Etiket: çorum

  • Çorum Katliamı’nın 46. yılı: Barış’ı Kadeş Meydanı’ndan bütün ülkeye yayalım!-VİDEO

    Çorum Katliamı’nın 46. yılı: Barış’ı Kadeş Meydanı’ndan bütün ülkeye yayalım!-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları öncülüğünde Çorum Katliamı’nın 46. yılında Çorum’da anma gerçekleştirildi. Anmada konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, “Tarihte ilk barış anlaşması Kadeş Meydanı’nda yapıldı. Buradan Anadolu’nun barışı götürebilecek projeler geliştirelim. Barış olmazsa olmazımızdır. Barış olursa Çorum’da barışının anıtını, Madımak’ı ‘Utanç Müzesi’ yapabiliriz” dedi.

    Çorum’da 1980 yılının mayıs ayının son günlerinde başlayıp temmuz ayına kadar süren, resmi verilere göre 57 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı ve çok sayıda ev ile iş yerinin tahrip edildiği Çorum Katliamı’nın 46. yılında yürüyüş düzenlendi.

    Yüzlerce yurttaşın, Alevi kurumunun ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin katıldığı yürüyüşte atılan sloganlarda, Çorum Katliamı’nın hesabının verilmesi çağrısı yapıldı.

    HBVAKV Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy, Alevi toplumu olarak başka acılar yaşanmaması için barış talebinde ısrarcı olduklarını belirterek, Çorum Katliamı’nın yapanların ve emri verenlerin açığa çıkartılmasını talep etti.

    Yürüyüşün ardından Alevi kurumları adına Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez konuştu.

    “KADEŞ MEYDANI’NDAN BÜTÜN ANADOLU’YA BARIŞI ÖRELİM”

    Ercan Geçmez, Çorum halkına seslenerek, “Tarihte ilk barış anlaşması Kadeş Meydanı’nda yapıldı. Buradan Anadolu’nun barışı götürebilecek projeler geliştirelim. Barış olmazsa olmaz bir şeydir. Barış olursa Çorum’da barışının anıtını, Madımak’ı ‘Utanç Müzesi’ yapabiliriz. O zaman bu ülke aydınlığı, eşitliği görecek, yoksulluk yok olacaktır. Biz Aleviler birlikte yaşamanın mücadelesini veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz” dedi.

    Anma semahların dönülmesiyle sona erdi.

    PİRHA/ÇORUM

  • Özgür Özel Çorum’da konuştu: Alevilerin eşit yurttaşlık talebi karşılanacak!

    Özgür Özel Çorum’da konuştu: Alevilerin eşit yurttaşlık talebi karşılanacak!

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çorum’da düzenlenen Uluslararası 1. Alevilik Çalıştayı Kongresi ve Rıza Şehri Alevi Canlar Buluşması’nda yaptığı konuşmada, Alevi toplumunun yıllardır dile getirdiği taleplerin karşılanması gerektiğini belirterek, “Devletin Alevi toplumuna karşı yerine getirmesi gereken bir sorumluluğu var” dedi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çorum’da gerçekleştirilen Uluslararası 1. Alevilik Çalıştayı Kongresi ile Rıza Şehri Alevi Canlar Buluşması’na katıldı. Türkiye’nin farklı kentlerinden ve yurt dışından gelen Alevi kurum temsilcilerinin yer aldığı programda konuşan Özel, Alevi toplumunun tarihsel taleplerine ve Türkiye’deki demokratikleşme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Çorum’un Alevi toplumu açısından taşıdığı tarihsel hafızaya dikkat çeken Özel, çalıştayın bu kentte yapılmasının anlamlı olduğunu söyledi. Alevi öğretisindeki “rıza şehri” anlayışının toplumsal adalet, eşitlik ve dayanışma temelinde yükselen bir yaşam fikrini temsil ettiğini ifade eden Özel, bu anlayışın günümüz Türkiye’si için de önemli bir referans sunduğunu belirtti.

    ALEVİ TOPLUMUNUN TALEPLERİNE VURGU

    Alevilerin uzun yıllardır eşit yurttaşlık talebiyle mücadele ettiğini dile getiren Özel, inanç özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi. Cemevlerinin resmi statüye kavuşturulmasının ve ayrımcı uygulamaların son bulmasının demokratik bir devletin sorumluluğu olduğunu kaydeden Özel, Alevilerin yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini ifade etti.

    Devletin geçmişte Alevilere yönelik politikalarıyla yüzleşmesi gerektiğini belirten Özel, Alevi toplumunun yaşadığı acıların yalnızca geçmişin konusu olmadığını, günümüzde de eşit yurttaşlık taleplerinin tam anlamıyla karşılanmadığını söyledi.

    “ACILAR YAŞANDI, KİN ÜRETİLMEDİ”

    Konuşmasında Alevilerin tarih boyunca maruz kaldığı katliamlara ve ayrımcılıklara da değinen Özel, Kerbela Olayı, Çorum Katliamı, Maraş Katliamı ve Sivas Katliamı gibi olayların Alevi hafızasında derin izler bıraktığını söyledi. Buna rağmen Alevi toplumunun intikam duygusuyla değil, barış ve birlikte yaşam anlayışıyla hareket ettiğini belirtti.

    Özel, CHP’nin son dönemde karşı karşıya kaldığı siyasi ve hukuki tartışmalarda Alevi kurumlarının gösterdiği dayanışmaya da teşekkür ederek, bu desteğin demokrasi mücadelesi açısından önemli olduğunu ifade etti.

    Konuşmasının bir bölümünde CHP’ye yönelik yargı tartışmalarına da değinen Özel, kamuoyunda “mutlak butlan” başlığı altında yürüyen tartışmaların yalnızca CHP’nin iç işi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Yaşanan sürecin demokratik siyasete ve seçmen iradesine yönelik bir müdahale olarak görülmesi gerektiğini savunan Özel, CHP’nin bu baskılar karşısında geri adım atmayacağını belirtti.

    Yerel seçimlerde elde edilen başarının ardından partilerinin çeşitli siyasi müdahalelerle karşı karşıya bırakıldığını öne süren Özel, demokrasi, hukuk ve halk iradesi mücadelesini sürdüreceklerini ifade etti.

    Program, Alevi kurum temsilcilerinin konuşmaları ve çeşitli etkinliklerle devam etti.

    HABER MERKEZİ

  • Doç. Dr. Nail Elhan, Alevi Dergiler Projesinde gelinen süreci anlattı: Alevi entelektüelizmi oluşturulamadı!-VİDEO

    Doç. Dr. Nail Elhan, Alevi Dergiler Projesinde gelinen süreci anlattı: Alevi entelektüelizmi oluşturulamadı!-VİDEO

    PİRHA – Geçmişten günümüze dek yayınlanan Alevi dergilerini arşivleyen Akademisyenler Nail Elhan ve Mustafa Onur Tetik, araştırmalarında önemli yol kat etti. Alevi dergiciliğinin istikrar sağlayamamasındaki en büyük sebebin ekonomi olduğunu söyleyen Nail Elhan “Büyük Alevi çatı örgütlerinden bahsediyoruz ama bu örgütlü hareket neden bir dinamik Alevi entelektüelizmi oluşturamadı, bu da kendimize sormamız gereken bir soru” diye konuştu.

    Hitit Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Öğretim Üyeliği yapan Doç. Dr. Nail Elhan ile Doç. Dr. Mustafa Onur Tetik, “Alevi Dergileri” projesinin finaline yaklaştı.

    1964 yılında çıkan ilk Alevi dergisinden günümüze dek tüm yayınların izini süren akademisyenler, Alevi yayıncılığı içerisinde bir ilke de imza attı denilebilir.

    Akademisyen Nail Elhan, araştırmalarında gelinen aşamayı anlattı. Alevi Dergiler Projesi’nde yayınların yüzde 70’inden fazlasının bir-iki sayı çıkması ardından yayın hayatına veda ettiğini anlatan Elhan, yazılı arşivciliğin önemine de değindi.

    “Merak uyandırıcı konular var ama kaynaklar ulaşılabilir değil. ‘Bu kaynakları ulaşılabilir kılabilir miyiz?’ diye bir soru üzerinden bu yola çıkmıştık. Diğer taraftan bu milliyetçi ve İslamcı dergilerdeki bu arşiv furyasını gördükten sonra ‘Alevi dergileri yok mu? Sorusuna takıldım. İlk dergimiz ne zaman çıktı, neler yazmışız, neleri tartışmışız, bu insanların derdi neymiş, bir Alevi entelektüelizmi var mıymış merak ettim. Bir taraftan da bir kültürel miras bırakmak istedik. İşe başladığımızda ne kadar isabetli bir karar aldığımızı da şöyle gördük; tespit ettiğimiz dergilerden bazılarından o dergiyi çıkaran derneğin, vakfın dahi haberi yoktu!

    Şimdiye kadar bizim tespit ettiğimiz, hem Türkiye, hem de yurt dışında yayınlanmış dergilerin toplamı 106. Bunların sayılarını ne zaman başladı, ne zaman bitti; tamamına baktığımız zaman ortaya şöyle bir tablo çıkıyor. Neredeyse bu dergilerin yüzde 70’i bir iki sayı yayınlanmış ve ardından ekonomik sebeplerle son verilmiş. Bizde bunu ‘ilk sayı mezarlığı’ olarak tanımladık.”

    ALEVİ DERGİLERİNDE HANGİ KONULAR YER ALDI?

    Nail Elhan, 1990’lı yılların “Alevi örgütlenmesinin uyanışı” olduğunu, ancak aynı yıllarda bir ekonomi örgütlenmesinin yapılamadığını da anlattı. Maddi olanaksızlıkların yazım dünyasına doğrudan etki ettiğini belirten Elhan,  Alevi yayınlarının içeriğine dair de bilgiler verdi.

    “Bir de işin rekabet boyutu var. Aynı dernek içerisinden çıkıp, farklılaşmış ideolojik görüşler, özellikle kendi mecralarında yeni dergiler de ortaya çıkarıyorlar. Ama devamlılığı sağlanamadığı için bizim ilk sayı mezarlığı dediğimiz bir durumun ortaya çıkmasına sebep olmuş.

    İlk dergimizin ortaya çıkış tarihi 1964. Karahöyük Dergisi Hüseyin Şir Ulusoy tarafından Hacıbektaş Kültür ve Kalkınma Derneği tarafından çıkarılmış. Bunu 1965’te Hünkar Dergisi takip ediyor. Aslında baktığınız zaman dergilerin tamamındaki ana temalar Alevilik üzerine. Alevi kültürü hakkında bilgiler, toplumsal olarak biz neredeyiz, bunun tartışmasını yapmışlar. Kendilerine mevcut sosyal siyasal konjonktür içerisinde bir yer bulmaya çalışmışlar ve bunun tartışmasını yapmışlar. Ayrıca günlük siyaset tartışmaları olduğunu da görüyorsunuz. Alevi dünyasından haberler ve tabii ki kültür içerikleri olduğunu da görüyorsunuz.

    Tabii ki 1990’lara doğru farklı içerikler de çıkmaya başlıyor. Özellikle Avrupa’da Alevi yayıncılığının gelişmesiyle beraber Avrupa’dan haberler ortaya çıkmaya başlıyor.

    Yine bu 1970’lerin sonu Alevi pogromları, 1993 Sivas Katliamı; bunların üzerine yeni bir içerik daha ortaya çıkıyor. Bir hafıza, anma içeriği burada ortaya çıkmaya başlıyor. Tabii ki 1990’larda içerik bir çeşitlilik görülüyor. Örneğin Nefes dergisinde Rus edebiyatından çeviri eserler yayınlanmaya başlıyor. Yani entelektüel olarak da Alevi yayıncılığının kendini geliştirdiğini görüyoruz. Okur mektuplarının olduğu, şiirlerin, karikatürlerin artık daha görünür olduğu bir Alevi yayıncılığından bahsediyoruz 90’lar itibariyle.”

    “ÇATI ÖRGÜTLERİ, ALEVİ ENTELEKTÜELİZMİ OLUŞTURAMADI”

    Nail Elhan, “Alevi dünyasında entelektüel anlamda bir iflas yaşanıyor diyebilir miyiz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “1964’te bir Alevi derdiyle başlamış yayıncılık hayatı 2025’e geldiğimiz zaman yalnızca Avrupa’da çıkan Alevilerin Sesi ile devam ediyor. Burada bir entelektüel iflas var mı; bence Alevi örgütlerinin de kendilerine sormaları gereken önemli bir soru. Bu soruyu aslında biraz da şunun etrafında da tartışabiliriz; yayınların künyelerine baktığımızda genel yayın yönetmeni, editör, sorumlu yazışları, bunların kim olduğuna baktığımız zaman aslında Alevi yayıncılığının belli bir merkez etrafında örgütlendiğini görüyoruz. İşte en önemli merkezlerden birisi örneğin Cem Dergisi ve çevresi.

    Dersim tarafına gittiğimiz zaman o tarafta farklı bir yayıncılık olduğunu söylemek de mümkün. Yine Tahtacıların özellikle 1990’lı yıllarla beraber farklı bir yayıncılık anlayışı benimseyerek küçük, kısa bültenler çıkardığını söylemek mümkün. Ama bunlar daha köşede kalmış. Alevi yayıncılığı, çok büyük oranda belli bir grup tarafından dizayn edilmiş gibi görülüyor. Bu durum akla şu soruyu getiriyor; Alevi entellektüelizmi dediğimiz meselede en önemli şey yetişmiş insan. Yani yetişmiş insan mı yoktu sorusu ilk olarak akla geliyor.

    Alevi entelektüelizmi bir dönem Cem Vakfı üzerinden yürüdü diyebiliriz. Ama günümüzde o da kalmadı. Yani büyük Alevi çatı örgütlerinden bahsediyoruz ama bu örgütlü hareket neden bir dinamik Alevi entelektüelizmi oluşturamadı, bu da kendimize sormamız gereken bir soru olarak orada duruyor.”

    ALEVİ YAYINCILIĞINDA ERİL KİMLİK SORUNU

    Akademisyen Nail Elhan, Alevi yayıncılığında eleştirilmesi gereken bir diğer konunun ise yayın kadrolarının eril kimliği oldu. Kadın emekçilerin, yayın hayatında da arka planda tutulduğunu söyleyen Elhan, şu bilgileri paylaştı:

    “Dergilerin tamamında editörlere, yayın yönetmenlerine, sorumlu yazı işleri müdürüne baktığınız zaman kadınlar çok büyük oranda geride kalmışlar. İşte redaksiyon işleri, grafik tarafım ve sponsorluk kısmında kadın isimlerinin geçtiğini görüyorsunuz. Ama yönetim kısmına geldiğimizde kamarada oturan kişi hep erkek olmuş. Bir iki dergi dışında kadın editör, kadın genel yayın yönetmeninin olmadığını gördük. Can kavramı üzerinden kendini var etmiş, kadın erkek eşitliğine önem veren bir inanışın diğer taraftan aslında genel kamuoyu neyse ona göre standartlaştığını görüyoruz.”

    “DESTEK BEKLİYORUZ”

    Nail Elhan, Alevi Dergiler Projesi’nde tarama işlemlerinin sürdüğü bilgisini vererek 100 küsur dergiden 93’üne ulaşabildiklerini söyledi. Elhan, 2026 yılı sonuna doğru topladıkları tüm arşivleri kamuoyuyla paylaşacaklarını da belirtti. Elhan, ulaşamadıkları dergilerin isimlerini sosyal medya hesaplarından duyurulduğunu söyleyerek, sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Yaptığımız iş, Alevi kültürünün, Alevi hafızasının bir mirası olacak. Yok olmaya yüz tutmuş Alevi yayıncılığının bir hafızasını yaratmaya çalışıyoruz. İnsanlardan destek bekliyoruz. Ulaşamadığımız dergileri, eğer ellerinde olanlar varsa ve dayanışma gösterirlerse hem bizim için hem de Alevi Yol’u için çok faydalı olacağını düşünüyorum. Vereceğiniz katkılar Alevi hafızasının, Alevi yayıncılık hafızasının ve kültürel mirasının devam edebilmesi için önemli olacaktır.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER: Akademisyenler Nail Elhan ile Mustafa Onur Tetik, ‘Alevi dergileri’ arşivi başlattı

  • Ayten Kordu Karakaya’da: Taş ocağı sadece toprağı değil inancımızı da tehdit ediyor-VİDEO

    Ayten Kordu Karakaya’da: Taş ocağı sadece toprağı değil inancımızı da tehdit ediyor-VİDEO

    PİRHA- Çorum Sungurlu’ya bağlı Karakaya köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı başlatılan eylemi ziyaret eden Dersim Milletvekili Ayten Kordu, köyün ziyaretlerinin taş ocağı projesi içerisinde bırakılmasına tepki gösterdi. Kordu,, “Burası aynı zamanda bir Alevi köyü ve proje içerisinde yer alan Yorgun Baba ziyaretinin kendisi var. Dolayısıyla bu köyün sadece insanına, suyuna, toprağına değil aynı zamanda inancına yönelik de ayrımcı politikaları gösteren somut bir adımdır dedi.

    Ankara-Samsun hızlı tren hattı projesinin yapımında kullanmak için Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açılmak isteniyor. Köyün tarım ve hayvancılık alanını tehdit eden proje Karakayalı’lar tarafından yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye taşınırken, devam eden yargı sürecine rağmen Çelikler Holding bölgede jandarma eşliğinde şantiye kurarak çalışmalarını devam ettiriyor.

    ÇED ve bilirkişi raporu beklenmeden makinelerin çalışmaya devam ettiği Karakaya köyünü ziyaret eden DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Karakaya köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı tüm duyarlı kamuoyunu desteğe çağırdı.

    “BÖLGEYİ GÖÇE ZORLAYACAK”

    Ayten Kordu, taş ocağı projesi ile köyün göçe zorlanmak istendiğini ifade ederek, ”

    Burada dinamit patlatarak kırma yoluyla bir taş ocağı inşa edilmek isteniyor. Burada gerçekleştirilecek bir taş ocağı köyün toprağını ve suyunu kurutacak, hem de göçe zorlayacaktır. Karakaya köyü burada 7 aydır direniyor. Valinin kendi yetkisini kullanarak burada bir taş ocağına izin vermesi kabul edilemez. Köylülerin taş ocağına dair başka bir alan göstermesine rağmen şirket köyün hemen dibinden numuneler alarak kendisince köyün etrafında kurnazca dolaşıyor. Karakaya’da yurttaşlarımızın yanındayız. Taş ocağı, maden projeleriyle yaşamı yaşanmaz kılmak istiyorlar. ÇED raporlarının eskiden durdurulabilir bir özelliği vardı ama bugün bu raporlara rağmen makineler bu süreçte çalışmalarına devam ediyorlar. Hukuki sürecin nasıl işleyeceği konusunu takmıyorlar. Bilirkişi gelecek ama o gelene kadar buradaki çalışmayı durdurma kararı vermeleri dahi mahkemelerde gerçekleşemiyor. Oyalama taktiği ile kepçeler çalışmaya devam ediyor” dedi.

    “ZİYARETLERİ PROJE İÇERİSİNDE BIRAKMAK AYRIMCI POLİTİKADIR”

    Karakaya köyündeki ziyaretlerinin de proje alanı içerisine alınmasının Alevilik inancına yönelik ayrımcı bir politika olduğuna vurgu yapan Ayten Kordu, ”

    Burası aynı zamanda bir Alevi köyü. Proje içerisinde yer alan Yorgun Baba ziyaretinin kendisi var. Hükümete soruyoruz; siz bütün halkları ve inançları tanıdığınızı söylüyorsunuz. Nasıl tanımaktır bu? Dağın öbür yamacında bir ziyaret daha var. Bu köy Alevi inancıyla yaşayan bir köy. Dolayısıyla sadece köyüne, insanına, suyuna, toprağına değil aynı zamanda inancına yönelik de ayrımcı politikaları gösteren somut bir adımdır. Köyü yaşam tehlikesine alan, dinamit usulü patlatma ile gerçekleştirilen bir taş ocağı projesinin yeri isabetli bir yer değildir. Çelikler Holding bu işi durdurmalıdır. Mücadeleye hem mecliste, hem hukuki yollarla devam edeceğiz. Çorum’daki ve çevre illerdeki bütün duyarlı yurttaşları Karakaya köylülerinin yanında mücadele etmeye davet ediyorum” diye konuştu.

    PİRHA/ÇORUM

  • Karakaya’da taş değil, hayat parçalanmak isteniyor!-VİDEO

    Karakaya’da taş değil, hayat parçalanmak isteniyor!-VİDEO

    PİRHA -Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde, Çelikler Holding’in taş ocağı girişimine köylüler ve DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın tepki gösterdi. Akın, valinin ‘ÇED olumlu’ kararı verme yetkisi olmadığını belirterek kararı hukuksuz buldu. Köy muhtarı Tayfun Tunç ise “Köyümüzde taş ocağına izin vermeyeceğiz, alternatif alan gösterdik ama bizi yok sayıyorlar. Sonuna kadar direneceğiz” dedi.

    Karakaya Köyü’nde taş ocağı girişimlerine ilişkin PİRHA’ya konuşan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, köyün tarihsel bir direniş geleneğine sahip olduğunu vurgulayarak, “Karakaya köyü hem tarihsel misyonu itibariyle hem de geleceğine, onuruna, havasına, suyuna sahip çıkma iradesiyle bugün Türkiye’de bir mücadelenin sembolü haline geldi. Biz de bu mücadelenin tarafı ve destekçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Akın, Çorum Valiliği’nin taş ocağı için verdiği ‘ÇED olumlu’ kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “ÇED olumlu kararı ancak Çevre Bakanlığı’nın bilimsel araştırmaları, köyün görüşlerinin alınması, yapılan etütler sonrası verilebilir. Vali ‘ÇED gerekli değildir’ diyebilir ama ‘ÇED olumlu’ kararı verme yetkisi yoktur. Bu karar, hukuka ve idari işleyişe aykırıdır.”

    Akın, bu girişimlerin arkasında bir devlet politikasının olduğunu belirterek,

    “Artık bu ülkede kurallar, normlar, hukuk yok. Fiili durumlar yaratılıyor. Bunun karşısında elimizde kalan tek şey anayasal ve meşru hakkımız olan direnme hakkıdır. Köylülerimizin yanında olacağız,” dedi.

    “KÖYÜN ÜZERİNE 190 BOMBA YAĞACAK”

    Taş ocağı girişiminin köyü doğrudan yok edeceğini ifade eden Akın, “Köyün dibindeki taşların alınması, köyün ortadan kaldırılması demektir. 20 metre yakında patlatılacak 190 bombanın taşları köyün üzerine yağacak. Bu hem insani değil hem de vicdani değil” diye konuştu.

    Akın ayrıca, köylülerin projeye bütünüyle karşı olmadığını, alternatif bir alan gösterdiklerini hatırlatarak,

    “Biz hızlı tren için taş çıkarılmasına karşı değiliz. Ama köyün ortasında bombalarla taş çıkarılmasına itiraz ediyoruz. Sermayenin çıkarı için insan yaşamı hiçe sayılıyor” dedi.

    “KAMU YARARI DİYEREK KÖYÜMÜZÜ YOK EDEMEZLER”

    Karakaya Köyü Muhtarı Tayfun Tunç da köylülerin mücadelesinin kararlılıkla sürdüğünü vurgulayarak şunları söyledi:

    “Yaklaşık 7-8 ay önce hızlı tren hattının köyümüzden geçeceğini öğrendik. Kamu yararına bir hizmete karşı değiliz, ancak köyün içinde taş ocağı açılmasına da izin vermeyeceğiz.”

    Tunç, şirket yetkililerine alternatif bir taş ocağı alanı gösterdiklerini belirtti:

    “Köyümüzde taş ocağı olmaz dedik, çünkü burada insanlar yaşıyor, içme suyumuz yok olacak, evlerimiz zarar görecek. Köylülerle birlikte başka bir taş ocağı alanı bulduk. Şirket orada çalışma yürütüyor, numuneler olumlu çıkıyor. Buna rağmen köyümüzün dibine çökmeye çalışıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz.”

    “KARAKAYA SADECE BİR KÖY DEĞİL BİR DİRENİŞİN ADIDIR”

    Tunç, köyde yaşamın tamamen tarım ve hayvancılıkla sürdüğünü belirterek,

    “Burada insanlar yaşam mücadelesi veriyor. Kadınlarımız bahçelerinde üretiyor, çocuklarını okutuyor. Biz sadece toprağımızı değil, yaşamımızı savunuyoruz. Bizi yok etmeye kalkarlarsa bütün çevreci, doğasever herkesi buraya dayanışmaya çağırıyorum” dedi.

    Milletvekili Akın ise, Karakaya’daki mücadelenin Türkiye’deki ekolojik talana karşı verilen en onurlu direnişlerden biri olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu sadece Karakaya’nın değil, Türkiye’nin her köyünün, her deresinin, her ağacının meselesidir. Karakaya halkı yalnız değildir.”

    Cebrail ARSLAN/ÇORUM

     

  • Karakaya köyünde şirket tepkilere rağmen çalışmalara başladı!-VİDEO

    Karakaya köyünde şirket tepkilere rağmen çalışmalara başladı!-VİDEO

    PİRHA- Köylülerin tepkisine ve mahkeme sürecinin devam etmesine rağmen Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açmak için şirket yetkilileri jandarma eşliğinde çalışmanın yapılacağı bölgeye gitti.

    Ankara-Samsun hızlı tren hattı projesinin yapımında kullanmak için Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açılmak isteniyor. Köyün tarım ve hayvancılık alanını tehdit eden proje Karakayalı’lar tarafından yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye taşınırken, devam eden yargı sürecine rağmen Çelikler Holding bölgede jandarma eşliğinde şantiye kurarak çalışmalara başladı.

    PİRHA/ÇORUM

    İLGİLİ HABERLER

    Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağı protesto edildi: Proje durdurulsun!

  •  Karakayalı yurttaşlar: köyümüzden bir çakıl taşı dahi vermeyeceğiz!- VİDEO

     Karakayalı yurttaşlar: köyümüzden bir çakıl taşı dahi vermeyeceğiz!- VİDEO

    PİRHA — Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde, Çelikler Holding tarafından açılmak istenen taş ocağına karşı köylülerin direnişi sürüyor. Köylüler, ÇED raporu olumlu olsa dahi projeye güvenmediklerini ve yaşam alanlarını korumak için sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi.

    Emek ve Demokrasi Platformu ile birlikte köylere destek verdiklerini belirten DEM Parti Meclis Üyesi Ümit Küçükbayatlı, planlanan taş ocağının köyün tam içinde, evlere yaklaşık 10 metre mesafede olduğunu ve burada dinamit patlatılacağını vurguladı. Küçükbayatlı, “Burada dinamit patlatılacak. Bilmem ne olacak ama bu köyün hepsine zarar verecek” dedi.

    “ÇED RAPORU VERENLERE GÜVENMİYORUZ”

    ÇED raporuna güvenmediklerini anlatan Küçükbayatlı, “Karakaya köyüne ÇED raporunu verenlere güvenmiyoruz” diyerek bölgedeki taşın başka bir alandan gelme ihtimalinin dahi projeyi durdurma şansı doğurabileceğine dikkat çekti. Küçükbayatlı ayrıca, taş ocağı girişimlerinin Alevi köylerine yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olduğuna ilişkin kaygılarını dile getirdi.

    Karakaya’dan Döndü Eröksüz ise bölgeye ve köylülerine yapılanı sert sözlerle ele aldı: “Bu köyde doğdum, büyüdüm. Bizim köyümüz belli bir köy olduğu için Türkiye’nin her tarafında tanındığı için bizim bu çevrelerimizi dağıtmak için ilk önce bizim köyden başlayacaklardı. Çünkü bizim köyümüz belli bir köy ve Kaypakkaya’nın köyü olduğu için” Eröksüz, yurtdışından gelerek destek verdiğini belirtti ve çağrısını tekrarladı: “Buradan bir çakıl taşını bu müteahhitlere vermek istemiyoruz. Kimse korkmasın gelsin memleketlerine, yurtlarına, çevrelerine sahip çıksınlar. Eröksüz, toprağı ve yaşamı için gerektiğinde bedel ödemeye hazır olduklarını şu sözlerle ifade etti, “Toprağım için gerekirse direnirim sonu hapiste olsa”

    “İŞ MAKİNALARINI ALIP GİTSİNLER”

    Köyün halk ozanı Satı Tunç (Mahlası: Küçük Satı) ise köyün dar bir araziye sahip olduğunu, geçim kaynaklarının sınırlı olduğunu ve taş ocağının köyü mahvedeceğini vurguladı. Tunç, “Burası bizim tek geçim geçim kaynağımız.” diyerek, su kaynaklarının zarar göreceği ve gençlerin geleceğinin tehlikeye gireceği uyarısında bulundu. Tunç, “köyümüzün düzenini bozmasınlar iş makinalarını alıp gitsinler” diyerek tepkesini gösterdi.

    Karakayalılar, ÇED raporuna karşı açtıkları davanın yanı sıra, çevre örgütleri ve milletvekillerinin desteğini de talep ediyor. Küçükbayatlı, milletvekilleri ve duyarlı kamuoyunun desteğinin önemine işaret ederek, “Çünkü doğa hepimizin, bütün canlıların. Onun için de herkesin destek vermesini istiyorum” dedi.

    Köylüler, toprağı, suyu ve yaşam alanlarını korumak için hem hukuki hem de fiili direnişi sürdüreceklerini belirtiyor.

    Cebrail ARSLAN/ÇORUM

     

     

  • Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağı protesto edildi: Proje durdurulsun!-VİDEO

    Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağı protesto edildi: Proje durdurulsun!-VİDEO

    PİRHA- Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağını protesto eden köylüler, “Karakaya köyünden size taş yok” dedi. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Karakaya köyüne bilinçli bir saldırı olduğunun altını çizerken, DEM Parti milletvekili İbrahim Akın da, Karakaya köyünün Alevi köyü olduğuna dikkat çekerek, projenin durdurulmasını istedi.

    Çelikler Holding, Ankara-Samsun hızlı tren hattı projesinin yapımında kullanmak için Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açmak istiyor. Köyün tarım ve hayvancılık alanını tehdit eden proje Karakayalı’lar tarafından yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye taşınırken, devam eden yargı sürecine rağmen Çelikler Holding bölgede şantiye kurarak çalışmalara başladı. Karakaya halkı, tarım alanlarına uzak bir bölgeyi alternatif olarak önerdiklerini fakat şirketin kabul etmediğini aktaran Karakaya halkı, planlanan taş ocağını protesto etmek için Karakaya Muhtarlığı’nın önünden yürüyüş düzenledi. “Direne direne kazanacağız”, “Çelikler Holding köyümüzden defol” sloganlarının atıldığı yürüyüşün ardından Karakaya’lılar, iş makinalarının önünde açıklama gerçekleştirdi.

    “GÖÇ DALGASI YARATMAK İSTİYORLAR”

    Açıklamada konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, “Maden ocaklarının yerleri belirlenirken ya Alevi köylerini tercih ediyorlar ya da Alevilerin ziyeratgâhlarını, kutsal gördükleri mekanları ya da halkın muhalif olduğu yerleri tercih ediyorlar. Bu bilinçli bir saldırıdır. Yakılan ormanlarla, kurultulan derelerle, HES’lerle yaşam alanlarımız tehdit ediliyor. Yaşam alanlarımızı tehdit ederek yeni bir göç dalgası yaratmak istiyorlar, köyleri boşaltmak istiyorlar” dedi.

    “BAHÇELERİMİZ KURUYACAK”

    Ardından söz alan Karakaya Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Servet Demirkaya ise, “Taş ocağı köyümüzün en son evine yirmi metre, tarım arazilerimize on metre uzaklıkta. Burada siz dinamit atarken Karakaya köyünün halkı on metre ileride nasıl tarım yapacak? Burada taş ocağı olursa yer altı sularımız taşacak, habitatımız bozulacak, hayvancılık sona erecek, armut ve ceviz bahçelerimiz kuruyacak. Karakaya köyünden size taş yok. Buraya getirdiğiniz iş makinaları bizim eylemlerimizi hızlandırıyor, bizi provoke ediyor. Makinalarınız buradan çekin” ifadelerini kullandı.

    “YASAL DEĞİL”

    DEM Parti milletvekili İbrahim Akın, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kararının valilik tarafından çıkarılmasına tepki göstererek, “Artık sermaye devleti ele geçirmiş durumda. Sadece Karakaya köyü değil, her yerde bir talan siyaseti, sömürgecilik siyaseti devam ediyor. Karakaya köyü bu yüzden bir sembol. Bu direniş çok kıymetli. Şu anda valiliğin vermiş olduğu yetkiyle yapılan bu işlem anayasal olarak vali yetkisini aşmış durumda. ‘ÇED olumlu’ kararı bakanlığın yetkisine dahil. Ama vali, ÇED olumlu kararı vererek Çelikler Holding’i görevlendiriyor ardından da jandarmaya yetki veriyor. Şu anda Çorum Valisi’nin yaptığı işlem hukuken yasadışı. Bu şirketin burada olması meşru değil, hukuki değil, yasal değil. Bir an önce bu araçların buradan çekilmesi gerekiyor. Burası bir Alevi köyü. Çelikler Holding bu işi yapmaya devam ederse inanılmaz bir ayrımcılığa imza atacak. Bu ülkedeki barış için, birlikte yaşamak için bu köyün geleceğini yok etmeye kalkmayın. 500 metre ilerideki taş ocağına giderseniz bu sorun çözülecek. Kimse demiryolu için taş alınmasına itiraz etmiyor, nerede ve nasıl yapıldığına itiraz ediyor” dedi.

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Rukiye Kara ise Karakaya köyünde doğmuş olan Türkiye Komünist Partisi Marksist-Leninist (TKP-ML) önderi İbrahim Kaypakkaya’yı hatırlatarak, “Sermayeye peşkeş çekilecek toprağımız yok. Karakaya köyü yalnız değildir. Doğamızı katletmelerine müsaade etmeyeceğiz. İbrahim Kaypakkaya’yı katlettiler ama doğamızı katledemeyecekler” şeklinde konuştu.

    Açıklama, sloganlar ve alkışlarla sona erdi.

    PİRHA/ÇORUM

     

  • Karakaya Köyü’ne jandarma eşliğinde girildi!-VİDEO

    Karakaya Köyü’ne jandarma eşliğinde girildi!-VİDEO

    PİRHA- Sungurlu ilçesinin Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı sebebiyle halkın tepkisi sürüyor. “ÇED gerekli değildir” kararının verilmesinin ardından şirkete ait iş makinaları jandarma eşliğinde taş ocağının yapılacağı alana girdi. Köylülerin bekleyişi sürerken çevre illerden de bölgeye desteğe gidildiği bilgisi alındı.

    Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı projesi için “ÇED gerekli değildir” kararı ardından iş makinaları bölgede faaliyetlerine başladı.

    Köylüler, projeye karşı çıkarken, taş ocağının yüklenici firması Çelik Holding, öğlen saatlerinde yaklaşık 150 jandarma eşliğinde köye girdi.

    Bölge halkı, şirket yetkililerine karşı çıkarken, jandarma ise yurttaşlara müdahalede bulundu.

    Aynı zamanda 68 kuşağının devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın doğduğu köy olan Karakaya’da, gergin bekleyiş sürerken DEM Parti ve CHP’den de destek geldi.

    Köylülerle birlikte madenin açılmak istendiği yerde bekleyen DEM Parti Çorum İl Başkanı Hasan Satılmış, jandarma gözetiminde iki adet kepçenin, çalışma başlattığını söyledi. Köylülerin direndiğini aktaran Satılmış, şu bilgileri paylaştı:

    “Saat 13:00 gibi köye varabildik. Biz gelmeden önce arbede yaşanmış. Kadınları yerlerde sürüklemişler. Yaralanan kişiler olmuş. Jandarma şu an maden faaliyeti yürütenleri koruyorlar. Çünkü bu zihniyet her zaman halktan yana değil, çetelerden yanadır. Devlet kuvvetleri, ağaçları talan ediyorlar şu anda. Ağaçları kırmaya başladıklarını görüyoruz. Vatandaşlar bekleyişlerini sürdürüyor. ‘Direneceğiz’ deniliyor. Dışarıdan desteğe gelenler de var. Ankara’dan avukatlar ve vatandaşlar da geldi. CHP İl Örgütü ile Milletvekili Mehmet Tahtasız buradaydı, valiyle de görüşme yaptı. Şu an askeri anlamda ciddi bir önlem var. 50 kadar köylü varsa eğer en az 150 asker gelmiş vaziyette. Ancak direniş devam edecek, köylüler burada oturmaktalar.”

    PİRHA/ÇORUM

    İLGİLİ HABERLER

    Sanat, siyaset ve akademi camiasından Karakaya köyünün direnişine destek
    PSAKD Genel Başkanı Erçe: Karakaya köylüsünün yanındayız
    Çorum’un Karakaya Köyü, taş ocağı tehdidi altında: Proje uygulanırsa köyümüzde yaşam bitecek

  • Sanat, siyaset ve akademi camiasından Karakaya köyünün direnişine destek-VİDEO

    Sanat, siyaset ve akademi camiasından Karakaya köyünün direnişine destek-VİDEO

    PİRHA- Sanat, siyaset ve akademi camiasından bir çok isim Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı tüm duyarlı kamuoyunu desteğe çağırarak, köylülelerin direnişinin yanında oldukları mesajını verdi.

    Çorum’un Karakaya köyü yakınında planlanan taş ocağı ve kırma-eleme tesisi için Çorum Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü “ÇED olumlu” kararı vermiş ve  köylüler kararın yetki aşımıyla alındığını savunarak yargıya başvurmuştu.

    Aynı zamanda 68 kuşağının devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın doğduğu köy olan Karakaya’da, köylüler taş ocağına karşı hukuksal mücadele başlatmıştı.

    Taş ocağı madenine karşı köylülerin direnişi sürerken, sanat, siyaset ve akademi camiasından birçok isim, tüm duyarlı kamuoyunu Karakaya köylülerine destek olmaya çağırdı.

    “YAŞAM ALANLARINI SAVUNANLARIN MÜCADELESİNİN YANINDAYIZ”

    Sanat, siyaset ve akademi camiasından isimlerin çağrıları şöyle:

    Eğitim-Sen Eski Genel Başkanı Nejla Kurul: Karakaya köyü bugün tehdit altında. Köylüler tehditin farkında ve taş ocağı madenine karşı direniyorlar. Karakaya köyünde taş madenine hayır diyoruz.

    Şair Şükrü Erbaş: Size sular deniliyor, siz taş ocağı diyorsunuz. Size hayatımız deniliyor, siz taş ocağı diyorsunuz. Biz yaşamı, siz ölümü savunuyorsunuz. Bunu yapmayın.

    EMEP Milletvekili Sevda Karaca Demir: Karakaya’nın mücadelesi yalnız değil. Kaz Dağları’ndan Munzur’a, Hasankeyf’ten Salda’ya kadar yaşam alanlarını savunmak için direniliyor. Her direniş tek bir köyün değil, hepimizin yaşam hakkının mücadelesi.

    Şair ve Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Özer: Ağaçlarımızın gökyüzüne uzanan ellerimizdir bizim. Taş ocağı doğamızı katletmek, dağımızı parçalamak istiyor. Can ve mal güvenliğimizi tehdit ediyor. Bizde aklımızla, kalbimizle yaşam alanlarını, dağını savunan Çorum Sungurlu Karakaya köylülerinin yanındayız.

    İkizköy Muhtarı Nejla Işık: Karakaya köyünde toprağı, havası, suyu için mücadele eden köylüleri Akbelen’den sevgiyle selamlıyoruz. Mücadeleleri mücadelemizdir, yalnız değiller.

    Fatih Mehmet Maçoğlu: Karakaya köyündeki taş ocağına karşı köylülerin meşru direnişi var. Köylülerin yaşam alanlarını şirketlere peşkeş çekenlere karşı mücadele veriliyor. Köylülerin mücadelesini sahipleniyor ve selamlıyorum.

    “TAŞ OCAĞI PROJESİNİ DURDURUN!”

    Prof. Dr. Özlem Şahin Güngör: Gözü doymayan vahşi madenciler bilsinler ki bizim onlara verecek ne bir damla suyumuz, ne bir dal yaprağımız, ne de tek avuç toprağımız var.

    Sanatçı Oğuz Boran: Karakaya köyünün sırtını verdiği dağa bir şirket taş ocağı yapmak istemekte. Karakaya köylüleri 5 aydır direniş göstermektedir. Direnişlerinin yanındayız ve bu yanlıştan dönülmesi çağrısında bulunuyoruz.

    Sanatçı Efkan Şeşen: Karakaya köylüleri yapılmak istenilen taş ocağı ile doğalarının yok olmasını istemiyorlar. Seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

    Sanatçı Suavi: Karakaya köyünün yaslanmış olduğu dağı  taş ocağına çevirmek istiyorlar. Valilik izninin verilmiş olması köyü ve oradaki yaşamı allak bullak etmektedir. O halkın yaşam hakkına ve mal güvenliğine saygı duyun.

    Sanatçı Orhan Aydın: Bu bir akıl tutulması değil ise nedir? İnsanlığın yaşam alanlarına saldırmaktan vazgeçin. Bırakın Karakaya köyü özgür yaşasın.

    SOL Parti Eş Sözcüsü İlknur Başer: Halka rağmen bu projeyi uygulayamazsınız. Gelin halk için, yaşam için bir karar verin ve taş ocağı projesini durdurun.

    Yazar ve Çevirmen Emrah Cilasun: İbrahim Kaypakkaya’nın köyü olan Karakaya köyünün yanındayım. Çeliker Holding, köyden defol diyorum ve herkesi destek olmaya çağırıyorum.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bolat: Köyümüz Alevi ve solcu olduğu için hedef alınıyoruz!-VİDEO

    Bolat: Köyümüz Alevi ve solcu olduğu için hedef alınıyoruz!-VİDEO

    PiRHA – Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde açılması planlanan taş ocağına köylülerden büyük tepki var. Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Sözcüsü Cumacan Bolat, 7 kilometre uzaklıkta aktif bir taş ocağı bulunmasına rağmen neden özellikle kendi köylerine yeni bir ocak yapılmak istendiğini sorguladı. Bolat, “Köyümüz Alevi ve solcu olduğu için hedef alınıyoruz” diyerek isyan etti.

    Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü ile Alaca İlçesindeki Küçükkeşlik ve Çorum merkeze bağlı Narlık köylerinde açılmak istenen taş ocakları sebebiyle yöre halkının tepkisi sürüyor.

    Çelikler Holding tarafından açılmak istenen madende yılda 3,5 milyon ton taş üretileceği belirtiliyor. Projede yılda 191 kez patlatma yapılacağı da ifade ediliyor. Bu durumun, çevre zararıyla birlikte can ve mal kaybı riskine de sebep olacağı söyleniyor.

    Taş kırma ve eleme tesisinden çıkacak yoğun tozun, bölgedeki tarım arazileriyle birlikte birçok canlı türüne de zarar vereceğine dikkat çekiliyor.

    “BU BİR ZULÜM”

    Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Sözcüsü Cumacan Bolat, yapılması planlanan taş ocağına karşı verdikleri mücadeleyi anlatırken, “İnanın bir zulüm var. Bu zulmü gündeme getirmek istedik. Sesimizin çıktığı kadar gücümüzün yettiğince uğraşıyoruz. Lütfen bize destek olun. Tüm duyarlı insanlara sesleniyorum” ifadelerini kullandı.

    “AYNI TAŞ 7 KM UZAKTA VAR AMA ISRARLA BİZDEN ALMAK İSTİYORLAR”

    Köylerinin karşısındaki dağda ve köylerine yakın alanda halihazırda taş ocağı bulunduğunu belirten Bolat, “2-3 tane dağ var ama özellikle köyün içinden alınmak isteniyor. Yasal olarak biz de bunun takipçisiyiz, araştırıyoruz” dedi.

    Bolat, görüştükleri maden mühendislerinin yaptıkları numune testlerinde taş kalitesinin yüzde 90 aynı olduğunu tespit ettiklerini ifade ederek, “Aynı taş olmasına rağmen ısrarla bizim köyümüzden bu taşı almak istiyorlar” diye belirtti.

    “HER DİNAMİT PATLAMASI BİR EVİ YIKAR BİR CANI ALIR”

    Patlatmaların köye etkisine dikkat çeken Bolat, “Orada patlayan her dinamit bir evimizi yıkar, bir yaşamı bitirir” diyerek tehlikenin büyüklüğünü vurguladı. “Ben kendim de taş ocağında kepçe kullandım, zararlarını biliyorum” diyen Bolat, yaşanacak yıkımı bizzat bildiğini söyledi.

    Her patlamanın 3.7 şiddetinde deprem etkisi yarattığını belirten Bolat, taş ocağı faaliyetinin köyü yerle bir edeceğini iddia etti.

    “4000 YILLIK ANADOLU MİRASI YOK EDİLMEK İSTENİYOR”

    Bölgenin yalnızca köy halkı için değil aynı zamanda tarihi miras açısından da önemli olduğunu belirten Bolat, “Bulunduğumuz bölgede 3500-4000 yıllık Alaca Höyük gibi tarihi bir yer var. Burası yüzde yüz etkilenecek” dedi.

    “BU BİR MADEN YASASI DEĞİL, TALAN YASASI”

    Bolat, çıkarılan yasal düzenlemelere de tepki gösterdi: “Bugün Akbelen’de ve Türkiye’nin birçok yerinde yaşananlar ortada. Beş tane firma zengin olacak diye maden yasası çıkardılar. Bu yasa maden yasası değil, talan yasası. Tapulu arazilerimize giriyorlar.”

    Taş ocağının yerleşim yerinden en az 20 km uzak olması gerektiğini belirten Bolat, “Ama bizim köyümüze sadece 20 metre mesafede. Bunu 500 metre, 1 kilometre gibi gösteriyorlar. Mesafe sıfır noktasında” dedi.

    “VALİ ŞİRKETİN DEĞİL, HALKIN VALİSİ OLMALI”

    Köy halkının resmi raporlarla desteklenen itirazlarına rağmen Çorum Valiliği’nin projeye onay vermesine sert tepki gösteren Bolat, “Vali Bey muhtarlar toplantısında ben imzayı attım diyor. Su ve orman etkilenir raporları ortadayken bunu nasıl yok sayarsınız?” dedi.  Bolat, “Vali bu işin ciddiyetini anlamıyor. Bu insanlar ölünce mi ciddiye alacaksınız? Şirketin valisi olma, halkın valisi ol. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi köylü milletin efendisidir. Şimdi şirketlerin kölesi oldunuz. Büyük mitingimizi yapacağız. Oraya şirket giremez, giremeyecek. Gözlerinizle göreceksiniz. Vali değil o şirket tüm dozerleriyle gelip kazmaya kalksa bile biz o kepçelerin önüne yatacağız. Çünkü biz haklıyız” diyerek tepkisini sürdürdü.

    “KÖYÜMÜZ ALEVİ VE SOLCU DİYE SEÇİLDİK”

    Cumacan Bolat köylerinin özellikle hedef alındığını ileri sürdü: “Bunun nedeni hem yüzde yüz Alevi ve solcu bir köy olmamız hem de anayola yakın olmamız. Bir taşla iki kuş vurmak istiyorlar. Burası aynı zamanda İbrahim Kaypakkaya’nın köyüdür. Mezarını kaldıramadılar, şimdi köyünü kaldırmak istiyorlar.”

    “350 YILLIK KÖYÜ SİLEMEZSİNİZ”

    Köyün tarihine ve halkın emeğine vurgu yapan Bolat, “Burası 350 yıllık bir köy. 50 yıl sonra emekli olup köyüme bir ev yaptım. Bir daha ev yapacak gücüm yok. Bu insanların hayatını karartamazsınız. Patlatmalarda köyler yıkılacak, tozundan toprağından herkes etkilenecek. Bu apaçık zulüm.”

    Bolat son olarak kararlılıklarını vurguladı: “Çelikler Holding’e ait hiçbir kişi, işçi, patron köye giremez. Giremeyecekler, çünkü bizim hayatımız söz konusu. Ayıptır bu. Bu bir zulüm, bunun başka bir anlatımı var mı?”

    Cebrail ARSLAN /ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    İbrahim Kaypakkaya’nın köyü de maden projesinin kıskacında!

     

  • İbrahim Kaypakkaya’nın köyü de  maden projesinin kıskacında!

    İbrahim Kaypakkaya’nın köyü de maden projesinin kıskacında!

    PİRHA – Sungurlu ve Alaca ilçelerinde açılması planlanan maden ocakları sebebiyle yurttaşların tepkisi sürüyor. Projelerin özellikle Alevi köyleri civarında yürütüldüğüne dikkat çeken Dede Hakan Samut, “Yakınımızda Hacımustafa Köyü var. Aynı kaya türü orada da mevcut. Orası Sünni köyü! Neden İbrahim Kapakkaya’nın köyü?diye sordu.

    Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü ile Alaca İlçesindeki Küçükkeşlik ve Çorum merkeze bağlı Narlık köylerinde açılmak istenen taş ocakları sebebiyle yöre halkının tepkisi sürüyor.

    Çelikler Holding tarafından açılmak istenen madende yılda 3,5 milyon ton taş üretileceği belirtiliyor. Projede yılda 191 kez patlatma yapılacağı da ifade ediliyor. Bu durumun, çevre zararıyla birlikte can ve mal kaybı riskine de sebep olacağı söyleniyor.

    Taş kırma ve eleme tesisinden çıkacak yoğun tozun, bölgedeki tarım arazileriyle birlikte birçok canlı türüne de zarar vereceğine dikkat çekiliyor.

    ÇED RAPORUNA İHTİYAÇ YOKMUŞ!

    Küçükkeslik köyünden Sultan Samut Ocağı’na mensup Hakan Samut dede, 350 dönümlük alanda yapılması planlanan taş ocağına dair PİRHA’ya konuştu. Hakan Samut, projeden en çok İbrahim Kaypakkaya’nın da köyü olan Karakaya’nın etkileneceğini söyledi. Kayaların hemen yakınında çam, ceviz ve armut ağaçlarının olduğunu söyleyen Samut, bölgede arıcılık yapıldığının da altını çizdi. Söz konusu alanda hayvanların da otlatıldığını söyleyen Hakan Samut, “Bölgemize can veren bir çam ormanımız var. Aynı zamanda o kayaların altında su gölleri mevcut. Su ihtiyacımızı oralardan karşılıyoruz. Köylüler, gerekli tepkilerini koydu. Ancak bir de mahkeme süreci başladı. ÇED raporu bekleniyordu ancak son çıkan bir kararda ÇED raporuna ihtiyaç olmadığı söyleniyor” diye konuştu.

    “SEÇİLEN BÖLGEDEKİ ÜÇ KÖY DE ALEVİ”

    Karakaya Köyünün 100 metre karşısında İbrahim Kaypakkaya’nın mezarının yer aldığını belirten Samut, şu cümlelerle devam etti:

    “Kaypakkaya’nın ölüm yıldönümü olan 18 Mayıs anması öncesinde mezarlıkta üç noktaya kamera koymuşlardı. Kırsal bir alanda kameranın varlığı söz konusu! Zaten her yıl anmalarda bir takım engellemeler yapılıyor. Şimdi niye İbrahim Kapakkaya’nın köyü? Hemen 2 km öncesinde Hacımustafa diye bir köy var. Aynı kaya türü orada da mevcut. Orası Sünni köyü! Ancak seçilen bölgedeki üç köy de Alevi! Üçü de inancına, kendi öz yaşamlara bağlı köyler.

    Bizim köyde aynı zamanda Sultan Samut Ocağı’na bağlı pirler var. Diğer bir köyde de Hacı Bektaş soyundan olduğu bilinen Vahit Efendi’nin Türbesi var. Tabii bizler sadece üç köyün de Alevi olması temelinde bakmıyoruz; orada bütün çevre yok olacak! Yani yaşam alanlarının tehlikeye gireceği bir alandan söz ediyoruz. Diğer köyler de fiilen etkilenilecek ama Karakaya köyü tümüyle yok olacak.”

    KONUYLA İLGİLİ TBMM’YE SORU ÖNERGESİ İLETİLDİ!

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, konuyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na soru önergesi verdi. “Bu proje sadece doğaya değil, insanın yaşam hakkına ve köylünün yüzyıllardır süren emeğine de saldırıdır” diyen Fırat, Çelikler Holding’in ÇED muafiyeti alabilmek için 180 dönüm üzerinde işletme izni için başvuru yaptığını belirtti. Milletvekili Fırat, “Şirket, yılda 3,5 milyon ton taş çıkarılacağını ama bunun sadece 390 bin tonunun kırma eleme tesisinde işleneceğini, geriye kalan 2,9 milyon ton kayanın doğrudan tren hattında kullanacağını söyleyerek ÇED denetlemesinden kaçınmaya çalışmaktadır. Zira 400 bin ton üstü kapasiteli kırma eleme tesisleri ÇED zorunluluğu vardır” ifadelerine yer verdi.

    “ORTAYA ÇIKACAK OLUMSUZ ETKİLER İNCELENMİŞ MİDİR?”

    Celal Fırat, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması talebiyle şu soruları gündeme getirdi:

    “Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya ve çevre köylerin su kaynaklarının bu proje kapsamında yok olması riski ile ilgili fizibilite çalışması yapılmış mıdır?

    Taş ocağı yapılacak tepenin tamamı orman sahasıdır. Bu faaliyet neticesinde bölgenin ormansızlaştırılması nedeniyle ortaya çıkacak olumsuz etkiler incelenmiş midir? Alternatif ormanlaştırma arazisi tespit edilmiş midir?

    Karakaya köyü ev ve ahırlarının taş ocağına çok yakın olması nedeniyle doğacak maddi ve manevi zarar nasıl tazmin edilecektir?

    Taş ocağı sahasının Hitit uygarlığının antik kenti Alacahöyük’e sadece 5 km, Hitit başkenti Hattuşaş’a 20 km uzaklıkta iken yılda 3,5 milyon ton taş patlatılacak projeden ortaya çıkacak ses, titreşim ve toz bulutunun bölge turizm faaliyetlerine, antik eserlere olası etkileri araştırılmış mıdır?

    Bölgenin tek akarsuyu üzerine yapılması planlanan servis yolunun dereye ve dere yatağındaki 1. sınıf tarım arazilerine vereceği etkiler araştırılmış mıdır?

    Tren hattının geçeceği tarım alanlarının kaybı nedeniyle köylünün yaşayacağı zararlar nasıl telafi edilecektir?”

    Eren GÜVEN/ÇORUM

  • Çorum’un Karakaya Köyü, taş ocağı tehdidi altında: Proje uygulanırsa köyümüzde yaşam bitecek

    Çorum’un Karakaya Köyü, taş ocağı tehdidi altında: Proje uygulanırsa köyümüzde yaşam bitecek

    PİRHA-Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı projesine, tarım ve hayvancılıkla geçinen köylüler karşı çıkıyor. “ÇED gerekli değildir” kararının verilmesinin ardından dava açtıklarını belirten Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Başkanı Servet Demirkaya, “Proje yapılmaya başlanırsa köyümüzün habitatı bozulacak, yeraltı suları kaybolacak, tozdan dolayı tarım arazilerinde bir şeyler yetiştirmek mümkün olmayacak. Bu durumda köyümüzde yaşam bitecek” dedi.

    Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı projesi, köy halkı tarafından tepkiyle karşılandı. Tarım ve hayvancılıkla geçinen köylüler, projeye karşı çıkıyor. Aynı zamanda 68 kuşağının devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın doğduğu köy olan Karakaya’da, taş ocağı köylülerin yaşamını olumsuz yönde etkileyecek.

    Karakaya köyü yamacına kurulduğu dağın taş ocağı yapılmak istenmesi nedeniyle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Ankara Samsun hızlı tren hattı projesi kapsamında açılması planlanan taş ocağının yılda 3,5 milyon ton taş üretmesi planlanıyor.

    Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Başkanı Servet Demirkaya, son duruma ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “PROJE UYGULANIRSA KÖYÜMÜZDE YAŞAM BİTECEK”

    “ÇED gerekli değildir” kararının verilmesinin ardından dava açtıklarını belirten Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Başkanı Servet Demirkaya, “Taş ocağı projesi için ÇED gerekli değildir kararı verdiler, bizde 30 günlük itiraz süresini kullanıp ÇED iptal davası açtık. Dava sonucunu bekliyoruz. Proje yapılmaya başlanırsa köyümüzün habitatı bozulacak, yeraltı suları kaybolacak, yılda 191 tane dinamit patlaması yapılacağı için köyümüzdeki kerpiç evler ya yıkılacak ya da çatlayacak, tozdan dolayı tarım arazilerinde bir şeyler yetiştirmek mümkün olmayacak. Ayrıca köyde yaşayanlar hasta olacak. Taş tozu vücudun eritebileceği bir bir maden tozu değil. insanlar akciğer kanserine yakalanacaklar. Bu durumda köyümüzde yaşam bitecek. Kamuoyundan yapacağımız eylemlerde bizlere destek olmalarını istiyoruz” dedi.

    PİRHA/ÇORUM

    İLGİLİ HABERLER:
    -İbrahim Kaypakkaya’nın köyüne taş ocağı tehdidi-VİDEO

  • Çorum’da 3 köye taş ocağı projesi: Köylüler eylem yaptı!

    Çorum’da 3 köye taş ocağı projesi: Köylüler eylem yaptı!

    PİRHA- Çorum’da Karakaya, Narlı ve Küçükkeşlik Köyleri sakinleri köylerine yapılacak taş ocağını protesto etmek için eylem düzenledi. Köylüler, 350 dönümlük bir alanı kapsayacak projenin doğrudan mal ve can tehlikesi oluşturacağını kaydederek, su kaynaklarının kuruyacağını belirtti.

    Tarım arazileri ve su kaynaklarını tehdit eden projeye karşı seslerini duyurmak isteyen köylülere CHP İl Başkanı Dinçer Solmaz, Emek Partisi İl Başkanı Muharrem Özünel, SOL Parti Merkez İlçe Başkanı Arif Başaran, DEM Parti PM Üyesi Ümit Küçükbayatlı ile Çorum Emek ve Demokrasi Platformu‘nun bileşenleri de destek verdi.

    Köylüler planlanan taş ocağı ile ilgili Çorum Kadeş Barış Meydanı’nda bir basın açıklaması düzenlendi.

    “Yaşam hakkı kutsaldır, taş ocağı mezardır”, “Talancı şirket, köyümüzü terk et” sloganlarının atıldığı basın açıklamasında konuşan Karakaya, Küçükkeşlik ve Narlık köylüleri adına bir konuşma yapan Servet Demirkaya, “Köylerimizi yok edecek taş ocağı hızlı tren hattı projesi kapsamında ihaleyi kazanan Çelikler Holding tarafından açılmak isteniyor. Şirket burada 350 dönüm alanda taş ocağı ve kırma eleme tesisi planlamaktadır” dedi.

    Demirkaya, Samsun-Ankara hızlı tren hattı projesi kapsamında Çelikler Holding tarafından yapılması planlanan taş ocağının 350 dönümlük bir alanı kapsayacağını belirterek, taş ocağında yılda 191 patlatma ve 3,5 milyon ton taş çıkarılmasının planlandığını aktardı. Bu durumun Karakaya Köyü sakinleri için doğrudan can ve mal tehlikesi oluşturacağını, ayrıca patlamalar nedeniyle su kaynaklarının kuruyacağını vurguladı.

    “TAŞ OCAĞI CİNAYETE DAVET NİTELİĞİ TAŞIMAKTADIR”

    Taş ocağı projesine onay vermenin ‘cinayate davet’ niteliği taşıdığınu söyleyen Demirkaya, “Köylerimizi yok edecek taş ocağı Samsun Ankara hızlı tren hattı projesi kapsamında ihaleyi kazanan Çelikler Holding tarafından açılmak isteniyor. Şirket burada 350 dönüm alanda taş ocağı ve kırma eleme tesisi planlanmaktadır. Açılacak ocağın Karakaya Köyünün hemen dibinde, kırma eleme tesisinin ise Küçükkeşlik köyü ve Narlık köyüne yakın mesafesinde görülmektedir. Karakaya Köyü açılmak istenen taş ocağının bulunduğu tepenin yamacında kurulmuş bir köydür. Dolayısıyla burada yapılacak patlatmalar nedeniyle köylüler doğrudan can ve mal tehlikesiyle karşı karşıyadır. Burada bu kadar yakında bir taş ocağı kurulması akla, bilime ve vicdana aykırıdır. Bu projeye onay vermek doğrudan cinayete davet niteliği taşımaktadır. Şirket yılda 191 kere patlatma yapılacağını ve yılda 3,5 milyon ton taş çıkarılacağını ve kırma eleme tesisinde işleneceğini ifade ediyor. Bu kadar büyük bir ocaktan çıkacak tozun kilometrelerce sahada zararlı etkileri olacağı aşikardır” diye konuştu.

    “SU KAYNAKLARI ÇEKİLECEK”

    Köylülerin su sorunu yaşadığın dile getiren Demirkaya, patlamalarla birlikte suyun tamamen yok olacağını kaydederek, “Her üç köyde hem tarım hem hayvancılık yapılmakta, köylüler yıllardır susuzluk çekilen bu bölgede kıt kanaat üretim yapmaya çalışmaktayken bu taş ocağından yıllar boyunca çıkacak binlerce ton toz bulutu tüm ürünlerin üstüne kabus gibi çökecek, bitkisel hayatı söndürecek, hayvanların yaşamasını imkansız kılacaktır. Kafasına, evinin üstüne taş düşmeyen şanslı köylüler ise yoğun toz bulutu nedeniyle hastalıklara yakalanacaklardır. Patlamalardan dolayı köylerin su kaynaklarının çekileceği muhakkaktır ve zaten susuzluk sorunu yaşanan köylerimiz bu nedenle tamamen yok edilecektir. Suyun olmadığı bir yerde yaşamdan, üretimden, insandan bahsetmek mümkün değildir. Ocaktan çıkarılacak 3,5 milyon ton taşın kamyonlarla Sungurlu karayolu üzerinden taşınacağı görülüyor” diye belirtti.

    “100 BİN KAMYON VERİMLİ TOPRAKLARIMIZI DÜMDÜZ EDECEK”

    Demirkaya yılda yaklaşık 100 bin kamyonun verimli topraklar üzerinden geçerek trafik kazalarına ve çevreye zarar vereceğini söyleyerek, “Taş ocağı ile karayolu arasında, kamyonların üstünden geçeceği noktada bölgenin yegane akan suyu olan Gelincik Deresi ve bununla sulanan bahçeler mevcut. Yolun hemen yanında köylünün büyük paralar harcayarak yaptığı 40 dönümden fazla armut ve ceviz bahçeleri ve yüzlerce arı kovanı mevcut. Yılda yaklaşık 100 bin kamyonun verimli topraklarımızı dümdüz edeceğini görüyoruz. Bölge trafiğinin bu yüz bin kamyonla aşırı yoğunlaşacağını ve üzücü can ve mal kaybına yol açacak trafik kazalarına neden olacağını tahmin etmek zor değil” ifadelerini kullandı.

    “VALİLİKLE YAĞTIĞIMIZ GÖRÜŞMEDEN SONRA PROJEYE ONAY VERİLDİĞİNİ ÖĞRENDİK”

    Vali ile yaptıkları görüşmeden sonra projenin onaylandığını öğrendiklerini söyleyen Demirkaya, şirketin projeyi hazırlarken insan, doğa, tarım ve tarih gibi hiçbir konuyu dikkate almadığını ifade etti. Demirkaya devamında şunları söyledi:

    “Bölgedeki en az üç köyümüz doğrudan, onlarca köy ise dolaylı şekilde etkilenecek; binlerce dönümlük tarım arazisi binlerce besi hayvanı olan köylerimiz şantiyeye dönecektir. Bizler bu cehennemde yaşam savaşı vermek istemiyoruz. Öte taraftan köylerimiz antik Hitit uygarlığının yaşadığı bölge içindedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın antik Hitit Yolu Projesinin de taş ocağı tarafından doğrudan zarar görecek olması, dünyaca ünlü Alacahöyük antik kentinin sadece 5 kilometre mesafede olması tamamen sorumsuzluk örneğidir. Sayın valimizle yaptığımız görüşme sonucunda ne yazık ki projeye onay verdiklerini öğrendik. Şirketin projeyi insan, tarım, tarih, doğa, dahil hiçbir konuyu ele alınmadan masa başında alelacele hazırlandığını görmekteyiz. Onay verenlerin de benzer şekilde davranmaması bizleri çok üzmektedir. ”

    PİRHA/ÇORUM

  • Çorum Valiliği, Tarhan Köyü Cemevinde ezan okutulmasına ilişkin soruşturma başlattı

    Çorum Valiliği, Tarhan Köyü Cemevinde ezan okutulmasına ilişkin soruşturma başlattı

    PİRHA- Çorum’un Tarhan Köyü’ndeki muhtarın, cemevi hoparlöründen ezan okutmasına ilişkin açıklama yapan Çorum Valiliği, ses sisteminin söküldüğü ve kararı alan köy muhtarı ile ihtiyar heyeti hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

    Çorum’un Tarhan Köyü’nde yeni seçilen köy muhtarının cemevinin hoparlöründen ezan yayınlatmaya başlaması yoğun tepkiyle karşılanmıştı.

    Alevi kamuoyunun tepkisine yol açan bu uygulamaya dair Çorum Valiliği sanal medya hesabından açıklama yaptı. Valilik, kararı alan ve uygulayan köy muhtarı ile ihtiyar heyeti hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

    MUHTAR VE İHTİYAR HEYETİ HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI

    Çorum Valiliği’nin açıklaması şöyle:

    “11 Ağustos 2025 tarihinde, bazı sosyal medya platformları ile internet haber sitelerinde “Çorum Merkez Tarhan Köyü Cemevi’nde Ezan Okundu Ortalık Karıştı” başlığıyla verilen haberler üzerine aşağıdaki açıklamayı yapma ihtiyacı doğmuştur.

    Valiliğimizce yapılan incelemede; köy camisinin çatısında meydana gelen çökme üzerine Köy İhtiyar Heyetince; cami onarılana kadar ibadete kapatılmasına, bu süreçte cami çatısında bulunan merkezi ses yayın sistemlerinin (hoparlör) yine köyde bulunan cemevine takılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

    Valiliğimizce konunun öğrenilmesi üzerine ses yayın sistemi uygun bir yere monte edilmek üzere derhal Cemevinden sökülmüştür.

    Kararı alan ve uygulayan Köy muhtarı ile İhtiyar Heyeti hakkında soruşturma başlatılmıştır.”

    PİRHA/ÇORUM 

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevi kurumlarından Tarhan Köyü Cemevi’ne yönelik asimilasyon girişimine tepki

     

  • ‘Cemevi hoparlöründen ezan okutulması uygulamasından Bakanlığınızın bilgisi var mıdır?’

    ‘Cemevi hoparlöründen ezan okutulması uygulamasından Bakanlığınızın bilgisi var mıdır?’

    PİRHA – DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Çorum’un Tarhan Köyü’ndeki cemevi hoparlöründen ezan okutulmasını kınayarak konuyla ilgili Meclise soru önergesi sundu. Fırat, kaleme aldığı önergede “Cemevi hoparlöründen ezan okutulması gibi bir tutum sergilenmesi Alevi toplumunda büyük bir rahatsızlık yaratmıştır. Derhal bu uygulamadan vazgeçilmelidir.” ifadelerine yer verdi.

    Çorum’da merkeze bağlı Tarhan Köyü’ndeki cemevinden ezan okutulmasına ilişkin bir tepki de Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Celal Fırat’tan geldi.

    İstanbul Milletvekili Fırat, Çorum ilinin, yüzyıllardır Alevi inancının ibadet ve toplanma mekânı olarak varlığını sürdürdüğünü vurguladı. Fırat, konuya ilişkin Meclise sunduğu soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Son yerel seçimlerde göreve gelen köy muhtarı tarafından, Cemevinin hoparlöründen ezan okutulmasına başlanmıştır. Bu sadece teknik bir ‘ses yayını’ değildir; Alevi inancına ve Cemevlerinin kutsallığına karşı kasıtlı bir saldırı girişimi ve bugüne kadar sürdürülen asimilasyon politikalarının bir parçasıdır.

    Cemevleri, Alevi toplumunun ibadethaneleridir. Cemevlerinde özellikle; deyiş, gülbeng ve semah gibi Alevi inancının özgün ritüellerinin sesi duyulur. Ancak Cami ve Mescitlerden okutulması gereken Ezan’ın zorla Cemevinin hoparlöründen okutulması inanç özgürlüğünün ihlali olduğu gibi gerginliğe sebep olabilecek bir dayatmadır.

    Bu tür uygulamalar, bireysel bir muhtar tasarrufu gibi görünse de uzun yıllardır sürdürülen devlet destekli asimilasyon politikalarının yerel düzeydeki yansımalarıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24’üncü maddesi inanç özgürlüğünü güvence altına alırken, 90’ıncı maddesi de tarafı olunan uluslararası sözleşmelerin bu alandaki yükümlülüklerini bağlayıcı nitelik taşımaktadır.

    Toplumsal barış ve demokrasiden bahsettiğimiz bu günlerde Cemevi hoparlöründen ezan okutulması gibi bir tutum sergilenmesi Alevi toplumunda büyük bir rahatsızlık yaratmıştır. Derhal bu uygulamadan vazgeçilmelidir.

    “ASİMİLASYONCU UYGULAMALAR!”

    Milletvekili Celal Fırat, konuyla ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya soru önergesi yöneltti. Fırat, şu soruların yanıtlanmasını talep etti:

    “-Çorum Tarhan Köyü Cemevi hoparlöründen ezan okutulması uygulamasından Bakanlığınızın bilgisi var mıdır?

    -Bu uygulamanın, Alevi toplumunun ibadet özgürlüğü ve cemevlerinin kutsallığı açısından yaratacağı hassasiyetin gözetilmemesi halinde, yaşanacak olası gerginliklerin sorumluluğunu kim üstlenecektir?

    -Cemevlerine ait ses sistemleri ve mekânların, Alevi inancına aykırı şekilde Ezan okutulması için kullanılması hukuken ve idari olarak hangi mevzuata dayanmaktadır?

    -Köy muhtarlarının veya yerel idarecilerin, inanç mekânlarının işleyişine ve ritüellerine müdahale etme hakkı nereden kaynaklanmaktadır?

    -Türkiye genelinde, Cemevlerine yönelik buna benzer asimilasyoncu veya dayatmacı uygulamaların tespit edilmesi ve önlenmesi amacıyla yürütülen bir araştırma ya da denetim çalışması var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Çorum Katliamı’nın yıldönümünde kitlesel açıklama: Şehir meydanına ‘Barış Anıtı’ dikilsin!-VİDEO

    Çorum Katliamı’nın yıldönümünde kitlesel açıklama: Şehir meydanına ‘Barış Anıtı’ dikilsin!-VİDEO

    PİRHA – Çorum Katliamı’nın 45. yıl dönümünde yaşamını yitirenler anıldı. Yapılan basın açıklamasında “Çorum Katliamı insanlığa karşı suçtur, tüm dosyalar birleştirilerek yeniden açılsın. ‘Alaattin Camii’ne bomba attılar’ yalanını ortaya atanlar tespit edilsin. TRT’de bunu saatlerce yayınlayanlar ortaya çıkarılsın” denildi.

    Alevilere yönelik gerçekleştirilen Çorum Katliamı’nın üzerinden 45 yıl geçti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da katliamı protesto eden yurttaşlar, şehir merkezinde yaptıkları yürüyüş ardından Kadeş Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Basın açıklaması öncesinde Dede Şahin Polat, gülbeng okudu.

    “POLİS, ASKER, OLAYLARA MÜDAHALE ETMEDİ”

    Emek ve demokrasi güçleri adına basın açıklamasını Ahmet Özer okudu. Katliam suçlarında zaman aşımı olamayacağını söyleyen Özer, 45 yıl önce Çorum’ da gerçekleştirilen katliam için adalet taleplerinin süreceğini belirtti. Çorum katliamı planlı bir katliam olduğunu söyleyen Özer, şu açıklamayı yaptı:

    “Bizler, tüm insanları, inançları eşit gören bir inanca sahibiz. Hiçbir inancın birbirine üstünlüğü yoktur, hiçbir ırkın ve kişinin de başkasına üstünlüğü yoktur diyenlerdeniz.

    Tekrar belirtmek gerekirse devletin resmi belgeleri ile sabit olduğu üzere, Çorum Katliamı, bir planın uygulanması suretiyle ve siyasi, felsefi, ırksal veya dini saiklerle nüfusun sivil bir grubuna karşı işlenmiş bir suçtur.

    1980 yılında Çorum’da yaşananların bir plan dahilinde yapıldığı açıktır. Bu katliamın planlandığı 1980 generallerinin yargılandığı, 12 Eylül davasının iddianamesinde açıkça belirtilmiştir.

    İddianamede, yargılanan, katliamı yapan bir kişi şöyle diyor:

    ‘Cami bombalandı, sular zehirlendi gibi söylentilerin yayıldığı, polis ve asker olaylara müdahale etmedi. Firari sanıklar kentte rahatça gezdiğini, bazı subaylar kendilerine silah verdi. Alaettin Camii’nin bombalanmasına ilişkin yalan haberin asılız olduğunu camide anlatmaya çalışan Kazım Arık isimli şahsı darp ettiklerini, dövdüklerini’ anlatıyor.

    Tüm resmi belgelerde, 1980 yılında valiliğin, emniyet güçlerinin ve askeri güçlerinin birlikte hareket ettiğini dönemin gazeteleri yazmaktadır. Daha önce yaptığımız anmalarda olayın birebir tanığı olan gazetecilerden Saygı Öztürk’le yapılan panelde bunlar anlatıldığı gibi dönemin Cumhuriyet Başsavcısı Çorum’da yaptığı konuşmada yukarıda ki iddialarımızın tamamını doğrulamıştır. Dönemin savcısı, polisin, askerin bizzat olayların içendi olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle Çorum’da yaşananlar, aynı mahallede yaşayan farklı mezhep ve düşüncedeki insanların birbirine karşı eylemi değildir, yaşanan resmi güçlerin belli odakları ve grupları sistemli olarak kullanmasından kaynaklanmıştır.

    “ÇORUM’A ‘BARIŞ ANITI’ DİKİLSİN”

    Bu nedenle katliam anmalarında birinci talebimiz:

    Çorum Katliamı insanlığa karşı suçtur, tüm dosyalar birleştirilerek yeniden açılsın. ‘Alaattin Camii’ne bomba attılar’ yalanını ortaya atanlar tespit edilsin. TRT’de bunu saatlerce yayınlayanlar ortaya çıkarılsın.

    İkinci temel talebimiz şudur; bu topraklarda kadim bir kültürün mirasını taşıyoruz. DYP milletvekili rahmetli Adnan Türkoğlu’nun dediği gibi şehir meydanına ‘Barış Anıtı’ dikilsin ve bundan sonraki nesiller geçmişini unutmadan, barışa ve kardeşliğe sahip çıksın.

    Çorum Emek ve Demokrasi Platformunun bileşenleri olarak Çorum halkına çağırımız şudur: 45 yıl önce çatışma yaratanlar iktidara gelmek ve iktidarlarını devam ettirmek için bize bu acıları yaşattılar. Şimdi de ayrıştırma, ötekileştirme, baskılarla ve tutuklamalarla iktidarları devam ettirmek istiyorlar, yöntem aynı yöntem. Tarihimizi unutmadan hak hukuk ve adalet mücadelesinde birleşelim ve bu meydandan haykıralım, tüm ülkeye haykıralım kurtuluş yok tek başına yap hep beraber ya hiçbirimiz.”

    “KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMEDİĞİ SÜRECE…”

    Anma programında Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez de söz aldı. 45 yıl önce yapılan saldırının sadece Alevilere yönelik olmadığını belirten Geçmez, şu konuşmayı yaptı:

    “Bu saldırı, inancı ne olursa olsun vicdan sahibi insanlara karşı yapılmış bir insanlık suçudur. Devletin bu katliamla yüzleşmesini, gerçek faillerin açıklamasını, adaletin geç de olsa yerini bulmasını talep ediyoruz. Çünkü adalet sadece mahkemelerde değil, toplumsal hafızada yerini bulmalıdır. Çünkü barış sadece sessizlikte değil, açık bir yüzleşme ile ancak gerçekleşebilir. Bu katliamlarla yüzleşilmediği sürece, bu katliamlarla ilgili anayasal bir düzenleme yapılmadığı sürece ne acıdır ki bu toplum, katliamları anmak üzere oradan oraya koşacaktır.

    Bu toplumsal hafızasızlık bize yoksulluğu getiriyor. Bu toplumsal duyarsızlık, bize birbirimize düşmanlığı getiriyor. Bu toplumsal duyarsızlık, sırtımızdan zengin olanlar, bizi sürekli ama sürekli birbirimize düşman etmeye çalışıyorlar. Biz hiç kimsenin düşmanı değiliz. Olsak olsak ancak insanları birbirine düşman edenlerin düşmanı oluruz. Biz Çorum halkının veya Sivas halkının veya herhangi bir halkın düşmanı değiliz. Biz biliyoruz ki yaşamak en kutsal şeydir. Biz biliyoruz ki insanların çeşitliliği bizim için bu ülkede yaşamanın garantisidir.

    Bugün Kades Meydanı dünyanın ilk barış anlaşmasının yapıldığı meydandır. Halen meydanda barış diyebiliyorsak bizim barışımızı istemeyenler var demektir. Halen birlikte yaşamayı söyleyebiliyorsak birlikte yaşamamızı engellemek isteyenler vardır. Gelin canlar bunlara karşı hep birlikte iri olalım diri olalım diyorum.

    PİRHA/ÇORUM

  • PSAKD Antep Şubesi 2. Olağan Kongresi gerçekleşti-VİDEO

    PSAKD Antep Şubesi 2. Olağan Kongresi gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antep Şubesi 2. Olağan kongresini yaptı. Şube Başkanlığına yeniden Mehmet Erkek seçildi. Erkek, yaptığı konuşmada “Örgütlü olursan güçlü olursun, örgütlü olmazsan ezilmekten kurtulamazsın. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin amacı örgütlü insan yaratmaktır” diye belirtti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antep Şubesi, 2. Olağan Kongresini yaptı. Antep Düztepe Cemevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen kongreye çok sayıda sivil toplum kuruluşu, inanç örgütleri ve Antep EMEK Partisi Milletvekili Sevda Karaca katıldı.

    Konuşmalar ve faaliyet raporlarının okunmasının ardından tek liste ile gidilen genel kurulda başkanlığa Mehmet Erkek seçildi.

    “MEVCUT İKTİDAR, KENDİ ALEVİSİNİ YARATMA PEŞİNDE”

    Mehmet Erkek, kongrede yaptığı konuşmada iktidarın, Alevilere karşı geliştirmiş olduğu politikaları eleştirdi. Erkek, okullarda faaliyete giren ÇEDES projesinin de tehlikelerine değindi. Mehmet Erkek, konuşmasında şunları söyledi:

    “Çok önemli bir süreçten geçiyoruz. İktidar, kendisinden olmayan, kendisine biat etmeyen herkesi baskıyla yönetmek istiyor. Örgütlü olursan, güçlü olursun, örgütlü olmazsan da güçsüz olur ve ezilmekten kurtulamazsın. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin amacı örgütlü insanlar yaratmak. Önümüzde büyük bir tehlike var. Şimdiki mevcut iktidar, kendi Alevisini yaratma peşinde. Nasıl ki kendi Kürdünü yaratmışsa kendi Alevisini de yaratmak istiyor.”

    “ALEVİLER BOLU’DA YAŞANAN YANGINI ÇOK İYİ BİLİRLER”

    Antep EMEK Partisi Milletvekili Sevda Karaca’da kongrede konuşma yaptı. Bolu Kartalkaya’daki yangında hayatını kaybedenlere ilişkin konuşan Karaca, “Bolu’da yaşanan yangında Alevilerin daha fazla yüreğinin yandığını biliyoruz. Çünkü o yangında Aleviler yanmanın ne olduğunu çok iyi bildikleri için anlayabiliyorlar. Bu ülkede her gün bir kıyım yaşanırken özellikle Aleviler bu yangının tarihi anlamını da iyi biliyor. Sadece ülkemizde değil, bugün Suriye’de yaşanan katliamlar, dünyanın gözü önünde ve maalesef Türkiye Cumhuriyeti devletinin koruması altında gerçekleştirilirken bir tarihi kıyımla karşı karşıya olduğumuzu Alevi halkı biliyor” dedi.

    “AYRI ÖRGÜTLENME LÜKSÜ, DÜŞMAN KARŞISINDA GÜÇSÜZ DÜŞÜRDÜ”

    Sinemilli Ocağı evlatlarından Süleyman Deprem de (Yeksani) kongre konuşmacıları arasındaydı. Deprem, Aleviler ile Kürtlerin aynı örgütlenme içerisinde olması gerektiğini ifade ederek şöyle devam etti:

    “Bu sistemi kabul etmeyen biz Aleviler, kendimizi sorgulamak zorundayız. Çünkü Alevi felsefesinin özünde ‘sorgulamayan cahildir, sorgulatmayan cahildir’ anlayışı vardır. O yüzden bizler çevremizi, ailemizi, örgütlenmemizi sorgulamak zorundayız. Sorgulamazsak başkalarına benzeriz. Türkiye demokrasi tarihinde içine düştüğümüz en temel zaaflardan birisi, ayrı örgütlenme arayışına girmek. Ayrı örgütlenme lüksünü kullandığımız için düşman karşısında güçsüz bir duruma düştük. Kürt hareketinin ortaya çıkışıyla birlikte meşru bir zemin kuran Alevilerin, Kürt hareketiyle buluşmasını engellemek için Maraş Katliamlarını, Çorum katliamlarını ve 12 Eylül darbesini organize eden sistem, Alevilerin ayrı ayrı örgütlenmesine de her türlü fırsatı sundu.”

    “BÜTÜN TOPLUMSAL KESİMLERE ROL DÜŞÜYOR”

    Yerine kayyım atanan DEM Parti Halfeti Eş Belediye Başkanı Mehmet Karayılan da kongrede konuştu. Karayılan, “Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu ve Türkiye konusunda bir süreç başlatıp, halkların yan yana yaşaması, aynı zamanda emperyalist güçlerin emellerini boşa çıkartan ve Türkiye’de Kürtlerin, Alevilerin ve bütün kesimlerin bir arada yaşayabilmesi için barışın önünü açabilecek bir girişim var. Bu girişimin anlamlandırılması, hayat bulması için bütün toplumsal kesimlere rol düşüyor” dedi.

    “KATLİAMLARIN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN ÖRGÜTLENMEMİZ GEREKİYOR”

    Tilkiler Köyü Eğitim, Kültür, Sağlık ve Dayanışma Derneği Başkanı Eren Ovayolu ise örgütlenmenin önemine vurgu yaptı. Ovayolu, “Aleviler burada bir tehlike altında. Daha önce Antep’te de bir canlı bomba patlatıldı. Bunun önüne geçmenin en önemli yolu ise örgütlenmeden geçiyor. Biz Alevi örgütlerinin hep beraber, örgütlü bir şekilde hareket etmemiz gerekiyor. Onun için elimizden geldiğince tüm etkinliklerimizi, tüm çalışmalarımızı emek ve demokrasi güçleri, yerel Alevi örgütleri ve kurumlarıyla birlikte yapmaya özen gösteriyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ANTEP

     

  • Alaca Alevi Kültür Merkezi’nden dayanışma çağrısı- VİDEO

    Alaca Alevi Kültür Merkezi’nden dayanışma çağrısı- VİDEO

    PİRHA – Çorum’un Alaca ilçesine Alaca Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi yapılıyor. Cemevinin inşaatının tamamlanabilmesi için yurttaşlar, yardımlaşma çağrısında bulundu.

    Çorum’un Alaca ilçesinde bulunan ve ilçenin ilk cemevi olacak Alaca Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nin inşaatı devam ediyor.
    Alaca’da cemevine büyük bir ihtiyaç olduğunu söyleyen Alaca Alevi Kültür Merkezi Derneği yöneticileri 1 senedir cemevi inşaatı için çalıştıkları ifade ediyorlar.

    Cemevi, 925 metrekarelik arsa üzerine yapılıyor. İki katlı olması planlanan cemevinin toplam inşaat alanı ise 600 metrekare. İnşaatı başlanan cemevinin birinci katı tamamlanmış. Mart ayı itibariyle inşaatın ikinci katının yapılması planlanıyor.

    Alacalı yurttaşlar ve cemevi yöneticileri, Alaca Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nin inşaatının tamamlanabilmesi için yardımlaşma çağrısında bulundular.

    video:yeşil prodüksiyon

    PİRHA/ÇORUM

  • Karabudak: Koyunbaba Dergahına cami yapmak makbul Alevi yaratma girişimidir-VİDEO

    Karabudak: Koyunbaba Dergahına cami yapmak makbul Alevi yaratma girişimidir-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak Çorum’un Osmancık ilçesinde bulunan Koyunbaba Türbesine cami yapılmasına tepki gösterdi. Karabudak, “Çorum Koyun baba Türbesine cami yapma girişimindeki amaç Alevileri asimile ederek kendi makbul Alevisini yaratma girişimidir” dedi.

    Çorum’un Osmancık İlçesi’nde bulunan Koyunbaba Türbesi, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının hedefinde. İlk olarak 2015 yılında türbenin yemekhanesi müftülük tarafından mescide çevrilip imam atanmıştı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi, türbenin kendilerine devredilmesi için 2013, 2014 ve 2015’te birçok kez Tokat’taki Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve Çorum Valiliği’ne başvuruda bulunarak hukuk mücadelesi başlatmıştı.

    Geçen aylarda dergahın önüne cami temeli atıldı. MHP’li Belediye Başkanı Ahmet Gelgör, 5 Aralık 2019’da yapılan Koyunbaba Kültür Derneği’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada dergahın gerçek sahiplerine verilmesi ve yanına bir cemevi yapılması sözünü vermişti. Ancak Ahmet Gelgör, belediye başkanı seçildikten sonra Koyunbaba Türbesi ve Dergahı’nın önünde Alevilerin cem yaptığı alana cami temeli attı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, Çorum’da Koyunbaba Türbesi’ne cami temeli atılmasını  PİRHA’ya değerlendirdi.

    “CAMİ CEMEVİ PROJELERİ ZAMAN ZAMAN HAYATA GEÇİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Geçmişten bugüne Alevileri asimile etmek için bu tür çalışmaların yapıldığını belirten Karabudak, “Cemevi-cami projesi şu anda yok gibi gözükse de dönem dönem bunu farklı yerlerde hayata geçirmeye çalışıyorlar” dedi.

    Çorum Osmancık’ta Koyunbaba Türbesinin bulunduğu yere cami yapmanın doğru olmadığını belirten Karabudak, “Osmancık Koyunbaba Türbesinde görüldüğü gibi yüzyıllardır orada olan cemevinin yanına cami yaparak insanları yan yana tutmaya çalışmak istiyorlar” diye belirtti.

     “AMAÇ MAKBUL ALEVİ YARATMAK”

    Kendi inançlarıyla alakası olmayan caminin Koyunbaba Dergahının olduğu yere yapılmasının kabul edilebilir olmadığını belirten Karabudak, şunları belirtti:

    “Cami-cemevinin bir arada olması bizim ritüellerimize uymayan bir durumdur. Burada amaç Alevileri asimile etmek, kendine benzetmek ve makbul Alevisini yaratmaktır.”

    Busa Nehir Demir-Cebrail ARSLAN/ANKARA