Etiket: çorlu

  • Çorlu Tren Katliamı Davası’nda 6 yıl sonra karar çıktı

    Çorlu Tren Katliamı Davası’nda 6 yıl sonra karar çıktı

    PİRHA – 25 kişinin hayatını kaybettiği Çorlu Tren Katliamı Davası’nda 6 yıl sonra 20’nci duruşmada karar çıktı. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi, kaza sırasında TCDD Bölge Müdürü olan Nihat Aslan’a 15 yıl, Bölge Bakım Müdürü olan Mümin Karasu’ya 17.5, Bölge Müdür Yardımcısı Levent Meriçli’ye 9 yıl 2 ay Çerkezköy Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat’a 13 yıl 9 ay bilinçli taksirden hapis cezaları vererek tutuklanmalarına karar verdi.

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinin Sarılar Köyü yakınlarında 8 Temmuz 2018’de meydana gelen, 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 300’den fazla kişinin de yaralandığı tren kazasına ilişkin yargılamanın 20’nci ve karar duruşması bugün Çorlu Halk Eğitim Merkezi’ne kurulan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Yerel seçim öncesi, 29 Şubat’ta karar çıkması beklenen davanın duruşması sanıkların son sözleri alınmadığı gerekçesiyle bugüne ertelenmiş; katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları ve pek çok isim karara tepki göstermişti.

    Sanıkların son sözlerinin alınmasının ardından davada karar çıktı.

    Dönemin TCDD 1. Bölge Müdürü Nihat Aslan’ın ‘taksirle birden fazla kişinin ölümüne yol açtığı’ gerekçesiyle suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zaman ve yer önem ve değeri, 5237 sayılı TCK’nın 22/4 uyarınca temel cezanın alt cezadan uzaklaşılması süresince sanığın 12 yıl hapisle cezalandırmasına, verilen cezanın bilinçli takdirin oluşuma neden veren 1/2 oranında artırılarak 18 yıla artırılmasına, cezasından 1/6 oranında indirerek 15 yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi.

    Bakım Servis Alanlarından Sorumlu Müdür Yardımcısı Levent Meriçli’ye verilen 11 yıl hapis cezası adli sicil kaydına göre takdir indirimi ile 9 yıl 2 aya indirildi.

    Bakım Servis Müdürü Mümin Karasu’ya verilen 21 yıl hapis cezası adli sicilden dolayı takdir indirimi ile 17 yıl 6 ay hapis cezasına düşürüldü.

    Altyapıdan Sorumlu 1. Bölge Bakım Servis Müdür Yardımcısı Nizamettin Aras’a verilen 10 yıl hapis cezası adli sicilden dolayı takdir indirimi yapılarak 8 yıl 4 aya düşürüldü.

    Mühendis Tevfik Baran Önder’e verilen 12 yıl hapis cezası, adli sicilden dolayı indirim verilerek 10 yıl hapis cezasına çevrildi.

    Demir Yolu Bakım Müdürü Turgut Kurt’a bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan 19 yıl hapis cezası verildi. Sicil kaydı takdir indirimi yapılarak cezası 16 yıl 3 aya indirildi.

    Mühendis Deniz Parlak’a verilen 11 yıl hapis cezası, adli sicilden dolayı indirim uygulanarak 9 yıl 2 aya düşürüldü.

    Mühendis Kubilay Başkaya’ya verilen 11 yıl hapis cezası, adli sicil kaydından dolayı indirim uygulanarak 9 yıl 2 ay hapis cezasına çevrildi.

    Çerkezköy Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat’a verilen 11 yıl hapis cezası ‘bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan önce 16 yıla, ardından da adli sicil indirimi uygulanarak 13 yıl 9 ay hapis cezasına indirildi.

    Sanıklar, Levent Kaytan, Burhan Ortancıl, Çetin Yıldırım ve Celalettin Çabuk’un da ayrı ayrı beraatlarına karar verildi.

    Duruşmanın ardından adliye önünde açıklama yapıldı.

    “KARARDAN MEMNUNUZ AMA YETMEZ”

    Avukatların açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

    “TCDD Genel Müdürlüğü’ne gidecek basamağı çıkmış olduk. 4 TCDD yöneticisinin ‘bilinçli taksirle’ cezalandırılmasına karar verildi. Birinci basamak tamamlandı diyebiliriz. Dosyada etkin soruşturmayı yapmayan hâkim ve savcılar ise tarihin kara sayfasına geçtiler.  Türkiye tarihinde ilk kez kamu yöneticilerinin ceza almasıyla sonuçlandı. Karardan memnunuz ama yetmez. TCDD’yi bu hale getiren özelleştirme politikalarının temsilcisi yargılanmadığı sürece yargılanma eksik kalmaya devam edecek. Bu davanın avukatlarından Can Atalay tutuklu ve bugün burada eksiğiz. Bu kararın çıkmasında Can Atalay’ın kararı yadsınamaz. Bu cezasızlık son bulana kadar mücadeleye devam edeceğiz.”

    “ÜST DÜZEY SORUMLULAR YARGILANMADIĞI SÜRECE BU DAVA BİTMEYECEK”

    Aileler ise açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

    “Üst düzey sorumlular yargılanmadığı sürece bu dava bitmeyecektir. Bugün çocuklarımız rahat uyusun. 6 yıldır hep birlikte veriyoruz bu mücadeleyi. Önemli olan adaletin sağlanmasıydı. Türkiye bir hukuk devletidir. Bu ülkede cezasızlığın bittiğine inanmak istiyoruz. Biz İsa Apaydın’ın ve diğer bürokratların peşindeyiz. Çok büyük bir mücadelenin başlangıcındayız.
    Biz bu mücadelenin tohumunu o gün balçıkların arasında atmıştık. Geç kalmış adalet adalet değildir. Baktığımız her yerde Can Atalay’ı görüyorum, onu yanımızda görmek istiyoruz. Mücadeleye inancımız tam, yolumuza devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Çorlu Tren Katliamı davası ertelendi; Anne Mısra Öz:’Muz cumhuriyetine çevirdiniz ülkeyi’

    Çorlu Tren Katliamı davası ertelendi; Anne Mısra Öz:’Muz cumhuriyetine çevirdiniz ülkeyi’

    PİRHA – Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 2018 yılında yaşanan tren kazasına ilişkin bugün görülen duruşmasında yine karar çıkmadı. Mahkeme heyeti, davayı 25 Nisan’a erteledi. Tren kazasında oğlunu yitiren Mısra Öz, “Adaleti biz mi sağlayalım? Muz cumhuriyetine çevirdiniz be ülkeyi” dedi. 

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018’de Kapıkule – İstanbul seferini yapan yolcu treninin 5 vagonu, Sarılar Mahallesi’nde raydan çıkarak devrildi. Tren kazası sonrasında yapılan İncelemelerde, kazanın aşırı yağışa bağlı rayların üzerinden geçtiği ve denetiminin yapılmadığı menfezin kayması sonucu olduğu belirtildi.

    7’si çocuk 25 kişinin öldüğü, 300’den fazla kişinin de yaralandığı tren kazasına dair yürütülen davanın 19. duruşmasından da karar çıkmadı.

    Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava 25 Nisan’a ertelendi.

    “ADALETİ RAY ALTINDA BIRAKMAYACAĞIZ”

    Davayı takip edenler arasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel de vardı. Duruşma sonrası açıklama yapan Özel, “25 Nisan’da da burada olacağım. Daha kalabalık bir şekilde burada olacağız. Adaleti arayacağız. Adaleti ray altında bırakmayacağız. Esas mevzuyu biliyoruz. Kararı seçimden sonraya kaçırıyorsun. Bu kararı seçimden önce verip de toplumun, senin ne yaptığını görüp de sandıkta sende hesap soracağını biliyorsun. Ondan korkuyorsun. Yapacağınız rezillik ortaya çıktı sandıktan sonraya kararı kaçırıyorsun. İstediğin yere kaç ben bu annelerle birlikte seni kovalamaya devam edeceğim” dedi.

    “İKTİDARDAKİ ADAMIN EMRİ BEKLENİYOR”

    Tren kazasında oğlunu yitiren Mısra Öz de kararın açıklanmamasına tepki göstererek şunları söyledi:

    “Yargı iktidarın altında ezilip geçiliyor. Bu ülkede adalet yok. İktidardaki adamın emri bekleniyor. Hiçbirinizden korkmuyorum. Hepsi bizden korksun! Adaleti biz mi sağlayalım? Muz cumhuriyetine çevirdiniz be ülkeyi! ‘Sarayın soytarısı’ deyince ‘hemen gel bunu al demesini’ biliyorlar. Soytarı bile hafif kalıyor hepsi dalkavuk!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Tekirdağ’da hava kirliliği nedeniyle kanser vakaları arttı

    Tekirdağ’da hava kirliliği nedeniyle kanser vakaları arttı

    PİRHA – Milletvekilleri Faik Öztrak, İlhami Özcan Aygun ve Nurten Yontar, Tekirdağ’ın artan hava kirliliği ve boğaz yakan koku sorununun araştırılması ve komisyon kurulması için TBMM Başkanlığı’na önerge verdi.

    CHP Tekirdağ Milletvekilleri Faik Öztrak, İlhami Özcan Aygun ve Nurten Yontar,  TBMM Başkanlığına sundukları Araştırma Önergesi’nde, “Tekirdağ’da hava kirliliği ve koku sorunu, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini düşürmüş, ilimizdeki kanser oranını arttırmıştır” tespitinde bulundu.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Ocak 2022 Raporu’na işaret eden vekiller, “Tekirdağ’ın en öncelikli sorununun hava kirliliği olduğunun” teyit edildiğini kaydetti.

    İSTANBUL’UN ARDINDAN İKİNCİ SIRADA!

    Ocak 2022 tarihli Türkiye Çevre Sorunları ve Öncelikler Değerlendirme Raporu’na göre, “Tekirdağ’da ısınma amaçlı kalitesiz yakıt kullanımı, Malkara, Süleymanpaşa, Hayrabolu ve Şarköy ilçelerinde linyit ocaklarının olması ve evsel ısınma ile sanayide yoğun olarak kömür kullanımı, Süleymanpaşa ilçesinin topoğrafik yapısı ile meteorolojik koşulların” hava kirliliğinin nedenleri olarak sıralandığını anlatan Vekiller, şu bilgiyi de paylaştı:

    “Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Edirne Bölge Müdürlüğü’nün 2019 Yılı Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistiklerine göre Tekirdağ, iyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümlerde İstanbul’un ardından ikinci sırada yer almıştır.”

    ÇORLU’NUN MAHALLELERİNDE BOĞAZ YAKAN KOKU!

    Tekirdağ’daki koku sorununun da katlanılmaz boyuta geldiğini belirten CHP’li Milletvekilleri, “11 ve 19 Ağustos 2023 tarihlerinde Çorlu’da Muhittin, Esentepe, Hürriyet, Kazımiye, Rumeli, Çoban Çeşme, Emlak Konutları ve Esentepe Mahallelerinde görülen boğaz yakan kimyasal yanık kokusu, vatandaşlarımızı sıcak havanın da etkisi ile nefes alamaz hale getirmiştir” ifadelerine yer verdi.

    Araştırma Önergesinde, yaşanan sıkıntılar şöyle özetlendi:

    “Tekstil tesislerinin yaptığı ‘ön terbiye, fiksaj, termofiksaj, boyama ve yıkama işlemleri’ sırasında açığa çıkan kimyasal maddelerin gaz ve atık su deşarjı yoluyla yayılarak, meteorolojik koşulların etkisi ile şehre taşınmasından kaynaklandığı düşünülen koku sorunu mutlaka çözülmelidir. Sorunun tespitine yardımcı olmak üzere Hava Kirliliği ve Meteorolojik Veri İstasyonlarının kurulması elzemdir. Hava kirliliği ve koku sorununun kaynaklarının tespiti ve önlenmesi için İçtüzüğümüzün 104. ve 105. maddeleri gereğince Araştırma Komisyonu kurularak konunun kapsamlı olarak araştırılmasını arz ederiz.”

    “FABRİKALAR ARITMASIZ ÇALIŞIYOR!”

    Araştırma Önergesine ilişkin bilgi veren Tekirdağ Milletvekili Dr. İlhami Özcan Aygun, Türkiye’deki plansız kentleşme ve sanayileşmenin en çok darbe vurduğu illerin başında Tekirdağ’ın geldiğine dikkat çekerek, “Fabrikalar arıtma tesislerini çalıştırmaksızın üretim yapıyor ve atıklarını denetimsiz şekilde salıyor. Türkiye, yeşil sanayi politikasına geçemiyor. Havaya salınan emisyonların ve atık oluşumunun; kaynağında azaltılması gerekli” diye konuştu.

    “CAYDIRICI ÖNLEMLER ŞART!”

    Aygun, Tekirdağ’daki hava kirliliğine eşlik eden koku sorununun da ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, şu önerilerde bulundu:

    “Hem hava kirliliği hem de koku sorununun çözülmesi için endüstriyel denetleme mekanizmalarının kapsamlı ve detaylı hale getirilmesi, cezai ve caydırıcı yaptırımların arttırılması, ceza miktarlarının güncellenmesi ve endüstriyel atık numunelerinin kapsamlı olarak analiz edilmesi için yeni laboratuvarlar kurulması gerekmektedir. Sorun tüm yönleriyle araştırılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Tekirdağ ve Kadıköy’de şiddet uygulayan polisler açığa alındı

    Tekirdağ ve Kadıköy’de şiddet uygulayan polisler açığa alındı

    Çorlu ve Kadıköy’de ortaya çıkan skandal görüntülerde şiddet uyguladığı görülen polisler açığa alındı.

    Tekirdağ Çorlu ve İstanbul Kadıköy’de yaşanan polis şiddeti görüntülerinin sosyal medyaya yansımasıyla kamuoyunda oluşan tepki sonrası ilgili polislere ceza geldi.

    Tekirdağ’daki ‘müdahale’ sırasında yurttaşlara küfür eden ve şiddet uygulayan polisler, görevlerinden el çektirilerek haklarında adli ve idari soruşturma başlatıldı.

    Ayrıca 5 kişi olayda polisler tarafından darbedildikleri iddiasıyla Çorlu Adliyesine suç duyurusunda bulundu.

    Kadıköy’deki motosikletli kuryeyle tartışıp kuryeye hakaret eden ve darp uygulayan polis memuru hakkında da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden açıklama geldi.

    Olayın 19 Mayıs’ta meydana geldiği belirtilen açıklamada, olaya karışan polisin açığa alındığı, olayın ayrıntılarının soruşturulması amacıyla müfettiş talep edilerek gerekli idari işlemlere başlandığı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Evinin önünde oturan yurttaşa ve ailesine polis şiddeti

    Evinin önünde oturan yurttaşa ve ailesine polis şiddeti

    PİRHA – Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi’nde evinin bahçesinde oturan bir yurttaşa onlarca polis saldırdı.

    Tekirdağ Çorlu’ya bağlı Silahtarağa Mahallesi’nde çok sayıda polisin evinin önünde oturduğu iddia edilen yurttaşı darbettiği görüntüler paylaşıldı.

    Görüntülerde çok sayıda polisin uyguladığı şiddet ile bağırıp küfür ve tehdit ettiği yurttaşlara ters kelepçe takıldığı görülüyor.

    Görüntüleri paylaşan gazeteci Ali Osman Önder, YouTube kanalına da yüklediği videoya şu açıklamayı yazdı:

    “Dursun Gültaş, aslen Sinoplu. Kendi halinde bir gariban. Tek suçu evinin önünde oturması. Görgü tanıklarının iddiasına göre, Tekirdağ Çorlu’da Silahtarağa Mahallesi’nde evinin önünde otururken devriye gezen bir polis kendisine, “Şerefsizler içeriye girsenize” diye bağırıyor. Vatandaş da polise, “Bu üslup devletimizin polisine yakışmıyor” diye tepki gösterince, polis “Kes sesini lan” diyerek Dursun Gültaş ve ailesine girişiyorlar. Tam 4 araba ekip ailenin tamamını dövüyorlar. Görüntüyü çeken kişi fark edilince ellerinden görüntüyü almak için onun da peşinden bulunduğu yere gidiyorlar. Polis devletimizin polisidir. Polisin bu davranışı kabul edilemez. Her daim polise, askere dua eden bu millete bu zulüm yapılmamalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Çorlu davasında mağdur aileler konuşacak

    Çorlu davasında mağdur aileler konuşacak

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2019’da meydana gelen tren kazasına ilişkin davanın üçüncü duruşması görülüyor. Sanıkların beyanlarının alındığı davanın üçüncü duruşmasında kazada yaşamını yitirenlerin yakınları ve yaralıların ifadeleri dinlenecek.

    Sanıkların ve avukatlarının ifadeleriyle geçilen ve yaklaşık 12 saat süren dünkü duruşmanın ardından bugün, kazada yaşamını yitirenlerin yakınları ile yaralıların beyanlarının alınması bekleniyor.

    AİLELERİN DURUŞMA ÖNCESİ BİNAYA GİRİŞİ ENGELLENDİ

    Duvar’ın haberine göre, üçüncü duruşma öncesinde ailelerin mahkemenin görüleceği binaya girişi polis tarafından engellendi. Ailelerin “İhtiyaçlarımızı karşılamak için girmek istiyoruz” sözlerine karşılık polis amirlerinin yanıtı “Mahkeme heyetinin kararı giremezsiniz” oldu. Ailelerin, “Bu mahkeme bizim, gireceğiz” sözlerinin ardından duruşmanın başlama saati olan 09.00’dan önce aileler binaya kimlik kontrolü yaparak alınmaya başlandı.

    Kazada beş yaşındaki çocuğu Ömer Alperan Can’ı kaybeden Melike Can’ın bebek arabasıyla binaya girmeye çalıştığı sırada arama noktasında polisin engellemesiyle karşılaştı. Polisin yan taraftan geçmesi gerektiğini söylediği Can, “Yeter. Ben beş yaşındaki evladımı gömdüm. Bu çocukla ne yapacağım ben” sözleriyle polis ekiplerine tepki gösterdi.

    İKİNCİ DURUŞMADA NE OLDU?

    Çorlu tren kazasının dün (10 Eylül) yapılan ikinci duruşmasında TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14’üncü Demiryolu Bakım Müdürlüğü’nde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görev yapan Turgut Kurt, Yol Bakım Şefliği’nde Hat Bakım ve Onarım Memuru olarak görevli Celaleddin Çabuk Çerkezköy Yol Bakım Şefliği’nde Yol Bakım ve Onarım Şefi olan Özkan Polat ile Köprüler Şefi Çetin Yıldırım’ın savunmaları alındı.

    Sanıkların kendilerinin kazada sorumluluklarının bulunmadığı yönündeki ifadelerinde sorumluluğu bulunanlar olarak TCDD üst düzey yöneticileri ile Ulaştırma Bakanlığı yetkililerine ilişkin ifadeleri dikkat çekti. Sanık avukatları da savunmalarında kazada sorumluluğu bulunan üst düzey yöneticilerin yargılanmasını talep etti. Mağdur avukatlarının sanık Celaleddin Çabuk dışındaki 3 sanık hakkında tutuklama talebi mahkeme heyeti tarafından reddedildi.

    “BANA YALAN SÖYLEYEN BİR KURUMLA KARŞI KARŞIYAYIM”

    Kazada 25 yaşındaki Bahar Koç’u kaybeden Ali Koçman ilk ifade veren müşteki oldu. Tüm sorumlulardan şikayetçi olduğunu söyleyen Koçman’ın ardından kazada 16 yaşındaki kızı Sena Köse’yi ve iki yeğenini kaybeden Aysun Köse ifade verdi. İlk defa mahkeme salonunda olduğunu söyleyen Köse, “Bu olay olmasaydı mahkeme salonuna gelmeden ömrümü tamamlayacaktım. İlk hafta TCDD’den taziyeye gelmişlerdi. Yol bekçilerini neden işten çıkardınız dedim. Bölge müdürü bizim işlerimiz sinyalizasyon ile yapılıyor yol bekçilerine gerek yok dedi. Sonrasında bunu araştırdım ve buradaki sinyalizasyon tamamlanmamış. Bana yalan söyleyen bir kurumla karşı karşıyayım. Bilmediğim telefonlarla o hastane bu hastane yönlendirildim. Bize zarar veren her kurumdan şikayetçiyim. Zannettik ki o yol dört saatten iki saate indi güvenlidir. Ben çocuğumu okul gezilerine bile yollamıyordum başına bir şey gelecek diye. Bana TCDD görevlileri geldiğinde ‘yaşın çok daha gençmiş’ dediler. İnsana değer verilmediğini çok acı bir şekilde gördüm. İmza yetkisi olan, teknik olarak bunu yapamayan herkesten şikayetçiyim” diye konuştu.

    “TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDEN ŞİKAYETÇİYİM”

    Kazada kızları Özgenur ve Gülce Dikmen ile yeğenini kaybeden, kaza sırasında trende olan Fundanur Dikmen ifade verdi. Bir önceki gün de aynı yolu kullandığını ve kazanın meydana geldiği Sarılar mevkiinde trenin yavaşladığını söyleyen Dikmen, kaza sırasında ayakta yolcuların olduğunu söyledi.

    Göz yaşları içerisinde sözlerine devam eden Dikmen, “Çocuklarımın üzerindeydim devrilmenin ardından. O sırada paylama meydana geldi. Ben bayılmışım. Bir amca beni uyandırdı. Kendimi dışarıya attım ve çocuklarım yoktu. Etraf çok kötüydü. Biz kendi imkanlarımızla Tekirdağ devlet hastanesine gittik. Özge iyiymiş, kızlar da iyiymiş dediler. İnsanların vagon altında olduğu belliydi. Bizim acil güvenlik önlemimiz eğitimimiz yok mu? Türkiye Cumhuriyetinden şikayetçiyim. Biz pamuk ipliğine bağlı çalışıyoruz. O göreve gelenler eğitim almamışlar mı? Herkesten şikayetçiyim” dedi.

    Kaza sırasında trende olan ve yaralanan Bahattin Doğrul ise ifadesinde, “Kondüktör yanımıza geldi bilet kesmedi. Şu an ben boynumdan sakatım. Çocuğum da yaralandı. Devlet hastanesinde tedavi oldum. Siz ücret ödemeyeceksiniz dediler. Hepsinin parasını aldılar. Kendim için 4 bin TL verdim. Tüm kurumlardan şikayetçiyim” dedi.

  • CHP’li vekil Yüceer: Çorlu kazası sanığı Ulaştırma Bakanı olmalı

    CHP’li vekil Yüceer: Çorlu kazası sanığı Ulaştırma Bakanı olmalı

    PİRHA – 25 kişinin öldüğü Çorlu tren katliamı davasına dair konuşan CHP Tekirdağ milletvekili Candan Yüceer, “Yol bekçileri için ‘gerekli değil’ açıklamasını yapmışlardı. Asıl gereksiz ve lüzumsuz olan kendileridir. Olayı iki garibanın üzerine atarak ‘yağmurdandır, çamurdandır, fıtratındandır’ denilip sorumluluktan kaçamazlar” dedi.

    Tekirdağ’da 25 kişinin hayatını kaybettiği, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili ikinci duruşma Çorlu Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda yapılıyor.

    Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmayı takip eden isimlerden birisi de CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer.

    Kaza sonrasında ilgili meslek odalarının raporları ile hatası bulunan kişilerin ortada olduğunu ifade eden Yüceer “Bugün 4 sanık var. Fakat asıl sanık koltuğunda olması gerekenler TCDD’nin üst düzey yöneticileri ve Ulaştırma Bakanıdır” dedi.

    “ ‘FITRAT’ DENİLİP SORUMLULUKTAN KAÇAMAZLAR”

    Candan Yüceer, TCDD bünyesinde sayıları azaltılan ‘yol bekçileri’ konusuna da değinerek “Yol bekçileri için ‘gerekli değil’ açıklamasını yapmışlardı. Asıl gereksiz ve lüzumsuz olan kendileridir” diyerek şöyle devam etti:

    “Olayı iki garibanın üzerine atarak ‘yağmurdandır, çamurdandır, fıtratındandır’ denilip sorumluluktan kaçınılırsa eğer can kayıpları bitmez. Bunu Ankara YHT kazasında da gördük. Aileler, bir yıldır acılarına rağmen adalet arayışını yılmadan yürüttüler. ‘Kaza değil cinayet’ dediler. Mağdur ailelerin isyanı belki kaybettiklerini geri getiremeyecek ama bir daha böyle kaza yaşanmasın istiyorlar. Gereken önlem alınsın, hesap sorulsun diye bu dava hepimizin davasıdır.”

    “BASKIYLA ACILARI SOĞUTMA ÇABALARI VAR”

    Ailelerin davadan vazgeçmeleri konusunda baskı gördüklerini söyleyen Yüceer, duruşma öncesinde kimlik kontrolü uygulamasını işaret ederek şunları söyledi:

    “Asıl konuşması, özür dilemesi gerekenlerden ses yok. 1 Yıldır adalet arayışı var. Geciken bir adalet var. Mahkeme süreci adeta kaplumbağa hızıyla ilerliyor. Sorumluluk üstlenmesi gerekenlerde inanılmaz pişkinlik var. Aslında daha bugün ilk duruşma yapılıyor denebilir. Önceki duruşmada katılımcılar, avukatlar şiddete maruz kalıp adeta salona kitlenmişti. Bugün de benzer davranışlar görüldü. Ailelere yine kimlik tespiti dayatıldı. Durumu zorlaştırıp insanların acılarını soğutmaya çalıştılar. Oldu bittiye getirme amaçları var.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Ulaştırma Bakanlığı Çorlu tren faciası raporunu açıkladı

    Ulaştırma Bakanlığı Çorlu tren faciası raporunu açıkladı

    Ulaştırma Bakanlığı, Çorlu tren faciasından 411 gün sonra rapor hazırladı. Raporla ihmal ve eksiklikler olduğu ortaya çıktı.

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018’de menfezin altındaki toprağın yağmur nedeniyle kayması sonucu tren raydan çıkmış, 25 kişi hayatını kaybederken 340 kişi de yaralanmıştı.

    Ulaştırma Bakanlığı tarafından Çorlu’da yaşanan tren faciasından 411 gün sonra hazırlanan raporda, kazadaki ihmal ve eksiklikler sıralanırken, kaza sebebi olarak sık sık ‘yağış’ vurgusu yapıldı.

    Raporda, “Hat kesiminin aliyman olması, eğimin olmaması, platformun boşaldığı kısmın çok kısa mesafeli olması, yaklaşım güzergahında hat bozukluğu ile ilgili belirtilerin olmaması, sinyalizasyon ve elektrifikasyon sistemlerinde herhangi bir ikazın olmaması gibi nedenlerle çok kısa sürede meydana gelen kazada makinistlerin başkaca bir tedbir alamayacağı değerlendirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

    “MENFEZ KONTROLÜ MAYIS 2018’DE YAPILDI”

    Faciaya neden olan menfezin, “Rumeli Demiryolu hattının İstanbul-Edirne kısmının 1873’de hizmete girdiği dikkate alınarak”, yaklaşık 145 yıllık olduğunun tahmin edildiği vurgulanan raporda, söz konusu menfezin kazadan önceki son kontrolünün, ilkbahar kontrolü kapsamında Mayıs 2018’de yapıldığı, bu kontrolde menfezin mecrasının dolu olmadığı ve mecrada herhangi bir temizliğe ihtiyaç olmadığının tespit edildiği belirtilerek, “Yalnızca balast tutucu yapılması önerilmiştir. Kaza tarihinde balast tutucu henüz yapılmamıştır” dendi.

    “KAZAYI ÖNLEMEYE YÖNELİK UYARI OLMAMIŞTIR”

    Facianın nedeni olarak gösterilen meteorolojik koşullar ile ilgili olarak ise “Saat 14:00-15:00 arasında meydana gelen yoğun yağışı ve altyapıya vermeye başladığı zararı görebilecek; hat üzerinde seyir eden bir tren veya çalışan personel bulunmadığından kazayı önlemeye yönelik ihbar veya uyarı olmamıştır” gerekçesinin sunulduğu raporda, ‘hattın kontrol ve gözetiminin modernleştirilmemiş olmasına’ atıf yapıldı.

    Raporda, “TCDD Hat Bakım El Kitabında ve 105 Nolu genel emirde esasları belirtilen aşırı yağış sonrası yolda yapılacak işlemlerin lokal, beklenmedik, sicilli olmayan hat kesimlerdeki durumları karşılamaya yetmediği ortaya çıkmıştır. Yolu kontrol etmekle sorumlu personelin 40-50 km ötede meydana gelen yağışı konvansiyonel usullerle takibi yetersiz kalmaktadır. Demiryolu hatlarındaki köprü, menfez, yarma, tünel gibi sanat yapılarının modern algılama sistemleri ile takibi zaruret haline gelmektedir” ifadeleri yer aldı.

    Raporun tamamı için: https://ulasimemniyeti.uab.gov.tr/uploads/pages/12703-yolcu-treni-deray-kazasina-iliskin-kaza-ince/tekirdag-deray-heyet-onayli-5d64d42bc63ae.pdf

  • Çorlu tren katliamının aileleri ve avukatları: Sorumlular yargılansın-VİDEO

    Çorlu tren katliamının aileleri ve avukatları: Sorumlular yargılansın-VİDEO

    PİRHA-Çorlu tren katliamında yaşamını yitirenlerin aileleri ve avukatları, İstanbul Barosu Kültür Merkezi’nde bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısında davanın ilk duruşmasında yaşananlara da tepki gösterildi. 

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde meydana gelen tren kazasının üzerinden tam bir yıl geçti. En az 328 kişinin yaralandığı kazada 7’si çocuk olmak üzere 25 kişi yaşamını yitirmişti. 3 Temmuz’da ilk duruşması görülen Çorlu tren katliamı davasında mahkeme heyeti duruşmadan çekilmişti.

    Çorlu tren katliamında yaşamını yitirenlerin aileleri ve avukatları bugün gerçekleştirdikleri basın toplantısında davanın ilk duruşmasında yaşananları anlatarak tepkilerini dile getirdi.

    Aileler ve avukatlar adına basın metnini davanın avukatlarından Mürsel Ünder okudu. Ünder, duruşma günü yaşananları şöyle özetledi:

    “Duruşma günü sabah erken saatlerde yakınlarını yitiren aileler, yaralılar ve yakınları ile duruşma için hazır olan baro başkanları, milletvekilleri ve ailelerin avukatları Orion AVM önünde toplanarak Adliyeye bir yürüyüş yapmak ve kayıplarını anmak istemişler ancak yürüyüş sırasında kolluk görevlileri tarafından sık sık yürüyüşe müdahale edilmiş, aileler kaldırıma itilmek suretiyle sürekli taciz edilmişlerdi.

    Daha adliye bahçesi girişinde kimlik kontrolü dayatması yapılmış, sonrasında katılımcılar herkesin geçtiği ana kapıdan değil girişi dar olan Başsavcılık giriş kapısından adliyeye tek tek önce x-ray cihazından geçirilmiş akabinde üzerleri elle aranarak içeri alınmışlardır.

    “POLİSLERDEN BİRİ AİLELERE KAFA ATTI”

    Aileler, baro başkanları, milletvekilleri ve avukatlar duruşmanın yapılacağı konferans salonunun avlusuna dahi alınmadan, klimaların kapatıldığı dar bir koridorda yaklaşık bir saat bekletilmişler. Burada da kimlik kontrolü dayatması yapılmış, o sırada kimlik ibraz etmeyen sivil bir şahıs tarafından tüm katılımcılar kamera kaydına alınmış, kimlik sorulması ve çekim yapmaması konusunda uyarılması sonrasında ailelerden bir yurttaşa ‘kafa atmak’ suretiyle saldırıda bulunmuştur. Bu sivil şahsın, olay yerinde hazır olan kolluk görevlileri ile diyaloğu, onlarla birlikte olay yerinden ayrılması sebebiyle kendisinin de kolluk görevlisi olması kuvvetle muhtemeldir.

    DURUŞMA SALONUNUN KAPILARI KİLİTLENDİ

    Haftalar öncesinden uygun duruşma salonu tahsis edilmesi konusunda yapılan yazılı başvurularımıza, müşteki vekillerinin ve baro başkanlarının sözlü taleplerine kulaklar tıkanmış, sadece müşteki sayısının bile 350 kişi olduğu dosyada 135 kişilik salonda ısrar edilmiştir. Bu hukuk dışı bekletilmenin sonrasında katılımcılar önce duruşma salonunun avlusuna alınmışlardır. Bir kısım duruşma katılımcısı salona girdikten sonra, salonun dolduğu gerekçesi ile duruşma salonunun kapıları kapatılarak kilitlenmiştir. İçeride bulunanların çıkışına, dışarıda kalanların da salona girişine izin verilmemiştir. Özellikle çok sayıda müşteki aile ile müşteki vekilinin duruşma salonuna girişi engellenmiş, adil yargılamayı etkileme suçu işlenmiş, mağdur ailelerin adalete erişim hakkı ellerinden alınmıştır.

    Yaklaşık 45 dakika süren bu uygulamanın, duruşma salonunun içine hapsedilenler açısından hürriyeti tahdit suçunu oluşturduğu açıktır. Bu hukuksuz davranışın yapılması talimatını verenler ve bu kanunsuz emri uygulayanlar hakkında tarafımızca suç duyurusunda bulunulmuştur.

    “AİLELER VE AVUKATLAR DARP EDİLDİ”

    Görevlilerle kapıların açılması konusunda görüşmeler yapılırken duruşma salonu dışındaki aileler ve müşteki vekilleri darp edilmişlerdir. Duruşma salonunun dışında müşteki vekillerinden Av. Aras Doğruel ve mağdur ailelerinden İsmail Kartal darp edilmiş, İsmail Kartal iki gün iş göremez raporu almıştır.

    Duruşma salonu içinde Esra Araç fenalık geçirmiştir. Bunun üzerine kilitlenen kapılar açılarak dışarı çıkılmaya çalışılmıştır. Duruşma salonunun her iki kapısını güvenlik görevlileri tamamen kapatmış dışarıya çıkmaya çalışanları veya içeriye girmek isteyenleri engellemiş ve darp etmişlerdir. Bu sırada kazada oğlunu kaybetmiş olan Hüseyin Şahin’in gömleği parçalanmış ve güvenlik görevlileri tarafından tekmelenerek, itilerek darp edilmiştir. Katliamda anne ve babasını kaybetmiş olan Esra Araç aynı şekilde darp edilmiş, iki gün iş göremez raporu almıştır. Mağdur vekillerinden Av. Gökmen Yeşil, fenalaşarak dışarı çıkmaya çalışan Esra Araç ile birlikte dışarı çıkmaya ve Esra Araç’a yardım etmeye çalışırken darp edilmiştir. Av. Mürsel Ünder ve Av. Can Atalay ise güvenlik görevlileri tarafından kapı aralığına sıkıştırılmış ve aynı zamanda tekmelenmek suretiyle darp edilmiştir.

    DOSYA MAHKEMEYE İADE EDİLDİ

    Tüm bu olaylar sırasında ve sonrasında yakınlarını kaybetmiş ailelelere ‘şov yapma’ vs türünden saygısızca ve ahlaksızca sözler sarf etmekten kaçınmamışlardır. Tüm yaşananlardan sonra aynı güvenlik görevlileri duruşma salonunun içine silahlı olarak girmiş aileleri salonun içinde dahi taciz etmekten geri durmamışlardır. Yaşamını yitirenlerin yakınları ile yaralı aileler ve bazı müşteki avukatları duruşma salonuna girebilmiş, her düzeydeki resmi görevlinin engelleme, darp ve saldırısına karşı duruşmanın başlaması için azami çaba harcayan aileler ve avukatları olmuştur. Duruşma esnasında mahkeme heyeti tarafından yapıldığı bildirilen kayıtta da bu durum açıkça görülebilir.

    Nihayetinde başlayan duruşmada müşteki avukatları ve darp edilen aileler mahkeme heyetinden, yaşanan darp, engelleme ve hürriyeti tahdit suçu ile ilgili suç duyurusunda bulunulmasını istemiş, duruşma savcısının da aynı yönde mütalaada bulunması üzerine mahkeme heyeti kanunun açık hükmü gereği saldırıya sebep olanları tespit edip suç duyurusunda bulunması gerekirken duruşmadan çekilmiş, bu hususta karar verilmek üzere dosyayı Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiş, Çorlu 2. Ağır ceza Mahkemesi verilen kararı hukuka aykırı bularak mahkemesine iade etmiştir.”

    GEÇEN TRENE TAŞ ATILDI İDDİASI

    Açıklamada, duruşma gününün ardından yapılan Valilik açıklamasına ve katliamın birinci yıl dönümünde yapılan anmaya ilişkin Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı’nın haberine de tepki gösterildi. “Tespitleri ne ise açıklasınlar” diyen Ünder, duruşma sonrasında yaşananları ise şöyle anlattı:

    “Duruşma sonrasında 4 Temmuz 2019 tarihinde Tekirdağ Valiliği tarafından yapılan açıklamada kolluk görevlilerinin görevlerini eksiksiz yaptığı, bazı marjinal şahıs ve grupların provokasyon yaratmaya çalıştığı ifade edilmiştir. Valilik açıklaması manipülasyondur, görüntüler ortadadır. Tespitleri ne ise lütfen açıklasınlar.

    9 Temmuz 2019 tarihinde AA ve İHA tarafından servis edilen haberlerde katliamın yıl dönümü nedeniyle 8 Temmuz 2019 günü katliam yerinde yapılan anma sırasında geçmekte olan trene taş atılmak istendiği ve jandarma tarafından engellendiği ifade edilmiştir. Anma görüntüleri her açıdan ortadadır. Ailelerin tabi ki sessizce ağlamasını kimse beklemesin ancak taş atıldığı iddiası alçakça, bilinçli bir yalandır, manipülasyon amaçlıdır.”

    “DURUŞMA ÖNCESİ, SIRASI VE SONRASINDAKİ HUKUKSUZLUKLARI KABUL ETMEYECEĞİZ”

    Dava avukatlarının Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden arandığı ve haklarında ‘kamu malına zarar vermek’ten soruşturma açıldığını hatırlatan Ünder, “10 Temmuz 2019 tarihinde bazı meslektaşlarımız, kendisini kolluk görevlisi olarak tanıtan kişilerce aranarak kamu malına zarar verildiği iddiasıyla haklarında soruşturma açıldığı belirtilmiş, soruşturma numarası sorulması üzerine ‘henüz dosya numarası verilmedi’ denilerek konu geçiştirilmiştir. Meslektaşlarımızı arayan telefon numaraları bellidir. Duruşma öncesi, sırası ve sonrasındaki hukuksuzlukları kabul etmeyeceğimiz ortadadır. Duruşma gününe dair tüm delillerin ve görüntülerin toplanmasını ve açıklanmasını istiyoruz” dedi.

    “Ne yapıldı, ne yapılmaya çalışılıyor?” sorularının da yanıtlarını veren Ünder, “Günümüzün teknolojik gerekleri, bölgenin jeolojik, hidrolojik, meteorolojik özellikleri dikkate alınmadan hat yenilemesi yapılmış, hatalı inşa ve çalışma yürütülmüş, eksiklikler tespit edilmesine rağmen müdahale edilmemiş ve göz göre göre yaşanan faciada 25 insanımız öldürülmüştür” diye konuştu. Ünder, ayrıca bugüne kadar etkin bir yargılama yürütülmediğini de şöyle açıkladı:

    “ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ”

    “Başlatılan soruşturmada hemen o gün ve olay yerinde bilirkişi listesinde olmayan ve başta TCDD olmak üzere kamudan ihale alan kişiler, TCDD’ye danışmanlık yapan kişiler bilirkişi olarak atanmış; hazırlanan raporla Ulaştırma Bakanı, TCDD Genel Müdürü ve Üst Yönetimi, TCDD Taşımacılık A.Ş. Üst Yönetimi, Makinistler ve esas sorumlular aklanmış, haklarında takipsizlik kararı verilmiştir.

    Deliller toplanmamış, şüphelilerin ifadesi alınmamış, etkili soruşturma yürütülmemiş, itirazlara rağmen yeni rapor alınmamış, bağımsız hazırlanan diğer uzman raporları dikkate alınmamıştır. TBMM’de verilen araştırma önergeleri reddedilmiş, katliamın aydınlatılması istenmemiştir.

    Nihayetinde yukarıda açıklandığı üzere bir yıldır duruşmayı bekleyen ailelerin acısı yeniden kanatılarak duruşma yapmamak için resmi makamlar tarafından her türlü girişim yapılmış ve en sonunda duruşmaya başlama konusunda başkaca engel kalmadığı anda mahkeme heyeti duruşmadan çekilme kararı vermiştir.”

    AİLELER VE AVUKATLARIN YARGILAMAYA İLİŞKİN İSTEKLERİ

    Ünder, Çorlu tren katliamında yaşamını yitirenlerin aileleri avukatlarının yargılamaya ilişkin isteklerini ise şöyle sıraladı:

    “Tefrik kararı ile devam eden soruşturma etkili bir şekilde yürütülmeli, sorumluluk alanı sadece 1. bölge yetkilileri sınırında tutulmamalı, genişletilmelidir.

    Takipsizlik kararı yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan başvuruda hukukun önü açılmalıdır.

    Meclis araştırma komisyonu kurularak katliam aydınlatılmalı, sorumlular yargılanmalıdır.

    Devam eden yargılamada öncelikle tüm tarafların katılımına uygun bir duruşma salonu tahsis edilmeli, sorumluların tamamının tespitini sağlayacak şekilde etkili bir kovuşturma yürütülmelidir.

    Ailelerin anma ve duruşma öncesinde yapmak istedikleri yürüyüşte güzergah araç trafiğine kapatılmalı, ailelere valilik ve kolluk birimi tarafından gerekli destek sunulmalıdır.

    Çocuklarını kaybeden annelere, anne-babalarını kaybeden çocuklara, eşlerini, kardeşlerini, sevdiklerini kaybeden insanlara yapılan bu muameleyi kabul etmiyor, bir daha benzer acılar yaşanmaması için tüm yurttaşları duyarlı olmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz.

    Kamu görevlilerinin sorumluları aklama, gizleme ve koruma refleksinden vazgeçmelerini, katliamın aydınlatılması için ailelere ve hukuk mücadelesi yürütenlere yardımcı olmalarını, görevlerini yapmalarını bekliyor, herkes için adalet istiyoruz.”

    “İKİ SANIĞIN İFADESİ AİLELERDEN KAÇIRILDI”

    Avukat Mürsel Ünder, sanıklardan Çetin Yıldırım ve Turgut Kurt’un, Çorlu dışında oturmaları sebebiyle talimatla ifadelerinin alındığını ve duruşmayı takip etmek üzere gittiklerinde iki sanığın ifadesinin hakim tarafından değil; hakimin özel kalemi tarafından alındığını gördüklerini belirtti. Ünder, “Katliamın sorumlusu olarak önümüze çıkarılan 4 kişi, esas mahkemede dinlenmeli. Bizim yazılı talebimize rağmen Çetin Yıldırım ve Turgut Kurt, Çorlu dışında oturduğu için bu kişiler hakkında talimatla ifade alınması kararı alındı. Müştekilerin doğrudan soru sorma hakkı ve yüz yüzelik ilkesi kısıtlanmış oldu. Bugün yaşadığımız şey itibariyle yanlış olması dışında çok daha kötü bir duruma geldi. Duruşma saati 10.33’tü. 10.23’te ilgili mübaşire dosyaya girmek istediğini belirtmiş daha sonra da ben yetiştim ve ikimiz beraber duruşmaya girmek istedik. Sanığın geldiğini, hakimin önüne gitmediğini, kalem müdürü tarafından gerçekte hakim önünde ifade vermiş gibi gösterilmiştir. Bu yeni bir dönüm noktası. Bununla ilgili gerekli suç duyurularını yapacağız” ifadelerini kullandı.

    “BİZ ACIMIZI BİLE KONTROLLÜ YAŞIYORUZ”

    Açıklama sırasında konuşan katliam mağdurlarından Mısra Öz Sel, şunları söyledi:

    “Çorlu katliamının neresinden tutarsak elimizde kalıyor. Baktığımız zaman çok büyük kayıp ve acı var. Bu acı nedense bu ülkede sanıyorum ki ucu bir yerlere dokunuyor diye örtülmeye çalışılıyor. İlk günden beri, iddianame çıkmadan önce bu kadar büyük bir acının karşısında tüm sakinliğimizi koruyarak ve bu ülkedeki adalet sistemine inanmak isteyerek hareket ettik. Ama ne zaman ki bizim karşımıza bilirkişiler, yanlı kişiler olarak çıktı; ne zaman ki onların verdiği bilirkişi raporunda iddianame sadece 4 kişiyi sorumlu tuttu ve diğerlerini aklamaya çalıştı; biz o zaman gördük ki adaletin çıkması başkalarının korunması karşısında çok önemsizdi. Biz bu işin peşini bırakmayacağımızı söyledik. Bu bir psikolojik savaşa döndü artık. AYM önüne gittiğimizde de sadece üzerimizde tişörtlerimizle kolluk kuvvetlerinin kendini bilmez davranışlarıyla karşılaştık. Şiddetten uzak bir şekilde kendimizi korumaya çalıştık. Biz defalarca mahkeme heyetine dilekçe verdik. Baro başkanları bizler adına görüşmeler yaptı. Duruşma salonunun yeterli olmadığını ve çok fazla katılımcının olduğunu söyledik. Üzülerek görüyorum ki aslında 25 kişinin adaletinin sağlanmasından çok bu olayın üstünün bir şekilde kapatılması istendi. Aileler başka konularla gündeme gelsin istendi. Şiddetle zorlanıyoruz. Duruşma salonunun talebimizin tam aksine 130 kişilik bir salondan oluşması, kapıların kilitlenmesi, içeriye girmek isteyen ailelerin darp edilmesi bana kalırsa planlı. İçinde bulunduğum iyi niyeti, artık aynı düzeyde koruyamıyorum. ‘Trene taş atıldı’ diye haberler çıktı. Hiçbir acı yoktur ki dışarıya öfkeyle taşmasın. Evladımızı, anne-babamızı kaybettik. Biz onların parçalanmış bedenlerini aldık. Çok canımız yanıyor. Bizim canımız yanarken ‘trene taş attı’ diyebiliyorlar. Biz acımızı bile kontrollü yaşıyoruz, sakince yaşıyoruz. Hangi insan canını o rayların altında toplamış ve o tren o raylardan geçerken sakin kalabilir? Evet, taş da atmak istedik, kaya da atmak istedik. Ama hiçbir şey yapmadık. Biz acımızı olduğu gibi, sakin şekilde yaşayarak; bu davanın peşini bırakmadan yaşayacağız. Avukatlarımız yanımızda, kamuoyunun çok büyük desteğini alıyoruz. İlk günden bugüne kadar üstü örtülmeye çalışılan bu davada, yapılması gereken asıl konu 25 kişinin ihmaller sonucu öldüğü ve bu ihmalden sorumlu Ulaştırma Bakanı, TCDD Genel Müdürü ve altındakilerdir. Onlar yargılanana kadar biz haklı davamızda dimdik durmaya devam edeceğiz.”

    “KATLİAMDA İHMALLER ZİNCİRİ VARDI”

    Katliamda, biri kızı olmak üzere ailesinden toplam dört kişiyi yitiren Zeliha Bilgin ise şunları söyledi:

    “8 Temmuz Çorlu tren katliamında niçin bazı kısımlar kollanıyor? Bizler adalet arıyoruz. Ben koskoca ailemi kaybettim. Bu kadar büyük acılarla 12 aydır adalet arıyorum. Hiçbir zaman nezaketimizden çıkmadan adalet sarayı kapılarına gittik. 4 kişinin yargılanmasını asla kabul etmiyoruz. Katliamda ihmaller zinciri vardı, dört alt düzey çalışanın yargılanmasını asla kabul etmeyeceğiz. Sinyalizasyon, yol bekçisi ve uyarılara rağmen önlem yoktu ve bunun üzerine 4 kişi mi yargılanacaktı? Bize yapılan haksızlıklara izin vermeyeceğiz.”

    “HÜKÜMET KAPISI KİLİTLENMEZ”

    Katliamda eşini kaybeden Ekrem Tuna ise şunları dile getirdi: “Kazadan sonra eşimi buldum, vagonun altında kalmıştı. 1 buçuk saat sonra köylüler ve helikopter geldi. O zamana kadar orası bir can pazarıydı, çok ölü ve yaralı vardı. Köylülerden başka yardıma gelen olmadı. O günden bugüne Çorlu Başsavcılığı’na gittik, mahkeme başlasın diye. Duruşmada milletin yarısı içeri girdi, yarısı dışarıda kaldı. Koyun gibi bizi içeri soktular. Avukatlar, milletvekilleri, ölülerin yakınları içerideyiz; içeridekiler dışarı çıkamıyor, dışarıdakiler içeri giremiyor. Cami kapısıyla hükümet kapısı kilitlenmez. Kilit mübaşirdir. Mübaşir kapıda durur, herkesi çağırır. Ben o kadar jandarmalık yaptım, bizim mahkeme kapısı gibi mahkeme kapısı görmedim. Bu işin peşini bırakmayacağız, ölümüne kadar devam edeceğiz. Bu işin üzerini örtemeyeceksiniz.”

    “OĞLUMUN MEZARINA DEĞİL OKULUNA GİDECEKTİM”

    Katliam mağdurlarından Hüseyin Şahin ise şunları belirtti: “Yaşadığımız şeyleri anlatması bile güç. Ben oğlumu gül gibi büyüttüm, 18 yaşına getirdim. Çok değerli biriydi. Herkesin evladı değerlidir. Bugünleri görecek miydik? Keşke o trene bindirmeseydim. Hala acılar içindeyiz; evde aile yaşantımız bitti. Ben böyle bir adalet, böyle bir düzen olduğunu bilmiyordum. Yavaş yavaş kafamıza dank etti. Biz acımızı yaşayacağımız yerde, devlet bize neler yaşatıyor? Biz kimseye el kaldırmayız, emri veren kişiler izahatını bize yapsın. Bize saygı göstermeleri gereken yerde biz yerlerde sürüklendik. Bizi isterlerse öldürünceye kadar dövseler yine de yılmam. Polis bana ‘Sen kimsin?’ diyor. Ya asıl sen kimsin? Bunlarda hiç mi vicdan yok? Nasıl okul okuyup da o mevkilere gelmişler, ben merak ediyorum. Kolluk kuvvetlerimize, valilere yazıklar olsun. Ana-babalarına da yazıklar olsun. Bu ülkeyi yeri gelince ben savunacağım ama onlar bırakıp kaçacak, ben biliyorum. A Haber, bizim yaptığımız hangi eyleme geldi? Politikacıları lekeliyorlar; ama beni lekeleyemez. Ben kurşun da sıksam hakkımdır. Benim çocuğum ölürken o tren 120 kilometreyle gidiyordu, o gün 20 kilometre ile gidiyordu. A Haber, bizim orada evlatlarımızı tek başımıza çıkardığımız görüntüleri çekmedi; kameraları kapattı. Neden onları çekmedin? Ben her gün mezara gidip dua okumak zorunda mıydım? Ben oğlumun okuluna gidip başarılarına bakacaktım.”

    “GECENİN AYAZINDA MEZARLARIN BAŞINA GİTTİĞİMİZİ KİMSE BİLMİYOR”

    Son olarak söz alan katliam mağdurlarından İsmail Kartal da şunları söyledi: “Trenden sağ çıkan çocuklarımız var. O ailelerin neler çektiğini sadece onlar biliyorlar. Her yağmur yağdığında, her toprak koktuğunda o çocuklar evde saklanacak yer arıyorlar. Yine o faciayı yaşayacağız diye. Çocuklarımız var, telefonlarımızı alıp annelerini aramaya çalışan. Sabahın köründe, gecenin bir ayazında mezarların başına gittiğimizi kimse bilmiyor. Hala kalkmışlar, bizleri marjinal gruplar olarak görüyorlar. Hala bizim üzerimize oynanan oyunlar var. Ne söylenebilir ki? Kimse ne yaşadığımızı bilmiyor. Bir daha böyle katliamlar yaşanmasın. Bizim çektiğimiz acıları başkaları çekmesin. Bunu istemek bu kadar mı zor? Biz bunlarla mı uğraşacağız? Bir üniformanız olunca içinizden yaratık çıkmasın. Birilerinden çekinceniz olmasın. O makamı, görevi, üniformayı niçin aldığınızı unutmayın. Dua etsinler ki biz sadece taş atmaya yeltendik. Yaptıklarımızın hepsi o gün yaşadıklarımızdan ötürü. Biz tırnaklarımızla kazdık toprağı. Birilerine yalakalık yapacaksınız bu işi yapmayın. Bu okulları okumayın.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İmamoğlu: Taksim’i herkesin zevk alacağı bir alana dönüştüreceğiz

    İmamoğlu: Taksim’i herkesin zevk alacağı bir alana dönüştüreceğiz

    Halk TV canlı yayınına katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Taksim Meydanı’na ilişkin “Taksim’i herkesin zevk alacağı bir alana dönüştüreceğiz” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Halk TV canlı yayınına katıldı. Taksim Meydanı’nın dönüşümünü İstanbul’un önceliği olarak gösteren İmamoğlu, “Taksim’i herkesin zevk alacağı bir alana dönüştüreceğiz” dedi. İmamoğlu ayırca Saraçhane’deki İBB binasının ‘mimari açıdan çok önemli bir eser’ olduğunu belirterek “Bu binaya çok nitelikli bir kütüphane yapacağız” dedi. Esenler Otogarı’na ilişkin de konuşan İBB Başkanı, “Sağda solda duyuyoruz orayı vermeyiz falan. Orayı akla ve bilime peşkeş çekeceğim. Üretim ve istihdam merkezi haline getireceğim orayı. Polis oraya baskın yaptı, pislik içerisinde. Orada oluşan suç merkezi Güngören’i etkiliyor, Esenler’i etkiliyor, Bayrampaşa’yı etkiliyor” ifadelerini kullandı.

    İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    “YARIŞMA USULÜ İLE TAKSİM’E YENİ BİR PROJE YAPTIRACAĞIZ”

    “Herkesin zevk alacağı bir alana dönüştüreceğiz Taksim’i. Elbette ki mevcut imkanlarla. Gençlerin, kadınların, çocukların fikirlerini kullanacağız. İstanbul’un önceliği simgesel bir anlamda Taksim Meydanı. Beşiktaş Meydanı da dokunulması gereken bir yer. Buralar bir buluşma, aynı zamanda toplumsal uzlaşma için buluşma yeri. Meydanın toplum tarafından sorgulanmasına sebep olduk. Bu bence ciddi bir gelişim. Herkes sorgulayacak bunu. Taksim’i herkesin zevk alacağı bir alana dönüştüreceğiz. Ben yaptım oldu zihniyeti bizde yok. Yarışma usulü ile Taksim’e yeni bir proje yaptıracağız. Ayrıca demokratik katılım ile bu projeleri halka soracağız.”

    “SARAÇHANE’DEKİ İBB BİNASINI NİTELİKLİ BİR KÜTÜPHANE YAPACAĞIZ”

    “Biz belediyenin binalarının halka açılmasını istiyoruz. Saraçhane’deki bu yapı mimari açıdan da çok önemli bir eser. Bu binaya çok nitelikli bir kütüphane yapacağız. Ayrıca gönüllülerden kuracağımız İstanbul Kurulları bu binada çalışacak. Belediye başkanı halkın arasında olacak. Özellikle arka bina kısmında Türkiye’nin en nitelikli, en güçlü kütüphanesini yapacağız. Yurt içi, yurt dışı insanların gelip arşiv karıştıracağı bir kütüphane olacak.”

    “ADALET DUYGUSU YERİNE GELEMEDİĞİ ZAMAN NEYİ TARTIŞSANIZ BOŞ”

    Çorlu’daki tren kazasında hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in kazadan önce Beylikdüzü’deki yaşam vadisini gördükten sonra “Ekrem amca keşke İBB Başkanı olsa” sözünün hatırlatılması üzerine İmamoğlu şunları söyledi:

    “Bu söylemi bizzat Mısra Hanım bana anlatmıştı. Bunu söylediğini o zaman bana söylemişti annesi. Talihsiz bir kaza. Hak, hukuk adalet diyoruz ya adalet duygusunun yerine gelmediği zaman neyi tartışsanız boş. Mahkeme heyeti çekilmiş duruşmadan. Çok feryadını gördüm orada annenin. Niçin bu ülkede adalete olan duyguyu tesis edemeyiz. Biz inançlı insanlarız ama bizim inancımız aynı zamanda maksimum adaleti sağlayan bir inanç. Yerine getirilmediği sürece vatandaşın güvenini sağlayamazsınız.”

    “ESENLER OTOGARI, ON BİNLERCE GENCİMİZİN EĞİTİM ALDIĞI BİR YER OLACAK”

    “Esenler kocaman bir alan. 27-28 yılı bulmuş bir geçmişi var. Yap-işlet-devret süresi görevi geri almamızdan 2-3 gün önce doldu. Kurtköy’de Anadolu Yakası Garı, bir tanede Hadımköy bölgesinde otogar yapacağız. İstanbul içinde de mini otogarlarla desteklenecek. Sağda solda duyuyoruz orayı vermeyiz falan. Orayı akla ve bilime peşkeş çekeceğim. Üretim ve istihdam merkezi haline getireceğim orayı. Polis oraya baskın yaptı, pislik içerisinde. Orada oluşan suç merkezi Güngören’i etkiliyor, Esenler’i etkiliyor, Bayrampaşa’yı etkiliyor. Metro ulaşımı var. Tramvay ulaşımına yakın. Başka bir müjde daha verelim. İstanbul’a yapacağımız 15 yaşam vadisinden birinin de merkezinde. On binlerce gencimizin eğitim aldığı hayata hazırlandığı bir yer olacak.”

    İmamoğlu ayrıca “Sırf ODTÜ’nün mezuniyet günlerine malzeme olmamak için çok çalışacağım” ifadesini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çorlu tren katliamında ‘Kovuşturmaya gerek yok’ kararına yapılan itiraz reddedildi

    Çorlu tren katliamında ‘Kovuşturmaya gerek yok’ kararına yapılan itiraz reddedildi

    Çorlu 2. Sulh Ceza Hakimliği, Çorlu’da 25 kişinin hayatını kaybettiği tren katliamıyla ilgili kovuşturmaya gerek olmadığına ilişkin karara yapılan itirazı reddetti.

    Çorlu 2. Sulh Ceza Hakimliği, siyasetçiler, bürokratlar, TCDD’nin üst yönetimi hakkında “kovuşturmaya yer yok” verilen karara yapılan itirazı reddetti.

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde geçen yıl 8 Temmuz’da 25 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce insanın yaralandığı tren faciası için Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmada, siyasetçiler, bürokratlar ve TCDD’nin üst yönetiminde yer alan kişiler hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti.

    Çorlu 2. Sulh Ceza Hakimliği, bir müşteki tarafından savcılığın kararına yapılan itirazı reddetti. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın delillere uygun verildiğini belirten Ceza Hakimliği, kararında şu ifadelere yer verdi: “İtiraza konu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararının toplanan delillere uygun olarak verildiği ve soruşturmanın genişletilmesini gerektirecek eksiklik de bulunmadığı anlaşılmakla, itiraza konu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara karşı yapılan itirazın reddine.”

    Artı Gerçek’ten Rıfat Doğan’ın haberine göre, hakimlik, soruşturma dosyası ve evrakının Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, kararın Çorlu CBS’nca itiraz edene tebliğine ve dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere karar verdi.

    NE OLMUŞTU?

    Çorlu’da geçen yıl Temmuz’da meydana gelen, 25 kişinin öldüğü, 340 kişinin yaralandığı tren kazasında, mağdur ve müşteki olan toplam 370 kişi adına Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ gerekçesiyle, siyasetçiler, bürokratlar ve TCDD’nin üst yönetiminde yer alan kişiler başlattığı soruşturma tamamlanmıştı.

    Cumhuriyet Savcısı Galip Yılmaz Özkurşun’un yaptığı soruşturmada tren şefi Hüseyin Kahraman, makinistler Halil Altınkaya ve Suat Şahin hakkında takipsizlik, siyasetçiler, bürokratlar, TCDD’nin üst yönetimi yer alan kişiler hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti.

  • Çorlu’daki tren kazasıyla ilgili iddianame kabul edildi

    Çorlu’daki tren kazasıyla ilgili iddianame kabul edildi

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği, 340 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin hazırlanan iddianame, Çorlu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, TCDD görevlisi 4 kişi “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan cezalandırılması istendi.

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin yaşamını yitirdiği ve 340 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin TCDD görevlisi 4 kişi hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. Sanıklar, “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla yargılanacak. Sanıklar, iddianamede yer alan ifadelerinde suçlamaları reddetti.

    Çorlu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Çorlu Cumhuriyet Savcısı Galip Yılmaz Özkurşun tarafından 8 Temmuz 2018’de meydana gelen, 25 kişinin yaşamını yitirdiği ve 340 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili hazırlanan iddianame üzerindeki incelemesini tamamladı.

    Mahkeme, “kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu” bulunan TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14’üncü Demir Yolu Bakım Müdürlüğü Demir Yolu Bakım Müdürü Turgut Kurt, Çerkezköy 143 Yol Bakım Şefliği Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat, Köprüler Şefi Çetin Yıldırım ve Hat Bakım Onarım Memuru Celaleddin Çabuk hakkında “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan hazırlanan iddianameyi kabul etti.

    İddianamede, kazanın ray ve traverslerin altındaki menfezin üst tarafında bulunan balast ve dolgu zeminin boşalması ve hareket halindeki lokomotifin ağırlığı ile altı boş rayların esnemesi ve açılması, 2’inci vagondan itibaren dizinin devrilerek sürüklenmesi neticesinde gerçekleştiği belirtildi.

    “MENFEZİN YAKLAŞIK 143 YILLIK OLDUĞU ANLAŞILMIŞTIR”

    İncelemede askıda kalan travers ile hat dolgusu arasındaki kot farkının 65 ila 104 santimetre arasında değiştiği, altı boşalan kesimde sadece dolgu zeminin kaldığı anlatılan iddianamede, ifadelere yer verildi.

    “Balast tabakasının mansap tarafına taşındığı ve hatta uzun mesafelere taşındığı, menfez içinden su akışının devam ettiği, tıkalı olmadığı, yapısal bir hasar oluşmadığı, boşlukta kalan çerçevede yapıda rayda ve traverste bir hasar meydana gelmediği, kırılma olmadığı, askıda kalan çerçevenin tam menfez üzerinde olmadığı, memba tarafına doğru bakıldığında sol tarafında kaldığı, boşlukta kalan çerçevenin son traversin de rayda düşey doğrultuda kalıcı bir sehimin oluştuğu, trenin raydan çıkmaya başladığı noktanın sehimli bölgeden hemen sonra olduğu, menfezin 1,5 metre genişliğinde 2 metre yüksekliğinde ve kargir yapıda olduğu, muhtemelen İstanbul-Edirne hattının imal edildiği 1873 yılında yapıldığı, yani yaklaşık 145 yıllık olduğu anlaşılmıştır.”

    “GÖREV YERİM İSTANBUL, ORADAKİ YAĞIŞI GÖRME ŞANSIM YOK”

    TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14’üncü Demir Yolu Bakım Müdürlüğü Demir Yolu Bakım Müdürü Turgut Kurt, savcılığa verdiği savunmasında, görevinin ayda iki defa otodirezin ile hattı gezmek ve göz ile muayene etmek ayrıca bir kez de lokomotif veya tren ile hattı gezmek olduğunu söyledi.

    Kazadan önce 26 Haziran’da yaptıkları kontrolde herhangi bir olumsuzluk tespit etmediklerini anlatan Kurt, savunmasında şunları kaydetti:

    “Kazanın oluş sebebi, o menfeze kısa sürede taşıyamayacağı kadar yağmur ve sel suyunun gelmesi sonucu suyun üsten taşıp yolun altını boşaltmasına sebep olmasıdır. Bana o gün kaza öncesinde bu konuda herhangi bir ihbar gelmemişti. Civar istasyonlarda görevli personel de herhangi bir ihbar ve uyarıda bulunmamıştır. Çünkü o istasyonların bölgelerine de çok ciddi yağış düşmemiştir. Raporda çok büyük yağışlardan sonra menfezlerin ve köprülerin kontrollerinin yaptırılması konusundan bahsedilse de tarafımıza ulaşan bir ihbar olmadığı için böyle bir kontrol ve denetim yaptırma durumumuz olmamıştır.”

    Kazanın aşırı yağıştan meydana geldiğini öne süren Kurt, “Kaza doğal afet ve lokal yağış sonucu meydana gelmiştir. Ani oluşan bir yağış ve sel sonucu menfez toprağı boşaltmıştır. Ben kaza günü İstanbul’daydım. Görev yerim de orasıdır, dolayısıyla oradaki yağışı da görme şansım yoktur. Kazada benim ihmalim ve kusurum yoktur. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum” dedi.

    “YAĞIŞ OLACAĞI BİLİNSEYDİ, O İŞİ YAPMAYI PLANLAMAZDIK”

    Çerkezköy 143’üncü Yol Bakım Şefliği Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat, savunmasında 2001 yılından beri Çerkezköy’de yol bakım ve onarım şefi olarak görev yaptığını anlattı.

    Kaza günü Çerkezköy İstasyonu’nda trenlerin ayrı ayrı yollara girmesini sağlayan makas adı verilen 35 metre uzunluğunda bir tesisin yenilenmesi çalışmalarını yapan firma ile birlikte çalıştıklarını söyleyen Polat, “Eski makas sistemini söktük ve yerinden temizledik. Bundan sonra yeni makas kurum çalışmalarına başladık. Saat sistemini söktük ve yerinden temizledik. Yeni makas kurum çalışmalarına başladık. Saat 15.30-16.00’dan sonra hava kapanmıştı. Hafif yağış hissedildiği, bundan hafa gayet sıcaktı. Böyle bir yağış olacağı zaten bilinseydi, o gün o işi yapmayı planlamazdık. Ben üzerime atılı suçları kabul etmiyorum. Görevimi en iyi şekilde yerine getirdiğimi düşünüyorum” diye konuştu.

    Köprüler Şefi Çetin Yıldırım, menfez ve köprü gibi sanat eserlerinin senede 2 kez muayene edildiğini, kazanın olduğu menfezde 11 Mayıs 2018’de muayene gerçekleştirildiğini, herhangi bir olumsuzluk görülmediğini kaydetti.

    Yıldırım, bilirkişi raporunda bahsedilen, turne raporunda belirtilen yağışlardan önce yol kontrolü ve denetimine ilişkin uyarı ve emirlerin görev tanımı içerisinde olmadığını ifade etti.

    Kendisinin sadece deprem, sel gibi doğal afetler sonrası muayene yapmakla yükümlü olduğunu anlatan Yıldırım, “Kazanın meydana gelmesine sebep olacak ihmal söz konusu değildir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.

    Hat Bakım Onarım Memuru Celaleddin Çabuk, üzerine atılı suçları kabul etmeyerek, kendisine verilen emirleri en iyi şekilde yerine getirdiğini savundu.

    ‘TAKSİRLE ÖLÜME VE YARALANMAYA NEDEN OLMA’ SUÇLAMASI

    İddianamede soruşturma kapsamında kazanın meydana gelmesinde makinistlere atfedilebilir herhangi bir kusur tespitinde bulunmadığı ve bu nedenle haklarında takipsizlik kararı verildiği, yine kaza nedeniyle yaralanan ve şikayetçi olmayan mağdurlar yönünden ek takipsizlik kararı verildiği, senelik umumi muayene raporlarının gönderildiği TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü yetkilileri hakkında dosyanın sürüncemede kalmaması nedeniyle tefrik kararı verildiği hatırlatıldı.

    İddianamede, sanıklar Kurt, Polat, Yıldırım ve Çabuk hakkında TCK’nin 85/2. maddesinde yer alan “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan cezalandırılması istendi.

    Uzunköprü-İstanbul seferini yapan yolcu treninin 8 Temmuz 2018’de Çorlu yakınlarında vagonlarından bazılarının devrilmesi sonucu 25 kişi yaşamını yitirmiş, 340 kişi de yaralanmıştı.

  • Çorluda’ki tren kazası ile ilgili davada kovuşturmaya yer yok kararı

    Çorluda’ki tren kazası ile ilgili davada kovuşturmaya yer yok kararı

    Çorlu’daki tren kazasıyla ilgili soruşturmada; tren şefi, makinistler, siyasetçiler, bürokratlar ve TCDD’nin üst yönetiminde yer alan kişilerle ilgili kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi.

    Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasına ilişkin yürüttüğü soruşturmada tren şefi Hüseyin Kahraman, makinistler Halil Altınkaya ve Suat Şahin ile siyasetçiler, bürokratlar, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) üst yönetiminde yer alan kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Başsavcılık, bilirkişi raporunda, ‘kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu’ olduğu öne sürülen 4 kişi hakkında da iddianame hazırlanmasını kararlaştırdı.

    Çorlu’da geçen yılın Temmuz ayında meydana gelen ve 25 kişinin öldüğü, 340 kişinin yaralandığı tren kazasında, mağdur ve müşteki olan toplam 370 kişi adına Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ gerekçesiyle, siyasetçiler, bürokratlar ve TCDD’nin üst yönetiminde yer alan kişiler hakkında başlattığı soruşturma tamamlandı.

    Cumhuriyet Savcısı Galip Yılmaz Özkurşun’un yaptığı soruşturmada tren şefi Hüseyin Kahraman, makinistler Halil Altınkaya ve Suat Şahin hakkında takipsizlik kararı verildi.

    4 KİŞİYE İDDİANAME, GERİ KALAN HERKESE TAKİPSİZLİK KARARI

    Çorlu Çumhuriyet Başsavcılığı, daha önce hazırlanan bilirkişi raporunda ‘kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu’ bulunan, TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14’üncü Demiryolu Bakım Müdürlüğü’nde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görev yapan Turgut Kurt, Çerkezköy Yol Bakım Şefliği’nde Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat, Yol Bakım Şefliği’nde Hat Bakım ve Onarım Memuru olarak görevli Celaleddin Çabuk ile TCDD bünyesinde çalışan ve geçen mayıs ayındaki yıllık umumi muayene raporunda imzası bulunan ve Köprüler Şefi Çetin Yıldırım’ın hakkında ise, Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne iddianame hazırlanmasına karar verdi.

    MAKİNİSTLER SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ

    Savunmaları alınan tren şefi Hüseyin Kahraman, makinistler Halil Altınkaya ve Suat Şahin, saat 17.10 sıralarında menfez üzerinden geçerken, lokomotifin aniden kontrolsüzce bulunduğu raydan yukarıya doğru zıpladığı ve tekrar raya oturduğu, sonrasında seri şekilde fren attıklarını ve acil durdurma butonuna bastıklarını söyledi. Tren görevlileri, olayın olduğu yerde kendilerine daha önceden bildirilen herhangi bir kısıtlama bilgisi ya da olağan dışı bilgi olmadığını belirterek, menfez ile ray arasındaki toprak boşalmasını önceden bilebilmelerinin mümkün olmadığını, gözle de görülebilecek bir husus olmadığına vurgu yaparak, olay sonrasında derhal kumanda merkezi ile ilgili kurum ve kuruluşlara haber verdiklerini, yolculuk öncesi ve esnasında uygulanması gereken prosedürleri uyguladıklarını beyan ederek suçlamayı kabul etmediler.

    Tren şefi Hüseyin Kahraman, makinistler Halil Altınkaya ve Suat Şahin’in olay sırasında alkolsüz olduklarını ve kaza sırasında trenin 110 km/saat hız limitinde olduğu ve hız ihlalinin de olmadığını söyledi. Tren görevlileri, olay günü kazanın meydana geldiği hat üzerinde aynı gün içinde birden fazla trenin geçiş yaptığını anlatarak, hatta bir anormallik olmasını hissederek, makinistin seri fren yapıldığı, seri fren yapılması neticesinde uzun sürüklenme mesafesinin önüne geçildiği ve meydana gelebilecek kayıpların artmasına engel olduklarını ve olayda kusurlu olmadıklarını söyledi. (HABER MERKEZİ)

  • Çorlu’daki tren kazasında ölenler karanfiller ve gözyaşlarıyla anıldı

    Çorlu’daki tren kazasında ölenler karanfiller ve gözyaşlarıyla anıldı

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki tren kazasında hayatını kaybeden 25 kişi, olayın meydana geldiği yerde karanfillerle anıldı.

  • Çorlu kazası raporu: Suçlu yağmur değil demiryolunu denetlemeyenler

    Çorlu kazası raporu: Suçlu yağmur değil demiryolunu denetlemeyenler

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’nın Çorlu’daki tren kazasına ilişkin raporu tamamlandı: Olayın suçlusu yağmur değil, demiryolundaki yenilemeyi yapanlar, yaptıranlar ve yapılmış olanı denetlemeyenlerdir.

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, Çorlu’da 8 Temmuz’da meydana gelen kaza için “Bu olayın suçlusu yağmur değildir. Yapanlar, yaptıranlar ve yapılmış olan yapıları denetlemeyenlerdir” dedi. Şiddetli sarsıntıyı hisseden makinistlerin seri fren yapmalarına rağmen 5 vagonun devrildiği belirtilen raporda,”Frene basılmasaydı tren yoluna raydan çıkmadan devam edebilirdi” denildi.

    Sözcü’den Seda Önceler’in haberine göre, TMOBB adına İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçe’nin açıkladığı raporda, “Demiryolu hattının tarım arazileri içinden geçtiği görülmektedir. Tarım arazilerinin geçtiği yerlerde zeminin taşıma gücü zayıf olur. Çekilen fotoğraflarda balast ve alt balast tabakalarının yetersizliği nedeniyle işlevini yitirdiği hatta zemin içinde kaybolduğu görülmektedir. Demiryolu hattı yapılırken göçme, çökme ve tabaka kayması ve boşalması ile bilgiler dikkate alınmamıştır” ifadelerine yer verilirken, yenilenen ve tekrardan hizmete açılan demiryolu hattında bulunan menfez dolgusunda; kırık mermer, fayans ve mermer parçaları bulunduğuna ve oluşturulan dolgunun tekniğe uygun oluşturulmadığının altı çizildi.

    “BENZER OLAYLARIN YAŞANILMASI KAÇINILMAZ”

    Cemal Gökçe, “Yetkililer, her afet sonrası yaptıkları gibi konunun özünü unutup sonucuna göre hüküm veriyorlar. Her afet sonrası ortaya çıkan afetlerin nedenleri değil, sonuçları üzerinde durulmaktadır. Bölgede olaydan önceki günlerde görülen kısa süreli şiddetli yağışlar, yol ve altyapı tesisleri denetiminin sıklaştırılması için önemli bir işaret sayılmalıydı. Ancak bu verinin yeterince değerlendirilmediği anlaşılıyor” diye açıkladı ve şöyle devam etti: “Olayda ön planda olan üstündeki dolgu boşalan menfez, trenin raydan çıkmasında doğrudan etkili olmayıp, buradan geçerken şiddetli sarsıntı hisseden makinistlerin seri fren yapmasına neden olmuştur. Trenin normal fren yapması ya da fren uygulamaması halinde, yoluna raydan çıkmadan devam etmesi muhtemeldi. Özel durumlarda treni kısa mesafede durdurmak için uygulanan seri frenin dönemeçlerde uygulanması güvenlik nedeniyle tavsiye edilmezken, yolun doğru kesimlerinde uygulanmasında bir sakınca bulunmamaktadır. Alt yapısı ve üst yapısı yeteri kadar iyi durumda olmayan demiryolu hatlarında uygulanan seri fren, üstyapıda burkulma gibi çeşitli geometrik bozulmalara neden olabilmektedir. Çorlu’daki olayda, uygulanan seri fren raylarda burkulmaya yol açtığı için trenin raydan çıktığı değerlendirilmektedir. Olaydan sonra menfez dolgusunda ve menfezden sonraki hat kesiminde yapılan onarım işlerinin tekniğine uygun yapılmadığı yerinde gözlemlenmiştir. Bu koşullarda, aynı yerde benzer olayların meydana gelmesi kaçınılmazdır.” (HABER  MERKEZİ)

  • CHP’li Tanal: Tren kazası için ulusal yas ilan edilmeli, olay aydınlatılmalı

    CHP’li Tanal: Tren kazası için ulusal yas ilan edilmeli, olay aydınlatılmalı

    PİRHA- CHP İstanbul Milletvekili Avukat Mahmut Tanal, Tekirdağ Çorlu’da yaşanan tren kazası faciasına ilişkin ulusal yas öngören kanun teklif etti ve meclis araştırma komisyonu açılmasını istedi. 

    CHP İstanbul Milletvekili Avukat Mahmut Tanal, Tekirdağ Çorlu’da yaşanan 24 vatandaşımızın hayatını kaybettiği tren kazasına ilişkin Meclis’te araştırma komisyonu kurulmasını istedi. Tanal, “Kazayı engellemek yerine kazaya ilişkin bilgi akışını engellemeyi seçtiler. Olay yerine hükümet yetkililerinden önce yayın yasağı geliyorsa bu vahim kazada ihmal var mı sorusunun cevabı aranmalı” dedi.

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi yakınlarında 08.07.2018 tarihinde Uzunköprü-İstanbul seferini yapan 362 yolculu trenin 6 vagonu, raylardan çıkıp devrilmişti. Kaza sonucunda 24 kişinin öldü, 318 kişi de yaralanmıştı. Konuya ilişkin ihmal iddialarını hiçbir hükümet yetkilisi cevaplamazken CHP İstanbul Milletvekili Avukat Mahmut Tanal, Meclis’e tren kazasının aydınlatılması için araştırma komisyonu kurulması teklifi verdi. Tanal, şunları söyledi:

    “Türkiye (08.07.2018) tarihinde çok vahim bir kaza ile derinden sarsılmıştır. Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi yakınlarında Uzunköprü-İstanbul seferini yapan 362 yolculu trenin 6 vagonu, raylardan çıkıp devrilmiştir. Kaza sonucunda 24 kişinin hayatını kaybederken 318 kişi de yaralanmıştır. Vahim kaza sonrası acilen yayın yasağı getirilmesi kararı alınmıştır. Yayın yasağı neticesinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ve yaralanan vatandaşlarımızın aileleri konuya ilişkin sağlıklı bilgiye ulaşamamaktadır. Kaza ile ilgili soru işaretleri akılları kurcalarken, kazaya açıklık getirmek, herhangi bir ihmal olup olmadığını merak konusudur. 2 gündür, medyada yer alan üzücü haberlere ilişkin olarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin her bir vatandaşı hayatını kaybeden vatandaşlarımız için büyük üzüntü duymaktadır. Tekirdağ, Çorlu’da gerçekleşen vahim kazaya ilişkin toplumumuzda oluşan büyük üzüntüyü ve yaraları sarmak için toplumda “Ulusal Yas” beklentisi vardır. Bu gibi olaylara toplumumuzun devamlı duyarlı ve tedbirli olabilmesi için ülkece, hep birlikte kenetlenmek için “3 günlük ulusal yas” ilan edilmesi amaçlanmaktadır. Öte yandan 5 yıl önce yol bekçileri kadrolarının iptali ve yol çalışmalarını ihale usulü verildiği şirketlerin ihmali olduğu iddialarının açığa kavuşması, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza, ailelerine ve yaralı vatandaşlarımıza sorumluluğumuz, kazanın nedenlerinin aydınlanması açısından gereklidir. Olayın iç yüzünün araştırılması, kazada ihmalin ve ihmale karışanların tek tek tespiti, tren yolu kazalarının tekrar yaşanmaması adına Meclis’te araştırma komisyonu da kurulmalıdır.” (HABER MERKEZİ)

  • Çorlu’da tren kazası: Ölü ve yaralılar var

    Çorlu’da tren kazası: Ölü ve yaralılar var

    Tekirdağ’ın Muratlı ile Çorlu ilçeleri arasındaki Sarılar Mahallesi yakınlarında meydana gelen tren kazasında beş vagon devrildi. Ölü ve yaralılar var.

    Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş, İstanbul-Kapıkule seferini yapan tren kazasında ilk belirlemelere 10 kişinin hayatını kaybettiğini, 73 kişinin yaralandığını söyledi. Bölgeye 100’ün üzerinde ambulans sevk edildiği bildirildi.

    Bakanlık açıklamasına göre, aşırı yağış nedeniyle menfez altı toprak kayması nedeniyle yaşanan kazadaki trenin 362 yolcusu, altı da personeli var. Tren, Uzunköprü-Halkalı seferini yapıyordu.

    Karadan ulaşımın güçlükle yapıldığı bölgeye, ilk ulaşabilen sağlık ekipleri yaralılara müdahale etmeye başladı. Bölgeye askeri helikopter de sevk edildi. Yaralılar hava ambulanslarıyla tahliye ediliyor.

    Yaralıların büyük bir kısmının tahliye edildiğini aktaran Tekirdağ valisi, “Ölülerimiz var, çok sayıda yaralı var, arazi çamurlu, bölgeye araçlar giremiyor, paletli araçlar sevk ediyoruz” dedi.

  • Alevi askere mobbing yapan komutanlara dava

    Alevi askere mobbing yapan komutanlara dava

    Alevi çavuşa mobbing uyguladığı iddia edilen komutanlar askeri mahkemede yargılanacak.

    Çorlu’da 105. Topçu Alayı’nda görev yaptığı sırada Alevi olduğu gerekçesiyle Topçu Uzman Çavuş Cengiz Erarslan’a mobbing uyguladığı ileri sürülen komutanların 5. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce yargılanmalarına karar verildi.

    Yurt Gazetesi’nde Taylan Kesanbilici’nin haberine göre Topçu Yüzbaşı Orçun Gültakan’ın, Uzman Çavuş Erarslan’a “Ya sen görevi bırakır gidersin ya da ben seninle uğraşır seni kovarım” şeklinde sarf ettiği sözlerin ardından başladığı iddia edilen süreç Askeri Mahkemeye taşındı. Askeri Mahkeme tarafından 23 Eylül 2014 tarihinde gerçekleştirilecek duruşmaya Yüzbaşı Orçun Gültakan, Yarbay Haluk Özgür Saraç, Piyade Yarbay Cengiz Özdemir, Piyade Kıdemli Başçavuş Halil İsmail Şahinli isimli askerler şüpheli sıfatıyla katılacak.

    DÖRT KEZ ŞİKAYETTE BULUNDU

    Baskıya maruz kaldığı iddiasıyla dört kez şikayette bulunan Uzman Çavuş Cengiz Erarslan’ın son şikayeti değerlendirilerek mobbing uygulayan komutanlar hakkında dava açıldı. İstirahat raporu olduğu halde keyfi olarak nöbet değişikliği yapılmaması, ekonomik anlamda yıpratıcı görevlendirmelerde bulunulması, cenaze iznine gönderilmemesi gibi birçok gerekçenin bulunduğu iddianamede şüphelilere görevi kötüye kullanmaktan hakim karşısına çıkacak. Erarslan’a yönelik baskıların Topçu Yüzbaşı Orçun Gültakan’ın, “Ben senin mezhebinden, inancından ötürü sana kıl oluyorum. Ya sen görevi bırakır gidersin ya da ben seninle uğraşır seni kovarım.” ifadelerinin ardından yoğunlaştığı ileri sürülürken Cengiz Erarslan’ın eşi Solmaz Erarslan ise eşinin bu dava sürecinde hem maddi hem de manevi açıdan fazlasıyla yıprandığını dile getirerek, eşine şahitlik eden bazı uzman çavuşların da benzer baskılara maruz kaldığını ifade etti.

    Mobbing uyguladığı öne sürülen Topçu Yüzbaşı Orçun Gültakan haberdeki iddialara ilişkin Yurt Gazetesi’ne bir açıklama göndererek habere konu olan suçlamaların asılsız olduğunu ifade etti.

  • Demirtaş’ın ‘Seher’ kitabı sansüre uğradı

    Demirtaş’ın ‘Seher’ kitabı sansüre uğradı

    PİRHA – HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın hapishanede yazdığı ve  yoğun ilgi gören ‘Seher’ adlı kitabı Tekirdağ Çorlu’da ters çevrilerek sansür uygulandı.

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın hapishanede yazdığı ‘Seher’ kitabı Tekirdağ Çorlu ilçesinde Trend Park AVM’de bulunan D&R mağazasında rafta ters çevrilerek sansür uygulandı.

    Demirtaş’ın 12 öyküsünü topladığı 144 sayfalık ‘Seher’ kitabı 16 Eylül’de yayınlanarak 20 gün içinde sekiz baskı yapılarak 100 bin adede ulaşmıştı.

    Kitapta ‘İçimizdeki Erkek’, ‘Seher’, ‘Temizlikçi Nazo’, ‘Bildiğiniz Gibi Değil’, ‘Kara Gözlere Selam Olsun’, ‘Cezaevi Mektup Okuma Komisyonuna Mektup’, ‘Denizkızı’, ‘Halep Ezmesi’, ‘Ah, Asuman!’, ‘Annemle Hesaplaşmalar’, ‘Tarih Kadar Yalnız’ ve ‘Sonu Muhteşem Olacak’ isimli öyküler yer alıyor. Kitapta yazarlar Oya Baydar ve Zülfü Livaneli’nin görüşlerine de yer veriliyor.

    (HABER MERKEZİ)