkes evinde, masasında, balkonunda bir çerağ ya da mum yakıp onu da görüntüleyip sosyal medyada paylaşmalarını isteyeceğiz. Naif bir şey istiyoruz çünkü sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. İnsanlar rahat değiller, tutuklamalar, gözaltılar var. Bu yıl Dersim’deki siyasal anlamda sıkışıklığı gidermek için onlara moral olmak için yerinde yapmak istedik.”

    Aday, bunun dışında Avrupa’daki kurumlarla birlikte önce Frankfurt’da panel ve anma ardından da Almanya Stuttgart ve İsviçre Basel’de 17-18-19’da anma etkinliklerinin olacağını duyurdu. Bu programlara Nesimi Aday ile birlikte HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Akademisyen Dilşa Deniz, Şair Mehmet Çetin ve Ozan Emekçi ile Nihat Baran müzikleriyle katılacak.

    NE ARŞİVLER AÇILDI NE ÖZÜR DİLENDİ

    Aday, her yıl olduğu gibi bir süreklilik arz eden fakat çoğu zaman karşılık bulmayan taleplerini ise şöyle sıraladı:

    Çözüm sürecinde bazı şeyler olmaya başladı. Mesela arşivler açılsın istemiştik, 150 bin adet arşiv olduğu söylenmişti onun üzerine çalışma yapılıyordu, hükümet açıklayacaktı bunu fakat çözüm süreci bittikten sonra sanırım bu çalışma rafa kaldırıldı. Başta Seyit Rıza olmak üzere idam edilen mezar yerlerini hala bilmiyoruz. Sürgüne gönderilen insanlarımızın akıbeti hala bilinmiyor, devlet hala açıklamadı. Evlatlık verilen çocukların akıbeti bilinmiyor. Özür dilemediler. Yarım ağız özür dilendi ama kurumsal anlamda devlet özür dilemedi.  Dersim’de yaratılan soykırımdan sonra bir travma yaşadı bu toplum. Özrün topluma kadar inmesi gerekir. Dersim’de zehirli gazlar kullanıldı. Bu hiç açıklanmadı. İhsan Sabri Çağlayan bunu itiraf etti. Ama TC devleti bu gazları hangi ülkeden aldı. Çünkü o zamanlar Türkiye’de gaz üretimi olmuyordu. Bunlara benzer taleplerimiz var fakat bunu konuşacak muhatap bulamıyoruz.”

    HALVORİ’DE YAS MEKANI PROJESİ

    Öte yandan Dersim Katilamı’nın izlerinin olduğu Halvori’deki 38 kayalıklarına bir yas mekanı projelerinin olduğunu söyleyen Aday, “Oraya bir müze, cemevi ve uçuruma atılan çocuk ve kadınları temsil eden heykellerden oluşan bir projemiz vardı. Oradaki özel mülk sahipleriyle ilişkilendik, izin alacaktık ve yapacaktık. Ama biliyorsunuz belediyeye el konuldu, eş başkanlarımız tutuklandı ve bu projemiz şimdilik durdu. Dersim’de belli başlı katliam mekanları var. Bunların hepsine ileri kuşaklara bir arşiv anlamında aktarmak, yas mekanı olarak hafıza tazelemek adına ihtiyaç duyuyoruz. Umarım ileriki süreçlerde yaparız” dedi.

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL