Etiket: çocuk işçiliği

  • DEM Parti İl Eş Başkanı Nurhayat Şimşek: Emekten ve halktan yana bir bütçe şart-VİDEO

    DEM Parti İl Eş Başkanı Nurhayat Şimşek: Emekten ve halktan yana bir bütçe şart-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Malatya İl Eş Başkanı Nurhayat Şimşek, TBMM’de görüşmeleri süren bütçeye ilişkin sert eleştirilerde bulunarak, mevcut bütçenin emekçileri, emeklileri ve dar gelirli kesimleri daha da yoksullaştırdığını söyledi. Şimşek, “Çalışan her iki işçiden biri açlık sınırının altında kalan asgari ücrete mahkûm ediliyor. 16 milyon emeklinin yüzde 80’i açlık sınırının altında bir gelirle yaşamaya zorlanıyor” dedi.

    İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin hiçe sayıldığını vurgulayan Şimşek, kuralsızlığın sermaye çıkarları uğruna normalleştirildiğini belirterek, “Her gün ortalama 5 işçi yaşamını yitiriyor. İşyerleri adeta birer cinayet mahalline dönüşmüş durumda” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin birçok alanda olumsuz sıralamalarda üstlerde yer aldığını dile getiren Şimşek, “Enflasyon, işsizlik, faiz, yolsuzluk, iş cinayetleri, açlık ve yoksullukta dünya sıralamalarında üstlerdeyiz. Buna karşın özgürlük, eşitlik, adalet, refah ve toplumsal barışta 180 ülke içinde ancak 118. sıradayız” diye konuştu.

    “BÜTÇE EMEĞİ DEĞİL FAİZİ VE SİLAHLANMAYI ÖNCELİYOR”

    2026 Bütçesi’nin dağılımına dikkat çeken Şimşek, toplanan her 100 TL verginin 20 TL’sinin faize, 16 TL’sinin silahlanmaya, 5 TL’sinin teşvik ve prim desteğine, 3 TL’sinin ise hazine garantili projelere ayrıldığını belirtti. Buna karşılık yoksullukla mücadeleye yalnızca 4 TL, koruyucu sağlığa 3 TL, hukuk ve adalete 2,5 TL, kadının güçlenmesine ise sadece 6 kuruş ayrıldığını söyledi.

    Şimşek, “Bu tablo, bütçenin halktan değil, sermayeden yana hazırlandığını açıkça göstermektedir” dedi.

    ÇOCUK İŞÇİLİĞİ VE MESEM ELEŞTİRİSİ”

    Ekonomik krizin en çok gençleri ve çocukları etkilediğini ifade eden Şimşek, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuk sayısının arttığına dikkat çekti. 2024’te 74 olan çocuk işçi ölümünün 2025’te 85’e yükseldiğini belirten Şimşek, bu ölümlerin bir kısmının MESEM programlarında yaşandığını söyledi. “Eğitim kurumlarının önceliği öğrencinin güvenliği olmalıdır. Ancak MESEM, çocukları güvencesiz işgücüne dönüştürmektedir” dedi.

    “BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM HALKIN KATILIMIYLA İNŞA EDİLİR”

    Savaş ve savunma sanayine ayrılan bütçe paylarının artmasına da tepki gösteren Şimşek, kaynakların doğa ile barışı esas alan, geniş istihdam alanları yaratacak yatırımlara yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Adaletsiz vergi sistemi ve düşük ücret politikalarının milyonları sefaletle karşı karşıya bıraktığını ifade eden Şimşek, “Barış ve demokratik bir toplumun inşası, halkın ve emekçilerin katılımı ve kararlılığıyla mümkün olacaktır” dedi.

    “Direne Direne Kazanacağız”, “Yaşasın hak, hukuk, adalet” sloganıyla konuşmasını sürdüren Şimşek, emekten ve halktan yana bir bütçe için taleplerini şöyle sıraladı:

    1-Bütçe hakkının önündeki engellerin kaldırılması ve bütçenin halka sunulması,

    2-Kamu hizmetleri ve yatırımlara ayrılan payın artırılması,

    3-Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçenin hayata geçirilmesi,

    4-Emekçilere dayatılan açlık, yoksulluk ve sömürü politikalarına son verilmesi,

    5-İş cinayetlerini önleyecek tüm tedbirlerin alınması.

    PİRHA/MALATYA

  • Bir 23 Nisan’da daha çocuk işçiliği sürüyor, 552 çocuk anneleriyle cezaevinde

    Bir 23 Nisan’da daha çocuk işçiliği sürüyor, 552 çocuk anneleriyle cezaevinde

    PİRHA- 23 Nisan Türkiye’de her çocuk için bir bayramı ifade etmiyor. 0-6 yaş arası 552 çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde kalıyor. TÜİK verilerine göre ise çocukların işgücüne katılım oranı erkek çocuklar için yüzde 32,2 kız çocuklar için yüzde 11,5 olarak tespit edildi. 2022 yılında yüzde 18,7 olan çocuk işçilik oranı bu yıl ise yüzde 22,1’e yükseldi.

    23 Nisan her çocuk için bayram tadında geçmiyor. Adalet Bakanlığı’nın 2023 verilerine göre 0-6 yaş arası 552 çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde kalıyor. Temel ihtiyaçlarının cezaevlerinde karşılandığı söylenen bu çocuklar bayramı cezaevlerinde anneleriyle geçiriyor.

    Türkiye’de giderek derinleşen yoksulluk çocukları okullardan çıkarıp MESEM’lere hapsetti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre çocukların işgücüne katılım oranı erkek çocuklar için yüzde 32,2 kız çocuklar için yüzde 11,5 olarak tespit edildi. 2022 yılında yüzde 18,7 olan çocuk işçilik oranı bu yıl ise yüzde 22,1’e yükseldi.Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), çalıştırılan göçmen çocuklar ve mevsimlik tarım işçileri çocuklar ise dahil edilmiyor. Resmi olmayan verilere göre ise ülkede çalıştırılan çocukların sayısı 2 milyona yaklaşmış durumda.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı, “Çocuklar Güvende” ekiplerinin Haziran 2017-Aralık 2023 döneminde yaptığı saha çalışmaları sonucunda ise sokakta çalıştırılan on binlerce çocuk tespit edildi. Bakanlığa bağlı ekiplerin, sokakta çalıştırılan çocuklara yönelik tarama çalışmasına göre 46 bin 754 çocuğun sokakta çalıştırıldığı ortaya çıktı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çocuk işçiliği günden güne artıyor

    Çocuk işçiliği günden güne artıyor

    PİRHA- TÜİK’in resmi verilerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı geçen yıla göre 3,5 puan artarak yüzde 22,1’e yükseldi.

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2023 yılı çocuk istatistiklerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 22.1’e yükseldi. Geçen sene bu oran yüzde 18.7 idi.

    Türkiye’de derinleşen yoksulluk sebebiyle çocuklar eğitimden uzaklaşıyor ve çocuk işçiliği artıyor. 2021’de yüzde 16,4 olan çocuk işçiliği, geçen sene yüzde 18,7’ye yükselirken, bu sene ise yüzde 22,1’e ulaştı.

    İşgücüne katılma oranı erkek çocuklar için yüzde 32,2 kız çocuklar için ise yüzde 11,5 olarak tespit edildi.

    (HABER MERKEZİ) 

  • KESK Genel Meclis Üyesi Yıldırım: Devlet, okullarda çocuklara yemek vermek zorunda- VİDEO

    KESK Genel Meclis Üyesi Yıldırım: Devlet, okullarda çocuklara yemek vermek zorunda- VİDEO

    PİRHA – KESK Genel Meclis Üyesi Ebru Yıldırım, son yıllarda yaşanan ekonomik krizle birlikte eğitimdeki sorunların çok daha fazla karşılarına çıktığını söyledi. Yıldırım, okullara imam atanmasının ve din derslerinin sorun olduğunu belirterek, sendikaların buna karşı çıkması gerektiğini söyledi. Yıldırım ayrıca, devletin okullarda çocuklara yemek vermek zorunda olduğunun da altını çizdi. 

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2023-2024 Eğitim ve Öğretim Yılı Çalışma Takvimi sonrasında okulların açılacağı tarih belli oldu. Buna göre okullar 11 Eylül tarihinde açılacak, ve yeni eğitim öğretim yılı başlayacak.

    KESK Genel Meclis Üyesi Ebru Yıldırım, yeni dönemde okullardaki sorunlar üzerine PİRHA‘ya konuştu.

    Yıldırım, yoksul öğrenciler açısından eğitim içerisinde yaşadıkları sorunların her zamankinden fazla olduğunu dile getirerek, “Zaten medyadan da takip edenler biliyordur ki karşımızda bambaşka sorunlarla çocukların yaşadıklarını ifade etmek mümkün” dedi.

    Eğitimi sınıfsal boyutuyla da ele alan Yıldırım, “Son 2-3 yıldır sınıfsal ayrışmanın çok derinleştiğini söyleyebiliriz. Bu hem özel okul ve devlet okulu ayrımının görünümünü arttırıyor ama aynı zamanda okullar içerisinde öğrenciler arasındaki sınıfsal farklılığı görmek çok mümkün” diye konuştu.

    “İMAM ATANMASI VE DİN DERSLERİ BAŞLI BAŞINA BİR SORUN”

    İmamların yerinin okullar olmadığını söyleyen Yıldırım, “Bir kere herhangi bir dinin başat kabul edilerek devlet okullarında yer alıyor olması başlı başına bir sorun. İmam atanmasından önce din derslerinin okullarda yer alıyor olması başlı başına bir sorun idi. Benim de bağlı olduğum Eğitim-Sen yıllardır bunun mücadelesini gerek eylemlerde gerek belagat itibarıyla veren bir sendika” dedi.

    İmam atanmaları meselesinin sınıfsal bir tarafı olduğunu da düşündüğünü söyleyen Yıldırım, “Mesela imam atamaları sadece devlet okulları için geçerli. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nın ifade ettiği biçimiyle baktığımızda bu imam atamalarının özel okullar için geçerli olmadığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “SENDİKALAR KARŞI ÇIKMALI”

    Yıldırım, okullara imam atamasıyla alakalı olarak da eğitimcilerin bireysel olarak yapabileceği şeylerin sınırlı olduğunu, sendikaların bu meseleyi ele alırken bir program dahilinde karşı çıkmaları gerektiğini de ekledi.

    “DEVLET ÇOCUKLARA YEMEK VERMEK ZORUNDA”

    Devletin okullarda çocuklara yemek vermesi gerektiğini belirten Yıldırım, şunları konuştu:

    “Toplumun açlıkla karşı karşıya kaldığı böyle bir süreçte okullarında bu çocuklara en az bir kez yemek sağlaması devletin asli görevlerinden bir tanesi. Yoksa çocuklara sadece nasıl besleneceklerini söyleyerek bu işin altından ne onlar kalkabilir ne de öğretmenler kalkabilir. Evet nasıl besleneceklerini söylememiz bizim görevimiz olabilir ama olmayan bir paranın varlığından haberdarken bunu ifade etmenin hiçbir anlamı yok. Devlet görevini yapmak zorunda, bu çocuklara yemek vermek zorunda.”

    “DEVLET, ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN İNSANLIK DIŞI OLDUĞUNU KABUL ETMELİ”

    Çocuk işçiliği ve pedofili üzerine de konuşan Yıldırım, çocuk işçiliği ve pedofili hakkında yapılması gerekenleri de anlattı.

    Yıldırım, “Devlet bir kere çocuk işçiliğinin yasak olduğunu, çocuk işçiliğinin 2023 gibi bir yılda olamayacağını, çocuk işçiliğinin en basit deyimle insanlık dışı olduğunu kabul etmek zorunda. Çocuk işçiliğini önleyecek formüller geliştirmek zorunda. Çocuk işçiliğini meşrulaştıracak MESEM gibi projeleri bırakmak zorunda. Bununla birlikte kız çocuklarına pozitif ayrımcılık yapmak zorunda. Kız çocuklarının okuyabilmeleri için önlerinin açılmasında pek çok proje geliştirilebilir. Bununla birlikte İstanbul Sözleşmesi’nin okullarda müfredata alınması gerekir. Bir bütün olarak müfredatın kendisi Sünni, Türk, erkek ve heteroseksüel. Bunu da söylemek gerekiyor.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • AKP iktidarında en az 801 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti

    AKP iktidarında en az 801 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti

    AKP’nin iktidarda bulunduğu süre zarfından en az 801 çocuk, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından 13 Mayıs 2022 tarihine kadar en az 801 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Türkiye’de milyonlarca çocuk küçük yaşlarda çalışmaya başlamak zorunda kalıyor. Kayıt dışı ve kötü çalışma koşullarına mecbur bırakılan çocuklar, iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor.
    BAKANLIK ÇOCUK İŞÇİ SAYISINI BİLMİYOR 
    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çocuk yaşta çalışmak zorunda bırakılanlara ilişkin net bir veri ortaya koyamıyor. Bakanlık, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in “Çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma yapılıp yapılmadığına dair” verdiği soru önergesindeki “Kayıt dışı çalışan çocuk sayısına ilişkin bir saptamanız var mıdır ve Türkiye de tespiti yapılan çocuk işçi yaş sınırı nedir” sorularına cevap vermedi. CHP’li Gürer daha sonra yaptığı açıklamada, Türkiye genelinde 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısının 16 milyon 457 bin kişi olarak tahmin edildiğini belirterek, bakanlığın çalışmaları için “kağıt üstünde” eleştirisini yöneltti.
    EN AZ 720 BİN ÇOCUK ÇALIŞIYOR
    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; çalışma hayatına katılmak zorunda kalan çocuk sayısı her yıl azalıyor. Türkiye’de çocuk işçilik, üretimi ayakta tutuyor, çocuklar güvenli olmayan koşullarda kayıt dışı olarak çalıştırılıyor. TÜİK verilerine göre yüzde 70,6’sı erkek ve yüzde 29,4’ü kız çocuğu olmak üzere 720 bin çocuk işçi var.
    “ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN GERÇEK BOYUTLARI PERDELENİYOR”
    İSİG’e göre, çocuk işçiliğinin gerçek boyutları ise verilerde perdeleniyor. İSİG, çocuk işçiliğin azaldığına dayanak gösterilen istatistiklerde sayısı 1,5 milyonu bulan çırak, stajyer ve meslek eğitimi gören öğrencilerin çocuk işçi olarak sayılmadığına dikkati çekiyor. Öte yandan çocuk işgücü anketleri, Türkiye’de mevsimsel olarak, çocuk işçiliğin en az olduğu Ekim ve Aralık aylarında yapılıyor. Bu da çocuk işçiliğin gerçek boyutlarını gizleyen bir diğer faktördür. Bunlar göz önüne alındığında, şu anda Türkiye’de en az 2 milyon (yaz aylarında 4 milyon civarı) çocuk işçi olduğu tahmin ediliyor. Çocuk işçiler istatistiklerine göçmen ve mülteci çocukların dahil edilmemesi de gerçek sayıya ulaşmayı mümkün kılmıyor.
    ÇALIŞMAK ZORUNDA KALAN BİNLERCE ÇOCUK
    TÜİK sadece 15-17 yaş grubundaki çocukların çalışma hayatına katılma verilerin yayınlasa da 15 yaşın altında çalışmak zorunda kalan binlerce çocuk var. Yasal olarak 15 yaşından büyük çocukların çalışma izni olduğu için diğer yaş grubundaki çocuklar ve mevsimlik tarımda çalışan çocuklar ise kayıt dışı çalışmak zorunda bırakılıyor.
    YÜZLERCE ÇOCUK İŞ CİNAYETLERİNDE YAŞAMINI YİTİRDİ
    AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında sadece 1 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybederken tablo giderek kötüleşti. AKP’nin iktidarda kaldığı her yıl onlarca çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. AKP iktidarında iş cinayetlerinde yaşamını yetiren çocuk sayısı şöyle:  “2002 yılında en az 1 çocuk, 2003 yılında en az 18 çocuk, 2004 yılında en az 29 çocuk, 2005 yılında en az 27 çocuk, 2006 yılında en az 29 çocuk, 2007 yılında en az 28 çocuk, 2008 yılında en az 29 çocuk, 2009 yılında en az 12 çocuk, 2010 yılında en az 24 çocuk, 2011 yılında en az 24 çocuk, 2012 yılında en az 15 çocuk, 2013 yılında en az 59 çocuk, 2014 yılında en az 54 çocuk, 2015 yılında en az 63 çocuk, 2016 yılında en az 56 çocuk, 2017 yılında en az 60 çocuk, 2018 yılında en az 67 çocuk, 2019 yılında en az 67 çocuk, 2020 yılında en az 68 çocuk ve 2021 yılında  63 çalışırken hayatını  kaybetti. 2022 yılının ilk dört ayında ise en az 8 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.”
    “İKTİDAR ÇOCUK İŞÇİ ÖLÜMLERİ VERİLERİNİ GİZLİYOR”
    Muhalif parti milletvekilleri çocuk işçi ölümlerine ilişkin verdikleri soru önergelerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verdi cevaplardaki veriler, basına yansıyan çocuk işçi ölümleriyle çelişiyor. Örneğin CHP eski İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in verdiği 2002-2014 yılları arasında hayatını kaybeden çocuk işçilere ilişkin soru önergesi verdi. Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Faruk Çelik, Nisan 2015’te cevaben 2002’de 1, 2003’te 4, 2004’te 4, 2005’te 3, 2006’da 10, 2007’de 7, 2008’de 11, 2009’da 13, 2010’da 10, 2011’de 22, 2012’de 5, 2013’te 21 ve 2014’te ise 16 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiği belirtmişti.
    Oysa Bakanlık, CHP İzmir eski Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin aynı içerikteki soru önergesine Ekim 2014’te cevaben 2003’te 18, 2004’te 29, 2005’te 27, 2006’da 29, 2007’de 28, 2008’de 29, 2009’da 12, 2010’da 24, 2011’de 24, 2012’de 15 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiği belirtmişti.

    (HABER MERKEZİ) 

  • AKP’ye göre çocuk işçiliği yoksulluğa bağlamak yanlış

    AKP’ye göre çocuk işçiliği yoksulluğa bağlamak yanlış

    TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Çocuk Hakları Alt Komisyonu’nda sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinde suiistimal edilen çocuklar gündeme geldi. AKP’li Yurduseven, “Çocuk işçiliği sadece yoksulluğa bağlı bir işçilik değildir” dedi.

    TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Çocuk Hakları Alt Komisyonu’nda sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinde suiistimal edilen çocuklar gündeme geldi.

    BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre toplantıda konuşan İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Kemalettin Sakin, çocuk işçiliğinin ülkede geldiği son durumu anlattı. Sakin, “Çocuk işçiliğinde yoksulluk en önemli neden. Eğitim hizmetlerine erişememe, göç, aile bireylerinde yetişkin olanların iş bulamaması, işverenlerin çocuk iş gücü talebi, geleneksel bakış açısı, yine, mevzuatın uygulanmasından kaynaklanan eksiklikler de çocuk işçiliğin nedenlerinden olarak gözümüze çarpıyor” dedi. Ülkede 700 binden fazla çocuğun çalıştırıldığını söyleyen Sakin, “İstihdam sektörü olarak baktığımızda, çocuklarımız tarım, sanayi ve hizmet sektöründe yoğun olarak çalışıyorlar. Sanayi sektöründe de daha çok oto sanayi ve mobilyacılıkta çocuk işçiliği yaygın olarak görülüyor” diye konuştu. Sakin, çocukların altı yaşından itibaren dilendirildiğini ve kötü muamelelere maruz kaldığını, ailelere bu nedenlerle çok sayıda soruşturma açıldığını da ifade etti.

    ZENGİN AİLE ÇOCUKLARI DA ÇALIŞIYOR

    Bu sunumun ardından Cumhur İttifakı üyesi milletvekillerinden itiraz geldi. Bazı çocukların kendi istekleriyle çalıştığını, ‘zengin aile çocukları’nın da bunların aralarında bulunduğunu iddia eden AKP’li İbrahim Yurduseven, “Çocuk işçiliği sadece yoksulluğa bağlı bir işçilik değildir. Çocuk işçiliğinde aileye katkı, ailenin ekonomik durumuna katkı, aile zengin olduğu halde mesela traktörle tarla süren bir sürü genç çocuklar var. Bunlar yoksulluktan mı tarlaları sürüyorlar? Aileye bir ekonomik katkı yapmak için sürüyorlar. İlla çocuk işçiliğini yoksulluğa bağlamak özellikle doğu ve güneydoğudaki vatandaşlarımızın yoksulluğuna bağlamak bence yanlış” dedi.

    MHP’li M. Nurullah Sazak “Bazı işler çocukluktan öğrenilir sonra öğrenilemiyor” savunmasını yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Büyükşehir’den “Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü” etkinliği

    Mersin Büyükşehir’den “Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü” etkinliği

    PİRHA- Mersin Büyükşehir Belediyesi, “Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü”nde Karaduvar Mahallesi’ndeki çocuklar ve aileleri için farkındalık etkinliği düzenledi. Avukat, sosyal hizmet uzmanı ve psikologlar, ailelere bilgilendirmelerde bulunurken, okul öncesi öğretmenleri de çocuklar için birbirinden eğlenceli aktiviteler gerçekleştirdi.

    Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, 2002’de Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen “12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü” kapsamında haftasonu boyunca farkındalık etkinliği düzenledi.

    Akdeniz İlçesi Karaduvar Mahallesi’nde ebeveynler ve çocuklara yönelik düzenlenen etkinliğe, Büyükşehir’in avukat, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının yanı sıra kreş öğretmenleri de katıldı. Etkinlikte, çocukların erken yaşta çalıştırılmasının önüne geçmek amacıyla aileler bilgilendirilirken, çocuklar da eğlenceli birçok aktiviteye katıldı.

    AİLELER, ÇOCUK İŞÇİLİĞİYLE MÜCADELE KONUSUNDA BİLGİLENDİRİLDİ

    Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nda görevli Avukat Nida Gamsız, etkinlikle farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını belirterek, “Biz aslında çocuk işçiliğine farkındalık çalışması olarak bugünü organize ettik. Çocuklarımızla güzel bir gün geçirmek, onlara çocuk haklarını anlatmak, bir farkındalık çalışması yaratmak istiyoruz. Velilerimiz de burada. Onlarla güzel bir gün geçireceğiz, hem çocuk hakları konuşulacak, hem dans eşliğinde bazı oyunlarımız olacak” dedi.

    Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Sosyal Hizmet Uzmanı Özlem Yaşar da çocuk işçiliğinin ailevi boyutunu değerlendirerek, şunları ifade etti:

    “Sosyal hizmet mesleği açısından sokakta çalışan çocuklar çok önemli bir konu. Biz sokakta çalışan çocuklar sorununu geniş boyutlu olarak aile ve toplumla birlikte değerlendiriyoruz. Çocukları sokakta çalışmaya iten nedenler üzerinde daha çok duruyoruz. Bu sokakta çalışan çocuklar sorunundan çok, toplumsal bir sorun. Bu çocukları sokağa iten nedenler nedir? Bizim asıl çalışma alanımız, mesleki olarak bu. Çocuklarla çalışırken aile ve toplumla da çalışıyoruz. Nedir mesela çocuğu sokağa iten? Ailenin işsiz olması ya da zorunlu göçe tabi tutulması. Sosyal, ekonomik sorunlar, aileyi zorlayan nedenler.”

    PİRHA/MERSİN

  • İHD Malatya şubesi: Çocuktan işçi olmaz

    İHD Malatya şubesi: Çocuktan işçi olmaz

    PİRHA- İHD şube başkanı Gönül Öztürkoğlu “çocuk işçiliği, yetişkinler tarafından kurgulanan dünyada çocuklar üzerinde tahakküme ve çocuğa karşı her türlü şiddette zemin hazırlamakta; çocuğun gelişimine ve kendini gerçekleştirmesine, bugününe ve yarınına onarılması güç ve/ya imkansız sonuçlara neden olmaktadır” diyerek, 18 yaş altında olan tüm çocukların her ne ad altında olursa olsun çalışmalarını yasaklayıcı düzenlemeleri hızla hayata geçirmesini talep etti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Malatya şubesi, “Çocuktan İşçi Olmaz, Çocuk Emeği Sömürüsü Önlenebilir!” başlıklı basın açıklaması yaptı.

    İHD şube başkanı Gönül Öztürkoğlu “çocuk işçiliği, yetişkinler tarafından kurgulanan dünyada çocuklar üzerinde tahakküme ve çocuğa karşı her türlü şiddette zemin hazırlamakta; çocuğun gelişimine ve kendini gerçekleştirmesine, bugününe ve yarınına onarılması güç ve/ya imkansız sonuçlara neden olmaktadır” dedi.

    Açıklamanın tam metni;

    “ Çocuk işçiliği, yetişkinler tarafından kurgulanan dünyada çocuklar üzerinde tahakküme ve çocuğa karşı her türlü şiddette zemin hazırlamakta; çocuğun gelişimine ve kendini gerçekleştirmesine, bugününe ve yarınına onarılması güç ve/ya imkansız sonuçlara neden olmaktadır. Buna rağmen yıllardır 18 yaşın altındaki her bireyin çocuk olduğu gerçeği esnetilmekte, başta asgari çalışma yaşı gibi sorunlu bir kavram ile çocuk işçiliği meşrulaştırılmaktadır.

    Uluslararası boyutta çocuk işçiliğinin aşamalı olarak sonlandırılması amacıyla Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 1992 yılında Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Programı’nı (IPEC) başlatmış, 1993 yılında Türkiye de dahil olmuştur. 18 yaş altında olan çocukların hiçbir surette çalıştırılamayacağını ön gören 182 sayılı ILO sözleşmesi En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğini önlemeye odaklanarak; “Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye ülke acil bir sorun olarak en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliğinin yasaklanmasını ve ortadan kaldırılmasını temin edecek ivedi ve etkin önlemleri alır” şeklindeki birinci maddesi ile taraf devletlerin yükümlülüklerini tanımlamıştır.

    Türkiye özelinde geçen 27 yıl sonunda soruna dair bütüncül ve hak temelli bir yaklaşımdan bahsetmek mümkün değildir. Öyle ki;

    Soruna dair veriler TÜİK’in Çocuk İşgücü Anketi ile sınırlı kalmakta; söz konusu veriler kayıt dışı alanları kapsamamakta ve sınırlı alanlara işaret etmekte, ayrıca en güncel veriler 7 yıl sonra tekrarlanacak şekilde 2019 yılına ışık tutmaktadır. Verilere bakıldığında TÜİK Çocuk İşgücü Anketi’nin çalışan çocuk verilerini gizlediği anlaşılmaktadır. Gelir adaletsizliği- pek çok ailenin insani koşullarda yaşamlarını sürdürmesi için gereken ekonomik gelirden yoksun olması; eğitimin kesintili hale getirilmesi (4+4+4) ile ilkokuldan itibaren uzaktan- açıktan devam eden eğitim süreçleri milyonlarca çocuğun okul ortamlarından uzaklaşmalarına ve ucuz iş gücü olarak çalışmalarına kapı aralayan bir araca dönüşmektedir.

    Üretim süreçlerinin ve üretim ilişkilerinin dağınık ve parçalı hale gelmesiyle İş Kanunu, İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da bu parçalı ve bölünmüş üretim süreçlerini daha az denetleyecek nitelikte düzenlenerek 50 den az çalışanın olduğu iş yerlerinin kısmı olarak denetlenmesi öngörülmüş; Temmuz 2017 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi beklenen 10 ve altında işçi çalıştıran işyerlerinin işçilerine iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verme zorunluluğu 1 Temmuz 2020’ye kadar ertelenerek Meslek Lisesi Öğrencileri ile İŞ-KUR üzerinden sürdürülen meslek edindirme , staj, ve işbaşı eğitimlerinin büyük oranda gerçekleştiği bu tür küçük iş yerleri tümüyle denetim dışına çıkarılmıştır.

    İş yerleri çocukların bedensel, ruhsal ve psikolojik gelişimleri ile oyun ve sosyal kültürel ihtiyaçlarından uzak bir mantıkla tehlikeli, az tehlikeli ve tehlikesiz olarak sınıflandırmakta ve Çocuk İşçiliği meşrulaştırılmaktadır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi 2019 yılı verilerine göre 29’u 15 yaşından küçük olmak üzere 67 çocuk çalışma ortamında hayatını kaybetmiştir. Uluslararası standartlara göre Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimi olarak tarif edilen Tarımsal faaliyetlerde görülen Çocuk İşçiliği, Türkiye’de mevsimlik olmaktan çıkmış ürün hasat dönemlerine göre her mevsimde farklı hasat bölgelerinde görülen “gezici sürekli tarım işçiliğine” dönüşmüştür.

    2017/6 sayılı Başbakanlık Genelgesinin (METIP) uygulanmasında çocukların ve ailelerinin eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel ihtiyaçları ile insani koşullarda barınma imkanları sağlanmadığı gibi coğrafyamızda -komşu ülkelerde devam eden iç savaşlar ve çatışmalar nedeniyle Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan mülteci-sığınmacılarında çalışmak için sahaya dahil olmasıyla birlikte daha kötü koşullarda daha az ücretle çalışma giderek yaygınlaşmıştır. Pandemi sürecinde çocukların kuralsız ve güvencesiz olarak iş yaşamına dahil edilme oranlarının yükselmeye devam ettiği gözlenmiştir. Öyle ki; 2020 Mart ayından itibaren salgınla mücadele kapsamında alınan sokağa çıkma yasakları ve sağlık tedbirleri Çalışanlar ve Mevsimlik Tarım İşçileri bakımından uygulanmamış ve 4 Nisan 2020 tarihinde yayımlanan genelge ile 18 yaş altı çalışanlar da dahil seyahat izni verilmiştir.

    Türkiye’de uzun yıllardır devam eden çatışmalı süreç ve güvenlik uygulamaları nedeniyle ilan edilen yayla, mera yasaklarının sürekli gündemde olması nedeniyle kırsal bölgelerde tarımsal faaliyetler ve hayvancılık ile geçimlerini sağlayan aileler; bu faaliyetlerini sürdüremez duruma geldiklerinden kentlere göç etmek zorunda kalmaktadırlar. Bunun sonucu olarak aileler bir yandan kent yaşamının gerektirdiği sosyal, kültürel uyum sorunlarıyla uğraşırken; bir yanda da ekonomik zorluklarla baş edebilmek ve geçinebilmek için çocuklarıyla birlikte kötü koşullarda çalışma yaşamına dahil olmak zorunda kalmaktadırlar. Mevsimlik Tarım İşçiliği yapan nüfusun önemli bir kesimini bu grupların oluşturduğu gözlenmektedir.

    İnsan Hakları Derneği olarak tüm dünyada ve Türkiye’de Çocuk İşçiliğinin önlenebilir olduğunu, başta Çocuk Haklarına dair Sözleşme ile 182 sayılı İLO sözleşmesine taraf olan devletlere yükümlülüklerini hatırlatıyoruz! 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Gününde ulusal ve uluslararası demokratik kurum, kuruluş ve örgütleri, Çocuk İşçiliğinin tümden ortadan kaldırılması konusunda kararlı, tutarlı ve ısrarcı çalışmalar yapmaya, üretim ve tüketim süreçlerinin insani ve sürdürülebilir olması için çaba sarf etmeye, dünyada ve Türkiye’de ortaya çıkan sorunların çözümünde barışçıl ve insan haklarına dayalı çalışmaya davet ediyoruz.

    Türkiye’nin başlatmış olduğu Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi Projeleri kapsamında;

    Öncelikle; Bütüncül değerlendirme yapılmasını sağlayacak ayrıştırılmış ve hak temelli veriler oluşturulmasını, Projelerin sendikalar, sivil toplum örgütleri ve hak savunucusu örgütlerin katılımıyla gözden geçirmesini,

    İvedilikle; 18 yaş altında olan tüm çocukların her ne ad altında olursa olsun çalışmalarını yasaklayıcı düzenlemeleri hızla hayata geçirmesini, Gelir adaletsizliği sonucu geçim sıkıntısı çeken ailelerin insani bir yaşam için gerekli olan düzenli bir gelire sahip olabilmesi için istihdam olanakları yaratılmasını, Çalışma yaşamının tüm boyutlarıyla ve en küçük birimden başlanarak düzenli olarak denetlenmesini, Çocuk emeği sömürüsüyle mücadelede “çocuğun yüksek yararının” odakta tutulmasını TALEP EDİYORUZ! Çocuklar İçin Savaşsız Sömürüsüz Bir Dünya Yaratma Umuduyla…”

     

  • ‘Kuran kursu’ adı altında işkence evi

    ‘Kuran kursu’ adı altında işkence evi

    PİRHA- Nijerya’da ‘Kuran kursu ve rehabilitasyon’ için gönderilen yüzlerce çocuğun işkence ve tacize uğradığı öğrenildi.

    Nijerya’nın Kaduna eyaletinde, ailelerinin Kuran kursu ve rehabilitasyon için gönderildikleri evde işkence yapıldığı ortaya çıktı. 400 Erkek çocuğun bulunduğu evde taciz vakasının yaşandığı da duyuruldu.

    Kaduna Eyaleti Polis Sözcüsü Yakubu Sabo, kurtarılan çocukların 10 ile 18 yaşları arasında olduğunu, “işkence evi”nde yaklaşık 3 ay boyunca zincirlendiğini, taciz ve şiddet gördüğünü açıkladı.

    Çocukların Kuran eğitimi için veya uyuşturucu bağımlığı gibi sorunları nedeniyle ebeveynleri tarafından söz konusu eve gönderildiklerini belirten Yakubu Sobo, olayla ilişkin 7 kişinin gözaltına alındığını aktardı.

    ÇOCUKLAR ÇETELER TARAFINDAN DİLENDİRİLİYOR

    Nijerya’nın kuzeyinde Müslümanların çoğunlukla yaşadığı şehirlerde çocukların dilencilik yapması yaygın. Çoğunlukla fakir aileler, çocuklarını Kuran eğitimi alması için ücretsiz medreselere gönderiyor. Bunlar arasında birçok çocuk çeteler tarafından dilenmeye zorlanırken kimileri tecavüze ve şiddete maruz kalıyor.

    Hükümet yetkilileri, bu eylemlere son vererek okul çağındaki bütün çocukların eğitim alması gerektiğini vurgulayarak, bu duruma ani bir şekilde son vermenin halkın tepkisini çekebileceği gerekçesiyle aşamalı olarak yapılması gerektiği görüşünü dile getiriyor.

    PİRHA / ANKARA

  • 1 milyon 871 bin çocuk okula gidemiyor

    1 milyon 871 bin çocuk okula gidemiyor

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık’ın çocuk işçiliğinin önüne geçilmesi için meclise sunduğu önergede yer alan TÜİK verilerine göre 1 milyon 871 bin çocuğun okula gitmiyor. 

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, meclise çocukların örgün eğitimden ayrılması ve çocuk işçiliğine yönelmesinin önüne geçmek için kalıcı önlemlerin alınmasına yönelik araştırma önergesi verdi. Karabıyık’ın önergesinde yer alan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 15-19 yaş aralığında 1 milyon 871 bin genç eğitimde yer almıyor.

    Karabıyık önergesinde, “TÜİK’in verilerine bakıldığında, 15-19 yaş çağ nüfusumuzun 6 milyon 132 bin olduğu, ne okulda ne istihdamda olan birey sayısının ise 15-19 yaş aralığında 419 bini erkek, 641 bini kız toplam 1 milyon 60 bin kişi olması dikkat çekiyor. Ayrıca bu verilerde, 15-19 çağ nüfusundaki 6 milyon 132 bin bireyden 811 bini istihdamda görülüyor. Toplamda bakıldığında 15-19 yaş aralığında 1 milyon 871 bin genç ise eğitimde yer almıyor” ifadeleri yer aldı.

    EV DIŞINDA ÇALIŞAN ÇOCUK SAYISI YAKLAŞIK 900 BİN

    Karabıyık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çocuk işçiliği ile mücadele etmek ve çocuk işçiliğini durdurmak için “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı” hazırladığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “Bu doğrultuda çeşitli çalışmalar yapılmasına rağmen çocuk işçiliğinin sonlandırılması hedefine ulaşılamadığı görüldü. Açıklanan son veriler 2012 yılına ait ve o dönemde Türkiye’de 6-17 yaş grubunda ev dışı ekonomik faaliyetlerde çalışan çocuk sayısını 893 bin olarak gösteriyor. Gelinen noktada çocuk işçiliğiyle ilgili araştırmalarını 6 yılda bir yapan TÜİK’in 2018 yılında yapması gereken araştırmayı 2019 yılına ertelemesi, çocuk işçiliği ile ilgili rakamların ulaştığı boyut hakkında ön bilgi vermektedir.”

    “4+4+4 SORUNU ÇÖZMEDİ”

    Çocuk işçiliğine yönelmesinin önüne geçmek için kalıcı önlemlerin alınması gerektiğine dikkat çeken Karabıyık, “4+4+4 uygulaması ile zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasının ardından, en az 18 yaşa kadar olan çocukların okulda olmaları gerekiyor; ancak açıklanan verilerden 6-18 yaş çağında bulunan tüm çocukların örgün eğitimde olması gerektiği halde bir kısmının örgün eğitim kapsamında olmadığı görülüyor” dedi.