Etiket: çöp

  • Emekçi Hareket Partisi: Eğitimden tasarruf olmaz, okullar çöp içinde!

    Emekçi Hareket Partisi: Eğitimden tasarruf olmaz, okullar çöp içinde!

    PİRHA- Emekçi Hareket Partisi, okullardaki temizlik, taşımalı eğitim gibi hizmetlerin tasarruf tedbirleri kapsamında kaldırılmasına tepki gösterdi. Bir basın açıklaması yapan EHP, “Okullar çöp dağlarıyla boğuşuyor. Sınıfların temizliği öğrenci velilerine kalıyor. Tasarruf kapsamında azaltılan taşımalı eğitim imkanları ise öğrencilerin eğitime ulaşmasını imkansız hale getiriyor” dedi. 

    Emekçi Hareket Partisi (EHP) okullardaki temizlik, taşımalı eğitim gibi hizmetlerin tasarruf tedbirleri kapsamında kaldırılmasına ilişkin açıklama yaptı.

    EHP yaptığı açıklamada, kamu hizmetlerinin tasarruf tedbiri başlığı altında kaldırılmasının hatalı olduğunu söyleyerek, “Tasarrufa çok meraklıysanız kamu hizmetlerini değil, Kur Korumalı Mevduat ile, Yap-İşlet-Devret ile, alınmayan vergilerle hortumlanan 133,5 milyar doları hedefinize alın” dedi.

    “SINIFLARIN TEMİZLİĞİ ÖĞRENCİ VELİLERİNE KALIYOR”

    EHP açıklaması şu şekilde:

    “Okulların açıldığı günden itibaren peş peşe gelen haberler, kamuda uygulanmaya çalışılan tasarruf tedbirlerinin sonuçlarını ortaya çıkarıyor. Okullar çöp dağlarıyla boğuşuyor. Sınıfların temizliği öğrenci velilerine kalıyor. Tasarruf kapsamında azaltılan taşımalı eğitim imkanları ise öğrencilerin eğitime ulaşmasını imkansız hale getiriyor.

    Milli Eğitim Bakanı Tekin program program çıkıp velilerden para istenmediğini, bağış toplanmadığını anlatmaya çalışsın. Ancak gerçek şu: Velilerden sadece para değil, sınıfları temizlemeleri bile isteniyor. Tasarruf tedbiri diye en başta kamu hizmetlerine göz dikenlerin ülkedeki eğitimi getirdiği nokta budur.

    Kendinden önceki birçok bakanın benimsediği, “Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim” parolasını Yusuf Tekin de benimsemiş. Okullara temizlik personeli, taşımalı eğitim imkanı sağlanmadığında bakanlığı idare etmek kolaylaşmış olabilir. Devlet okullarındaki imkanlar gün gün tırpanlandığında, nitelikli eğitim almak isteyenler özel okullara gittiğinde işi hafiflemiş olabilir. Ancak kamu hizmeti olarak nitelikli bir eğitim her emekçinin, her çocuğun hakkıdır. Bunu sağlamayı beceremiyorsanız o koltuklarda oturma hakkınız yoktur.

    Okullardaki hijyenden, öğrencileri okullara taşıyan servislerden; yani emekçiye sağlanan kamu hizmetlerinden tasarruf yapılamaz. Tasarrufa çok meraklıysanız kamu hizmetlerini değil, Kur Korumalı Mevduat ile, Yap-İşlet-Devret ile, alınmayan vergilerle hortumlanan 133,5 milyar doları hedefinize alın.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tokat’ın Cihet köyünde ormanlık alana dökülen çöp tehlike saçıyor-VİDEO

    Tokat’ın Cihet köyünde ormanlık alana dökülen çöp tehlike saçıyor-VİDEO

    PİRHA- Tokat’ın Cihet köyündeki çöp yığını tehlike saçıyor. Özel İl İdare’nin çöpleri buraya yığdını belirten köy halkı yetkililere seslenerek, bir an önce bu sorunun çözülmesini talep etti.

    Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Cihet köyünde Yeşilırmak’ın kenarına bırakılan çöp yığını hem doğa hem de köy halkı için tehlike saçıyor. Tokat Özel İl İdaresi’nin kasabadaki çöpleri alıp buraya bıraktığını ileri süren yöre halkı, duruma tepkili.

    Kentten köye temiz bir doğa içerisinde yaşamak için geldiğini belirten Şehriban Bayram, “Görüntüyü geçtim, hayatımız tehlikede. Bir bomba gibi duruyor bu tehlike. Bir yanımızda HES bir diğer yanımızda bu çöp kirliliği hayatlarımızı ve doğamızı tehlikeye atıyor. Bunu İl Özel İdaresi’nin yapması işin apayrı bir boyutu zaten. Şehirleri doğal, organik ortamda yaşamak için bırakıp buralara geldik. Bu mudur organik ortam, bu mudur sağlıklı yaşam” diyerek tepki gösterdi.

    “ÇÖP YIĞINI ATOM BOMBASI GİBİ DURUYOR BURADA”

    Naciye İskender de çöp yığının taşıdığı risklere dikkat çekerek, “Kasabanın çöplerini Tokat İl Özel İdaresi alıyor, bu güzel doğanın içine yığıyor. 50 metre ileride Yeşilırmak var, doğanın içinde atom bombası gibi duruyor. İlerleyen zamanlarda çok büyük zararlar verecek. Bu çöplerin derhal temizlenmesini istiyoruz” diye konuştu.

    “PİSLİĞİN İÇİNDE YAŞIYORUZ”

    Yıllarca metropol kentlerde yaşadıktan sonra doğa ile iç içe yaşamak için köye geri döndüğünü söyleyen Sefer Bayram ise çöp deryasına sitem ederek şunları söyledi:

    “Temiz ve doğa ile iç içe yaşamak için buralara geldik ama pisliğin içinde yaşıyoruz. Yetkililerden rica ediyoruz, buna bir çözüm bulunsun. Daha önce belediye arıtma tesisi yaptı ama onu da yarım bıraktılar. Sesimiz duyulsun, doğamız temiz kalsın.”

    PİRHA/ TOKAT

     

  • Alevi inanç merkezine ayrımcılık; Hubyar’da çöpler toplanmıyor-VİDEO

    Alevi inanç merkezine ayrımcılık; Hubyar’da çöpler toplanmıyor-VİDEO

    PİRHA-Tokat’ın Almus ilçesine bağlı bir inanç merkezi olan Hubyar köyünde çöpler toplanmıyor. Bir video yayımlayarak soruna dikkat çeken eski HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi inanç merkezlerine yönelik ayrımcılık yapıldığını belirtiyor.

    Tokat il merkezine 120 kilometre mesafede bulunan, Almus ilçesine bağlı Hubyar Köyü, hem bir dergaha ev sahipliği yapıyor hem de bölgedeki Alevilerin inanç merkezi konumunda. 16. yüzyılda yaşamış Hubyar Sultan’ın türbesini de içeren Hubyar Sultan Tekkesi Dergahı, Türkiye’deki en önemli Alevi inanç merkezlerinden biridir. Hubyar köyü, Alevilerin köklü ocaklarından Hubyar Sultan Ocağı’nın da merkezidir.

    “ÇÖP KONTEYNERİ VERİLMEDİĞİ İÇİN ÇÖPLER ETRAFA ATILIYOR”

    Bu konumundan dolayı özellikle yaz aylarında ziyaretçi akınına uğrayan Hubyar Köyü’nde büyük çöp yığınları oluşuyor ve bunlar toplanmıyor. Aynı zamanda Hubyarlı olan 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, bir video yayımlayarak bu soruna dikkat çekti. Mahallelerin etrafında her sene büyük çöp yığınları oluştuğunu, bu çöplerin rüzgarda uçuşarak etrafa dağıldığını, ağaçların bile çöplerle dolduğunu belirten Kenanoğlu, “İdareciler çöp konteynerleri vermediği için insanlar çöplerini buralara atıyorlar. Bu çöpler nedeniyle yaban hayvanları ve özellikle ayı hep burda oluyor, dışkısını bırakıyor, çevreyi dağıtıyor. Kesilen kurbanların derileri de buraya atılıyor. Burada çöplerle beraber bir hayat oluşuyor ve etrafa çok kötü kokular yayılıyor” dedi.

    “ALEVİ İNANÇ MERKEZLERİNE YÖNELİK AYRIMCILIK YAPILIYOR”

    Köylülerin bu durumdan şikayetçi olduğunu, herkesin şikayetçi olduğunu ama herkesin de çöp atmaya devam ettiğini vurgulayan Kenanoğlu, “Ama biz çöpü buraya atanları suçlayıp işin içinden çıkamayız. Bu işte idarenin kabahati çok büyük. Çöp sorununa çözüm bulmayan yetkililer bunun en baş sorumlusudur. Neticede burası bir Alevi inanç merkezi, buraya gerekli hassasiyet gösterilmiyor. Burayla ilgili çok müracaatta bulunduk. Muhtarlar dilekçe verdi. Milletvekiliyken defalarca görüştüğüm bütün yetkili makamlara, buranın çöp sorunun önemli olduğunu ifade ettim ama hala hiçbir şey yapılmadı” dedi.

    Kenanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “Her defasında manevi değerlerden bahseden bir iktidar var ve bu iktidarın bir Alevi inanç merkezine yaklaşımını buradan görüyoruz ve sorguluyoruz. Alevi inanç merkezlerine yönelik ayrımcılık yapılıyor. Burası Sunni inanç yapısına sahip bir dergaha ait olsa her türlü ihtiyacı karşılayacak hizmetler sunulurdu ama o kadar başvuruya, dilekçeye, ısrara rağmen buraya iki tane çöp konteyneri bile gönderilmiyor”

    Eyüp Hanoğlu/TOKAT

  • Ağlayan Kayalar’ın ‘ağlanılası’ hali!-VİDEO

    Ağlayan Kayalar’ın ‘ağlanılası’ hali!-VİDEO

    PİRHA-Pülümür Vadisi boyunca onlarca kutsalın olduğu yol üzerinde Dersim’in acısını sembolize eden ve her Dersimlinin suyun her damlasında yitip giden onbinlerin acısını hissettiği Ağlayan Kayalar da, “görsel şölen”, “buz gibi suyu”, “donan suyunun oluşturduğu sarkıtlar hayranlık uyandırıyor” ifadeleriyle hikayesinden uzaklaştırılıp tüketim objesine dönüştürülmeye çalışılırken, etrafıda ‘piknikçiler’ tarafından kirletiliyor.

    Dersim’in taşı toprağı kutsallarla dolu. Özellikle Dersim Katliamı sonrası yurttaşlar acılarını taşa, suya, ateşe, ziyaretlerine, ocaklarına, ağacına, kuşuna anlatır olmuş. Dersim’in kayıp kızlarından Huriye Aslan’ın “Taş olsaydım erirdim, toprak oldum dayandım” sözleriyle acılarını, Dersim’e, anasına, yurduna, toprağına olan özlemini anlatmıştı.
    Hardo Dewreş Dersim, son yıllarda kutsal topraklardan çok turistik gezilerin merkezi haline gelmiş durumda. Pirlerin, rayberlerin, taliplerin ayakkabılarını toprağı kirlenmesin diye çıkartıp yalın ayak gittiği, nefesini tuttuğu kutsallar birer turizm objesi haline getirilmeye çalışılıyor.

    Pülümür Vadisi boyunca onlarca kutsalın olduğu yol üzerinde Dersim’in acısını sembolize eden ve her Dersimlinin suyun her damlasında yitip giden onbinlerin acısını hissettiği Ağlayan Kayalar da, “görsel şölen”, “buz gibi suyu”, “donan suyunun oluşturduğu sarkıtlar hayranlık uyandırıyor” ifadeleriyle hikayesinden uzaklaştırılıp tüketim objesine dönüştürülüyor.

    Pülümür Vadisi’ndeki Ağlayan Kayalar yol kenarında duraksayıp hatıra fotoğrafı çeken yurttaşlarla dolarken, ne yazık ki Ağlayan Kayalar’ın hikayesinin hüznü ve öfkesine eşlik edenlerin sayısı giderek azalıyor. Diğer tarafta ise bölgeyi ziyarete gelen “piknikçiler” tarafından bırakılan çöpler, trajik bir hal oluşturuyor.

    Diren KESER-Ferhat GÜRGEN/DERSİM

  • İstanbul’un içme suyu barajı Sazlıdere’nin çevresi çöplerle dolu

    İstanbul’un içme suyu barajı Sazlıdere’nin çevresi çöplerle dolu

    PİRHA- İstanbul’un su barajlarından Sazlıdere’nin çevresi çöplerle dolu. Piknikçiler tarafından bırakılan çöplerin temizlenmemesi endişe yaratıyor. 

    İstanbul’un su barajlarından biri de Sazlıdere Barajı. Baraj Küçükçekmece Gölü’nün 6 km kuzeyinde bulunuyor.  İstanbul’da içme suyu havzasının yüzde 10’luk kısmı Sazlıdere Baraj’ından karşılanıyor. Ancak Sazlıdere Barajı’nın çevresi çöplüğe dönüşmüş durumda. Pikniğe gelenler çöplerini bırakıp gidiyor. Çöplerin temizlenmemesi endişe yaratıyor.

    SAZLIDERE BARAJI

    İstanbul’un Avrupa yakasında yer alan Sazlıdere Barajı, Sazlıdere üzerinde, içme suyu üretmek amacıyla 1991-1996 yılları arasında inşa edilmiş bir baraj. Kaya gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 1.880.000 m³, akarsu yatağından yüksekliği 48,00 m., normal su kotunda göl hacmi 91,60 hm³, normal su kotunda göl alanı 11,81 km²’dir. Baraj yıllık 50 hm³’lük içme suyu sağlamaktadır.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • CHP’li Murat Bakan: İthal plastikler koronavirüs taşıma riskine sahip

    CHP’li Murat Bakan: İthal plastikler koronavirüs taşıma riskine sahip

    CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan son dönemde dünyayı kasıp kavuran ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü)’nun COVID-19 adını verdiği koronavirüsü TBMM gündemine taşıdı. Bakan “İthal plastikler koronavirüs taşıma riskine sahip” dedi.

    CHP’ İzmir Milletvekili Murat Bakan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un cevaplaması için TBMM’ye sunduğu soru önergesinde plastik çöp ithalatıyla Türkiye’ye koronavirüs girişinin olabileceğini belirtti.

    Murat Bakan, soru önergesinde Türkiye’nin koronavirüsün görüldüğü bazı ülkelerden ithal plastik temin edildiğini, bu ithalatın durulması için herhangi bir çalışmanın yapılıp yapılmadığını sordu.                        (HABER MERKEZİ)

  • Çöp ve atıkları toplayan Alevi gençlere jandarma tacizi

    Çöp ve atıkları toplayan Alevi gençlere jandarma tacizi

    PİRHA- Antalya’da bulunan Alevi Gençlik Platformu, 4-7 Temmuz günlerinde Abdal Musa’yı Anma etkinlikleri sonrasında Gömbe’de bulunan Uçarsu ve Yeşilgöl’ü ziyaretleri sırasında gördükleri çöp ve katı atıklarını topladıktan sonra jandarma tarafından ablukaya alındıklarını açıkladı.

    4-7 Temmuz günlerinde Abdal Musa’yı Anma etkinliklerine katılan Antalya Alevi Gençlik Platformu,  Alevi toplumu tarafından kutsal kabul edilen Gömbe’de bulunan Uçarsu ve Yeşilgöl’ü ziyaret ettiklerini ve buradaki çöp ve katı atıklarını temizlediklerini duyurdular.

    Alevi gençler yaptıkları yazılı açıklamada, “Uçarsu ve Yeşilgöl’de insanların çadır kurduklarını, orada kaldıklarını ve bu bölgede doğada kolay yok olmayan çöp atıklarının olduğunu gördük. Bu sebep ile 3-4 Ağustos tarihinde, bölgede ilk gün akşamı çadırımızı kurup, Yol adına, Tanrı, doğa, insan temalı muhabbetlerimizi yapıp ikinci gün bölge temizliği yapma kararı aldık” denildi.

    Çöp toplarken jandarmanın yanlarından ayrılmadığını belirten gençler, daha sonra jandarma tarafından gözaltına alındıklarını kaydettiler.

    Açıklamada gençler şu soruları sordu:

    “Bölgenin temizliğini yapmak niyeti ile çıktığımız yolda jandarma nasıl bir şikayet aldı? Yüzlerce insanın arasında bizim yanımızdan ayrılmayışlarının gerekçesi ne idi? İzin alınması gerekiyor dendi peki gelen yüzlerce insan izin aldı mı? Her yıl bu bölgeye geliriz hiç izin almamıştık! Gerçekte mesele izin alıp alınmama meselesi miydi? Ormanı yakacaklar deseler, biliyorsunuz Yeşilgöl ve Uçarsu’da orman yok. Bize yapılan muamele hak mıydı?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Akşam sahneye çıkıyorlar, sabahları sokak temizliyorlar – VİDEO

    Akşam sahneye çıkıyorlar, sabahları sokak temizliyorlar – VİDEO

    PİRHA- Çankaya Belediyesi işçilerinden oluşan Grup Teneke’nin üyeleri hem temizlik yapıyor hem de müzik. Arkeoloji bölümünden mezun olup iş bulamayınca belediyeye giren Sertaç Akın, şimdi işçi yeleğini kuşanıp 11 arkadaşıyla birlikte sahnelerde ezgiler seslendiriyor.

    Çankaya Belediyesi’nde temizlik işçisi olarak çalışan Sertaç Akın aslında bir arkeolog. Mezun olduktan sonra alanıyla ilgili iş bulamayınca çareyi Çankaya Belediyesi’nde çöpçülük yapmakta buldu. Kısa bir süre sonra da sahnelerde göründü Sertaç Akın ve 11 arkadaşı.

    Grup Teneke’nin asıl ‘şefi’, Çankaya Belediyesi’nin Temizlik İşleri Birimi yöneticisi Emir Ali Urtekin. Çöplerden toplanan kitaplarla kurduğu kütüphane ile tanınan Urtekin, şimdi koca bir orkestranın da arkasında yer alıyor.

    Grup Teneke fikrinin ortaya çıkışını ise Urtekin şöyle anlatıyor:

    “Yeni ve de farklı bir faaliyet yapmak istedik. İş gereçleri olan; süpürge, faraş ve bidonları birer müzik ekipmanına dönüştürebilir miyiz düşüncesiyle yola çıktık. Çöplerden topladığımız kitapları farklı illerdeki okullara götürerek kütüphane oluşturup o illerde de Grup Teneke ile konserler veriyoruz. Grubun çaldığı enstrümanların tümü atık. Onlara dokunarak hayat veriyoruz.”

    “ARKEOLOJİ İŞÇİLERİN, EZİLENLERİN UĞRAŞMASI GEREKEN BİR ALAN”

    Sertaç Akın bugün Grup Teneke’nin solisti. Dört yıl boyunca arkeolog olmak için eğitim aldı fakat şimdi çok farklı iki uğraş içerisinde. “Akademik eğitim almak tamamen maaş odaklı olduğu için ne okuduğunuzun çok önemi yok” diyen Akın’ın icra edemediği asıl mesleğine dair bakışı şu yönde:

    “Okuduğum bölüm tarihi, sosyolojiyi, edebiyatı ve daha birçok alanı barındırıyor. Ancak 3. sınıf ülkesi olan Türkiye için bu henüz önemli bir konu değil. Arkeolojinin içerisinde sanat, tarih, insanlık, inançlar var. Ama mesleğin ekonomik bir karşılığı yok. Arkeoloji artık daha çok sosyoekonomik düzeyi yüksek toplumların uğraş alanları gibi görülüyor. Arkeoloji ile uğraşanlar artık Türkiye’nin zengin ve köklü aileleri. Aslında böyle olmaması lazım. Arkeoloji ile en alt tabakaların da uğraşması lazım. Biz işçilerin, ezilenlerin uğraşması gereken bir alan şimdi zenginlerin elinde entellektüel bir araç olup müzayedelerde konuşulan bir meslek olmuş durumda.”

    “ÇÖPÇÜLÜK FEDAKARLIK GEREKTİREN BİR İŞ”

    Temizlik işçisi olmanın bir zorunluluk olduğunu söyleyen Akın sözlerini şu cümlelerle devam ediyor:

    “Üniversite sonrası yaşadığım ekonomik zorluklar beni buna yönlendirdi. Bugün Türkiye’nin genelindeki temizlik işçilerine sorsanız böyle bir tercihin kendi iradeleri doğrultusunda çıktığını söylemezler. İşimizin yükü çok. Temizlik yapmak zor bir meslek. Kendi evinizde çıkan çöplere bakmaya dahi tahammül edemezken, temizlik işçileri bütün bir mahallenin çöpünü tek tek elleriyle toplayıp, kamyona atıp, onunla yolculuk yapıyor. Çok emek ve fedakarlık gerektiren bir iş.”

    İŞ ÜNİFORMALARI İLE MÜZİK YAPIYORLAR

    Toplumda, temizlik işçilerinin arka planda tutulduğunu söyleyen Akın, “Bizler sadece çalışmak için var olan insanlarmışız gibi görünüyoruz” diyerek şunları da ekledi:

    “Burada çalışan yüzlerce yetenekli arkadaşım var. Yaptıkları meslekten ötürü o yeteneklerini ortaya çıkaramayacak gibi görünüyorlar. Grup Tenekenin çok ses getirdiğini biliyoruz. Ve yaptığımız aşırı beceri gerektiren bir durum değil. Bunu sadece temizlik işçilerinin, çöp toplayanların yapması insanların dikkatini çekti. Evet çöp topluyoruz. Temizlik yapıyoruz. Sokakları süpürüyoruz ama aynı zamanda müzik yapıp kitap da okuyoruz. Bizler hayatın birebir içerisindeyiz. İşimiz sadece çöp toplamak değil yani. Evet çöp toplamak hayatın bir zorunluluğu. Ama müzik de ritim de hayatımızın birer parçası. Yeter ki şartlar oluşsun ve dinlenelim.”

    “KÜBA VE ANADOLU’DA SÖYLENENLER ÖZÜNDE AYNI”

    Akın, müzik geleneğinin yoğun olduğu bir aileden geldiğini de sözlerine ekliyor. “Doğduğumdan beri kulağıma hep türküler fısıldandı” diyen Akın şöyle devam ediyor:

    “Nemden, dedemden hep türküler dinledim. Bilincimin altında da hep bu müzik türü var ama dünyanın bütün müziklerine eşit mesafede yaklaşıyorum. İspanya’da, İrlanda’da, Küba’da söylenen şarkılar aslında Anadolu’da söylenen ezgilerin birebir aynısı. Sadece motifleri farklı. Özünde aynı konuları işliyoruz. Mesaj aynı sadece melodiler farklı.”

    AKŞAM KONSER SAHNESİNDE SABAH İSE TEMİZLİKTE

    Sertaç Akın, müzik icrasına başladıktan sonra toplumda kendilerine sadece temizlik işçisi olarak bakılmadığını da ifade ederek şöyle devam ediyor:

    “Artık belediyenin bir yüzü olduk. Çankaya Belediyesi’ndeki çalışanlar sadece işçilik yapmıyor. İşçisi akşam konser veriyor Ama sabah kalkıp tekrar çöpünü topluyor. Yani sabah uyandığımızda işe akşamki motivasyon ile gidiyoruz. Sokakta özgüvenle gezebiliyoruz.”

    “İBADETİMİZİ BAĞLAMA İLE YAPARIZ”

    Akın, Alevi inancı ile büyütülmesi sebebiyle müziğin hep içerisinde olduğunu vurgulayarak, sazın ise ailesindeki değerini “İbadetimizi dahi bağlamayla yaparız. Sazımıza da ‘Telli Kuran’ denir. Saz çalmak aynı zamanda bizim için bir ibadet şeklidir” sözleriyle anlattı.

    Sertaç Akın’ın hedeflerinden birisi de Grup Teneke olarak gelecekte Küba’da konser vermek. İşçi arkadaşlarına “Kendinize olan güvene inanın” mesajını da veren Akın sözlerini şöyle noktaladı:

    “Grubumuz iyi bir yöne doğru gidiyor. Ankara’nın 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda çıkmak bizim için olabilecek en güzel duyguydu. O gün bizim için apayrı bir sevinçti. Cahit Berkay ve grubu ile aynı sahnede yer almak gurur verdi. Tüm İşçi arkadaşlara da kendilerine inanmalarını, güvenmelerini öneriyorum. Müzik, resim, yazarlık… Yeter ki kendinize olan inancınızı yitirmeyin. Tanıdığım birçok işçi, sırf yaptığı meslekten dolayı birçok uğraşını sergileyemiyor.”

    Eren Güven / ANKARA

  • İstanbul Alibeyköy’de polis kepçe ile markete girdi-VİDEO

    İstanbul Alibeyköy’de polis kepçe ile markete girdi-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Alibeyköy’de polis “yolu işgal ediyor” gerekçesi ile kepçeyi markete sürdü. Marketin kamera görüntülerinde kaydedilen yıkım anında kepçe marketin dışında yer alan tabela ve tezgahı yıkıp geçiyor. 

    HABERİN VİDEOSU

    İstanbul Alibeyköy Karadolap Mahallesi’nde bulunan Onur Market’e önce zabıtalar “yolu işgal ediyor” diye geldi. Ardından da çevik kuvvet ile kepçe olaya el koydu. Kameraya yansıyan görüntülerde kepçe hiçbir uyarıda bulunmaksızın markete giriyor. Olaya tepki gösteren yurttaşlara da polisin çok sert müdahale ettiği belirtilirken, olaya tanıklık edenler şöyle konuştular: Polis plastik mermi, cop ve biber gazı ile çok sert bir şekilde müdahale etti. Müdahaleden sonra kepçe ile markete girdiler. Herkes polisin bu kadar sert müdahalesi karşısında şaşkın.” (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Yaşanan katliamları ve haksızlıkları resimle anlatmaya çalıştım’-VİDEO

    ‘Yaşanan katliamları ve haksızlıkları resimle anlatmaya çalıştım’-VİDEO

    PİRHA- Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencisi Dersimli Ersin Dargın ile yaptığı resimlere yönelik kısa bir sohbet gerçekleştirdik. Üniversitedeki eğitimini inşaatlarda çalışarak sürdüren Dargın, malzemeleri pahalı olduğu için çöpten topladığı kartonlarla resim yapıyor. Yaptığı resimlerde daha çok toplumsal sorunlara ve kaybolan kültürel değerlere yer veren Dargın, “Yaşanan haksızlıklara, hukuksuzluklara ve adaletsizliklere vicdanım el vermediği için bunu resim yaparak yansıtmak istedim” dedi.   

    HABERİN VİDEOSU

    Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencisi Ersin Dargın, resim malzemeleri bir öğrenci bütçesine göre çok pahalı olduğu için, resmi çizdiği kartonları çöpten topluyor.

    Dargın şöyle konuşuyor:

    “Çöpten topladığım kartonlar benim işimi görüyor ve ucuza mal oluyor. Kağıt toplayıcılar ile rekabet halinde gibiyim. Elimde olan malzeme bittikçe özellikle market önlerindeki çöplerde buzdolabı, televizyon kartonlarını topluyorum ve işimi görüyor. Evde bunları belirli ölçülerde kesip resimde kullanıyorum. Ancak ben akrilik boya ağırlıklı olarak kullandığım için karton boyayı çekiyor ve resim yapmak zor oluyor. Bu da resmin o görsel parlak yönünü kaybettiriyor.”

    Bu çalışmaların tamamı ise kolektif bir çalışmanın ürünü. Dargın, “Bir resmin düşüncesi ve çizimi bana aittir. Resmin boyalarını, fırçalarını arkadaşlarım alıyor ve aynı zamanda kendi mahallelerinden karton toplayıp getiriyorlar” diyor.

    TOPLUMSAL OLAYLARI İŞLEMİŞ

    Dargın, “Tarz olarak daha çok sürrealist ve kübik çalışıyorum ve bu tarzda kendimi daha iyi ifade ettiğimi söyleyebilirim. Resimlerimde ağırlıklı olarak daha çok toplumsal olayları işliyorum. Çünkü yaşanan bu haksızlıklara hukuksuzluklara karşı bir vicdan rahatsızlığı hissediyorum.  Türkiye’nin vicdanını yaralamış bu olayları kimisi şiirle, kimisi kitapla ve kimisi türkü ile anlatmaya çalışırken ben de resim yaparak bu haksızlıkları anlatmaya çalışıyorum” diyor.

    UĞUR KAYMAZ, BEHZAT FİRİK…

    Bunlardan biri toplumun vicdanı ve karanlığında kaybolmuş Uğur Kaymaz ile Dersim’de 1981 yılında devlet tarafından yakılarak katledilen Behzat Firik kendisini en çok etkileyen olaylar olmuş. Tuvale ayrıca inşaatta çalıştığı dönemde yaşanan iş cinayetlerini, sıkıntılarını, maden işçilerinin çalışma koşulları ile unutulmaya yüz tutmuş köyleri yansıtmış.

    MEŞK, SEPİ, ÇERÇİ…

    Köylerde artık neredeyse çok az rastlanan yaylacılık ve çerçi kültürünü yansıttığı bir resmi ise şöyle anlatıyor:

    “Resimde yer alan ve keçi dersinde yapılan ayran yayma aracına Dersim’de biz ‘Meşk’ deriz. Ve ayranı yaymak için üç ağaçtan yapılan mekanizmaya da ‘Sepi’ deriz.  Daha sonra o yaylada kullanılan yün çadırlar vardı, orada kullanılan yine desenli halılar olurdu onu bugüne taşımak istedim. Yine sadece resimlerde bakıp anımsadığımız ‘Çerçi’ resmini yaptım. Çok eskiden köylerde bakkal, dükkan yoktu. Köydeki insanlar ya şehirlere gidip alışveriş yapardı ya da Çerçi dediğimiz kişiler at ile gelir ve herkes onlardan alışveriş yapardı. Özellikle biz çocuklar balon ve sakız için onları hep bekler ve geldiklerinde çok mutlu olurduk.”

    “TÜRKİYE’DE SANATIN YAPILACAĞI ORTAM KALMADI”

    Türkiye’de sanatın yapılacağı bir ortamın bile kalmadığını vurgulayan Ersin Dargın söyle konuşuyor:

    “Toplumun ileri gelenleri, aydınlık yüzleri, yazarları, gazetecileri, akademisyenleri bunların hepsi gözaltına alınıyor ve hapse atılıyor. Ve birçoğu mesleğinden ediliyor. Böyle bir süreçte sanatla uğraşmak ayrı bir çaba gerektiriyor. Ancak bugünkü siyasi ortam aslında bizim sanat yapmamıza çok olanak sunar. Yeter ki buna biraz çaba gösterelim ve bu sorunları biraz yansıtmaya çalışalım. Tabi ben kendimi bir sanatçı olarak görmüyorum sadece bu işe gönül vermiş biriyim.”

    İsmet SEFER/Sevim KAHRAMAN

    KOCAELİ